Felaket tellâllığı yapmak istemem ama, seçimden büyük dertlerimiz var…

66

Tamam, her bakımdan kritik ve sonuçları itibariyle hayati değerde bir seçime doğru hızla yol alıyoruz; siyasiler ve siyasete yakın duranlar için ülkenin tek gündemi var…

Ancak yine de dünyanın hangi istikametlere savrulduğunu gözden ırak tutmasak iyi olacak.

Ülkemizin bu seçimden daha da kutuplaşmadan, toplumsal dinamiklerin bozulmasına imkan verilmeden çıkması ve seçimin hemen ardından daha bütüncül politikalar izlemeye başlanması şart.

Birinci Dünya Savaşı’na gidilirken Osmanlı’nın durumu gibi

“Beka sorunumuz var” diye içimize kapandıkça, daha gerçek ‘beka’ sorunlarını göğüslemek zorunda kalmamız kaçınılmaz.

Dünyamızın şartları, her geçen gün biraz daha fazla olmak üzere, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı öncesinde karşı karşıya kaldığı şartlara benzemeye başladı.

ABD’nin Barack Obama döneminde İran’ı nükleer silahlara sahip olmaktan uzak tutmak amacıyla kotardığı anlaşma, Donald Trump tarafından dün rafa kaldırıldı. Anlaşmayı gönülleri bu işe pek yatmayan müttefiklerine kabul ettirmek için özel çabalar göstermesi gerekmişti ABD’nin; aynı ABD şimdi de müttefiklerinin kuvvetli itirazlarına rağmen, nükleer anlaşmayı tek taraflı olarak fesh edebildi.

Evrensel bir kural sanılan “Devlette devamlılık esastır” kuralını tek bir hamleyle geçersiz kılıverdi Trump.

Kuzey Kore ile de İran’la varılan anlaşmaya benzer bir çerçeve kotarma peşinde görüntüsü veriyordu oysa Trump; acaba herhangi bir ülke –adı Kuzey Kore olan da dahil- ‘kalıcı’ olmayabileceğini göre göre, ABD ile anlaşmaya yanaşır mı bundan böyle?

İttifaklar hala duruyor mu, yoksa…

İngiltere başbakanı, Almanya şansölyesi, Fransa cumhurbaşkanı Washington’a kadar gittiler ve yüz yüze görüşmelerde niyetinin yanlışlığını Trump’a aktardılar; buna rağmen seçim kampanyası sırasında ‘felaket’ ve ‘aptalca’ diye karşı çıktığı anlaşmayı fesh etme kararından şaşmayacağını anlayınca tedirginliklerini Amerikan medyasında güçlü mesajlar içeren çıkışlar yaparak tekrarladılar da.

Fransa Cumhurbaşkanı, “Anlaşmanın iptali savaş getirir” dedi, ama dinletemedi.

Önceki gün, İngiltere dışişleri bakanı, New York Times’ta bir makaleyle en son uyarıyı yaptı. “Diğer kanalları izlemiyorum” dediği için söyleyeceklerini Trump‘ın işitmesini sağlamak için çıktığı Fox-TV ekranından, “Vazgeçer ve sorunları savaş-dışı yöntemlerle çözme yolundan ayrılmazsa, Trump’a Nobel barış ödülü verilebilir” peşin rüşvetini bile dile getirdi İngiltere dışişleri bakanı.

Hiçbir girişim sonuç vermedi.

“İttifakı bozmayalım” görüşüyle niyetine karşı çıkan kendi atadığı ulusal güvenlik danışmanı ile dışişleri bakanını görevden aldı Trump; onların yerine bu konuda kendisiyle aynı görüşte olduklarını bildiği iki ismi getirdi.

Müttefikler şimdi hayal kırıklığı yaşıyor olmalı.

“Patron benim, ortağım da tek” diyor Washington

Gözlerine sokarak, müttefiklerine, kimin patron olduğunu gösterdi Trump.

‘Trump Amerikası’nın tek bir müttefiki olduğunu artık Fransızlar da, Almanlar da, hatta Atlantik ötesinde yaşayanlara ‘kuzen’ gözüyle bakan İngilizler de anlamış olmalı.

O tek müttefik İsrail’dir.

Bütün dünyanın muhtemel tehlikeli sonuçları yüzünden uzak durduğu İsrail tarafından başkent ilan edilmiş Kudüs’e büyükelçiliğini taşıma kararında da ısrarlı Trump.

Kararını tek başına aldı ve gelen bütün itirazlara rağmen üç gün sonra muhtemelen İsrail’e kadar da giderek, Kudüs’ü başkent olarak tanıma kararını bizzat hayata geçirecek.

ABD’deki bu yeni havadan cesaret alan İsrail de, işgal ettiği Filistin toprakları üzerindeki baskılarını artırdı, Mart ayında başlatılan ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ne daha önce pek görülmemiş şiddet yöntemleri uygulayarak mukabele edildi; olaylarda hayatını kaybeden Filistinli sayısı 50’ye yaklaşıyor.

Müttefikleri “ABD olmadan da devam edeceğiz” diyorlar, ancak nükleer anlaşmanın sağlıklı işleyebilmesi ABD’siz neredeyse imkansız.

Washington’un tek taraflı ilan edeceği yeni yaptırımlarla konu daha da içinden çıkılmaz hale geleceği gibi, şimdi “Geri kalanlarla yola devam ederim” mesajları veren İran yönetimi de, bunun işlemeyeceğini görünce, farklı tavır alabilecek.

Suriye denklemini de değiştirecek bir adım Trump’ın kararı.

Kararla, Trump, İran’da bir halk ayaklanmasını ve rejim değişikliğini zorlamayı da amaçlıyor; ancak İran’ın İsrail’e veya İsrail’in İran’a, ya da her ikisinin diğer taraf adına savaşan üçüncü güçlere saldırma ihtimali hiç de küçük değil.

Her iki ülke, İsrail de İran da, ‘kıyamet savaşı’ senaryolarının hesaba katılmasını gerektiren keskin inançlara sahip kadrolar tarafından yönetiliyorlar çünkü.

