Bu kavgayı sona erdirmeliyiz… Biraz akıl, basiret ve feraset bunun için yeterli…

51

Sevilmeyen bir siyasi figürün sözcüsü de sevilmiyor.

Donald Trump‘ın sözcüsü Sarah Sanders bunun tipik örneği. Geçenlerde eşi ve yakın dostlarıyla gittiği bir restoranda, tam yemeğe başlayacakken, restoran sahibinin “Çalışanlarımız rahatsız oldu, size hizmet veremeyeceğiz” uyarısıyla karşılaştı Sanders…

Grup restoranı yemeklerini yiyemeden terk etmek zorunda kaldı.

Beyaz Saray sözcüsü Sanders‘in Türkiye ile ilgili son açıklamalarını okuyunca aklıma bu olay geldi.

Medyayı sözcüsü olduğu Trump gibi ‘baş düşman’ olarak görüyor Sanders. Birkaç gün önceki bir basın bilgilendirme toplantısında, kendisini ısrarla “Basın halkın düşmanı değildir” demeye zorlayan bir gazeteci, Sanders’in ağzından o cümleyi alamadı.

Türkiye için söylediklerini haberden aktarayım:

“Beyaz Saray Sözcüsü, ABD Başkanı Trump’ın Rahip Brunson’un serbest bırakılmamasından dolayı hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. / Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders,  ‘Başkan, Pastör Brunson’ın yanı sıra diğer Amerikan vatandaşları ve diplomatik misyonların çalışanları serbest bırakılmadığı için büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor’ dedi. / Sözcü Sanders, ‘Türkiye’yi doğru olanı yapmaya ve bu kişileri serbest bırakmaya çağırıyoruz’ ifadesini kullandı.” 

ABD’nin tavrında bir milim değişiklik olmadığını gösteriyor bu açıklama. Yargı ev hapsi yerine kendisini serbest bıraksa ve yurtdışı yasağını kaldırsaydı papaz Brunson‘la sınırlı kalabilecek ABD ilgisi, bunun gerçekleşmemesi üzerine, bir hesaba göre 5, bir diğer hesaba göre 15 kişiyi kapsayan bir liste halini aldı.

Dün TL’nin değeri yüzde 7 kadar arttı; bunun sebebi, bu hafta bitmeden Brunson‘un serbest bırakılacağı beklentisiyle piyasaların dolar üzerindeki baskıyı hafifletmesiymiş…

Türkiye’nin Washington büyükelçisi önceki gün Beyaz Saray’daydı ve Trump‘ın ulusal güvenlik danışmanıyla görüştü.

Piyasaların beklentilerini büyüten o ziyaret ve görüşme…

Brunson, misyonerlik ve davet

Yazılarımı okuyanlar fark etmiştir: Ben daha en başından itibaren Brunson meselesine farklı yaklaşıyorum. Hem de bu sitede görüşlerimi açıklama ihtiyacını dünya çapında bir dinden uzaklaşma (ilhad veya irtidat) eğilimi yaşandığını sezdiğim için duyduğum halde.

Ülkemize misyonerlik için 23 yıl önce gelmiş papazın İzmir’de bir bölümü yabancı olan sadece 20 kişilik bir cemaat oluşturabildiği biliniyor. Bu süre içerisinde vatandaş olabilecekken oturum iznini her altı ayda bir uzatma yolunu yeğlemiş biri. Devletin ileri gelenleri böyle birinin gözaltında bulunduğundan ABD’nin ilgisiyle haberdar olmuş.

Gözaltına alınması da, sonrasında tutukluluk halinin devam ettirilmesi de gereksizdi bana göre.

Onların deyimiyle söyleyecek olursak, Hıristiyan misyoneri ‘sürüsüne bir koyun daha katmak’ umuduyla, her kesimden, her eğilimden, her gruptan insanlarla görüşür. Onların ayağına da gider, onlarla telefon görüşmesi de yapar.

Adam ‘misyoner’, kendisi için belirlediği ‘görev’ bu.

Yabancı ülkelerde yaşayan dindar Türkler ve onların oralardaki örgütleri de yerel insanlara dönük benzer çalışmalar yapmıyorlar mı?

İslamiyet de Hıristiyanlık gibi ‘misyoner din’ kategorisindedir. Her iki din de inananlarının sayısını artırmayı hedefler. Son 100 yıl içerisinde, dünyanın hemen her kıtasında, Hıristiyan sayısı azalırken Müslümanların sayısı çığ gibi artıyorsa, bu hem her iki dinin özelliklerinden, hem de yaşanılan ülkelerin müsamahasındandır.

Şimdilerde Hıristiyan misyonerleri, sayı artırmak için, İslam Dünyası’ndan dışarıya yansıyan hoşgörüsüzlükleri, yanlışlıkları kullanıyorlar.

Hıristiyanlık’ta ‘misyonerlik’ denilen faaliyetin İslamiyet’teki iz düşümü ‘davet’tir.

Bir ara, Rahşan Ecevit‘in misyonerlik faaliyetlerini tehdit gören çıkışı sonrası başgösteren tartışmalarda, hükümet, hem de 2000 yılında yapılan bir MGK toplantısında bu alan ‘devlete yönelik tehditler’ arasında sayılmasına rağmen, yasakçı olmayan bir tavır belirlemişti.

O hükümet bugünkü AK Parti hükümetiydi. (Tartışma 2005 yılı Ocak ayında yaşanmıştı).

Ülkemizin yararına olan

Papaz Brunson‘un ikili ve çoklu ilişkileri kirleten bir unsur olmaktan çıkarılması ülkemizin yararınadır.

Özgürlüklerin eksiksiz kullanılabildiği, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği bir ülke haline gelmek de öyle.

Ekonomiyi rahatlatacak olan da budur.

Deniz Yücel hala cezaevinde olsaydı, ABD ile kavga devam ederken, Almanya ve Avrupa Birliği’nden şimdi alınan kuvvetli destek gelebilir miydi?

Milletvekillerini cezaevinde tutan, yazarlarını tutuklu yargılayan, akademisyenlerini kapı önüne koyabilen, sadece kuşkunun pasaportlara el konulmasını getirdiği bir ülke olarak algılanmaktan süratle uzaklaşmalıyız.

Hamaset bir yere kadar işe yarıyor, o yerden sonrasında başa dert açıyor.

Elektronik aletlere boykot uygulamak mı? Karşı çıktığımız ‘yaptırımı’ bu defa kendi kendimize biz mi uygulayacağız?

Sarah Sanders gibilerin hakkımızda hüküm beyan etmeleri hepimizi yaralıyor.

Akıllı, basiretli ve ferasetli olma zamanı.

ΩΩΩΩ

51 YORUMLAR

    • Fehmi Bey ya çok iyi niyetli ya da bilerek yanlış yönlendirme yapıyor.Adam papa değil adam casus. Bunu görmezlikten geliyor. ABD de yaşamışlar hala onlar gibi düşünüyorlar

  1. Gerçek düşünceniz bu mu? Gerçekten merak ettim. Yani, siz papazın 20 kişilik cemaat elde ettiği için ve bunu elde etmek için birçok kişi ile görüşmesi nedeniyle tutuklandığını düşünüyorsunuz. Yani, bizim devletimiz ve hakimlerimiz o kadar cahil. Zavallı kendi halinde bir papazı tutukladılar. 23 sene tutuklamayan devlet bir anda durup dururken tutukladı. Böyle mi demek istiyorsunuz? ABD Başkan yardımcısının açıklamasından sonra, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hangi hakim tahliye kararı verir. Kaldı ki adam evinde oturuyor. Bir tek yurt dışına çıkması yasak. ABD yöneticileri sorumluluk sahibi olsalardı, bu yöntemi kullanmazlardı. Bu aşamadan sonra, yani bu tehdit furyasından sonra (Rahip masum dahi olsa) T.C. nin geri adım atması da, hakimlerin tahliye kararı vermesi de zor. Öncelikle, Amerikan yöneticilerinin söylem tarzlarını değiştirmeleri gerekir.

