Washington’a gidilirken 2: Yeni sistemin ilk sınavı.. Trump’ın karşısına gerçek bir ‘başkan’ oturacak..

6
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir hafta içerisinde dünyanın bir ucundan ötekine, Çin’den Washington’a, seyahat edecek ve ülkemiz adına ikili görüşmeler gerçekleştirecek; ancak bunlar içerisinde ayrı öneme sahip olan, Washington ziyareti…

Günlerdir hepimiz, ABD ile Türkiye arasındaki konulara farklı bakışın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD başkanı Donald Trump görüşmesiyle ne hale geleceğini konuşuyoruz.

Ziyaretin önemi şuradan da belli: Cumhurbaşkanı, kendisinden önce, üç önemli ismi ‘öncü güç’ olarak Washington’a gönderdi. Sözcüsü İbrahim Kalın, MİT müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay başkanı Hulusi Akar, orada, görüşebildikleri muhataplarıyla, aradaki bakış farklılığını azaltmayı amaçlayan bir dizi görüşme gerçekleştirdi.

Daha önce hiç duymadığımız bir girişimdi bu.

Ama galiba bundan sonra sıkça göreceğimiz…

Cumhurbaşkanının beklentisi

İsterseniz, bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklamasını okuyalım:

“Türkiye ve ABD arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra başta DEAŞ olmak üzere terörle mücadele, Suriye, Irak ve mülteci krizi gibi konularda görüş alışverişinde bulunacağız. Elbette FETÖ ve PYD – YPG gibi Türkiye’nin milli güvenliğine tehdit teşkil eden örgütler gündemimizde en üst sırada yer alacaktır. Bir öncü ekibi ABD’ye göndermiştik, ön görüşmeleri yapıp döndüler. Şimdi de biz, en üst düzeyde Sayın Trump’la bu görüşmeleri yapalım istiyoruz ki bizim yapacağımız görüşme virgül mesabesinde değil nokta mesabesinde olacaktır. Bu bakımdan önemli. ‘Şu ana kadar yazılı, görsel medyada yer alan bütün ifadeleri, yaklaşımları çok da önemsemiyorum’ demiştim. Niye derseniz; çünkü şu anda Amerika hâlâ bir geçiş sürecini yaşıyor, bunu görüyoruz. Bizim burada çok daha dikkatli, çok daha hassas olmamız gerekir.”

Dinlediğiniz veya okuduğunuzda bu sözler üzerine ne düşünmüştünüz?

Ben o sözlerle anlatılmak istenenler hakkında kendi düşündüğümü yazayım:

“ABD ile aramızda Türkiye’nin milli güvenliğini ilgilendiren konularda farklı görüşler var; öncü güç onları muhataplarına aktardı, esas görüşme ise benimle Trump arasında geçecek ve nihai karara öyle varacağız. Görüşmemizle, ilişkilerin alacağı hale, nokta konulmuş olacak.”

Cumhurbaşkanı, besbelli, ABD’den çıkan aykırı seslerin, Trump’ın görüşlerini yansıtmadığını da düşünüyor.

Görüşecek ve ‘nokta’ konulmuş olacak…

Amerikalıların da bunu böyle bilmesini istiyor Cumhurbaşkanı Erdoğan

‘Nokta’…

“Yapacağımız görüşme virgül değil, nokta mesabesinde olacak” tespiti ilk duyduğum andan itibaren kulaklarımda çınlıyor.

Referandumla kabul edilen anayasa değişiklikleri, henüz bütün maddeleri uygulamaya konulmamış olsa bile, Cumhurbaşkanı’na, Türkiye Cumhuriyeti’ni içeride ve dışarıda tek başına temsil yetkisini veriyor.

Bir hafta sonra, AK Parti genel başkanlığını üstlendiğinde, partisini de tek başına temsil imkânına kavuşacak Tayyip Erdoğan…

“En kritik kararları devletin başka kurumlarına onaylatmadan alabilme yetkisi” diye özetleyebiliriz bu durumu.

