Darbeyi önceden bilmek neden ayıp olsun; yoksa yine mi gafletteyim?

63
Turgut Özal ve bir zamanlar bizler...

Demek ki yaşayıp bunu da görecekmişim..

Bu meslekte dirsek çürütürken.. başkalarına ait haberlerin üzerine yatanı.. Habbeyi kubbe yapıp kubbe üzerinden kendine pay çıkaranı.. bir yerde bulunması gerekirken bambaşka bir yerden oradaymış gibi yayın yapıp haber göndereni..

Velhasıl her türlüsünü gördüm de, daha önce hiç karşılaşmadığım bir örnekle bugünlerde yüz yüze geldim: Başarısını gizlemeye çalışanla…

Size üç tabloluk kısa bir piyes sunuyorum; ilk ikisi kendimle, üçüncüsü de yukarıda değindiğim başarısını gizlemeye çalışan meslektaşla ilgili bu tabloların…

Gafletimi itiraf ediyorum

15 Temmuz gecesinde, artık olanın bir darbe girişimi olduğu sırıtmaya başladığında, bir milletvekili dostum, “Ne dersin, bunu Pensilvanya yaptırıyor olabilir mi?” sorusunu yöneltmek için aradığında, herhalde gece yarısıydı, şahsen ilk defa böyle bir ihtimalin düşünüldüğü kafama dank etmişti.

“Yok canım” demiştim o dostuma, “Böylesine bir harekete cür’et edecek bir güce Türk Silâhlı Kuvvetleri içerisinde kavuştuklarını sanmam, öyle bile olsa, sonu kendileri için de pis bitecek bir macerayı engelleyecek sağduyuda insanlar içlerinde mutlaka vardır…”

Hani bazıları “Ben bekliyordum” diyorlar ya, işte hepinizin önünde itiraf ediyorum, ben bek-le-mi-yor-dum…

Evet, bu yılın mart ayından beri Amerikan gazeteleri ve dergilerinde “Türkiye’de darbe olacak” temalı yazılar çıkıyordu ve okuyordum; yabancı televizyonlarda tartışma programlarında da dile getiriliyordu aynı beklenti; ve ben hepsine gülüyordum…

Artık darbeler devrinin geçtiğine, başka ülkelerde öyle maceralar yaşansa bile, başından 4 adet darbe geçmiş ülkemizde artık buna cesaret edecek birilerinin çıkmayacağına inandığım için…

Ben Böyle Gördüm
Ben Böyle Gördüm

Nisan ayında yayınlanan ‘Ben Böyle Gördüm: Cemaat’in Siyasetle Sınavı’ kitabımda (Alfa Yayınları) hemen her ayrıntı vardır da, böyle bir uğursuzluğun bizi beklediğine dair en ufak bir belirti bile yoktur.

Orada TSK içiyle ilgilendiklerine dair bayağı bir ayrıntı anlattım. Ta 1990’lı yıllardan hem de… Her yerde adamları olması için gösterdikleri çabalara dair de vardır ayrıntılar… O kadar.

Emin olun, 15 Temmuz veya ona benzer bir olayın olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti; 15 Temmuz’a kadar…

Gafletse, evet o gaflet bana ait…

Bu birinci tablo.

Kuşku gazetecinin en sağlam yol arkadaşıdır

İkinci tabloda yine ben varım. Bu defa Meclis’in 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu önünde.

Orada meydana gelmeden önce darbeden haberdar olunup olunmadığı kuşkusunu içinde barındıran birkaç soru yöneltilmesi üzerine üzerine şunları söylemiştim; tutanaktan aktarıyorum:

Bu, Cumhurbaşkanı seviyesine kadar bildirilmiş midir, Başbakan seviyesine kadar iletilmiş midir, onu ben bilmiyorum; ama Türkiye Cumhuriyeti gibi gelenekleri olan, istihbaratı daha Osmanlı Dönemi’nden beri sürekliliğe sahip olan bir ülkenin istihbaratının 15 Temmuz hazırlığından hiç bilgisi olmaması benim aklımı zorluyor. Onun için ben doğrusu o konuda bilgi sahibi değilim, ama kuşkularım olduğunu burada ifade etmekten çekinmem.”

Devam ediyorum:

“Elbette Türkiye Cumhuriyeti herhangi bir askerî müdahalenin -kimden gelirse gelsin- yapılması karşısında çok önceden hem istihbarat yönünden hem de böyle bir ihtimal ortaya çıktığında ona karşı neler yapılabileceği tarzında bir ön hazırlığa mutlaka sahiptir diye düşünüyorum. Yani, biraz istihbarat konularına kafa yoran ve bu konularla ilgili ne varsa okumaya çalışan bir insan olarak, Türkiye istihbarat konusunda eğer hakikaten böyle bir hazırlıkla ilgili hiç haberdar olamamışsa, mutlaka bir şeyler yapılması gerektiği kanaatindeyim.”

Komisyon önünde konuşuyorum
Komisyon önünde konuşuyorum

Anahtar sözcük bu konuşmada,‘kuşku’

Bir kişinin ‘gazeteci’ olup olamayacağını ‘kuşku’ duyup duymamasından anlayabilirsiniz.

Önüne getirilen bilgiden kuşku duyuyor ve kuşkusunu gidermek için çaba harcıyorsa…

İşte o kişi gazetecidir…

Zaten “Gazeteci olunmaz, doğulur” sözü de bunun için söylenmiştir.

Doğuştan olursa olur…

Mahviyetkâr mı desem..

Şimdi üçüncü tabloya geçebiliriz.

Bir meslektaşımız, o da köşe yazıyor, 15 Temmuz’un geleceğini aylar önceden görmüş… Sonradan ‘FETÖ’ diye adlandırılan yapının buna hazırlandığını da farketmiş… Bir kaynağı ona FETÖ’nün ileri gelenleriyle kendi arasında geçen bir konuşmayı aktarmış; adamlar resmen “Biz geliyoruz, hem de içeriye sızdırdığımız subaylarımız, onlara yardım için alesta bekleyen her kademedeki bürokratlarımızın yardımıyla; darbeyse darbe, ona da hazırız” anlamına gelen şeyler söylemişler…

O da oturup yazmış bunları…

Tek yazıda da değil, tam iki yazıda…

Yazısının ilkinin (2 Nisan 2016) başlığı ne dediğini bağırıyor: ‘Cemaat’in ‘hususileri’ darbe için Ankara’da toplandı’.

‘Hususiler’ deyimini şöyle açıyor yazıda:

Onlara “Cemaat’in Derin Adamları” diyebiliriz. Kısaca CDA. Cemaat’in örgütlendiği her yerde imamların yanı sıra bu adamlar da vardır. Genellikle eğitim ve iş dünyasında örgütlenmeleri, iletişimi ve koordinasyonu sağlayanlar onlardır. Kendilerini saklarlar CDA’lar. Alınan her karara müdahale edebilirler ve imamların hep yanındadırlar.”

İkinci yazısının (21 Nisan 2016) başlığı da şu: ‘Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘tar’da sayılır!’

“Tavuk ‘tar’da sayılır” bir deyimmiş. Açıyor: Bu bir Anadolu deyimi. Tar, odun demek. Tavukların akşam kümese girmeden önce odunun üzerine çıkıp hizalandıkları anda çok daha kolay sayılabileceğini anlatır.”

Yazılar müthiş, ama ben atlamışım. Galiba herkes atlamış.

Sonunda birisi arşivden o yazıları bulup “Darbenin gelişi biliniyordu, yazıldı da” tafrasıyla o yazıları gözümüze sokana kadar.

Tafra yapan, o yazıları arşivden çıkaran; yoksa yazıların sahibi değil…

İşte üçüncü tabloda beni şaşırtan da olayın bu yönü: Sen darbenin kokusunu aylar önce al… “Bana ne derler” diye düşünmeden otur ve yaz, gazetede de yayınla…

Gazetecilik öödülü

Gazetecilik öödülü
Gazetecilik ödülü

Müthiş bir olay bu. Ödüllük bir gazetecilik başarısı…

İşte o yazıları aylar önce yazmış olan meslektaşın, bu başarısının nihayet fark edildiğini görüp keyfini çıkaracak yerde… bunu yeni fark eden gâfilleri bu keşiflerinden dolayı suçlaması beni şaşkınlıktan şaşkınlığa uğrattı…

Ne var bunda utanacak? İnsan başarısıyla övünmeli.

Demek ki, bunu da görecekmişim.

“Öğrenmenin yaşı yoktur” diye boşuna dememişler…

§§§§

63 YORUMLAR

  1. Sayın Koru; Bunca siyasi, dini ve sosyal gazetecilik birikiminiz olduğu için size sorum şunlar:
    1- Rahmetli Erbakan hocanın “Bre gafiller” sözünden ne anladınız?
    2- Gaflet kavramının nelere mal olduğunu, Yüce Kitabımız Kur’an muhtevasına göre,(Özellikle; Yunus 7-8 ayetleri bakımından ) bir yazınızda açıklarsanız memnun olurum.

  2. “Yok canım” demiştim o dostuma, “Böylesine bir harekete cür’et edecek bir güce Türk Silâhlı Kuvvetleri içerisinde kavuştuklarını sanmam, öyle bile olsa, sonu kendileri için de pis bitecek bir macerayı engelleyecek sağduyuda insanlar içlerinde mutlaka vardır…” diyorsunuz ama Fehmi Bey, bu görüşünüz çok yaman bir çelişkiyi içinde barındırmıyor mu? Çünkü; zaten o bahsettiginiz sagduyu sahipleri o habis bünyede varolsaydı, şimdiye kadar bu yapının devlet ve siyasetle kavgayı bırakıp çoktan Ç.BİR’den esirgemedigi okulların anahtarlarını seçilmiş yönetime teslim edip kuşe-i uzletine ya da asıl konusu olan safi egitim işine dönmesi gerekmez miydi? Artı sizin de iyiniyetli çabalarla taa Pensilvanya’ya gidip akıl tutulması yaşayan malum zevata teklif ettiginiz arabuluculuk girişiminiz bir işe yaradı mı? Sanırım o malum yapıyı kemiren kibir ve güç zehirlenmesi, bütün samimiyetimle söylüyorum içersinde sagduyu sahibi insan bırakmamıştır ! Siz de dahil olmak üzere hepimizin aldatıldıgını düşünüyorum ! Selamlar

  3. Gün itibariyle reis-i cumhur yıl sonunda ab referandumu yapılacağını ve ab ile müzakerelerin sona erdirilebileceğini söyledi. Öncesinde de Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’a çok ağır eleştirilerde bulundu.

