Bir ‘profesyonel okur’ olarak karşınızdayım; işte ilk raporum:

63
Gazeteler...

Herkes her gün her gazeteyi ve her yazarı okumuyor, bu sebeple medya dünyasında neler olup bittiğini profesyonel okurlar kadar bilemeyebiliyor.

‘Profesyonel okur’ dediğim, olan bitenleri, yazılan ve söylenenleri, ‘kim, nerede, ne yazıyor?’ sorularına cevap verebilecek yakınlıkta takip eden benim gibiler.

Dün, burada, bir Hürriyet yazarından yaptığım alıntı pek çoklarınızı şaşırttı; oysa şaşırtmamalıydı. Hakkı fazlasıyla teslim eden dünün sıkı muhalifleri hiç de az değil bugün.

Fatih Çekirge onlardan yalnızca biri.

Şunları yazdı:

‘‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İzmir’e gelişi müthiş bir ilgi yarattı.
Milletin merakı…
Kim ne derse desin…
Lider olma ve karizma her zaman etki yaratıyor.
Erdoğan’ın karizması İzmir’e yine böyle yansıdı..
Ve İzmir’de verdiği mesajlar.
Ardından Ticaret Odası’na yaptığı ziyaret ve mesajlar..
Bütün bunlara bir de yıllardır İzmir’e hizmet eden gönül veren Başbakan Binali Yıldırım eklenince.’’

Eklenince, İzmir Ak Parti tarafından fethedilmiş oluyor…

Kılıcın eğrisi de keser

Şimdi yapacağım bir-iki alıntı da sizleri bir başka yönden şaşırtabilir.

Görüşlerine dikkat çekeceğim yazarlar, bu defa AK Parti’ye uzak olmayan, AK Parti çevresinin itibar ettiği gazetelerde köşeleri bulunan, kendileri de muteber sayılan yazarlar.

Bu yazıyı bana yazdıran bugün Yeni Şafak’ta okuduğum ‘‘AK Parti’nin eğri kılıçları kimlerdir?’’ başlıklı yazı oldu.

Yazarımızın ‘eğri kılıç’ sözcüğü ile yaptığı, Hz. Ömer’le ilgili çok bilinen bir olaydan kaynaklanan metafor.

Hani, halife olduktan sonra ilk kez hutbe için çıktığı mimberde ‘‘Hata edersem ne yaparsınız?’’ sorusunu yönelttiği cemaatten, ‘‘Seni eğri kılıçlarımızla düzeltiriz’’ cevabını almıştı ya İkinci Halife Hz. Ömer, işte kasıt orada geçen ‘eğri kılıç’...

Şu satırları birlikte okuyalım:

‘‘Eleştiri yapmakla ihanet etmek karıştırılıyor.
Sadakatle, yalakalık ayırt edilemiyor artık.
AK Parti’nin hiç yanlış yapmadığını, Erdoğan’ın hatasız kul olduğunu iddia eden yok sanırım. Nitekim Erdoğan kendisinin ve partisinin hatalarını, yanlışlarını, kusurlarını kamuoyu önünde sıralayacak kadar da cesur davranıyor.
Bu listedeki maddeleri bir başkası sıraladığında, ‘hain, Erdoğan karşıtı’ ilan edilmesi, büyük bir çelişkidir. Ancak bu şekilde hareket edenlerin, koltuğunu, elde ettiği rantı kaybetmemek için herkese çamur atan kifayetsiz muhteris tipler olduğu da biliniyor. Tartışmaya değmez.’’

‘‘Tartışmaya değmez’’ diyor yazarımız Kemal Öztürk, ama işte bu önemli konuyu tartışma gündemine sokmuş da oluyor.

Bu da Star gazetesinden

Bunu ilk yapan da o değil.

Ondan bir gün önce, bu defa Star gazetesinde, yazısına ‘‘Bizleri zorlu bir genel seçim bekliyor’’ tespitiyle başlayan bir yazı okudum.

Yazı Sibel Eraslan imzalı.

Şu satırlar ‘‘Ak Parti’nin atlamaması gereken parantezlerde neler var’’ başlıklı o yazıdan:

‘‘Ne yazık ki ‘sınıf atlama telaşı’ veya güçlü devlet karşısında insanımızı çaresizlik hissine sevk eden ‘bürokratik kibir’ gibi sınavlardan iyi geçemedik. Bireye kendini değerli ve onurlu hissettirecek kamu iletişim dili kurulabilmelidir. Gerçek kişilerle devletin arasındaki mesafeyi eleştirerek geldiğimiz halde, hasırlar üzerinde hak ve hürriyetler için direniş yaptığımız günleri çok çabuk unuttuk. Biz halk olduğumuz günleri çarçabuk geride bırakarak, adeta devlet kesildik. Sesleri duymaz olduk… Oysa ‘Kerim Devlet’ idealinde sesleri işitmek vardır… Devlet, sesleri adalet aracılığıyla işitir. Adaletin tecelli etmesi de mülkün yani devletin temelidir.
(..) Hukuk ve Adalet mefkuremizi, çevrili olduğumuz olağanüstü koşullar ve maruz kaldığımız hıyanet planlarına karşı söndürmemeliyiz, sindirmemeliyiz, ikincilleştirmemeliyiz… Biz hareketimizi hukuka olan inancımızla var ettik, devamında da hukuka olan inancımızdır bizi ayakta tutacak olan…
(..) Toplumsal ayrışmayı değil, toplumsal barışı ve bütünleşmeyi hedef alan politik dil çok önemlidir. MHP ile ittifaktan sonra sertleşen milliyetçi vurgu, Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da geçmişte yaşanmış gönül kırıklıklarına da kav çakarak endişeye, çekinceye sevk etmektedir… Gönüller sevgiyle, dostlukla, kardeşlik, yoldaşlıkla onarılmalıdır… Toplumsal barış, Demokratik çoğulculuk ve daha fazla katılım ilkelerimize hayat kazandırmalıyız…’’

Nasıl buldunuz bu satırları?

