Kaşıkçı cinayeti: Suud basını başka telden çalıyor.. 4 örnek…

34

Günlerdir İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda cinayete kurban giden gazeteci Cemal Kaşıkçı olayını konuşuyor, hakkında değerlendirmeler yapıyoruz.

Bizler de yapıyoruz, takip ettiğimiz yabancı gazeteler de konuyu gündemde tutuyorlar.

Kaşıkçı Suudi Arabistan vatandaşıydı ve cinayet Suudi Arabistan’a ait sayılan bir toprakta gerçekleşti.

Bu durumda Suud basınının yayınlarına da bakmak gerekmez mi?

Size bugün Londra’da çıkan ve kendisini “Dünyada 12 ilde dört kıtada basılan ilk Arap gazetesi” olarak takdim eden Şarkul Avsat‘ta çıkan konuya ilişkin yazılardan bir demet sunacağım. [Gazete bir süredir Türkçe yayın da yapıyor.]

Farklı bir tablo çiziyor Suud adına konuyu ele alan yazarlar.

Suudlular yönetimlerini övüyor da övüyor

Okuyalım:

“Birçokları Kaşıkçı meselesini Suudi Arabistan’a, özellikle de Suudi Arabistan’ın ve Arapların umudu Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın iddialı projesine karşı sonuna kadar kullanmaya çalıştı. Halen de kullanmaya çalışıyor. Ancak Suudi Arabistan Başsavcılığı’nın cesur açıklaması doğru yol haritasını çizdi.

İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili olayın çözülmesinin ve küresel gürültünün sona ermesinin ardından medya, istihbarat, diplomatik ve yerel düzlemde tecrübe edilecek çok şey var. Ayrıca dost-düşman, daha net bir şekilde bilinecek.” (Mişari Zeydi, Suudlu gazeteci-yazar)

Okumaya devam edelim:

“Modern tarihte, bir tarafa siyasi suçlamaların yöneltildiği ve yargılandığı ama daha sonra bu tarafın haksız bir şekilde suçlandığı ve olayın aslında gerektiği gibi ele alınmadığı açık bir şekilde ortaya çıkan birçok büyük dava yaşanmıştır.
Bunun en büyük örneği de Muammer Kaddafi’nin suçlandığı, cezalandırıldığı ve yüksek oranlarda tazminat ödemeye mahkum edildiği Lockerbie davasıdır. Ancak daha sonra bu olayda İran’ın önemli bir rol oynadığı ama soruşturmada buna hiç değinilmediği ortaya çıkmıştır.
Kriminal açıdan baktığımızda ise tüm dünyada cinayet, tecavüz ve bunun gibi çirkin suçlar ile suçlanan bazı kişiler hakkında idam hükmü verildiğini, bu hükümlerin yerine getirildiğini ya da bu kişilerin uzun yıllar tutuklu kaldıklarını görürüz. Ama DNA testinin bulunmasından sonra bazılarının suçsuz oldukları ortaya çıkarken geçmişte yeterli kanıt olmadığı için suçu ispatlanamayan kişilerin ise suçlu oldukları kanıtlanmıştır.
Dolayısıyla bu, Kaşıkçı boyutunda önemli, çatışmaların yaşandığı ve bazı bilgileri hala gizlenen bir dava için de geçerlidir. Bununla, kriminal açıdan gerçeklerin gizlendiğini kastetmiyoruz.
Bilakis politika ve medya düzeyinde etik ya da insani nedenlerden çok Suudi Arabistan’a zarar vermek için öldürülen kişinin kanının ticaretini yapmak isteyen tarafların çabalarını kastediyoruz.” (Abdullah Utaybi, Suudi Arabistanlı yazar, İslami akımlar araştırmacısı)

Konunun bu biçimde ele alınması sizi şaşırtıyor olabilir, ama yine de okumaya devam edelim:

“Suudi Arabistan, soruşturmaların detaylarını tüm çirkinliğine rağmen ilan etmedeki şeffaflığı ile kamuoyu savaşını kazandı. Bu, vatandaşları bir hata yaptığında devletlerin nadiren benimsediği bir tavırdır.

Bunun üç ana nedeni var:

Öncelikle Krallık, soruşturma sonuçlarına dair öngörüde bulunmamakla birlikte ilk günden itibaren saklayacak bir şeyi olmadığının altını çizdi.

İkincisi; şimdiye kadar yürütülen soruşturmalar ve uygulamaların sonuçlarının ortaya çıkmasıyla, kimsenin kanundan üstün olmadığını ve kanun karşısında herkesin eşit olduğunu ispatladı.

