Farkında mısınız: Bahçeli bir yol açtı, bütün partiler kendilerini değiştirmek zorunda kaldı…

50

Bu seçim üzerine neredeyse her şey söylendi, her yönü yazıya döküldü; ancak yine de yazılıp söylenmeyen bir yön kaldığı kanaatindeyim.

O da şu: Bu seçim siyasi tarihimize partilerin kendilerini değişime tabi tuttuğu bir döneme kapı araladığı için de unutulmayacak.

Seçimin öncesinde AK Parti, CHP, MHP, Saadet Partisi ne idiyseler, bu seçimle birlikte hepsinin köklü bir değişime tabi olduğu görülecek.

Franz Kafka‘nın ‘Dönüşüm’ romanının insanken bir sabah böcek olarak uyanan kahramanı Gregor Samsa gibi bir dönüşüm olmayacak, ancak ona yakın bir değişimin şu sıralarda yaşandığı da görülecek.

Şahsen yaşanan değişim sürecini olumlu buluyorum; yazının sonunda yanlış kanaatlere ulaşabilecekleri şimdiden uyarayım.

Değişimin dinamosu Bahçeli’dir

Üzerinde düşünmeye başlayınca fark ettiğim bu değişimi büyük çapta Devlet Bahçeli‘ye borçluyuz. Değişimin dinamosu o; ilk adımı atan, stratejik hamleleriyle partileri normal zamanda kabul edeceklerini sanmadığım tarzda bir değişime -onlara da fark ettirmeden- zorlayan odur.

Acaba diyorum, bunu kendisinden sonrayı düşünerek özellikle mi yaptı, yapıyor?

Şöyle düşünelim: Alparslan Türkeş‘in kurup dişiyle tırnağıyla kendisinden sonra da devamını sağladığı partidir MHP. Arada bir-iki seçimde (1983-1991 arası ile 2002’de) Meclis dışı kaldı, ama girdiği ilk seçimden (1965) bu yana Meclis’te temsil edilmeyi başarıyor. 24 Haziran’a her parti kendi başına katılsaydı, İYİ Parti zorlasa bile, büyük ihtimalle, MHP yine yüzde 10 barajını aşabilirdi.

Bahçeli‘nin 16 Nisan (2017) referandumu öncesinde başlayan stratejik adımlarıyla MHP farklı bir misyon üstlenmiş oldu.

AK Parti ile oluşturduğu bir ittifakın parçası olmasaydı Meclis’te temsil hakkı kazanması tehdit altına düşecek bir parti görüntüsüne bürünmeyi de göze alarak…

MHP öyle oldu, ama daha geniş bir kitleye hitap eden AK Parti’yi kendisine benzeterek dönüştürmeyi de başardı. 16 Nisan referandumunun açtığı ‘başkanlık sistemi’ yoluna girmesiyle birlikte, AK Parti, giderek MHP’ye benzeşmeye başladı.

Lideri sayesinde geniş bir oy hazinesine sahip olan AK Parti varken MHP’nin oy bakımından büzüşmesini dert etmeye değmez diye düşünmek mümkün.

AK Parti’yi fazla çaba harcamadan ciddi bir biçimde dönüştürdü Devlet Bahçeli‘nin birbiri ardına yaptığı -başkanlık sistemi, baskın seçim, ittifak halinde seçime gitme gibi- hamleler…

Geçmişte, 16 Nisan referandumuna kadar, Bahçeli ve MHP sözcülerinin AK Parti ile liderine yönelttikleri hayli sert eleştirileri günümüze taşıyıp “Bu ne yaman çelişki” diye gözlere sokanlar var, ancak gözlerden kaçan bu değiştirme ve dönüştürme etkisinin hesaba katılmadığı türden değerlendirmeler onlar…

Partisi içerisinden kendisine hayr-ül halef aramak yerine, belki de böyle birini yakınında bulamadığından, Devlet Bahçeli böyle bir misyonu benimsemiş bile olabilir.

MHP AK Parti’yi dönüştürdü, CHP’yi ve diğerlerini de…

MHP kendisini feda etmeyi göze alarak AK Parti’yi değişime tabi tuttuğu gibi, bunu sağlamak için açtığı ‘başkanlık sistemi’ yolu yüzünden, başarı çıtası ‘yüzde 50+1’ haline geldiği için, diğer partileri de kendilerini dönüştürmeye zorlamış oldu.

Bugün CHP bu seçim öncesinde bildiğimiz CHP midir?

Ya da Saadet Partisi bugün dünden çok farklı bir parti görüntüsüne kavuşmadı mı?

CHP bugün kendisini toplumun en geniş kesimiyle rahatlıkla buluşabileceği bir zemine çekmiş ve asla terk etmeyeceğini düşündüren dünün bagajlarını üzerinden atmaya razı görüntüsüne bürünmüş durumda.

AK Parti’nin CHP’ye ve cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce‘ye dönük eleştirilerine biraz daha yakından baktığınızda göreceksiniz: Geçmiş dönemlerin CHP’siyle irtibatlandırılan eleştiriler daha önceleri muazzam etkili olabilirken, bugün ‘yeni CHP’ gerçeği o tür eleştirileri önemsiz kılıyor.

O yüzden AK Parti ve çevresinin CHP ile adayına yönelttikleri eleştiriler daha kişiselleşti. CHP değil de Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce eleştiriliyor.

Dün Saadet Partisi önemsenmez iken, bugün ne kadarı oy sandığına yansıyacağı öngörülemez ise de, bu parti geniş bir kitlenin ilgisini çekebiliyor, Temel Karamollaoğlu‘nun söylediklerine kulak veriliyor.

Henüz bu yeni dönemin kriterlerini tam anlamış sayılmasa bile, İYİ Parti diye de bir gerçeklik var. Çekirdeğinde MHP ile özdeşleşmiş isimler bulunuyor, ama o da daha geniş bir kesimden oy derlemeyi amaçlıyor.

Neden böyle bir yolu açma ihtiyacı duydu Devlet Bahçeli, bu yolda ilk adımları atarken sonraki gelişmeleri öngörmüş müydü, bugünkü tablodan mutlu mu?

Bu soruların doğru cevaplarını bugün vermek mümkün değil; ama o gün de gelecektir.

Şimdi benim yaptığım bir erken değerlendirme.

ΩΩΩΩ

50 YORUMLAR

  1. …. o mahrumiyet içinde DİRENEN Doğu Türkistanlılar…. Abdurrahman Serdar 22 Haziran 2018 at 17:10

    Doğu Gutalılar, Filistinliler, Maymarlılar ve Dogu Turkistanlılar (=Uygur Turkleri). Anlasılan o ki çok kötu durumdalar. Dünyanın adalet çarkları müslumanlar için çok ağır çalışıyor. Evrensel insan haklarıymış falan filan ama, pek kimsenin umurunda değil. Amerikan aktor Alan Alda bir aralar Uygurlar için Çinlilere kafa tutmuştu. Bizler zaten aciziz, kendimize hayrımız yok. Böyle durumlarda zulmeden insan müsvettelerini tokatlamak için bazen bir süpermen olmak isterim (çocukluktan kalan bir düş)….

