Gül aday olsun mu? Sorunun adayın kimliği olmadığını ne zaman anlayacağız?

105

Türkiye’nin bugün en büyük sorunu, iki ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti ile MHP’nin ortak adayı Tayyip Erdoğan’ın karşısında kimin veya kimlerin aday olarak yer alacağı mıdır?

Bazılarına göre en büyük sorun bu.

Günlerden beri bu konu tartışma gündeminin birinci sırasına yerleşmiş görünüyor.

Abdullah Gül’ün adaylığının ciddiyet kazanmasından beri…

Oysa Türkiye’nin ilk ve temel sorunu cumhurbaşkanı adaylarının kişiliği değildir. Temel sorun, 16 Nisan 2017 referandumunda sandığa kıl payı farkla yansımış olan anayasal sistem değişikliğidir ve bu değişikliği doğru bulmayanlar açısından cumhurbaşkanlığı seçimi en son fırsattır.

Yanlıştan dönmek için son fırsat…

Ülkemiz için doğru olan parlamenter sistemdir

Bir zamanlar başkanlık sistemine geçilmesine en şiddetle karşı çıkanların başında gelen MHP lideri Devlet Bahçeli’nin o günlerde itiraz için söylediklerine bugün kulak verilecek olursa, sadece bu yapılsa bile, gidişin durdurulmasının ne kadar elzem olduğu anlaşılır.

MHP’nin şimdi farklı telden çalması bu gerçeği değiştirmiyor.

Kendi hesabıma ben, konu ne zaman açılsa, ülkemiz için doğru olanın, ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesinin daha da pekiştirildiği, denge ve denetim mekanizmaları takviye edilmiş parlamenter sistem olduğunu savunageldim.

İstiklal Savaşı’nı da yürütmüş ve en umutsuz günlerde ülke için umut olmuş Meclis’i devre dışı bırakmayla sonuçlanacak yeni sistemin bize uygun olmadığına bugün daha da fazla inanıyorum.

Referandumda oy kullanan halkımızın yarıya yakını da benimle aynı görüşteydi. Diğer yarı farklı düşündüğü için sistem değişikliği kabul edilmiş oldu. Sandık 24 Haziran’da da beklendiği gibi sonuç verirse, ülkemiz, 25 Haziran gününden itibaren farklı bir sisteme bütünüyle geçmiş olacak.

Beklenen olmaz ve 16 Nisan 2017 ile 24 Haziran 2018 tarihleri arasında yaşadıklarımızla halkın eğiliminin değiştiği anlaşılacak şekilde oylar sandığa yansırsa, hatadan dönülmesinin kapısı da aralanmış olabilecek.

‘Cumhur-başkanlık sistemi’nin bütün unsurlarıyla uygulamaya konulmasını arzu eden ve bu amaçla çaba gösterenler kadar, bunu doğru bulmayıp çare arayışına girenler ve 24 Haziran seçimine hatadan geri dönmek için önemli bir fırsat gözüyle bakanlar da takdir edilmeli değil midir?

Hayır, öyle olmuyor.

Her parti kendi adayıyla seçime giderse…

Günlerden beri, konu bütünüyle kişiselleştirilerek, bu yolda atılan ve atılacak her adım kınanıyor.

Palas pandıras sistemini değiştiren ilk ülke olmaya namzediz.

Yalnızca iktidar cephesi mi ülkenin gerçek sorununu gözlerden saklamaya çalışan veya görmezden gelen?

Muhalif bilinen isimler -hatta partiler ve partililer- arasında da bu durumu göremeyenler var.

Cumhurbaşkanı seçiminde kimin veya kimlerin aday olacağını tartışmak bu alandaki kafa karışıklığının bir göstergesi.

Her parti kendi adayıyla seçime giderse ikinci tura bile kalmadan seçimin nasıl sonuçlanacağı aşağı yukarı bugünden bellidir. Buna rağmen, “Ben olayım” veya “Benim adayım olsun” veya “O mu, asla olmasın” türü çabalar günü belirliyor.

Oysa konunun bu yönü bir tarafa bırakılarak tartışmayı sistem değişikliği üzerinde yoğunlaştırma zamanıdır.

Her partinin yapması gereken, genel seçimde alacağı oyları en yukarıya çekmenin çabasına girmek olmalı.

Abdullah Gül ismi bu sebeple önem taşıyor.

İki yanlıştan bir doğru çıkmaz

Gül‘e yakıştırılan “Sustu, sustu, şimdi aday olmak istiyor” görüşü her anlamda yanlış.

Sistem münakaşalarında hangi tarafta durduğuna dair görüşünü sürekli belli etti; şimdi de -eğer kabul edecekse- pek arzulamamasına rağmen adaylığı üstlenecek; bunu her haliyle belli ediyor zaten.

Referandumla bugün arasında geçen bir yıl, sistem değişikliğinin, propagandasının yapıldığı türden bir sıçramayı getirmediği, ülkeyi uçuşa geçirmediği ortada.

Tam tersine, bir yıl önceden daha iyi durumda değil ülkemiz. Değişim tam uygulamaya konulduğunda bu eğilimin tersine dönebileceğinin işaretleri de alınmıyor.

Gençler mutsuz, ülkeye en fazla yararı dokunabilecek nitelikli gençlerin gözü, kapağı dışarıya atmakta. Bir zamanların ‘örnek alınacak ülkesi’ olmaktan hızla uzaklaştığımız fark edilmiyor mu sanılıyor?

Bunları yazıyorum, ama muhalefetin dikkatini, kör parmağım gözüne türden, adaylar üzerinde yoğunlaşmaktan uzaklaştıracağını bekliyor muyum?

Ne yazık ki, hayır.

İktidar cephesi, bana göre, gereksiz yere heyecan yapıyor.

ΩΩΩΩ

105 YORUMLAR

  1. Bu iki aylık Seçim döneminde, yeni sistemin getireceği aksaklık,uyumsuzluk ve eksikliklerin, parlamenter sistemde de hak,özgürlükleri koruyucu ve genişletici, hesap verilebilirliği arttırıcı,veri ve istatiksel bilgilerle şeffaflığın etkinleştirilmesi, teknoloji ve sanayi alanında Ar-Ge çalışmalarına öncelik verilmesi,üretimin arttırılmasına yönelik geliştirici ve teşvik ettirici yöntemlerin arttırılıp sonuçlarının değerlendirilmesiyle ilgili düzenlemelerin olacağının gerek sosyal medya, TV yada toplu mesajla gerekse adreslere mektup göndererek halkın diliyle halka anlatılıp bilinçlendirme elzem.Çünkü yeni yönetim sistemini isteyen vatandaşlardan çoğunun sistemin detayından ve ne getireceğinden bilgisi yok.

  2. A.Gül ün durmadan adı geçiyor, hakkında bir sürü haber yorum çıkıyor, adam çıkıp tek kelime etmiyor.
    Saadet Partisinin Erbakan ödülleri törenine katılmış, kameranın onu her çekişinde saklanacak yer arar gibi bir hali vardı.

  3. CHP VE SAYIN KILIÇDAROĞLU ÜZERİNE:
    CHP ve Sayın Kılıçdaroğlu, kendi tarihinin en zor, en kritik, en riskli ve en önemli tarihi kararını vererek Türkiye’nin geleceğini demokrasi ve insan hakları zemininde inşa etmenin temelini atmak üzeredirler.
    1. Sayın Kılıçdaroğlu, parti kurullarından Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi konusunda tam yetki almıştır.
    2. CHP, İyi Parti’ye 15 milletvekili vererek Meral Akşener’in cumhurbaşkanlığı konusunda karar vermesi üzerinde bir fikir birliğine vardıklarını göstermektedir.
    3. İyi Parti ile Saadet Partisi arasındaki seçim ittifakı, ortak cumhurbaşkanı adayı konusunda da anlaştıklarını göstermektedir.
    4. Meral Akşener’in adaylığım devam ediyor diyor ama kesin adayım demiyor.
    5. HDP ise dolaylı olarak Abdullah Gül’ü destekliyor.
    6. Bütün bu doneleri bir araya getirdiğimiz zaman sayın Abdullah Gül’ün bu geniş muhalefetin ortak adayı olduğun konusunda hiç tereddütün olmadığını göstermektedir.
    Sonuç: Muhalefetin bu konuda kararsız ve dağınık bir tablo ortaya koyması, AKP’yi de oldukça psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir.
    Bu da siyasi bir taktik olarak tarihe geçecektir.
    Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler…

  4. Abdullah Gül korkusu yüzde 50 yi baya korkutmuş gibi görünüyor. Fehmi koru bunu istiyor diye ona da düşmanlık başlamış. Korku çok fena bişeydir ve korkulan başa gelince daha da fena olur.. umarım Abdullah Gül aday olur ve ortalık nasıl kasıp kavruluyor görürdük ama biraz cesaret be Abdullah Gül . Eminim ki yüzde 51 i ilk turda alacaksın. Bu halk ahmak değil . Senin gibi mütevazi bir insanı başa getirecektir.

