AK Parti’de bir telaş var. Sebebi üzerinde düşündüm. Bu yazıda irdelediğim konu o…

91

Parmak hesabıyla seçime bir ay ve birkaç gün kaldı; iyi de seçimin favorisi sayılan ‘Cumhur İttifakı’nda, özellikle de AK Partisi saflarında, hemen fark edilen telaşın sebebi ne?

Cumhur İttifakı’ içerisinde iki büyük (AK Parti ile MHP) ve bir de küçük (BBP) parti yer alıyor. İki büyük partinin son seçimde (1 Kasım 2015) aldıkları oyların (yuvarlanarak: 49.5 ve 12) toplamının yüzde 60’ın üzerinde olduğu görülüyor. AK Parti genel başkanı Tayyip Erdoğan da, 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan ve ilk kez halkın oy kullandığı cumhurbaşkanlığı seçiminde iki rakibine fark atmış, yüzde 52’ye yakın oy alarak ilk turda seçilmeyi başarmıştı.

Bu seçimlere de favori olarak giriyor AK Parti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan

Seçmen sürprizleri sevdiğini göstermiştir

Elbette favori olarak girilen seçimlerden yenik çıkmak da mümkün. Bizim yakın siyasi tarihimizde bunun birden fazla çarpıcı örneği vardır. En çarpıcısı, anketlerin ve gazete manşetlerinin günler öncesinden galip çıktığını ilan ettiği Bedrettin Dalan’ın İstanbul belediye başkanlığını kaybetmesidir (1989).

Favori bilinen partilerin seçimi kaybetmesiyle iktidar değişiklikleri yaşandığı da olmuştur. Bunun en bilineni de, aynı zamanda CHP il başkanı da olan İstanbul’un vali ve belediye başkanı Fahrettin Kerim Gökay’ın CHP İstanbul mitingindeki muazzam kalabalığı göstererek ‘‘İşte Paşam İstanbul’’ diye övündüğü İsmet İnönü’nün 14 Mayıs 1950 seçiminde büyük hayal kırıklığı yaşayarak seçimi kaybetmesidir.

Seçmenin sürpriz yapma alışkanlığı başka demokrasilerde de varlığını çokça hissettirmiştir.

İktidar partileri dıştan kendilerinden emin görünseler bile, bu sebeple, içlerinde hep bir endişe taşırlar.

Ancak bu defa AK Parti’den endişeden daha fazlası dışarıya yansıyor.

Mahir Ünal AK Parti’nin hem genel başkan yardımcısı hem de sözcüsü; bu iki sıfatıyla çıktığı bir TV programında partilerinin gücünü anketlere yansıyan rakamlarla da açıkladı.

Okuyalım:

‘‘Şu anda bizim kamuoyu araştırmalarında cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük 54-56 bandındayız. AK Parti de 1 Kasım’daki pozisyonunu koruyor, o da 46-48 bandında.”

Yani son cumhurbaşkanlığı seçiminde alınan oydan daha yüksek, genel seçimden ise bir parça düşük bir oyda AK Parti parti sözcüsüne göre…

Bu bilginin doğru olmadığını iddia edebilecek durumda değiliz. Koskoca parti sözcüsü bir ay sonra sandığın yalanlayacağı bir yalanı neden söylesin ki?

Peki de, telaşın kaynağı ne?

Bu soru üzerinde düşünürken, aklıma gelen seçenekleri birer birer eledikten sonra elde tek bir gerekçe kaldığını fark ettim: AK Parti kesiminin itibar ettiği yorumcular… Gazetelerde köşesi olan, televizyonlardaki tartışma programlarında görüş açıklayanlar AK Parti sözcüsü kadar seçimlerin sonuçlarından emin görünmüyorlar.

Kalemlerinde ve ağızlarında hep aynı terane: ‘‘Türkiye’ye karşı olanlar AK Parti’yi iktidardan etmek için elbirliği halindeler; hemen her alanda görülen olumsuzluklar onların eseri; halkımız seçimde kumpasçılara tokatını vuracak ve liderine sahip çıkacak…’’

Hayır, yanlış anlaşılmasın, bu söyleme itiraz etmek niyetinde değilim, ancak siyaseti yakından gözlemekle geçen uzun yılların alışkanlığıyla seçmenlerin hangi güdülerle oy kullandığına dair bilgilerim, bu tür savunma tarzının ikna için yeterli olmayabileceğini bana düşündürüyor.

AK Parti seçmenlerinin partilerine sadakati diğer partiler seçmenlerinden daha fazla. Diğer partiler seçmenlerinden bir başka farkları da, AK Parti’ye oy verenlerin büyük çapta lider ve ideoloji tercihinde bulundukları gerçeğidir.

Bunları en son şu günlerde sonuçları açıklanan KONDA araştırma kurumunun AK Partili seçmenlerle ilgili 131 sayfalık ayrıntılı raporunda okudum.

O raporda parti yöneticilerini endişelendirecek bazı değerler var; bunlardan biri ‘her durumda, şartlar ne olursa olsun AK Parti’ye oy vermekten vazgeçmeyeceklerini’ söyleyenlerin oranıdır: Yüzde 71…

Yaklaşık yüzde 30’luk bir seçmen kitlesi her an partisini terk edebilecek demek oluyor bu.

Ah bu yüzde 30, ah…

Raporda (s. 94) ‘‘AK Parti seçmenleri arasında eğitim ve gelir seviyesi arttıkça parti sadakatinin azaldığı görülmektedir’’ deniliyor ve ‘‘Her durumda oyum AK Parti’ye’’ diyenlerin eğitimli orta sınıf AK Partili seçmenler arasındaki oy oranının yüzde 58’e düştüğü de ayrıca belirtiliyor.

7 Haziran 2015 genel seçiminde AK Parti’nin oyunun yüzde 40’lar seviyesine (40.8) inmesini de açıklamış oluyor raporun bu tespiti.

AK Parti çizgisinde olduğu bilinen kalemler ile yorumcuların ‘sadakat’ kavramı üzerinde bolca durmaları, ‘uluslararası kumpas’ söylemiyle safları sık tutmaya davetleri 7 Haziran seçiminde fazla bir işe yaramamış, raporda altı çizilen özelliklere sahip seçmen kitlesi oyunu esirgemekte tereddüt göstermemişti.

O kitle önümüzdeki seçimde ittifaklar sebebiyle kendini daha da serbest hissedebilir. Özellikle de AK Parti seçmeni için hem genel seçimde hem de cumhurbaşkanlığı seçiminde kolayca farklı tercihte bulunabilecekleri farklı seçenekler bulunuyor.

Sorum şu: AK Parti yöneticilerinin itibar ettiği, yazılarını okuyup yorumlarından mutlu olduğu yazarlar ve yorumcular o kaçışı zorlaştırıyor mudur, yoksa kolaylaştırıyor mudur?

Bu sorunun cevabını bilmiyorum, ama bildiğim bir şey var: Telaş, daha çok onların yaklaşımından kaynaklanıyor…

ΩΩΩΩ

91 YORUMLAR

  1. Bu bilginin doğru olmadığını iddia edebilecek durumda değiliz. Koskoca parti sözcüsü bir ay sonra sandığın yalanlayacağı bir yalanı neden söylesin ki?

  2. tayyip beye katşı olanlar habire vuruyor da vuruyor. peki ya 1 DAKİKA DÜŞÜNÜN YA NEDEN DOLAR SADECE 3 ÜLKEDE TÜRKİYE ,RUSYA VE İRANDA PATLIYOR . MAKSAT BELLİ DEĞİLMİ . BİRAZCIK DÜŞÜNÜN KÜRESEL İTTİFAKA YEM OLMAYIN.GERÇİ BİZ ACILARIN ÇOCUĞUYZDUR YA BİZE EZİYET , MACERA GEREK.

    • Mesele, Tayyip bey veya Ayıp bey meselesi değil. “Her konuyu ben bilirim, bütün ipler benim elimde olacak- siz kimsiniz ki yahu, ben ben ben..!” diye diye başını kendi kendine belaya sokmuş bir davranış bozukluğu! Küresel ittifak teşhisin kendi kendini aldatırken başka cahilleri de aldatma teşebbüsü. Doların sadece o değindiğin 3 ülkede artmıyor iddian kesinlikle yanlış! Türkiye gibi, ekonomilerini yönetemeyen Arjantin, Venezuela gibi ülkelerde belki daha da fazla artıyor. Onların avantajı nufuslarının bizimkinden çok daha az oluşu. AKP propoganda merkezinden eline tutuşturulan her bilgiye güvenme derim…

  3. Ülkenin genel durumuna bakınca yaygın bir hoşnutsuzluk ve umutsuzluk olduğu muhakkak. AKP ülkenin gelişmesinin hep pozitif yönde ilerlediği 2010 öncesi AKP olma yönünde adımlar atmadığı sürece bu seçimde istediğini alsa bile bu umutsuzluk dalgasının giderek büyüyeceğini ve asıl yenilgiyi maalesef 2019 yılındaki yerel seçimlerde yaşayacağını zannediyorum. Bu da hem AKP hem ülkemiz için (Allah korusun) asıl yıkımın başlangıcı olacaktır. Açıkçası ülke ve geleceğimiz adına en büyük korkum budur.

