AK Parti Saadet’e ‘‘Güle güle’’ dedi. Bunun anlamı ne?

11

İyi haber alan kaynaklara göre, AK Parti yönetimi Saadet Partisi (SP) ile ittifak girişimlerinin sonuçsuz kaldığını sonunda kabul etmiş. AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, dün, partisinin grup toplantısında bu durumu milletvekillerine şu sözlerle duyurdu:

‘‘Bu çatının altında olmasını arzu ettiğimiz partiler kendilerine başka bir yol arkadaşı seçiyorsa onlara da güle güle demekten başka bir şey elimizden gelmez.”

O sözlerden SP’nin kendilerine yol arkadaşı olmasını AK Parti’nin arzu ettiğini resmen de öğrenmiş olduk.

AK Parti’nin itibar ettiği kalemler bu arzuyu pek yansıtmıyorlardı da.

SP’nin ilkeleri

SP acaba seçimlere AK Parti (ve tabii MHP) dışındaki partilerle ittifak halinde mi gidecek?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinden beklentinin o yönde olduğu anlaşılıyor, ancak SP lideri Temel Karamollaoğlu, OCAKmedya sitemizde yayımlanan Veysi Dündar’a verdiği mülakatta da açıkça belirttiği üzere, pek de öyle ittifak peşinde olduğu izlenimini vermiyor.

Onun aradığı, kendisinin açık seçik ifade ettiği bazı ‘ilkeler’ üzerinde uzlaşmış olan partilerin içinde yer alacağı bir platform.

İttifak değil platform…

Seçim tarihi yaklaştığında ittifak boyutuna da varabilecek bir yakınlık…

İlkeleri AK Parti kabul etseydi ya…

SP’nin üzerinde ısrarla durduğu ve mutabakat sağlamaya çalıştığı ‘ilkeler’ öyle yabana atılacak türden şeyler değil. ‘Demokrasi’ iddiası taşıyan bir sistemde var olması asgari şart sayılan ilkeler bunlar: ‘Kuvvetler ayrılığı’ ilkesi ve onunla irtibatlı olarak herke için adaletin sağlanmasını getirecek yargının bağımsızlığının pekiştirilmesi; ayrıca Meclis’in denetim mekanizmasının işlemesi ve hesap verilebilirliği mümkün kılacak şefafflık… Bir de israfın önlenmesi ve yolsuzlukların üzerine gidilmesi…

Nitekim, SP’nin Karamollaoğlu tarafından ısrarla vurgulanan bu ilkeler etrafında buluşmaya CHP ve İYİ Parti olumlu cevap vermekte fazla zorlanmadı.

Aynı buluşmaya aslında AK Parti de pekala katılabilirdi.

Karamollaoğlu’nun Erdoğan ve AK Parti’nin ittifak çalışmalarını yürüten yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde de ‘‘Gelin bu ilkeleri siz de kabul edin, birlikte olalım’’ teklifini yaptığı biliniyor.

Bir şey daha var: RP ‘başkanlık sistemi’ konusunda en az Tayyip Erdoğan kadar arzulu; ancak savunduğu ilkelerin de göz önünde bulundurulduğu, denge ve denetleme mekanizmalarının çalıştığı, kuvvetler ayrılığının daha belirginleştiği bir başkanlık sistemi SP’nin istediği…

Dünyanın başkanlık sistemini benimsemiş başka demokratik ülkelerinde de olduğu gibi…

‘‘Güle güle’’ demek zorunda kalınmasının sebebi, AK Parti’nin öngördüğü ‘cumhur-başkanlık sistemi’nde SP’nin ‘olmazsa olmaz’ gözüyle baktığı ilkelerin yerinin bulunmamasıdır.

İki partinin ‘ittifak’ konulu görüşmeleri sarpa sarmış olsa bile, süreç bu gerçeğin daha iyi görülmesini de sağlamış oldu.

Umarım, SP de, Türkiye gibi bir ülkede, ne kadar dikkat edilirse edilsin, ‘başkanlık sistemi’nin, ya en baştan ya da bir süre sonra, tek adam yönetimi halini alacağını bu vesileyle öğrenmiş olsun.

İlkeler Platformu etrafında buluşan partiler seçimlerde ittifak da oluşturmalı mı? Yoksa muhalefetteki her parti ‘cumhur ittifakı’ adı verilen birlikteliği kendi başına bırakıp ayrı ayrı mı seçime girmeli?