  5. Abdullah Gül Profili ve Türk Siyaseti Üzerine:
    Geçenlerde yazdım, tekrar yazıyorum: Türkiye genel olarak sosyal ve siyasal sorunlarının ilkeler bazında değil de ya ideolojiler ya dinsel ya da kişisel bazda ele alıyor ve tartışıyor.
    1. İdeolojiler, birer doktrindir, doktrinler ise, kendi dünyalarının dışındaki gerçekliklere kapalıdırlar, bir bakıma kördürler.
    2. Dinsel bakışlar ise, oldukça keyfi ve bilimsellikten uzak yorumlardır. Çünkü bizde (İslam Dünyası) dini yorumlar, bilimsel bir zeminde yapılmaz, dogmatik ve ideolojik bir paradigmadan yapılır Bu ise insanları ya mü’min ya da kafir olarak niteler.
    3. Kişisel bazda yapılan değerlendirmeler ise, duygusaldır ve rasyonel bir temele dayanmza.
    Abdullah Gül Bey’e gelince:
    Abdullah Bey, sabırlı, sakin fakat kararlı bir insandır.
    Abdullah Bey, beyefendidir, görev istemek yerine kendisine böyle bir görevin tevdi edilmesini daha etik bulmaktadır.
    Abdullah Bey, muhalefetin adayı olmakla birlikte, iktidardan oy alacağı için polemiklere girmeyecek ve asıl oy hedefi olarak AKP’yi alacaktır. Çünkü asıl Türkiye’nin geleceğini tehdit eden Sayın Cumhurbaşkanı Tayyib Erdoğan’a koşulsuz bağlanan kitlelerin ortaya koydukları demokratik olmayan duruşlarıdır.
    Diğer bir husus, AKP, bir yandan dini bir yandan da ulusal dinamikleri kullanarak tehlikeli bir zeminde yürümektedir
    Abdullah Gül Bey’in bu paradigmayı kırması ve süreci olumlu yönde değiştirmesi gerekir
    Bu konu çok önemli ve çok su götürmekle beraber ben uzatmadan sonuç olarak şunu ifade etmek istiyorum:
    Abdullah Gül Bey, muhalefetin ortak tek adayı olacaktır ve en anlamlı oyu da AKP’den alacaktır.
    Ve sonuç Türkiye için inşallah çok daha iyi olacaktır.

      • Sayın H.K., …bizde derken parantez içinde İslam Dünyası açıklamasını kullandım. Onu atladıysanız ve görmek istemediyseniz.. benim ki ezbere ise sizinki de kasıt..

        • Sayın ilke, görmedim değil “…bizde (İslam dünyası) dini yorumlar…” olarak ele aldim. Yani, “bizde böyle, millet din konusunda dogmatik ve ideolojik veya da bireysel olarak duygusal bazda takılıyor” şeklinde aldım. Bu görüş te önyargılı-ezbere gibi geldi bana. Üzerinize alınmayın. O genel bakış açısı gerceği yansıtmıyor artık. Zaten her zaman bir çok istisnalar var. İnternette ve global olarak cok iyi analizciler göre çarpıyor ve bunların amacı insanları kafir diye dışlamak degil, Kuran’a/İslam’a davet etmek. İnternet ortamından olsa gerek, ülkemizde bile eskiye nazaran durum daha iyi ve buna sevinmeliyiz. Amaç fikir-alışverişi bunun için karşilıklı olarak kırılganlık göstermeyelim. Gerekirse tartışalım doğru istikametinde yol alalım…. herhangi bir kasıt yok. Selam!

  6. Fehmi koru, siyasi parti liderleri ile epey hasbehal olduğu için olsa gerek, kolaylıkla siyasi parti liderleri gibi düşünme eğilimine giriyor. “Oysa Türkiye’nin ilk ve temel sorunu cumhurbaşkanı adaylarının kişiliği değildir. Temel sorun, 16 Nisan 2017 referandumunda sandığa kıl payı farkla yansımış olan anayasal sistem değişikliğidir ve bu değişikliği doğru bulmayanlar açısından cumhurbaşkanlığı seçimi en son fırsattır.” diyor. Siyasi parti liderleri gibi, herkesin kendi doğrularına göre hareket etmelerini istiyorlar.
    Oysa olması gereken: Herkesin liderlerin doğrularına göre hareket etmesi değil, “Tek tek her bireyin kendi doğrularının olduğunun hesap edilerek, onların kendi doğrularının siyasi arenada karşılık bulması için çaba harcamaktır.”. Siyaset de bunun için önemlidir. bunun için vardır.
    Bu seçenek parti liderlerinin aklına bir türlü gelmiyor. fehmi korunun aklına da gelmemesi ise ülkemizde niye demokrasi olmadığına ilişkin çok önemli bir veriyi oluşturuyor.
    Her partide önseçim yapılması ve burdan çıkacak adayların yarışması, (bağımsız adaylar da olabilir. ayrıca olmalıdır da) öncelikle pekçok seçmenin kafasında gönül rızasıyla oy verebileceği bir adayın ortaya çıkmasını sağlar. Herşeyden önce bu ülkeye demokratik teamülleri getirir. Ayrıca hem seçime ilgiyi artırır hem de kullanılan oyların daha fazla dağılmasını sağlar.
    Oyların daha fazla dağılmasının anlamı ise açıktır: herkesin daha az oy alması. yani erdoğanın da, gülün de, chp adayının da, levent gültekinin de daha az oy almasıdır. Yani erdoğanın %51 ihtimalinin düşmesi demektir.
    Erdoğan ve x kişisi (biz gül diyelim) aday olduğunda oylar bu ikisi arasında dağılırken, erdoğan, gül, chp adayı, levent gültekin, hdp adayı, vatan parti adayı vb. vb. olması durumunda oylar bu adaylara dağılacaktır. Kuşkusuz bu dağılım orantılı olmayacaktır ama sonuçta oylar dağılacaktır. aday sayısının çok olması durumunda, epey gülün alacağı oylar düşecektir, ama erdoğanın alacağı oylar da düşecektir. ilk turda %51’i bulması gereken adayların oylarının düşmesi demek, seçimin büyük ihtimalle ikinci tura kalması demektir.
    ikinci turda ise, zaten gül, epey bir oy alırsa (ya da muhalif x aday), o zaman insanlar da ona göre düşünüp tercih yapacaklardır. Bu durumda erdoğanın karşısında ikinci tura kalan adayın oyunun, liderler tarafından belirlenen muhalif adaydan fazla olma ihtimalinin ağır bastığını düşünüyorum.
    Ayrıca da bir demokrasi istiyorsak, temeli kerpiçten yapıp, üzerine beton atamayız. yani demokrasiyi temelden kurmamız gerekir.
    Konunun iyice anlaşılması için (cümle tekrarlarını da göze alarak) birkez daha anlatıyorum:
    Diyelim ki gül aday oldu. Bu ülkede güle oy vermeyecek epey insan var (kuşkusuz verecek de epey insan var) güle oy vermeyecek insanlar kime oy verecekler? 2 seçenek var. ya hiçkimseye ya da erdoğana. Aynı seçenekler diğer adaylar için de var. Oysa parti liderlerinin, kendi doğruları çerçevesinde “buna oy verin” diye belirledikleri aday değil de, önseçimle gelen adaylar ve bağımsız adaylar olursa, güle oy vermeyenin oy verebileceği alternatifler artacaktır. Kuşkusuz erdoğan da bu alternatiflerden biridir, ama güle oy vermeyenlerin oy verebilecekleri alternatiflerden sadece biridir, tek alternatif (oy vermemenin dışında) olamayacaktır. Böyle olunca erdoğana değil, muhalefetin diğer adaylarına pekçok oy gidecektir. bu da erdoğanın oy oranını düşürecektir. Zannediyorum bunun üzerinde düşünen herkesin geleceği nokta da burasıdır.

  7. Abdullah Gül ihtimalinden korkuyorum, korkuyorsun, korkuyorlar demekten mahcup, meddah başı ustalığında komikliğe sığınıp mecellevari kerameti kendinden menkul laf ebeliğine soyunuyor. Bu siyaset, akıl ve hikmet ile mezc olmalı, temkin ve irade ile kurulmalı ki bu ülkenin her rengi gök kubbe altında alaimüs sema gibi ışıldayabilsin, farklı görüşler ve fikirler bir araya gelip tesadümü efkar ile barikayı hakikata ulaşsın ve meşruiyet zemininde hakiki meşrutiyeti halk ve rey ortaya çıkabilsin. Siyaset ile tesanüd edenlerde ihanet, bir olmak için birlik olanlar içinde yedi düveli arayanlar ancak akılları ve vicdanları satılık, dallin trollerdir.

  8. Başbakan güzel bir laf söylemiş: Önemli bir siyasi hareketten ayrılırsanız ne eski yerinize ne yeni yerinize yaranırsınız. Abdullah beyi Akp yi bölmek için kullanmak istediler ama bu iş hem SP hem CHP de iç çekilmeyi artırdı. Her işte bir hayır vardır lafı boşuna söylenmemiş.

