‘Tek ses’ her zaman iyi değildir.. Dışarıda savaşan içeride huzuru tesis etmeli..

25

Türkiye’nin Suriye sınırını güvenli kılma amacıyla başlattığı Afrin’e karşı ‘Zeytin Dalı Operasyonu’ daha ilk günden geniş çaplı bir destek gördü.

Yalnızca medyadan gördüğü destek bile daha önceki benzer durumlarda karşılaşılan değişik tepkilerden hayli farklı; medyaya neredeyse tek bir dil hakim…

Ancak daha önemlisi siyasetin operasyona verdiği geniş destek:

MHP, operasyon kararını alan AK Parti’den daha istekli olduğunu belli ediyor.

CHP de destek çıkmakta hiç tereddüt göstermedi; genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu Almanya’dan, parti sözcüleri de Ankara’dan operasyonu desteklediklerini açıkladılar.

HDP’den itiraz sesi çıktı çıkmasına, ama hem HDP’nin Meclis grubunun yarısı cezaevinde, hem de bu parti mensuplarına ‘olağan şüpheliler’ gözüyle bakıldığı için HDP’nin itirazının kıymet-i harbiyesi sıfır derecesinde.

İYİ Parti? Meral Akşener de ‘Zeytin Dalı’na olumlu bakıyor. Şu mesaj ona ait:

Saadet Partisi’nin desteği şartlı. Genel başkan Temel Karamollaoğlu, operasyonun barış ve huzuru tesis ederek en kısa zamanda bitmesinden yana. Amerika, İsrail ve Fransa’nın işini kolaylaştırmamak için operasyonu ‘ırk ve mezhep’ temelli yürütmemek de Karamollaoğlu’nun bir başka temennisi. Genel hava içerisinde SP de operasyona karşı sayılmaz.

Medya destekçi, siyaset genel hatlarıyla destek çıkıyor…

Herhalde bunu iyi ve olumlu bir durum saymamız gerekiyor.

Rabia (4) oldu Hamis (5)

‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ dizinine bu görüntüye bakarak bir de ‘tek ses’ özelliğini ekleyebiliriz.

Ekleyebiliriz, ancak bunu olumlu sayabilir miyiz?

Belli bir oranda elbette olumlu, ancak belli bir oranda.

Savaşlar devletler için en nazik dönemlerdir. İşin nezaketi insan canının değerinden kaynaklanıyor. Günümüz savaşlarında beşeri unsur eski savaşlardaki kadar fazlaca devrede değil; göğüs göğüse vuruşmalar neredeyse yok gibi. Büyük çapta teknoloji kullanılıyor. Ancak yine de iki taraflı insan kayıpları söz konusu olabiliyor.

Şehidler söz konusu olunca da akan sular duruyor.

Durmalı da.

Ancak yine de çağdaş devlet muhalif sesleri de değerlendirmelidir.

Çağdaş olmayan devletlerin dünyamızın başına açtığı rahneler tarih kitapları sayfalarında çoktan yerlerini aldı.

Geçen yüzyılda yaşanan iki dünya savaşında 60 milyon kadar insan hayatını kaybetti. O savaşları başlatan kararları az sayıda insan aldı ve hiçbir itirazı da dinlemedi o insanlar. İtiraz etmeye kalkışanlara bir çok ülkede ‘vatan haini’ muamelesi yapıldığını da biliyoruz.

Örnekler ABD’den, çünkü…

ABD, 2. Dünya Savaşı’nda, işi, çoktan kendi vatandaşı olmuş bazı azınlık mensuplarını (sözgelimi Japonları) ‘potansiyel suçlu’ olarak görüp toplama kamplarına tıkmaya kadar vardırdı.

Örneği ABD’den vermem bu ülkenin günümüzde neredeyse ‘çağdaşlık’ standardı sayılması yüzünden.

Oysa, ABD’de, 1960’lı yılların başında da, Soğuk Savaş’ın en soğuk günlerinde, tek ses arayışı, dönemin basınının kendi kendini sansürlemesi yüzünden, Küba’ya düzenlenen bir askeri operasyonun başarısızlığına yol açmıştı.

