Bir müslüman kadın gazeteci, vatandaşı olduğu ABD’de gözaltında. Sebebini ve uğradığı muameleyi hiç sormayın…

20

Çok uzak olmayan bir geçmişte, ülkemizin de içinde bulunduğu bölgede yapılan herhangi bir yanlışlığa işaret edildiğinde, birileri, “Ama aynısı Batı ülkelerinde de var” diye itiraz ederdi. İki benzemezi aynıymış gibi göstermeye çalışarak…

Fazla gecikmeden bir gerçek kendini belli ediverdi: Yanlışlar dünyada da yaygınlaşıyor… Irak’ta, Mısır’da, İran’da yapılan yanlış uygulamalarla, kendisini ‘demokratik’ olarak ilan eden ve öyle de kabul edilen ülkelerde de karşılaşılıyor.

Küreselleşen dünyanın dengeleri olumsuzlukta yerleşik hal almaya başladı.

Böyle olmasaydı, Marzieh Hashemi olayı yaşanır mıydı?

Gazeteci, kadın, müslüman ve Amerikalı…

Marzieh Hashemi..

Marzieh Hashemi İran devletinin İngilizce yayın yapan Press-TV televizyon kanalında haber programlarıyla öne çıkan bir gazeteci. İsmi yanıltmasın, kendisi ABD’de New Orleans’ta doğmuş, Amerikan vatandaşı. Afrika kökenli. İran İslam devrimi (1979) sonrasında İslam dünyasına ve İslam’a duyulan ilgiden nasibini almış, o heyecanla müslüman olmuş ve Melanie (soyadı: Franklin) olan ismini Marzieh‘ye çevirmiş…

Kendisiyle yapılan bir röportajda, İran’daki değişimin kendisinin inançlarını ve durduğu yeri sorguladığı bir döneme denk geldiğini, dünyadaki eşitsizlik konusunda duyduğu rahatsızlığa ek olarak bir de inanç bunalımı geçirmekte olduğunu, gözü açılınca çözümü müslüman olmakta gördüğünü anlatmış.

O gün bugündür de müslüman.

Mahjubah dergisi, Marzieh derginin yayın yönetmeni..

Televizyonculuğu yanında ‘Mahjubah’ adlı bir kadın dergisinin de yayın yönetmeni.

Faal biri yani.

İranlı biriyle evli, İran televizyonunda çalışıyor ve İran’da yaşıyor Marzieh Hashemi.

Ailesi ve galiba çocukları ise ABD’de.

Tahmin edilebileceği gibi, o da arada sırada ABD’ye gidiyor.

Yaklaşık bir hafta önce (13 Ocak günü) hasta olan kardeşini ziyaret etmek için doğup büyüdüğü ülkeye gidiyor Marzieh. Missouri’deki Louis Lambert havalimanına vardığında gözaltına alınıyor ve oradan da başkent Washington’a götürülüyor.

Sebep?

İnanmayacaksınız, ama sebebi bilinmiyor. İlgili birimlerin mahkemeye sunduğu belgelere göre, Marzieh Hashemi, ABD’de yürütülen federal bir soruşturmada ‘tanık’ görülüyor. Kendisine herhangi bir ‘suç’ atfedilmiş değil; başkalarının soruşturulduğu bir konuda ‘tanık’ sadece…

Fakat suçlanması için istim arkadan gelecek gibi.

Reuters ajansının sorguladığı bir görevli, Marzieh‘nin program yaptığı Press-TV‘nin ABD yasaları karşısında durumunun ne olduğunun belirlenmesine çalışıldığını söylemiş…

Tanık’, ama o çalışma sonucuna göre ‘sanık’ da olabilir.

Dine ve dindarlara saygı vardı, o ne oldu?