      • Akp sizin de belirttiğiniz gibi bir hareketti, kişi değildi ve evde oturup birilerinin onlara birşeyler vermesini beklemediler. İddialarını, fikirlerini ortaya koydular, partilerini ve teşkilatlarını kurdular, çalıştılar, kimsenin onların ayağına gelmesini beklemediler, milletin ayağına gittiler, kendilerini anlattılar ve birkaç parti başkanını değil milleti ikna etmeye çalıştılar ve bunu 16 yıl hiç durmadan yapıp her seçimde oranlarını artırarak milletin helal oylarını aldılar. Hakikaten insan geçmişini çok çabuk unutuyor sayın Abdal, aynı sizin söylediğiniz gibi.

  9. Şura haktır ve meşrudur, tek rey merduddur ve nesh olmuştur. Bu haliyle aldığım terbiye istişareden yana olmayı gerektirmektedir. İstişare edilen kimselerin kara kaşı, kara gözü önemli değildir ve müşavere hakikatinin yani asli sünnet-i seniyye’nin ihyasıdır. Bu hakikat kaç asırdır bu topraklarda diri diri toprağa gömülmüştür. Unutulmuştur.

    • Dinini batılı efendilerine satıp; alnınını secdeye koymamış; İslam’ı küfreden tescilli İslam düşmanlarıyla tesanüd ve vahdet vehmeden sebilülfesad yolcuları; Şeytandan aldıkları icazetle Müslümanları dalaletle suçlama azgınlığında 4 nala koşuyor.

    • Sebili zayi etmiş ehli tekebbür; küfrün dünyada ve Türkiye’deki bayraktarlarıyla el ele kol kola sünnet-i seniyye uygularken diğer herkesi de dalaletle suçluyor şeytani bir şehvetle…
      Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun !

  10. Doğru ama…
    Akevler’in 1960’lardan beri kabul ettiği bir ilke vardır. Kötü yöneticiler yok, kötü düzen vardır. Dolaysıyla biz düzeni değiştirmekle işe başladık, iktidarı değil. Bu kervana başta Erbakan katıldı. Bugün bu seviyeye geldi. İstiklal Savaşı’nı Kazım Karabekir başlattı. Mareşal destekledi. İnönü icracı oldu. Başı Mustafa Kemal çekti. Yıkılmış imparatorluğu cumhuriyet olarak yeniden dirilttiler. İnönü’nün öncülüğünde Menderes, Gürsel, Özal hep bir adım attılar. Erdoğan ve AK Parti de son adımı atmıştır.
    Bizim için birinci başkanımız Erbakan, ikinci Erdoğan, üçüncü Gül, dördüncü Özal’dır. Bunlar bizimle siyaset yapan kimselerdir. Bunlar Adil Düzen’in yanında yer aldılar. Menderes ve Demirel İslamiyet’in yanında yer aldılar ama İslamiyet’i sadece din kabul ettiler. Düzeni değiştirmeyi düşünmediler.
    AK Parti ülkeyi uçuruma götürmektedir. Bir devlet başkanı aynı zamanda bir partinin başkanı olamaz. Bu ülkeyi kısa zamanda böler, devleti yıkar. Devlet korku içinde OHAL’i uzun zaman sürdüremez. OHAL devleti geçici olarak kurtarır. Bir ameliyat gibidir. Her gün ameliyatla hasta iyileştirilmez.
    AK Parti’nin başkanlık sistemi yerine Adil Düzen mücadelesini vermesi gerekirken ülkeyi uçuruma götürme çabasına girmiştir. Bu gidişle Gül de ses çıkarmayacaktır. Gül ‘Evet’erle karşı çıksaydı %2 etki eder şimdi o sıkıntıların içinde olmazdık.
    Gül bugün de Adil Düzen yanında tavrını koymuyor. Adil Düzen’e sahip çıksa, Akevler’i yanına alsa ve ülkeye sunsa. Ne gezer!
    Gül partimizin başkanı iken bile “Biz Adil Düzen’i ortaya koymuyoruz.” demiştir. Bu konuda Gül ile Erdoğan arasında fark yoktur. Hatta diye bilirim ki Erdoğan Gül’ün en az iki misli Adil Düzencidir.
    Gül’ün aday olma ihtimaline çok sevindim. Allah’a hamd ettim. Müslümanların adlarını bile anmayı ayıp sayanlar şimdi iki adayını da Müslüman olarak çıkarabiliyorlar. Hangisi kazanırsa kazansın Akevler kazanacaktır. İkisi de bizim adayımız seçin istediğinizi diyoruz.
    Allah’a hamd olsun.

    • Tamam ama!… “Kötü yöneticiler yok, kötü düzen vardır” derken kötü yöneticilerin yaptığı kötülüklerin kötü düzende bir payları yok mu yani? Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı misali, hocam?

  11. A.Gül işi bitmiştir.
    Herkes derin bir oh çekebilir.
    Akşener adaylıktan vazgeçmiyor.
    Özgür Özel de açıklama yaptı, Gül adayımız değil hiçbir zaman da olmadı dedi.
    Gül sevenler isterlerse 100 bin imza ile onu aday gösterebilir.
    Ama Gül de o cesaret nerede?
    Özal gibi birisi olsa hem kendi partisini kurmuş hem de aday olmuştu çoktan.
    Gül eğer gerçekten parlamenter sistem sevdalısı olsaydı çok önceden bayrak açması gerekirdi.
    Ama o sadece koltuk sevdalısı.
    Herkes anlaşsın, getirsinler koltuğu oturayım diyor.
    Yok öyle hazıra konmak.
    Kazanmak için çalışacaksın.

  12. FEHMİ ABİ ben şunu anladım bayağı bir reisçi kitlesi sizi takip ediyormuş ses çıkarmadan (bayağı çok anlamında )sizin siteye hızlı giriş yaptılar ben şunu anlamıyorum hatasız sadece Allah üteala peygamberlere nasip etmiş nasıl bir insana bu kadar güvenilir Ülke bu halde iken

    • nn
      size katıliyorum, hem de ne saldırı. Saldırının dozu o kadar yüksek ki, herkesi küçuk gõrüyorlar. örnek: sanki onların arasında hiç ilkokul mezunu yokmuş gibi kalkmış ilkokul mezunlarını küçük görüyorlar.

      • Koru sitesinin bazi yorumculari
        gün geçmiyor ki Nurdan hanımdan bir fırça yemesin. Bazen Allah Allah bunları şunları ne zaman yaptı bu insanlar Nurdan Hanım böyle veryansın ediyor, diyorum.
        Hani bir söz var “propaganda öyle bir sanattır ki insan başkasının nasırına basıp kendisi ah eder ”
        Hergün sizin yorumları okurken aklıma geliyor.
        Bugün o yüzde 60 lık oy pusulaları olayını çözmenizde çok zekice idi. Tıpkı 550 bin zarf, diriltilen ölüler meselelerinin iç yüzünü çözmeniz gibi

        • Benim soyacağımın başlangıcında görünen kişi, akp sayesinde şu an hayatta. Teşekkürler akp, atalarımdan birisi ile birlikte aynı dönemde yaşama şansıma kavuştum. Gerçi onlar bir başka boyutta olsa gerek. konuşamıyorum, dokunamıyorum. ama yine de hayatta olduğunu bilmek insanı mutlu ediyor.

  13. Abdullah Gül’ün aday olma ihtimali paçaları tutuşturdu. Bülent Arınç derhal saraya davet edildi. Bence Arınç sarayda (hadi tehdit ve şantaj kelimelerini kullanmayayım) uyarıldı. Gül ayağını denk alsın denmiş olmalı. Bahçeli de tweet atmak gereğini duydu. Gül kişilik özelliği ile doğru adaydır. Toplumu bölmeyen, birleştiren biri. Konuşmayı da biliyor. Bağıra çağıra konuşmak İslam ahlakına uygun bir konuşma değil. Kaldı ki güçlü ülkelerin liderleri bile bağırıp çağırmıyorlar. Şimdi mesele Gül aday olursa hangi kara propagandayı hangi çürütmeciliği nasıl yapacakları.

  14. Dün gece yorumumda rüzgarın dindiğini veya döndüğünü, Fehmi beyin bugün bizi haberdar edeceğini belirtmiştim. Yazısı gerçekten de bu minvalde ve işlerin arzuladığı gibi gitmediğini hissettiriyor. Bugün Muharrem İnce ve Özgür Özelin Abdullah beye büyük karşı çıkışları da rüzgarın ters yönde fırtınaya döndüğünün göstergesi. Akşener de eğer sözünden dönmezse çekilmeye yanaşmayacak gibi. Bu durumda Gül’ün adaylık açıklamasını bekleyenler bence en azından beklentilerini biraz düşürmeliler, yoksa seçimi daha girmeden psikolojik olarak kaybedecekler. Çünkü kişi önemli değil, ilke diye diye tek bir kişiye bağlandılar kaldılar. Eğer ondan da istedikleri açıklama gelmezse bilemiyorum..?