    Bir düğmeyi yanlış iliklerseniz ondan sonra ne kadar doğru yapmaya çalışırsanız çalışın durumu düzeltemezsiniz. Özellikle 2015-2016 sonrası ekonomi politikalarında, hak ve özgürlüklerde, adalet ve hukukta, basın özgürlüğünde ülke olarak sürekli geriye gittik. Bu değerlerin gelişmediği aksine geriye gittiği bir ülkede huzur olmaz, istikrar olmaz, yatırım olmaz, gelişme olmaz. Bu durumdaki bir ülkede yapılan yollar, köprüler, tüneller ise kimsenin umurunda olmaz, gelişme durursa ekonomik krizin etkilediği kitlelerin cebi giderek daha fazla etkilenir, bunun sonucunda homurdanmalar artar ve önünde durulamayacak bir dip dalgası ortaya çıkar.

    Benim tek umudum şudur ki: Bir vesileyle bir yerde karşılaştığım AKP kurucularından bir büyüğümün dediği gibi AKP 2002 yılındaki ideallerine geri dönmeli ve hem kendini hem de ülkeyi freni boşalmış kamyon gibi yaklaştığı uçurumdan kurtarmalıdır.

    Yoksa hepimizi çok çok kötü günler bekliyor, bu bir sır değil.

    Fehmi Koru gibi bence olağanüstü zihin kodlarına sahip bir insanın bu gidişatı görmemesi mümkün olmazdı zaten, O da dost acı söyler diyerek uyarısını yapmış.

  4. AKP de Telaş yoksa oy kazanmama korkusu da yoksa.Neden Bosnaya gidip orayi da karıştırdı?
    İncenin Annesi oğluna ne tavsiye ediyor?
    “Oğlum Kul Hakki Yeme.”
    Yorumsuz

  5. ******
    Seçim yaklaşıyor! AKP’de bir telaş bir telaş,
    Oh olsun! aklın nerelerdeydi senin arkadaş?

    Varsa şayet seçilmenin bir kriteri, bir şartı,
    On-onbeş yıl geçti akıllanamadı bu parti !

    Epey ümitliydi millet, yeller aldı velakin,
    Dileriz akıllanır, vakit mi kaldı velakin ?….

    Yolsuzluk ve rüşvetten, koruyamadı kendini,
    Onca zaman bir türlü yenileyemedi kendini!

    Yedi düvel fasaryası renk katar nutuklara,
    Başkasını suçlamak kolaydır, düşünce dara!

    Mikrafon elde yüzde yetmişe, traş üstüne traş,
    Ancak milyonlara göz çıkarmak bu, yaparken kaş!
    ….
    Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç..
    Yok şöyleydi de böyleydi; demeç üstüne demeç!
    ………..
    ********

  6. Yazarımız bize hayali “telaş” senaryoları pompalamaya ve hoşuna gitmeyen yorumları sansürletmeye devam ededursun;

    Abidik Gubidik Cephesi’nde korku dağları sarmış…

    Cephenin tanınmış isimleri ailecek şimdiden kaçış moduna geçmişler… Bazıları havaalanında durdurulmuşşşşşşş…

    5-6 yaşında sokakta oyun oynayan çocuklar gibi; 2de1 “ben küstüm oynamıyom” deyip miting iptal eden;
    bir kaç saat sonra “tamam oynucam” diye;
    partisinin fırıldak vekilleri gibi rüzgara göre 1 o yana 1 bu yana dönen
    cumhurbaşkanı adayını; seçim gününe kadar yerinde tutabilecekler mi acaba…
    Benim tavsiyem çamaşır ipiyle sıkıca bağlayıp koli bandıyla da sağlamlaştırsınlar yerinde…
    Tavsiyemi dinleseler bari de hiç olmazsa seçime kadar yerinde tutabilseler…

    • OS Vatandaş Sizce, diğer adayların bir oyana bir bu yana dönmesi kul hakkını yemesinden daha iyi değilmi?
      Madem telaş etmiyorlarsa neden TC vatandaşlarının parasını ödediği uçak,koruma,harcırah,ve C Başkanlığı aylğını ve kendi enerjisini AKP ve kendi çıkarları için harciyor.
      Bizim Reisinize ödediğimiz örtülü ödenekler da dahil, gúnlük Minimum 7/8 milyon lirayi AKP propagandasi ve ondan olmiyanlara hakaret etmesi için ödemiyoruz görevini yapması için ödüyoruz. Peki görevini yapiyormu?
      1- son iki yıldır günde kaç saat devlet için çalıştı?
      2- AKP ve kendine oy peşinde koşturup dururken! aldığı maaşı, yediği içtiği, sülalesi ve taraftarlarına harcadıklarını alnının teri ile mi kazandi?
      Sizc bu harcadıkları”HELALMİ”
      Erdoğan Kılıçdaroğlu nun yerinde olsaidi
      şimdi mangalda kúl birakmamışti.
      Eeeyyy ler eşlığinde sen çoluk çocuğuna yedirdiğinde tüyü bitmemiş yetim hakkı var diyerek yeri göğü inletirdi.
      Siz Hapise tıktığı Selahattin Demirtaş ve diğer mahkümlar ve mahküm olmayan bizlerı hakkımızı ona helal edeceğimizi mi zannediyorsunuz?
      Her kanunsuzluk sizlere mubah. Kanunsuzluklara karşi çikanlar vatan haini Öyle mi?
      Sayin Koru sizin yaptıklarınıza alkiş tutmuyor diye daha doğrusu karşınızda duruyor diye mi birşey bilmiyor?
      Bütün bunlara birde kalkmış Dini alet ediyorsunuz.

    • Madem yazarı ciddiye almıyorsun , niçin okuyup yorumda bulunma zahmetine katlanıyorsun birader ? Havuzda çok yazar var altına yorum bile yazdırmıyorlar ondan mı başka yerlere geldiniz ?

  7. Söylenecek söz yapılacak iş kalmadı , tıksırıncaya kadar ülkeyi tükettiler . geldikleri gibi gidecekler ama ülke eskisi gibi asla huzur bulmaları çok zor çünki ülkeyi çok kanırta kanırta hoyratça bozdular . TELAŞ bundan diye düşünüyorum .
    demokrasiyi sindirseler adalet anlayışını yok etmeselerdi, legal bir parti niye TELAŞA düşünler deme ki yapılan işler legal değil diye düşünüyorum

      • kardeşim akp ayağına sıkmıştır yalvardım evet oyu vermeyin diye kötü oldum ,
        Parlamenter sistem an az 40 sene iktidarda kalırlardı ya tek başına yada koalisyon şimdi ne olacak . ülkeyi zora soktular inş ömürleri de zor yaşarlar

      • aga kafama takıldın, sen ne ayaksın sen her bir yoruma bir şeyler yazman şart mı , bilelim nafaka için yazıyorsan dikkate almayalım , doğal olarak yazmasan patronuna karşı nankörlük yapmış olursun ,aldığın “ücret helal” olamaz. lakin herkes inandığı fikrini söylüyor inandığı dünya görüşüne göre yorum yapıyor takoz yapma derim . NOT rengini göre yaz .

  8. öncelikle benim 1.5 yıl öncesinden söylediğim şeyi bugün de bir yabancı ekonomist dillendirmiş. türkiyenin iflasa gittiğini belirten ekonomistin yorumları t24 ve cumhuriyet gibi yayın organlarında mevcut. muhtemelen sabahta olmaz. yandaşlar bir zahmet okusunlar. ayrıca dolar da 4.60 sınırına dayanmış.

    İkinci olarak burdaki gündemin dışında önemli bir konu hakkında yazmak istiyorum. chpnin milletvekili aday listeleri açıklanmış. birçok chpli tepki göstermiş. Kimi güle karşı olanların aday yapılmadığını, kimi incenin ekibinin doğrandıını kimi de başka gerekçeleri ileri sürerek “bu yanlıştan dönün” diye de, kendilerince, güya mantık ve ahlak çıkışı yapmışlar. chp bu vatandaşları aday olarak gösterse idi “doğru” olacaktı ama bunları aday listesine almayınca “yanlış” oldu. Bu insanlar da bu ülkeye demokrasi getirecekler, ülkede insanların haklarını savunacaklar. inanırsanız tabii…
    hiçkimsenin ahlaki ve mantıklı bir yaklaşım derdi yok.
    Chp yönetimi bunları seçseydi de yanlıştı, şimdi de yanlış. fakat bu vatandaşların derdi yanlışın önüne geçmek değil, chp yönetiminin başkalarını değil de bunları seçerek yanlış yapması. bütün dertleri bu. kişisel çıkar yani. bu durumda şu söylenebilir: chp yönetimi, çıkar peşinde koşan bu insanları aday yapmayarak çok doğru karar vermiş.
    İşin gerçekte doğrusuna yanlışına gelirsek. chp yönetiminin yanlışı, adayları önseçimle değil, birkaç kişinin belirlemesi. ülkeye demokrasi getireceğini iddia eden parti, demokrasiyi daha büyümeden kendi partisinde boğuyor. bu diğer partiler için de böyle.
    Aday listesine itiraz eden insanlar namusluysa, önseçimle aday belirlenmesi gereğini savunurlardı. ancak onlar, bunu savunmayıp, kendileri seçilmeyince “chp yönetimini yanlışından dönmeye …” davet ediyorlar.
    Bu nedenle de chp yönetiminin önseçimle aday belirlememesini eleştiriyor, fakat bu yönteme hepsi razı olduğuna göre de, chp yönetiminin bu insanları aday yapmamasını destekliyorum.