Üçüncüsü; olay tatsız olsa da hatalar işlenir. Devletin rolü bunun tekrarlanmamasını sağlamaktır. Dünyadaki herhangi bir ülkenin sayıları yüz binlere varan fertlerinin veya görevlilerinin yanlışa düşmesi, hatta ahmaklık etmesi mümkündür!” (Salman Dusari, Suudi Arabistanlı gazeteci, El- Şark el- Avsat eski genel yayın müdürü)

Yukarıda örneklerini sunduğum yazılar Suudlu gazetecilere ait. Bir de Bahreynli gazeteci Sevsen Şair‘in yazdıklarına göz atalım. Bu da Şarkul Avsat‘tan:

“Plan, Suudi Arabistan Krallığı’nı, yönetimini, istikrarını ve güvenliğini hedef almaktı.

Çağdaş tarihin şahit olduğu en büyük şantaj operasyonuydu.

Bu operasyon, medya organlarının olayı bilmesi, büyütmeleri, olaya tepki vermeleriyle ve uluslararası medyayı harekete geçirmekle başladı.

Öyle ki adalet için çalıştıklarını söyleyen bu kesim, sayı, zulüm ve çirkeflik yönünden Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayının binlerce kez ötesine geçen olayları görmezden geldi.

Brown Üniversitesi’ndeki Watson Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’ne göre ABD’nin kendi ulusal güvenliğini korumak için teröre karşı savaş başlattığından bu yana Irak, Afganistan ve Pakistan’da 500 binden fazla insan öldürüldü.

Yani ABD, ulusal güvenliğini bir grup teröriste karşı korumak için yarım milyon insan öldürdü.

Bu, Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayını kabul etmek için bir gerekçe değil, tam tersine adaleti gerçekleştirmeye odaklanan iddiaların bir imtihanıdır.

Olayın konsoloslukta meydana geldiğine, batılı hükümetlerin ve partilerin olayı engellememe noktasında suça karıştıklarına ilişkin sabit delillerin bulunmasının ardından Suudi Arabistan’a en büyük şantajı yapmak isteyen bu planın büyüklüğünden dolayı uluslararası düzlemde Kaşıkçı davasına bakan Suudi ekibe şapka çıkartmamız gerekiyor.”

Hepsi Türkiye’yi suçluyor
Her dört yazıda da ortak bir suçlu var: Türkiye.

Utaybi‘nin yazısından aktarayım:

“Bazıları Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayını batısından doğusuna dünyanın her yerine taşımaya çalıştılar. Kimileri de bu çabanın cinayetin çirkinliği ya da öldürülen kişiye duyulan sevgiden kaynaklandığını zannettiler. Ama Al-Jazeera TV kanalı, Katar ve Türkiye gibi bu olayın propagandasını yapanların bir çoğunun asıl amaçlarının; 2011 yılındaki köktenci Arap Baharı’na benzer bir ortam yaratma çabası içerisinde Kaşıkçı’nın ölümünü politik açık arttırma pazarında satılan bir metaya dönüştürme olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.”

Bir olaya bu kadar mı farklı yaklaşılır?

[Suud gazetesinin Türkçe yayınlarına dikkatimi çeken dosta teşekkürlerimle…]

ΩΩΩΩ

34 YORUMLAR

  1. Gün geçmiyor ki yorumlar arasında aynı elden ya da makastardan çıkmış gibi metinler görmeyelim. Bazen birini yarıda bırakıp diğerine başlıyorum değişen bişey yok, yazım hatalarına kadar bir örnek:) aralarında; dünyanın en büyük insani yardım organizasyonlarını yürüten, 4 milyona yakın suriyeli garibana evsahipliği yapan asil türk ırkını bencillikle suçlayanı mı ararsın, ahlaksız, yalancı diyeni mi ararsın? Anadoluda bir söz vardır: “eşşeğimin alnı sakar, kendi adını başkasına takar!” Eski dinsiz büyüğümüzü de kaynak gösterek aptal olduğumuzu da bi kez daha hatırlatmışlar sağolsunlar:) kendisi yeterince et tüketemediğimiz için zeka sorunumuz olduğunu söylerdi ama sonradan öğrendik ki et yemek pek de öyle sağlıklı bi iş değilimiş, ideal olan bitkisel ağırlıklı beslenmekmiş:) evet sütü az içeriz ama kimse de bizim kadar yoğurt yemez yani! Baktılar kırmızı etle olmuyor, şimdilerde balık yiyen bi toplum olmadığımız için falan demeye başladılar. Ama görüyoruz ki özellikle deniz balıkları (kimi dere balıkları da) büyük oranlarda civa/kurşun gibi zehirlerle doluymuş:( nihayet bizim çok bilmiş yarı aydınlarımızın yemiyorlar/yapmıyorlar dediği ne varsa iyi ki de öyle yapmışız, yoksa bu iyi eğitim almış çemişlere kalsak şimdiye kadar çoğumuz gut hastalığına yakalanmıştık bile! Bi oturuşta bi yabandomuzu yavrusunu gövdeye indirdiğini paylaşan adamın chp istanbul ilbaşkanı olan karısı aklıma geldi şimdi de; kaftancı, doktormuş da… Valla ben onu bunu bilmem, okumuşun hali başka oluyor:))) türk ırkının her bir evladı asildir, saygındır, değerlidir; türk mutfağı dünyanın en sağlıklı mutfağıdır ama çok yemek iyi değildir!

