Savaştan en az zararla çıkabilmek için önce savaşın mantığını anlamak gerekiyor…

45

Türk Lirası’nın (TL) yabancı paralar karşısındaki değerini bir çırpıda yarı yarıya kaybetmesinin nesnel ekonomik sebeplerinin bulunmadığını fark etmek için ekonomi uzmanı veya bir büyük bankanın yöneticisi olmamız gerekmiyor.

Realite ortada: Alınmaya çalışılan tedbirlere rağmen TL üzerindeki baskılar ve ekonominin ısısı azalmıyor; hemen her gün bir miktar daha değer kaybı yaşıyor paramız, ekonomi daha da zora giriyor.

Görünen köy kılavuz istemez: ABD kendine özel sebeplerle Türkiye’ye zarar vermek istiyor; bunu da ekonomi üzerinden gerçekleştirmek niyetinde ve elinden ne gelirse yapıyor. Türk siyaseti ve ekonomi yönetiminin durumu değiştirmek için attığı her adımı geçersiz kılmayı amaçlayan karşı hamleler Washington’dan geliyor.

Dün de yeni bir hamle yaşandı: Donald Trump, Pentagon bütçesini onaylarken Kongre’nin getirdiği F-35 jetlerinin Türkiye’ye teslimini askıya almayı öngören kısıtlayıcı düzenlemeyi de onaylamış oldu.

Üretimi biten jetlerin eğitim süreci devam ettiği, diğerleri de henüz üretilmediği için sembolik bir tavır bu. Ancak yine de bir tavır: ABD geçmişi 1950’li yılların başlarına dayanan, Afganistan, Irak ve Suriye’de halen devam eden Türkiye ile ‘silah arkadaşlığı’nı tanımıyor artık…

Belli ki, Türkiye’de var olan ekonomik sıkıntıları büyütmesi amaçlı bir girişim bu.

Yeni başka girişimlerin de gelmesi beklenebilir.

Bu bir ‘kur savaşı’ ve bunu anlamak şart

ABD’nin ‘kur savaşı’ ile hedef seçilen ülkelerin ekonomilerine zarar verme konusunda hazırlıklı olduğu anlaşılıyor.

Dün de yazdım: 2000’li yılların ortalarından itibaren, Wall Street‘ten ve akademik dünyadan alınan kadro desteğiyle, gerekli görüldüğünde silah yerine ekonomik enstrümanlar kullanılarak ülkeleri dize getirme yönünde neler yapılabileceğine dair çalışmalar yapılmış Amerika’da. O çalışmalara katılan James Rickards‘ın ‘Kur Savaşları’ adıyla Türkçeye de çevrilmiş kitabı o hazırlığı ayrıntılı biçimde aktarıyor.

Türkiye ise hazırlıksız. Daha doğrusu, ‘müttefik’ bildiği Washington’dan böylesine farklı bir ‘savaş’ mantığıyla karşılaşacağını hiç düşünmediğini belli ediyor Ankara. Karşıdan gelen her yeni hamle bu sebeple hedefine ulaşıyor.

Normal bir ortamda şimdilerde alınan tedbirlerle kurun ateşinin düşürülmesi ve zararın hafifçe atlatılması mümkündü; ancak karşı taraf olaya bir ‘savaş’ mantığıyla yaklaştığı ve bu konuda hazırlıklı da bulunduğu için, beklenen sonuç bir türlü alınamıyor.

Bazıları tedbirleri yetersiz, bazıları da vakitsiz buluyor, zamanında ve korkusuzca yapılsa sonuç alınabilecekken işlevsiz kaldıklarını ileri sürüyor.

Doğru olabilir tabii, ama ben yine de şüpheliyim.

Yetkili ağızlar bir savaşa maruz kalındığını her vesileyle ifade ediyor, ancak durum gereği gibi değerlendirilip en etkili yöntemlere başvurarak belayı baştan savmanın yolunun arandığı hissi etrafa verilemiyor.

Her yeni zarar verme amaçlı girişim bu yüzden başarılı oluyor.

Yastık altı Dolarları bozdurmaya zorlamayla veya sevenlerin Dolar karşıtı eylemleriyle sorunun üstesinden gelinemeyeceği, tersine, bu yoldaki adımların, TL üzerindeki baskılar ve kur ateşinin devamı halinde, var olduğu kadarıyla güveni zedeleyeceği de mutlaka hesaba katılmalı.

Ekonomik yöntemler belli, peki ya siyasi yöntemler?

Uzmanlar normal zamanlarda sarsılan ekonomiyi düştüğü darboğazdan çıkarmak için neler yapılması gerektiğini yetkin bir biçimde anlatıyorlar. Uzmanlar arasında bugünleri bir -hatta iki- yıl önceden öngörüp uyaranlar bile var.

Piyasalara güven vermek birinci derecede önemli. Güveni sarsan unsurları ortadan kaldırmakla işe başlamak şart.

Konuşmak yerine icraat daha önemli.

Görevini ‘her icraatı övmek, her muhalif bilineni yok etmek’ olarak tanımlamış tiplerin şu aşamada kendi cephelerine daha da fazla zarar vermekte olduğunu fark etmeli iktidar partisi. Muhalif seslere kulak vermeye başlansa iyi olacak.

Radikal siyasi tedbirlere de başvurulmalı.

Düşmanlık gösterenleri azaltmak, dostları çoğaltmak da bir başka yöntem.

Tabii, dostlarını daha da artırabilmek için, demokrasi, hak ve özgürlükler ile hukuk devleti konularında var olan zaafları ortadan kaldırmak da gerekiyor.

Bizde şimdilik yalnızca ekonomik tedbirler gündemde. Bunların yeterli olmadığı görülürse, herhalde ancak o noktaya varıldıktan sonra, daha etkili karşı hamleler de gelecektir.

Umarım daha fazla gecikilmez.

ΩΩΩΩ

45 YORUMLAR

  1. Fehmi Bey’e Steve Cook’un Foreign Policy’de çıkan yazısını ve NY Times’da krizi taa 2011’de öngören bir ekonomistle ilgili yazıyı okumasını tavsiye ederim. Türkiye ekonomik krizi bir savaşa döndürdüğü sürece krizin gerçek sebeplerini, ekonominin geçtiği darboğazı anlayamayacak. Doların gerçek değerinin daha yüksek olduğu, enflasyonun artacağı, dış borçların ödenemez hale geleceği en az iki yıldan beri konuşuluyor. Erdoğan’ın taktiği gümbür gümbür gelen ekonomik krizi seferberlik psikolojisi ile atlatıp kendi iktidarını en az yıpranmayla sürdürmek. Erdoğan da ekonomistleri de krizin gelmekte olduğunu biliyordu. Trump’ın yaptırımları Erdoğan’a normalde çok zorlanacağı bir söylem kazandırdı. Anlaşılan o ki Fehmi bey çatlak ses olmak istemiyor.

  2. Olağan üstü günler den geçiyoruz. büyük bir devailosyonla karşılaştık paramız eridi. iktidar cephesi ile yeterince yorum yapılmış. Bende muhalefet cephesini analiz etmek istiyorum. Anamuhalefet 2002 yılından beri mecliste bir türlü sinerji yaratamadı. 15 yıldır çağdaş ülkenin özgün şartlarına uygun bir eğitim ve ekonomik model ortaya konmalıydı. Siyasetin tıkandığı noktalar da gerçekçi bir yol hartası ülkenin önün ü açabilirdi.Toplumsal sorunsallarda elimiz daha kuvvetli olabilrdi aynı kisirligı diğer muhalefet partilerindede görüyoruz.Açıklanan 15 maddelik listenin günübirlik hazırlanmış olduğu anlaşılıyor.15 yılda hergün bir tuğla konsa alternatif grçekçi çözümlerimiz olurdu

    • zaman gecmis ancak tarihe not dusmek icin size ek katkida bulunacagim. yazdiklariniz dogru ama eksik. ulkemizde akpye ve rteye gercek bir alternatif cikmamasi icin her turlu istihbarat onleme kaydirma ve numaralar yapildi yapiliyor. bu ortamda muhalefet olmamasi normal degilmi. cok uzaga gitmeye gerek yok 24 haziranda a.gul engellendi o gece adaylar ortaliktan kayboldu chp secim merkezi coktu …

  3. Trump ve Erdoğanın boğazlarına kadar bulaştikları sorunlarını kapatmak için DÜNYA ekonomisini çökertmeyi göze alarak danışıklı dövüşlerini sürdüremiyecekleri sinyalları gelmeye başladı. Buda gene AB ve ABD deki duyarli ve dürüst ekonomistler ve gazeteciler tarafında hallolacağa benziyor.

