Ben ‘küstah’ değilim.. ama merak ediyorum: Bana ‘küstah’ diyen ne oluyor?

35

Acaba ABD’de bir yazar, “Ülkelerin bütününü ‘terörist’ olarak görüp insanlarının hepsine yasakçı bir tavırla yaklaşmak doğru olmaz” diye yazmış olsa.. bir gazete, bu uyarıyı, ‘küstah ifadeler’ olarak yansıtır mıydı?

Bir değil çok sayıda yazar bu uyarıyı yaptı ABD’de; yapanlara yasakçı yaklaşımın sahibi olan kişi, ‘küstah’ dahil pek çok yakışıksız ifade kullandı; ancak yapılanı doğru bulan gazeteler bile, uyarıyı yapanları iğneleme yoluna gitmedi.

Ben sadece sormam.. sorularımın cevabını da veririm..

Girişin sebebi, iki gün önce burada benim yaptığım uyarıya bir gazetenin verdiği tepki…

“Dersimiz ekonomi: Siyasi reformları canlandırmazsak sıkıntılarımızın üstesinden gelemeyiz” yazıma.

Ekonomimiz sinyaller veriyor(du); bir bölümünü kendi paramızla tuttuğumuz derecelendirme kuruluşlarının hepsi birden, “Bu ülkeye yatırım yapmayın” anlamına gelen kırık notlar verince ‘sinyal’ sözcüğü önemsiz kaldı.

Neden böyle oldu?

Dünyanın öndegelen 10 büyük ekonomisinden biri olacağı iddiasının sahibi ve bunu gerçekleştirebileceği beklentisini uyandırmış olan Türkiye.. neden sıralamada arkalara düşmeye başladı?

Paramız birkaç ay içerisinde pula dönüverdi, neden?

Sorular cevabı hak etmiyor mu?

Ediyor ve ben de bu sorulara.. şimdi değil.. bu durumun henüz ufukta görülemediği günlerden başlayarak.. cevaplar arıyorum.

Bulabildiğim cevap şu:

AK Parti’nin ülkeyi ekonomik kriz içerisinde bulduğu (2001) yılı, aynı zamanda partileştiği tarihtir de.

Kuruluş beyannamesi ile başlayarak.. katıldığı ilk seçim bildirgesine de aldığı.. seçimi kazanınca hükümet programı haline dönüştürdüğü.. AK Parti’nin kuruluş felsefesi ve onun icraya dönük yüzü.. doğru tercihlerdi.

O felsefeden uzaklaşıldığı için ekonomimiz kötü durumda.

Kaç zamandır, bu tespit eşliğinde, “AK Parti fabrika ayarlarına dönse iyi olur” tavsiyesinde bulunuyorum.

Hükümet içinden ekonomiyi bilen isimlerin de, meselâ ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek’in de, benimkine benzer tespitleri var.

Başarılar kolay kazanıldı

Tavsiyeler tutulur da tutulmayabilir de…

Partinin kuruluşunda belirlediği ilkelere dönmesi herhalde zor olmaz. O ilkelerin başında ‘demokrasi içerisinde kalkınma’ ilkesi geliyordu; kısa sürede büyük reformlar yapıldı. İkincisi, ‘önce etrafındakilerden başlayarak her ülkeyle iyi geçinme’ ilkesiydi; o ilke gereği ABD ile eşitlik üzerine oturan ilişkiler tesis edildi, Avrupa Birliği’nden üyelik perspektifi koparıldı.

İhracatımızı yukarılara fırlatan, ülkeyi yabancı yatırımcı için cazip hale dönüştüren de temelde bu iki ilkedir.

Yine demokrasiyi önceleyelim, yine dosluk halkasını genişletelim, eski başarı avdet edecektir…

Görüşüm bu.

Bu yapılmazsa?

Türkiye gibi kalabalık ve çalışkan nüfuslu bir ülke yok olacak değil ya; elbette bir yolu bulunacaktır.

İçine kapanarak ve daha sert bir rejime dönüşerek de yoluna devam etmesi mümkündür.

Verdiğim İran ve Venezüela örneği oradan çıkıyor.

Bu iki ülke, yıllardan beri, içine kapalı bir sistemi sürdürüyorlar… Bütün dünyaya meydan okuyarak; kaynaklarını iç üretime kaydırarak…

Sorun şu: Petrol ve doğalgaz zengini olmalarına rağmen, her ikisinin de ekonomik performansları fazla iç açıcı değil.

Petrol ve doğalgaz fukarası Türkiye o yoldan giderse herhalde iyi olmaz.

O halde?

Yapılması gereken, ülkemize neredeyse 10 yıl üst üste, pek çok alanda başarılar yaşatmış iktidarın, gerçekten 2070’li yıllara kadar etkisini sürdürme gibi bir davası varsa, bunu sağlayacak formül olarak daha 2001 yılında keşfettiği temel ilkeleri hatırlamasıdır.

Benim yaptığım da bu. Hatırlatmak…

Amerika’da yapılan yanlış

ABD’de yeni seçilen başkanın, Donald Trump’ın, ilk icraat olarak, 7 Müslüman ülkenin vatandaşlarına başkanlık kararnamesiyle koyduğu vize kısıtlamasına karşı çıkan Amerikalılar da… “Bu, Amerika’nın temel değerlerine aykırıdır” gerekçesi ile bunu yapıyorlar.