Buraya kadar olanlar garip, ABD devletinin dışarıya vermeye çalıştığı izlenime hiç uymuyor, ancak yine de 11 Eylül’ün (2001) arkasından kimyası bozulmuş, ‘Yurtseverlik Yasası’ ile demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlama yoluna gitmiş, ülkeyi iki yıldır yöneten Donald Trump‘ın ‘sıkıyönetim’ ilan etmekten söz ettiği bir ülke ABD…

Çok da ters düşmüyor yapılan muamele. Hiç değilse buraya kadar…

Ancak, bir haftadır tutulduğu gözaltı sırasında Marzieh Hashemi‘ye ABD başkentinde tutulduğu mekanda reva görülen muamele anlaşılır gibi değil. Kadına zorla başını açtırmışlar. O yetmemiş, kendisine kısa kollu kıyafet giyme zorunluluğu getirmişler. O da yetmezmiş gibi, içinde mutlaka domuz eti bulunan yemekler vermeye başlamışlar. Sadece kraker yiyormuş bu yüzden Marzieh Hashemi.

Kadın o kadar gündür bu durumda tutuluyor.

Bu bilgiler İngilizce Wikipedia‘da da var.

ABD dışişleri bakanlığı her yıl dünyada din özgürlüğü alanında yaşanan yanlışlıkları raporlaştırır; belki bu yılın raporunda ABD bölümüne de yer verirler, ne dersiniz?

Acaba bir meslektaşlarına uygulanan bu muamele gazetecilik örgütlerinin dikkatini çekti mi?

Çekmiş. Bu tür olaylarda hassas Committee to Protect Journalists örgütü konuyu gündeme taşımış; ama kınama mesajının içerisine “İran da gazetecileri hapse atıyor” cümleciğini de ekleyerek…

Aynı türden cümlecikler, Cemal Kaşıkçı‘nın İstanbul’da cinayete kurban edilmesi ardından konuyu işleyen yabancı gazete haberleri ile yorumlarda da Türkiye için yerini alıyordu.

Meraklı bir gazeteci, Reporters Without Borders ile American Civil Liberties Union gibi insan hakları örgütlerinin ölü sessizliğine büründüğünü kayda geçiriyor.

CNN muhabiri Jim Acosta basın toplantısı sırasında Trump tarafından azarlandığı ve ardından Beyaz Saray akreditasyonunu iptal ettiğinde bütün örgütler ayağa kalkmıştı oysa…

Görebildiğim kadarıyla İslam dünyasından da -İran dışında- etkili bir tepki gelmedi yaşanan bu olaya.

İran şu sıralarda hedef ülke halinde ya, onunla irtibatlı her şey ve herkes her türlü muameleye layık görülüyor olmalı.

Marzieh Hashemi bir gazeteci, bu sebeple hakları var. Doğup büyüdüğü ve vatandaşı olduğu ülkede usulsüz olarak gözaltında tutulduğu gibi, bir müslüman olarak da saygısızlıklara muhatap ediliyor. Bir kadın ayrıca. Hasta bir yakınıyla ilgilenmesi de engelleniyor.

En başta dedim ya, küreselleşmiş dünyamızda yanlışlıklar da yaygınlaşıyor.

ΩΩΩΩ

20 YORUMLAR

  1. Nurdan abla, terörist beslemek sam amcanın genlerinde var:) fetösünden tut bilmem hangi mağarada yakalanmış taliban militanına, ypg sine kadar her türden örgüte yardımcı olduklarını zaten biliyoruz. Dünyanın belli başlı terör örgütlerinin merkez büroları natonun başkenti de olan brükselde bulunuyor:) neden acaba?

  2. Güzel bir tesbi
    “Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını sallar . Vesselam.”

    Ben şimdi anladım Türkiyeden ABD ye ödenen Ŕüşvetlerin nedenini, demekki Tepe noktalardaki ABD vatandaşlari yeminlerine sadik kaldiklari için.
    YANI GAVURUN EKMEĞİNİ YEDIKLERI IÇINMIŞ…..!!!!!!

    Bu arada dişlerinizi sağlama almak için…
    Size iki olay daha yazayım.
    Hani İranin meşhur domuz et falan gibi. Iddalarini yerle bir edecek olaylardan ikisi!

