Komplocu arıyorsanız Batı’ya bakın: Darbeye ‘tezgâh’ diyorlar…

13

 

Bugün size Almanya’da bayağı ses getirmiş ve Alman toplumunun kendisiyle yüzleşmesine yol açmış bir roman ve o romandan yararlanarak çekilmiş bir filmden söz edecektim.

Timur Vermes’in Türkçeye ‘O Geri Döndü’ (Pegasus, 2014) olarak çevrilmiş ve bir milyona yakın satmış ‘Er ist wieder da’ (İngilizcesi: ‘Look, who’s back’) romanından ve David Wnend’in o metinden uyarladığı aynı adlı filmden…

Adolf Hitler canını verdiği Berlin’deki sığınaktan 2010’lu yıllarda canlı olarak çıkar ve değişen Almanya’da, kendisini Hitler’i taklit eden bir soytarı sanan Almanlar’a, tehlikeli fikirlerini alttan alta yeniden satmaya başlar…

Son yıllarda izlediğim en ciddi siyasi parodi bu film.

Filmi bulamasanız bile romanı okunmaya değer…

Amerikalılar üşütmüş mü?

Bugünün Türkiye gündemi içerisinde parodiye yer yok.

Neye yer var? ABD ile şekerrenk haline girmek üzere olan ikili ilişkilere…

En son Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Amerika bu darbenin içinde” anlamına gelen “Obama kendi adını nasıl biliyorsa bu darbeyi Fethullah Gülen’in yaptırdığını da öyle biliyor” açıklamasıyla öne çıktı. Sonra, “Amerikan istihbaratı mutlaka biliyordu” diye, yine Bozdağ, yeni bir boyuta taşıdı sözlerini…

Buna karşılık, Tolga Tanış (Hürriyet), geçen pazar günü değinip geçtiği, dün ise çok keskin ifadelere kavuşturduğu bir iddiayı dillendirdi: Amerika 15 Temmuz darbesini ‘komplo’ olarak görüyor…

Okuyalım: “Asıl önemlisi, iki ülkenin basınında, hükümet dışı çevrelerinde de olaya bakış taban tabana zıt. Mesele şu: Türkiye’deki kamuoyunda bu işin arkasında Fetullah Gülen olduğuna dair geniş bir konsensüs oluşmuş durumda. Amerika’da ise çoğunluk en fazla böyle bir ihtimal olabileceğini düşünüyor. Çünkü tam aksine… Hafta başından beri kentin düşünce kuruluşlarında düzenlenen Türkiye toplantılarına katılan, konuştuğum birçok emekli diplomat, kanaat önderi, gazeteci Amerikalı, her şeyin bir ‘komplo’ olduğuna inanıyor. Öyle trajik bir durum ki… Şimdiye kadar her fırsatta Türkiye’yi komplo teorilerine meraklı olmakla suçlayan insanlar bunlar. Şimdi çıkıp, ölen yüzlerce insana rağmen ‘Darbe bir oyundu, Erdoğan planladı’ diyorlar.”

“Darbe bir oyundu, onu Tayyip Erdoğan planladı” diyorlarmış…

Kimler? “Emekli diplomatlar… Kanaat önderleri… Gazeteciler…”

Amerika’nın seçkinleri kafayı üşütmüşler mi, ne dersiniz?

Komutanların yaverleri tarafından esir alındığı, darbe fos çıkana kadar gözaltında tutulduğu, Cumhurbaşkanı’na kesinleştiremediği için darbe girişimi haberini vermese de, MİT’in Genelkurmay’a erkenden hazırlıkları bildirdiği, başarısız kadrodan derdest edilenlerin sayfalar dolusu itiraflarda bulunduğu, gözaltına alınan savcı ve hâkimlerden bazılarının örgüte nasıl girdiklerini ifşa ettikleri…

Ee, yani bunların hepsi düzmece mi?

