Operasyon sırası siyasetçilere geldiyse.. Sizce o kargaşa nerede kesilir?

18
İşadamları... Gazeteciler... Bürokratlar... Yargı mensupları...

Bugün okuyacağınız gazetelerde en çok yorumlananın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın Suriye ve Irak’taki ABD’nin hoşa gitmeyen ittifaklarını eleştirirken kullandığı ”Bir gece ansızın gelebiliriz” sözü olduğunu fark edeceksiniz… Ağızlara pelesenk ünlü bir şarkıdan alınma sözler sayesinde, Ümit Yaşar Oğuzcan (güfte), Rüştü Şardağ (beste) hatırlandı, şarkının makamı (rast) bile anıldı.

Sözler yorumlanmayı hak ediyor gerçekten.

Ancak ben yine de dünün bir başka olayına takılıp kalmış durumdayım.

”Operasyon sırası siyasetçilere geldi’‘ öngörüsünde bulunan Sözcü‘den Saygı Öztürk‘ün yazısına

İddia ciddi

Yazının girişine birlikte bir göz atalım:

”Fethullahçılara dönük operasyonlar, görevden almalar hızlanınca, sıranın siyasetçilere geldiği de sıkça konuşulur oldu. Önümüzdeki ayın ilk günlerinde bazı siyasetçilerin gözaltına alınacağı belirtiliyor, isim isim sıralanıyor.”

Darbeleri Araştırma Komisyonu raporu da bu sebeple geciktiriliyormuş…

İlginç bir duyum ve değerlendirme…

Saygı Öztürk isim vermiyor, ama bir ‘kadın politikacı‘ ile Pensilvanya’da çekilmiş fotoğraflarda yer alan siyasetçilerden söz ediyor. Bir andığı da, polis atamaları, terfi ve tayinlerinde referans olanlar; herbirinin kaydı Emniyet’te tutulurmuş ve FETÖ’den ihraç edilen polislere referans olmuş politikacılar da topun ağzındaymış…

Tabii varlıkları inkâr edilmesine rağmen.. varsa.. ByLock kullanan.. BankAsya‘da hesap açtırmış.. artık FETÖ diye anılan örgütün çeşitli uzantılarına bulunduğu konumu kullanarak maddi katkılarda bulunan.. partili kişiler de..

İktidar partisine yakın bilinen medyamızdan bazı isimler, daha şimdiden, literatüre katkıda bulunmaya başladı.

İhbar furyası açılırsa…

Yine dün iktidarı destekleyen bir gazetede çıkan şu satırları da okuyalım:

”Siz suçsuz zannettikleriniz için yalvarıyorsunuz, peki aramızda dolaşan hainler, katiller, ajanlar ya da onları koruyanlar, kaçıranlar için de yalvaracak mısınız? (..) Ben, ‘Kur’an-ı Kerim’e el basıp yemin eden’, hacısını, hocasını şahid gösteren kripto adam (FETÖ’cü) biliyorum. İşin kötü yanı bu türden hala aramızda dolaşan bir sürü hain var. (..) Devletin en tepe makamlarında bulunan birileri, kendi ailesi içinde bile FETÖ ile ilişkili birileri varken, bu çevre hakkında bilgi vermemesi, ihbarda bulunmaması, onlara karşı elle tutulur bir açıklaması olmaması onun bu konuda ne kadar âdil ve sağlıklı bir fikir sahibi olduğu noktasında bir kanaatin oluşmasına sebep olmaz mı?”

Önemli sorular bunlar.. Kutu bir kez açıldı mı, pek çok şaşkınlıkların dışa vurması kaçınılmaz.

Hele herkesin yakınlarını bile ‘ihbar‘ etmesi beklenen bir ortamda…

Politika rekabetin en yüksek olduğu bir uğraş alanıdır. Her partinin, her bakan ve milletvekilinin, her teşkilat görevlisinin birden fazla rakibi vardır ve bunların görevdekiler hakkında olur olmaz iddialarda bulunmaları kimse için şaşırtıcı olmaz.