    Ne yapılmak isteniyor anlamıyorum. Rusya benzeri bir demokras! olmak adına AB ile ipler kopartılmaya mı çalışılıyor? Bunun için de AB’nin ipleri kopartması bekleniyor sanki. Böylelikle suçlu AB gösterilecek.

    Ama biz AB’ye her türlü muhtacız. Bunu bilmiyorlar mı? AB ile ithalat ve ihracat oranı yüzde 45-50 seviyesinde değil mi? En çok ihracat AB’ye yapılmıyor mu? E daha ne? Bakın konu ile alakalı hükümet kanadından ayağı yere basan tek eleştiri Mehmet Şimşek’ten geldi: “Bana ister katılın ister katılmayın, AB’den kopmuş bir Türkiye’nin dünya algısı 3’üncü dünya ülkesidir. Eğer AB ile müzakerelerde ilerleme sağlarsak İslam dünyası nezdinde de daha cazip daha güçlü bir ülke oluruz. Bugün Avrupa’dan kopmak demek FETÖ’nün başarılı olması demek”

    Türkiye’nin AB’den kopmasıyla birlikte hangi ülkelerin kucağına düşmüş olacağız? Rusya AB’den daha mı insaflı? Bir kere Rusya gibi bir yalnız ülke politikası sürdürmemiz mümkün değil. Rus milletinin, kültürlerini, bilimlerinin seviyesine erişmemiz için kırk fırın ekmek yememiz lazım. Buna göre Rus tipi TR eşittir muhalefetin olmadığı, cansız ve renksiz bir Türkiye’de ırkçı çomarların egemen olduğu bir ülke demek.

    Devlet aklı tümden mi kafayı yedi? Yahu sen kimsin AB’ye çatıyorsun? Gün içinde dolar 3.30 seviyesine geldi. AB’nin “müzakereleri durdurduk” demesiyle 4 TL seviyelerine yaklaşması an meselesi. Burada da hükümetin politikalarını yere göğe sığdıramayan okuyuculara sesleniyorum: bir gecede fakir kalıp birikimleriniz eriyince aklınız başınıza gelip “ya bu adamlar neden böyle yaptı?” sorusunu soracaksınız ama her şey için çok geç kalınmış olacak.

    • Bir de şunu eklemem lazım. Bugün Rusya her ne kadar agresif politika yürütse de avrupa tarafından sevilir ve bir amerika gibi düşmanca karşılanmaz. Rusya’ya aldanıp AB’ye kafa tutarsan iki gün sonra Putin ve AB liderleri güle oynaya birlikte görüntü verdiğinde yanındaki dostların İran, Irak bile olmayacak.

  4. Ben iyi bir köşe yazarı takipçisi malesef değilim. Bu nedenle o yazar hakkında da kanaat sahibi değilim. Fakat insanların suçsuz delilsiz içeriye tıkıldığı bu dönemde, bir yazarın ferasetinin suç sayılması gayet normal (!). Maalesef korku insanlara çok şey yaptırıyor.

  5. Artik feto kurtariciligini birakmamiz ve dunyada yeni sekillenecek politikalara devletimizi hazirlamamiz lazim.
    Bu konudada fehmi bey eminim kosesi devlet tarafindan okunan biri olarak onculuk edebilir.
    Trump secilmeden onceki bir yourumumdada belirtmistim.
    Trumpla birlikta dunya siyaseti artik yeni bir sekil alacak, ortadogu bundan cok etkilenecek. Artik trump ortadoguda sorunun kokune inecegini acik acik dile getirdi.bugunde bu bolgelerin saddam ve kaddafi donemlerinde daha guvenli ve bariscil oldugunu vurguladi .
    Son konusmasindada suriyeye deginerek rusya ile ayni cizgide hareket edecegini yine tekrarladi.
    Bu da demektir ki esad ile yola devam.bu durumda insallah bizim devlet buyuklerimiz eski inatci ve yanlis suriye politikalarindan vazgecip suriye, rusya , ve abd ile yeni bir ortak paydada bulusurlar.
    Turkiye zaten basindan yanlis ( 100%) suriye politikasi benimsemekle bir nevi pyd/ypg olusumuna canak tuttu. Bir nevi muttefikleri tarafidan faka bastirildi farkinda olmadan
    Suriye konusunda beraber yola ciktigi muttefikleri AB, ABD ile hedeflerin %100farkli oldugu anlasildi ama biz hala yanlisimizda israrediyoruz. Muttefik olarak adlandirdigimiz ulkeler ulkemizdeki her turlu teror orgutlerini yardim ve yataklikta birbirleriyle yarisiyorlar
    Ustune ustluk ulkemizi yaptirimlarla tehdit ediyorlar.
    Turkiye son 2 yilda her turlu ic ve dis ihaneti
    Yasadi ama hala bunu goremeyen yada ihanet olarak gorunmesini istemeyenler var maalesef.
    Trump turkiye icin cok buyuk bir cikis yolu bence . Bu firsat kesinlikle cok iyi kullanilmali.
    Trump ulkelerde ki mesru ( siz diktator deyin yada yari mesru deyin) yonetimlerin herhangi bir sekilde zemininin oyulmasina kesinlikle karsi.
    Ayak oyunlarini sevmeyen birisi.
    O yuzden turkiyede de bu bir nevi yeni darbe planlayicilarinin butun oyunlarini altust etmis durumda.
    Turkiye trumpla anlasmazsa tipki fetonun kendi ipini kenisinin cekmesi gibi ipini cekecektir.
    Ben derimki su anda ruzgar bizden yana esiyor. Bu firsati kacirmayalim.
    Esad konusundaki dusunceleriyle trump bir nevi suriyenin butunlugunden yana
    Bu da en cok bizim isimize yariiyor.
    Suriyenin butunlugu demek turkiyenin butunlugu demek.
    Iste buyuzden gizli el trumpi gucsuzlestirmek yada ondan ortadogu konusunda istedigini koparabilmek icin iceride rahat durmuyor.
    Bitmis, hilesiz secimin sonuclarini tanimayarak toplu ve siddet iceren gosteriler duzenletiyorlar.
    Birakalim artik fetoyla zaman kaybetmeyi.
    Ulkemizin kaybedecek zamani yok.
    Fero cok insanin hakkini yedi
    Sorulari calarak, istediklerini istedikleri yerlere atayarak yillarca. Kendilerinden olmayanlari ayak oyunlariyla isten atarak.
    Yuzbinlerin milyonlarin hakkina tecavuz ettiler.
    Etmediler diyebilen varmi?
    Saygilar

  6. “Kuşku gazetecinin en sağlam yol arkadaşıdır.” özdeyişini, hayatına yansıtmış bir gazeteci olmanıza rağmen, feto örgütünü darbe hedefiyle hiçbir şekilde ilişkilendirmemiş olmanızı garipsedim. Özellikle de 17-25 aralıktaki, cüretkar hukuk darbesini gördükten sonra.
    Gaflet itirafınıza sevindim, bir politikacımız da aynı itiraftan yaptıydı da yemediği laf kalmadıydı. Gazetecilerimiz, o kadar yoğun, yöneticilerimiz ve yanlışları üzerinde duruyorlardı ki ,muhalif unsurlardan kuşku duymaya vakit bulamadılar, aksilik işte bu örgütün her türlü melaneti yapabileceği öngörülemedi. Darbeyi öngörebilenleri bile, yandaş gazeteci ve hükümetin adamı olması hasebiyle, “hükümet darbe tiyatrosu kurmuştur”a delil getiren ilginç insanlar bile var.
    Verdiğiniz linklerden okuduğum ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla, darbe öngörüsünden utanmaktan ziyade, öküzün altında buzağı arayanları eleştirme amaçlı bir yazı. Darbe tahmini örtüşen Fuat Beyin, işbu uyarılarını da dikkate almalıyız .
    Bu vesileyle Ocak gazetenizi , ilgiyle ve memnuniyetle takip ettiğimi de söylemeliyim. Teşekkürler uğraşınız için.

