Yanlış propagandayla doğru sonuca ulaşılmaz. “İstiklal Savaşı” derseniz, partili de ‘iç-savaş’ der…

25

AK Parti teşkilatından biri, propaganda çalışması sırasında, “Eğer yüzde 50’yi geçemezsek ve bu referandum oylamasında başarısız olursak.. iç-savaşa hazır olun; gerek kendi içimizde gerek kendi dışımızda kartların yeniden karılacağını, yeniden plan masalarının kurulacağını iyi bilelim” demiş..

Partinin teşkilat başkanı, bu sözleri sarf eden kişinin istifasını almasını bağlı olduğu il başkanından istemiş…

Neden acaba?

‘İstiklal Savaşı’ (Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan) ve ‘Sakarya Meydan Muharebesi’ (Başbakan Binali Yıldırım) ile eş-değerde görüldüğü devletin/partinin en etkin ve yetkin ağızlarından ifade edilen bir referanduma gidiliyor ve bunları işiten bir partilinin istifaya zorlanmasını getirecek türden bir konuşma yapması neden mahzurlu görülüyor?

Sakarya Meydan Muharebesi’ni, İstiklal Savaşı’nı kaybetseydik, ardından nasıl bir Türkiye ile karşılaşacaktık?

Madem elzem.. neden uygulanması 2,5 yıl erteleniyor?

O sözleri makul karşıladığım sanılmasın.. Ancak o sözleri kaçınılmaz kılan benzetmeleri de doğru bulmuyorum.

Doğru bulmuyorum, çünkü referandumun konusunun öyle bir benzetmeyi hak etmediğini düşünüyorum.

En kötü senaryoda bile, yani sandıktan ‘Hayır’ oyları fazla çıksa da, cumhurbaşkanımız hâlâ Tayyip Erdoğan olmaya, AK Parti de ülkeyi yönetmeye devam ediyor olacak…

Gerçekten böyle bir anayasa değişikliği ‘olmazsa olmaz’ değerde görülüyorsa.. bir yıl sonra.. yeniden gündeme taşır ve aradaki süre de.. bunu henüz idrak edemediği için ‘Hayır’ oyu kullanmışlara.. izahla değerlendirilir…

Hem zaten, bu kadar elzem görülen değişiklikler, ‘Evet’ oyları fazla çıktığı için halk tarafından da kabul edilirse, 2019 yılında uygulamaya konulacak; öyle değil mi?

Ölüm-kalım mesabesinde görülen bir değişim paketi, gerçekten öyle olsaydı, herhalde kabulü sağlanır sağlanmaz uygulamaya konulurdu.

Lâfı uzatmaya gerek yok: 16 Nisan günü oylar hangi istikamette kullanılırsa kullanılsın, ortaya çıkacak tablo, var olan sistemi hiç değilse 2,5 yıl boyunca değiştirmeyecek.

Bu durum bile, tek başına, bu referandumun milletimizin bağımsızlık mücadelesine benzetilmesini imkânsız kılıyor.

Tıpkı ‘Hayır’ oyu kullanacakların terör örgütleriyle aynı çizgide insanlar olduğu benzetmesi gibi…

Hayatları boyu terörle mücadele etmiş pek çok kişinin, hem de terörle mücadele eksenli argümanlarla, anayasa değişikliği paketine karşı çıktıklarını, yaptıkları açıklamalardan biliyoruz.

Yanlış yerlere vurarak yapılan propagandalar beklenmedik karşı hamlelere ve mağlubiyetlere sebep olabilir.

Referandumu ve kampanyasını, paket içerisinde yer alan 18 maddenin getirdikleri ve ‘sistem değişikliği’nin gerekliliği sınırları içerisinde tutmakta herkes için yarar var.

Uygar ülkelerde yaşandığı gibi bir referandum süreci bizlerden esirgenmesin.

AK Parti’nin paradoksu: Kendisini tam değerlendiremiyor

AK Parti’nin ve onun ‘Evet’ tezini savunanların şimdiye kadar sergiledikleri en büyük yanlış, kendilerinin 15 yıldır ülkeyi yönettikleri gerçeğidir.

