AK Parti eski güzel günlerine dönmek isterse ne yapmalı? Bir programın bana düşündürdükleri…

35

Yeniden eski güzel günlerine dönmek istese AK Parti, her girdiği seçimden oylarını biraz daha artırarak çıktığı, taraftarlarının etraflarına caka satarak dolaşabildiği, seçimleri sonucuna itiraz etmesi gerekmeden açık ara kazanabildiği, kendisine oy vermeyenlerin bile icraatlarına karşı çıkarken nezaketi elden bırakamadığı, dış medyanın öve öve bitiremediği, yurtdışına çıkan vatandaşların yabancı görevlilerden takdir görecekleri beklentisiyle pasaportlarını gururla ele güne gösterdikleri günleri bir daha yaşamak ve yaşatmayı arzu etse ne/ler yapması gerekir?

Bu soru aklıma bir siyaset bilimciyle yapılmış bir televizyon mülakatını sonradan izlerken geldi.

Siyaset bilimci bilinen bir isim. Başında olduğu araştırma kurumu uzun yıllardır özellikle seçimlerde doğruya yakın anketler yapmasıyla tanınıyor. Kendisi ayrıca ekranlardan da sıkça görüş açıklıyor.

Konuşmasında dikkatimi çeken, AK Parti’nin itibar ettiği medya mensuplarından söz ederken ‘karikatür yazarlar’ ve ‘karikatür yorumcular’ sıfatlarını kullanmasıydı. Konuşmasının sonuna doğru bir başka grup için daha ‘karikatür’ sıfatını kullandı konuşmacı, ama o grubu bu ilkler kadar önemsemedim…

Galiba kullanılan sıfatların dikkatimi çekmesinin sebebi, bir akşam önce ekranına çıktığım TV5’te Mustafa Yılmaz’ın, “Neden gazetelerde yazamıyorsunuz, daha önce çıktığınız TV kanallarında niçin sizi göremiyoruz?” anlamına gelen sorusu yüzündendi.

[Biraz uzunca programı arzu eden YouTube’dan izleyebilir.]

Milli Gazete Ankara temsilcisi ve TV5 programcısı Mustafa Yılmaz’a, “Bu durumda olan yalnız ben değilim ki; çok sayıda yazar son yıllarda gazetelerdeki köşelerini kaybetti, televizyon ekranlarına kimlerin çağrılacağı ve kimlerin çağrılmayacağına dair birer liste var” cevabını vermiştim.

Tabii, bu derece yoğun bir dışlanmanın Türk basın tarihinde ilk kez yaşandığını da ekleyerek…

Büyükelçi atanan muhalif yazarlardan bugünlere…

Cumhuriyet’in ilk döneminde İstiklal Mahkemeleri’ne sevk edilen gazeteciler olduğu biliniyor. Bir ara Ahmet Emin Yalman’a yazı yasağı konduğu da… O dönemde, önceden destekçi iken muhalif hale gelen yazarlara reva görülen muamele, kendilerini büyükelçi olarak yurtdışına göndermek oluyordu.

Rejimin çerçevesini çizen yazılarıyla bir döneme damga vuran ‘Kadro’ dergisinin en önemli yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu büyükelçi olarak Arnavutluk’un başkenti Tiran’a gönderilmişti. [‘Zoraki Diplomat’ adlı eserinde çeşitli başkentlerde büyükelçi olarak yaşadıklarını anlatır Karaosmanoğlu.]

Şimdi çok farklı bir ortam var.

Yabancı haber ajanslarının, televizyon ve gazetelerinin şu yakınlarda Türkiye’ye ilgilerinin arttığı göze çarpıyor. Suud gazetesi Şark’ul Avsat artık Türkçe de yayımlanıyor. İngiliz Independent gazetesi de öyle. Alman haber ajansı Deutsche Welle ile İngiliz televizyonu BBC çoktandır Türkçe haber yayınına başlamıştı, şimdi YouTube üzerinden ulaşılabilecek Türkçe ortak televizyon yayınını da devreye aldılar…

Neden bu ilgi?

Akla ilk, bu yolla bizim medyanın görmediği veya göstermek istemediği türden haberlerle yorumları Türkçe konuşulan dünyanın okurlarına iletmek sebebi geliyor. Burada bulundurdukları muhabirlere ek olarak Türkçe yayınlarında çalışan Türk muhabir ve yazarların katkılarını da orijinal dildeki yayınlarına yansıtıyorlardır.

Ancak daha önemli bir başka sebebin, evine ekmek götüremez hale gelmiş gazetecilere ekonomik imkan sağlamak olduğunu düşünmek de gerçeği fazla zorlamak sayılmaz.

