Seçim kazandıran İttifak çevresinin ‘milli ve yerli’ damgası mıydı?

71

Pazar günü yapılan ve Türkiye’de ‘Cumhur-başkanlık’ diye adlandırabileceğimiz yeni sistemin önünü açan 24 Haziran seçimi, bir çok yönüyle, 7 Haziran 2015’te yapılan seçimin tablosunun tekrarıdır.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son seçimin ardından “Milletimizin sandıkta partimize verdiği mesajı aldık” açıklaması yaptı ya, o mesajı seçmen, neredeyse birebir, 7 Haziran 2015 seçiminde de vermişti. AK Parti’nin oyunu yüzde 40.87’ye indirerek…

AK Parti Pazar günü yapılan seçimde yüzde 42.5 aldı. MHP’nin aldığı yüzde 11.1 oranını da buna eklediğimizde ‘Cumhur İttifakı’nın bu seçimdeki toplam oyunun yüzde 53.6 olarak gerçekleştiği görülüyor.

7 Haziran seçiminde AK Parti (40.87) ile MHP’nin (16.29) oylarının toplamı yüzde 57.1 idi.

‘Milli ve yerli’ damgası kazandırdı

Ne demek istiyorum?

Şunu: Tayyip Erdoğan 7 Haziran 2015’te partisine Meclis çoğunluğunu kaybettiren şartları beş ay sonra (1 Kasım 2015’te) yenilediği seçimde aldığı yüzde 49.5 oyla geride bırakmayı ve iktidarına rahat nefes aldırmayı başarmıştı; ancak 24 Haziran öncesinde, 2015 seçimlerinin ilkinde aldığı oyun kalıcı, ikincisindeki oyun ise geçici olduğunun bilinciyle hareket etti.

Milletin o seçimdeki mesajını doğru okuyarak…

Son seçime adını kendisinin ‘milli ve yerli’ koyduğu bir platformla gittiyse Tayyip Erdoğan, sebebi, 7 Haziran seçiminden aldığı mesajdır…

Ona bu yolu kolaylaştırıcı telkinleriyle MHP lideri Devlet Bahçeli göstermiş olabilir; ancak sonuçta seçim tarihini erkene almak, seçime ittifak oluşturarak gitmek gibi stratejik kararlar Tayyip Erdoğan‘a ait.

İttifak’a rağmen de kaybedebilirdi seçimi, ancak bugünkü tabloya bakınca görülen o ki, İttifak olmasaydı mutlaka kaybedecekti AK Parti.

AK Parti seçimde 295 milletvekili çıkararak 600 sandalyeli Meclis’te çoğunluğu elde edemedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP’nin desteğiyle referandumda (16 Nisan 2017) kabul edilen anayasa değişikliğiyle eskisinden çok daha geniş yetkilere sahip olabilir, ancak o yetkileri kullanırken Meclis desteğine ihtiyaç duyacağı noktalarda MHP’nin desteğini aramak zorunda kalacak.

Devlet Bahçeli yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ı kutlarken, seçimin MHP’yi ‘kilit parti’ konumuna getirdiğini ve bu durumun da milletten ‘denge ve denetleme görevi’ alma anlamına geldiğini belirtme gereği duydu.

Siyaset dilinde ‘denge ve denetleme’ demokrasilerde iktidarlara ayar yerine geçen kuvvetler ayrılığı ve hesap verebilmenin kurumsal mekanizmalarıyla sağlanır; MHP lideri, bu sözleriyle, yeni sistemde bulunmayan o mekanizmaların yerine partisini konuşlandırma hazırlığında olduğu izlenimini veriyor.

MHP’nin vermeye hazırlandığı ayar önümüzdeki dönemin temel niteliğinin ne olacağının ipuçlarını da içinde barındırıyor.

Gelişmenin global boyutları var

Türkiye’de meydana gelen, yani Tayyip Erdoğan tarafından seçim öncesinde ‘milli ve yerli’ olarak tarif edilmiş olan siyasi platformun sandıktan iktidar olarak çıkması, dünyada yaşanan gelişmelerle yakından irtibatlı.

Donald Trump aynı çizginin en başarılı örneklerinden biri.

Seçimi kıl payıyla ve ancak ABD seçim sisteminin ‘ikinci seçmen’ uygulaması sayesinde kazanabilmişti Trump; kendisini aday gösteren Cumhuriyetçi Parti’nin temel ilkelerini zorlayan bir felsefeye sahip olduğunu hiç saklamadığı için biraz ‘aykırı’ bir başkan olması bekleniyordu.

Öyle oldu da.

ABD dışından yaptıklarına bakanlar, o ülkeye atfedilen değerler ile Trump uygulamaları arasında beliren çelişkileri fark ediyor ve yeni başkanın politikalarını kaygıyla karşılıyorlar. Seçimde vaat ettiği bazı müslüman ülkelere uygulamak istenen vize yasağına ve en son çeşitli yollarla ABD’ye gelmiş yasa-dışı göçmenleri çocuklarını da rehin kullanarak sınır dışı etme girişimine yabancılar anlam vermekte zorlanıyor.

Peki ya Amerikalılar?

Tek dönemlik başkan olacağı düşünülen Trump, yaptıklarıyla, önce kendisini seçtiğine pişman görüntüsü veren Cumhuriyetçi Parti kadrolarını tatmin etti, oy vermemiş olanların önemli bir bölümünü de yakında peşine takabilir.

Cumhuriyetçi Parti içerisindeki Trump taraftarı oranı yüzde 90’a çıkmış bulunuyor.

“Önce Amerika” diyen ve bu sloganı politikalaştıran Trump onların gözünde ‘milli ve yerli’ bir tavır sergiliyor da ondan…

Bu yılın Kasım ayında yapılacak seçimlerde Temsilciler Meclisi’ne aday olacak kişilerin kendisine sadakatine önem veriyor Trump, vaktiyle hakkında aykırı tavırlar sergilemiş popüler Cumhuriyetçi siyasiler bile tırpanından kurtulamayacağa benziyor.

AK Parti-MHP cephesinin, ‘Cumhurbaşkanı İttifakı’nın, bir seçimlik bir birliktelik olarak kalmayacağına, önümüzdeki dönemde ülkemizin kaderini belirleyecek kararların üzerinde bu iki partinin damgası bulunacağına emin olabiliriz.

‘Milli ve yerli’ damgası…

O damga şu sıralarda moda ve seçim kazandırıyor.

ΩΩΩΩ

71 YORUMLAR

  1. Seçimden önce yaptığınız beşeri tahliller 80% doğru bana göre lakin ” Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir KARAR vardır ” ı anlamıyorsunuz. Muharrem İnce anlamayabilir de, siz de anlamıyorsanız

  2. Bu nasıl bir kin,hırs Nurdan Hanım.Bu öfke bünyeye zarar.Öncelikle sizin gibi eğitim ve kültürü önceleyen birinin “tarıkat şehları”,”zate şehları” gibi bir tarafınızdan uydurma deyimlerin doğrusunu öğrenin.Güzel Türkçemizin ırzına geçmeyin.Şu eğitim konusunda takıntılısınız.Bir ülkeyi illaki en eğitimli-kültürlü yönetecek diye ne yasa ne de gelenek var.Varsa hemen İlber Hoca’yı Başkan yapalım.Kaldı ki rahmetli Ecevit de üniversite mezunu değildi.Rte’nin diploması var veya yok bu ne senin ne de benim meselem.Rte 2028 yılına kadar bu ülkenin başında.Üzüleceksiniz ama önemli değil.Millet üzüleceğine siz üzülün

  3. Dünya artık otoriter yönetimlere doğru kaymaya başladı.
    Bunu sosyologlar ,tarihçiler veya psilkologlar çeşitli şekillerde izah edebililirler.
    Benim tahminim artık devletlerin fiziki sınırları ile sosyal ekonomik sınırlarının farklılıklar arzetmeye başlamasıdır.
    Her geçen gün dünya globalleşirken yeteneklerini geliştirememiş dünya pazarında gün geçtikçe değersizleşen
    kişilerin MİLLİ-YERLI SLOGANINA SARILMADAN BAŞKA ŞANSLARI YOKTUR.
    Herşey menfaat meselesi ve bunu kamufle etme çabaları.
    Bir ülkede dünya standardinin altında kalmış değerler dünya pazarına çıkamazlar.
    O ülkedeki yeteneksizlerin sığınacağı son kale yerlı ve millidir.
    Onun için dünyaya serbest pazarın öncüsü Amerika bu gün yerlı ve milli derken.
    Dünyada serbest piyasayı ; emperyalızmın yolunu açan sömürünün anası görürken ,bugün devran değişti durum lehine döndüğü için korumacı ekonomılerı şeytanlaştırabılıyor.
    Globaleşmenin öncüsü olsada durum aleyhınıze gelışınce artık oynamıyorum mizikçiliğına yönelirsiniz.
    Demoratik ülkelerde herkesin oy u eşit sayıldığına göre o ülkede insanların ekseriyetinin yetenekleri dünya daki diğer insanların yeteneklerinden rekabet etme gücü yoksa KURTULUŞU YERLI VE MİLLİ OLMAKTA görmekten başka şansları yoktur.
    O ülkedeki siyasi liderlerde, seçilmek için bu sese kulak verdikleri ölçüde seçimleri kazanabileceklerini görüyorlar.
    Seçimlerin olduğu ülkelerde yenı trend bu dur artık.

  4. aklı selim 26 Haziran 2018 at 14:47
    Sayın Nardan,CHP seçimde devletten mali yardım almamaış gibi algı yapmayın,Ayrıca arkasında ab-abd
    olan CİA_MAAT ve küresel sermayenin olduğunu bilmiyor olamazsınız.
    Pensilvanya şeyhi talimatıyla içerde ve dışarda HDP_PKK ya oy vererek barajı aşmasını sağladınız.
    Avrupa da hdp-FETÖ propogandasına sonsuz destek veren batı ülkelerinden şikayetçi değilsiniz
    çünkü siz yerli ve milli değilsiniz…

    Milliligi size biraktim.Bakin ben HDP ye oy verdim nedenine gelince?
    Erdogana 60 millet vekilini kaptirmamak icin cunku o sizler gibi gercek vatan hainlerini koruyor.
    Neden koruyor biliyormusunuz? Atiklari iftiralari agziniza sakiz ettiginiz icin.
    Sonun baslangici hayirli olsun.

  5. sayın nurdan hanım,lütfen kendinizi bu kadar yormayın.herkesin bir hesabı var ama asıl hesap ALLAHA verilecektir.ALLAHın planı mutlaktır ve galip olandır.
    bunu şunun icin yazdım.partizanlık yapanlar ceşitli sebeblerle hareket ediyorlar.onun icin belli bir süre sonra iş
    cıgırından cıkıyor.ne konuştuklarını ne söylediklerini bilmiyorlar.Bu sebeble toplumun belli kesimlerine en agır
    ithamlarda bulunuyorlar…..TERÖRİST VATAN HAİNİ ..DİNSİZ diyorlar.işlerine gelince aynı kesimden olanlara (BEDRİN ASLANLARI BU
    KADAR ŞANLI) diyebiliyorlar.her şeyi birbirine karıştırıyorlar.
    ALLAH rızası ortadan kalkınca yapılan işler birbirine karışır.onun icin kendinizi fazla yormayın derim.
    umarım beni anlamışşındır.selam ve dua ile

    • Haci bekir bey, öncelikle çok teşekkür ederim Allah Razı olsun.
      Sizi ve tesbitlerinizi çok iyi anladım ve aynen katıliyorum.
      Allaha emanet olun.

