Benim değişikliğe itirazım iki sebepten; sebeplerimin biri varoluşsal, diğeri siyasi…

37
Birinci Meclis açılırken..

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 16 Nisan’da yapılacak referandumda kullanacağı oyla ilgili olarak, “Yargının bağımsızlığını/tarafsızlığını güçlendirdiği, hukuk devletini tahkim ettiği için Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ‘Evet’ diyorum” açıklamasını yaptı.

Şimdiye kadar hükümet cenahından gelen en elle tutulur açıklama bu.

Meclis’ten geçen anayasa değişikliği paketinin yargı açısından ne anlam taşıdığına bakarak oyunu belirlemek…

Bozdağ’ın kendisi de.. anayasa hukuku hocalarının.. tam da bu yüzden.. yani ‘yargının bağımsızlığını/tarafsızlığını zayıflatacağı ve hukuk devleti kavramına uygun olmayan yeni bir düzen getireceği’ gerekçesiyle değişikliklere karşı çıktıklarından herhalde haberdardır.

Benim de şahsen bu yolda endişelerim var.

Neden bazı ülkeler ‘başkanlık sistemi’ de…

Ancak ben değişikliğe ‘endişeler’ açısından yaklaşmıyorum. Biri ‘varoluşsal’ diğeri ‘siyasal’ iki nokta var ki, onlar, sandık başına gittiğimde ‘Evet’ oyu kullanmamı engelleyeceğe benziyor.

Tabii kendimi hala ikna edilmeye açık tutuyorum.

‘Varoluşsal’ dediğim konu, ülke sistemlerinin, kuruluş felsefeleri ve şartlarıyla belirlendiğini bilmemden kaynaklanıyor.

ABD neden başkanlık sistemi?

‘Başkanlık sistemi’, çünkü bir iç-savaş sonrasında, her eyaletin kendini ayrı bir devlet olarak gördüğü bir zemin üzerinde oluştu ABD; ancak federal bir yapı ve federe devletler (eyaletler) arasında tutkal görevini üstlenen bir ‘başkan’ etrafında birliğini sağlayabildi.

Diğer ‘başkan’ eksenli sistemlerde de, ABD’de olduğu kadar değilse bile, benzer bir tarihi arka-plan görülebilir. Çoğu eyalet sistemine sahiptir ve ‘başkan’ olmasa birlik ve beraberliğini koruyamayacak haldedir.

Türkiye Cumhuriyeti, parlamenter sistemi, çöküş dönemine doğru gidildiği gözle görülür bir duruma geldiği ve devletin varlığını korumak için ‘monark’ın yetkilerini paylaşması gerektiği anlayışıyla, önce Tanzimat’la bunu denediği, sonra parlamentonun çıkış yolu seçildiği günlerden miras olarak aldı.

Cumhuriyet kurulmadan önceki yarım asrı, Osmanlı münevverleri, ‘parlamentolu sistem’ faziletleri üzerinde tartışarak geçirdi; uzun yıllar faaliyete geçmesi, sonra da kapatıldığında yeniden açılması için bayağı bir mücadele verilmesi gerekti.

Osmanlı-sonrasını ise hepimiz biliyoruz: İstiklal Savaşı’nı Büyük Millet Meclisi yönetti, Cumhuriyet’in ilanı Meclis’te yapıldı, Meclis güçlü ve karizmatik bir başkana sahip olmasına rağmen, bütün yetkileri onun eline vermeye yanaşmadı.

Sistemin oluşması ve yerleşmesinin tarihi arka-planı budur.

Bugün bunun değişmesini zorunlu kılan yeni şartlar mı var? Sanmıyorum.

Yeni şartlar olmadığı, ülkemiz sözgelimi ‘üniter yapı’dan ‘federal yapı’ya geçmediği, toplumsal barışın elden çıkarılmasını getiren bir iç-savaş geçirmediği ve değişimi halka onaylatma yolunu seçtiği için.. sistem değişikliği bir ihtiyaç olarak kendini hissettirmiyor.

‘Varoluşsal sebep’ dediğim bu.

Zaten sırf bu sebeple, yalnızca ‘bize özgü sistem’ adıyla ortalığa sürülen şimdiki biçimine değil, ‘Amerikan tarzı’ adıyla denge ve denetleme mekanizmalarının da bulunacağı vaadiyle gündeme getirildiğinde de karşı çıkmıştım ‘parlamenter sistem’den vazgeçilmek istenmesine…

Devlet Bahçeli’nin ipiyle…

İkinci konunun ‘siyasal’ olduğunu söylemiştim.

Hafızalarda taze, ama ben yine de referanduma nasıl gelindiğini hatırlatayım:

Ülkemiz 15 Temmuz’da hain bir saldırıya uğradı; uğursuz bir darbe girişimi yaşadık. Hem darbenin artçı şokları konusunda dikkat gereği, hem de daha âcil sorunların gündemi meşgul etmesi yüzünden, ‘başkanlık sistemi’ önemini kaybetmiş görünüyordu.

Ta ki, MHP lideri Devlet Bahçeli “Şimdi getirin anayasa paketini, sistem değişikliğini desteğe hazırız” diye ortaya atılana kadar…

Devlet Bahçeli’nin o zamana kadarki konuya ilişkin tavrından 180 derece dönüş anlamına geliyor bu zamansız çıkış.

MHP liderinin değişikliğe en sert sözlerle karşı çıktığına dair eski konuşmaları arşivde duruyor ve görüntülü olarak karşımıza çıkartılıyor da.

Neden eski tavırdan dönüldüğünü biliyor muyuz?

Bilmiyoruz. Âni tavır değişikliğini açıklama sadedinde tek bir cümlesi olmadı MHP lideri Bahçeli’nin…

O çıkışı yapmasaydı, darbe girişimi sonrasının telâşı içerisinde, anayasa değişikliği konusunu gündeme getirecek durumu yoktu AK Parti’nin…

Size de tuhaf gelmiyor mu MHP’nin ve lideri Devlet Bahçeli’nin tavrı?

Ne oluyor gerçekten?

