Saadet Partisi liderini dinledim.. Söyledikleri beni bayağı düşündürdü…

11

Türkiye’nin zihni en açık, kafası en dingin, kendini en rahat hisseden siyasileri Saadet Partisi kadrosu olmalı.

Partinin arkasında hesabı verilemeyecek hemen hiçbir olumsuzluk bulunmadığı görüntüsü sebebiyle bunu söylüyorum.

“Bunlar bizim eski arkadaşlarımız” diye iktidar partisinden söz ederlerken, ağızlarında kekremsi ekşi bir tat olduğu hissedilse de gerçek bu.

Siyasette böyle bir üslup da olabiliyormuş

“Gerçek bu” dediğim kanaate Saadet Partisi genel başkanı Temel Karamollaoğlu’nu İstanbul Cevahir Otel’de düzenlenen basınla buluşma toplantısında dinlerken vardım.

Yalnız iktidar partisini değil, muhalefeti de eleştirmekte tereddüt etmedi Temel Bey; ancak rakip partilerin iç işleriyle ilgili konular soru halinde kendisine yöneltildiğinde, “Bu tür konulara girmem benim için doğru olmaz” diyebildi.

Ülkenin dev sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu, bunların altından kalkılabilmesi için her partiye görevler düştüğünü söyledikten sonra, iktidarı ve muhalefetiyle bütün partileri, belli ilkeler etrafında görüş alış-verişinde bulunabilecekleri bir platform çatısı altında buluşmaya davet etti Saadet Partisi lideri…

Hırçınlıktan, saldırgan üsluptan uzak ifadelerle…

İyi niyet aranıyorsa, dün akşam, o otelin en geniş salonunda toplaşan gazetecilerle Saadet Partisi adına paylaşılan görüşler, siyasetin alışılagelmiş çatışmacı dilinden hayli uzak, hemen her alanda iyi niyetli çözümler bulmayı amaçlayan önemli bir açılımdı.

Adayları Abdullah Gül mü?

‘Adil Seçim Adil Sistem’ başlıklı bir kitapçıkta sisteme dönük tekliflerini de toplamışlar, kitapçığın sayfalarında dolaştıkça hemen her konuya olumlu yaklaştıklarını bir kez daha görmüş oldum.

Yüzde 10 barajının kaldırılmasını, partilere hazine yardımının hakça dağıtılmasını, basın-yayın kuruluşlarının tarafsızlığının temin edilmesini, Meclis TV’nin parlamento çalışmalarını baştan sona yayınlamasını, yasama faaliyetlerine sivil toplumun katılımının sağlanmasını, kürsü dokunulmazlığının önündeki engellerin kaldırılmasını istiyor Saadet Partisi…

Denge ve denetleme sisteminin, kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerli yerinde olduğu bir siyasi düzen. Başkanlık sistemine de itirazları yok, yeter ki, seçilen başkanın gücünü sınırlayacak dengeli bir düzenin mekanizmaları bulunsun.

Başkanlık seçiminde aday göstermek için anayasada öngörülen 100 bin imza için “Şeffaf ve kolay olmalı” şartını ileri sürüyor Saadet.

“Kendi adayımızı çıkaracağız” keskinliğini, “Kimi aday göstermeyi düşünüyorsunuz?” sorusuna verdiği “Her kesimden, hatta iktidar partisi tabanından da oy alabilecek birini mutlaka bulacağız” cevabıyla yumuşattı Temel Karamollaoğlu.

“Abdullah Gül olabilir mi?” sorusuna da, “Değerli bir isim, bizim eski arkadaşımız, cumhurbaşkanlığı yaptı, istenilen vasıflara uygun bir insan” cevabını verdi.

Karamollaoğlu, adaylığını düşünebilmeleri için, Gül’ün kendisinin “Ben böyle bir teşebbüste bulunabilirim” mesajını vermesi ve bu arada aday olduğu taktirde seçilebileceği noktasında da sağlam bir kanaatin oluşması gereğini de hatırlattı.

Ona göre, 2019’da yapılacak başkanlık seçimi, ikinci tura bile kalmadan, kendilerinin belirlenmesine katkıda bulunacakları adayın seçilmesiyle sonuçlanabilecek.

Ak Parti’nin ülkenin karşı karşıya olduğu ciddi sorunlarla artık baş edemez hale geldiği, dış politika, iç barış ve ekonomi alanlarındaki sıkışıklığın iktidar değişikliğine yol açacağı da bir başka tespiti Saadet Partisi liderinin.