  7. Öncelikle yorumculara da bakarak bazıları (çoğunlukta olanlar) Osman Özsoy’un tv konuşmasını örnek vererek, basında çıkan haberleri baz alarak, bylock gibi gizli iletişim programlarını öğrenerek bu darbe girişiminin arkasında FETÖ olduğunu iddia ediyor. Fehmi Koru’nun bunları yazılarında net bir şekilde dile getirmemesini, yine FETÖ-Darbe ilişkisini net bir şekilde ifade etmemesini eleştiriyorlar. Bazıları ise (azınlıkta kalanlar) Fuat Uğur’un nisanda yazdığı yazıların üstüne şimdi neden böyle bir tavır aldığını sorgulayarak, darbeyle ilişkisi olmayan çoğu kişinin KHKlarla işlerinden çıkarılmasını örnek vererek, ‘Allah’ın lütfu’ ifadelerini öne çıkararak bunun arkasında cemaatin (FETÖ) olmadığını iddia ediyor. Çoğunlukta olanlar bazı anormallikleri (yukarıda Fehmi Bey’in yazısı bir örnek, başka bir örnek Putin’in danışmanı Dugin) ya görmüyor ya görmezlikten geliyor ya da anormallikleri normal görmeye çabalıyor. Darbe girişiminin bir senaryo olduğunu ileri sürenler ise Gülen’in yanında görüntüleri ortaya çıkan, daha sonra Akıncı Üssü’nde yakalanan ve şimdi de sırra kadem basan Adil Öksüz meselesine hiç değinmiyor. Bu darbeyi kesin FETÖ yaptı diyenlere Ömer Laçiner’in Birikim Dergisi’nde yayımlanan İkinci Vaka-i Hayriye (Sayı 328 329 ağustos eylül 2016) yazısını okumalarını tavsiye ediyorum (oradaki sorulara uygun cevaplar bekliyorum), girişime senaryo diyenlere ise cemaatin Adil Öksüz hakkında ne düşündüğünü merak ettiğimi soruyorum… Benim kafamı kurcalayan cemaatin kendi sonunu getirecek bir girişime nasıl bir ruh haletiyle giriştiği (hepsi olmasa bile sırf Erdoğan karşıtlığından girişimin başarılı olmasını isteyenleri kastediyorum). Yine kafamı kurcalayan başka bir soru ise ortaya çıkan irrasyonalite, anormallikler.. Verileri alt alta dizdiğinizde insan hayret ediyor. Zaten Abdullah Gül de ‘önceden istihbarat gelmemesi çok hayret verici’ demişti. İşte bu yüzden kaldık mı gene arafta?

  8. İlk vidyonuzda siyasi istikrar için güçlü iktidar yani sandıktan çıkan güçlü ( oy oranı ile ) iktidar istediğinizi ve yanıldığınızı söylemişsiniz. Hatırlıyorum da çok önceleri bir yazınızda Erbakan Hoca frene basıyıor diye eleştirmiştiniz. 🙂 ne garip değil mi, kim haklıymış 😉

  9. 15 Temmuzun nesine şaşırıyoruz.. Anlamakta güçlük çekiyorum..
    1920 lerde komünistleri tespit etmek için komünist partiyi ülkenin kurucu unsurları kurmadı mı?
    Harbiyeli aldanmaz derler..Bütün sol terör ürgütlerinin başında bir şekilde harbiyeliler yok mu?Milliyetcilerin başı zaten albay değilmiydi?.apo pkk yı pilot necati ile kurmadı mı? fetonun yanında yıllarca “hekimoğlu ” kod adıyla bir havacı binbaşı yokmuydu?Nakşi olduğunu iddia eden bir tarikatın başı yine bir harbiyeli değil mi?
    ergenekondan tutuklananlar “biz çıkıcaz onlar girecek ve aç kalacaklar” demiyorlarmıydı.Hak ettiler ya da etmediler ayrı mesele bu gün cemaat mensubları açlıkla tehdit edilmiyorlarmı? Feto gerçekten ülkeyi ele geçirmek istese neden darbeyi iki kademede yapsın.Bu ülkede kumpaslar mazlumlara kurulur. Ama öncesinde onlardan bir kısmı azdırılır ki hepsi birden mahkum edilebilsin.
    Aah NECİP FAZIL AH.. nede doğru söylemiş
    BABA KATİLİNLE BABAN BİR SAFTA…
    Bu ülkede “kod adı” ve” hücre tipi” yapılanma devlet içindeki kirli unsurların imzasıdır.Kurduğu örgütü zamanı geldiğinde sessizce tasfiye edebilmek için..Hizbullah gibi.
    Şimdi sorun “bizimkilerin” kurduğu örgütleri artık başkaları kullanıyor..”Bizimkiler” saddamdan ders almamış ..
    Sustukca sıra onlara geldi..ve tabi onlar yüzünden herkese…

  10. Kıssadan hisse, Fuat Uğur’un yazdıkları doğru ise devlet aklı iyi oyun planı kurmuş ve uygulamış. Bu demektir ki devlet halihazırda da doğru olanı yapıyor. Bu bazılarımızı rahatsız ediyor; çünki çocukluğumuzdan beri bize anlatılan demokrasi masallarının efsunlu etkisinden kurtulmakta zorlanıyoruz.

    Ya devlet başa ya kuzgun leşe geleneğinden gelen bir toplumuz. Ecdadımız devletin bekası için çocuk katline cevaz vermiş. Bunlar elbette vicdanımızı kanatıyor, ama biraz empati yapalım. Bu geleneği oluşturan ecdadımızın külliyen vicdan yoksunu olduklarına mı hükmedeceğiz?

    Çatışma terminolojisinde İngilizcesi ‘collateral damage’ olan bir kavram vardır. Türkçe’ye ‘tali/yan hasar’ ya da ‘kasdedilmeyen/istem dışı hasar olarak tercüme edebiliriz. Devlet aklı bu menfur kalkışmanın arkasındaki şer odaklarına karşı ülke ve milletin ali menfaatlerini korumak için böyle bir oyun planı kurmuşsa, yaşananları ehveni şer kabilinden ‘tali hasar’ olarak öngörmüş olsa gerektir. Aksi takdirde bu potansiyel şer odakları hedefledikleri iç savaş senaryosunu gerçekleştirerek milyonlarca masum cana kıyacaklardı. Can dostlar, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de yaşananlar sanal değil, sırada Türkiye vardı ve hala var!

    Unutmayalım ki ‘FETÖ’ işin görünen yüzü. Türk Devleti aslında darbenin arkasındaki; 1953’ten beri kendisini ipotek altına alan, varlığına ve bekasına kasteden NATO güçlerini tasfiye ediyor. Bunun için de FETÖ’yü kaldıraç olarak kullanıyor.Amaç ise tam bağımsızlık.Şimdi kendimize soralım:Türk Devletinin yanlış yolda olduğunu içimizden kaçı iddia edebilir?

    Evet on yıllardır düşük yoğunluklu bir iç savaşı yaşıyoruz, ama bugüne kadar bu savaşı yönetebildik. Unutmayalım, hala bu tür platformlara sahipsek ve hala demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi hayati meseleler için kaygılarımızı dile getirebiliyorsak, konvansiyonel anlamda topyekün bir iç savaş yaşamadığımız içindir.Allah korusun, topyekün bir iç savaş yaşıyor olsaydık, öncelikle şahsımız ve aile fertlerimizin hayatta kalabilme mücadelesi nedeniyle yukarıda zikrettiğim tüm haklı kaygılarımız lüks olmaktan öteye geçmeyecekti.Bu nedenle halihazırda mükemmellikten uzak olsa da yaşadığımız toplumsal barışın kıymetini idrak edip şükrünü eda etmeliyiz. Nasıl şükredeceğimize gelince; Fehmi Koru üstadımızın vazgeçemediği ‘hakikatın hatırı alidir’ prensibimizi bekamız için bir süreliğine gözardı edeceğiz.

    Çözüm için daha iyi alternatifi olan varsa lütfen buyursun okuyalım!

    • Faysal kardes eline diline saglik. Bazi insanlar suriyede, irakta, afganistanda olanlari hala tv ekranlarindan ibaret saniyorlar. Bu isin oyun olmadigini hala kavrayamamislar.
      Suriyede,irakta kimin kiminle neden savastigi hala belli degil.
      Dun o ulkelerde yonetimleri elestirenler ve yikilmalarina alkis tutanlar , bugun en cok pisman olanlar .
      Bugun bizde kendini aydin zannedenlerin begenmedigi trunp bile saddam ve kaddafi donemlerinin cok daha bariscil oldugunu yine dillendirdi.
      Bizdeki darbe cigirtkanlari ve herdefasinda devleti suclayanlar binkezdaha dusunsunler konusmadan once.
      Eger bugun bir karisiklik cikarsa ilkonce iceridekiler en buyuk zarari cekecekler.
      Zaten cekirdek kadro pilini pirtisini topladi kacti. Hapistekileride ruyalarla kandiriyorlar.
      Tipki bizimkierin samda cuma kilmasi gibi onlarda ne aciki ilkonce clinton a simdide trumpa ruyalarinda turkiyede namaz kildiriyorlar kurtarici babindan
      ,

    • yorumunuz çok yerinde. aynen katılıyorum. cemaat kucakta bulunmuş uluslar arası bir proje. akp hükümeti uzun zaman idare etti, belki de kurtulacak gücü yoktu. idare edilemeyecek duruma geldiğinde ise savaş başladı. akp durumun vehametini kavramıştı ama örgütün iç ve dış destekçileri de çok güçlü karşı çıktılar. zaman veya ipek desem herkes anlar herhalde. örgüt olarak bile tanımlanmasına karşı çıkıldı . şiddet yok diyorlardı. ( faili meçhuller meçhuldü tabii) onu da temmuzda cömertçe verdiler. hiçkimsenin tahmin edemeyeceği şekilde…devletin haberi varmıydı…ne farkeder ki. yapması gerekeni yaptı. fetö hdp pkk ve emperyalistlerle olan mücadelesini canı gönülden destekliyoruz.

