İnternete yasakçı yaklaşım.. amaca ulaşmadığı gibi.. ekonomimizi de olumsuz etkiliyor…

25

 

Bir yandan ‘dünyanın en hızlı internet bağlantısı’na sahip olmakla övünülüyor ülkemizde, bir yandan da o bağlantıyı tırnaklarımızı yedirecek derecede kısmayı da biliyoruz…

İnternet hızı düşürülüyor ve sosyal medya denilen (YouTube, LinkedIn, FaceBook ve Twitter’a) giriş de imkânsız hale getiriliyor…

Programlara girişi engelleyici tedbirleri aşmaya yarayan Tor ve VPN gibi yardımcılara erişmek de artık paket içerisinde; ne yaparsanız yapın kendinizi yurtdışındaymış gibi gösteremiyor.. o yüzden de yukarıdaki tedbirlerle engellenmesi amaçlanan görüntüleri izleyemiyorsunuz…

‘Koruyucu devlet’ diye bir kavram yoksa bile.. bizdekine pekâlâ bu ad verilebilir…

Bebekler emeklerken yanlışlıkla kendilerine zarar verecek bir şeyler yapmasın diye bazı tedbirlere başvurulur ya, işte o hesap…

Devletimiz biz bebekleri yanlışlıklardan koruyor.

Sebebi biliyorsak.. görmüş kadar oluyoruz demektir

Anlaşıldığı kadarıyla, dünkü olağanüstü tedbirler, IŞİD’in videosunu yayınladığı görüntülere erişmememiz içinmiş…

İçimden o görüntüleri görmek için şu kadarcık bir heves geçtiyse, ne olayım…

Sınırlarımız dışında yaşayan vatandaşlarımıza işlemeyeceği için o engeller.. herhalde yüzbinler istese o iğrenç propaganda malzemesini görme imkânına sahipti; birkaç meraklı turşucu dışında kendisini o zahmete sokan olduğunu sanmıyorum.

Fakat hepimiz alınan tedbirler yüzünden böyle bir videonun varlığından haberdar olduk; görmesek bile içeriği hakkında da bilgi sahibiyiz.

Bizi ‘bebek’ yerine koyan devletimiz sayesinde…

Siber alanda yasakçılık uygulayanların bugünün dünyasının özelliklerini bilmedikleri kesin. Bilgileri kulaktan dolma şeyler. Aksi halde, ellerindeki şalteri bu kadar kolay indirip kaldırmamaları gerekirdi.

Her şeyden önce şunu düşünmeleri gerekiyor: Gözünüzü kırpmak nasıl sadece size dünyayı karartıyor, ama dünyayı karanlığa gark etmiyorsa.. internete getirilen kısıtlama da yine yalnızca sizin için koruyucu bir etki yapıyor; o siteleri, mesajları, görüntüleri esas görmemesi gerekenlere sökmüyor…

Yabancıların hepsi.. yurtdışında yaşayan vatandaşlarınız.. ve koyduğunuz her engeli aşmayı kendilerine iş edinen herkes.. uyandırılmış meraklarıyla önünü kesmeye çalıştığınız her ne ise.. ona rahatlıkla ulaşabiliyor bugünün dünyasında…

Büyük şirketler, sözgelimi Google, bizim gibi ülkelerde yaşayan kısıtlama mağdurları için, kısıtlama ve yavaşlatmaları aşma konusunda yardımcı olmaya başladılar ve bayağı sonuç da alıyorlar.

ABD her yıl 20 milyon Doları Broadcasting Board of Governors’un (BBG) kullanımına veriyor, BBG’nin ‘anti-sansür birimi’, başka ülkelerde uygulamaya konulan sansürü aşmanın yollarını arıyor o parayla…

İnterneti yavaşlatma tedbiri.. artık hemen her alanda bağımlı hale geldiğimiz için.. işlerini internet üzerinden gören şirketleri, bankaları, devlet dairelerini zora sokuyor..

Haberleri ve sevdikleri yazarları internet üzerinden okumaya alışmış sıradan vatandaşları ise küfüre alıştırıyor…

İnternet üzerinden medya hizmeti sunanları da sinirlendiriyor tabii…

Görmüş kadar olmanın getirdiği ekstra sıkıntı da cabası..

Hemen hiçbirimiz görmedik erişmemiz istenmeyen görüntüleri..

Görmedik ama, başta ana-muhalefet partisinin lideri olmak üzere siyasetin içindeki pek çok isim “Nedir bu?” diye sormaya başladığı için.. televizyonlarda görüş açıklayan ve her şeyden haberdar olması gerektiği izlenimini vermeyi görev sayan birileri okuduklarından öğrendiklerini ayrıntılı biçimde aktardıkları için..

Hepimiz görmüş kadar olduk.

Artık yetişkinleri korumaktan vazgeçin derim.

Bir Suriye hatırası

Yıllar önce, Beşşar Esad ile kanka olduğumuz bir dönemde, başbakan düzeyinde gidilen bir resmi seyahatte, yazımı göndermek için kullandığım programa Suriye’de erişim engeli getirildiğini görünce şok olmuştum.

O zaman Suriye ile ilişkili her konuda devlete yardımcı olmayı görev bilen Hüsnü Mahalli, sağolsun, beni devletin haber ajansına (SANA) götürmüştü sorunun çözümü için…

Ajansta, internete Suriye üzerinden girmek yerine Lübnan’daki bir ‘server’a telefonla bağlanıldı ve sorunum ânında çözüldü.

Döndüğümde bu kötü tecrübeyi yazmadan edememiştim.