Amerikalılar bu tür iddiaları seslendirenlere ‘komplocu’ sıfatını uygun görürlerdi; şimdi en akıllıları, demek ki, ‘komplocu’ teoriler geliştiriyorlar…

İsrail’de bulunduğu için Hürriyet muhabirinin kaynağı olmadığını düşündüğüm önemli bir Amerikalı’nın, Harold Rhode’un, Jerusalem Post’ta haber olduğunu görünce dikkatimi onun söylediklerine verdim; ‘komploculuk tuzağı’na düşen Washington’dakileri uyarır beklentisiyle…

Ne çare, Rhode, İsrailli muhabire, “Türkiye komplocular diyarıdır; hatta iyi eğitim almışları bile komplocudur” demiş…

Şunları da o söylemiş: “Darbe denilen şeyi büyük ihtimalle Erdoğan tezgâhlamış ve sonra da yenmiştir; sırf kendi onurunu yeniden elde edebilmek için… Bu senaryoya göre, Türkler ve Ortadoğulular, olan-biteni büyük bir zafer olarak görmeye teşneymiş… “Türkler” demiş Rhode, “Kendilerini dünyanın ya en büyük gücü ya da en zayıfı görmeye meyyaldirler ve bu zaman zaman yer değiştirir…”

Adam kendisini günümüzün Freud’ü gibi görüyor; Freud insanları pskiyatrist koltuğuna oturturdu, Rhode toplumları ve milletleri oturtuyor…

Harold Rhode deyip geçmeyin

Bir ara, Washington’da görev yapan veya Washington’a yolu düşen bizim gazetecilerin en büyük haber kaynağı oydu.

Ufuk Güldemir’in ABD başkentinde Cumhuriyet’i temsil ederken kaleme aldığı Turgut Özal’la ilgili ‘Teksas-Malatya’ kitabında adını vermediği alıntıların kaynağı muhtemelen odur.

O gün bugündür “O kitapla yaygın kullanıma giren ‘Beyaz Türkler’ kavramının mucidi Rhode olabilir mi?” diye düşünürüm.

Hasan Cemal’in ‘Özal Hikâyesi’ kitabının girişinde bir dip not vardır ‘takiye’ kavramını açıklayan… O dipnota kadar, Türkiye siyaseti, ‘takiye’ nedir bilmezdi. “Özal takiye yapıyor” deyip o kavramı Hasan Cemal’e açıklayan ‘İslâm uzmanı’ kimdi dersiniz?

Evet, Harold Rhode’du.

Washington’da benim de konuşmacılarından olduğum bir panelde, Pentagon’da üstlendiği siyasi danışmanlık görevi yanında, kendisini ‘Türk dilleri uzmanı’ olarak tanıtmıştı. Sovyet sistemi çökünce, çalıştığı kurumun da teşvikiyle, bildiği Türkçe’ye ek olarak Orta Asya dillerini de öğrenmek üzere yola çıkmış. “Her Türki cumhuriyette yaklaşık üçer ay kaldım ve şimdi o ülkelerin insanlarıyla kendi dilleriyle konuşabiliyorum” demişti katıldığı panelde.

Özgeçmişinde Türkçe yanında Arapça, Farsça, İbranice de bildiği yer alıyor Rhode’un… Humeyni’nin başını çektiği ‘İslâm devrimi’ sırasında (1979) Firdevsi Üniversitesi’nde bulunuyormuş…

Şimdi, emeklilik sonrasında irtibata girdiği Gatestone Institute’de, çoğunda Türkiye’deki AK Parti uygulamalarını eleştirdiği Ortadoğu üzerine yazıları çıkıyor…

Rhode da, Washington’da Tolga Tanış’a, “Bu bir senaryo” diyen başkaları gibi, 15 Temmuz’un bir ‘tezgâh’ olduğuna inanıyor…

Jerusalem Post muhabiri, “İyi de, böyle bir tezgâh varsa, gerçekler halktan nasıl saklanabilir?” diye sormuş doğal olarak. Verdiği cevap şu: “Ortadoğu’da gerçek denilen şey eğilip bükülebilir bir şeydir; rejimler ihtiyaçları olan kanıtları resmen icat ederler…”

Türkiye’den uzakta yaşayan Türk dostları bile Rhode’un, bu konuyu dillendirmekten korkup kaçınıyormuş…

Mülâkattan, vaktiyle Amerikan savunma bakanlığında önemli görevler üstlenmiş Rhode’un bir ifşaatı göze batıyor. Şu: “ABD, Pensilvanya’daki Gülen’in bütün faaliyetlerini yakından izliyor ve tabii ne yapıp ne yapamayacağını da biliyor; darbe girişiminde bulunup bulunamayacağını bilebilecek durumda…”

Sözcü okuyan Hitler

0000000605502-1Annesi Alman babası Macar olan ‘O Geri Döndü’ fantazisinin yazarı Timur Vermes bile bu kadarını akıl edemezdi gibime geliyor.