    • Bugün düşen bir haber AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, kişisel Twitter hesabından “Devlet büyüklerine bir suikast halinde millet cezaevlerini basacak ve tüm FETÖ’cüleri ve PKK’lıları asacak. Halk arasında konuşulan bu” diye yazdı.
      Daha önce çeşitli vesilelerle sosyal platformlarda dile getirilen bir husus bir vekilin ağzından da dökülüverdi. Bu iddiayı genellikle darbenin tezgah olduğunu savını savunan kesim ortaya atıyordu. Birinci olarak deniyordu ki darbe senaryosu tutmazsa B planı olarak hızlıca ikinci bir darbe senaryosu oluşturulacak halkın kin ve öfkesi artırılarak tutuklananlar ve bazı kritik muhalifler infaz edilecek. İkinci sav ise cezaevlerinde isyan ve ya kaçış tarzı bir organizasyon gerçekleştirilerek bu infaz o nedenle yapılacak.
      Her ikisini de okuduğumda yok canım daha neler, bu tarz şeyler afrika ülkelerinde bile olmaz deyip gülüp geçtim. Ancak bugün bir vekilin bunu gündeme taşıması beni azda olsa ürkütmedi desem yalan söylemiş olurum. Bu ürkme sizin yorumunuzla biraz daha katmerlendi Faysal Bey. Değil devletin bekası dünyanın bekası için bile bir masumu kurban edemezsin, elverir ki bu feda kendi rızasıyla olmaya. Demişsiniz ki NATO güçleri tasfiye edilerek tam bağımsız Türkiye inşa edilecek. Buna gerçekten inanıyorsanız söyleyecek fazla bir şey yok. O zaman NATO üyesi ülkelerin hepsi bağımlı size göre. Suriye mesela NATO üyesi değil. Çevremizde birkaç ülke daha var en tam bağımsızından NATO üyesi olmayan.
      Neticede güçlü olan ihtimal darbenin faili olan FETÖ’nün hainliği bu darbenin faili ise ne ala, yoksa hem mevcut durum, hem de olası senaryolar hiç iç açıcı gözükmüyor. Ülke olarak, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinin en üst basamağında “kendini gerçekleştirme” evresindeyken birden ikinci basamak olan “Güvenlik” ihtiyacı evresine düşmüş olacağız.

      • Sevgili Mahmut Bey, Suriye ya da Irak’ta yaşıyor olsaydınız, devletin bekası konusuna yaklaşımınız farklı olurdu diye düşünüyorum.O ülkelerde yaşananlardan NATO’yu sorumlu tutmuyorsanız benim de size söyleyecek lafım kalmaz.Evet NATO üyesi bir çok ülke bağımsız değil: Türkiye(uçaklarımız Yunan uçaklarına ateş edemiyor bile, hangi bağımsızlıktan bahsediyoruz?), tüm Balkan ülkeleri, Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Baltık ilkeleri ila ahir…Sadece ABD, İngiltere ve Fransa’nın bağımsızlığından söz edebiliriz.Japonya, Güney Kore ve Taiwan da bağımsız değiller.

        • Faysal Bey, Suriye ve Irak’ta olanların NATO ile ne ilgisi var anlamadım. Şunu diyorsanız anlarım Suriye ve Irak NATO üyesi olsalar bu hale düşmezlerdi. NATO bu devletleri içerisine alacak bir genişlemeye neden gitmedi derseniz anlarım. Uçaklarımız Yunan uçaklarına ateş edemese de Rus uçaklarına ateş edebiliyor, edin bakalım ne olacak. İsterseniz NATO’dan ayrılıp edin. Tam bağımsızlık nasıl oluyor görelim. Bu mantık bizi Güney Kore’ye, Japonya’ya götürmez. Götürse, götürse Suriye’ye götürür. Bahsettiğiniz uzak doğu ülkesi olan güney kore emin olun ABD’ye bizden daha bağımlı. Ayrıca herşey devletin büyümesi güçlenmesi demek değildir. Atalar boşa dememiş “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”. Çin gibi insanları köleleştirip büyümektense, baltık ülkeleri gibi insani kalkınmayı hedef alan minimal büyümeyi bin kat tercih ederim. Hem bugün, hem de gelecek nesiller için.

          • Mahmut Bey, Amacım polemik değil.NATO üyeliğini savunurken daha dikkatli olmak ve biraz teknik detay bilmek gerektiğini düşünüyorum.Aslında farkında olmadan sorunu ifade etmiş oldunuz.Rus uçağını bizim düşürmediğimizi bilmeyen kalmadı.Amaç tam da bizi Rusya ile çatışmaya sokmaktı.Üstelik pişkin bir tavırla Türkiye’nin NATO ile Rusya’yı çatıştırma gayreti içinde olduğu suçlamasına maruz kaldık.Benzer bir olayı Roboski'(Uludere)de yaşadık.Aydınlatılamadı.NATO sadece askeri bir ittifak değil, bünyesinde Gladio benzeri, sivil iktidarları denetimine alan gizli örgütlenmeleri var.Her gün Kilis’e roketler düşüyor.Bu NATO’ya bir saldırı değil midir?Patriot’lara en fazla ihtiyacımız olduğu dönemde NATO sınırlarımızı koruma amacıyla konuşlandırdığı bataryalarını çekti.NATO’nun savunmamıza katkı vermeyeceği aşikar değil mi?

            Komşularımız Irak ve Suriye’ye onbinlerce kilometre uzaktan gelip müdahale eden güçler NATO üyesi değil mi?Şayet bizim sınırlarımız NATO sınırları ise, NATO’nun Irak ve Suriye’de kaosa katkı vermek yerine, istikrarı sağlaması gerekmez mi?Durum bunun aksi ise, NATO ile ne tür bir müttefiklik ilişkimiz olduğunu sorgulamamız sizce de doğru değil mi?

            Türkiye’nin milli savunma yatırımlarını engelleyen unsurların NATO’nun silahlı kuvvetlerimiz içine yerleştirdiği ‘maşa’ paşalarımız olduğunu sağır sultan bile duydu, biliyor.

            Şu anda NATO bünyesinde kalmamızın tek yararı Batı’nın bize sistem dışı muamele etme silahını elinden alması.

            Evet NATO içinde kalacağız, ama savunmamız için ayırdığımız kaynakları milli savunma sanayimizi geliştirmede kullanacağız.

      • Sevgili Mahmut Bey, Suriye ya da Irak’ta yaşıyor olsaydınız, devletin bekası konusuna yaklaşımınız farklı olurdu diye düşünüyorum.O ülkelerde yaşananlardan NATO’yu sorumlu tutmuyorsanız benim de size söyleyecek lafım kalmaz.Evet NATO üyesi bir çok ülke bağımsız değil: Türkiye(uçaklarımız Yunan uçaklarına ateş edemiyor bile, hangi bağımsızlıktan bahsediyoruz?), tüm Balkan ülkeleri, Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Baltık ilkeleri ila ahir…NATO içinde sadece ABD, İngiltere ve Fransa’nın bağımsızlığından söz edebiliriz.ABD müttefikleri; Japonya, Güney Kore ve Taiwan da bağımsız değiller.

  11. Geçtiğimiz günlerde AVrupa Birliği Türkiye Raporunu yayınladı ya, zannettik ki ekranları bu konu işgal edecak, makaleler bunun üzerine inşa edilecek. Yaşlılık yanılgısı mı diyeceğim de, anons edilen konunun, ek bir “kısa ara”da kaynamasını anlamakta güçlük çekiyorum (CNN TÜRK”te Şirin payzının programı mesela!)
    Şimdii, derim ki Fehmi bey den bir rapor rica edelim. Bu netameli konuda ustalığını konuşturarak, suya, sabuna dokunmadan algı temizliği yapsa… Yanlış anlaşılmasın, üstadın (çırağı sayılırız) cesaretini test etmiyorum. Aydınlanma ihtiyacını arzediyorum. (Açık rejimin cilvesi!)

    • Orhan bey merhaba,sizin isdeklerınıze bende bir ekleme yapmak istiyorum,benim kafami bir yolculuk’ta tanıştığım bir gazetecının karıştırdığı bir konuyu sayin Korudan rıca etsek “Reza Zaraf” hakkında bizi biraz aydınlatırmi? Bu belki bazı olayları anlamamıza yardımcı olur diye düşünüyorum bu benım nacizane düşüncem ve isteğim.Allah sızın evlatlarınızla birlikte bütün mahsunları o zülümden bir an önce kurtarsın ve eski güzel günlarine kavuştursun.

  12. Ta 17 Aralık 2013’e darbe diyenler bile bu 15 Temmuz’u önceden kestirmiş olarak addolunabilir.

    Fakat buradan hareket ile hükümetin darbeyi bildiği halde olmasına göz yumarak 250 vatandaşın ölmesine sebebiyet verdiği gibi bir iddiaya bunu zemin kılmak doğru değil.

    Vücudumuzda virüsler var. Ama ne zaman hasta olacağımızı bilemiyoruz.

    Nasrettin hocanın bindiğin dalı kesersen düşersin fıkrasına benzemiş.

    Size yakıştıramadım.

    • Ahmet Bey, babanız Fehmi Bey, ironi yahut tecâhül sanatını gayet iyi kullanan bir yazar. Bu sebeple üslûp açısından söyleyeceğini ustaca söyleyebiliyor.

      Satır arası söylediği şu (Veya Fuat Uğur dahil öyle anlamış):

      “Amaç, hükümetin darbeyi daha önceden bildiği ve darbe yapılmasına izin verip FETÖ’cüleri tasfiye etmeyi plânladığı algısını yaymak. Ve bunu yaparken “241 insan boşuna mı hayatını kaybetti?” diye sureti haktan görünerek, hükümeti ve cumhurbaşkanlığı makamını içinde debelendikleri çirkeflik batağına çekmek.”

      Ben de diyorum ki:

      20 sene evvel bile, Feto tehlikelidir diyenler olmuştur. Yazanlar çizenler hakkında fezleke çıkaranlar olmuştur. Bugün; “Darbe olacağını hükümet biliyordu, fakat tedbir almadı, onların üzerine gidebilecek bir psikolojik atmosfer meydana gelsin diye bekledi.” iddiasına zemin oluşturmakta bunları kullanabilir miyiz?

      Bu tür öngörülerin bu maksatla kullanılamayacağını Fehmi bey pekâlâ biliyor. Fakat Fuat Uğur’un bile korktuğunu ileri sürerek yine farklı bir dil kullanıyor. Pulitzer ödülü gibi ifadelere ironi değil istihzâ bile denilebilir. Rasim Ozan’dan Osman Özsoy’a bir sürü insan bunları hep söyledi. Fuat Uğur’a mı ödül verilecek?

