Brunson bir misyoner… Tamam da, tarihten ve günümüzden 2 misyoner örneğine bakalım…

35
Trump Evanjelik liderleri Beyaz Saray'da ağırladı..

ABD’de yaşadığım yıllarda, bulunduğum üniversitenin öğrenci merkezi en sık uğradığım yerdi; Türkiye’den bazı gazeteler de geldiği için…

İnternet öncesi yıllar…

Bir gün tesadüfen göz attığım bir dergide “Müslümanları Hıristiyan yapmak neden imkansızdır?” başlıklı bir yazıyla karşılaştım. Üniversitelerde dinlerini yayma faaliyeti yürüten misyonerlere hitap eden yazıda, din konusunda lakayt olanları da dahil bütün Müslümanların, Hıristiyan akaidinin temelini teşkil eden ‘teslis’ (Üçleme; Tanrı’nın Baba, Oğul ve Ruh-ul Kudüs diye bir üçlüden oluştuğu inancı) akidesini kabul etmelerinin olağanüstü zor olduğu belirtiliyordu.

“Tevhid inancı buna engel” tezini işliyordu yazı.

Doğruluğu yüz yıllar boyunca sınanmış bir tez bu.

Papaz Andrew Craig Brunson tartışmalarında ihmal edilen nokta da burası: Adam hayatının yarıdan fazlasını İzmir’de kurduğu kilisede misyonerlik yaparak geçirmiş, 23 yıl sonunda cemaatinin sayısı sadece 20.

Davası sırasında ‘gizli tanık’ olanların da o 20 kadar kişi arasından çıktığını düşünürsek, bütün çabalarının boşa gittiğini anlarız.

300 küsur yıl önce bir misyoner: Lüdeke…

İzmir’de asırlar önce de bir misyoner geçmişti. Adı Christoph Wilhelm Lüdeke. Lüdeke 1759-1768 yılları arasında bulunduğu ülkemizde bir misyoner olarak karşılaştığı zorlukları Türkçeye ‘Türklerde Din ve Devlet Yönetimi’ adıyla çevrilmiş kitabında (Kitap Yayınevi, 232 s.) uzun uzun anlatıyor.

Kitap aslında Danimarka Kralı VII. Christian‘a Osmanlı’nın o sıradaki durumunu anlatma amacını taşıyor. Bir rapor üslubuyla yazılmış.

Lüdeke İzmir’de boşalmış ve uygun biri bulunamadığı için boş tutulan protestan kilisesi din görevliliğine papaz olarak atanma teklifi aldığında önce tereddüt etmiş, ama sonradan görevi kabul etmiş…

Protestan kilisesi üyeleri papazsız kaldıklarını İzmir’den geçmekte olan Almanya’nın Halle kentindeki Yahudi Enstitüsü müdürü Schulze‘ye aktarmışlar, Schulze de bunu iş edinmiş ve uygun birini aramaya başlamış. Lüdeke onun gayretleri sayesinde bulunmuş.

Lüdeke Türkiye, Türkler ve İslam dini hakkında ön yargılı, hatta düşmanca duygular besleyen biri. Kitabı bu hislerini fazlasıyla yansıtıyor. Hıncını neredeyse 10 yıl sürmüş olan misyonerlik görevi sırasında dinine döndüreceği tek kişi bile bulamamasına bağlıyorum.

Kozmopolit bir kent olan, yabancısı bol İzmir’de Protestanlarla hemhal olmuş, ama misyoner olarak başarısız kalmış.

“Başlangıçta çeşitli konulara dağıttığım ilgimi dil öğrenimi üzerinde yoğunlaştırdım. Türkçe öğrenmekten kısa süre sonra vazgeçtim, çünkü bana bir yararı olmayacaktı” cümlesiyle (s. 36) bu durumunu itiraf etmiş oluyor Lüdeke.

Günümüzden bir misyoner: Rhonda Vander Sluis… Türkiye onu değiştirmiş…

Rhonda Vander Sluis daha yakın bir dönemin yolu Türkiye’ye düşmüş misyoneri. Haiti ve Pakistan’da misyoner olarak bulunduktan sonra aynı görevi ifa etmek üzere İstanbul’a gelmiş. İlk 1990 yılında gelmiş, 1994’e kadar kalmış; 1997 yılında bir kez daha gelmiş, yeniden bir 4 yıl daha kalmış.

İki gelişi arasında önemli bir fark var: Türkiye’de geçirdiği ilk 4 yıl içerisinde yaşadıkları onu misyonerliği terk etmeye sevk etmiş, ikinci gelişinde esas mesleği olan hemşirelik yapmış… Bu arada bir arkadaşıyla birlikte ‘Boğaziçi’ ile ilgili bir kitap yazmış Rhonda Hanım.

Şimdilerde ABD’de hemşirelik okullarında öğretmenlik yapıyor.