    Bir ara (ayni şirkette çalıştığım) bir Çin’li tanıdım. Çin’den Tiananmen meydanındaki olaylardan sonra eğitimi için ayrılmış. Avrupada okumuş ve bir daha Çin’e dönmemiş. Bir seferinde konu konuyu açmıştı. Çindeki müslümanlardan Türklerden bahsediyorduk. Müslümanların çoğaldığını, Çinde camiler olduğunu bu arada Türklerin de değiştiğini kimliklerinin eskisi gibi olmadığını söyledi. Internetteki bilgilere bakılırsa bu kendiliğinden ve gönüllü bir değişme değil. Genç uygur kızları müslüman olmayan Çinli erkeklerle zorla evlendiriliyor ve dini inançlarını yaşamalarına müsade edilmiyor (misal; domuz eti vs). Hiç değilse müslüman Çinlilerle evlendirilmiş olsa diye düşünüyor insan. Çinde yaşayan 60a yakın farklı tanımlanan etnisiteden 12-13 tanesi müslüman Çinli (Nakşibendi olanlar çoğunlukta olduğuna dair bilgiler var). Müslümanlığın Çin’e ulaşması Halifelik döneminde oraya gönderilen elçilerle olmuş (Sanırım Hz. Osman). O zamanlardan sonra Dünya değişti, müslümanlar kendi sorunlarını kendileri halledebilecek kadar gelişemediler. Bugun Dünyanın birçok yerinde, bu arada Ortadoğuda müslümanların sorunlarının daha kolay çözüme kavuşması için bir Halifelik müessesi faydalı olabilecekken İslam alemi bugün Halifesiz.

    Habire sızlanıyor, ofluyor-pofluyoruz. Daha ortaasyadaki müslüman akrabalarla sembolik te olsa birliğe gidecek ciddi adımlar henüz atılmış değil. 20 senedir güya üzerinde çalışılıyor, ortak bir alfabe ilk iş. Ancak herhalde istemeyenler var. Çinli’nin bana “Uygurlar değişti, Çinlilerle akraba oldu” dediği gibi Ortaasyadaki akrabalar da Ruslarla kaynaşarak değişmiş olmalı. Onlar da bize “siz çok değiştiniz” diyor farklı bir gözle bakıyor olmalılar. Bir ay kadar önce İlber Ortaylı Ortaasyaya gidip ortak bir alfabenin herkes için faydalı olacağını anlatmağa çalışıyordu (İnternette-Kazakistanda çekilmiş bir video kırıntısına rastlamıştım). Muhtemelen somut bir gelişme yine yok. Halbuki, bu işe bir İlber Ortaylı yetmez, zaten o da yaşlandı….

  2. Ha Gayreti Zavallı Firansizlar iyi besliyor. Belkide maaşını kesmişte olabilirler.
    Taha Kivancın kim olduğunu burada ona yazınca şu cevabi vermişti ben onu baha kivaç olarak algiladım.Tabi o öğle kolay olmadı bir iki hafata sürdü.
    Neyise onu geçelim Şimdide Rahmetli Yazıcıoğlu nu veya eşini Çerkez yapmiş birşeyler anlatmaya çalişiyor fakat onuda yüzüne gözune bulaştırmış.
    Ben burada bunun gibi dengesiz yorumculara kendimi tanıtmak için yaşım da dahil doğdüğum yari ve kökenimi yazınca birileri benim yazdıklarımi kendilerine epeyce malzeme ettiler baktılarki benim umurumda değil biraktilar.
    Ben Allahin yer yüzüne halife olarak yarattığı insanlardan sadece biriyim. Irkcılık bizim ailede rağbet görmez zaten rahmetli babamda bize dilimizi õğretmedi biz Türkuz ve Türkce konuşacağiz derdi Rahmetli Annemide hiç tanimadim çünkü ben 4 yaşinda iken ölmüş.
    Ha Gayretin bu gūnku benim ve bir başak yorumcuya yazdíklarından birşey anliyan varsa bi zahmet açıklasın.
    Yaho bu reisciler neden böğle göz göre göre yalan söyliyorlar.geeçekten bunlar robot olmasınmi?
    Gayret
    22 Haziran 2018 at 17:14
    Yahu taha kıvanç sayın koru nun dengi mi allaaaskına, ikide bir onun adını da anıyorsunuz burda!

    Yorumu Cevapla

    H. Gayret
    22 Haziran 2018 at 14:39
    Simdi merhumun kayinbiraderleri dediniz de sivastaki çitosan yönetim kuruluna getirilmişlerdi refahyol döneminde, bilirsiniz cimentoculukla gecinirler! Karsılığında yazıcıoğlu ve 7 bbp mebusu da hukumete “kerhen güvenoyu” vermisti hatırlarsanız. Tabi size göre cerkez olsun da isterse çimentodan

    • Rüzgar, su ve namus bir gün saklambaç oynamışlar / rüzgar yüksek tepelerde eserken görülmüş / su derin vadilerde akarken / ama namus, saklandıgı günden beri bulunamamış.

  3. *******
    ….
    Makarna-kömür-kahve; rüşvet rüşvet üstüne,
    «Yahu bu ne?» deseniz, “sen kimsin ya, sana ne”!

    Doğru dürüst yönetim; «AKIL-İMAN» sentezi!
    Etik olmak çok zor şey; bir ütopya, fantazi!

    Bazıları vardır ki, beş vakit namazında,
    Körkütük ezberciler, müslümanlık bazında!

    Çok cingözdür açıkgöz, cennettir hep emeli
    ALLAH RIZASI? desen, bihaberdir ameli!

    Allah yardım eder mi, iblisle iş görene?
    Onun gazına gelip, rüşvet alıp-verene!

    Bitmeyen senfoniydi, vââtler silsilesi,
    Seçimler büyük firsat, kazanma vesilesi

    Bol keseden atarlar, bu herkese aşina,
    Bir gün geçecekler ya, hazinenin başına!
    ….
    *******

    http://fehmikoru.com/rapor-ediyorum-ak-parti-teskilati-calisiyor-fakat-ak-parti-icin-cok-zor-bir-secim-bu/
    H.K. 19 Haziran 2018 at 09:31

  4. ALLAH RIZASI’nın ne demek olduğunu anlayıp ona göre amel edeseye kadar DEĞİŞMEK şarttır, yoksa sonu hüsrandır. Bu yönde değişim şek ve şüphe götürmeyecek şekilde apaçık olmalı ve herkesi “işte bu! İşte bu!” dedirterek peşine takmalıdır….

  5. Bu seçimin tek bir referans noktası var bence ve bu referansa göre ittifaklar da oluşmuş durumda. 15 temmuz kalkışmasına karşı durup durmamak. 15 Temmuz gecesi ihanete karşı omuz omuza sokağa çıkanlar, 24 Haziranda da sandıktan çıkacaklar. O gece ihaneti televizyondan seyredenler sandıktan çıkanları da televizyondan izleyecekler. Akp ve Mhp li vatandaşlar o gece vatanı koruma içgüdüsüyle sokağa döküldüler ve cumhurbaşkanının çağrısıyla da kenetlenip meydanlara aktılar. Bunun bir siyasi sonuç vermemesi sosyolojik olarak imkansız. Bu sonuç önümüzdeki onyıllara damga vuracaktır.