Bana Kemal Öztürk’ün ‘eğri kılıç’ diye adlandırdığı türden iyi niyetli bir yaklaşım örneği gibi geldi bu yazı.

Seçime bir kör dövüşü havasında gidilmiyor, gördüğünüz gibi…

‘Profesyonel okurunuz’ olarak -tabii eğer bulabilirsem- başka aktarmalarıma da hazırlıklı olun.
ΩΩΩΩ

63 YORUMLAR

  1. Bu varsayımın esası şudur; Kur’an Allah’ın kitabıdır. Asrımızı Kur’an’ın ilimle yorumlanması ile peygambersiz birleştirmenin eşiğindedir
    sayın süleyman karagülle abim:Peygambersiz birleştirme, ne demek?
    iki cihan serveri hz MUHAMMED S.A.V olmadan islam dini anlatılamaz.hic bir birleştirme yapılamaz.
    lütfen biraz acarmısınız?

    • Tahminimi doğru çıkardınız hacım! Sn. Karagülle konuyu açabilir tabi. Benim de ilavelerim olacaktır, o iş önemli bi konu, ancak zamanım dar.. Belki başka bi vesileyle..

  2. İlimde varsayımlar vardır. Newton kuvvet-kütle varsayımını koymuş şimdi bir mühendis o varsayıma dayanarak proje yapıyor ve o sayede uzaya gidebiliyor.
    İzmir Akevler de 1960’larda varsayım yapmış ve 60 senedir o varsayımla ayaktadır. Erbakan buna katılmış ve tüm dünya değişmiştir.
    Bu varsayımın esası şudur; Kur’an Allah’ın kitabıdır. Asrımızı Kur’an’ın ilimle yorumlanması ile peygambersiz birleştirmenin eşiğindedir. Türkiye bu inkılabı yapmaya hazırlanmıştır. Sermaye hakimiyetinin sona ereceği ve yerine Kur’an uygarlığının geleceğini varsaymıştır. 50 senedir bu varsayım üzerinde çalışmaktadır. Her gün ona yaklaşılmaktadır.
    Eraslan’ın söyledikleri ne kadar doğru ise AK Parti’ye Akevler eczanesini göstermemesi de o kadar eksikliktir.

    • Hocam ilginç seylere dokunuyorsunuz. “Dünya” rahmetliyle değişmiştir derken bunu insanın kendi hayalindeki ufak dünyası olarak görüyorum ben. Çünkü yabancı dilde dünyaya yeni düzen vermeğe çalışan hiçbir eserine rastlamadım. Erbakan ulkedeki kaos, siyasetle ugraşmaktan dünyaya sesini-görüşlerini duyurabilmiş biri değil. Bu işin gerçeği olsa da Allah indinde onun değerini düşüren birşey değil. “Peygamber”siz birleştirme bazılarınca çok yanlış anlaşılabilir bir durum. AKevlerin ismini sayenizde duydum. Bizde de böyle oluşumlar neden olmasın, herşey şeffaf ve de niyet temiz olursa geliştikçe gelişir. İnsanlarımız da ezbere müslüman olmaktan bilinçli-şuurlu aklını da kullanan müslümanlara dönüşür (torunlarınız da dolar peşinde koşmayı bırakır, artık yeter der!). Bilim-teknoloji layıkıyla kullanabilene büyük yardımcı.

  3. Ben yillarca fehmi beyi okurum hemde zamandan basladim yazilarini takibe Bende bagimlilik yapti bir ara yazi kesildi o zaman internet yaygin degildi sorup øgrendim yeni safak ta biraz ayri kaldik yurtdisinda oldugun icin tek hurriyet gelirdi
    Dk ye tabi ulkenin yetistirdigi dueyen gazeteci lerden biri sayin koru Allah uzun ømur versin ayrica altan kardesleri nazli ilicaki rahmetli mumcu Mehmet Ali Brandt i cengiz candar øzledik sunu belirtiyim savcilarin iddanamelerini duydukca guleyimmi uzuleyimmi bilemiyorum sanki ta oniki eylul døneminden kalma kopyalamis cogaltilip savciya tutusturulmus herkes anayasal duzeni yikmak silahli terør ørgutu kurmak la itam ediyor ørgut nerde?digerleri nerde? gazeteci silah suc aleti nerde?sunu søyleyim gidisati iyi degil gerilen milleti zor tutarsiniz bir arada

  4. Nasıl buldunuz bu satırları? Halk dilinde buna “günah çıkarma” da deniliyo,malum hıristiyanlıkta var.Bizde de gerçekten samimi olarak hata yaptığını düşündüğümüz insanların kusurlarını görmeme vardır kul hakkına girmediği müddetçe.Milleti kandırıp sureti haktan görünen ancak hakla alakası olmayan işler yapanlar er geç bu milletten cevabını alırlar

  5. *****………*****
    Kemalistte iman kıt,
    Dinden o kadar anlar!
    Erdoganist izan kıt,
    İzansız müslümanlar!

    İzanlıysa müslüman,
    Rüşvet alabilir mi ?
    Kul hakkıyla imtihan
    Böyle olabilir mi?
    *****………*****

  6. *****………*****
    Görünen köy kılavuz,
    İstemez, bu besbelli!
    İtiraz yok! ey yavuz!
    Yüzün yarısı elli !