      O gün o yazılar, Fetö ile mücadeleyi desteklemek için yazıldı. Yani bir an önce askeriyedekileri ayıklayın yoksa darbe olabilir diye. Fakat babanız gibi birçok kalem bunu hukuksuz buluyordu. Babanız bugün de dahil o mücadeleyi gevşetmek alanında kalem oynatıyor. İnsanlara haksızlık yapıldığını düşünüyor, dile getiriyor. Bunun için de yayımlamadığınız yorumumda dile getirdiğim algı meydana geliyor.

      Selâmetle…

      • Selamet rasim kardesimizin uzerine olsun
        Fehmi beyin ve ahmet beyin uzerine olsun burada karsi goruslerede yer verdikleri icin.
        Lakin mukemmel bir yorum
        Nihayet fehmi beyi okuyupta anlayanlardan. 5 defa okuyupta anladigini zannedenlerden degil. Fehmi bey demekki herkes bu ulkede istedigibi hala yazabiliyor ve buna hala anti democratic diyebiliyor insanlar .
        Varsinlar konussunlar agiz bu konusacak ama dogruyu soylemeyen de dilsiz seytandir.
        Fetonun izmirin hangi mahallelerinde kimlerle ne tur iliskiler kurdugunu da bir gun burada da okuruz sadece baska yerlerde degil biz zaten biliyoruz o karanlik baglantilari da feto ya inanmis lar bunu fehmi bey gibi kendilerine yaakin yetkili agizdan duymak istiyorlar inanmak icin
        Fehmi bey de umariz vatani gorev olarak bunu okurlarina sunar ve dik bir durus sergiler.
        Dun kosovali kardeslerimin mactaki turkiye sevgisini gorunce aklima hemen fehmi bey geldi. Acaba dedim bizim shiptar abimiz gururumuz ne zaman dik durus sergileyecek ve silkinip kendine gelecek.
        Fehmi bey tutsakliktan kurtuldugu gun gercek FEHMI KORU olacaktir ve umariz o gun cok gec olmaz cunku bu vatanin fehmi bey gibi evlatlarina ihtiyaci bugun var. Yarin bir kenara itilmis luzumnsuz biri olabilirsiniz.
        Tipki cumhuriyet gazetesinin gercek okur ve yazarlari icin icerigini ve degerini yitirdigi gibi.

    • Ahmet Taha Bey oncelikle saygilar… Yorumlara puanlama getirebilirsiniz bence…. birde bana soracak olursaniz ki siz olumlu olumsuz gorus belirtmemizi istediginiz icin ve sitenizin mukemmele yaklasmasi icin yaziyorum yorumcuya sizin direk cevap vermeniz teknik konu haric biraz tarafli gibi algilaniyor sanki.. belkide degil benim fikrim sadece… Moderatorluk gibi sizin konumunuz sanki…. saygilarimla….

  13. “Devlet büyüklerine suikast yapılırsa, halk hapishaneleri basıp, fetocuları asacak mış”..

    Bu sözleri, sokaktaki kocabıyık Hüseyin söyleseydi saçmaladı der geçerdik.

    Bu vahim ötesi inanılmaz sözleri, AKP Milletvekili Hüseyin Kocabıyık Halk TV deki açık oturum programına iletiyor.
    Varın ötesini sizler hesap edin.

    Tuz koktu, kokacak.

  14. Ayrıca kumpasa en büyük delil binlerce insanın bir gecede alnına sürülen bu kapkara leke neyin nesi? Soruşturma dahi geçirmeden ve âdil yargılanma hakkı verilmeyip kendini ifade etme fırsatı bile verilmeden ihraç ve perişan edilen, çoluk çocuğu, ailesi mağdur olmuş bu insanların hakkını kim savunacak?

  15. Fuat Uğurun türkiye gazetesindeki yazısını gündeme getiren Ahmet Şık ın hükümete safmışsınız kullanışlı aptallar hakaret cümlesiyle bitirdiği cumhuriyetdeki makalesi. Uğur askerleri uyarıyor yol yakınken vazgeçin hükümet devlet peşinizde sizi izliyorlar suç işlemenizi bekliyorlar tavuklar gibi sıraya dizilince hepinizi alacaklalar diyor. Bir nevi uyarıyor Ahmet Şık da bu tutumunu ispiyonluyor savcılara. Cumhuriyet yazarlarının darbeyi subliminal mesajlarla yazdığını iddia eden savcılara bunları neden görmezden geliyorsunuz diyor. Subliminal değil Adam açık açık yazmış diyor darbeyi hatta uyarmış.
    Darbeyi planlayan kurmay zeka kim arkasındaki güç kim Adil öksüzün yok olması kafaları karıştırıyor. Adil öksüzü kim kullanıyordu. Sözde İnce ince planlanmış acemice darbe planını kim yaptırdı uygulattı. Darbe planlarındaki en can alıcı nokta kalkışmanın cemaatin üstüne kalıp suç üstü olması için çok çok özel gayretler göze batıyor. TRT ye Türksata eski kaynak holding mühendisleri götürülüyor. Darbe gibi tehlikeli bir organizasyonu üniversite hocası ilahiyatçı adil öksüz yönetecekmiş Akıncı Hava üssünde sivillerin ne işi var. Tankın içinden vatan emniyetde eski polis Mithat Ayna çıkıyor.Mithat Aynayı Mısır darbesinde Mısırda olan gazeteci Nevzat Çiçek yakalıyor.Şok şok şahitli ispatlı. Evet kumpas var. Darbeye sözde karşı olan hükümetin koaliasyon ortağı ulusalcı kemalistlerin kumpası var. Ergenekona balyoza kumpas diyenlerin kumpası var.

  16. Oncelikle Yorumlarimin ozellikle Fehmi Bey ve kaliteli insanlar tarafindan okunuyor olmasi beni cok heyecanlandiriyor… Tavuk ve kumes ornegi mukemmel bir ornek… Kumes, Tavuk ,Genc, horoz, yasli horoz ve son olarak Tilki… bunlarin kim oldugu onemlimi sizce… bunlari kim belirliyor ona bakin… dun 28 subatlar ergrnekonlar balyozlar bugun 15 temmuz… insanlar birbirine dusman artik… yapilmak istenende oydu bence…tek kumes var ortada… oda buyuk ortadogu projesi asil adiyla buyuk israil projesi… Bu projede esbaskan cok malesef… ilk gomlek yalnis iliklenmis bikere sonraki dugmeleri duzeltmek nafile…tavuklar ve tilkiler rol degistiriyor sadece…. Filleri tepistirip cimenleri ezdiriyorlar…

    • Sayın Okuyucu,

      Bütün yorumları A’dan Z’ye okuyup onayladığım halde, tartışmalara hemen hemen hiç katılmıyorum, fark etmişsinizdir. Çok nadir dayanamayıp yorum yaptığım oluyor teknik konu veya halkla ilişkiler hariç.

      İsteğiniz üzerine yorumumu sildim.

      Puanlama sistemi isteği olduğunun farkındayım okuyucular tarafından. Bazı çekincelerim var ama deneme amaçlı başlayabiliriz en yakın zamanda.

      Saygılarımla,

      • Çok değerli Taha Bey. Teknik olarak bir şey talep ediyorum. Yazılan yorumların altına verilen cevapların takibi açısından yaptığınız bir çalışma var mıdır? Geri dönüşler epey zaman alıyor. Reklam vermiş gibi olacağım ama Ekşi Sözlüğün çalışma mantığı sanırım bu şekilde oluyor. Her kullanıcının ayrı bir mesaj kutusu var ve verilen cevaplar oraya düşüyor. Çok yorucu ve zaman alıcı biliyorum ama sitenin işleyişi açısından şunu söyleyebilirim; “Nasıl başlarsan öyle gider” diye bir deyim ve “Türk gibi başla ama Alman gibi bitir” deyişini şiar edinirsek inşallah çok daha kolay ve sistemli ilerler. İyi çalışmalar.

        • Değerli Tarık Bey,

          Tavsiye ettiğiniz sistem çok iyi olur. Kesinlikle platformu canlandıracaktır. Ama altyapımız buna ne kadar uygun? Bundan emin değilim. Belki bir üyelik sistemi filan kurulması gerekebilir bunun için.

          Not defterime yazıyorum. İlgileneceğim ama kısa zamanda başarılabilir konusunda size söz veremem..

          Saygılarımla,

          Ahmet Taha Koru

    • Süleyman Bey merhabalar,

      Fehmi Koru’yu hiç anlamamışsınız… Sıkı bir takipçi değilsiniz anlaşılan.

      “Gazetecilere özgürlük” çığlıkları atan bir yazardır Fehmi Koru. Hiç bir gazetecenin aslanın ağzında olmasını istemez. Son bir haftada yazdıklarına bakabilirsiniz.

      Saygılar.

      • Sayın Ahmet Taha Koru; bilakis Fehmi Koru’nun 20 yıldan fazla takipçisiyim. Benim yorumumun (Fuat Uğur’un aslanların ağzına atılması) tamamen Fehmi Koru’nun yazı şekline uygun bir tespittir. Bu benim görüşüm. Selamlar

    • Devlet biliyordu demiş yazar Fuat Uğur 21 Nisan tarihli yazısında Ümit Akdemir’in ifadeleri ile:

      Ümit Akdemir o vakit şöyle yanıtlıyor onları:
      “Bak Murat bey. Emniyet’te örneğin kaç müdürlük var. Diyelim ki 500. Ama bir düşünün. O 500 hizmet elemanını oraya yerleştirirken sen en az 2000 adayı küstürmüşsün. Siz sanıyor musunuz ki emniyet sadece bizden. Bu yargıda da, bürokraside de böyle. Sanıyor musunuz ki devlet uyuyor. Hepsini takip ediyor. Emir yukarıdan geldiğinde harekete geçenler aynı zamanda kendilerini de ifşa etmiş olurlar. Devlet de onların zaten hizalanmasını beklemektedir ve büyük temizliğe başlar. Anadolu’da bir laf vardır, Tavuk TAR’da sayılır. Siz dolaşır, çalışırsınız. Sanırsınız ki devletin hiçbir şeyden haberi yok. Emir komuta ile Tar’ın, yani odunun üzerine sıralanıp hizalandığınızda öyle kolay sayılır ve avlanırsınız ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. Devlet bazı hareketlerinizi göremeyebilir ama ortaya çıktığınız an hepinizi avlar.”