Nasıl olurdu bu günün dünyasında ‘Google’a erişimi yasaklamak…

Şimdi benzer türden yazıları Türkiye hakkında yabancı basında okumanın beni nasıl bir ruh haline soktuğunu herhalde anlarsınız.

[Bu arada, Hüsnü Mahalli neden cezaevinde?]

Belki bilinmiyordur, hatırlatayım: Bir ülkenin ‘özgürlük skalası’ndaki yeri için en önemli göstergelerin başında geliyor o ülkede internete yaklaşım… 2010 yılına kadar, Türkiye, interneti ‘özgür’ ülkeler arasında sayılıyordu Freedom House’ın yıllık raporlarında.

Geçen yıl (2015) açıklanan listede ‘kısmen özgür’ statüsüne düşmüş görünüyorduk; bu yıl, ‘Net’te özgürlük: 2016’ raporunda, utanarak yazıyorum, Türkiye ‘özgür değil’ statüsüne itilmiş görünüyor.

100 üzerinden verilen notlarda 61 aldı ülkemiz; 100’e ne kadar yakınsanız durumunuz o kadar kötü demek… (Geçen yıl notumuz 58’di).

Çok mu önemli?

Önemli tabii.

Özellikle de parasını nereye yatıracağını, yatırımını hangi ülkeye yapacağını karar verme aşamasında olanlar açısından önemli.

‘Boz Doları’ kampanyası yapmaya mecbur kalmamızın bir sebebi de, internete yaklaşımımızdır.

Ekonomiyi olumsuz etkileyen unsurlardandır internet bağlantımızın durumu.

Faydası olmuyor

Son 5 yıl içerisinde herhalde en az 10 kez bu okuduğunuza benzer yazı yazdım, bir faydası olmadı.

Her yazıda interneti özgür sayılmayan ülkelere bakıp uyarılarda bulunmuştum. Şimdi başka ülkelerde internet özgürlüğü konusunu ele alanlar için kötü örnekler arasında bizim ülkemiz de sayılıyor.

Yani?

Freedom House listesinde Çin ve Kuzey Kore sınıfına doğru yol almak ağırıma gidiyor, daha ne diyeyim?

ΩΩΩΩ

25 YORUMLAR

  1. geçen sene yakılarak öldürülen lübnanlı pilotun videousunu yanlışlıkla izledim ve görüntü kafamdan uzun süre çıkmadı bu tür izlemek istemediğiniz materyallere internette sık sık denk gelebiliyorsunuz o videoyu izlemek beni kötü etkiledi(30 yaşındayım) ergenlik ve çocukluk dönemindeki insanların böyle videoları izlememeleri için ben her türlü önlemin alınmasından yanayım , bu videonun internetten silinmesi içimi rahatlattı bile diyebilirim içimde izleme ve merak gibi dürtüler oluştuğunda bu videoyu açıp izleyemiyorum ve benim gibi olan bir çok insan bu yasak sayesinde ruhunu zehirleyemiyor, otokontrolü zayıf biri değilim fakat bu videolara internette herhangi bi gezinti sırasında sık sık denk geliyoruz ve eninde sonunda o video açılıyor.

  2. Sosyal medyanın gücü herkesin malumu. Süper güçler siber saldırılarla birbirlerine meydan okumayı son zamanlarda daha çok dillendirir oldular. Başkan Obama Amerikan seçimlerine Rusya’nın müdahalesinden, bunun karşılıksız kalmayacağından bahsediyordu. Rusya Ukrayna’ya saldırmadan önce siber saldırı başlattığını açıklıyordu uzman Hackerlar. Yaşadığımız Gezi olayları ( taraf olalım, olmayalım) sosyal medya üzerinden organize edildi. Bir siyasi partinin genel başkanı koltuğunu sosyal medya aracılığıyla kaybetti. Bir başka siyasi parti kurmaylarının adaylıklarını yine bu şekilde seçim arafesinde geri çekti. .Bunlar benim bildiklerim. Siz bilmediklerimi de buna ekleyin. Peki tüm bunlar bir ülkenin gününe, yarınına olumlu mu yansıdı ya da yansıyacak. Sosyal medyada çıkartılacak karalama kampanyalarına kim dur demeli? Ya da dur denmeli mi?Bir savcının katledilişini mozaikleyerek yayın yapmak da bir sansürdü ya. Buradaki hakim düşünce ışığında cevap verecek olursak, asla dur denmemeli çünkü sansür olur.
    Terör kıskacında kıvranan ülkemizde ülkemizin, halkımızın, gençlerimizin üzerinde tamiri imkansız yaralar açsa da özgürlük adına asla engel olunmamalı. Çünkü notumuz düşer, itibarımız sarsılır. Çağdaş ülke olamayız. Devletin vatanını, milletini birtakım tehlikelere karşı koruma görev ve sorumluluğu yok mudur? Şunu her sağduyu sahibi kabul eder sanırım. Siyasi iktidar kirli işlerini, başarısızlıklarını örtmek adına sansür getirirse buna akıl sahipleri tepkisini her ortamda göstermelidir. Sansürlemenin maksadını söyleseniz de ona göre düşüncemizi belirlesek Fehmi bey.

  3. Sayın Fehmi Koru bey,

    Normal şartlarda, olağan dönemlerde yazdıklarınız, söyledikleriniz dikkate alınır ve fikirlerinize itibar edilirdi. Hatta gündemi belirleyen hatırı sayılır ağırlığınız bu ülkede görülmüştür, isabetlide olmuştur.