    Bunu böyle deyince,
    Hopluyor partizanlar!
    Aklın nerde denince,
    Kalkıyor afakanlar!
    *****………*****

  7. ALLAHIN dinini peygamberlerden sonra,islam alimleri anlatmakla görevlidirler.
    onlara, kim ve nereli olursa olsun,en azından saygı göstermek bir müslümanın vazifesidir.
    OSMANLIYI OSMANLI yapan,o dönemin islam alimleridir.
    cihan padişahını yetiştiren kimdi?
    bir not:gecmiş devlet büyüklerine,şimdiki devlet adamlarına,
    gecmiş din alimlerine,şimdiki din alimlerine
    her türlü küfürü,hakareti,haksızlıgı yapan başka bir millet varmı acaba?
    bu gidişle ALLAHIN GAZABI bize cok yakındır.
    1. dünya savaşı,canakkale savaşı,kurtuluş savaşı öncesi,osmanlı toplumunun dini yaşantısını bir
    araştırın bakalım, ne görüyorsunuz.
    namaz terkedilmiş.oruc tutan cok cok az.zina ceşitleriyle fazlalaşmış.adalet zayıflamış.
    rüşvet artmış,yolsuzluk fazlalaşmış.
    VE ALLAHIN gazabı toplumu savaşla imtihan ederek gercekleşmiştir.
    önemli olan ders almaktır.

  8. Iranda ayetullah turkiyede gayretullah! din baronlari yakamizdan dussun. Demokrasilerde halk iradesini sahte peygamberler, sumuklu psikopatlar belirleyemez.

  9. Aydın Doğan gazete ve televizyonlarını 3.6 milyar dolara satmaya kıyamıyordu. 1.2 milyar dolara sattı! (Bkz. Selahattin Duman’ın bugünkü yazısı)
    Doğan’a belli ki şantaj yapıldı. Malına mülküne el koyarız, sana Türkiye’yi dar ederiz demiş olmalılar. Doğrusu Doğan’ın, medyasını 3.6 milyar dolara yabancı ve gayri milli birine satmasaydı. Bundan herkes kazançlı çıkardı. Demek ki İktidar’ın seçim sonrası için büyük planları var.
    Zaten internete kısıtlama, sansür lafları bir süredir ediliyor etrafta. Çünkü aslolan harikulade bir gavur icadı olan internettir.
    Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür yazarlar internetten görüşlerini açıklayabiliyorlar. Para kazanamıyorlar ama yazılarını okurlarının dikkatine sunabiliyorlar. Türkiye’de internet kullanımı çok yaygın. İnternete müdahale edilmediği sürece “hak ve hakikat” dile getirilmeye ve tedavülde olmaya devam edecektir. Merak ettiğim bu müdahaleyi nasıl yapacakları? Bi nevi “takrir-i sükun” gibi bir şey mi düşünüyorlar?
    Hakikatlerden bu kadar korkmamak lazım. Zorla güzellik olur mu? Herkes yandaş olmak zorunda mı?
    “Bize cahil insan lazım. Okumuş insanlar uykumu kaçırıyor” diyen adamdan vatana millete fayda gelir mi? Böyle insanlarla medeniyet yürüyüşü yapılabilir mi?
    Necip Fazıl “Hakikat azizdir” diyor. Hakikati dile getirecek cesareti olmayan insanların yazıları ve sözleri sadece israftır. İsraf haramdır. Bin odalı saray da israftır. Binaenaleyh öyle saray yaptırmak ta içinde yaşamak ta caiz değildir.

      • Galiba 1150. RTE “Bunlaarrr sayı saymayı da bilmiyor; bin değil 1150” demişti. Bir de “Sarayımızın yolunu bilmeyenler…” demişti. Ama artık bu muhabbete girmiyor. Uyardılar çünkü. Saray demiyor Külliye diyor. Oysa Saray başka Külliye başkadır.

    • Bin odalı saray herhangi bir kişinin tapulu malı değil.Orası devlete ait.Orada devletin işleri yürütülüyor,binlerce devlet memuru
      orada çalışıyor.3-5 Odası mı olması
      gerekiyordu?

      • Bin yüz odalı saray yapılmadan önce o devlet memurlari çadırdami görev yapiyordu?
        O sizin dediğiniz devlet çiftçileri olsa gerek.
        Maaşlarını vatandaşın vergilerinden aliyorlar Padışahın aile fertlerine doğal meyva sebze,yumurta,ve et úretiyorlar.
        Onları da Erdoğan ve ailesi helalından yediklerini zannediyorlar.
        Bakalım bu milletin sirtindan daha ne kadar geçinecekler.
        Allahım o yúzük nelere kadir bir yüzúkmüş.
        Harcadíkca artiyor.

    • Milli irade, milletin sarayina milletin adamini getirmis! Dunya gemisinin kaptani amerikadir, biz de onun yaninda yerimizi aliyoruz deyip 400 donumluk malikenelerde yasayip bir oturum izni icin 1dolarlik banknota kendini satan mankurtlar! Pembe incili kaftani okuyoruz…

      • H. Gayret’e cevap: Saray milli iradenin tezahürü değildir. Sarayın anlamı başkadır. Bir Müslüman, hele “dava adamı” olduğunu iddia eden bir Müslüman sarayda yaşayamaz… Eğer benim Fetöcü olduğumu iddia ediyorsan şuurlu bir vatandaş olarak beni Mit’e veya Polise ihbar etmen gerekir. Demek ki sen Mit’in bilmediği bir şey biliyorsun demektir. Adım belli, yerim yurdum belli. Veya Kayahan gibi söylersem “Adresim aynı, kaderim aynı, günlerim aynı…” İstihbarat Teşkilatımız gayet iyi çalışıyor ama benim kapımı çalmadılar. Veya Zeki Müren gibi söylersem “Günlerdir kapımı çalan olmadı!” Müfteri değilsen ihbarını yaparsın. Eğer bir yamuğum (Fetö, PKK, Mafya vs.) varsa Mit kapımı çalar… Ömer Seyfettin okumak iyidir ama Necip Fazıl okumak daha iyidir. Sana Necip Fazıl’ın “İbrahim Ethem” adlı eserini öneriyorum. Bu eserinde Necip Fazıl özetle “Sarayda yaşayan birinin Allah’ı yoktur!” diyor. Okumak isteyen kitap çok.