    Gelelim kendini MÜSLÜMAN olarak kbul edelerin yaşamında İslam Anayasısını anlama kabiliyeti varmi yokm! Ona bir bakalım.
    Buraya yorum yazanlardan bazıları sanki evde oturmuş sohbet ediyorlar.
    Birkerce sizler KUR’ANI Kerimden başka inançlara ait Ayetler verdiğinız zaman, yani içinizdeki KİN ve “NEFRETLERI KAMUYA AIT ALANLARDA” yazip söylediğiniz zaman gene Onun Pan Zehiri ola “KUR’AN İ KERIMDEKI AYETLERIDE YANINA EKLEYINKI” Diğer Insançlardan olan KOMŞULARINIZI ve TC VATANDAŞLARINI hem incitmemiş hemde kendinize karşı de onlarin saygısını kazanmış olasınız.AYET İSMLERI VE NUMARALARINI UNUTTUM,
    fakat Yüce kitabimizdaki şu tavsiyeyi hic unutmam başka inançlara hakaret etmeki onlarda senin dinine hakaret etmesinler. Komşuluk hakkınide yazmama gerek yok, herkes biliyor.
    Birde TC Hiç kimseni babasının mali değil.
    Bunu o yobaz ve islamci kafanıza iyice sokun.
    Ben yazilarini okumadiğım şahisla isim değiştırerek bana hakaret ettiklerini zannediyorlar, bazilaride TC nin sahibi sirf kendileri gibi cahillerden oluştuguna inandiklari için TERÖRİST VATAN HAINI ipine sariliyorlar.
    Sizin gibi vatan sever olmaktansa” Faruk Gergerlioğlu” gibi olmayi tercih ederim. Çünkü sizin Şahinız onun elene su dokemez..
    Bunuda o kafaniza yazınki unutmiyasiniz.

  4. 16 YILDA SERVETİNİ 4 MİSLİ BÜYÜTEN TÜSİAD DAN SES ÇIKMIYOR…
    yOKSA OPERASYONUN ORTAKLARIMI..? FEHMI BEYDEN RİCAM ŞİŞMANKEDİLRLE İLGİLİ
    BİLGİLENDİRMELERİ.

  5. Erdoğan, ekonominin gidişatı konusunda olumsuz haber yayanların, piyasalara yönelik güvensizliği kışkırtan yorum ve analizlerde bulunanların vatana ihanet suçu işlediklerini söylemişti. Bugün, Karar Gazetesi yazarlarının köşe yazılarının altındaki yorum bölümü kaldırılmış görünüyor. Artık gazete okurları yazarların yazıları altına yorum giremeyecekler. Daha önce, cezaevindeki suç örgütü liderinin isim vererek kellesini istediği iki yazarını (Elif Çakır ve Etyen Mahçupyan) kurban vermişti Karar Gazetesi. Belli ki, üzerlerinde çiddi bir tehdit var, gazete yöneticileri tedirginler.

    Fehmi Bey’in günlük yazılarının altına yorum girme olanağımız devam eder mi, kestirmek güç. Bizim yorumda bulunma olanağımızın kaybolması önemsenecek bir şey değil; dilerim, F. Koru günlük yazılarını sorunsuz devam ettirebilir, önemli olan bu.

    Türkiye’nin siyasal yaşantısının bugünden sonra ne şekilde devam edeceğini kestirmek çok güç değil. 15 Temmuz Darbe girişimini araçsallaştırdı Erdoğan. Her türlü muhalefeti “Bu FETÖ’ye destek anlamına gelir!” suçlamasıyla bastırmanın, seçimlerde seçmen kitlesini bir arada tutmanın etkili bir aracı olarak kullandı.

    Benzeri stratejik siyaset oyununu bu kez “ABD bize ekonomik savaş başlattı. Bugün milli ve vatansever olmanın ölçütü, başkanlığımı ve onun izlediği ekonomik siyasal programları eleştirmek değil, Amerikan emperyalizmine karşı benim yanında yer almaktır” söylemi etrafında biçimlendirecek görünüyor. Muhtemelen “FETÖ işbirlikçisi”, “PKK işbirlikçisi” ikilisinin yanına “ekonomik terörizmin işbirlikçisi” olarak üçüncü bir kategori eklenecek.

    Yorum sayfalarındaki muhalif ya da yandaş sözlerimizin, açıklama ya da iddialarımızın anlamının giderek azaldığı bir dönemdeyiz. Kaldı ki, girdiğimiz yorum metinleri, esas olarak, burda benim gibi neredeyse gündelik olarak yazan sınırlı sayıdaki insanın karşılıklı söz düellosu gibi seyrediyor; yazarın kalitesi ile yorum bölümünün kalitesi arasındaki makas açıldıkça açılıyor.

    Her ülkenin olduğu gibi, Türkiye’nin yazgısını nihai olarak belirleyecek olan, kendisine “halk” dediğimiz yığınlar. Hamasete ve zihinsel manipülasyona pirim vererek “emperyalizme karşı milli kurtuluş mücadelesi” retoriği aracılığıyla duygusal bir tatmin duygusunu mu önceleyecek; yoksa, hem ülkesi, hem de kendi çocuklarının geleceğini kaygı edinerek, bu başarısız iktidarı gönderip yerine kendi içinden yeni bir kitle partisi çıkararak ülkemizin ekonomik toplumsal sorunlarını çözmeye mi girişecek? Bunu bugünden bilemiyoruz.

    Benim, kendi çapımdaki siyasal-sosyolojik tarih bilgime, gözlem ve sezgilerime dayanarak söyleyebileceğim, bunlardan ikincisinin olacağı. Elbette ki bütünüyle yanılıyor olabilirim. Türkiye, en temel sorunlarını çözemeyip baskıyla, her türlü bilgi akışının engellendiği, tipik olarak az gelişmiş ülkelere özgü otoriter bir rejime daha fazla savrularak da heba edebilir önündeki 5 yılı. Bu, pekala mümkün. Venezüella, Küba, Kuzey Kore, İran’dan, onyıllarca Baas rejimleri altında yönetilmiş olan Irak ve Suriye’ye, oradan İslam dünyasındaki sultanlık ve emirliklere kadar, bunun pekala mümkün olduğunu açıkça gösteren yeterince örnek var.

    Fehmi Koru gibi bu ülkenin gerçek aydınlarına ihtiyaç, halkın ezici çoğunluğunun artık kendisine sürekli işsizlik, yoksulluk ve adaletsizlik olarak dönen hamasetle yol alınamayacağı gerçeğini kavradığında ortaya çıkacak.

    Buradaki yorum sayfaları, bana biri Ankaralı iki dost kazandırmış görünüyor. Bu değerli bir kazanç benim için.