  6. Öncelikle dün yapılan yorumlarda ve pekçok gazetede köşe yazarlarında hep aynı hatayı gördüm:
    Pekçok köşe yazarı ve buraya yorum yazanlar seçim değerlendirmesine “seçimin kazananı” perspektifinden bakıyorlar. Bu da bir değerlendirme yöntemi, ancak hataya götüren bir değerlendirme yöntemi.
    – Hdpyi seçimin galibi ilan eden var, inceyi eden var, bir başkası buna karşı çıkıyor “esas galip mhp” diyor vs. Şampiyonluk kupası verilmiyor. bakış açısına bağlı olarak herkes farklı bir parti veya kesimi şampiyon ilan ediyor.
    Bu yöntem yanlış. bu yöntemle seçim doğru değerlendirilemez.
    – Fehmi beyin yazısı, aslında seçim değerlendirmesinde önemli bir noktayı işaret ediyor. çünkü hangi partinin kaç oy aldığından ziyade, seçimlerdeki oy verme dinamiklerinden önemli bir tanesini tartışmaya açıyor. Kuşkusuz başka dinamikler, başka motivasyonlar, başka unsurlar da var. onlarda değerlendirilecek, değerlendirilmelidir de. Seçimleri doğru değerlendirme yöntemi budur.
    – Sol literatür, insanoğlunun zaman zaman geriye gidişleri olsa da gelişim çizgisinin hep ileriye doğru olduğunu savunur. Bunu bir ırmak benzetmesi ile açıklar: “Tıpkı ırmağın zaman zaman geriye dönmesi gibi toplumlar da zaman zaman geriye gider ancak bu durum ana yönü değiştirmez. ana yön hep ileridir” der. Nitekim toplumların tarihi de bunu doğrular.
    – Trumpın seçilmesi ve benzer şekilde küreselleşme karşıtı politikacıların yükselişte olması da bu çerçevede değerlendirilmeli. Tabii ülkemizdeki durum ve rusyadaki durum da bu çerçevede değerlendirilmeli. İnsanlık tarihinde akp iktidarının ya da putin iktidarının ya da trump iktidarının yükselişi, ırmağın geriye gidişi gibi bir dönem olmasından başka bir önem taşımaz.
    – Ayrıca, yine sol literatürde, yeni, eskinin içinde gelişir. bunu islamcı literatürdeki “her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır” deyişine de benzetebiliriz (tam olarak benzemese de).
    – Küreselleşme, bütün insanlığa müthiş imkanlar, müthiş yararlar sağladı. bunun yanında, küreselleşmenin insanları rahatsız eden boyutları da oldu kuşkusuz. Gelişimin özellikle ilk döneminde, insanlar, elde ettikleri yararlardan daha çok kaybettikleri üzerine yoğunlaşırlar. (kaybettikleri kazandıklarının yanında çok çok küçük bile olsa). Çünkü yeni durum, insanların alışkanlıklarında, doğrularında, duygularında, düşüncelerinde bazı şeyleri zorlar. kapitalizmin ilk döneminde bazı yerlerde, işsizliği artırdığı gerekçesi ile makinaların kırılması gibi. oysa teknolojik gelişmeler insanların yaşam standardında yükselmeye neden oldu. matbaya gösterilen tepki, diğer teknolojik gelişmeler karşısında gösterilen tepki vb. bu örnekleri çoğaltabiliriz. ancak açık olan şey, gelişmenin, yeni olanın ilk aşamasında, toplumlar kaybettiklerine, kazandıklarından daha çok dikkat ediyorlar. Küreselleşme karşıtlığının yükselişinin ve küreselleşme karşıtı politikaların ve politikacıların toplumlarda daha çok rağbet görmesinin mekanizması budur. Ancak dediğim gibi, bu geçici bir dönemdir ve tıpkı bu ülkede, eninde sonunda matbaa kullanımı nasıl geldi ve yaygınlaştı ise, küreselleşme de, küreselleşme karşıtlığına, yerelliğe, ulusalcılığa, kimlik siyasetine, tek kişi yönetimine vb. galip gelecektir. Bu insanlığın engellenemez gelişim yönüdür.
    – İnsan davranışlarının bir başka mekaniği, bir başka doğası daha vardır. Bunu şu örnekle anlatmaya çalışırsam zannediyorum herkes durumu çok net anlayacaktır. İnsanlar (müslümanlar özelinde yazıyorum), Allah rızası için yalan söylememek, iyilik yapmak, Allah rızası için ağaç dikmek için çok fazla çaba göstermezler, çok güçlü motivasyon duymazlar ama Allah rızası için ölmek, öldürmek, adam dövmek, dayak yemek için ciddi motivasyona sahip olurlar. Bu şu ya da bu oranda, bütün insanlık için geçerli bir insan doğasıdır. kimi toplumlarda ve kimi insanlarda bu durum daha güçlü, kimisinde ise daha güçsüzdür, ancak her insan ve her toplumda, yıkıcı istek ve duygular, yapıcı istek ve duygulardan daha güçlüdür. Yıkıcılıktaki motivasyon, yapıcılıktaki motivisyondan daha yüksektir.
    – Bu durumu, yani yıkıcılığa, yapıcılıktan daha fazla yönelmeyi değiştirebilen tek bir etken var: O da akıldır. Dolayısı ile şu rahatlıkla söylenebilir: Aklın hakim olduğu insanlar ve toplumlar, aklın hakim olmadığı insanlar ve toplumlara göre, yapıcılığa daha yatkındır. Ya da tersinden söylenecek olursa; aklın hakim olmadığı toplumlar ve insanlar, aklın hakim olduğu toplumlar ve insanlara göre daha yıkıcıdır.
    – Aklın hakimiyet durumu yıkıcılık ile yapıcılık arasındaki yönelimin ötesinde anlamlar da içeriyor. Teknoloji gelişmelerden, üretim veriminei, ahlaktan toplumları ve insanları yönetmeye çok geniş etkisi var. Aklın hakim olmadığı toplumları yönetmek, aklın hakim olduğu toplumları yönetmekten daha kolaydır mesela. Bu nedenle, “bunu 9 kişiye ulaştırırsan çok büyük kazancın olur, 9 kişiye ulaştırmazsan evin yanar. bir tanesi ulaştırmamış başına şu şekilde belalar gelmiş” türü elden ele dolaşan kağıtlar (şimdi mail ve whats up mesajları) için, sık sık”acaba cia tarafından insanları gerçeklikten uzaklaştırmak, aklını almak için özellikle mi yapılıyor” diye düşünüyorum.
    – Akıl eksikliği, yıkıcılığa olan motivasyonu güçlendirdiği gibi, işin tersi bir yönü de var. Yıkıcılık, akıl eksikliğine de neden oluyor. Yani düşmanlıklar, insanların akıl ve mantıklarını esir alıyor. yıkıcılığa, düşmanlığa teşvik edilen toplumlar mantıklı ve yapıcı düşünmeden, aklını kullanmaktan kolaylıkla uzaklaşabiliyor, uzaklaştırılabiliyor. “emperyalistler, ülkeleri böl yönet taktiği ile yönetirler” tezi doğru değildir. Doğrusu, güçlüler (hem emperyalizm olgusunun artık geçerliliğini yitirdiğini düşündüğüm için, hem de aynı zamanda kendi ülkeleri için de aynı yöntem kullanıldığı için “güçlüler” sıfatını kullandım), toplumları akıl ve mantıktan uzaklaştırarak yönetirler. Akıl ve mantıktan uzaklaştırmanın en kolay yolu da yıkıcılığa teşviktir. Düşmanlığı körüklemektir. Bu nedenle toplumlardaki farklılıklar körüklenerek düşmanlıklar artırılır. bunun sonucu olarak toplum bölünür. bu bölünmeyi insanlar “böl ve yönet” politikası olarak değerlendiriyorlar ama aslında bu düşmanlaştırmanın doğal sonucudur, yoksa güçlüler özellikle bölmek için çaba harcamazlar. Mesela suriyenin ya da türkiyenin birlik ya da bölünmüş olmasının, cianın bu ülkeleri yönetmesini kolaylaştırıcı veya zorlaştırıcı etkisi çok çok azdır. Ancak bu ülkeleri yıkıcılığa yönlendirdiğinde, akıl ve mantığını aldığında, bu ülkeler için düşmanlar oluşturduğunda bu ülkeleri kolaylıkla yönetir. Ve düşmanlar oluşturmak, yıkıcılığa yönlendirmek de en kolay yöntemdir. özellikle zaten akıl ve mantık ile ilişkisi sorunlu olan gerikalmış bizim gibi ülkeler için.
    – Rusya hakkında bbc’de okuduğum bir haberde (“ruslar neden farklı” başlığını taşıyordu yanlış hatırlamıyorsam), sık sık televizyonlarda bir saldırı olduğunda nerelerde saklanmak gerektiğini açıklayan proğramlar yapıldığını, gençlerin savaşta neler yapılması gerektiği konusunda kamplara alındığından falan bahsediyordu. Haberde bir gençlik kampındaki neler yapıldığı ve gençlerle yapılan röportajların yanısıra, kampın yöneticisi olan bir eski askerle de ropörtaj vardı. bu yönetici ukrayna ile olan savaşa katıldığını anlatıyordu. Toplumda oluşturulan “düşman” algısı, koskoca rusyayı putinin oyuncağı haline getirebiliyor. Kuşkusuz başka etkenler de vardır. mesela yandaş basın, devlet erkinin kullanımı vb. ancak hepsinin temeli, toplumun akıl ve mantığının başından alınmasıdır.
    – Yüzümüzü türkiyeye çevirdiğimizde de aynı olguları görürüz. “Beka sorunu”, “dış güçler” propagandası, hep toplumda düşmanlıkları körüklüyen, toplumu yıkıcılığa yönelten ve toplumun aklını başından alan, akıl ve mantıktan uzaklaştıran politikaların görünen yüzüdür.
    – Bu politikalar, toplumda milliyetçi ve ötekileştirici, “düşmana karşı”cı bir ruh ve düşüncenin hakim olmasını sağlayıp, akıl ve mantıktan uzaklaşan bir toplum oluştururken, bu durum akp tabanının da gittikçe “islamcı”, “muhafazakar (dindar anlamında muhafazakar) ağırlıktan, milliyetçi, yıkıcı, “düşmana karşı”cı bir yapıya dönüştürdü. Yani akp, kendi politikası ile kendisini milliyetçiliğe, yıkıcılığa, ötekileştiriciliğe hapsetti. Artık akpden (islamcı yazarlar çok komik oluyorlar. hala “akp nin fabrika ayarlarına dönmesi” hayalleri kuruyorlar.) muhafazakar, dindar, islamcı diye bahsedilemez.
    – Koltuktan başka derdi olmayan akplilerin, tabanlarının bu dönüşümünden rahatsızlık duyması mümkün değil, ancak bu gelişmenin, onların uykularını kaçıracak bir yönü var: Daha milliyetçi, daha yıkıcı, daha düşmancı kitlelerin, daha milliyetçi, daha düşmancı, daha yıkıcı olan siyasi oluşumlara yönelimi var. yani ayaklarının altındaki toprağın mhpye kayma ihtimali ve olgusu var. Şu söylenebilir. Uç olarak ifade edilecek olursa: “Akp, izlediği politika ile mhp seçmenini oluşturuyor.”
    – Mhpnin aldığı oylarda, mhp ideolojisinin toplumdaki karşılığının, mhpnin önceki dönemlerde dahil, aldığı oyların çok çok üstünde olması durumu ile birlikte yukardaki mekanizma da etkili oldu. Ancak kuşkusuz bir partinin oyunu sadece 2 olguya indirgemek hatalıdır. Başka bir yığın etken vardır. Ancak bu iki etken; yani mhp ideolojisinin zaten toplumdaki yaygınlığı ve akpnin izlediği politikanın mhpye yeni seçmenler, taban oluşmasına neden olması olguları önemli 2 etkendir. Ve bu 2 etken, mhpnin son seçimde aldığı oyları açıklar diye düşünüyorum.
    – Hem bernar beyin rekorunu egale etmenin sıkıntısı hem de konunun bir köşe ya da yorum bölümünü aşar niteliği nedeniyle, daha sonra bölüm bölüm yazma düşüncesi ile, bundan sonraki düşüncemi kısa olarak yazıp, yorumumu burda bitireceğim:
    – Yukardaki yazdıklarım, aynı zamanda muhalefetin yapması gerekenlerin temel mantığını da ortaya koyuyor. Yani düşmanlığa karşı, yıkıcılığa karşı politikalar geliştirmek. Yapıcılığı, aklı, mantığı güçlendirmeye çalışmak, teşvik etmek. Zaten seçimlerden önceki yorumlarımdan bir tanesinde, esas dip dalganın, muhalefetin oylarındaki yükselme değil, farklı düşünce, duygu ve yaşam şekillerine sahip insanların evrensel değerler çerçevesinde biraraya gelmesi olduğunu yazmıştım.