İşsiz kalan kimi genç, bir bölümü de bayağı kıdemli gazeteciyle ilgilenen pek yok çünkü.

Evet, yabancıların ilgisine bu yönden mazhar olmak biraz rahatsız edici; ancak öncelikle bu yolun açılmasına sebep olanların düşünmesi gereken bir durum bu.

İlk yapılması gereken

‘Karikatür yazarlar’ ve ‘karikatür yorumcular’ sıfatları elbette olağanüstü rahatsız edici. Kast edilen kişilerin -özellikle ‘yorumcu’ denilenlerin- ne yapıp ne söylediklerini yakından izlemediğim için bu sıfatları hak edip etmedikleri ile ilgili şahsen kanaat belirtemem.

Yazar taifesi arasında eski dostlar da bulunduğu için onlar hakkında kanaatte bulunmak da şahsen bana yakışmaz.

Tek söyleyebileceğim şu: Galiba ülkemizin bugünkünden çok daha özgür bir medyaya ihtiyacı var.

Yabancıların eline bakılması gerekmeyen, kalitenin ön planda geldiği ve saygı üzerine oturan bir meslek hiyerarşisinin korunduğu türden bir medyaya…

“Peki de, yazıya AK Parti’nin yeniden eski güzel günlerine dönmesi için ne/ler yapması gerektiğine dair bir şeyler söyleyeceğini vaat ederek başladın, o konu ne oldu?” sorunuzu işitir gibiyim.

Oysa ben bu yazıyla ilk değişimin hangi alanda yaşanması gerektiğini kayda geçirdiğimi düşünüyorum.

Bu alanda köklü bir değişim olursa arkası da gelecektir.

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

  1. oncelikle yazi yazamamaniz ve ekranlara cikartilmayisinizin ayibi iktidarin degil de
    bu yasagi uygulayan cibilliyetsiz korkak cikarci
    yalaka patronlarindir.
    unutulmasin gun ola harman ola bir gun gelir bu yaptiklarinin utancindan insanlarin yuzune bakamaz duruma duserler.
    AKP. ye gelince guttukleri bu davada once allahin affina siginmadan once magdur ettikleri gruplardan helallik alip ondan sonra savunduklari o muhafazakar islami inancin temel felsefesini hatirlamalilar.Yuce peygamberimizin can dusmani na bile nasil tavir takindigini hatirlayip gercek musluman kimligine burunmeliler.Bakin ondan sonra bu millet nasil arkalarinda duruyor.

  2. Alın size Alman yayın organı DW Türkçe’den dikkat çeken bir başlık!
    http://www.ocakmedya.com/ekonomi/2019/05/04/turkiyede-34-milyon-hektar-alanda-ciftci-uretimden-vazgecti/
    Şimdi bu yazıyı derleyip toparlayan kişiler bizim kendi medyamızda yazamayıp bu Alman yayın organında yazabiliyorsa sebep ne olabilir? Bu bir provokasyon mu? Hükümet ayarlı egemen basının ekonomiyi toz-pembe gösterme gayretiyle gerçeklere yer vermemek isteyişi mi? Bu yazıdaki bilgilere göre son 16 yılda çiftçiliğin bırakılmasıyla üretim yapılmayan toprak alanı 3,4 milyon metre kare. Hollanda ve Belçika gibi ülkelerin yüzölçümüne yakın bir toprak milli bir kaynak olmasına rağmen bizde boşta bırakılıyor. Bu ne içler acısı bir rezalet ve milli bir felaket? Sorumlusu hükümet değil de kim? Bu topraklar için pusuda bekleyen mutlaka birileri vardır. İş yapmasını bilmeyenin toprağını bir yolunu bulup elinden alırlar.

    Devletin yıllardan beri alınan dış borçların faizlerini ödemek için dövize müthiş ihtiyacı var.

    AKP hükümeti günü gelir bu zirai alanları bir araya getiren yandaşları aracılığı ile topluca yabancılara satarlar veya 25-50 yıllığına kiralarlar. Yabancı sahipleri veya işletmecisi gelir. Türkiyede işçilik dışarıdaki döviz fiyatına göre nasıl olsa ucuzdur. Toprağı işler randımanla ürün yetiştirir ve ürettiğini kendi ülkesine veya başka ülkelere yollarlar. Anadolu toprağını tekellerine almış olarak para kazanırlar. Ülkedeki ürün fiyatlarını istediği gibi kendileri belirlerler. Bizim AKP hükümeti de «Bakın yabancı sermayeyi getirdik, bakın ihracatımız arttı» diye kendine pay çıkarır. Korkarım olacağı budur.