Esas AK Parti’nin sorması ve dikkatli olması gereken bu konu beni siyaseten rahatsız ediyor.

Devlet Bahçeli, başbakan yardımcısı iken ve hükümetin önünde seçime kadar iki yıla yakın bir zaman varken, “3 Kasım’da seçim istiyorum” diye de ortaya atılmıştı 2002’de…

Nedenini açıklamadan…

Bir büyük temizliğe dönüşmüştü 3 Kasım 2002 seçimi…

Galiba, bu defa da, referandum, farklı bir Türkiye ortaya çıkarmak için bahane olarak kullanılacak. “Nasıl bir Türkiye?” sorusuna makul bir cevap bulamadığım için de.. rahatsızım.

Adalet Bakanı Bozdağ her şey olup bittikten sonra da şimdiki iyimserliğini koruyabilecek mi?

Şimdilerde bunun merakındayım.

ΩΩΩΩ

37 YORUMLAR

  1. selam konu ve gelecek referandumun amerikan ve fransız sistemleri ile ciddi karşılaştırmasını yorumunuza alabilirmisiniz saygılarımla vatandaş fikri

  2. Hamiyetli Dostumuz Fehmi Bey,

    Uzatmayacağım sizden milletim adına, elinizden gelenin fazlasını yapmanızı istirham ediyorum bu seher vaktinde.

    Lütfen referandumun tehlikesini anlatın ve anlattırın halkımıza.

    Sizin vazifeniz halkı aydınlatmak değil mi ? Allah inancınız da bunu gerektirmez mi ?

    Referanduma değil, genel seçime ihtiyacımız var. Bu referandum yapılır da ve evet çıkarsa eğer ,felaketimiz olacak ve hiç bir şey geri gelmeyecek. Dönüşü olmayan çok tehlikeli bir yol olacak.

    Tüyü bitmedik yetimlerin hakkı için engel olun referanduma.

    İnşeallah bu maili okursunuz ve vicdanınızın sesini dinlersiniz.

    ALLAH var gam yok… Sağlıcakla kalın … Saygılarımla….

  3. Su an evet dediginde baskanlik denen takim elbisenin ceketini giyeceksin.
    Diger pantolon gomlek, ayakkabi sapka hic bir sey belli Degil. Onlar yolda evet dedikten sonra belli olacak..
    Bence iyice olcüp iyice tartisip oyle gecmeliyiz. Yangindan mal kacirir gibi kimsenin derdi degil iken tamamen belli olmayan baskanlik sistemi bu asamada sacmalik. . Su an vatandas can derdi de yoneticiler et ( baskanlik) Derdinde. Hayir deyip zaman kazanip iyice tartisip tekrar gerekirse gundeme gelmeli. Bu yuzden hayir diyecek gibiyim

  4. Varoluşsal nedeniniz “statüko”yu çağrıştırdı bende. Statükocu yanınızı bilmezdim, öğrenmiş oldum. Var olanı korumaya çalışmanın bize ne faydası olacak?
    -“Bu ülkeyi Atatürk ‘ün topladığı meclis kurdu; kurulduğu gibi kalsın” der gibisiniz sanki.
    Peki fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yeni nesillerin yani demokrasinin gercek sahibi olan ülkem insanlarının hiç mi yenilik talep etme hakları olmayacak?
    Canım ülkemde vatandaş oy kullanıyor, TBMM üyelerini belirliyor. Peki uyeler ve bu uyeleri etki altinda tutan veya tutmaya çalışan çıkar grupları iktitar olma hevesleri peşinde koşmuyorlar mı? Yüce meclisi bir paravan haline getirmiş olmuyorlar mı? Peki YASAMA işi bu şartlar altında sağlıklı mı?
    Hem “dogrudan demokrasiyi” uygulama imkanı varken “temsili demokrasi” nedir?
    Ülkem insanlarının seçim yoluyla kendi içerisinden, isteyen birine hükümeti kurma yetkisini vermesi demokratiktir. Hemide doğrudan.
    Siyasî Devlet BAHÇELİ ‘YE gelince. Adam siyaset yapıyor; işi gereği. Siyasetçi siyaset yapar. Hangi siyasetinden ne kadar kâr/zarar gördük milletin takdirindedir. Yeni Anayasamızın farklı çevrelerden siyasî tabanı olsun isteyen ERDOĞAN’ A istediğini vermistir. Birde milletim baksın diye.
    Bir de; yazılarınızı en çok “hayır” tercihli medya grupları beğeniyor. Ben de yazı yazdığınız haberini onlardan alıyorum.
    Okuyucularınzdan nasılda uzaklaştınız?!
    Böyle bir siz varsınız bir de isim vereyim Taha AKYOL.

  5. Başta Amerikan tipi başkanlık olacak dediler. Döndük dolaştık geldiğimiz yer Türk tipi (alaturka) Cumhur-Başkanlık oldu. Ne demek diyorsanız, diğer Türki cumhuriyetlere, Suriye’ye, Afrika ülkelerine (hani son zamanlarda sık ziyaretler yapılan) bakın. Azerbeycan’daki babadan oğula geçen başkanlığa bakın; dün hop bir anda milletvekili de olan eşini başkan yardımcısı yapıverdi bu başkan. Nedir bu? AB adayı bir ülkeyi getirdiğiniz getireceğiniz yer burası mıydı? Bunun neresine evet diyeceğiz? Tartışmaya ve ciddiye almaya değer bile görmüyorum. Milletvekilleri de ciddiye almıyorlardı ki boş kağıda imza atarak önerdiler meclise (rezaletin böylesi). Benden #HAYIR.