      Devamındaki iddia daha da önemli, FETÖ, ordu içindeki cemaatci askerleri darbe yapmaya zorladı, darbe yapmaya istekli değillerdi, harekete geçmezlerse deşifre edilecekleri ile tehdit edildiler deniyor. Yazar devamında bu sıkışmışlıkta askerlerde intihar vakaları görülebilir demiş.

      Bütün bunlar Nisan ayında, darbeden 4 ay önce oluyor. Bu açık istihbarat sonunda. Hala bu planlardan devletin haberi olmayabilir deniyorsa tabii o çok daha vahim bir durum. Darbeyi eniştenizden duymak zorunda kalırsınız o zaman.

  17. Ölen insan sayısı fazla olduğu için gerçekden ne olup bittiğini hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz diyen Fehmi Koru. Darbenin el kitabına uymayan işleri yazanda. Darbeye kalkışanlarda herhalde bu kadar insan öleceğini düşünmüyorlardı. Asker polis mit hep bareber siyasileri toplar hapse atar meclisi tatil ederiz diye düşünmüş olabillirler. Darbe şak şakcısı Osman Özsoy da darbe olduğunda imamlar camiye ezan okumaya bile gitmezler diye öngörüyordu. Esas mevzu darbedeki ABD parmağı cemaatde aklı başında insanlar varda nasıl safdışı bırakıldılar. Türkiye ve ABD arasındaki cemaat bağlantısı ne kadar sağlıklı aradaki hıyarlar kimin adamı. ABD cemaat itirafçısı akit yazarı gülenin sağ kolu Latif erdoğanı amerikaya sokmamışdı mesala. Gülen cemaati yönetmiyor ABD yönetiyor.

  18. Fuat Uğur için tek bir söz; korku dağları bekler. Maalesef onun için bir gazetecilik başarısı olan öngörüsü, bu gün için onun korkusu olmuş.

    • Fuat Bey ve bütün gazeteciler için özgürlük ve rahat bir ortam talep ediyoruz bu platformda. Eğer, bir takım kişilerin darbeye kalkışacağı duyumlarını alıp, bunu köşesinde deşifre ettiği için korku duyuyorsa, Türkiye için yazık..

  19. Fehmi Bey, Turgut Özal ile olan resimde bir nokta dikkatimi çekti. Sayın Özal ceketli ve kravatı düzgün duruyor. Sizin ceketiniz yok, kravatınız oldukça gevşemiş ve rahat bir duruşunuz var. Avrupa’da sık karşılaşılan bir durum. Şimdi sayın Erdoğan‘ın uçakta gazetecilerle çekilen resimleri geçti aklımdan.

  20. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” sözü kimin bilmiyorum ama şu an yaptığımız yorumlar bu çerçeveye giriyor gibi. Bir defa 15 Temmuz Darbe Girişimi hakkında o kadar az şey biliyoruz ki. Darbeci olduğu iddia edilen kişiler henüz hiç konuş(a)madı. Elde bir kısım ifadeler var ama onların nasıl alındığı ortada. Üstelik ifadelerin hangileri ve hangi kısımları bize servis ediliyor? Onu da bilmiyoruz ama daha çok iktidarın istedikleri servis ediliyor anlaşılan. Darbe girişimi sonrası muhalif basının toptan susturulması da herhalde “çok iyi niyetli” bir girişim olarak görülemez.
    Benim “darbeci” diye hapse atılan bazı kişilerin akrabalarına anlatabildikleri ve medyaya az sayıda sızabilen yazıdan anladığım kadarıyla iş çok farklı.
    Darbe önceden bilinmekle kalmıyor “derin bir kısım kişilerce” organize ediliyor ve içinde olması istenenler özellikle işe dahil edilmeye çalışılıyor. Ama bu hep “darbe yapalım” diyerek değil “tatbikat var, görevlendirme var,” vs. gibi askerlerin rutininde çok da garip olmayan yöntemlerle yapılıyor. Hatta izinde olan bazı kişiler bile telefonla aranıp o gece birliğinin başına gelmesi isteniyor. Sebep olarak da “birliğini kontrol etmesi darbeye karışmasının engellenmesi” isteniyor. Sabahleyin de bu kişiler “darbebi” olarak tutuklandı. Hatta orada olmayan askerler de evinde, lokantada vs. tutuklandı. Ben tutuklu askerlerin normal bir mahkeme süreci yaşayacağından emin değilim. Konuşmamaları için ya tamamen göstermelik “Moskova Mahkemeleri” gibi bir düzenek olacak yada hapiste başlarına birşey gelecek diye korkuyorum.
    Darbede tuhaf olmayan şey yok zaten. Mesela Şırnak’taki bir Tugay’ın komutanı darbeye nasıl yardım eder? Üstelik bu tugay Şırnak il merkezini ele geçirmeye çalışmış da başaramamış!!! Bunlar kara mizah hadiseler bence. Asker olmayan da bilir ki Şırnak’taki bir tugay darbeye destek yada köstek olamaz. Kritik yerlerdeki birlikler darbe olsa bile zaten yerinden kıpırdamaz. Şırnaktaki bir tugay Ankara ve İstanbul’daki darbe girişimine herhalde sadece psikolojik destek yada köstek oluşturur. Demek ki Şırnak’taki komutanlar için ancak böyle bir senaryo üretilebilmiş.
    Bir de üst düzey komutanların (özellikle Hulusi Akar ve Kuvvet Komutanlarının) durumu var ki tam bir komedi. Bir darbe teşebbüsü oluyor ama emrinde hiç muharip olmayan bir eski kuvvet komutanı dışında kimse suçlanmıyor. Üstelik bu komutanların bazılarının Meclis Komisyonunda ifadesine bile başvurulmuyor. Meclis Araştırma(ma) Komisyonu gibi çalışıyor. Bunları Komisyona çağırırlarsa ve bazı muhalefet vekilleri zor sorular sorarlarsa bazı gerçekler ortaya çıkar diye korktular herhalde.
    Darbe girişimi ile Erdoğan ve çevresi söylem değiştirmedi, sadece vites değiştirdi. Daha önce niyetlenip, planlayıp yapmaya çalıştıklarını daha hızlı yaptılar. Şimdi soru: Darbe girişimi kimin işine yaradı?

    • hakan yılmaz bey, fethullah gülen darbesini nasıl aklarım diye bir dizi sözde yanlışlık sıralamış. tabi önemli olan görülmek istenen. halbuki darbenin haşhaşi subaylarca organize edildiği apaçık ortada. kendisine tavsiyem, meclis araştırma tutanaklarını okuması. tabi niyeti iyiyse.

        • asıl soru sorulması gerekenler derken, fethullahçıları sisteme yerleştirenlerimi kastettiniz? haklısınız elbette…. ancak gözden kaçırdığınız, koskoca devlet mekanizmasının bütün kilit noktalarında on yıllar boyunca yerleşerek sistemi dumura uğratmaları, genel anlamda hükümet-devlet politikasına aykırı olarak kendi imam-ağabey gibi yönlendirmelerle kendi gündemlerini ”asıl” sorun adı altında dikta ettirmelerini görmek bu kadarmı zor?

          Hakan yılmaz, darbeci olduğu iddia edilen subaylar hiç konuşmadı-konuşamadı şeklinde ifadede bulunuyor. zaten kimse sahiplenmiyor. 7 şubat mit darbesi, 17-25 aralık operasyonları, ”ALAN” açmak için bindirilmiş davalar vb.. yıllardır, sanki milletin gözünde bunlar cereyan etmemiş gibi, Devlet mekanizmasında grup halinde faaliyette bulunmamışlar gibi, kabul etmeme ret etme. işte bizim haberimiz yok, bir ilgimiz yok şeklinde ifadeler….darbeyi kim yaptı???…… Türkiyede onyıllardır arkası belli olmayan her olayın arkasında cemaat vardır. dürüst hiç olmadılar ki? işinde en kötüsü, kendilerine safiyane inanan on binlerce gönüllüsünü ateşe attı alçaklar.

      • Burada uzun yazmaya vaktim yok, cerbeze (laf ebeliği) lüzumsuz, sorulara cevap verilsin, gerisi kolay. Bırakalım diğer iddiaları (yıllardır şunu yaptılar, bunu ettiler, aslında Atatürk’ü de, Kennedy’yi de Cemaat öldürdü gibi Havuz Medyası ve Ergenekoncu-Ulusalcı iddiaları). Bir kişi bir davanın hem davacısı, hakimi olamaz. Şu anda sayın yorumcu hem savcı, hem hakim hem de davacı olmak istiyor. Lütfen ilk yazıdaki sorulara cevap verin, başka birşey istemiyoruz. Bu konudaki samimiyetsizlik birşeylerin fena halde saklanmaya çalışıldığını düşündürüyor.
        Gerçeklerin en olmadık zamanlarda ortaya çıkmak gibi bir huyu var. Korkarım ki bu kadarcık bir özgür platforma bile birileri tahammül edemeyecek. Darbeyi kim yaptı diye soruyor? Evet sahi darbeyi kim yaptı? Biz de onu soralım diyoruz da siz illa on yıl önce G. Kurmay Başkanlığı yapanlara soralım diyorsunuz. Gerçi ona da 27 Nisan Muhtırasını sorabiliriz de nedense o da sorulmuyor. Bir de görevde olan MİT Müsteşarı ve G. Başkanına da soralım diyoruz, kızıyorsunuz. “Siz zaten Kızılderilileri de öldürmüştünüz” yollu ithamlar geliyor. Lütfen sorulara cevap verin. Teşekkür ederim.