Türkiye böyle bir ortamda seçime gidiyor.

Sandıktan çıkacak sonuç bu bakımdan da önemli.

ΩΩΩΩ

66 YORUMLAR

  1. amerikaya horozu filistinlilere kan kusturan lanetlenmiş horozla birlikte kendilerini ayetullah sanan aceme ders vereceklermiş .bu acem ki nusayrilerle birlikte milyonlarca insanı öldürdüler.filistini satan kalleşlerde kızıl horozdan aldıkları silahlarla yallah yallah diyorlar.ayıyla yecüc-mecüc kenarda el oğuşturuyorlar.herkesin bir hesabı var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

  2. Arkadaşlar be FETÖ olayına şöyle bakıyorum darbe gecesine kadar FETÖ kelimesini kullanmamakla beraber cemaatin birinci amacının hizmet olmadığını tespit ettim(18-25 Aralık operasyonu ile darbe arası sürede) çünkü amacı hizmet olan devleti yönetenlerle asla mücadeleye girişmez, savaşmaz (hele hele 11 yıllık yol arkadaşıyla, ne istediler de vermedik, yapmadık diyen iktidara karşı savaşmaz ) Ak parti iktidarı herkese ama özellikle bu günkü adı FETÖ olan guruba devletin bütün imkanlarını sundu (iyi niyetle yaptığından eminim) ama onların amacı hizmet değil devleti ele geçirmek olduğu için iktidardan devletin tamamını istediler bunun içinde amacı yolsuzlukları ortaya çıkarmak olmayan operasyonlar yaptılar (yargı ve polis eliyle ) ama elhamdülillah Türk milleti bu oyunu gördü sandıkta oyunu bozdu yine bozacak inşeallah

    • “Zulmün olduğu yerde tarafsız olmak namussuzluktur “Cemil Meriç.
      Adamlar besledikleri teroristlerle ulkemizde düğün evini masum coluk çocuğu bile katlettiler. Ne tarafından bahsediyorsun. Buyrun devam edin biz tarafsıziz mı diyecektik.

      • ayteacher namussuzluk arıyorsanız bizahmet etrafınıza bakın. hatta aynaya da bakın. ülke yangın yeri. 100 bini aşkın insan yargılanmadan cezalandırılmış, işinden olmuş. muhalifler çeşitli şekillerde zülme uğramış, cezalandırılmış. hukuk katledilmiş. insanların mallarına el konulmuş. yani eğer zulmün olduğu yerde tarafsız olmak mamussuzluksa bi zahmet aynaya bakın. orda göreceğinizden eminim. bir yığın pisliğin üzerinde oturp, utanmadan namustan bahsedtiyorsunuz.

        • ayteacher, bu ülkede korku imparatorluğu, talan imparatorluğu kurdunuz. bu ülkenin başına gelmiş en büyük felaketsiniz. doları 6 sıfır atıldığı yıldaki 1.32’den 4.30’a getirdiniz. kürtlerin evlerini bombaladınız. bütün muhalifleri birşekilde sindirdiniz. kimine vergi memurlarınızı gönderdiniz, kimisini düzmece iddialarla içeri attınız, yargıladınız, işinden attınız. bütün basını susturdunuz. rüşvet paraları ile havuz medyası oluşturdunuz. hala utanmadan namustan bahsediyorsunuz. beni daha fazla tiksindirmeyin.
          Gidin sizin yalanlarınızla kandıracağınız zaten gözleri körleşmiş insanlara namustan bahsedin. çocuklara tecavüz edildi gıkınız çıkmadı be. “bir kereden birşey olmaz” dediniz. namusun en son bulunacağı insanlar sizlersiniz. benim tepemi attırmayın bütün pisliklerinizi yazmaktan imtina etmem. ne olduğunuzun tekrar tekrar ortaya çıkmasını istemiyorsanız sesinizi kesin.

        • bu şekilde tartışmak size hiç yakışmadı hamza bey. belli bir seviyeyi korumak bu kadar zor olmamalı.
          100.000 i aşkın insan muhalif değil, içlerinde muhalif olan, masum olanlar olabilir kimse bunu savunamaz ama tamamının masum muhalif olduğunu savunmak ta asla doğru değil. hukukun katledildiği çeşitli zamanlar oldu bugün hukuk katledildi diyenler menderesi asanlar değil mi???
          ekonomi ile ilgili sıkıntılı bir dönem evet Amerika ve Avrupa asya ülkeleri başta pek çok ülke geçtiğimiz 10 yıl içinde bu sıkıntılı dönemlerden geçti ve halen geçiyor şu an hazırlanmakta olan savaş ekonomisi bu sürecin bir getirisi halihazırda. hiçbirimiz alım güçlüğü içinde olmak istemeyiz ama belli periyotlarda bu sıkıntılar yaşanır…
          kürtlerin evlerini kimin bombaladığı ortaya çıkmadı mı? vergi memurları gönderilen hapse atılanları zahmet olmazsa bir isim isim tartışalım. basını susturmak derken manşetlerle hükümetleri yıkamadıkları için rahatsız mı olmalıyız. çocuklara tecavüz akp nin desteklediği bir faaliyet midir. internette çocuk pornogofisi araştırmalarına vakit bulunca hep beraber bir göz atalım derim.
          insanlar izmire geliyorsa ülkenin en kötü yönetilen şehirlerinden birine kaçıyorlar demektir. son 15 yıldır çivi çakılmadı belki bilmek istersiniz. bir ara izmir ve sorunlarını da konuşalım. ve bir ara müstakil suriye meselesini açın konu konu tartışalım. meseleleri mesnetsiz sıralayıp bunu bunu yaptınız mahalle kavgası tadında değil mi???

          sonuçta her soruna bizim bakış açımızdan verilecek cevap-cevaplar var bu demek değil ki suçlamaların hepsi yanlış bu demek değil ki suçlamaların hepsini savunabileceğiz. farklı gördüğümüz hissettiğimiz anladığımız kesin. bu ülkenin neredeyse yarısı durumları sizin gibi değerlendirmiyor olaylara aynı bakış açısıyla bakmıyor diye bu kullandığınız dil ne oluyor hamza bey. elbette tartışılabilir elbette hararet olabilir ama aynı otobüse binmemek aynı havayı solumamak istemek ne oluyor hamza bey. muhalefetin binlerce ahlaksız meselesini sıralayıp asıl siz aynaya bakın demek, hakaret etmek, ötekilemek kimse için zor değil bir hakarete 5 hakaret te edilebilir değil mi??? bu durumda EN ÇOK HAKARET EDEN Mİ KAZANACAK DERSİNİZ… ne dersiniz…
          kullandığınız dil sizin bakış açınıza göre eleştirdiğiniz ne varsa haklı çıkaracak bir dil olmuyor mu???