Başkan John F. Kennedy, şu günlerde bizim sinemalarda da gösterilen ‘The Post’ filminin kahramanları Washington Post gazetesinin sahip ve yöneticilerine ‘‘Operasyona sahip çıkın’’ telkininde bulunmuş, onlar da susmayı tercih etmişlerdi.

Sonradan, yalnızca gazete yönetmeni Ben Bradley ile sahibi Katherine Graham değil, Kennedy de, ‘‘Keşke susulmasaydı’’ pişmanlığını yaşamışlardı.

Susmasaydılar itiraz edecekler ve belki ülkelerine bozgun yaşatmayacaklardı.

‘The Post’ filminde anlatılan sonraki yıllardaki direniş o bozgundan çıkarılan ders sayesinde yaşanabildi.

Mehmetçiğe elbette sahip çıkılmalı, ancak git gide daha da karmaşıklaşan dünyamızda Mehmetçiğin zarar görmesini engellemeye yarayacak bir fikir özgürlüğü alanı da bulunmalı.

İki cepheli savaş riski büyütür

Bir de şu: Dışarıda askeri operasyon yürüten bir devletin içeride kendisini güvende hissetmesi de gerekir. Hem dışarıda uluslararası boyutları da bulunan riskli bir askeri operasyon yürüteceksin, hem de içeride geniş kitlelerle boğuşmayı göze alacaksın. Bu pek sağlıklı bir davranış sayılamaz.

İçeride rahat ve huzuru tesis edecek bir dil ve üsluba ihtiyaç duyulan bir zaman dilimidir savaşlar…

Özellikle de muhalefet askeri operasyonu iktidar kadar benimsemişken…

Hem dışarıda hem içeride savaş devletler için riski büyütür.

Akla her zamankinden daha fazla muhtaç olduğumuz günlerden geçiyoruz.
ΩΩΩΩ

25 YORUMLAR

  1. “Akla her zamankinden daha fazla muhtaç olduğumuz günlerden geçiyoruz”

    Evet ve bundan sonra o günler sürekli olacak. Çünkü, risk alınmayan politika yıllari geride kalmistir.
    Anlaşılan Saadet Partisinin tepkilerini köşenizde okumaya devam edeceğiz. Ne yapsanız boş. Gül yakın sistem değişikliği yapılan referandumda hayır blogunun yanında oldu. Halk karşısında bu bile Sayın Gül’ün halkı anlamadığını kabul edip kenara cekilmesi gerektigini anlaması icin yeterlidir. Engin Ardic’ın dedigi gibi chplileri Gül’e oy atarken görmek kadar matrak birşey olmazdı. Hem kazansa chp’nin ilk fırsatta Gül’ü isifa eder sokağa gideriz diye tehdit edeceklerine de şüphe yok.

  2. Damat Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu komuta kontrol merkezi iha siha merkezleri, oğul bilal komuta merkezinde, diğer damat bakan Berat felan derken bir algı bütünlüğü oluşturuldu uluslararası basında,
    TC devleti yerine Saddam ve Kaddafi oğullar ve damatlardan oluşan bir yönetim modeli biçimi gibi sözlerden bahsediyorlar. Yabancılar da buna inanıyor..

  3. Akla her zaman muhtacız yalnız böylesine hayati bir konuyu Bilal Erdoğan’ın ne zaman çekildiği belli olmayan bir fotoğrafıyla sunmanız, milli duruşa daha çok muhtaç olduğumuz izlenimini uyandırdı. Yoksa herşey tavada pişenden mi ibaretti, inanmak istemiyorum.

  4. Allah’a şükür her şeyi bilen ne kadar çok yazarımız ve yorumcumuz , ne muhteşem öngörü sahiplerimiz var!. Herhangi bir konunun gerçeğini bir an için resim gibi kabul edip , 100 adet kare oluşacak şekilde böldüğümüzü düşünelim. Bu resmin sadece birkaç karesini görüp , tamamı için bilgiç bilgiç konuşup fikir yürütmeler , akıl vermeler almış başını gidiyor. Bir de düzgün yazı yazmayı öğrensek her şey daha mükemmel olacak !.