Belli ki, görüşeceği kişilerin bu yeni durumu bilerek karşısına oturmasını istiyor ve bunu vakitlice muhataplarına hatırlatmış oluyor.

Tabii bizlere de…

Washington’da iki gün sonra gerçekleşecek ziyarette varılacak mutabakat veya görüş ayrılıklarının pekişmesi, Erdoğan-Trump görüşmesinin sonucu olacak… İpi sağlamlaştırmak da koparmak da iki liderin elinde.

İkisi de ‘başkanlık sistemi’ ile yönetilen ülkeler ABD ile Türkiye; ilişkilerinin kaderini bu iki insan belirlemiş olacak…

Bakmayın böyle soğuk ifadelerle sizlere yansıttığıma, kelimeleri seçerken tüylerim diken diken oluyor.

ABD’de ‘başkanlık sistemi’ var ama…

ABD için tam gerçeği yansıtmıyor bu beklenti, onu bilelim. Trump, evet orada 300 yıla yakın süredir hüküm süren ‘başkanlık sistemi’nin başkanı, hatta son seçimle, Kongre’nin iki bölümünde de, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde de, Trump’ın partisi Cumhuriyetçi Parti çoğunluğa sahip hale geldi. Ancak yine de “Ben kararlarımı tek başına veririm” diyebilecek durumda değil Donald Trump

Başkanlığı üstlenmesi üzerinden 100 gün geçtiği halde, Trump, her istediğini yapabilmiş değil; tam tersine seçimlerde verdiği sözlerin en önemlilerini yerine getirmek üzere yaptığı iki hamle boşa çıktı: İslâm ülkelerinden hiçbirine seyahat yasağı uygulanamıyor ve Barack Obama’nın çıkardığı sağlık sigortası sistemi yerli yerinde duruyor.

Trump’ın hâlâ “Temsilciler Meclisi’ne ve Senato’ya kabul ettiremem” diyebilme mazeret aralığı var; buna karşılık, ABD’nin Türkiye’den talepleri için tek ikna etmesi gereken kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan

İyi bir şey mi bu durum?

Özellikle de ‘milli güvenliği’ tehdit eden bir konu müzakere edilecekse… Ayrıca Reza Zarrab ve Gülen’in iadesi gibi yan konular da varsa…

Anayasa değişikliği sonrası bu ziyaret, Türkiye açısından yeni sistemin ilk sınavı da olacak…

ΩΩΩΩ

6 YORUMLAR

  1. Sermaye, dünyayı tek başına idare etmeye doğru götürürken bir devlet seçiyor, onu güçlendiriyor ve onunla dünyaya hükmediyor.
    İngiltere’den sonra ABD bu işi yüklenmiş bulunmaktadır. Ne var ki dünyada çok büyük gelişmeler vardır. Ekonomide tam istihdam sağlandığı için faizli ekonomi yürümemektedir. Güçlenen devletler Sermaye’yi dinlememektedirler. Halk artık uyanmıştır. ABD’de Sermaye ile başkanlar arası denge oluşmuş değil. Bu görüşme bir şey ifade etmez. Bürokrasiye Sermaye hakimdir. Hem Türkiye’de hem de ABD’de.
    İki başkan da hasılı bu görüşmelerle zorluk içindedirler. Türkiye devlet başkanı isterse bu zorlukları dünya kolayca aşar. Ne var ki ‘Evet’ten sonra AK Parti’nin bunları düşünmesi bile imkânsız. Cumhurbaşkanı Erdoğan;
    1- Parti başkanlığından vazgeçmelidir.
    2- Adil Düzen Partisi’ni desteklemelidir.
    3- Suriye ve Irak’tan ordularını çekmelidir.
    4- İran’la işbirliği yapıp Ortadoğu meselesini fikren de olsa çözmelidir.
    5- Merkez Bankası, yerinden yönetim, Ordu’nun itibarını iade etme ve Gülen’e saldırmaktan vazgeçme de halledilmesi gereken meselelerdir.
    Ancak o zaman görüşmeler işe yarar.