  6. 1.Yazarın yazdıkları’ına göre yorum yapanların dili her zaman farklilaşır.
    2.At gözlükleri ile değil bildikleri ile yorum yspanlarında ayne öyle dili farklılaşır.
    Bahçeli ve MHP hakkında yorum yaparkede hep soru işaretleri kullaniyorum.
    Bunun sebebide Bahçeli’nin siyasi görüşünü değil kişiliğine karşı azda olsa pozetif görüşümden dolayi.
    (Bu yorumu Özer beyin yorumuna cevap olarak yazmıştım. belliki cevapla yerine normal yorum yerine yazmışim.)

  7. Çok iyi tesbit etmişsiniz ; gerçekten, “taha Kıvanç’ın ruhu bence de, epeyce zamandır ölü.
    Zira, HarWard Üniversitesi – DÜNYALIK şöhret, menfaat, itibar ! sağlayınca – İslam Enstitüsü mezuniyet titri çok sönük – yük görünmeye başladı, epey zamandır. Zira, O da dünyanın baki olduğunu, itibar görmenin burada ve bu türlü sağlanacağını zanneden zavallılardan biri olarak görünüyor. Yanında Karagülle gibi bir kayınpeder ve eşi, elinde İlahiyat Lisansı olduğu halde, bu kadar rahat davranması ve bu değerlerin kıymetini görmeyişi (bilmeyişi), kafa yormayışı bunu gösteriyor.
    Bazan, şöyle bir düşünüyorum da, şu Doğu Türkistanlılar, Doğu Gutalılar, Filistinliler, hatta Maymarlılar ne kadar ZAVALLI diyorum ve tam onlara acırken, AYNAya bakmak geliyor, hatırıma. Yoksa, “zavallı” olanlar bizler miyiz ?!. Ve bazan, sanki, yarı rüyada iken, şu duaları yapmak hatırıma geliyor : “Ya Rabbi, bizi ahiret ENDİŞESİ taşıyan, Helal ve Haramı GÖZETEN ve GAYRET-i diniye sahibi olan KULlarından eyliyesin”. Yoksa, ölüden veya har vurup, harman savuran mahlukattan farkın ne ki, diyorum.
    Büyük , mütefekkir ve Mücahit (hasbi) Devlet adamı ALİYA İzzet BEGOVİÇ ne diyordu ;
    ” Düşmanına (rakibine) BENZEDİĞİN zaman çatışmanın (savaşmanın) ANLAMI Kalmaz. DEĞİŞİM, zaten, ister-istemez bu gerçeği ifade ediyor.
    DEVLET Bahçeli, böyle bir sonucu sağlıyorsa, başta MHP ve diğer partiler üzerinde, dünya-ahiret, TAM DEVLET konuyor, en büyük kazancın sahibi oluyor, demektir. Nitekim, MİLLİ GÖRÜŞ temsilcisi SAADET Partisinin ve bir kısım ÜLKÜCÜlerin “Cumhur İttifakı”‘ndan uzakta durması, ALi İzzet Begoviç’in, o mükemmel tesbitini Hafızalarında DİRİ tutmaktan ileri geliyordur, umarım. Bana, Gaziantepli mütefekkir entel zatlardan biri, şu suali yöneltmişti ? Abdurrahman, biz (babalarımız) ANTEP HARBİNİ niçin yaptık ? O zamanlar, böyle bir soruya anlam verememiştim.
    Merhum ALİ İzzet’in yukarıdaki ALTIN kuralını hatırladıkça, soru, bir başka anlam (tam) kazanıyor ve o mahrumiyet içinde DİRENEN Doğu Türkistanlılara daha da acır hale geliyorum !….ve
    “ALLAH” .. diyorum. Ne dersiniz ? (Sual, inanıyorum diyenler içindir, tabii)
    “Etiket değiştirmekle malın vasfı değişmez”. Rejimin adı demokrasi de olsa, krallık da olsa, başkanlık da olsa, önemli olan adalet, merhamet, dürüstlük…hasılı insanlık ver mı yok mu ? Önemli olan bu.
    Yazıcıoğlu olayında, nedense, bir kısım kişiler sorgulanmıyor.

  8. Allahtan Fehmi bey bu siteyi kurmuş yoksa ben kendimi taniyamazdım.
    Erdiğancılarında o muthiş zekalarıni keşf edemezdim.
    Birisi kalkiyor “Nurdan F Korunun Kendisi” olduğumu idda dahi etmiyor kesin olarak kabul ediyor. Diğeri Aile fertlerinden biri olduğum kesin de ” Allah bağışlasın evlatlarından biri” diyiyor.
    Bugünde benim dolayli yoldan” Fuat Avin” olduğumu nerdeyise kesinlikle “sen Fuat Avnisin” diyecek, fakat nedense o cesareti kendinde görmüyor.
    Şimdi Erdoğan’ın iftira ve yalanlarına bu kadar körü körüne inanmalarının nedeni ve sebebini anladím “CAHALET” birisi kalkıp Allah yazmasını dahi bilemiyecek kadar cahil olduğumu yaziyor kendisi çok bilmiş ya cep telfonu ile yazılan yazıların harfleri normal bilgi sayardaki klevye gibi tek başına olmadığıni bu gibi hataların neden kaynaklana bileceğini dâhi düşüecek kadar akıl sahip değilse TABİKİ Erdoğan’ın her yalan ve iftırasına inanir ve ona kayıtsız şartsız biyat eder. Birde buna 1000 liralik hediye çeki ve hazır oy pusulasını sandığa atip boş olani getirip alacakları para eklenince, onların caiz olduğunu da zaten Saray fetvacıları fetava verdiklerine göre artik hem bu dünyada hemde Ahirette saraylarda yaşarlar.
    “Tabiiki gerçek olan bu değil.

    Ben dünden itibaren yazdíklarımın haber kaynağında kopileyip altına yapiştirmaya başladim çünkü herkesi kendileri gibi sandıklarından dolayı yalan söylüyor zannederek kaynağını sormasinlar diye.

    Şimdi bu konu açilmişken başimdan geçen bir olayi burada paylaşmak istiyorun
    Gerçi her ne kadar konu ile alakası olmasada bu tip insanların CAHALET LERİNİ açiklamak adına yararlı olacağı kanısındayım.
    Türkiyede iken bir komşu 1998 Ramazan süresince sadece hanimlar bir arada teravi kilmalari için evini açmıştı. Ben nafile namazlarını tek başıma kılmayı sevdiğim için gitmiyordum bir gün çok israr ettiler gittim, ev sahibi komşum benden Kur’an-ı Kerim okumami istedi, ordaki bayanların hemen hemen hepsi tarikatcılardan oluşiyordu ve aralarında ” HOCALİK” yapanlarda vardı.
    Ben Euzu ve Besmele çekip dah bir kelime okumadan orda hanimlara Kuran öğreten hanim hemen beni ” Yalniş okuyirsun” diye susturdu ev sahibi “Kur’an’i kerimi okumaya başlamadan neresinde yalnışlık var?”diye kizarak sorunca, aldığı cevap şöyle ” Araplar gibi okuyor Tüklergibi değil” o zaman ben o çok bilmiş hanıma şunu sordum” Kur’an’i Kerim Türkçe mi Arapca mi?” Ben bu tip insanlari Millete hocalik yapan Tarikatci çok bilmiş o bayana benzetiyorum.
    Sayin Korunun yazdığ yazilari dahi anliyamiyanlar cahaletlerinin farkinada bile değiller onun için gelip insanlar hakkında görüş beyan ederek acınası ve komik duruma düştütüklerini bilemiyecek kadarda cahil ve ahlakı değerlerdende yoksunlar.

