Küreselleşme çözülüyor.. ABD mefluç halde.. böyle bir dünyada Türkiye…

11

Türkiye, kendine özel gündemin dışındaki konularla ilgilenemiyor; haklı olarak ilgilenemiyor: Önce anamuhalefet partisi liderinin 25 gün süren uzun yürüyüşü ve ona verilen tepkiler dikkatleri üzerinde topladı; şimdi de bir yıl önce boşa çıkartılan hain darbe girişimi anma etkinlikleriyle meşgulüz.

Bunları bırakıp da yakın ve uzak coğrafyamızda meydana gelen gelişmelere kulak kabartacak halimiz yok.

Oysa dünya da yerinde durmuyor; hemen her gün birçok yönüyle ülkemizi de ilgilendiren köklü değişiklikler veya altüst oluşlara yol açması muhtemel gelişmeler yaşanıyor.

Şu gelişmelere bakın

Rusya’nın Beşşar Esad’ı Şam’da güçlü tutmayla sonuçlanacak bir mutabakatı ABD’ye kabul ettirmesi sözgelimi… Ya da Irak’ta IŞİD tehdidini sona erdirmeye az zaman kaldığının güçlü işaretlerinin alınması… Bu arada Türkiye’nin asırlardır süren ‘Avrupalılık’ iddiasını sona erdirme yolunda önemli başkentlerin ve Avrupa kurumlarının girişimleri…

Suudi Arabistan’ın başını çektiği Körfez ülkeleri ile Katar arasındaki çekişmede Türkiye de Katar’dan yana taraf…

New York’ta yargılanmayı bekleyen Reza Zarrap’ın (Rıza Sarraf) tek kişilik bir hücrede tutulduğunu, avukatlarıyla görüşemeden günlerini geçirdiğini de ancak üç ay sonra öğrenebildik. Oysa Ekim ayında başlaması beklenen mahkeme, iç siyasete bakan yüzü ile, Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.

Daha az önemli olmayan bir başka gelişme de Donald Trump’ın başkan seçilmesi sonrasında ABD’nin istikrarının bozulması. Washington eskisinden daha fazla yüksek perdeden konuşuyor, ancak eskisi kadar olayları etkileyemiyor.

ABD’nin liderlik yapamaması dünya dengelerini zorluyor.

Küreselleşme çatırdadı, çöküyor

Trump’ın Beyaz Saray’a yerleşmesinden sonra ABD, tıpkı Türkiye gibi, kendi iç gündemine o denli yoğunlaşmış durumda ki, başka ülkelerde olup bitenlerle eskisi kadar ilgilenmesi imkânsız.

Evet, Trump başkanlık uçağıyla dünyayı geziyor, ancak yaptığı bir tür turistik seyahat. En son Fransa’da Bastille Günü’ne katıldı ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından bir geceliğine kapatılan Eyfel Kulesi’nin tepesinde krallara lâyık bir ziyafetle ağırlandı. Ama o kadar.

Rex Tillerson, ABD dışişleri bakanı, oradan oraya koşarak ülkesi adına hâlâ olayları etkileyebilirmiş görüntüsünü veriyor, ama nafile; global arenada Washington’un altından halı kayıyor.

Dünyanın son 50 yılına damgasını vurmuş olan ‘küreselleşme’ de tehlike sinyalleri vermeye başladı; onun yerini alacak bir yeni tez de henüz ortada yok.

Ekonomik ve siyasi krizlere alışık dünyamız hemen her alanı kapsayan daha farklı bir global krize doğru sürüklendiğinin işaretlerini vermeye başladı.

Türkiye bu gelişmeleri yakından izlese ve olan-bitenlere doğru teşhisler koyabilse, bu durumdan en fazla yararlanabilecek ülkeler arasında; acaba gelişmeler iyi izlenebiliyor mu, konulan teşhisler isabetli mi, doğrusu kuşkuluyum.