O 15 yılın önemli bir bölümünde çok iyi bir yönetim var.

Eğer ikna edemez ve sandıktan ‘Hayır’ oyları fazla çıkarsa, bunun en önemli sebebi, AK Parti seçmeni tarafından, o iyi yönetildiğimiz dönemin hatırlanması olacaktır.

“İyi yönetiliyoruz” kanaatinin yaygın olduğu AK Parti’nin ilk iktidar döneminde (2002-2010), şimdi değiştirilmesi istenen kurallar hüküm sürüyordu çünkü…

En az bunun kadar önemli bir gerçek de şu: AK Parti, o ilk iktidar döneminde, kendinden önce hafifçe aralanmış ‘dünya devleti olma’ iddiasını pekiştiren icraatlara imza attı.

Bugün bizim insanımız dünyanın başka köşelerinde neler olup bittiğini uzaktan izleyebildiği gibi, pek çok insan o ülkelere uğrayarak ilk elden bilgi sahibi de oldu, oluyor.

AK Parti sayesinde…

Seçmen global düşünüyor

Kör-sağır değil insanlarımız, eskisinden daha iyi eğitimli, eğitim de gözlerini açmış durumda, neyin iyi, doğru, güzel olduğunu idrak edebiliyor ve tercihlerini –yereli ihmal etmese de– global düşünerek yapıyor.

Her seferinde AK Parti’ye daha çok insanın oy vermesinin ve eski gözlemiyle ters düşen bir yeni durum varsa, 7 Haziran 2015 seçiminde yaptığı gibi, oyunu hafifçe azaltmasının sebebi de bu.

Propagandayı tarihi kullanarak, ya da terörü hatırlatarak yanlış bir zeminde yürütmek yerine.. demokrasi ile hak ve özgürlükler üzerinden yürütebilse keşke ‘Evet’ cephesi…

Onu yapabilmelerine imkân sağlayacak maddeler içeren bir değişiklik paketi olsaydı.. hem dertlerini çok daha iyi anlatabilir.. hem de “Acaba kaybeder miyiz?” tedirginliğini hiç yaşatmayacak bir yarışa taraf hale gelirlerdi…

Türkiye’yi bir yerden alıp başka bir yere taşımayı başarmış bir partinin bu gerçeği görmemesi akıl alır gibi değil.

ΩΩΩΩ

25 YORUMLAR

  1. Demokrasi hakkaten kutsalımızmıdır, her şart ve dönemde canımız pahasına savunmamız gereken bir değermidir? Aslını isterseniz bilmiyorum, benimkisi cahillikten, ama hissettiğim o ki bizim genetik kodlarımızda demokrasiden daha üstün daha değerli birşey var, biz onu kutsallaştırmıyoruz da çakmasını aynalı diye övüyoruz. Geçen bir video izledim youtubda; Tayyib, Aliya izzetbegoviç’in durumu ağırlaştığı için rotasını çevirmiş ve sarayevoya inmiş, ziyaret etmiş Bilge lideri, o esnada İzzetbegoviç demiş ki; bu topraklar balkanlardaki son osmanlı bakiyesidir, müslüman boşnak halkıma sahip çıkın, ve Tayyibin şahsında Türkiyeye emanet etmiş Boşnakları.. şimdi Tayyibin yerine başka bir lider koyalım, hangi lider programında olmadığı halde uçağının rotasını çevirirdi, başka bir lider olsa rahmetli İzzetbegoviç o vasiyetini iletirmiydi, bence Tayyib gibi bir lider görmedi bizim memleket, bu kadar çalışkan ve bu kadar kararlı.
    Lakin bu kelime çok sevimsiz, şek ve şekva barındırıyor çoğunlukla; benim mesleğim, bilir kişi olduğum mecra değil devlet yönetimi ya da bürokrasi, bazı yapılanların doğru mu yanlış mı yapıldığını değerlendirmek için ne yeterli eğitimim ne de veri var elimde, o sebeple şu icraat doğru bu yanlış dersem haddimi aşmış olurum gibime geliyor, Tayyibe de güveniyorum işin açıkcası, Lakin eski balkon konuşmalarındaki Tayyibimiz yok artık, olsamıydı? dediğim gibi O Tayyible bu Tayyib aynı Tayyib, demekki böyle gerekiyor şimdi. Hayır tarafında değildim ama evet tarafına geçtim, lakin evetçi olmamda ne hayırcıların ne de evetcilerin kampanyadaki söylemlerinin etkisi olmadı. Yanlışlıklar var illaki, bir kişi ya suçludur ya da değildir, bazı öğretim görevlileri gerçekten rektör kurbanı olabilir, ama zaman içerisinde bu yanlışlıklar düzeltilecektir inş. Haksızlık varsa sabretmek gerçekten çok çetin bir imtihan. Adalet ve liyakat olunca kalkınma da olur diye düşünüyorum.