  7. Maliyet (?): Seçim propagandaları süreci ve oy verme usulü!

    Bu konu tam da üzerinde durmak istediğim konulardan biriydi. Sn. Abdurrahman Serdar (25 Haziran 2018 at 17:00) dün işaret etmekle önce davranmış. Ben de düşüncemi paylaşmış olayım. Bu iş sistemin düzeltilebilir huy bozukluklarından biri! Mevcut statüko sistemin ne kadar şov düşkünü olduğu bir sefer daha gösterilmis oldu. Yabancı gözlemciler bu geri kalmışlığa içlerinden belki de gülmüşlerdir. Tahminim, seçimler konusundaki abartı açısından dünyada bir eşimiz yoktur. Lafla peynir gemisi yürütmek isteyen siyasi sistemin nutuk çekmeyi seven kırkpınar pehlivan marka siyasetçileri bu abartının nasıl olacağını göstermek için milyonlarca insanı meydanlara toplayıp o sıcakta eziyet etmeği tercih ediyor. Geçende sanırım Hürriyette denk gelmiştim. Seçimler dolayısıyla 9 -10 tane yasak konusunda liste yapmışlar! Bu laçkalaşma kültür haline gelmiş ve bunu sorgulayanı çok az (müsadenizle, bunu yine akıl-iman sentezi zafiyetiyle ilişkilendireyim!). Resmi sonuçlar 5 Temmuzda açıklanacakmış. Bu çağda ne süper bir sistem! Son bir aylık süreçte acaba şu seçim teranesinin millete maliyeti ne oldu? Bunun hesabını lütfen birileri yapsın ki (halka eziyeti bir kenara bırakalım) önlenebilir israf ortaya çıksın.

    Çift pasaportlu bir arkadaşım geçenlerde yurtdışında iştirak ettiği seçimleri anlatıyordu. Bilgi olsun diye nakledeyim.”Seçim sonuçları seçim günü gelmeden belli oldu ve ilan edildi, günlük hayat hiç bir tantanaya kurban edilmedi” diyordu. Şöyle ki: Oy verme pusulaları tercihe göre (evet mührü değil-X işaretiyle) işaretlendikten sonra bizdeki gibi zarfa konmuyor. Üst uç köşesi gözükecek, ancak kime oy verildiği gözükmeyecek şekilde bir klasör/dosya arasına konuyor. Sonra, seçmen bunu oy kullanılan salonda bir gözlemcinin gözu önünde ve de bir asistanın yardmıyla fotokopya makinasi gibi merkezi bir makinaya sürüyor (gizli kamera da var tabi). Oy pusulası makinaya girerken fotokopyası çekiliyor. Böyleliikle oy anında otomatik sayıma giriyor ve veri aynı anda seçim merkeze gidiyor. Oy pusulaları makina içinde kalıp istiflenirken boşalan her klasör/dosya tekrar kullanım için yeni seçmenlerin kaydını yaptırdığı masaya gidiyor.

    Bu şekilde ana seçim günü yığılmaları önlemek için bunlar ön-oylama şeklinde belli tarihlerde birkac defa yapılıyor. Millet işinden gücünden çıktıktan sonra evine dönerken saat akşam 20:00ye kadar oy verme görevini yerine getiriyor. Bu şekilde çoğunlukla resmi seçim tarihi gelmeden sonuçlar istatistiki olarak belli oluyor (ilan edilebiliyor). Bizde herşey ağır maliyetli ve külfetli. Bunu anlatmış olmakla, pusuda bekleyen bir takım fırsatçı yandaşlara hemen ihaleler verilsin dünya kadar masrafa gidilerek makinalar alınsın demek istemiyorum, katiytle! Bu tayyare motoru karmaşık bir şey değil. Araştırma-Geliştirme kapsamında halledilebilecek bir yenilik ve başarması zor değil. Makina-elektronik fakültelerimiz, TÜBİTAK, ASELSAN gibi başarılı kurumlar var….. Fakülteler bu tür bir işi AR-GE şirketlerinden biriyle ortak bir projeyle bize uygun pratik bir sistem geliştirirler (acil değil-sonraki seçimlere yetişir).

    • kardeşime bak iyi güzelda ver artık kaybedenlerin eline borazanı adamlar aa ajansından erken gelen sonuçlarla uğraşıyordu seçim akşamı neden KAYBEDİYORuzu düşüneceklerine. Toprağı bol olsun Ecevitin bir sözü vardı msp refah için söylediği ” bunlar iktidara gelirlerse bi daha gitmezler” diye doğru; ozamanki seçim sistemi ile ve chp fatakulliyi iyi bilir, kardeşim millet hizmeti gördü ve ayrıca dinine kıyafetine yaşam tarzına karışılmasını istemiyor. bu arada
      HOLLANDA da ki burka ve peçe yasağının bizdede uygulanmasını istiyorum şahsen ama niye peçeli kadın kılığındaki teröristten korunmak için

      • Müslüman bir mevtaya toprağı bol olsun, neye dayanarak diye biliyirsunuz.
        O rahmetliye cenaze namazı kilinmadımı? Kılınd.
        Peki siz neden bu kadar insanların inancı hakkında kesin hüküm verbiliyorsunuz?

      • Yahu n’aptın da “kızına cevap veremeyen baba” durumuna düştün? Etrafı görüp “illa bende dudak boyamak, mini etek giymek istiyorum” diye mi tutturdu. Akıl-İman sentezi zafiyeti olunca ortaya çıkan huy bozukluklarını gidermek kolay değil!

        MHP’ye tahammül meselesinden kaynaklanabilecek bir erken seçim yaşanmazsa, muhalefetin neden kaybettiğini düşünmek için epey zamanı olacak. Bu arada benim eleştirdiğim seçim sistemi, iyileştirilmesi halinde sadece muhalefete değil iktidar partisine de yarayan ve daha da önemlisi israfı önleyebilecek bir yenilik… Allah rızası için eleştiriyor ve faydalı fikirler üretiyorum.. Birkaç yıldır, üzerinde durduğum bir fikrin iktidarca tatbikatını görmekten de memnunum. İnşallah, seçimler konusunda format yenilikleri hayata geçirilir. Hem halka eziyet ve hem de israf ortadan kalkmış olur… Nice yetimlerin hakkı için 1 TL nin dahi israf edilmesine gönlüm razı değil. Sizin razı mı?

    • 1- secimin maliyet.
      1-http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/967578/Maliyet_24_milyarin_cok_ustunde.html

      2-secimin ekonomiye maliyeti
      2-https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/24-haziranin-faturasi-12-milyar-dolar-2481465/

      3- partilere yapilan secim yardimi.
      3-https://onedio.com/haber/erken-secimin-maliyeti-hazine-den-partilere-574-milyon-tl-odeme-yapilacak-818959

      • Baylar bayanlar görün bu rakamları!

        Bu rakamlar doĝruysa, durum tahminimden daha korkunç! Bu israfı dolar basan gelişmiş ülkeler dahi yapmazken, “Elhamdulillah müslümanız, bu da bizim hakkımız” kafasıyla bu iktidar Türkiye’si mi yapacak? Kuran’daki hangi ayete veya Peygamberimizin hangi hadisine dayandırılıyor bu sorumsuzluk? Gel de Akıl-İman sentezi zafiyeti deme bu işe!

        “Bu ülkeyi batıralım, nasıl olsa yenisini kuracağız” zihniyetiyle mi yapılıyor bunlar?

  8. Ülkeyi yönetecek Tayyip Erdoğan değil de Devlet Bahçeli ise sıkıntı bitmiş demektir. Tayyibe yüklenmeye gerek yok. İçimiz rahat olsun demektir.
    Tek sıkıntı kalıyor o da Devlet de maalesef yerli ve milli cephede. Ah keşke muhalif ve milli olmayan kanattan yöneten olsaydı, bu da olmaz mı, olur elbet. Bu düşünce yapısıyla, bu anlayışla olmaz deniyorsa kolayı var, değişim şarkısı söyleme zamanı.
    Bir okur sadece kendi fikri cihetinde yazar okuyorsa at gözlüğü takınmış demektir. Gerçek okur her düşünceyi okur yada okumalı. Okumaza malum kişi gibi olur çıkar. Hem Fehmi Koru ‘nun yazılarını okumak için malum kişiden onay alacak değil kimse.
    Yerli ve millilik can mı acıtıyor ne?

    • Insan anlamadigi yaziyi neden okuyorki?
      sizin derdiniz siteye parazit yapmak baska bir sey degil.
      Erdogan ve bahceli ziyniyeti diktatorluk temelleri atan yeni Turkiyeye ve sizlere hayirli olsun.
      siz okuyucu degil ( burdaki Erdogan taraftari olan bir kac kisi haric omlari tenzih ederim) sadece insanlara hakaret etmek ve iftira atmakla gorevlendirilmissiniz.

