Yazıyorsam, sebebi var

41

Sokakta yürürken, Metro’da seyahat ederken veya AVM gezintilerimde tanıyıp yanıma yaklaşanlardan en çok gelen, ”Son zamanlarda sizi ekranlarda göremiyoruz” sorusu oluyor.

Ne diyeceğimi pek bilemiyorum.

Desem desem şunu söyleyebilirim: Yazılarıma son verildiği gün televizyonlarla da ilişkim bitirildi. Sürekli katkıda bulunduğum program/lar/a da, zaman zaman davet edildiğim kanallara da artık çağrılmıyorum.

Bunu söylemek ağırıma gittiği için, merak sahiplerine hafifçe tebessüm çakarak, ya da ”Artık kendimi bu işlerden çektim” türü genel bir cevapla yetinerek mukabele edip durdum.

En ağır gelen, toplumun tartıştığı konulara yazılı-sözlü katkılarımın neden sona erdirildiğini, gazeteler ve televizyonların benden uzak durmaları talimatının kimden geldiğini bilememem…

Yanlış anlaşılmasın, dışarıdan bakanların kolayca sanabileceği gibi, kendimi ‘mağdur’ hissetmiyorum; hatta bir yönüyle ‘mağrur’ olduğumu bile söyleyebilirim.

Hatta ‘şanslı’…

Gazetecilik, bizde de başka ülkelerde de, askerlikten sonra en fazla ‘şehit’ verilen mesleklerden sayılıyor. ‘Söyletmen, vurun’ anlayışının hâkim olduğu bütün coğrafyalarda, hâkim düşünceye ters veya konulara farklı yaklaşan insanlar ‘tehdit’ olarak görülüyorlar ve ‘icaplarına’ bakılıyor…

Başa gelen en hafif ceza, kalemin elden alınmasıdır.

Demokrat Parti (DP) döneminde kendisine karşı ‘suikast’ girişiminde bulunulmuş (1952) Ahmet Emin Yalman, aslında 1950 öncesinde DP’ye destek veren, CHP’ye en sert muhalefet eden yazarlardandı; Cumhuriyet’in kuruluşundan kısa süre sonra muhalefeti sebebiyle yazı yazması engellenmiş, nice yılların ardından, Atatürk, kendisine yeniden yazma izni vermişti.

Meraklılar basın tarihimizde daha feci örnekler de bulabilirler.

İttihat ve Terakki Partisi’ne muhalif gazeteci Hasan Fehmi 6 Nisan 1909’da Galata Köprüsü üzerinde öldürülmüştü. Aynı âkıbet bir yıl sonra arkadaşı Ahmet Samim’in başına geldi; o da öldürüldü.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu ‘Hüküm Gecesi’ romanında o dönemi ve gazeteci-yazar tayfasının maruz kaldığı ölümcül tepkileri anlatır.

Şimdilerde o günlerin şartları yok elbette, ancak yine de gazeteci milleti tek durmuyor, yine hâkim düşünceye ters şeyler yazabiliyor; eh, başa gelen çekilir dememiz gerekmez mi?

Ben öyle diyenlerdenim.

Artık sadece haberdar olanlar ile zahmete katlananların erişebildikleri bu sitede görüşlerimi açıklayabiliyorum. En son da, merkez medyadan dışlananlardan Ruşen Çakır’ın internet ve sosyal medya (Periscop) imkânlarını kullanarak yaptığı canlı yayına katılma imkânım oldu.

İnternet sitemden yazmaya başlamam Twitter hesabıma korsanların saldırısını getirdi.

Yılmadım; neden yılayım?

Medyascop’ta yayınlanan 45 dakikalık mülâkattan yapılan özet alıntılar ise birilerinin hoşuna gitmedi.

Gitmeyebilir; ‘her söylediğim herkesin beğenisini kazanacak’ diye bir kural mı var?

Edebi alanda da elini denediği için kendisinden düzey beklediğim bir yeni milletvekili, ”Tabii gazetelerde yazamıyor da ondan bu eleştirileri” anlamına gelen bir mesaj atmış…

Hani vahşi bir eleştirim olsa, neyse…

Ne yani? ”Bir türlü ‘kim’ veya ‘kimler’ olduğunu öğrenemediğim odağı mı ele veriyor?” diye düşündüren bir çıkış bu. Eleştirirseniz gazetelerde yazı yazmanızı engelliyorlar, mecburen kitlelere ulaşmak için alternatif yollara başvurduğunuzda, bilmiş bir ifadeyle, ”Eh, tabii eleştirir, gazetelerde yazdırılmıyor ya” diyorlar.