Romanın film uyarlamasında, onca yıldan sonra uyanıveren Adolf Hitler’e bir gazete bayii kucak açıyor. Hitler’in bayide eline ilk aldığı gazete ‘Sözcü’ oluyor. Türkçe ‘Sözcü’yü eline alınca şaşırıyor Hitler; bayi hemen “Etrafta çok sayıda Türk müşterim var da…” açıklamasını getiriyor.

Hitler’in aklında ‘Türk’ dendiğinde ‘Osmanlı’ kalmış; “Osmanlı buraya kadar geldi ha” gibi bir şeyler söylüyor…

Roller değişti: Akıl bizde, ‘komploculuk’ artık Batı’da…

ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. Harold Rhode diye biri bunun komplo oldugunu iddia etti diye, sanki tum ABD aynisini iddia ediyormus gibi gostermek etik bir yayincilik degil sayin Fehmi bey. ABD’de Fethullah Gulen’den baska hic bir ciddi haber kaynagi (CNN, New York Times, WSJ, LA Times,USA Today vs.) veya devlet adami 15 Temmuz darbesi icin komplo imasinda bulunmadi.

  2. TAHA KIVANÇ olsaydı şimdi reza sarraf’da fetö’mü ayarladı diye sorar hatta Amerika’daki davayı takip eden hiçbir haber sitesinin kalmadığını hepsinin kapatılmasının bile başlı başına bir olay olması gerektiğini konu ederdi sahi hiç o davadan haberi olan varmı?

  3. Amerikan Derin Devleti Bin Ladin’i kullanarak İkiz Kuleleri yıktırdı. Sonra Irak ve Afganistanı bu bahaneyle mahvetti. Halkını da bu büyük olay nedeniyle paranoyak yaptılar. Sakallı bir Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Hocasını yeni taşındığı mahalledeki komşuları İŞİDci diyerek şikayet etti. Adam akşamı karakolda geçirdi. Dünya tarihinden ve coğrafyasından habersiz Amerikalılar, Dünya hakkında ne söyleyebilir ki? Amerikayı %1 lik eğitimliler idare eder. bunları da aralarındaki %1 lik Derin Devlet elemanları yönlendirir. Ara sıra sistemin imalat hattından yanlış çıkmış birkaç Amerikalı doğruları söylemeye çalışır (Chomsky gibi). Amerika Derin Devletinin işine yaradığı müddetçe Gülen’i kullanırlar. Sonra da Bin ladin gibi yaparlar herhalde.

  4. Fehmi Bey,bazi yazarlar darbe girisiminin arkasinda Amerikanin va hareketin deyilde Sudiarabistan ve Katarin oldugunu yaziyor.Banada biraz mantikli geldi.
    Bu iddaya siz ne diyiyorsunuz? Sizden bu konuda bir yorum yapmanizi rica etsek mumkunmu.
    Yazilarinzi okumaktan zevk alan bir okurunuz olarak diyiyorumki,elleriniz dert gormesin nece uzun yillar devami dileklerimle.

  5. Bu darbenin bir komplo oldugunu soyleyen aklievvellerin bu komployu hikaye etmesini dort gozle bekliyorum. Olay nasil olmus? Erdogan u kadar adami Fettulahciyi nasil ayarlamis? Onlara ne vaad etmis? Onlar Erdogana nasil inanmis? Bunun karsiliginda ellerine ne gececekmis? Detaylari 11 gundur merakla bekliyorum ama bu bir tiyatrodan ote bir sey duyamadik.

  6. 1876 darbesine benzetmiştiniz. O darbenin muhakemesi Yıldız Mahkemesi adıyla hususî bir şekilde akdedilmişti. Bugün de hükûmetin, en azından insaflılarından yabancı gazeteci ve gözlemci davet ederek tahkikat ve muhakemeyi müşahede ettirmesi yerinde olur, değil mi?