  2. ALPER RUMUZLU YORUMCUYA!!!
    Benim hayatimda DÜŞMANLIK yoktur ve hiç kimseyede duşman değilim.
    SIZ Galiba beni kendinizle ile kariştirdiniz!!!!!!
    İsterseniz bir aynaya bakın o zaman tapdiklarinizi kendi yüzünüzde görürsünüz.
    AKP DIŞ DEVLETLER DE DAHIL, herkesi sizler gibi uyutacağıni zannediyor!!!!! UYUTMAK şöyle dursun, Turkiyeyi hem batiriyor hemde razil ediyor….
    Şu an DÜNYA ses kayitlarini dinledi ve nasil elde ettiklerini soriyor.
    Crvabini siz merak etmiyorsunuz çünkü menfaatlariniz gereğ beyninizi uyuşturmuşsunuz…
    Peki buna ne demeli o ses kayitlarinda Öldürüldüğüne dari (sadace elbiselerini giyen adam ölü elbisesi söyliyor) onun dişinda her hangi bir bilgi yok.
    Suudiler Şeytandan dah şeytan hem dünyayi (MÜSLÜMANLARI)soyuyorlar
    hemde güçlülerin Dünyasini parmaklarinda oynatiyorlar.
    AKP KIRAL öldüğünde Turkiyede neden yas ilan etti????? Çokmi önemli bir ķişiyidi???? Tiren cinayt gibi kazasinda ölenler insan değilmi idi? ŞATAVATLI BAŞKANLIGI KUTLAYAN.Suudilere sira gelince yas ilan edip şimdide düşman oliyor?
    Siz AKP nin dostu olmak nasil bir felaket olduğunu galiba halen daha menfaatleriniz gereğince gormiyorsunuz.
    Merak etmeyin hereşey bitirince sira size gelecek, tıpkı Mavi Narmara olayinda olduğu gibi. ..

  3. Fehmi bey bugün köşesini Suud lehine çıkan yazılara tahsis etmekle pek isabetli bir iş yapmamış gibi geldi bana.Elbette işine karışacak değilim.Sadece fikrimi söylüyorum.

    Araştırılsa bu yazılara benzer ne yazılar vardır daha.Başka türlü yazılar yazmaları beklenemezdi herhalde kendilerinden. Hafazanallah Suud’un Londra’da da bir konsolosluğu vardır muhakkak! Bu gazeteciler de bir can taşıyorlar sonuçta!

  4. Elbette kesikbaş cinayetine doyum yok. Göründüğü kadarıyla çok uzakta yaşanmış olsa da olaylar hakkında ağızbirliği ederek haber ve yazılar kaleme alabilmek için öyle özel jetlete binip ta okyanus ötesi yolculuklara çıkmak falan gerekmiyormuş:))) gidip de olay yerinden bildiri bildiriveremedim diye dövünmenin lüzumu yokmuş yani? Bak elin oğlu/arabı ne de güzel tatlı tatlı yazıştırmış işte! Demek ki daha ziyade oynayamayan gelin durumu var bizim medyada; uçağa bindirip götürsek halifax’a kadar ne değişirdi bilmiyorum…

