Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medya iftarı ve ‘yeni normal’ üzerine…

10

Donald Trump ABD’ye başkan seçilince, kendisiyle birlikte Beyaz Saray’a yeni bir davranış biçimi ve üslup da taşıdı. Önceki değişik partilerden başkanlar dönemlerinde hiç karşılaşılmamış, bilinen alışkanlıklara aykırı davranışlar ve üslup…

Amerikalılar buna ‘yeni normal’ adını taktılar.

‘Başkan’ dediğin hislerini kendine saklar, ağzına ilk geleni söylemez, iç ve dış politikada dengeleri gözetir, hemen öfkelenmez, bugün dediği veya yaptığı ile yarın diyeceği ve yapacağı pek farklı olmaz…

Trump ve ‘yeni normal’

Trump öyle bir başkan değil. En mahrem bilgileri Twitterdan paylaşan.. sevdiği ve sevmediği şeyleri dan dan diye söyleyen.. ABD’nin en yakın müttefiki sayılan bir ülkenin (Avustralya) başbakanının suratına telefon kapatan.. birkaç gün önce övdüğü bir devlet görevlisini (FBI başkanı James Comey) görevden almakta zorlanmayan.. sevmediğini fena halde belli ettiği medya için “Halkın 1 numaraları düşmanı”, medya mensupları için de “Dünyadaki dürüstlükten en uzak kişiler” diyebilen.. biri Trump.

‘Yeni normal’ tespiti, Amerikalılar için “Artık bu gerçeklikle yaşayacaksınız” demenin bir başka adı oluyor…

‘Milli irade’ kavramı Amerikalılar için de önemli.

Elbette hiçbir teşbih (benzetme) birbirine benzetilenlerin karbon kopya gibi olduğu anlamına gelmez; bu sebeple rahatlıkla “Bizde de ‘yeni normal’ var” ve “Biz o döneme ABD’den önce girdik” diyebiliyorum.

Türkiye’de ‘yeni normal’

Bizdeki ‘yeni normal’, dönem olarak, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle başladı.

Sürpriz yaşamadık biz de, Tayyip Erdoğan çok önceden başlayarak kendisinin ‘farklı bir cumhurbaşkanı’ olacağını duyurmuştu. Öyle de oldu.

Daha önceki cumhurbaşkanları dönemlerinde hiç karşılaşılmamış görüş ve uygulamalarla şu son birkaç yıldır yüz yüze gelmiş durumdayız. Anayasayı da kendisine göre dizayn etme hakkını bağışlayan son referandumla elde ettiği geniş yetkilerin çoğunu baştan itibaren kullanıyordu zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan

Ülkemiz açısından ‘yeni normal’ sayılabilecek pek çok farklı uygulamalar yanında, daha önce duymaya alışmadığımız açıklıkta görüşler de yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geliyor.

En önemli vurgu bizde de ‘milli irade’ye yapılıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından. Birileri beğenmeyecek diye düşündüğünü kendisine saklamıyor, sözünü kimselerden esirgemiyor. Onun da —Trump gibi– medya hakkında olumlu düşünmediğini biliyoruz, ancak medyanın şu sıralardaki durumundan ziyadesiyle memnun gibi…

Medya ve ‘yeni normal’

Başka konuları bir tarafa bırakarak, ‘yeni normal’ kavramını daha iyi anlamamıza yol açacak bir örnek olarak ‘medya’yı değerlendirebiliriz.

Ne demek istediğimi anlatabilme fırsatını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün akşam medyamızın öndegelen kişileriyle biraraya geldiği iftar yemeğindeki tablo ve yaptığı konuşma sağlıyor.

Gazete ve televizyonların sahipleri, medya grup başkanları, yayın yönetmenleri, belli başlı yazarları iftara davetli imiş; hangi gazete ve televizyonlar bilmiyorum, ancak belirli bir ölçüye göre davetli seçiminin yapıldığını düşünmemiz için konuşmada yeterinden fazla kanıt var.