      Bahçeli ‘kara listesi’ni açıkladı…. ‘Yaptıklarını unutmayacağız’
      Bahçeli’nin tek tek sıraladığı 70 kişi şöyle:

      “Uğur Dündar (Sözcü), Yılmaz Özdil (Sözcü), Rahmi Turan (sözcü), Emin Çölaşan (Sözcü), Necati Doğru (Sözcü), Soner Yalçın (Sözcü), Namık Kemal Zeybek (Anayurt), Birgül Ayman Güler (Aydınlık), İsmet Özçelik (Aydınlık), Mehmet Yuva (Aydınlık), Oktay Ekşi (Aydınlık), Oktay Yıldırım (Aydınlık), Rafet Ballı (Aydınlık), Rıza Zelyut (Aydınlık), Sabahattin Önkibar (Aydınlık), Ahmet İnsel (Cumhuriyet), Ali Sirmen (Cumhuriyet), Aslı Aydıntaşbaş (Cumhuriyet), Aydın Engin (Cumhuriyet), Erdem Gül (Cumhuriyet), Hikmet Çetinkaya (Cumhuriyet), Kadri Gürsel (Cumhuriyet), Orhan Bursalı (Cumhuriyet), Özgür Mumcu (Cumhuriyet), Öcal Uluç (Gözlem), Nagehan Alçı (Habertürk), Nihal Bengisu Karaca (Habertürk), Oray Eğin (Habertürk), Sevilay Yılman (Habertürk), Abdulkadir Selvi (Hürriyet), Ahmet Hakan (Hürriyet), İsmail Saymaz (Hürriyet), Taha Akyol (Hürriyet), Etyen Mahçupyan (Karar), Mehmet Ocaktan (Karar), Can Ataklı (Korkusuz), Hüsnü Mahalli (Korkusuz), Ümit Zileli (Korkusuz), Mehmet Tezkan (Milliyet), Hıncal Uluç (Sabah), Hilal Kaplan (Sabah), Melih Altınok (Sabah), Nuh Albayrak (Star), Adnan İslamoğulları (Türkiye’de Yeniçağ), Agah Oktay Güner (Türkiye’de Yeniçağ), Ahmet Gürsoy (Türkiye’de Yeniçağ), Ahmet Takan (Türkiye’de Yeniçağ), Arslan Bulut (Türkiye’de Yeniçağ), Burhan Ayeri (Türkiye’de Yeniçağ), Orhan Uğuroğlu (Türkiye’de Yeniçağ), Yavuz Selim Demirağ (Türkiye’de Yeniçağ), Güngör Mengi (Vatan), Kemal Öztürk (Yenişafak), Hakan Bayrakçı (SONAR), Bekir Ağırdır (KON-DA), Özer Sancar (METROPOL), Faruk Acar (ANDY-AR), Murat Gezici (GEZİCİ), İbrahim Uslu (ANAR), Gürkan Hacir (CNN TÜRK), Murat Sarı (KONSENSÜS), Mehmet Murat Pösteki (ORC), Mehmet Ali Kulat (MAK), Ahmet Kasım Han (KADİR Has Üniversitesi), Doç Dr. Barış Doster (Marmara Üniversitesi), Tanju Tosun (Ege Üniversitesi), Şaban Sevinç (Halk TV), İsmail Dükel (Halk TV), İsmail Küçükkaya (FOX TV), Fatih Portakal (FOX TV).”

  9. 24 Haziran Seçim Analizi :
    Seçimleri Başkanlık ve Meclis olarak 2 kısımda değerlendirmek gerekir.
    İşin başkanlık boyutunda milletimiz adaylar arasında Sn.Recep Tayyip Erdoğan ‘ ı tercih etmiştir. Bunun sebebi Sn. Erdoğan’ın mükemmel bir aday olmasıyla ilgisi olmayıp, diğer adaylara milletimizin güvenememesinden kaynaklıdır. İleride yapılacak seçimlerde ,daha iyi bir siyaset metoduyla daha iyi bir aday çıkarsa Sn. Erdoğanla başa başa mücadele edip ipi göğüsleyebilir. Sn.İnce HDP lideri demirtaşı hapishanede ziyaret ederek seçime daha 1.dakikada 1-0 yenik başlamıştır. Aynı şekilde milliyetçi çizgide bir profil sergileyen Sn.Akşener ‘de Demirtaş’tan yana tavırlar göstererek , ona sayın Demirtaş diyerek oy kaybetmiştir.
    Aynı hatayı Sn.Karamollaoğlu’da yapmıştır. Karamollaoğlu ayrıca kendisiyle kan uyumunun hiçbir şekilde olmayan bir İttifaka girmiş ve kaybetmiştir. Düşünebiliyor musunuz SIFIR barajın olduğu bir ortamda SIFIR çekmek her lidere nasip olmaz ! Aynı şey , mazereti olsa da Sn.Meral Akşener için de geçerlidir . Sn.Akşener’in Partisi AKP- MHP tarafından seçimler sokulmak istenmemiş , İyi Parti CHP’nin kucağına itilmiştir. Bu da İyi Parti cephesinde beklenmeyen bir sonucun alınmasına sebep olmuştur. İyi Parti bağımsız bir şekilde seçime girebilseydi belki sağ cenahtan daha fazla oy alabilirdi. İyi Parti’nin CHP li başlangıcı , prematüre doğum gibi , bundan sonraki seçimlerde de İyi Parti için bir handikap olarak devam edecektir. Belki Sn. Akşener AKP ve MHP nin kendisini seçime sokmamasını sineye çekip , CHP nin gölgesine girmeyip , bir sonraki yarışa hazırlansa idi kendisi açısından daha isabetli bir karar vermiş olacaktı. Ama olmadı. Buna AKP ve MHP müsaade etmedi , Sn. Akşener’de bu tuzağa düşmüş oldu.
    Ak Parti cephesine gelecek olursak , halk Sn. Erdoğana söyleyeceklerini , güvenebileceği ve oy vereceği bir rakibi olmadığından kendisine değil partisi olan AK Partiye 301 ve daha fazla sayıda vekili vermeyerek göstermiştir. Sn. Erdoğana daha iyi bir rakip çıktığında elbet halk tepkisini oylarıyla asıl muhatabı olan Sn. Erdoğana da gösterir , gösterecektir.
    Bundan sonra , umulur ki yeni sistem tek adam rejimine dönüşmez , istişare edilen , muhalefetin uygun eleştirilerinin dikkate alındığı , ekonominin düzeltildiği , toplumsal huzurun ve kardeşliğin tesis edildiği , hak ve adaletin sağlandığı , yandaşlığa değil liyakate önem verilen , ülkemizin kalkındığı , beton büyümesinin değil üretimin ve ihacatın büyüdüğü bir dönem olur.
    Herkese saygılar .

  10. Sayın Koru
    Adam kazandı
    Neden çünkü dava adamı
    Yanlış yanları var
    Ama en büyük yanlış olan Davutoğlu gitti
    Babacan da öyle
    Gül de öyle
    Latif Şener de öyle
    Erdoğanın bulup palazlandırdığı adamlar
    Kim hatırlardı bunları
    Muhalefet de öyle
    Hangi milli meseleye sahip çıktılar
    İnce kim bu insan
    Kendi partisi genel başkan seçmemiş
    CHP kurucu parti
    İhsanoğlu kadar oy alamadı
    Diğerleri peki
    İyi parti proje
    Kendi adıma vatansever vatana hizmet aşkı olan biri çıksın istedim
    Erdoğan dinlensin
    Trump kazanmadı
    Kazandırıldı

  11. Sayın Nardan,CHP seçimde devletten mali yardım almamaış gibi algı yapmayın,Ayrıca arkasında ab-abd
    olan CİA_MAAT ve küresel sermayenin olduğunu bilmiyor olamazsınız.
    Pensilvanya şeyhi talimatıyla içerde ve dışarda HDP_PKK ya oy vererek barajı aşmasını sağladınız.
    Avrupa da hdp-FETÖ propogandasına sonsuz destek veren batı ülkelerinden şikayetçi değilsiniz
    çünkü siz yerli ve milli değilsiniz…

  12. Sayın Hayret bey seçmeni eğitimli eğitimsiz diye ayırmak doğru değil bendeniz lisans mezunuyum ama annem ilkokul bile okumadığı halde memleket meselelerine daha gerçekci yaklaşıyor hayatın bütün sıkıntılarını çekmiş ama bizim tuzumuz biraz kuru eğitimli olarak onlar eski Türkiye’yi hiç unutmuyorlar büyüklerini iyi dinle onlar adeta siyatbilimci gibiler çok güzel tahlil yapıyorlar maddi manevi çekilen sıkıntıları hiç mi hic unutmuyorlar tuzun kuru ise geçmişi bilmiyorsun hatırlamıyorsun sadece bu güne bakıyorsun

  13. MHP bu süreçte yeni sürprizlere kapı açacaktır.Bu işin anahtarı bende diyen bir parti koşulsuz şartsız destek mi verecektir? Buna çocuklar bile güler. İşte ilk hamle geldi: MHP OHAL uzatılsın istiyor. Erdoğan olmaz mı diyecek? Pek mümkünatı yok. Affı unuttu mu peki Bahçeli? İhtimal dahilinde bile değil.Sırada ne var? Bürokraside daha çok MHP’linin yer alması olabilir pek ala.Erdoğan bu isteklerin devamının da geleceğini bilir.Renkli günler bizleri bekliyor sanırım.

  14. Seçimin kaybedenleri FETÖ, CHP, Akparti içindeki rantçılar, Abdullah Gül, Saadetçiler, Doğu ve Güneydoğuda HDP, Meral Akşener, ona bel bağlayan Süleymancılar ve dip dalgası bekleyenlerdir.

  15. Bu köşe nin sahibi sa Fehmi beyi hergün takip ediyorum ve de memnunum fikirlerin herzaman uyuşmasada.

    Allahu taala bile insanları tek tip yaratmamıştır bizlerde bu köşeyi takip edenler olarak herkesi aynı fikri paylaşsın ve yorumlarını farklı yansıdmasın diye bir talebimiz olamaz bu saygısızlıktır
    Fehmi bey bu köşeye bir kaç seçimdir bir yazar olarak deyil. bir rakip siyasetçi olarak davrandığını tesbit etmişim buda bir yazara yakışmaz bu muhalif olsun veya yandaş dedikleri kesimden olsun bu doğru bir davranış deyil fehmi bey bir müddet sa Gülü empoze etti sonra SP empoze etti daha sonra İnceye akıl vermeye başladı yazar ne birisini empoze eder nede kötüler objektif olmalı bazı şeyleri yaşaya yaşaya öğreneceğiz hep beraber .
    MHP nin başarısına gelince bu bir seçim başarısı deyil bazı şeyleri iyi okumak gerek toplumu iyi analiz etmek gerek analizcilr ve yazarlar bunu iyi okuyamamış MHP ye AKP den bahçelinin duruşuna karşılık bir jest olduğunu anlayamadilar benim cevremde çok kişi bu sebepten MHP ye oy verdi bu böyle bilinsin fazla kendilerini yormasınlar.ve araştırsınlar

    Bu köşeye yorum yazan arkadaşlar ın bazıları biraz seviyeyi korurlarsa iyi olur
    Nurdan hanımın birilerini suçlayıcı yorumunu tasvip etmiyorum bu memlekette tarikatlardan cemaatlerden ne isteniyor yıllardır öcü gibi bakılıyor aceba tarikatlar ve cemaatler İnceyi desteklese idi aynı tepkiyi verecekmiydi aceba onlarında özgür iradesi var sanatçılar yazarlar hangi partiyi destekleyeceğini açıklıyor birşey diyen yok ama tarikat ve cemaatlere gelince ver yansın onlar bunu açıkladı diye onlara gönül verenler bire bir uyacak diye bir şey yok malum ha yin yapının yaptığını baz alınıyorsa hepsi ni aynı kategoriye sokmak nekadar dorudur.
    Biraz seviyeli olalım ne kıralım nede kırılalım

    Ülkemizde yapılan seçim millete hayirlar getirir herkes hatasını anlar. İnşaallah

  16. ”milli ve yerli” deyiminin düşünsel arka planını irdelediğimiz de karşımıza çıkanın, kişilere göre farklı anlamlar ihtiva edebileceğini baştan kabul etmeliyiz. Ancak ben, mevcut siyasi düzlemde ”milli” olanın Bahçeli’ye (MHP); ”yerli” olanın da, kendini Cumhuriyetin (elit -seküler) sahibi olarak tanımlayan kesime veya orta/radikal ”sol”a karşılık Erdoğan’a (AK Parti) tekabül ettiğini anlamlandırıyorum.

    ”Yerli” olanına, aslında MHP’de sloganik olmanın ötesinde olmayan ve fakat Erdoğanın şahsında mütemmim olarak gözüken dindarlık ile dinsel/İslami motifle ilişkilendirilerek tanımlama yapıldığını düşünüyorum. Tabi ki kültürel olarak..aksine mezkur partilerin, ne Siyasal İslam ne de Nebevi manada bir hedeflerinin olmadığı artık bilinmektedir. Geriye, Türkiye seçmeninin niteliksel muhafazakar yapısına karşılık, İslam ve ona dair değerlerin siyasete alet edilmesi gerçeği kalmaktadır.