Başka konularda söyledikleri de önemliydi Temel Karamollaoğlu’nun:

Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin, Washington’un izlediği politikalar yüzünden Türkiye’nin çıkarları aleyhine çalıştığı, bu sebeple Afrin’e asker göndermek başta olmak üzere (“Afrin’e asker göndermek kolay, girersiniz, ama sonra nasıl çıkacaksınız?” dedi Karamollaoğlu) bölgeyle ilgili atılacak her adımda dikkatli davranılması görüşü…

Diğeri de, FETÖ ile mücadele adıyla bugüne kadar yapılanların, sergilenen yanlışlıklar yüzünden ters tepebileceği… Yüzbinlerce insanın üzerine gidilmesi yerine, ‘FETÖ’ denilmeyi hak eden piramidin tepesindekilerin peşine düşülüp onların yargılanmasının sağlanması…

Anayasa Mahkemesi’nin iki gazeteci ile ilgili hak ihlali yapıldığına dair kararına yerel mahkemelerin verdiği tepkinin hukukun işlemediği anlamına geldiğini de söyledi Saadet lideri. “Bu hukukun bittiği noktadır” dedi ve yargıya güvensizliğin yüzde 85 boyutuna varmasının tahammül edilemez bir durum olduğunu da sözlerine ekledi.

Dinlerken, zihnimden “Et kokarsa tuzlarsın, ya tuz kokarsa ne yaparsın?” sorusu geçti.

İyi niyet yeterli olursa…

Saadet Partisi bir dönem ülkenin en çok oy almış partisinin devamıdır; Refah Partisi 1994 yerel seçiminde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere pek çok ilde belediye başkanlıklarını kazanmış, ertesi yıl (1995) yapılan genel seçimden de birinci parti olarak çıkmıştı.

Önümüzdeki dönemde kendisinden kaçan oyları geri alma mücadelesi yürütme yanında, olumlu tavır ve iyi niyetli yaklaşımlarla başkanlık seçiminde seçilebilecek bir adayın bulunmasına da katkıda bulunmak niyetindeler.

İyi niyetin fazla anlam taşımadığı ülkemiz siyasi hayatında iyi niyetle sonuç almaya çalışan bir parti başarılı olabilir mi?

Sorunun cevabı 22 ay içerisinde yapılacak üç seçimle alınacak.

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. “iyi niyetle sonuç almaya çalışan bir parti” mi?
    Hadi ordan! Hadi ordan!
    Domuzdan bir kıl koparabilmeyi kâr sayanlardan biri de saadet partisidir.
    Fakat, “ne yapsalar boş”…

  2. ben saadet partisine de güvenmiyorum artık,içlerinden gelen kişilerin kurduğu partinin nasıl dönüştüğünü gördük , samimiyetlerine inanmıyorum

