Kimse kızmasın.. Ben de bugün kendimi yazdım..

49

En zor iş, kendinin adamı olmaktır.

Hayatımın gerçeği bu giriş cümlesinde gizli.

Arada kesintiler yaşasam bile, 1984 yılından bu yana, her gün en az bir yazıyla okur karşısına çıkıyorum; bazı günler birden de fazla.

Bir ara.. hem çalıştığım gazetede ‘Gündem’ ve ‘Kulis’ olarak iki yazı yazıyordum, hem de aynı gün İngilizce bir gazetede bir yazı; akşamları da dördüncü bir yazı olarak kaleme aldığım yorumu Kanal-7 ekranlarında okuyordum.

Günde dört yazı.

30 küsur yıldır sürdürdüğüm verim 20 binden fazla makale anlamına geliyor.

Bunlar görüş açıkladığım yazılarım benim.

Hiçbir yazıyı ısmarlama yazmadım.

Yazarlık ilkelerim

Elbette benim de herkes gibi hassasiyetlerim var. Hatta herkesten fazla.

Kendime yakın hissettiğim insanlarla ilgili kınayıcı veya incitici tek bir yazıma rastlayamazsınız. Eleştirmişimdir, ama o kadar…

Üzülmesini istemediğim kişiler veya gruplar ile ilgili eleştirel bir yazı yazacaksam, genellikle, kendi buluşum olan ‘tersten çakma’ yöntemini uygularım…

En karşı olduğum tiplere bile yazılarımda lâkap takmam, insanların isimleriyle, görünüşleriyle alay etmem.

“O bana şunu dedi, ben de ona şöyle çakayım…” diye konuşan iç sesimi yazı hayatımda bir kez bile dinlememişimdir.

Karşı çıkışlarımı hep dengeli götürmüş, mutlaka tarihten, kitaplar-filmler-gerçek olaylardan örneklerle ne demek istediğimi anlatmaya çalışmışımdır.

Sürü işi bana göre değildir; kendi doğrularımı başkalarınınkinden –o başkaları kim olursa olsun– daha önemli bulurum.

Yazarların yazdıkları kayda geçtiği için hesaba çekilmeleri kolaydır; o hesaplaşmada üste çıkmak gibi bir derdim vardır.

Günlük hayatımı, insanlarla ilişkilerimi de buna göre ayarlamışımdır.

Ya politika?

Politik hayat içerisinde yer alan insanları her zaman takdir etmiş, iktidar-muhalefet fark etmez, varlıklarını bir fedakârlık olarak görmüşümdür. Daha değerli işlere ayırabilecekleri vakitlerini.. ülkesine, ülkesi insanlarına veya savunduğu fikirlerin yayılması için harcayan insanlar olarak…

Ancak, bir yazar olarak kendime uyguladığım zor şartları, hiçbir zaman hiçbir politikacıdan beklememem gerektiğini yolun çok başlarında öğrenmişimdir.

Onlar kendilerini farklı ölçülere tâbi bilir ve ona göre davranırlar.

Kiminin tutarlı olmak gibi bir derdi vardır, kiminin öyle bir derdi de yoktur.

Sevdiğim, kendimi yakın hissettiğim, ya da kendisini bana yakın hissettiren her partiden dostlarım olmuştur; ancak en yakın bilindiklerimle bile, gerektiğinde eleştirebilmek amacıyla, arada bir mesafe bırakmayı bilmişimdir.

Ara ara birileri ‘falanca politikacının dostu-arkadaşı’ gibi sıfatlarla söyleyip yazdıklarımı benden başka kişilere mal ederler… Etsinler, ben alınmam.

Oysa alınmam gerekir. Ismarlama yazı yazmadığım veya yazarken başkalarının eğilimini değil.. kendi düşüncelerimi yansıttığım için…

Kimsenin sözcüsü olmadım bugüne kadar…

“Ne derler?” hesabı yapmadığım için yakın bilindiğim politikacıları üzmüşümdür de…

Geriye baktığımda vardığım sonuç şu: İyi de yaptım.