Yine Medyascop’ta söylediklerimin bütününe bakmayıp acele özetle yetinen başkaları ise, 17-25 Aralık sürecinde kaleme aldığım ve ”Müslüman kimlikli biri Dârülmâl’e el uzatır mı, yolsuzluk yapar mı, yalan söyler mi, bunları yaparken çoluk çocuğunu yanlış işlerine bulaştırır mı? Asla inanmam” yazımı dillerine dolamış, ”Geçmişte överdi, şimdi eleştiriyor” diyebilmişler…

Buna da ”Eyvallah” diyorum.

Zor bir işe kalkıştığımın farkındayım. Başka ülkelerdeki meslektaşlardan benimle aynı yolu tutanlar hayli fazla, ama alternatif görüş açıklama yöntemi sayabileceğimiz düzenli biçimde internet sitesinden yayına geçen pek az kişi var bizde; onların bir bölümü de çok sayıda çalışanı bulunan sitelerde görünüyorlar.

Takdir etmediğim sanılmasın, onları da çok takdir ediyorum.

”İllâ eleştireceğim, yanlış olduklarını ispat edeceğim” diye bir derdim geçmişte de olmadı, bundan böyle de olmaz. Benim için önemli olan ülkemdir, ülkemin de içinde yer aldığı daha geniş bir coğrafyadır… Ve hatta bütün dünyanın geleceği de beni ilgilendiriyor.

Kalemimi hep bu yolda kullandım; şimdiden sonra da aynı hassasiyetle kullanmaya devam edeceğim.

Bazı günler bir yazıyla da yetinmeyip iki hatta üç yazıyla karşınıza çıkmam bundan…

Sizleri buraya sürekli bekliyorum.

ΩΩΩΩ

41 YORUMLAR

  1. Karakterinizi kendime yakın buluyorum. Hayatı siyah ve beyaz değil de griliğiyle görme eğiliminiz var. Kahraman olmak gibi bir beklentiniz de yok. ”Postu deldirmediğiniz” için kendinizi şanslı hissetmenizi anlıyorum. Yorumlarda sizi keskin yazmamakla suçlayanlara şunu hatırlatmak isterim. Siz bu karakterinizle dosdoğru yürüdüğünüz için geniş bir kitlede saygı uyandırdınız ve malum çevreler tarafından sansüre uğratıldınız.

  2. Ertuğrul ozkok un hürriyet deki yazısından sitenizden haberdar oldum. Artık hergun takip edeceğim sitenizi ve yazılarınızı keyifle okuyacagim

  3. Fehmi Hocam- Takdir ettigim yazarlardansiniz. Cogu kimsenin Zamani bilmedigi zamanlarda Islamci Yazarlar ne dusunuyor acaba diye sizin yazilarinizi okurdum. Hep umidim Turkiyedeki Islamci Demokratlarin Avrupadaki Hiristiyan Demokratlar gibi sistem partisi olmasiydi ama olmadi olamadi, 2012’den sonra bu hayal coktu. Sebebi Islamci tabaninin cogunlugunun demokrasiyi sadece secim olrak algilamasi vede “Dava Arkadasim Kalbi Kirilmasin” diye demokrasiye Tek Adama hediye eden Islamci Demokratlar oldu.
    Internette yeni sayfaniza cok sevindim ancak bugun dahi yazilarinizda hala Demokrasiye bagliliktan ziyade yoldaslara dokunmama hassasiyeti goruyorum. Umarim bu Ozgur Platformunuzda bizim hepimizi, Ister islamci , ister Ataiest, Ister Ulusalci veya Sosyalist olsun, bir arada tutan demokrasi, ozgurluk ve adalet kavramlarini tek adama sistemine karsi savunmakta bize onder olursunuz. Kuvayi Milliye Ruhuna Bugun herseyden cok ihtiyacimiz var

  4. Fehmi Abi; sizi yıllardır okuyan biri olarak, en son paralelin hükümete isyan etmesinde, net bir taraf seçimi yapmadınız. Oysa neyin ne olduğunu bizlerden çok sizin bilmeniz gerekiyordu. Dostluklarınız hakka galip mi geldi? Bari bundan sonra, herhangi bir kısıtlama ve yasaklama ortamının olmadığı kendi sitenizde, hakkaniyetli yazılarınızı bekliyoruz.

  5. Sn. Koru,

    Yazdığınız her gazeteyi ve çıktığınız her Televizyon kanalını (ve diğer tüm sosyal medya araçlarını) sayenizde biz de takip ettik. Çok şey öğrendik, daha öncede şaşırtmışlığınız kısa zaman sonrada haklı çıkmışlığınız vardı. Ama bu son dönemde gecikse de hala haklı çıkacağınız günü bekliyorum.
    Siz zeki insanlarsınız bizim sıradan küçük eleştirilerimizi dinlemezsiniz 🙂
    Selametle,
    Sait TAŞ

  6. Bu sayfaya Selahattin Duman’ı da davet edin. O da yazsın. Memlekete bak ya. Okuduğum yazarlar yazacak gazete bulamıyorlar kendilerine. Allahtan internet var.