    Üzülerek gözlemliyoruzki,’At İzi İt İzi’ yorumcuları bile cenderesine almış durumda.
    Bu kadar vahim bir sürecin içinden, bu karanlık tünelden nasıl çıkılırın hesabı kitabı yapılır vaziyetteyiz ne yazıkki .
    Hal böyle olunca aynı gemide yer alıyor olmamız gerçeğinden hareketle, sizlerin daha fazla özverileri meselelerin halline çare olarak önemini KORUyacaktır.
    İtidalli kişiliğiniz ve saygın kimliğiniz insanlarımızın karamsarlığına panzehir olacak niteliktedir.
    Yazmaya ve konuşmaya devam ederseniz yığınların umutlarını yaşatırsınız. Aksi halde bir elin parmakları kadar az sayıdaki, fikirlerine itibar edilecek faktörlersiniz.
    Tek yanlı düşünceler, yanlışı doğru gibi servis etmeler çözümü zorlaştıran, çözümsüzlükleri müzminleştiren talihsiz gidişattır.
    Bir nebze olsun tesellimiz, sizlerin kısıtlı imkanı ve sınırlı alanı olmasına rağmen, işin niceliği değil niteliği esasına göre değerlendiriliyor.
    Selam ve dua ile
    Yusuf Yıldırım

  4. PARA NIN OZELLLIKLERINI HATIRLAYALIM:
    Once para nın ideal ortamı;
    a. Akışkan,özgür,
    b. Şeffaf,öngöŕulebilir,
    c. Cok bilesikli,
    d.Cok fonksiyonel,
    e. Hız tutkunu.
    İkinci olarak zaafları;
    a. hiper aktif,
    b.ürkek,
    c.aldatıcı,
    d.değişken.
    Üçüncüsü ortakları;
    a. Kıymetli madenler, mineraller(altın, demir, su…)
    b. Teknoloji, arge, inovasyon,
    c. üretim, ürün,
    d. Paylaşım.
    Dördüncüsü düşmanları;
    a. Akıl dışılık,
    b. Hukuksuzluk,
    d. Faizcilik, üretimsizlik; emeksizlik,
    e. Zorbalık, baskıcılık,
    f. Kişisel alan darlığı,
    g.Hamasiyat; boş inanç,
    h.Kaos, savaş, terör.
    ı. Sansür, iletişimsizlik.

  5. Sınırsız özgürlük diye bir şey dünyanın hiç bir ülkesinde olmadığı gibi tarihte de mevcut değildir. Asıl mesele attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değer mi. Fehmi bey ters etki yaptığı görüşünde ki makul görünüyor. Meseleyi internet sansüründen ekonomik konulara bağlamak zorlayıcı görünüyor. Şöyle bir görüş var. Taha bey bu bakışı Fehmi beyle paylaşırsa görüşünü merak ediyorum. Dünya politikasında artık İngilizlerin bir adım önde olduğu CIA ve belirli sermaye gruplarının geri planda kalacağı ve bu yeni düzende Türkiye ingiliz akımına yakın durduğu. Son dönemde AB karşıtı söylemler Rusya yakınlaşması hatta suikastinde hizmet ettiği noktada yakınlaşmanın hız kazanması bu politikanın mı eseri acaba. Hem ekonomik dalgalanma hem fırat operasyonu belkide 15 temmuz bu açıdan okunduğunda gündelik politik hamlelerin yansımasından öte köklü politik değişimin sancıları görünüyor. Yoksa basit ifade ile internet yavaşlığı döviz karşılığı dahi yüzde onbeş kazanan yere sermayenin gelişini engellemez. 2016 finans sektör kârı bir önceki yıldan daha yüksek olacağı öngörülüyor. Finans sektörü sermaye yapısı% 70 yabancılarda.

  6. Günümüzde dünyanın neresisinde yaşarsak yaşayalım her türlü bilgiye ulaşmak hem çok kolay hemde bir okadar zor.Gerçek bilgi;meydan ortaya çıkınca aydınlığa çıkar.Bilginin engellenmesi veya bilgi kirliliği her zaman gerçeğin gün yüzüne çkmasını engeller. Batı ile ilişkilerimiz hiçbir dönemde sağlıklı zeminde yürümemiş.Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren batı değerleri adı altında yozlaşmış kültürü alınmış,gerçek medeni değerleri alınmamıştır.Şimdi ise yozlaşmış değerleri gerekçe gösterilerek tümden herşeyi reddetme yoluna gidilmektedir.Sonuç olarak yeryüzünde mesafeler; gün geçtikçe kısalmakta ve dünyanın herhangi bir yerindeki herşey hepimizi ilgilendirmektedir.

  7. İnternet, elbette terör örgütlerinin propaganda aracı olarak kullanılamaz. Bunun için devlet, gerektiğinde gerekli tedbirleri alır ve uygular. Ancak devlet ve hükümet politikalarını eleştiren veya bunlardan farklı bir perspektif gösteren her türlü yayın ve görüntü, devlet eliyle tehdit gerekçesiyle yasaklanır veya engellenirse, bu durum, yeni kuşkulara yol açabilmektedir. Kendine güvenen demokratik şeffaf devletler/hükümetler, her türlü desenformatif ve yanıltıcı yayınlara karşı kendini savunabilen, karşı tezleri çürütebilen ve doğruları ortaya koyabilen güçlü bir halkla ilişkiler ağına sahip olmalıdır.

  8. Kıbrıs çıkarmasında kendi gemimizi batırdığımızı o zamanlar Türkiye hariç bütün dünya duymuştu. Şimdi de internet yasağı. Milletin, İşidle savaşan askerlerin ailelerinin olanları duymaya hakları yok mu?

