AK Parti referandumda birlik içerisinde.. bu iyi ise.. ABD’de neden bütün sistem değişime karşı ayakta?

15

Gazete köşelerine bakılırsa ‘evet’ ile ‘hayır’ oylarının durumu günden güne değişiyor. Sarkaç gibi.. bugün biri ilerideyse.. yarın diğeri onu geçiyor.. “Türkiye tam ortasından yarılmış gibi” cümlesi en yaygın kabul…

Acaba öyle mi?

Merak edenler için kanaatimi en baştan yazayım:

Bugün için o tespit doğru olsa bile, sandık başına gidildiğinde durumun farklı olacağını düşünüyorum. Hayati bir konuda yapılıyor referandum ve halkımız ya değişikliği ‘evet’ cephesinin savunduğu üzere ülke için bir ‘beka’ sorunu olarak görecek.. ya da değişikliğin yarardan çok zarar getireceği düşüncesiyle ‘hayır’ tepkisini verecek…

Halkın kararı hangisinden yana olursa, o tarafın ibresi ile diğeri arasında en az yüzde 10 fark meydana gelmesini bekliyorum.

Eğer sandıktan ‘evet’ oyu çıkmasını arzu edenler işi cepheleşmeye kadar vardırmasalardı.. oy farkı şimdi beklendiği kadar az olabilirdi.. ancak cepheleşme.. insanları düşünmeye de sevk ediyor…

Seçim ile referandum aynı olsaydı…

İktidar partisi, bunu, istediği sonucu almayı sağlayacak bir taktik olarak benimsemiş görünüyor.

Seçimlerde işe yaramış taktiği şimdi referanduma uyguluyor.

Birlik ve bütünlük içerisinde olduklarını göstermek için de elinden gelen her şeyi yapıyor AK Parti. Meclis’ten tek fire vermeden geçirdikleri anayasa değişikliği paketine eski milletvekillerinin de olur demesini sağladıktan sonra.. Başbakan Binali Yıldırım.. bu defa eski bakanlarla yemekte biraraya geldi ve oradan da “Herkes aynı görüşte” mesajı çıktı.

İtiraz etmesi beklenenlerden birinin bütün tepkisi “17 Nisan’da görüşelim” oldu.

Anketlerde, bugün seçim yapılsa, zaten AK Parti oyunun yüzde 52 çıkacağı anlaşılıyormuş…

Eh, birlik ve beraberlik içerisinde sandık başına gidilirse.. aynı oran referandumun geçmesini sağlar diye düşünülüyor olmalı…

Kusura bakılmazsa bir “Acaba?” sorusu için burada da devreye gireceğim.

ABD’de başkanlık sistemi var, ama…

Ülkemiz kendisini fena halde referandum kampanyasına kaptırmışken, Donald Trump’ı başkan seçmiş ABD’de de, yeni başkan, fiili durumu resmi hale dönüştürmek için çaba sarf ediyor…

MHP’nin ‘anayasa değişikliği paketi’ne destek gerekçesi ABD için de söz konusu…

Başkan Trump ‘kararname çıkarma yetkisi’ olduğunu ileri sürüp bir dine (İslam) mensup insanları hedef alan yasakçı bir uygulamayı başlatmak istedi.

Yargı, iki ayrı girişimini boşa çıkardı Trump’ın…

Bu kadarla da kalmadı.

Trump, selefi Barack Obama’nın üzerinde uzun bir süre çalışarak çıkarabildiği geniş kitleleri ilgilendiren bir yasayı (ObamaCare) yanlış ve zararlı bulduğunu seçim kampanyası sırasında ilan etmişti; şimdi de aynı konuda kendi hazırladığı çok farklı bir tasarıyı yasalaştırma gayretinde…

Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk Trump’ın partisinde…

Ancak partisinin senatörleri ve milletvekilleri toplu halde kendisine destek vermiyor.

‘TrumpCare’i ‘ObamaCare’den daha iyi bulmadıkları ve halka böyle bir değişikliği anlatamayacakları için…

Direniş karşısında, Trump, tasarının her gün birkaç maddesini beğenilir hale getirmenin yollarını arıyor.

Halkın gözü önünde, siyasilerin itirazlarını ekranlara çıkıp kendilerini seçenlere duyurduğu açık ve şeffaf bir tartışma ikliminde gerçekleşiyor bu gelişme…

Dünyanın en güçlü devletine ‘başkan’ seçilince her istediğini yaptırabileceğini düşünen Donald Trump, kazın ayağının hiç de öyle olmadığını yaşayarak öğreniyor…

Yargı ve yasama.. anayasada sınırları çizilmiş alana yürütmenin müdahalesini püskürtmede.. şimdiye kadar başarılı oldu.

