Bir bayram sabahı hatıraların izine takıldım…

16

Bugün bayram. Kurban bayramı.

Yüzlerce anı zihnime hücum ediyor.

Sabah vakitlice kaldırılıyoruz. Şofben çoktan yakılmış. Yıkanılıyor. Ardından sabah namazı her ihtimale karşı evde kılınıyor. Yola düşülüyor, Hisar Camii’ne gitmek üzere. Babam en kalabalık camide bayramı karşılamak istediği için…

Kurban edilecek hayvan evin bahçesinde bizleri bekliyor. Bir gün öncesinden anlaşılmış kasap gelecek ve tekbirler eşliğinde hayvanı kesecek. O günün bir görevi de daha önceden tespit edilmiş bazısı tanıdık, bazısı sadece bayramdan bayrama uğranılan evlere kurbanın etinden parçaları ulaştırmak…

O gün biraz geç saate kayan öğle yemeği, içine annemin uygun gördüğü baharat ve bazı otların karıştırıldığı kurban etinden kavurma…

Masanın her zamankinden daha kalabalık olmasına özel olarak çalışılmış; babamın Kemeraltı’ndaki dükkanının etrafındaki yalnızlar bir gün öncesinden evimize özel davet edilmiş durumdalar.

Ertesi gün, o özel davetlilerden biri, beni elimden tutup önce sinemaya götürecek, dükkan komşumuz Sefer Usta‘ya uğranılıp dondurmasından da yenilecek…

Anneannemin kucağında ben… Onun yanındaki anneannemin annesi..

Ama öncesinde, dükkanın bulunduğu Kemeraltı’nı dikine kesen Kestelli caddesi’ndeki Ali Ulvi Baradan‘ın fotoğraf stüdyosuna uğrama rutinimiz yerine getirilecek.

“Yemeni bağlamış telli başına” diye başlayan Çerkes kızına güzelleme güftesi üzerine yapılan beste dahil nice güzel eserin sahibi Ali Ulvi Bey’in her Kurban bayramı yolumuzu beklediğine eminim. Karşılamasının içtenliğinden dolayı…

O fotoğraflarda bulunanların sayısı önceleri hayli kalabalık; bütün bir araya getirilebilen akrabalarımızla birlikteyiz… Sonraları sadece üç kişiyle başlayan çekirdek aile on yıl içerisinde beşli bir gruba dönüşüyor…

Şimdi üçümüzün de saçları hayli seyrek kardeşler o fotoğraflarda sırma saçlı; birimizinki hayli de uzun…

İkinci ve sonraki günleri bayramın, akraba ziyaretlerine ayrılmış. Ziyaret edilenler arasında babamın yılın neredeyse bütününü küs geçirdiği yakınlarımız da var. Evdeki konuşmalara ters bu ziyaretlere gidilirken, kulaklarımıza, “Küslüklerin bayramlarda ortadan kaldırılması gerekir” prensibi fısıldanıyor.

Galiba önce en yaşlı akrabalardan başlıyoruz ziyaretlere…

Bize de gelenler oluyor.

Annem, babam ve tek çocuk ben..

Annem her gelene ikram edilecekleri günler öncesinden hazırlamış… Kalbura basma annemin meşhur tatlısı. Her tadan ardından övgülerini esirgemiyor; annemin zaten güzel olan yüzü daha bir güzelleşiyor o anlarda.

Eve gelen küçükler için mendiller içinde kağıt paralar hazır tutuluyor. Hediye paraların açıktan çocuklara verilmesi ayıp. Yine de mendili alan her çocuk hemen içine bakıp bayram harçlığının ne kadar arttığını hesap ediyor.

Kendim de öyle yapıyorum da oradan biliyorum.