“Evanjelik Hıristiyan hareketine bir yere ait olma ve hayatıma anlam kazandırma amacıyla üniversitenin ilk sınıfında okurken katıldım. Duygusal olarak henüz hamdım ve otoriteye baş eğmeye meyyal biriydim; inancımın doktrinlerini ve öğretilerini sorgulamadan kabul etmiştim. Hareketin saflarında en üst kademe olan dinimi yurtdışında yaymama yarayacak misyonerliğe kadar yükseldim. Çok iyi niyetlerle Türkiye’ye gelmiştim, zaten idealist bir iyi insandım. İnsanları dini inançlarını terk etmeye zorlamak benim stratejim değildi; kişi olarak iyi örnek olmakla ve Tanrı’nın insanları değiştirme gücüyle bunun gerçekleşebileceğine inanıyordum. Yaşadığım ülkenin insanları olan Müslüman dostlarımın kişi olarak daha iyi örnekler olmasını hiç beklemiyordum. Daha iyi olma yolunda değişecek insanın ben olacağımı hiç tahmin etmemiştim. Misyoner olarak başarısız oldum.”  

Bu satırları Rhonda Hanım‘ın Türkiye macerasını anlattığı ‘Başarısız misyoner’ başlıklı yazısından aynen naklettim. (Tales From Expat Harem, s. 274-282)

Ülkemize ilk geldiğinde İstanbul’da kendisini karşılayan başka misyonerler dilimizi öğrenmesi için Taksim civarında oturan bir Türk ailenin yanına yerleştirmişler Rhonda‘yı. Yoğurt imalatıyla iştigal eden Mustafa Amca ile eşi Gülsüm Teyze aslen Antalyalıymış. İki oğlu ve gelinleriyle birlikte yaşayan aile Rhonda‘ya kendi evlatları gibi davranmışlar.

Sonra? Sonrasını da birlikte okuyalım:

“Hz. İsa’nın dönüştürücü gücünün sonucu olarak inancım haline gelmiş bütün Hıristiyan değerler bu tipik Türk ailesinin hayatında zaten vardı. Hiç de öyle ‘kaybolmuş’ birileri gibi de görünmüyorlardı.”

Başkalarına karşılıksız hizmet… Allah’ın nimetlerine sahip çıkıp şükretme… Allah’ın nimetlerini israf etmeme… Adalet… Sabır ve nezaket…

Saydığı bu değerlerin hepsinin hem de fazlasıyla bu Müslüman ailede var olduğunu görmüş Rhonda.

Ve bir gün, gelin Nazmiye, Rhonda‘ya “İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğuna inanıyorsunuz, ne demek bu?” sorusunu yöneltivermiş… Muhabbet sonunda Rhonda geldiği noktayı şöyle ifade ediyor:

“Kendimi Müslüman bir bireyle yüz yüze gelmiş buldum ve onun hiçbir şekilde ‘tehlikeli’ veya ‘şer’ biri olmadığını gördüm. Artık çifte hayat yaşamaktan da bıkmıştım; önceleri kendini sıradan biri gibi göstermeye çalışan bir misyonerdim, şimdi ise misyonermiş gibi yapan sıradan biri haline gelmiştim.” 

Yazısı şu cümlelerle bitiyor:

“Türkiye ve bu özel aile sayesinde, artık Tanrı’ya giden yolun birden fazla olabileceğini anlamış bir dünya vatandaşı haline gelmiştim; o yolun tek olduğuna inanan köktendinci Hıristiyan sayısı da bir eksilmişti.”

Bir zamanlar dillerimizden düşmeyen “Müslüman, seni öldürmeye gelen sende dirilsin” cümlesi vardı, onu hatırlatıyor bu olay.

Brunson’u neden değiştiremedik?

Neredeyse 300 küsur yıl önce misyonerlik yapmak üzere İzmir’e gelmiş Lüdeke Türkleri dinine döndürmenin imkansızlığını yaşayarak görmüştü… Türkleri Hıristiyan yapacağı heyecanıyla ülkemizde bulunmuş Rhonda kendisine ev sahipliği yapan Türk aile sayesinde İslam’la tanışmış ve misyonerliği terk etmiş…

Brunson konusuna yanlış yaklaşıyoruz gibime geliyorsa sebebi bu iki örnektir.