Siyasetçinin yakın ilgi göstermek zorunda olduğunu düşüneceği türden bir toplumsal yapıdan söz ediyoruz; yakın olmak bir zamanlar ‘+’ puan getirirken, şimdi ‘suç’ olmuşsa siyasetçi ne yapsın?

Eğer gerçekten ‘sıra siyasetçilere geldi’ ise.. siyasi hayattan birilerine de.. FETÖ örgütü konusunda siyasetçi olmayan kişilere uygulanan ölçülerle muamele edilmeye başlanacak ise.. ortalığın müthiş karışacağına muhakkak gözüyle bakabiliriz.

Subaylar.. polisler.. savcı ve yargıçlar.. işadamları.. şimdi de..

Benim ”Sıra siyasetçilere geldi” cümlesinde en fazla takıldığım sözcük ‘sıra’

Acaba şöyle bir ‘sıra’dan mı söz ediliyor:

‘FETÖ’ adı verilen örgütle irtibatlı olduğuna inanılan ve 15 Temmuz hâin darbe girişimine doğrudan/dolaylı katkıda bulunmuş veya bulunabileceğinden kuşku duyulan askerler..
Birbirleriyle dayanışarak kendilerine ayak bağı saydıkları kişileri hapislere düşürmek için işbirliği yaptığına inanılan polis-savcı-yargıç konumundaki kişiler..
Ve yine onlarla aynı meslekten örgütle irtibatlı olduğuna inanılanlar..
Yüklü himmetler verdiği öğrenilen işadamları..
Fikir yönünden desteklediği düşünülen akademisyenler, gazeteciler ve yazarlar…

En son 9 bin 103 ve 4 binlik yeni tasfiye listeleriyle devletten ilişkisi kesilmiş, bir bölümü cezaevlerinde ikamet eden 150 bine yakın kişi…

Şimdi de ‘sıra’ politikacılara gelmiş oluyor…

Burada bir ‘gong’ sesi duyar gibiyim.

”Eyvah” dediniz mi?

Şundan dolayı: Olayları yakından gözleyen ve hemen her gelişmeyi AK Parti iktidarına –özellikle de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a– karşı bir kumpas olarak görmeye meyilli kişiler.. 15 Temmuz ardından başlayan ‘tasfiye’ hareketini de aynı kategoride değerlendirmekteydi..

Onlardan idiyseniz, ”Eyvah” demişsinizdir…

Ben, evet, ”Eyvah” diyenlerdenim.

Umarım, iş çığırından çıkmaz.
ΩΩΩΩ

18 YORUMLAR

  1. Daha durun, devlet icine sizmis diger cemaatlere, tarikatlere de sira gelecek. Devlet’i yikmaya calisan butun bu bolucu olusumlar yikilacak.

  2. gizli cemiyetler hakkında çok az bilgisi olan bile şunu fark eder ki bunların sızmadıkları ülke girmedikleri gizli oda kalmamış gibidir. gerçekten hemen her ülkenin önemli pozisyonlarında açıktan belli ailelerin kontenjanları var ya da belki de bazılarında tam tersi diğerlerinin kontenjanı var. bizdeki neredeyse böyle olacakmış, neredeyse bu örgütten olmayanlar paralel kalacakmış. 40 yıllık bir yapılanmanın sızmanın çöreklenmenin adam kayırmanın soru çalmanın ulaştığı rakamlar dolayısıyla oldukça yüksek.
    ancak toplumun tam desteğini arkasına almanın yolu sapla samanın ayrılması gerektiği gibi suçlu ve masumun da ayrıştırılmasını gerektirir. devletimize milletimize kastedenlerin ortada elini kolunu sallayarak gezmesini istemediğimiz gibi masum insanların zarar görmesini de elbette istemeyiz. bu konuda ciddi çalışmaların hemen yapılması meydana gelen haksızlıkların ise giderilme yollarının acilen hayata geçirilmesi gerekir. elbette mağdurlar 15 temmuz sonrasıyla sınırlı değil. devletin 40 yıl boyunca hakkı yenen, haksız hapse atılan, öldürülen, işten atılan, sınavından kalan, malı çalınan mağdurlarla da ilgilenmesi gerekir değil mi…