    Başımıza gelenlerle sağduyulu bir şekilde yüzleşemiyoruz. Böylece yapılan hatalardan ders almak mümkün olmuyor.

    Bab bölgesi İşid’den alındıktan sonra ne olacak? Suriye bölünmesin dediğimize göre sonuçt Esad’ın olacak demektir. Bunun için askerimiz şehit oluyor. Biz nasıl bu durumlara geldik? Adı geçen videoyu düşündükçe hastanelerimizde tedavi edilen İşidliler aklıma geliyor.

  9. Fehmi Bey, bence bu yaklaşımı değiştirmeliyiz. Özgür dünya diye nitelendirilen ülkelerin insani yaklaşımlarına baktığımız zaman, bizim onlara not verip, sınıfta kalıp kalmadıklarını söyleme özgürlüğümüz yok mu. Mesela; Mültecilerin desteklenmesi ve bu konudaki çabaları açısından avrupanın notu çok çok kötü, kendileri dışındaki ülkelerdeki insanların ölümlerine, teröre ve şiddete yaptıkları katkı veya sessiz destek onun medeniyet notunun eksilerde dolaşmasına yol açıyor. İnsan hayatını bu kadar değersizleştiren ülkelerin, Türkiye hakkındaki internet özgürlüğü notu ne ifade eder ki. Neticede internet insanlar için var.Avrupa medeniyeti veya ilgili kurumlar, insanların katledildiği bu zamanda, bizim internet özgürlüğümüzü tartışmak yerine, insan olduklarını hatırlayıp ölümleri sorgulamalı değil mi.
    Doksanbin çocuk mülteci, avrupada kayıp. Yüzbinlerce mülteci avrupada kamplarda yaşamını sürdürüyor. Din değiştirmeye zorlanıyor ve teşvik ediliyor. Hala denizlerde ölen mülteciler var. Özgür dünya ve çok özgür avrupa medyası kıyamet koparmalı değilmiydi. Suriyede ki bombalamalarda, Rusyasından Abdesine her ülkenin sivilleri vurduğunu birbirlerini suçladıkları zaman fark ediyoruz. Yaşam hakkı adına konuşanlar nerede. İnsan hakları örgütleri ne iş yapıyor.
    Pardon onlar yalnız rapor düzenler, not verir, üstelik kendilerinin notlarında da sahtekarlık yaparak.
    Terör bitene kadar her halükarda devletimizi destekleyeceğiz. Benim hayatım tehlikedeyken, plajındaki şezlongunda içkisini yudumlayan avrupalı insanların özgürlüğü ile kendimi karşılaştıramam.
    Rahmetli Erbakan hocanın dediği gibi “Birleşmiş Milletler şunu dedi, bunu dedi… Vay canına yav..
    Biri hipnotize mi ediyor sizi, Allah aşkına ya! Bırakın şunu!. Efendim, Amerikanın hoşuna gitmez. Bana ne Amerikadan, bana ne Amerikadan.”

    • Devleti destekliyeceğiz! Terör bitinceye kadar, Hangi terör? Uydurma terörmü? yoksa gerçek terörmü? Demek sizin arzunuz sadece biat edenler haricinde kimse kalmayıncaya kadar. Çünkü şu an durum bunu gösteriyor.” Devleti yönetenlerin gayesi gerçek terör değil, uydurma veya hayelet törörünü yok etmek”ki” oylarını artırsın.
      Not: Hayelet veya uydurma terörü benim lafım değil dün Türkiye hakkında dinlediğim bir programda geçen konuşadan alınma.

  10. Bugünkü dünyamızın en büyük sorunu belki de birincisi, basın yayındır. Karşılıksız dolara hâkim olan sermaye basını ve yayını sömür aracı olarak kullanır. Bir Büyükelçi Rus büyükelçisi de olsa istemediğini yapınca, örneğin Rusya ile Türkiye’yi uzlaştırsa ölür. Önce basınla saldırır. Yapmazsa mafyası var.
    Ne var ki sermaye bir taraftan yasaklayıcı tedbirleri aldırırken diğer taraftan, onu kuracak programları pazarlıyor. Halkın bir şeyi duyup duymaması önemli değildir. Önemli olan duyması gerekenlerin duymasıdır. Bu tür tedbirlerin bir faydası var. Sıradan vatandaşı habersiz bilgisiz bırakır, kendisini savunamaz hale getirir.
    Ekonomimizi çökertmek için de kullanılan bir silahtır. Onu kötüye kullananlara erişecek imkânları sermaye onlara vermektedir. Kendi tekeli ortakları bundan rahatsız olmuyor. Sonra iş adamamız bu zorlukları çekiyor. Yapacağınız iş vardır. Halkımızı örgütlenecek kooperatifler kuracak. Türkiye zengin olacak. Halk zengin olacak. Devlete karşı değil devletler için örgütlenecek. Google seviyesinde yayınımız olmalıdır.
    Bizim daha bir dergimiz bile yoktur. Onların internetinde onlara karşı savunuyoruz. Bunlar aşılacaktır. Sermeyenin dolar tekeli kırılmak üzere. Önce devletler doların esaretinden kurtulacaklardır. Sonra kendi paraları ile değil emekleri ile teknolojinin son damlasını da kullanmaya başlayacaklar.
    Her saldırı gene saldırı silahı ile savunulur. Kur’an diyor ki; düşmana düşmanın saldırısı benzeri ile saldırın. Basın basınla yenilir. Olağan üstü hal uygulaması, doğruyu yazan yazarları ya işten kovuyor ya da hapse atıyor. Kalanların da imkânlarını elinden alınıyor.
    Türkiye’de silah yasağı var. Bu neyi sağlıyor. Hangi cinayeti önledi. Tam tersine halkın savunma gücünü elinden alıp cinayetlerin işlemesine araç oldu. Sermaye insanları bebekler gibi oynatıyor. Bırakalım da biraz devletler bizi bebekler gibi koruyalım derken ateşlere atsın.
    Suçlu kimdir. Polis diyor ki ben bu yasağı koymazsam cinayetleri önleyemem. Yönetim ne yapsın. Koymazsa zaten yapamadığı görevi hiç yapmayacak. Bu düzenle ne güvenlik sağlanır. Bu düzenle ne özgürlük korunur. Bizi halk olarak kendini çaremize bakmak zorundayız. Semt kooperatifleri dışında bir çözümü ben bulamadım. Bilen de göremedim. Duyanı bulamadım