  5. Dikkat Ses Tapeleri Saatli Bomba Gibidir!
    Bu konuyu gündeme taşımakla Fehmi Bey şu anki iktidarı fena halde zorda bırakabilir. Şu an Türkiye (Erdoğan ve AKP iktidarı) Kaşıkçı cinayeti ile ilgili en önemli delil olarak bir ses kaydını gündeme getirdi. Başka deliller de var dediler. Ama ses kaydı dışındakilerin ne olduğu ortaya çıkmadığı için onlarla ilgili fazla birşey söyleyemiyorum. Suudi yönetimine hiç sempatim yok, Suudi yönetimini bizimkilerden daha acımasız ve hukuksuz buluyorum ama gerçekleri de söylemek lazım.
    Nasıl elde edildiği söylenemeyen bir ses kaydını bu konuda en büyük delil diye ortaya koymak şu anki hükümetin koynunda bir uzaktan kumandalı bomba taşıması ile eş anlamlı. Siz bu ülkeyi ve dünyayı “17-25 Aralık operasyonu ile bize darbe yapılmaya kalkıldı” diye darmadağın etmişsiniz. O zaman dünya kadar konkret (somut, müşahhas) delillerin yanında (on milyonlarca dolar, avro, tl, para kasaları, para dolu ayakkabı kutuları, kol saatleri, fiziki takipler, video kayıtları vs) resmen mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin tapeleri de ortadaydı. Üstelik şimdiki gibi nasıl dinlendiği belli olmayan ses kayıtları da sonra internette yayınlandı. Onların içinde çok hayati şeyler vardı. Hani şu paraların sıfırlanmasını, rüşvetleri vs. siz de hatırlarsınız. O zaman bunlar için “montaj, dublaj” tepinmeleri yapıldıydı, onu da hatırlarsanız. Şimdi Suudlar “yahu sizin ses kayıtları “montaj, dublaj” oluyor da bunlar olmuyor mu” diye sorarsa ne diyecekler acaba?
    Bizim medya bu kadar delilden bize ne üretmişti bir hatırlayalım. Ülkenin cari açığını kapatan bir kahraman , hayırsever, madalyayı hak eden bir iş adamı Sarraf ve diğer masum çocuklar. Bu korkunç rüşvet çarklarını açığa çıkaran polislerin ve savcıların hainliği ve satılmışlığı vs. Biz de millet olarak afiyetle yedik, yemeğe devam ediyoruz. Oysa bu delillerle kıyamete kadar isteye savcı dava açar ve yüz yıl sonra da bu kişileri mahküm eder.
    O nedenle bizim yandaş medya Suudi yandaşı medyaya beş çeker. Bizim medya çarpıtma ve uydurmada onlardan en az üç tık ötededir. Onların hayalleri bile bizimkilerin çarpıtma ve uydurmalarına yetişemez. Burada yazsak ciltlerle kitap olacak ne yalanlar ve çarpıtmalar yaptılar ve hiç yüzleri kızarmadı, hala da aynı aşkla devam ediyorlar. Fehmi Beyin Arap Basınından yaptığı alıntılar bunun yanında fena halde masum kalıyor vesselam.
    Keşke Türkiye samimi olarak cinayeti önlemek yada önceden haberdar değil idiseler sonrasında ortaya çıkarmak için gerekli çabayı gösterseydi. En azından başkonsolosu ve ekibini ülkeden yollamasaydı. Cesedin kaybedilmesine engel olsaydı.

    • Ses kayıtları/tapeler konusundaki bilgi birikiminize diyecek yok hakan bey, yalnız teknik ekip bildiğim kadarıyla firarda, bikaçı mapus damında gün sayıyordur… Uzunca bi süreden beri ilk kez böyle bir ses kaydı gündeme geliyor, eskiden olsa kabine toplantısını naklen veriyordu haşhaşiler! Şimdiyse fetöcülerden arınmış emniyet ve istihbarat teşkilatımız bu tür alicengiz oyunlarında kimin ne halt yediğini daha yemeden, önlerine koyuveriyor ses kaydını:) aah ah, nerde o eski oslo süreci kayıtları, bakanlık tapeleri, bilmem kimin yatak odası! Çifte standardı nerde görsem tanırım:)))