    Bunun önüne geçmek için kooperatifleşerek işin hakkını vermek, toprağı elden çıkarmamak gibi düşüncesi olan yok mu?…. Toprağı pasif bırakmak veya elden çıkamak yerine, parazit aracıyı aradan çıkarmak çok mu zor? Soğanın maliyeti 1 TL ise markette 7-8 TL. Çiftçi n’apsın? O kadar uğraşa değer mi ?

  3. Merhaba,Baran bey! Karagülle hoca saf ve temiz niyetli, ayni zamandada güzel fikirleri var şahsen kendisini beyenerek okurum. Geçen yıl burdaki okurlara Adil Düzen Partisi kuracaklarini ve ADP siyasi parti değil siyasi partileri dişardan desdekleyecek gibi bazi gayet güzel ve mantikli fikirler onerdi. O zaman eğer kurulursa bende ADP üye olacagim diye yazmistim.

    O konu ile ilgili İkinci yazisinda birde ne güreyim Karagülle hocamiz”partimiz Erdoğani destekleyecek” diye yazmazmı…
    Okuduğum an acaba ruyadamiyim diye kendi kendime tokat attım….
    Ruyada olmadığımi anlayinca, değerli hocamız herhalde 1992 lerde yaşıyor
    olabileceğini düşünerek birdaha o tip tekliflere hiç sicak bakmadım.
    Yarinda çıkacak derginin Erdoğani destekliyeceğini yazarsa benim gibi sizde şaşirmayasiniz diye uyarmak istedin. Çünkü Hocaya göre Turkiyede Erdoğandan başka güvenilecek lider yokmuş
    Sağlıklı ve mutlu kalın.

  4. Sayın Fehmi Koru, özellikle gündemin çok yoğun olduğu günlerde sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki yorum yayinlasaniz ne güzel olur. Ya da kişisel bazı yazıların yanında genel bir yorum da ekleseniz çok seviniriz. Kitap tavsiyeleri veya film önerileri olabilir.

  5. sadece antalyanın demre ilçesinde 100 kişinin çalışmadan belediyeden para aldığı tespit edilmiş.
    yalayıp yutun. soygunu aklayın.

    • Ee, hani ekonomi kötüydü hamza bey? Bakıyorum belediyeyi chp alınca şak diye düzelmiş işler; maaşları çifter çifter dağıtıyorlar..:) yine de aman iskiye dikkat..!

  6. Kendi ülkelerinde sermayenin veya otoritenin borazanlığını yapan yabancı gazetelerin Türkiye’de özgürlükçü ve demokrasi yanlısı olması bana pekte olası gelmedi.
    Buyurgan,otoriter,totaliter ve güvenlikçi politikalar belki geçici olarak ekonomik gelişmeyi sağlayabilir lakin sosyal ve kültürel olarak toplumu geri bırakır.Bence bir toplumda gelişmişliğin en önemli göstergesi;insanların birbirine saygı sevgi ve muhabbetle mukabelede bulunmalarıdır.Bu davranış biçimi ancak ve ancak eğitile olur.
    Orantısız her uygulama toplumda telafisi gayri mümkün yaralar açar.Bu sancılar ve çatışmalar davranışlarımız sonucu ortaya çıkmaktadır.Yarayı tedavi etmek zorundayız. Yoksa suyun başını kesen veya gücü eline alan ötekine hayat hakkı tanımıyor maalesef.
    Halbuki insanoğlu olarak “emrolunduğun gibi dosdoğru ol “düsturunca yaşamalıyız,hayatımızın her alanında ve her anıda.Heleki asla yanlışı ve kötüyü kendimize referans almamalıyız. Yani kötü ölçümüz olmamalı

  7. Bence, AKP nin milleti kandirmak için yapacağ ve yapabileceği bütün hilleleri ve bizans oyunlari bittiği için, daha fazla rezil olmadan kutuplara çekilmeleri iyi olur.
    Ordaki beyazliğida kısa zamanda kendi renklerine dönüştürerek hiç değilsi Türkiye ile birlikte Dünyayide çamurlaştirdıklari sel sulari ile yok ederler. Belki o zaman o pislikte milletle birlikte kendileride boğulurken! Biz yalniş yapmişiz diyebilirler.
    Ama nafile! Bunlardan öğle bir erdem beklemek uzaya köpru kurmak gibi bir şey olur.Yalniz boğulduklari zaman ABD ve Avrupa yapti diye cehenem zabenilerini uyutmayi denerler.