  11. fehmi bey genellikle sınırsız hak ve hürriyetlerden bahsetmeyi seviyor rahatsız edici olsa bile ifade özgürlüğünü savunuyor. bazı yorumcularla bunu söylemenin şık olduğunu ama gerçek hayatta karşılığının olmadığını, doğru da olmadığını söylüyoruz. sitede okuyuculara 140 karakterle sınırlandırılmamış yazı için yorum bırakacağı bir yer sağlanmış. hepimiz yazabiliyoruz . her yazdığımız yayınlanıyor mu. hayır. kim karar veriyor. bir kişi. neye göre karar veriyor. itiraz eden bir yorumcuya Ahmet taha beyin verdiği cevaba bakalım.

    Daha önce de belirtmiştim.. Tekrar belirteyim. Burada “kaliteli bir tartışma platformu” iddiamız var. “Sınırsız özgürlük, isteyen istediği şekilde konuşabilir” diye bir iddiamız yok.
    Özgürlük anlamında tek iddiamız: fikrinizin ne olduğu ile hiç ilgilenmiyoruz, ister bizi destekleyin ister karşı olun..
    Evet, ama,
    1) kendinizi veya bizi belaya sokabilecek yorumları onaylamıyorum.
    2) Hakaret içeren yorumları onaylamıyorum.
    3) Kaynak gösterilmeden “şu şunu söyledi” tarzı yorumları onaylamıyorum..
    4) Konu dışında yapılan yorumları onaylamıyorum.
    5) Çok göreceli bir şey ama kötü niyet sezdiğim yorumları onaylamıyorum (anti – troll).
    Anlayışla karşılamanızı dilerim.
    Saygılarımla.

    demekki istediğin gibi ifade özgürlüğü rahatsız edici bile olabilen ifadeler kendi sitesinde bile olamıyor. olması da zaten mümkün değildir. burada BİR DÜZEN İSTENİYOR ise kural konur kısıtlama getirilir her görüşe yer verilemez. biz de buna saygı göstermeliyiz . zira doğru olan da budur. kendi adıma daha önce Ahmet beye kendisinin modaratörlüğünden razı olduğumu yazmıştım. bazı yorumlarım yer bulmadığı halde . bana göre son derece makul şekilde neyi onayladığını neyi onaylamadığını belirtmiş. yorumlara da son derece insaflı yaklaşım gösterdiğine inanıyorum. taraf yorumlara yer verdiği gibi muhalif yorumlara da yer veriyor. ama kural ve dolayısıyla sansür kaçınılmaz. burda yer almak isteyen buna uyacak . bir yerde yer almak istiyorsak oranın kurallarına önce saygı göstermemiz sonra uyum sağlamamız gerekir. bu hoşumuza gitmese de olmak istediğimiz her yerde böyledir….

    • Didem Hanım merhabalar,

      Benim ismim geçiyor yorumunuzda, bir iki yorum yapmama siz de müsaade edin. Benim ile ilgili iyi düşünceleriniz için teşekkür ederim. Ancak bu yorumunuzda katılmadığım noktalar da var.

      1) Burası kişisel bir web sayfası. Kuralları editör olarak, okuyucuların ve ziyaretçilerin hoşuna gideceği şekilde belirlemeye çalışıyorum. Yorumcuların uymasını bekliyorum. Benim tarzımdan hoşlanmayanlar yorum yapmıyorlar veya siteye uğramıyorlar. Devlet ise kimsenin malı değil.. İnsanlar bu devletin bir parçası olmaya mecburlar. İkisini kıyaslamanın doğru olmadığını düşünüyorum.

      2) Yazıda “internette düzenlemeye gerek yoktur, isteyen istediğini yapar” denmiyor. Tabii ki internet düzenlenmeli (bir yandan da siyasi partiler ve gazeteciler troll grupları yönetip her türlü ahlaksızlığı da yapıyorlar, bu da ayrı bir çelişki). Sansürlenmeye çalışılan şeyin sansürlenemediği, bilakis yasaklar yüzünden daha hızlı yayıldığı anlatılıyor. Örneğin IŞİD videosu yayınlandığında ben Youtube’da video izliyordum ve bir anda yayın kesildi. Sebebini merak ettim ve araştırdım. IŞİD videosunun neden olduğunu çeşitli sitelerden öğrendim, fotoğraflar paylaşılıyordu… Belki bir kesim bu yasak sebebiyle erişememiş, öğrenememiştir. Bu tartışılabilir, “hayır yasaklar yerindedir ve faydalı oluyor” denebilir. Ama benim üstümden yapılmasını anlayamıyorum.