    Siyasal İslam geleneğinden neşet eden Erdoğan, iktidara geliş sürecinde gömlek değiştirmiş, şimdiki süreçte ise ”yerli ve milli” olana evrilmiştir; yanına milliyetçi MHP’yi, karşısına da Kürt milliyetçisi HDP ile CHP’yi alarak… Hal bu ki; CHP’nin kendisini gelişen dünya konjonktürüne ve ülke gerçeklerine göre dönüştürememesi (mevcut haliyle CHP’nin kendisini lağvetmesini ehven görenlerdenim) her an onu bitiş çizgisine yaklaştırmaktadır.

    Evet; zinhar bir araya gelmesi mümkün olamayacak olan Erdoğan ve Bahçeli’yi, birlikte hükumet etmeye ”mili ve yerli” adı altında bir araya getiren asıl saik nedir?

    Bu, seçim sürecinde ortaya çıkan bir olgu değil aksine bu, seçimlerle halka teyit ettirilen bir siyaset planlamasıdır. Bu Koru’nun da yazısında değindiği gibi, dünyanın gidişatıyla ilgili, yükselen milliyetçi duygulara karşılık ülkelerin almış olduğu pozisyonla yaptığı siyaset yönetimidir.

    Kim yapıyor derseniz, devlet(ler) sadece siyasilerden müteşekkil değildir ki; ülkemizde de, Erdoğan ve Bahçeli’den…

    Erdoğan, bu yasama döneminde Bahçeli’yle çok teşrik-i mesai yapma durumunda kalacaktır.

    PKK’nın halk üzerindeki azalan etkisi ve baskısı, bir rahatlamaya ve sonuçlarıyla bu seçimi benimsemeye(!) meyyal kılmıştır.

    Allah, devletimize, milletimize zeval yaşatmasın.

    Doksana merdiven dayamış muhterem babam hep şunu öğütler: ”En kötü devlet, devletsizlikten evladır”
    diye..
    Allah hepimize selametlik versin.

  17. 24 Haziran Seçim Analizi :
    Seçimleri Başkanlık ve Meclis olarak 2 kısımda değerlendirmek gerekir.
    İşin başkanlık boyutunda milletimiz adaylar arasında Sn.Recep Tayyip Erdoğan ‘ ı tercih etmiştir. Bunun sebebi Sn. Erdoğan’ın mükemmel bir aday olmasıyla ilgisi olmayıp, diğer adaylara milletimizin güvenememesinden kaynaklıdır. İleride yapılacak seçimlerde ,daha iyi bir siyaset metoduyla daha iyi bir aday çıkarsa Sn. Erdoğanla başa başa mücadele edip ipi göğüsleyebilir. Sn.İnce HDP lideri demirtaşı hapishanede ziyaret ederek seçime daha 1.dakikada 1-0 yenik başlamıştır. Aynı şekilde milliyetçi çizgide bir profil sergileyen Sn.Akşener ‘de Demirtaş’tan yana tavırlar göstererek , ona sayın Demirtaş diyerek oy kaybetmiştir.
    Aynı hatayı Sn.Karamollaoğlu’da yapmıştır. Karamollaoğlu ayrıca kendisiyle kan uyumunun hiçbir şekilde olmadığı bir İttifaka girmiş ve kaybetmiştir. Düşünebiliyor musunuz ? SIFIR barajın olduğu bir ortamda SIFIR çekmek her lidere nasip olmaz ! Aynı şey , mazereti olsa da Sn.Meral Akşener için de geçerlidir . Sn.Akşener’in Partisi AKP- MHP tarafından seçimler sokulmak istenmemiş , İyi Parti CHP’nin kucağına itilmiştir. Bu da İyi Parti cephesinde beklenmeyen bir sonucun alınmasına sebep olmuştur. İyi Parti bağımsız bir şekilde seçime girebilseydi belki sağ cenahtan daha fazla oy alabilirdi. İyi Parti’nin CHP li başlangıcı , prematüre doğum gibi , bundan sonraki seçimlerde de İyi Parti için bir handikap olarak devam edecektir. Belki Sn. Akşener AKP ve MHP nin kendisini seçime sokmamasını sineye çekip , CHP nin gölgesine girmeyip , bir sonraki yarışa hazırlansa idi kendisi açısından daha isabetli bir karar vermiş olacaktı. Ama olmadı. Buna AKP ve MHP müsaade etmedi , Sn. Akşener’de bu tuzağa düşmüş oldu.
    Ak Parti cephesine gelecek olursak , halk Sn. Erdoğana söyleyeceklerini , güvenebileceği ve oy vereceği bir rakibi olmadığından kendisine değil partisi olan AK Partiye 301 ve daha fazla sayıda vekili vermeyerek göstermiştir. Sn. Erdoğana daha iyi bir rakip çıktığında elbet halk tepkisini oylarıyla asıl muhatabı olan Sn. Erdoğana da gösterir , gösterecektir.
    Bundan sonra , umulur ki yeni sistem tek adam rejimine dönüşmez , istişare edilen , muhalefetin uygun eleştirilerinin dikkate alındığı , ekonominin düzeltildiği , toplumsal huzurun ve kardeşliğin tesis edildiği , hak ve adaletin sağlandığı , yandaşlığa değil liyakate önem verilen , ülkemizin halkıyla birlikte kalkındığı , beton büyümesinin değil üretimin ve ihacatın büyüdüğü bir dönem olur.
    Herkese saygılar .

  18. kabul edilen anayasa değişikliğiyle eskisinden çok daha geniş yetkilere sahip olabilir, ancak o yetkileri kullanırken Meclis desteğine ihtiyaç duyacağı noktalarda MHP’nin desteğini aramak zorunda kalacak.
    diyor sayın koru.
    yani öyle istediği gibi tek adamlık mümkün değilmiş değil mi???

    Devlet Bahçeli yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ı kutlarken, seçimin MHP’yi ‘kilit parti’ konumuna getirdiğini ve bu durumun da milletten ‘denge ve denetleme görevi’ alma anlamına geldiğini belirtme gereği duydu.
    diyor sayın koru.
    yani siyasiler bunun farkında değil mi??

    seçimde milliyetçi kimliği olan partilere % 20 yi geçen oy verildi.
    yani halk ta sağduyusu ile her şeyin farkında değil mi?

    yeni sistem kendi mecrasında akacaktır. artık başkalarını yerli ve milli olmamakla suçlamayalım, ama bunun çok farklı tanımları da yok. yerli ve milli olmak nedir belli, herkesin bu ülkenin faydasına olan paydada buluşması gerekir. oy için, iç ve dış mihraklar için, para,pul, mevki için hiç bir şey için bu ülkenin menfaatlerine muhalif olmak fayda getirmez. artık birliktelik zamanı, aynı yöne bakma zamanı. elbirliği ile sorunlarımızı çözmemiz lazım. ivedi çözülmesi gereken sorunlarımız var burada mutabıkız herhalde.

  19. Sermaye’den kurtulma
    Şimdiye kadar Sermaye dünya yönetimine hâkimdi. Washington’da karar alınırdı ve uygulanırdı. Erbakan anlatmıştı. Bakanlar Kurulu toplanır, görüşmeler devam eder. Herkes birbirinden üstün fikirler ileri sürer. Bakanlar Kurulu’nun karşısında ABD’nin (yahut NATO’nun) karargahı vardır. Oradan bir çavuş gelir. Elinde bir zarf vardır. Açarsınız, biz böyle istiyoruz diye yazılıdır.
    O gün bu usul Washington’da da uygulanıyordu. Çavuş bir mektup getirir o mektubu Beyaz Saray uygulardı. Erbakan’ın dünyaya anlattığı teşhis projesi ile dünya uyandı. Artık Sermaye’nin davuluna kulak vermiyor. Seçimlerde yine Sermaye desteği ile seçiliyorlar ama halkın seçime etkisi Sermaye’nin etkisinden fazladır.
    Milli Görüş buna karşı çıktı. Asker de bunun için Milli Görüş’ü destekledi. Halk da bunu seve seve kabullendi. Bu, yalnız cumhur ittifakında olmadı, CHP de Sermaye’nin gösterdiği kimseyi ortaya çıkarmıştır. Muharrem de yerli değildir.

  20. Şimdi kim yalan söyliyyor?
    Ben Kaynak olmadan bir kelime dahi yazmam.Yalan söyliyen iki kişiye çıkti.

    Dec 25, 2013 · 12 Eylül 1980 darbesinin ardından 1981’de açılan Metris Cezaevi’nin kaldırılması KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım …
    metris cezaevi ne zaman taşınacak –

    • sayın nurdan hanım neden bu kadar Ak parti Erdoğon düşmanlığı yapıyorsun emin ol FETÖ cüleri solladın müzmin muhalefetlikte insan sormadan edemiyor yakınlık, bağ var mı diye (FETÖ ile) dindar insan biraz temkinli olur söylediğini, yazdığını tartar, gözü dönmüş olmaz muhalif olsada yapıcı olur 16 yıllık iktidar döneminde hiç yapılan güzel şey yok mu ”Yiğidi oldür ama hakkını yeme” demişler atalarımız müslüman insaflı olur insafını vijdanını kaybetmez ne bu kin ve nefretin anlarım oy vermemeni muhalif olmanı ama kin ve nefretini anlamıyorum, yakıştıramıyorum dindarlığına sanki en doğru en dürüst kendiniz gibi imaj çiziyorsunuz müslümana günah olarak yeter başkalarını yanlış , hor görmesi

      • Ümit bey benim yazdíklarimdan hangisi yalan? Veya iftira?
        Asilinda Erdoğan taraftarlarnda okuduğunu saptirma veya anlamama gibi problemler var benim yazdıklarimda ne kin nede nefret var gerçek olanı yaziyorum.
        Siz gerçeklerden rahatsız olduğunuz için onu kin,nefret olarak kabul ediyorsunuz.
        Birde Erdoğani her eleştireni terörist vatan haini ilan edecek kadar gözü dönmüş taraftarlarına bir bakin.
        Dün burada O kadar cahalet örneği sergilendiki, besbeliki Sy.Korunun yazdıklarını dahi anlamamişlar.
        Buna Zafer sarhoşluğu değecek değildim elbette laik olan sözü yazacaktım!
        Neyisi buranin sabahi ben diğerlerinde işim bittikten sonra cevap yazarim çünkü,şu an meşgulüm.
        Esenlikle kalın.

    • Sayın Nurda yorumum yanlış anlama neticessindedir. Metris cezaevini Sağmalcılar cezaevi olarak anladım ve ona göre yorum yaptım şahsınızdan ve diğer yorumculardan özür diliyorum.

      • Hayret ya, onca `komutanım` reklamı, onca `osmanlı padişahı` payesinden sonra, Erdoğan’ın Ecevitten hiçbi farkı yoktu demek! ayrıca ismimle oynama tavsiye ederim. Birileri sana 30 Euro’ya nickname satarken seni kandırmışlar dedim kulak asmadın. Benim ki Hayret! seninki Gay-ret, unutma!

  21. *******
    —-
    Mesaj doğru okunsun, seçmenden bu son şanstır,
    İbret varken almazsan, sonun hüsran ve yastır!

    Oylar eksilmez artar, doğru dürüst olana,
    İttifak ihtiyaçmış, demek zorda kalana!