Gerekçeleri doğrudur: ABD bir göçmenler ülkesi olarak kurulmuş ve bu özelliğini her yıl onbinlerce yabancıya Amerikan vatandaşlığı sunarak sürdürmüştür. Başarılı bir devlet görüntüsü varsa, müreffeh ise, o başarı ve refahta, dünyanın dört bir köşesinden ülkeye gelmiş beyinlerin ve kol gücünün katkısı vardır.

Özgürlükçü bir ülke olmasının da…

Böyle bir ülkeyi ‘terörle mücadele’ bahanesiyle yanlış bir uygulamaya yönlendirmek, fazla uzun olmayan bir vadede, ‘başarılı devlet’ ve ‘refah devleti’ görüntüsünü bozacaktır.

Nokta.

İki ülke arasında neden bu mukayese?

Ekonomide sorunlar yaşanmasını getiren sapma, Türkiye’de, ‘terörle mücadele’ yüzünden oldu. ABD’de ‘vize kısıtlaması’ sebebinin ‘terörle mücadele’ gerekçesi olması gibi.

Terörü yenebildi mi Türkiye?

Hayır, değil mi?

Peki, vize kısıtlaması getirdi diye terörü bitirebilecek mi ABD?

Çok kuşkuluyum.

Bir yandan terörle en sert biçimde mücadele ederken, bir yandan da ülkeleri başarıya taşımış temel değerler ve ilkeleri korumak.. esas yapılması gereken, iki ülke için de, budur.

Teröristin elindeki gerekçeler alınırsa.. terörist dımdızlak kalır..

Bunu yazmak ve söylemek hiçbir zaman ‘küstahlık’ değildir.

Kendilerini dost tavsiyelerine kapatan varlıklar.. bireyler, örgütler.. partiler.. ülkeler..

Yanlış bir iş yaparlar…

Hayır, bunu yazmak da küstahlık değildir…

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

  1. Size bu makul ve anlaşılabilir yazılardan dolayı küstah, diyenlerin kendileri küstahlık ve Önyarğılı emir kullarıdır.. Yazık şu insancıklararaki şukadarcık fikre bile tahammülleri yok.. Iyiki varsınız Fehmibey kardeşim kalemine diline Rabbim güç kuvvet versin selamlar sevgiler

  2. Küstahlığın boyutuna bakar mısınız? Bugün Ak partililer artık Trump’ı savunur hale geldiler. Trump’ın daha ilk günden uyguladığı insanlık dışı politikaları savunacaklar neredeyse. Bu nasıl bir gözü dönmüşlük, nasıl bir eksen kayması, nasıl bir mantık gerçekten anlamak zor. Tek adam aşkı gözlerini köretmiş. Doğruyu ve yanlışı görmekten acizler. Böyle toplumlar iflah olmaz. Tarih bunların örnekleri ile dolu. Anadolu’nun her yeri bunların kalıntıları ile dolu.

  3. Bu kadar küstahlığa karşı kimse sesini çıkaramıyor. Üstelik gerçek küstahlar, herkesi küstahlıkla suçluyorlar. EVET’ciler rahat, onlar güle oynaya paslaşıyorlar mesajlarını. Ancak #HAYIR demek için babayiğit olmak gerekiyor. Maalesef o da bizde yok.

    Amerika bu açıdan bakınca hala özgür ve yürekli insanların ülkesi diye düşünüyorum. Son iki günde havaalanlarını basan Amerika’lılara bir bakın. Dünyanın en büyük şirketlerinin sahipleri (Sergey Birin – Google gibi), ünlüler, sıradan Amerika’lılar ve göçmenler hiç çekinmeden havaalanlarına koşturlar protesto için. Sergey Birin, acaba başkan şirketime bir zarar verir mi diye düşünmedi, eline aldı pankartını ve koştu. Çünkü onlar şunu iyi biliyorlar. Demokrasiyi ve insan haklarını korumuyorsan, bugün ona yarın sana sıra gelecek.

    Bizde ise maalesef kimse yapılanlardan ders almıyor. Dün FETÖ’cüler herkesi Ergenekoncu olarak yaftalıyor ve içeri tıkıyorlardı. Bugün işler tersine döndü, herkes FETÖ’cü diye yaftalanıp içeri tıkılıyor. Bu kadar gazeteci, yazar, akademisyen içerde. Bunlara karşı kimse ses çıkarmıyor. İtiraz bile edilemiyor. Yargı, hukuk, adalet hepsi rafa kalkmış. Yargısız infazlar yapılıyor.

    Sahi Gezi diye efsane vardı. Onlar da yer altına girdiler. Susturulmuş toplum, bu susturulmuşlukla, OHAL düzeninde rejimini değiştirecek. Tartışmayacak, konuşmayacak ve oylayacak. Evet çıksa ne olur? Hakikaten bu yollardan çok geçmedik mi? Memlekete getirdiğiniz demokrasinin düzeyi belli. Tek adam rejimi getirince neyi düzeltmiş olacaksınız. Memleketten umudum gittikçe azalıyor. Tek umut bu referandumda güçlü bir #HAYIR. Yoksa düzelme umudu hiç kalmayacak. Haydi millet, ayağa kalkın ve küstahlara cevabını verin.