    • Yargimiz bugun tepeden gelen talimatlarla degil de, bagimsiz sekilde karar alabilseydi, alabildigine siyasallasmis bir goruntu vermeseydi, once AB den, simdi de ABD’den en aleni sekilde vatandasimizi birakin cagrisi gelebilir miydi? Gelse bile, gogsumuzu gere gere, orasi yarginin verecegi karara bagli biz karismayiz diyebilirdik, durusumuz olurdu. Sahi hani adalarda toplantti yapan alman vatandaslari vardi darbe toplantisi yapan, bir de ajanlikla suclanan gazeteci Deniz Yucel. Neden carsaf carsaf haberlerle afise edilip suclandiktan sonra, Almanya’nin israrli talebi sonrasi hemen tahliye edildiler? Madem suclular niye iceri koydunuz? Eger degillerse nasil aniden salindilar? Sahi inaniyor musun en tepeden olur almadan saliniverilecegini? Bu goruntu ulkenin yargisi hakkinda ne anlatiyor? Almanya aldiysa, en guclu ABD niye denemesin? Ulkenin bu hale gelmesi reva mi? iste asil sorun bu, yoksa papaz ajanmis degilmis, artik tali meseledir orasi….

  2. ULUSLARARASI GERİLİMLERDE, TEK ADAM YÖNETİMLERİNİN BESLEYİCİ KARAKTERİ.
    Bir ülkede yönetim bir kişinin veya çok dar bir kesimin elindeyse gerilim siyaseti kaçınılmazdır.
    Bu en kolay yönetme metodudur.
    Böylelikle halkın ekonomik,eğitim,adalet,hukuk,bireysel özgürlükler araması adeta suç görülmeye başlar.
    Çünkü büyük ,küçük birçok devletlerle cebelleşildiği bir zaman da yukarda saydığım sorunlardan bahsetmek lüks kaçmaktadır.
    Bu durumda halk lideri etrafında kenetlenmekten başka yol bulamaz.
    muhalefet dahi bu kervanın yolcusu olmak zorunda kalır.
    En kolay yöntem ve iç meseleleri gündem dışı bırakan bir siyaset.
    Içerde ki bütün olumsuzlukların nedeni atıştığımız dış ülkelerdir.
    Yönetim için bundan güzel bir siyaset olabilir mı?
    Tek adam yönetimleri ,büyük devletlerinde çok işine gelen bir durumdur bu.
    Büyük devlet bir telefonla bir kişiyi muhatap almanın konforunu yaşar.
    Bazen yaptırmak istediğinin tersini açıktan ister ama istediği gerçekten farklıdır.
    Bunu fırsat bilen tek adam meydan okur halkını ve bütün mualiflerını arkasına takar.
    Ülkedeki bütün sorunların sebebi artık dışarda aranır ve halkta etkin medya etkisiyle ikna olur.
    Bir müddet sonra toz duman kalkınca herbir yönetim istediklerini aldıktan sonra faturayı halklar öder.
    Etkin medya sayesinde ,halk o zaman’ biz bu pohu neden yedik’sorusunu sormak diye bir yanlışlığa girmeyecektir.
    BU DURUM REKLAMLARIN ETKİSİ DEVAM ETTİĞİ ÖLÇÜDE SÜRECEKTİR.
    Ne zaman reklamlar artık etki etmemeye aksine tersi etki etmeye başlar o zaman uyanılır.
    O zamanda atı alan üskudarı geçmiş olur.
    Artık halkın yeni maceralara yelken açma vakti gelmiştir.

  3. Yazar diyor ki :”Hıristiyan sayısı azalırken Müslümanların sayısı çığ gibi artıyor” PEW Research Centerin yaptigi bir arastirmaya gore, islama girenler ile cikanlarin sayısı asagi yukarı ayni. Dolayisiyle cig gibi buyuyor demek doğru olur mu bilemem.

    Bir de Musluman topluluklarda, Musluman doğmuş birinin acikc dinini terketmesi cok kolay degildir. Bazı yerlerde oldurulur. Oldurulmeyen yerlerde, en azından toplumdan dislanir.
    Herneyse…
    http://www.pewresearch.org/fact-tank/2018/01/26/the-share-of-americans-who-leave-islam-is-offset-by-those-who-become-muslim/

  4. Bu yazi Almanacadan Türkçeye çevrilmiş interneten Kopileme.

    Alman Medyası krizi nasıl görüyor: ‘Samsung’
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ile yaşanan krize yönelik attığı adımlar Alman gazetelerinin öne çıkardığı yorum konuları arasında yer alıyor.

    Almanya’da yayınlanan Westfälische Nachrichten gazetesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Amerikan ürünlerine boykot çağrısını ‘saflık‘, ekonomik krize karşı döviz bozdurun çağrısını ise ‘çaresizlik‘ diye yorumladı.

    Alman basınından günün Türkiye’yle ilgili yazılarını derleyen Deutsche Welle’nin aktardığı yorumlarda genelde Ankara’nın tavrının eleştirildiği göze çarpıyor.

    ‘Baskı Trump’tan değil büyüklük iddiasından’
    Die Welt: “Türkiye’nin üzerindeki baskı Donald Trump’tan ve onun yaptırımlarından değil, Erdoğan’ın büyüklük iddiasından kaynaklanıyor. Erdoğan kuvvetler ayrılığını hükümetin kontrol edilmesine imkân tanımayacak şekilde ortadan kaldırınca onu dizginleyebilecek kimse kalmadı. Hiçbir bakan ve danışmanı itiraz etme cesaretini gösteremiyor. Çevresindekiler adeta kukla oldu. Sadece maliye ve dış politikalarda sağduyuya dönülmesi durumu düzeltebilir. Ama Erdoğan hezeyan dünyasında rahat buluyor. Günün birinde Türkiye’nin NATO üyeliğini de tartışma konusu edebilir. Batıya şimdilik sükûnetle beklemekten başka çare kalmıyor. Neyse ki, otokrasi mekanizması da devridaim gibi sonsuza kadar işlemiyor.”

    ‘Avrupa’yı es geçerse kaybeder’
    Leipziger Volkszeitung: “Berlin’deki buluşma (Eylül sonundaki Erdoğan-Merkel görüşmesi) Erdoğan’ın temel ekonomik gerçeklikleri yeniden keşfetmesine yardımcı olabilir. Modern Türkiye’nin popüler lideri olma yolundaki ilerleyişi başından beri Avrupa Birliği ile bağlantılıydı. Para, uzmanlık ve Türkiye’nin modernleşmesi için gerekli teknolojiler Avrupa’dan geliyordu. Erdoğan, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne dönüş anlamına da gelen bu yolu yeniden bulursa, krizi atlatabilir. Ama Avrupa’yı es geçen politikalar uygulamaya devam ederse, kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır. Almanya Başbakanı Angela Merkel bu iki seçeneği hatırlatırken, Erdoğan’a her zamanki gibi mesafeli ama dostça davranacaktır.”

    ‘Etme bulma dünyası’
    Westfälische Nachrichten: “Etme, bulma dünyası… Ankara ile Washington arasındaki gerginlik akıldışı bir düzeye kayarcasına tırmanıyor. Amerikalıların cezalı gümrük vergisin Erdoğan Amerikan elektronik ürünlerine cezalandırıcı vergiyle karşılık veriyor. Amerikan malı iPhone yerine Samsung demek çocuksu saflıktır. Ülkeyi ekonomik istikrara kavuşturmak için yaptığı döviz bozdurma çağrısı gibi bu da büyük bir çaresizliğin işaretidir.”

    ‘ABD’nin yaptırımı aksi sonuç verir’
    Handelsblatt: “Amerika’nın yaptırımları orta vadede amaçladığının aksi sonucunu verir. İran’ın ılımlı muhafazakâr hükümeti sallanabilir ama teokratik sistem değişmez. ABD’nin tutumundan reformcular değil gericiler kârlı çıkar. Aynı dinamik Venezuela, Rusya ve Türkiye’de de kendini gösteriyor. Erdoğan’a verilen destekte şimdilik azalma görülmüyor. Yaptırım politikasının sefaleti, hükümetleri politika değişikliğine zorlamak yerine kıskaca alınan muktedirleri kendi politikalarının doğruluğuna inandırmasında yatiyor.