      3) Ben burada yorumları yayınlamazken yaşadığım duygu “aman kimse görmesin” değil. İsteyen birisi, “fehmikoru.com’da yayınlanmayan yorumlarım” diye bir websitesi açıp oraya burada yayınlanmayan yorumlarını atabilir. İnanın benim için hiç problem değil. Ben burada kaliteli bir platform kurmaya çalışıyorum sadece, bir şeyleri gizlemeye, saklamaya değil. Zaten gizlemeye çalışsam, bunu yapamam. Burada motivasyonum da okuyucuların seveceği bir platform haline getirmek. Her önüne gelen yorum burada yayınlansa Didem Hanım, troller ve küfürler o kadar yoğun olur ki, sağlıklı, ahlaklı bir insan orada yorumu gözüksün istemez. Ama devletin çoğu kez yapmaya çalıştığı şey “kimse duymasın, görmesin”. Burada da durumlar benzemiyor.

      Kısacası, devlet yönetimi ile fehmikoru.com sitesinin editörlüğünü kıyaslanabilir şeyler olduğunu düşünmüyorum 🙂

      Saygılarımla…

      • Didem hanım zannediyorum benim yorumuma istinaden yazmış ama konu ahmet beyi de ilgilendiren içerik taşıdığı için ahmet bey de cevap yazmış.
        Didem hanımın geldiği nokta “…bir yerde yer almak istiyorsak oranın kurallarına önce saygı göstermemiz sonra uyum sağlamamız gerekir. bu hoşumuza gitmese de olmak istediğimiz her yerde böyledir….” olmuş.
        Öncelikle didem hanım yazdığının anlamını bilmediğini düşünmeye başladım. Yazdığının anlamını tekrar düşünmesini tavsiye ederim.
        Ayrıca bu ülke, doğduğumuz ve yaşadığımız yerdir. İnternet yasaklamak isteyenler başka ülkeye gitsinler. Niye biz gidiyoruz orasını anlamıyorum. Onun ne kadar bu ülkede hakkı varsa, benim de o kadar hakkım var. Onun ne kadar neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırdedecek beyni varsa, ahlakı varsa, benim de o kadar var.
        Didem hanım, kendi beyninin, ahlakının, bilgisinin, neyi, ne kadar görmesi gerektiğini belirleyen kişiler kadar olmadığını düşünebilir. ama ben “alt akıl” olmayı kabul etmiyorum.
        Yorumumun, didem hanım ve onun gibi düşünenleri kışkırtıcı özellik taşıdığını biliyorum ve özellikle bu şekilde yazıyorum ki konu üzerinde düşünülsün.
        Hertürlü adaletsizliğin, hertürlü baskının, her türlü zorbalığın, her türlü ahlaksızlığın, her türlü totaliterliğin ideolojik desteği olan cümleyi, işin doğrusu, didem hanımın yazılarında gördüğüm iyiniyet ile pek bağdaştıramadım. Onun için de dil sürçmesi olarak algılıyorum.

      • 1)site editörlüğü ile devlet yönetimi bütün noktalarda kıyaslanmaz elbette, demek değildir ki ortak noktaları yok. ben her yerde bir düzene ihtiyacımız olduğu noktasında kıyasladım. bir sitenin düzene ihtiyacı vardır yöneticisi buna karar veriri, devletlerin keza düzene ihtiyacı vardır buna da yöneticileri karar verir. bu noktada kıyasın yanlış olduğunu sanmıyorum.
        2) Sansürlenmeye çalışılan şeyin sansürlenemediği, bilakis yasaklar yüzünden daha hızlı yayıldığı anlatılıyor ise o zaman internet niçin düzenlensin. hem paragrafın başında düzenlensin deyip hem de bütün ulusta infial yarayacak görüntüler için hangi özgürlüğü savunacağız…şiddet içerikli, cinsel temalı, infial merkezli görüntülerden çocukları gençleri korumak için elbette kısıtlamalara ve yasaklara ihtiyaç var. bakan yasaklanmış bir şeye baksın.
        3) sizin yayınlanamaz derken yaşadığınız duygu sizi ilgilendirir ben işinizi yanlış yaptığınızı düşünmediğimi zaten olması gerekeni yaptığınızı dile getiriyorum. gizlediğiniz sakladığınız düşüncesi benim yorumlarımda yok. .devletimizin kimse görmesin duymasın diye sakladığı şeylerin var olduğu bilgisi de bende yok. bu konuda biricik olduğunu da düşünmem.
        hepimiz zaten katıldığımız katılmadığımız yönleri belirtmiyor muyuz…

  12. doğu ülkelerinde kısıtlamalar yaşanıyor aynen batıda da yaşanıyor.