  2. Demokrasi hak özgürlük , hak evet bunu anlıyoruz , fakat demokrasi diye diye kutsadınız resmen , bir zamanların laiklik ilkesi gibi , özgürlükler ise göreceli bir kavram , ben şahsen kendimi çok Özgür hissediyorum, hissetmeyenler, Erdoğan diktatörmüş , kargalar bile güler buna , işte fehmi abi burada , bol bol giydiriyor Erdoğana, referandumda Hayır vereceğini anlamamak ta saflık olur. Kanaatimce 2010 sonrası Batıda bir Erdoğan hoşnutsuzluğu başladı , adamlar kafalarımızı çok güzel yönlendiriyorlar , bizde de nedense bir Tayyip Erdoğan memnuniyetsizliği başladı, yani bütün mesele Erdoğan. 2010 A kadar iyi yönetilmişmiş , iyide 2010 la günümüz aynımı , tehlikeler , riskler , konjöktür aynımı , hep derler 2.Abdulhamitmi büyük Kanuni Süleyman mı , kimisine göre 2. Abdulhamit , çünkü şartlar farklıydı iki hükümdar döneminde de .Ben Türkiye’nin durumunu 2010 da da şimdide yeterli görmüyorum, arkadaşlar kızıl elma denen bir şey var , Ne yani Türkiye aleme nizammı verdi 2010 A kadar , yetersiziz hemde çok , bir Osmanlı olamadık , Japonya atom yedi , şimdi nerede , Almanya 2. Cihan harbi gördü şu an ne yapıyor , küçük düşünmeyin büyük düşünün , Dünyanın bize ihtiyacı var , onun için evet diyorum . Tek adamdan da o kadar korkmayın , Atatürk’ detek adamdı , bu gün kimse ona toz kondurmuyor, Ayrıca başkanlık sistemi tek adamlık felan da değildir , Avrupa’nın propagandasından başka bir şey değil , paniklemeyin hemen . Rahat olun. Demokrasi takıntınızdan da vaz geçin , araştırın biraz , demokrasi ne demek , gerçekten inanıyormusunuz demokrasiye , Avrupa menşeli herşeyi kutsadığımız gibi onuda kutsadık , oysa tarihimiz ortada , kendi değerlerimizi canlandırmak varken özene özene maymuna döndük farkında değiliz , oysa jan jak bey gerçek demokrasi hiç bir zaman olmamıştır diyor. Film yıldızları görüyorum , sanatçı bozuntuları, çok meşhurlar , kim nasıl meşhur etti onları bir düşünün , ama adamlar meşhur yahu , işte demokrasi dediğimiz şey budur , önüne bir şey çıkarırlar ve sen sadece onu tanırsın onu seçersin , olmadı karşısını da başka birini çıkarıp seç bakalım derler, sen de seçip demokratım yav deyip avunursun, oysa arka tarafta neler neler döner farkında bile olmazsın.

  3. Nurdan hanım,Amerikada olduğunuz için ve yazılarınızın da “savaşçı”ların öfkesini kabartacağı için;istermisiniz sizi
    “Pensilvenyada ki mürit” saysınlar. “Erkek”kılıklı muhannetleri utandıracak kalitedeki cesaret ve gerçekleri görmedeki isabetinizden ötürü dualı teşekkürlerimi sunuyorum.
    NOT.Polemik yapıp,suyu çırpmak yerine,Fehmi bey”in öncülüğünde açılack fikir platformunda kurallara uygun olarak 18 maddeyi tektek tartışmadan olmaz.