  5. Bazi yorumcular Afrikadan Asyadan gelenlerin genelde Hıristiyan olduklarini yaziyorlar fakat Kiliselerin büyük ölçude nufus artmasına rağmen Cemaatlarını azaldığını vede Kiliselerin kapandığından herhalde haberdar değiller.
    Kapanan Kiliseleride genelde Müslümanlar alip Cami yapiyorlar.
    Açikcsı ABD ve Kanadada Kilise sayısinda azalma olurken Cami sayısında artiş oliyor.
    Evet Müslümanlar arasinda Hıristiyanlığa geçen çok sayidaMüslüman ülkelerden İranli ve Araplar diğer inançlardan olanların çoğuda Asyali ve Afrikalilar. Buna rağmen genede cemaatlari artmak şöyle dursun sürekli azaliyor.
    Afrika ve Asyalilardan Putlara, Aya, Güneşe, farelere, ve diğer hayanlara tapanları Misyonerler çabuk ikna ediyorlar
    ve kolayca Hıristiyan yapiyorlar.
    İranlilar ve Müslüman Araplarda yüzde doksani buraların vatandaşı olabilmek için zaten Özde değil sözde Müslümanlığı bırakip Hiristiyan oliyorlar. (H.K bey buralarda Tercumanlik yaptıği için bu tip insanlarla mühtemelen karşılasmıştır.)
    Bu ülkelerin kanunlarında bir kişinin ülkesinde özgürlüğünün ve hayatınin tehlikede olduğunu isbat ederse onu koruma altına alırlar. İşte bu yötem isbatlamak için en kisa ve inandirici bir tercih.
    Gerçi bunu her Müslüman bilirde genede belirteyim.
    İran ve Araplar göstermelik Şeriat Kanununu uyguladiklarindan dolayi Hıristiyan olmuş veya din değıştirmiş Müslümana ölüm cezasi veriliyor diye ilticaları hemen kabul ediliyor ve buralardan vatandaşlık almalarıde cok kolay oliyor.
    Eğer Türkiyede bu kanunu uygulanmış olsaidi herhalde bizdende epeyce din değiştiren çıkardı.
    Sonuç olarak Allahu taala öbür yorumumda özeliklerinden bahsettiğim insanlari gerçek dinle mukafatlandıriyor.

  6. Bugün Muslanlıkla ilgili bazi yorumlar yazıldığını görünce henuz diğer yorumlari okuyamadan onlari Okudum.
    Batıda yaşayan Müslümanlar içerisinde benim kadar batılılarla içli dişli olan (bayan olarak) yabancılar arasında herhalde pek az vardir.
    Bir kerece genelde Müslümanlara emir edilen Dürüstlük onlarda var.
    Yani yalan söylemezle(Trump hariç)İftira atmazlar, mevkiye değil insana önem veriller, kendilerini başkalarında üstün görmezler, yolda yürürken tanisin tanımasın selam verirler, birisine haksızlızlık yapildiğinda, haksızlık yapan babalarida olasa haklıdan yana tavır alıllar.
    Tek kelime ile istisnalar hariç herkes birbirine karşı saygıli ve dürüst davranır, batılıların kitabında gururlanma, kibirlenme ve mevkiye deyer verme diye bir takıntılarıda yok.
    Politikacılar içinde asla ve asla birbirlerini incitmezler.
    Benim bir komşum var kendisi benim mahalledeki evinde değil diğer evinde oturuyor ve Trump taraftarı.
    Trump yemin edip göreve başladıktan sonra, bana geldi benim telefonumu alip Beyaz Saraya mesaj bırakma hatti var orayi arayıp mesaj biraktı.
    Trump’un Müslümanlara karşı saldırganlığına o kadar güzel cevap verdiki, neler söyledıgıni yazmak istemiyorum çünkü övulmeyi sevmem.
    O komşum benim şahsımda komşuluğun ne demek olduğundan tutunda aile yasantisı hepisini anlatip onu bir secmeni olduğunu hatirlatarak ona göre haraket etmesini söyledi ve kapattı.
    Kendisi ve eşi ayni yaştalar 80. Liseden sinıf arkadaslari, bizde ilk göz ağrısı derler onlarda öğle, üç tane evinde insanlar kirasız oturuyorlar beş kuruş kira almiyor kendisi Boig ve Denizcilikten emekli olmasina rağmen halen daha çalışiyor Ögrenci servis şöförlüğü yapiyor ve saati 25 dolar.
    Hıristiyanların Katolik messebinde Eşide Brunson mesebinden.
    Bunlar bebeken hangi messebe göre kutsanmışlarsa onu uyguliyorlar.
    Şimdi kendimize şu soruy soralım.
    Kimler Müslüman ahlakinda? Kendilerine Müslümanım diyenlermi? Yoksa Müslümanların GAVUR dediklerimi?

    • Nurdan hn zaten sorunumuz bu biz muslumanlar dinimizin gerektigi gibi yasamadigimiz icin bu sikintilari yasiyoruz.Hepimizin gunahi buyuk .Dusunun herkes zekatini verse bu ulkede fakirlik olur mu !
      Bir insani oldurmek tum insanligi oldurmus demek inancindaki insan adam oldurebilr mi!
      Komsusu acken kendi tok olan bizden degildir diyen bir anlayisin gecerli oldugu toplumda sikinti olur mu !Bunlari cogaltabiliriz.
      Kurtulusumuzun yegane formulu budur.Gerisi laf u guzaf.

  7. Misyonerlik yapıyordu sadece gibi durumu hafifletip Türkiye’yi suçlamanız yanlış. Doğu’da, Güneyde, Suriye’de ki tüm saldırılarda oralarda sadece misyonerlik mi yapıyordu?

  8. Evet, medya halkın can düşmanıdır ve bir terör üretme aygıtıdır! Devlet medyaya halkın lehine olarak elkoymalı ve yayınlarını kontrolaltında tutmalıdır! Resmi ya da özel bikaç gaste, radyo televizyon kanalı sadece halkın yararına bilgilendirmeler yapmak şartıyla faaliyet gösterebilir; diğerleri tümüyle susturulmalıdır! İnternet, sosyal medya ve diğer kişisel yayınlar (blog vs…) zaten susturulamaz:)

  9. N e kadar iyi sıfat varsa Dünyada o sıfatlar Hakiki namaz kılan hakiki müslümna ait sıfatlardır. Şimdiki müslümanlara bakın, o sıfatları, özellikleri taşımıyorsa, onun müslüman olmadığına veya çok kötü, çok alçak bir müslüman olduğuna hükmedin. Son devrin Büyük alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen’in İLM-İ HAL Kitabı’nın son Bölümünü – hiç açmamamış olsanız bile, şimdi – açın hepsi müslümana has özelliklerdir. O mü’min müslümanı bulursan. Kuran’ın 21. CÜZ’ünün sonunda (veya başında) ki ayette emredildiği şekilde namaz kılsa, müslim o müslim olur. Nerdee….. Hz. Peygamber de, “acaba, namazımız kabul oluyor mu diye, ızdırabla soran sahabesine, ” eğer, sizi günahlardan ALIKOYUYORSA, bilinki kabul oluyor” buyuruyor
    Müslüman kolayına bulduğu dinini, hem öğrenmez aliminden, hem yaşamaz, hem, de bilmeden
    – Allahtan korkmıyarak- dinini tenkid eder.
    Bizim, Gaziantep’te, Esenbek Camiinde uzun yıllar imamlık yapan bir zatın, yıllar sonra Moskova’da yaşadığını gören, bir dinsiz olduğuna şahitlik edenden nakil yapan çok yaşlı ınsana rastlarsınız.