        • Anlaşılan sen o güneydeki EN ANAVATAN küçük ülkeden çıkış yapıyorsun.

          Onun için İslam’a ve Türkiye’ye böyle rahat rahat küfrediyorsun.

          • Benim adım, yerim-yurdum belli. Ben de küfür yok fikir var. Senin ismin belli değil. Eğer yiğit isen, ahlaklı isen, Müslüman isen önce adını söyler, sonra yazdıklarına kanıt gösterirsin. Eğer trol isen ancak çamur atarsın.

        • Sayın Ergon uluses..Eyvallah ..Diyebileceğimiz herşey o kadar nefis izah edilmişki tarafınızdan benim yapacağım yorum beyhude olur..

  10. Herkes siyasi, ticari ve sosyal olaylara kendi çıkarları açısından bakınca dünyayı da öyle görür.
    Bu tespitimi şunun için yapıyorum:
    1. Kamuoyunun büyük çoğunluğu Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığını kendi kişisel / şahsi çıkarları açısından değerlendiriyor ve Abdullah Gül’ün kendi kendisini bitirdiğini söylüyor.
    2. Kimse Türkiye’nin bu süreçte ne kazanıp ne kaybettiğine değil de partilerin, liderlerin ve aday adaylarının kişisel geleceklerini tartışıyor ve siyasete bu zaviyeden bakıyor.
    3. Eğer Abdullah Gül, kendi siyasi ikbal ve istikbali için Cumhurbaşkanlığına aday olacak olsaydı, zaten bunun kendi şimdiki konumu ve geldiği makamlar açısından anlamsız olduğunu kendileri de ifade ettiler. Ancak burada söz konusu eğer Türkiye ise burada Abdullah Gül’ün şahsından çok misyonunun ne ifade ettiği üzerinde durmak gerekir.
    4. Ama ne yazık ki kamuoyunda kasıtlı oluşturulan bilgi kirliliği, hiç bir adayın sağlıklı değerlendirilmesine fırsat ve imkan vermiyor.
    5. Hatta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan’ın adaylığı bile tartışılmadan birileri tarafından dayatılarak olay demokratik zeminden uzaklaştırılmak isteniyor.

    • dedikleriniz doğru. ama işte, fehmi beyin de, gülün de hesap etmediği nokta da burası. bunlar emirle hareket eden varlıklar değil, insanlar. onların kendi doğrularının, kaygılarının, hırslarının, zaaflarının olması gayet normal. Bunları bilerek politika geliştirmek gerekir. yani politika geliştirirken, “bak bu memleket meselesi. hepiniz tıpış tıpış ekmeleddine oy vereceksiniz” mantığı olmuyor. abdullah gül de, bu isme destek verenler de, gerçekten sorunun kimin aday olacağından daha önemli olduğunu bilenler de, bunları hesap ederek politikalar geliştirmeli, adaylar belirlemeli ya da aday olacaklar, aday olmadan önce buna uygun davranışlar geliştirmeli (idi).
      Umarım gözden kaçan bu nokta, yani diğer insanların da kendi doğrularının, duygularının, hırslarının, kaygılarının vb olduğu noktası, bundan sonraki gelişmelerde hesaba katılır da, ülkede iyi birşey olması için kafa yoranlar birkez daha hüsrana uğramazlar.

      • Hamza bey sizin yazdıklarınıza katılıyorum.
        FAKAT, onlara bizim bir kısım kendilerini muhafazakar olarak kabul edenlere göre değil, onlar veya bizler diyelim kişilere õrnek mi bir tarıkat lideri CHP veya AKP hakkinda müritlerine ne söylerse ona inanırlar ve onun sözúnden çıkmazlar.
        İşte bizdeki sorun da bu.
        Beynimizi kiraya vermişiz.
        Bende şahsen Abdullah beyin C Başkanı olmasından yanaydím çúnkü o AKP nin yaptíğı yolsuzlukları çok iyi bildiği için suçluları da gene en iyi bilen o olurdu.

        • Abdullah gül de olabilirdi başka bir kişi de olabilir. önemli olan tek kişiye dayalı sistemin yıkılması.
          Eğer bir iş başarılmak isteniyorsa, o işin başarılması için nelerin yapılması gerektiği iyi tespit edilmeli, ahlaki sınırlar içerisinde yapılması gerekenlerin de iyi uygulanması gerekir. Abdullah gülün çatı adayı olarak gösterilmesinde bu tespitler eksik yapıldı. hem aday olmayı düşünen abdullah gül tarafından hem de abdullah gülün aday olmasını isteyen kesim tarafından.
          Bunların dışında da, bunun kadar acil olmasa da, bundan daha önemli bir başka konu daha var ki o da siyasetin artık birkaç kişinin halka kimin seçeceğini belirlediği bir sistem olmaktan çıkarılmasıdır. Çatı aday olayı, tek kişi yerine ülkenin kaderinin birden fazla kişinin elinde olmasını getirir. kuşkusuz bu bir kişiden evladır. ama siyasetin amacının, bütün oy verenlerin duygularının, düşüncelerinin, isteklerinin, sorunlarının siyasette temsilinin sağlanmasıdır. bu da çatı aday sistemi ile olamaz. ya da çatı adayın birkaç kişi tarafından belirlenmesi ile olamaz. Bizim, ülkenin kaderini tek kişinin elinden kurtarma çabası ile birlikte esas amaç için (yani ülkedeki seçmenlerin isteklerinin, düşüncelerinin, duygularının siyasette daha fazla yer bulması için) düşünce üretmemiz de gerekiyor ki bundan sonra bu ülkede güçlülerin değil, gerçekten halkın yönetimi olabilsin.