    İşde bu tip insanları Erdoğan gibileri çok kolay kandırdığindan dolayi bir yüzük sermaye ile gelip gemicikler, saraylar, villalar ve miliyarlarla sahibi olur, o arada tabiiki bunlaraında ağızlarına birer parmak bal sürüp “DİKTATÖRLÜĞNÜ” dünyaya ilan edecek cesareti kendinde gôrür.

    • Evet benim merak ettiğimde buydu aynı 17-25 aralık sürecindeki FETÖ medyası ve şuan önde gelenlerinden tamamına yakının yurt dışına kaçmış olan haşhaşilerin ,tepeden bakan kendi bildiği ve inandığı dışında hiç bir doğru kabul etmeyen kibir abidesi iftira ve yalan makinesi gibi çalışan , iktidar için olumlu bir kelime konuşanı direkt cahil ,yandaş, yalaka ilan eden anlayış.
      Ama hala anlamıyorsunuz bu millet tercihini yapalı çok oldu ne ağzını kullandığın haşhaşiler ve Fetö elebaşı ne de onların türevleri artık bu topraklarda kimseyi kandıramayacaklar.
      Ancak seçimden seçime ortaya çıkıp beddua ,iftira ve hakaret eder sonra ininize çekilirsiniz
      Bizim bu topraklardan başka yaşayacak bir yerimiz yok
      Sizin kadar akıllı !!! ahlaklı !!!! dindar !!!! olamasak ta Zorunuza gittiğini bile bile
      Biz daha iyisini bulana kadar ve Rabbim ömür verdiği müddetçe Başkanımız ,Liderimiz Başkomutanımız Erdoğan

  9. Sayın yorumcular Ak parti ile MHP ülkemizde ki sağ muhafazakar seçmene hitap eden iki ayrı tüzel kişiliği olan siyasi partilerimiz aynı ittifak içinde olmalarını(zaman zaman birbirlerine sert muhalefetlik yapmış olsalar da) sağ seçmen yadırgamaz çünkü iki sağ parti arasında doku uyuşmazlığı yoktur.Ama saadetle CHP öylemi hayır ikisi arasında doku uyuşmazlığı olduğunu cümle alem biliyor ve kabul ediyor tek ortak yanları var sayın Cumhurbaşkanımızı al aşağı etmek, zaten yapılanları yıkacaklarını söylüyorlar. inşe Allah başaramayacaklar

  10. ŞİMDİ YENİ HİKAYELER ANLATMA ZAMANI Yıkım Ekibi Tayfası için.

    Sn. Koru’nun dün bahsettiği “MİLLETE ANLATACAK HİKAYELERİ olan …” diye bahsettiği HİKAYELER serisi devam ediyor.

    “İstemezükçü Yıkım Ekibi” tayfası bugün zevkten 4 köşe olmuş olmalı.
    Çünki onlar da artık BAŞKANLIK SİSTEMİnin faziletleriyle tanıştırıldılar.

    Yalan üzerine siyaset yaptıkları için;
    açıklamasını son dakikaya bıraktıkları Yıkım “İttifakı Tutum Belgesi”nde;
    köhnemiş eski Parlamenter Sisteme dönüş diye bir şey yokmuş.

    Halbuki aylardan beri PARLAMENTER SİSTEME GERİ DÖNÜLECEK hikayesiyle
    milleti kandırmakla meşguldüler.
    Daha birkaç gün önce bir araya gelip
    “seçim sonrasında hızlıca parlamenter sisteme geri dönüşün nasıl olacağını görüştük” yalanıyla
    ortaya çıkmıştı Yıkım Ekibi’nin İnce’si ve Akşener’i.

    Meğer söyledikleri yalanı milleti uyandırmadan nasıl açıklayacaklarını görüşüyorlarmış.

    Buradaki Yıkım Ekibi Tayfasına ilaç gibi gelmiştir bu haber.

    DÜN DÜNDÜR BUGÜNSE BUGÜN
    diyen “BABA” larının ruhunu şad etmek için Sn. İnce’nin erotik şiirlerini okuyup onun ruhuna üflerler artık.

    Huzur içinde uyu köhnemiş parlamenter sistem.

  11. Şu cümle Fehmi Bey’in yazısından:”24 Haziran’a her parti kendi başına katılsaydı, İYİ Parti zorlasa bile, büyük ihtimalle, MHP yine yüzde 10 barajını aşabilirdi.”

    MHP ittifaksız da barajı aşabileceğine göre Cumhur ittifakının bu yarışı önde bitireceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

    Bu durum muvacehesinde çöp karıştırma uzmanları çoktan mesaiye başlamış
    olmalılar.Bunun bazı alametlerini burada
    da görebiliyoruz.Benim kanaatim odur ki,
    çöpteki malzemeyi ancak onu çöpe önceden itina ile yerleştirenler bulabilir.

  12. hdp, iyi parti ve saadet partisi adına sahte broşürler de basılmış. Bizim oranın insanının dediği gibi: “bunlarda her tıynet var”.
    24 haziran seçimi:
    1: Ahlaksızlığın sandığa gömüleceği bir seçim olacak.
    2: Dini kişisel çıkarları için kullanmanın sandığa gömüleceği bir seçim olacak.
    3: Artık evrensel değerlerin (insan hakları, hukukun üstünlüğü, laiklik, düşünce ve ifade özgürlüğü, başkalarının düşünce, inanç ve yaşam şekline saygı vb) boy vereceği bir seçim olacak.
    4: Ülkemizde birey kavramının (yani “ilmi hür, irfanı hür, vicdanı hür” olmak) nüvesinin ortaya çıkacağı bir seçim olacak.
    5: tebaadan vatandaşlığa geçişin belirginleşeceği bir seçim olacak.
    6: kimlik temelli siyasetin sandığa gömüleceği bir seçim olacak.
    7: demokrasinin önem kazanacağı bir seçim olacak.
    8: Ahlak gibi, adalet gibi, hak gibi, hukuk gibi, had gibi, görev gibi, yetki gibi, liyakat gibi kavramların biraz daha netleşeceği, asıl anlamlarına biraz daha yaklaşacağı bir seçim olacak.
    9: bu seçim, ülkenin, kişilerin veya grupların iradesine göre şekillendiği dönemden, kuralların, değerlerin, ilkelerin daha fazla ağırlıklı olduğu, daha belirleyici olduğu döneme geçeceği bir seçim olacaktır.
    10: bu seçim, akpnin kazansa bile ülkeyi yönetemeyeceği bir seçim olacak.
    – Yani önümüzdeki günler ülke olarak büyük acıların (özellikle de akp seçilirse) yaşanacağı dönem olsa da, dipden gelenler nedeniyle aslında türkiyenin düzey atlıyacağı bir dönem olacak. Ancak birkaç yıl, epey acı çekeceğiz. akp seçilirse bu acıların düzeyi ve süresi daha uzun olacak.