Bayram harçlığı önemli. Onunla bayram sonrasında Kemeraltı’ndaki Yavuz Kitabevi‘nden ‘Türkiye Çocuk’ dergisinin her yıl bir kez yayınladığı kalın özel sayısı alınacak; Doğan Kardeş dergisine abonelik yenilenecek…

Türkiye Çocuk dergisinin bir bayram sonrası alınan sayısında diş sağlığı konusu işleniyor ve nasıl oluyorsa babam o yazının farkına varıyor. Bana o yazıyı kaç kez yüksek sesle okuttu acaba? İstediği sağlıklı dişlerim olması…

Son yıllarda ara sıra diş hekimi Fatih Eşki‘nin koltuğuna oturmam gerekse de, ailenin benden önceki nesillerinin aksine dişlerimin neredeyse tamamına hala sahipsem, bunu o okuma seansı sonrası edindiğim fırçalama alışkanlığına borçluyum.

Eşrefpaşa‘da pazar yerinin hemen yanında çocuklar için çeşitli eğlenceler var. Kocaman bir salıncak, dönme dolap. Oraya uğranılıyor. Ziyaretler sırasında birilerinin “Fuara gidiyoruz” dediği de oluyor ve onların peşine takılarak Luna Park‘a da gidiyoruz. Esas eğlence orada.

Televizyon yok evlerde, insanlar birbirlerine çocuklarını göndererek, “Bir maniniz yoksa annemler size gelecek” mesajı eşliğinde ziyaretlerde bulunuyor. Haberler radyodan saat başlarında ‘ajans haberi’ şeklinde alınıyor.

Çok gecikmeden uzak dostlar için telefona da kavuşuyor hanemiz. Ne kadar sevinçliyiz.

Koru biraderler.. İkimiz alabros traşlı, en küçüğümüzün kıvırcık sarı saçlarını kıskanıyoruz..

Kalabalıklaşıyoruz. Kardeşlerim oluyor. Bayramlar benim için tek kişilik bir eğlence olmaktan topluca yaşanılan bir sevinç vesilesine dönüşüyor. Yaş alıyor ve büyüyorum, alıştığım pek çok şey bana artık yavan gelmeye başlıyor.

Peki de, neden şimdi olduğu gibi o masum bayram günlerini tahassürle hatırlıyor ve “Neydi o günler” diye zihnimde hatıralara resmi geçit yaptırıyorum?

Kurban bayramınız kutlu olsun.

ΩΩΩΩ

16 YORUMLAR

  1. Bu ülkede artık bayram var mı? Barışma, kucaklaşma, ortak sevinçler, ortak duygular, sevgi, barış, dayanışma, merhamet, vicdan var mı? Milletçe sevindiğimiz bir şey kaldı mı? Bıraktılar mı?

    büyük ve küçük baş’lar, onların yandaşları, çanak yalayıcıları, borazanları, muhbirleri… Ve de bu sağlıksız sosyal atmosferde cinnet geçirmekte olan, toz dumanın ortasında pusulayı şaşırmış, değerlerini yitirmiş zavallı insanlarımız! Bölgemizde, ülkemizde büyük insanî dramlar yaşanırken, oluk oluk kan akarken, zulüm kol gezerken bayram kutlamaya yüreğiniz vicdanınız nasıl el veriyor?

    Bu bayram günlerinde kaç suçsuz günahsız insan hapishane hücrelerinde, mahpushane koğuşlarında aylardır, yıllardır yatıyor? Gün sayıyor bile diyemiyorum, çünkü hukuğun “h”sinin, adaletin “a”sının kalmadığı şu dönemde ne günü ne de ayı belli tutuklulukların. Kimisinin hakkında iddianame bile hazırlanmış değil (kolay kolay da hazırlanamaz çünkü ortada ne suç ne de suç delili, sadece “atın şunu içeri” emri ya da telkini var). Kimisi hakkında hazırlanan iddianameler ve verilen mahkûmiyet kararları en küçük bir hukukî dayanağa sahip değil. Kaç kişi göz göre göre rehin tutuluyor devletin elinde? Kaç kişi intihar etti, kaç kişi kim vurduya getirildi tutukluluk sırasında? Suçsuz günahsız kaç kişi işinden atıldı, bütün hakları elinden alındı, açlığa, sürünmeye mahkûm edildi?…
    “oya baydar yazisindan alintidir.
    Ulke olarak huzura kavusacagimiz gercek bayramlar dilegiyle…