  8. Sayın Koru niçin Ak Parti’nin eski günlerine dönmek istediğini düşünüyor anlamıyorum. Şu anda partiyi yönetenler çok daha mutlu olmalı eskiye göre, değil mi? Hesap sorabilecek bağımsız yargı yok, hukuk yok, onları bağlayan bir Anayasa yok, hesap vermek yok, mecliste yazılı sorulara cevap vermek bile gerekmiyor. Hatta muhalefet bile yok, sadece hükümetin diliyle ve onların ortaya attığı kavramlarla onlara muhalefet yapıyormuş gibi yapan birileri var. Zaten tehdit edildiklerinde pısıp geri çekilmek zorundalar. Özgür medya hiç yok, işçi hareketi, sendika vs. de yok. Hepsi iç edildi. Barolar bile muvazaalı çalışıyor. Şu anki iktidarın bir tek işi var: İktidarda kalmak. Bunun için de devamlı seçim atmosferi içinde yaşayıp gitmek. Oy veren kitle (bu kitleyi artık ölçemiyoruz, zira seçimler güvenilir olmaktan çıktı ama varsayalım % 30-35) bir şekilde inandırıldı mı mesele kalmaz. İnanmasa da çok dert değil ama onlar her zaman gücü önemserler, güçlü görünmek yeter.
    Eskiden bunların hepsi vardı. Üstelik toplumun vicdanı hükmünde bazıları da vardı hükümetle aynı mahalleden olan. Şimdi hepsi temizlendi, ortalık pirüpak oldu. Sayın Koru da kalkmış sanki böyle bir talep varmış gibi “eski günlere dönmekten” bahsediyor.
    Lütfen artık Pazartesiyi (olmazsa hafta sonunu) bekleyin, esas turbun büyüğü torbadan çıkacak. İstanbul’da yeni bir seçim yapılıp kazanılacak ve kırılan gurur düzeltilecek. Bu arada ekonomi vs. diyenler olabilir. Ekonomi, doviz falan fasafiso. Dış güçler bize birşey yapamaz, bizi beslemek zorundalar!! Veririz tavizimizi, yüksek faizimizi, satarız ülkenin temel varlıklarını, alırız uzun vadeli borcumuzu, paşa paşa yaşarız. Sonrasını varsın sonra gelenler düşünsün. Nasıl olsa cehalette sınır tanımayan bir halkız. Hem de okumuşuyla, okumamışıyla, dinlisiyle, dinsiziyle, sağcısıyla, solcusuyla. Arada hak, hukuk diye birileri çıkabilir, onlar genellikle sofraya ulaşamamış veya sofradan koğulmuş kişilerdir. Onlara kulak asmayın.
    Haydi şimdi herkese iyi uykular.

  9. İhtiyaç
    Bir dergi düşünüyorum. Örnek olarak Ocak Medya. Sermaye’nin hışmına uğramış, yasaklar listesine alınmış yazarlar yazıyor. İlk yazıları orada çıkıyor.
    Dergi abonelere ulaştırılıyor. Dergidekinin yarısı dağıtıma gidiyor, özel dağıtım var. Dörtte biri matbaaya gidiyor. Dörtte biri de yazarlara.
    Yazarlar ve okurlar kooperatifi kurulabilir. Bugün bunu yapmak için sadece yazarlara ihtiyaç vardır. On yazar birleşin. Akevler sizi desteklesin. Kooperatif oluşturun.

    • Dergi dediniz de aklıma geldi muhterem hocam! Bir zamanlar ‘ Doğu-Batı’ adında bir dergi vardı, temel kavramlar üzerinde felsefi yazılar yayınlanırdı. ‘Devlet’,’ Kamusal alan’ vb. Başlıklarla yazılar çıkıyordu.

      Şu aralar her zamankinden daha fazla ihtiyaç var böyle bir dergiye. Temel kavramların altüst edildiği, kavram kargaşasından sağlıklı düşünmenin zorlaştığı bu zamanlarda çıksa, ilk ben abone olurum herhalde.

      • İlk sayıdan sonra da kesinlikle bi daha almazsın baransu; abonelik parası da boşa gider… Eski türkiyenin yazar eskilerinin hepsi bi araya gelse bi fk etmezler..:) Beter olsunlar işşallah..!

        • Bırak bize eski-yeni Türkiye anlatmayı, sen Ergenekonu anlat, nedir bu Ergenekon mefkuresi Ergenekon terör örgütüyle alakasını anlat. Milletin %10 küsurunu temsil eden MHP’nin yüzde kaçı bu mefkureyi biliyor? Ulus’un %5’ini bile oluşturmayan ergenekoncular nasıl oluyor da ülkenin tek sahibiymiş gibi davranıyorlar. Bir de MHP li olmayan ergenekonculardan bahset.

          • Mhp oy yüzdesi olarak milletimizin tamamını temsil etmese de bütün türk halkının haklarını savunur ve geleceğine sahip çıkar… Gladio nun a/b si olmaz; eski türkiyeye ait ne kadar karanlık yapılanma vardıysa hepsinin de kökü kazınacaktır..!