  4. Fehmi Bey üzülmeyin, şimdi “vurun söyletmeyin” zamanı. Aykırı fikir ve itiraz kesinlikle söyletilmiyor. Halbuki Ak parti istişare ve ortak akıl partisiydi güya. Resimdekilerden de geriye bir tek adam kaldı. Diğerleri emekliye çıkarıldı genç yaşta. Bunun da en doğru iş olduğunu savunuyor bazıları. Bunun demokrasiyle, siyasetle, ülke yönetimiyle, modern toplumla ilgisi yok. Vatandaş bunları yutuyorsa, onlar da bu muameleye layıklar o zaman.

    2010 referandumunda “yetmez ama evet” palavrasıyla yargıyı ve devleti FETÖ’ye teslim ettiler. Şimdi 2017 referandumuyla ve “güçlü Türkiye” palavrasıyla tek adama teslim etmek istiyorlar. Ama bu numarayı ikinci defa yutmuyoruz. Gereken cevabı sandıkta alacaklar. Bu ülkede demokrasinin, insan haklarının, hakkın ve hukukun, özgürlüğün köküne kibrit suyu ekenler emellerine kavuşamayacaklar inşallah. Güçlü bir Türkiye için, güçlü bir HAYIR. Hep beraber…

  5. Sayın Koru”nun bugünkü yazısı,özelden-genele açılıma elverişli olduğu için,hoşgörünüze sığınarak ben de bu kulvara gireceğim.Yazacaklarım,şahsi gibi algılanacak olsa da binlerce insanın derdidir.
    Kızımla gelinin bu gece yarısı Istanbul”dan,Ankara”ya doğru otobüsle kısmetse yola çıkacaklar.
    Ankara Sincan Cezaevinde aylardır “haybeden” tutuklu olan oğlumla kapalı görüşme yapabilmek için.
    Sabaha doğru Ankara termilaline varacaklar.
    Üç saat kadar otobüs termilnalinde bir kıyıda bekledikten sonra,dolmuşla cezaevine gidecekler.
    —-
    Niçin otole gitmeyecekler? diye düşünenlere kısa cevap:Paramızı çok hesaplı harcamak zorundayız.
    Çok şeylere “mahkum”, herşeyden mahrum
    Beş kr.geliri yok
    Borcu bitmemiş dairesi ipotekli
    Ev hanımı eşi ve 4 ve 6 yaşındaki çocuklarının maişetini el birliğiyle sağlamağa çalışıyoruz
    Gelin, çocuklariyle babasının evine sığındı
    Ben,huzur evi ödentisinden kalanını onlara veriyorum.
    Dairelerinin kalan borcunu memleketteki oğlum ödüyor.
    —-
    Darbecilerle ayni kefeye,ardından cezaevine konulan oğlum,mükemmel bir vatandaştır.
    İdari ve adli sicili tertemizdir.
    Yaşantısı gayet mazbuttur,hiçbir kötü alışkanlığı yoktur.
    Bir yılda bir kişi için 2 Milyon 200 bin TL.ödeyen devletimizin malını kamu görevi sırasında gözü gibi korumuştur.
    Makam arabasına gerekince cebinden yakıt koymuştur.
    —-
    Gülen cemaatini tanıması,strateji olarak çalışkan öğrencilerden ücretalmadıkları “dershane”vesilesiyle olmuştu.
    Kaabiliyet ve düzgün gençlere olan rağbetleri,bizim delikanlının elinden sonra,kolunu kaptırmasını intaç eder.
    Çok paragöz oldukları,bazı islami yaklaşımları sebebiyle cemaati eleştirdiğim için, bizim delikanlı “iki arada,bir derede”konumundaydı.
    O”nun gibi pasifi de,aktifi de,Gülen cemaatinin,birgün “Fetocul”ulkla sonuçlanan süreci yaşayabileceğini bilmek değil, akıllarının ucundan geçiremezlerdi.
    Kimler yanılmamışlardı ki ,genç adamlar da yanılmasın?
    Yanıldı da ne yapmışlar?
    Muğlak 17-25Aralık 2013″tarihini “birinci darbe”olarak özümseyip, “gereğini” yapmamak!
    EL İNSAF!

    • Bir insanın 17 araliktan sonra zihniyetinin değiştiğini nasıl banka hesabı (hemde malum tarihten sonra para yatirmadigi halde )ile anlaşılabilir? Keza bir kurban bağışı (oda sadece malum dernek terör örgütü kabul edildikten önce ).Vesaire vesaire.
      Sebebi ihbar. Sorun şuki bu ihbarlari yapanlara nasıl güvenilir. İstihbarat ve Emniyetteki temizlikler şu an yeni yeni temizleniyorsa (tabiki haklı temizlikten bahsediyorum.)darbe girişimi öncesi yapılan ihbarlarin doğru olduğuna nasil inanilabilir.fetonun bu ihbarlari karıştırıp kirlettiği ihtimali nasıl görmezden gelinir? Israrla bu kriterlere göre tasfiye yapılması insanların adalet inancını zedeliyor. Bu kriterlere sahip milyonlarca insan sokakta geziyor ama aynı işi memur yapınca başına gelmedik kalmıyor
      Tabiki gerçekten mağdur edilenlerden bahsediyorum. Esas teröristlerden değil.