  6. bu menfur kaşıkçı cinayeti dünya basınının ipliğini pazara çıkardı, ve hemen hepsinin ait oldukları kanallardan yönlendirildiğini, amaca uygun şekilde haber ve yazıların yer aldığını gösterdi. özgür ve ahlaklı ufak tefek kanalları saymazsak tüm dünyada büyük olanlar zaten belli başlı ailelerin elindedirler tıpkı silah sanayii, ilaç sanayii ya da bankalar gibi, öyleyse özgür olduklarını zaten nasıl iddia edebiliriz ki…bu batıda da böyledir doğuda da. tabii ki ülkemizde de…parayı veren düdüğü çalar, istediğini yazdırır, istediği gibi yazdırır. herkesin sermayedar olduğu tarafsızlığı ilke edinecek bir kanal dışında bağımsız medya mümkün değildir. ya her şeyin istenildiği gibi gösterildiği taraf medya ya da her şeyin istenildiği gibi gösterildiği karşı taraf medya bulmak mümkündür.taraf medya nasıl ki olayları olduğundan iyi göstererek bir gruba hizmet ediyorsa muhalif medya dediğimiz şey de yine bir çıkar grubunun hizmetinde olup olayları olduğundan kötü göstererek başkaca bir amaca hizmet etmektedir. bizler yine meseleleri bütün yönlerden anlamaktan yoksunuz…fikrimizin hoşuna gittiği kanala yöneliyoruz…bu durumda
    arap medyasında çıkan haberlere şaşmamak gerekir. elimize yüzümüze bulaştırdık demelerini beklememek gerekir. hedef şaşırtan birilerini suçlayan yazı ve yorumlar olmasa şaşırtıcı olurdu. bizim ana muhalefet ve avanesi ve medyası bile bu cinayeti neredeyse bizim hükümete hatta erdoğana yıkmaya çalışırken, elin türkiye düşmanı suud ailesinin elindeki medyanın daha dostane daha doğru davranmasını neden umalım???
    içimizde bu kadar karanlık varken gelecek karanlıktan korkmanın alemi yok. the economistin yeni yıl kapağı internette dolaşıyor. sahiplerinin kim olduğunu hesaba katarsak bu derginin en azından yeni yıl kapağı önemlidir diyebiliriz çünkü bazı öngörülerde bulunur. bu yıl değiştirilmezse kapak tamamen kara. üzerinde az bir beyaz yazı var. black water, black rock, black winter yetmiyormuş gibi şimdi de black cover…bu yıl da huzur yok anlaşılan…

  7. Şarkul Avsat tan Abdullah Utaybi nin şu satırlarına da dikkatinizi çekmek isterim:

    “İşin güvenlik sorumluluğu Türkiye devletine aittir. Çünkü olay topraklarında yaşanmıştır.
    Türkiye toprakları son yıllarda tüm uluslararası istihbarat servislerinin, her çeşidiyle yerel ve uluslararası mafya gruplarının şüpheli hareketlerine şahit olmuştur.
    Aynı şekilde yıllardır hala çözülemeyen suikast ve tasfiye olayları da yaşanmıştır.
    Buna ek olarak, Türkiye’de DEAŞ’tan Nusra’ya terör örgütlerinin büyük ölçüde ve düzenli lojistik faaliyetlerine de şahit olunmuştur.
    Bunlar mekansal ve zamansal olarak Türkiye’de hakim olan iklimi açıklamak için önemlidir.”

    ve şu cümle:

    “Türkiye’nin harekete geçmekte gecikmesinin, bu olayda boşluk yaratılmasına katkıda bulunduğunu da itiraf etmeliyiz.”

    Açıkça Türkiye nin güvenli bir yer olmadığını, Türk Devleti nin de geç harekete geçtiğini söylüyor adam.
    Cinayeti Türklerin üstüne atmış neredeyse.
    Arap sevicilere kapak olsun diye buraya alıntıladım.

    • Evet geçen yaz sıcak geçecekmiş, türkiye güvenli değil gitmeyin falan diye uyarmıştı suudi yönetimi kendi vatandaşlarını! Anlaşılan bu gasteci yönetimi pek ciddiye almamış ama elçilikten içeriye girince kendisine durumu kanıtlamış görünüyor suudiler… Haksız mıyım?

  8. Bağımsız ve özgür Arap medyasının nasıl tarafsız ve cesur beyanatlarda bulunduğunu hep berber görmüş olduk. Hedefimizdeki özgürlük bu olsa gerek.