Farklı davransam, kendime has düşünceleri değil de bana ters gelse bile yakını olduğum bilinen insanların görüşlerini ön planda tutan yazılar yazsaydım, onlara hiçbir faydam dokunmaz, yanlış yaptıklarında yanlışlarının süregitmesine katkıda bulunmuş olurdum.

AK Parti’nin çıkışında.. iktidar olma yolunda.. sandıktan birinci çıkıp ülkeyi yönetme görevini üstlendiğinde.. o günden bugüne karşılaştığı her zorlukta.. onun yanında yer aldım…

Doğruları yaptığında da…

Yanlışlarında? Hiçbir yanlışını, yanlış olduğuna inandığımda, hiçbir zaman savunmadım.

Vahim yanlışlarında ise, gözünün yaşına bakmadan, her zaman karşı çıktım.

Yine “Ne derler?” diye zerre kadar düşünmeden…

Bunun yığınla örneği vardır.

Gazeteci kime denir?

Takdir beklemedim, ama doğrusunu söylemem gerekirse, yıllar sonra tekdir geleceğini de aklımın ucundan hiç geçirmedim.

Bugün, günlük gazetelerde köşem yoksa.. ancak adresini bilenlerin erişebildiği kendime ait bu siteye (fehmikoru.com’a) sığınmış, dünya ve Türkiye’den önemli haberler sunan ocakmedya.com’la meşgul isem.. tekdire uğramışlığımdandır…

Üzülüyor muyum? Hayır. “Gazeteci yanağına konan öpücükten değil yanağındaki tokat izinden belli olur” sözüne inandığım için gönendim bile.

Yine doğru bildiklerimi yazabiliyor.. her gün daha fazla artan sayılarda siteme uğrayan sadık okurlarımla buluşabiliyorum ya.. bu bana yetiyor.

Uzun yazı hayatım boyunca her şeyi anladım da bir şeyi bugün bile anlamakta zorlanıyorum: Kendileri de istedikleri sıklıkta yazı yazabilecek ve yazdıklarını yayınlatabilecek durumda olan insanlar.. neden düşüncelerini paylaşmakla yetinmez.. veya ille başkalarının görüşlerine cevap verecekse.. bunu adam gibi yapmak yerine.. sonuçta kendilerini hiç değilse benim gözümde küçülten.. tavırlar sergilerler?

Belki de şaşırmamam gerekiyor.

En başta ne yazmıştım; “En zor iş, kendinin adamı olmaktır”, değil mi?

 

ΩΩΩΩ

49 YORUMLAR

  1. Düşünceleri yazmak lazım. Ama,” Doğru söyliyeni dokuz köyden kovarlar ” diye boşuna söylememişler. İbrahim Tenekeci’nin dediği gibi, dostluk ve arkadaşlık, ama bir noktaya kadar. Arkadaşa gölge etmemelisin.Ölüp, gitti; birinin yanımda dediği gibi, bir a d ı m, ondan öne geç memeli sin. Doğru söylemelisin, o’ndan (!) yana söylemelisin. Hep ona çalışmalısın. Hasılı, dünyanın en zor mesleği düzgün insan, yani müslüman olmaktır, İSLAMI YAŞAMAKTIR. Zira, dünya’ya tüm hayvanlar terbiye edilmiş olarak gelir ve daha doğar doğmaz kamilen ihtiyaçlarını görür. Oysa insan (taslağı) öyle değildir. Hem, madden, hem de bilhasa manen mürebbi’ye, Rabbine muhtaçtır. Ne var ki, Rabbi tanımak da pek o kadar kolay değildir. “Kendin olmak, yani kendi müktesebatına inanmak ve güvenmenin zorluğu hayatta kendini kolayca gösterir. Mesela, MÜSLÜMAN, kendine, kendi dinine inansa ve güvense, bilse, dünyaya haykırır. ” OBEZİTE’nın ÇARESİ BİZdedir. Şöyleki; “Acıkmadan sofraya oturmıyacaksın. DOYMADAN KALKACAKSIN ” Fakat, bunun için hikmet sahibi (BİLGE) ve ammar gibi amil mü’min olmalısın ki…

  2. sayın Koru, adam gibi adam. çünkü kendinin adamı, kimsenin adamı değil ve hep adalet hak gözetti. buna şahidim. günün sonunda elde kalan tek şey karakter!