    Seçimi kaybedenler, hemen hepsi bizdendir,
    Aynı Tanrının kulu, aslen aynı dindendir…

    Her adem çocuğuna, bu DiN tevhid dinidir,
    İnanmayanı varsa, bu iblisin şerridir!…

    Bu yol öyle bir yol ki, çelişki kaldıramaz,
    Ha bir rüşvet ha zina, ilişki kaldıramaz!…

    “Hak yol” da varım diyen, bunda galibim diyen
    Bir yolsuzluk yapamaz, “yola talibim” diyen!

    Makarna-kömür-kahve, tarihe gömülmeli,
    Rüşvet alan dinbazlar, DiN-imana gelmeli!
    ….
    *******

  22. Hayret ya, bizim gariban işçilerin çoğunlukta olduğu ülkeler hariç diğer gelişmiş ülkelerdeki vadaşdaşlar başkan Erdoğana pek oy vermemiş. Durum açık ara öyle. Akadaşlar bu neyi gösrerir. Seçim, eğitim düzeyi yüksek kesimde yapılsaydı Erdoğan kesin olarak havasını alacaktı. Ayrıca bu durum kalite eğitime neden pek sıcak bakılmadığınıda göstermiş oluyor. Oy gelsinde gerisi önemli değil. Vatandaş cahil kalsa kandırması kolay olur tabi.

    • eğitilmiş bilgili kesimin bir kısmı oy verdikleri muharrem incenin kaçırılmış karısını arıyorlardı bir kısmı da bulunup bulunmadığını merak ediyordu son duyduğumda….
      böyle bir tartışmanın kime ne yararı olabilir sayın hayret…

      • Hayret ya, şu Didem’e de bakın! o da aradaki farkı anlamamış gibi soruyor! Sayın kuz, sizinki seçim dedikodusu benimkisi somut gerçek, bilmekte yarar var. Yurtdışı seçim sonuçlarını karşılaştırın. Kalite eğitim almış insanlar kolayca kolay aldatılamaz. Başkan Erdoğan 88 tane üniversite açtım deyip kıvanıp duruyor ama, çoğu lise ayarı otlak halinde…

        • Kullandığın “kalite eğitim almak” ifadesinden senin durumun zaten anlaşılıyor:) evet, işçi gariban gurbetçiler akp yi seviyor. Senin bahsettiğin eğitimli arkadaşlar da daha çok chp/hdp ye oy vermişler; mesela polonyadaki sandıklarda durum böyle. Ucuz üniversiteler destinasyonu olan bu gibi ülkelerde genellikle türkiyede dikiş tutturamamış, fazlaca ileri zekalı olmayan zengin çocuklarımız okuyorlar zaten. Okuyorlar diyorum ama lafın gelişi: aslında paralı askerliğe tabi olabilmek için gün sayıyorlar:) bilmem anlatabildim mi, yine sizinkiler yani…

      • Didem hanım, “aşağı mahallede bi yalan uydurdum, yukarı mallede kendim de inandım” diye bi deyiş vardır ya; muhalefetin özellikle chp kanadında toplanmış o biçim eğitimli bi grup var ki artık politik-psikanalizin sahasına mı girer yoksa direkt psikiyatriye mi sevkedilmeliler bilemiyorum? Genellikle kadıköy/moda ve bostancıya kadar olan sahil bandında oturuyorlar. Özellikle dolmuşlarda ratlayabilirsiniz; akp şöyle tayyip böyle diye bi başladılar mı bitmez artık, tam tımarhanelik yani… Bi türlü sessiz sedasız menapoza giremeyen iri kalçalı bu cumhuriyet teyzelerden bıktık usandık!

        • Hayret ya, şimdi de kalkmış işin içine Didem hanımı katmış! sessiz sedasız menapoza giremeyen iri kalçalı cumhuriyet teyzelerden bıkmışmış! ülkedeki kadınların kalçalarından sana ne, iyice sapıttı! Rakamlara bak, işin matematiği yalan söylemez…

      • sayın hayret, aradaki farka kafa yorması gerekenler yorsun derim. benim işaret ettiğim seçim dedikodusu değil, seçim dedikodusunu ciddiye alan eğitilmiş zeki kesimin tutumudur. ve bu tutum son derece somut bir gerçektir… örnekler çoğaltılabilir…

        sözünü ettiğiniz erdoğana oy vermeyen eğitim düzeyi yüksek kesimin oyunu girdiği her seçimi düzenli ve istikarlı bir biçimde kaybeden lidere-liderlere ve her seferinde bu liderleri başkan seçen ve girdiği her seçimi istikrarlı kaybeden, toplumun tüm kesimlerinden oy alacak refleksi-aklı gösteremeyen partiye-partilere vermesi yoruma daha muhtaç bence,

        sürekli kazanan parti ve seçmeninin aklından ve eğitiminden çok, istikrarlı bir şekilde kaybeden partilerin ve seçmeninin aklını ve eğitimini yorumlamak daha faydalı bence.

        kaldı ki akp bir kitle partisidir, hem parti hem seçmen profili içinde iş dünyasından esnafa, akademisyenden çobana zenginden fakire toplumun tüm katmanlarını barındırmaktadır. ve bu büyük bir zenginliktir.

        • Hayret ya, hala konu netleşememiş! seçmen profili içindeki yelpaze her iki kesim için geçerli. Dedikodu dersen bunun alasını yapanlar de eğitim ortalaması düşük kesim zaten. Önemli olan ortalamadır ve eğitimi yüksek olan ortalamanın Erdoğan tarafından oy için kandırılamaz oluşudur. Bir partiye oy verenler kazanmasını ister ama başka sebepleri yokmudur sizce, mesela prensip sahibi olmak, Erdoğanın sapkınlıklara karışması, paranoya belirtileriyle yurtdışındaki liderlerle olur olmaz laf düellosuna girmesi vs vs. Bunların etkisini de düşünürseniz aradaki fark daha kolay anlaşılır…

          • hayır, örneği boşuna vermiş değilim. dedikoduya gösterilen tutum eğitimsiz kimselerin tutumu değil tam tersiydi, hiç kusura kalma.
            elbette herkes kazanmak ister öyleyse önce müzmin başarısızlığı yorumla ve seçim sonrasında markelin erdoğanı davet ettiğini sanan incenin ey markel diye böğürmesinden başla…

    • Sayın Hayret bey seçmeni eğitimli eğitimsiz diye ayırmak doğru değil bendeniz lisans mezunuyum ama annem ilkokul bile okumadığı halde memleket meselelerine daha gerçekci yaklaşıyor hayatın bütün sıkıntılarını çekmiş ama bizim tuzumuz biraz kuru eğitimli olarak onlar eski Türkiye’yi hiç unutmuyorlar büyüklerini iyi dinle onlar adeta siyatbilimci gibiler çok güzel tahlil yapıyorlar maddi manevi çekilen sıkıntıları hiç mi hic unutmuyorlar tuzun kuru ise geçmişi bilmiyorsun hatırlamıyorsun sadece bu güne bakıyorsun

      • Hayret ya, yarası olanlardan bir gocunan daha çıktı. Ümüt bey gerçekler ağır mı geldi, istisnalar kaideyi bozmaz. Annen eğitim alsaydı çok daha farklı olurdu (çünkü kötünün iyisiyle yetinmezdi) ve sen annene yine hak verirdin….

    • İyi de piyasa, bi yankesici kendisine polisim diyerek telefon etti diye bütün servetini çöp kovasına atıveren profesörlerle dolu. Ya da güneydoğuda eski türkiyenin güvenlik personeli, kürt vatandaşlarımıza insan dışkısı yediriyordu deyince “ee noolmuş, organik gıdadır” diyen deprem profesörlerimiz de var. Evet, hepimiz doktora yaparsak belki chpli olabiliriz:) eğitim kalitemizi 15 temmuzda gördük zaten, çalıntı soru-cevaplarla f16 pilotu olan hashasiler tbmm ye nasıl da isabetli atışlar yapıyorlardı!

      • Hayret ya, pes yani pes! sırf bir partiye oy vermemek için kalite eğitimine karşı olan Gayretli bir papağan da görmüş olduk. Hürriyet kürt vatandaşların oylarını mor olarak göstermiş. O günlerden bu günlere gelsek te bu vatandaşlar kimin gözünü morartmışlar acaba….

  23. Milli ve yerli kavramı bence de önümüzdeki dönemde siyasetin temel güdüsünü oluşturacaktır.
    Bu kavramlar, artık meclis içinden bir hükümet çıkmadığı için,özellikle siyasal marka ve etiketlerin fazla öne çıkmasını gerektirmeyen meclis çalışmalarında, milletvekili ve parti guruplarının kolaylıkla işbirliği yapabilmesi için kolaylaştırıcı faktör rolü oynayacaktır.
    Yani bir veya birkaç milletvekili, aynı partide olmayı önemsemeden bir yasa teklifi hazırlayıp meclise sunabilecek ve çok farklı partilerden milletvekillerinin oyları ile bu teklif yasalaşabilecektir.
    Örneğin yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için hazırlanacak bir teklif Akp ve Hdp milletvekillerinin oyu ile, avrupa birliği ile ilgili hazırlanan bir teklif Akp ve Chp milletvekillerinin oyu ile, Kuzey Irak ve Suriyeye asker göndermekle ilgili bir teklif Akp ve Mhp milletvekillerinin oyu ile, asgari ücretle ilgili bir teklif Mhp, Chp, İp ve Chp milletvekillerininoyu ile birkaç gün içinde yasalaşabilecektir.
    Hem uygulanmaya başlayan yeni sistem bu değişken işbirliklerini amaçlıyor ve teşvik ediyor, hem de meclisin sayısal durumu bu işbirliğini mecbur ediyor. Dolayısı ile eski dönemdeki katı partici yaklaşımları artık görmeyeceğiz, siyasette yumuşama ve normalleşme meclisten kaynaklanarak topluma yayılacak.
    Beş yıl sonraki başkanlık seçimi kampanyalarında çok farklı temalar işlenecek, partiler arası çok farklı işbirlikleri göreceğiz.
    Bu önümüzdeki süreçte ufak partilerin büyük partiler içine girip erimesine de şahit olacağız. Siyaset bellibaşlı birkaç parti içinde, kişisel ve ilkesel farklılıkların iddia ve çekişmesi durumuna dönüşecek.
    Ben önümüzdeki dönemde Erdoğanın daha geniş kitleleri kucaklayacak bir siyaset tarzı yürüteceğini öngörmekteyim. Mhp ile işbirliğini de bunun başlangıcı ve ilk denemesi olarak düşünüyorum.
    Başkanlık sistemi güçlü liderlerin yanında konumlanan farklı siyasi partilerin ortak amaçlarda birlikte çalışmasını kolaylaştırıp teşvik edecek ve bundan fayda görmelerini sağlayacak. Eskiden çekişme ve kutuplaşma yöntemi ile oluşan menfaat birliktelikleri, bundan sonra işbirliği yöntemini kullanacak ve sonuçta elde edilecek fayda hem artacak hem de daha yaygın kesimlere ulaşacak.
    Bu yüzden yerlilik ve millilik ortak bir değer olup toplumda ortak bir milli şuur oluştuğunda, dünya üzerinde ülkemizin konumu da gitgide önemli hale gelecektir.

    • Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi perdesi altında , tekrar HDP li belediyelerce dağa mühimmat taşınacağını sanıyorsa birileri , MHP nin , AKP ‘ye olan desteğinin bu noktada sona ereceğinden emin olabilirsiniz. Verdiğiniz örnek yeni dönemde MHP tarafından derhal veto edilecektir. Benim şahsi fikrim de veto edilmesi gerekir. Birileri HDPKK yazmam kızsa da HDP HDPKK dır. değişmez.