          • Bu sekilde tartismak ona cok yakisti. Bu tiplerden istanbulda kadikoy-bostanci arasinda gidip gelen dolmuslarda sikca gormek mumkundur:) kahrindan metroya da binmezler, arabalarindan da vazgecemezler tabi!

          • Didem Hanım teşekkür ederim ben Hamza beyin ağır laflarını okuyunca üzülmedim. Hala tebessüm ediyorum. Kendini ortaya koymuş. Zaten biliyordum, aşırı şişmiş balona ufacık bir iğne darbesiyle nasıl şiddetli sesler çıkararak patlatacagini. Zaten insanlar mantıklı açıklamaları yoksa habire bağırır çağırır ve başkalarını suclarlar.

      • devlet imkanlarının seçim çalışmasında kullanılması da sizin namusunuza halel getirmiyor değil mi? namus anlayışınızı hangi geleneğe, hangi dine, hangi ahlaka, hangi ideolojiye dayandırıyorsanız söyleyin, sizinle aynı dinden,aynı ahlaktan, aynı ideolojiden aynı gelenekten olmayım. sizinle aynı otobüse, aynı metroya binmeyip, bize de bulaştırırsınız. fetöcülerle pazarlık yaparak adam yerleştirenler sizlersiniz. bu ülkeye birlikte zulmettiniz. sonra da aranızda “yok ben zulme devam edeceğim” tartışması yaşadınız.
        İnsanlar ülkesini terkediyor. imkanı olan yurtdışına gidiyor. yurtdışına gitme imkanı olmayan akpnin etkisinin az olduğu illere gidiyor. bakın ülkedeki iç göçe. insanlar sizden vebadan kaçar gibi kaçıyor. izmir, eskişehir gibi illere kaçıyorlar. insanlara bu kadar zulüm yapmışınız. hala tutup utanmadan zulümden bahsediyorsunuz. 6 milyon suriyeli vatanını sizin cia ile yaptığınız operasyon yüzünden terketmek zorunda kalmış. Bana bir takım değerler savunduğunu sakın söylemeye kalkışma. ne olduğunuz ortada.

        • Turkiyeye surekli disardan da gelenler oldugunu, yerlisi yabancisi bicok insanin da yerlesip yatirim yaptigini, calistigini ya da eglenip dinlenmeye geldigini biliyor muydun? Batiya kimlerin kacmaya calistigini da sen daha iyi biliyorsun:)

        • Aaaa bütün bunları ben mi yapmışım? Ben dışarıdaki savaştan bahsetmiştim. İçeride süregelen khk vs. mağduriyetlerinden değil. Ama neyse zaten senin gibi birinin bunları değerlendirip ayirmasi mümkün değil. Bayağı bir dolmuşsun. Ya da ben bayağı bir isabetli yazmışım. Bunca kötü laf ancak yenilgilerde ortaya çıkar. O yüzden seviyen düşmüş.

      • Zaten yapilmasina karsi ciktigin begenemedigin mega projelerden yararlanmak da pek namusluca olmazdi! Metro, kopru, havaalani, marmaray, camlica camisi, kanal istanbul, taksim meydani yayalar bolgesi; buralardan uzak dur:)

  3. 2019, Ortadoğu’nun en kanlı savaş yılı olabilir.
    1. Bu savaşa alet olmamak
    2. Binlerce genci muhteris ve hayalperest bir iktidara feda etmemek
    3. Ülkeyi ateşe sürüklememek için bu siyasal islamcılara oy vermeyin diyor f koru

      • sen öyle görüyorsan verme be kardeşim ama ben öyle görmüyorum ben muhalefeti doları 4300 , yapan şam emevi camisinde namaz kılmak için 600 000 ölüme göz yuman
        kürt halkını cezalandıran yüzlerce yanlışlıklarını anlatırım lakin özgürce yazamadığım için ülken için gözümü daldan budaktan sakınmadığım ülkemde öcu bucu diye yaftalanmaktan korktuğum için, bu iktidara karşı duran muhalefete onun için oy vereceğim

  4. En ufak farklı bir düşünceye dahi tahammülü olmayan arkadaşlar. Ya hu bu sitede ne işiniz var. Bu sitenin banisi Sayın Koru gazetelerde yazdırılmadığı için bu siteyi kurdu. Bakın sizlerin taraf olduğunuz cenahın yığınla gazetesi, tv’si, haber sitesi var. Gidin orada yorum yapın. Burayı takip etmeyin demiyorum, edin de sizin gibi düşünmeyenleri üç beş kişi markaja alıp tehdit etmeyin. Hakaret etmeyin. Gidin oralarda birbirinizi gazlayın, pohpohlayın ne istiyorsanız yapın. Ama azıcık vicdanlı olun.

    • Isportacilarin arasinda bazen yer kavgasi cikar, burasi benim yerim falan diye… Siz de zaptiyelik yapmayin bari, ya da degnekcilik mi demeliydim? Yoksa buralarda koyunlar gibi birlikte otlayip birlikte gevis getirmeyi mi tercih ediyorsunuz?

