Ekonomideki sıkıntıların.. Doların inip çıkmasının.. FETÖ ile ilgisi var mı? Ben “Var” diyorum..

24
Gebze'deki fabrika yöneticileri..

Dün haber merkezlerine ulaşan iki haber, daha önce uyarıldığım halde, üzerinde fazla durmadığım bir konuyu gözden geçirmemi zorladı.

Önce o iki haber…

İlki Denizli’den…

Denizli’de, geçen yılın ihracat şampiyonlarından ödüllü bir fabrikaya polis baskın yapmış… Firmaya ödülünü kendisi de Denizlili olan ekonomi bakanı vermiş; öyle bir fabrika bu. Sahiplerinden biri AK Parti’nin merkez ilçe başkanıymış bir dönem… Fabrikanın ek tesisinin açılışını da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yapmış zaten…

Polis baskınının sebebi, FETÖ/PDY soruşturması… Yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 17 kişi şimdi gözaltında

Haberin ikincisi Gebze’den…

Gebze’deki bir ilâç fabrikasına da polis baskın yaparak yönetim kurulu başkanı, fabrika müdürü ve insan kaynakları sorumlusunu gözaltına almış…

Yine aynı sebepten: FETÖ/PDY soruşturması…

Bu defa iktidarla fabrika arasında irtibat kurabileceğimiz bir özellik yok; fotoğraflarından gözaltına alınan erkek-kadın kişilerin giyim-kuşamları da böyle bir ilişki kurmaya izin vermiyor.

İşten çıkarılan birinin 15 Temmuz gecesi fabrikadan gönderilen bir mesajdaki ‘ülkenin kısa zamanda sulha kavuşmasını istiyoruz’ cümleciği yüzünden FETÖ irtibatı kurduğu ve ihbarda bulunduğu ayrıntısına yer veriliyor haberde

Muhtemelen Denizli’deki fabrika da yine bir ihbar yüzünden takibata uğramıştır.

Haberleri okudunuz.

FETÖ’yle mücadele tamam, ama..

Şimdi de uyarıldığım halde üzerinde hiç düşünmediğim soru: Şu kadar insanın görevden uzaklaştırılması.. Bir o kadarının gözaltına alınması.. Uzatmayayım, FETÖ’yle topyekün savaş kim tarafından yürütülüyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnlerine gireceğiz” ile başlayıp her geçen gün dozunu artırarak “Tek bir kişi kalmayana kadar” talimatı eşliğinde yürütüldüğünü ben de biliyorum bu savaşın; ancak aldığı biçim giderek siyasi iradeden bağımsız bir özelliğe sahip olduğunun işaretlerini veriyor…

Giderek siyasete ve siyasi iktidara zarar verebilecek işaretler…

Bir süre önce, AK Parti içerisinden Erdoğan-Yıldırım çevresinden etkili bir tanıdığım, ‘FETÖ ile mücadele’ konusunu görüşürken, “Bu girdap bizi de içine çekecek gibi” demişti.

Ona göre, süreç siyasetle bütünüyle irtibatsızdı.

Denizli ve Gebze’de dün yaşananlar, AK Partili tanıdığımın sözlerini hatırlattı bana…

Feriha Hanım, bütün birikimini FETÖ dolandırıcılarına kaptırdı..

İsterseniz, düne ait bu iki olaya, bir de önceki akşam haberlerde izlediğim ‘siyah çarşaflı bir kadın’ın “Sizlerin FETÖ’cü olduğunuza dair kanıtlar var; para verin onları yok edelim” diyen birileri tarafından kandırılıp bankadaki 50 bin lirasının iç edildiği ayrıntısını da ekleyebilirsiniz…

‘Sayın muhbir vatandaşlar’ ile daha önce PKK’yı kullanırken şimdilerde yem olarak FETÖ’yü tercih etmeye başlamış dolandırıcılar, ilgili-ilgisiz herkese ‘FETÖ’cü’ damgası vurarak, ortalığı karıştırmakla meşguller…

Hem muhbir hem de dolandırıcı özelliklerine sahip tipler aynı türden bir işlevi yerine getirmek üzere her yerden kafa uzatıyorlar…

Yatırımcı ne ister?