    Bize, Batı’da imparatorluklar çağından çıkıldığı, “ulus-devlet” diye yeni bir ekonomik-siyasal örgütlenme modeline geçildiği yıllarda ortaya çıkmış, Batı’nın toplumsal evriminin bir hediyesi olan “milliyetçilik” zehirinin Türkiye’deki kökleşmiş geleneği olan sağ-milliyetçiliğin ve dindar düşmanı seküler-ulusalcılığın ilkelliğinden ve ona eşlik eden hamasetten tiksinti duyan bir insanım (her ikisi de Batı düşmanlığında yarışan bu iki ideolojik geleneğin her birinin kendisini tamamen bir Batı ürünü olan milliyetçilik üzerine inşa etmiş olması da hayatın bir ironisi). Umudum ve iyimserliğim, bu ülkede yaşayan dindarlarımızdı. Bu ülkeyi, yazgısı gibi görünen yoksulluktan, adaletsizlikten, hürriyetsizlikten kurtarabilecek yegane sosyolojik güç olarak dindarlara umut bağladım. Kimi zaman bu yorum sayfalarında yazan, hiç görüp tanımadığım, muhtemelen de biri dışında hiç görüp tanımayacağım H.K. gibi yorumcu arkadaşlar, benim umudumun yersiz olmadığına, umudumun bir karşılığı olduğuna yönelik bana iyimserlik ve güç veren bir işaret oldular. Onların varlığından güç devşiriyorum.

    Erdoğan, Muharrem İnce, Akşener, Devlet Bahçeli. . . Bütün bunlar ve bunların temsil ettikleri ilkel, manipülatif, çağdışı, faydacı siyaset gelenekleri ve o geleneklere eşlik eden hamasetçi retorik, bu topraklarda yaşayan tüm insanların önündeki en büyük engel. Sağ-milliyetçilik, otoriter seküler ulusalcılık yıkılıp tarihe karışmalı ülkemizde. Yegane gerçekçi umut, H.K. rumuzuyla yazan yorumcunun iki sözüğünde ifadesini kazanıyor: İman-Akıl Sentezi.

    Dindarların bu ülkeyi daha kurulduğundan itibaren zehirleyen sağ-milliyetçi, seküler-ulusalcı ilkel siyaset geleneklerini yıkarak İman-Akıl Sentezi temelinde ülkemizi yeniden inşa edeceği günlerin özlemi içinde olacağım. Zaman, oturup karanlığın orasından burasından yırtılmaya başladığı günleri sabırla bekleme zamanı. Elde, halkımızın uyanışını umut etmek ve beklemek dışında yapacak pek bir şey kalmadı görünüyor.

    Halkın ne düşündüğüne, bugün ya da yarın nasıl davranacağına, sağduyu ya da düşüncesizlik düzeyinin ne olduğuna ilişkin tüm düşünce ve iddialarımız, nihai olarak, spekülatif. Artık bu ülkeye verebileceği hiçbir şey kalmamış olan Erdoğan’ı ve partisini tasfiye de edebilir, daha bir 5-10 yıl onunla yürümek de isteyebilir. Ama, bir şey çok açık benim açımdan:

    Biri dindar, bir diğeri ülkücü, bir diğeri sol-liberal Ahmet Turan Alkan, Ahmet Altan, Mümtazer Türköne başta gelmek üzere, pek çok aydınımız, onbinlerce masum insanlarımızın zindanlarda çürümekten kurtarmak, halkın ahlaki ve vicdani sorumluluğu. Yalıları, kıyak arabaları değil, bu ülkeyi seven ve bu ülke yararına düşünceleri olan bu insanlar zindanlarda çürürken Yiğit Bulut, Nagehan Avcı, Kurtuluş Tayiz, Rasim Ozan Kütahyalı gibi seküler soytarılara, dindarların kendi içinden çıkarmış olduğu genç, seçkin bir aydın iken bütün bir kariyerini ve saygınlığını Reisçiliğin getirdiği kişisel ikbal ve zenginlik için tarumar eden Hilal Kaplan gibi tipler ortalıkta zenginliklerine yeni zenginlikler eklerken, söz söyleminin fazlaca bir anlamı yok.

    İslam’ın (ya da düşünen ve vicdanı olan bir insan olmanın) ahlakına ve adaletine, İslam’ın öğütlediği vicdan duygusuna ve akletmeye sahip çıkan herkese selam olsun, Allah onların sözünü ve erdemini değerli kılsın, çabalarını kolaylaştırsın.

    • Devlet yönetimi işlerinde, din ve ona ait değerler, biz de olduğu kadar, gerek Müslüman ülkelerde gerekse diğer dinlere müntesip milletlerde bu kadar hoyratça ve basite indirgenerek alet ediliyor mudur acaba?

      Hem dini alana olanca gücünle müdahale edeceksin ve onu sadece vicdan ve sosyal alana hapsedecek; onun iktisadi ve sosyal yaptırım hadlerini yok sayacaksın, hem de müntesiplerinin ”düzene itaatini” yine dinin bir vaazı-nassı olarak ”u’lul emre itaati” öne sürerek sağlayacaksın; başarıyı elde ettiğinde bunu kendine mal edecek, başarısız olduğunda da faturayı dine ve Müslümanlara keseceksin.. Bunda başarılı olunmuyor da değil!…

      Başarılı olunuyor ve kendinden menkul bir din anlayışı İslam’a ikame edilerek ‘yeni bir din’ türetiliyor.. ve aslında kendisine fatura kesilen ”gelenekçi Müslümanlar” (bizler de) bu türetilen dini anlayışın müdavimleri olarak gerçek İslam’ı yaşadığımızı(!) sanıyoruz..sloganlar ve şekilcilik eşliğinde…

      Peygamberimizin (sav) “Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” hadis-i şerifleriyle beraber, Hz.Ömer efendimizin “Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız;
      –Konuştuğunda doğru söylüyor mu?
      –Kendisine bir şey emânet edildiğinde, emânete riâyet ediyor mu?
      –Dünya ile meşgul olurken helâl-haram hassâsiyetini gözetiyor mu? İşte bunlara bakınız.” sözü, günümüz Müslümanlarına (Müslüman idareciler dahil) ölçü/şiar oluyorsa, hiç korkulmasın; zamanının ileri medeniyeti Mısır’a, Hz Musa sultan olup da esenlik getirdiği gibi bu devr-i daim devam eder de eder.

      Şimdi ait olduğumuz sistemin, ya gereklerini yerine getirip kapitalizmin her halini yaşayıp dinimizi ona payanda yapmayalım; yada, Dinimizin hiç bir sisteme alet etmeden onun mümtaz öğretilerini donanarak çalışalım, üretelim; insanlığın maddi-manevi dertlerine deva olalım..değilse bu halimiz, artarak devam edeceğe benzer.
      Bernar bey şahsında (yorumuna), acizane…

    • Oy Bernar yaaaa !
      Hiç de duygusal değilimdir diye geçinirim ortalıkta amma yazdıklarını okuyunca gözümden yaşlar süzüldüğünü gördüm şaşakınlıkla…
      Ben de kızmaya başladım şimdi Fehmi Bey’e yavaş yavaş…
      Böyle de yapılmaz kiii…
      Canlarını dişlerine takmış büyük bir savaş veriyorken Erdoğan’a karşı KORO;
      Sen kalk
      “Bu bir “Kur Savaşı”,
      “ABD yıllardır bu tür planlar yapıyordu”
      “Aha bak burada delilleri var”
      anlamına gelebilecek hatta bal gibi de gelecek
      laflar ederek arkadan hançerle KOROnun kurşun askerlerini…
      Lamı Cimi yok…
      Eğip bükmeye de gerek yok…
      Bunun adı “ihanet”… Hem de en büyüğünden…
      Dün pek renk vermemişti diğerleri gibi Bernar ammaaaaaa….
      Buram buram “ihanet” kokan yazılar bugün de devam edince…
      yüreğine inmiş dostumun…
      Allah’ından bulasın layık olduğunu e mi Fehmi Bey !