    • Sefa bey, onlar 24 saat sayın Koru’nun sitesini abluka altına almışlar.( Gerçi onlar
      dediğim bu iki kişiler) yorumlar onaylanır onaylanmaz anında hücüma geçiyorlar. Özelikle benden çok rahatsız oluyorlar, tehdit, hakaret, bela okuma, her ne kadar sokak dili varsa kendilerinden olmayanlara karşı kullaniyorlar.
      Güya onlardan korkup veya bıkıp yorum yazmaktan vaz geçip T.A.M.A.M deyip çekilmek.
      O zaman da yakamızdan düşmezler.Biliyorsunuz
      şimdide T.A.M.A.M kelimesini kullanlar vatan haini, terörist, oluyor, ne ise buna da şúkür hiç değilse reis taraftarı olmadığımızdan dolayi MÜNAFIK olmaktan kurtulmuş oluyoruz.
      Esenlikle kalın.

      • Nurdan hanım, bu tehdit, bela okuma, hakaret vesairenin hepsini siz yapıyorsunuz. Başkasının Nasırına basıp feryat eden sizsiniz .Bence tüm yorumlarınızı tekrar okuyun. İlkokul çocuğu bile anlar esas sizin yazdıklarınızin saldırı olduğunuzu.

  5. Savaş olabilecek felaketlerin en büyüğü, küçük dünyanın büyük cehennemi. 2 barış arası dönem de diyebiliriz. Ister siz istemiş olun isterseniz de istememiş olun
    beklenen felaketin alameti farikalari peş peşe gelmeye başladı. Galiba kaçınılmaz sona yani barış döneminin bitimine geliyoruz. Böyle bir olasılık çok yüksek ise bireysel olarak ne yapabiliriz? Seçimlerde kullanacak olduğumuz oylar mı ülkemizin kaderini belirleyecek yoksa zaten bu işleri organize etmek ve olası risk analizlerini 10 lu ya da 20 li veyahutta 50 li yılları baz alacak şekilde ön gören bir savunma stratejisine mi bırakmalıyız! Bunlar için “dünyanın geleceği ve ülkemiz” adlı kaç çalıştay yapıldı ya da kararlar alındı? Elbetteki yapıldıysa sıkıntı var mı yok mu, ya da devlet yetkilileri konu hakkında ne kadarına vakıf, muhalefette bile olsa meclisde mebusu olan partiler konuya vakıf mı? gibi soru ya da sorunlar da cabası! Konu partiler hatta hükümetler üstü bir konumda olacaksa, milli savunma stratejisi gerekecek ise buna hazır mıyız?
    Olayların seyri, ani ve hiç beklenmedik bir anda gelişse elbetteki bu ülke için her birey canını seve seve karşılık beklemeksizin feda etmeye hazır da! Böyle davulla zurnasi eksik durumlar da amaç daha mı farklı algilanmali! Amerika kararı tek başına aldı deniyor ama İsrail haricinde bakalım kaç ülke daha yanında olacak ben yalnız kalacağını hiç düşünmüyorum. Örnek; Ingilterenin Rusya’ya olan ambargo kararı ve destekçileri desem! Iran kararı tüm dünyaya bir uyarı atışı ise bunu en çok dikkate alması gerekecek olan ülke Türkiye sanırım, inşallah bu senaryolar yalnızca yazılarda kalır umarım güzel günler çocuklarımıza kalır.

  6. ”DARBENİN BEYNİ ” GÜLEN OLABİLİR Mİ? OLMASA DA OLDU BİLE Bu başlık sayın Korunun 17 Temmuz 2016 tarihli yazısının başlığı demek ki sayın Koru darbeden iki gün sonra bile ”DARBENİN BEYNİ ” nin FETÖ olduğu kanaatine varamamış merak ediyorum acaba aynı kanaatte mi? Adil ÖKSÜZ, Kemal BATMAZ gibi darbenin merkezinde yakalanan isimler darbeye yakın tarihte FETÖ nün yanında oldukları 13 Temmuzda darbe için FETÖ nün iznini alarak Amerikandan geldikleri biliniyor bu bilgiler varken halen sayın Koru ”DARBENİN BEYNİ ” nin kim olduğu konusunda şüphe ediyor mu bu konuyu ele alan bir yazı yazmasını temenni ediyorum

        • Ben fikrimi söyleyeyim,
          Bir hırsız suç üstü yakalanmışsa mesela, onun hırsız olduğunu herkes düşünmek zorundadır. Bir hırsızın hırsız olmadığını kim düşünür???

    • Adil Öksüz dediğinin Erdoğan’ın seçim malzemesi olarak kullanmak için 1100 odanin birinde misafır edilmediğine emin misiniz?
      Çünkü oylarını artırmak için yakında reisin minik uçağı ile dışarda yakalanmış Türkiyeye getirılmiş gibi yapip kendisini kahraman ilan edeceği söylentileri havalarda uçuşuyor.Bu laflara sizin cevabınız ne?veya ne dersınız?
      15 Temmuz gecesi Akarın yakın korumalíğını yapan daha sonra gerçekleri örtmek için adami darbecilikle süçlayan Akar ile korumasınn ifadeleri hiç de sizler ve onların GK Başkani Akar C Başkanı Erdoğan’ın iddaları ile örtüşmiyor.
      Sadece o değil içerde olanlar ile dişarda olup mağdur olduklarını iddia edenlerin ifadeleri de çok çelişkili.

      • 15 temmuzda bir askeri helikopterimizi kullanarak yunanistana kacan devlet tiyatrolari sanatcisi 8 subay vardi ya, hani su kontrollu darbenin oyunculari! Yunanistan onlarin iltica taleplerini kabul etmis, bize de bos helikopteri vermislerdi darbeden sonra hatirlarsaniz. Ne tiyatroymus arkadas, yunanistan mahkemesini bile parmagimizda oynatiyoruz darbe susu vermek icin! Su oyun bitse de eve donse suikast timi, pardon sanatci ekibimiz:)))

  7. Secim de o kadar dert degil zaten, sonuc belli gibi… Bu durumun en buyuk sebebi de muhalefetin acizligidir. Iktidarin caliskanligi da cabasi tabii. Etrafimizda yasanan gelismelere bakilirsa dolayli ya da dogrudan bir kusatma ve ambargoya maruz kalanin turkiye olacagi asikar. Bu sirada icerden de truva atlari harekete gececektir elbet. Zaman ” bir yenden kol, bir yakadan bas cikarmak” zamanidir! Parolamiz: kararlilik tatbikati-2071.