Bu soruya cevap vermeleri için partilerin önünde daha hayli zaman var.
ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. saadet partisine gule gule demek turkiyede siyasi dengeleri alt ust eder hele sayin Abdullah gulun Cumhurbaskanligina aday olmasi sayin saygideger Cok sevdigimiz turkiye cumhuryetine cok hizmet yapmis nerede olursa olsun garip gurabanin hizmetine kosmus olan cumhurbaskanimiza Insaallah olmaz ama secimlerde gorevin burayakadar noktasina gelebilir basta sayin cumhurbaskanimizi ayrica Ak Parti yoneticilerini simdiden uyariyorum.

  2. Belki de, bize görünenin ötesinde, asil olan şey, Saadet (siz buna Temel Karamollaoğlu da diyebilirsiniz) ile Erdogan’in kurdukları bir tuzak olma ihtimalidir. Neden olmasın?! Her ikisinin de gönülden inanıyor gözüktüklerini öğreti, “savas hileden ibarettir” der.

  3. « AK Parti Saadet’e ‘‘Güle güle’’ dedi. Bunun anlamı ne? »

    Güle gule denmişse, bunun anlamı
    Sen kimsin yahu! güle güle «ilkeler»
    Bir algı da şu; bulmuş garip adamı
    Yarası olan gocundukça silkeler….

    İzan yetmezse, diplomasinin dili
    Kendini ifade etmekten mahrum
    Kemiği yoksa da bazen sanki dikenli
    Ancak, bu kadar olur, “oy”umuz mahkum…
    *****

  4. Bir de beraber yola çıktığı fakat şu anda sesleri susturulmuş gerek siyasette olsun, gerekse medyadaki eski Ak Partili ağır toplar, seçimler yaklaştıkça Reise karşı muhalif duruş sergilerlerse,iktidar zor durumda kalacaktır. Saadet Partisi’nin son seçimlerde aldığı düşük oylar kıstas sayılmamalı. Muhafazakar oylarının, Ak Parti’ye Saadet’ten ödünç olarak gittiği kabul edilebilir bir savdır. Bu durumda, Reis önümüzdeki seçimlerde Yiğit Bulut ve Cem Küçük gibilerle nasıl %50+1 almayı düşünmektedir. Akıl tutulması olmalı….

  5. AKP kendine yol arkadaşı değil koltuk değneği aramaktadır.
    Temel Bey de koltuk değneği olmayı kabul etmemiştir.
    Olay bundan ibarettir.
    Kör, topal işleyen bir demokrasimiz vardı.
    AKP eliyle de sağır edilmiştir.
    Temel Bey hem kör hem topal hem de sağır bir demokrasiyle varılacak yeri görmektedir.
    Bir de halkımız görürse sorun büyük ölçüde çözülecektir Allah ın izniyle.

  6. Erdoğan’ın tedirginliği SPnin son genel seçimde aldığı oy mu, yoksa AKPnin milli görüş tabanından gelen seçmenindeki eğilimin değişime yönelmesi mi? Asıl soru bu olsada; Selvi’nin bahsettiği ankete bakılırsa SPye ıhtiyaç bile kalmamış…Belki Reis’in güle güle demesi bundandır, kimbilir.