  9. DEVLETLERİN DEVLETLERİ ŞIKIŞTIRMA YÖNTEMLERİ.
    Her ülke azamı faydası için her şeyi yapar veya her olmuş olaydan faydalanmak ister.
    Bazıları bunu kendilerine mubah görürken diğerlerini gayrimeşru ilan ederler.
    Bu hep böyle olmuştur.
    Aynı olayın bir benzeri ülkemizin başına gelse (benzerleri olmuştur şüphesiz) bağımsız MEDYA mız nasıl bir refleks gösterirdi.
    Sevgili yazarımızın yukarıda verdiği örnekler çok yumuşak kalırdı herhalde.
    DIŞ DÜŞMANLARIN KOMPLOSU mu Yoksa iç hainlerin tezgahı mı yoksa her ikisinin işbirliği mı olur varın siz tahmin edin.
    Dövizin yükselmesi başkalarının hainliği idi.Dövizin düşmesi aldığımız tedbirler olur.
    Nede olsa yabancılar düşmanlıktan dostluğa evrilmesi çok kolay.
    Yarın yine bir terslik olunca kabahat hep dışımızda olacaktır.
    Başarılar hep bizim,başarısızlıklar hep başkalarının.
    Şehirlerimizi de yaşanmaz hale getirenler hep yabancılar ve iç işbirlikçileri.
    MEDYA KONTROL ALTINA ALININCA (DEĞİŞİK YÖNTEMLERLE)SAPLA SAMAN HEP KARIŞTIRILIR.
    Ne kadar benziyorlar otoriter sistemlerin MEDYA ları belkide bizden ders alsalar daha başarılı olurlar diyebilirim.
    Bu konuda yakında medya uluslararası eğitim kurumları açılabilir.
    Kaşıkçı olayı birinin birilerini sıkıştırmak için sonuna kadar kullanılacak.
    İSTENEN ALINDIĞINDA GÜNDEM DEĞİŞİR.
    Olan fillerin tepişme sinden çim olarak nasibini alanlara oluyor.
    Bu hep böyle olmuş ve olacaktır.
    Çim olmamak bütün mesele.
    Senin suçun o zamanda orada bulunmaman gerekiyordu.(klasik sorgulama)
    HER GÜN YENİ BİR ŞEY ÖĞRENİYORUZ VE ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ.
    KENDİMİZİ HER GEÇEN GÜN DAHA NASIL DONANIMLI HALE GETİREBİLİRİZ.
    HER GÖRDÜĞÜMÜZ VEYA DUYDUĞUMUZ NE ANLAMA GELDİĞİNİ ÇOK DONANIMLI OLURSAK EĞER DAHA DOĞRU ANALİZ EDEBİLİRİZ BELKİ.

  10. Kaşıkçı Cinayeti
    Günümüzde işlenen tüm cinayetlerin finansörü Sermaye’dir. Sermaye bir ödül koyar ve işi, başaran terör firmalarına veya gizli istihbarata ihale eder. Onlar da önce kime fatura keseceklerini planlar ona göre olaylar geliştirirler, sonra cinayet olur. Fatura da ona kesilir.
    Dinlenen telefonlar ve tüm belgeler cinayeti planlayanların ayarladıklarıdır. Şeriatta bu çok kolay biter. Cinayet Suudi Arabistan büyükelçiliğinde işlenmiştir. Elçilikte o gün bulunanlar arasında kasama yapılır. Dört soruşturmacı onlar arasında failleri bulunursa idam edilir. Finanse eden bulunursa ağır diyet ödetilir. Af yoktur.
    Finansör bulunmazsa elçilikte bulunanlar ağır diyet öderler.
    Kur’an’ın hükümleri gelmediği müddetçe Sermaye bu cinayetleri işleyecek, istediğine fatura kesebilecek.

  11. Devir böyle, şu an bu cinayeti Türkiye’ye yıkacak bir formüle Salman efendi yüz milyar dolar verse şaşırmam. Şu halde böyle bir paraya ruhunu satacak yeryüzünde tonla adam bulmak sürpriz değil hele bir de kalemi kuvvetli birilerini buldular mı tamamdır.Boşuna mı süre verin diye yırtınıyorlar. Suç üstü yakalanmanın ilk şaşkınlığını atlattıktan sonra köpeklerini organize edecekler sonra da kendi kayıplarının destekçisi siyasetçilere de nasıl bir kayıp olacağını kendilerinin gitmesi halinde dostlarının (!) da kaybedeceğini hatırlatacaklar. Kadere bak ÖZGÜR basın burada Türkiye’nin en önemli güvencesi olacak.