    • Kardeşim İslam da yani Müslümanlar iki yol ile yürünüyor birisi mahza yada garra ikincisi izafiye mahza yani garra da sıkıntı yok peygamber den gelen tevil siz duru pak . lakin izafiye de sıkıntı şu miskal kadar ene bulaşsa insanın EBEDİ hayatı gider.
      Emeviler den beri gelen gelenek siyasal ikbal uğruna çok kullanılmıştır mesela peygamber torunları öldürülmüştür kerbela , padişahlar abi ,kardeş çocuklarını öldürmüşler şu an 56 islam ülkesinde ölümler devam ediyor. Niye bunları yazdım yorumundan anladığım kadar her şey bizim için izafiye bakar ben her türlü usulsüzlüğü yaparım parola 2071 buna şeytanın sağda üflemesi denir allah için yapacaksan allah ın ihtiyacı yok eğer ülke için yapacaksan seksen milyonun ihtiyacı yok . Bu ülke seksen milyondur bu ülkede yaşayanlar bin yıldır beraber yaşayan halklardır selam dua ile

  8. Evet sandıktan çıkacak sonuç çok önemli.Cumhur ittifakının daha fazla fark atması lazım.Fetö ittifakı çökertilmeli.Fetö seçimde kimi destekliyor acaba.Bu durum kimin kazanacağınıda gösteriyor.Fetö Allah ın gazabına uğramış haddi aşmış bir örgüt.Allah ın verdiği süre bitti neyi istiyorlarasa tam tersi oluyor ve olmaya devam edecek inşallah

  9. Tamam derken bile bana göre muhalefetin kullandığı argümana sinsice bir katkı mi sagliyorsunuz ,acaba?sizin gibilere sahsen cok temkinli yaklaşıyorum ne olur ne olmaz

  10. aslına bakarsanız iran yönetimi elbette halkları değil, başına gelecek her türlü belayı hak ediyor olmasına rağmen maalesef izlandanın komşusu olmadığından gelişmeler karşısında türkiyenin tarafsız kalması da mümkün olmayacaktır. zira saldırılara maruz kalan bu ülkeler domino taşları gibi birbirinin üzerine düşmektedirler. nitekim suriye savaşında çok yakından yaşadığımız gibi bu ülkelerde yaşanan sorunlar dış mesele değil tam tersi iç meseleler haline evrilmektedirler. yani olası bir iran sıkıntısı bir dış sorun olarak kalamaz.
    trumpın açıklamasında iki mesele dikkatimi çekti, iranla iş yapan ülkeler açısından da sıkıntı çıkaracaklarının beyanı ve iran halkına açıkça ayaklanma çağrısı…
    fransa başta Avrupa ülkeleri anlaşmanın iptal olmaması için çok çaba sarfettiler çünkü savaş demek önce ekonomi savaşı demektir ambargo demektir ve bu karar o ülke ile iş yapan bütün ülkeleri yakından ilgilendirir, iranla ciddi ekonomik ilişkileri olan ülkelerin feryatlarına buradan bakmak gerekir…haklılar çünkü önce yönetim itibarsızlaştırılacak sonra ekonomi iyice çöktürülecek sonra halkın buna ayaklanması isyan ettirilmesi sağlanacak. ardından uzun yıllar sürecek kanlı kardeş savaşları. ayağa kalkma imkanın olmasın ki İsrail kolayca vaad edilmiş topraklara otursun. oldukça tanıdık değil mi??? sıradaki ülkelerin iran ve türkiye olduğu hakkında hala şüphesi olan var mı??? vaad edilmiş toprakların bir kısmı bizim topraklarımızda biliyorsunuzdur.
    bu kararlar asla trump efendinin kafasına göre aldığı anlık kararlar değildir, uzun yıllardır planlanmış programlanmış içinde çok ciddi kadim bilgilerin olduğu maddeden çok madde ötesi kaygıları taşıyan metafizik bir planın aşamalarıdır. mekkeye kilise inşa edilmesi, kudüsün başkent yapılmak istenmesi, kuran ayetlerinin değiştirilmesi ile ilgili açıklamalar, suudi ve bae yönetiminin tuttukları saflar ortadoğudaki tüm gelişmeleri hep beraber değerlendirmek gerekir. suriye savaşı gittikçe şiddetleneceğe benzer maalesef…

    • Yeter ki maksat turkiyenin kusatilmasi olsun; irandaki yonetim, uzerine benzin dokup kendi kendini bile rahatlikla atese verir! Ust akil cevremizde isbirligi, ticaret yapabiliceemiz tek ulke kalmayana kadar ortaligi altust etmeye devam edecek gibi. Ulkemizin savunmasina hem askeri hem ekonomik cephelerden bakmak zorundayiz. Ne demisler: kizimi isteyen dostum, atimi isteyen dusmanim!

  11. Savaşlar
    İki çeşit savaş vardır. Biri insanların savaşıdır. Diğeri ise silahların savaşıdır. Sermaye silahlarla savaşmaktadır. Etkin güçler silahlarla savaşmaktadır. Devletler ise insanlarla savaşmaktadır. Etkin olmayan devletler insanlarla savaşmaktadır.
    Silah savaşı başladığı zaman sosyal tufan kopacaktır. Silah gücü tahrip eder ama zafer piyadenin süngüsünün ucundadır. Halk birkaç kişi kalsa bile yeniden üçüncü bin yıl uygarlığını kurabilir. Trump ne yapıyor? Kudüs’ü İsrail’in merkezi yaparak Müslümanlara ve Hristiyanlara cephe alıyor. Bunun anlamı şudur; Müslümanlarla Hristiyanları birleştiriyor. İran’la nükleer anlaşmasını feshederek tek taraflı savaş ilan ediyor. Bu da dünyadaki etkin olmayan devletleri birleştiriyor. Rusya ve Çin ne durumda?
    İran’ın yapması gereken tek taraflı anlaşmaya uymasıdır. Türkiye ile birleşerek İsrail’i silahla değil askerle işgal etmelidir. Türkiye resmen İran tarafı olmadı ama ikisi de atomdan uzakta durmalıdır. Ne Türkiye’nin ne de İran’ın atoma ihtiyacı vardır çünkü biz silahla değil insanla savaşırız.
    Kur’an onların yalnız silah savaşı yapabileceklerini beyan ediyor. “Mağlup olacaksınız ve cehennemde haşrolunacaksınız.” Deniyor.