    • Darbe girişimini değerlendirmek için, kimin, nerde ne ifade verdiği gibi bilgilerin hiçbir değeri ve önemi yoktur. Darbecilerin polisteki ifadesinin de, yakınlarında anlattıklarının da pek önemi yoktur. Daha doğrusu önemi azdır. Ayrıca darbenin kimin işine yaradığı sorusu da darbeyi yorumlamak için yeterli değildir. Herhangi bir olayı veya olguyu değerlendirmek için daha farklı bilgilere ihtiyaç vardır. Yanlış anlaşılmasın, verilen bilgilerin yanlış olduğunu söylemiyorum. Ancak darbe girişimi bu bilgilerle değerlendirilemez. Bunlar, herhangi bir olayı değerlendirmek için “dedikodu” düzeyinde öneme sahiptir, daha fazla değil. Herhangi bir olayı değerlendirmek için doğru bilgileri veri alırsanız doğru yorum yaparsınız, yanlış bilgileri veri alırsanız yanlış yorum yaparsınız. Peki, bu olay üzerindeki doğru bilgi nedir, nasıl doğru olduğuna kanaat getireceğiz denilebilir. Bu olay özelinde söyleyim. Darbe girişimi olayında, değerlendirme yapabilmek için, alınması gereken veriler, herkesce doğruluğu kabul edilen, doğruluğundan hiçkimsenin şüphe duymadığı verilerdir.
      Mesela, askerlerin insanların sokakta olduğu saatlerde bazı yerleri ele geçirmesi, darbe ilanı, trt’de darbe açıklaması, camilerde sela verilmesi, halkın sokağa çıkması, halkın üzerine ateş açılması ve hatta meclis binasının bombalanması, başbakanın darbeden haberinin olmadığını açıklaması, cumhurbaşkanının darbeyi eniştesinden öğrendiğini açıklaması, çeşitli açıklamalar arasında çelişkilerin olması, darbe girişiminin bastırılmasından sonra pekçok kişinin gözaltına alınması, tutuklanması, işinden atılması, mal ve mülkünün alınması, olağanüstü hal ilanı, gözaltına alınan veya tutuklanan bazı kişilerin intihar ettiğinin açıklanması gibi. bunlar herkesin mutabık olacağı doğrular. Ancak değerlendirme bu ve benzeri doğrular üzerinden yapılabilir. Bu bilinen ve gündeme gelen doğruların yanında, bilinse bile gündeme gelmeyen başka doğrular da var. mesela meclis bombalandığında meclisin boş olması. mesela, cumhurbaşkanının darbeyi eniştesinden öğrenirken, darbeyi bilmesi ve haber vermesi gerekip de bu işleri yapmayan veya yapamayanların yerlerinde tutulması gibi doğrular. Mesela darbe girişiminin herkesin sokakta olduğu bir saatte olması. Mesela darbe girişimine katılanların darbe için çok yetersiz sayıda olması. mesela, trt’de bildiri okutan darbecilerin, bazı yayın organlarını basan darbecilerin diğer yayın organlarına herhangi bir müdahelesinin olmaması veya olamaması ve bütün televizyon ve radyoların normal yayınlarına devam etmesi. bunlar da kimsenin “yanlış” diyemiyeceği doğrular. En fazla bunların darbe değerlendirmesinde önemi yoktur diyebilirler. Ancak kimse bu verilerin yanlış olduğunu söyleyemez ki bana göre darbe girişimini değerlendirmek için, gündeme getirilen diğer veriler kadar (herkesin doğru kabul ettiği verileri kastediyorum” önemliler. Mesela ben 12 eylül darbesini gördüm. yaşı biraz ileri olanlar bilirler, sabah sokağa çıkmadan darbe olduğunu öğrendik. darbeciler ilk önce önemli noktaları, yayın organlarını, önemli kurumları ele geçirdiler ve ben hiç silah atıldığını dahi duymadım. darbe sabah, herkes uyurken yapılmıştı. 12 eylül darbesinde askerlerin vur emri vardı ancak hiçbir yerde ateş edildiğini de duymadım. Ayrıca o zaman darbeyi kimin yaptığı belli idi. Şimdi ise birtek adil öksüz ismi geçiyor ve bu öksüzün de nasıl bırakıldığı ve neden bulunamadığı muamma.

  21. …………………..
    Darbe içinde, darbe..
    Cemaat içinde cemaat..
    Tanık olduğumuz bu..
    İsteyen inanır, isteyen inanmaz..
    Ne yaparsanız yapın..
    “Gerçeklerin, eninde ve sonunda ortaya çıkmaları gibi, garip bir huyları vardır.”
    Hülasa benim diyeceğim o ki,
    İşin içinde “darbe içinde darbe” olgusu var..
    Belgesellerde izlediyseniz, dağların eteklerinde alabildiğine biriken “kar”ın, oranın yakınlarındaki bir yerleşim birimi için bir tehlike oluşturacağını görüyor yada hissediyorsanız, o kar kümelerini oradan küçük insani müdahalelerle indirebilirsiniz..
    Ben buna, “Çığ’ın Gazını Almak” diyorum..
    …………….
    Hülasa, olabileceğini varsaydığınız bir darbeyi, işte böyle bir darbeyle bastırırsınız..
    Şekil A’da görüldüğü gibi..
    Allah’ın bir “lütf”u dur size..
    Alayın, pullayın ve dahi cilalayın…
    “DARBENİZLE ÖVÜNÜN” derim..
    Ortada, 241 şehit var..
    Vicdanlarınız da rahat olsun..
    Nasıl olcaksa..?
    …………
    Ha, bu arada..
    Alttaki linkler üzerine dokunarak okumanızı öneririm..

    https://en.wikipedia.org/wiki/Chaos_theory Kaos Teorisi..

    https://en.wikipedia.org/wiki/Butterfly_effect Yani, Kelebek Etkisi..

    …………………
    Bugünlerde bir kitap yazıyorum..
    Bu süreçte öğreneceğimiz daha çok şey var..
    Vesselam

    • Fehmi Koru’nun “Ben Böyle Gördüm” kitabını okudum..
      Okumanızı öneririm..
      Ve, ayrıca alttaki linke bir dokunun bakalım..

      http://www.hurriyet.com.tr/fehmi-koru-17-25-aralik-surecinin-perde-arkasini-anlatti-40079855

      Fehmi Koru, tarihe tanıklık ediyor aslında.. Müthiş ayrıntılar var..
      Bugünü anlamak için, bu ve benzeri yazıların yada haber kaynaklarının dikkatlice okunması gerekir diye düşünüyorum.
      Zira, unutmayalım ki, “Şeytan ayrıntıda gizlidir..”
      Uzaklarda değil aradığımız..
      Yanımızda, yanıbaşımızda..
      Şah damarınız kadar yakın..
      En ince kılcal damarlara kadar sirayet etmiş..
      ………………
      Kanser hücrelere nasıl yayılıyor dersiniz..?
      Sinsi, hain, tehlikeli..
      Kemoterapi görenlerin Allah yardımcısı olsun..
      Türkiye, halehazırda bir “kemoterapi” görüyor..
      Ama, vakit çok geç..

      Darbe içinde darbe..
      Hani, yıllar yılı cemaatle Ak Parti’nin buluşmasını engelleyen bir yapının varlığından söz etmiş ama bunların kimlerden teşekkül ettiğini ortaya çıkaramamıştık ya..
      İşte, o “çekirdek yapı”dan söz ediyorum..
      Yurtdışı eğitimli, akademik kariyerli..
      Ama, kökleri dışarda..
      Yani, efendileri..
      Zira, hem paçalarındam, hem de göbeklerinden bağlılar..
      Sözünü ettiğim, işte bu grup..
      ……………….
      Hala işbaşında..
      Kilit noktadalar..
      Benden söylemesi..

      Velhasıl kelam, varmak istediğim nokta şu ki,
      Şimdilerde Ak Parti(!)’yi bekleyen sinsi tehlike, işte bu..
      Kanserli “hücre”ler..
      Zira, sırada Ak Parti var..
      Benden söylemesi
      …………….

  22. Kaygının insanı huzursuz etse de ,tehlikelerden koruyabileceği söyleminde büyük gerçek payı vardır. Türkiye gibi yabancılarca adı darbeyle özdeşleşip, “darbeler ülkesi” sayılan ülkemizde, darbeyi darbeciliği reddetsekte, maalasef bu böyledir. “Cennet vatan”ımızdan belaların uzak olmasına duacıyız elbette.. Fakat bu iyi niyet ve beklenti ,sosyal genlere yerleşen “darbe”illetini içimizden koparıp, atamayız. “El mahkum” dersek uçuk mu olur?

    Mesela son püsküllü bela 15 Temmuz öncesi ve sonrası… Derler ya, adeta davul çalarak gelen felaket girişim.. Mısırdaki sağır sultanı bilmem de, pekçok sultanların bu havayı hissettikleri, bu uğursuz havadislere eski ifadeyle muttali olmaları olması gereken bir olgudur. olmamışsa, o daha kötüsü.. O zaman “DEVLET NEREDEYDİ?” sorusu ön alır. Al sana, ucu açık uzun erimli bir polemik: Darbe teşeebbüsü algılanmış mıydı, değilse, devlet organları dumura mı uğramıştı? Soru işaretleriyle gittikçe giriftleşip, muammaya dönüşen 15 Temmuz sonrasını, “cadı avı” için kullanmak daha da büyük problem.. Gerçekler tabiatları gereği birgün elbette meydana çıkacaktır, fakat bu gidişle yapılan yanlışlarla açılmakta olan yaraların, iyileşme yerine, kangrene dönüşme tehlikesi vardır.