    İngiltere 2014 yılında uygulamış olduğu sansür ile adını “İnternet Düşmanı” ülkeler listesine yazdırma başarısını göstermiştir. ( Bkz. Internet cencorship in the United Kingdom ) İngiltere bu konuda diğer tüm ülkere oranla daha sistematik olarak sansür uygulayan internetini gözetim ve denetim altında tutarken “baskıcı” bir tavırda olduğundan 2014 yılında kendilerini herhangi bir otoriteye, hükümete, devlete bağlı hissetmeyen ve olmayan Özgür Gazeticiler (Reporters Without Borders) adlı bir grup tarafından listeye alındı. İngiltere’nin sansürü/yasağı uygulamada ki sebepleri ise : İngiliz kraliyetine hakaret, Birleşik Krallık Telif kanunlarının ihlali, terörizm ve çocuk pornografisi olarak belirtilmiştir.
    Yine 2014 yılında “İnternet Düşmanı Ülkeler” listesine alınan bir diğer ülke ise Amerika Birleşik Devletleridir. (Bkz. Internet censorship in the United States) Biliyorsunuz Amerika SOPA/PIPA yasalarını tüm dünyaya duyuran ve bir kaç yıl boyunca tartışıp sonra “güya” rafa kaldıran, yasada geçen ve istenenlerin hükümet tarafından uygulamadığını söyleyen ülkedir.Amerika ve İngiltere ‘de yaşanan internette kısmi erişim engelleri, yasaklamalar vs. sonrasında devletler kendi durumlarını kotarmak adına bu işin adına “İnternetin Yasalar Çerçevesinde Denetimi ve Gözetimi” demektedirler.
    Fransa 2009 yılında büyük tartışmalarla “Kreasyon ve İnternet” yasası olarak çevirdiğimiz “Hadopi Yasasını” kabul etmiştir. 2011 yılında da Fransa’da 1992 yılında TV ve Radyo ‘da gizli reklamı yasaklayan yasa sebep gösterilerek yayınlarda Facebook ve Twitter adlarının anılması yasaklanmıştı
    Almanya ‘da internet üzerinde kısıtlama ve erişim engeli gibi uygulamalar direk mahkeme kararı ile uygulanabilmektedir. (Bkz. Internet censorship in Germany) Örneğin : Bir mahkeme kararıyla “Yahudilere karşı soykırım” hakkında bazı içerikler Google’a bildirilerek Google’ın bu içerikleri arama sonuçlarından kaldırması sağlanmıştır.
    dah pek çok paragraf alıntılayabiliriz. bir çok maddede yasaklamalar var.
    terör olaylarından sonra da avrupada da kısıtlamaya gidilmiştir. kısıtlamanın ülkemizde çok fazla olduğu söylenebilir . çünkü türkiye bir terör sarmalından geçiyor bu nedenle kısıtlama daha yoğun yaşanıyor. elbette olmasa daha iyi olur. er geç bu sarmaldan çıkacağız bu durumda normale dönecektir. bunun saygıyla ve iyiniyetle karşılanması gerektiğine inanıyorum. bir yorumda site için yazmak istiyorum müsaade ederseniz….

    • Didem hanım, merak ediyorum. niye kafanızı daha iyi şeyler için çalıştırmıyor da yapılan işe kılıf aramak için çalıştırıyorsunuz anlamadım. Derdinizin, hepimizin derdinin, daha iyi bir türkiye olması lazım değil mi? Verdiğiniz örneklerin doğru olduğunu kabul etsek bile, biz herhangi biryerden kötü örneği değil, iyi örneği almamız gerekmez mi?
      Ayrıca da hem akpli yöneticilerin hem de akp yandaşlarının bilerek yalan söylediğini de iyi biliyorum. mesela pisa sonuçları ile ilgili olarak bakan, pisa değerlerini meslek liselerinin düşürdüğünü açıklamıştı ama meslek liseleri imam hatip liselerinin 62 puan üzerindeydi. Ekonomi makalesinin altına yorum yapan bir azimli yandaş, ekonomik verileri bilerek çarpıtmış, araştırdığımda verlerin tamamen yanlış olduğunu öğrenmiştim. İşin bu boyutuna hiç girmiyorum bile.
      Terör belası hakkında ise, 2015 seçim süreci başlamadan önce neden terör belası olmadığını, neden 2015 seçim sürecinde hdpnin “seni başkan yaptırmayacağız” açıklamasından sonra terörün başladığı hakkında hiç soru sormamanız da işin doğrusu zeka özrü değil, olsa olsa niyet özrüdür. Oysa burda tartışmaya katılan herkesin daha iyi bir dünya niyetinin asgari zemin olması gerekir. En azından daha iyi bir türkiye niyetinin…. hani belki dünyadaki diğer halklar hakkında, “bunlar hristiyan”, “bunlar yahudi”, “bunlar putperest” diyerek, iyiniyetiniz olmayabilir ama bu ülkede yaşayan insanların daha iyi yaşaması için iyiniyetinizin olması gerekir diye düşünüyorum. Daha iyi bir türkiye için de herşeyden önce, yaşanan duruma kılıf arama çabası değil, daha iyiye nasıl ulaşırız sorusuna cevap aramak gerekir ki bunu da ingilterenin, amerikanın kötü örneklerinden değil, iyi örneklerini alarak yapabiliriz.
      Sizin gibi, azimli yandaşlar, nedense iyi örneklerde ingiltere, fransa, amerikayı “onların durumu farklı” diye örnek düzeyinden düşürürken, kötü örneklerde ise “bak amerikada bile böyle” diye insanların aklıyla alay ediyorsunuz. Amerikadaki, ingilteredeki, fransadaki iyi örnekleri de, kötü örnekleri de sizin kadar biz de biliyoruz.
      Ben birşeyi daha iyi biliyorum: O da, amerika, ingiltere, almanya gibi ülkeleri kötüleyen insanlar da, benim gibi, amerika gibi, almanya gibi, ingiltere gibi, gelişmiş, hukukun üstün olduğu, insan haklarının olduğu, ekonominin iyi olduğu, yaşam şartlarının iyi olduğu, demokrasinin olduğu, ifade özgürlüğünün olduğu, internete girişin sıkıntısız olduğu ülkelerde yaşamak isterler. Durum böyle iken, herkesin bu ikiyüzlülüğü bırakması lazım.
      Azimli yandaşlar tersini iddia edebilirler: Ancak sadece almanyadaki 3 milyon vatandaşımız ve diğer avrupa ülkelerindeki vatandaşlarımız, ayrıca parası olan ve çocukları amerikan vatandaşı olsun diye, doğum için karısını amerikaya gönderen vatandaşlarımız, yani gerçek durum olayı tartışılmaz yapıyor. Eski bir bakanımız bile, “Rabbime sordum cleveland dedi” demişti.
      Amerika gibi, almanya gibi, ingiltere gibi, fransa gibi bir ülke olmaya çalışmak için uğraşmak varken, yaptığımız rezilliklere amerikadan, ingiltereden, fransadan örnekler vermek neyin kafası. neye hizmet ediyor? Atatürk taa o yıllarda “muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak”ı hedef olarak gösterirken, bizim 2016 yılındaki hedefimiz osmanlı mı olmalı?
      Bu ülkeye, bu ülke insanına, bu ülkenin çocuklarına, doğmamış çocuklara karşı sorumluluğunuz var, sorumluluğumuz var. Onun için, yazarken, düşünürken, fikir üretirken, birşeylere karşı olurken ve taraf olurken bu sorumluluğumuzu içimizde hissetmek zorundayız.