          • Sizin fikirlirinize tamamen katíliyorum. Tesbitleriniz de mükemmel.
            Benim endişem bir kisim seçmenlerin kendi akılları değil emirle oy vermeleri .yoksa Musul’da İSİD in esir ettiği eski Musul konsolosu şimdi CHP Ardahan Millet vekili. Genç dınamık ve Abdullah bey gibi dúnyayi iyi taniyan birisi.Aslında devlet yönetimine getirilecek bizde çok değerli beyinler var ama takim tutar gibi parti tutmak olmasa.
            Biz kendimizin ve ülkemizin geleceğini dúşünmek yerini kim mağdurları oynayip dini kullanarak gunluk hirslarıní tatmin etmesi için onlara yardımcı oluyoruz.
            İşte bu tabuyu yıkmak için Tanınmış Politikacilara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
            Yoksa hangi parti olursa olsun içlerinden bir değil binlerce çok değerli CB adayı çikar.

    • Yav sizin Fehmi Koru’ya karşı nedir bu gareziniz…?

      Adam şu müflis çatı aday projesi ni unutturmak için; 2 gündür ” Aaaaaaa! Kuşa bak kuşaaaaa! ” yazıları yazıyor; siz ise ısrarla o müflis projeyi ısıtıp ısıtıp sofraya sürüyorsunuz…..

      Dün dündür kardeşim; bugün de bugün….

      Artık yeni şarkılar söyleme zamanı…. Amma adama bi fırsat vermiyonuz ki yeni şarkılara girizgah için…

  11. Dün bir kemalist vardı,
    Bugün bir erdoganist!
    Kimler kimi bastırdı,
    Kimdi daha populist!?

    Tarih tekerrür eder,
    İbret falan alınmaz!
    İşbu milli bir keder,
    Taraf falan dayanmaz!

    Şöyle desek bir anlık,
    Tamamen bize uyar,
    “Ezbere müslümanlık”
    Söyleyin neye yarar?!

    ****………****

  12. Bugün 1 mayıs.
    İslamcıların hepsinin sermayedar olması gerçekten takdire şayan bir durum.

    1886 yılında amerikada işçilerin 8 saatlik çalışma süresi talebi ile başlattıkları mücadelenin başlangıç günü. sonraki yıllarda bütün dünyada 1 mayıs işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak, o yılki önemli gündeme göre kutlandı. Bir yıl barış, bir başka yıl bir başka konu çerçevesinde.
    Günümüzde ise emeğin de ve sermayenin de niteliği değişti. buna rağmen hala 1 mayıslar işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanıyor. Aslında 1 mayısın da revizyona uğraması gerektiğini düşünüyorum. Bizim bugünkü çalışma sürelerimizin belirlenmesinde temel oluşturan o günkü mücadeleyi veren siyah ve beyaz işçilerin anısı nasıl yaşatılır bilemiyorum. ama gerçekten de 1 mayıs artık değişmek zorunda.
    Mesela bizim gibi, devletlerin servet dağıttığı ülkelerde 1 mayıs, işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak değil de, hakederek yaşamaya çalışan memur, işçi, işadamı, köylü vbnin, haketmeden “hamili yakınımdır” kartı ile memurluğa ya da işçiliğe girmeye, devlet ihaleleri ile zengin olmaya, sübvansiyonlarla tarım yapmaya karşı birlik, mücadele ve dayanışma günü olmalı diye düşünüyorum. Bu çerçeveden olmak üzere, hakederek yaşamak zorunda kalan veya yaşamaya çalışan, işçilerin, memurların, köylülerin, sanayicinin, tüccarın, ceonun, ekonomistin, turizmcinin, gazetecinin, 1 mayıs birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutlarım.
    Fehmi beyin ve editörümüz ahmet beyin de 1 mayısını kutlarım.

    İlave olarak! dün gündeme gelen proje meselesinin bugün bir başka grup tarafından icrasının da günü. Sol bazı gruplar ortalığı yakıp yıkacaklar. Bunlar kendilerine verilen görevi yerine getirerek, haklı talepleri birkez daha gayrimeşru yapmanın, haklı taleplerin toplumdan dışlanması projesinin uygulamasını yapacaklar. kimi bilinçli kimi ise bilinçsiz olarak.

  13. Yazı köşelerinde numuneyi imtisal kabilinden birkaç tatlı sert, eleştirimsi yumuşama mesajı ile empati kurulması gereken milyonlara ulaşılması bu kısa sürede zor olabilir. Kaldı ki değeri verilip köprü kurulması esas olan millletin farklı görüş ve hissiyatta olan unsurları sanki dün hain, vatan düşmanı ve zerdüşt denilip hıyanet-i vataniye ve dahi biletini verip yollanmak ile tehdit olanların her seçim öncesi sallanan havuca her zaman koşacak kadar naif ve her seçim ertesinde yediği ve yiyeceği dayağı onları efsunlayıp hafızayı beşer nisyan ile malüldür denerek unutmuş olduklarını düşünenler kısmen hatalıdır. Ancak manevra derinden gelmektedir ve hasbilik noktasında sırıtan yanları vardır eksik olan samimiyettir ve yalı trollerine siz az hele dinlenin, iş biraz sarpa sarma temayülünde devlet ile düşüp, şaşı kalktığımızı kimselere hissettirmeden şu dönemeci aşalım ki artık etrafta fethedilecek prensip, tarümar edilecek itibar kalmamışken yol kazasına uğramayalım fikri muhterisanesi dün geceki Berat Kandili manevi ılıman ikliminde bile feraset ehline ihlaslı gelmemiştir.