  12. Arap medyasındaki çıkarımım şu ki Türkiye yenilir yutulur, zayıf bir devlettir, batıya entegre olmaktan ziyade hala bir ortadoğu, şark devletidir ki araplar çemkirebiliyorlar. Suriye konusu özelinde arap baharları genelinde izlenen yanlış siyaset 100 yıl geçse bile unutulmayacaktır. Hatalarımızı kabul edip düzeltme olgunluk ve azmine sahip olmadıkça bu hatalar zincirine yenileri eklenecektir. 100 yılda kat ettiğimiz mesafeye bakınca insanın yüreği acıyor doğrusu. Geçem bir yerde okumuştum Türkiyenin en öncelikli sorunu ekonomi değil eğitim ve ahlak sorunudur diye, çok yerinde bir tesbit, geri kalmışlığımızın en büyük nedeni ahlaksız bir millet olmamız. Yalancı, menfaati ve hazları amaç edinmiş, gösterişçi, şekilci, emek sarfetmeden yemek yemeye çalışan, tembel nahoş, bencil ve Aziz nesinin tesbit ve işaret ettiği aptal bir milletiz.
    Dikkatimi çeken husus araplardaki yalakalık dozunun kabul edilebilir düzeylerin çok çok üzerine çıkmış olması, Türk köşe yazarlarıyla kıyaslandığında bizimkileri sanki bir tık geçmişler. Milli bir refleksle yapıyor olsa idiler bize ve başkalarına çamur atmak yerine az da olsa özeleştiri yapabilirlerdi, tabii ülkenin şartlarını tam bilemiyorum, krallık ve şeriat hukuk nasıldır, zormudur yazmak, Kaşıkcı Amerikaya gittiğine göre baskı var sanırım. Hasılı moralim bozuldu.

    • Yazdıklarına bakılacak olursa esaslı bir eğitim reformu şart alper:) yalnız burdaki iyi eğitim almış, evrensel değerleri falan da bilen arkadaşlar yazdıklarından alınabilir ona göre…

      • Sana bir iyi bir de kötü haberim var H.Gayret. İyi haber; ezikliğin çaresi var. Kötü haber; hoşuna gitmese de çare eğitim. Yani “aide sociale” üzeri etrafı trollemek yerine biraz çaba gösterip kendini geliştirmek gerekiyor. Ha gayret ben sana güveniyorum

          • Alınanlar olabilir demiştim ben:) o kadar iyi eğitim almış, sorgulayıcı ve düzenli beyingöçü veren insanların olduğu bi toplumda edilecek laflar mı bunlar alper? Hadi bizim yediğimiz içtiğimiz makarna kömür, ne deseniz olur…

    • yorumunuza kısmen katılıyorum Alper bey. ancak genellemek doğru değil. türklerin ve kürtlerin kanı bozuk olmayan ve Anadolu insanı olarak tanımlayabileceğimiz bir kısım insanımız temiz, iyi huylu, ahlaklı, çalışkan, misafirperver ve merttirler. bu millet necip bir millettir derken kastedilen bu çekirdek kısımdır. yine bu çekirdek kısım dinci olanlar değil gerçek dindar olanlardır. ve bu çekirdek kısım yakın gelecekte geleceğin şekillenmesinde önemli rol oynayacaktır. onun dışında Mümbittir bu topraklar ottan fazla hain yetişir der yılmaz Özdil, ona da katılıyorum. hain olduktan sonra yalancı, ahlaksız, menfaati ve hazları amaç edinmiş, gösterişçi, şekilci, emek sarfetmeden yemek yemeye çalışan, tembel nahoş, bencil ve Aziz nesinin tesbit ve işaret ettiği aptal olmak kaçınılmazdır, neredeyse otomatik bir sonuç gibidir…bizlere düşen safımızı belirlemektir…selamlar…

      • Türkiye sınırları içerisinde bugün için kendinizi en güvende hissedeceğiniz şehir İstanbuldur. 20 yıl önce tam tersiydi, bu benim görüşüm tabii. Tabii ki Anadoluda da, Trakyada da, istanbulda da kanı bozuk olmayan mert insanlar muhakkakki vardır ama münferittirler. Geneli insanımızın saydığım özelliklere ve fazlasına haizdir. Hainlik akkizdir, otla etle de ilgisi yoktur.

        • bence yanılıyorsunuz, belki anadoluda ve doğuda bulunmamış olabilirsiniz…. ben bulundum. temiz mert insanımız sandığınızdan çoktur. münferit olmaktan uzaktır.
          emniyet verilerine göre organize suçlarda ankara İstanbul ve izmir ilk sıralarda. kendinizi güvende hissetmek istiyorsanız Antalya ya gitmeyin derim. suç oranı en yüksek ildir. doğu illeri daha çok kaçakçılıkta sıralamaya giriyor.
          ve bence yine yanılıyorsunuz. hainliğin etle de otla da ilgisi vardır. zira haram yememek gerekir. onun için Kur’an insan ne yediğine baksın der…sonuçları otomatiktir…

      • Doğru! Sadece anadoluda değil, her yerde saf ve temiz dindarlar vardır. Ama onlarda ifsad edilmiş gibiler. Saf tutacakları yer konusunda kararsız kalmışlar. Saf tutulacak yer konusuna da açıklık getirseydiniz iyiydi Didem hanım. Halifenin arkasinda mi saf tutacağız yoksa ….mi saf tutacağız. Ahh…! halife konusunu gizli konusacaktik olmadı açık ediverdim. Neyse kusuruma bakmayın. Boşluğu doldurursanız safımızı belirlememize yardımcı olmuş olursunuz.