  6. Bahçeli’nin tek bir cümlesi olmadı anı tavır değişikliğinde demek haksızlık olur. Bahsedilen ilk başkanlık çıkışında gerekçelerini saymis bahçeli.supheyle yaklaşmak ,inandırıcı veya zaruri bulmamak ayrı bir şey ; hiç bir şey söylemedi deyip aşırı şüpheli bir durum varmış izlenimi vermek baska. Bana göre Bahçeli’nin çıkışı Damdan düşer gibi oldu evet, gerekçelerine yetmez ama evet, referandumda hayır vesselam

  7. Bana göre, 15 Temmuz darbe harekatı asıl bundan sonra planlanan darbe harekatının hazırlığı idi. Ergenekon ve Balyoz davaları ile Ordu’da kendilerine Atatürkçü diyen milli ordu çökertilmek istendi. 15 Temmuz’da da Ordu’nun İslami kanadı çökertildi. Şimdi görünürde Ordu’da iki kanat vardır. Milliyetçi kanat ve solcu kanat. Solcu kanat çok zayıftır. Milliyetçi kanat Ordu’da hakim görünüyor.
    Ordu’da bu gruplar olmakla beraber bunların hepsi devleti tehlikede gördükleri zaman bir olurlar ve öyle davranırlar ki Türk Ordusu daima galip gelir. Milliyetçi dediğimiz Ordu da bizim ordumuzdur. Milli Ordu tasfiye edilmelidir. İslamcılar da tasfiye edilmelidir.
    Ordu ikinci darbeyi beklemektedir. Onun tedbirlerini almaktadır. Sermaye de ikinci darbe hazırlığını yapmaktadır. Her ikisi de devleti seçimle oyalamayı kendileri için uygun bulmaktadır. Sermaye darbeyi başarmak için yönetimi seçimle meşgul ediyor. Ordu da darbeye tedbir alırken Sermaye’yi ve ajanları meşgul ediyor.
    O halde asıl sorun ikinci darbedir. Bu darbe büyük ihtimalle oylama yapılmadan önce gerçekleşmek zorunda kalabilir. Her iki taraf da önce davranmak isteyebilir.
    Ben sorunu çözmüş bulunuyorum. Eğer Adil Düzen’i AK Parti getirecekse halk ‘Hayır’ oyu kullanacak, Allah öyle ilham edecek. Eğer AK Parti değil de kurulacak yeni Adil Düzen partisi getirecekse o zaman halk ‘Evet’ oyu verecektir. Bizim Adil Düzen partisini kurmamızı istemektedir. O halde Bahçeli 3 kasım seçimini öne attı. Ordu bu işi yaptırdı. Bugün de farklı bir şey olmaktadır. Sonuçta hayırlı olacak. Ordu ikinci darbeyi de başarı ile önleyecektir.
    ‘Evet’ çıkarsa AK Parti’nin iktidarı sona eriyor demektir. Erdoğan da ikinci defa seçilemez. Oyun bunun üzerine kuruludur. Ordu şimdi aldığı yaraları tedavi ile meşguldür. Bunlarla uğraşmamaktadır.

  8. Sayin koru buyuk bir øz veriyle yazilarinizi okuyorum sanki bende bagimlilik yapti hergun okumadan gecmem ben son yaziniza
    Katiliyorum her nedense ulkemiz de siyaset ciler hic kelime kelime su degisikligi halka anlatsalar evetciler Hain alcak pkk pyd laflarini birakip dogru durust anlatsalar ve ya kitapcik yapip millete dagidsinlar millet okusun yararinami zararinami øgrensin
    Mualefet de halka acikca aciklasin neden hayir diyorlar bana kalirsa millet cok iyi dusunmeli hockalin

  9. Fehmi beyin bahsettiği “varoluşsal sebep” oluşmasını, neden beklemek zorunda kalalım. Bu mantık “meclis anayasayı komple değiştiremez çünkü bu kurucu meclis değil” düşüncesiyle aynı yere çıkıyor. Meclisi “gazi meclis”, “cumhuriyeti ilan eden meclis”, “kurtuluş savaşını yöneten meclis” diyerek yüceltip, bu meclis bu değişiklik teklifini yapamaz demek, çelişkidir. Kaldı ki son yaşadığımız darbe girişimi ele alırsak ikiyüzden fazla insan şehit olmuş, legal görünümlü illegal örgütün devletin hemen her kademesini ele geçirdiği, iç savaş ve bölünmeye ramak kalmış bir ülkeden bahsediyoruz. Başarılı olsalardı ve elitist bir yönetim şekliyle devleti dönüşüme soksalardı, bunlara “varoluşsal sebep” yerine geldi diye onay verecekmiydik.
    Devlet beyin ipini beğenmeyip, bunun altında bir hinoğlu hinlik var zannıyla değişikliğe karşı çıkmak ilginç bir bakış açısı. Usülden şüphe duyup esası reddetmek…
    Şimdiki sistemde, arkasında güçlü halk desteği olmayan ve karizmatik olmayan liderlerin girdiği her seçimde koalisyonların olacağı ve yürütmenin karar mekanızmalarının yavaşlayacağı, ekonomik ve siyasal krizlerin sıklıkla olabileceğini görmemek için kör olmak lazım. Birilerinin nostaljik dürtüleri yüzünden, ülkenin zamanını ve parasını artık daha fazla kaybedemeyiz.
    Rahmetli Özaldan beri, rahmetli Demirel, rahmetli Türkeş, rahmetli Erbakan da dahil olmak üzere, hükümetler kurup devletin son 50 senesine yön verenlerin, yani devlet sistemini yıllarca tecrübe edenlerin öneregeldikleri başkanlık sistemini gereksiz bulmak, en azından yıllardır edinilen tecrübelerin çöpe gitmesine razı olmak anlamına gelmez mi. Her on yılda bir emekli olan devlet başkanlarının keşke sistem değişmiş olsaydı demesini görmeye devam mı edeceğiz. Koalsyonlarla kaybedip giden zamanlarımıza acımaya devam mı edeceğiz. Sonuçta referandumda, tecrübe edilmiş gerçeklere karşı statüko oylanacak ve biz devlet tecrübesinin yanında yer almalıyız.

  10. ABD orbegi uzerinden federalist duzenlere uygun olduguna katilmiyorum baskanlik sisteminin, ki orada da baskanlik sistemi olmasinin asil nedeni eyaletlerden olusmasi degildir. Mesela her eyaletin de bir baskani var, bizde “vali” diye cevriliyor, “Arkansas Valisi” ornegin.