Çin’in acelesi yok; o kendisini 50 yıllık bir programla dünyanın en etkili ülkesi yapma yolunda…

Rusya, küreselleşmeden olumsuz etkilenmiş ve Sovyetler Birliği döneminde sahip olduğu bağımlı ülkeler ile birlikte ‘süpergüç’ özelliğini de kaybetmişti; şimdi hem yakın çevresini yeniden düzenleyerek hem de var olan uluslararası ihtilâflarda ağırlığını koyarak yeniden güç kazanma çabasında.

Yaptıkları işe de yarıyor.

ABD’yi felç eden, hapis olduğu gündem yüzünden uzak-yakın çevresiyle ilgilenemez hale getiren de Rusya zaten.

Rus kadın avukat.. Trump’ın oğlu..

Rusya ABD seçimine müdahale ettiği gibi, şimdi de…

Geçen yıl yapılan başkanlık seçiminde, Hillary Clinton’ın değil de Donald Trump’ın seçilmesini sağlamada en büyük etki sahibi Rusya olarak ortaya çıktı. En başlarda “Öyle şey olur mu?” kuşkusuyla karşılanan ve önemsiz bir iddia muamelesi gören seçime Rusya müdahalesi, her geçen gün kendini belli eden yeni ayrıntılarla bir gerçek olarak zihinlere kazınıyor.

Son ayrıntı şu: Seçim çalışmalarında adayların şansının at başı gittiği dönemde, 2016 yılı Mart ayında, Trump’ın büyük oğlu ile damadı ve kampanyasını yönetenler, vaktiyle Rus ordusu istihbaratında çalışmış biri ile istihbarat ilişkisi bilinen bir Rus kadın avukatla oturup konuşmuşlar.

Ruslar, Trump ekibine, Hillary Clinton aleyhine kullanılabilecek malzeme sağlama taahhüdünde bulunmuşlar.

Americans dizisi..

Filmlerde veya TV dizilerinde rastlanacak türden bir hikaye. Soğuk Savaş günlerinde ABD’ye yerleştirilmiş ve Rus olduğu bilgisini silmeyi de başarmış bir casus aileyi hikaye eden ‘Americans’ dizisi gibi…

Ancak gerçek.

Son olayı geçen hafta sonu New York Times gazetesi ortaya çıkardı; NBC ve CNN TV kanalları yeni ayrıntılarla besleyip geliştirdi. Pazarlığı yürüten Donald Trump’ın kendisiyle aynı adı taşıyan büyük oğlu, görüştüğü Ruslar ile internet üzerinden yazışmalarını kamuoyuyla paylaştı, ama bu da etrafı yatıştırmadı, tam tersine…

Vladimir Putin, bu haberler üzerine çıkan tartışmaları izlerken ellerini ovuşturuyor olmalı.

Yalnız ABD seçimlerini etkileyip Trump’ı seçtirmekle kalmamış Ruslar… Trump’la ABD’yi mefluç hale getirecek malzemeleri depolamış, şimdilerde işlerine gelen haberi sızdırarak ülkeyi işlevsizleştiriyorlar da…

Böyle bir dünyada yaşıyoruz…

Gözlerimizi dört açmamız lâzım da…

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. böl parçala yönet. bu sihirli üçlü son 300 yıla damgasını vurmuş bir ideolojidir. türkiyeyi bi darbe ile yüzde 30 bölüp parçalarlardı ama yaşadığımız ortam yüzde 50 böl parçalaya uygun hale getirdi. ee bunun birde yönetme kısmı var. yönetme kısmı tahminimce 3-4 yıl sonrasında başlayacaktır. çünkü ülkeyi yöönetecek kişi şu an full eğitimden geçiyordur. neden herkes bize düşman bunu düşünen pek az insan var sanırım. herkes bize düşmansa biz tüm dünyaya meydan okuyacak kadar daha teknolojik olarak akıl olarak bilim olarakhazır değiliz. hazır olduğumuz zamanda sanırım 3.dünya savaşı bitmiş yerine tahtadan evler yapılırken ve mızraklarımızı elimize alınca eminim o zaman çok farklı bir dünya bizi bekliyor olacak. ben o dünyaya razıyım. şimdiki kahpe dünyadansa en azından o zaman daha mert düşmanlar daha mert dostlar bulunur. sözün kısası alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste demiş atalarımız. bekleyip göreceğiz artık.