  10. 4 mayısta 1 nisan şakası mı yoksa koru okurları ile dalga mı geçiyor?
    – akpnin dönebileceği en şaşalı yer siyasi partiler mezarlığındaki lanetle anılacağı yerdir.

  11. Yeni kurulabilecek Partilerde, iktidara oynama istidadı, sürükleyici lider ve o partiyi yaşatacak bir ortam da mevcut değil. Temiz, saf kişiliği ve ailesi ile Ali Babacan’a – öne sürülürse – da yazık olur. Çok çok Meclis’in bir bölümünden pay alabilirler.
    Ak Partinin ve Ülkemizin eski güzel günlerine dönmesine ENGEL OLAN Pek çok BATILI argüman ve Devlet var. Ayrıca, Osmanlının son döneminde olduğu gibi JÖN TÜRKLER gibi içimizden çıkıp ABD ve AB ülkelerine yayılan ayrık otları var. Ermeni ve Körfez Lobileri var. Bunların gözardı edilmemesi
    lazım gelir.
    Şunların da RTE ve Ak Partilileri’nce iyi bilinmesi ve hatırda tutulması gerekir. Parti kurulurken RTE tek lider ve tek seçici durumunda değildi. Bunu her zaman hatırda tutması gerekir. Bu Ülkenin evlatları
    OSMANLI’yı ve Hilafeti kaybetmenin ne gibi mahrumiyet ve zaafiyete mal olduğunu yeni yeni anlamıya
    – tüm olumsuzluklarına rağmen – başlıyacaktır. Çünkü Osmanlı (nesli) yeni bitiyor. Aynen onun gibi, Mİlli Görüş Gömleğini HEPTEN çıkarmanın – aile, ahlak, vatanseverlik, insanseverlik, Hak ve Adalet, edep, sevgi ve merhamet …. yönünden – pek de doğru olmadığı, zaman geçtikçe daha da iyi anlaşılacaktır. Hatta, askeri sahada sağlanan bir takım başarılarda, N. Erbakan’ın tesis ettiği Şirketlerin ve şahısların payı el’an büyüktür.
    Ruhu olmıyan vücut ölü demektir. Toplumları ayakta tutan faziletleri ve erdemli idealist insanlarıdır.
    Dolayısıyla, Bülent Arınç’ın hatırlattığı gibi, REİS Kendine ve Partiye, yukarıdaki perspektifte yeni
    bir çeki-düzen vermeli – kurululuşlar, önderler vb. hikaye – samimi ve becerikli kişiler işin, derdin sahibine
    yönelmeli, HALKIN İÇİNE girip dertleri sahibinden dinlemelidir. Particilikte, samimi olmıyan, fırsatçılara, hırsızlara ve yağmacılara vatandaş vf Devlet imkanları peşkeş çekilmemelidir. Teşkilatların başına BECERİKLİ, DERDİ OLAN kimseler getirilmelidir.
    Hasılı, ÇARE, şu anda, partinin içinde, Erdoğan’ın kişiliğinde ve İMANıNIN analizindedir. Yazık, kitleler, “..ümidimi kırdın… yazık ettin …. dememeli, dedirmemeli. Kibirlenme…..senden BÜYÜK ALLAH var
    Anlaşılan o ki, F. Koru da güzel günleri, Kıyaklı Basın tribününden, masa başından seyretmek istiyor, haala. Oysa ki, Halkın derdi başka, ekmek, soğan, aile, çocuklar, iş.
    İşsizliği Erdoğan kendi bizzat peyda etmiye uğraşıyor. Hamasi nutuklar icraata uygun-samimi
    olmalı. Millet politikacı bRdoğan’ı değil, Halk adamı, Allah adamı Erdoğan’ı ARIYOR