  3. Saadet Partisi Gn.Başkanı Türk siyasi hayatını, aynı ülkenin çocukları arasındaki fikir ve yönetim hizmeti yarışı olarak görüyor. Bu anlayışla CHP’yi beğenmese de düşman gözünde görmüyor. çoğunun zamanla, samimiyetini anlıyarak – KENDİSİ gibi – BU DAVETE İCABET edeceğine inanıyor. Şu anda da müşterek noktalar aramıya çalışıyor.
    Esasen Parti, her konuda olduğu gibi , içimize Batının ve Batı yandaşlarının soktuğu bir kelime olup, “bölük-pörçük” “parça parça” (ayırmak) demektir.
    Parti ve particilik, bu itibarla Batıda uygulandığı şekliyle ÖZDE olmamalı, USULDE- METOD’da olmalı. Onun için bize, 1920 ANAYASASI gibi bölmiyen (particiliğe yol açmıyan) bir anayasa lazımdır.
    Bu vesile ile ifade etmeliyim ki, çoğu aydın geçinenlerin de aldandığı ve aldattığı gibi, İSLAMda MEZHEBLER usulda ve metodda, KUR’anı anlamada farklı ldrakte (düşünen) alimleri seçtiği (gittiği) yoldur. Herkesin aklının kestiği (beğendiği, dilediği) alimin yolunda gitme meselesidir. Mezhebler böyle doğmuştur.
    Bunu için bu ilim dalın, yoluna FIKIH USULÜ deniyor. Bu tercihte İslami bir zorlama yoktur ve ayetin emri olarak da olamaz. Nitekim, T.C.nin Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay’ında, bilhassa AYM.de farklı idrak, anlayış ve görüş savunulmaktadır. Bu kuruluşlarda da İÇTİHAT değiştirmek çok nadirdir. Çünkü, müçtehidin hükmü HÜCCETtir, kesindir !
    Bugünün sığ ilim ve kıt zekaya sahip, nefsi ve menfaatı esas alan fertleri ÇAPSIZ-TECRÜBESİZ kişilikleri ile siyaseti olduğu kadar, dini de zor ve sevimsiz kılıyor.
    T.Karamollaoğlu yeri geliyor, Ak Partinin hayırlı iyi yaptığı işlerini sitayişkar bir surette dile getiriyor. Yeri de geliyor, AK Partiyi yerin dibine vuruyor. Fakat, hatıra getirmiyor ki, CHPden de rey koparmakla beraber. esas oy potansiyelini MHP ve Ak Parti seçmeni teşkil ediyor. Bu seçmeni küstürmemesi lazım. Kaş yapayım derken….
    FETO meselesinde, “Piramitin tepesindekiler” deyimi yerinde ve isabetlidir. Cumhurbaşkanı da aynı ayrımı yapmakla beraber uygulamıya müdahale etmiyor ve belki edemiyor da
    Mahkeme Kararlarının, sıradan yurttaşlar ve yanlı, doktriner hukukçularca su-i istimal ve istismar edilmemesi ve ve emellerine alet ettirilmemesi gerekir.
    Bütün toyluğuna, etrafının nefsani tahriklerine rağmen bir ” DÜNYA MARKASI taşıyan ve merhum babasından az da olsa bir takım birikimler kazanmış olan FATİH ERBAKAN ,lkna edilip, SP Yöneticilerince -iyi- yönetilip- Türk siyasetine kazandırılmalıdır.
    Şu noktayı da ifade etmek gerekir ki, aile yapısının, genel ahlakın çok bozulduğunda ittifaka yakın bir fikir biriğinin oluştuğu bir zamanda, DENGE;, Arabulucu. hakşinas bir Milli Görüş geleneğine sahip,
    SAADET Partisinin TBMM’de bulunmasının sağlanması hem AKP, hem de Memleketimiz için YARARLI olacaktır. Nitekim, Ergenekon davalarında da en ılımlı ve temkinli duran da Saadet partisi olmuştu, sanırım. Dernekler ve STKlar da, Saadet Partisi de kendini bu vebal yönünden iç aleminde, yeniden otokritik etmelidir
    Akevler de – elinde madem bu kadar sihir var – hadi % 20lere değil, 10’lara taşısın ! Görelim.

    • “Bu anlayışla CHP’yi beğenmese de düşman gözünde görmüyor.” mu?
      Ak Partiye düşmanlık yapmaktan, kim dost kim düşman görmüyorlar ki!

  4. Saadet partisi bu ülkenin teminatıdır, Ak partiyi Allah cc rızası için eleştiremeyen dost değildir ancak yalakadır. Biz Allah cc rızası için eleştirilerimizi yapıyoruz. Milli görüşü bölüp ihanet etmelerine rağmen onları kardeşçe uyarıyoruz.

  5. Süleyman Karagülle’ye Milli Çözüm Dergisi eli ve diliyle, bu aşırı övünme bencil ifadeleri dolayısıyla çook ciddi cevaplar verildi,suç üstüler yapıldı cevap veremediler, ne yazık buralarda sütre arkası Erbakan Hocama laf söylemeye çalışıyorlar. İnsanın mayası yoksa ondan hiçbir şey olmaz. Erbakan Hocam nasıl bir insan, nasıl bir bereket ve büyük bir lidermiş ki,(maya) hala yanında olma şerefini unutup hala ben deyip onun üzerinden pirim yapmaya çalışıyorlar.Vesselam.