    11 Eylülden sonra ABD Talabanın cihatçıliğini yapan Amerkali sonradan müslüman olmuş genci mağarada çok hasta olarak yakaladi ve tedavisinide yapip iyileştirdi (bize gorde us e gorde VATAN HAINI OLAN BIRI) Ayricada ABDli emniyet görevlilerinin vatan hainine yaptiklari zülme bak!☺ O gence Muslüman yemekleri ve ibadeti için yer verdiklerini, babasininda cocuğnun AVUKATLIĞINI yapmasina sende vatan hainisin demediler! Ayricada devlet tarafından hapshanede dini vacibesini yerine getirmek içinde her türlü imkan verildiğini de gene babasi söyledi.

    2.Gavur Ingilterenin gavur gazetecisini Talaban sayesinde nasil Müsluman olduğunu ve Talabanin hapishanelerindeki mahkumlara nasil davranildiğini hem o gazeteci hemde ayni zamanlarda ABDLI 2 misyoner kizin Beyaz Sarayda Talabanin hapishanelerindeki kadinlara ne kadar iyi davranildiğini ve hayatlarinda o kadar güzel yemekler yemediklerini anlatirkende ne ABD li basin nede Buş onların konuşmalarını sansurlemediler.

    Peki bunlar bizde olsaidi neler olurdu.
    Sizler gibi kafasi kuma gömukler ABD olsun Firansa veya baska bir yer olsun nerde yaşarsanız yaşayın. Ne F Korunun nede benim gibi yirumcularin yorumlarini anlayamassiniz…..

    Size bir Tavsiyem yorumlarimi okumayin hic değilse kalitenizi belli etmemis olursunuz.

  3. Doğru Mu?

    Hakemlerden oluşmuş adil yargı düzeni kurulmadıkça hukuk düzeni oluşmaz. Güvene bildiğimiz basın olmadıkça söylenenlerin doğruluğunu nasıl bilebiliriz.

  4. seri katiller üzerine bir belgesel izlemiştim. kimi günlük hayatta iyi bir eş, müşfik bir baba, kibar bir komşu. öte yandan insanları öldüren, öldürmeden önce işkence eden, tecavüz eden bir cani. gerçekler su üzerine çıkınca herkes şaşırıyor, bir kısım inanmazlık ve inkar üzere bile kalıyor. bu eşyanın karanlık yüzüdür. . benzer karanlığı fetö meselesinde de yaşadık. iyi, nazik, mütedeyyin insanlar devletin verdiği eğitimle okuyan insanlar meclisi bombaladı, insanların üzerine ateş açtı, asker olan öldürdü, doktor olan gelen yaralıları tedavi etmeyi kabul etmedi, hala da bir kısmı elinden gelen kötülüğü yapmaya devam ediyor. iyi bir eş, müşfik bir baba ve nazik bir komşu bu insanlar aynı zamanda. o nedenle pek çoğumuz inanamıyoruz ya…batı da öyle. insan hakları der, insan onuru der, ifade özgürlüğü der, fikir özgürlüğü der çok şeyler söyler, amma dünyanın her yerine kan götürür, sömürü götürür, kaos götürür. içerde bazı ve bazen insan haklarına saygılı dışarda canidir. bunun içeri döndüğü çok durum hep vardı lakin örtülebiliyordu şimdi mızrak çuvala sığmıyor zamanı. haberin cep telefonlarımıza gelmesi çok şeyi değiştirdi çünkü gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.

    elbette ben batı düşmanı değilim. şu an bir açıyı yazıyorum sadece. dar bir açıyı. başka bir açı,yazacak başka şeyler demek. daha geniş bir açı farklı fikirleri üst üste koyup yazmak demek. eşyanın sadece karanlık yüzü yoktur, sadece aydınlık yüzünün olmadığı gibi. aydınlık ve karanlığa oranlar/yakınlıklar vardır, gerçekler su yüzüne çıktıkça bizler oranlar hakkında bilgi sahibi oluyoruz. ben batı kötüdür demiyorum ancak kötülüğe meyillidir, lakin iyileri de vardır diyorum. biz iyiyiz demiyorum ancak bizler iyiliğe meyilliyizdir, lakin kötülerimiz de vardır diyorum.