  12. “Hem içeride hem de dışarıda kasıtlı ve manipülatif bir şekilde iddia edildiğinin aksine Türkiye de BASIN ÕZGÜRLÜĞÜ konusunda herhangi bir sorun bulunmuyor.Bugün Türkiye ile ilgili basın özgürlüğü tartışmaları,esas zemini olan medya alanıyla ilgisini yitirmiş durumda”bu sözlerCumhurbaşkanlığı iletişim BaşkanıProf.Dr.Fahrettin Altun’a ait konuşmalar bu günkü Hürriyet internet sayfasından okuyabilirsiniz..Altun devam ediyor”Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan 17 senedir iktidarda bulunuyor.Bu dönem boyunca ülkemizde demokrasi,insan hakları ve ifade özgürlüğü konularında kayda değer atılımlar gerçekleştirildi.Bunun sağladığı ortamda medyada da ciddi bir büyüme ve çeşitlilik ortaya çıktı.Basın özgürlüğü alanında da haksız,yanlı ve manipülatif değerlendirmelerin aksine ciddi bir genişleme sağlandı”ifadelerini kullandı.Bu ifadeleriABD Büyükelçiliğinin Twitter’dan yaptığı basın özgürlüğü paylaşımı ile ilgili açıklamasından dolayı yapmış ve “Kimi kişi kurum ve ülkeler tarafından ifade özgürlüğü yada basın özgürlüğü gibi konuların ideolajik olarak saplantılı ve güdümlü bir bakışla araçsalllaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz.Bu konuları ülkelerin iç işlerine müdahale aracı olarak kullanmaya çalışmak büyük bir hata.Bu yanlışa düşen ülkeler öncelikle dönüp kendilerine bakmalı” ifadelerini kullandı.Şimdi arkadaşlar bu kardeşimiz bu ülkede Cumhurbaşkanlığı iletişim başkanlığı yaptığına göre bana söyleyecek çok şey kalıyor ama aşırı ifade özgürlüğünden dolayı fazla konuşamıyorum,taktiri sizlere bırakıyorum.Saygılarımı sunuyorum Not;Fahrettin Bey’in dün itibari ile yeni bir görevi daha oldu Cumhurbaşkanımız bu arkadaşın engin bilgisinden istifade etmek içinKırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığını beraber yürütecekmiş,arkadaşımıza iyi yürütmeler dilyerek başarılar diliyorum.

    • Adama görev verilmiş suç oluyor, verilmemiş beyin göçü oluyor; gene suç..! Ne yapılsa suç; bir icraat ya da atama yapmak neden suç oluyor ki? Yani illaki cevap anahtarını çalıp o şekilde mi personel istihdam edilecek arkadaş; başka yöntem bilmez misiniz erdemli..?

  13. özgürlük, hak, adil olmak, eşitlik, laiklik, demokrasi, cumhuriyet, milliyetçilik ya da diktatörlük, yobazlık, bağnazlık, darkafalılık, despotluk, ben ne dersem o olurculuk, yasakçılık, bananecilik.

  14. Ak Parti eski güzel günlerine dönemez, zira ortada böyle bir parti yok AKP-E var. Yani Erdoğan eski günlerine dönebilir mi diye sormak doğru olur. Fakat anlaşılan o ki Erdoğan geçmişte de bugünkü gibiymiş, sadece şartlar uygun olmadığı için biraz alttan alıyormuş. Dolayısıyla AK Parti, AKP veya AKP-E ne derseniz deyin bu parti miadını doldurmuştur.

    Türkiye’de kalıcı olan tek parti CHP, merkez sağ partiler ise kalıcı olamıyor. Bunun nedeni Türkiye’nin sosyo-kültürel yapısı nedeniyle seçmen havuzunun %30’nun ‘laik’ , %70’nin ‘muhafazakar’ olmasıdır. Yani güçlü bir merkez sağ parti kendi havuzundaki oyların %70’ini alsa %49 ile tek başına iktidar olur. Oysa CHP kendi havuzundaki oyların %90’nını alsa %27 alabilir.

    Bu sosyo-kültürel yapı merkez sağ partilerde ‘siyasi şımarıklık’ yaratıyor ve bu nedenle kalıcı olamıyorlar. Kurulması düşünülen (mutasavver) yeni partinin bu gerçeği dikkate alarak temel doğrularını belirlemiş olmasını umuyorum. Bu temel doğruların neler olduğu ise kısa bir yazıda tartışılamaz. Fehmi Koru’nun açtığı konu başlıklarına göre görüşlerimizi kısa kısa açıklama fırsatı buluruz diye düşünüyorum.

  15. “Peki de, yazıya AK Parti’nin yeniden eski güzel günlerine dönmesi için ne/ler yapması gerektiğine dair bir şeyler söyleyeceğini vaat ederek başladın, o konu ne oldu?” sorunuzu işitir gibiyim.

    “Oysa ben bu yazıyla ilk değişimin hangi alanda yaşanması gerektiğini kayda geçirdiğimi düşünüyorum” Sayın KORU bu konuda sizinle aynı düşünce de değilim. Devletin temeli ve iskeleti hukuktur. Hukuk çökmüş se devlet felç olmuş demektir. Hukuk olmadan ekonomi özgürlük demokrasi hiçbiri olmaz.
    Reis hepsinin farkında ancak şuan bir sıkışıklık yaşıyor onu atlattığında güzel günler göreceğiz öyle umuyorum. Sabırlı olmak lazım.

    • ‘Reis’ ancak bıçak kemiğe dayandığında yaptığı yanlışların farkına varabilen bir donanıma sahip. Jeton düştüğünde de sadece kendisini kurtarmayı düşünüyor, Türkiye’yi değil. Ne sabrı ?
      Mesele vatan ise ‘Reis’ teferruattır.