Bürokrasi de boş durmuyor.

İki hafta önce, Trump, dört ayrı Twit mesajıyla, kampanya sırasında New York’taki Trump Tower’ı Obama’nın dinlettirdiğini çok kaba ifadelerle dünyaya duyurdu.

“Kaba” dememin sebebi, Trump’ın mesajlarında, Obama için ‘kötü adam’ gibi sıfatlar kullanması…

İstihbarat konusunun ele alındığı komisyonların başkanları, derhal, “Elde bu iddiayı doğrulayacak kanıt yok” açıklamasını yaptılar; hepsi Trump’ın partisinden oldukları halde…

Ardından bürokrasi devreye girdi ve FBI ile NSA gibi istihbarat birimlerinin yöneticileri de, dün, o komisyonların önüne çıkıp Trump’ın iddiasının yanlış olduğunu duyurdular…

FBI, bu arada, Trump kadrosunun Rusya ile kabul edilirin ötesinde ilişkileri olup olmadığını soruşturma konusu yaptığını da açıkladı.

Birlik ve beraberlik her zaman iyi değildir

Neden anlatıyorum ABD’de olanları, tahmin etmişsinizdir: “Başkanlık sistemi iyidir” tezini savunanların bakmamızı istedikleri örnek ABD de ondan…

Bizde ‘evet’ oyu verilmesini isteyen siyasiler itirazsızlığı üstünlük olarak görürken.. ‘başkanlık sistemi’ ile yaşamaya alışmış bir ülkenin yargısı.. yasaması.. bürokrasisi.. ve medyası.. başkana haddini bildirmekle meşgul…

Bize getirilmek istenen türden bir ‘başkanlık’ olsaydı ABD’de.. Trump bütün yanlış işlemleri kolayca yerine getirebilirdi.

İtirazsız bir yönetim tarzına her şey denebilir de ‘sistem’ denemez.

ΩΩΩΩ

15 YORUMLAR

  1. Ne diyelim sebeb olan yapan gibidir.ne yazalım mülteci durumdaki milyonlarca Müslüman kardeşimizimi Türkiye nin yalnız laşmasınımı içerdeki bilgisizliği fitneyi ve düşmanlığını Kerkük ün kayıp gitmesini İslam aleminin parçalanmasını Süleyman Bey’in kapanışıyla LA MELCE İLALLAH diye yalvarıyorum

  2. İşgal, kalkışma, ekonomik-fiili savaş; bu mevcut Anayasa ile aşılabilir mi?
    Yeni Anayasanın ihtiyacı kaçınılmaz.
    Sorun halk oylamasına sunulan maddelerin tarihi birikimimiz; küresel, yerel, ulusal koşullar; milli hedeflerimiz doğrultusunda Recep Tayyip Erdoğan’nın yetenek, başarı, etkilerinden bağımsız sistem ihtiyacını karşılayıp karşılamadığı ise bu işi bu zamana kadar yapılmaması yapan”birilerinin” çıkıp “hadi” demesi normal değil mi?
    Milli Eğitim de böyle; bir türlü nüfus artışını da karşılayacak başarıya ulaşamıyoruz. “Milli” deyip dokunmayacak mıyız? Önem”taşı” yerinden oynatmak olarak önümüze geliyor. Evet “taş” yerinde değil, fakat yeni yenisini bulmanın başka yolu da yok değil mi?!

  3. Eger dogru durust bir parlementer sistemimiz olsaydi ve secimler bes yilda bir yapilabilseydi, su andaki AKP hukumet 65 inci hukumet degil, 19 uncu hukemet olacakti. Sadece bu bile bence mevcut parlementer sistemimizin ne derece yanlis oldugunu gostermeye yetiyor.

  4. Başkanlık sistemi bu milletin dokusuna uygun.Başkanlık sistemine karşı olmamak gerek lakin parlementonun nasıl teşekkül edeceği önemli.Başkan partili evet ama milletvekilleride partili olacak,peki milletvekillerini kim belirleyecek.Sayın Burhan KUZU nun dediği gibi parlemento şahsiyet kazanacak milletvekilleri icazeti milletten alarak şahsiyetlerini koruyucak.Şimdi icazeti kimden alıcak merak ediyorum MİLLETTEN Mİ siyasi parti liderlerinden mi bi türlü anlıyamadım.

