Dün, 15 Haziran günü, neler oldu? Türkiye’ye neler yapılmak isteniyor?

11

Bilindiği kadarıyla Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin kötü olması için görünürde bir sebep yok. Sonuçta iki ülke NATO’da silâh arkadaşı. En son, Washington ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ikili ilişkileri övdü, ABD Başkanı Donald Trump da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Türkiye’yi…

Ancak.. ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass.. son birkaç aydır kimbilir kaçıncı kez.. yüzüne karşı uyarılarda bulunulmak üzere.. Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Uyarı konusu da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington ziyareti sırasında çıkan tartışmalarda biraz sertçe davranan koruma polisleriyle ilgili Amerikan mahkemesinden ‘yakalama kararı’ çıkartılmış olması…

Dün bir gelişme daha yaşandı Washington’da; ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Senato Dışilişkiler Komitesi önünde konuşurken, “Ankara’daki hükümet –veya içinden bazıları– Müslüman Kardeşler üyesi” anlamına gelecek bir şeyler söyleyiverdi.

‘Müslüman Kardeşler’ ABD tarafından –henüz– ‘terörist’ damgası yapıştırılmış olmasa bile, Körfez’deki Arap ülkelerinin çoğunun ‘terörist’ listesinde bulunan bir örgüt. Suudi Arabistan ve onun yanında yer alan 10 ülke, “Müslüman Kardeşler örgütüne hamilik yaptığı” gerekçesiyle, Katar’a, ambargo/abluka karışımı yaptırımlar uyguluyor.

İlişkiler kötü olsaydı daha başka nelere tanık olacaktık ki…

ABD ile böyleyiz.. ya müslüman ülkelerle?

Amerika dahil her ülkeyle sorunlar yaşasak bile aramızın her zaman iyi olmasını isteyeceğimiz ülkeler sıralamasında hep önlerde yer alan Suudi Arabistan ile de sorunlar yaşıyoruz.

Yine dün, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Ekonomi Bakanı Nihat Tüfekçi, Katar ve Kuveyt temasları sonrası Suudi Arabistan’a geçip Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Aranızdaki sorunu barışçı yollardan çözüp sona erdirseniz iyi olacak” mesajını iletecekti.

O görüşme dün gerçekleşemedi.

Mümkün olabilirse.. bugün.. görüşebilme umuduyla.. yeniden yola düşecek iki bakan…

Suudi Arabistan kendilerinin mesafe koyduğu Katar’la ülkemizin fazla yakın görünmesinden mutlu değil. “Bizden değilsen.. yanımızda yer almıyorsan.. demek ki ondansın ve düşmansın” mantığıyla davranıyor gibi Suudlular…

Eskiler “Ne İsa’ya, ne Musa’ya…” derlerdi böyle durumlar için…

Dış politikada karşılaşılan başka sorunları da sıralardım, ama meramım o değil. Türkiye’nin dışarıda karşı karşıya kaldığı bazı ‘ciddi’ sorunlara dikkat çektikten sonra, sözü içeride yaşananlara getirmektir meramım…

Yollar aşınmaz, ama siyaset zemini yürümekle aşınabilir

Bir gün önce mahkemenin 25 yıl hapse mahkum ettiği ve tutukladığı bir milletvekillerinin —Enis Berberoğlu’nun– haksız ve adaletsiz bir muameleye uğratıldığını duyurmak için, anamuhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir uzun yürüyüş başlattı.

Üzerinde yalnızca ‘adalet’ yazan bir pankartla Ankara’dan İstanbul’a doğru yürüyor.

Ramazan.. bir hafta sonra bayram.. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü devam edecek…

Enis Berberoğlu, daha önce MIT TIR’ları haberi yüzünden yargılanıp mahkum edildikleri halde Anayasa Mahkemesi tarafından beraat ettirilen Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül’e bilgiyi veren kişi olduğu gerekçesiyle aldı cezayı…

Haberi yazanlara beraat.. onlara bilgiyi verene ceza…

İyi de, ‘casusluk’ ile suçlanarak yargılanıp mahkum edilen Enis Berberoğlu devlet sırrını saklaması kendisinden beklenen bir görevli değil ki? O bilgileri milletvekili sıfatı taşıdığı için öğrenmiş de olamaz.

Olamaz, çünkü daha önce başka mecralarda yayımlanmış ve üzerinde tartışmalar çıkmış, dolayısıyla ‘açıklık kazanmış bir bilgi’ o…

CHP verilen kararı bundan dolayı ‘siyasi’ buluyor; Kılıçdaroğlu da o sebeple yollara düşüyor…

Satranç oyunu gibi…

Aynı gün ortalığa dökülen haberlerden, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığında selefi Abdullah Gül’ün bir danışmanı hakkında ‘yakalama kararı’ çıktığını da öğreniyoruz.

Sanki bir satranç oyunu izliyoruz, içeride ve dışarıda; her hamleyi başka bir hamlenin izleyeceğini düşünmeden edemiyoruz.