    • İçimden geçenleri buraya yazdım sıldım,yazdım sildim,bunu belki on kez yaptım.Sizin gibi mağdurlra gönlümden geçen hislerimi anlatacak bir kelime bulamadım.Rabbimin merhameti ve adeleti er geç gerçekleşecğinden asla şüphemiz yoktur. Fakat Yüceler Yücesi Yartımıza bunu bir an önce gerçeklemesi için yalvarark dua ediyorum.Allahım cümle alemle birlikde sizlerinde yardımcınız olsun,bir an önce sağlığınıza kavuşmanız dileklerimle.Allaha emanet olun.

  6. Hükümet adına yaziyormus gibi davranan bir kısım medyanın kullandığı dil ve tavrın birtakım icraatlere daha fazla zarar verdiğini ve haklı icraatları haksız gibi gösterdiğini görüyorum. Hele bazıları varki sadece her devrin adamı.
    Maalesef bütün bunların çoğu Cumhurbaşkanımızin adına yapiliyormus gibi onun şahsi algisina zarar veriyor. Başkalarının hataları ona maloluyor. Kendi yapmadığı şeylerle itham ediliyor.
    Allah hatalardan donmeyi nasip etsin. Benim hâlâ ona güvenim var.

  7. Fehmi Bey
    “Küstah” Farsça kökenli bir kelime olup “korkusuz, cesur” gibi anlamlara gelmektedir. Türkiye’nin bulunduğu şu kaotik ortamda doğru bildiğini söylemek, hükûmetin siyasi ve ekonomik tercihlerine tenkit ve itiraz yöneltmek için ciddi bir cesarete sahip olmak gerekiyor.
    Şahsınıza karşı küstahı hangi manada kullandılar bilemiyorum ancak ben küstahı böyle anladım.

  8. Sayın Fehmi Koru’ya küstah kelimesini kullanarak haber yapan gazeteyi ve içinde bulunduğu özgür olmayan basın düşüncesini de kınıyorum.
    İHL habitusu ile hareket ederek farklı düşünen her kişiyi vatan haini olarak damgalayanlar acaba vatan değince ne anlıyorlar, yada kendilerinde gördükleri özellikleri mi başkalarına etiketliyorlar!!!.
    Erdemli insanlar yazmaya ve yüksek sesle konuşmaya devam edecekler…

  9. Hiçbir kişi kulağa su kaçıttırılmaktan hoşlanmaz. hele, ülkemizde. Balı görünce , sinekler muhtelif cephelerden üşüşür. Balı olduğu yerden taşırsan sinekler bu defa oraya koşuşur. Çünkü hep yemek , yalamak, yalaka olmak istidadındadır. İnsan da fıtratı icabı yalakalardan hoşlanır. Ne demiş, …. komutan, kazananı bilmem ama harbi kaybedenin ben olacağımı biliyordum. Suriye ve Irak’a gelmezden evvel, KIBRIS’da donanmaya ait – onca ikazlara rağmen – geminin Batmasının sorumlusu’ndan hesap sorulabilse idi veya KKkomutanı Muhittin Füsunoğlu’nun feryatlarına kulak kabartan olsa idi, hem A, hem B takımında yeri sürekli olan yalakalar hayat bulmazdı. Zor günlerde susa – pusa yatıp, hasat devşirme zamanını beklemek bu devirde gene de iyidir. Tabii gerçek dost zor günde belli olur ve acı da söyler.

  10. İstiyorlar ki herkes bunlar gibi düşünsün bunlar gibi hareket etsin bunlar gibi tepki versin. Birisi cesaret edipte farklı bir şeyler söylerse eğer, y hain ya terörist ya da satılmış kalem. Malesef tipik 3. Dünya ülkesi. :/
    Herkese #HAYIR lı günler. :))

  11. “Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşebilir
    Düşüncelerinize dikkat edin, duygulara dönüşür.
    Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür.
    Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklara dönüşebilir
    Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür.
    Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşebilir.
    Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.”-Mahatma Gandhi-
    —-
    “Ya bizdensin-ya karşımızda”.. İşte bu kadar, diyen zihniyete karşı..
    Fincancı katırlarını ürkütmemek için; bildiklerinin yarısını bile söylemeyen,
    Şerlerinden emin olmak istediklerinin, nitelik ve nicelik olarak lehine yontan(Başarılı yılları ikiyle çarpmak!)
    “Küstah”çılara uymayıp, sabredebilen…
    “Beyanı lisan-ayniyle insan”düşüncesiyle davranan, soyadındaki, Koru’yu ahlakına uygulayan yazar neye lazım?
    Kendileri gibi kokan, bulaşan dilden anlarlar.