  9. Hamza bey,merhaba. haklı söze ne denirki? Tabii ki haklí denir. Haklısınız.
    Yil 8 Haziran 1988 ayni sokakta bir ailenin Yaşları 7 ile 17 arası 4 çocúğu
    üstlerinden kapi kilitli olduğu için kaçip kurtaramadiklaríndan dolayi boğularak can verdi ve ertesi gún cesetleri 4/ 5 km uzaklíkta bulundu.

    O zaman bizim Apartmanín bodrum katí kanalizasyon dan geri tepen sularla dolmuştu.
    Yıl 20 Mayis 2018 ayni sokak eski komşumun kızi bana teşekúr vidiyosu eşliğinde arabasínín sokakta park halinde iken sel sularına kapilarak nasıl súrúklendiğini gõruntiliyordu. O sokağín karşi tarafı şehir pilanmasında park olarak geçiyordu hazine arazısi idi o araziye açık göz vatandaşlar gece kondu yapmíşlardı o evlerin yıkılmasi gerekirken benimde oy verdiğim Gökcek oraya iskan verdi o gecekondu sahipleri bir günde miliyoner olu verdier.
    Onlar yani bedavadan devletin arsasínı gasp etmiş gene onlardan birinin kıracısi olan bir ailenin 4 çicuğunun can vermsine sebep olmuşlar Maalesef gene bunlar siyasetciler tarafından oy uğruna mükafatlandírílmíş hírsízlara, o cocukların ölümúne sebep olan felaketden sonra devlet selden zarar görenlere ev vermişti ( hırsızlar ve yakınlarıa) o sokakakta bedava ev sahibi olanlardan çoğunluğu solcular ikinci sırada M S P lilerden oluşiyorladı.Bunlara Solcu ve İslamcı da diyebiliriz.
    O evlerden bu iki kesimde bayağí rant elde ettiler, eş coluk çocuk hepsi.Aslinda o sokağın gaspçíları çok şanslı idler. Solcu onlara belediyelerde sahip çıkıyordu MSP li belediyelerde.çünkü ordaki hırsızlar multí siyasi görüşe sahiptiler.
    Not: 1988 sel olayından 6 ay sonra yönetici olmuştum ve hemen Apartmanin kanalizasyonunu yaptırmíştím onun için eski komşumun kızı teşekkür ediyordu çünkú o sokakta 1995 ten sonra ve õnce yapílan benim eski oturduğum hariç bútún apartmanların altkatlari dúnkú yağmurda kanalizasyonlardan geri tepen sularla dolmuş. onlarınkine hiç birşey olmamış bana teşekkür etmek için vidiyoya çekip gõndermişlerdi.
    Ben bu siteye iki gún önce rúşvetle ilgili bir yorum yazmíştım. 250,000 isteyip Apartmandaki daire sahiplerine maliyetinin 500’000 mal olacağı bir tadilati 80,000 yaptırdığímí yazmıştım. O tadilat kanalizasyon tadilatıidi.
    Aradan 30 yıl geçmiş hirsizlar oyları vasıtası ile miliyarder olmuş. Onlara yardmcı olanlarda gene Eşitliği savunan ve dini satan oy uğruna milleti bölüp parçliyan takiyeci politikacılardan başkası değil..
    O sel felaketi sonrasında meşhur evlerden birisini de ilk eşi öldükten sonra eşyasını annesinin evine koyup Milli Görüşde idareci olan birisi ile evlenen genç bayan bedavadan sahip olmuştu yani oturmadığı bir yerde oturiyor gösterilerek evi bedavadan almıştí.
    Şimdi her ağzını açan alt yapıdan bahsediyor.
    AKP nin Öğündüğü 16 yıllık icraatlarının başında Beton yığınları geliyor.
    bunları yaparlarken hırsızları mukafatlandırmíşlar Türkiyeyı beton yığınına çevirmişler, buda yetmemiş gibi birde milketi bölüp parçalamışlar suçu’da çoğünluğu çocuk ve bebeklerden olan çakna teror örgütü ilan ettikleri ana karnaındaki bebeklere atmıp kendilerini trolleri vasıtasí ile temize tam temize çıkardıkları an “HAYIR” sever iş adamı bunları bütün marifetlerini dünyaya bir hafta boyunca ilan etmiş ve daha bunun gibi binlerce yolsuzluk ları havalarda uçuşurken, bunlar telaşlanmasínda nenmi telaşlanayim?
    Alt yapıları ile öğünıyordular Allha Cella Celaluhu 10 dakikalık bir yağmurla onları sahtekarliklarını ortaya çıkardı.

  10. o telaşın sebebi; nasıl olsa kazanırız deyip, oy kullanmayabilecek ak parti seçmeni. 12 haziranda görülmüştü. her zaman chp seçmeni için dile getirilir ancak muhafazakar kesim de gelişen şart sebebiyle yaz tatilini evinden uzakta geçiriyor.

  11. Ak Parti’de var olduğunu zannettiği telaş
    doların yükselmesi muhalif
    yorumcuları ziyadesi ile sevindirmişe benziyor.Ne diyelim, varsın sevinsinler.
    İnsanın sevinmeye de ihtiyacı var!

    Bana gelince,ben 16 senedir seviniyorum
    zaten.Bugünleri bize gösteren Allah’a
    hamd ediyorum.

    Yaşadığımız süre içinde neler gördük neler.

    Eşi başörtülü olduğu için milletvekilini
    eşsiz davet eden cumhurbaşkanı mı
    görmedik?

    Eşi başörtülü meclis başkanının,eşiyle birlikte cumhurbaşkanını karşılarken
    yaşadığı sıkıntıları mı görmedik?

    Eften püften sebeplerle milletin kurduğu
    partiler hakkında kapatma davası açan
    Yargıtay başsavcıları mı görmedik?

    Türk parasından 6 sıfır atılsın,Taksim’de eşek gibi anırırım diyen köşe yazarı mı görmedik?

    Uyuşturucu satıcılarını yakalayacakmışçasına gizli kamerayla liselerde namaz kılan öğrenci avcılığına çıkan televizyoncu mu görmedik?

    Oğlunun yemin merasimini,başörtülü
    olduğu için tel örgülerin arkasından seyretmek zorunda kalan asker anneleri mi görmedik?

    Enflasyonun %150’lerde seyrettiği yılları
    mı yaşamadık?

    Gecelik repo faizinin %7500 (yüzde yedibinbeşyüz)olduğu günleri mi görmedik?

    Hazinenin %400 faizle hazine bonosu çıkardığına mı şahit olmadık?

    Daha neler,neler…Saymakla bitmez.

    İşte bu sebeple şu günlerde şükrümü ziyadeleştirmekle meşgulüm.

    Bazıları dolar yükseliyor,ekonomi kötüye
    gidiyor,bu sefer kurtulacağız Ak Parti’den
    diye sevinirken,ben de iyiye gidiyoruz,Ak Parti gene kazanacak diye seviniyorum
    vesselam.

    • Rabbimize sukur, cok guzel yazmissiniz… Kucuk bi ilave yapmak istiyorum: doviz kurunun son donem yukseliste olmasinin galiba en onemli sebebi firari fetocu teroristlerdir. Cunku ellerine gecirdikleri sisme botlar veya kamyon lastikleriyle meric nehri kiyilarinda ya da kusadasi sahillerinde yunanistana firar etmek icin dolanip duruyorlar. Tabii sirt cantalarinda piyasadan toplanmis milyonlarca dolar ve euroyla birlikte! Bazi acikgozler de insanlar magdur oluyor, neyle gecinsinler falan diyorlar… Denizde kum bunlarda para, cem uzan haltetmis yanlarinda…

    • Alooo! orta kimse var mı? biz sevinsek de sevinmesek de dolar 4.55 olmuş ve sadece ekonomi değil ülkeyi bitirmişiniz. Biz sevinmiyoruz, ama dolar kimin sevinip kimin üzüldüğüne göre de yükselip düşmüyor. istersen bir yenikapı mitingi de dolar için düzenleyip “kahrolsun dolar” diyelim. dolar düşer mi?
      Nasıl bir mantık var henüz çözemedim.
      “ülke müthiş. dolar 1.32’den 4.55’e gelmiş. bütün komşularımızla kavga etmişiz yetmemiş, uzak ülkelerle bile kavga etmişiz. biz de bu güç var. iyi olmuş keferelere. kafamızı bozarlarsa ordaki vatandaşlarımızın da sınırdışı edilmesine vesile oluruz. Ülke gelişiyor. bak nasıl 6 milyon suriyelinin vatanından olmasına vesile olduk. şimdi 4 milyonu ülkemizde ağırlıyoruz.”
      sen bedavadan akp sayesinde hak etmediğin şekilde yaşıyorsundur. yoksa ekmeğini hakederek kazanmaya çalışan birisinin bunları söylemesi mümkün değil. çünkü işyeri sahibi ve kamudan tatlı ihaleler almıyorsa, bir kamu kurumunda hak etmeden çalışmıyorsa, normal emeği, bilgisi, çalışması ile geçiniyorsa bir insanın bunları söylemesi mümkün değil.
      Mümkün değil çünkü normal insanların maaşı eriyor. evini daha zor geçindiriyor. normal işyeri sahipleri iflasla işlerini yürütme arasındaki ince çizgide gidiyorlar. heran batabilir. normal iş yapıp da (devletten tatlı ihaleler almayan) insanların çoğu ödeme sıkıntısı çekiyor.
      sizin gibilerin de hakkı ile yaşamaya çalışan insanlar umurunda değil. Yazın heryere! “EKONOMİ TIKIRINDA!”