    • Namaz konusu şüphesiz önemli. Beş vakte ayrılan zaman 24 saatte toplasan 1-1.5 saatlik bir süre eder; abartılmamalı. Böyle olmakla, bir turnusol kağıdı ve büyük külfetmiş gibi de alınmamalı ve arzedilmemeli. Kuran’da namazı (ezberine sokmuş), gösteriş için denebilecek şekilde kılanlar konusunda da ikazlar var şüphesiz. Ancak, konu uzun ve derinlere giderken buradaki konunun dışına da taşmış olur. Bir başka fırsatta söz konusu edilebilir; şüphesiz, ülkeyi bugünün şartlarına zorlayan siyasette kendilerini dindar olarak lanse eden yöneticilerin payı ve sorumluluğu oldukça büyük.

  10. Evet hocam, hamaset her zaman işe yarayan bir malzemedir.
    Ancak bunu yapanların işine!..
    Millete ise bundan doğacak faturayı bişekilde ödemek düşer…

  11. Sayın Koru; Neler oluyor size ? Bu yazdığınız ne demek ? Peşin peşin o papazın suçsuz olduğunu ve hatta sanki sadece misyonerlik faaliyetinden dolayı tutuklandığını yazmışsınız bodoslama olarak. Hayret ki hayret. Tamam anladık bazı sebeplerden ötürü muhalifsiniz başkana ve ekibine hatta kızgınsınız size medyada yazacak yer bırakmadılar(!) diye de….. Bu nasıl değişim böyle bu kadar masıl değiştiniz ? Gerçekleri gözardı esiyorsunuz. Ne yani dillendirdiğini ve amerikalıların da söylediği tek şey olan “o papazın suçsuzluğu” tek gerçekmidir ?

  12. 20 YILDAN FAZLADIR TÜRKİYE DE YAŞAYIP DA 20 DEN FAZLA CEMAATİ OLMAYAN BAŞARISIZ BİR PAPAZI AMERİKA NİYE BU KADAR BÜYÜK SORUN YAPARAK İSTİYOR. HEM DE TÜRK MİLLETİNE VE TÜRK DEVLETİNE HİÇ Mİ HİÇ SAYGISI OLMADAN BEN İSTİYORUM DERHAL EMRİMİ YERİNE GETİRİN TARZINDA. BEL Kİ SERBEST BIRAKILACAKTI HUKUKİ SÜREÇ TAMAMLANSA. DEMEK Kİ HUKUKİ SÜREÇ TAMAMLANSA KUVVETLİ DELİLLER VAR Kİ CEZA ALACAK. YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR HESABI.

  13. Helal olsun C.B. Erdoğan’a…
    Bu krizi de zeytinyağı gibi üste çıkarak halletti sayılır.
    Beceriksiz ve öngörüsüz ekonomi yönetiminin sonucu olarak ortaya çıkan krizi Papaza bağlamayı başardılar.
    Eh! Söz konusu Papaz özellikle de misyonerlik yapan bir Papaz olunca 80 milyon Erdoğan ın arkasında kenetlendi. Sayın Koru da dahil.
    Muhalefet bile suçluluk psikozuna girdi.
    Sanırsın ki krizin sebebi kendileri.
    Ama bu durum ne kadar sürer.
    O da bundan sonraki performanslarına bağlı.
    Ama bizdeki beceriksiz muhalefet gibi bir nimet varken Erdoğan a bir şey olmaz.
    O kadar yani…

  14. Misyonerlik Türk Ceza Kanununa göre suç değil.Şayet
    misyonerlik suç olsaydı Türkiye’de bir tek Brunson değil,onun dışında bir çok kişinin misyonerlikten suçlu bulunmuş olması gerekirdi.Zaten hakkında hazırlanan iddianamede de misyonerlikle suçlanmıyor bildiğim kadarı ile.

    Brunson’un ‘FETÖ’nün üst düzey üyeleriyle kod isimlerini bilerek görüştüğü,hem PKK hem de Fetö ile iş birliği içinde çalıştığı
    iddia ediliyor.

    Öte yandan Tramp’ın tehdidi üzerine Brunson ABD’ye gönderilseydi
    her halde dolar biraz daha fırlardı.Çünkü vatandaşta Türk Yargısının ve Hükümetin tehditlere boyun eğdiği algısı oluşur bu da özgüvenimizi zedelerdi.Döviz daha da yukarılara fırlamadıysa bu biraz da dik duruşumuzla ve haksız bir saldırıyla karşı karşıya oluşumuzla ilgilidir.Elimde birazcık gram altın vardı.192 liradan satmıştım.Sonra 266 liraya kadar çıktı.Erken sattığımdan dolayı hiç pişman değilim.Çünkü ülkem haksız bir saldırı ile karşı karşıya.Bu durumda şahsi kazanç hesabı yapamam.Vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmının da benim gibi düşündüğüne inanıyorum.

    Brunson konusunda doğru olan tavır yargılama sürecinin bitmesinin beklenmesi,adam suçsuzsa ABD’ye gönderilmesi,suçluysa cezasını çekmesi.Tramp’ın tehdidi bu aşamada papazın ABD’ye gönderilmesini
    kolaylaştırmamış,bilakis zorlaştırmıştır.Çünkü Türkiye tehditlere pabuç bırakacak bir ülke değildir.Bunu Tramp da zamanla öğrenecektir.

  15. Evet denge unsuru gozetmeden dusundugunu ifade eden bir yazi takdiri hak ediyor gercekten tabi kendi capimizda… Fakat akil, basiret ve feraset le hareket etmenin belli bi zamani olmamali hele hele bu duruma dusmeden dikkat edilmeli ki benzer durumlara dusulmesin. Peki nasil mevcut rejim ile bu soz konusumu tabiki hayir. Erdoganin her soyledigine saraydan ekonomistlerden danismanlardan ya da yagdanlikcilardan aciklmali meal geliyor ertesi gun. Koca devlet bu kadar aciz ve liyakatsiz olmamisti hic. Ahmet Altanin dedigi gibi eskiden bu ulke de hukuk varmis gibi yapilirdi, artik o varmis gibi davranmaktan da vazgectik. Deniz yucel icin onceden son basbakan birakilacagini ilan edip biraktik o zaman varmis gibi bile yapmadik. Simdi papaz icin guya hukuk devleti olduk. Iyi de 23 yildir nerdeydi bu devlet teror bagi varsa? Cavusoglunun fikrasi var bi de haberimiz yoktu dior tutuklmamadan neresinden tutarsaniz elinizde kalir. Yani insan kestiremiyor sayin Erdogan ve ekibinim bu sozler dogru mu olsa daha iyi yalan mi olsa… pes dogrusu. Bu ulkeyi surekli insanlari yalanci ve menfaat kokan siyasi amaclariniz icin hamasetle fasit
    savasa hazir halde tutmanin hukuku katledip demokrasinin canina okumanin sadece rejim sahipleri hanedana ve nemalanan yardakcilari disinda kime ne getiryor. Muasir medeniyet demokrasi insan haklari filan artik varmis gibi bile yapilmiyor bu ulkede. Devletimi de milletimi de seviyorum. Ama Erdogan ve hanedaninii sevmigorum ve desteklemiyorum ve yaptiklarini kabul etmiyorum. Ama su an baska da alternatifi yok oyle gorunuyor ki kendi elimizle yaptigimiz seylerin bedelini millet olarak cekmeye devam edicez bi sure daha…