Şu sözler mesela:

Bugün medyamızın daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcu olduğu muhakkaktır” diyor Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devam ediyor: “Demokraside ulaşğımız seviye itibarıyla ülkemizde artık hiç kimse milli iradeyi yok sayamaz. Nasıl siyasetçiler hukuk içinde hareket etmek zorundaysa, şüphesiz ki gazetecilerin de medya dünyası mensuplarının da aynı şekilde hukuka bağlı kalmak zorunda olduğu bir Türkiye’de yaşıyoruz. Kaldı ki özgürlük dediğimiz şey sınırsız hürriyetin olduğu bir şey değildir.”

‘Milli irade’ vurgusu herhalde dikkatinizi çekmiştir. Özgürlüğün ‘sınırsız hürriyet’ demek olmadığı uyarısı da.

‘Eski normal’ ile ‘yeni normal’ arasındaki medya açısından farkı da yine aynı konuşmadan öğrenebiliyoruz:

Yanlı, tek taraflı, hatta kasıtlı bir haber, gerçek anlamda bir haber değildir. Maalesef bizler ülkemizde senelerce haber yerine özellikle de dezenformasyonla ağır bir propaganda bombardımanıyla hep karşı karşıya kaldık. Bilhassa medya dünyasının köşe başlarında bulunanlar, ellerindeki bütün gücü milletin sesini duyurmak için değil, demokrasinin gelişmesi için değil, özellikle de kendi ideallerini yansıtabilmek, bunu özellikle, ısrarla devam ettirebilmek amacıyla kullandılar. Medya, halk adına kamuoyu oluşturan bir kuvvet olmaktan ziyade kendisini siyasetin, yargının, yasamanın, yürütmenin yerine koyan bir konumda olmuştur. Özellikle darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir imtihan verdiğini sizler çok daha iyi biliyorsunuz.”

Bu cümlelerden artık medyamızın bu durumda olmadığı sonucunu çıkarabiliyoruz.

Gerçek de bu zaten.

‘Yeni normal’ denilebilecek dönemde ‘medya’ artık çok farklı.

Eski normlarla günümüzde gazetecilik yapmaya devam etmek mümkün mü?

ABD’de medya, o ülkenin yargısı gibi, ‘yeni normal’ dinlemiyor. Trump Beyaz Saray’a taşınalı dolu dolu dört ay oldu, “Yapacağım” dediği politikaların hemen hiçbirini yargının çıkardığı engeller ve medya muhalefeti yüzünden gerçekleştiremedi.

Bizde artık öyle engeller yok.

Sormadan edemedim

Dışarıdan gelen “Hapisteki gazeteciler” sorgulaması için ‘terane’ sıfatını kullanıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan ve o durumdaki 177 kişiden yalnızca 2’sinin sarı basın kartı sahibi olduğunu bildiriyor.

Nasıl yani, Cumhuriyet gazetesinden o kadar meslektaş, Nazlı Ilıcak, Enis Berberoğlu, Ali Bulaç ve diğerleri ‘gazeteci’ değil mi? Basın kartlarına ne oldu onların?

Afedersiniz, eski alışkanlıklar işte; çünkü ‘yeni normal’ söz konusu olduğunda böyle sorular sormamamız gerekiyor.