İktidar ise, Türk Lirası’nın başka paralardan bağımsız olarak değerinin fazlaca düştüğünü görüp, bu olumsuz ekonomik gidişi yastık altından çıkarılacak dolarları bozdurarak vatandaşların durdurabileceğini düşünüyor…

Ekonomi, daha doğrusu para ile ilişkili işler, güven ister, önünü görmek ister, kendilerini etkileyebilecek kararların tesadüflere bırakılmamasını, kalıcı kuralların ortama hakim olmasını bekler…

Bunlar olmadığında.. tuhaf davranmaya başlar para veya paralı insanlar…

Cumhurbaşkanı tarafından açılışı yapılmış bir fabrikaya ‘FETÖ’cülük’ ithamıyla baskın yapıldığını duyan başka fabrika sahipleri ile bir iç-yazışmada kullanılan tek bir sözcüğün gözaltına alınmayla sonuçlanacak işlemlere yol açabildiğini gören işadamları..

Bu tür oldu-bittilerle kendilerinin de karşılaşmayacaklarından emin olmadıkları için..

Emin olabilecekleri yerlere doğru paralarını hareketlendirirler…

‘Kaç para – ver para’ usulüyle fabrikalarını ve maddi varlıklarını elden çıkararak…

Neleri var neleri yok sattıktan sonra, satıştan elde ettikleri paraları, TL’nin değerini düşürmeyle sonuçlanacağını hesaba katmadan, dolara çevirip yurtdışına çıkarırlar…

FETÖ’cü olmasalar bile…

Vatandaşların bozdurdukları sayesinde geçici olarak ucuzlamış pariteden dolar alarak hem de…

Eskiler para söz konusu olduğunda, gözlüklerini aşağıya indirip, “Mal canın yongasıdır” derlerdi.

Paralı insanlar için, sahip oldukları ekonomik varlıklar, canları kadar önemlidir.

Tedbirler paketi nasıl olsaydı..

Dün Başbakan Binali Yıldırım, üzerinde bakanların uzun süredir çalıştığı hemen belli olan bir ekonomik tedbirler paketi açıkladı; kriz dönemlerinde ekonomiye canlılık katacak, emme basma tulumbaya bir kova su işlevi görecek bir dizi tedbir…

Ne oldu?

Tedbirleri teker teker sayarken, daha düzenlediği toplantı bitmeden, dolar TL paritesi, TL’nin aleyhine oynayıverdi.

Paralılar bekledikleri güvenceyi alamadıkları için olabilir mi?

Ya da eş zamanlı olarak Denizli ve Gebze’den gelen haberler internet sitelerine düştüğü için?

Yeni yapılacak yatırımlara kolaylık getirilmesi iyi elbette, ancak daha iyi olan Türkiye’yi yatırım yapılabilir ve yapılan yatırımları koruyabilir bir ülke haline getirmek değil midir?

Ekonominin sorumluluğunu taşıyan siyasiler ile ekonomi bürokrasisi içerisinde yer alanlar kendilerine şu basit soruyu sormalılar:

Büyük yatırımlar yapmalarını sağlayacak kadar paraları olsa.. veya bankalardan kredi çekip riske girerek yatırım yapacak olsalar.. İran’ı.. Rusya’yı.. Irak’ı mı seçerler, yoksa İsviçre’yi, Almanya’yı mı?

Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülke haline getirmenin yolu neyse.. O yola giden taşları döşeyeceklerinin güvencesi yerine geçecek birkaç maddelik bir tedbirler paketini kamuoyuyla paylaşsınlar.. TL’nin yeniden değer kazanmaya başlayacağına emin olabilirsiniz..

Konu üzerinde düşününce bunlar aklıma geldi.

Neden.. neden.. neden?

FETÖ ile en keskin mücadele 15 Temmuz uğursuz darbe girişiminden sonra hızlandı. Darbeciler yakalandı.. Onlara kol-kanat gerenler de.. Hatta yarın-öbürgün bulundukları yerde ihanete kalkışabilirler diye geri planda kalanlar da.. “Bu abidir, bu abladır” denilenler de..

Aradan kaç ay geçti darbe girişimi üzerinden? Neredeyse beş ay, değil mi? “Denizli’deki ve Gebze’deki fabrikaların sahipleri –eğer gerçekten FETÖ’cü iseler– neden şimdiye kadar korundular?” diye sormaz mı insan?

Koruma yoksa.. o zaman neden üretim ve ihracat yaparak ülke ekonomisine katkıda bulunan tesisleri devre dışı bırakacak böyle bir girişime yol açılıyor?