      Olmaz ki…. Böyle de yapılmaz ki…

      Neyse ki çabuk atlatıyor böyle şokları dostum Bernar…
      Daha önce de buna benzer şeyler yazıp…
      Tamam ! Benden bu kadar… Vicdan muhasebesi yaptım bırakıyorum” türü cümleler kurmuştu…

      Meğer Meral Akşener gibi numara yapıyormuş yalvarsınlar “Gitme ne olur !” densin de;
      “Umumi arzu ve büyük ısrarlar karşısında dayanamadım döndüm” diyeyim diye…
      Ve Büyük Zafer kazanmış komutan edasıyla geri dönmüştü seviyeyi dörtte bire indirerek…
      “Bana vahşi saldırılar oldu arkamdan” masalını okuyaraktan…
      Hayali saldırılar dı o zaman Bernar’ın bahanesi…

      Korkarım yine aynı olacak…
      Başka bir bahane bulacak ve seviyeyi bir 3/4 oranında daha düşürmek için…

      Seviyeyi daha da düşürerek

    • “Biri dindar, bir diğeri ülkücü, bir diğeri sol-liberal Ahmet Turan Alkan, Ahmet Altan, Mümtazer Türköne başta gelmek üzere,…”

      Bernar dostumun adını sayabildiği “3 BENZEMEZ” görünümlü kişilerin ortak paydası…..
      3ünün de; Fetullacı Terör Örgütü nün yayın organlarında;…
      Terör Örgütü’nün katil askerlerini yüreklendirmek için…
      “Gel darbe gel çabuk gel !” türküleri söylemiş olmaları…

      Bizim aşırı solcu hatta neredeyse ateist/komünist (!) Bernar’la ortak paydaları buymuş demek ki…
      Yerler mi sence bu hikayeyi de Bernar dostum ….?
      Yoksa “Ben yedirmesini bilirim…” mi diyorsun?

    • Sn.bernar, h.k.nın iman-akıl salatasının içine bikaçtane de o adını saydığın bilmem ne kurusu aydın bozuntularından çırpıştırdın mı oldu sana bi yoğurtlu istikrar kebabı:)

      • Rumuzumla ilişkili yakıştırmalarını gördüğümde cevapsız bırakmıyorum. Bunu da sonradan gördüm. Akıl-İman Sentezi kimsenin laf salatası değil. Kuran-ı Kerim ayetlerine bir itirazın yoksa ve objektif isen ayetlerden farklı bir anlam çıkması mümkün değil. Bu birkaç kelime senin geri kalmış, ama övünmekten geri kalmayan sorunlu varlığına aslında ilahi bir reçete. Ezbere alışık şartlanmış kafan bunu almıyor. Bu konuda hiçbir hassasiyetin olmadığını yine belli ettin….

    • Ülkede bu sonuncu dahil darbe işine girmiş veya darbecileri desteklemiş olmak gibi bir zararı dokunmayan, ancak hükümetin yanlış icraatlarini eleştirdiği için hapiste tutulan her kim olursa olsun bir an önce hürriyetine kavuşmalıdır. Bu ismi anılanların veya diğer başkalarının yazılarını pek okumadım (kimse inanmak zorunda değil-okumaya deger bulmadığımdan da değil. Sebebin çoğu zaman darlığı ve ilgi alanı bolluğunda belki de biraz ilgisizlik). Yazar olarak isimlerini duymuşluğum vardır. Burada referanslarının gördüğüm Karar gazetesine tek bir sefer girmişliğim yoktur. Zamanım varsa ana akım gazetelerine bazen kısa kısa girer çıkarım. Hiç bir gazeteye takıntım yok, bunlara Hürriyet-Sabah dahildir. Cumhuriyete de girdiğim olmuştur. Herbirinin eleştirilecek yanları olabilir. Türkiyede yazar bolluğundan fazla ne var, hangisini okuyacaksın? Belli görüş açılarından, herbirinin dediği doğru şeyler yok değil. Ancak, yazar kim olursa olsun, ülkeye zarar verdiğine dair somut bir delil olmadan, misal; “koltuğumu eleştiriyor” diye darbe teşebbüsünü fırsat bilerek zindana atmak ülkede Hukuk ve Adalete kurşun sıkmaktır. Bunun esasen ülkeyi sabote etmekten de pek bir farkı yoktur.

      Kendisini dünya hakimi gören Amerika, 9/11 darbesinden sonra Irak’a girerken dünya kamuoyunu kendine çekmek için, G.W. Bush ağzıyla şöyle bir şey diyor (kesin bilgidir). “Ya bizimle olacaksınız, ya da bize karşı olacaksınız”. Nitekim paldır küldür Irak’a girip çoğu demode cephaneliklerini boşalttilar. Bunlar, boş ve kof Irak’a yetti arttı bile. Bir deli Saddam yüzünden (alternatif yollar varken) yüzbinlerce masum insanı katlettiler. Türkiye’nin 9/11 türü darbe teşebbüsünden sonra da benzer bir davranış oldu. “Ya bizimle olacaksınız, ya da bize karşı olacaksınız”. Karşı olmayıp ta karşı gibi gözükenleri bile bu fırsat çıkmışken içeri doldurdular. İçerde yer kalmadı deniyor. Yapılan gaddarlığın Bush’un yaptığından bir farkı var mı? Ilıcak dahil o kadar yaşlı başlı insanların hapiste hala ne işi var? Bu haşinliği yaparken sistemdeki bir takım suçlular kendi suçlarını örtbas etmeğe çalışıyormuş gibi bir izlenim bıraktıklarının farkında değiller.

      Bernar bey hiç karamsar olmayalım. H.K. gibi arkadaşlar hep var; çoğu aile-geçim ile uğraşıyor. Herhalde yeterince politize değiller, henüz… Akıl-İman Sentezinin önemine atıfta bulunmanız ayrıca hoşuma gitti. Eninde sonunda çoğunluk bu noktaya gelecek sanıYORUM. Laf salatası diyen AKP marka partizanlar bu noktaya gelmese de olur…..

  6. Boşuna sevinmeyin avucunuzu ovuşturmayın Türk milletinin ve idarecilerinin denizi bitmez denizleri, engelleri aşa aşa yedi düvele karşı savaşarak gelen bir milletiz. Çanakkale, kurtuluş savaşlarında destan yazanların torunlarıyız nice badireler, krizler atlattık El hamdü lillah.Bu ekonomik saldırıyı da atlatacağız millet olarak biraz insaflı olun kriz olacak ne oldu ülkemizde bankalarımız batık değil şirketlerimiz yerinde duruyor. Bugünkü iktidar bütün zorlukları aşacak güçtedir Allah’ ın yardımı milletimizin dua ve desteği ile yine mahcup olacaksınız kimileri bu hükümet şunu yaparsa(paradan altı sıfır atmayı) eşşek gibi anırırım diyenler anıramadılar. 2009 krizinde teğet geçecek dendiğinde imf ile anlaşalım yoksa batarız diyenler yanıldı

    • ümit, hayatım boyunca her tür insanla tartıştım, konuştum. Çobanla da, okuma yazma bilmeyenle de, işçi ile de, köylü ile de tabii eğitimli kesimle de.
      – Akıl, mantık, bilgi ve ahlakın hiçbir etskisinin olmadığı apayrı bir türsünüz.
      – Neondenthalların fosilinden, kötü niyetli bilim adamları tarafından yeniden canlandırılmış olabilir misiniz diye şüpheleniyorum.
      – mantıklı birtek cümle olmaz mı bir yazıda?
      – Anlat bakayım, dış güçler doları nasıl ve neden yükseltiyor?
      – Yalnız dikkat et, anlatmaya çalışırken çok da zorlama, alışkın değilsindir. transistör patlayabilir.