  16. – niye ülkenin krize girmesi pahasına brunsonu ısrarla elimizde tutmaya çalışıyoruz anlamadım.
    – Belli ki brunson gönderilirse yaptırımlar olmayacak, gönderilmezse yaptırımlar olacak.
    – Ayrıca, türk heyeti amerikaya gidiyor, “tamam anlaşma olacak” diye düşünülüyor, dolar düşüyor. Sonra türk heyeti amerikadan dönüyor “anlaşma olmadı” diye düşünülüyor veya açıklanıyor dolar 7 lirayı geçiyor.
    – Yani brunsonu göndermediğimizde “dış güçler” harekete geçiyor ve ekonomimizi zora sokuyor. brunsonu göndermek üzerine anlaşma ihtimali ortaya çıktığında ise “dış güçler” tekrar harekete geçiyor ve ekonomimiz biraz rahatlıyor.
    – Bu “dış güçler”, yapılan toplantıları bizim gibi dışardan izliyor galiba. yoksa doları hep yüksek tutarlar ki pazarlıkta şansları daha da artsın. anlaşma olmayınca daha da yükseltirler böylece istediklerini elde etmeleri daha mümkün olur. Fakat öyle yapmıyorlar. Türk heyeti amerikaya gidince dolar düşüyor. anlaşma olmadığı açıklanınca dolar yükseliyor.
    – Bir de “reis dik dur eğilme, millet seninle” diyoruz ama reis hem brunsonu vermiyor hem de sürekli heyet gönderiyor amerikaya. niye dik durmuyor onu da anlamadım.
    – haklıysak niye amerikayla anlaşmaya çalışıyoruz?
    – haksızsak niye amerikaya dikleniyor gibi yapıyoruz?
    – haklı olsak bile, kıytırık bir “fetöcü ve pkklı ve cia ajanı” için doların 7 tlyi aşmasına ve yarıya yakın fakirleşmemize değer mi? brunson mu yoksa biz mi daha önemliyiz anlamadım.
    – Bir de, fırsat bu fırsat iken, nato üsleri kapatılsın ve natodan çıkalım.

    • Hamza bey , Nato dan çıkmanın maliyeti çok büyük paralar olduğu söyleniyor. NATO , keşke hadi çıkalım deyince çıkılabilen bir organizasyon olsaydı. Ancak benim tahminim (Yanılabilirim) Devletimiz , NATO’dan çıkmayı düşünmüyor , çıkarırsa kendileri çıkarsın diye düşünüyor olabilirler. Maliyetten dolayı . Tabi bu maliyete NATO’ ya girebilmemiz için katıldığımız KORE savaşında verdiğimiz 750 civarında şehidimizin bedeli de hesaba girmiyor , can sıkıcı olan tarafı da bu galiba. Bir FETÖ / PKK / CIA ajanı için ekonomide bu kadar çalkantıya değmez demişsiniz , bu doğru ancak , ABD lilerin elinde de Hakan Atilla var ve adam suçsuz. Onların ise hiç umrunda değil adamın özgürlüğü. O yüzden , kapalı kapılar ardında illa ki görüşmeler olacaktır , heyetler gidecektir. Ancak, şu unutulmamalıdır , TÜRKİYE artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir. Artık ATLANTİK – ABD tarafında bir yerimiz olamaz. Bu açık .

      • Ben suçlu muyum musa bey? Üstelik halkbankta suç olduğu bilinen iş de yapmadım.
        işsiz kalan insanlar suçlu mu? Niye ben bedel ödüyorum? milyonlar niye bedel ödüyor? şu an iş yaptığım 2 tane firma battı. diğer firmalar da ödemelerini yapamıyor. onların suçu ne? Hakan Atilla insan da onlar insan değil mi? Onların çocukları, hastaları, yaşlıları yok mu? onların mideleri yok mu?
        Türk askerlerinin kafasına çuval geçirilirken “bu muzik notası mı?” diye yapılan aşağılamaya hiçbir tepki göstermeyenler hakan atilla için doların fırlamasına neden razılar?
        – Niye hiç merak etmiyorsunuz. gerçekten bunların derdi hakan atilla mı diye?
        – Ben anlamıyorum nasıl mantık yürütüyorsunuz. mantığınızı yanlışlıkla çöp kutusuna mı attınız?
        – Hiç okumadınız mı? abd yargısı ingiliz ve fransız bankalarına da çok büyük cezalar kesti. yanlış hatırlamıyorsam 1 tanesi 8 milyar dolar civarında bir ceza.
        – Onlara da mı savaş açtılar?
        Niye onlar ajan pazarlığı gibi pazarlıklar yapmadı. hiç duydunuz mu ülkeler arasındaki ajan pazarlıklarında bir ülkenin doları fırlatacak şekilde hareket ettiğini?
        – Onlar aptal da biz mi akıllıyız? Onlar yanlış yapmışlar, doğrusunu biz mi yapıyoruz?
        – Üstelik de rıza zarrab olayının hesabını da aslında bizim sormamız gerekiyor. Çünkü türkiyeden irana gıda ihracatı yapabilecekken, bu hakkımız birilerinin cebine rüşvet olarak gitti?
        -Ülkenizi nasıl düşünüyorsunuz?
        – Ülke soyulurken gıkını çıkarma, ülkenin soyulma mekanizmasında yer alan bir kişi için de milyonlar işsiz kalsın, ülke batsın. bu mu vatanseverliğiniz, milliliğiniz?
        – Sizin tuzunuz kuru. mehter dinlersiniz. çevremdeki pekçok insan telefonlarına cevap veremiyor. çünkü alacaklıları arıyor. Çünkü onlar da alacaklarını alamıyor.
        – Evlerinin ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları hiç aklınıza geliyor mu?
        – Şu an ortalama bir çalışanın maaşı 250 dolar civarına düştü.
        – Onların nasıl geçindiği umurunuzda değil de hakan atilla mı umurunuzda?

        • Hocam benim tuzumun kuru olduğu konusunda bir fikir sahibi olmanız çok ilginç. Beni tanımıyorsunuz . Ben iktidarla iş yutmadım . Onların hiç bir çarkı içinde yer almadım. Serbest çalışan ve piyasa şartları ile boğuşan bir mühendisim . Siyaseti kullanarak bugüne kadar hiç bir işim olmadı. Tuzumun kuru olduğuna hangi bilimsel verilerle varabildiniz ? Yani elinizde bir veri yokken böyle bir şeyi gerçek gibi yazmanız çok tuhaf. Mantık çöp kutusuna atılan değil başvurulması gereken bir şey , bence siz de böyle garip yorumlar yaparken satır aralarında saçmalayıp yazıdaki doğru kısımları da berbat etmemek adına çöp kutusuna bakıp mantık ordaysa hala başvurun bence .

          • musa bey, tuzunuzun kuru olmasını sonucuna tavrınız nedeniyle varıyorum.
            – İşsiz kalsanız, evinizin ihtiyaçlarını karşılayamasanız, alacaklılardan kaçmak zorunda kalsanız, işten çıkardığınız elemanınızın acısını görseniz ya da alacaklıların hakaretlerine maruz kalsanız böyle bedavadan konuşmazsınız.
            – Dünyada 1 insan için milyonlarcasının mağdur olduğu başka bir örnek yoktur.
            – Çöpe atmadığınız mantığınız size bunun olamayacağını söylemiyor mu? yoksa siz hiç mantığınızla istişare yapmıyor musunuz?
            – benim mantığım, hakan atillanın kimsenin umurunda olmadığını, türkiyenin de kimsenin umurunda olmadığı, birilerinin aslında kendisini kurtarmaya çalıştığını söylüyor.
            – diğer türlüsü eşyanın tabiatına aykırı. nasil mühendis oldunuz bilemiyorum.
            – Eğer yapılan yorumları okursanız, (buraya yapılandan bahsetmiyorum), amerikada yapılan yorumlar ve haberler ile burdaki kafası çalışan birkaç yazarın yorumlarını, pazarlıkların halkbank için açılan 2 ilave soruşturmanın da gündeme getirilmesi nedeniyle tıkandığını görürsünüz.
            – İngiliz ve fransız bankalarına milyarlarca dolar ceza kesti abd mahkemeleri. hiç gördünüz mü öyle ajan pazarlıklarını?
            – ingiliz ve fransızların “dış güçler” dediğini duydunuz mu?
            Hiç mi birşey görmüyor, okumuyor, düşünmüyorsunuz?

  17. “Rüzgar esmezse buğday samandan ayrılmaz oğul” der büyükler Anadolu’da..
    Yaşadığımız tüm olaylara biraz da bu gözle bakın. Hele bir bekleyip görelim bakalım kim neymiş..