  4. s.a
    taha bey ocakmedya ya referandumda neden hayır dedigim ile ilgili mail attım iki adet ama iletilemedi diyor
    Uzak sunucunun yanıtı şuydu:
    local-part of envelope RCPT address contains utf8 but remote server did not offer SMTPUTF8

    bu şekilde uyarı veriyorsıkıntı sitedemi yoksa benmi beceremedim

  5. Ancak, “yanlış propaganda ile doğru sonuca ulaşılamıyacağı” da bir geçektir : 7 Haziran seçimlerinde de böyle bir sonuç Ak Parti yönünden ortaya çıkmıştı. Seçmen bu sonuçtan ders çıkarmıştır. Normal şartlarda, ölse ölse Ak Partinin %37, MHP’nin % 10 oyu olduğuna göre – büyük hatalar yapılmazsa, iki Partinin reyleri % 50 ye yakındır.(en az). ” Tarafsız-bağımsız” diye adlandırılan, aslında körü körüne particilik yapmıyan, %25-30 luk seçmen kitlesi şuurlu-makul kimselerdir.”Evet” koalisyonu düzgün bir çalışma ile ,meselesini ne nisbette iyi anlatabilirse, o nibette bu oran artacak, % 60’lara kadar yükselebilecektır. Aksi takdirde ….. Oylamaya iştirak düşük de kalabilir. Şunu da iyice bellemek lazım ki, “dost daima acıyı söyler”.

  6. Bence referandum el bab ,ekonomik çöküntü gibi durumları kamuflaj görevi görüyor..kısaca bununla oyalanın ve hala bizimlemisiniz diyor hükümet.Khk larla büyük mağduriyetler oluştu ..Herşey karmakarışık ve kontrolden çıktı..Buradan bizi bir mucize düze çıkarır..Allah muhafaza etsin ülkemizi..

  7. Bu pakette Cumhurbaşkanı yargılanabilecekmiş. Sarıldıkları en büyük kozlardan biri bu. Fakat neyle? Hepsi çantada keklik 18 yaşında tıfıl milletvekileri kararı ilemi?. Güldürmeyin Allah aşkına. Bu milletin aklı ile alay edenler gerçeği görecekler bir gün.

  8. Madem Sayin Cumhurbaskanimiz Baskanlik icin 2019 u bekleyecek o zaman acele edilmemeli. 2019 da referendum ve baskanlik secimleri beraber yapilabilir. Hemde muhalifler OHAL doneminde yapildi, soyle oldu boyle oldu diye bahanelere siginmazlar. Belki anayasa degisikligi yeni maddeler ile daha guclu olur ve baskanligida garantilemis oluruz. (Bu arada ben didem kuz degil didem buz um, karisiklik olmasin istedim)

  9. Fehmi bey öncelikle internet gazeteciliğine objektif bir duruş yansıttığınız için teşekkür ederim, yazıda bahsetmiş olduğunuz konu “Türkiye’yi alıp bir başka yere taşıma konusu” Türkiye için Halen devam ediyor, 10 yıllık dönemde yapılan olumlu bazı icraatlar ne yazık ki son 5 yılda yerle bir oldu, işin ekonomik tarafındaki olumsuzluklar da artık herkesin malumu ama nedense inatla bazı hatalar ısrarla devam ediliyor bu ülkenin üreten ve çalışan insanlara ihtiyacı var, mevcut tabloda aktif ve entellektüel kimlik taşıyan kesim bile artık Türkiye ile ilgili olumlu bir hamle yapma cesaretini gösteremiyor, ülke olarak kaybettiklerimizden belkide en kötüsü bu, doğru bildiklerimizi söyleyemez savunamaz olduk; çünkü, linç edilmekten korkuyoruz, ne yazık ki bu korku yüzünden gerçekleri gözler görsede aklımız yetsede biçare bekliyoruz bu taşınma sürecini….