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

  1. Doların yükselmesinin ne anlama geldiğini anlamayan ve “ben hep 50 liralık benzin alıyorum” diyen eblehlere, anlayabilecekleri düzeyde basit açıklama:
    – Dolar yükseldiğinde, “dış güçler”e ülkeyi peşkeş çekiyorsun. aldığın mal için daha fazla mal veriyorsun. böylece bu ülkeyi yoksullaştırıyorsun. ülke halkına ihanet ediyorsun.
    – Dolar yükseldiğinde, batan firmaların, binaların ve arsalarını “dış güçler”e ucuza satıyorsun. bugün ülkenin limanları bile yabancılara satıldı.
    – Dolar yükseldiğinde, aç kalınca pasta bile yiyemezsin. çünkü pasta üretmek için kullandığın malzemelerin bir kısmını ithal etmek zorundasın.
    – Dolar yükseldiğinde, kurban kesemez, cennete de gidemezsin. çünkü kestiğin kurban bile ithal ediliyor. hem de şarbon hastalığı ile birlikte.
    – Evinde çocukların hasta olduğunda “sıcak bir mercimek çorbası iyi gelir” bile diyemezsin. çünkü mercimeği amerikadan alıyorsun. ayrıca suudi arabistandan bile alsan dolar ile alıyorsun.
    – brunsonla şantaj yapıp doları 7 tlye çıkarmanın ülke çıkarına olmadığını eblehler bile anlamıştır herhalde.
    – şimdi ülkeye bu kadar zarar veren brunson olayındaki ısrarı sormanın vakti gelmedi mi?
    – Ülke kaynaklarının bir kişinin iki dudağı arasında olmasının hesabını sorma vakti gelmedi mi?
    – Şimdi önce tasarrufa devletten başlanması, özel uçakların satılması, lüks araçların satılarak ülke ekonominin düzeltilmesine çalışılmasını isteme vakti gelmedi mi?

      • benim anaokulu düzeyine anlatmama rağmen, bunların anlayabilecekleri konusunda umudum zayıf.
        – “şu suriyelileri vatandaş yapsalar acaba ülkede beyin kullanımına bir katkısı olur mu?” diye deli sorular bile geliyor aklıma. okuma yazma oranı düşük olmasına rağmen.
        – hani bunlar orda muhalif ya, “burda da birşeyleri sorgularlar mı?” diye düşünüyorum. diğer taraftan da “adamlar bu ülke insanı değil ki, ne kadar olsa, bizim gibi bu ülkenin sorunları ile ilgilenmezler” diyorum kararsız kalıyorum.
        – biz buraya aitiz. yandaşını sevmesek bile taşını toprağını seviyoruz. gerçekten de taşını toprağını seviyoruz. doğduğum, büyüdüğüm ilçenin insanlarını sevmem ama taşı toprağı gözümde tütüyor. yine oralarda gezmek, çiğdem toplamak istiyorum.

  2. BU BENIM DÜNKÜ BARAN BEYIN YORUMUNA YAZDIĞIM YORUM VE BENIM YORUMUMA YORUM YAPANLARIN YORUMULARI VE ONLARA CEVAPLARIM
    Nurdan

    Baran bey bir yerden haber almaya grrek yok ki Gülen cemaati ile arasinin açilmasinin sebebi yurt dişindaki okullara resmini asıp islam alamine halife ilan edilmesine yardımcı olmalari icin reklamini yapilmasini isteyipde red cevabi alinca kiyamet kopmuş.
    Ben yabanci gezeteci ile yapılan raportajıni izledim.
    Gazeteci aralarinin neden açıldiğını sorunca o da bilmediğini fakat bu isteğine olumlu cevap alamadıği için olabilir diye cevap vermişti.

    Yorumu Cevapla
    H.K.
    28 Ağustos 2018 at 23:04
    İslam alemine halife işi 1-2 kişinin aralarında konuşup anlaşmalarına mı bağlı (Ezbere Müslümanlık!), yoksa bunun bir ihtiyaç olduğunu bütün İslam ülkelerinin bir araya gelmesiyle verilecek karara mı bağlı (Akıl-İman Sentezi!)

    YUKARDAKİ YAZIDA 2 KIŞIDENMI BAHS EDILIYOR?
    YOKSA DÜNYADA 170 ÜLKESINDE BİNLERCE OKULU OLAN BIR TOPLULUKDANMI?
    UNUTMIYALIM O OKULKARDA GENELDE O ÜLKELERIN ÜST DÜZEY YONETICILERININ ÇOCUKLARI OKUYORLAR.BENI HALIFE İLAN EDIN DEGIL”REKLAMIMI” YAPIN DIYE YAZIYOR.

    Yorumu Cevapla

    Musa
    29 Ağustos 2018 at 11:14
    Gülen veya kavga ettiği kişiler kim oluyor ki HALİFE konusunda anlaşamamış ? Adama gülerler hem

    YUKARDAKI BENIM YORUMUMU GERCEKTEN ANLADINIZMI?
    ORDA RESIMLERI VE HALIFELIK İÇIN “REKLAM” YAPMALARI TEKLIF EDILIYOR.
    ATATURKUN RESMININ YANINDA (belli olmaz belkide ilerde Ataturkun resimlerini tamamen Yasaklatir) KENDI RESMININDE ASILMASINI ISTIYOR.
    ZATEN ONLARDA KIMSELERI GÜLDURMEMEK İÇIN KABUL ETMEMIŞLERDIR.
    Siz gercekten su anki olanlarda ciddiyet goriyormusunuz?
    Sanki ABD li komediyenler gece yarisi program yapiyorlar.
    Metreler boyunda Heykeller… Saraydan, Dolar fetvalari neleeer neler, hangisi traşi komik değilki.