      • Geldiğimiz bu aşamada artık belediyelerin dağa desteği gibi mevzular sözkonusu bile olamaz. Orada verdiğim örnek sadece yereldeki hizmetin kolaylaştırılması ve artırılması ile ilgili yapılabilecek düzenlemelerle ilgiliydi. Orada bir daha devlet hakimiyeti başka güçlere geçemez, böyle bir düzenlemeye kimse olur vermez. Artık her yerel düzenlemeyi de bu yöne çekip rahatsız olmaya gerek yok, hem devletin hem de milletin gücü ve özgüveni arttı Allaha şükür Musa bey.

        • Necip Bey ,
          Belediyelerin ilanihaye KAYYUM larla yönetileceği varsayımı yapıyorsanız bu düzenlemeleri yapın. Ama sonuçta 30 Mart 2019 da belediye seçimleri olacak . Bu seçimleri de Hakkari , Diyarbakır , Şırnak , gibi yerlerde doğal olarak % 70 lerle 80 lerle HDP kazanacak . Biz de onlara bu selahiyeti verecez. Onlar da daha silah taşımayacak ? Bu klasik bir yeni KANDIRILMA hikayesinden öteye gitmez. Artık biz devleti yönetenlerin KANDIRILMASINDAN bıktık. Sizi bilmem Necip bey . Velev ki böyle bir teşebbüs MHP varken yapılamaz. Ha dersiniz ki , biz AKP yiz. MHP ile ortaklığı bozar borumuzu öttürürüz. HDP ile işi götürürüz. Buyurun götürün o zaman.

      • Apo yu ipten alan da devlet beydir yalnız. Bi bakamışsın yerel yönetimlerin özerkliği meselesini de çözmüşüz. Nihayet daha çağdaş bir kamuyönetimi ve belediyecilik hepimizin hakkı, sadece güneydoğunun degil:)

  24. Sayın Koru ,
    Erdoģan ı anlamaya çalışmak lazım. O bir deha degil. Kimsenin aklına gelmeyeni üreten biri değil. Elinde sihirli bir sopası da yok. Ama O basiret ve feraset sahibi Mü’ min bir lider. Bakmayın meydanlarda konuştuğuna, çokça etrafında dinlemeye değer söz söyleyeni dinleyen biri. Ama asla nasıl yapması gerektigini ona söylememek lazım. Rahmetli babasından ögrendigi tekne kaptanlığı düstüruyla idare ediyor. Yapılması gereken işler ki sessiz çoğunlugun taleplerine kulak veriyor. Halk eğitim, sağlık , güvenlik , adalet, ekonomi de taleplerde bulununca bunları dönüyor bu işin başındaki bürokratlara hadi halledin bu sizin işiniz diyor. Projesi olan gelsin hem kazansın hem kazandırsın ama kaybederse gözüme görünmesin diyor. Tanap projesinde Azerbeycan dan talep gelince hay hay dedi. Boruların imalatında kullanılacak sacı bizim yerli üreticiler üretecek noktaya gelene kadar iki yıl ihaleyi erteletti.Recep Akdağ ı sağlık konusunda sonuna kadar destekledi. 6 yıl önce başbakan iken ulaştırma bakanı 3. havalimanı isteyince getirin projenizi dedi . Geçen hafta 3. Havalimanındaki konuşmasında satıraralarında söyledi. 5 yigit adam bu projeyi sırtlandı.10.1 milyar euro para buldu bunun 5 ini içerde harcadı dedi. Çift şeritli yollar ve hızlı tren konusunda Binali Yıldırım a destek verdi. Veysi Eroğlu nu barajlar konusunda desteklemeye devam ediyor. Birisi bir şeyler yapmak istediğinde para lazım dediğinde Mehmet Şimsek e dönüyor buna para bul diyor. Milli Egitim e alınan 450 bin ögretmen aldıkları maaşlar ile araba alınca ödedikleri paranın yarısı vergi olarak geri devlet hazinesine dönüyor. Otomotiv sanayi de bu işten memnun.Aynı şekilde alınan 400 bin sağlık çalışanı . Hem vatandaşın istediği iş hem de sağlık hizmeti. Ülke ekonomisindeki çalışan sayısını arttırmak ve paranın vatandaştan devlete vergi olarak devletten vatandaşa cari ücret ve yatırım harcaması olarak dönüşünü sağlıyor. Dış politika da ben hallederim diyen Davutogluna kredi verdi. Kimsenin kendisini kandırmasına müsadesi yok. Sen şöyle şoyle demiştin diyip hemen önüne koyuyor. Selçuklu nun başına bela olan Baba Rıfat ı , Fatih in başına bela olan Baba Osman ı okumak lazım . Onlar ne ise Erdoğan ın karşısında Fetö de o. Ak parti bir ekip işi. Aynı bir futbol takımı gibi. Takım çok iyi antrenör yetersiz ise olmaz. Antrenör çok iyi takım iyi degil se gene olmaz. Takım iyi , antrenör iyi saha çamur gene iş zor. Mütememmin cüzlerin hasıl olması lazım . Ve ma tevfiki illa billah buyuruyor yüce yaratıcı. Hiç bir muvaffakiyet yoktur ki gerisinde Allah olmasın! Bu yüzde kırk kitle fanatik Erdogan cı değil. 1000 yıldır Anadolu daki akl ı selim. Onların aradığı vasıflar Erdoğan da olduğu için destekliyorlar. Samimi buluyorlar . Kendilerinden görüyorlar. Erdoğan da kızar bağırır çağırır ama İnce gibi kendi nefsi için değil hak için . Sadece bu millet değil Macaristan başbakanının AB den ilk arayan olmasına ne buyurulur. Allah bu milletin yüzüne bakıyor her cuma namazı sonrası ettigimiz dualar sebebiyle bu kulunu bize hizmetle istihdam ediyor. Asla onun yerinde olmak istemem . Allah ın yardımı olmadan taşınacak yük değil.

  25. Yaşanmış bir olay Normal, aklı başında bir tanıdığım gündüz kahvede bal reklamlarini (o zaman cok yoğun bu reklamlar)sürekli izliyor. Karar vermiş bende sipariş vereceğim diyor. Bende isim vererek isteyenlerin hayal kırıklığı yaşadığını söylüyorum. Hatta kargo teslimatta kırılan paketi gördüğümü kanma diyorum. Nafile. Israr edince öyle olsada isteyecegim diyor. Yazık 100 Tl ne sen o paraya 1 gün dagda çalışıyorsun deyince kızıyor boş da çıksa alacagim diyor. İstemiş sonuç malum sadakam olsun diyor.
    Medya bu kadar etkili mi? Bilmiyorum ben de böyle bir örnek var işte.
    Bir de geçmişi karalarla dolu toplum hafızasından silinmeyecek türban ve dindar kesime yapılan aleni yanlışlarla askeri vesayetin arka bahçesi olan darbe söylem-postmodern darbelerin yandaşı bir ana muhalefet partisi var. Ve bu yanlışları kabullenip ozre de hiç niyeti yok. Kendi içlerinde has demokratik değerlere sarılıp kaliteli bir liderin oluşması ve yolunu acma konusunda değişime açık olmadıklarını düşünüyorum.
    Yeni ortaya cikanlarin da var olma endişesiyle bu partiyle aynı karede yer almasi aslında uzun vadede kendilerini alternatif olmakta caresizlige sürüklüyor.
    Aslında neredeyse %30-40 larda inanılmaz bir seven kitlesi olan iktidarın lideri ülkemiz için bir fırsattır.Bu kadar gonu birliği olan insanla dogru projelerle cok guzel isler yapilabilir. Hain darbeyi de bu sevenleri engelledi dersek yerindedir. Bircok alanda yapilan iyilesmelerde butun gercekligi ile ortadadir. Sorun onun varlığını garantiye almada hem kamuda hem de kendi kurumsal parti yapısında liyakati ikinci plana alması ve etrafında Fehmi Bey in çokça dile getirdiği yanlışları açıkça söyleyecek kişilerin kalmamasidir.
    Aslında bir kurum müdürünün kendisini(liyakatsiz olarak)oraya getiren iradeyle uyumlu olma ve makamını koruma adına yapılan yanlışların nelere mal olduğu ve ileride ülkemize ne kadar zarar vereceğini bilse onaylarmiydi?Bilmiyorum ama vazgececegini dusunuyorum. Bilebildiğini hiç sanmıyorum.
    Abdullah Bey bu noktada siyasi olarak ülkenin gündeminde olmaliydı ve iktidar kaygısı olmadan yanlışları söylemeli iktidarın alternatifi olabilme potansiyeli ile yanlışların düzelmesini sağlayabilir ülkemizin geleceğine katkıda bulunabilirdi.
    Osmanlı Devleti toprak kaybetmeye başladığında, etrafındakiler yara almadan geri atılacak bir adımın bizi yok olmayla yüzyüze getirecek süreci baslatan bir kayiptan kurtarabilecegini soyleyebilseler belkide bugün ruhumuz gereği Dünya da adaletin kalbi ve İslam coğrafyasının da hazin durumuna engel-soylemekten fazlasi- olabilirdik.

  26. Dün Sayin Koruya sanki zafer kazanmışlar gibi bayağ saldiranlar oldu.
    Saldirmakta galiba “HAKLILAR.”
    Neden haklılar?
    Sayin Koru Dünyanın en iyi Üniversitelerini birinde Harvard Üniversitesinde Doktora yapmiş Ingilterede yalnış hatırlamiyorsam dil okumuş, Süriyedede Arapça eğitim görmüş Dünyada sayılan ve güvenilen bir gazeteci ve yazar.
    Yazdıkları makaleler her zaman diğer internet siteleri “F Koru bugün çok önemli bir konuyu ele almış” diye okuyuclarına duyuyurular.
    Kendisi bir kaç dil biliyor.
    Bu kadar bilgili bir insan aşağida vereceğim linkte enine boyuna araştırmalarına rağnen bir türlü söylediklerini arasında hangısı doğru olduğunu bulamadıkları CB RT Erdoğanin geçmişine ait çelişkilere Havuzcular gibi kılıf uyduramadığí ve konulara tarafsız yaklaştığına bir türlü tahammül edemeyenler atağa geçmeleri gayet normal çünkü onların Korunun yazılarından bir kelime ankayabilecek kapasiteleri yok.
    Onun için haklılar çünkü yazarımız onların ruhunu okşiyacak kadar kalemini eğip bükecek bilgi ve vijdan noksanı değil.
    Şimdi bende o çok bilmiş reisin emirerlerine bir çif sözüm olacak.
    Madam F Koru hiç birşey bilmiyor sizin reisinizede biat etmiyor. Açıkcası sizin duymak istedığiniz “TATLI YALANLARI” yazmiyorsa, o zaman siz niye okuyorsunuzki sizin havuznuzda binlrrce sizin duymak istedikleriniziden fazlaca var.
    Gidin onlari okuyun heç değilse cahilliğinizı sergilemiş olmassınız.
    Aşağıdaki linki bir okuyunda hangisi doğru bir anlatın bakalım.
    1978 de evlenmiş ayni yıllarda 1983 te doğan kizı ona not yazmış hemde doğmadan önce babasi gibi marifetli 70 kişilik siniflarda okumuş ya 1950 den önce.
    Birde 1980 de Metris ceza evinde hapis yatmış.ceza evide 1981 de açılmış.
    Birde bu geriye döğru hayat nasil yaşandığını da sizler yazarsanız öğrenmiş oluruz

    Erdoğan’ın Lise, Üniversite ve Askerlik Dönemleri ile Diploma Sorunsalı
    https://turkiye.net/yazarlar/konuk-yazarlar/erdoganin-lise-universite-ve-askerlik-donemleri-ile-diploma-sorunsali/

    • Nurdan hanım neden Fehmi beyin sizin hergün onu bu şekilde savunmanızı gerektirecek bir durumda olduğunu düşünüyorsunuz acaba? İnsanlar değer verdikleri kişilerin görüşlerini dikkate alır ve fakat katılmıyorlarsa da eleştirirler. Örneğin ben onlarca yıldır kendisini yazılarından takip etmekteyim. Son zamanda katılmadığım görüş ve tutumları olmakla birlikte, bu ona değer vermediğim anlamına gelmemektedir. Ben Fehmi beyin sizin bu derece korumanıza ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Kendisi fiilen siyasetin içinde olsa, tavrınızı yandaşlık olarak görüp hak verebilirim ama o siyasi bir kişi de değil. Bence onun şahsi özelliklerini gerektiğinden fazla öne çıkarmak yerine, görüşleriyle ilgili kendi yorumlarınızı yazsanız buradaki okuyuculara daha fazla faydanız olur. Gerekirse Fehmi bey kendisini rahatlıkla savunur zaten. Saygılar..