  13. Ee Ne oldu arkadaşlar hani sizin Muharrem İnce demokrattı ? Meclis çalışanınna telefonda böyle söven adam yarın hani olamaz da velevki başkan oldu yahut başkan yardımcısı oldu neler yapacak bi düşünün bakalım. Gerçi şu gün Usame Bin Laden yahut İşidin başkanı hatta pkk nın başı aday olsa ona bile güzelleme yapacaksın Tayyip yerine ama hadi buna da cevap getirin. Bunu soruyorum çünkü tek argümanınız Tayyibin demokrat olmadığı “zalim” olduğu. Şimdiden böyle başlayan biri yarın neler yapmaz söyleyin hele ?

    • Boyle bilincsizce, korukorune, tarafgirlikle yapilan yorumlar, benim gibi CHPli olmayip hakperest insanlari hak adina cildirtmaya yetiyor. Oncelikle, hukuksuz, izinsiz yapilan kayitlarla, operasyonel sekilde vurulmasinda beis gormuyorsaniz, o zaman baba ogul sifirlama muhabbetlerinin, makaralarin, hukuksuz talimatlarin tapelerin operasyonel amaclarla yayinlanmasina da laf etmeyeceksiniz, ya da en azindan kabul edeceksiniz. Ikinci husus, kufurlu konusmak hicbir medeni insana, hassaten muslumana yakismaz ama bu tarz kufurleri cok rahat eden bir toplumuz, bu ikiyuzlulugumuzu baskasinda gordugumuz gibi kendimizde de gorelim. Kapali kapilar ardinda sinkafli konusan daha baska liderler de biliyoruz. Ucuncu husus, o konusmayi dinledim. Belli ki Ince korumalarinin polisler tarafindan muhtemelen kasitli iceri alinmamasindan, bu tur uygulamalara muhatap olmasindan illallah demis. Cok acidir ki, Akp zihniyeti bu tip gayri medeni, dindara yakismayan uygulamalari muhalif kesim uzerinde oyle normal bir sekilde uygulamayi adet haline getirdi ki, ben dindar birisi olarak utaniyorum, onlar utanmiyor. Velhasil, adam kizmis, ama polis te okadar korkusuzve rahat biruslupta konusuyor ki… zira, yapilan kabahati biliyor ve daha da ilginci, Ince den zarar gelmeyecegini, onunlabir bir tanisikligi oldugunu da cagristirir sekilde ortaya koymus oluyor. O arayanin mesela akp milletvekili metin kulunk oldugunu dusunun… Velev ki polis hayatinin hatasini yapip, olmazya, kulunkunkorumasini iceri almadi. O polis, o telefona cikabilir miydi, hadi cikti, kufur sonrasi oyle rahat, hatta yilisik sekilde gulebilir miydi… Diger taraftan, malesef toplumdaki ikiyuzlulugu ortaya koyan bu aciklamalarim kufurlu konusmayi mazur gordugummanasina gelmiyortabi ki…

  14. Evet, yıllarca anamuhalefet partisi olup da hicbir işin ucundan tutmayıp sadece yapılan hizmetlere karsı cıkarak yapılan siyaset, tüm secimleri kaybettiğiniz halde size yine de chp genelbaskanlık koltuğunu garantileyebiliyor. Ülkenin ayrılıkçı partisinden bile daha küçük olan mhp nin lideri ise sanki bir cerrah gibi memleketin ne kadar kangrenleşebilecek sorunu varsa hepsini tek basına ya da iktidara destek olarak cözümleyebiliyor. Eh, yeter ki niyetin olsun!

  15. Sayın Koru;
    Eskiden olaylara bu kadar yüzeysel bakmazdınız.
    Anlaşılan yıllar geçtikçe sizde de bazı dönüşümler olmuş.
    Kafka nın romanında olduğu gibi bir gecede değil belki ama son 3-4 yılda Fethullahçı denilen cemaatin 200.000 in üzerinde üyesi şu anda kendisini böcek gibi hissediyor. Çoğu işinden atılmış, 70.000 kadarı içerde 200.000 kişi sorgulanıyor.
    İçlerinde yakından tanıdıklarım da olan bu insanların çoğu iyi niyetinin kurbanı.
    İşlerin bu raddeye gelebileceğini öngöremediler.
    Bahçeliyle ve MHP ile ilgili düşüncenize gelince; bence Bahçeli tam bir koltuk sevdalısı.
    Hiçbir zaman iktidar olmayı ve Türkiyeyi yönetmeyi düşünmedi, hedeflemedi.
    Tek amacı MHP liderliği koltuğunu korumak olan bir adam…
    Muhalifleriyle başa çıkabilmek için zorda olan AKP ile işbirliğine gitmeyi tek çıkar yol gören birisi.
    İttifak yapmasa meclis dışında kalacak barajı aşamayacak birisi.
    Kendince en akıllı olanı yaptı.
    AKP ve Erdoğan hakkında tüm söyledklerini yalayıp yuttu ve AKP ye yanaştı.
    Gerçi seçime beş kala eski söylediklerimin arkasındayım filan diyor ama kim inanır.
    Lütfen biraz daha gerçekçi olun.
    Taha Kıvanç ruhunuza ne oldu?
    Öldü mü?

    • Cemaatin saf inanları hakkındaki görüşleriniz doğru ancak yorumunuzun kalan kısmı fazla yüzeysel olmuş. İster kabul edin ister etmeyin 2001 yılından bu yana ülkemizin siyasetine sayın Bahçeli yön veriyor.

  16. Devleti anlamaya çalışıyorum..yok, yok Devlet Bahçeli’yi değil, bizzat devleti; hem de bu aralar, bunun yolunun, aslında Bahçeli’nin yaptığı hamlelerin arka planını çözmekten geçtiğinin farkında olarak.

    Uzun zamandır, ne zaman Bahçeli’den söz açılsa ilk aklıma gelen şu olur: Bahçeli kimdir, gücünü nereden alıyor.
    Onu siyasette bu kadar etkin kılan ve siyasete yön verecek kadar ağırlıklı kılan, partisinin aldığı oy oranı ve oluşturduğu meclis grubunun aritmetik yapısı olamaz herhalde?
    Kaldı ki bir koalisyon durumu söz konusu değilken, yani AK Partinin mecliste, MHP’yle bir koalisyon yapma ihtiyacı söz konusu değilken…

    Hep şu söylenir oldu bu ara. Erdoğan Perinçek’in çizgisine geldi diye. Bunu daha çok Vatan Partisi dillendirmiş olsa da, piyasadaki kanaatte bu. Ama Perinçek Bahçeli kadar perde önünde değil ve biz daha çok Erdoğan’ın Bahçeli’nin çizgisine yaklaştığını dillendiriyoruz.

    Bahçeli’nin, Perinçek’in ki gibi bir ekonomik programı (komün) olmasa da temelde aynı politikayı güdüyorlar. Hatta söylemlerinde bir ikiz kardeş görüntüsü bile ortaya çıkmış oluyor.

    Yani anlayacağınız, sorumu şöyle sormalıyım: Bahçeli ve Perinçek, partilerinin oy oranları ortada olduğu halde, devlet yönetiminde ve siyasette, bu kadar etkin olmayı nasıl becerebiliyorlar?

    Daha kapsamlı soracak olursam: Demokratik bir sistem ve hükümetleri seçimle iş başına gelen bir ülkede, hükümet ortağı olmadıkları halde ve aldıkları oy oranı ile de yönetime katılmakta yetkin olmadıkları halde -zaman zaman meclis dışında bulunmuş olmalarına rağmen- milletin iradesine rağmen, marjinal denebilecek bu küçük çaplı partiler yönetime katılmayı ve ülkenin idaresinde söz sahibi olmayı nasıl ve ne ile becerebiliyorlar?