  12. Telaş
    Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçileceğine dair tahminde bulunmakta bir zorluk yoktur. Muharrem İnce, Selahaddin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu ve Meral Akşener’in birinci turda cumhurbaşkanı seçilmeleri imkansızdır. İkinci tura kalınca da onların içinde Muharrem İnce’nin şansı olabilir. Halk onu tanımıyor. Ezbere oy kullanmaz. Tek aday var. İstese de istemese de Erdoğan. Benim samimi görüşüm budur, bugün siviller arasında Erdoğan’dan başka cumhurbaşkanı olabilecek kimse yoktur.
    AK Parti’nin seçimde ikinci parti bile çıkamayacağı görüşündeyim. AK Parti baraj nedeniyle emanet oylar alıyordu. Baraj fiilen kalktığına göre;
    a) Saadet Partisi %20’lerin üstündeki oyları geri alabilir.
    b) Gülencilerin en az %5 oyu var. Mağdur edildiklerinden dolayı bunların oyu yükselebilir. Bunlar AK Parti’ye oy vermeyecektir.
    c) MHP’nin baskısı ile HDP’li olmayan AK Parti’ye oy kullanan Müslüman Kürtler de eski oylarını kullanmayabilir çünkü sorun MHP yüzünden PKK değil de Kürt karşıtlığı şeklinde ortaya çıkmıştır.
    d) AK Parti’den Akevler kadrosu ayıklanmıştır. Onlar sabretseler bile onların taraftarları da AK Parti için oy kullanmayacaktır. Örnek ben Erdoğan’a oyumu vereceğim ama parti olarak Saadet’e verebilirim.
    Seçim arifesinde AK Parti’nin İngiltere’ye gitmesi onun puanını düşürmüştür. AK Parti kazanmak istiyorsa Adil Düzen’e sahip çıkmalı, Akevler’in kapısını çalmalı idi. Asıl ondan sonra ne olacaktır:
    a) OHAL kaldırılırsa,
    b) Cumhurbaşkanı parti başkanlığından vaz geçerse,
    c) Adil Düzen’i benimser ve ona göre başkanlık yaparsa,
    d) Kabinesini Akevler kabinesinden oluşturursa
    Erdoğan’ın başarı şansı çok yüksek olacaktır. Bunlar yapılmazsa ne olacağını ben söylemeyeyim.

    • izzet! uzun yorumları okumak sana bol geliyorsa senin için kısa yorumlarımız da sitemizde mevcut. onları okuyabilirsin. fakat uzun yorumları engelleme çabayın ideolojik olarak sansürcü bir ideolojiye sahip olmanla alakası var mı? yoksa kişilik olarak düşünceyi pek sevmiyor musun? uzun yorum seni niye rahatsız ediyor anlamadım.

      • because biz bu siteye sayın korunun yorumunu okumak için giriyoruz yorumcuların yorumlarını okumak için değil örnek:misafirliğe gittiğin bir evde kanepeye uzanmak gibi bir şey burada asıl figür biz değiliz sayın koru;biz misafiriz ve fazladan bize verilen bir imkanı kullanıyoruz mesela gazete de bir köşe yazarı okuduğunda böyle bir imkanın var mıydı ama bu sitede var bunun da cılkını çıkarmamak lazım ölçülü olmak lazım anlayışlı olmak lazım İYİ olmak lazım İYİ günler

        • izzet bey, o zaman diğerlerini okumazsın. diğerlerini okumaya sizi zorlayan yok. niye başkalarını yasaklamaya kalkışıyorsunuz. bunun bir mantığı var mı?
          burda kanepe falan yok. burda insanların yorum yazma hakları var ve ben pekçok yorumu da okuyorum.
          bu siteye gelmemin en önemli nedeni de okur yorumları. bu durum pekçok kişi için de böyle. yani fehmi beyin sitesinin bu kadar talep görmesinin bir nedeni de okurlarına yorum yazma hakkı tanımasıdır.
          olması gereken ölçü zaten burda var. yani suç teşkil etmemesi, hakaret içermemesi vs. türü ölçüler.
          bir önemli ölçü daha var ki sizin talebiniz ile çelişiyor. o da insanların düşüncelerini ifade edebilmesi. kelime sınırı getirdiğinizde insanlara düşüncelerini ifade etme sınırı da getirirsiniz.
          Diyelim ki burda bir kanepe var ve dışardan gelen bizler kanepeye uzandık. bu sizi niye rahatsız ediyor?

          • ayaklarını çek de bizde oturalım derler yahu gerçekten sen bu örnekten sadece bu kadar mı anladın

          • izzet bey, burda çekyat istediğin kadar büyüyebiliyor. senin yorum yazabileceğin kadar daha yer var.
            sen başka ne anlattın bilemem. karar gazetesinin da fehmi beyin de çok okunmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi okur yorumlarıdır.
            eğer cumhuriyet, artigercek, diken gibi siteler de okur yorumlarına açık olsalardı emin olun onlar da en azından buralar kadar takip edilirdi.
            insanlar tekyönlü bilgi akışı da, düşünce akışı da istemiyorlar. kendi düşüncelerini de ifade etmek istiyorlar.
            karar gazetesini eskisi kadar takip etmiyorum çünkü yorumları sınırladılar. çünkü bazı yorumları yayınlamıyorlar. muhtemelen birçok kişi de benzer düşünce ve duygular içindedir.

          • Ben bilmiştim ben söylemiştim deyip
            kerameti kendinden menkul şeyhler misali kazan kurbağası gibi
            tekebbürle şişinmekten başka neyin var ki senin dostum; ideolojin olsun…?

        • orta şekerli vatandaş. sende olmayan önemli birşey var. ideoloji normalde insanları aptallaştırmanın ve ahlaksızlaştırmanın yöntemidir ama senin için ideolojiye bile gerek kalmamış anlaşılan. sadece hakaret edebiliyorsun.

          • orta şekerli vatandaş. ayrıca ben o yazıları senin düzeyine göre yazmamıştım ki… niye okuyup da boşuna gözlerini yordun. yazık olmuş sana.

          • Megalomani sarmış sarmalamış seni dostum…
            Öfkeden kıpkırmızı olmuş durup durup sarıyorsun.
            Soğuk suyla alınacak bir duş iyi gelir bir süreliğine…

          • Ey orta şekerli vatandaş
            Efendice yaz, aşma haddini
            Varsa bi fikrin, haydi paylaş
            Patinajdasın yorma kendini

  13. Sadece bir örnek vererek yazı içeriğine katkıda bulunayım, Elazığ’da büyük bir aile(eskiden aşiret deniyordu, artık hoşlanmıyorlar bu ifadeden) ki epey sayıda seçmene etkileri var ve 16 senedir ilk defa bu seçimde kararlarını değiştireceklerini öğrendim.

  14. Artık 24 Haziran sonrasına projeksiyon tutmak gerek. Her halükarda seçimin sonuçlarını aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz..öyle yada böyle…

    25 Haziran sabahı yeni bir güne ve yeni bir sisteme uyanıyor olacağız. Cumhur ittifakı da kazanmış olsa, Millet ittifakı da kazanmış olsa, henüz uyum yasaları ve sistemin nasıl işleyeceğiyle alakalı yasal düzenlemeler dahi hazırlanmamışken; yeni sistemin uygulanışını KHK’ler ile düzenleme yetkisini şimdiden TBMM’nin yürütmeye(!) vermiş olması, sistemle ilgili sorunlarımızın katmerlice yaşanacağının emareleri…İçinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasi sorunlarımız da cabası.

    OHAL ve KHK’larla fiili başkanlık sistemini yaşıyor olduğumuz kendinden menkul bu sistemin, seçim sonrası nasıl işleyeceğine dair yasalar da hazırlanmamışken, yaşayacağımız olan bir ”sistemsizlik” değil midir?