  14. Gelinen konjönktürde sayın Korunun durumu Abdullah beye göre daha kolay. Bugünkü yazısında iktidara iyi niyetli ve yol gösterici ”yandaş” yazıları bulup çıkararak kendisinin yakın zamandaki tutumunu da bu minvalde gösterip tekrar iktidarı destekleyen eski konumuna dönmeyi umut edebilir.
    Ama Abdullah bey bu kadar kolayca bunu yapamayacak sanırım. Çünkü adaylık işinin olmadığını belirten açıklamasında Akp tabanına ve tavanına yakın olduğunu belirtecek hiçbir ifade kullanmadı. Kibir olarak bile nitelenebilecek bir şekilde iktidar karşıtlığının mutlak doğru olduğunu ama karşıtların kendi üzerinde anlaşamadığını ve bu sebeple aday olmadığını belirterek bütün köprüleri attı, bütün gemileri yaktı. Kendi tercihidir, hepimizin saygı duyması ve kendisine bundan sonraki hayatında başarı dilemesi gerekir. Başka türlüsü artık mümkün değil.

  15. Sibel Eraslan benim icin tam anlamiyla buyuk bir hayal kirikligidir. 28 subati biz de yasadik, onu ordan biliriz. Ama bugun insanlari isinden sorgusuz ve sualsiz atan ve takipsizlik veya beraat alan kisileri goreve iade etmeyen devlet anlayisinin sahibi ve ortagi ve dahi mesrulastiricisidir kendisi. Müşavir Eraslan kendi kendine soruyor mu acaba?:iki yildir bu insanlar nasil geciniyor?

    Yapilanlara direnemiyorsa, o zaman katki sunmamamasi gerekiyordu. Eraslan yetisen genc kizlar icin bir rol model olabilir mi bugun? Galiba sadece kendi parti gencleri icin.

    Keske gulenistlerin verdigi zarara karsi, karsilarinda daha akli selim bir islami durus sergilenseydi. Temel Karamollaoglu en azindan caba gosteriyor. Eraslan ornek ariyorsa, cok uzaklara bakmasina gerek yok….

    • Nasil gecindiklerini biz biliyoruz, istersen bi de sen acikla! Hala milletin elinden gasbettikleri paralari pensilvanyaya pompalamaya devam ediyorlar. Bazilari da dugunlerden topladigi 1dolarliklarla yetinsin ne yapalim? Ahiretini garantiledinya…

      • Rakamlarla konuşalım. Kısacası Duralım ve düşünelim: Resmi rakamlarla 11.000 civarında Morbeyin mağduru var. Bunların sonra masum olduğu ortaya çıktı. Bir kısmı uzun süre cezaevinde yattı. Şu ana kadar takipsizlik veya beraat alan binlerce insan var. Osmangazi Ünivesitesindeki trajediyi umarım anlamak için çaba gösteriyorsunuz. Ohal komisyonunun şu ana kadar iade ettiği yaklaşık 500 kişi var. KHK ile iade edilen 3.000 civarında insan var (Bunların bazıları Morbeyin mağduru). FETÖ’nün çok kişi içinde kendi öz elemanlarını gizlemek için yaptığı perdelemeler var. Bir kısmı ortaya çıktı ve diğer bazıları da ortaya çıkacaktır eminim.

        Diğer taraftan; milletin gençliğini, insan sermayesini, güvenini zehirleyen bir FETÖ gerçeği var. Elinden, dilinden ve belinden emin olma ilkesine çok zarar verdiler. Bunlardan daha büyük kötülük olamaz. Toplumsal güveni mahvettiler. Bunu ne biz ne de tarih affeder. 15 Temmuzda, insanlar üzerine bomba yağdıran ve insanları öldüren bir yapı var karşımızda. Çıplak hakikat. Hayatlarını kaybeden masum insanlar var. Bu gerçeği görmezden gelmek ahlaksızlıktır.

        Şimdi H. Gayret, iki resmi birlikte inceleyelim. Gülenistler ve FETÖ vardır bu bir hakikattır. Ayrıca bu süreçte gerçek anlamda mağdur olmuş ve sesini duyuramayan bir sürü insan var. Bunlar yargı tarafından da aklanmış insanlar. Bunlar devlet tarafından da masum oldukları için görevlerine iade edildiler. Sen de bir morbeyin mağduru olabilirdin. Şu ana kadar iade edilmeyenlerin hepsinin suçlu ve fetöcü olduğu sonucu da çıkmaz bu resimden…

        Bu kişilerin sesini özellikle AK partililer duymuyor. Ancak zorlama ile ve gündem oluşturularak insanlar seslerini duyuruyorlar.Morbeyin meselesi öyle oldu. Adında Adalet olan ve bünyesinde Eraslan gibi insanlar barındıran bir yapıdan herhalde daha duyarlı olmalarını beklemek yanlış olmaz. İlk adımı onlar atmalıydı ve atmalılar.