  7. zaman gazetesini bir pravda olarak gördüğüm günlerde siz varsınız diye zaman gazetesi alır okurdum köşe yazınızı… ilk zamanlarında her ne kadar takdir etsemde sonradan pravdalaşan yenişafak, Haberturk gazetelerinde de okurdum….. yani uzun yıllar sizi nerede yazsanız takip ettim okudum… hiçbir zamanda yazdıgınız gazetelerin pravdavari gazeteler olması sizi okumama mani olmadı..

    Şimdi kendi sitenizde özgür olacağınızı ummuştum ama olmadığını görüyorum. sanki “bir yerlere selam çakma, aslında bende hata yok neden bana tavır aldınız” der gibi yazılarınız. Çok fazla etliye sütlüye dokunmadan kendi sitenizde yazacaksanız ne farkı kaldı özgür platformun….

    Sizdeki bu yersiz nezaket sabır ve hoşgörü beni delirtiyor. YERİ GELDİĞİNDE KIZMAYAN HİDDETLENMEYEN ADAM benim vicdanımda en nazik ifade ile kınanacak adamdır.
    Size yapılanlar belliki beni incittiği kadar sizi incitmemiş.. ne diyeyim fıtrat galiba böyle birşey..

  8. Sayın Koru,
    90’lardan beri yazılarınızı takip ederim. Değer verdiğim bir gazetecisiniz. 25 yılda fikirlerim, hayata bakışım oldukça değişti. Eskiden Ataturk’e, laikliğe, demokrasiye soğuk bakan birisiyken (eğitim sisteminin Atatürkü putlastirmasinin verdiği bikkinligin da payı var.),Şimdi 2000’li yıllar iitibariyle evrensel değerler, hukuk normları, demokrasi, cogulculuk,laiklik kavramlarını ve Ataturku gerçek anlamıyla keşfettim. Her Insan’in düşüncesiyle, inancıyla, vicdaniyla, tavrıyla, tutumuyla; yarattığı medeniyet için birer yapitasi olarak görüyorum Artık.
    Samimiyetine ve insanlığına her zaman guvenmis oldugum sizi de bu noktaya gelmiş görmek (gerci zaman zaman sizin mahalleyi kayirdiginiz durumlar da olmadi degil.) hakkınizdaki tespitlerimin doğru olduğunu gösterdi.
    Yolunuz açık olsun.

  9. İçinden geçtiğimiz şu sıradışı dönemde zeka ürünü komplo teorilerinizi paylaşacağınız ‘kulis’ yazılarınızı yeniden okuyabilmek bana ‘devesini kaybedip bulan bedevi’nin sevincini yaşattı.

  10. Sayın Koru
    Her ne kadar sizinle ayni siyasi görüşü paylaşmasamda Sizin gazeteciliğinizi,duruşunuzu , dürüstlüğünüzü ve samimiyetinizi çok önemli ve inanılır görüyorum . Bu haksızlığın ve mağduriyetinizin en kısa sürede kalkmasını dilerim .
    Yazılarınızı heyecanla okumaya devam edeceğim.
    Dr. Müh. Serdar Akdurak

  11. zor zamanlar dedikleri zaman şimdi bulunduğumuz an olsa gerek. ne denilse boş. inşallah bu zor zamanlar geçtikten sonraki dönemde insanlar ilkeli olmayı, başkalarının yaşam haklarına saygıyı ve onların yaşam haklarını korumayı öğrenmiş olurlar/oluruz. bu musibetten bin ders çıkarmak lazım.

  12. Hangi görüşten olursa olsun, doğruyu söyleyene her zaman yüreğimiz açık. Allah doğrudan, doğru yoldan ayırmasın. Bu zor dönemde Allah yardımcınız olsun.

  13. Sn Fehmi Koru,
    80 li yıllarda sizin yazılarınızla tanıştım, elimden geldiğince takip etmeye çalıştım. Çizginizi beğeniyorum. İşiniz çok zor ama sizi samimi bulan okurlarınıza kaleminizin namusunu korumakla sorumlu olduğunuzu düşünüyorum. Siz yeter ki doğru bildiklerinizi yazmaya devam edin…

  14. Yazınızda size bir çeşit akreditasyon uygulandığının farkında olduğunuzu ve fakat bu talimatın nereden geldiğini bilemiyor oluşunuzdan bahsetmişsiniz.
    Yukarıda bir yorumcunun “sizin bilemediğinizi iddia ettiğiniz odağı çocuk bile bilir!” yollu serzenişine katılmıyorum.
    Çünkü tahmin edilen “odak”tan da çıktı artık bu iş…
    Her şey kontrolden çıktığında muhteris insan kontrole en fazla hakim olduğunu düşünüyordur… İhtiraslı olmayanalar zaten o duruma gelmeden çoktan yardım istemiş olurlar başkalarından..