  15. Gencler dunyayi gezip dolasmiicak mi kardesim kim nereyi terketmis? Yurtdisina gidenden binlerce fazlasi turkiyeye geliyor, donuyor, yatirim yapiyor, yerlesiyor… Kendi halkina silah ceken katliam yapan darbeciler de birer sisme bot bulurlarsa yunan adalarina kacmaya calisiyorlar ama ayni adalara milyonlarca turk turist gidip eglenip geri geliyorlar, yunanlilar da biraz para kazanip ab ye borclarini odemeye calisiyorlar:) biz de imf dehledik gitti:)))

  16. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yolu 21 Ekim 2007 referandumu ile açılmış, 2014 cumhurbaşkanını halkın seçmesi ile start almıştır. 21 Ekim referandumunu hazırlayanlar içinde A.Gül de vardır.
    Velhasıl sitemde geri dönüş yok. Gül’ün adı gayrımilli olduğundan batı istiyor.

  17. Tarih, Türk Milletinin taih boyunca, sürekli olarak, Han’lar, Hakan’lar, Başbuğ’lar, Ataman’lar, Emir’ler, sultan’lar ….. tarafından idare edilegeldiğini yazmaktadır. Cumhuriyet Döneminde de 1950 yılına kadar M.Kamal (TEK ADAM) ve İ.İnönü (Milli ŞEF) tarafından, “DEDİĞİM DEDİK” şeklinde – açık bir şekilde – Tek adamla yönetilmiştir. 1950 yılından itibaren – sözüm ona – Parlamenter sistemle Yönetilmiş ise de, hep, İktidar Partisinin LİDERİ hüküm sahibi olmuştur. Nitekim, çıkarılan Kanunlar da, hep, HÜKUMET Tasarısı olarak gelmiş, iktidarın isteği istikametinde gerçekleşmiştir. Peki, Mebusların veya Muhalefet Partilerinin KANUN TEKLİFLERİNDEN kaçı Kanunlaşmıştır ? Devede kulak, Meclisten bu şekilde kanun ! çıkması. Koru, bu hesabı kolaca ortaya çıkaracak beceriye sahipdır. Hele, Koalisyonlar Döneminin (Anayasa Kitabını) hiç açtırmayın. İlk okul diploması olmıyan kişilerin, pazarlık konusu yapılan kişilerin, Bakan olunca RÜŞVET derliyeceği bilinen kişilerin bile bile Bakan yapıldığı dönemler. Paşalara emir kulu (rüşvetkar) olan kişiler, yavşaklar, otellerin pazarlık yeri yapıldığı dönemler. Pazarlıkla Bakan yapılan hırsızlardan iÇERİ (hapse) girenler…… say say bitmez. Ne de çabuk UNUTTUNUZ. Neymiş, demokrasi… olmaz olsun, öyle demokrasi.
    MİLLETİN hakiki MECLİSİ, dürüst, vatansever, antiemperyalist kişilerin MECLİSİ istiklal Harbinin hemen akabinde, 1920 de teşekkül eden Büyük Millet Meclisi (1. Meclis) dir ve bu Meclise 1 yıl bile ömür tanınmamıştır. Savaş Meydanında kaybeden müstevliler (sömürgeciler) Masada kazanmasını bilmiştir.
    Dünyanın en ileri Ülkeleri ABD, Fransa, Rusya Başkanlık ve bir kısmı krallıkla idare edilen ülkelerdir.
    ” BAŞ’ın olmadığı yerde herkes baş, herkesin baş olduğu yerde herkes köledir”.
    Asker ve silah destekli Demokratik ! dönemler ve Başkanlık tartışması artık geride kalmıştır. Cumhurbaşkanlığı sistemi bir kere denensin, bakalım . Siz ADAM yetiştirmiye ve ADAM seçmiye bakın.
    Yiğit olun, aileyi, ailenizi, evladınızı, ahlakınızı KORUYACAK DEVLET ADAMI seçmiye bakın. AkP döneminde – inkar edilemez ki – herkes dünyalıktan nasibini – bir nebze de olsa – almıştır. FAKAAT
    İNANANLAR İÇİN AHİRET HAYATI NİHAYETSİZ ve DÜŞÜNDÜRÜCÜ ve endişe vericidir. Gidişat da iç açıcı görünmemektedir. ESAS SEÇİM ise budur.

      • Gerçekten öyle… Anavatanları olan ABD Almanya Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan’a kaçtılar söğüşledikleri himmetlerle. Kaçıracak kadar himmeti zimmete geçiremeyen alt tabaka ise “kahraman piyon” olmanın dayanılmaz hafifliğiyle; anavatan amerika’dan Türkiye’ye atılmasını bekledikleri bombaların hayaliyle buralarda sürtüyor.

      • Sefa bey haklısınız. Bir taraftan dinden imandan bahs ederler. Sonrada her kelimelerinde milleti aşağılarlar.
        insanları insan olarak değil diploma olarak kabul ederler.
        laflara bakın “yavuşak”ilk okul mezunu bile değıl bakan olmuş” daha buna benzer her yazısını kendilerinden olmiyanlari hakaret ve küçük görme yeteneğini çok güzel sergiliyorlar.

  18. hey gidi fehmi ağabey hey.44 yaşında bir öğretmenim yazılarınızı okuyarak büyüdük.fikri temellerimin oluşmasında önemli katkınız var.ama bugün savrulduğunuz yere bakın benim gibi yüzbinler size nasıl kırgın kim bilir kaç nesil sizden etkilendi.siz kısaca muhalefete akıl veriyorsunuz abdullah gülü aday gösterin ama parlementer sisteme geri döneceğiz cümlesini gündemde tutun bu halde azda olsa şansınız olur.inanın hiç şansları olmaz bu oyunlara milletimiz ergenekon mitinglerine yüzde 47 ile nasıl büyük tepki verdiyse inanın cumhur ittifakının bile hayal edemeyeceği bir oy lacak kim bilir belki yüzde 60 ı geçmeside sürpriz olmaz.biraz daha oyun biraz daha film daha çok oy demek bizim için

    • Ha demeki 60% oy meselesi doğruyumuş.
      4 gún önce böyle bir Twit okumuştum.
      Şimdiden YSK tarafından múhúrlenmíş hazír oylardan bahs ediyordu. tam sizin tahmin rakamınıza uyuyordu.

    • Mustafa Bey bir süre önce aynılarını yazmıştım gerçekten de Fehmi Beyin savruluşu ibret verici. Nurdan hanım mevcut seçim sisteminde ima ettiğiniz hile yapılabiliyor ve CHP gibi diğer muhalif partiler bunu tespit edip net olarak ispatlayamıyorlarsa bu kadar ebleğ bu kadar becereksiz bir güruh lütfen ülkeyi yönetmeye talip olmasın. Çün kü sistem size sandık sandık gözlemci gönderme yetkisi vermişken, her oy sizin ve diğer partilerin temsilcileri gözü önünde açılıyorken temsilcileriniz sayım tutanağını imzalıyorken (bu arada referandum da ki mühürsüz oyların sandıklarında muhalafet gözlemcilerinin onay imzası mevcut.) bu imzalı tutanağın nüshası sizde varken. Tüm tutanaklarda ki rakamları alt alta toplamaktan ve YSK nın sandık sandık yayınladığı sonuçlarla karşılaştırmak dan ibaret bir iş becerilemiyor ise bu muhalefet değil ülke okul kantini yönetemez. Yok eğer buncacık işi becerip şu sandıkta şu hata var şurda şu muhalefet şerhi var bunların toplamı şu kadar oy demek yerine hala boş boş YSK bilmem ne demiş benim sandık görevlisi sandık da durmamış diyor iseniz sağdan gidin cüzdan bulursunuz.
      gerçekten var orda cüzdan gidin siz var billaaa…

      • Sn. Abdal Sadece kendi fikriniz de olan insanları okumak sizi kör bir Abdal yapar (sizi tenzih ederim öyle yapanlar için) . Fehmi beye katılmasam da bunca sene siyaset de dirsek çürütmüş on binlerce köşe yazısı yazmış pek çok siyasiyle dirsek teması devam eden bir insanın yazılarını okumak ve yazıları okuyan insanlara tanınan yorum hakkını kullanmak doğal bir şeydir.

  19. Daha önce de yorumlamıştım: Bir sistemin adı ne olursa olsun, sistemin işleyişini dengeleyen, denetleyen kurumlar olmadıkça veya olup ta, kendinden beklenen veya kanunlarla ona yüklenen işlevini yerine getiremeyen kurumların olduğu sistemler, işleyişi itibariyle, ya topal olur yada değişmeye mahkum kalır..şimdi bizde yaşandığı gibi…

    Sn. Koru kendi hakkı olarak parlamenter sistemi benimsiyor ve bunun, sistem değişikliğine gittiği ülkemizde yeniden tesis edilmesini istiyor. Ancak bunu isterken, ülkemizde başından beri uygulanagelen parlamenter sistemin 1 Kasıma kadar olan serencamına bakarak; parlamenter sistem, ülkemize isteneni vermiş midir? diye bir soru sorduğumuzda, kısaca cevap hayır olacaktır..arkasından belki sebepleri sıralanacak şekilde…Bu cevap, getirmeyi istediğimiz Cumhurbaşkanlık sistemini savunmamıza/istememize gerekçe teşkil etmez. Etmez, çünkü; 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra
    olmasa da 16 Nisandan sonra fiili Cumhurbaşkanlık sistemini yaşıyoruz ve yapılan uygulamalara baktığımızda istenenin bu da olmadığı gün gibi aşikar. Çünkü, Cumhurbaşkanının (Başkanın) erkler (yasama, yargı) üzerindeki sultasını hissetmiyoruz diyemeyiz ..parlamenter sistem üzerinde de vesayet odaklarının sultasını yıllarca yaşadığımız gibi.