        Bir daha duralım ve düşünelim: Diyelim ki masumsunuz, Gülenistliğe ve FETÖ’ye de kaşısınız ve işinizden de atılmışsınız. Üstelik yargı da sizi şuçsuz bulmuş. Ne yapmanız lazım? Masum olduğunuz halde iki yıl beklemeniz mi gerekiyor? Ya da daha fazla beklemeniz mi gerekiyor? Buyurun bu insanlara siz bir yol gösterin? Sizin çözümünüz ne? Hepsini aynı torbaya atıp etiketlemek sorunu çözer mi?

        Burada veya başka yerde sorunlarını dile getirenleri, FETÖ ile alakası olamağı halde, Fetöcülükle suçlamak doğru değil ve hiç insani değil. Her insan bir ademdir ve farklı bir hikayedir. Parmak izi gibi. O kişi özelinde dile getirdiği soruna yaklaşmak lazım. Sizin gibi, toptancı bir bakış açısı ile yaklaşmak doğru değil. Zaten tam da adalet ve hukuk bunun için var….

        Benim islam inancımda Peygamberden başka ahiretini garantiye olan kimse yok, dolayısıyla bu yorumunu öryargından dolayı bana değil, bu şekilde inanan insanlara yöneltin lütfen. Çok şükür ben hayatımın hiçbir kademesinde Resulden başka bir önder bilmedim ve tanımadım…

        Empatiden uzak, duyarlılıktan kopuk ve benle uzaktan ve yakından alakası olmayan diğer yorumlarınız için yorum bile yapamıyorum.

        Allah her şeyi en iyi bilendir ve Allah haddini aşanları sevmez (Bu son kısmı nefsime her zaman söylerim).

        • Devletin terorle mucadele ederken magdurlari da tespit edip onlari aklamasi veya gorevlerine iade etmesi sizi rahatsiz ediyorsa bilemem, ben bu durumu onayliyorum.

          • H. Gayret, sizin yanlışları onaylamanız o şeyin doğru olduğu anlamına gelmez; aksine sizin yanlışta ısrar ve inat ettiğiniz anlamına gelir.
            Siz ideolojik düşünüyorsunuz, vicdan ve merhametin aslında adaletin temel ilkesi olduğunu unutuyorsunuz..
            Allah bir gün size böyle bir acı yaşatırsa, siz o zaman bu yaşanan trajediyi anlarsınız..
            Vicdanı olmayan insana söylenecek bir şey yok..

        • Sayın Nesne, bir robotla konuşamazsın, derdini anlatamazsın boşuna uğraşma kafanada takma cevap verecem diye de uğraşma, bunlar bunun için besleniyor velhasıl kendini yorma nihayetin ha proğramlanmış robot ha paralı troll aldığı paranın hakkını verecek. Saygılar

      • Ey iman edenler adaleti ayakta tutanlar olun.
        Bir topluluğa kininiz, öfkeniz adaletsizliği sevketmesin .Adaletli olun.
        Rabbimin emri. Ayet.
        Sadece bir toluluğa mensup olduğunu gösteren deliller, suç delili gibi gösteriliyor.
        Bundan dolayı perişanlar. Binlerce öğretmen perişan.
        Bunalıma düşüp, İntihara sürüklenenler,
        16 bin kadın hapishanede, suçu mensubiyeti.
        Tamam acıma.
        Ama Adaletsiz olunur mu veya adaletsizlik savunulur mu ?
        Allah acele etmez ama dur der.
        Demeden gerçeği görüp tövbe edilmeli.
        Adaletin gereği sağlanmalı
        Yoksa Allahın dur demesi, yeter demesi insanların demesine benzemez
        İşte 28 şubatçılar
        İşte ergenekonculara yanlış yapan cemaatin hali
        Allahın ve dinin kimseye ihtiyacı yok

          • Güneydeki ülkeyi anlayamadım.
            Otoriteye saygı nedir İçeriğii..
            Devlet ele bakar kalbe bakmaz
            Kimsenin kimseyi sevme mecburiyeti yoktur
            Nefrette edebilir
            Her kesimden nefret eden yığınla insan var sosyal medyada
            Ama suç işleme hakkı yoktur
            Devlet suçluyu yakalar, ceza verir
            Suçlunun akrabasına, semtlisine, topluluğuna suçlu muamelesi yapılamaz
            Hakkı yoktur. Yaparsa zulümdür
            Müslüman babası bile olsa dur demelidir, yanlış demelidir.

  16. Orda burda yazan kosekadilarinin degil milletin terazisine koyacagiz yakinda egriyi dogruyu ve herkes dersini alacak. Ha muhalefet gorevini iyi yapamadigi icin o isi de yandas kalemler uslenmise benziyor:) boyle yandasi olanin dusmana da ihtiyaci yok zaten. O yuzden sayin koru’yu okumaya devam diyorum. Zehirli hancerlerinizle topunuz birlikte gelin!!!

  17. Asil yazacağım yazıyı unutum.
    Hani o meşhur medde hakkında 11.Cumhurbaşkanimíz tavsiyede bulunmuştu.
    Havuz, troller ve devlet yetkililerinin linç girişimi ile karşı karşiya kalmışti.
    Olay çok yeni olduğu için yazmaya gerek yok,nasıl olsa herkes hatırlar.
    Su aralar havuzda twist oynamak bayağí zor olsa gerek.
    Havuzun Adalet dağıtacağını ruyamda görsem karabasan zannederdim.
    Çünkü onlar adalet dedikce insan avciliğı operasyonlarınín hizi dahada artiyor.
    Tıpkí Adelet ve Kalkínma Partisinin adaleti ile 1100 kúsúr odaları Kalkınmada son asrın muazzam ve şatafatlı saraylarinda yaşayanlarin saltanatını hatırlatıyor.