      • Akyol, sen gibiler tek beni değil tüm Türk toplumunu anlamaktan acizsiniz neden mi içinde yaşadığınız topluma fransız kalmışsınız maalesef 16 yıldır bekleşiyorsunuz ekonomik kriz olsunda şu ERDOĞAN’ dan kurtulalım da ülke ne olursa olsun diyorsunuz

  7. Fehmi bey iki gündür ABD nin ülkemizde ekonomik savaş yaptığını anlatıyor.
    Eğer bu bir savaş ise en büyük saldırgan cephesi gene kendimiziz.
    Kendi yaptıklarımızın yanında ABD nin yaptıkları çok cılız kalıyor.
    Sağlamlığı tartışılmaz ve ekonomimizin itici gücü ( kendi çapında) olan işletmelere el koyup kamunun sırtına yük yaptığımız yetmiyormuş gibi üstüne bitmek tükenmek bilmeyen yetişmiş insan gücüne yapılan operasyonlar tüm hızıyla devam ediyor fetö operasyonlari adıyla.
    Gene 112 adrese operasyon yapildi

  8. Doları ve faizi düşürmek için karar gazetesindeki okur yorumları bölümünü kaldırmışlar mı yoksa benim explorer’da mı sorun var?
    – Karar gazetesinin okur yorumları bölümü kaldırtılınca dolar 3 vakte kadar kesinlikle düşer.

    • Yorumları kimin kaldırdığını bilme, canın öyle istediği için kimin kaldırdığına kendin karar ver, bu kararını
      ironik gönderme ile ilan et. Buna inanmaya hazır çoook sayıda insan varken, bu yorumun destekçilerini bulmakta da zorlanma. Ne âlâ memleket.

  9. Bugünki yazısını da okuyunca Fehmi Bey’in…
    Hak verdim (BBTKKA) “Batsın Bu Türkiye Korosu’nun Kurşun Askerleri”nin
    dün dışarı vurduğu büyük hayal kırıklığı ve satılmışlık duygularına…
    Gerçekten Fehmi Bey (BBTKKA) cephesine büyük İHANET içinde…
    (BBTKKA) Cephesi askerlerinin dünki tüm uyarılarına rağmen görüşünü değiştirmemiş.
    Hâlâ “dışarıdan müdahale ve saldırı var” demeye devam ediyor…
    Umarım “Batsın Bu Türkiye Korosu’nun Kurşun Askerleri” bu şoku çabuk atlatırlar…

    Not:
    Bak Bernar bugün daha dikkatliyim…
    “Batsın Bu Türkiye Korosu’nun Kurşun Askerleri” tabiri içine yanlışlıkla dahil olmuş
    tüm isimleri sildim. O olaydaki tüm sorumluluğu da tek başıma üstleniyor ve…
    Verdiğim rahatsızlıktan dolayı Koro’nun tüm kurşun askerlerinden tekrar tekrar özür diliyorum.
    Fehmi Bey’e de aldırmayın siz…
    Ekonomik saldırıymış, Kur Savaşları”ymış, yıllar öncesinden beri planlanıyormuş…
    Boş laflar bunlar Bernarcıııım… Baştan sona hayal ürünü saçma sapan komplo teorileri bunlar…
    Bahsettiği yazarın ve ona atfettiği kitapların varlığı bile şüpheli bence de…

    Çok yufkadır benim yüreğim…
    Dayanamam üzülmenize…
    Kalın sağlıcakla…

  10. Oncelik ekonomik tedbirlermidir?
    Bence su an bocaliyoruz koca ulke de gorusunu tek adam a soykeyebilecek kac kisi var. Ya da hukumut uzmanlar yetkililer kim kac kisi Erdogana hayir sizin gibi dusunmuyorum diyebiliyor. Kim karsifikir soyluyor . Soyleyenler coktan devredisi sayin Gul bile Feto cu havuz medyasina gore.
    O yuzden bu cirpinislarin faydasi olmaz. Ne zaman ki hukuk bu ulkeye geri doner o zaman guven ortami olusur ve ekonomi duzelir .
    Basiniza gelen her sey kendi ellerinizle yaptiklarinizdan oturudur.
    Bir milleti kendine layik insanlar yonetir
    Su anki hali pur melalimiz budur vesselam

  11. – deniz bitti. zaten onun için erken seçim yaptılar.
    – brunson krizi, kur savaşı vb., dış güçler hikaye. bünye rüzgardan nem kapacak kadar zayıf düşmüş. öyle olunca çok ufak bir işlem bile doları fırlatıyor ya da düşürüyor ki, zaten eğer dolar es kaza düşerse “dünya lideri” hemen bir açıklama yapıp doları tekrar yükseltiyo.
    – Ben artık “dünya lideri”nin açıklamaları ile krizi derinleştirmesini duygusallığı ile değil başka hesaplarla yaptığına inanmaya başladım.
    – bir insan yaptığı açıklamanın krizi derinleştirdiğini göremeyebilir. ekonomiden anlamamak üzerine bu kadar büyük eğitim almış ve tartışmalı diplomalı olabilir. jöleli de, “dünya lideri”ne tam tersini söyleyerek “dünya lideri” ni kandırabilir.
    – Fakat hiç mi çevresinde “efendim “faiz, enflasyonun nedeni’ derseniz adamlar sadece gülmekle kalmaz, aynı zamanda korkarlar ve yatırımlarını çekerler” diyecek bir tane (rakamla da, yazıyla da 1 tane) adam yok?
    – Bu ülke, sadece necip güven, h.gayret vb mi yetiştirebiliyor. bu ülke bu kadar mı zavallı bir ülke.
    – bir de şu dolara ey diyemeyen dünya lideri mi olurmuş.
    – herkese soruşturma açıyorlar ama nedense faizleri ve doları yükselten dünya lideri soruşturmadan muaf. esas doları ve faizi yükselten kendisi. tıpkı fetö meselesi gibi. herşeyi bunlar yapıyor, fakat cezayı vatandaş ödüyor.
    – “Dünya lideri” türkiyeye karşı kur ve faiz savaşı veriyor. işin doğrusu bu. bizi mahfeden bu havalar değil, bizzat “dünya lideri”.
    – Kur ve faiz lobisi “dünya lideri”ne müteşekkir. “Dünya lideri” sayesinde dolar ve faiz rekorlar kırıyor ülkemizde.

    • Hamza bey maksada yönelik olarak belli bir diyalektik içersinde yazabilmiş olduğunuz nadir metinlerden biri; ama o dahi basmakalıp harcıalem iddiaların dizilişinden ibaret. Neticede milletin adamı gitsinci tayfanın söylemini papağan gibi tekrarlayıp duruyorsunuz. Yine de tebrikler, en azından yazı yazmayı, mantıksal döngüyü yavaş da olsa öğreniyorsunuz. Bi süre daha böyle çalışırsanız, yazıp durduğunuz bikısım kavramların arasında kendiliğinizden bağlantı kurmaya başladığınızı bile görebiliriz. Hayırlısı işallah…

      • h.gayret!
        “milletin adamı” değil, “adamın milleti” durumu var. köle-efendi ilişkisi yani.
        Bir efendiye milyonlarca köle kurban olsun.
        -fakat ben özgür adamım.
        – Efendinden daha yüksekteyim yani.

    • Evet disaridan saldiri var. Onemli olan saldiri var diye oyuncaklarini yere atip gozunu kisip aglayarak yan mahallenin buyuk oglanina gidip beni oyundan attilar demekte. Keske gucumuz olsa da masaya yumruk vurabilsek keske kartondan aslan olmasa canim ulkem ve keske superler boy olcusebilsek ama oylemi? Mesela Erdofan biz de bakanlara ambargo dedi yapti da ben mi kacirdim. Mesela topladi herkesi Israile esip gurledik son saldirdan sonra sahi ne oldu? Bi de su secimden sonra hollandayla heaaplascaktik. Ya bizim bu kardesineize oyunuzu verim bak hersey gulluk gulistanlik olacak laflari? Yani marifey Eyyy ABD eyyy Trrrammmp
      demek degil e hadi buyur geldi adam …Kasimpasaagziyla koca ulke insani perperisan ve fakirlesiyor ve itibarimiiz onurumuz kamadi dunya bize guluyor dis politika bu midur?