    Öcalan’ıda bu sorulara farklı açılardan muhatap kılabiliriz.

    Rahmetli Yazıcıoğlu’nun ölümündeki sır perdesi de aralanırsa, kanaatlerimizi pekiştirecek kırıntıları elde etmiş olabiliriz belki.

    Heyhat…

    Biz, sadece vatandaşlık görevimizi ifa edelim -oylarımızı kullanıp- gerisine karışmayalım..değil mi?

    • Neredeyse mükemmelliğe yaklaşan sıradışı bir yorum metni; çok cesur sorular. Kutluyorum.
      Merhum Yazıcıoğlu, “tarla-sürücüsü” olmaya pek meraklı rençberlerin (biri ulusalcı, biri milliyetçi, biri Kürt) b,r ağaç altına çöreklenmiş hep birikte aynı tasa kaşık salladığını gördüğü için, bertaraf edildi. Rençberler bunlarsa eğer, tarla sahibi ağa kim?

      Biliyorum, kızacaksınız, ama dile getirmeden yapamayacağım: Saadet Partisi de oyunu gördü. . .

        • Ağamız gelenekçidir hem tevazu sasbidir; öyle günde beş posta televizyonarda endam etmez, aslı değil, rençberleri görünsün ister. Ben onu her bir şeyin “milli”sini sevişinden tanırım 🙂

      • Evet ! Oyunu gördü ve yüzünü; o oyunun gerçek sahipleri olan İngilizlere dönüp
        “ingiliz tipi DİNİ İPLEMEYEN YAŞAM TARZI (sekülerizm diyor ya ingilizler hani)nı benimsediğini açıklayıverdi çaktırmadan.

        Toplum hayatında İslam’ın yeri yok deme cesaretini gösteremediği için;

        ATEİZM’in toplum hayatına uyarlanmış versiyonunu olan sekülerizm taraftarıyım diyerek çaktırmadan mesaj veriyor ilgili taraflara…
        Hem de “ingiliz tipi” olduğunu özellikle vurgulayarak kıbleyi de tayin ediyor tayfasına.

        “Dinler üstü olma iddasındaki birilerinin SP de ne işi var” diyenlere cevabı vermiş seküler Temel Bey.

        TOPLUM HAYATINDA DİNİN YERİ YOK diyerek.

  17. meral akşenerin, berat albayrakın Anadolu Ajansına 24 haziran saat 21.30’da bizi %52 ile kazanmış ilan edeceksin dediğini iddia ediyor. Önceki günkü televizyon yayınında Anadolu Ajansının seçim bitmiş gibi erdoğanın %52 oyla seçildiğine ilişkin yayını ile örtüşen bir iddia.
    Herkesin bu tür hırsızlık çabalarına karşı uyanık olması ve bunları deşifre etmesi gerekiyor. bu öncelikle ahlaki bir sorun sonra da milli irade denilen şeyin gerçekleşebilmesi için bir vatandaşlık görevi.
    Bundan sonraki en önemli konular bunlardır. yandaşlara birşeyler anlatmaya çalışmak vb. boş çaba.
    https://www.vaziyet.com.tr/gundem/meral-aksener-den-bomba-berat-albayrak-iddiasi-h32741.html

  18. Daha dün Tayyip Erdoğan “tek adam rejimi getiriyor, kral olmaya çalışıyor” şeklinde avazı çıkana kadar bağırıp tepinenler, bu gün o gelen sistem sayesinde seçilme umuduna sahipler hatta seçilme ihtimalleri bile var. Parlamenter sistemde neleri vardı ne olabileceklerdi ? İttifak sistemi getirilmeseydi bu gün saadeti mi konuşuyor olacaktık iyi partiyi mi ? Bir ihtimal daha çıkmış oldu bu sistemde. Ve ikinci tura kalırsa herhangi biri seçilmiş olacak. Üstelik bu seçimde başkan adayları (aslında kasdettiğim chp adayı) ömründe hiç olmadığı kadar halkın değerlerine yakın çünkü mecbur artık oyu halktan alacak (gerçi samimi olduğunu düşünmüyorum) olsun genede söylemde yakın. Bu da mı Tayyibin eseri değil yoksa bozuk saat mi diyeceksiniz ?

    • Şerif Bey, vesayet sisteminin ihtiyaçlarına göre kurgulanmış, ilkel bir Siyasal Partiler Kanunu üzerinde yükselen çakma-parlamenter sistemi savunacak değilim. Ama, bugün oluşan tablonun işaret ettiğiniz öğelerini, pek çok açıdan sorunlu bulduğum yeni sistemin nimetleri gibi sergiliyor olmanız da tuhaf ve inandırıcı değil. Bugün karşımızda duran tablo, T. Erdoğan’ın şaşırtıcı siyasal öngörüsüzlüğünün sonucu ve siz bunu gözlerden saklı kalacağı beklentisindeydiniz. Varsayımlar ve hesap basitti: Köhne, bıktırıcı bir laiklik lafızı etrafında dönüp duran ana muhalefet partisinin hali ortadaydı. Saadet Partisi deseniz, binde bilmem kaçlarda dolaşıyordu. İyi Parti pekala oyun dışı bırakılabilirdi. HDP baraj altında bırakılablirdi -bu olmasa da sorun olmazdı, nasıl olsa AK Parti +MHP ortaklığı ihtiyaç duyulanın da ötesinde bir oy oranına ulaşıyordu. Medya zaten el altındaydı; Saadet’in Numan Kurtulmuş, Soylu örneklerini izleyeceği kuvvetle muhtemeldi; Cumhur İttifakı CHP ve HDP’yi karşısına alır, alışık olunduğu üzere kolayca tepelerdi. Öngörüler gerçekleşmedi, evdeki hesap çarşıya uymadı. Dahası, getirdiği sistemin bir “milli felaket” olan koalisyonların panzehri olduğunu iddia eden AK Parti lideri, önceki gün, partisinin koalisyonlara açık olduğunu dile getirerek, “Dün dündür, bugün bugündür” geleneğini sürdürmüş oldu. Velhasılı, elde olan “Tayyibin eseri” değil, Tayyip Erdoğan’ın öngörüsüzlüğünün eseri demek gerçeğe çok daha yakın bir ifade olur.

      Saadet Partisi’ne gelince. . . Bir ya da en çok iki yıl sonra, Türkiye’nin en çok konuştuğu partinin Saadet Partisi olacağından kuşkum yok.