    • Sn hocam “Trump ne yapıyor? Kudüs’ü İsrail’in merkezi yaparak Müslümanlara ve Hristiyanlara cephe alıyor. Bunun anlamı şudur; Müslümanlarla Hristiyanları birleştiriyor.” diyorsunuz.
      Bu düşünceniz çok çok eskilerde kalan demode bir düşünce, bence. Eskiden hristiyanlar İsa aleyhisselamin çarmıha gerilmesine sebep/vesile oldukları için yahudileri pek hazetmiyorlar ve desteklemiyorlardı. Ancak, sermayeyi de nufuzu altında bulunduran siyonist takımı bu görüşün değişmesi için harekete geçti. Yahudi asıllı papazlar seçerek TV programlarıyla yahudi ve hristiyanlarin dini akrabalıklarını perçinlediler. Yirmi otuz senedir egitim/beyin yıkama faaliyetleriyle istedikleri sonuçlara hemen hemen ulaşmış durumdalar. Yıllardan beri hristiyanlıgın yahudilikten geldiğini vurgulayarak temelde aynı oldugu konusunda bir kanaat ve birlik oluşturdular. Bu arada müslümanların ne mal olduğu 9/11 olaylarıyla bütün dünyaya büyük bir görsellikle ilan edildi. Yani, Kudüs’ü İsrail’in merkezi yapmakla müslüman ve hristiyanların birleştirilmesi düşünceniz gerçeği yansıtmıyor, bence. Aksine, yahudi ve hristiyanların birleştirilip müslümanların hakkını gaspetmesi demek oluyor. İsrail’e komşu müslümanlara zerre kadar güvenmedikleri için nükleer güce sahip olmalarını kabullenemiyorlar. Müslümanları adeta yok sayıyorlar. Müslümanların bölgede “biz de varız” demesini kendilerinin yokluğu anlamında alıyorlar. Bu güvensizliği ortadan kaldırmanın bir çaresini bulmak lazım, ama nasıl. Amerikan destekli yahudi buna yanaşmıyor, çünkü habire genişleme peşinde. Turkiye’nin, İran’ın yok ta İsrail’in mi atom bombasına ihtiyacı var?

  12. Koru’nun ”Türkiye böyle bir ortamda seçime gidiyor. Sandıktan çıkacak sonuç bu bakımdan da önemli.” bu son cümlesi çok şeyi özetler nitelikte..ve Koru, bununla okuyucusuna -kendi ifadesiyle- neleri salık veriyor?

    Bahçeli’nin eli, Erdoğan’ın diliyle erken (baskın) seçim kararı alarak devlet, yakın gelecekte, bölgemizle ilgili ABD-BATI politikalarını mevcut aktörle ile göğüslemek istedi, ki, bu süreç 2019’u da aşan bir zaman dilimini kapsıyor ve devlet o tarih ve sonrasını siyasi belirsizliklerle karşılamak istemedi.

    Bu anlaşılır bir şey, lakin Türkiye toplumunun siyaseten kutuplaştırılmasını neyle izah edeceğiz? ..öyle ki, toplum, hiç olmadığı kadar ve ülkenin büyük bir beka sorunu yaşadığı bir süreçte, tam orta yerinden ikiye bölünmüş durumda.

    On beş yılı aşkın ulusal ve uluslararası yönetim deneyim ve tecrübesiyle mevcut iktidar veya ihtimal, seçilecek yeni bir Cumhurbaşkanla beraber bir koalisyon veya AK Parti hükumeti yada mevcut Cumhurbaşkanlı koalisyon (millet ittifakı) hükumetiyle yanı başımızdaki sorunlarla karşılaşmayı öngöremeyen devlet, toplumun kutuplaşmasını da ‘es geçmiştir’ zahir…Bu tabloda ben, faturayı devlete mi çıkarayım, hükumete mi?

    Afrin harekatında, millet TSK’nın arkasında kenetlenme basiretini göstermişken, canıyla malıyla devletinin bekasına katkı sunarken, siyaset ve aktörlerinin, siyasetin dilini buna göre yeniden dizayn edememesini nasıl açıklayabiliriz? Başımızdaki badireleri göz önünde bulundurarak siyaset dilini dönüştürebilseydi, kendine çeki düzen verseydi AK Parti, bugün iktidarı kaybetme korkusu yaşıyor olmazdı…

    İran’a uygulanan öncesi ambargoda, ülkemizin taahhütlerini yerine getirmediğimiz gibi içine bulaştığımız kirli işler ve ABD’de devam eden yargı süreciyle beraber, akabinde ülkemize uygulanması düşünülen yaptırımları da göz önünde bulundurduğumuzda, İran’a uygulanacak yeni bir ambargo paketinde ülkemizde yer alacak mı, alacak sa -ki, ihtimal buna zorlanacağız- bu nasıl gerçekleşecek? Bölgemizde yapılan operasyonlara hem meydan okuyoruz hem de katkı sunuyoruz, bu nasıl bir çelişki?

    Bu çelişkiler yumağında bir vatandaş olarak ben, bir seçmen olarak ben, siyasi irademi kimden yana ortaya koymalıyım..devletimden yana mı, siyaset kurumundan yana mı?

    • “İran’a uygulanan öncesi ambargoda, ülkemizin taahhütlerini yerine getirmediğimiz gibi içine bulaştığımız kirli işler…..” – Derken ben bunu devleti yönetenlerin (*hukumetin*) akıl tutulmasi, en vahim hatalarından biri olarak anlıyorum. İman-İzan konusunda kapasite denen birşey varsa işte burada gösterilmesi gerekirdi. Alelade kirli işlerden başka bir çok alternatif düşünülemez miydi? Niye, doğru olanı yapmakta aciz kalındı da bugün “50+1” e talim ediliyor ?????