  12. Bu tür savaşlar belki direkt olarak kan dökmüyor ama gelişmeğe çalışan ülkeleri tekrar tekrar karman-çorman etmeğe- bu arada kan dökmeğe yeter. Gecende okuduğum yabancı basında radikal denebilecek iki lidere referansla mukayese yapılıyordu…. Bu iki liderden hangisi daha tehlikeli? Tabii ki Trump! Bizimkisi karadeniz inadıyla pek farkında olmadan, lüzumsuz agresifliği nedeniyle kendine ve kendi ülkesine zarar veriyor (isteyerek yapıyor demiyorum-bu noktaya dikkat). Ancak diğeri, yani Trump konforlu ve çoğunlukla günahkar amerikan hayatından bir dirhem taviz vermek şöyle dursun, “hep bana, hep bana bencilligi” ile kapitalizmin arsızlığını bütün dünyaya gösteren kötü bir örnek! Amerika, Trump kafasıyla bu dünyaya lider olamaz. Bu adam gitmeli. Dünya rahat etmeli, normale dönmeli. Elimizden bir şey gelemiyor. Bu acziyet içersinde Trump’un gitme işini Allah’a (Al İlah = The one and only God = The God)’a havale ediyorum. Haddi aşan bir çatlaklıkla “tanrıyı kıyamete zorlama” dini akımının bu şımarık temsilcisi anahtar pozisyondaki kafadarlarına da ibret olacak şekilde biran önce küçük kıyametini yaşasın, Amerika ve dünya kurtulsun istiyorum. Müslümanların petrolünü matbaada bastıkları kağıtlara karşı kolayca alırken bu kutsal topraklarda hiç değilse kan akıtmaktan vazgeçsin, Ortadoğuyu karıştıran, adalete sığmayan planlarından vazgeçsin istiyorum. Çok mu istiyorum, belki de yanılıyorum; Dünya ve bütün insanlık için hayırlısı neyse onu ihsan eyle ya Rab!…

    • Şaşı bir bakıştan, başka nasıl bir kıyaslama hasıl olabilirdi ki? Devletbaşkanımızı kiminle karşılaştırdığına dikkat et, yoksa yeşilkartını da al git!

      • Gözlerini kumdan çıkar da etrafına bir bak. Daha nelerini göreceksin, şaşırma! Dışarda bu tür karşılaştırmaları yapan bir dünyada yaşıyorsun. Elinden geliyorsa “kırmızı kart” göster oyun dışı bırak! Dış dünya böyle! Çünkü kendini yeterince izah edememişsin. Bu, içerdeki gibi partizan kalabalıklara nutuk çekmek kadar kolay değil.

        …..
        Eskiden “Arabistana git” derlerdi
        Devletçiydi bunlar, gözleri şaşı!
        Dindara verip veriştirirlerdi…
        İşbu zevat, aynı topun kumaşı!

        Ona buna çekerken diyar-ı terk,
        Ülkeyi AKPartistan zannederler…
        Sözlükte hanzo anlamındadır “jerk”
        Çünkü, “yeşil kartını al git” derler!
        …..

  13. Geçmiş ekonomik krizlerinde olan(Bankalar batmıştı, şirketlerimiz sermayelerinin 2/3 sini kaybetmişti, esnafımız iflas etmişti) hiç bir şey mevcut değil iken ülkemizde döviz neden yükseliyor acaba bi düşünelim olanlar siyasi, ekonomi ile alakalı değil. Ülkemizin dışında yaşayıp ülke gerçeklerinden bi haber olanlar önce ülkemizin (geçmişi ile şimdiki halini iyi analiz etmeleri için) geçmişini unutmasınlar. Ak parti iktidarından önce ülkemiz maddi ve manevi yerlerde sürünüyordu (imf den 1.5 milyar dolar gelmediğinde devlet çalıştırdığı insanların ve emeklilerin maaşını ödeyemiyordu.dindarlar devlet katında itiliyor kakılıyor horlanıyordu.

  14. ortak akılla yola çıkan parti bu ortaklıkta çok güzel şeyler yaptığının kendide farkında. Başına gelenlerin bir sebebininde çok kimse tarafından söylenmiş olmasına rağmen hala tek akla kaldığının farkında değil.

  15. DOSTLUKLAR ORTAK MENFAATLARDAN DOĞAR.
    MENFAATLARIN ÇATIŞTIĞI YERDE DÜŞMANLIKLAR BAŞLAR.
    Dünyanın her yerinde ve zaman diliminde bu kural değişmemiştir.
    Onun için kalıcı dostluk veya kalıcı düşmanlık yoktur.
    Bütün olaylara bu açıdan bakmak gerekir.
    Birbirlerini ölümüne savunan kardeşler miras paylaşımında nasıl bir davranışa girdiklerini yaşayanlar bilirler.
    Gerçekleri yöneticilerimiz görme kapasitesine her zaman sahiptır.
    Ancak halkın ekseriyetının bunu anlaması kolay değildır.
    Bütün seçimli yönetimlerin olduğu ülkelerde yöneticiler halktan onay alacak davranışlara girerler.
    O ülkenin kültür düzeyine göre YÖNETİCİLERİN davranışları şekillenir.
    Özellikle seçim tarihine yakın zamanlarda yöneticilerin davranış ve söylemlerini bu hassas dönemlere göre okumak durumundayız.
    Seçilmek isteyenlerin seçenlerin beğenisine göre pozisyon almalarından doğal ne olabilir.
    Yöneticiler bu zamanlarda kazanmaktan başka gözleri bir şey görmez.
    Helede bazan gerilim, seçim olacak ülkelerin her birinin işine de gelebilir.
    Kontrollu gerilim planlanırken zaman zaman ölçüde kaçabilir.
    Detaylara inersek AMERİKA Dünyaya meydan okuması ve karşısına almayı, seçmenin onayladığına inanıyor demektir. Eğer seçimden sonra bu tavır devam ederse dünya karşısında ittifak yapmak zorunda kalır.
    Ölümcül silahlar icad edilenden beri büyük devletlerin……..(nükleer silahlara sahip)aralarindakı savaşın galibi olamayacağını bilirler.
    İkinci Dünya savaşından sonra nükleer güce sahip ülkeler aralarında direkt savaşmak yerine destekledikleri küçük devletleri savaştırarak (vekalet savaşları deniyormuş) sonuç almaya çalışıyorlardı.
    Bazen da güçlü devletler (A.B.D. ve RUSYA gibi) konvansiyonel silahlara sahip küçük ülkelere müdahale ettiklerini görürüz ama bunlardan elde ettikleri, kayıplarından az olduğu görülmeye başlandı.
    Globalleşen dünyada sermaye hareketlerı ile ülkeleri dize getirmek daha kolay sonuç almakta ve daha az maliyetlı olduğu anlaşılmıştır.
    SAROZ VE TURUNCU DEVRİM BUNLARIN İLK DENEMELERİ OLABİLIR.
    Sermaye hareketlerine kendini çok açık hale getiren devletler bu finans depremlerinden kolay kurtulamazlar.
    Bunu herkes bilir.O zaman yöneticiler ülkelerini bu yıkıcı sermaye hareketlerını neden başta hesaplamazlar.
    İşte zurnanın zirt ettiği yer burası.
    Seçimli ülkelerin seçim kazanma hırsının doğal sonucu.
    Başa güreşen ülkeler sizi kolay kontrol edebilmek için sizi hayal edemeyeceğiniz borçlar verirler.Ülkenizde hakedilmeyen bir zenginlik ve lüks hakim olur.Vatandaş bunu iktidarin salt başarısı görerek oy verirler.
    İktidarlar seçimi almak zorunda bunun için paraya ihtiyaç var kim hangi şartlarda verirse versin almayı başarının ilk adımı görürler.
    Ödeme zamanı bir yol buluruz yeter ki şu seçimleri alalım .
    Halk bu kadar borç paradan bu kadar iş mi yapılır hesabını yapamaz.Ben bile mesleğim gereği ihalenin gerçek fiyatını bulmam aylarca çalışmamı gerektirir.(araştırmama izin verilirse tabii)
    Bize hükmetmek isteyen ülkelerin planı işler.
    Dünyada estirılecek olumsuz havadan ilk etkilenecek delik tekneler belllidir.
    Ruzgar ya doğal çıkar veya alacaklı tarafından çıkartılır.
    Çok borçlu ülke kapana kıstırılmıştır.
    Borsa çöker,sermaye çekilir döviz aşırı yükselir ,ekonomı çöker halk feryat etmeye başlar.
    Hanı o zaman çaresine bakarız dediğimiz yönteme başvurulur.
    Halk yabancıların bu kuşatmasinı kırmak için birlik ve beraberliğe çağrılır.
    İlk başta halk kenetlenır bu badireyı atlatmaya çalışır.Diğer yandan bu yükün altına girerken buna sebep olanların yanlış işlerini düşünür.Fedakarlık yaparken yanlış işlere sebep olanların yeterince fedakarlık yapmadığını görürse o zaman çok üzülür.Halk çok üzüldüğü zaman kötü gidişe sebep olanları artık kutsamaz.
    Bize hükmetmeye çalışan ülkeler bunu enaz maliyetle en kolay ve sürdürülebilir yapmak isterler.
    Bu ister RUSYA OLSUN İSTERSE ÇİN OLSUN.
    KOMŞU VE YAKIN ÜLKELERLE GİRİLEN İTTİFAKLAR ÇOK DAHA ZOR DUR.
    Rusya ile yaşadığımız gerilimi biliyorsunuz.Sonunda nasıl edilgen duruma geldik.KURTULMASI ZOR ITTIFAKLARA GİRMEK EGEMENLIĞE DAHA ÇOK ZARAR VERİR.UZAKTAKI ÜLKELERDEN KURTULMAK HER ZAMAN DAHA KOLAYDIR.
    Seçimler bitince aklın yolu devreye girer.Bir aci ilaç içeriz iki yıl acı çekeriz alışmışız biliyoruz.SONRA YINE HESAPSIZ BORÇLANMA VE ÜRETEN İHRACAATI ARTIRAN İTHALAATİ DÜŞÜREN YÜKSEK TEKNOLOJIK YATIRIMLAR YAPARMIYIZ.AYAĞIMIZI YORGANIMIZA GÖRE UZATIRMIYIZ.HANE HALKI TASARRUFLARI ARTIRIRMIYIZ.YOKSA ESKI HASTALIĞA DEVAM MI? BİZE BİRŞEY OLMAZ ÖZ GÜVENİ Mİ?
    GEÇMİŞTEN DERS ALINSA GEÇIRDIĞIMIZ KÖTÜ TECRÜBELER TEKRAR ETMEZ HERHALDE.