    Eyyy! Fehmi bey; kötülere iyilik yapmanın-iyilere kötülük olacağını yine söylüyorum.
    Kişinin gönlüne güç gelen, hakkına hayırlı olabilir.
    Şahsınıza karşı yapılan “küstah”lığa üzülmekle beraber, biraz da ümitlendik
    Fehmi bey, ketumiyetini bozarak, bazılarının uykularını kaçıracak, bizleri memnun edecek bildiklerini yazar diye!..

    “-bulaşan”

  12. küstah kelimesinin tdk daki karşılıgı saygısızca davranan kimse dir.
    ülke hepimizin ve herkesin bir fikri olur fikirleriniz fikirlerimiz şiddet tavsiye etmedigi müdetçe küstahlık degildir.
    ama devletin zirvesinde bulunanlar anayasa mahkemesinin kararına bile saygı duymadıgını ve tanımadıgını belirtebilme hürriyetine sahip iken aynı ülkenin bir vatandaşı ülkesi için akli selimi tavsiye edince küstah olmaz olamaz olmamalı. Erbakan hocamı tekrar rahmetle anıyor tunuslu lider gannuşinin tavrınında ülkemize örnek olmasını temmeni ediyorum

  13. Iyi düşünülerek kaleme alınmış yazınıza karşı söyleyecek bir argümanları yok. Yapabilecekleri tek şey susturmaya çalışmak.

  14. Hiçbir Ülkede yasak konulmamalı, elektronik geçiş cihaz sistemine geçilmeli, parmak izi giriş sistemiyle herkes istediği ülkeye girip çıkmalı…
    İnsanlar sınırlamalardan pek hoşlanmaz doğası gereği çok hiper aktif olarak yaratılmıştır. Bütün kainatı zaman koşulları el verdiğince görmek ister. Trump’un yaptığı yasaklama doğaya ve insana aykırı bir davranıştır. Zira Trup’un her ülkede en az bir yatırımı vardır. Halkı kendine düşman etmesi belki de en çok ona zarar verecektir. Yarın öbür gün kendi firmalarına boykot gelirse hiç şaşırmayın. Perşembenin geleceği Çarşambadan belli eder.

    Saygılar Sevgiler Hocam….

  15. Küstah diye baslik atmislar ama yazinizi kismen de olsa yazida aktarmislar. Böylece, istemeyerek de olsa tespitlerinizi gazetelerinde okurlariyla paylasmislar.

  16. Amerikadakı gazeteciler genelde Fehmi Koru gibi kaliteli tarafsız ve okuyucularına karşı sorumludurlar. Birbirlerinide korurlar.
    Birde şu an dünyanın her yerinden (müslüman ülkeler hariç) büyük tepki çeken Trump depreminin haklılığına bakalım.
    Dişardan gelen göçmenler burdaki sistemi çok dolandıriyorlar.Bunun en başinda gelen milletler İranli, Meksikali, Somalili ve Araplar. Bunlar buraya ayak basar basmaz hemen devlete giderler sağlık sigortası bedava yiyecek, içecek, para, telefo, arabanin yaktıği benzini parasını dahi devlet öder. Kendileride kaçak çalışıp para biriktırir onuda hem memleketlerine gönderir hemde burada ev alırlar ve hayat boyu beş kuruş vergi vermezler.Bu tipler çok zengin oliyorlar bundanda devletin hıçbir zaman haberi olmiyor. Zaten hepisini 7/8 tane çocuğu var onlarda bedevadan okurlar.
    İranlılar hem kanadalıları hemde Amerikalıları soyup soğana çeviriyorlar. Helel kasap derler gidip storlardan zamani geçmiş etleri ucuza alıp domuz etide dahil Müslümanlara satarlar.İnşaat alanında Trumpun birinci rakipleri tabii hela et diyip kokmuş domuz eti örnği gibi herşeyin en adisini kullanır lüks diye yuttururlar.Çinden ve irandan yiyecek ve mal getirip made in Kanada yazip ABD ye yutturullar.Not: Ben İranli bir iş yerinde 9 yıl idarecilik yaptıp onun için bunları iyi tanırım, ister Azeri İster Kürt veya Fars olsun hepisi tam bir İran milliyetcisi.Trump bunlari içeri sokmâmakda hakli!

    Bizim Müslümanlar olsun Meksikalılar olsun hiç fark etmiyor Amerkalılar çalışıp vergi veriyorlar bunlarda doktorlarında yardımı ile yalanda sakat olup sakatlık maaşide aliyorlar.
    Meksikalılar tam bir uyuşturucu tücarılar, evlerinde bahçelerinde hep mairjuana yetiştirip satiyorlar.
    Gene Somalılar falan buranin vatandaşı meksikalılar kaçak oturiyor.
    Burada her milletten göçmen çok fazla ve geneldede çalışitığının vergısini vermedikleri gibi devletten alırlar. Nankörde oliyorlar.Türkiyeden Kanadaya gele Süriye göçmenleri “biz cegenemden cennete geldik” diyerek Türkiyeyi kötüliyormuşlar beni oğlum çok kıziyor onlara. 1991dede İraklılar aynısıni diyiyorlardı.
    Buralara gelen göçmenlerin bu kadar sahtaker olmalarına reğmen binlerce Amerikalı Trump seçmenleride dahil iki gündür Hava alanlari şehir merkezleri protestocularla dolup taşiyor.
    İşte insanlık ve dayanışma budur Trumpun kendi partisinden olan atanmış değil seçilmiş
    Vali milletle beraber sokaklarda.
    Nasil biz Müslümanlarmi daha merhametliyiz yoksa bunlarmi? Bunlar hiç bir zaman düşene bir tekmede biz atalım demezler elinne tutup kaldırırlar.