      • Yıkım Ekibi Tayfası başlamış fırıldamaya ve
        bugüne kadar milleti PARLAMENTER SİSTEMe DÖNECEĞİZ
        dıye kandıran patronlarının KESKİN DÖNÜŞ leri sonrasında
        tıpkı CHP li ABİDİK GUBİDİK çi fırıldak milletvekilleri gibi;
        onlar da
        FIRILDAYIVERMİŞLER parlamenter sistem HİKAYE lerinden…

        Mahallemize hoş geldin Bernar…
        Başkanlık sisteminin faziletlerini bir de sizden dinleyelim…
        Mikrofon sizde…

      • Bir iki seneye saadet konusulacagi yorumunuzu paylasamayacagim cunku, Saadetin durumu konjonkturel ve Karamollaoglu nun ilgi cekici vurucu uslubuna endeksli gidiyor. Ben Turkiyede akp onculugunde gelisen adim adim yikimin, islamci veya islami soylemli tum partileri de uzun muddet sifirlayacagini dusunuyorum. Gecis devresindeyiz, eger gemimiz siddetli dalgalara insallah karsi koymayi surdururse, merkezde yeni bir olusumun ortaya cikacagini dusunuyorum. Mevcut aktorler silinip marjinalesirken, mevcutparti ve akimlar da donusum gecirecekler kanaatimce. Erdoganin baskan olup olmamasi bu sonucu degistirmeyecek, ama Erdogansiz daha sancisiz bir gecis olabilecegini dusunuyorum. Turkiyenin kangrenhaline gelmis sorunlarini cozebilecek bir irade vizyon ve liderlik goremiyorum malesef mevcut siyasi tabloda…

  19. Tespitinize katılıyorum ve küçük bir ekleme yapmak istiyorum: MHP’nin “muhalefet edilmeme” durumunun da Ak Parti’den MHP’ye ciddi bir oy kaymasına neden olacağını da not edebiliriz. Şu anda seçimle ilgili tartışmalar Ak Parti ile Millet İttifakının üyeleri arasında geçiyor ve kimse doğrudan MHP’yi eleştirmiyor, hedef almıyor. Gözümüzün önünden çeşitli parti liderlerine ilişkin eleştirel reklam filmlerini geçirdiğimizde, tek “toz kondurulmayan” kişi Devlet Bahçeli gibi… Bu durum da bilhassa Orta Anadolu ve sahil kesimlerinde geçmişte Ak Parti’ye oy vermiş kesimlerin MHP’ye kaymasına neden olabilir. Hasılı, bu ittifakın kazananı MHP gibi görünüyor, kaybedenlerini ise zaman gösterecek.

  20. Fehmi bey yine çok stratejik çalışmışsınız bütün kamu oyu yoklamaları Akşenerin beklenenin yarısı kadar bir oy alabileceğini göstermesine, İncenin yakaladığı havanın ve Erdoğanın görmezden gelme taktiğiyle iyice gündemden düşmesine rağmen sizin parlatma çabanız takdire şayan. Hele Saadet partisine yüklemeye çalıştığınız gizem onların ilkesiz siyasetlerinin üstünü örtecektir umarım .
    Muhalefetin bu müthiş performansı karşısında Erdoğanın hiç bir şansı olmadığı sonucunu da sizi zevkle okuyanların üstün idraklerine havale ediyorsunuz
    Hayaller ve hayatlar

  21. Pekala, Bernay bey (http://fehmikoru.com/cumhurbaskani-menbic-kandil-dedikce-muhalefet-sevinmeli-mi-yoksa/ ). DEĞİŞME GEREĞİ ortada… A. Oktar, pisileriyle bir alem, içeri atılan gazetecilerin durumu ayrı bir alem… Fırsat bu fırsat zihniyetiyle, yaşlı-başlı gazetecilerin durumu benim de adalet inancıma sığmıyor. Ceza ise ceza ama daha farklı bir şeyler düşünülebilirdi. Ancak elimizden gelen birşey yok maalesef. Dileyelim ki seçimlerden sonra bu işlere de tekrardan bir göz atılır….

    Gazete manşetlerine taşınmış olanlar hariç, seçim konuşmalarını hiç takip etmiyorum. “Seçimler geçici, insanlık kalıcıdır” pankartı gayet güzel bir ifade. Hangi parti akletmişse tebrikler. Tahminim, agresif tonda giden malum partizanlar için “insanlık” öncelikli bir konu olamaz!

    Ne diyelim, DEĞİŞE DEĞİŞE, inşallah insanlıkta karar kılan ezici bir çoğunluğa ulaşır bu memleket. Bunun için AKIL-İMAN SENTEZİ. Bunun için eleştiriye devam!…

  22. Pekala, Bernay bey… Değişme gereği ortada! A. Oktar, pisileriyle bir alem, içeri atılan gazetecilerin durumu ayrı bir alem… Fırsat bu fırsat zihniyetiyle yaşlı-başlı gazetecilerin durumu benim de adalet inancıma sığmıyor. Ceza ise ceza ama daha farklı bir şeyler düşünülebilirdi. Ancak elimizden gelen birşey yok maalesef. Dileyelim ki seçimlerden sonra bu işlere de tekrardan bir göz atılır….

    Gazete manşetlerine taşınmış olanlar hariç, seçim konuşmalarını hiç takip etmiyorum. “Seçimler geçici, insanlık kalıcıdır” pankartı gayet güzel bir ifade. Hangi parti akletmişse tebrikler. Tahminim, agresif tonda giden malum partizanlar için “insanlık” öncelikli bir konu olamaz.

    Ne diyelim, değişe değişe, inşallah insanlıkta karar kılan ezici bir çoğunluğa ulaşır bu memleket. Bunun için AKIL-İMAN SENTEZİ. Bunun için eleştiriye devam!…

    • Yeniden merhaba, H.K. Bey,

      Son 3-4 aylık dönemde rastladığım en okunmaya değer yazıyı paylaşmak istiyorum sizinle. İçtenliğime inanın, bu, benzerlerine hergün defalarca rastladığımız türden bir metin değil. Hani bilindik dünyada karşılaşsam kocaman sarılmak istediğim, her şeye rağmen umudu ayakta tutan bu insanlar da olmasa, mutsuzluk ve kramsarlık beni tümden teslim alacak. Sizin Akıl-İman Sentezi olarak dile getirdiğiniz değeri gerçekten insan kalmanın önkoşulu sayıyorum. Bu değerli genç adamın ima ettiği şey hem ülkeye, hem de ruhunu tüketim ve hazcılığı rehin vermiş dünyaya bir ışık, bir umut.

      https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2018/06/22/saadet-akplilere-faniligini-hatirlatiyor/

    • Hiçbir sey okuma, öğrenme, soran olursa zaman yok de! (Dizi ve maç seyretmek için evde mutlaka bir duvar ekran tv vardır ama:) elestiri diyerekten habire milletin imanına küfret, üstüne bir de insanlıktan bahset! Vatanı milleti için gözünü kırpmadan kendini feda edip kara yere düsen insanların sayesinde günyüzü gör sonra da onlara insanlık öğret! Türk milleti hepimizin hem anası hem babasıdır! Ağzından çıkanı kulağın duysun! Sentezmiş… Allahtan kork emi?