  7. T. C. 100 yıla yakındır, sözüm ona, Cumhuriyet ve demokrasi ile yönetiliyor. Doğrusu kimler ! inanıyor, buna.
    Başlaangıcından bugün geldiğimiz noktaya bakınca – tüm ŞAMATA ve şarlatanlığına rağmen – hemen hemen beraber yola çıktığımız Japonya, Tayland, Singapur, Çin Kore Devletleri….. ‘ne nazaran fersah fersah geride kalmış bulunuyoruz. Lafa bakınca, o Devletlerden daha demokratik ve daha cumhuriyetçiyiz, üstelik.
    Damat M.Şevket Paşa’nın konuşmalarında olduğu gibi, demek, laf-ı güzafla peynir gemisi yürümediği gibi Devlet de yürütülemiyor.
    Sultan Abdülhamid’in azılı baş düşmanlarından İttihadcı Rıza Tevfik Bölükbaşı, Cumhuriyet DEVRİNDE yazdığı NEDAMET dolu şiirinde Sultan Abdülhamid2Eyapılanlarla ilgili bakın ne diyor :
    ……..
    RIDA-YI Diyanet yerde süründü
    MİLLİYET Davası FISKa büründü
    Hoş oldu cilvesi Cumhuriyetin,
    Tadı kalmamıştı Meşrutiyetin,
    Deccala zil çalan böyle Milletin,
    Bundan başka çare yok Islahına
    …………..
    Bir de eski CHP M.Vekili ve SBF öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk ÜLMAN’ın DOÇENTLİK Tezi,
    ” SULTN Abdülhamid – Dış Politikası ” nı çok merak ediyorum. (Zira jüri dinlerken, ben de dinlemek fırsatını bulmuştum). Sayın Koru da hiç merak etmemşi mi, acaba ? Korkarak, sıkılarak o tezi bastırıp, yayınlıyamadı
    Neden acaba ? diyorum. Kolay değil, takriben 50-55 sene öncesinde. REFAH Partisini kapatan Mahkeme Kararı’na benzediği için tahmin ediyorum.
    Ben AKP’nin yaptığı, Sömürücüleri de pek memnun eden, Dünyalık Hizmetleri küçümsiyenlerden değilim. Bilakis…. Fakat, Tayyip Erdoğan’ın etrafındaki, kurnaz köy kültürünü hala muhafaza eden – ünvanı ne olursa olsun – din cahili ve gene Batı rüzgarlı feminist Danışmanları ve Bakanları eliyle yürüttüğü DİNİ ve SOSYAL ve EĞİTSEL Politikalarına ŞİDDETLE karşıyım. (Nitekim, bu konularda ve Suriye ve diğer memleket konularında görüşmek istediğim ve biri MEVLANA HUZURUNDA olmak üzere, üç sefer söz verildiği ve NOT ETTİRİLDİĞİ halde, görüştürülmediğimi belirtmek istemezdim).
    VE inanıyorum ki, bir gün, nice meşhur zevatın ULU HAKAN ABDÜLHAMİD Hanı İNDİRDİKTEN sonra, DUYDUĞU Nedameti Tayyip ERDOĞAN’ın da (şimdiden bile duyduğu gibi) – köşeye çekildiğinde – duyacağını, şimdiden hissediyorum.
    Fakat, koca bir İMPARATORLUĞU ve Halis MÜSLÜMAN bir MİLLETİ, CHP’nin bozamıyacağı, AB’nin nerdeyse memnun kalacağı kadar BOZAN (ifsat eden) İÇTEN YIKAN (T.Karamollaoğlunun da savunduğu ! SINIRSIZ hayvan HÜRRİYETİ bizim KİTABIMIZDA yoktur) kişileri Allah affeder mi, bilemem ?
    İyi niyet kafi mi ? onu da bilemem. Bir Jandarma Komutanının “kadının, iyi niyetle gönlünü gördüğü gibi. (Devrin Bakanından dinlemiştim) İyi niyet ha !!!
    Tanzimattan beri dillere pelesenk (sakız) edilen, laftan ibaret o ilkelerin peşine takılan T. Karamollaoğlunu ve Saadeti Milletin affedeceğini mi Zannedeceğiz ? Saadet Partisi için seçimden önce, CHP’nin olduğu bir ittifak, iyice ölümüme susamak olur, kanaatındayım. Tarafsız kalmak mı ?….
    T.Karamollaoğlu, “İLKELER” i, İTTİHADCILARA ve – her G.Antep seçiminde hile yapmış olan –
    CHP’lilere bıraksa da, “İNANÇ, AHLAK ve VATAN SEVGİSİ konusundaki “Umdeler” ETRAFINDA birleşmiye çalışsa ve “uzun ve ince yolda”, KAZURATI SİLDİRİP, Ülkeyi Gayri- MİLLİ unsurlardan hep beraber temizlemiğe çalışsa, lafla değil amelle (eylemle) Birlik ve Beraberliği sağlama yolunda adım atmanın ÇABASI içinde olsa, AB pazarlığını da önceden yapıp, HAYRA MOTOR, ŞERRE içten FREN olsa daha doğru olmaz mı, diye düşünüyorum ? Titirsiz uzakta durmaktansa. Kabul olunmazsa, onu bilemem.