    • Hala da mı öyle diyor o büyükler? “Rüzgar esmezse buğday samandan ayrılmaz” metodu 500 senelik metod! O büyüklerin torunları paraları önceliksiz işlerde carcur ederken ülke bir arpa boyu yol alabildi mi? Elin oğlu kılı kırk yararak parasını, fantezi işlerde israf etmeyerek değil buğdayı, sapını samanından ayıran fabrikalar yaptı, siz olan fabrikaları işi ehline vermeyerek-yolsuzluk/siyasilerin torpil işleriyle önce laçkalaştırdınız. Sonra da satmağa devam ettiniz böylece para ve iş kaynaklarını kuruttunuz. Jiplerde caka satan partizan zenginlerin sayısı artarken ülkenin borçları bir türlü ödenemiyor. Yıllarca yapılan doğru eleştirileri “siz bu tür devlet işlerinden ne anlarsınız” savlarınızla kaale almadınız, şimdi ne hallere düştük. Memlekete daha geçen gün dolar yollattınız şu fakire de… Pişirilen ekonomik milli çorbaya bir dirhem katkımız olsun diye (Bu bir davettir. Yurt dışındakiler de bu günlerde döviz yollasa fena olmaz-ne de olsa herkesin hısım akrabası vardır bu enflasyonlu ortamda. İlerde yollayabileceği dövizi şimdi yollaması önemli. 2 milyon kişi 5000 Avro yollasa 10 milyar eder…):

      ……
      Biz büyük devletiz! istemeden dolar vermeli Corc!
      Milletin vergileriyle nasıl ödensin şimdi o borç?

      Prangaları kesmeğe geliyor, kurtarıcı Katar Emiri,
      Amerikan demiriyle kesecek bizim paslı demiri!….
      ……

  18. Zaferden sonra
    Türkiye, doğudaki sokakları temizleyerek kırk yıllık PKK örgütünü çökertmiştir. Türkiye 15 Temmuz’da, yarım asırlık planı iki saatte bitirmiştir. Türkiye Suriye’deki 4000 silahlı gücü perişan etmiş ve oraya hakim olmuştur. Türkiye Ergenekon ve Balyoz saldırısını çatışmasız sona erdirmiştir. Muzaffer bir durumdadır.
    Zaferden sonra, devletler yendikleri düşmanlarla hesaplaşır ve barış düzenine geçerler. Lozan olmasa biz bugün olur muyduk? Türkiye muzaffer devlet olarak yargılamaları bir hafta içinde bitirmeli. Asacaklarını asmalı, keseceklerini kesmeli ve düşmanları ile dostluk kurmalıdır.
    Evet, düşman yeni darbe hazırlığındadır. Ne var ki muzaffer devletin barışa yanaşmaması, suçluyu, suçsuzu hapishanelere doldurulması, insanları sürekli korku içinde bulundurması, ikinci darbenin önleyicisi değil destekleyicisidir. Hızla uçuruma doğru yol alıyoruz.
    Evet rahibi, Öcalan’ı affetmeli. Gülen de takip edilmemeli.
    Türkiye kaos hali infazı erteleme kararı almalıdır.

  19. Devlerlerı futbol takımlarına benzetiyorum.
    Herkes birbirinden daha çok puan almaya çalışır.
    Puan alamayan takımın kulüp başkanı ;rakıp takıplar insafsizca gol atıyorlar .
    Hakemler taraf tutuyor.
    Bazı oyuncularımız maçı satmiş.
    Defansımız çok iyi ama karşı takımın forvet oyuncuları çok gol atmak istiyor.
    Seyırcı düşünmezmi;hertakım rakıbınden öne geçmek ister buna müsade eden takım görevini aksatıyor diye.
    MAĞLUP TAKIMIN GALİP TAKIMDAN FAZLA EKSİKLERİ VARDIR.
    KÜME DÜŞEN TAKIM ,FUTBOLCU DEĞİŞTİRİR OLMADI İSE ANTRÖNER DEĞİŞTİRİR, O DA OLMAZSA KÜLUP BAŞKANI NI DEĞİŞTİRİR.SEYIRCININ BÖYLE İSTEMESI DOĞRU OLAN DEĞİL Mİ?

  20. A.Haydar Haksal’ın yazısından alıntı.
    Sosyal medya günümüz insanının ve döneminin aynası. Oraya bakılınca neyin ne olduğu görülür. Sağlıklı bir düşünüş ortamı yok. Sıradan, basit, anlamsız çıkışlar. İnsanlar ancak buralarda veya başka ortamlarda varlıklarını ancak böyle gösterebiliyorlar. Etkisiz. Ayrıca artık hiçbir karşılığı olmayan kritik dönemlerde birbirinin benzeri sonuçsuz çıkışlar yaşanageliyor. Hep aynı dil, üslup ve yaklaşım.

    Müslüman entelektüeller, düşünme alanlarını çoktan terk etti. İktidarın olanaklarından yararlanma adına hakikat çizgisini bıraktılar. Dalgalara kapıldılar ya da duygu dalgaları oluşturdular. Onlar günlük ve geçici olanı tercih ettiler. Bu durumda toplumun sağlıklı düşünen kanalları tıkandı. Aydınlar yol gösterici olmaktan çok yolun duygusal alanlarına kapıldılar. Bu da insanların genel anlamda tercih yapmasını tıkadı seçeneksiz bıraktı. Çıkar ve duygunun baskınlığı içinde yittiler. Böyle bir durumda en kritik dönemlerde sağlıklı düşünüş ortamı oluşmadı. Savrulma bir bütün .
    Duygusal bir milletiz. Her an ve durumu istediğimiz zaman bir aşka dönüştürebiliyoruz. Aşırılıkları olsa da bu böyledir. Bundan vazgeçilemiyor hiçbir zaman. Soğukkanlılığı bilemiyoruz. Yapımızdan mıdır, müslüman milletinin aşırı teslimiyet ve bağlılığından mıdır? Yabancı düşünüşlüler ya da zihniyetler de Müslümanların bu yönünü istedikleri gibi kendilerine dönüştürebiliyorlar. Liberalizmin, sekularizmin ve hatta kapitalizmin Müslümanlar tarafından bu kadar içselleştirilmesi başka nasıl izah edilebilir? Sosyalizme bağlılık da böyle, hiç birinde farklı olmuyor. Âdeta cihat ruhuyla bulunulan düşünceye bağlanılıyor ve ondan vazgeçilemiyor.

    Müslümanların düşünce kanallarının ya da kaynaklarının önünün tıkanması, üstünün örtülmesi başka nasıl izah olunabilir?

    Müslüman aydın tez üretmek zorunda. Karşı düşüncelere tepki vermek bir çözüm değil. Sorular ve sorunlar var, bunlara karşılı verecek, çözüm üretecek girişimler olmayınca çabaların hiçbir anlamı olmaz.

    Slogan üretmek reklâmcıların işi. Onlar kolaycılıktan yana. Pratiktirler, günübirliktirler, çıkarcıdırlar ve anlık düşünürler. Gelecek duygusu onlar için hiç de önemli değil. Nasılsa yeni bir dönemde yeni koşullara göre yeni sloganlar üretilebilir.

    Toplumumuz çıkmazı daracık çemberin içine sıkışması. Hemen her dönem aynısını yinelemesi. Yeni bir şey ortaya koyamaması. Sorunlar dönemsel olarak geçince eski yerine geçmesi kaçınılmaz oluyor. Değişen hiçbir şey olmuyor. Müslümanların asıl sorunu da bu.