“Baskın basanındır” yönteminden artık vazgeçmek gerek..

AK Parti’lilere hatırlatırım

“Siyaset bu işin içinde yok, bizi bile bu girdabın içine çekebilirler” diyen AK Partililer…

Fatura size çıkarılıyor, bunu da bilesiniz.

ΩΩΩΩ

24 YORUMLAR

  1. Rabbim bu güzel ülkemizin her zaman yar yardımcısı olsun. Akparti iktidarıyla birlikte harekete geçen ülkemizin tüm dinamikleri küresel güçleri ürkütmüş olacakki; 17-25 Aralık’tan itibaren bu istikrar dinamitlenmeye başlanıldı. Bu ne yazık ki 15 Temmuz’la artan hızla devam etmektedir. 28şubat, balyoz ve Ergenekon ‘un da aynı amaca matuf olduğunu düşünüyorum.

  2. Cemaate zamanında destek vermiş hiç bir işadamı, öğretmen, esnaf, hoca, yazar vs Cemaatin darbeci olduğunu gerekirse adam öldüreceğini bile bile destek vermedi. Bu hükümetin beceremediği şey varsa darbeye teşebbüs etmiş kadro ile Cemaatin masum ideallerine destek veren yığınları ayrıştıramamak oldu. Yurt içindeki binlerce okulu, kurumu kapatmak, yurt dışındakileri kapatmaya çalışmak, suçlu suçsuz insanları Cemaatle alakasından dolayı içeri tıkmak, Cemaate duyulan kin ve nefretin tecessüm etmiş halidir, bir intikam projesidir, yok etme eylemidir.

    Fehmi Koru gibi sağduyulu, rüzgardan etkilenmeyen diye bildigimiz şahıslar bile darbeden çok önce Cemaatin sebepsiz yere terör örgütü ilan edilmesine karşı çıkmadılar. Bunun bir izahı yok. Bir hukuk devletinde delilsiz, belgesiz, mahkeme kararı olmadan sadece bir kişinin direktifleriyle koca bir sosyal grup terör örgütü ilan edilemez diyemedi bu insanlar. Demek ki Cemaatin büyüklüğü, nüfuz edilemezliği, bağımsızlığı rahatsız etmiş, vicdanları köreltmiş, içten içe nefret ettikleri insanlara yapılan adaletsizliğe ses çıkaramayacak kadar olmuş bu insanlar.

    Bu yapılanların hiç bir hukuk devletinde olmayacağı açık. Dedikoduyla, ne idüğü belirsiz adamların ihbarıyla milyarlık şirketlere el konuyorsa bu usulsüzlüğün, kaosun sebebi hükümettir, hükümet bilinen zattır. Yarın ekonomik bir felaket gelirse gene (yök ettik ezdik dedikleri) Cemaati suçlayacaklar ama kendini aptal yerine koyan bu kadroya inananlar inşallah bu sefer davranışlarını, kararlarını açıktan sorgularlar.

    • Yorumunuza katiliyorum, malesef insannlar farkinda degiller, Herkes esir olmus gibi. Korku, muhtaclik, aidiyetlik, maddiyat, partizanlik dogru nun tarafinda olmayi engel kiliyor!

  3. benim gibi fakirler bile ülkeden koşarak uzaklaşmak isterken paralı adam neden burda dursun adamlar haklı yarın birgün bir iftirayla ellerindekilerden olmucakları ne malum! düzeltecez diye iyice batırıyorlar!

  4. Meclis Bütçe görüşmelerini izleyip, dinliyor musunuz? “Binek taşı”yapılmak istenilen MHP de dahil, muhalefet milletvekillerini, özellikle CHP’li konuşmacıları dinleyince “yahu ölmüşüz de haberimiz yokmuş” diyesi geliyor insanın. İnsanlardan ümidimi kestim, zaman zaman ihmal ettiğimiz Allah’a(cc) mahcubiyet ve af dileklerimle yöneliyorum. O yüceler yücesi makama yazacağım arzımı..

    • Orhan bey, Yüce yaratıcımız sizin gibi haksızlığa uğramış babalar,anneler ve diğer mahsunların en Yüce yardımcısı ve hakımıdır O Yüceler Yücesi yaratıcımızın Adeleti İnşAllah çok yakındır. Şikayetınızı yapacağınız gerçek Mahkemeyi seçdikden sonra sizin korkacâ ve endişe edecek bir sorununuz kalmaz.Bundan ötesini sizlere bu zülmü yapanlar düşünsün. Allah yardımcınız olsun ve tez günlerde hayırlısı ile evladinza kavuştursun.Amin.