Ne olacak yani, dışarıdaki anlamsız çıkışlarla, ‘Müslüman Kardeşler’ yaftasının AK Parti’ye yapıştırılması mı isteniyor? İçeride de, CHP’yi haklı AKP’yi haksız çıkaracak, 15 yıllık AK Parti iktidarını ‘FETÖ’ ile el ele diz dize gösterecek bir arayış mı var?

Bunlar sadece bir günün, 15 Haziran 2017 tarihinde yaşananların, düşündürdükleri…

İlgiliyseniz.. bu bir günün hikâyelerine.. geçtiğimiz haftanın.. önceki ayın.. birikimlerini de ekleyerek daha keskin sonuçlara varabilirsiniz.

Uyarırım: Her yaptığınız değerlendirme karamsarlığınızı daha da artırabilir.

Tek günü seçerken 15 Haziran tarihini özellikle belirledim. Birileri, önceden, 15 Haziran’da yeni bir kalkışma hazırlığı olduğunu duyurmuşlardı ve hepimizin aklına ‘yeni bir darbe’ fikri gelmişti.

Geleneksel yöntemle ‘darbe’ye kalkışmanın âkıbetini 15 Temmuz hâin denemesinde gördük; buna tevessül edecekler de gördü.

Öncesi ve muhtemelen sonrasını da hesaba katarsak, 15 Haziran günü –yani dün– yaşadıklarımız, siyasi hayatın dengelerini bozmaya dönük yüzü itibariyle, daha az mı etkili sizce?

Düşünün derim…

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. 15 Haziran Abdulkadir Selvi’nin yazısında FETÖ nün yeni darbe girişiminin tarihi olarak verildi. Kimse 15 Temmuz vari bir şey beklemiyordu fakat yaşananlara bakınca bir şeylerin miladı olduğunu kesin. Zaman içinde daha iyi anlayacağız ama benim kanaatim, FETÖ nün gayet sinsi ve stratejik olarak devam eden bir girişiminin önemli bir pik noktası olduğu.

  2. Pr0f.KemalGözler demokrasiyi bekleyen tehlikeyi şöyle irdeliyor: Bundan268 sene önceMontesquieu”nun söylediği gibi yasama,yürütme ve yargı kuvvetlerinintek elde toplandığı sistemde hiçbir şekilde hürriyet olmaz.Montesqui şöyle diyor:”Eğer ayni idareninkişilik veya yapısında,yasama erki yürütmeyle birleşmişse,hiçbir şekilde hürriyet yoktur.Çünkü ayni monarkın veya ayni senetonun zalimce yönetmek için,zalimce kanunlar çıkarmasından korkulur.Yargı erki deyasama ve yürütme erklerinden ayrılmış değilse,gene hürriyet yoktur. Bu üç erki de ayni kişi veya kurullar kullanırsa herşey mahvolur.”

  3. Zulme sessiz kalmak ta zalimliktir. Lununyaptılar bunu yaptılar, ülkryi şöle değişyirdiler.. kıyamete kadar hükümete minnet mi duyacaz hayır. Bugün yaptığona bakın 100 binlere zulmediyor. Demokratik hiç bir değeri barındırmıyor, lider fetişizmi var. “Allahın tüm sıfatlarını üzerinde taşıyan” bir lider var güya. Zülm ile abad olanın ahiri berbad olur. Şirk yapılıyor, küfre giriliyor ses çıkaran yok. Bu kadar yanlış fazla. Yürümek fayda verir mi bilmem. Ama ne yapsın bu insanlar başka ne yapabilirler.

  4. Fehmi bey yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum zaten halihazırda hakikati yazan pek de seçenek kalmadı yandaş diye tabir edilen medayaya göre hükümetin her yaptığı doğru oysa buna başta kendileri inanmıyor bence akpnin kurtuluşu yok millet ve özellikle eğitimli genç nesil akp den nefret ediyor ..akp nın en büyük hatası adaletsizlik yapmak oldu hem de daniskasını ve bu umurlarında bile değil ama dediğim gibi kendilerine millet güzel bir tokatla sanduğa gömecek