    • “Gazeteci aralarinin neden açıldiğını sorunca o da bilmediğini…” denince 1 kisi bahsediliyor (yani “o” anlaşılıyor) ve bir de muhatabı! Oldu mu bu 1-2 kişi ? Genel olarak “Halife isi” dendiği için de gerek bu işin reklamı veya da ilanı için olsun, pek farketmez! Daha önce de şahsi fikrimi ifade ettim, Halife bence olmalı, ve bu kişi bilimlerde doktoralı olduğu kadar İslam ve İslam ülkeleri konusunda da uzman olmalı. Bu kriterlerde Allah’ın kaliteli bir kulu varsa (ki mutlaka vardır) buna İslam ülkelerindeki müslümanlardan oluşan komiteler karar vermeli. Bu kriterler bahsettiğiniz ne “o”nda var, ne de muhatabında. Allah’ın DiN’ine Halife olmak o kadar ucuza değil, hesabını soracak O’lanın Allah olduğu düşünülürse. Öyle değil mi?

  3. Müslüman bir insan MISYONERLERDEN korkmaz.
    CASUSLUK yapan bir insan o ülke veya yerleşim bölgesinin dini veya inancidan bir din adamı imiş gibi davranır…..
    Örnek: Müslüman olupda Alevi meshebinden ise o insanlara Dede veya Imamlik yaparak casuslok yapar, ve onların dilinide iyi konuşur bu diğer inançlar ve meshepler içinde ögle.

    Eğer izmirde Brunson ın meshep inden 2 kişi dahi olsa oraya o kilise tarafından din alimi gönderılır.
    Bu tip oluşumlar dünyanin heryerinde bütün inanclarda öğledır.
    O Şu anki durumda Trump ve Erdoğan’ı suçlarini kapatmak için kullanilan bir ARAÇ, bu olayı Erdoğan TC ne iyi yutturdu fakat Trump ABD ye yutturamadı.Abdullatif Şener ne demisti?
    “Erdoğan kendi çıkarları için TÜRKIYEYİ batirir.” Adamcağız 10 yıl önce uyardi ama biz uyanmadık uyumayada devam ediyoruz.
    İSLAM ÜLKESINE bir bakalim! birde o ülkede kendilerini Muslüma olarak tanitanların kazandikları sevaplara okuyalim!
    “Batıda halkin yarısı P…. Ahlak yok, namus yok.” “Müsluman kadin gavurla eleniyor onun için hergün zina yapiyor” “şerefsizler,Teroristler” ve buna benze arada birde hayvan isimleri ile hakaretler edip, ardindan Allah,Kitap, Kuran-i Kerimde nde ayetler vererek Dinden imanda bahsediyorlar gözümüzün icine baka baka yalan söyleyip iftira atiyorlar!
    Haksizliklari Alkişlayip sucsuz günahsiz bebeklerden öc alanlari alabildigine savuniyorlar haksizliga uğriyanlara OH olsun diyiyorla.
    Gerçekten bu nasıl bir DİN? Sakin bu son Peygamber tarafindan tebliğ edilen DIN demeyin! Bu olsa olsa AKP dinidir.
    Çünku onlara göre Dolarlari Türk parasina çevirmek FARZDIIIIR.
    Erdoğan kendi sulelesine halkin yediklerinden yedirmeyip özel çaylar,etler,sebzeler,meyvelar ve diğerleri ile beslerke halkinada AĞAC KABUGU yesinler diyior!!!!

    Şimdi burada BÜLBÜL GIBI ÖTENLERE SORİYORUM .
    ISLAM PEYGAMBERI nasil yaşardı?
    Bu sorum şu anki AKPlilere, öncekilere değil.
    Siz iftira attiklarinizla AHIRETTE KARŞILASACAĞINIZA ihtimal vermesenizde bu bir gercektir ve karşilasacaksiniz…
    Onlardan helalik almadan “MÜSLUMAN OLARAK ÖLSENIZ DAHİ” Cennete giremiyeceksiniz.

    • brunson olayı türkiyenin değil, birilerinin meselesi. işin özü bu. Yoksa ülkenin çıkarları değil, zaten olması da mümkün değil. dolar 7 tl olunca ülke nasıl yararlanabilir böyle saçma birşey olamaz.
      türk askerinin başına çuval geçirildiğinde dik duramayanlar, teşvik ettikleri mavi marmara konusunda dik duramayanlar, kandile operasyonda amerika “çıkın” dediğinde itiraz edemeyenler, zarrab meselesinde aslan kesiliyorlar. hiçkimse de “yav bizim ülkemiz aşağılanırken sesiniz çıkmadı,. israil vatandaşlarımızı öldürürken sesiniz çıkmadı da niye rıza zarrab için nota verdiniz” demiyor.
      – Sahi rıza zarrab için amerikaya niye nota vermiş olabilirler.
      Halkbank soruşturmasında ortaya çıkabilecek birilerini korkutmuş olabilir mi?