        • halife konusunu açık ediverdin diye kusura bakmam ben iyimiz güzelimiz çoktur diyorum lakin yorumcuların hep altını çizdiği gibi aptalımız da çoktur…saf tutarken aklında olsun gerisi nasip…

  13. Devlet, kendi güvenliği için muhaliflerini öldürebilir deselerdi kısaca dolambaçlı açıklamalara gitmek yerine. Aslında bu iş için seçilen yer, İstanbul, oldukça manidar. Cinayet mahalline çok uzak olmayan bir sarayda kimbilir kaç şehzade boğularak, kesilerek öldürüldü. Hem de kanuna uygun bir şekilde. Buna, o artık geçmiş tarihte kaldı diyemiyoruz maalesef, çünkü hala bunun güzellemesi yapılıyor, doğru bulunuyor, ve bazılarına fırsat verilirse yine yapacakları ayan beyan görülüyor. Bırrrrrr! Korkunç bir yer bu İstanbul. Hala 🙂

      • Pensilvanya’nın deli fetösü farklı düşünmüyor ki. Sorsan o da devlet için ölünür ve öldürülür der. Emrindeki müritleri de şeyhleri için ölür ve öldürürler. Bu halkın böyük bir çoğunluğu için de böyledir. İnanmıyorsan yaptır bir anket.

  14. Dünyanın kanununda var:Bazı medya mensupları doğruları bildikleri halde güçlüleri korumak için yalan yanlış haber yaparlar. Kaşıkçı cinayeti bu kadar uzamasının sebebi; Kral salman ilk günden itibaren bir açıklama yapması lazımdır. Cinayet kesinleşince köşeye sıkıştı. Bence Kral Salman bir lidere yakışacak bir adım atmalı:
    Evet, Kaşıkçı’yı ajan olarak tespit ettik. Devletin gizli bilgileri diğer devletlere peşkeş çektiği için öldürdük. Gereken ne ise onu yaptık deseydi olay bu kadar uzamazdı. Kendi sonunu hazırlamaya çalışıyor. Allah her şeyden haberdardır.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Nusret bey, bi ara bizim memleketin ne kadar mahrem bilgisi varsa yabancıların elinde dolaşıyordu. Hayır sınav soru-cevapları değil, her türlü istihbarat; askeri, ticari… Faillerin akıllı olanları sıvıştı, uyanamayanlar içerde, yargıda hesap veriyor. Yani aslında öneriniz gayet makul görünüyor: bu tip suçlarda ne yapılsa azdır değil mi?

  15. Fehmi bey, bu yazarlarin yazdiklarini batili gazeteciler de idda ediyorlar.
    Sadece Mişari Zeydi yazisindaki şu bölum hariç. “Birçokları Kaşıkçı meselesini Suudi Arabistan’a, özellikle de Suudi Arabistan’ın ve Arapların umudu Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın iddialı projesine karşı sonuna kadar kullanmaya çalıştı. Halen de kullanmaya çalışıyor. Ancak Suudi Arabistan Başsavcılığı’nın cesur açıklaması doğru yol haritasını çizdi.”)

    Zaten burasida bize pek yabanci sayilmaz, yazar sankı bizim huvuzdan kopya çekmiş, Sadece bizde “ümmetin ve Türkiyen umudu” onlardada “Araplar ve Suudilerin umudu.
    Ayricada bu yazarin Abdullah Utaybi, yazdiklarıda doğru yalniş değilki! adam doğru söyliyor.

    Allah ülkemize üçüncü Bir 15 Temmuz yaşatmasın.

    Sudi Arabistanla başa çıkmak için en az onların eğitiminin yarisi kadar eğitimli olmak gerek.
    Diktatörlükle yöneltilmesine rağmen, Dünyaya kendi politikalarini kabul ettiren en başarili devletlerden biri.
    Ayricada vatandaşlarinin refah seviyeleride çok yüksek.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here