  2. Mutsuz insanlar
    Bugün herkes mutsuz. Erdoğan Cumhurbaşkanı, huzurlu değil. Her gün kendisine saldıranlara cevap vermekle meşgul. Trump her gün hakaret yağmuru içinde. Kimse yatırımından emin değil. Büyük iş adamı ertesi gün iflas etmiş. İşçi işinden kovulmuş, ekmek derdinde.
    İnsanlık işçilik döneminden ortaklık dönemine geçmektedir. Bundan elli sene sonra insanlar huzur içinde saadete ermiş olacaklar. Kurulacak yüz lojmanlı apartmanlarda hep birlikte olacaklar. Artık dağınık aile yerine birlikte çalışan, birlikte yaşayan, sevinçleri ve sıkıntılarını birlik içinde aşan insanlar olacaktır. Her biri Allah’a inanmış dünyalarını da ahiretlerini de güvene almış insanlar olacaktır.
    Kur’an okuyup üzerinde düşünmeyenler bu sözlerimi ütopik kabul edebilirler ama Kur’an’ı anlayarak üzerinde düşünenler bilirler ki bu günlere gelme gayesiyle birlikte faaliyet yaptık. Akevler’i kurduğumuzda Muzaffer Koru ilk murakıbımızdı. O gün ümitlerimiz vardı. İnananlar iktidar olursa dünyamız da ahiretimiz de kurtulacaktı. Bugün bu ümidi Türkiye’deki inanmışlar yitirmiş bulunmaktadır. Bizim şimdiki görevimiz insanlara yeni ümit ufuklarını açmaktır. Fehmi, Vecdi ve Naci Koru’dan beklediğim babalarının mirasına sahip çıkmalarıdır, artık bundan sonra Akevler’de yer alsınlar. Davet beklemesinler.
    Bütün o eski arkadaşlarımı ve varislerini yeni bir heyecana davet ediyorum. Yalnız Türkiye’ye değil insanlığa ümit olsunlar. 10.000 ortaklı Ar-Ge çalışmalarımıza katılsınlar. O günkü heyecanı yaşayan herkesi, Erdoğan’ı da bu çalışmalarımıza katılmaya davet ediyorum. Akevler yeniden insanlığın ümidi olacaktır, İnşallah.

  3. Sn Koru nezdinde tüm insanlık aleminin Kurban Bayramının hayırlara vesile olmasını temenni ederim. Gönül ister ki ulusal basında benzer hissiyatlar ve anılarla yoğrulmuş birlik, dirlik, beraberlik kokan yazıların sayısı daha fazla olsun, ancak artık hey gidi eski bayramlar hey dedirtecek şekilde esamesini bulmak da giderek azaldı. Kurban almaya karar verirken, alırken, keserken, kesilen olurken dahi Hak çizgisinden ayrılmamak ve bu süreçteki her adımı en insani ve vicdani hassasiyetle tamamlama erdemine ulaşmaya nail olma temennisi ile, Saygılar, Hayırlı Bayramlar.

  4. Kurban bayramınin dünyaya barişın ve huzurun gelmesine vesile olması dileklerimle herkesin bayrami kutlur mutlu,bereketi nice bayramlara erişmenizi yüce Allahtan dilerim.
    Sağlıkli ve Mutlu kalın.

  5. Sayın Koru ,
    Cümle İslam alemine kutlu olsun . 15 den önce ve 65 den sonra bazı konularda muafiyet vardır diye düşünüyorum. Zira hislerin aklı galebe çalabildiği dönemler bu zamanlar. Yaşlanmakla alakalı sorunuzun cevabı. 🙂 Gelecek nesillerde bazı akıl sahiplerinin güzel anacağı yazılar yazarak bu topluma olan sorumluluklarınızı yerine getirmeye çalıştınız diye düşünüyorum. Nice bayramlara tüm sevenlerinizle ve sevdiklerinizle hayırla,sağlıkla ve güzellikle ulaşmanızı dilerim .