      • Bu hışınlığınızı Avrupa’da artmayıp olduğu yerde sayan işsizlik aylıklarının durgunluğundan duyduğunuz memnuniyetsizlikle açıklıyorum. Fransa’da işler özellikle kesat galiba 🙂

      • Okumuş gibi numara yaparak yorum yapmak bir alem
        Anlamış gibi numara yaparak yorum yapmak bir alem
        Millete güfür eden kim, ey aklını başına godumu adamı
        Böyle derdi bazen “rahmetli”, sensin benim bütün gailem

  23. Sn Koru’ya teşekkürler.
    Tabi bu değerlendirmeleri okurken akla MHP’ye yapılan kaset operasyonu ve Akşener hamlesi hatta hatta rahmetli Yazıcıoğlu -bana göre-suikasti de gelmekte.
    Sn Bahçeli hem kendi siyasi çizgisi hem de ülkenin bağımsızlığına yönelik tehdit ve hamlelerin farkında idi. Ülkeyi 3 Kasım 2002 seçimlerine de O götürmüştü aldığı ani bir kararla ve Rahmetli Ecevit ve partisine -dolayısıyla ülkeye yönelik yine dış mihraklarca planlanan bir oyunu bozarak. ‘367 garabeti’ni bozması ve dolayısıyla sn Abdullah Gül’ ün C.B olmasına verdiği dolaylı desteği de sn Koru dahil klasik sağ/muhafazakâr kesimin unutamayacağı bir Bahçeli hamlesi idi…

  24. Biraz daha temele inildiğinde bu değişimlerin ve daha pekçok değişimin asıl sebebi Ak Parti ve onun lideri Tayyip Erdoğan değil midir? Soruyorum.

  25. Bahçeliyi 25 Haziran sabahı millet daha iyi anliyacaktır.
    Eğer bahçeli 15 Temmuzdan sonra o adımları atmasa idi şu an Türkiye nasıl bir durunda olurdu?
    Neyise seçimlere 2 gün kaldı seçimden sonra değerlendirme yapılması memleket için daha hayırlı olur.
    Birde rahmetli Muhsin Yazıcıoğlunun dava arkadaşlarıni dinliyelim.

    Yazıcıoğlu’nun dava arkadaşından yeni çağrı: Erdoğan’a oy vermeyin

    Büyük Birlik Partisi’nin Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Hakkı Öznur, yeniden ‘Erdoğan’a oy vermeyin’ çağrısı yaptı.

    AKP ve MHP’yle birlikte Cumhur İttifakı’nda ismen olmasa da yer alan Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Hakkı Öznur, 24 Haziran’da Cumhur İttifakı Ortak Adayı Tayyip Erdoğan’a oy vermeme çağrısı yaptı. Öznur, “Aziz dava arkadaşlarım” diyerek başladığı çağrısında, Başkanlık seçimlerinde neden Erdoğan’a oy vermeyeceklerini tek tek açıkladı.

    Öznur, “Saray rejimine müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. İşte Öznur’un çağrısından öne çıkanlar:

    ‘TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINDA’

    *Türkiye bir yol ayrımında! Zor zamanlardan geçiyoruz. Tek-tip toplum peşinde koşan, ülkeyi cepheleştiren, kutuplaştıran, kamplaştıran Saray/AKP rejimi, Türkiye’yi hızla dikta rejimine sürüklüyor.

    *24 Haziran’da dikta ile demokrasi, parti devleti ile demokratik hukuk devleti arasında bir tercih yapacağız.24 Haziran seçimleri vicdan ile cüzdanın, adalet ile zulmün, şefkat ile nefretin, demokrasi ile otoriterizmin seçimidir.Bu seçim; demokrasiyi, hukuku, yargı bağımsızlığını, demokratik siyaseti savunanlarla; parti devletini, tek adam rejimini savunan, otokratik zihniyetlerin seçimidir.

    *Bu seçim, cumhuriyet ve demokrasi diyenlerle; tek adam ve totaliter rejim isteyen -paralel devlet alışkanlığı devam etsin- diyenler arasındadır. Bu seçim, kamplaşma, gerilim, düşmanlaştırma politikası izleyenlerle; uzlaşma, kucaklaşma, kardeşlik ve hoşgörü diyenler arasında geçecektir

    ‘EY, AKP/SARAY REJİMİ, MUHSİN YAZICIOĞLU VE ARKADAŞLARI HASTANE KÖŞESİNDE ÖLMEDİ’

    *Bu seçim, 9 yıldan fazladır Türkiye’nin, Türk Milletinin vicdanı olan şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu dosyasının kapatılması, örtbas edilmesi, için her türlü kirli yola ve yönteme başvuran, takipsizlik kararı verdiren, soruşturmayı sabote eden AKP/Saray rejimi ile Muhsin Yazıcıoğlu dosyasının aydınlatılması için mücadele eden Şehit Yazıcıoğlu’nun dava arkadaşları, Ülküdaşları, Alperen evlatları arasında geçecektir. 
    22 Haziran 2018
       

    • Merhum Yazıcıoğlu ölmeden kısa süre önce Reha Muhtar’a ” Bizim tarlayı da sürmüşler,i haberimiz olmadan” demişti. Kendisi de bu tarlayı sürenler tarafından öldürüldü. Erdoğana başından beri çok özel zamanlarda çok özel yardım ve destekler yapmış biridir. Bugün olsa bilen biliyor ki yine Erdoğanı destekleyeceği çok açıktır. Ölümünün müsebbibleri ve örtülmesi için kimlerin uğraştığı da bellidir. Arkadaşları denilen zatların dediklerinin bir kıymeti harbiyesi yoktur. Allah rahmet eylesin.

      • Ben Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlunu çok iyi tanırım.Rahmetli herkesele iyi dostudu ve kim dara dúşse ona yardım ederdi sadece Erdoğana değil. Önemli olan ona dost gözúküp te onu ortadan kaldıranları iyi taniyabilmesi idi, Yazıcıoğlunun kayin biraderi daha dōğrusu eşinin ailesi Refah Partili idiler.
        Hapiste yatarken yandaki hücrede solcu bir mahküme yapılan işgenceyi iliklerine kadar hisseden merhametli bir insandı.
        İşkence yapanlara kızınca onlar buna bu senin düşmanın sevinmen gerekirken kızıyorsun diye 40 gün hücre cezasi vermişler.

        Rahmetli Deniz Baykal ile daha iyi arkadaşidi.
        Milliyetçiler sahtekarlardan dost edinmezler ve bõlücüleride hiç sevmezler. Şimdi millet MHP için Kürt düşmani diyiyorlar oysaki MHP olsun BBP olsun içlerinde Túrklerden çok kürtler ve Aleviler var. İnsanlar kalkıp onlara Kúrt düşmanı diyiyorlar.
        Ben o ortamda büyüdüm onlar herkesele dost olmasına dostlarda fakat onlara dost olarak gözükenler ACABA gerçektenmi dosttular?
        Gerçek dostlar Rahmetlinin katillerini ortaya çıkarmak için Abdullh Gül gibi çaba gösterirdi, örtbas etmezdi.

        • Simdi merhumun kayinbiraderleri dediniz de sivastaki çitosan yönetim kuruluna getirilmişlerdi refahyol döneminde, bilirsiniz cimentoculukla gecinirler! Karsılığında yazıcıoğlu ve 7 bbp mebusu da hukumete “kerhen güvenoyu” vermisti hatırlarsanız. Tabi size göre cerkez olsun da isterse çimentodan olsun degil mi?

    • Nurdan …… birkaç gündür seni okuyorum da nedendir bilmem bana bir zamanların twitter hesaplarını hatırlattın fuat avni …… gibi kollektif bir çalışma eseri gibi yazıyorsun yanlışmıyım acaba isminin sonuna koyduğum noktaların sebebi de bu

      • Burada gerçekten ilginç yorumcular var. Nurdan Hanım’ın dili ve üslubu zaman zaman farklılaşıyor bence de…Hamza Bey’e ne demeli? Otuzdört (34) sene oy kullanma gereği hissetmemiş, son dört (4) yılda bunu lüzumlu görmüş…!?!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here