    Tam da burada, beklenen ve kamuoyu yoklamalarının gösterdiği şekliyle Cumhurittifakın meclis çoğunluğunu elde edemediği ve Başkanın Erdoğan olduğu bir sonuçla, yasama ve yürütme, yeni sistemi taşıyabilecekler mi?..Belirsizlik…Aslında yürütme açısından çok ta bir belirsizlik değil, çünkü; Erdoğan, İngiltere’de iken verdiği mülakatta ”…A, B ve C planlarımız var…” dememiş miydi? Bu planların, neler olduğunu seçmen nereden bilsin..Bu da bir belirsizlik.

    İngiltere ziyareti gizemini koruyor. Anladığım; İngiltere’nin de ”Erdoğan’lı” bir sonuç muradı var ama meclis çoğunluğunu elde edememe endişesini onlar da yaşıyor olacaklar ki, böyle bir sonuca karşı ”A, B ve C planlarımız var” cevaplı bir soru sorma ihtiyacını duydular.

    Kudüs’ün başkent ilanına, meydanlarda-ekranlarda nutuk atma haricinde İsrail’le bir yaptırım paketi ortaya konulamayışı, İsrail’in seçim sonuçlarını etkileyebilecek girişimlerine bir ”dur” payı gibi…

    Millet ittifakının Cumhurbaşkan çıkarması bana göre imkansız gibi ama meclis çoğunluğunu elde emesi fifti fitiye olacak gibi. Bu sonuç bize A, B ve C planlarını dayatıyor..bir değil, bir kaç plan?

    Seçimin galibinin Millet ittifakının olduğunu düşünelim: parlamenter sisteme geri dönüş için referandum yapmamız gerekecek. (seçimden ne farkı var?)

    Yanılıyor olabilirim, lakin her halükarda, 2011 Genel seçimi, 30 Mart 2014 Yerel Seçimi, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 Seçimleri, 16 Nisan 2016 Referandum ve 24 Haziran Genel seçiminden sonra kısa aralıklarla yapılan seçim serüvenimize devam edeceğiz gibi…

    2011 ile 2018 yılları arasına tamı tamına 7 seçim yapmış olacağız..yaklaşık yılda bir seçim. Neden?

    • Seçim sonrası için endişelenmeyin Hasan Bey …
      Cumhur ittifakı kazanırsa zaten herşey yolunda gidiyor olacak…
      Abidik Gubidik İttifakı kazanırsa yine bir sorun çıkmaz bence.
      Çünki derhal IMF çağırılıp daha ilk günden; derviş örneğinde olduğu gibi bir sömürge valisi ataması istenir, ayrıca amerika israil ve almanyadan çağırılacak yıkım ekipleri; tüm altyapı yatırımlarını yıkıp yok etme işlerini (bu arada hazinedeki milyar dolarları) bizim seçilmişlerle elbirliği içinde yürütürler ikibinli yılların öncesinde olduğu gibi…
      Bir kısım işleri de; hapisten çıkarılıp amerikanın ellerine vereceği F-35 ler le halkın yoğun olduğu köprü ve meydanları bombalayarak, F-16 larla başaramadıklarını tamamlayacak olan fetullacı terör örgütü pilotları; suriye ve ırakta yuvalanmış kardeş pkk terör örgütleriyle ortaklaşa hallederler.
      Faili meçhullerin katilleri de beyaz toroslarına binmiş ufacık bir sinyal bekliyorlar inlerinde zaten…

      Bize de eski Türkiye’nin zevk ve sefasını sürmek kalır Hasan bey…
      Taş atıp yorulmuş olmayacağız ki…

      Endişeye gerek yok miirim… Endişeye gerek yok…

      Herşey planlanmış… Yıkım ekibi hazır… Herkes görevini biliyor…

  15. Adamlar mitingleri bile iptal etmişler…
    “Sesi kısılmış” zavallıların…
    Fareler kemirmiştir diyeceem de; onlar “Erdoğan miting yapmamızı engelledi” diye yalan söylemeyi tercih ederler.
    Çünki daha ilk günden yalan iddialarla indiler meydanlara…

  16. Reis Sarajevo da Bosna da Meeting yapiyor türkiye’deki seker fabrikalarini satiyor oradaki Sirplara Belgrada Kader Autobahn yapacak zaten onun için de izin verdiler bir de Izetbegovicin oglunu zor duruma düsürecek önümüzdeki secimlerde,cünkü Bosna halki EU girmek istiyor

  17. RTE eski RTE, AKP eski AKP değil artık.
    15 yıllık süreçte birlikte yola çıktıklarını yollarda terkederek bir menfaat ve çıkar grubu haline dönüşmüş durumdalar.
    Sanırım Hz. Ali nin sözüdür: Yükselirken dalları kırarak yükselenler inerken tutunacak dal bulamazlar.
    AKP deki telaş, tutunacak dalları kalmayışından kaynaklanıyor bence.
    Ayrıca bugün dolar yeni rekorlara doğru koşmaya devam etti.
    AKP yi en çok etkileyecek şey budur.
    Seçimi erkene çekmeleri de işe yaramayacak gibi görünüyor.
    Ertelenen petrol zamları seçimden sonra iktidara kim gelirse gelsin başına iş çıkaracak.
    Mahfi Eğilmez in bir yazısının linkini atmıştım.
    Okuyan oldumu bilmiyorum. Okumadıysanız okuyun derim.
    http://www.mahfiegilmez.com/2018/05/bu-kez-gecmisi-de-sattk.html
    AKP mali bakımdan çok kötü bir duruma getirdi ülkeyi.
    Hem geçmişimizi(özelleştirmelerle) hem de geleceğimizi(iç ve dış borçlarla) sattılar.
    Ceremesini hepimiz çekeceğiz.

  18. Bence yazarların çogu realiteyi değilde dileklerini satırlara döküyorlar..sizde yaklaşık 6 aydır ak parti ve cumhur ittifakının karşısındaki pozisyonunuzu meşru göstermek adına bazen SN.GÜL üzerinden bazen erdoğan karşıtlığı bazen SP güzellemesi şeklinde sunuyorsunuz.
    Aynı bir zamanlar FETÖ cülerin karşısında değiliz ama yanındada olamayız davranışıyle benzer buldum.
    Kaderimizde ne varsa elbet onu görüp yaşayacagız siz TELAŞ etmeyin sayın KORU…Bak REİS telaşlı degil..
    Çünkü bizler bir kişi ve camia değil TÜRKİYENİN kazanmasını istiyoruz .

    • türkiye müthiş kazanıyor. Sayenizde.
      dolar 4.55. ülkenin ne kadar kazandığının farkındasın değil mi? normalde doların değeri, diğer para birimlerinin dolara karşı değer kaybına göre. 2.55 civarı olması gerekiyor.
      Ancak üretimi bitirdiğiniz için, ülkeyi borç batağına soktuğunuz için, turizmi bitirdiğiniz için, imam hatip sayısını artırıp, temel bilimleri öğretmek yerine yandaş yetiştirmeye çalıştığınız için, bütün komşularla ve uzak ülkelerle kavga etmeyi başardığınız için, ülkenin yarısına düşman olduğunuz ve yarısını kendinize düşman ettiğiniz için, demokrasiyi, insan haklarını, düşünce özgürlüğünü, hukuku öldürmekle yetinmeyip, yasa devleti kavramını bile öldürdüğünüz için, zülmettiğiniz için, khklarla ülke yönettiğiniz için, bağnazlığınız ve cahilliğiniz nedeniyle ekonomi yönetiminden de anlamadığınız için, ekonomideki en temel bilgi olan faiz ile enflasyon ilişkisini terse çevirmeyi başardığınız için, ülkeyi saman ithal eder duruma getirdiğiniz için, basını susturduğunuz için, 2.55 tl olması gereken dolar 4.55 tl. daha da kaç lira olacağını normal hiçkimse bilmiyor.
      Muhtemelen bunun ülkenin ne kadar “yararına” olduğunu sana basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım. diğer yandaşlar da okusunlar. belki anlayabilirler. aslında çok açık ama…
      Normalde, belli bir miktar para ile yurdışından alabileceğimiz malların yarısını alabilmemiz. ya da tersinden söyleyecek olursak, eskiden aldığımız malları almak için 2 kat para ödememiz demek.
      Olayın bir başka tarafı ise, yurtdışına sattığımız mal aynı olursa, önceki aldığımız parasın (ülke olarak. tek tek firmanın durumuna bakarsan yanılırsın) yarısını almamız ya da eskiden aldığımız parayı alabilmek için eskiden sattığımız ürünün iki katı kadar ürün satmamız demektir.
      Ülkeyi beka sorunu olan ülke haline getirmişiniz. Artık iktidara kim gelirse gelsin çıkacak olan krizden daha önemlisi ülkeyi tükettiniz. bitirdiniz.
      Kriz ile bu durum arasındaki ayrımı yukarda kurun geldiği noktanın ülkeye “yararı”nı incelersen daha iyi anlarsın. Kriz çok çok kötü değildir. ama ülkenin bitişi çok çok kötüdür. Ayrıca kriz de gelecektir.
      Aradaki ayrımı şu şekilde anlatayım. damarlarından birisi tıkanmış. bu bir kriz durumudur ve hastaneye yetiştirilirsin anjiyo yaparlar. sonra normal yaşamına devam edersin.
      şu anki durum ise: ölümcül hastalığa yakalanmış ve günbegün halsiz düşen bir hasta. kriz görünmüyor. ama gittikce güçsüzleşiyor ve ölüm gelecek. tabii son demlere doğru kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği vb. krizler de olacaktır. ama ilk durumdaki gibi değildir hastanın durumu. Ülkenin durumu şu an ikinci vakadaki gibi.
      ancak tekrar ediyorum. ayrıca kriz de gelecek. Ülkeye ne kadar “yararlı” iş yaptığınızı anlamışınızdır umarım. Bundan sonra çekeceğimiz acıların da vebalini taşıyacaksınız. olay basit bir ülkeyi kimin yöneteceği olayı değil.