  6. Fehmi bey Anadolu’da yaşanan dini Bayram kültürümüzden kesitler vermiş. Tek birşeyi göremedim, o da kabristan ziyaretleri. Bayram namazından sonra (veya bayram gelmeden de önce yapanlar olur) kabristanlar ziyaret edilir: “Selamün aleyküm ya ehl-i kubur-Ey kabirde yatanlar, huzur sizinle olsun!” diyerek kabristanlığa ilk adım atılır. Sonra da herkes hısım akrabaların (bazıları da zaman içersinde kaybolmakta olan) kabirlerini bulur. Dualar ile yadeder. Hatta, kabirde yatanların ruhları bu ziyaretlerin farkındadırlar derler, uyduruk bir hadisse bilemem, böyle bir inanış kültüre girmiştir…. Kabristanlık sonrası kurban telaşı ile Bayram’a girilir….. Yazıda dikkati çeken bir husus da bu kültür kesitinin oldukça varlıklı bir aileninkine ait olması… Anadolu’daki bayramlar daha bir gariban geçer, sanıyorum.. yokluğa yoksulluğa rağmen eskiden Bayramlar işin manevi anlamına daha bir uygun şekilde daha güzel geçerdi der anlatırlar. Herkesin eski Bayram hatıraları tazelensin “BAYRAM MÜBAREK OLSUN. NİCE BAYRAMLARA ve hep birlikte daha iyi günlere” diyelim…….

    Bir de yollarda verilen kurbanlar olmasa!…. Halihazırda 100 e yakın kurban verilmiş. Bayramın bir de dönüşü var, kimbilir son rakam kaça çıkacak. Birileri bu işin istatistiki araştırmasını yapsa acaba nasıl bir sonuç çıkar. Bayram süresi arttıkça kurban sayısı da mı artıyor? Bir de Ramazan da mı daha çok kurban veriliyor, yoksa Kurban Bayramında mı? Devlet cep telefon şirketlerine tavsiyede bulunsa onlar da Bayram gidişi ve dönüşü süresince cep telefonlarına periyodik olarak ihtiyat ikazı yollamış olsa, sanırım epey faydası olur. Bu şirketler bu işi hiçbir ücret talep etmeden topluma hizmet adına gönüllü olarak yapmalı. Ayrıca, TV kanallarında sigara-içkinin zararları sigaranın yanı sıra içki de kanser yapıyor, 2*2= 4!) ve bu trafik kazaları konusunda ikaz/hatırlatma yaplmasının mutlaka faydası olur. İnsanların bu şekilde ölümlerine dair veriler devlette vardır. Milli Eğitim Bakanlığı bu verileri elde edip okullarda öğretmenlere yollamali. İstatistiki karşılaştırmalar nasıl yapılır basit örneklerle öğrencilere öğretilmeli. Çocuklar bu tür hesapları öğrenirken uygulama olarak işin önemi bu şekilde zihinlerine erkence işlenmiş olur. Özel arabalarıyla tatile gidebilen kesimde anne-babalarına ayrıca çocuklar da ikaz ederler, örneğin “Baba, hızının arttırdın, yavaşla biraz bizim için de risk oluşturuyorsun” diye…. Toplumda otokontrolün gelişmesine devlet ön-ayak olmalı!….

  7. Sayın Koru,
    Bahsi geçen mekanlarda zaman geciriyorum, yaşanan engin güzelliklerin izlerini bazen görmekte bazen hissetmekteyim. Belki çok kez yollarımız kesişiyor kemeraltinda, Kestelli de zaman dan bağımsız.. bayramınız kutlu olsun

  8. Cümle günah affola, bayram o bayram
    ola

    Ülkem “bütün dertlerden” kurtula, bayram o bayram ola.

    Sn.Koru ve ailesiyle beraber tüm okurlarının, ülkem insanının ve cümle İslam aleminin Kurban Bayramı mübarek olsun.

  9. SN KORU siz ve degerli yorumcularimizin mubarek kurban bayramini en icten dileklerimle kutlar .Gecici olan dert ve sıkıntılarimizin bir an once son bularak ozlenen gunlere ulasmak dilegiyle IYI BAYRAMLAR.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here