    Turkiye daha cok Fransa’ya benziyor bu baskanlik tartismasi acisindan. Orada da toplum iki kesimdi, hala da oyle: laikler ve katolikler ve hatta milliyetciler ucuncu kesim. Bize cok benziyor yani. Baskanlik sistemi surekli kaos ve krizden cikmak icin geldi Fransa’ya.

    Bunlari soyledim diye degisikligi onaylamiyorum. Bosuna ulkeyi geren ve enerjisini harcayan bir sey bu. Sonucu %60’dan daha aza dayali bir referandumdan sonra tartismalar hala devam edecektir. Getirilmek istenen degisiklikler icerik olarak da sakat, o ayri.

    Bu saatten sonra atilabilecek en iyi adim, sonuc ne cikarsa ciksin, AKP + CHP calismasi ile bastan bir anayasa hazirlamak olmali. Burada AKP kadar, hatta daha cok, sorumluluk CHP’ye duser, tutucu bir bakis acisiyla yaklasmamak acisindan.

  11. hem mhp hem bahçeli̇ hem ak parti̇ hem rte ve türki̇ye bu evet e mahkum…aksi̇ halde 1-mhp bölünür 2-bahçeli̇ gi̇der 3-erken seçi̇m olur 4-ülke kaosa gi̇rer….mhp den 3 parti̇ çikar…anladinizmi şi̇mdi̇…

  12. Bana göre, 15 Temmuz darbe harekatı asıl bundan sonra planlanan darbe harekatının hazırlığı idi. Ergenekon ve Balyoz davaları ile Ordu’da kendilerine Atatürkçü diyen milli ordu çökertilmek istendi. 15 Temmuz’da da Ordu’nun İslami kanadı çökertildi. Şimdi görünürde Ordu’da iki kanat vardır. Milliyetçi kanat ve solcu kanat. Solcu kanat çok zayıftır. Milliyetçi kanat Ordu’da hakim görünüyor.
    Ordu’da bu gruplar olmakla beraber bunların hepsi devleti tehlikede gördükleri zaman bir olurlar ve öyle davranırlar ki Türk Ordusu daima galip gelir. Milliyetçi dediğimiz Ordu da bizim ordumuzdur. Milli Ordu tasfiye edilmelidir. İslamcılar da tasfiye edilmelidir.
    Ordu ikinci darbeyi beklemektedir. Onun tedbirlerini almaktadır. Sermaye de ikinci darbe hazırlığını yapmaktadır. Her ikisi de devleti seçimle oyalamayı kendileri için uygun bulmaktadır. Sermaye darbeyi başarmak için yönetimi seçimle meşgul ediyor. Ordu da darbeye tedbir alırken Sermaye’yi ve ajanları meşgul ediyor.
    O halde asıl sorun ikinci darbedir. Bu darbe büyük ihtimalle oylama yapılmadan önce gerçekleşmek zorunda kalabilir. Her iki taraf da önce davranmak isteyebilir.
    Ben sorunu çözmüş bulunuyorum. Eğer Adil Düzen’i AK Parti getirecekse halk ‘Hayır’ oyu kullanacak, Allah öyle ilham edecek. Eğer AK Parti değil de kurulacak yeni Adil Düzen partisi getirecekse o zaman halk ‘Evet’ oyu verecektir. Bizim Adil Düzen partisini kurmamızı istemektedir. O halde Bahçeli’ye “3 Kasım” dedirtti, Ordu’ya bu işi yaptırdı. Bugün de farklı bir şey olmamaktadır. Sonuçta hayırlı olacak. Ordu ikinci darbeyi de başarı ile önleyecektir.
    ‘Evet’ çıkarsa AK Parti’nin iktidarı sona eriyor demektir. Erdoğan da ikinci defa seçilemez. Oyun bunun üzerine kuruludur. Ordu şimdi aldığı yaraları tedavi ile meşguldür. Bunlarla uğraşmamaktadır.

  13. Her ne kadar AKP ve sağ kesimin önemli bir ideoloğu olmanız nedeniyle kategorik olarak;17-25 Aralık olaylarında “Olayların onların istediği tarzda gelişmesine izin vermemek için tavizsiz durun”mealindeki yazılarınızla bir dejenerasyonun yıkılmasının önüne geçenlerden olmanız dolayısıyla özel olarak; fikirlerinizin çoğuna karşı olsamda bugünkü yazınızın entellektüel birikimin desteklediği çok net bir duruş içermesi nedeniyle tebrik ederim.

  14. önce varoluşsal sebebler
    ”Başkanlık sistemi, devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükûmet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi sistemdir. ”hiç bir tanımda eyalet sistemi olması gerektiği öngörülmüyor aksine hem eyalet yapıya hem üniter yapıya uygun bir sistem. Amerikan başkanlığı meşhur olduğu için başkanlık sistemini Amerikan başkanlığı ile özdeşleştirme eğilimi var. bu arada bizde getirilen sistem farklar içerdiği için cumhur-başkanlık sistemi. iç savaş meselesi de ayrıca değinmeye değer. bölünecek ülkeler menüsünde olduğumuz gerçeği kimsenin aklından çıkmasın. ( neyse ki 1 martta ki hatamızı suriye de tekrar etmedik ) çok şükür bu toplum iç savaş kargaşasına yatkın bir toplum değil. farklılıklarımızı asla bir çatışmaya götürmeyeceğimizi geçtiğimiz bir kaç yılda harcanmış büyük çabalara rağmen gösterdiğimizi umuyorum. ama bunun bedelini çok ağır ödedik ve ödüyoruz. fetö tehlikesi hala devam ediyor. temizlenmesi bir kaç yıl sürebilir. iç ve dış tehditler ve tehlike henüz geçmiş değil dolayısıyla sistem değişikliğinin böyle bir alt yapısı olmadığını söylemek gerçeği tam yansıtmış olmaz. tek ve güçlü lider etrafında toplanmak bu açıdan önemli bir kazanım olabilecek. son olarak duran kalkanın yeni sistemin pkk nın sonunu getireceği açıklamasını ve bu nedenle yaptığı hayır direniş çağrısını varoluşsal tehdidin neresinde konumlandıracağız…
    siyasal sebebler
    dün de yazmıştım 367 öncesi halkın seçtiği bir başbakan ve meclisin seçtiği bir cumhurbaşkanından 367 sonrası halkın seçtiği bir başbakan ve yine halkın seçtiği bir cumhurbaşkanına evrildik. iki çok güçlü adam. ne olacak şimdi…aynı fikirde olmalarını mı bekleyelim, kavga etmelerini mi seyredelim.( bundan hoşnut olanlar sandığımızdan çok tabii ama konumuz şimdilik onlar değil) dünyanın şu an geldiği konjonktür buna müsait değil. ya cumhurbaşkanını ya da başbakanı tercih edeceğiz. buna halk karar verecek…evet diyenler cumhurbaşkanını hayır diyenler başbakanı tercih edecekler. şimdilik başkan bizim başbakan bizim …yakın gelecekte çok büyük bir sıkıntı olmaz. ama hesapları daha büyük tutmanın zamanı geldi bence…
    bahçeli bu ülkenin en büyük kazanımlarından biridir, özellikle ülkenin kilitlendiği zamanlarda göstermiş olduğu büyük devlet aklı ve feraseti ile buna hiç şüphe yok…başbakanlığı ve daha nice teklifleri elinin tersi ile itmiş birisini iki bakan pazarlığında görmek isteyenler olabilir. ne sözümüz olabilir. miyop bir gözün sağlıklı bir göz gibi görmesini beklemek doğru bir beklenti değildir. durumu kabul etmek gerekir…