      • düzenlemeleri kötü örnek üzerinden görmek sizin okumanız. ben iyi şeyler üzerinde durduğumu düşünüyorum.. iyi şeyler anlayışımız aynı değil se sizinkinin daha iyi olduğunu düşünmeniz sizi bağlar… zeka özrü niyet özrü konularına hiç girmiyorum yazdıklarınız bu kavramlar üzerinden okunmaz kavram kargaşanız devam ediyor…

      • ABD ve Avrupa ülkelerinde bana 50 bin dolar maaş teklif etseler, Türkiye’deki 2 bin Tl maaşımı bırakıp orada yaşamayı aklımın ucundan bile geçirmem.

        Kim oralarda yaşamak istemez? sorusu bana göre değil. Ben oralarda yaşamak istemem. Yaşamak isteyenlere de bir şey demem. Tercih meselesi.

  13. Kötü bir olay olup da onunla ilğili konuşmalar başlayınca rahmetli babaannem hüsün hüsün bunlar konuşulmaz derdi. Sanırım o kültürün etkileri devam ediyor. Her kes sizin kadar rasyonel değerlendiremeyebiliyor . Sui-misal emsal olmaz derdi eskiler. Ben de seyretmedim ve seyretme isteği gelmedi içimden ama bana seyredip seyretmediğimi soran meraklılar oldu, eğer doğruysa hükümete çatma niyetiyle. Devlet o zaman neden tüm yayınlarda denetleme görevi üstleniyor ? RTÜK türü kurumlar tüm ülkelerde var. İnternetten o yayını bulabilecek kadar akıllısı onunla ilğili değerlendirmeleri de okuyabilecek ve bir kanaat sahibi olabilecek yetenektedir diye düşünülüyor heralde. İşte bunu yapamayacak ve içgüdüsel reaksiyonlar göstereceklerin tepkilerini önlenmesi gayesiyle yapılıyor heralde. Hani müslüman duymuş hoca vaaz ederken yahudiler Hz. İsa yı öldürdüler diye. Sonra soluğu almış yahudinin birinin yanında demiş kısasa kısas .yolduki evladım? böyle böyle yapmışsınız. Yahu demiş o ikibin sene önceydi. Hem ben yoktum o zaman . Olsun demiş bizim ki ben yeni duydum. Deccal fitnesi diyorum media çağının tüm bu unsurlarına . İnternet, sosyal media yalan yanlış bilği akışı. Bir kontrol olmalı ama kısıtlamalar ile değil. Aynı kanaldan daha yogun doğru bilgilendirme yaparak .

  14. Videoyu yurtdisinda yasamama ragmen, ben de izlemedim Fehmi Bey. Ama sanirim amaclanan sey, kesinlikle videoyaya erisimi sinirlamak degil. Amacin ne oldugu da kesin, ancak onu ben buraya yazip, sizi de zor durumda birakmayacagim.

  15. ”…Bizi ‘bebek’ yerine koyan devletimiz sayesinde…” Aksine ‘büyük’ olduğumuz ve sorgulayabildiğimiz için engelleniyoruz.
    ”..Siber alanda yasakçılık uygulayanların bugünün dünyasının özelliklerini bilmedikleri kesin. Bilgileri kulaktan dolma şeyler” Hayır; bunu çok iyi bildiklerini siz de biliyorsunuz. …”Aksi halde, Artık yetişkinleri korumaktan vazgeçin derim”. Değil; yetişkinler korunmuyor, onlara çizilen yola girmeleri isteniyor. Bizim gibi düşünün, bizim gibi davranın, biz en iyisini biliyoruz, haklıyız, biz ne dersek onu yapın isteniyor.

  16. Sevgili Fehmi abi,
    Her gün yazılarını hiç kaçırmadığım bir iki yazardan birisisiniz. İçinde bulunmuş olduğumuz durum sizlerin de bir gün susturulacağı endişesini taşımama neden olmakta. Çünkü ne söyleniyorsa bu ülkede tam tersi yaşanmakta. Daha dün tek millet vurgusu yapanların bugün Atatürk büstünü kaldırma teşebbüsü gibi veya biz bölünmeyiz diye kampanyalar / organizasyonlar yapıp bölünme riskini daha fazla hissettirdiği gibi. 32 yaşında olmama rağmen öyle veya böyle ölüp gideceğimi biliyorum. Peki ya 6 yaşındaki kızım? O ne yapacak ? Saygılar,

  17. Fehmi bey,Şangay beşlisine girmeden önce prova yapılıyor Çin ve Özbekistanla berbar olacağımız için onların seviyesine erışmemiz pardo düşmemiz gerek.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here