      • 17/25 Aralığı bir türlü kapamadıklari için.
        Zaten eştikçe de kokusu Arşi Aleme yayiliyor.
        Riza için planlari tutmadı.
        Rizanin Türkiyeden kaçacağını tahmin edemedıler.
        Koskocaman TC Hükümetini haraca bağlamış birisi onlarin kendisine karşı. Sinsice planlarıni bilemiyecek kadar akilsiz olsa onlari parmağında oynatabiebilrmiydı.

  4. sevgili reisçiler
    hep aynı terane dik durmak üzere kurgulanan siyasetiniz ekonomik sosyal ve kültürel olarak ülkeye zarar veriyor.rahibi ele alalım bu olay başlangıcında dolar 5 tl yr yakındı şu anda 6,5 lira yükselsin ne olacak diyen dar kafalara sesleniyorum milletin geçindiği belli bir miktar parası var ve bu geçinme hergun zorlaşmakta size bir etkisi yok saanırım ama millet zor durumda bir şey almaya kalkıyorsun adam fiyat vermiyor.yaklaşık 5 yıdırda gizli bir kriz var memlektte aynı anapın son dönemleri gibi görüyorum ama merak etmeyin reisiniz yine seçilecek ona bir şey olmuyor.gözüken şu tl dünya sahnesinden silinse bile reis başta olacak çunkü bütün olumsuzlukları direck dışarıya bağladığınız sürece sıkıntı yok.sizin yaptığınız bir yanlış yok (kaç yıldır yüksek faizli kredi alınıyor demiyom,parayı bol bulan belediyeler kaldırımları neredeyse her sene değiştiriyor demiyom lüks tutkusu devlette aldı başını gidiyor demiyom bel. başkanı audiyi beğenmiyor demiyom.sürekli devlete eleman alınıyor demiyom en düşük memur 4000 tl maaş alıyor asgari ücret 1600 demiyom.vb.)

  5. Hakîkaten, bence Müslüman neslinden gelen bir adamın akıl ve fikri İslamiyetten tecerrüd etse bile, fıtratı ve vicdanı hiçbir vakit İslamiyetten vazgeçemez; en ebleh, en sefih bile, sedd-i rasîn-i istinadımız olan İslamiyete bütün mevcudiyetiyle taraftardır lasiyyema, siyasetten haberdar olanlar…
    Hem, Zaman-ı Saadetten şimdiye kadar hiçbir tarih bize bildirmiyor ki; bir Müslüman, muhakeme-i akliyesi ile başka bir dîni İslamiyete tercih etmiş olsun ve delil ile başka bir dîne dahil olmuş olsun. Dinden çıkanlar var; o başka mesele. Taklit ise ehemmiyetsizdir. Halbuki, edyan-ı saire müntesipleri, mutlaka fevc fevc muhakeme-i akliye ile ve bürhan-ı katî ile daire-i İslamiyete dahil olmuşlar ve olmaktadırlar.
    Eğer biz, doğru İslamiyeti ve İslamiyete layık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dahil olacaklardır.
    Hem de, tarih bize bildiriyor ki: Ehl-i İslamın temeddünü, hakîkat-i İslamiyete ittibaları nisbetindedir; başkaların temeddünü ise, dinleriyle makusen mütenasiptir.
    Hem de, hakîkat bize bildiriyor ki: Mütenebbih olan beşer, dinsiz olamaz. Lasiyyema, uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzet olmuş adam dinsiz yaşayamaz.
    Zîra, uyanmış bir beşer, kainatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-i mahdut amaline (emellerine) neşv ü nema verecek ve istimdatgahı olacak noktayı, yani Dîn-i Hak olan dane-i hakîkati elde etmezse yaşamaz.
    Bu sırdandır ki, herkeste Dîn-i Hakkı bulmak için bir meyl-i taharrî uyanmıştır. Demek, istikbalde nev-i beşerin dîn-i fıtrîsi İslamiyet olacağına beraetü’l-istihlal vardır.
    Ey insafsızlar! Umum alemi yutacak, birleştirecek, besleyecek, ziyalandıracak bir istidatta olan hakîkat-i İslamiyeti, nasıl dar buldunuz ki, fukaraya ve mutaassıp bir kısım hocalara tahsis edip, İslamiyetin yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz!
    Hem de, umum kemalatı camî ve bütün nev-i beşerin hissiyat-ı aliyesini besleyecek mevaddı muhît olan o kasr-ı nûrani-i İslamiyeti, ne cüretle matem tutmuş bir siyah çadır gibi, bir kısım fukaraya ve bedevîlere ve mürtecîlere has olduğunu tahayyül ediyorsunuz? Evet, herkes ayinesinin müşahedatına tabîdir. Demek, sizin siyah ve yalancı ayineniz size öyle göstermiştir.
    Münazara SNursi
    http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/tarihce-i-hayat/birinci-kisim-ilk-hayati/74