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. “Harmanı ömrü savurduk daneyi dert etmeyiz
    Asiyab-ı çarha geldik,şiimdi nöbet bekleriz.”
    Demem o ki,kaybedecek birşeyi olmama pervasızlığı ve kemiği delip ciğeri kanatan hançer acı
    sıyla neleer neler yazmak geliyor içimden.
    Ne var ki,Sayın Koru,yayımlamaz değil,haklı olarak yayımlayamaz.
    Niçin bukadar “biberli”başladım?Şu anda Türkiye”de yaşayan AKP.li olmayanlar,bunun nedenini,niçinini pekalabilir,çünküortak paydamız,sıkıntı,bunalım…psikolojik olumsuzluğu tetikleyen yukardaki bazı fotoğraflar oldu.Hemşehrim Aydın Doğan”ın vergiden kaynaklanan devasa borcunun dört buçukta bire düşürülüşünü çağrışım yaptırdı.Ve dahi benzer eylem ve o doğrultudaki Başıyla sonu arasında yüzseksen derecelik açı olan sözler..
    —–
    Sıçan,yorgun yatan koyunun kuyruğunu kemirebilmek için, önce idrarıyla uyuşturma yapar,işini yaparmış.
    Varlıklar değişip,”insan” rol model olsun.
    senaryo ayni
    uyuşturucu farklı:İnsan için,kandırılma,korku veee mide!..
    Muhtemel engeller için,”kılıf”hazır olunca,operasyon başlayabilir.
    Geriye,güç yetirilemeyecek enbüyük güç kalıyor:İLAHİ ADALET.
    Ismarlama,çakma “dua”lar etksiz kalacakken,mazlumların,mağdurların yaralı yüreklerinden kopup gelen”ah”lariyle semaye yükselen niyazların ma”kes bulacağından imanınız nisbetinde emin olabilirsiniz.
    ALLAH VAR,GAM YOK!..

    NOT.dokuz aydır,cezaevinde hakim karşısını bekleyen yargısız infaz mağduru binlercesinde birisi olan oğlum,nihayet önümüzde ki günlerde yargılanacak.Dualarınızı bekleriz. O.

  2. Medya gerçekleri halka duyurma ile görevli iken bunu devletin bekasını da gözeterek yapması gerekir. Başka devletleri bilmem ama Türk devletinde böyle olmalı. Ülkemiz medyası 5.Kuvvet Medya gibi değil 5. Kol Medya gibi faaliyette. Hangileri olduğunu çok iyi biliyorsunuz.

  3. Sn Site yönetimi ve sn Koru geçen hafta bu sitenin açılışının bir yılını doldurdunuz ve hayli bir okura ulaştığınızı yazdınız ilkeden adaletten bahsettiniz ve bu köşede hep meslektaşlarınızı savundunuz doğru veya yanlışlarıyla ama hiç bir yazınızda basın yoluyla meslek taşlarınızın koplolarını yalanlarını ihanetlerini dile getirmediniz hep özgürlükten bahsettiniz ama özgürlük adına özgürlüklerini alınanlara hiç değinmediniz hep yöneticileri eleştirdiniz eleştirebilirsiniz makul ölçülerde ama bu hassasiyeti medya üzerinde kullanmadınız yanlışlarına hiç değinmediniz bazen yazdığınız yazıların içinde bile çelişkilere düştünüzü görüyorum birilerini eleştirmek adına.
    Dünyada en büyük yanlış nedir biliyormusunuz herşeyi ben doğrubilirim mantığı her konuda akıl satmaktır fikrir beyan etmek ayırbirşey akıl satmak ayrıbirşey
    Bir bakıyorum bazı şer odaklarının ülkemiz için oynanan oyunları yazıyorsunuz ve ayını yazı içinde oyunları bırakıp sanki dünyada olan bitenin müsebbibi Ülkemizmiş izlenimini veriyorsunuz ve meselyi getirip gazetecilerin tutuklanmasına bağlıyorsunuz
    Biryazıda ceza alan bu meslektaşlarınızın yanlışlarını ele alsanız neden almıyosunuz
    Geçen sözcünün sahibi hakkında sizin daha önceden yazdığınız bir yazı yüzünden meslektaşlarınız sizi linç etmeye kalktı demekki basın camiyası bir mafya vari yapılanma içinde kendi aralarında bile birbirini yemeye çalışıyorlar malesef işte bunun adı özgürlük falan deyil
    Özgürlük hak ve adalet dürüslük yalansız iftirasız işini yapmaktır