  5. Sistem… neyin üzerine bina edeceğiz?

    Sistemi değiştiriyoruz, …diyoruz ama aslolan, mevcut sistem üzerinde yapılan kısmi/köklü bir değişiklik.
    Sıfırdan bir ‘kuruluş’ değil fakat ‘beka sorunu’ ile tanımlanan bir yeni sistem…

    ‘Beka sorunu’da; ‘bütün dünya bize düşman’ ve ‘bizi bölüp parçalamak istiyorlar’ repliği ile tekrarlanıp duruluyor ki bu tamamen doğru değil.

    Peki ama neden bütün bir dünya bize düşman olsun veya düşmanlıklarını üzerimize kusacakları neyi yaptık ve bu açıklanmıyor?. Sadece ‘haç/hilal savaşı’ ve ‘İslam’ı yok etmek istiyorlar’ ile açıklanıyor ki …şu anda İslam misyonunu resmen üstlenecek ne bir ülke var ne de bir sistem. Öyle ise dini duyguları üzerinden istismar edilen yığınlarca Müslüman siyasi emellere alet edilmektedir.

    Sistem değişikliği gerçekleşmiş olsa, düşmanlarımız ‘artık sisteminiz değişti, bütün düşmanlıklarımızı geride bırakıp, artık size el bile kaldırmayacağız, alimallah’ diyecekler, biz de muasır medeniyetler! seviyesine ulaşmaya yola koyulacağız, öylemi? Artık, bürokrasi, medya, yasama ve yargı ile beraber normal işlevlerine dönecek, artık kendileri ile ilgili bir sorun yaşanmayacak!…

    ‘Ben Anayasayı tanımıyorum’ denildiğinde ne Yasama ne Yargı ne de başkaları üzerine düşeni yapmadığında, adıyla var olan ‘sistem’ aslında ‘sistemsizlik’in kel alası idi. Şimdi daha da güç temerküz etmiş ve sistemi kendi isteğine göre değiştirmiş ve onun vermiş olduğu yetkileri kullanan bir ‘başkan’… çoğunluğu partisinden seçilmiş milletvekillerinden oluşan ‘yasama’ organı, …onun emrine amade olmayacakta ne yapacak …ki bütün ikbali liderin iki dudağı arasında. Yargısı, medyası ve bürokrasisi de işin cabası.

    Daha öncede yazmıştım şimdide yazıyorum; Milletvekillerini direkt, ön seçim veya tercihli sistem ile halk seçsin ve bundan teşekkül eden bir yasama organımız olsun. Milli irade meclisi…Sistemin adı da ne olursa olsun…

    Olsun olmasına da, ona göre de bir toplum olsun ki,

    ”Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz…”

    • Sistem değişikliği ile başlayan paragraftan sonra yorumunuzu okumayı bıraktım, olayları ve söylemleri kavramayla ilgili sorunlarınız var bence.