      • Hamza Akyol bu adam bu kadar lafı hakedecek ne yazmış. Senin verdiğin tepkiyle alakası yok. Olabilir yani hükümeti yada cumhurbaşkanını desteklediğini sezdigin yorumculara resmen saldiriyorsun. “Siz yaptınız, siz trolsunuz da da da “ne yani butun yanlışliklari bu insanlarmi yapti .senin desteklemedigini destekliyor diye böyle yorum yapanlara saldiramazsin. Bu çok itici ve yanlış bir tartışma biçimi.Artık sadece öfke kusmak için siteye yazıyorsun. Anladık fikrine aşıksın ama kimseye gereksiz ofkelenmemelisin. Yoksa yazdıklarının inandiriciligi kalmıyor. “Siz yaptınız” değil “onlar yaptılar “doğru olan dil.

        • ayteacher! benim söylediklerim inançla ilgili şeyler değil. bu nedenle inanıp inanmama gibi bir durum yok. Eğer yazdıklarımı inanıp inanmama noktasında değerlendiriyorsanız (yazından anladığım öyle) bence boşuna gözlerinizi yormayın.
          Evet dilim bazen sivri olabiliyor ama saldırmak diye birşey yok. eğer yazımı anlarsanız, orda saldırı değil, düşünce görürsünüz.
          Evet sayın ahmet yıldırım yapmadı bunları. akpde yönetici olmayan hiçkimse de yapmadı (denilebilir). ama arkadaş bir insanın her yaptığı nasıl doğru olabilir. Peygamberlerin bile hata yaptığı bir dünyada, bu tahammül edilecek bir durum değil. ahlak açısından değil, insan beyninin kullanımının inkarı anlamında değil. Üstelik de bu yapılanların birçcoğu birbirinin zıddı ise. hepsi birbiri ile alakasız ya da tutarlı olsa ona da amenna diyeceğim ama böyle bir durum da yok. reisinize peygamberlerden fazla iman ediyorsunuz. “hiç bir ana ağlamasın” diyor alkış. bunlar pkklı diyor yine alkış. “pkk ile görüşen şerefsizdir” diyor alkış. “görüşme emrini ben verdim” diyor yine alkış.
          Şimdi kelimelerle yazmayın, gerçekten düşünerek yazın, herşeyi alkışlayan, doğrulayan, ve istenilen herşeyi ahlaki, vicdani ve düşünce süzgecinden geçirmeden yerine getiren insanlar yapılan kötülüklerden istisna tutulabilir mi? suriyenin vebali yok mu? hukukun katledilmesinde payları yok mu? zulümlerde payları yok mu?
          Bunu da şununla karıştırmayın. her insan hata yapar ve her insan benim gibi ya da sizin gibi düşünmek zorunda değil. her insanın düşüncesine saygım vardır. reisin birbirinin zıddı olan konuşma ve tavırlarının farklı düşünce, farklı duygu, farklı inançla herhangi bir bağlantısı var mı?
          Sizlerin, sizin gibi düşünmeyenlere pkk yandaşı, fetöcü demeniz gerçeğini es geçiyorum.
          Gerçekten düşünerek, samimi olarak cevap verin.
          Birbirinin zıddı olan şeyler nasıl doğru olabilir de akpliler her ikisini de alkışlıyor?
          6 sıfır atıldığında 1 dolar: 1.32 tl. idi. şimdi 4.60. sene sonuna kaç lira olacağı belli değil. bu duruma ekonomi tıkırında denilmesini nasıl açıklıyorsunuz? farklı düşünmek mi? farklı inanç mı? sadece farklı duygu olabilir. burda düşünce de inanç da yok çünkü.
          Reisin her yaptığını büyük bir alkış veren insanların yapılan kötülüklerde, zulümde payı yok mu? böyle mi düşünüyorsunuz?
          Ben hiçbir zaman ülkeyi kimin soyacağı ile ilgilenmedim. hükümette kimin olduğu umurumda olmadı. son 4 senedir oy kullanıyorum. ondan önce 1 sefer daha oy kullandım o da 12 eylülden sonra idi. Şimdi oy kullanıyorum çünkü ülkeyi kimin soyduğu yine çok önemli değil ama kimin ülkenin başında olmaması gerektiği çok çok çok önemli artık.

          2007 yılına kadar akpnin yaptıklarını ben de destekledim çünkü desteği hakeden şeyler yapıyorlardı (hiç oy kullanmadım dediğim gibi.ama destekledim) . fakat şimdi artık ülkenin beka sorunu var. kullanılacak oylar artık benim evime ekmek götürüp götüremememi, çocuklarımın iyi eğitim alıp alamamasını vb. belirleyecek. kullanılacak oylar bu ülkede insanca yaşayıp yaşayamayacağımızı belirleyecek.
          Durum buyken, kör gözüne parmağım misali, açık olan şeyler bile inkar edilince ister istemez dilim biraz sivri oluyor. Sivri oluyor çünkü bizim yaşantımızı doğrudan etkiliyor.
          nazik olamadığım için kusura bakmayın ama, kendiniz dışındaki herkese düşman olma ve kendi dışınızdaki herkesi kendinize düşman etme konusu hükümetle ve akp kadroları ile birlikte sizin eseriniz.
          Bu ülkeden insanlar kaçıyorlar. yurtdışına gidemeyenler akpnin etkisinin az olduğu yerlere kaçıyorlar. izmir gibi, eskişehir gibi.
          Ülkeyi yaşanmaz yapmak sadece hükümetin değil, yandaşların da katkısı ile ortaya çıkan bir eser.

          • Hiçbir yorumda (çok da yazmam ama )benim gibi dusunmeyenlere siz sunun bunun yandasiniz demedim. Birçok yorumcu da demiyor zaten.egriyse eğri doğruysa doğrudur derim. Her fikri onaylamak zorunda değiliz. Ama farkındaysan sen yine aynı suclamalarda bulunuyorsun. Hatalar hatadir tamam. Sadece kullandigin dil çok kin dolu. Dediğim gibi “siz yaptınız”değil “onlar yapıyor “denmeli. İsteyen kabul eder. İsteyen tamam ben buna rağmen desteklerim diyebilir. Ya da insanlar kötünün içinden iyisini seçmek ister. Sonuçta bu kadar oy veren insanın tümünü yandaslik ya da çıkar sağlamakla suclayamazsin. ,”Hey yandaşlar bakalım bugün ne yazmış “falan gibi meydan okumalar son derece haksız ve yanlış ifadeler. Bu sadece senin değil diğer bazı yorumcular için de geçerli. O yukarı daki yorumda bekir beyin yorumu da (ve diğerleri )sana yada karşıt görüş diğer insanlara en ufak bir hakaret hatta ima içermiyor. En fazla siyasilere eleştiri var. Bütün bu hatalarda sizinde payınız var demek akla mantığa sığmiyor. O zaman yirmisekiz Şubat ve Menderes’in idami ve daha nicelerini yaşatan hükümetlere oy verenleri de böyle çirkin şeylerle itham etmek son derece yanlış olur değil mi? Asla böyle suçlamalarda bulunmam.

    • Sayin koru’ya haksizlik da olmasin ama! Bana sanki iyi niyetli bir ikazda bulunuyor gibi geliyor… Belki istemeden bunu yapiyordur ama yine de sagolsun hani:)

    • Türkiye öyle kazanıyor ki , ne huzur var ne bereket kaldı . Kimsesizin kimsesi olan ! iktidarın kimseleri hep yurtdışı kaynaklı. İçeride mahvedilen hayatlardan kimsenin haberi yok . FETÖ konusunda binlerce insan bedel öderken AKP hiç bir bedel ödemedi. Bunun acısını ekonomik çöküntü içinde toplum da çekecek. Şimdi memleketi bu hale getiren iktidara faturayı ödetme zamanı geldi çattı. Mazlumlar , garibanlar , alt gelir gurubunun ezilenleri , gençler seçimi iple çekiyor. Mutlu azınlık için zor günler veya İngiltereye kaçma zamanı . Ama sonuç ne olursa olsun , ister muhalefet ister iktidar kazansın seçim sonrası ACI REÇETELER tekrar başlıyor haberiniz olsun.