  15. Sayın Koru,
    Kararınızı şimdiden belirttiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bu hususta yapılabilcek polemikleri şimdiden önlemiş olursunuz diye düşünüyorum. Ayrıca milletin tamamının anayasayı okuma bilme fırsatı , imkanı ve gereği de yok. Milletimiz görüşlerinin büyük kısmına katıldığı kişilerin bu konudaki görüşünede katılacaktır elbet. Erkenden oyunuzu belirtmeniz bu bakımdan çok yerinde ve çok HAYIRLI olmuştur. Bana gelince ortada anayasa manayasa oylanması gibi gözüken bu referandum aslında birçok kişinin de bildiği gibi bazı şeylerin örtbas edilmesini sağlayabilme gayretinden başka bir şey olmadığı için ben de HAYIRlısı olsun diyorum. Saygılar.

  16. Gerçek fikirlerimi yazmak istemiyorum çünkü yazdığım yorum ile başıma bir şey gelir mi diye korkuyorum. Yanlış anlaşılmasın, kimseye hakaret kötü söz söyleme peşinde değilim. Benim durumumda olan hatırı sayılır bir kitlenin olduğunu düşünüyorum .Ancak Yıllarca desteklediğimiz bir partinin yanlış yaptığını söylemeye korkak olduk. Söylersek hemen terör örgütü üyesi olarak lanse edilmekten çekiniyoruz. Yapılan haksızlıklara Dur diyen birisi çıkmıyor, çıkamıyor.
    Fehmi Bey de bunun kararsızlığini yaşıyor aslında. Sandığa gitiiginde eminim ki hayır diyecek ancak bunu çıkıp haykiramiyor. Fehmi Bey bile bu kadar ürkek davranıyorsa muhafazakar çevredeki olayları anlamlandiran sıradan vatandaş ses çıkarabilir mi?

  17. Eveet tamda sazın bam teline dokunulduğu yer burası s bahçeli neden evet dedi s bahçeli bunu ilk ortaya attığı dönemde Didem hanımın düşündüğünün aynısını düşünmüş inşallah böyle deyil samimidir demiştim.kendi kendime.

    S Bahçeli yazıdada belirtildiğigibi kendi hükümetini bozup akp nin önünü açıyor 2015 de koalisyona hayır diyerek akp nin tek başına iktidara gelmesini sağlıyor şimdide akp nin daha güçlenmesinimi sağlamak istiyor ?
    Yoksa akp yi bitirmeye yönelik pilanları hep tersinemi tepiyor bunlar hep sorulması gereken sorular ?

    Eğerki bunun her ikiside deyilse 15 temmuz dan sonra

    aceba bizlerin göremediği neyi gördü s bahçeli …

    Bence herkesin madeleri inceleyip Evet veya hayır a bir gerekcesi olsa aslında daha iyi olur

    Mesela benim 2002 den önce hükümet kurulma dönemlerindeki ayak oyunlarından bıktık bundan ülke kaybediyordu CB nını seçemediğinden darbelere maruz kalmadıkmı?

    Ayak oyunları içerisinde olmasın kimse belki onunda mahzurlu tarafları var kusursuz sistem olmaz önemli olan az kusulu olması ben bunu gördüm ve onaylıyorum bu referandumu.

    Başkan seçilsin ve görevine başlasın ..

  18. Türkiye Cumhuriyetinde Meclisin rolü konusunda tarihsel olarak ayrı düşünüyoruz. Zira Mustafa Kemal, 1. meclisi feshederken Meclis hangi gücü elinde tutuyordu , açıkçası anlamakta zorlanıyorum. Türkiye’de parlamenter sistemin tarihsel bir altyapısı olduğu konusu bence bu tartışmanın en zayıf halkasıdır.

  19. Yarabbi,aklıma mukayyet ol.
    Ne olur, bir hayır sahibi, “ihtiyar senin aklın bu işlere ermez” dese de köşeme çekilip, bu işkenceden kurtulsam.
    Adalet Bakanı, Hukuk öğrencisinin bile söylemeyeceği şeyler söylüyor veya söylettiliyor.
    Ve hocaları susuyor.
    Derin DEVLET arka BAHÇELİ..
    Enteresan, bir okadar da esrarengiz sima..
    Ve çelişkiler yumağı.
    Partisinden sonra sıra, adaşı tüzel kişiye gelmiş olmalı!.
    Şimdiden tarihe geçti..
    Bu millet, bu ülkede, siyaset sahnesinde çok OYUNlar gördü
    Fakat bu hepsini geçti.
    ***
    Mahallede çocukların,kahvehanede avamın söyleyebileceği basit, bayağı sözlere sapmak acziyet ifadesidir.
    Tümden gelim-tümevarım metotlarını harmanlayıp, belini kırarak, “Terörist”üretme çabası tekkelimeyle gülünç..
    Demegojiyle,atraksiyonla,bayatlamış söylemlerle, 180 derecelik çarkla, baskıyla erişilmez menzili maksuda.
    Hep kaçak ve faüllü güreşiliyor.
    Er meydana ekrandır.
    Baş cazgır hazır.
    Pehlivanlar çıkar meydane-ikisi de birbirinden merdane..
    Amerikan modeli sayılmasın diye,Türk usulü ilaveler düşünülebilir.
    Lutfedilsin de,bukadarcığı da halkın huzurunda olsun
    Yarın HAKK”ın huzurunda hesap verileceğini unutmayalım.