  3. Sağ kanatta yer alıp da hizmet/FETÖ aleyhtarı bir tarikatın çok sıkı müridi olmayan hemen hemen her insanın bir şekilde bu hareketle ilişkilendirilmesi mümkündür. Siyasi ayağa sıra geliyorsa siyasetin en başında olanlara kadar bu işin uzaması biraz zaman alsa da en sonunda hepimizin tanık olacağı bir son olur gibime geliyor. Zaten yazılandan da bunu anlıyorum.

  4. Sanıyorum bu karagaşalık uzun sürecek. Çünkü, Gülencilerle devlet yönetiminde 10 yıldan fazla bir zaman işbirliği yapanlar şimdi devleti Gülencilerden temizlemek istiyorlar. Ayrıca 150 binin üzerinde insanın görevlerinden ihracı mahkeme kararlarıyla değil, KHK’le gerçekleştiriliyor. Bu kararnameleri imzalayanların içinde, 17/25 Aralık tarihine kadar, kimler Gülen’le işbirliğine karşı çıktılar? AKP içinde Gülencileri tespit ederken kullanılacak gerekçelerin, „Ne istediler de vermedik“ sözünden daha güçlü olmaları gerekmez mi?

    „Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider “ sözü AKP`nin içine düştüğü çıkmazı çok iyi ifade ediyor. Kargaşanın kesilmesi için adil olmak lazım… Ama nasıl?

  5. Isler iyice cigirindan cikiyor. Ilk baslarda “Erdogan ve hukumet panik icinde, bu yuzden yanlislar yapiyorlar” diye dusunuyordum. Ama yavas yavas “Acaba gercekten buyuk bir temizlik harekati icin bir takim kurgular yapildi mi?” diye dusunmekten alamiyor insan kendini. Bayagi gercek bir “demir yumruk” yonetimine gidis soz konusu gibi, baska goruslere ve fikirlere hic bir sekilde tahammul edilmeyen.

    Neler oldugunu arka planda bir anlayabilsek? Bir Ugur Mumcu’ya ihtiyac var su anda.

    • Aynen katiliyorum goruslerinize. Ilk basta 15 temmuz travmasinin etkisiyle boyle davraniyorlar diyorduk ama durum gittikce cigrindan cikti. Allah sonumuzu hayretsin

  6. İş 15 Temmuz hain kalkışmasının araştırılmayıp geçiştirilmesinden beri karışarak devam ediyor.
    Başbakan yerine Çiller, Akar yerine eskileri, E.Ala yerine Ağar, H.Fidan yerine EmreTanerin dinlenmesi ÖRTBAS imajı veriyor.
    Ayrıca Cumhurbaşkanı milletin iradesinin temsil edildiği komisyonun sorularını cevaplamalıydı.
    Ayrıca komisyon üst düzey darbecilere soru sorabilmeliydi.