  17. jodie foster ın bir filmini izlemiştim. foster ın canlandırdığı karakter ve nişanlısı parkta yürüyüşe çıkarlar. tenha bir yerinde bir grup serseriye rastlayıp ağır şekilde dövülürler. nişanlısı ölür, foster da komaya girer. komadan çıktıktan sonra polis tarafından sorguya çekilir, tarzdan rahatsız olan foster polise terslenince polis,
    -biz sizin için konuyu soruşturuyoruz diye itiraz edince foster ;
    -doğru ya, sizler iyi adamlardınız der bir an durduktan sonra ekler,
    -öyleyse neden bunu hissedemiyorum…

    bazen söylediklerimizde doğrular olsa bile formaliteden öteye geçmez. çünkü bir doğru bize bütün resmi vermez. kuruluş ayarlarından sapmanın tespit edilmesinde ve tabii giderilmesinde ve tabii bunun söylenmesinde ne sakınca olabilir. ancak konjonktürü tam yansıtmadığımız zaman ve yanlış varsa bunun keyfi olduğunu iddia ettiğimiz zaman hükümet canı istediği için bazı kuruluş ayarlarından sapmış gibi anlamını yitiren eleştirilere dönüyor maalesef. oysa eleştirinin bir derinliği olması gerekir.
    cumhurbaşkanı yabancı ülkelere seslenirken ısrarla diz çöktüremeyeceksiniz diyor. bunun sıradan söylenmiş popülist bir söz olduğunu hiç sanmıyorum. diz çökmemizi istedikleri konular var. burayı uzatmak gerekmez. biz izlanda değiliz. asyayı avrupaya bağlayan boğaz ülkesiyiz. bir yönümüz Ortadoğu bir yönümüz Avrupa ve sınırların değişmesi her yere füzelerin yerleştiriliyor olması kapalı bir savaşın sürdürülüyor olması hayal gücümüzün eserleri değil. üst akıl olarak tanımlanan yapı yada gladio mesela bizim hayal ürünümüz değil. tüm bunlar olurken ülkemizde tüm terör örgütlerinin ortak hareket ederek saldırmaları, saldıranların Avrupa Amerika tarafından korunmaları ve açıkça silahlandırılmaları , darbe planlanması ve yapılması, dışarıdan edilen müdahalelerle ekonominin zayıflatılması kötü bir tesadüf olarak açıklanabilir mi…demokrasi iyi güzel tadından yenmez ama bir kalkan olması gerekir bize dönmüş bir silah değil. tam da bu sebeble ne idüğü belirsiz pazar saldırısından sonra almanya terörle mücadele kanunlarını sertleştirmeye başladı, güvenlik bazı konuların önüne geçti. bizde de olan budur. bence şu an askerimiz de polisimizde terörle mücadele konusunda gerçekten büyük bir başarı gösteriyorlar ve bu savaştan galip çıkacaklarından eminim…ne zamanki devletlerin aralarında bazı antlaşmalar olur o zaman terör zayıflar yoksa kimse çıkıp mücadele başarılı ise o zaman patlayan bu bombalar ne diye sormasın. başarı patlamayan bombalarda teröristlerle olan çatışmalardaki başarılardadır…, arkasında devletlerin olduğu terörde hatasız olmak mümkün değildir. teröristin elinden gerekçe alınırsa dımdızlak kalacak diyorsunuz da gerekçeli geçmiş zaman teröristi kim buldu ki biz bulalım…sizin soyduğunuzu giydiren bulunuyorsa ne yapacaksınız ??? bu anlamda ne Amerika ne fransa ne Belçika ne o ne bu kendini koruyabilmiş değil…
    sonuçta hataların hem ekonomik hem demokrasi alanında yapıldığını mümkün mertebe düzeltilmesi gerektiğini kabul edelim ama bizimle geçinmek istemeyen uzak yakın komşularımız olduğunu ve bazı şeylerin tek taraflı bir yoluna koymayla düzeltilemeyeceğinin de altını çizelim.
    fehmi bey büyük oranda görüşlerine katılmadığım bir yazar ancak üslubunun küstah olmadığını her zaman nazik bir dil kullandığını açıkça söyleyebiliriz. sadece kendimiz gibi düşünenlere değil farklı fikirlere de açık olmak gerekir, o zaman insan bütünlenmiş olur. bu arada gazetecilerin kendi sitelerinin olmasını gönülden destekliyorum. bu sitenin de iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum…