  20. Muhalefetiyle iktidarıyla , tabanın da tavanın da ergen reflekslerle hareket ettiği ve üslubuna yansıttığı bir sosyo-siyasal atmosferde fehmi beyin yazıları gerçekten niyeti halis/hakikat avcıları için projektör mesabesinde. Yazıda belirttiği varoluşsal/siyasal gerekçelerine aynen katılmakla beraber dünya siyasetine yön verenlerin ülkemizde de rol paylaşımı yaptırarak siyasetin her kademesini dizayn ettiklerini düşünüyor ve mevcut iktidar muhalefet ve medya yapısıyla hangi sistem olursa olsun 150 yıldır yaşadığımız kısır döngüden kurtulamayacağımızı düşünüyorum. “Bir ucu ecnebi elinde olan siyaset düzeni” maalesef gerçekten milli olanın barınmasına müsaade etmemektedir. Ya canına kasdetmekte (Muhsin başkan , özal , kahveci) ya da farklı şekillerde bir zaafından yakalayarak tasfiye etmektedir. İktidarıyla muhalefetiyle kirli olduğuna inandığım ve bildiğim siyasi düzenin hiçbir şekilde kamil manada ülkeyi önceleyen bir program takip edebileceğine inanmıyorum maalesef. Bu ülkenin makama-kadına-paraya tav olmayacak , “fenafilvatan” olmuş , hasbi diğergam ve beklentisiz idarecilere hava kadar su kadar ihtiyacı var. Benim de hayalim/duam bu meyanda. Rabbim bu kıvamda yöneticileri ölmeden evvel görmeyi bize ihsan etsin , lütfunu esirgemesin bizden.

    • Duanıza bütün kalbi samimiyetimle AMİN diyor ve yöneticiler konusundaki arzularınıza aynen katılıyorum.Ayrıca isimlerini bahsettiğiniz şahsiyetlere ALLAH’tan rahmet diliyorum.İnşAALAH cümlesi şehadet şerbeti içmişlerdir.İçlerinden Muhsin Başkan’ı yakinen tanıma şansını yakalamaktan son derece müteahhissis oldum.Saygılarla Ersan Bey katdeşim

  21. Ben de yeni anayasanın yeni bir başkanla (cibilli olarak dine düşman olan) yine Anadolu insanına kan kusturacak şekilde kullanılabileceğini düşünüyorum. Çıkarılmış olan kanunların da tamamen AKparti ve taraftarları aleyhine döneceğinden hiç kuşkum yok. “Halk izin vermez” ifadesi de tamamen masal. Cemaatin başına gelenlere kimse ses çıkaramıyorsa, yarın imamların tutuklanmasına, camilerin cemaatin boşaltılmasına da kimse ses çıkarmaz, dünyevi menfaatleri zarar görmediği sürece.

  22. “Olup bitenlerin olmaması için ne yapıyorsun” diyor şair Sezai Karakoç.
    Kokarım yarın çok geç olacak.
    Sayın; Koru sizin taşıdığınız kaygılara katılmamak elde değil.
    Geçmişte yaşadığımız acıların tahlilini iyi yapmak gerekir.Tekrar yönetilen konumda olabileceğimizide gözardı edemeyiz.
    Rabbim yar ve yardımcımız olsun

  23. Fehmi beyin bugünkü yazısının 2. kısmına katılmakla beraber ilk kısmına katılmıyorum. Varoluşsal sebepler o günün şartları düşünülerek yapılmış. Yapılacak değişimlerde bugünki şartlar ve yarın düşünülerek yapılır. Lakin geniş bir katılım ve her ayrıntı düşünülerek.

    Didem hanımın dünki yorumunada bi cevap yazıyım.

    Ben diğer yorumlarımdada şuanki sorunun 2007 de chp den kaynaklandını belirttim. Sorunun varlığıda kabulüm çözümün bulunmasıda.

    Sizinde yazınızda belirttiğiniz gibi sistem 2 partinin 2 hukukçusunun belirlediği maddelerde başkanlarının onayı ve milletvekillerinden bazılarının itirazı üzerine 2 maddenin çıkarılması sonucu 18 madde olarak oluştu.

    Koskoca ülkenin sistem değişikliği 2 parti katılımıylamı olmalıydı ve alel acelemi gelmeliydi. Bu kadar hızlı olmasının sebebide sayın bahçeli ve fehmi beyin belirttikleri.

    Kaldıki maddelerin 2si dışında hepsi 2019da yürürlüğe girecek.

    Chp nin katılmıyacağı belli. Çok kıymetli profesörlerimiz var onların başkanlığında sivil toplum örgütleriyle beraber bir komisyon kurun 3 ay – 1 yıl çalıştırın öyle geniş bir mutabakatla her ayrıntısı belli bir yasa getirin sunun millete.

    Evet diyen bir çok yorumcu bu anayasanın kanunlarla ve tüzüklerle desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Bunlar bellimi, değil. Bunlar belli olmadan neye göre evet diyeceğiz.

    Şuan yapılan şey sen bana boş kağıda imza atarak ver üstünü ben doldururum.

    Ayrıca 2007 deki değişiklikte alel acele millete gelmişti doğru adım olması ayrı bir mesele ama çok hızlı geldi. Düşünülmeden yapıldığı için şuanda bu sorunlar var.