  3. Tebrikler;
    Nitelikleriniz tıbkı benim öngördüğüm gibi,açıkçası şu an sizi oturtabileceğim bir gazete yok ülkemizde, fakat 30 yılı aşkın meslek hayatınızda bulunduğunuz gazetelerde yetkinlikleriniz doğrultusunda size en yakışan fikir platformu Zaman gazetesi idi…Ülkemiz için çok önemli bir değer olduğunuzu belirtmek isterim…sevgi saygılarımla

  4. Bu bir veda yazısı mı? Ya da geçmiş satırların altına bir hesap çizgisi çekme mi? Olabilir olabilir. Hesabı tutturmuşsunuz. Ya tutturamasaydınız? Yani kendinize yakışmayan bir tarafınız olsaydı diyorum. Kendi doğrularınız kötülerin elinde bir silah olsaydı yinede? Eşiniz hanımefendinin ilk başörtülü üniversite mağduru oldugunu sizden okumuştum. Üniversitelerde cami önlerinde kendilerine muhalif dergileri toplatmaya güç yetiren bir yapı nasıl olur da başörtüsü mağduriyetine engel olamaz? Yoksa tedbir elbisesine mi ihtiyaçları vardı? O elbiseleri(örtüleri) saf müslümanlar mı biçti dikti giydirdi de örtü altında gelişmelerine neden oldu? O saf müslümanlar şimdi neredeler? Kandırıldıklarını mı yoksa ihanete uğradıklarını mı düşünüyorlar? Yirmibin yazı. O kadar yazı okumuş muyum ?

  5. Bir kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltin gücünüz yetmiyorsa dilinizle ona da yetmiyorsa kalbinizle buğz ediniz hadisinin dilinizle kısmını siz elle yazarak ifade ediyorsunuz. Gerçi bunu hepimizin yapması gerekirken siz bizim adımıza yapıyorsunuz Allah yar ve yardimcınız olsun.

  6. Kaleminize sağlık fehmi bey. sitenizin daimi takipçisiyiz. Taha beyden ricam, okunma sayısını gösteren webmaster-sayaç koymayı düşünmüyormusunuz?

  7. Ahmet Taha Koru Bey

    Estağfurullah. Gerçekten yayına onay gecikince o şekilde düşündüm. yazımın yayınlanmasında sizler için sakınca yoksa bence de mahsur yok. Teşekkür ederim. Saygılar.

  8. Fehmi bey, yazarlık ve kişilik özelliklerinizi birçok sıfatla belirtebilirsiniz. Bu yazınızda belirtmiş olduğunuz sıfatların çoğuna da katılıyorum. Fakat tarih sizi asla “cesur gazeteci” olarak hatırlamayacak. Bunu da bilin lütfen…

  9. Fehmi Bey,

    Iyi ki varsinizin. Gercek gazetecisiniz. Artik turu tukenen cinsten. Taha Kivanc da sizin gibi, O’nun da yeri ayri. Lutfen devam edin, bence bu siteniz ve Ocak Medya ileride “bir donum noktasi” olarak gosterilecek.

    Saygilarimla

  10. Bu site ve ocak medya guzel oldu. Sizin yazılarınızı ne zaman arasam bulabileceğim adresi belli.

    Yalnız yorumlarınızı (video) uzun zamandır eklemiyorsunuz. Taha beyden size bir şikayet olarak iletmesini bekliyorum. Saygılarımla…

  11. Sanıyorum bugün yaptığım ve halen onay bekleyen yorumum biraz sıkıntılı bulundu. Bu nedenle yorumumun yayınlanmamasını rica ediyorum. Saygılar.