  6. TARİHİN EN UZUN ÖMÜRLÜ SÜPERGÜCÜ İNGİLTERE İLE İLİŞKİLER
    İngiltere ile son günlerde yaşanan iyi ilişkiler, İngiltere’nin planladığı Yeni Dünya Düzeni’ndeki yerimizi kabullendiğimiz ya da bu hususta İngiltere ile anlaştığımız anlamına geliyor.
    Yalta Konferansı ile Yeni Bir Dünya Düzeni kuran İngiltere, yeniden Yeni Bir Dünya Düzeni kurmaya öncülük ediyor. Yalta Konferansı ile bize biçilen rol, sorumluluğu ve külfeti ağır ancak nimeti az bir rol idi.
    Diliyor ve umut ediyorum ki tarihin en uzun ömürlü süpergücü İngiltere, temelini attığı Yeni Dünya Düzeni’nde bu kez bize deniz manzaralı, dubleks bir daire uygun görmüştür

  7. Fehmi Bey
    Amaç misyonerlilk değil. Amaç misyonerlik ismi altında diğer gizli işler planlamak ve uygulamak sanırım devlet bu yüzden tutkladı. siz hala adamı 20 kişiliklik cemati olan bir misyoner olarak tanıtmaya devam ediyorsunuz.
    neden bu adamı savunuyorsunuz anlamakta zorlanıyoruz.

  8. Bu konuyu kendinize görev saysaydınız sonuçta sizde bu vatan evlatlarından birisiniz.
    Bu arada Ülkemizde bu döviz kıskacından kurtulur bazı arkadaşlarda dolar şu kadar oldu reis hala koltuğunda serzenişinde bulunmazlardı
    Bu papazı donusştüremedik ama darısı başka papazlara.

    • Utanman olmadığını zaten yazdım. Sizin umurunuzda değil insanlar evine ekmek götürebiliyor mu. Reisiyin tek derdi kendi çıkarı. Sizin de aynı.

  9. Cemaatının sayısı gerçekten 20 mi, acaba ? Ayrıca, etiket değiştirmek yerine,
    malın (muhatapların) kalitesini (imanını) sarsmak da yeterli olabilir. Nitekim, yakınımızda
    bulunan pek çok bayan, gayri müslim erkeklerle rahatlıkla evlenebiliyor. (yani, müslüman
    etiketi taşıyarak, İSLAMA göre, hergün, her an ZİNA suçu işliyor. Çocukları da genelde
    gavur ismi taşıyor). İman (İslam) o kadar ucuz bir şey değil. (O yüzden, iman için zorlama
    yoktur, iman ettin mi, amel (eylem) için zorlama vardır).
    F.Koru – babası merhümü Yeşilay Şube Başkanlığından düşürdükten sonra – hep
    Batı Kültürü ile yetişmiş olacak ki – Harvard’a adım attığı senelere denk – bilhassa, batı
    kültürünü özümsemiş Gazetecilerle senli-benli olduğu için hadiseleri hep AKP karşıtlığı ve
    SINIRSIZ – Hayvan Özgürlüğü – çerçevesinde ele alıyor. Öyle olmasa, Brunson olayında
    kıyıda köşede kalmış silik iki şahsiyet yerine, olayı LAWRENCE yönü ile de değerlendirebilirdi.
    O da benim gibi, tarihi olayları, sadece, belli yönden hatırlıyabiliyor, anlaşılan. Halbuki, daha
    önce, antep’te yaşıyan Rus oğlu Rus İMAMdan da bahsetmiştim, başka bir Lawrance olarak.
    Anlaşılan, hep, Brunson, Özgürlükler, AKP karşıtlığı üzerine kilitlenmiş, vakit bulamıyor. Ben
    de AKP’yi tenkid ediyorum ama ADALET isterken, kendimizin de adil olması, ibreyi de
    memleket nef’ine çevirmesi gerekmez mi ?
    Mamafih, Koru, yazının sonlarında “baklayı çıkarıvermiş”. ÇAĞDAŞ, akılc
    ve dünyanın ZEBUNU olmuş müslümanlar büyük yanılgı içinde ve sürekli suça meyyal
    yaşıyor, Brunson’lara iyi örnek olamıyorlar.
    Keşki, içimizden – koca koca zengin, pislenmiş – ne idüğü belirsiz – kapitalistler
    çıkacağına, Antalya yaylasından eli öpülesi – mütevekkil, kanaatkar, drürüst, şükredici –
    Yüce Peygamberi ve evladını Hatırlatan, İKAZ eden ! nice MUSTAFA amcalar ve GÜLSÜM
    teyzeler ÇIKARABİLSEK. Sözüm Milli Öğretim BAKANINA da ; EĞİTİMDEN Vazgeçtik,
    Öğretimi de beceremiyorlar ya. Gene de, ÜMİT fakirin ekmeği. Dileğim, yine de bazı
    özel vasıflara sahip, sosyeteye, madden ve kültür olarak üstün tabakaya bu dinin, bu
    güzelliklerinin HABERDAR KILINMASI.
    Gel de, Büyük insan (hakları savunucu) larından Ord.Prof.Dr. Ali Fuat BAŞGİL
    HOCAYI hatırlama. KULAK VERELİM; ne diyor : ” Dinen günahkar olmak , dini sevmiye
    ve Dindarın bitmez tükenmez saadetine İMRENMİYE mani değildir “.
    Kınıkoğullarından bir söz : ” Müslüman, kendisine imrenilen, gıbta edilen kimse
    (olmalı) dir “.
    Dini kıt, bir başkasının sözü (muhatap): “Bir müslüman olman hasebiyle, senin
    hakkın kadar, benim hakkımı da koruyacağından EMİNİM”. Birbirimizin tenkidinden
    yararlanmalı, bu türlü müslümanlar olmalıyız.