  5. Bu yanlışlık, yeni ortaya çıkan bir durum değil sayın Koru; dün de böyleydi. Ekonomisi gelişmiş, sözümona demokrat, insan haklarına saygılı, basının özgür olan ülkelerdir.
    Bu arada farklı tarihlerdeki yazılarınızda, birbiriyle çelişmeler başladı; insan bir kere çizgisini kaybetmeye görsün…

  6. Gasteci bayan iyi ki evlilik için belge almaya falan gitmemiş abd’ye! Haçlı sizin bilmem neyinize dokunmaz diyen soytarıya zaten inanmamıştık; işte neler yaptıkları da ortada… (Gerçi kendi vatandaşlarıdır; sever de döver de:) 3.dünyada yeterince vukuat yoksa; sağdan soldan devşirdiğin bikaç şoparı daha sonradan gerersin çarmıha olur biter! Hem aslında gastecilerin oralarda çok daha kötü muamelelere maruz kaldığını bi kere daha hatırlatmış olursun cümle aleme hem de bu zor günlerinde çarşaflı bir muhbire(bayan muhabir anlamında) molla rejimine cansuyu olur fena mı?

  7. En özgür gazeticeler Türkiye de bence… Sadece yandaşlık yaptıkları kesim iktidar veya muhalif olunca kendi durumlarını özgür veya özgür değil diye konumlandırıyorlar….Basın özgür değil diyenler hep muhalif düşünenler… 80 li yıllarda özgür olmadığını düşünenler islami kesimin yazarlarıydı, 90 larda çoğalmaya başladıklarında denge kurulmaya başlandı 2000 li yıllardan sonra cemaatler ve siyasal islam güçlenince muhaliflik başkalarına geçti. Bu kavga hep böyleydi böyle olmaya da devam edecek herhalde işin doğası bu olsa gerek…..Bütün gazetecilere bakın hepsi bir yerlerin yandaşı, ama hepsi birbirini yandaşlıkla suçluyorlar. Herkes kendi fikirlerinin hakim olduğu bir iktidar hayal ediyor. En büyük istismarları birbirerine yapıyorlar ve bu şekilde kutuplanmalardan nemalanıyorlar öyle yada böyle….Son kutuplanma nemalandırmayı 2500 tl kitap satan Yılmaz Özdil muhteremi… En çok iktidarı eleştiren yazar diye bilinir, bu ekonomik süreçte bu kitabı satabiliyor…… Demekki her kesimin tosuncukları,Çiftlik banklarına hazır insanlar var bu ülkede… Fehmi Bey 2500 tl kitap hakkında yazınızı bekleriz….selamlar

    • Sayın başbuğum müsadenizle bi düzeltme yapmam lazım: bendeki kayıtlara göre 80li ya da 90lı yıllarda “islami kesimin yazarları” veya müritleri öyle basının özgür olup olmadığını gibi konularla pek ilgilenmiş görünmüyorlar! 12eylül darbesinin yapıldığını tam bir hafta sonra duyan ışıkevi sakini mübareklerin bu basın özgürlüğü bilmem ne muhabebeti 15temmuzdan sonra başladı…

    • Dediğiniz kitap basit bir kitap değildir. 1881 ve çok emek sarfedilmis. Hem ticarettir isteyen alır. İsteyen almaz. Bazı tablolar ve kitaplar değeri milyon TL yi geçiyor.
      SAYGILAR SEVGİLER

    • Sn.Türkeş , bir Türk filminde belirtildiği gibi ” Bu ülkenin kerizleri bitmez , akşam biçersin , sabaha daha gür çıkar .” iyi akşamlar .

  8. Her ülkenin kendine has kriterleri vardır. Ve her Ülke kendi ülkesinde yandaş olarak habercilik yapmak ister. Tıpkı gezi parkı olaylarında gördüğümüz gibi yabancı haberciler apar topar göz altına alındılar. ABD de öyle bir Ülkedir. Hoşuna gitmeyen uluslararası haber ajanslarına isteğini yapabiliyor. Genel olarak Dünyada objektif haber yok denecek kadar azdır.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Nüsret bey! O gazeteci göz altına alindiği duyulunca burdaki bütü basin yazdı.
      Oğle bizdeki gibi vatan haini falada demediler ve tutuklu falanda değıl.
      Gazetecilere FBI “bazi sorular soracaklarini” bilgisini vermiş.