  16. Bir anket yapılsa sizin öneriniz kaçıncı sırada olur size göre? Hukuk (adalet), ekonomi, terör, eğitim gibi konular varken gazetecilik? Tabi ateş düştüğü yeri yakar diye bu yüzden derler. Sizin derdiniz bu bizimkisi adalet. Ama eski günlerine dönmeyi unutun derim…

  17. 3.dünyada darbecilerin sırtını sıvazlayan yabancı güçlerin gümrük memurlarına kendimizi beğendirince elimize ne geçecek acaba? Elhamdülillah bütün mazlum ülkelerin halkları türkiyeye bakıyor ve gezip gördüğümüz yerlerde de türküz deyince ayrı bir muhabbet görüyoruz. Yani kimi darbe ve terör sevicisi ülkelerin pasaport kontrol görevlileri bizi beğenmese de olur. Yalnız bu “sömürgeler medyası” için istihdam edilecek işbirlikçi gasteci taslakları işin sonunu çok iyi hesabetsinler, çünkü işleri bitince hemen kapıya konurlar veya biraz kullanıp sonra da icabettiği yerde; mesela bi elçilik binasında soteleyiverirler, benden söylemesi…

    • Dediklerinize katılıyorum. Fakat bir de ilave yapmalıyız. Türkiyede ‘havuz medyası’ için çalışan gasteci taslakları da işin sonunu çok iyi hesap etsinler. Çünkü bir iktidar değişikliğinde ne iş yapacaklar merak ediyorum.

      • Sayın Mim,

        Hiç merak etmeyin derim.
        Yine yaptıkları işi yapmaya devam edeceklerdir.
        Bahsettiğiniz medyanın yarısı 28 Şubat sürecinde mevcut hükumeti destekliyorlar, dindar kesime demediklerini, yapmadıklarını bırakmıyorlardı.
        Ak Parti iktidar oldu. Yapmaları gereken tek şey vardı o da 180 derece dönmek. Döndüler. Pardon gerçeği gördüler.
        Ak Parti giderse (ki hiç kimse boşuna ümitlenmesin en az 20, muhtemelen 50 yıl daha iktidarda olacak), o muhteremlerin yapmaları gereken yine sadece dönmek. 180 derece.
        Dön babam dön.
        Bizim başımız döner ama onlar yine dönmeye devam ederler.

        Levent Kırca’nın bir skeci vardı:
        -“Şeref, onur, haysiyet.”.
        -“Bir buçuk milyar.”
        -“Boş ver”.

        Ne yapalım geçim derdi.

        Dönmeyip dik duranlar da üç kuruşa talim.

        • Yanlış hatırlıyorsunuz. O medya 180 derece dönmedi, sahipleri el değiştirdi. Yazarların çoğu işten çıkartıldı, az bir kısmı da kendini sattı.

          Ak Partinin 20 ila 50 yıl daha iktidarda kalacağı iddianıza gelince. Bence en çok 2023’e kadar sürer belki de erken seçim olur.

    • Siz bir kerece H Gayret değildiniz….
      H Gayret takma adini kullanmak yerine! Kendinize baska bir rumuz bulun.
      Bende gerçek H Gayret zannederek hiç degilse sizi boşuna okumam.

      • Şimdi de böyle mi olduk nurdan abla; tanımazdan mı geliyorsunuz artık? Baran gibi yorumcularla düşe kalka artık bizim yorumlarımızı bile tanıyamaz hale geldiniz ya..:) ben de bi nurdan abla kaldı en azından başımızda diyordum şurda ama maalesef o da böyle yaparsa ne diyelim..? Oruç başına mı vurdu yoksa; daha ramazan da başlamadı ki..:) öptüm

        • H Gayret! Kusura bakma,sizin yaziniza benzemiyor, onun içi şaşirdim.
          Yalniz yazdiğima pişman değilim, bundan böyle kimse sizin rumuzu kullanmaya biraz olsun cekinir.
          Önceden yazanlara aynisini yazdim hic birisi cevap veremedi, çünkü siz değildiniz.
          H Gayret cevap vermenize rağmen yukardaki yaziyi sizin yazdığiniza halen daha emin değilim.🙂
          Size iyi geceler, hoşca kalin.

  18. Bir taraftan yerli sera etkisiyle içerden ısınma, diğer taraftan küresel ısınma devam ettiği sürece, dönülmez iklimin ufkundayız… Bu şartlarda statükoya devam denemez, bunun için vakit çok geç. Bir şeyler yapılmalı. İşsizlik hesap soruyor. Ekonomi hesap soruyor. Ekonomik yatırım, yabancı sermaye herşeyden evvel güven gerektirir. Dürüst çalış, üret ki ekonomin yakışıklı olsun..