    • Beğenmediğiniz bir yorum ya da yorumlar varsa yorumu cevapla bölümünü kullanabilirsiniz. Fikir çarpıştırmak yerine böyle kaçak vurmak ayıp olmuyor mu? Kimi ya da kimleri eleştirdiğiniz neyi amaçladığınız belli değil. Bir amacı varsa. Yorumları anladığınızdan yola çıkıyorum. Umarım yanılmıyorumdur.

    • Konuyu puzzle kabul edip birkaç parçasına bakarak yorum yapıldığını kabul etmek bunun üzerine yorum yapmak da sizin yanılmanızdır. Yorumunuzun saygı yoksunluğu üzerinde durmuyorum. Belki fıtridir,düzeltilebilir bir şey değildir…
      Size önerim ise basit; okumayın…

  5. Süper Güç

    Bugün yeryüzünde ABD, Çin, Rusya ve AB dört büyük güçtür ve hepsinde Sermaye etkin durumda maalesef. İslam Alemi, Hindistan, Güney Amerika, Afrika ve Pasik’teki ada devletleri de potansiyele sahip olmalarına rağmen yeterince etkin ve güçlü değiller. İnsanlık korkunç bir savaşa doğru sürükleniyor. Şimdi yukarıda sayılan dört büyük güç dünyada bir barış düzeni oluşturmak istiyorlarsa:

    1. İstihbarat örgütleri gizli faaliyetleri, terörü desteklemeyi, savaşı körüklemeyi bırakmalı yalnızca istihbarat faaliyeti yürütmelidir. Her bir devlet diğer devletlerin iç işlerine karışmaktan uzak durmalıdır.

    2. Silahlı mafya ve uyuşturucu mafyaları etkisiz hale getirilmelidir. Yasak, bir mücadele yöntemi değildir, yıllardır deneniyor ama başarısız olunuyor. Suçu sabit olanlar ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Kasti cinayetin cezası idam, uyuşturucunun cezası ise toplumdan tecrit – sürgün olmalıdır.

    3. Yargıda hakemlik sistemi getirilmeli ve yargı üstünlüğü sağlanmalıdır. Silahlı güç yargı kararlarını uygulatmalıdır. Hakem kararlarının emrinde olmalıdır.

    4. Karşılıksız para yerine altın bono dünyada geçerli olmalıdır. Kooperatiflerin kefaletleri ile bono çıkarılabilir. Bunun için teorik ve pratik hazırlıklar yapılıyor. İlgilenecekler ile paylaşmaya hazırız.

    5. Tüm gümrük ve vizeler kaldırılmalıdır. Vergisi ödenen mal nasıl serbestçe dolaşıyorsa özgür insan da her yere gidip çalışabilmeli, yaşayabilmelidir. Bunun tek şartı o yerin kurallarını kabullenmek olmalıdır.

    Afrin harekatını bu istikamette atılan bir adım olarak görüyorum. Etkin güçler ve Sermaye de harekatı şimdilik kabullenmiş görünüyorlar. Bu sevindirici bir görüntü oluşturuyor.

  6. Rahmetli Kamuran İnan ” dünyanın hiç bir ülkesinde, bu ülkede olduğu kadar hain yok” demiş. Evet tek ses tabiki iyi değildir, samimi, yapıcı, milli olduğuna inanılan her sese de tahammül edebilmeli insan ama nerde bu ses?

  7. Fehmi Bey artık bi sus Allah’ını seversen…Karar gazetesine geç seni okumaktan kurtulayım… Seni çok değerli bir münevver olarak gördüğümden okuyorum ama NY TIMES yazarları gibi oldun… Neyse Sefa ile…
    Dr. Yener ÖZEN

    • Gerçeklerden neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz? Aslında Fehmi Bey, Ocak Medya’ya hergün sizlerin de hoşuna gidecek yazarların yazılarını yayınlıyor. Bugün bir tanesini okudum, size de tavsiye ederim.
      Metin Külúnk. Gazi Ünvanı õneren yazısı.