    • Didem Hanım Akit te haberin altında ki yorumları üşenmeyip bir okuyun.Mevzunun doğruları söylerken tüm resmi verip vermemekle veya izlediğiniz filmdeki gibi beni düşünüyorsan bunu neden hissedemiyorum olayıyla alakalı olmadığı o kadar aşina ki. Sorun ahlaki yapımızın çöküntü içinde olmasına rağmen kendimizi çok dindar sanmamız. Çok dostane ve olabildiğince kibar bir üslupla yazılmış yazıyı okuyup içeriğini eleştirecek yerde yazarın şahsına yapılan küfürler ,yurt dışına veya hapse gitmesini isteyen yazılar …Artık birbirimize saygıyı kaybettik. Sizden beklenen de bu yazıyı bile küstah diye eleştiren gazeteyi amasız fakatsız çok açık eleştirmenizdi. Keşke yapabilseydiniz

      • o haberi okumadım. gerek te görmedim. ben burada fehmi beyin yorumu üzerinden yorum yapıyorum. öncelikli amacım görüşlerimi yazmak ve bu gibi sitelere destek vermek…filmi örneklemem eleştirilerin yapıcı olması ve bunu hissetirmeye yönelikti zira ne olursa olsun eleştirelim zihniyetinden ziyade nitelikli ve faydaya yönelik eleştiriden yana olmak amaçlıdır… fehmi bey gereken cevabı vermiş ben dahil olmaya lüzum görmedim… ama küstah suçlamasına katılmadığımı da belirttim. az bulmuş olabilirsiniz , olabilir tabii…

    • Sayın Koru`u yazısında yanlış gördüklerini dile getirirken doğru yapılması gerekenleri de detaylı olarak yazıyor. Nazik bir üslupla kaleme alınan yapıcı ve derinliği olan bir eleştiri. Sayın Koru’nun aylardır burada yazdıkları, iktidara zarar vermek amaçlı değil, hatalarını düzeltmesini isteyen yazılar. En azından ben böyle değerlendiriyorum. Almanya’da böyle gazeteciler hükümet tarafından saygı görürler ve el üstünde tutulurlar.
      Gönül isterdi ki, bugün hepimiz kesin bir tavır alalım…

  18. “Bir kimse yeni terleyen bıyığına sevdalanmışsa ömür boyu bu fasit daireden çıkamaz.” Diyor şair. Biz islamcı kesim muhalefette çok acılar yaşadığımız için halen kendimizi muhalefetteki argumanlarla ifade etmeye çalışıyoruz. En ufak bir eleştiride yol arkadaşlarımıza bile hain damgası vurabiliyoruz. Satılmışı bol bu coğrafyada yinede birbirimize güvenmek zorundayız.Güvensizliğin sonucu tek adam ve tek akla götürürken ortak aklı yok eder.Oysa aklın, bilgi ve birikimin bileşkesidir insanlğın ortak mirası. Bu mirasa sahip çıkmalıyız. Ekonomi konusuna gelince;yeterince üretemediğimiz ve tüketim ekonomisi ile büğüdüğümüz için enufak bir rüzgarla sarsılmamız normaldir. Bilim de dahil hiç bir alanda üretemiyoruz. Hele temel bilim alanlarında hiç yokuz.Zamamanla FETÖ gibi hain kalkışmalar sonucu azda olsa yetişmiş beyinler oyun dışı bırakılıyor. Belkide kurguladığımız kadrolar ehil olanlardan oluşsaydı bu ve buna benzer sorunları yaşamayabilirdik. Yandaş veya falan guruba mensubiyetten ziyade ehliyet önemli olmalı. Her dönemde …….gibi görünenler yada birilerinin adamı olanlar başkalarınında adamı olabiliyorlar. Adam olanlar çokta yer bulamıyorlar. Her dönemin adamlarına dikkat etmek gerekir.

  19. İslamiyet’te insanlara ceza verilmez. Fiilere ceza verilir. Cezasını çektikten sonra da insan yine tam ve iyi insandır. Biz kimseye sen kötü insansın demeye yetkimiz yoktur. Biz sadece bu yapılan yanlıştır bu yapılan doğrudur deriz. Küstah diyeni muhatap almalıyız. Kur’an öyle söylüyor. Hakaret etmeye başladıkları zaman o meclis terk et diyor. Cevap verebilirsin demiyor. Biz bize göre doğru olanı söylemeye devem edeceğiz.
    Baştan beri söylediklerimiz vardır. Askerler sivil mahkemelerde muhakeme edilmez. Askeri mıntıkalarda işlenen suçların cezası askeri mahkemeler görürler. Suç neden işlenirse oranın mahkemelerinde dava edilir. Komşuların iç işlerine karışamayız. Oralardan bize iltica eden olursa muhacir olarak kabul ederiz. Mülteci olarak kabul etmeyiz. Olağanüstü hal yanlıştır. Anayasa ile alelacele baskı ile uğraşılası yanlıştır.
    Bununla beraber ben Recep Tayyib Erdoğan’ın tam liyakatle cumhurbaşkanlığı yaptığı ve asla yetkilerini aşmadığı yetkilerini tam kullandığı görüşündeyim. Hatalardan sorunlu devlet başkanı değil hükmettir. MİT istihbarat yapamamış, peş peşe beklenmedik olay olmuştur. Sorumlu bu kurumdur. Onlar hesap vermelidirler. MİT Müsteşarlığını askerlerden alınması sermayenin bir tuzağı idi. Ve bu hata hala devam ediyor. MİT Müsteşarı asker olandır ve yalnız bu askerlikte kullanılmalıdır.
    Trump Irak ve Suriyelilere vize yasağı koyması son derece normaldir. İran’a koyması hatadır. Burada Türklere yasak koymamıştır. Türkiye İran ile ABD arasındaki bu gerginliği çözmelidir. Cumhurbaşkanı bir arabulucu atamalıdır. Arabulucu önce ABD’ye gidip, İranlılar hakkındaki şikayetleri dinlemelidir. Sonra İran’a gidip onları dinlemelidir. Her iki tarafa sermayenin oyununu anlatmalıdır. ABD ve İran arasındaki bu gerginliği Türkiye ortadan kaldırmalıdır. Putin de devreye girebilir