  10. Fehmi Bey’in yazısını makul ve mutedil bir yazı olarak nitelendirebiliriz.

    Acak C.Başkanı ve Başbakan’ın sözlerini de bağlamından koparmamak lazım.Kelime ve kavramları kendi bağlamı içinde değerlendirmek gerekir.Zaman zaman cehaletle savaştan bahsederiz.Okuma yazma seferberliğinden bahsederiz. Cumhurbaşkanımız işverenlere işsizliği önleme seferberliğinden bahsetti.Cehaletle savaşın topla,tüfekle olmayacağı açıktır.

    Geçmişte bir takım ayak oyunları ile milletin vermediği görevler bir takım insanlara verildi. Milletin vermediği başbakanlık görevi mesela.Bir ülkenin yönetiminde o ülke insanının iradesinin geçerli olması gerekir. Bugün süper güçler bir kısım ülkelerin yönetimlerine kendilerine boyun eğecek insanları getirerek o ülkeleri istedikleri gibi yönetmekte ve sömürmektedir.Halbuki eskiden başka ülkeler üzerinde ancak savaşla hakimiyet kurulurdu.

    Cumhurbaşkanımız istiklal savaşı derken dizginlerin milletin elinde olmasını, başkalarının eline geçmemesini kastetmektedir benim anladığıma göre. Esasen Cumhurbaşkanını halkın seçmesi ile bu bir ölçüde gerçekleşti. Ama Cumhurbaşkanı henüz kendi hükümetini kurup,ülke yönetiminin başına daha etkili bir şekilde geçemiyor.Bakanlar kurulunu arada sırada bir Beştepe’de toplayabiliyor.

    15 Temmuz için de İstiklal savaşı kavramı kullanıldı.Burada savaş kelimesi gerçek analamına daha yakındır.Çünkü işin içine top, tüfek, tank girdi. Darbeciler galip gelseydi ülkemizin başka güçlerin güdümüne girmesi söz konusu idi.

    Binaenaleyh referandum sürecinde elbette siyasiler savaş kelimesini kullanmadan da meramlarını ifade edebilirler. Bu kelimeleri kullanmak şart değil. Ancak “cehaletle savaş” ifadesinde olduğu gibi, işin önem ve ciddiyetini vurgulamak adına dilin mecaz imkanlarını kullananları hakiki manasını kullanmış gibi de suçlamamak gerekir. Çünkü neyin söylenmek istediği açıktır.

  11. Referandumdan evet çıkacak. Ben de evet diyecegim cunku bugune kadar kimi desteklediysem kaybetti.. Şansımı bu sefer böyle denemek istiyorum:). ama kesinlikle adil bir kampanya olmayacak… evetcilerin melek, Hayircilarin şeytan ilan edildigi bir propaganda ne kadar adil olabilir. toplumlar hak ettikleri gibi yönetilirler bu dogru; ama toplumumuz iyi yönetilmeyi hak etmiyor malesef…

  12. Sayın koru. Yazınızdaki kampanya sürecinde aşırı dil kullanmayı ele alığınız için teşekkürler keşke bunu sadece evet cephesinden deyilde her iki cepheden ele alsaydınız daha uygun olurdu .
    Bu anayasa deyişimindeki mahzurlu maddeleri başka bir yazınızda ele alsanızda bizlermi yanlış anlıyoruz bi öğrensek iyi olur maddelerin tartışıldığını zannetmiyorum şu an tartışılan sadece CB mız üzerinden tek adamlık argümanı işleniyor. ciddiyetten uzak sadece var sayımlar nasılki yazıda bahsettiğiniz gibi bunu bir kurtuluş savaşı görmek yanlışsa hayırcı tarafta da cumhuriyet elden gidiyor rejim deyişiyor.
    Biz bunu deyişdirtmeyiz kanımız aksada diyen k k deyilmiydi işte meselelere böyle yaklaşırsan kutuplaşma dediğiniz şey gerçekleşir Allahtan millet siyasilerin söylemlerini fazla ciddiye almıyor. marjinaller hariç.
    Bizler bu birlik ve beraberliği bozmayacağız inşallah sonuç ne olursa olsun .