  21. BÜYÜK SORUNLARI GİZLEME SANATI.
    AYSBERGİN GÖRÜNEN KISMININ YANILTICILIĞI TITANIC BATINCA ANLAŞILMASIN.
    Burada gizlenmeye çalışılan büyük meseleler var.
    Dünya globallaşmeyle yeni bir yöne evrilıyor.
    Yen dünya düzeni eskiden imtiyazlı olanları şimdi zora sokmaya başladı.
    İşler tersine döndü.
    Dün işine gelen durum bugün aleyhte işlemeye başladı.
    Sıkıntı burada.
    KAĞİTLAR YENİDEN KARILACAK.
    Bugünleri hasaplayamayanlar zorda.
    Ekonomilerı darboğaza sokanlar yanlış işler yaptım demezler.
    İşin esasını gözden kaçırma sanatı günah keçisi aramak.
    Aranan keçi bir şekilde bulunur.
    Herkes keçinin peşine düşmüştür.
    Vatandaş keçiyi veya sahibını cezalandırınca sorunların çözüleceğini sanır.
    Matematik ve fen ilmiyle arası iyi olmayan halk yüzyıllarca böyle işler sarpa sarılanlarca hedef gösterilen keçilerin peşine salınır.
    Keçi ormana kaçtığında vatandaş ormanı yakarsa o yer şiddetli bir yağmurda sele gidebilir.
    Sonun da bütün kabahatlerin yüklendiği keçi cezalandırılırken korkarım halk esas suçluları unutup kendini sürekli cezalandıran duruma düşmez.
    SORUMLU OLANLAR YAPILAN İYİ ŞEYLERE SAHİP ÇIKIP KÖTÜ OLANLARIN SEBEBİ OLARAK BAŞKALARINI GÖSTERİRSE HALKTA BÖYLE ZANNEDERSE BİZ DAHA ÇOK GÜNAH KEÇİLERİ KOVALARIZ.

  22. Pastör Brunson özelinde yaşadığımız bu ekonomik krizin maliyet hesabı çıkarıldı mı hiç acaba?..siyasi maliyetinin ölçülebilirliği zor ve net olamayacağından bu zor belki, ama halkın yaşamını olumsuz etkileyen ekonomik yansımalarının ve kaybettiğimiz maddi değerin -yabancı ellere transferi gerçekleşen sermayenin- büyüklüğü nedir?..bilen var mı?

    Mesela 400 milyar doları aşkın dış borcumuzun yaşananlardan dolayı yeniden değerlendirme hesabıyla artısı % bilmem kaç olmuştur gibi bir hesap sonucu var mıdır ortada…Yada, görünürde Dolar cinsinden borcumuz sabittir ama devalüasyondan dolayı bunu bir birim mal veya emek yerine bir buçuk birim mal veya emek ile karşılayabiliriz, şimdilik denebilir mi? Böyleyse bu yüzde 50 artış demektir ki 400 milyar Dolar civarı dış borç miktarı gerçekte 600 milyar Dolar civarında geziniyor demektir. Müthiş bir borç miktarı ve müthiş bir ”yeniden değerleme” oranıyla(!) transferi sağlanan emek ve mal miktarı.

    Bu hal atarak devam ederken, bunu hafifletecek ve etkilerini ortadan kaldıracak hamasi ve milli-dini söylemlerin haricinde -ki bu bile olumsuzluğu arttıran bir eylem gibi duruyor- henüz yapabildiğimiz bir şey yok.

    Hazırlıksız mı yakalandık acaba diye düşünürken, ekonomistlerin, tehlikenin ayak seslerini fısıldamalarının yanında ve en azından Varlık Fonu Yasası çıkarıldığında ve benzer tedbirler alındığında da idarenin bundan haberi var ve biliyordu kanaati hasıl oluyor.

    Bu kanaatle devam edenlerin aklına takılan soru da şu oluyor: Mal ve emeğin başka ellere transferinin gerçekleştiği bu hengamda milli-dini ve hamasi söylemlerle bir bardak (deniz) suda koparılan bu fırtına da neyin nesidir? Buna rağmen mali ve parasal değer transferi hala devam ediyor! Fırtına, eldeki ”kıymetin” kayıp giderken çıkardığı gürültülü sesi bir nebze olsun perdelemek için mi?

    Necip Güven beyin ”bu badire de atlatıldıktan sonra…” ifadesine: Badirenin bıraktığı enkazı, öyle yada böyle tartışmak kaçınılmaz olacaktır. Bu neye yarar ki?

    • Hasan bey her badire, her musibet sonrasında tabii ki bir hesap çıkartılır ve bir ders alınır, sebepleri ve sorumluları araştırılır. Ama bu sonraki iştir. Önce yangın söndürülür, herkes elbirliğiyle buna uğraşır, söndürme ve soğutma çalışmalarından sonra sebep ve sorumlu aranır. Sebep ve sorumlu araştırma bahanesiyle yangınla mücadeleden kaçınmak farklı bir pozisyondur.

  23. Çok makul ve yerinde bir değerlendirme olmuş. Ahmet. Ağcakulu’nun yazısı ile birleştirince problem daha da net anlaşılıyor. Dilerim kısa sürede herkes anlar da yarınlar güzel olur.

  24. Çok merak ediyorum, bu badire de bir şekilde atlatıldıktan sonra, bu yaşadıklarımıza da tiyatro, kontrollü kriz, danışıklı dövüş, Erdoğanın tezgahı, haberi vardı ve benzeri kulplar takan olacak mı acaba?

    • methiş bir gelişme necip güven. seni takdir ediyorum.
      -merak etmeye başlamışın. Bu insanlık için ufak, ama senin gelişimin açısından çoook büyük bir adım.
      Sana yardımcı olmaya çalışacağım.
      – Öncelikle hangi badire? ekonominin artık yolun sonuna gelmesi mi yoksa brunsonu vermediğimiz için amerika ile ortaya çıkan kriz ve amerikanın yaptırımları gündeme getirmesini mi kastediyorsun?
      – çünkü 2si ayrı olaylar.
      – Eğer bu badireden kastın, tarımda kendi kendine yeten dünyadaki 7 ülkeden biri iken saman ithal eder duruma gelmemiz ise, durumu sen biliyokrsun. “Valla bile abi, erdoğanın haberi yoktu bütün suç kılıçdaroğlunun. kurana el basarım. Yalan söylüyorsum Allah beni yaksın” diye yemin et, sana inanmayan kafirdir.
      – Yok eğer kastın, rahip brunsonu 3 tane gizli tanığın ifadeleri ile tutuklayıp yaklaşık 1 yıl sonra iddianame hazırlayıp, sonra da ev hapsine almamız nedeniyle amerikanın brunson bırakılmadığı için yaptırım uygulaması ise, yine “Valla bile abi, erdoğanın haberi yoktu bütün suç kılıçdaroğlunun. kurana el basarım. Yalan söylüyorsum Allah beni yaksın” diye yemin et, sana inanmayan kafirdir.
      – Yok benim merak edemediğim ve düşünemediğim başka bir badire varsa, o badirenin ne olduğunu yaz ve yine “Valla bile abi, erdoğanın haberi yoktu bütün suç kılıçdaroğlunun. kurana el basarım. Yalan söylüyorsum Allah beni yaksın” diye yemin et, sana inanmayan yine kafirdir.
      Bak çarpılırsın ama. baştan söyleyim.
      – Bir de, yalan söylemiyeceğin için, “yalan söylüyorsan Allah senin belanı versin” dediğimde gücenmiyeceğinden de eminim. üç kuruş için, yalan dünyada, yanlış olduğunu bildiğin şeyleri savunacak kadar düşmezsin biliyorum.

    • Chp milletvekili kulpu takmış bile haberimiz yokmuş:))

      @aykuterdogdu
      13 Ağu
      Ekonomi batıyordu…
      Acı reçete kaçınılmazdı…
      KUSURSUZ BİR PLAN YAPILDI…
      TRUMP…
      Trump yüzünden vergiler artacak!!!
      Trump yüzünden zamlar yağacak!!!
      Trump yüzünden ücretler düşecek!!!
      Trump yüzünden işsizlik artacak!!!
      YENİ KILIF TRUMP…

  25. Rahip, misyonerlik faaliyetlerinden dolayı değil, Fetö ile irtibatından dolayı tutuklu şu an. Bunu bildiğiniz halde yazınızda gizleyerek ,tutuklama sebebini çarpıtmanız yakışıyor mu size. Bu kadar delile ve itirafa rağmen. Yazılarınızı 22 yıldır , bazı kısa dönemler hariç takip ediyorum. Hiç bu kadar taraflı ve çarpıtmalarla dolu yazılarınıza tanık olmamıştım. Benim için görüşleri en değerli yazardınız. Şimdi taniyamiyorum sizi.