      • Affedersiniz siz kimsiniz… Ben açık kimliğimle ve Fehmi Bey’i 1989’dan beri yakından tanıyan biri olarak yorumumu yaptım. Bir yazar olarak düşünce dünyasına önem verdiğim bir tanıdık yazara sıkıntımı dile getirdim. eğer gerekli görürse bana döner daha önce bir kaç kez döndü…Siz niye sıkıntı ettiniz anlayamadım Sefa ile…
        Dr. Yener ÖZEN

  8. tek sesin iyi olmadığı zamanlar olabilir hatta genelde iyi değildir denebilir ama o zamanda mıyız. hayır. tek yürek tek bilek olma zamanlarındayız….
    savaşa karşı olmak bir erdemdir. ama savaştan kaçmak değildir. bazen savaşmak gerekir.
    güçlü orduya sahip olmak bu nedenle önemlidir. gücünüz varsa nezaket anlamlı olur yoksa zaten zorunluluktur…şefkat gösterecek bir orduya sahip olmak gerçek zenginliktir.
    melekler ademe bakmış ve kan dökecek birinin neden halife olacağını anlamamışlardır. belli ki konu hala anlaşılmış değildir…

    dini terminoloji de fitne diye bir kavram vardır yüce kitabımızda karşılığı ebedi cehennem olan öldürmekten daha kötü olarak tanımlanmış bir kavram…işte buna çok dikkat etmek gerekir. tek ses olabilir ama içinde fitne de olabilir. mesela fakir çocuklar cepheye sürülüyor dersiniz sonra da tek ses olursunuz şehid istemiyoruz dersiniz sonra tek ses olursunuz dini terminoloji de bunun başka isimleri de var ama konumuz değil tabii.
    hasılı kelam kimsenin tek seslilik kaygısı olmasın. 15 temmuz bize bunun bu ülkede ülke çıkarları için bile bunun olamayacağını son derece net göstermiştir…

  9. yorumlarda sizde tek ses yorumları yayınlıyorsunuz..kardeşim chp nin desteği 15 temmuz darbe karşısı destek gibi yani zoraki ve kerhen..ayrıca sizin desteğinizi fotoğraflamışsınız size yakıştıramadım

  10. Sayın Fehmi Koru hem yazısı ile hem de görseli (resim) ile gayet yerinde mesajı vermiş.Saadet Partisi başkanı Temel beyin dediği gibi,Millet korkuyor konuşamıyor yazar korkuyor yazamıyor. E, o zaman ne olacak her yapılan doğru her söylenen yerinde görülecek helende bu kadar dalkavuk ve şakşakçı varken.
    Allah sonumuzu hayreyleye.

  11. Fırat’ın batısının temizlenmesi gerektiği ortada. Yöntem nasıl olmalıydı kısmı tartışılır. Diplomasi işe yaramamış olacak ki sopa gösterildi. Fırat’ın batısının temizlenip tamamen güvenli alan olmasını destekliyorum. Ordu girmeden Esad’la anlaşarak da yapılabilirdi. Esad saplantısı seçenekleri de azaltıcı etkiye sahip. Saplantı ile dış politikayı sürdüren devlet başkanımız var.

  12. CHP’nin gönüllü destek verdiği kanaatinde değilim.Halkın desteğini gördüğü
    için karşı bir tavır gösteremedi.

    Bir kaç gün içerisinde verdiği destekten
    çark ederse şaşırmamak gerekir.

  13. Bu savaş sanki birilerinin reklamını yapmak için başlatılmış o reklamın karakterleri de gerçek karakterler. Damat firması tarafından yapılan İnsansız Hava Araçlarının kontrol kulesi Maşallah aile boyu bir kule görünümünde.
    Damadın orada olması normal de çünkü onun firmasının ürünü. Peki oğulun orada ne işi var?
    Sakın kimse onun orada görevli olduğunu sõylemesin.Askerlik yapmayan birisinin Askeri hareketi yöneten kulede ne gibi bir görevi olabilir?
    Hay Allah ben de ne kadar unutkan oldum.
    Hem reklam diyiyorum hem de ciddi bir iş zannadiyorun. Reklamın ciddisi mi olur?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here