      • Size katıldığımı belirtmek isterim. Hem elestirenleri elestirmek gelişim için boşa harcanan zamandır. Varsa size katkı almali gerisini geride bırakmalı. Bende Fuat Uğur ile görüşlerimiz büyük oranda kesismezken okuyorum. Darbe girişiminden aylar önce darbeyi haber veren “Husiler Ankarada Toplandi “ve”Tavuk Tarda Sayilir” yazılarıyla büyük bir gazetecilik başarısına imza atmistı.

      • Necip bey fehmi beyin saunmaya ihtiyaci yok.
        Zaten kimsede onu savunmiyor, Sadece onun yazılarını okuyup da anlamadıklarını hatirlatiyor.

        Sayin Koru araştırmacı bir yazar ve hiç bir tahminidede yanıldığini görmedim.
        Dün kalkmiş birileri Abdullah Gülü Temel beyi nerdeyise terörist ilan edercesine iftira atar gibi eleştiri yapiyorlar
        Bilmem “İngiliz ajanı” diğer taraftan
        birisi CHP ye”Dinsiz Alevi” burasi her göruşten her milletten insanları okuduğu bir site kimse kimseyede hakaret etmeye yetkisi yok.
        Yabanci sitelerdede aynen bakmişsin Türkce küfürler bayraklar eşliğinde yaziyiorlar anlasin anlamasın yeterki içinde Erdoğan kelimesi geçsın.
        İyide deseler küfür ediyorla kötüde.
        Erdoğanin hakkında herhangi bir yazı yazsa Allah muafaza ismi geçtiği siteyi çökertiyorlar.
        Esenlikle kalin.

    • Diğerlerini biliyorum da sayın Nurda Metris cezaevi 81 den çook önce açıldı ben orda askerlik yaptım o binaların milattan önce yapılmış olma ihtimali bile var. Yorum hürdür fikirler özgürdür lakin verdiğiniz maddi bilgilerin doğru opmak zorunluluğu vardır. Gazetecilerin yorumlarında ve seçtikleri tarafta özgür oldukları ancak haberleri yazarken dorğu ve gerçekleri yazmak zorunda oldukları gibi. Tabi meslek etiği açısında bir zorunluluk.

      • Metris ne zaman açıldı?
        Kendisinin de işkence gördüğünü kanıtlamaya çalışan Başbakan Erdoğan, bu sırada küçük bir tarih hatası yaptı. 1979 yılında Metris’te işkence gördüğünü iddia eden Erdoğan, ın bahsettiği tarihte, Metris Askeri Cezaevi yoktu. Metris Askeri Cezaevi, 22 Nisan 1981’de açıldı.Feb 9, 2011
        Erdoğan’ın tarihle başı dertte | soL Haber …
        haber.sol.org.tr › devlet-ve-siyaset › erdo…
        Feedback
        About this result
        Erdoğan’ın tarihle başı dertte

        • Habersol sitesini güvenilir buluyormusunuz sayın nurda ? Zaten bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri keyfine göre doğru olmayan bilgiyi yayınla internetten okuyan herkes inanmasa da bir şaiya dolanır ve yeter inanın hangi fikir ve görüşten olursa olsun özellikle son mitinglerde verilen sayılar hatta onu bırakın bu gün bile seçim sonuç rakamları doğru verilmiyor her görüş mv/cb seçimlerinde aldığı oyun yüksek olanını referans alıyor buna göre değerlendirme yapıyor. Yakında birileri birilerinin aslında anne babasını çocuğu değil de marstan getirilip mevcut ailesinin yanında yetiştirilmiş ve aslında gizli görev yapan beyninde chip olan uzaylılar olduğunu iddia edecek ve ben buna şaşırmayacağım.

  27. Bir yazınızda şu sıralarda moda olanı yapanın Muharrem İnce olduğunu söyleyip umutla karışık öngörünüzü belirtmiştiniz. İsabet ettiremediniz yine. Eminim içinizden ‘Gül olsa başka olurdu’ düşüncesi geçiyordur.

  28. Seçim sonuçları belli oldu. Artık sonuçlar üzerinde birkaç yorum yapabiliriz. Sonuçlara kabaca baktığımızda Recep Tayyip Erdoğan ın halkın gözündeki itibarı ve güvenilirliğinde herhangibir azalmanın olmadığı net bir şekilde anlaşılmaktadır. Ancak RTE ye oy veren insanların onun partisine eskisi kadar güvenmediği de açıkça ortaya çıkmış görünüyor. Milletin genetik şifrelerini bilen Erdoğan, kendisinin “metal yorgunluğu” dediği bu durumu daha fazla geciktirmeden çözme yoluna gidecektir. Partisindeki menfaat odaklı “yiyici takımı”na kapıyı gösterme vakti geldi. Tüm anketleri şalırtan ise MHP oldu. Önceki seçimle karşılaştırıldığında MHP için “bölündükçe çoğalan” bir parti olduğu görüntüsü çıkıyor. İYİ partiye kaybettiği oyları AK Partiden telafi etmiş olduğu anlaşılıyor. Bahçeli’nin başkan yardımcılığı ya da bakanlık beklentileri olmadığını, söz konusu milletin bekası olunca her türlü fedakarlığa hazır olduklarını belirtmesi eski tür pazarlıklı koalisyon döneminin bittiğini ve sayın Bahçeli’nin bu durumu çok iyi okuduğunu anlıyoruz. Bahçeli nin 7 Haziran da MHP nin tabanının AKP ile koalisyon talebini görmezden gelerek düştüğü zor durumun tekrarlamasına izin vermeyeceğini düşünüyorum. Yaşadığımız 15 Temmuz belasının her iki lidere birden çok şey öğrettiği belli oluyor.
    CHP ve Muharrem İnce nin Kılıçdaroğlu nun oyununa geldiği netleşmiş oldu. Ancak bu şarkının burada bitmediğini hepimiz biliyoruz. HDP seçmeninin başkanlık seçiminde bir miktar Akşener seçmeni ile birlikte İnce yi tercih ettikleri, buna karşılık olarak HDP ye barajı geçirme amacıyla yüzde 1-2 gibi bir CHP seçmeninin “emanet oy” verdiği görülüyor. Yani eski tabirle Doğu cephesinde değişen birşey yok. Bunları ayıplamıyorum. Hatta stratejik açıdan takdir ediyorum. Bu hamle yapılmasaydı AK Parti tek başına çoğunluğu elde edecekti. CHP seçmeni “aklın emrettiğini” yapmıştır. Ancak oy veren geriye kalan seçmenin büyük çoğunluğu akılla değil vicdan ile oy verince bu hamlenin de “panzehiri” olmuştur. Artık emanet oylar da engelleyici olmaktan çıkmıştır. HDP AKP yi iktidardan indirme tehdidi olarak kullanıldığı sürece MHP karşı destek olmaya devam edecektir.
    Burada bir cümle ile Saadet partisine etmezsem olmaz. Bundan yıllar sonra ne adı, ne lideri ne de oy oranı hatırlanmazken kendisine zerre miskal faydası olmayan bu cepheye adını yazdırması unutulmayacaktır.
    Daha çok yorum yapılabilir uzun uzun ama kısaca bu seçimde “samimiyet” test edilmiş ve millet samimi gördüğünü ödüllendirmiştir. Artık siyasette “-mış gibi” davranma dönemi sona ermiştir.
    Tayyip Erdoğan’ın balkon konuşmasından bir cümle “Milletimiz bu seçim sonuçlarıyla o kadar çok çevreye, o kadar farklı mesajlar vermiştir ki, dünyanın tüm siyaset bilimcileri bir araya gelip yıllarca çalışsa yine de bunu zor çözer” gerçeği tüm yalınlığı ile açıklamaktadır. Kısacası sandıktan başarı bekleyen hiçkimse milleti “çomar, koyun, makarnacı, satılık, cahil” diyerek menziline varamaz. İzmir cafelerinde toplu küfür seanslarıyla ancak kendinizi tatmin edersiniz. Sizler için yeri geldiğinde savaşan, aç kalan, tanka topa kafa tutan, kurşunlara- şehadete yürüyen bu insanları anlamadan konuştukça ancak çukurlarınızda debelenmeye devam edeceksiniz. Ne sayın Koru nun “its economy stupid” sözleri bunu anlamaya yeter ne de Abdullah Gül bu birlikteliği parçalayabilir. Herkesi bu hassas seçim mesajından kendi payına düşen üzerinde düşünmeye davet ediyorum.
    İnşallah sonuçlar milletimiz için hayırlı neticelere vesile olur.

  29. Bir insan düşünün ki ülkeyi sürekli böliyor ve geriyor.2015te 2 seçim meydanlarda seçim çalişmalari yapanTC Cumhur başkani,2017 ve 2018 bunlardada aynen hep meydanlarda bağırıp çağirarak kavga ederek karşisindakini küçük görerek Türkiyenin tek sahibi o ve onun taraftarları seçimlerde harcadıklari paralarda gene milletin parası zaten 4 senelik CB döneminde toplasan 40 gün makamında oturup çalışmamıştir.Birde
    muhtarları her ay topliyor tabii onların yol masraflari yeme içme hertürlu masrafi sirf seçime yatırım yaparak bizim vergilerimizi kendi çıkarları için harciayıp gece gündüz seçimlere yatırım yapiyor. Birde bunlara havuzu medyası, tarikat ve cemaatleride ekledikmi bu seçimlerde adalet yok her şey mubah OHAL da cabası,ona rağmen MHP oylarını çıkarsak %41 oy almış oliyor. Peki bu seçimmi kazanmişmi oliyir, yoksa milketin hakkınımı yemiş oliyor.İşin kolayını çok iyi biliyor.En güzelde cemaat ve tarıkat şehlari her birini binlerce müridi var onlar zate şehlarının sözünden asla çıkmazar, öl deseler ölüller.

    Birde M İnciye bakalım Sadece seçimlere 50 gün kala kendi seçmenlerınin bağışları ile sıfırdan başlayarak %30,8 oy alan seçimin galibi Muhammer İncenin ta kendisidr. Hem helalından hemde gerçek insanlar şeh meh tavsiyesi falan dinlemeden kendi iradeleri ile verilen oylarla başarılı bir sonuç elde etti.
    Temel beyde tam bir bey efendi Ailesi ve kendisi mukemmel insanlar kalkıp ta makam mevki uğruna Erdoğana biat etmedi.
    Şimdi devleti seçimin ikinci galibi MHP i yönetecektır. Eedoğan değil.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here