  7. Darbecilerin sorguda işkence gördüğünde dair batı basınında yazılar çıkmaya başladı ve toplumda fısıltılar çıkmaya başladı.İşkence insanlık suçudur,canavarlıktır,acizliktir hiç unutmayalımki şu anda yaşadığımız problerim in ana kaynağı 12 Eylül darbesinden sonra yapılan ağır işkencelerdir bu işkence yapılan (eğer bu iddialar doğru ise) kişiler ve nesli ileride devletimize ve siyasi liderlere karşı kullanılacaktır.12 eylülde Kenan Evren bukadar ağır işkenceler ve insanlık dışı muameleler yapıldığının çok sonradan farkına vardığını çeşitli röportajlarında ifade etmiştir.Akp nin ve c.başkanlığı,g.kurmayın henüz ilerisi için gözaltındaki kötü muamele iddialrının ne gibi tehditler getireceğinin farkında olmadığını 3 veya 5 sene sonra bu insanların hapishanelerde anılarını abartarak yazmaya başladığında dünyanın bir çok ülkesinde dışilişkilerde tc yi zor duruma düşürücek şekilde kullanabileceğini düşünüyorum.Çok yakında sol fraksiyonların işkence insanlık suçudur diye yollara düşerse hiç şaşırmayacağım.Rabbim sonumuzu hayır eylesin.

  8. “ABD, Pensilvanya’daki Gülen’in bütün faaliyetlerini yakından izliyor ve tabii ne yapıp ne yapamayacağını da biliyor; darbe girişiminde bulunup bulunamayacağını bilebilecek durumda…”
    Bu ifşaat bile başlı başına bir faka basma durumu.
    İran’da Musaddık’ı deviren darbenin arkasında da mı Abd yok ?
    Irak’ı “Saddam’ın kimyasal silahı var” diye işgal eden Abd’nin yalanı çok değil 3 sene sonra ortaya çıkmadı mı? Ama 2003’ten bu yana Ortadoğu cehenneme döndü.
    Esed 2013 yılında Guta’da Kimyasal Silah kullanarak katliama giriştiğinde susan Abd’değil mi? Bu da mı komplo? Aklımızla alay etmesinler lütfen.

    • Irakin kimyasal silah uretigini irakli bir siginmacini yalanindan kaynaklaniyor.
      Iraklinin ifadesi;”Ben Saddamin gizli kimyasal urettigi yerde calisiyordum donersem beni asar.”
      O irakin iskalina sebep olan bu yalan ifade.Bizler,disarda yasayanlar bu tip yalanlari cok duyuyoruz hemde kendi agizlarindan buralarda oturum almak icin.Bu iraklini ifadesini ben de burdaki gazetelerden okudum o zaman.

      • Amerika’nın merkez medyasının yanlı haberlerine her gün şahit oluyoruz. Iraklı sığınmacının bu ifadesine dayanarak mı işgal gerçekleştirildi? Şayet öyleyse olanlar daha vahim.

  9. 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması medyaya sıçradı. Nazlı Ilıcak’ın da dahil olduğu 42 gazeteci hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İşte gözaltı kararı çıkarılan gazetecilerin tam listesi.
    25 Temmuz 2016 Pazartesi 10:18
    15 Temmuz’da Fethullahçı Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması’nın darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında bugün 42 gazeteci hakkında gözaltı kararı çıkartıldı.

    GÖZALTI KARARI VERİLEN GAZETECİLER LİSTESİ

    İşte Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Mümtazer Türköne’ninde aralarında bulunduğu gözaltı listesi:

    Selim Savaş Genç, Ahmet Memiş, Ünal Tanık, Faruk Mercan, Dilek Hayırlı, Sevgi Akarçeşme, Bülent Korucu, Yusuf Bülbül, Ahmet Altan, Ayşe Altunköprü, İsa Şimşek, Burak Kılıç, Perihan Mağden, Gökhan Özgün, Cevheri Güven, Mustafa Ünal, Başak Çokan, Ergun Babahan, Murat Aksoy, Mahmut Akpınar, Fevzi Özgönül, Oğuz Karamuk, Yılmaz Odabaşı, Sevil Yavuz, Hacer Özkaya, Cem Güler, Abdullah Kılıç, Mehmet Bulut, Değer Özergün, Cuma Ulus, Ahmet Çakır, Mustafa Ünal, Turgay Oğur, Aslıhan Erkişi, Atilla Taş, Arif Erdem, Cafer Solgun, Cemil Tokpınar, İhsan yılmaz, Hilmi Yavuz, Mümtazer Türköne, Şahin Alpay, Mehmet Kamış, Bu habere bir yorum gelir mi acaba darbeci mi şimdi bunlar 🙁 nereye gidiyoruz

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here