  26. Yazının ana fikrini aynen katılıyorum.Bir hususta itirazım var.Müslüman sayısı Doğum oranı yüksek olduğu için artıyor.yoksa diğer din mensupları tarafından en az tercih edilen din islam.(özellikle hıristiyan doğan ama inancını kaybedenler ateist deist vb oluyor Budizm’e new age dinlere yöneliyor ama islama yönelmiyor.)Son iki yılımı dünyayı gezerek geçirdim gözlemlerimi okuduğum raporlarla makalelerle çekettim.Bence mensupları tarafından en çok terkedilen ve başka bir dine geçilen din islam.(Türkler dışında)Dünyanın her yerinde azınlık olan göçmen müslümanlar,iyi eğitim almış müslümanlar islamdan hristiyanlığa ( çok büyük oranda Protestanlığa geçiyor)
    Size bazı örnekler vermek isterim.
    1-ab ye göçen Afrika kökenlilere suriyelilere kosovalılara Arnavut’lara özellikle ingilteredeki hind kökenlilere ve fransadaki kuzey afrikalıların iyi eğitimlilerine bakın bunu göreceksiniz.
    2-Özellikle abd ye iltica etmiş İran kökenlilere bakın dedeler müslüman torunlar ya inançsız ya hristiyan.Özellikle yabancı evlilik yapanlar
    3-Afrika’da bazı ülkelerde çok hızlı hristiyanlaşma süreci yaşanıyor.çad,Nijerya en bariz örnekler.doğumla müslüman sayısı bazı ülkelerde oranı artıyor ama iyi eğitimli olanların bir kısmı hristiyan oluyor.
    4-Hemen yanıbaşımızdan bir örnek vereceğim.Gürcistan.Acarya bölgesi.1992 de nüfusun % 70 i müslüman % 30 hristiyanken bugün oranlar tam ters.müslüman dede nine hristiyan anne baba ve torun en çok göreceğiniz şey.Kiliselerde her gün vaftiz törenleri var.Özellikle şakaşvili döneminde misyonerler daha etkiliymiş şimdi biraz sınırlandırılmış aynı durum bu kadar olmasa da Abhazya Osetya ve merkez bölgelerde de var.
    Müslümanların çok çocuk yapması bizi çok yanıltıyor.Yüzyıl önceden başlayarak özellikle Lübnan’dan yüzbinlerce Arap latin Amerika’ya göçmüş ( ciddi kısmı müslümanmış) bugün torunlarının belki % 20 si müslümandır.ninem müslümandı diyen o kadar çok Arap kökenliye denk geldim ki.Dernekleri var çoğu sınırlıda olsa Arapça biliyor mutfaklarını korumuşlar çift isimli olanlar var ama özellikle yabancı evlilik yapanlar ve çocukları hristiyan olmuş.

    • Ben de bizimkilerden kendilerine Atatürkçü’yüm diyenlerden bu duruma düşenlere rastladım. Mesele, dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor. Çokçası “ezberci” müslümanlar. Bırakın dışarda kaybolanları. İçerdekiler de kayba doğru epey yol katetmiş durumdalar. Yazıda dikkati çeken diğerleri arasında “Türkler dışında” parantezi ki bununla eğitimsiz oldukları için mi Hristiyan olamadıkları belirtilmeğe çalışılıyor pek belli değil. Umarız, eğitimli oldukları için Hristiyan olmadıkları ifade edilmek isteniyordur. Öyleyse, yine de bir umuttur var diyelim… İyi örnek olmak lazım, bu iş aklı başında her Müslümanın zaten vazifesi, ama gel de anlat. Kötü trendleri tersine çevirmek için usulün ne olması gerektiği konusunda kafalar karışık. Önce bu konunun Kuran’a dayalı olarak ortaya konması lazım…. Toplumda pek değişiklik olmadığına göre Diyanet ve çeşit çeşit Cemaatler ayrı ayrı tellerden çalıyorlar herhalde…

    • Allah hidayet versin diyelim hocam. Eğitim arttıkça insanlar Hristiyan oluyor tezi genel anlamda doğru bir önerme değil ve tartışmalı. Birtakım müslümanlar arasında bu tez belki geçerli olabilir ama bu kesimin sadece kağıt üstünde müslüman olduğu unutulmamalıdır. Yani insan zaten müslüman gibi yaşamıyorsa elbet Latin Amerikaya veya İslamın yaşanmadığı bir topluluğun içerisine karıştığında , oradaki yaşayıştan etkilenip entegre olma eğiliminde olacaktır. Aslında eğitimle ilgili olarak da Hristiyanlar arasında tam tersi bir durum var. Avrupada Ateizm ve Deizm artıyor. Yani özellikle gençler Hristiyanlığı benimsemiyorlar. Bunu Almanyada Müşahade ettim. Bir kilisede gözlem yapmak amacıyla Pazar ayinine katıldım ve kilise müdavimlerinin çoğunluğunun yaşlılardan oluştuğunu gözlemledim.Hatta kilise girişinde bir yaşlı Alman beni sevgiyle karşılamişti.(O zamanlar 26 yaşındaydım , belki de bir genci kilisede görmek onu çok mutluetmişti.) Sizin bu teziniz CHP liler açısından da ilginç sonuçlar verebilir. Genelde eğitimli olan Türkiyedeki CHP lilerin de Hristiyan olma eğilimleri ve Hristiyan oldukları iddiası da gündeme gelebilir mazallah. Tartışma garip yerlere gidebilir yani . Ama bugüne kadar benim gözlemlerime göre eğer insanlara zararı dokunmayacak ideal bir insan olmaksa hedef , insanların müslüman olmasından önce AHLAKLI olması gereğini yıllardır üzülerek müşahade ediyorum.Çünkü insan müslümansa AHLAKLI da olması gereği apaçık. Keşke müslümanlar ahlak problemini çözebilselerdi. ” Elhamdülillah müslümanız ” yetmez , ” Elhamdülillah ahlaklı müslümanlarız ” kavramının tatbikata geçmesi en acil değişim gereklerimizden biri. Ancak tezatlıklar dini Hristiyanlığın , akıl sahibi , eğitimli insanlar arasında yayılma ihtimali yook denecek kadar az. Ancak Afrika gibi fakir ülkelerde başarılı olabiliyor misyonerler. Artık devletimizin girişimleriyle bunun da önü alınmaya çalışılıyor.

    • O bahsettiklerinizin adi Müslüman idi kendileri değil.
      İranlılara gelince.Afrikali,Afkanlı ve diğer ülkelerın Şiileri İranlılari Camilerine koymiyorlar Tıpkı Sudi Arapistanin İsmaili Şialarini nasıl Hac için Arapistana sokmadığı gibi.
      Iranin tarihçesine baktığınız zaman Sünni olan halik sırf Osmanlidaki Türkmen Alevileri Devlete karşı kiışkırtip onları yok ettirbilmek için yaptığı bir messep değişikliği fakat Şirklerle dolu.
      ABD de her hafta Cumadan sonra hemen hemen her camide Bir kaç tane diğer inançlardan Müsluman olanların sayisi her geçen gün artarak devam ediyor.
      İstersenuz How Bible made mi Müslüm yazin Yuşa ve Yusuf Estetin hayat hikayelerini kendilerinden dinleyin.

  27. Trumpin burada hergün bir sikandali ortaya çıkiyor.
    Bugunde Omarosa Manigault Newman,
    Geçen yıl Trumpin işden attığı zenci kadın.
    hem ış hakkını fes edildiği haberini veren adamın hemde İşten atıldıktan sonra Trumpla telefon konuşmasını sesini kayıd etmiş.
    Şimdi kadının Beyaz Sarayda nelerin döndüğünü anlatan hatıralari piyasaya çıkartmak çiftkitabbi piyasaya çikti.
    Trumpi bunlarin seçim arifesinde ortaya çıkması iyice çıldırttı.
    Başka bir bahane bulununcaya kadar Türkiyeyi biraz daha kullanır.
    .

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here