  5. Sayın koru, gidin suyun üzerine yazı yazın. eminim biraz daha anlamı olur. Kimsenin kafasını çalıştırmak gibi bir derdi yok. kimsenin vicdanını yoklama gibi de bir derdi yok. vicdanlarını, akıllarını, insaflarını, dinlerini, imanlarını bir başkalarına kota etmişler. O ne derse, bunlar için doğru o. İnsanların zulüm görmesi, masum da olsa, onlar için önemli değil. bir tarafta 250 kişinin ölmesine üzülmüş gibi yapıyorlar, onun üzerinden yüzbinlerce kişinin zulüm görmesine “oh olsun” diyorlar. bunların ölen insanlara üzüldüklerini hiç zannetmiyorum. İnsanların ölümüne üzülseler herşeyden önce savaşa karşı çıkarlar, insanlara zülme karşı çıkarlar. yapıla, ikiyüzlülük, başka birşey değil. Ölen insanları sömürüyorlar. Ölen insanlar üzerinde zülmü aklıyorlar. yaptıkları bu.
    Tamam bunlarda vicdan yok da, ülke batıyor. siz, yandaşlık yaparak bugün iyi yaşayabilirsiniz, ancak yarın, sizin çocuklarınız da benim çocuklarım ile birlikte acı çekecek. ülke devlet garantileri ile batırılıyor. ülke herkesle düşman edilerek batırılıyor. Ülke, mantıksız yönetimle batırılıyor. Çocuklarınıza da mı gareziniz mi var?

  6. Rus uçağı düşürüldüğü zaman yazdım, Akit de yayınladı. Bu hususta Ankara’nın Moskova’nın haberi yok dedim. Pütin’den özür dilemelidir. Erdoğan Moskova’ya gitmelidir dedim. Gorbaçov Rusya’yı uyardı. Nihayet o yanlıştan dönüldü.

    15 Temmuzdan sonra ki haftalarda yazdım. Yayınlandı. İstanbul Ak Parti teşkilatlarından bir yetkili bizzat Ankara’ya giderek uyarı yaptı. Bu ihanet değilse intihardır dedik. Kendileri geldiler, arkadaşlarınız iknay edildiler Selamı sabahı kestiler.

    İntihar ve ihanet devam ediyor. 15 Temmuz darbesi, darbe değildi. Darbe yapanlar, böyle darbe yaptılar. Şimdi Ak Parti’den de ihanet edenler olabilir. Ama herhalde başbakan ihanet içinde değildir. İntihar ediyor. Kendisi intihar etse, varsın etsin diyeceğiz. Ak Parti zehirleniyor. Cumhurbaşkanımız, şimdilik çözüm bulamıyor. Ülke uçuruma gidiyor.

    Parlementer sistem bunun için vardır. Çözüm bulamayınca istifa eder. Bu hükümet çözüm bulamıyor. Hükümet istifa etmelidir. Hükümeti Ak Parti’nin kurucu bakanlarından biri kurmalıdır. Akevler ile çalışmalıdır. Ak Parti, Milli Görüş’e dayanmaktadır. Milli Görüş de Akevler’e dayanmaktadır. Kökünden kopmuş ağaç yaşayamaz.

    • Süleyman bey yazılarıızı ilgiyle takip ediyorum, Başbakan yanlız intihar etmiyor memleketle beraber AKP intihar ediyor. Başka bir başbakan gelse oda birşey yapamaz, yaptırmazlar. Çünkü biz gitti ben geldi. Bütün aklıselim kişiler gönderildi etrafta evet efendimciler kaldı kalmaya da devam edecek tam duvara toslayana kadar. Allah c.c sonumuzu hayr eylesin.

    • Orhanbey tekrar hatilatmak isterim… Milligorus gomlegi 2001 de cikarildi… Onun icin Akp nin koku milli goruse dayanir gibi bir soylem AKP nin kendisine ters…gunu kurtarmaya calismak gibi bir soz geliyor bana… Saygilarimla…

  7. Bugünün Türkiye’sinde yazılması gerekenleri, sırayla, okuyabilen herkesin anlayabileceği bir dille, kimsenin alınmaması gereken bir üslupla yazıyorsunuz. Digital gezeteniz Ocak’ı da hergün ilgiyle okuyorum. Değişik yönleriyle okuyucuyu tatmin edebilecek kalitede bir gazete. Ocak’ı okumaya başladıktan sonra diğer gazetelere ilgimin azaldığını farkettim.