    • İslamiyet’te insanlara ceza verilmez. Fiillere ceza verilir. Cezasını çektikten sonra da insan yine tam ve iyi insandır. Bizim kimseye sen kötü insansın demeye yetkimiz yoktur. Biz sadece “bu yapılan yanlıştır”, “bu yapılan doğrudur” deriz. Küstah diyeni muhatap almalıyız. Kur’an öyle söylüyor. “Hakaret etmeye başladıkları zaman o meclisi terk et.” diyor. “Cevap verebilirsin” demiyor. Biz bize göre doğru olanı söylemeye devam edeceğiz.
      Baştan beri söylediklerimiz vardır. Askerler sivil mahkemelerde muhakeme edilemez. Askeri mıntıkalarda işlenen suçların cezası askeri mahkemeler görürler. Suç nerede işlenirse oranın mahkemelerinde dava edilir. Komşuların iç işlerine karışamayız. Oralardan bize iltica eden olursa muhacir olarak kabul ederiz. Mülteci olarak kabul etmeyiz. Olağanüstü hal yanlıştır. Anayasa ile alelacele baskı ile uğraşılması yanlıştır.
      Bununla beraber ben Recep Tayyip Erdoğan’ın tam liyakatle cumhurbaşkanlığı yaptığı ve asla yetkilerini aşmadığı, yetkilerini tam kullandığı görüşündeyim. Hatalardan sorumlu, devlet başkanı değil hükümettir. MİT istihbarat yapamamış, peş peşe beklenmedik olaylar olmuştur. Sorumlu bu kurumdur. Onlar hesap vermelidirler. MİT Müsteşarlığını askerlerden alınması Sermaye’nin bir tuzağı idi ve bu hata hala devam ediyor. MİT Müsteşarı asker olmalıdır ve yalnız bu askerlikte kullanılmalıdır.
      Trump’ın, Irak ve Suriyelilere vize yasağı koyması son derece normaldir. İran’a koyması hatadır. Burada Türklere yasak koymamıştır. Türkiye, İran ile ABD arasındaki bu gerginliği çözmelidir. Cumhurbaşkanı bir arabulucu atamalıdır. Arabulucu önce ABD’ye gidip, İranlılar hakkındaki şikayetleri dinlemelidir. Sonra İran’a gidip onları dinlemelidir. Her iki tarafa Sermaye’nin oyununu anlatmalıdır. ABD ve İran arasındaki bu gerginliği Türkiye ortadan kaldırmalıdır. Putin de devreye girebilir.

  20. Küstah lafını kullanalara sormak lazım! Şimdiye kadar kalemlerını ne için kullandılar? Bunlar yazıları ile okurlarına ne kadar faydalı olabildi?

    Galiba Fehmi Korunun bugünleri seneler öncesinden tahmin ederek daha doğrusu bilerek yetkilileri şimdiki gibi o zamanda yazıları ile uyardığı için, siparışcı yazarlar emirlerle yazı yazmıyana küstah diyecek kadar Küstahlaşmak, kıskançlikdan başak bir şey olamaz.sayın Korunun yazıları dünyanın dört bir tarafında sevlerek okunup soşyal medyada paylaşıldığı, için bundan rahatsız olan Sayın Korunun seviyesine hiç bir zaman ulaşamayan “zavallıların” Ellerinden hakaret, yalan ve iftiradan başka bir şey gelmiyor.

  21. Yapılan eleştirileri, yapana hakaret ederek cevaplamak, cevaplayanın kalibresini gösterir, bu antipati uyandıran söylemleri yapanları bence iyi analiz etmek gerek, referandumda hayır çıkarsa bu tipler yüzünden çıkacak

  22. Sahsinizi tahfif edici ifadeler kullanilmissa da, akit gazetesinin bu konudaki sinirlarini, hem de kullanilan ifade hem tekrar sayisi bakimindan degerlendirilince, bir de ustelik yazinizin buyuk bolumunu alintiladiklarini dusunursek, akit gazetesi de gidisattan memnun degil ve elle tutulur bir degerlendirmeyi zulfiyare dokunmadan alintilamanin yolunu bu sekilde bulmus olabilirler diye dusunmeden edemiyorum.

  23. O yazıyı görmemiştim herhalde görme ihtimalim de yoktu ilgili matbuata maalesef baktım yazıdaki pes ahlak, yorumlarda şahikasına çıkıp nasıl bir rezilete döndüğünü gördüm. Eyvah dedim ve aklıma rahmetli Akif geldi :
    Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile…
    Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
    Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
    Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here