  12. Fehmi bey;
    Özel sitenizde çıkan her yazınızı her gün düşünerek, ibret alarak, ders çıkartarak okuyorum. İtiraf edeyim gazetelerde yazdığınız dönemlerde sizin sıkı takipçiniz değildim. Her şeyde bir hayır vardır.

  13. asıl olan insanın yaptıklarının hele ki sözlerinin arkasında durabilmesidir. dini irfan bilimin de desteklediği üzere ağzımızdan çıkanın hiç bir zaman kaybolmadığını bir yerlerde asılı kaldığını söylüyor ses habbecikleri olarak. yazı zaten kalıyor ve tabii düşünceler de… sen düşünceden ibaretsin diyor Mevlana…insan bu durumda ne söylediğine ne yazdığına dikkat etmelidir. hiç bir şeyin kaybolmuyor olmasının bir nedeni de sadece bu gün değil yarın da muhasebesi olacağından değil mi… dediğim gibi iş yaptıklarımızın arkasında durabilmektir kendimize yakıştırdığımız işlere, sözlere, tutumlara sahip çıkabilmektir. fehmi beyin pek çok görüşüne katılmamakla beraber kibar üslubunu saldırgan öfkeli olmayan tarzını takdir ediyorum. ama kendi çapımda yorum yazarak ve son dakika haberlerine bakarken arada ziyaret ederek destek vermeye çalıştığım asıl iş gazetecilerin böyle kendi sitelerine sahip olması ve çalıştığı kurumlardan bağımsız yazı yazmalarıdır…benzeri sitelerin artmasını umuyorum
    cümlemizin cuması mübarek olsun….

  14. Tabi bir de şu gözden bakmak lazım. Gazeteciliğin başlangıcı muhabirlik yani haberi aktaran kişi. Geçmişte olmuş bir olayı olayın şahitlerine sorduğumda farklı anlatımlarla karşılaştım. Bunun için de 5n+1k formülü getirilmiştir. Köşe yazarlığı ise haberi okuyan kitleyle hemhal olan gazetecilik işlevidir. Haberi okuyan bu kitlenin algılaması köşe yazarının değerlendirilmesinde ortaya çıkar. Bu yönüyle köşe yazarı aslında akıl veren değil , böyle algılayıp böyle düşünenler de var diyen kişidir .

  15. Yeni Devir gazetesinden bu yana yazılarınızla irtibatım hiç kopmadı.
    Ankara’da bir sohbetimizde oldu sanırım Hasan Celal Güzel’in partisinin genel kuruluydu.O günlerde zaman gazetesinde yazıyordunuz. Gazetenin tirajının iyi olduğunu söylediğimde
    siz; “daha gazete gibi olursa artabileceğini”söylemiştiniz. Hep bir çizginiz oldu ve hiçbir zaman sapmadınız. Yazdığınız her şeye aynen katılmasamda ,duruş şekliniz üslubunuz takdire şayandır. Birilerinin adamı olmak yerine mütevazı bir şekilde enaniyetten uzak kendinin adamı olmak… Galiba adam olmakta bu olsa gerek.
    Rabbim kendine layık kul olabilenlerden eylesin.

  16. Referandum la ılgili yazılarınız bazı iktidar mensublarının hoşuna gitmedi anlaşılan. Lütfen emr-i bil ma’ruf dan vazgeçmeyin. Selam ve saygılarımla
    Dr. Haluk

  17. Yeni devir gazetesinden beri tanıyorum. İstanbul Yüksek islamı bitirip bir gazeteci olup biatçı olmadığını ve İslamıkesimde seninle boy ölçüşecek birini de göremiyorum. Geçen Akif beki n,iye kaçıyorsun diye sana yazmış, güldüm senin öğrencin olacak düzeydeyse ona da selam

  18. Görüşlerinize, zevkinize, fikirlerinize katılmayan kişiler olabilir, bunu doğal karşılarım. Ama kaleminize laf edecek tek bir kişinin çıkacağını sanmıyorum. Zevkle okunup, yazılarından, sohbetlerinden feyz aldığımız, bir elin parmakları sayısı kadar kalan ender kişilerdensiniz. Bunca gazeteciyim diye geçinen hokkabazların cirit attığı ekranlarda Sizi görememek Ülkem adına büyük kayıp…

  19. İyiki varsınız Fehmi bey, kendi yazacak bir görüşü olmayanlar ancak başkalarına bulaşırlar lakap takarlar bir ara onlarıda takip ettim ama şimdi sadece onlara acıyorum çünkü bir fikirleri yok,küçüldüklerinin farkında değiller, yada farkındalar yapacak bir şeyleri yok. Yolunuz açık olsun Allah sizi doğru yoldan şaşırmasın. Buda geçer ya HU.