    24 Haziran seçimlerinde yeni sistem halktan onay alırsa, şimdiki yürütmenin isteyipte yapamadığına artı neler katacak sorusuna; yasal dayanağa kavuşulacak cevabıyla, şuana kadar yapılan uygulamaların, fiili durumun yasal dayanaktan yoksun olduğunu kabul etmiş olmaz mıyız?

    Öyleyse sistem kadar onu uygulayıcılar da önemlidir. Sistemin ana erklerinin başına koyduğumuz devlet adamları, o sistemin gereklerini yerine getirecek kadar ehil olmalı milli ve manevi değerlerle de donalı olmalıdırlar. Kanunlara riayet edecek kadar yeminlerine sadık olacakları gibi kesinlikle ”yalana” tevessül etmeyecek kadar da emin olmalılar.

    Uygulanagelen parlamenter sistem bize istediğimizi sağlayamadı..getirmeyi istediğimiz Başkanlık sistemi adına da kuşkularımız tavan yapıyor ki; toplum da, bu konuda tam orta yerinden ikiye bölünmüş kafa karışıklığı içerisinde…Fifti fifti gerçekleşecek sistem değişikliği, beraberinde, hakkındaki sorunları da yeni döneme taşıyacaktır.

    Ben 24 Haziranda önüme konacak sandıkta, adayların profiline, geçmişine, sözü ve icraatı ile çelişip çelişmediğine, ”emin” sıfatını üzerinde ne kadar taşıdığına bakarak oy kullanacağım. Belki sistem arızalarını gidermeye ve yeni sistem gereksinimlerini karşılamaya daha emin ve güvenilir bir ortamda girilir umuduyla…

  20. Yani parlamenter sisteme geri dönüşü Gül le yapacağız, öyle mi? Referandum boyunca bir iki utangaç çıkış dışında parlamenter sistemden yana tavır aldığını bile haykıramayan Gül le mi? Hadi aday oldu diyelim, chp liler 7 yıl Çankaya da noterlik yaptı dedikleri birine nasıl güvenip de oy verecekler?..

    • Bi 7 yil daha yapar noolcak, maksat ilkelerin kutsalligi! Parlamenter sistemin guzelliklerini su 15ler parodisiyle yeniden hatirlamis olduk. Siyasi tarihimiz bu turden saklabanliklarla doludur, demireller, ecevitler, erbakanlar…

  21. Necip Bey diyor ki: “Millet diğer ülke liderleriyle tabir yerindeyse aşık atabilecek nitelikte bir lidere sahip oldu ve kolayca vazgeçmeyecektir” Necip Güven 25 Nisan 2018 at 07:56

    Beni dinleyin ey millet! (Biraz teori çoğu pratik anlaşılır şeylere değineceğim- Mesele, Gül-Kılıctaroglu-Akşener-Bahceli-Erdogan ve bilumum diğerleri meselesi değildir)

    Bana öyle geliyor ki “Başkanlık” bir nevi Padişahlık gibi algılanan ve tanımlanmağa çalışılan bir model ve özencik bir kavram! Padişahlık formatına özenmek demode bir özentidir. Osmanlı’lara özenti aslında bilinçaltında onların bir zamanlar sahip oldukları GÜÇe özentiden başka bir şey değildir. Ancak günün şartları çok farklıdır. Bu devirde GÜÇLÜ OLMAK için Bilim-Teknolojiye odaklanmaktan başka tek bir yol yoktur (Allah’ın düzeni çetindir). Bunun için de ülke adına önceliklere karar verip dogru-dürüst bir yonetim ve hızlandırılmış etkin bir eğitim şarttır. Gayet avantajlı bir zaman birimindeyiz: Hızlandırılmış etkin bir egitim bu elektronik çağda çok daha kolaydır. Doğru-dürüst yönetimin bizim için en kolay anlaşılabilecek şekli gayet basit; işin anahtarı anlayabilene DiNi’mizde/Kuran’da verilmiştir ve evrenseldir. Elhamdülillah şanslıyız, çünkü müslümanız. Ancak bizi bu şikayet ettiğimiz duruma getiren şey “ezbere müslümanlık”tır. Bu pasivize halden dinamik bir üst seviyeye çıkmanın şartı “İman ve akıl” sentezidir. Her konuda gelişme bu iki temel elemanın sinerjik çalışması sonucudur. Yönetim açısından bu iş şu temel kurala sadeleşmiş olur: “Maaş artı Allah rızası”. Bunun ötesinde bir yol “yolsuzluga” çıkar ve bu bize haramdır, hiçbir zaman hayır getirmediği gibi, Allah indindeki hesaptan kurtaramaz. “Maaş+Allah rizası” dünyada başarılı olmaya yettiği gibi, “kul hakkı”yla öbür tarafa gitmeğe tedbir/önlem teşkil eder.

    “Millet diger ülke liderleriyle tabir yerindeyse aşık atabilecek nitelikte bir lidere sahip oldu…” derken bu diğer milletlerden kasıt bir ABD ve bir Fransa ise burada temel bir hesap hatası var demektir. Onlar gelişmelerini, özellikle Bilimsel ve Teknolojik olarak hemen hemen tamamlamislardir, düzluge coktan çıkmislardir. İşin gerçekliğinden hayal alemine kaymanın alemi yok. Bizim bayır yukari gidecek daha cok yolumuz var. Tali hızlandırıcı sebepler olsa da Osmanlı’nın çüküşü tamamen bu konudaki hatalardan dolayıdır. Devir bir Fatih Sultan Mehmet devri değildir. Bu konudaki hataların filiz vermesinden büyüyen o koca kabak “Abdülhamid”in başında patladı. Her bir tarihi simaya saygımız var, ancak bizi kurtaracak olan metoddur/sistemdir, temel güzergaha girmek ve çok çalışmaktır. Metod: iman ve aklın sentezi, gerisi sıkı çalışmak. Çalışmanın şekli ve şemali de “Maaş+Allah rızası”dır. Bu Anadolu müslümanlarının/Türkiye’ni kültürü ve displini olmalıdır. Sn. Karagülle’nin habire değindiği “adil düzen” bu kültür ve disiplinden sonra yavaş yavaş kendiliğinden oluşur. Allah rızasının anlamını iyice idrak etmek gerek, bu iş “ezbere müslümanlık”la olmuyor.

      • Bu iddian var ya körkütük partizanca bir iddia! İskemleden atma! Manda-himaye kabul edilmeli diyen mi var ki onu “baz” alıyorsun.

        Güçlü olmak konusunda, para birimin T.L. nin veya onun bağımli oldugu Doların tarihimizdeki zamana gore degisimini altına göre sabitle, en guçlü dönem dediğin bu dönemde ülkenin 14 bin dolarlık gayri safi milli hasılanın (GSMH=GNP) ne kadar güçlü olduğu ortaya çıkar. Senin AKP marka at gözlüklerinden bu tür gerçekler gözükmüyor herhalde. Kafiyeli şeyler daha iyi anlamana yardım ederse:…

        Ah şu “ezbere müslümanlık”, gözlere de vuruyor,
        Ah şu “at gözlükleri” adamın gözlerini de bozuyor!…

  22. sorunun tam da adayın kimliği olduğunu itiraf etmenin nesi kötü sayın koru?
    ne yani şimdi parlamenter sistemde devam eden bir cumhurbaşkanlığı seçimi olsaydı farklı bir tutum içinde mi olacaktınız? her şey sistem için mi yani…

    kuvvetler ayrılığı ilkesi ve denge denetim mekanizmaları parlamenter sisteme ait ilke ve mekanizmalar değil, ve sanki parlamenter sistemimizde de çok iyi işletiliyor idiymiş gibi…kör ölür badem gözlü olur.
    İstiklal Savaşı’nı da yürütmüş ve en umutsuz günlerde ülke için umut olmuş meclisin pek iyi işletilemediği zamanları da bir ara hafızaları tazelemek amaçlı yazayım, kel ölür sırma saçlı olur…