  7. İç ve dış olayların kaynağı Sermaye’nin fesadıdır. Kissinger Rusya’ya gitti. Ukrayna’yı peşkeş çekerek ABD ile birleştirmek istedi. Başaramadı, şimdi Amerika ve Rusya’ya Suriye’yi, Ortadoğu’yu hatta Afrika’yı peşkeş çekiyor. Avrupa devletleri ile Çin’i buradan uzak tutuyor. Rusya ile ABD devletlerinin anlaşması bu peşkeş tuzağına bunların düşmeleri demektir. Henüz düşmediler.
    Üçüncü cihan savaşının anahtarı Türkiye ile İran arasındadır. Bunlar anlaşırlarsa üçüncü cihan savaşı çıkmaz. Çıksa bile çok kısa zamanda üçüncü cihan savaşı Sermaye’nin aleyhine Müslümanların lehine biter. Bunu bilen Sermaye savaş çıkaramaz.
    Yıllardan beri önerdiklerim var. Biraz değiştirerek tekrar söyleyeyim. İran ve Türkiye Cumhurbaşkanları, Genelkurmay Başkanları, Bakanları Türkiye’de bir araya gelip Suriye ve Irak sorununu çözmelidirler. Bu sorun ancak Adil Düzen ile yani Kuran düzeni ile çözülür.
    1- Türkiye, İran, Irak ve Suriye tüm dünya devletlerine vizeyi kaldırmalıdırlar. İsteyen bu ülkeye girebilmeli, istediği kadara kalabilmeli. Güvenlik dışında herhangi bir engel olmamalıdır.
    2- Gümrükler iki taraflı kalkmalı, isteyen istediği malı Türkiye’ye getirmeli ve Türkiye’den götürmeli. Giriş ve çıkışta hiçbir vergi uygulanmamalıdır. Yeryüzü insanlığındır. İçinde herkes yaşama ve çalışma hakkına sahiptir.
    3-Devletler yüz kadar ile bölünmeli ve bu illerin iç güvenliklerini kendilerinin sağlamasına izin verilmelidir. Devlet yalnız ordulara sahip olmalı ve dış güvenliği sağlamalıdır. Sadece bölge merkezlerinin yönetimi devlet ordusuna ait olmalıdır. İller de bağımsız bucaklara ayrılmalıdır. Yerinden yönetim sistemi gelmelidir.
    4- Bu dört devlet avukatlık, savcılık, hakimlik sistemini kaldırmalı ve hakemlik sistemini getirmelidir. Adil yargıyı kurmalı ve yargı üstünlüğünü gerçekleştirmeli. Devletler arası çıkan ihtilaflar da hakemlerce çözülmelidir. Hakemliği kabul eden devletler bizim stratejik ortağımız olmalıdır.
    Bu hususta İran ve Türkiye anlaşıktan sonra, Irak ve Suriye içindeki mezhep ve ırk çatışmaları sona erer. Irakta, Suriye’de iç kavga biter. İran ve Türkiye bitirir. Devlet başkanlarını güçlendirmiş oluruz. Bu devlet başkanları da Türkiye ve İran gibi tarafsız hale gelir.
    Allah’ın insanlığa verdiği nimetleri barış içinde bölüşürler. Yoksa Ortadoğu ve Afrika hep fesat kaynağı olmaya devam eder.
    Siyasilere gelinirse, olağan üstü hal ilan edildiği zaman yazmıştım. Akit’te yayınlanmıştı. “Bilerek bunları yapanlar ihanet içindedirler. Bilmeden yapanlar intihar ediyorlar.” demiştim. Tüm çalışmalarımıza rağmen bu ihanete veya intihara mani olamadık. Söyleyecek bir şey yoktur. Eğer biz gerçekten Adil Düzenci isek Allah bizi korur. Bir gün cesur şehit astsubay kadar ölümü göze alacak hakimimiz de ortaya çıkar, savcımız da ortaya çıkar ve bu ihanete veya intihara “Dur” der, inşallah.

  8. 15 Temmuz ardından başlayan ‘tasfiye’ hareketi AK Parti iktidarına –özellikle de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a- bir kumpas ise, evet, iş çığırından çıkmıştır.

    Sonucunda, siyaset alanı daha da daraltılmış olacak.

    Çığırından çıkmasını, işin gelip siyasetçiye dayanmasına bağlıyorsak, bu da yanlış yada eksiktir.

    Aslında 15 Temmuz şokunu atlattıktan sonra bu melanete bulaşmış birilerini, devletten ayıklamak ve yargıya teslim etmek yerine.. bir tasfiyeler süreci ile darbeyle ilgili ilgisiz, yüz binleri aşkın insanın aşından işinden edilmesi.. işin çığırından çıkmasına yeterli sebepti..

    Bu belki, AKP’ ye ve Erdoğan’a kurulan bir kumpas olarak düşünülebilir. Bununla beraber, Devlet’e de bir kumpas kurulduğunu söylemekle hata etmiş olmayız herhalde.