  10. İzmir’e 1961’de gittim. Askeri birlikte sivil mühendistim. İlk işim dini cemaatleri legal hale getirip açık faaliyet göstermelerini sağlamak olmuştur. Akevler’i bu esas üzerine kurduk. Hiçbir kapalı toplantı yapmadık. Sonra parti kurduk. Partide de aynı şeyi yaptık. Başka bir şey daha yaptık. Gerek ortaklıkta gerek siyasette kimseye karşı cephe almadık. Herkesle dostane yaşamaya karar verdik. Bunun sonucudur ki CHP ile koalisyon yaptık. MHP ile seçim birliğinde bulunduk. HDP ile hiçbir zaman diyaloğu koparmadık. AK Parti’nin çözüm yılları böyle gelip geçti.
    Biz diyalog kurmaya her zaman hazırız. Haklı iseler biz hemen onlarla bir oluruz. Haksızlarsa onlara düşmanlık yapmayız, zorla bize katılmalarını istemeyiz ta ki bize saldırdıklarında, işte o zaman kılıcımızı çekeriz ve hep galip geliriz çünkü galip gelen biz değiliz, galip gelen Hak’tır.

  11. Evet; Brunson konusunda yanlış yaklaşıyorsunuz Fehmi bey; konu zannedersem misyonerlik değil, ajanlık; bunu mahkeme safhasında göreceğiz gibi; lakin anlamadığım sizin meselelere bakışınızın bu kadar safiyane olması; emin olun muhataplarımız iyi niyetli değiller;

    Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum ki sizin halen bir gazetede yazamamanıza ve tv’lere çıkamamanıza var gücümle karşıyım; sizin fikirlerinize çoğunlukla katılmıyorum ama bu durum beni oldukça rahatsız etmekte ve bu konularda Sn. Erdoğan’a oldukça öfkelenmekteyim; bu durum aslında kendini yaralamakta daha çok;

    • Zanedersem şu an sayın Koru televiziyonlara çıkanlardan ve gazetelerde yazanlardan daha fazla okunan Dünyanin hatıri sayilir gazetecilerininde taniyip taktir ettigi okurları tarafindan RAĞBET gören bir yazar.
      24 saat TV lerde boy gösteren, gazetelerde yazanlar ne hikmetse Fehmi beyin yazılarından da bayağı rahatsizlar, bu nedenlerden dolayida sayin Koru onlarda epeyce yazacak konular temin etmiş oluyor.
      Tabii bu işte madden zarar ediyor olması onun mesleğini icra etmesinide engellemiyor.

  12. Bir tek Brunson’a mı kaldı ajanlık? Sanırsınız ki PKK /FETÖ ajanlığı yapan tek başına Brunson ve o ABD’nin Türkiye’de ki tek yetkili ve etkili casusu… Brunson biraz da asıl casus olanları perdeliyor değil mi? Onu tutuklamakla ABD’nin ülkemizdeki casusluk faaliyetleri son bulmuş olabilir mi? Hayır. Öyleyse Brunson üzerinden bir bardak suda koparılan fırtına da neyin nesidir?

    ABD’ de onun adı üzerinden, yine bir bardak suda fırtınalar estirip ülkemize okkalı bir ekonomik saldırı düzenlemiş oldu. Ve yüzde elli fakirleşmiş oldu Türk toplumu.

    Sebep sonuç ilişkisi üzerinden baktığımızda; bu kim(ler)e ekonomik ve siyasi olarak nasıl yaradı? sorusu bize adres gösterecektir.

    Geriye Brunson ve benzerlerinin misyonları üzerinden yürütülen operasyonlar ve onların elde ettiği ”olumsuz bir şöhret” kalacaktır.

    Her on yılda bir maruz kaldığımız operasyonların birincil yansıması olan ekonomik faturaları kanıksamış bir millet olarak, son olanını da kanıksamış ve alışmış bulunuyoruz.

    Dolar 6.40, benzin 7 lira sınırını aştı. Gıda zamları evlere şenlik…

    Alıştık alıştık! Endişeye mahal yok sayın politika yapıcılar.