  19. *******

    Yüzde yetmişbirle, yüzde ellisekizin farki,
    Eğitimdir eğitim, yahu ne kadar da bariz!
    Demek yanlışları artık sorgulayanlar var ki
    Durum belli beyim, sebebini düşünün siz!

    Neler gördü millet neler, son yıllarda basında,
    Eğitimli seçmenler var, ne de olsa kültürlü!
    Aynı yaşlı ekip, benciller hâlâ iş-başında,
    Taban eğitimsiz, silkeleyemedi bir türlü!

    Vatandaşı kandırmak kolay tabi hemşerim,
    Bulmuşlar eğitimsiz seçmenleri n’olucak,
    Yedi düvele bedel bir kandırmaca, aferim!
    Rüşvet işi hiç hoş değil, elbette son bulacak!

    *******

    • Yaaa, hepimiz bi doktora yapmis olsaydik nasil da oylar chp ye akardi dii mi? Yahu bi yankesici telefon acti diye butun servetini goturup cop kovalarina atan profesorlerden gecilmiyor piyasada:) sen hala ne egitiminden bahsediyorsun ki?

      • Yankesici telefon açtı, profesör bilmem ne yaptı meselesinden bana ne (aşina değilim kaynak verirsen belki). Sonra ne önemi var, ben buradaki anket sonucuna bakarım. Durum başka nasıl yorumlanacak ki. AKP yandaş marka çok zengin üretti deniyor. Ancak, öyle görünüyor ki eğitim ordusuna katkıda bulunmuşluğu yok. Habire üniversite açmak bu iş için yetmiyor. Grafiğe bak, ben işte o eğitimden bahsediyorum.

  20. Malesef telaş var. insan bir telaş içindedir zaten telaşsız olursa telaş etmeyen yanılır çünkü hiç kimsenin işi garanti deyildir

    Bakin sa yazarda telaş içinde sabahın erkeninde kalkmış bir telaş içinde bir partinin telaşının telâşlanarak yazıp durur gün lerdir bunu daha öncede yapmıştı

    Mesela CHP de bir telaş içinde dün geceden başladı telaş nerdeyse kavga seviyesine millet vekili listeleri açıklanınca habi telaş sorma gitsin belki bir bakmışın Cumhurbaşkanı adayları istifa edebilir Meral hanımın üstüne oynanıyor zaten günlerdir onu yağlayıp yıkayıp telaşla milletin gözüne sokmaya çalışıyorlar telaşla sol ittifakın tek bir adayı kalabilir sol dediğime bakmayın zaten şu an Türkiyede sa sol muhazafakar milliyetçi falan kalmadı da kimin ne olduğunu şuan çözmek için elinde mercekle gezmek gerek dünün ezeli düşmanları bugünün koltuk kapma veya koltuktan indirme telaşında olduklarından dava dedikleri ne varsa yerle bir ettiler

    Muharrem incenin hali nolur acep inceden inceden ona kıymaya başladılar sanki. mitinglerini iptal etmişler

    Birde SP yi anliyamiyorum dün akşam CHP nin milletvekili listesine baktımda SP ye istanbuldan 1 kontenjan vermişler ha 1 vekil icinmiydi Rahmetli Erbakan ı satmak dava demiyorum çünkü benim anladığım davayı onlar veya bir başkası temsil edecek seviyede deyiller
    Vel hasıl dün gece 4 lümü 5 limi ittifak bilmem ama onların oyunundan bir sahneyi özür fragmanı izledik bakalım bugün nolur o filimden belki bir sahnedaha korlar ortaya

    Hadi bakalım Allah hayreyleye

  21. Evet arkadaşlar , en güzel ortaların seçime yakın zamanlarda geleceğini düşünürken Fehmi Bey’den mükemmel bir orta geldi yine. Artık bugün asist yapan yapana olacak gibi görünüyor. hem defansta hem de forvet mevkiinde çok iyi oynayan H.Gayret bugün çok yorulacak gibi bir hava var. Ama kendisi konusunda çok mahir.Çok iyi bilek hareketleriyle yine mücadelesini sürdüreceğe benziyor. Yoruma başlayalım maddeler halinde :
    AKP yi bekleyen tehlikeler artık açık seçik ortada :
    1- Hayat pahalılığı had safhada . Fehmi beyin belirttiği rapordaki alt ve orta gelir grup kemik seçmen isyan edip kararını değiştirebilir.
    Örneğin geçen ay 5,5 TL ye aldığım sürekli kullanılması gereken bir ilacı bu sabah 6,5TL ye aldım. %18 zam gelmiş. Her şey ateş pahası .Ramazan’da pazar bile acayip pahalı durumda.
    2- FETÖ mağduriyetleri , bunların çoğu eskiden AKP ye oy veren seçmen grubuydu. Mağdur olanları ve yakınlarını AKP’den çok uzaklaştırdı ve onlar için SP gibi İYİ Parti gibi CHP’den daha makul alternatifleri var artık.Bu mağdurlar ve ailelerinin ekserisi AK Parti seçmeniydi. Şimdi İktidarın bu uygulamalardan dolayı çok öfkeliler. Faturayı Ak Partiye kesecekler.Ak Parti’nin FETÖ işinden kendini sıyırıp / aklayıp (NE istedilerse verdikleri halde ) kendilerinin günah keçisi ilan edildiğini belirten ” Tabanı İbadet ” denen kesim 24 Haziranın bir an önce gelmesini bekliyorlar bence .
    3- MHP seçmeninin zaten oylarının en az yarısı İYİ partiye kaymış durumda ve kalanların da MHP ye oy verip RTE ‘ye oy vermeyeceği bir seçim yaşanacağını tahmin ediyorum.
    4- AKP den bezen ve MHP ye geçen bir AKP’li seçmen kitlesi de var ki parlamento da İYİ partiden dolayı eriyen MHP oylarının bir bölümünün AKP den geri gelebileceğini tahmin ediyorum ama Devlet Bahçelinin yerini korumasına yetecek oranda mıdır ? Seçimde göreceğiz.
    5- Muhalefet ne verirse yumurta kapıya dayanınca aynısı veren bir hükümet artık inandırıcı değil. Bu iş Demirel’in kim ne verirse 5 fazlasını verdiği seçim kampanyalarına benzemeye başladı. Popülizmin iktidarda daha görülmedik şekilde had safhaya ulaşmış olması değerli yazarımızın değindiği TELAŞ’ın had safhaya / iflah olmaz bir seviyeye çıktığını gösteriyor.
    6- 1.600.000 gencimiz oy kullanacak ve bunların sorunlarına en çok bir öğretmen olan Muharem İnce değiniyor.Sınavların ücretsiz olacağı , karşılıksız burs vermeler vs. Gençleri cezbedebilir.
    7- En güçlü zamanında Sn.Cumhurbaşkanı’nın %52 ile seçildiği düşünüldüğünde ilk turda bu işin bitmeyeceği , 2.tura kalacağı çok açık. 2.Turda bakalım ne olur ? Eğer 2.tura Muharrem İnce değil Akşener kalırsa AKP adayı için zor bir seçim olur , ama İnce kalırsa 2.tura AKP rahatlayacaktır.
    8- Parlamentoda muhalefetin çoğunlukta olduğu ancak başkanın AKP den olduğu bir seçim sonucuyla karşılaşabiliriz.
    Saygılarımla;

    • Tespitlerinizi gayet başarılı bulduğumu belirteyim öncelikle.Bir de ilave yapayım:Özellikle Suriyeliler konusunda da toplumda büyük bir hoşnutsuzluk hakim.İşsizliği,ev ve iş yeri kiralarını artırmaları,yavaş yavaş suça bulaşıyor olmaları gibi etkenler Ak Parti oylarını düşürecek bence.

    • Istanbulda belli bir pahalilik hep vardir, sezonluk dalgalanmalar da olur. Ama pahali ilac olayini bi gec, ayni ilacin disarda 10 katina satildigina eminim. Oyle sigorta oder diye bisey de yok, eczanede takir takir son kurusuna kadar odersin! Turkiye saglik guvencesi acisindan cennet gibi. Inanmayanlar bilenlerden sorsun avrupada nasilmis diye…

      • Ben 1 ayda %18 zam gelmiş diyorum , sen dışarıdaki ilaç fiyatından bahsediyorsun.Dışarıda ilaç fiyatı pahalı ama gelirleri de yıllık 25 bin dolar , 40 bin dolar olan ülkeler. Neden her şeye maydanoz olup illa bir yorum yapma ihtiyacı hisediyorsun. Senin maaşlı görevin mi var yoksa ? Biz , Fehmi bey gibi bedavaya yazıyoruz . Bildiklerimizi paylaşalım diye.Sen ne yapıyorsun?