    Kumpas değilse bile, devlet ve kurumları da bu süreçte olanca şekliyle yıpranmış ve yıpranmaya da devam etmektedir. Bu hem içte halk nezdinde hem de dışta devletin itibarını zedelemektedir.

    Sürecin gelip siyasetçiye dayanması, siyasilerin tasfiyesiyle sonuçlanacak ama bu Sayın Erdoğan’a ve yakın çevresine gelip dayanmayacak, teğet geçecektir.

    Erdoğan -bu kumpas ise- bundan sıyrılarak çıkmış ve hem kendi partisinden hem de diğerlerinden, birtakım siyasetçilerin de tasfiyesiyle kazançlı çıkacaktır. Çünkü; devlet siyasetin kalemini Erdoğan’ın eline vermiştir ve bu güne kadar yol arkadaşlarının kalemini kırmış olan Erdoğan, yeni isimlerle kan tazelemiş bir şekilde yoluna devam edecektir.

    Burada da olan şudur. Erdoğan devletle özdeşleşmiş partisiyle beraber devlet olmuştur. Başkanlık sistemiyle bu artarak devam edecek ve sanki bir parti devletine evrilmiş olacağız. Artık muhafazakar demokrat değil daha çok ”devletçi” bir Erdoğan’ı görüyor olacağız.

    Siyasetteki bu keskin ve köklü dönüşümler dünya konjonktürünün dayatmasıyla daha da güvenlikçi refleksler gösteren devlete, Erdoğan gibi güçlü ve karizmatik bir siyasetçiyi de dayatıyor zahir.

    Devlet henüz Sayın Erdoğan’ı bırakmayacak ve yoluna onunla devam edecektir.

    Bundan dolayı alternatif siyasi hareketler ve çıkışların olamayışı devletin maharetiyle siyasi alanın daraltılmasından kaynaklanmaktadır.

    Olması beklenen siyasi tasfiyeler sonucu itibariyle, Ak Partiye alternatif kısmi kıpırdanmalar olsa bile bu tamamına ermeyecektir, en azından yakın vade de…

    Devlet ve Sayın Erdoğan ilişkisi…

    Alan razı veren razı…

  9. Zaten iş ciğrindan çıkmadı mi?Allah aşkına bir vicdan la bakalım. ..İşin siyasilere uzaması hukuku geri getirmeyecekse. .Masumlarin canı yanmaya devam edecek ise..sayının çoğalması ancak üzüntü verir. .Ayrıca bunca zaman durulup şimdi harekete geçmek ..Bakın bunları da aldık. .Bütün yaptiklarimiz doğru demeye getirilir ki…Buna yürek dayanmaz yukarıda sayın korunun verdiği haberdeki mantık da bu sanırım. .Kimse birlikten beraberlikten bahsetmesin yok çünkü kalmadı. .kimse devlet yaraları saracak ayiklayacak demesin. .Dokuz ay oldu bırakın ayiklamayi sayı artiriliyor. .Yürekler yangın yeri. ..Bu Ateş herkesi yakar yakacak amma bu gün amma yarın. .kimse bana birşey olmaz demesin. .. Bir mazlumun Ahi verilemez ken bunca sayı.Ayrıca bütün bu yapılanlar da amaç farklı gibi zaman gösterecek elbet ama….

  10. AK Parti’deki FETÖ’ye bağlı politikacıları millet bilmek istiyor. Ancak FETÖ iltisaklı suç tanımı gerçeği yeterince açıklamıyor. Çünkü politikacılar, toplumdaki cemaatler, çıkar gruplarıyla her zaman temas halindedirler. Temasta olmayı iltisak anlamında değerlendirirsek FETÖ ile iltisaklı politikacılar yüzlerce kişiyi geçebilir. Bana göre buna devrin başbakanları, bakanları, vekilleri dahildir. FETÖ ile ilgili gerçekler politikacıları yargılamadan ortaya çıkmayacaktır. Hala 15 Temmuz 2017 FETÖ Cuntasının kimlerden oluştuğu, hangi cunta liderinin Cumhurbaşkanı koltuğuna oturacağı, Cuntanın ülkeyi kaç kişi ve nasıl yöneteceğinin cevapları ortaya çıkmamışken FETÖ’ye bağlı siyasetçilerin ortaya çıkarılması mümkün görünmemektedir.