      O gazeteci hanım öyle Amerkaya veya herhangi bir ülkeye ihanet edecek karekterde bir bayan değil ve dürüst birisi, gerçekleri kendisi serbest kalınca açıklayacaktır.

      Yalnız İran devleti fena halde paniklemiş durumda.olaydan bir hafta sonra bir sürü yalan uydrarak kıniyor.

      Aslında gazetecı düşmani bizim ülkemiz.
      ABD ve Arupada yaşayan Turkiyenin gururlari olan Turkler Turkiyeye gidince vatan haini diyerek,sorgusuz sualsiz içeri tikiyorlar fakat diğer taraftan ABDli Kavakci sulalesini devletin tepe noktalarina yerleştiriyorlar. Oysaki Türkiyeyi TV lerde kanal kanal dolaşarak kötüleyen onlardi! Vatan haini diye içeri tıkılanlar değil.

      Şu an Dünyanın en şansiz gerçek gazeteci ve yazarlar Turkiyeninkiler.
      Çünku Hainler ile Dürüstler yer değistirmiş.

  9. Fehmi bey! Siz cidi cidi İran devletinin yalanlarına inaniyormusunuz?
    Domuz eti, başıni açma, ve kisa kollu giymeye zorlanma, gibi saçmalıklara.

    Not:Burda yaşayan İranlılar! Iranli Imamların, (Şimdiki domuzlar çöp yemedikleri için temizmiş) bundan dolayı DOMUZ etine HELAL fetvasi verdiklerini söyliyorlar ve domuz etini yiyorlar, kasaplarde HELAL et diye Müslümanlara satiyorlar.

    Eğer bunlar gerçek olsaidi, gazetecının ABD de yaşayan oğlu, Dünyayi ayağa kaldirirdı… Zaten Zenci olmaside baska bir avantaj.
    Acaba! bu Gazetecınin göz altına alınmasına Iran devletinin bir rolu varmi?
    Çünkü! Iran tam bir terörist devleti, ve iki yüzlü.Belkide iftiralari ile ABD yi köşeye sıkıştıracağını zannediyor.

    Turkiye ve Araplarlarin bir numaralı düşmanide Irandan baskası değıl.
    Zaten Türkiyenin ayağını kaydirmak için herzaman hazır kuvvete bekliyor, ve HALEN DAHA PKKya destek veriyor.
    Putinin ortaği ve birlikte bölgeye terörist ihraç ediyorlar.
    İŞİT teröristlerinin giyimleri ve canavrlıklari aynen irana benziyor.

    Birde Batıli gazeteciler asla ve asla İrana inanmazlar, Trumpa rağmen kendi devletlerine ve mahkemelerine inanirlar.

    Geçen gün Iran devletini resmi sitesinde Kurtlar Vadisi dizisindeki Polat Alemderin (Necati Şaşmaz) resmini koyup ABD Askerlerinin öldürulmesinde MIT I şuçlamaya kalkişmiştılar, Insanlar alay edince o yalan haberi siteden kaldirdilar.

    Ben bu siteye yazmiştim fakat o günkü yazi ile alakasi olmadiğindanmi nedense sansürlendi.

  10. Dünyada’da ülkemizde’ de iktidar sahiplerine sınırsız itaat eden basın yayın mensupları görevlerini başarıyla yerine getiriyor hatta ummadıkları makam ve mevkilere mazhar oluyorlar tabii haketmeden çıktıkları bu makamlardan inişleride çoğu zaman çıkış sebeblerine uygun oluyor.Şu anda ülkemizde bu kesim gerçekten çok güvensiz durumda bir çoğunun dünya görüşüne katılmıyorum ama uğradıkları muamele vahim yarın başlarına ne geleceği belli değil , yazdıkları ,söyledikleri kanunen suçolmadıkça basın,yayın özgür olmalı ama bu özgürlük Suudi Arabistan daki İran’daki gibi değil gerçek olmalı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here