    sorun adayın kimliği elbette. net.
    fehmi bey kendi adayının üstünde durulması konusunda ısrarcı ama muhalefetin” Bunları yazıyorum, ama muhalefetin dikkatini, kör parmağım gözüne türden, adaylar üzerinde yoğunlaşmaktan uzaklaştıracağını bekliyor muyum?” diyecek kadar kendi adaylarının üstünde durması konusunda eleştirel.
    Abdullah gülün adaylığı önemli ama süper zekaların sandığı gibi güçlü bir rakip olup etekleri tutuşturacağı için değil elbette. kendisi dahil herkes bunun hayal olduğunu bilir. cumhurbaşkanlığı konusunda bir yarış olmadığını herkes görebilir. amaç meclisin çoğunluğunu ele geçirmek bunun için gülü araçsallaştırmak ve onun da kabul edecek olursa buna alet olması…akp nin kalbinden birinin buna alet olması…çok yazık olur doğrusu…arınç başka yöne başımı çevirmem derken gülün ikna olması gerçekten yazık olur derim.
    chp nin tabanının önemli kısmı seküler seçmendir ve gülü kabul etmeyecektir. yılmaz Özdiller güle karşı erdoğana bile oy verirler… saadet seçmeni akp seçmeni kadar bile ılımlı değildir zannediyorum onlar da chp ile ortaklaşmayı hoş görmeyecektir, olsa olsa aradaki ılımlı gruba dertlerini anlatabilecekler, bunlar da kaç kişi olacak göreceğiz. çatı aday doğru fikir bile olsa doku farklılığını kapatacak bir aday olmalıydı derim. parti kimliğinden ziyade toplumsal uzlaşı ve barışı önceleyecek sosyal projelerde öne çıkmış bir isim olabilirdi belki. bir akp liden kurtulmak isteyen neden başka bir akp li ye koşsun ki. muhafazakar aday istemeyen neden muhafazakar bir adayı seçsin ki. istekli ve arzulu olması gerekmez mi bir çatı adayın o zaman neden zorla eline tutuşturuluyormuş hissi uyandıran fehmi beyin dediği gibi arzulamadığı halde kabul ederse edecek bir adayı desteklesin ki üstelik.
    kısacası ben Abdullah beyin adaylığını pek çok açıdan tartışmalı buluyorum. kabul edecek olursa dahalarını sıralar, eteklerimiz ne kadar tutuşmuş ayrıntılarız…

    bu arada ermenistandaki olaylara da dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum. her yer ısınıyor. O-halde seçime gitmek çok tercih ettiğimiz bir şey olmasa da haziran seçimlerinde pkk yı harekete geçirenler yine bir şeyleri tetikleme derdinde olabilirler, yine Erdoğan seçilmek için ortalığı karıştırdı diyecek ellere karşı uyanık ve tetikte olmak gerekir.

    • Ermenistandaki olaylar gec bile kalmisti, putinin karnini gidikliicak yeni bi cephe aciyor ust akil! Ama sarkisyan gibi bir pisligi de kardes ermeni halki daha fazla tasiyamazdi. Insallah ordaki gelismeler karabagda da bi uzlasmaya yol acar…

  23. Beklenen son hareketin gerçekleşmesine birkaç gün kaldı. Bahçeli yaptığı sert açıklamalarla Gül ün adaylığını kesinleştirdi. Şu ana kadar hiçbir sürpriz yok. Saflar tamamen belirlenmiş oluyor. Artık sabırla 24 Haziran tarihini bekleyebiliriz. Ortaya çıkan çatı aday formülü de yamalı bohça görüntüsü veriyor. Bunu tüm muhalefet cephesi biliyor olsa da son şansları olduğu muhakkak. Çatı adayı halka kolayca anlatmaları da mümkün olmayacak. Sürecin sonunda Saadet Partisi siyaset sahnesinden silinecek. Terör destekçisi parti bir süre daha varlığını sürdürecek olsa da silahlı gücü ortadan kaldırılınca pasifize olacak. Abdullah Gül ise aday olmasının gerekçesini hiçkimseye açıklayamayacak. Sultan Abdülhamid Han’ ı yahttan indirmeye çalışan beş benzemezlerin hedefine ulaşması ise geçmişle benzer sonuçlar verecektir. Ülke son 10 yılda kazandığı herşeyi birkaç yılda kaybedecektir. Kalan 2 aylık sürede hayır lobisinin bize kaostan başka vaad edecek hiçbirşeyi yoktur. Ülkenin ayağına yeterince dolanmış olan bu muhalefetin yerine en azından birkaç projesi olan, kötülemekten, çamur atmaktan, yalandan dolandan başka meziyetleri de olan birileri gelirse gelecekten umudumuz olabilir.

    • Türkiye son 10 yılda ne kazandı, hırtlağına kadar borç, yükselen enflesyon, dolar oldu 4,10 TL büyüyen işsizlik,
      kendi vatandaşını bölmek,hukuk yerle bir,adalet sizlere ömür, bütün dünya devletleriyle düşman,kendi vatandaşıyla en az %50 düşman, dış dünyada sıfır itibar, giden beğin göçü, kaçan sermaye,bol bol hamaset ,et ithal saman ithal, tarımda kendi kendine yeten ülkeden her şeyi ithal etmek ama dünya bizi kıskanıyor. Eğer bunları kaybedeceksek hoş geldi safa getirdi

  24. Abdullah Gül “Sustu,sustu, şimdi aday olmak istiyor” ! DİYORSUNTabii ironi olarak!Ben de diyorumki AKPARTİ İLE İLGİLİ HİÇBİR ETKİNLİGE KATILMA- HATTA 15 TEMMUZ YENİKAPI BULUŞMASINA DAHİ- AMA BİZZAT KINADIGIN VE SANA ENBÜYÜK ZULMÜ YAPMIŞ 28 ŞUBAT YÜZSÜZLERİNE ÖDÜL VERME TÖRENİNE KATIL! BU NE YAMAN ÇELİŞKİDİR. SEVGİLİ KORU SN.GÜL BİR AN ÖNCE BU ÇELİŞKİLER YUMAGI OLMA DURUMLARINDAN VAZGEÇMELİDİR!TIPKI BÜLENT ARINCIN YAPTIGI GİBİ YARALARINI İÇİNE GÖMEREK! 28 ŞUBAT YÜZSÜZLERİYLE AYNI KAREDE POZ VERMEK ONUN İTİBARINA ZARAR VERİYOR! ASLINDA YAZINIZDA DA ÇELİŞKİ VAR !; MESELE İSİM DEGİL SİSTEM OLMALI DERKEN AYLARDIR GÜL İSMİNİ ISRARLA POMPALAMANIZ BU ÇELİŞKİNİN TEMELİDİR! SİZ DE ACİLEN BU ÇELİŞKİLERDEN KUTULMALISINIZ! VESSELAM

  25. sayın gül ün 27 nisanda adaylığını açıklaması çok da ironik olur hani sayın tayyip erdoğanın KARDEŞİM GÜL CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZDIR dediği meşhur 27 nisan bildirisi yıldönümü . KİME KARŞI VE KİMLER TARAFINDAN VERİLMİŞTİ O E MUHTIRA . ACABA . TEK KELİMEYLE NANKÖR KEDİLER YTACAK YERİNİZ YAK .

  26. İki turlu cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemizdeki ilk tecrübesi, Fehmi Bey’i yeterince uyandırmamış görünüyor. Siyasi gözlemci gibi olmasa da geçmiş yıllarda Fransa’da nasıl uygulandığına şahit olduğum iki turlu seçimde gözlemlediğim doğru yaklaşım, ilk tura her partinin kendi görüşünü yansıtan en güçlü adayları ile katılması, ayrıca partiler dışından bu işe hevesli bireysel adayların da dahli ile çoktan seçmeli bir ortamın oluşmasıdır. Böyle olunca seçmenin oyları ilk turda dağılıyor, ikinci turda ise en popüler iki aday arasında ciddi bir yarış oluyor. Burada esas mesele her partinin tüm Türkiye’ye hitap edebilen en güçlü adaylarıyla seçime katılmaları. Abdullah Gül bu yarışta illâ olacaksa, ancak ya SP adayı olarak ya da bağımsız aday olarak hayatın doğal akışına aykırı gitmemiş olur. İkinci tura kalırsa, (ki bunun için seçimin hemen öncesinde lehine yarıştan çekilen rakipler olabilir) o zaman muhalefetin doğal çatısı oluverir. Ekmeleddin tecrübesi sonrası ilk tur için yeniden çatı aday zorlaması, gerçekten de fazla zorlama olur ve tarafların kimyasını bozar kanaatindeyim.

  27. İsmail ve Bekir beyler diyor ki:

    1) “başkanlık sisteminin ne zararı var. Somut zararları ne olabilir”. İsmail öelik 25 Nisan 2018 at 06:38

    2) “Meclis yeniden parlamenter sisteme dönme kararını bile verebilecek olan tek organdır. Dilerse Anayasayı değiştirir ve eski sisteme dönülür”. Bekir 25 Nisan 2018 at 07:49
    ——–

    1) Kendini üstün gören ama, birçok noksanlığını görmeyen veya takıntıları nedeniyle görmek istmeyen tek bir kişinin bütün ülke adına direkt olarak ahkam kesmesi milletin başını belaya sokabilir. Parlementer sistemde bütün fikirler tartışılır en iyi fikir desteklenir. Özel hallerde, örneğin, harp halindeyken Başkanlık sistemi elverişlidir, çünkü herkes pürdikkat ve tetiktedir. Hızlı hareket hayat-memat meselesi kadar önemlidir.

    2) Meclis gerçekten yeniden parlementer sistemine dönme kararını Başkanın baskısı/etkisinde kalmaksızın, yani bağımlı degil de bağımsız olarak verebilecek güçteyse mesele yok.