  20. Hani derler ya, ne anlatırsan anlat, karşındakinin feraseti kadarıyla yetinmek zorunda insan.Daha fazlasını istesen de veremezsin.
    Kendinin adamı olmak bile, bence kolaydır ve BEN ön plana çıkabilir, Hakk’ın adamı olmak idealidir, ama zordur. Hayırlı cumalar

  21. Aynen katılıyorum kendinin adamı olmak veya sadece ALLAH a kul olmak zor iştir.
    Zaten bu zor işi başarabilenler mümin olabiliyor. İmtihan sırrı burada gizli.
    Kişi; LAT, UZZA ve MENAT ile sembolize edilen putlara tapmıyor sadece dünya menfaati için gayret göstermiyorsa onun bunun bendesi olmadan insan olma sorumluluğu taşıyorsa, elbette ki hayatı zorluklarla dolu olacaktır. Olur sa olsun hayat sonsuz değildir. İş sonsuz olanı kazanmaktadır.
    Saygılarımla.

  22. Bu günün şartlarında, aslında bir tek ‘sizi’ okumak yetiyor da artıyor bile. Zaten, uzun yıllardır sizi okuyor, takip ediyorum. Yazılarınızda hem düşündürüyor hem öğretici oluyorsunuz hem de ‘haber’ vermiş oluyorsunuz. Yılların akışı içerisinde çizginizden saptığınızı söyleyemem.

    Bugün 10. köyün müdavimleri olarak ”dost meclisini” kurmuş olmanıza da müteşekkirim.

    Günümüzde yılların birikimi ve tecrübesini taşıyan duayen gazeteci ve yazar kadrosunun bir kısmının tutuklu olması, bir kısmının da medyadan uzaklaştırılmış! olması, maalesef çok üzücü.

    ‘’Kendinizin adamı’’ olmuşsunuz, artık bize tecrübemizle sizi takdir etmek düşer.

    Sağlıklı ömür, bereketli ‘yazılar’ diliyorum.

    Saygıyla…

  23. Sayın Koru nası bir eleştiriye muhatap olduğunuzu bilmiyorum ama sanki sert bir kayaya çarpmış gibi gözüküyorsunuz. Hakaret yoksa bırakın eleştirsinler. Bu kadar yazı yazdıktan sonra bunlara da tahammülü olmanız beklenir. Farklı görüşlerden rahmet çıkar.

  24. Sayın Koru ,
    Ne mutlu ölmeden ölebilmeyi bilenlere! Ölmeden kendini hesaba çekebilenlere ! Şüphesiz satırlara yansımayan o zaman o noktada şunu yapsaydım ya da yapmasaydım denilebilecek hatıralarla yüzleşilmiştir. İnsan eksik yaratılmıştır. Tekamül eksikliklerin giderilerek gelişmenin, olgunlaşmanın devamlılığıdır. Kemal ise eksiklerden münezzeh olan Allah teala nın bir sıfatıdır. Onun için insanlar da mükemmeliyet söz konusu değildir. Bunu anlayarak çevreye baktığımızda değerlendirmemiz daha mutedil olabilir. Okuyucunun temayülü genelde duymak istediklerini duyuranlara görmek istediklerini gösterenlere. 10 . Köyde olanlar pek bu bağlamda değil maalesef. فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَن
    Hud süresi 112. Ayet beni yaşlandırdı buyuran Allah Resülü nün yolunda olmak ne güzel .