    Aynı şey şimdi olacak. Bir kaç sene sonra sorun çıkacak bu sefer bunlarıda düzeltelim olacak. Tepkilerimiz duygusal değil mantıksal olmalı her ayrıntısı düşünülmüş olmalı. Deli deşik olmuş 82 anayasasına bunları getirmeniz bişeyi değiştirmez.

    Evet çıkmasının bana göre tek bi faydası olabilir, chp ben istemesemde değişiklikler oluyor der ve bundan sonra çalışmalara katılmak zorunda kalır gibi geliyor. Belki yeni anayasayı o zaman yapma ihtimali olabilir. Ama dediğim gibi ihtimal.

    • şu an iki parti zaten mümkün olan en geniş mutabakatı sağlamıyor mu…chp ile kaç kez anayasa yapmak için masaya oturuldu. 60 maddede uzlaşldı.yine masayı bıraktı. bu sistem değişikliği için kaç kez katılımı yönünde davet edildi. hayır dediler. sen kendi sistemini yap tartışalım dendi. ona da hayır dediler. nasıl bir mutabakat beklentiniz var bilemiyorum. beklentileri gerçekçi tutmak gerekmez mi. dünyanın en iyi metni de gelse chp nin evet diyeceğini umar mısınız…
      bu değişiklik üzerinde uzun zamandır çalışılıyordu bir kaç günde hazırlanmadı..ve kabul gören sistemin uyum yasaları ortaya çıkacak. bunlar için olumsuz düşünmek doğru değil. 2019 da seçimler var ve o zaman asıl devreye girecek dolayısıyla boş kağıda imza söz konusu olabilir mi. seçimleri bu durumda geçebilir mi .iki partinin de değerli hukukçukları var bu metin toplumun geniş kesiminde de kabul gördü. bbp hayır demedi. belli ki büyük itirazları yok. saadet hayır dedi ama tabanı katılmıyor Erbakan vakfının tavrından belli. alperen ocakları hayır diyor diye haberler çıktı . açıklama yaptılar evet diyeceğiz diye…hüdapar evet diyor. ben ciddi bir kürt oyunu evet olacağı inancındayım.
      chp den hala umudunuzun olması ne güzel…

      • Chp ile ilgili yeteri kadar yorum yaptım. Katılmama ihtimali katılma ihtimalinden düşük herzaman için. Zaten katılsaydı sorunlu noktaları dile getirme imkanı olurdu. Chp harakiri yapmayı seviyor.

        Ayrıca o anayasa görüşmelerindende akpartininde kalktığını unutmayın.

        2 parti kesinlikle toplumu temsil etmez. Çoğunluk ayrı toplum ayrı. Söylediklerim iktidar meselesi hakkında değil anayasa meselesi hakkında. Zira anayasa tüm halkı ilgilendiren bizi tek bir çatı altında toplayan kanunların yasaların anası. Herkesi kucaklayan bir şekilde olması sivil toplum örgütlerinide dahil edilmesi gerekir. Bunun için hukukçular tarafından kurulan dernekler var. Neden danışılmaz.

        Uzun zamandır görüşülüyor diyorsunuz. Ergun özbudunun hazırladığı taslakta bu sistemin olmadığı açıklandı. Kaldıki mhp başkanlık sistemine zaten karşıydı sonradan tavrı değişti. Yani başkanların kararı üzerine hazırlandı. Eski bir metin üzerinde görüşülmedi.

  24. Başkanlık sisteminin niçin federal bir yapıya daha uygun olduğunu anlamış değilim. Bence her toplumun birleştirici, tutkal görevini yapacak bir başa, bir başkana ihtiyacı olur. Kaldı ki Türkiye imparatorluk bakiyesi bir ülke olması dolayısı ile de ABD ile benzerlik arz eder.

    Adalet Bakanı’ın “Yargının bağımsızlığını/ tarafsızlığını güçlendirdiği, hukuk devletini tahkim ettiği için Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ‘Evet’ diyorum” demesi evet demenin tek gerekçesinin bu olduğu anlamına gelmez bence. Bana göre “evet”in çok güçlü bir gerekçesi de istikrarı sağlayacak olmasıdır. Değişikliğin içeriğinden bağımsız başka bir evet gerekçem de, hükümetin elini zayıflatacak bir kozu muhalefete vermeme düşüncemdir.

    Bahçeli’nin 2002’de ülkeyi erken seçime götürmesi ülkenin hayrına olmuştur. Dolayısı ile Sayın Bahçeli’nin 2002’deki tavrı ile bugünkü tavrı arasında bir benzerlik kurduğumuzda ortaya tedirgin edici bir durum çıkmamaktadır.

    Öte yandan şu anda sahip olduğumuz Anayasa,İstiklal harbini yöneten 1.Meclisin yaptığı Anayasa değil, 12 Eylül darbesini yapanların yaptığı anayasadır. İstiklal harbini yöneten Meclis, güçler birliği ilkesine dayanıyordu. Meclis, Yasama, Yürütme ve Yargı yetkisini kullanıyordu. İstiklal Mahkemelerinin üyeleri milletvekillerinden oluşuyordu. Hükümetin adı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti idi. Meclis aynı zamanda kanun çıkarıyordu. Yani o günkü
    olağanüstü şartlarda Meclis en güçlü organ durumundaydı. Meclis aynı zamanda İstiklal harbini yönetmişti. Dolayısı ile yetkileri de olağanüstü idi.

  25. ‘’Haayyy maaşaallahhh’’. … Denir bizim buralarda. …göze ve kulağa hoş gelen hallerde. …heyecandan içi köpürür ve gördüğü güzellik karşısında ‘’hay maşallah’’ demekten kendini alamaz kişi. Olsun, kendine göre bir güzellik anlayışıdır bu ama birçoğunu da arkasından ”bakar durur’’ pozisyonuna sokmuştur bu güzellik.

    Bugünkü yazısını okurken Sayın Koru’nun, benimde böyle diyesim geldi. ”hay maşallah’’. Bir sahifelik yazıda, bizi tarihin derinliklerine indirip, günümüze ışık saçan bir anlatımla, içinde bulunduğumuz dehlizden nasıl çıkacağımıza fener tutmaya çalıştı. O, tek başına bir muhalefet, tek başına bir himmet. …himmeti, milleti. Maşallah.