  6. 1968’de Odalar Birliği Başkanı iken Erbakan’ı ziyaret etmiş kendisine parti kurmamızı önermiştik. 1969 seçimlerinde de bağımsız adaylıkları koymamızı önermiştik. Çevresinin etkisi ile Akevler’in muhalefetine rağmen Konya’dan Adalet Partisi adaylığını koymuş ve veto edilmişti.
    Veto edilince çevresindekiler dağılmış, ortada kalmıştı. Azimli bir lider olan Erbakan o zaman Akevler’i hatırlamış ve bağımsız adaylıklarımızı koymuştuk. Bir milletvekilinin alması gereken oyun üç mislini almıştı. Bunu görenler tekrar Erbakan’ın etrafında toplanmış ve yeniden parti kurmuşlardı.
    Erbakan Parti kurarken kurucular arasında Akevler içinde muhalif grubu temsil eden Prof. Saffet Solak’ı kurucular arasına almıştı. Ege Bölgesi’ni organize etme yetkisi Süleyman Karagülle’ye (bana) verilmiş ve Gündüz Sevilgen İzmir il başkanlığına getirilmişti. Gündüz Sevilgen Akevler’den faal bir arkadaşımızdı.
    Milli Nizam Partisi’nin kapanmasında baş rolü oynayan Sevilgen Milli Selamet Partisi’nin aktif kurucularındandı. Gündüz Sevilgen Akevler’in karşı çıkmasına rağmen Risalecilerle bir olmuş ve partide muhalefet grubun yanında yer almıştı.
    Erbakan tekrar Akevler’den uzak kalmayı tercih etmiş ve CHP koalisyonunu Akevler’in çalışmasına göre yaptığı halde koalisyonda Akevler’den uzak durmuştu. Sonunda Mamak’ta muhakeme olmuştu. Erbakan hapisten çıkınca Akevler ile çalışmaya başlamış ve Adil Düzen’den bahseder olmuştu. Bu sayede Erbakan’ın partisi birinci parti olmuştur. %22 civarında oy almıştır.
    Erbakan seçimi kazanınca Akevler’den uzaklaştı, Akevler de bunu oy alabilmesi için normal karşıladı. Erbakan seçimi kaybedince ise Akevler ile bir olurdu.
    Süleyman Arif Emre, Hasan Aksay, Lütfü Doğan, Ahmet Tekdal Akevler ile beraber olmuşlardır. Şevket Kazan, Mustafa Kamalak, Temel Karamollaoğlu, Ali Güneri de karşı olmamışlardır.
    Mehmet Zahid Kotku Akevler’i hep desteklediği halde orada yer alan bazı kimseler şiddetle Akevler’e karşı olmuşlardır. Esat Coşan da bunlardandı. Erbakan hep uzak kaldı.
    Sonunda Erbakan’ı partide etkisiz hale getirmişlerdi. Fatih Erbakan’ı bile devre dışı bırakmışlardır.
    Akevler Saadet Partisi’ne %22 oy kazandırmıştı. Şimdi %0,7’lerde. Akevler’den uzak durmaktadırlar. Oyları bu sefer daha da azalmıştır.
    Erbakan bizimle haftada en az bir gün çalışma yapmış, Adil Düzen böyle oluşmuştu. Bu kardeşlerimizin çok iyi insanlar olduklarından kuşkumuz yoktur ama varlıkları Adil Düzen’e zarar vermektedir. Konuşurlar ama yapmazlar. Görevleri Milli Görüş’ün oylarını binde bire indirmektir. Bunları sevdiğim için üzülüyorum.

  7. Gönül böyle neler bekler demekki sadette kazanacak nedeyelim başarı dileriz onlar bizim yarım asırlık dostlar ama niyet öyle değil

  8. Tilki hesabi hani tilkinin 40 hesabi varmis 40 i da kumes uzerineymis sizlerinkide o hesap tayyip gitsinde..Allah sonumuzu hayr etsin slm ve dua ile kalin insaallah

  9. Vatandaş korkuyor… Birinin kral çıplak demesi lazım. Bunu söyleyecek en uygun, en temiz ve masum insan Abdullah Gül bey dir. .. Bu iş geciktikçe, uzadıkça işin tadı kacabilir. .
    Selam ve dua ile..

    • Ak Parti liderine onu başbakan ve cumhurbaşkanı seçilmesine vesile olan RTE karşı eşinin ağzı ile İNTİFA da başlatan kişi ye -en uygun en temiz ve masum insan- mı diyorsunuz.?.hala birilerine koltuk değneği olmaya çalışması onlara umut vermesi ve yanına aldığı bizim eski tüfenklerle (halkta hiç bir karşılığı olmayan insanlarla- güya başkan adayı olacakmış,,,mış, mış .buyurun aday olun hodri meydan görelim..

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here