  25. Zamanda yazarken sıkı bir takipçiniz olarak bu yazdıklarınıza şahidim ve onaylıyorum.
    Eğilmediğinizi ve ruhunu satmadığınızı düşünüyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun.

  26. Fehmi Bey’in bugünkü yazısını da özene, bezene,düşüne,taşına sağlam bir Türkçe ile yazdığını ifade etmek bir hakikatı teslim etmek olacaktır. Her cümlesini büyük bir dikkatle ve meramını anlatacak şekilde kurmuş. Her ne kadar kendisine eleştiriler yöneltiyorsam da,yazı yazmadaki ustalığını, Türkçe’sinin düzgünlüğünü kabul ve takdir edenlerdenim.

    Yazının başlığındaki ” Kimse kızmasın” ifadesini ise gereksiz görüyorum. Bir yazarın bazan kendisini yazması da gerekebilir. Nitekim bir kaç gün önce Ahmet Taşgetiren de kendisini yazma ihtiyacı hissetti. Niçin kızalım?

  27. Fehmi Bey’in şu yazısında itiraz edecek,
    şurası yanlış olmuş diyecek bir nokta yok.Elbette bir gazetecinin birilerinin sözcüsü ve şakşakçısı olması gerekmez.Gazeteci,
    siyasetçilere ve dolayısı ile memlekete
    yapacağı iyi niyetli eleştirileriyle faydalı
    olur.

    Ancak 15 Temmuz ve 15 Temmuz’u bize yaşatanlar hakkındaki yazılarının ve ortaya
    koyduğu tepkinin yetersiz olduğu kaanatindeyim Fehmi Bey’in.Evet,bir çok yazısında “uğursuz 15 Temmuz darbe girişimi”dedi.Fakat olayın vahameti ve olayda rol alanlarla ilgili tatminkar yazılar göremedik.Örneğin Uğur Mumcu cinayetiyle iligili olarak bir dedektif gibi çözümlemeler yapan Fehmi Koru yazıları göremedik bu konuda.İktidarın en keskin muhalifleri bile 15 Temmuz’u Türkiye’ye yaşatanların kimler olduğu konusunda bir tereddüt izhar etmezken,Fehmi Bey’den tereddüt yazıları gördük. “Darbenin beyni Gülen olabilir mi?Olmasa da oldu bile…” şeklinde mesela.Olayı çözmekten ziyade çözmemeye yönelik gibi sanki.Halbuki darbede rol alanların itirafları,
    sivil kanadın geçmişleri,şu anda kaçak oluşları,dersane,okul bağlantıları hepsi tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, sonradan Fetö adını alan cemaati işaret ediyordu.Bir de Fehmi Koru bu cemaati en iyi tanıyan bir insan konumundaydı.Çünkü yıllarca Zaman gazetesinde çalışmıştı.17/25 Aralıkta hükümetle Pensilvanya arasında arabuluculuk yapacak kadar Cemaata yakındı.

    Türkiye’nin her tarafındaki askeri havaalanlarında,garnizonlarda adamı olan,
    ve her yerden topluca harekete geçebilen
    devasa bir yapı hakkında daha tatminkar
    çözümlemeler yapılarak okuyucuların konu
    hakkındaki bilgileri artırılabilirdi.Şayet başarılı
    olsalardı nasıl bir Türkiye’de yaşıyor olacağımız hakkında fikirler ortaya konabilirdi.Bu örgütün bir adı da Paralel
    Devlet Yapılanmasıdır.Bir gazeteciden Devleti
    eleştirdiği kadar,Paralel Devlet Yapılanmasını
    da eleştirmesi beklenirdi.

    Fehmi Bey’in bugünkü yazıyı yazmasında,
    dün Star’da isim vermeden Fehmi Bey’i
    eleştiren Hüseyin Gülerce’nin yazısının da etkili olduğu kanaatindeyim.