  8. Acaba ikinci bir 6-7 Eylül olayları vakası mı yaşanıyor diye aklıma geldi yazınızı okurken…

    Şu sıralar çokça dillendirilen “ekonominin yerli ve millileştirilmesi” kalıbı 1950’lerde de sıkça dile gelmiş.

    TMSF’nin 30 Milyar Liralık bir varlığa sahip olması benim aklıma “ekonominin DEVLETLEŞMESİ” niyetini getiriyor.

    Hayatımızın her alanında üçüncü kişilerin kontrolünün artma arzusu bana göre ekonomide de kendini gösteriyor.

  9. Köylü ürettiği malı kasabadaki pazara getirir. Buna arz etmek denir. Tüketici alıcı ya da müşteri her ne derseniz deyin o da ihtiyacını almak için pazara gelir. Buna da talep denir. Alıcı ve satıcı karşı karşıya mal da ortada fiyat oluşmak üzereyken ordan biri çıkar gelir. Bu fiyat yüksek pazara çok mal geliyor fiyat düşecek ya da fiyat düşük arkası gelmeyecek fiyat yükselecek haberleriyle piyasa da oynaklığa sebep olan bu kişi de spekülatördür. Her mal ve hizmetin olduğu piyasada bunlardan bolca vardır. Dolar da alınıp satılan bir metadır. Hal sistemi bu spekülatörlerin önünü almak için kurulmuştur. Başarılı da çalışır zira sebze meyveyi stoklama imkanı pek kazançlı değildir. Ekonomimizde bu spekülasyonların önüne geçilebilecek adımları atmak idarenin sorumluluğundadır. Bir çok yardımcı unsurdan biri de sizin yazınızda belirttiğiniz konulardır. 40 yıllık ticari hayatında bir kenara zula koymamış adamların bugün bu tip tedbirler almaya yöneldiklerine şahit oluyorum.

  10. Tespitleriniz doğru Fehmi bey ,ama şu an bu süreçte bu ikazlar ne kadar göz önünde tutulur muamma ,çuval o kadar geniş ki herkes için atabilirsin maalesef çuvalın altında delik hiçbir zaman kapanmıyor ve kapanmayacak gibi artık hiç umudum kalmadı…..

  11. İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntının FETÖ ile ilgisi var mı? sorusu abes. Tabii ki var. Nasıl olmasın hangi ülkede olmaz. 4 ay önce darbe tehlikesi geçirmiş, 250 şehit vermiş, 2500 kişi yaralanmış. Tüm bunlar olmamış gibi işlerin tıkırında gitmesini bekleyebilir miyiz? Hayır! bütün iktisat kurallarına ters bu.
    Uluslararası-tam deyişle uluslarüstü- sistem bize bir yumruk çaktı. Yere düşmedik ama karşı atağa da cesametimiz yeterli değil. Şimdi ağababalar bize hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmemizi söylüyor. Klasik hapishane raconu.”Düşman mızrakları göğsümüze dayanmış, sırtımızı dayadığınız duvarda çürük, perçemlerimizle oynayıp kahkahalar atıyor!”
    Her şeyi unutup güven artırıcı sözler vermeliymişiz sermayenin ağababalarına! Biliyorsunuz güven artıcı sözlerin neleri içerdiğini.
    Suriye’den çıkın, elinizdeki silahlar ile birlikte Suriye’nin kuzeyini PYD ye teslim edin.
    Irak’tan çıkın, hiçbir şeye karışmayın, Sünnilerden uzak durun rahatça kıyım yapalım.
    Filistin’den bahsetmeyin.
    Kıbrıs’tan çıkın
    Bizi eleştirmeyin, çatlak ses olmayın.
    Ve bir dizi ekonomik garanti.
    Biter mi?
    Saray Bosna da savaş öncesi 200 bin karışık evlilik vardı. Yani boşnak-sırp evliliği. Lailahe illallah kelimesinden başka her şeylerini teslim etmelerine rağmen boşnaklar kıyımdan kurtulamadı.
    Yazarın bu iyi niyeti nereden geliyor.