  22. Bu tip yorumları başka bazı yazarlarda da görmekteyim: Akp de telaş ve panik var. Ben buna katılmıyorum. Bence Akp de panik yok tersine usuletle ve suhuletle yürütülen ve kendinden emin bir süreç var çünkü lider ve parti olarak hep gönüllerde yatan başkanlık sistemi 2019 u bile beklemeye gerek kalmadan artık uygulanma aşamasında. Dolayısıyla böyle bir durumda olsa olsa TATLI TELAŞ olur. Aynı birbirini seven iki kişinin düğün safhasına geldiklerinde yaşadıkları ve ailelerini de etkileyen tatlı telaş gibi. Ya da bitme aşamasına gelen bir hizmetin, bir tesisin, bir yatırımın açılışına, devreye alınmasına yakın yaşanan heyecan dolu günlerdeki tatlı telaş gibi. Bu tatlı telaş hazırlık aşamasının sonuna ve yeni bir dönemin başlamasına gelindiğinde duyulan heyecan ve mutluluktan kaynaklanır. He rşeyin çok iyi olması istendiğinden yanlış yapılmaktan korkulur ama genellikle bu olmaz, belki ufak tefek sorunlar yaşanır ama bu da işin tuzu biberidir. Dolayısı ile şu anda herkes son bir ayın geçmesini ve özlenen kavuşmanın gerçekleşmesini bekliyor. Tatlı telaşlar o süreçteki olayların beynimize iyice kazınmasını ve o günlerin daima hatırlanmasını sağlarlar. Ömür boyu unutulmazlar.

    • Merhaba Necip Bey,
      aşağıdakilerden hangisi sizin telaşınızı tatlandırır ?
      a)kurun yükselmesi
      b)sen şucusun /bucusun denerek miras hakkı olan mallara el konması
      c)Tabandaki ibadet ehlinin çoluk çocuk demeden içeride olması
      d)şeker fabrikalarının satılması
      e)medyanın belirgin ve bariz tek taraflı yayın politikası
      f)şeker fabrikalarının satılması
      g)Adalet deyince adalet sarayları eğitim deyince de tabletin akla gelmesi
      ğ)demokrasi mitingleri düzenleyip meclisin fesh edilmesi ile OHAL yönetimi

      bunları uzatmak mümkün ama bundan sonrası sert gelmesin diye ben Ğ de bırakıyorum

      • Önder bey merhaba. Yazdığınız ve yazacağınız argümanların hepsine kendi bilgi ve düşünceme göre bir cevabım var ancak biliyorum ki bu tür meselelerde konuşarak veya yazarak karşıdaki insanı ikna etmek söz konusu değil. İnsanoğlu kendi düşünce ve davranışını ancak kendinden kaynaklanacak bir etki ile değiştiriyor, bu olmadığı takdirde gerçekleri görse bile fikrini kolay kolay değiştirmiyor. Buradaki yorumlarımı sadece kendi fikrimi belirtmek ve duyurmak amacıyla yazıyorum, ikna etmek amacıyla değil. Bu yüzden madde madde cevap vermeyeceğim. Sadece uygulamasına başlanacak olan başkanlık sisteminin, sebebi kim ve ne olursa olsun ülkemizin meselelerinin daha hızlı ve daha köklü olarak çözülmesine faydalı olacağını düşünüyorum. Bu sistemi düzenleyenlerin, devreye alınırken de yetkili olması gerekiyor. Ben emekli mühendisim ve birçok fabrikanın kurulmasında ve devreye alınmasında görev aldım. Bir tesisin, bir sistemin ilk planlamasında, kurulmasında ve en sonunda da devreye alınmasında her zaman aynı ekip işbaşında olmalıdır. Çünkü düzgün çalışmasını ve çıkabilecek aksaklıkların çözümünü en iyi bu ekip sağlayabilir. Düzen kurulup sistem çıkabilecek sorunları giderilip rutin çalışmaya geçtiğinde artık başka ekipler de bu sistemi çalıştırmaya devam edebilir. Kurulup devreye alma aşamasına gelmiş bir tesisi yıkmak veya eskiye döndürmeye çalışmak da hiçbir açıdan makul ve mantıklı değildir. Kısacası tatlı telaş sistemin devreye alınma anındaki heyecanla ilgilidir. Yeni sistemin neden gerektiği ile ilgili tartışmaların da artık bitmiş ve geride kalmış olması gerekir. Çünkü artık gereksiz bir yıkım ile ortaya çıkacak zaman maliyet ve benzeri kayıpları kimse karşılamak istemez.

      • Istedigin kadar uzatabilirsin: kanal istanbulun temeli atilacak, 3. Havaalani 29 ekimde acilacak, camlica camisi kadir gecesinde aciliyor, sonra canakkale koprusu geliyor, fetonun kokunu kurutucaaz… Bizde tatli telas coook:)

    • Necip bey, ben de reisin peşinden koşan, can-ı gönülden kayıtsız şartsız destekleyen biriyim. Ama bu başkanlık sistemi Türkiye için felaket olacak (inşallah yanılırım). Dünyanın hiçbir yerinde bu denli büyük ve denetimsiz yetkilerle donatılan bir başkan öngören sistem yok. Yani bu sistem ilk önce reise haksızlık. Yazık ki o güzel insanı böyle zehirli bir çarkın içine atıyoruz. Bu sistem içinde kim gelirse gelsin, bu reis de olsa, o gücün altında ezilmeye mahkum. Belki de bu gücü yanlış kullanacak ya da kullandıracaklar. Hele de bir zorba, yetkin ama zalim, akıllı ama inançsız biri gelirse başa, bu sistem sonu olur anadolu insanının. Ve eski sisteme, parlamenter sisteme dönmek için nelerini feda eder halk hayal bile edemiyorum. Çok büyük bedeller ödenir. Bu sistemin iyilikler, güzellikler, hız, daha güçlü Türkiye getireceği vaadlerine nasıl kandı halk anlayamıyorum.

      • Sayın Banderas başkanlık sisteminin birçok olumlu tarafı var. Bir kere söylendiği ve korkulduğu gibi denetimsiz değil, tersine bizim yaşadığımız parlamenter sistemde denetim ve güçler ayrılığı yoktu. Mecliste güçlü olan partinin hükümeti hem yasamayı hem yürütmeyi tek elden idare ediyordu. Bakın meclisin gücü bitti, milletveklliğinin önemi kalmadı diyenler, şimdi mecliste çoğunluğu almak için nasıl uğraşıyorlar. Eğer hakikaten meclisin önemi kalmamış olsaydı uğraşırlarmıydı. Bakın kutuplaşma neredeyse kalmadı. İttifaklar vesilesiyle olan kutuplaşma değil belli bir amaçta ortaklaşanların birlikteliğidir. Çoğunluğu alması gereken bir siyasetçi kutuplaşmayı değil herkese hitap etmeyi önceleyecektir. Madem Erdoğanı destekliyorsunuz, halkı kandırılan bir kalabalık olarak nitelememeniz gerekir bence. Şunu da belirteyim ki başkanlık sistemi Erdoğanın isteğiydi ama devletin çıkarlarına da uyduğu için sistem buna dönüştü merak etmeyin olumsuz yanları için tedbirlerde eksik varsa tamamlanır, kötüye kullanım olursa gereğince engellenir. Ama artık önümüze bakıp bu sistemin düzgün olarak kurulup işlemesine odaklanmalıyız.

  23. Büyük bir ihtimalle ilk yorum benim yorum olabilir, onun için yoruma Hava raporu ile başlamak istiyirum.Bilindiğı gibi dün akşam Ankaraya dolu yağmış bayağı evleri falan su basmış komşular bana vidiyo gönderdiler felaket Allah kolaylık versin.
    Bu günde bu site bulutlu tedbirli olmak gerek çünkü trol yağma ihtimalı yüzde yüz. Neyise benim iftar saatım yaklaştı onun için sadece hava raporunu yazdım.
    Yorumuda Sahurdan sonra yazarım.
    Editöre kolay gelsin bugün epeyce yorulacağa benziyor.

    • nurdan hanım, sele kapılanlar ve evlerini su basanlar milli ve yerli olmayanlar. milli ve yerli olanlar, melih gökcek ve sayın başbakan ile birlikte camdan bakıp hep birlikte, “yağmur yağıyor, seller akıyor….” şarkısını söylüyor olsalar gerek. izmirdeki selde başbakanın performansı hepimizi hayran bırakmıştı. gerçi hemen akabinde ankara ve istanbuldaki sellerde performansını izleme şansı bulamamıştık ama biz yine de sel geldiğinde başbakanın performansını hatırlamıştık. şimdi ankaradaki selde olduğu gibi… Altyapı konusunda olmasa da şarkılar konusunda müthiş yetenekli yöneticilerimiz var.
      Allahtan talebim, yandaşlara bu yetenekli yöneticileri, başlarında reisleri ile birlikte, bize de bunlar gibi milli ve yerli olmayan yöneticileri nasip etsin.

      • Belediyecilik ve betonlasma ankara ve istanbul icin bir realitedir. Sonuclarini biz de goruyoruz tabi… Ozellikle dinlence ve eglence mekanlarinin duzenlenmesi konusunda insan unsurunun oncelikli olarak gozetilmedigi de bi baska husus… Yalniz butun bunlar yasanirken gecekondulasma gibi bir sorun da ortadan kalkmistir. Rayli sistem yatirimlari artmistir. Avrupa sehirlerinin hava kirliliginden kirildigi bi donemde turk belediyeciligini de kucumsemeyelim yani…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here