    Diğer taraftan, ülkemiz yabancı sermaye çekmek istiyor. Yabancı sermaye gelmiş hiç değilse medya alanında işsizliğin azalmasına katkıda bulunuyor! Bunu istemiyorsan yabancıya muhtaç olmayacaktın….

  19. Ak Parti’nin eski günlerine dönebileceğini sanmıyorum çünkü böyle bir istek partide hiç sezilmiyor.Kuruluş ilkelerine dönmek bu saatten sonra zaten rehavete alışmış kadrolara epeyce zor gelir. Ak Parti de toplumdaki kredisini yavaş yavaş bitirecek ve tarih sahnesindeki yerini alacaktır. Bugüne dek bitirmemiş olması tamamen muhalefetin çapsız oluşundan ve görece süren istikrarın devam edeceği beklentisindeki kitlelerdendir.O istikrar günleri de tükenmeye yüz tuttukça bu kitleler de başka arayışlara yönelecektir.Gönül ister ki yanılalım ama vaziyet aynen anlattığımız üzere cereyan ediyor.

  20. Yabancı haber ajansları Türkiye haber yapsın diye Türkiye ye yığınak yapıyormuş hemde Türkçe yayın yapıyorlarmış o kadar basın özgürlüğü umurlarında imiş ki Arabistan bile Türkiye deki basın özgürlüğünü dert etmiş ve burada yayın yapacakmış
    Bak hele
    Yabancı dostlarınız yeni 15 Temmuz yeni geziler için yığınak ve hazırlık yapıyor olmasın
    Nede olsa tüm kullanışlı gazeteciler ya açığa çıktı ,ya yurt dışına kaçtı ,yada içerde.istedikleri gibi algı yapamıyorlar eski güzel günlere dönmek lazım

  21. Fehmi bey! “AK Parti eski güzel günlerine dönmek isterse ne yapmalı?”

    AKP değilde Türkiye “güzeli” birakalim eski günlerine dönmek isterse ne yapmali.
    Başta AKP Milletin habar alma özgürlüğüne saygili olmali.
    Yalniz AKP bunu yapabilmesi için!
    AKP ve Türkiye ilk önce Bahçeliden kurtulmalı.
    Eğer Bahçeliden kurtarırsa!
    Diğeride otomatik olarak gider.
    Çünkü Bahçeli sadece bir kişi için çalışıyor.
    2002 de Kemal Devrişin hazirladiği 10 yıllık ekonomi paketini, o zaman Bahçeli kendisi hükümette iken erken seçimle AKP ye hediye ettmişti.
    AKP o paket 2012 ye kadar tabiri caizise tepe tepe kullandı ve o paket sayesinde ekonomi düzeldi.

    AKP içerisinden birileri Ekonominin iyi gitmesini kendine mal edebilmek için o peketi uyglamiş ehliyetli çalişma arkadaşlarini teker teker dis kalfiye etti, ve Türkiyeyi uçurumdan aşağı yuvarladi tam kendiside gideceği zaman Abisi Bahçelı kendi seçmenlerini kandirarak ortağini Dünyanin ve Türkiyenin başina “HEDIYE” etti.

    Eğer AKP şimdi tarimar ettiği yazarlar ve gazetecilerden oluşan ekonomost yazarlar! Hükümete yeni bir ekonomo paketi hazirlamalari için 2010 ve sonarasinda sürekli bizim “ben” bilirmleri uyarici yazilar yaziyorlardı ve eğer 2012 ye kadar “yeni bir ekonomi paketi hazirlanmassa 2012 den sonra ekonomi kötiye gider ve 2002 deki kirizden daha büyuk bir kiriz yaşanmasi kaçınilmaz diye hükümeti uyariyordular.
    Fakar bizim çok bilmiş hükümet, economist yazarlarin yazilarina ve tavsiyelerine karşı kulaklarini tıkayarak kendi burunlarınin doğrusuna gitmeye devam ettiler.
    Hatta ekonomistler o zaman tarihleri ile birlikte bugün-kü gelinen noktanın aynisini yazmıştılar.

    “Oysa ben bu yazıyla ilk değişimin hangi alanda yaşanması gerektiğini kayda geçirdiğimi düşünüyorum.”

    Evet Fehmi bey! Kayda geçirdklerinizin kimler olduklarini anladik veya bildik. Bizim hapshanelerin gazeticelere ihtiyac yok, fakat millet ve devlet olarak DÜNYADA VE TÜRKIYEDE neler olduğundan haberdar olbilmemiz icin bizlerin ihtiyaci var.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here