  18. Günaydın
    Mutlaka takibinizdedir ama Karar Gazetesi ekonomi yazarı İbrahim Kahveci bey gibi, hükümeti ekonomik açıdan kıyasıya eleştiren birini de takdir etmek lazım..

        • Söylediği aslında mantık bilimi açısından doğru, yani a priori bir bilgi gibi. Mesela adınız Ahmet Kahveci ve siz bir öğretmensiniz. Soyadınız kahveci ama ekomiden anlamıyorsunuz. Yani ekonomist olmak için soyadınız yeterli olmadı. Görüyorusunuz anlatmaya gerek yok!

          Örnekleri çoğaltmak mümkün: mesela “tüm babalar erkektir”, “Tüm anneler kadındır” gibi bir şey bu.

          Ya da Demirel’in dediği gibi “dün dündür, bugün bugündür” gibi.

          Peki H. Gayret düşündüde mi yazdı bunları? Sanmıyorum ama meramını ifade ederse biz de düşünme dünyası hakkında fikir sahibi oluruz. Yani söylediği şeyi mantık bilimi inceliklerini bilerek mi yazdı yoksa pek de düşünmeden mi ifade etti? Yazarsa öğreniriz.

          Ha gayret.

          • Sayın H. Gayret,

            Gün boyunca yaptığınız yorumları okuyunca bir şey dikkatimi çekti.
            Öncelikle niye bu kadar gerginsiniz?

            Bakın bugün yazdığınız yorumlarda geçen bazı kelimeler:

            Terör, defolsun, gaspetmek, pompalama, para, dolar, köşekadısı, milletin terazisi, eğri-doğru, yandaş, dersini almak, orda burda yazan, yandaş kalem, düşman, zehirli hançer, topunuz birlikte gelin…

            Ya siz zaten iktidarsınız, yazdıklarınızdan öyle anlaşılıyor çünkü. Relaks olun, işleriniz zaten yolunda değil mi?

            Şeh Edebali Osmangaziye ne diyordu?: Ey Oğul!.. Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana..devamına bakabilirsiniz.

            Lütfen relaks yani..

            Minik bir not 1: Milletin terazisi her zaman eğriyi ve doğruyu göstermez. Eğer öyle olsaydı, peygamberlerin hepsi yanlış tarafta olurdu. Çünkü onların genelde takipçileri ve taraftarları az olmuştur.

            Minik not 2: Fehmi bey her zaman ilke merkezli bir anlayışı destekliyor, umarım bu konuda kendisinden çok istifade edersiniz. İlke merkezli hayata bakınca, insan olaylara daha sakin bakabiliyor. Sonra bu süreç kişinin dilini de dönüştürüyor.

            Minik not 3: Bence başka şeyler okuma ve izleme vakti geldi. Herkes için çok faydalı olur. Huzurumuz için, hepimiz için.

    • soyadının kahveci olmasından mıdır nedir, İbrahim Kahveci iyi bir ekonomist olmasının ötesinde birisi. namuslu bir ekonomist. en önemli kısmı bu. Namuslu olmak, Normal bir ülkede, normal bir zamanda çok önemli bir özellik değildir çünkü zaten herkesin öyle olması beklenir, öyle olmak zorunda. ama türkiye de hele de içinde bulunduğumuz dönemde öyle bulunan bir özellik değil. onun için ibrahim kahveci çok çok önemli vasfı olan bir insan. Muhtemelen soyadının kahveci olmasının bunda etkisi vardır. Çünkü amcasını kendisine rolmodel almışa benziyor.

  19. Günaydın! Acaba bu yazarlar uzayda mi yaşiyoryolardı da dünyaya yeni döndúler?
    Sayın Koru, onlar bir haksızlığı yazarken bile esas suçluları korumak için laflarını eğip búkerek yazmak yerine cesaretle direk yapanlari uyarsalar amennah.
    Sayın Koruya Allah sabır versin senelerdır hergün tek kalemden çıkan yazíları okumak kadar sıkıcı bir şey olmasa gerek.
    Bu u dönüşlerin sebebi sandık korkusu.Sandıktan çıkmasalar saltanatları biteceği için nasıl edelim, milleti kandırıp dikdatörlüğün temeline biraz daha harç attıralım, bunun için de dine muracaat etmek için zemin hazírlıyorlar.Õyle gözükiyor ki bu kez Halifeleri kullanarak birilerine her bir halifenin sıfatlarını yakiştırırlar. Búyük ihtimalle Hzreti Ömer R A dan başlarlar.
    O yazarlara şu soruyu sormak gerek. Siz Adeletsízlik konusunda madem bu kadar hassas iseniz ve “Adaletten bahseden yazílar gibi biraz da Hapishanelerde öldürülen insanar hakkínda tek kelime dahı yazı yazmiyorsunuz Komada olan bir hastaya işkence eder gibi õlúme terk edenler herhalde şu an kendilerini mutlu hissediyorlardır.
    .

  20. Makul
    Mantıklı
    Yapıcı
    Onarıcı buldum satırlarını.
    Satırlarınızı keza…

    Yandık bittik öldük mahvolduk varsa
    Kuşkusuz
    yok canım herşey harika müthiş
    De vardır, kaçınılmaz olarak.
    Ama bir de ortak alan var değil mi?
    Fehmi bey gibi eğitimi ve birikimi sıradan olmayan aydınlar bu alanda olmalı ve hepimizi davet etmelidir.
    Davete icabet edilir, edep bunu gerektirir…

    • Fehmi bey gibi eğitimi ve birikimi sıradan olmayan aydınlar bu alanda olmalı ve
      hepimizi davet etmelidir.”

      O da zaten tam da bunu yapıyor ve hepimizi Harvard/abd alanına çağırmıyor mu Harvard’ın sahipleri gibi…?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here