    .

  16. Can Ataklı yazmış:
    Ekonomist bir arkadaşıma “Sence Berat Albayrak’in yaptığı toplantının piyasada olumlu bir etkisi olur mu?” diye sordum…
    Bana şu fıkrayla cevap verdi:
    Kadının biri çırılçıplak, yoldan geçen bir taksiyi durdurmuş ve binmiş. Tabii şoför dikiz aynasından sürekli arkaya bakıyor.
    Sonunda kadın “Ne bakıyorsun?” diye çıkışmış… “Yanlış anlamayın hamfendi” demiş şoför, “Parayı nereden çıkaracaksınız, onu anlamaya çalışıyorum.”

  17. Bugun yorum yazdıktan sonra, Ocakmedya yazarlarından Sinan Eskicioğlu nun ve Fehmi beyin diğer sitelerden seçtiği yazarlardan Serdar Turgut’un bugünkü yazılarını okudum ve Erdoğanın neden bu kadar meydan okumasının sebebini anladım.
    Ben gazeteci veya yazar değilim.
    Yurt dışında ABD de yaşiyorum ve gündemi takip etmeyi seviyorum.
    Serdar Turgut’da ABD yaşiyor aramızdaki fark onun gazeteci ve yazar olması.
    Oldu bitti ben onun yazılarından hoşlanmam onu için okumam.
    Fakat bazen ABD hakkında yazılarını okuyorum, onun ABD hakkındakı yazılarını ne zaman okusam, acba ikinci bir ABD varda benmi bilmiyorum diye kendi kendime sormadan edemiyorum.
    Bugünde bir yazi yazmış sanki Erdoğanın danışmanları o yazıyi yazıp S Turguta yayınlatmişlar. O kadar abartılı bir yazı yazmışki insan bu kadar yağı nerden bulduklarıni düşunmeden edemiyor. Güya
    Erdoğanın New York Times da yayınlanan makalesi ABD lileri bayağı etkilemiş.
    O yazida yazilan çok önemli bir bilgi hatası daha sonra gazete tarafından düzeltme yazisi yazıldığından falan hıç bahsetmiyor!
    Yeterki övsünde nasil överse övsün.

    Sinan Esgicioğluda Almanyada yaşiyor onun yazısını okuyunca olayları geniş çerçevede ele almış ve yapılan yalnışları sırası ile çok güzel anlatmiş.
    Yabancıları Eskicioğlu çok iyi taniyor.
    Turgutun yabancı diye bahsettikleri sanki havuz gezetecileri ve Erdoğan başkanlıgindaki hükümet üyeleri.
    Şu öğmeyi ve pof poflamahı ne zaman birakacaklar?

  18. Yeni Denge
    Bugüne kadar Sermaye faiz parası ve terör çatışması ile dünyada ekonomik ve siyasi dengeyi kurmuştur. Bugün ise yeryüzünde tam istihdam sağlandığı ve faize yeni mera bulunamadığı için insanlar artık para ile kandırılıp devletlerine karşı çıkamadıkları için bu denge yürütülemiyor.
    Dengenin kurulması için yeni düzenin gelmesi gerekmektedir. Para faiz karşılığı değil emek karşılığı çıkarılmalıdır. Krediler Sermaye’ye değil üreticiye ve tüketiciye verilmelidir. Merkezi yönetim ve hakimlik sistemi yerine yerinden yönetim ve hakemlik sistemi getirilmelidir. Ekseriyet demokrasisi yerine hicret demokrasisi getirilmelidir.
    Hani başkanlık sisteminde çabuk karar alınacaktı, bürokratik belgeler kalkacaktı!
    1- Olağan üstü hal uygulamalarına fiilen son verilmelidir.
    2- Devlet başkanı parti başkanı olmaktan çekilmelidir.
    3- Devlet başkanı siyasi partilere kulak vermelidir.

  19. Trump geldi geleli hergün birlerine saldırıyor hemde hakaret ederek.
    Göreve gelir gelmez Meksika ve Kanadaya saldırdı, daha sonra AB, NATOYA Kuzey Kore Çine ve daha bir çok ülke ve şahısları hedefine koyarak Kaos ortami yaratıp yaptığ yolsuzluklari kapatmaya çalişiyor.

    Hayati milleti kandırmakla geçmiş bir insan.
    Burada sürekli yalandan iflas ederek çalışanların 6/7 aylikl maaşlarını ödememış. Tabii iflas etmış ya devlete vergide vermemiş.

    Nedense Trump’un saldirdıklarının hiç birisi bizim duruma düşmedi.
    Demekki Dişgüçler bizden başka hiç kimseye zarar vermiyorlar! HAYRET KI NE HAYRET! Sadece dünyanın gözünü bize dikmiş… Neyimize dikti ise? Onuda bir bile bilsek.
    Tabi bu tip söylemler hırsızı başka yerde aramak ve konuları saptırmak oluyor. bizim beceriksizliğimizi örtmek için.
    Looking for an excuse.