    • Sayın kardeşim eline sağlık. Çok güzel bir yorum olmuş .burada bu mücadeleyi eleştirenlerin karşı tarafın yanlışlarına bahsetseleridi iyi olurdu. İllaki yanlışlıklar yapılıyor bunları dile getirmek makul ama bunu hepsini içine katarak değerlendirmek yanış .

  12. Fehmi bey, herhalde şimdiye kadar dünyada bu kadar kendi ipi ile birlikde milletin ipini çeken bir idareye rastlanmamıştır. Gerçekden “fetocu”dedikleri insanların sayisi bu kadar fazla olsaidi şimdi AK parti diye bir parti kalmazdi. Birde biz sadece Türkiyedekilere fetocu demekle kalmıyoruz dişardaki siyasetcilerden tutunda hakimlere savucularida fetocu ilan ediyoruz. Bu konuda o kadar ileri gidildiki Trump bile savici ile görüşmek zorunluğu duydu ve görevinde kalacağını kendisine iletti. Bakalım bu nefret savaşını hangi taraf kazanacak. Kim kazanirsa kazansın. Bu çılgınca kavganin bedeli Türkiyeye çok ağıra mal olacak. İnşAllah daha fazla uzamadan biter.

  13. Varsın çeksınler paralarını kalan bizimdır
    Kim bulaştıysa hesabını vercek 15 temuzda ben ve halkımız neler çektığımızı bir Allah bilir ve orda olanlar hiç acımak yok
    Sn cumhurbaşkanımızın yanındayız

  14. Fetö ile gerçek amlamda bir bağı olmayan iş adamının herhangi bir endişe taşıyacağını hiç zannetmiyorum.

    Burada “yarası olan gocunur” atasözünü hatırlamak icap eder. Bu söz boşa söylenmiş değildir. Çok derin ve köklü bir hakikati ifade eder.

    Öyle eften püften ihbarlarla hiç bir fabrikanın, hiç bir işletmenin faaliyetine engel olunmaz.

    Arada bazı uyanıklar çıkıp Fetö ayağından dolandırıcılık yaptı diye mücadele bırakılacak değil. Partilerin mitinglerine de cepçiler dadanır.Yankesiciler var diye partiler mitingten vaz mı geçer?

    Bir Fabrikanın ek tesislerini Cumhurbaşkanının açmış olması da işin rengini değiştirmiyor. Cumhurbaşkanı Türkçe olimpiyatlarına da katılmıştı.

    Yazı içerisinde çarşaflı bir kadının 50 bin lirasının dolandurıldığından bahsedilirken, resmin altında 550 bin yazılı. Herhalde maddi bir hata var.

    • Gebze’deki fabrikanın sahibi kimdir, kimlerle ilişkisi vardır,bilmiyorum. Bilmem de gerekmiyor.Merak da etmiyorum. Ancak şunu biliyorum:

      Geçmişte kılık kıyafet yönetmeliği konusunda titiz, başörtüsüne alerjisi olan milli eğitim yetkilileri Fetönün dersanelerine denetim için gittiklerinde, çay sevisini, Fehmi Bey’in köşesinde yayınladığı resimde görülen bayanın kıyafetini andıran kıyafetli bayanların yaptığını dinlemiştim.

      Şunu da,”Bu kadar Fetöcünün TSK’ya sızmasını niçin fark edemediniz?” sitemine maruz kalan askerlerin açıklamalarından biliyoruz:

      Evlerine gittiğimizde Atatürk resmiyle karşılaşıyorduk, içki içiyorlardı, karılarını plajlara götürüyorlardı vs…

      Hülasa Fetöde oyun çok. Öyle bir resme bakarak falan ne oldukları anlaşılmaz.

        • Hilal Kaplan’ın Sabah’taki yazısından
          bir bölüm:

          “…Kaldı ki artık, insanların birbirlerine takiye yapmalarını salık veren siyasal -toplumsal tahayyüllerin hepsini elbirliği ile reddetmeliyiz diye düşünüyorum.
          FETÖ’nün kök salmasına en çok alan sağlayan da bu fetişist düşünce tarzı oldu zaten. FETÖ’cü kumpas davalarına bakan hâkimlerin hepsinin ya başı açıktı ya da sakalsızdı. Darbede yer alan askerlerin hepsi içki içiyordu ve eşleri başörtüsüzdü.
          Neticede ne oldu?”