    Malesef siyasetcilerde nekadar varsa bu saydıklarım basındada var
    Devletin yasak ettiği bir işi yapacaksın ülkeyi dünya önünde zor duruma düşürecek ve bunu özgürlik adına yapacaksın
    Birileri teröre destek verdiği için ceza alır bu kişileri ölümüne savunacaksın neymiş özgürlük

    Eğer özgürlük sınırsız olsaidi Allah cc Cennet ve Cehennemi yaratmazdı yasak olan birşeyi yapan cezalandırılır diyor Allah cc

    Kadına özgürlük diye diye Erkeklerde hak bırakılmadı sırf bu sebeplerden dolayı evlerde kavgalar çımaya başladı ve yuvalar dağıldı hatta canlara bile kast edildi
    İşte sınırsız özgürlün sonuçları bunlar ve diyerleri.

    Ben bu yazıyı bu köşede yayınlansın diye yazmıyorum zaten dikkat ettimde bu köşe bir yılı aşınca okuraının youmlarını yayılamamaya başladı ben de özgürlüğümü kullandım düşüncelerimi aktardım mutlak doğrular olmaya bilir sahsi fikrim saygılarla

    Allah cc yanlışa düşmekten bizleri uzak etsin..

    • Sayın okuyucu,

      Üniversitenin final haftasına girdik, sürekli not okuyor ve gerekli yerlere giriyoruz. Bu sebeple bu hafta yorum onaylamakta zorlandım.. Tüm site okurlarından özür dilerim. En yakın zamanda eski düzenimize geri döneceğiz.

      Elimden geldikçe siteye girip yorum onaylıyorum ama bazı günler hiç bakamadım bile.

      Anlayışla karşılamanızı dilerim, son haftalarda bu sebeple yorum onaylarında gecikmeler var. İş yoğunluğu nedeniyle.. Bilginize

      Saygılar

      • İyide kardeşim aynı gün aralarında ısrarla düzenli olarak onayladığınız yorumcular var.Buna ne diyeceksiniz. Yani şöyle mi anlayalım;burada negatif AYRIMCILIK var,lütfen buna açık yüreklilikle evet der misiniz? Çünkü hayırınızın inandırıcılığı kalmadı…

        • Normalde yorumları okuyup onaylıyorum. Ancak bazı yorumcular çok sık yorum yapıyorlar ve bugüne kadar hiç bir sakıncalı cümle yazmadılar.

          Onları okumadan onayladığım, pozitif ayrımcılık yaptığım oluyor. Ama yorumculardan Süleyman Karagülle (dedem olur) dışında şahsen tanıdığım birisi yok.

          Bilginize

  4. “Benim dedigim iyi ve dogru gerisi kotu ve art niyetli” anlayisi degismeli. Ulkeyi ileri goturmek icin iyi niyetle yapilsa bile bu tip soylemler aslinda zararli. Bir anlasilabilse.

  5. Bunlari konuşurken medya dediği kiışler tarafından ne kadar alkiş aldığını merak ediyorum.
    Merakım iftar yemeği olduğu için, akşamakadar aç susuz nefsimize ne kadar hakim olabiliyoruz. Hani haksızlık karşısında susan sesiz şeytana benzetiliyor ya birde buna alkış eklenince neye benzedığinin fetvasını kim verir acaba onuda merak ediyorum.
    Trump Zarabi tutuklatan savıcıyı üç kez telefola ariyor savici iki seferinde cevap veryor 3.defa telefonada mesajinada cevapda vermiyor 24 saat sonra işine sonveriliyor.
    Savici TV’DE​ şunu söyledi ” bir başkan saviciyi neden durmadan arar?” 7 yıl içerisinde Obama ile görüşmem sıfır ben kanun adamiyim emride kanunlardan alırım.
    İşde bize bu tip kanun adami ve sayın Koru gibi gazeteciler gerek.

YORUM YAP