      “İran’a uygulanacak yeni bir ambargo paketinde ülkemizde yer alacak mı, alacak sa -ki, ihtimal buna zorlanacağız..” – Bence kesinlikle almayacak. AB ülkeleri ambargo paketinde yer almayacak(ken) bizim almamiz tam bir avarellik olur. Zaten dışbasındaki haberlere bakılırsa ABD’nin böyle bir talebi yok (o sadece siyonist yahudilere yaranma peşinde). Trump’a da içinde bulundugu yamukluklardan ötürü birileri baskı-santaj yapıyor olabilir. Neticede herşeye rağmen Trump bu süreçte paçayı biraz zor kurtaracak gibi gözüküyor….

      • “İran’a uygulanacak yeni bir ambargo paketinde ülkemizde yer alacak mı, alacak sa -ki, ihtimal buna zorlanacağız..”
        Evet; burada İran’a alınacak ambargo kararlarına uymamız istenecek ve buna zorlanacağız ABD tarafından. Buna rağmen, sizin temenninizle, biz bunu reddedecek olursak, devletimizin göstereceği bu iradeye ”oh be, tadından yenmez” derim. oh ne ala.
        Ama Fransa, İngiltere ve Almanya ambargo kararlarının dışında tutulup (ABD’nin tek yanlı kararına ”sus payı”olarak), ABD Kongresinden iletilen duyumlara göre de Türkiye’nin ambargo kararlarına uyması istenecek.

        • ABD bizden böyle bişey isterse biz de İran’la olan ekonomik hacmimiz kadar ortaya çıkacak kaybımızı kendilerince ve İsrail tarafından karşılanmasının garantisini isteyelim (menfaatimiz geregi İran’a teknolojik aksam-uranyum satacak halimiz yok). Dogru olan ilave bir şey de İrana her türlü gıda ve saglık malzemesi konusunda destegimizin muafiyete girmesini talep etmemiz olabilir.

          • “One minute” belki şövenist/duygusal ve kontrolsüz bir çıkıştı, ancak akıllı bir diplomasi örneği değildi. “Ezbere müslümanlık”la ancak bu kadar olabiliyor! Geçenlerde buralarda Musa ile girdiğin polemikten öğrendik ki sonrasında gemilerle yakıt taşımacılığına devam…. Cebine İsrail’den para girdiği sürece beyefendi ogluna herhangi bir van minut etkisi yok!….

    • Allah’ın izniyle biz kendi devletimizin yanında olacağız; siz güneydeki minik ülke güdümündeki cephenin içerideki kurşun askerlerinin yanında olabilirsiniz ve tabii ki bu durum bizi şaşırtmaz.

      • İlahi Erdem bey, böyle bir kanıya nasıl vardınız?
        İlk defa yorum yapanlardan olarak görüyorum sizi, belli ki bir takipçisiniz.

        Kanaatinize ABD’deki yargı sürecine değinmem dolayısıyla mı vardınız? Yine de ortada böyle bir realite var, değil mi?

        Sİzi, kavramlar üzerine birazcık kafa yormaya davet ediyorum, hasseten, devlet, hükumet ve artı olarak, kamu kurumu ile millet kavramları üzerine…

        Benim, ‘Bu çelişkiler yumağında bir vatandaş olarak ben, bir seçmen olarak ben, siyasi irademi kimden yana ortaya koymalıyım..devletimden yana mı, siyaset kurumundan yana mı?’ cümlemden ”başka bir ülkenin yanında yer almak” manasını nasıl çıkardınız, pes doğrusu.

        Küçük bir not: Devletimizin İsrail ile siyasi ve ticari ilişkilerinin kamu kurumu ve özel sektör babında devam edip etmediğini araştırmanızı, akabinde değerlendirmenizi almak isterim. Saygılar.

        2

        • Evet, turkiye guneydeki sevdigimiz ulkeyle her turlu isbirligine girebilir, bunun kimseye zarari olmaz faydasi olur! Onun bunun truva ati, piyonu olmak baska sey; bolge ulkeleriyle ticaret yapmak, dayanisma icersinde olmak baska sey…

  13. Fehmi bey Trump’un ortağı sadece İsrail değil ki.
    Trump’un kararını memnuniyetle karşıladıklarını ilk Sudi Arapistan ve Birleşik Arap emirlikleri duyurdular.
    Trump Müslümanlara TERORİST dedikce Araplar ve diğer Múslümanlar ona PADİŞAHİM çok yaşa diyorlar.
    Aslında Trump ve Netnyahu kendi ülkelerinde boğazlarína kadar hırsızlik ve yolsuzluğa batmışlar ondan kurtarmak için gündemi değiştiriyorlar
    Adam propaganda ya başladiğından bu tarafa.
    Durmadan müslümanlara terörist diye bağirirken başta bizim çok bilmiş kalem erbaplari, politikacılar ve Araplar onu hem maddi hem de manevi desdeklediler halen de desdekliyorlar.
    Yardım yapmak yasak olmamasına rağmen ona el altından dolarlarí rüşvet
    verir gibi vermediler mi?
    Tabii ki verdiler.
    Bizimkilerin derdi Vatan Millet değil makam ve para onun için de durmadan seçime gidiyorlar.Madem Başkanlık sistemine geçeceksiniz niye devletın parası ile propaganda yapiyorsunuz?
    Bakin ABD devlet bütcesinden seçim propogandalari yapmaları için para vermez. Hatta beş sent vermek şöyle dursun koklatmaz bile.
    Gelelim tekrar Trump’a.
    Pentegon iranın antlaşmayı ihlal ettiğine dair ellerinde herhangı bir delil olmadığíní Açíkladí.
    Pentegonla birlikte iki partinin de Senetorleri ve milletvekilkeri.. iptale karşílar.