    Dünkü yorumumda ve öncekinde ölmüş birisinin hükümranlığıda yaşamaktansa yaşayan birisininkini tercih ederim demiştim
    bunu kardeşimizin birisi yanlış anlamış herhal buradaki kastım yönetenlerdir
    Yıllardır atatürkün getirdiğ rejim laiklil eden gidiyor diye diye zülmetmedilermi darbelerle yasaklarla 28 şubatlarla vesaire vesaire ler kastım budur. Sizi yönetenler sizi yönetenler hükmetmiyormu saygılarımla.

    • Peki değişen ne oldu? Dünün mağdurları el lerine geçirdikleri firsati “sizece” nasıl kullandklarını bilemem ama bunlar bana ve benim gibilerine “laikleri”mumla aratır oldu.
      Onlar başını açana veya namazı gizli kılana dokunmazlardı. Paki şimdikiler? Sen bunların örnek (feto) yanından geçtin, el sıkıştı, komşluk ettin, vb iftıralar ve bahanelerle siradan insanları evinden, işinden ettikleri yatmedi, onların çoluk çocuklarina neler yaptıklarida göz önünde ve bunlaride “siz görmesenizde” bütün dünya ile birlikte herkes göriyor! Birde bizleri yönetenlere bakalım, onların okullarından mezun olmuş daha sonrada onların her imkanlarını tepe tepe kullanarak mevki sahibi olanların nerelerde olduğuda göz önunde.
      Adalet birgün onlarada lazım olacak.

  13. acaba akp 2010 dan sonra bir gece yatıp sabahı ansızın ben artık kötü parti alacağım dedi ve çalışmalara başladı gibi mi düşünelim…yoksa bu tarihte sadece akp ye dar bir focuslanmadan çıkıp yakın komşularımızdan başlayarak ırak gibi suriye gibi haritadan yavaş yavaş uzaklaşarak daha büyük ölçekle dünyadaki gelişmelere mi bakalım. suriye savaşı ile birlikte değişen dünyada türkiye ye ne dayattıkları hakkında basına sızanlardan çoğumuzun sınırlı fikirleri var. ama 2010 ile 2016 arasında olanlar kronolojik olarak sıkı takip edilirse dikkatli bir okuyucu-gözlemci beka sorunu-istiklal savaşı meselesi-iç savaş meselesi- bahçelinin açıklamalarını MHP nin değişen söylemlerini Avrupa birliğindeki gelişmeleri abd seçimlerini seçimlerden sonraki ülkelerin gördükleri tehdit algılarını dillendirmelerini üstüste koyarak değerlendirirse sınırlı fikirlerini genişletebilir, ülkelerin hepsinde görülen bazı refleksleri anlayabilir. ben akp nin yerinde olsam yabancı devletlerle olan bazı görüşmeleri basına açardım. hepimizin bazı şeyleri bilmeye hakkı var. bu bilince sahip bireyler olarak elbette demokrasinin insan hak ve özgürlüklerininin savunucusu olmalıyız. yeni bir düzenin geçiş sancıları elbette demokrasi ile azaltılır…

  14. Değişiklik paketinin içeriği nedir diye dikkatlice okudukça kanaatimiz netleşiyor. Avrupa Birliği üyesi olmayı hayal eder idik. Maalesef Afrika ülkeleri bile bizden daha demokrat olacak bu gidişle. Hiciv falan değil. Dikkatlice 18 maddeyi irdeleyin, siz de muhtemelen aynı kanaate varacaksınız.

  15. Türkiye’nin ‘beka’ ya da ‘varoluşsal’ bir sorunu var ise eğer, sistem değişikliğine gerek yok ki… CB, parlamento ve TSK hiç beklemeden, varsa bu tehdidi bertaraf edecek adımları atmalılar. Millet’ten aldıkları yetkide bu var.

    Elini kolunu bağlayan mı var? İstiklalin yolu savaşa girmek için anayasa değişikliğinden geçmez ki… Zaten T.C. Devleti yasalarında, savaş hali durumunda yetkili organ ve kurumlar bellidir. Yoksa henüz ’’o devlet’’ değimliyiz ve anayasa da bir yetki karmaşası mı mevcut?