    Başkanlık sistemi denensin, sonuçlar iyice analiz edilsin. Yönetim ve genel durum daha verimliyse Başkanlık o zaman herkesin içine sineceği şekilde devam edebilir. Bu konuda muhafet ve iktidar arasında uzlaşmaya varılması iyi olur. “Ben yaptım oldu; bu işi en iyi ben bilirim, gerisi hava-civa” yaklaşımı çok riskli bir tutum. Mustafa Kemal paşa döneminde bu oldu, çünkü millet harp halindeydi-harpten çıkmıştı. Ancak, sonrasında eleştirilebilecek şeyler de oldu…. (ayrı konu). Gelişmesini tamamlayamamış bizim gibi ülkeler için Başkanlık sistemi sakıncalıdır. Teknoloji olarak gelişmiş olsak, örneğin, bir ABD, bir Fransa kadar olmuş olsak hemen Başkanlık sistemine geçelim. Kendimizi aldatmayalım daha o kadar değiliz…. Denenmeden, kestirme bir Başkanlıkla bu işin olacagını sanıyorsak hayal alemindeyiz demektir…..

    • başkanlık sistemi belki yararlıdır ama bu şekliyle değil by pas olmuş ve sayısı 600 e çıkarılmış güya itibar kazandırılıyor.her türlü yetki bir kişide toplanmış nasıl yönetilicek Allah ınızı severseniz yani bir insan hiç hata yapamazmı onu kim kontrol edecek Osmanlı da bile bir şeyhül islam kararlara direkt etki edebiliyor bu sistemde her yargıcı sen atayacağın ve onlar sonra seninhakkında karar verecek

      • Bu şekliyle degil diyorsun, tamam…. Ben onun icin önyargısiz ve esnek davraniyorum, madem çok ısrar ediliyor denensin ve gidisati gözleme alinsin diyorum. Insan hata yapmaz mi, yapar tabii ki. Al sana Trump. Hem de ne hatalar yapiyor, ve kendi ulkesinde elestirilerle yerden yere vuruluyor (aşık atmaya çalışan bizimkisi katiyyen tahammul edemez-onun için bizde medya bastırılmış durumda).

        Trump’ın hata yapma lüksü var, çünkü sistemleri oldukça sağlam; teknolojik, ekonomik, askeri güçleri var. Macron ve diger bazılarının da var, mukayese ile bizim pek yok. Sabırla disiplinle çalışırsak ilerde olabilir. Onun için bizim az konuşup, çok calışmaya bir an önce kalkınmağa odaklanmamız lazım. Başkan olacaksa böyle bir Başkan gerekli. Erdogan şu ana kadar performansıyla çoğunluğa güven duygusu veremedi. Çoğunlukla duygusal ve tepkisel şovu seven biri. İman-akıl senteziyle törpülenmesi halinde belki etkin bir dışişleri Bakanı olabilir. Gül gibi biri Başkan olsa yeni düzenin elemanı olarak Erdogana da sistemde bir sorumluluk verilebilir. Tek başına bir ses olması büyük çoğunluğa güven vermiyor. Güven verici hareketler yapamadı çünkü….

  28. Fehmi Abi,

    baskanlik sisteminin ülkemize herhangi bir zarari yok… Hatta Almanya bile secimlerden 6 ay sonra hükümeti kuramazken baskanlik sistemini tartismislardi… Simdi koalisyonu kurabildiler ama huzursuz calisiyorlar.

    Ismail Öelik’ beyin yorumuna bende katiliyorum. Ayni sorulari soruyorum. Baskanlik sisteminin ülkemize ne zarari olabilir… Fransada, Amerikada hatta ve hatta ingilterede (Kralice onlarca senedir ülkesini yönetiyor) bir sorun olmuyorda, ülkemizde baskanlik sistemi oluncami sorun oluyor…

    Birde Fehmi abi, masallahiniz var yarni.. Ne edip edip, Abdullah Gül’ü Türkiye gündemine siz soktunuz. Sanirim su an Aday olma asamasinda. Cuma günü Cuma namazindan sonra aday olacagini aciklar sanirim..

    Halk nezdinde ne kadar karsilik bulur, onu hep birlikte görecegiz.

    Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler insallah.

    • Almanyada nerde başkanlık tartışıldı ben hiç öyle bir tartışma ne tv de nede basında duydum,
      varsa öyle bir tartışma linkini verde bakalım bizde bilgilenelim.

    • bu akp cenahının vatandaş olmanın gururu yerine tebaa olma özleminin hangi bilim tarafından incelenmesi gerektiğini bulmaya çalışıyorum. psikoloji mi, sosyoloji mi, siyaset bilimi mi, hepsi mi?
      “Bunlar ayrı bir tür. Acaba bu ülkede taş devrinde yaşama özlemi olan da var mıdır?” merak etmeye başladım.

  29. Sayın Koru, referendum olalı bir yıl oldu ülke iyiye gitmedi diyorsunuz yazıklar olsun bu savınız bile sizin nekadar art niyetli olduğunuzu gösteriyor. Allah aşkına bir yıldır bu ülke başkanlıklamı yönetiliyor yoksa parlamenter sistemlemi yönetiliyor. şu yaşananlar bile yeni sistemin nekadar elzem olduğunu gösteriyor. Sayın Koru size bir sorum var oda şu Başkanlık sistemine geçişi ingiltere, ABD ve AB istiyorlar mı? onların istemediği bir sistemi nedense sizlerde istemiyorsunuz merak ediyorum acaba bu konudaki ortak isteğinizin oralarda okumanızla bir alakası var mı?

  30. Cumhurbaşkanlığı 2.tura kalacak şekilde hesaplar yapılıyor ancak bu hesaplar tutmaz da ilk turda “atı alan üsküdar’ı” geçerse ne olacak? Bence bu iş ilk turda muhalefetin etkin stratejileriyle kotarılmalı ve hayır bloku motive edilmelidir. Sayın Abdullah Gül troller tarafından uzun süredir sosyal medyada karalama kampanyasına tabi tutuluyor. Hedefte olmasının tek sebebi akp’den oy koparacak bir profil olmasıdır. Kaldı ki Fehmi Bey’inde yazıda dediği gibi 16 Nisan Referandumuna toplumun göreceği şekilde “hayır” demiş ve “trenden inmekle” suçlanmıştır. Dün akşam saatlerinde mhp’nin genel başkanı peş peşe attığı twitlerde yine Abdullah Gül’ün aday olmamasını ifade etmiştir. Kimileri bunu mhp’nin aslında bu çıkışla muhalefetin abdullah gül de tereddütler yaşanmasısı için bir hamle olarak değerlendiriyor. Bunu zaman gösterecek. Ülke adına hayırlısını dilemekten başka çare bulamıyorum.

  31. Bence hem muhalefet hem Fehmi bey bazı kavramları yanlış değerlendiriyor. Meşhur %49 luk kesimi tamamen başkanlık ve Akp-Erdoğan karşıtı cephede zannediyor ve bunun üzerine %1+1 koymayı başarabilirse işe oldu gözüyle bakıyor.
    Halbuki sistem tartışması 16 nisan referandumuyla bitti şu anda 24 haziran seçimi yeni sistemde cumhurbaşkanlığını en iyi yapabilecek kişi ile ilgili. Birilerinin düşündüğüne göre değil kendi düşündüğü manaya göre bir karar verecek halk. Bu kararda sadece içi politika saikleri değil, özellikle dünyanın ve çevremizin durumu da büyük rol oynayacaktır. Millet diğer ülke liderleriyle tabir yerindeyse aşık atabilecek nitelikte bir lidere sahip oldu ve kolayca vazgeçmeyecektir.
    Referandumdaki %49 içinde o zaman başkanlık olmasa da olur veya nemelazım mevcut sistemde devam edelim, ne güzel iktidarız işte diyen Akpliler de vardı. Ama referandum bitti ve sistem değişti. O zaman hayır vermiş olan Akpli de muhalefet kesimindeki vatandaşın çoğunluğu tekrardan bir değişiklik yapalım diye düşünmeyebilir ve bence öyle. Hatta şimdi, işte bu sistemle iktidar olma şansı bulduk, değerlendirip bu fırsatı kullanalım başkan olarak ülkeyi yönetelim diyen Chpliler de var. Örnek için uzağa gitmeyin; Muharrem İnce mesela. Hele muhalefet bugünkü gibi sertleşme, Erdoğandan kurtulmak için ülkeyi bile yakmak mübahtır noktasına geldiğini ve fetö ile işbirliğini açıkça göstermeye başladıktan sonra, bu ülkeyi Erdoğandan başkası toparlayamaz diyenlerin muhalefet içinden de çıkması doğaldır.
    İşte bu nedenle kişiler önem kazanıyor ve Fehmi bey son birkaç günde yaşananlardan sonra umudunu kaybetme noktasına geliyor. Ama maalesef bu gibi siyasi konularda birilerinin umutsuzluğu birilerinin umududur ve %100 e umut verebilecek nitelikte bir politikacı yeryüzünde mevcut olmamıştır ve olmayacaktır. Halkımız da mevcut seçenekler içinden en iyiyi seçecek basiret ve ferasete sahiptir elhamdülillah.