    • “Darbenin beyni Gülün olabilir mi? Olmasa da oldu bile.” Cümlesinin altını renk körü olmayanlar kırmızıyla çizsin ki,” bu kırmızı çizgi anahtar cümleyi işaret eder. Tutalım ki Gülen, “yurtta barış komitesi”nin başkanıydı, Ya öteki üyeler?.. üst kademe yapılanması? İsimleri var da açıklanmıyorlarsa şu sunuç çıkar: Bunlar “fetöcü” olsalardı, adları kamuoyuna ezberletilirdi? OHALde?!…

    • Bekir Bey,
      Bu Cemaat meselesi ile ilgili olarak eleştiriler yapıyorsunuz.
      Bu konuyu başından beri düşünüyorum. Ne oluyor, niye böyle oldu? diye.
      Bu olaylardan sonra Cemaate yakın olduklarını öğrendiğim birçok insan oldu. Üniversite hocaları, polisler, memurlar. Benim tanıdığım bu insanların hepsi de pırıl pırıl, çalışkan, efendi, vatanını-milletini seven insanlardı. Hiç birisinin bir kötü tarafını görmemiştim. Kalktık -birileri darbe teşebbüsünde bulundu diye- bu insanların ellerinde ne var ne yoksa -afedersiniz donuna kadar- aldık. İşlerinden attık, hapislere tıktık.
      Niçin? Bu Cemaate sempati duydukları, toplantılarına katıldıkları için.
      Şimdi şunu düşünüyorum: Cemaat toplantılarına katılmak bu kadar ağır cezaları gerektirir mi? Toplantıya katılmanın böyle bir cezası varsa Nakşibendi Cemaati toplantılarına katılan annemin, Süleymancılar grubunda veya Menzil grubunda faaliyet gösteren birçok akrabamın, tanıdığım insanın da hapse mi atılması gerekir?
      Kusura bakmayın ama ben; bu meselenin, uzlaşma yoluyla çözülmeyip bu hale getirilmesini, AK Parti adına bir başarısızlık olarak görüyorum. Sorunun bu boyutlara ulaştırılması ülkemiz adına bir kayıptır.
      Kıt kaynakları olan, fakirleri çok olan bu ülkede insan kolay yetişmiyor.
      Meselenin bu hale gelmesine sadece Türkiye düşmanlarının sevinebileceğini düşünüyorum. Amaçları “Müslümanı Müslümana kırdırtarak” ileri gitmemizi önlemeye çalışan Türkiye düşmanları.
      Saygılarımla.

  28. Fehmi bey iyki varsınız. Sizin yazılarınız bizler için çok kıymetli ve sayenizdede gerçekleri öğreniyoruz. Ayni zamandada 10. Köyün mudayimleri olarak orayi ziyaret etmaninde tadına doyulmiyor adate sıcak bir yuva gibi insana bam başka bir zevk veriyor. Her görüşden okurların ilgınç yorumları okuyup bilgi alışverişi paylaşımakla birlikde bir çok dostlarda edindik. Buda sayın Korunun “kendinin adami olması” sayesinden oliyor. Her zaman doğrunun yanında olup mahsunların sesi olan Yazarımızdan Allah razi olsun.
    Sağlıcakla kalın.

    • Nurdan Hanım. Yorumlarınızı okuyorum fakat uzun bir suredir kendimi tutuyordum. Bu sefer tutamadım. Fikirleriniz tutarlı ve görüşlerinizi çok güzel bir şekilde paylaşıyorsunız. Ancak; yaptığınız ‘typo’ yani yazım yanlışları o kadar o kadar o kadar fazla ki okurken yoruyor ve yavaşlatıyor. Tekrar tekrar başa dönüp bu kelime de ne yazmak istemiş olabilir acaba diye geri döndürüyor. Sizin için olumsuz bir geribesleme gibi gelmesin sakın. Aksine faydalı olabilmek için bu yorumu yapmadan edemedim. Bilmiyorum hızlı yazmak mı istediğiniz için mi harflere yanlış basıyorsunuz veya akıllı telefonunuzun azizliğine mi uğruyorsunuz ama kıymetli yorumlarınızın okunurluğunu kendi kendinize düşürüyorsunuz. Unutmayalım anlatım ve ifade detaylarda gizlidir.