  6. Anayasa metnini kim hazırladı? Türkiye’de hazırlanmadı. Çünkü bir Anayasa profesörü çıkıp da bunu arkadaşlarımla istişare ederek ben hazırladım demiyor. Dışarda hazırlandı. Bahçeli’nin aracılığı ile sonradan alındı ve şimdi halk oylamasında. İhtiva ettiği yenilikler nelerdir?
    1- Cumhurbaşkanı vatana ihanet suçundan başka hiçbir suçtan sorunlu olmadığı halde şimdi basit bir icraattan bile doğrudan sorumlu olacaktır. Azledilip Yüce Divan’a gönderilebilir. Böylece Erdoğan için çetin günler hazırlanmış bulunmaktadır.
    2- Bir devlet çift başlı olmaz. ABD’yi Sermaye idare ettiği için başkanlık sistemi kör topal gidiyordu. Türkiye’de böyle bir Sermaye yoktur. Türkiye’yi ordu idare edebilir ama onun da bugünkü şartlarda başarılı olması düşünülemez. Çünkü artık askeri metotla devlet yönetilemiyor. Türkiye’de başkanlık sistemi ile çift başlılık getiriliyor. Türkiye Devleti parçalanıyor.
    3- Yukarıda söylenenlerin kötülükleri geçicidir. Asıl kötülük Türk Ordusu’na yöneltilen darbedir. Sermaye’nin oyunu böyledir. Asıl adamları içine sıkıştırır. Onu tartıştırmaz başka şeyleri tartıştırır. Onu el çabukluğu ile geçirir. Türk Ordusu Ergenekon ve 15 Temmuz darbeleri ile zaten dağılmış durumda, dörtte üçünü kaybetmiştir. Yeniden toparlanmaya çalışıyor. Bu atlatılsa bile Ordu yok ediliyor.
    a) Askeri okullar kalkıyor.
    b) Askeri yargı kalkıyor.
    c) Komutanlar kaymakamların emrine veriliyor.
    d) Askerler Anayasa’da temsil edilmiyor. Bunun fiili tahribatı dışında Türk Ordusu’nun moralini bozma etkisi hepsinden ötededir.
    Eğer Millet buna ‘Evet’ derse, yarın basın ve herkes Ordu’ya “Sen sus. Millet seni istemiyor, sana karşı.” diyecektir.
    Eğer bu askeri tahkir maddesini bu Anayasa içermeseydi, ‘Evet’ denmesinde büyük bir mahzur görmezdim. Erdoğan giderse gitsin diyen biriydim. Şimdi ise her türlü riski göze alarak ‘Hayır’ diye haykırıyorum.
    Yarın bu yetkiyi başkaları kullanacak. Erdoğan suçlanacak. Ona karşı darbe yapılacak. Kuran okuduğum için teselli buluyorum. Yoksa Muhammed’in Ebubekir ile olduğu gibi mağaradayız ve düşman önümüze gelmiştir. Kurtuluş görülmüyor. “La Melce ilalAllah.” diyorum.

  7. ABD’de her zaman icin Senatorler ve Temsilciler Meclisi Uyeleri (ozellikle ilk grup) bagimsiz davranir. Zaten bu yuzden sistem iyi calisir. Arada tikanikliga yol acsa bile sonucta faydalidir.

    Evet, hep ayni seyi dusunmek, daha dogrusu dusunmeden liderin isategine gore parmak kaldirmak, kotudur. Ama Turkiye’nin gercegidir.

    ABD’deki kadar kisisel bagimsiz davranma dunyanin baska hicbir yasama kurumunda yoktur. Bu bagimsiz davraniz adaylarin belirlenmesinden itibaren baslar. Herkes tek basina kiran kirana mucadele eder destek bulabilmek icin halktan. Senatorler ve Temsilciler Meclisi Uyeleri once kendi partilerinin on seciminde buyuk bir yaris ve mucadele icindedir. Her adimda da son belirleyici olan oy kullanan halktir.

    Gercekten tesekkurler bu konuyu gundeme getirdiginiz icin.

  8. Saygi deger hocam yazdiklariniz bu ulkenin gelecegi acisindan cok onemli ve dikkate alinmasi gereken en onemli noktalar. Fakat gelin gorunki sizler gibi senelerce hak ve adaleti vurguluyan destekleyen vasat yolda kalan gazetecilerin sayisi cok az, buna ragmen hala burada sizin birsey bilmiyormussunuz gibi bazı kişiler tarafindan elestiriye magruz kalmaniz bile cok aci bir durum. Baskanlık sistemini bakıldığında aklı selim her kişinin bu sistemin Türkiye’ye maddi manevi büyük zararlara yol açacağını anlaması gerekli. Ayrıca hala abd nin başkanlık sistemi ile bize dayatılan başkanlık sisteminin aynı olacağını sanan kişiler var. Buna gülmemek elde değil. Keşke halkımız biraz internete girip dünyanın şuanki bize bakış açısına baksalar. Vesselam

  9. Toplumun tüm kesimleri konuşmalı ve ortak akılla yürümeliyiz.Bu biat kültürü devam ettiği müddetçe akil baliğ olmak biraz zor gibi gözüküyor.
    Anayasaya gelince dengeler olmalıki denge bozulmasın.

  10. Daha düne kadar ABD nin sistemini özgürlükler ülkesi olduğunu göğüslerini gere gere anlatanlar şimdi Türkiye onlarıkine benzer bir sisteme geçecek diye ABD deki sistemin kötülüğünü avazlarının çıktığı kadar bağırıyorlar .

    Şimdi soralım bunun hangisi doğru bunun ikiside yanlış veya doğru olma ihtimali var
    Yanlış olan kişinin kendi fikrine veya çıkarına idolojisine ters düşecek olmasımı?