    Sahi düşman kim?

    Terör örgütleri ile zaten mücadele! ediliyor ve görüyoruz ki ‘halk’ terör örgütlerinin yanında değil, yok. Öyle ise bir kısmı ‘HAYIR’ diyecek halkı, o safta göstermenin anlamı ne?

    Ne var arkasında ‘iç savaş’ çıkacak kadar? Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a ‘’istiklal harbi, Sakarya muharebesi’’ dedirtecek ve Bahçeli’ye de aynısını söyletecek saikler nelerdir? Sahi nedir bütün bunların arkasında yatan?

    Bu söylemler, halkın‘milli birlik’ duygularına vurulan bir darbe değil de nedir? Aklından geçmezken bile, halkın düşüncesine bunu şırınga etmek, milleti bölmek değil de nedir? Neden, neden, neden?

    Sistem değiştiğinde, beka, istiklal ve iç savaş sorunumuz hemencecik ortadan kalkacak mı? …ve 2019’ a kadar ara mı verilecek bütün bunlara. Madem bir beka sorunumuz var, referandumdan hemen sonra ‘başkanlık’ a geçmeyip neden 2019’u bekleyeceğiz? Bakın sistemi değiştirdik, kerametini şimdiden gösterdi de 17 nisan da bütün sorunlarımız ortadan kalktı mı denilecek?

    Aziz milletin yarısını ‘terörist, hain’ diye yaftalayacak, yarısını düşman belleyecek, iç savaş naraları attıracak kadar gözü dönmüşlüğün arkasında başka şeyler aramak lazım!

    Bütün erkleri-yetkileri elinde toplayan bir başkan, yarın çözüm süreci adı altında bir federasyon kararnamesi çıkarttığında aklınıza ne gelir ve karşısında kim durabilir?

    Düşündünüz mü, Bahçeli, siyasette neden bu kadar uzun ömürlü ve ülkemizin geçis süreçlerinde neden bu kadar etkili!

    …‘’AK Parti bir proje, Baykal ile Bahçeli’de bu projenin bir parçası’’ diyen A. Dilipak’ı yeniden dinleyesim geliyor. …bir de ‘BOP’ nedir? diye, yeniden sormak geliyor içimden.

    • Bugün CB başdanışmanı İlnur Çevik, ”Türkiye’nin Kuzey Suriye’de Fırat’ın doğusunda bir PYD kantonunu telore edebileceğini” dillendirmiş.

      Yani Kuzey Irak’ta olduğu gibi Kuzey Suriye realitesini de içselleştiriyoruz. Rusya’nın himayesinde ABD’nin iteklemesiyle KCK üst yapılı bir örgütün (pyd/pkk) dayatmalarını kabule zorlanıyoruz.

      Halbuki ”büyük devlet” olmanın gereği olarak, bölge halklarının gönlünü kazanıp onları terör örgütlerinin tasallutundan kurtarmayı becerebilseydik, bugün Arap ülkelerinde vermeye çalıştığımız ”İslam alemi birliği” mesajımız daha gerçekçi-inandırıcı olurdu.

      IŞİD ile mücadelemiz PYD ye alan açmak, yer tahsis etmekle neticeleniyor. Hem başından beri Fırat’ın batısı zinhar olmaz dediğimizde PYD’nin, Fırat’ın doğusunda yapılanmasına da razı oluyorduk…

      Hey hat, gelişmeler öyle baş döndürücü hızla ilerlerken. …içeride biz sistem tartışmaları ile meşgulüz. …hem de ”fiili durum” ile ”yasal olacak durum” aktörlerinin değişmeyeceğini bildiğimiz halde.

  16. Sayın Koru İktidar ve medyası sizi hala nasıl muhalif görüyor anlıyamıyorum. 2-3 gün önceki yazınızda Erdoğan için “…..daha ne desin”, bu günkü yazınızda “En kötü senaryoda bile, yani sandıktan ‘Hayır’ oyları fazla çıksa da,….” diye yazıyorsunuz. Ben fikir değiştirdim diyorsanız biz de bilelim.