  5. Savaşlar olur. Birbirlerini yenemedikleri günler olur. Taraflar nefes almak için mütareke yaparlar. “Savaşa şimdilik ara verelim.” derler. Sonra iki taraf daha büyük savaşa hazırlanır. Bu arada anlaşırlarsa barış olur, anlaşamazlarsa savaş devam eder.
    15 Temmuz darbesi bir mütarekedir. Taraflar ikinci darbeye hazırlık yapmak için anlaşmış gibi hazırlık içindedirler. Bu arada barışırlarsa barışacaklar, barış olmazsa ikinci darbe olacak ve ikinci darbe de bastırılacak. O gün darbe kazanırsa Türkiye artık eski Türkiye olmayacak. Darbe kaybeder, Ordumuz galip gelirse Türkiye yine eski Türkiye olmaya devam edecek. Anlaşırlarsa ve ikinci darbe harekâtı olmazsa Türkiye eski Türkiye olarak kalacaktır.
    Anlaşmaları ise dışarıdaki duruma bağlıdır.
    Sermaye, Trump’a diyor ki: “Ne duruyorsun, bizimle beraber ol ve dünyanın tek süper gücü olmaya devam et.”
    Rusya’ya diyor ki: “Ne duruyorsun, bizimle beraber ol, dünyanın tekrar ikinci süper gücü ol.” Çin’e diyor ki: “Nüfusunla, tekniğinle, ekonominle dünyanın gerçek süper gücü oldun. Ne duruyorsun bizimle bir ol, dünyayı sen yönet.”
    AB’ye diyor ki: “Uygarlığın merkezi Avrupa’dır. Bugün sonradan gelme görgüsüzler hakim oluyor, bizimle beraber ol, dünyaya tekrar Avrupa uygarlığı hakim olsun.”
    Araplara diyor ki: “ İslamiyet sizin. Türkler ve İranlılar gasp ettiler. Bizimle beraber olun, sizi tekrar dünyanın hakimi yapalım.”
    Erdoğan’a diyor ki: “Bugünkü uygarlık Osmanlı uygarlığının yavrusudur. Bizimle beraber ol, İstanbul’a taşınalım. Bundan sonra süper güç yine sen ol.”
    Kimler Sermaye’nin tuzağına düşecek belli değildir. Sermaye’nin tuzağına düşenlerle düşmeyenler arasında üçüncü cihan savaşı olacak. Kim yenilecek belli değildir. Ondan sonra yeni dünya kurulacak.
    Kuran’ın bildirdiği tarihi gelişmeleri bekliyoruz ki bu senaryo böyle gitmeyecek. Yeni güç ortaya çıkacak. Beklenmedik bilinmeyen bir güç ortaya çıkacak ve Kuran düzeni dünyaya hakim olacaktır. Biz bu kavgalara karışmayız, gelecek Kuran düzeni için hazırlık yapmaktayız. Bunların hepsi sadece Adil Düzen’in gelmesi için bir hazırlıktır.

  6. önemli noktalara işaret edilen güzel bir yazı olmuş sayın koru. dünkü yorumumda naçizane bende bazı şeyleri üstüste koyduğumuzda önümüze çıkan tabloya dikkat çekmeye çalıştım. tablo çok net türkiye ye neler yapılmak istendiği çok net görmedim bilmedim diyen aklı baliğ sayılmaz iş artık halkın firasetine kaldı. dışarı da bir takım çevrelerce teröre destek veren ülke çorapları örülürken içeride de gezi pardon adalet yürüyüşleri ya da provakasyonlara açık işler diyelim tezgahlanıyor. uzun zamandır eğitilen provakatörler olduğu söyleniyor…ya diğerlerinin düştüğü tuzaklara düşeceğiz ya da sabırla bu günlere sabredeceğiz. elbet geçecek…
    bir de bu Müslüman kardeşler neden isim değiştirmiyor merak ettim. pkk terör örgütüyken adı ypg olunca bambaşka bir şeye dönüşüyor. keza diğerleri de öyle…eskiler boşuna dememişler isim değişirse kader değişir….

  7. Hukumette gene akil tutulmasi. NEden boyle anlayamiyorum… Biraz akilli ve mantikli davranilsa. Hem ulke, hem AKP icin daha iyi olacak. Her seye boyun egilsin demiyorum ama sonucta bir diplomatik satranc oynaniyor. Turkiye de kendi hatasindan taslarini kotu duruma dusurup kaybediyor.

  8. Suç işleyen cezasını mutlaka çekmeli.
    Fakat suçsuz insanların şucu bucu diyerek cezalandırılması ne insanî ne hukukî nede İslamî dir.

  9. Bu yürüyüş masum bir protesto yürüyüşü gibi gözükse de, provokasyonlara açık gözüküyor. Bu oyunu kurgulayanlar bu yürüyüşten başka bir şey çıkartmak için uğraşacaklarmış gibi bir his var içimde, inşallah yanılırım.

  10. Biraz sertce davranan koruma polislerimi?
    Fehmi bey görüntüler kafaları yarılmış insanlara bakaınca hiç sizin yazdığınız gibi değil ABD polisleri olmasaydı belkide o adamlar öldürlürdü.
    Biz Enes Kanter ide terörist ilan edip kaçırmaya başaramayınca pasaportunu iptal etmedikmi? Amerikada günlerce konuşuldu insanlar Türkiyenin yaptıklarına afarliyorlar size muhalefet​ olan herkesi terörist ilan edip hapise atarsaniz hiç bir gelişmiş ülke size katilmaz ve dostda olmaz.
    Lafla, tehditle, meydan okumakla hiç bir kazanç sağlanamaz her zaman zarar edilir.
    Ancak içerde seçim kazanmaya yarar.
    CHP ciddi bir parti olsaydı şimdiye kadar olan kanunsuzluklara sessiz kalmazdı, demeki sirf kendilerinin partisi halkın değil.

YORUM YAP