    Bu Kılıçtaroğlu da amma beceriksizmiş, haa ekonomiyi çökertti,ZAVALLI ERDOĞAN NE YAPSIN 16 senedır devleti Kılıçtaroğlu yönetiyordu oda Mühteşem törenle Sultanlığını ılan eder etmez ekonomik kiriz onun tepesine çöktü.

    O gün birileri için zafer, tren kazasinda ölenlerin geride bıraktıkları içinde yas günü olmuştu.
    Yoksa bizden onların ahmi çıkıyor?

    Aşağida linkini verdiğim.
    Business İnsider bu konunun ciddiyetini yaziyor, buralarda öğle bizdeki gibi uyarıları dikkata almamazlık yapamazlar onun için İnşamAllahve bu iki oyuncunun millete oynadığı oyunularını bozarlar.

    https://www.businessinsider.com/what-if-turkey-collapses-from-lira-crisis-iran-russia-syria-are-waiting-2018-8

    • Sayın nurdan hanım şunu anlamıyorsunuz : Libya diye bir ülke kalmadı , ırak diye bir ülke kalmadı ,
      suriye bitti sıra İran ve Türkiye de bunu neden anlamıyorsunuz .Bırakın erdoğana saldırmayı memleket
      elden gidiyor, amaç erdoğan değil Türkiye ve islam alemi ya arabistan gibi teslim olacağız yada hepbirlikte
      savaş vereceğiz. Dert türkiye dert islam alemi.Kuranı kerim maide suresi : Ey İman edenler Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin.Onlar birbirlerinin dostlarıdır.Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. İLAHİ SÖZÜN DIŞINDA DAHA BAŞKA LAF ETMEYE GEREK VAR MI ??

      • Iyi de bilader senin mantiginla yillardir bagirip cagirma disinda napildi. ABD yeni mi dusman oldu. AKP NEDEN AB kapisinda hala? O yuzden mi israille ticaretimiz ve rusya ile ittifakimiz. Peki senin dostun kim

      • Biz TÜRKİYE gemisindeyiz , Nurdan hn. ABD gemisinde , farkımız bu Ahmet bey. Bizim gemiden biz endişe duyarız ama O’nun böyle bir endişesi şimdilik yok.Ta ki ABD gemisi de batana kadar. Şimdilik diğer gemiden bu tarafa doğru akıl vermeler devam etse de Türkiye artık ABD gemisinin bir filikası değil , kavrayamadıkları da bu sanırım.
        Devletimiz kötü yönetiliyor kanaatindeyim. Ama yangına körükle gidilmez. Yangını söndürmek zorundayız.

      • ABD nin Irak a saldırmasına en fazla destek veren Erdoğan değilmiydi Amerikan askerlerine duacı olan kimdi? O gün Meclis Erdoğan’a rağmen Amerikan askerlerinin Türkiye’den geçmesini ret etmedimi? Kim kimi dost edindiği belli kimlerin BOP eş başkanıyım diye hava attığını unutuyorsunuz.

      • sayın Ahmet bey Nurdan hanım’ ın (FETÖ nün) Türkiye gibi bir derdi yok ki varsa da yoksa da ERDOĞAN’ a saldırmak ülkemizi vatan olarak görmüyorlar zaten (FETÖ cüler). Darbeyi başarsalardı ülkemizi işgal edeceklerdi Amerika’nın bir eyaleti olacaktı ülkemiz

      • Merbaba Ahmet bey,
        Benim anlama kabiliyetim veya yeteneğim olmayabilir! Fakat insanlari iyi tanima kabiliyetm hiçde fena değil.
        Siz kurani kerimden örnek verirken sadece işinize gelen örnekleri vererek kendinizi avutuğunuzu biliyormusunuz? Bakiniz saniyede dünyanin bittği yerlere ile göruntülu, sesli ve yazili iletişime geçebiliyorsunuz, bunlar kimin icadi?
        TC yi ve İslam alamini yönetenlerde nasil bir islam ahlaki var?
        Bir dost edinmeyin tavsiyesi var birde İSRAF ETMEYI,YALAN SÖYLEMEYIN, İFTİRA ATMAYIN,ADALETTEN AYRILMAYIN ve daha bunlara benzer örnekler çoğalata biliriz.Bunlari Yapanları yapanlari destekliyenler hakkindaki AYETLERDENDE BAHSEDIN. Allahu taala bunlari yapanları afedemiyor hemde LANETLIYOR.
        Faizle borc para alarak 1100 odali kıslik 360 odali yazlık Saraylar yaptiran Muslumanlara biyat etmekden se onlarin dertleri memleket ve millet olmadığini ifşa etmek Yahudu ve Hiristiyanları dost edinmek se varsin ögle olsun Kurani kerimde komşu hakkindaki ayetleride iyi bilirim ve şimdiye kadar bir kaç ulkede yasadim Komsularım ile ilişkilerim ayne aile ilişkilerim gibi devam ediyor.
        Gerçek Müslumanligi sözde değil özde yaşamahada gayret ediyorum.
        Haksizlik karşisinda susa dilsiz şeytandıri de her zaman hatirlarım hic unutmam.Ailece bu ülkelerde yadiyoruz hic birimiz 1000 dolar veripde I phone da almadik ve almiyoruzda. Bilmem anlata bilimmi? Sağlikli ve Mutluluklar dileğimle Allaha emanet olunuz.

  20. Sayın Koru’nun yapılmasının faydalı olacağını düşündüğünü tahmin ettiğim hamlelerin , 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ülkede oluşan olumsuz iklimin hükümet tarafından artık ortadan kaldırılması beklentisinin , hükümet tarafından dikkate alınmayacağını da tahmin etmek, bedeli ekonomik çöküntü altında kalmak olsa bile maalesef zor değil. Çünkü bu durum hükümet açısından adeta bilek güreşinin kaybedilmesi olarak algılansa da içerdeki yansımalarının aslında olumlu sonuçlar doğuracağı ihtimali aşikardır . En azından , dış kaynaklı bu döviz savaşına , milletimizin kamplara ayrılmadan bir bütün olarak karşı koyması ve ülkenin savunulması gerekiyor . Açıkçası içerde bu birlik yokken , hükümet ile mesafeli kesim “ Kendileri etti kendileri buldu , 16 yıldır zengin ettikleri kesimler dövizlerini bozsun . Zaten , 16 yıldır zenginleşen kesim de bu kesim , fedakarlığı yapsınlar da görelim .” modundan çıkamayacaklardır . Halbuki bu , ekonomik bir istiklal mücadelesidir.Toplumun her bir ferdi savaşa katılmak zorundadır.Ancak toplumu yekvücut olarak hareket ettirecek bir siyasi irade maalesef ortada görünmemektedir. “ Ya bendensin , ya hainsin “ mantığında olanlar artık memleket batınca hepimizin zarar göreceğini kavraması gerekmektedir . Bu gerçeği hükümete mesafeli kesimler de görmelidir. Aynı gemideyiz çünkü . Sayın Koru’ nun ustaca , herşeyi açıkça yazamasa da anlatmak istediklerini biz okurları anlıyoruz ama yetkili makamların bunlara kulak vereceğini zannetmiyorum. Onlar prensiplerle değil , sayılarla hareket etmeyi seviyorlar . Sahi 50+1 ekonomik savaşı kazanmaya yeter mi ? Bunu hesap ediyorlar mı ? İşte onu ben de çok merak ediyorum. Keşke binlerce dolar param olsa , ülkem için tereddütsüz bu parayı bozdursam , ancak döviz cinsinden param olmadığı İçin , yapabildiğim tek şey bu ekonomik yangında döviz almamak . Türk Lirasında kalıp fakirleşmeye devam etmek . Bence bu bile bizim için büyük fedakarlık . Yüklü döviz mevduat hesabı sahibi iş adamlarına , beraber 16 yıldır kazananlara çok iş düşüyor , biz normal vatandaşa da yine fakirleşmek düştü . Kalın sağlıcakla .

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here