    • Devletin secim yardimi adi altinda partilere para aktarmasina ben de karsiyim! Sirf secimi 15 ay erkene aldirdigi ve mebus maaslarindan tasarruf saglattigi icin sayin bahceliyi destekliyorum:) ama chp li 15 marabanin birden aksenerin partisine gecirilmesi yine butceden bu partiye de para aktarilmasina sebep oldu. Adam basi ne duser artik bilemem:) pkk yi da secim yardimlariyla finanse etmeye devam zaten! Bi sofraya 50 mebus daha ekleniyor, etti 600 kafa, hem de 4 degil 5 yilligina…

      • Hem şikayet ediyorsun hem de AKP ye sınırsız destek oluyorsun. Hadi destek olmana birşey demiyoruz , farklı düşüncedeki insanlara tahammül edemiyorsun.Her yoruma yazı yazıyorsun , hemen hiçbir konuda kendi fikrin yok , sadece yorumları yorumluyorsun. Sistemi değiştirip 600 milletvekiline çıkaran kim ? CHP mi ? İyi Parti mi ? Yosa Saadet mi?

        • Daha yeni yorumlarimi yazdim yukarida! Mebusluk suresini 5 yildan 4e dusurduklerinde de karsiydim, simdi yine 5 oldu ona karsi degilim. Mebus sayisi 600e cikartilirken sessizce onaylayan diger partileri de sen yazmissin zaten:) Bana kalsa 250 mebus yeterdi turkiyeye…

          • Ya hacı , sistemi değiştiren belli . Sen hala onaydan bahsediyorsun. Ne onayı , AKP karar veriyor , MHP fikir olarak ortaya atıyor ve realize oluyor . Tek adam rejiminde zaten vekile de gerek yok , bakana da . Sistemi ve oyunun kuralını değiştirenler belli sen hala onaydan bahsediyorsun . Onaya gerek ! mi var ?

        • H Gayret siz çok bilmiş birisine benzemek görünúmü vermek istiyorsunuz,bunu yaparkende çok komik duruma düştüğünüzün farkindami değilsiniz? Yoksa bir robotmusunuz?
          Belkide ssdece HAVUZA takıldığınız içinmi olaylar ve kanunlardan bay habersiniz?
          Sizi sevindirrce bir haber vereyim,.IYI parti kanuna göre seçim yardımı alamaz 15 değil 125 millet vekili olsa bile
          Neden alamadığınıda eğer robot değilsen kendin araştir ve nedenini de her hangi bir yorumcunun yorumunun altina yaz.
          Merak etme alakasiz olduğu için kimse seninle alay etmez çünkü şimdiye kadar yazdıkların dan farkli olmadığí için alay etmezler.

  14. Fehmi bey biraz makule gelmeye başladı gibi; dış olayların ülkemize etkisinden uzun zamandır pek bahsetmiyordu. Evet son cümlesine sonuna kadar katılıyorum. Sandıktan çıkacak sonuç çok önemli. Bu durumla ilgili olarak esasında şu soruyu sorması gerekirdi; Erken seçime gitmemize yol açan Bahçelinin bahsettiği badireler bu olaylar olmasın? Evet ben de başından beri ne olduğunu tam bilemesem de erken seçime gidilmesinde en büyük sebebin dış dünyada ve özellikle çevremizdeki olması beklenen gelişmelerin olduğunu düşünüyorum. Doğu Akdeniz-Suriye-İran olayları tamamen birbirine bağlı çünkü. Bu durumda hükümeti ve Erdoğanı etrafımızla kötü olmakla suçlayan, tüm kabahati bize yükleyen kesimlerin argümanları da doğal olarak çöküyor tabii ki. Çevremizdeki hiçbir olaya menfaatimizi koruyacak şekilde müdahil olmamamızı, eskisi gibi pasif ve batının her durumda destekçisi konumunu içeren ve ülke aleyhine çalışan bir ” yutta sulh-cihanda sulh” anlayışını savunan kesimin, etrafımızda olaylar karmaşıklaştıkça, seçim sandığında bu yanlışlarının da karşılığını alması gayet normal bir sonuç olacaktır.

    • Doğru olanı yapalim da icabinda pek fazla menfaatimiz olmasin (Menfaat bekleseydik, zaten 3 milyonu askin Suriyeliyi Turkiye’ye kesinlikle almamamiz gerekirdi. Ekonominin kötuye gitmesinde iş matematige vurulursa bunun da bir rolu olmasi lazim). Doğru olani yaparken de hic degilse ana muhalefetle bir araya gelerek konsensus olusturalim. Bahceli’nin bugunun öngörüsuyle erken secim istemis oldugunun pek ikna edici yanı yok. Bunda daha çok partizan oportunizm ağır basmış olduğunu gösteren beyanatları cok? “Yurtta sulh-cihanda sulh” paşa paşa söylenmiş güzel bir söz, ancak gerçeklerle pek alakası yok (herkes eşit şartlarda bunu istemiş olsa bir anlamı var- yoksa sadece bir “wishful thinking”– > hüsnü kuruntu!).

        • O dediğin de bir hüsnü-kuruntudur. Suriyelilerin alınmasını doğru buldum. Sen de işi ekonomi matematiğine vur ve bunda menfaatimiz oldugunu göster, ha gayret!

          • Vaktiyle bulgaristan turkleri turkiyeye surgun ettiydi, daha sonra bulgaristanin tarim sektoru ve ekonomisi coktu, o gun bugun de belini bir daha dogrultamadi! Hepsi yetismis insangucu olan soydaslarimiz da turk ekonomisine ilac gibi gelmis, her yerde iskan ve istihdam edilmisti. Kazanan turkiye olmus, kaybeden jivkov rejimi ve bulgarlar olmustu. Zavalli bulgaristan hala yerlerde surunuyor, son kalan insan kaynagini da ab ye kaptirdilar, berlinde insaatta calisiyorlar:(

          • Turkiyenin Jivkov döneminde nufusuyla bugunkini karşılaştır. Bugün Suriyelilerin yogun bulunduğu Guneydoguda işsizlik % 25in üzerinde ki buna Suriyelilerin dahil oldugunu pek sanmıyorum. İstanbulda % 12-16 arası. Kendi işsizin o kadar çok iken bu iddian hüsnü-kuruntu marka bir iddiadır. Bulgaristan’a bakma. Onlar AB’ye girmekle iki yakaları yavaş yavaş bir araya geliyor. Hiç merak etme yakında bizi sollarlar, çünkü nufusları az.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here