  11. Fehmi bey “umarım iş çığırından çıkmaz” diyiyorsunuz, bundan iyi çığırdan çıkmakmi olur? Daha nasıl çıksın?Şu anki durum çığırından çıkmakla kalmamış çıldırmış.
    Şimdi ergenekon kupası kimler tarafından yapıldığıda yavaş yavaş açığa çıkmaya başladı Demekki o zamanki emniyet ve yargı mensupları şimdikilerden daha az biyatcı imişler,en azından işgence yapıp bebeklerı açlığa muhtaç etmemişlerdi,şimdikiler kadarda kinci değildiler veya onlara şimdikiler kadar söz geçiremedilerse ondanda olabilir, şimdikiler kanunulari yerlerde süründürmakle kalmayıp insanliklarinida ayaklar altına aldılar.
    Bizim doğuda çok konuşulan meşhur bir laf vardı” bir ayağıma yer edim, gör bak sana ney edim.”
    Bizim Türkiye’de doğru söyliye veya geleceği bilen bir tek kişi var, Doğu Perinçek, dışrdada Micheal Rubin. D Perinçek yıllardır ne dedi’ise hepsi gerçekleşti. M Rubin de aynen Perinçek gibi herşey biliyor, onunda söyledikleri sırası ile gerçekleşiyor birkaç gün önce birşey yazdı çok geçmeden bizdeki iftira makineleri onun yazdıklarını koro halinde seslendirmeye başladılar.

  12. Geriye dönüş hiç olmadı bizde
    Hakkı düşünerek yasamışsanız eyvah niye
    Siyasiler için kıyamet kopmaz bu ülkede göbek bagınız yoksa.. Onlarsız da ülke didiniyor cabaliyor çalışıyor Kendilerini sureti
    haktanmis gibi gösterip süklüm püklüm duranlarla işi olmaz artık bu milletin
    Üzgünüm bir şey çıkmaz yani..
    Selam ve dua ile

  13. Uzun yıllar F.Gülen’in çok yakınında çalışan,
    onun hayatının anlatıldığı Küçük Dünyam
    kitabını yazan Latif Erdoğan,cumartesi
    günkü yazısında,9 bin kişilik açığa alma ve bir kısmını ihraç etme operasyonunu yapılması gereken isabetli bir operasyon
    olarak görüyordu.

    Bazıları,FETÖ’nün tek cürmünün 15 Temmuz
    olduğunu,dolayısıyla 15 Temmuz’a fiilen katılanların tasfiye ve tecziyesi ile bu işin
    kapatılmasını bekliyor.

    Halbuki durum bu kadar sade ve basit değil.

    FETÖ neredeyse Devletin tamamını ele geçirmiş yahu.

    40-50 yıllık bir zaman diliminde sızmanın ötesine geçmiş,devlet kurumlarına sahip olmuş.

    Haklı olarak,onlar Devlet kurumlarını ele
    geçirirken,yöneticiler uyuyorlarmıymış denebilir.Örgütün çalışma şekli,sinsiliği, takiyyeciliği,uzun yıllar sabırla çalışması farkedilmelerini zorlaştırmıştır.

    Falan ülkede şöyle şöyle bir olay oldu,
    haklarında soruşturma açılanlar 3’ü,5’i geçmedi şeklindeki söylemler bizim ülkemizdeki durum için geçerli değildir.
    Çünkü bizdeki olayın boyutları çok farklıdır.
    Devasa bir problemle karşı karşıyayız. Dolayısı ile tasfiyenin büyüklüğü şaşırtıcı
    olmamalıdır.

    Sıra siyesetçilere gelirse de gelir.Bu konuda
    siyasetçilerin bir ayrıcalığı olmamalıdır.

    Türkiye bu şer örgütün tüm kalıntılarından
    arındırılmalıdır vesselam.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here