  23. Sayın Fehmi KORU ya fikirlerini istifâdemize sunmaya devam ettiği için müteşekkiriz. Yeni açılan her işletmenin ilk aylarda zarar ettiği ve asıl başarının sabır ve sebât ile mümkün olacağının gözden kaçırılmayacağını düşünüyorum. Siteyi takip eden diğer kıymetli arkafaşların yorumlarının da oldukça faydalı olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Zamanla farklı düşüncelere kapısını açık tutan böylesi platformların daha fazla ilgi çekeceğini sanıyorum. Neticede 20 yıl öncesine göre herşeyi daha zor beğenip daja kolay ulaşıyoruz. Benim bu platformdan beklentim ise Fehmi Bey tarafından atılan kıvılcımla bir “beyin fırtınası döngüsü” oluşması ve zamanla hayatı ve olayları doğru okuyabilme becerimize katkıda bulunması. Neticede bugün koskoca devletler bunu kurumsal olarak yapan “think tank” kuruluşlarına milon hatta belki milyarlarca dolar ödemekten kaçınmıyorlar.
    Yapılan işi kıymetli buluyor ve bu kalite devam ettirildikçe daha geniş bir kitleye hitap edeceğini düşünüyorum. İnşallah okuduklarımız ve yazdıklarımız hakkımızda hâyırlara vesile olur. Allah’a ısmarladık.

  24. Fehmi bey hayırlı günler, ben sizin yazılarınızı ilk okuduğumda iyi anladığıma eminim, “fakat,” Yorumcuların yorumlarınıda okumayı severim. İki yazınizda birisi bu diğeride geçenlerde yazdığınız yazılardan birisi bunları iki kez okudum acaba ben Türçeyi unutmuş muyum? Yalnış mi anladım? Yoksa anlamak istediğim gibimi anladım? Acaba yaşlandım mı? Kendikendime sorup durdum.. Oysaki Fehmi Korunun yazılarını okuduğumda bir sonraki yazının konusunun ne olcağını tahmin bile ediyorum, tabiri caizse TV dizileri gibi. İyiki de ikinci kez okudum ve yukardaki sorularımın cevabını öğrenmış oldum ve o kaygılardan kurtardım. Kendimede kızıyorum, kitaplığımda 25 30 yıllık Taha Kıvaç ve Fehmi Koru köşe yazılarının küpürleri taa 16,000 km öteden zinet eşyalarımdan daha fazla kıymet verdığım için önce Kanadaya ordan’da Amerikaya getırmışım kalkıp kendime soruyorum acaba yalnışmi anladım? 😴Yazılarınız bazen ağlatsad okuması çok zevklı ellerınıze sağlık, Maşallah oğullarınız’ın yazıları da harika, Allah ikisinede sağlıklı, başarılı ve kazançlı uzun ömurler versın Amin. Hoşca kalın.

  25. Aslında Fuat Uğur yazdığı yazının sorumluluğunu mahir bir hamle ile boşa çıkarıp ben yazmadım O yazdı şeklinde eski bir cemaat müntesibi Ümit Akdemir’i işaret ederek bilgileri kendisine Akdemir’in sızdırdığını söyleyerek kaynağını ve izini faş etmiş. Ben bu yazıyı şimdi dikkatimiz çekilmeden de farketmiş olduğum halde hain 15 temmuz kalkışması gibi bir delilik yapabilecekleri o zaman aklıma hiç gelmemişti. Lakin tavuk tarda sayılır lafı o zaman dikkatimi çekmiş ve aynı yazarın Bediüzzaman’ın külli bir düstura işaret eden başka yazısında geçen ve İslami hareketlerin neden siyasetten uzak kalması gerektiğini ve siyasetle yapılacak mübarezenin bu asırda neden hep sonuçsuz, mağlubiyet ile sonuçlanacağını anlattığı alıntı yazıyı buraya 15 Temmuz sonrası farklı bir noktayı nazar ile okumak için buradan aktardım.
    “Beşinci esas: Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmaması bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur’âniye, onlara her şeye bedel, kâfi geliyor. Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Her hâlde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak. Hem maddî mübarezede şu asrın bir düsturu olan eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat ile birinin hatâsıyla onun mâsum pek çok taraftarını ezmek lâzım gelecek. Yoksa, mağlûp düşecek. Şuâlar, On Dördüncü Şuâ, s. 568”

    ilgili yazı:
    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/589795.aspx

  26. bazı fetullahçı çevreler darbenin tezgah olduğunu ve planın CB tarafından yapıldığını iddia ediyorlar.

    Bence bunu iddia edenleri yurt dışından mesela Skype ile çeşitli tartışma programlarına çıkarıp tezlerini savunmaya davet etseler,

    ve tezleri çürük ise kamuoyu önünde bu çürütme yapılarak hala onlarla gönül ilişkisi olup da devam eden ve bu devamlılığın onların da darbeyi senaryodan görmelerinden kaynaklandığını da dikkate alarak çıkarılsınlar.

    sonuçta örgüte gönül veren insanlara gönül vermeyin demek yerine tezleri bir şekilde medyada özgürce tartışılır ve çürükse açığa çıkarılır…

    yoksa medyalarını tamamen kapatıp, tüm sempatizanlarını içeri alıp bir de kendilerine söz hakkı verilmezse soru işaretleri bitmez

  27. Fuat Uğur beyin son yazısını okudum ben Darbeyi devlet biliyordu demedim diyor. Hatta bunu dediğini iddia edenleri de ihanetçi, darbeci, ahlaksız falan diye suçluyor. Halbuki yazdığı yazılan ortada 21 nisan da alanen şöyle yazmış “Devlet ve komuta kademesi her şeyi biliyor ve suç işlemeye teşebbüs etmenizi bekliyor”. yani şimdi bu devlet olabilecekleri önceden biliyordu demek olmuyor mu? Devlet şunu kestiremedi bu azgınların gözünü karartıp milletin üzerine bomba yağdırabileceklerini. Bu kadarını onlarda tahmin etmedi. Allah aşkına kim tahmin edebilirdi bu gözü dönmüşlerin kendi vatandaşı üzerine bomba yağdıracağını?

    • bu darbe girişimi daha doğrusu kaos çıkarma girişimi kötülüğün yeniden tanımlanmasına neden olacak. yapılanlar ve yapılmak istenenler her türlü canavarlığın ötesinde yeni tanımlara muhtaç. tahmin bilinenler üzerinden olabilir. dolayısıyla sizin sorunuzun cevabı hiç kimse. kendilerinden başka hiç kimse.

  28. Fehmi bey kosede bucakta kalmis yazilara ne gerek vardi anlamadim
    Ben ve bekir denen yorumcular burada PROF DR. OSMAN OZSOY un (siyaset bilimciymis)
    Tv ekranlarindan bangir bangir darbe cigirtkanligi yaptigini birkacdefa dillendirdik.

    Siz internette bunu belki 10 defa izlediniz
    Hala inandirici bir baglanti bulamadiniz feto ile darbe arasinda.
    Yukaridaki tilki horoz hikayesini okuduysaniz
    Belki su soruyu sormaniz gerekecek
    Horozu kim neden yillardir besliyor.
    Ahhh keske fehmi bey korkmadan konusabilse
    Belki birgun yorumcu olarak burada gercekleri yazarsiniz diye okuyorum sizi

  29. suçlu olmanın tanımı ve kriterleri var keza masumiyetinde. saflıktan veya hinlikten durumu çekiştirebiliriz kendi açımızdan değerlendirebiliriz ama doğru araştırılmalı suç unsuru VARSA gereği yapılmalıdır.

  30. Fehmi bey eminim sizde tahmin edebiliyordunuz boyle birseyi ama bir turlu kaleminiz elvermedi.
    Habu hikayeyi bi okuyalim bakalim ne demek istiyor bize bu adamlar

    TAVUK ve TİLKİNİN HİKAYESİ

    ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesidir. Dershanede hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış.Filmin adı ” Küçük Tavuk.
    “Bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor.
    Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor.
    Tabii dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst yemlenemeyen tavuklar da zayıf ve küçük tavuklar.
    Yaşlı ve büyük horoz ise dışarı bırakmadığı tavuklara ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak yaşamalarını sağlıyor.
    Kümese giremeyen tilki bunun üzerine kümesin tellerinde küçük bir delik açarak küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve ona biraz mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç horoz her gün gelip tilkiden mısır alıyor. Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince genç horoz hem kendisi yiyor hem de diğer tavuklara mısır dağıtıyor.
    Böylece yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Horozun etrafındaki tavuklar azalmaya başlıyorlar. Artık popüler olan genç ve artık irileşen horozun etrafında ise tavuklar toplanıyor. Bu aşamada tilki kümesin kapısının önüne mısır bırakıyor. Kümeste bir tartışma çıkıyor.
    Kapıyı açalım mı açmayalım mı diye. Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar. Bir süre böyle devam ediyor. Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor.
    Nihayet bir gece tilki kümesin önündeki avluya mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar genç ve artık güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her tavuk semiriyor. Tilki bir süre sonra gece kümesin kapısından kendi mağarasına kadar mısır tanelerini döküyor.
    Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen tavuklar yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra mağaraya giriyorlar. Onları içeride bekleyen tilki bütün kümes mağaraya girince mağaranın kapısını kapatıyor.”
    Çizgi film burada bitmiş. Işıklar yanmış. Ve dersin hocası kürsüye çıkarak, “İşte Üçüncü Dünya ülkeleri böyle yönetilir” diyerek derse başlamış.
    Sorular:
    1-Kümes NERESİ?,
    2-Yaşlı horozlar KİMLER?
    3-Genç horoz KİM, şu anda neler yapıyor?
    4-En önemlisi tilki KİM?
    Buna göre dünyanın içinde bulunduğu durumu sorgular isek binlerce yorum ortaya çıkar. Unutmayalım Ulusların dostları yok sadece çıkarları vardır…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here