    ” ‘Odak’ nasıl düşünür bu konuda acaba, ne yapsam da yaransam!” diye düşünenler sizleri uzak tutuyorlar medyadan.
    Bilmem haksız mıyım?

  15. Sayın Koru 20 yılı aşkın sizi takip ediyorum size yakışan haklıdan yana dürüst yazmanız ben hep öyle gördüm şu ölümlü dünyada ne olur bari sen bozulma hep doğruları cesurca yaz bilen bilir göremeyen Allah akıl versin der gideriz vesselam

  16. Sayın Koru; Türkiye’de bu yanlış yola ilk girildiği günlerde rayından çıkan adalet sistemine dair imaların dışında hangi hangi eleştirileriniz oldu. Öküz öldü ortaklık bozuldu. Sizde muhalefet etmeye başladınız.

    • Katılıyorum sn. Koru yersiz bir nezaket içinde hiçkimsenin bu dönemde anlamayacağı imalar ile derdini anlatmaya çalıştı oysa imadan anlamayacak haykırsanız belki kulak verece bir kitle vardı kaşısında.. Nezaket incelik iyi güzelde “malının pazarı yoksa ya malı değiştirecen ya pazarı..”

  17. Sizi 1980 li yıllarda ilk zaman gazetesinden bu yana yazılarını,tartışma programlarını takip ediyorum. Sizin eleştirileriniz dostane eleştirilerdir. Farklı kurlardaki muhalif gazetecilerin sansürlenmesi bir nabze anlaşılır. Her ne olursa olsun doğrulardan ve adaletten ayrılmayın.
    Slm ve saygılarımla.

  18. Sayın Fehmi Bey,

    Bunca yıldan sonra hala neyden çekiniyorsunuz anlamadım, baskının nereden geldiğini bilemeyecek biri olmadığınızı; yaşı, web sitenizin sağ üst köşesindeki sayının altında olanlar tarafından da bilinmekteyken, açıktan direnmenize, hatta hücum etmenize mani nedir, anlayamadım. Sitem olarak algılayın..
    Saygılar

  19. Sayin Fehmi Koru. Yazinizi okudum. Gercekten sasirmadim. Cok uzgunum ama Uzulmedimde durumunuza. Cunku bu durumdaki tek gazeteci siz degilsiniz. Sizden once onlarcasi hatta yuzlercesi ayni durumdan gecti ve hala geciyor. Belki siz zamaninda gozunuzu acip kaleminizi dogru hedefe kullansaydiniz ve gazeteci arkadaslarinizi zamaninda savunsaydiniz ne siz nede guzel ulkem bu durumda olurdu. Yinede Rabbim yardimciniz olsun. Nusret beyin daveti gibi bende ekmegimi sizinle paylasirim. Oyle ogrendik buyugumuzden.
    Saygilar

  20. Son cikan kitabinizi, yurt disindaki vatandaslarin alabilmesi icin dijital bir formatta sunsaniz? Ornegin Google Play ve Apple Appstore’de olsa, cok makbule gecer.

    Saygilar.

  21. Sn koru sizi gerçekten taktir ediyorum bize ilham verdiğinizi de söylemek isterim ne yazıkki ülke at gözlüklülerle dolu olduğundan insanları ya şucu ya bucu diye yaftalamadan duramıyorlar ne yazık!bir olayda tek doğru ve tek yanlış yoktur!bize bunu göstermeye çalıştığınız yalan ve yalakalığa girmediğiniz için teşekkür eder bunun mükafatını ahirette görmenizi temenni ederiz:)

  22. Fehmi bey
    Sizi takip ediyorum diğer tüm mağdur edilmiş gazetecileri de takip ediyorum mağdur olmayanları da takip ediyorum ben ülkesini seven bir iş adamıyım basın özgürlüğü en çok iş adamına yarar getirir diliyorum ülkem hak ettiği noktaya demokrasi ve hukuk normlarının takır takır işlediği bir sistemle çıkar bugünlerin geçici olduğunu düşünüyorum kalite kolay değil yazmaya ısrarla devam etmelisiniz siz ve tüm mağdurlar …
    Sizin için yapabileceğim bişey var birgün ihtiyaç duyarsanız ekmeğimi paylaşabilirim …

  23. Yazılarınıza devam etmenize sevindim. Sizin ve birçok gazetecinin yazmasını engelleyen bu gücü bulup, onlarada yazılarınızda yer vereceğiniz günü bekliyorum.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here