  2. Erdogan’in baskan, basbakan v.s, olmasinin gorusmelere zerre kadar etkisi olmaz. Sonucta Turkiye ile ABD gorusuyor. Gucleri, dunyadaki agirliklari cok farkli iki ulke. Bunu goz ardi etmemek gerek.

    Turkiye devamli kendi elini zayiflatacak seyler yapiyor. Olaylarin Kurtlerle ilgili boyutu hakkinda durmadan kirmizi cizgiler ilan etmekle, Gulen’in iadesine gereginden cok onem vermekle, Rubin v.s. gibi lobicilerin goruslerini sanki ABD’nin resmi gorusu gibi anlamak -ya da gostermek- istemekle. Bu tip aslinda gercek hedeflere yonelik hic bir katkisi olmayacak yanlislar yuzunden kendi bolgesinde bile oyuncu olma sansini kaybediyor.

    ABD gezisinde gercekci ve sakin davranilmali derim…

  3. Dünkü yazıya saat 08.39 da ilk yorumu ben yazmıştım.Saat 15.00’ten sonra yazılan yorumlar bile onaylandığı halde, benimki gece saatlerinde henüz onaylanmamıştı.
    Nasıl olsa artık okuyan olmaz düşüncesiyle sonradan onaylanmış olmalı.

    Durum böyle olunca bugünkü yazı ile ilgili yorum yazmayı düşünmüyorum.

    Ayrıca editörün onaylamama hakkı olduğuna da diyeceğim bir şey yok. Neticede burası özel bir site.

    • Değerli Bekir Bey,

      İsminize özel bir muamele çekilmedi emin olun.. Son yapılan yorumlar, onay sırasında önce karşıma çıkıyor. Sizin yorumunuz altlarda kalmış, benim de o sırada işim çıktığı için fırsat bulamamışım.. Durum budur.

      Saygılarımla,

  4. Sanırım “President Donald Trump has declared Obamacare “dead” after the Republican healthcare bill was narrowly passed by the lower chamber of Congress. The 217-213 vote marked his first legislative victory and goes some way to keeping a key campaign promise to roll back his predecessor’s law.” bu ifadeler Trump’ın Obamacare hamlesinin çokta boşa çıkmadığını gösteriyor.

    Trump FBI başkanını kovmuştu bu konuda tek başına mı karar verdi yoksa kızı ile birlikte mi karar verdi bilmiyoruz. Ama senato ve temsilciler meclisinden onay almadığı kesin

    Türkiye neyi talep ediyor ki ABD başkanı senato ve temsilciler meclisini ileri sürsün. Türkiye çok çok PYD’ye silah satmayın fetö yü iade edin der. ABD de en kötü ihtimal Türkiye’ye PYD’yi bizim müttefikimiz olarak kabul edin birde fetöcülerin peşini bırakın der. Trump’ın Türkiye Cumhurbaşkanını bu konuda değil ikna etmesinin kolay olmasını tamamen imkansız olarak görüyorum. O zaman ABD başkanı Türkiye cumhurbaşkanını neye ikna etsin ki bizim devlet için telafisi mümkün olmayan bir zarar ortaya çıksın.

    ABD Türkiye ilişkileri çoğu zaman darbeci general kökenli cumhurbaşkanı ile ABD başkanı arasında oldu. İlk defa ilişkiler ABD başkanı ile Türk başkanı arasında olacak. Geçmiş dönemlerden daha iyi olabileceğini tahmin ediyorum. Sizin endişenizi haklı çıkaracak bir zararı var ise onu da görmüş oluruz.

    Beni endişelendiren taraf bunlar değil Trump Merkel’e karşı çok kaba hareketleri olmuştu, buna çok dikkat etmek gerekir, ama sonuçta türk heyeti olarak ABD de ziyaretçi siniz, yapacak fazla bir şeyiniz de yok.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here