  13. Rahmetli Dedemin anlattığı bir hikaye;
    Karga yavrusunu besleyip büyüttükten sonra, yuvadan uçurmak için, darı ekilen bir tarlanın başına götürmüş.
    Son bir ders olsun diye ona: “bak yavrum, darı toplamak için tarlaya gittiğinde, eğer çiftçi yere taş almak için eğilirse hemen kaç, zira o taşı sana atıp öldürebilir!” demiş
    Uyanık yavru: “peki taş çiftçinin elindeyse?” diye sormuş
    Karga yavrusuna dönmüş: “git oğul git, sen öğüdü yuvada almışsın!” demiş…

      • yorum yazabilmek için dolar kurunun 1 tl olması gerekir. dolar kurunu 1 tlen 6 liraya çıkarmış insanların utanması lazım. hangi durumda utanmak gerektiğini bile bilmeyen insanların yorum yazmaktan da utanması lazım.
        ülke krizde ise saray neyin nesi, 10 tane uçak neyin nesi. bunları savunmak neyin nesi?
        ülkeye saldırı varsa yine saray neyin nesi, 10 tane özel uçak neyin nesi.bunları savunmak neyin nesi?
        ayrıca saldırı varsa, bu saldırıya karşı hiçbirşey yapamayan insanın ısrarla koltukta kalmak istemesi neyin nesi?
        – böyle yetersiz birisinin koltukta kalmasını savunmak neyin nesi?

  14. *******
    …..
    Hay Allah razı olsun, Gülsüm teyzeden,
    Budur! yok öyle müslümanlık, haybeden

    Eyy yanakları öpülesi teyzemiz!
    Özgüvenli; imanı, kalbi tertemiz…

    Malum, kötü örnekler de var toplumda,
    Adeta, tek iblisi eksik kolunda….

    Bunların bir kısmı kötüyse yokluktan,
    Bazıları da nefsen doymaz, çokluktan!

    Bazısı kayıp, ayıplar aleminde,
    Kendini arar, kayıplar aleminde…
    …..
    Cümle kainatın yegane Rabbinden,
    Öyle bir aile denk gelmiş içinden…

    Allah razı olsun, Mustafa amcadan,
    Sanki onu da örnek seçmis Yaradan..

    Sen de vazifeni yapmışsın kanımca,
    Ruhun şad olsun, merhum Mustafa amca!

    Böylesi örnek olmalı müslümanlar,
    İyi de bir gelin bulmuş, bu insanlar!
    …….
    *******

  15. Risale-i Nur içinde konu ile alakalı olan “Ahir zamanda İsevilerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edip müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacaklarıdır” sözü oldukça tartışmalı olan dinler arası diyalog yönüne çekilmeye çalışılsa dahi asıl manası bu yazıya konu olmuş olan iyi niyetli hakperest Hristiyanların İslam’ın güzel ahlak ve dini prensiplerini görerek ellerinde ki muharref dini öğretiyi tashihe çabalamak içinde olacaklarına bir işarettir.

  16. Fehmi bey yazının sonunda sorduğu sorunun cevabını kendisi yazısının içinde vermiş .
    Brunsonu değiştiremedik ve değiştiremezdik, çünkü o buraya misyonerlik yani dini bir amaç ile gelmemiş ve çevresine dini düşüncelerle bakmamış. O buraya ta baştan pkk ve fetö bağlantıları aracılığıyla istihbarat ve karışıklık yaratma amacıyla gönderilmiş ve bu görevini icra etmiş.
    Dini bir amaçla gelseydi yazıdaki iki örnekten birine uygun bir hayat yaşar, benzer bir sonuç alırdı.

    • …….
      Yine de iyi olurdu, “ziyaret etmek”….
      Hapisten çıkınca «geçmiş olsun»a gitmek..

      “Gidin” dedim, dedim ama anlatamadım,
      Şu öndeki hendeği bir atlatamadım…

      Bir enerji gerektirir, önde her hendek,
      Besmele çekebilse, gerisi gelecek…

      Ne bir lisan var, ne de dini bir özgüven!
      Neme lazımcı bizde alimler, cümleten!…

      Bak gördünüz mü beyim, Gülsüm teyzemizi,
      Ne güzel temsil etmiş dimi, “DiN”imizi…

      Dost diye kaybettiğimiz tek Brunson olsun,
      Misyonerlikse bu yaptığı, bu son olsun!…

      Beşer şaşar, helalleşip yollamak lazım,
      Benim ancak bu kadar çıkıyor avazım!…

      Belki gerçekten bir misyoner gönderirler,
      Bizimkilere biraz “etik” öğretirler…..

      “Etik” denen değer; evrenseldir evrensel!
      Bizde her şey yap-boz; bizimkiler, deneysel!

      Emin olun ki buna ihtiyaçları var,
      “İhtiyaç yok” diyorlarsa, bu akla zarar….

      Bir fantazi değil, “Akıl-İman Sentezi”,
      Ezberleri bozar, çürütürken her tezi!…
      …….

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here