    Bence, bugünkü Cumhuriyeti kuran M.Kemal Atatürk’ün izlediği GERÇEK Başkanlık sistemini tesise mi çalışıyor, diyorum, Yayyip bey..( Bir de TEŞKİLT-I ESASİ Kanununu yeniden ihdas ederse.
    yürü babam yürü, olmaz mı ? )
    Şu da bir gerçek ki, TÜRK GELENEĞİNDE de,
    İSLAM ” ”
    CUMHURİYET ” ”
    hep TEK ADAM Yönetimi sürdürülegelmiştir. Esasen, sistem, çok da o kadar önemli değildir.
    Yeter ki seçtiğin adam olsun, ADAM, seçmeği bilirsen.
    DÖRT Halife devri (Başkan’ın kendi müşavirleri var).
    Selçuklu ve Osmanlı ” ” ” ”
    Cumhuriyet döneminin, büyük kısmı
    TEK ADAMların Milleti şaha kaldırdığı dönemlerdir.
    Ancak, M.Kemal Paşa’nın yanıldığı ve etrafınca (her nevi g.müslim müşavirlerce ) bu konuda ALDATILDIĞI, HAKİKİ İSLAMa layık olduğu değer, zaman içinde, hep birlikte tekrar KAZANDIRILAMAZ mı ?
    bu suretle. (Ecevit’le anlaşanlar Tayyip’le neden anlaşamamalı). Esas soru bu. ve hesaba çekilmeden…..
    Şunu da bilelim ki, TEK ADAM yönetimi – gayrimüslim çevrelerce – sürekli kötülenegelmiştir Tanzimattan bu yana. Neden acaba ?

  8. AK Partinin ”Milli ve Yerli” etiketi altında ittifak arayışı içerisinde oluşu % 50+1 hesabından öte bir şey değildir. İkincisi de birbirlerine demediğini bırakmayan ve ikbal sorunu yaşayan MHP ile tez elden bunu başarması, ”kazan kazan” kaynaklı bir davranış şeklidir. Üçüncü ittifak meraklısı BBP’nin ise Yalçın Topçu örneğinden menkul ”binde bir” etkisinden dahi söz edilemez.

    SP’nin ittifak içerisinde yer almış olması, karşı cepheye karşı, Erdoğan’ın elini bayağı güçlendirecektir. Zaten var olan iki kutuplu seçmen profilini bu sayede daha keskin hatlarla belirginleşmesini sağlayacak ve Erdoğan’ı ”Milli ve Yerli” tezinde daha da haklı pozisyona sokacaktır.
    Eğer son ana kadar SP ittifak dışında kalacak olursa Erdoğan’ın elindeki en güçlü silah olan ”Milli ve Yerli” söyleminin bir hükmü kalmayacaktır. Çünkü SP’yi aksi ile tanımlamak karşılık bulmayacaktır.

    AK Parti bunca yıl iktidar olmasına karşılık ittifak adı altında birleşme – (erken) koalisyon davranışı içerisinde olması onu zayıfladığının emaresidir ve 2019’da olmasa bile sonraki dönem için SP’nin bunun hesabı içerisinde olduğu kanaatini taşıyorum.

    Yani 2019′ da hiç bir varlık gösteremeyecek olan muhalefet partilerine karşılık SP, hem 2019 için kilit konumundadır ve hem de 2019 sonrasının ana muhalefet partisi potansiyelini taşımaktadır. Karamollaoğlu uzun vadeli bir hesap içerisindedir..SP’nin bugünkü konumu da onu bu hesapta haklı olduğunu gösteriyor.

    Koru’nun ”İlkeler Platformu etrafında buluşan partiler seçimlerde ittifak da oluşturmalı mı?” sorusuna ise; bence ittifak olmamalı. Bu ittifak olgusunu ortaya atanların suyundan gitmek olur. Kendine has bir alternatif geliştirmelidir.

    Madem SP kilit konumdadır ve anahtarı da kendi elindedir..öyleyse hakkını teslim etmeli ve SP’nin Cumhurbaşkanı adayı üzerinden bir oluşum geliştirmelidir..milletvekili seçimi için ise her parti kendi programını yürütmelidir.

    ‘‘Bu çatının altında olmasını arzu ettiğimiz partiler kendilerine başka bir yol arkadaşı seçiyorsa onlara da güle güle demekten başka bir şey elimizden gelmez.”

    Erdoğan’ın bu cümlesinden, SP’ye, başka bir yol arkadaşı seçecekseniz madem ”Gül’e, Gül’e gidin bari” gibi bir anlam çıkarmak..naiflik olur.

  9. Saadet kendi adayını çıkarmalı. CHP ve İYİ parti SP’nin vurguladığı ilkeler etrafında buluşmaya olumlu cevap verdiklerine göre SP’nin adayını desteklemelidirler.

  10. Saadet kendi adayını çıkarmazsa yakalamış olduğu ivme söner. Millet Kılıçdaroğlu’na ve Erdoğan’a mahkum olmak istemiyor…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here