      • Kürşat bey merhaba, uyarınız için teşekkürler Allah razı olsun, evet yazılarımda barız cümle ve harf hataları çok fazla. Ben yorumlarımı telefonumdan yaziyorum telefonum google telefonu (Nexsus 5) gönderme tuşuna tiklamadan önce konturol edip tıkliyorum “düzelt” proğramını iptal etmeme rağmen genede harfleri değiştiriyor.
        Türkcenin bozukluğuna gelince 19 yıldır yurt dişinde yaşiyorum ve bu siteye yorum yazmaya başlayana kadar toplasam bir sayfa Türkçe yazı yazmamışıdır onun için yazmak isdediklerimi yazmakda çok zorlaniyorum! Hatalı olduğunu biliyorum nasıl düzelteceğımı bilemiyorum.
        Ben İngilizceyi kütüphaneden ödünç aldığım vidyolar ve kitaplardan kendi kendime öğrendim.okumam ve konuşuma fena değil, Türkcede olduğu gibi İngilzce yazı yazmaktada bayağı zorluk çekiyorum. Bunlara birde çeyrek Teknoloji bilgisini eklediğımizde! Böyle sizlerin anlamakta zorlandığınız yazılar ortaya çıkıyor.☺ Umarım mezaretimi hoş görürsünüz.
        Burda ilk tanıştığım yabancılar soruyorlar ” kaç dil biliyorsun?”
        Benim cevabım,” iki yarım dil biliyorum”
        Biri ingilizce biride Türkce.İngilizceyi öğrenceğim diye Türkceyide unuttum!
        Buna birazda Arapça ekledığınız zaman bizdeki türlü yemeğine benziyor.
        Yalniz hiç bir işimi kimseye yaptırmam örnek, buralarda herşey için forum dolduriyorsunuz, pasaport,ehliyet,hastahane, vatandaşlık vb bunlari bir avukat kadar iyi biliyorum.iyi bilmemin nedeni 19 yıldır en çok uğraştım sabjectlerden birisi olması.😴
        Uyarılarınız için tekra teşekürler, Sağlıcakla kalın.

  29. Sayın Fehmi Bey yıllardan beri sizleri iyi kötü takip etmeye çalışıyoruz , her dönemin kendine göre zorlukları mevcuttur.Buna sizlerde yazılarında bizlerle paylaşıyorsunuz. Sıkıntımız değişen dönemlerin insanın çok olmasıdır. Bizler her düşünceye saygı göstermekten öteye , o düşünceleri birileri adına şeytanlaştırmaya çalışmamız ,bizi biz olmaktan çıkarıyor.İtibar suikastçıları piyasada türemeye başladı,bunun çok tehlikeli olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Bizler her türlü düşünceyi okumaya devam edeceğiz.Doğruları alkışlamaktan,yanlışları eleştirmek çekinmeyeceğiz.Bu ülke bütün insanlarıyla TÜRKİYEDİR,hakkın adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.Bu ülkenin kelime dağarcığına hür düşünerek katkıda bulunanları okumaya devam edeceğiz .Selametle

  30. Eyvallah Fehmi aga,
    Kalemine sağlık. Kulis yazılarını da okurdum, kanal 7 yorumlarını da izlerdim, beğenerek.
    Bir anlam veremediğim bilderberg, onun da ne olduğunu bilmiyorum

  31. Son derece içten bir yazı olmuş bugün, biriken yıllar ve güncel duygu yoğunluğu ile yazılmış belli ki.

    Politik açıdan dolu dolu geçen bu günlerde, hitap ettiğiniz kitle de göz önünde bulundurulduğunda ciddi sorumluluğunuz olduğunu düşünüyorum. Kritik bir yazarsınız, ilerleyen günlerde referanduma yönelik tartışmacı ve açıklayıcı yazılarınızı bekliyoruz.

    Haberi okuyunca direk aklıma geldi

    Chp referamdum kampanyası için “no filminden ilham alacakmış, bence tam fehmi koruluk bir yazı konusu 🙂

    Saygılar,,,

YORUM YAP