    Kişi kendisi nasıl inanmışsa sonucunda öyle çıkmasını arzuluyor .
    Doruluğunu veya yanlışlığını deyil
    Bu köhneleşmiş bayatlamış ülkeye kötülükten darbeden ve belirli kesimlere zülümden başka birşey vermemişken
    Köhnemiş modasını yitirmiş tekerlekli sandalyeyle başbakanlık parti başkanlığını bu millete dayatan sistem şimdi kıymete bindi

    Gelecek yeni sistemin neler getirip neler götüreceğini bilmeden karşı çıkmak niye.

    Not Abdulkadir selvi Hollandayla yaşanan kırizin perde arkasını yazmız okumanızı tafsiye ederim

  11. Dünkü yazı ile ilgili kısa bir yorum yapmak
    istiyorum:

    1.Bazan gerçek olmayan bilgiler istihbarat
    örgütlerinin işine daha çok yarar.Ya da yanlış
    bilgiyi servis ederler.Alman istihbaratının
    Türk hükümeti,15 Temmuz hakkında bizi
    ikna edemedi sözü de böyle.Aslında ikna
    olmak işlerine gelmiyor.

    2.15 Temmuz’da Ferö’nün başka ortaklarının
    olması,Fetö’cülerin suçunu zerre kadar azalt-
    madığı gibi,onların başı çektiği gerçeğini de
    değiştirmez.Kaldı ki darbeye karışanlar, darbeye kalkıştıkları için yargılanıyorlar,şu veya bu örgüte mensup oldukları için değil.
    Kendilerine niçin darbeye kalkıştınız deniyor.
    Bir suç örgütü üyesi olmak da ayrı bir suç teşkil eder.

  12. İstişare,bir işe karar vermeden önce
    yapılır.İstişare esnasında farklı fikirler
    ortaya çıkabilir.Çıkmalıdır da.

    İktidar partisi değişikliğe karar vermeden önce istişarelerini yaptı.Karar verilen bir konuda,benim fikrim farklı deyip partisinin başarısız olmasını isteyenlere o partide yer kalmamış demektir.Kendilerine uygun bir
    yer aramalıdırlar artık.

    Yeni sistemde kontrol mekanizmalarının
    olmadığını söyleyemeyiz.Meclis, başkanı
    düşürme yetkisine,yüce divana gönderme
    yetkisine bile sahip olacak.Başka kontrol
    mekanizmaları da var.

    Referandumlarda işin tabiatı gereği seçmen
    kitlesi iki gruba ayrılmak zorunda.Seçmen
    ya evetçi,ya hayırcı tarafta olacak.Başka
    seçenek yok.Halbuki seçimlerde seçmen
    üçe,dörde,beşe…bölünebilir.

    Üzülecekler olabilir ama söylemek durumundayım:Yola çıkıldı,dönmek olmaz.
    En az %60 evet oyu ile değiliklikler kabul
    edilecek kannatimde bir değişiklik yok.

  13. ‘Bize getirilmek istenen türden bir ‘başkanlık’ olsaydı ABD’de..Trump bütün yanlış işlemleri kolayca yerine getirebilirdi.’
    Sn Koru’nun kesin hüküm ifade eden bu iddiası doğru değil.
    Bize getirilmek istenen sistemin kuvvetler ayrılığı açısından ABD’deki Başkanlık Sisteminden eksiği yok, yargının ve yasamanın Başkanı denetleme açısından daha fazla gücü var.
    Bu konuda şüphesi olanlar lütfen Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından hukukçu Sn Mehmet Uçum’un açıklamalarına baksınlar.
    Maalesef populist yorumlar; denetleme mekanizmaları açısından toplum dinamiklerini ve siyaset sosyolojisini gözardı eden, halka, sivil siyasete ve bürokrasiye güveni dışlayan, bu aktörlerin tümünü ‘iradeden yoksul kullardan ibaret’ gören imalarda
    bulunuyorlar.
    Tartışmalarımızı içerik üzerine yoğunlaştırıp, mevcut sistemle önerilen sistemi karşılaştırarak daha isabetli karar verebileceğimizi düşünüyorum.

    • Size katılıyorum. fehmi bey bu konuda doğru değil. İşin doğrusu şöyle olmalıydı: “Bize getirilmek istenen türden bir “başkanlık” olsaydı ABD’de.. Trump bütün yanlış işlemlerin yanında, yanlışlıkla, bazı doğru işlemleri de kolayca yerine getirebilirdi.”

YORUM YAP