  17. Abdülkadir selvinin dünki yazısını anımsattı.

    Bu paket hiç kimsenin içine sinmiyor. Burhan kuzu bile eksiklikleri olduğunu ve istediği gibi olmadığını söyledi. Buna rağmen evet diyor.

    Ak partinin ilk yıllarında Sayın Sezer ciddi muhalefet etmiştir. Bu da Ak parti ile bir nevi güçleri dengeliyordu. Ak parti o dönemde milletle hareket ederek doğru yaptı. Millette haklı ve mazlum olduğunu düşünerek yanında yer aldı. Sayın Gül’ün cumhurbaşkanlığı ile dengeler değişti artık mazlum değil güçlüydü. Yasamada yürütmede kendi elindeydi. Bu gücüde sevdi. Bu pakette gücün neticesi olarak karşımıza çıktı.

    Değişikliklerin sadece yürütme kanadında yapılıyor olması yürütmeyi güçlendiriyor. Milletin iradesi olan meclisle ilgili ise 2 madde var yaşı 18 indirme ve vekil sayısını 600 e çıkarma. Buda şekilden öteye gitmiyor. Ruhunda değişiklikler olmazsa kayıtsız şartsız milletin iradesini temsil eden meclis cumhurbaşkanlığına bağlı bir kuruma dönüşecek.

  18. Fehmi bey yazının son parağırafı,”Türkiye’yi bir yerden alıp başka bir yere taşımayı başarmış bir partinin bu gerçeği görmemesi akıl alır gibi değil.” Bence bunun cevabını yazınızın girişindeki resimler veriyor.
    Birileri o başarıları kendilerine mal ede bilmek için o başarılara hem içerde hem dışarda cani gönülden omuz omuza beraber çalışanlar mâlesef önce “Paralerci” sonrada terörist ilan edilerek bir kısmı zindanlara atıldı, dişarda kalanlarda bizim Linç kampanyası ile meşhur kalemşörlerin iftıraları eşliğinde hedefe konularak hayatlarını karaltmaya günden günede hız limitini artirarak devam ediliyor.
    Şu anki yöneticiler zaten isdiklal savaşını kazanmışlar referandumada kazandıkları
    savaşı sigortalamak için gidiyorlar.
    Zaten Türkiye’nin parası çok fazla seçimide hobi için yapiyorlar ayni zamandada gündem değişimiş olur ve millete biraz heyacan yaşatırlar. Evet veya hayır fark etmesine etmezde, yalnız evetin bir faydası var torunlarının geleceğini millet vekili yaparak garantiya alırlar, ee dedelik ninelik kolay değil. Hayırlı gunler sizler ile olsun.
    Sağlıcakla kalın.

    • Nurdan hanım üzülmeyin her millet layıık olduğu gibi yönetilir dua edelim Allah c.c feraset versin milletimize. Ayrıca Allahında bir hesabı var bütün hesapların üzerinde. Yorumunuz yine on numara.

      • Teşekkürler Mehmet bey, Allah kimsenin başına vermesin,ben 28 Şubat mağdurlarından biriyim! O günleri gece ruyalarımda senelerce kabüs olarak yaşadım,gerçi ben onlarla mucadele etmesini Allahın izni ile iyi bildiğim için onlari mağlup etmeme rağmen o kabüsleri yaşadım. O kabüslardan tam kurtarmışidımkı orada zülme uğruyan o mağdurların kendileri ve doğmamış veya yeni doğmuş bebeklerine yapılan zülümleri okuyunca o kâbüsler geri döndü. Gerçi benim başıma gelenler şimdiki yapılanların yanında (afedersiniz)devede kula bile olamaz.Demekki onlar bizim Dindarlardan çok daha merhametli ve adaletliimişler, en azından hapise atmiyorlardi ve onlarla mucadele edebiliyorduk! Ya şimdi? 70 yaşını geçmeş hasta insanlar onlardan biride Orhab bey torunlarına baka bilmek için neler yaptığını burada okuyoruz. Yakında inşAllah Allah’ın izni ve adaleti ile herşey gönlerince olmasi dileklerimle.Hayırlı akşamlar, Allaha emanet olunuz.

YORUM YAP