  32. Sayın Abdullah Gül aday olmasın, olursa çok üzülür. Karşısında , ayarı , kaybetme korkusuyla iyice kaçmış , ekonominin tükenmişliği karşısında çaresiz , kendi yarattığı zenginlerin bile İngiltere’ye ve başka yabancı ülkelere gitmesiyle de iyice çılgına dönmüş , darbe sonrası yarattığı hukuksuzluk ortamı sonrası kendisine oy veren bir kitleyi de kaybetmiş , gençlerin ise hiç umrunda olmayan bir iktidar cephesi var. Bu cephenin hangi silahlarla orantısız ve pervasızca bir şekilde kampanya yapacağı ise malum. Efendiliği ile bilinen Sn.Gül bu saldırılara dayanabilir mi ? Çok zor. Sn.Meral Akşener basında yer verilmese de bahsettiğim bu türden saldırılara karşılık kendi argümanlarını geliştirmiş ve iktidarın yumuşak karnını çok iyi bilip iyi siyaset yapıyor . Topa girerse sayın Gül” e yazık olacak . Kendi kıratında olmayan basit adamların bile saygısızca muameleleri başladı bile . Zaten hele bir de meydanlara davet edilen Sn.Kılıçdaroğlu aday olursa , ABD nin galip geleceği , mevcut idarenin devam edeceği bir döneme girileceği çok açık . Bunun için de pazarlıklar sürüyordur muhtemelen . Hakan Atilla davası da Mayıs’a kaldı bu pazarlıkların devamını gösteriyor olmadın şakın ? Dananın kuyruğu kopacak , kazanan kim olursa olsun maalesef ABD nin dedikleri yapılacak gibi görünüyor . ABD bastırırsa ve bizimkiler teslim bayrağını çekerse Sn. Kılıçdaroğlunun adaylığını açıklaması da ihtimal dahilinde . Günlerdir ringe çağrılmasından belli değil mi ?

  33. Muhalefet genel olarak beceriksiz. Yaşlı liderler heyecansız partililer. Parlementer sisteme geri dönüş isteniyorsa bunu daha net ve bir program çerçevesinde açıklamalılar. Genç siyasetçiler öne çıkamıyor bizde ve en büyük kaybımız da bu. Enerjik bir siyasetçi yok muhalefet tarafında. Dönüyor dolaşıyor Gül e mahkum oluyorlar. Bu kadar kısır olması siyasetin acıklı gerçekten.

    • Secme ve secilme yasini bosuna 18e dusurmedik ve 3 donem kurali da bu yuzdendi, cb secilme yasi da 40 degil daha genc olsun:) ama sorun alt sinirda degil ust sinirda:) yani beyin olumu gerceklesen siyasi emekli olsun diyebiliyor muyuz?

  34. Başkanlık sisteminde meclisin devre dışı
    kalacağı tezine katılmıyorum.Meclis
    yasama,yani kanun yapma organıdır ve yeni sistemde bu fonksiyonunda en küçük
    bir değişiklik dahi olmayacaktır.Bilakis
    yasama görevi üzerinde yoğunlaşacaktır.
    Hükümet kurma pazarlıklarına,eksik tamamlama operasyonlarına muhatap olmayacaktır.

    Meclis yeniden parlamenter sisteme dönme kararını bile verebilecek olan tek organdır.Dilerse Anayasayı değiştirir ve
    eski sisteme dönülür.

    Ancak hükümetin kuruluşuna meclisin
    bir dahli olmayacak.Bu da normaldir.
    Çünkü hükümet yürütme organı,meclis yasama.Her organ kendi işine bakacak.
    Başkan hükümeti kurma yetkisini halkın
    yarıdan fazlasının oyu ile kazanmış olacak.Yani güven oyunu halktan alacak.

    Gençlerin mutsuz olduğu iddiasına da katılmıyorum.Gençler dün mutluydular,
    bugün mutsuzlar diyemeyiz.Çünkü gençler aleyhine gelişen bir durum yok.
    Gençlerin seçme ve seçilme konusunda
    yeni kazanımları oldu,üniversitelerin sayısı arttı.Bir çok yenilik yetişkinlerden ziyade gençlere hitap ediyor.

    Gül’ün adaylığı meselesi bizim için yeni
    ciddiyet kazandı;ama Fehmi Bey için işin
    başından beri ciddi idi.Kafama takılan bir soru da şu:Abdullah Gül acaba Ak Partili
    mi,yoksa değil mi?Elbette tercih kendisinin ama,pek Ak Partili gibi görünmüyor dışarıdan bakınca.Bülent Arınç dün kendisinin iyi bir Ak Partili olduğunu açıkladı.

    Fehmi Bey muhalefetten pek ümitli
    görünmüyor.Akıllarını başlarına alıp
    Gül’ü aday göstermelerini tavsiye ediyor.
    Hayırlısı,iş olacağına varır.

  35. Abdullah Gül, Saadet Partisinden aday olabilir ancak referandumda hayır diyemeyen Abdullah Gül benim oyumu alamaz. Fehmi Koru’nun alternatif isimlerden bahsetmemesi çok saçma…

  36. Fehmi bey üç gün õncesine kadar 11.C Başkanına selam vermek dahi istemeyenler.trolleri ona musallat edenler koltuklarını korumak için bir anda 36o derece dönüşlerine ne demelı.
    Refarandüma giderlerken hangi görüşten olursa olsun. Dúnyayı iyi taniyan, ve siyasetti iyi bilen tecrübeli devlet adamlarına hatta bunlardan bazılarınada her zaman kardeşlikten sõz ettiği halde neden bu insanları adam yerine koyup da ” Türk tipi bir diktatörler de dahi olmayan yetkilerle donatılmış başkanlík sistemine geçmek istiyoruz bu konuda sizin görüşünüz nedir?” diye somak şöyle dursun metal yorguluklari içimizden temizliyoruz havasína girdileri.
    Bu kadar hassas konularda karara varmedan önce
    bir kez olsun onlara tenezz edip konuşmamíş, şimdi ne olduda onlarla görüşmek için can atmaya başladílar?
    Bakalım milleti buna nasíl bir cevap verebilecek.
    CHPnin son demokırasi nasıl gündemi değiştirip politikacilarí hizaya soktu.
    Biz azda olsa millet olarak rahatladık.

  37. Yazılarınızı sürekli takip edenlerdenim.
    Başkanlık sisteminin ülkemize ne gibi zararı var.
    Parlementer sistem türkiyemizde iyi işletilenedi,başkanlık sisteminin ne zararı var.
    Somut zararları ne olabilir.
    Selamlar…

    • Baskanlik sistemi zararli olabilir diye eski sistemin tum kokusmusluguna katlanmaliyiz! Hani soyle bir acmazimiz daha vardi eski turkiyede: sikmabaslar/tesettur iktidara gelirse sapkasiz/tesettursuz insanlara baski yaparlar diye… Sonra da habire ortulu bayanlara kufrederlerdi. Onun gibi bi abukluk da bu iste: istemezuuuk!

    • İsmail bey siz başkanlıkla ilgli soruları banami sordunuz?
      Eğer bana sordu iseniz.
      Yazımda “Türk tipi diktatörler de dahi olmaya”yetkilerden bahs ettim.
      mesela, ABD başkanlık sistemi ile yönetiliyor Trump gibi biri başkanlık koltuğuna oturur oturmaz 7 Müslüman ülelke vatandaşlarını içeri sokmama kararı verdi ve anında uygulamaya konuldu. Bu olayi mahkeme geçici iptal edinceye kadar ABDDye bayağı pahalıya mal oldu.
      ABD ki başkanlik sistemi ile bizdeki başkanlık sistemini değil kıyaslamak yanından dahı geçmez.
      ABD anayasası insanlara konuşma hüriyeti veriyor ve mahkemelerde karar verirken bizdeki gibi emirleri değil kanunlarları uyguluyor.
      Burada başkan kendi kabinesini seçiyor fakat senetorler kabine üyelerini tek tek sorguya çekip ondan sonra onayliyor.
      Buna rağmen Trup FBİ başkan ve başkan yardımcısını görevden aldı ve onun aleyhinde olan dosyaları sümen altı etmek istedi, yukardada belirtiğim gibi burada kanunlar iyi işledıği için halkıda tepki vermesini iyi biliyor.
      Bence halk bilinçli olursa kim gelirse gelsi yalniş yapmakdan çekinir.
      Bakın Beyaz Sarayda 337 oda var zannedersem ikiyüzlü senelik bir bina.Bizdeki Çankaya Köşkünün suyumu çıkmıştı da 1100 küsür odali A S yapıldı.
      Biz Türk halkı politikacılar için varız kendimiz ve geleceğimiz için değil.
      Bu sitede de yazanlara baktığimizda tartışmak yerine kavgalı savunma yapiyorlar.
      Sorgulama yok, gerçeklerden rahatsız olma zaten hat safada.
      Sağlıcakla kalın

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here