    “3 Kasım’da seçim istiyorum” diyen Bahçeli, o gün hükümet ortağı idi.
    Bugün “Şimdi getirin anayasa paketini, sistem değişikliğini desteğe hazırız” deyip ortaya atılan Bahçeli, %14’lük ve 40 kadar milletvekiline sahip olduğu siyasi yelpazede, devlete rota çiziyor ve her şey rotasında gidiyor.

    Kimdir Bahçeli?

    Başbakanlığı reddeden, iktidar hesabı olmayan, 3 Kasım 2002’de olduğu gibi ’’temizliği’’ göze alıp 7 Haziran 2015 de partisini riske edip ’’erken seçimi’’ telaffuz eden Bahçeli. Bu gün, tüm karşı çıkışlarına rağmen ’’fiili olan durumu anayasal hale getirelim’’ dediği ’’cumhurbaşkanlık’’ sisteminin yılmaz savunucusu.

    …’’Size de tuhaf gelmiyor mu MHP’nin ve lideri Devlet Bahçeli’nin tavrı?’’ …Diye soruyor Sayın Koru.

    Asıl soru şu olsa gerektir benim için; Devlet Bahçeli kimdir?

    İsminin ‘Devlet’ olması, ipucu verir mi sizce?

    Eğer aklımıza gelen gibi ise, Türkiye’de bu güne kadar işleyen, ‘’parlamenter, demokratik, hukuk sistemini’’ yeniden sınıflandırmamız gerekecek, galiba.

  26. Türkiyedeki olaylara dışardan bakıldığında bütün bu olup bitenler 15 Temmuzda dahil. Sanki olayların yönü gizli bir el tarafından aksi tarafa yönlendiriliyor ve bunada başarı ile devam edttiriyor.
    Yetkililer,sayın Korunun uyarılarını dikkate alsalar hem Türkiye hem de kendileri kazanır! Kayıp eden o gizli el olur.
    Bakalım millet bu tuzağı bozacakmı yoksa içinemi düşecek.Allah hayırlısını nasip etsin.
    Esenlikle kalın.

  27. Sembolik olması istenen bir cumhurbaşkanını, halkın seçmesinin ne anlamı olabilir? Bir daha seçilebilmesini, halkın nazarında ne sağlar?Halk tarafından seçilmiş iki güç odağı, biri %51 ile diğeri belki %47 ile başa geldi ne olacak şimdi? Hangisinin borusu ötecek, diğeri pısırık mı kalacak bu şekliyle o pısırıklık ülke yönetiminde şık olacak mı?Muhalefet bu yumuşak tarafa yumruk atıp, iğneleme yapmayacak mı? Diğer ülkeler senin başbakan dediğin zatı muhatap alıp değer verecek mi? Mevcut sistemi istemek, başbakana sen başbakancılık oyna demekten farksız…

  28. Doktor Bahceli acaba hukumete oyun mu oynuyor. Referandumu gecemeyen hukumeti erken bir secimle sonlandirmak isteyen dis guclere mi calisiyor?

    Bu arada Mihriman baskan yardimcisi olmus. Devlet Baskani yardimcilarini kendisi belirleyebiliyormus. Bizim su yeni anayasa degisikliginde bahsedildigi gibi.

    Bizde Mihriman gibi guzel zarif baskan yardimcilari isteriz, tabi belki ulkedeki gerginligi azaltir. Neden olmasin.

  29. Sayın Koru güzel özetlemiş konuyu. ,

    Gerçekten de kendisine sunulan kapalı zarfın içerisinde ne vardı da Bahçeli önceki fikirlerinden hemen çark etti?! Bahçeli’ye biryerlerden bir talimat geldiği gayet açık. Sayın Koru daha önce başbakan Yardımcısı iken de gelen talimatı uyguladığını vurgulamıştır.

    Başkanlık genel olarak eyalet yapılarını bir arada tutma işlevi görür iken eyalet yapısı olmayan Türkiye “yerel yönetimleri güçlendiredirecegiz” oyunları altında acaba yarın birgün alıştıra alıştıra eyalet sistemine mi geçecek?

    Zaten Irak, Suriye parçalanma altyapısı hazırlandığı için sıra gerçek planı tamamlayacak olan Türkiye de değil mi? Bunu göremeyecek kadar basiretsiz miyiz?

    Hem güçlü yönetim ve güçlü liderlerin olduğu (Saddam, Kaddafi, Esad vs) ülkelerin sonunu görmüyor muyuz? Bunlarda hızlı karar alıp denetimsiz bir şekilde uyguluyorlardi. Ne oldu?

    Refah Partisi gençlik kollarından geliyorum, AK partinin de kayıtlı üyesiyim.

    Adalet Bakanına da tavsiyem; bu millet senin yonlendirebilecegin kadar cahil bir millet değil. Kendi söylediğine kendin inanmıyorsun, beni nasıl inandiracaksin?

    Vatanın milletin bekası için sonuna kadar HAYIR diyorum.

    • Değerli Selim Bey,

      Yorumunuzun okunup onaylanması gerekiyor. Bu sebeple, yazdığınız anda yayınlanmıyor. Önce bizim havuzumuza düşüyor, hakaret vb içerikler yoksa yayınlanıyor. Bilginize..

      Yorumunuz için teşekkürler.

      Saygılarımla.

    • Muhterem,
      Lider ile (Kaddafi,Saddam,Esad ) dikta yöneticileri, birbirine karıştırmışsın bir, cumhurbaşkanlık hükümet sistemine geçtik, hadi eyaletlere bölünelim diyen bir tane evet diyen kişi olduğunu sanmıyorum iki,Bahçeli’nin siyaseten bu işten karı ne olur dersek,bunu da % 51 için gereken desteğin, karşılığı olmalı diye düşünüyorum üç,hayır diyorsan senin için hayırlı olsun ama tutarlı olman gerekir.

Mustafa Bayar için bir cevap yazın İptal