          Bir haber:

          “FETÖ’cü hakim: Gizlenmek için içki için dendi
          Ensonhaber.com 23.07.2016 15:45
          Sorguya alınan FETÖ’cü bir idari hakim, pişman olduğunu belirterek “Deşifre olmamak için içki için, cumaya gitmeyin” dendi.”

          Haber 365 sitesinden:

          “FETÖ’nün Talimatıyla Namazı Bırakıp İçkiye Başladılar
          11 Mayıs 2016 Çarşamba 12:57
          FETÖ’nün Talimatıyla Namazı Bırakıp İçkiye Başladılar
          Paralel örgüte bağlı öğrenciler Gülen’in emriyle namazı orucu bırakıp, içkiye başladı. Paralel Örgütün ordunun içine sızma planı Tabip Binbaşı Hakan Toku’nun itiraflarıyla bir kez daha günyüzüne çıkti…”

        • T24’ten:

          “Hüseyin Gülerce: FETÖ mensupları, takiyye yaparak gizleniyorlar; her türlü ahlaksızlık meşru ilan edilmiş

          19.07.2016 10:12

          Hüseyin Gülerce: FETÖ mensupları, takiyye yaparak gizleniyorlar; her türlü ahlaksızlık meşru ilan edilmiş
          “Bu adam, haramları helale çevirerek kendisine tapanlardan insanlık dışı bir yapı kurmuş”

          Bir dönem adı Gülen cemaati ile anılan Star yazarı Hüseyin Gülerce, TSK’daki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişiminin başarısız olmasının ardından “FETÖ’cüler TSK içinde kendilerini nasıl gizledi?” sorusuna yanıt aradı. “İki yıl önce emekli bir yarbaydan dinlediklerimi anlattım; Teğmenlikten itibaren ikişer kişi bir ‘abi’ye zimmetleniyor. Her biri bulunduğu yerdeki askeri faaliyetleri bu ağabeylerine rapor ediyor, onlar üstteki abiye, o da Gülen’le irtibattaki ‘büyük abi’ye ulaştırıyor. Gülen Türkiye sathında TSK’nın nabzını tutan tek adamdı” ifadesini kullanan Gülerce, “FETÖ mensupları kendilerini, takiyyenin kralını yaparak gizliyorlar. İçki içmek, eşlerini bikini ile denize sokmak, her türlü ahlâksızlık meşru ilan edilmiş. Bu adam, haramları helale çevirerek kendisine tapanlardan insanlık dışı bir yapı kurmuş” diye yazdı.

          Hüseyin Gülerce’nin, “FETÖ’cüler TSK içinde kendilerini nasıl gizledi?” başlığıyla yayımlanan (19 Temmuz 2016) yazısı şöyle:

          15 Temmuz darbesinin en önemli taraflarından biri, F. Gülen’in, silahlı kuvvetleri, tahminlerin çok ötesinde ele geçirdiğidir. Kimse bu çapta bir hâkimiyeti tahmin etmedi. Şu anda yaşanan şaşkınlığın, şokun en büyük sebebi budur.

          Düşünebiliyor musunuz, Cumhurbaşkanımızın Başyaveri, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı, Genelkurmay Başkanının ve Genelkurmay 2. Başkanının emir subayları, Milli Savunma bakanının özel kalem müdürü darbecilerle birlikte hareket ettiler. En kritik birlik komutanlarının aralarında bulunduğu yurt çapında 103 general ve amiral şu anda gözaltında. Darbenin başında hep “küçük bir grup”tan bahsedildi. Ama ne gördük, Meclis bombalanıyor, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi bombalanıyor, Polis Özel Harekât merkezi F-16 jetleriyle bombalanıyor, 47 polis şehit ediliyor, helikopterlerden masum vatandaşlar taranıyor. Tanklar, yollarda insanların, içinde vatandaş varken arabaların üzerinden geçiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’te bulunduğu otele yarım saatlik bir gecikmeyle helikopterlerle özel kuvvetler indiriliyor. Emniyet teşkilatında büyük çapta tasfiye yapıldığı halde, halen görevde olan pek çok emniyet mensubunun da darbecilerle birlikte hareket ettiği görülüyor. İntikam hissi ile dolu FETÖ’cüler asker kıyafeti giyerek tankların içine giriyor. Hiçbir darbede görülmemiş canilik, kahpelik, kalleşlik sergileniyor…”

YORUM YAP