  2. “Türkiye, kendine özel gündemi dışındaki konularla ilgilenemiyor”, diye yorumluyor, F.Koru.
    Oysa, hasımlarının, kurdukları tezgahlarla, oyun ve oyalamacalarla bünu sağlamıya çalışıyor olmadıkları, ne malüm. Bu konuda, elbette, Oyunların altında kalmamıya çalışıyor, hükumetimiz de. Ancak, politikanın, bilhassa dış politikanın çok tecrübe istediği bilinen bir gerçektir. Kıdemli hariciyecilerin bilgi ve tecrübeleri bu bakımdan kıymet taşır. Merhum Erbakan dinler, gerekli gördüğünde, gene de bildiğini yapardı !
    ABD böyle görünüyor, Koru’nun ifade ettiği gibi. Nitekim, daha iktidara gelmeden önce, Trump, “iç gündeme dönmeliyiz” dememiş mi idi ? Rusya ABD seçimlerine müdahale etmiş olabilir. Yapılacak en akıllıca iş olur, etti ise, Rusya yönünden.
    Batılı dostlarımız her seçim ve ihtilalde (darbe girişiminde) Ülkemize müdahale etmiyor mu idi ? Ruslar şimdi de malzeme hazırlıyormuş, Trump aleyhine. T.C. medyası, Demirel ve Erbakan aleyhine, menfaat mukabili az mı malzeme haırladı idi, hemde menfaat karşılığı, satılık.
    ” Avrupalılık iddiasını” sonlandırmıya çalışan ülkeler varmış. Lozan anlaşması ile ZORLA, Zorlanarak Avrupa’lının “tıpkısının aynısı” yapılmak istenen ve bugün bilerek – ithal ve montaj endüstrisi ile – 50 yıl Japonya, Çin, Kore, Tyland….dan – geri bırakılan ve örfü, namusu ( ki İstiklal harbinin birinci hedefi idi ) ayaklar altına alınan Türkiye, Avrupa Birliği dışında kalsa ne (gibi zararı) olur ?! Önemli olan – 100 yıla yakın zamandır – oyalanarak yakalıyamadığımız MUASIR MEDENİYET seviyesine ulaşmaktır. Kore, Çin, Malezya, Japonya Avrupalı olmadıkları halde, hayli ilerleme temin etmiştir. Avrupa – kökü kümeci – bir sömürge Medeniyetidir. Bu Refah seviyesine uluşmada mazlum, sömürülmüş milletlerin, kan, gözyaşı ve dinleri yatmaktadır.

    Afganistan, Irak, Suriye üzerinde aynı sömürgeci, din zorbacısı ruh yatmaktadır. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük Avrupa ve ABD için bir payandadır. Bunu SİYAH İNSANLARA VE Kızılderililere sorup
    öğreneceksin.

    ” Dünya, daha faklı bir krize doğru sürükleniyor” mu ? Burada da Batının hinoğlü hinliği göze batıyor, yine . Batılı Devletler uluslararası ve Uluslar üstü Şirketlerle halkları malen ve sağlık yönüyle sömürmiye, bir başka türlü devam ediyor. Evangelistlerin meş’um niyetleri ile bu sömürü hülyaları dünyayı bir kaosa, sona doğru götürüyor, belki.
    Fakat, dünyanın bu gidişi, müslümanlara büyük bir fırsat ve sorumluluk (imtihan) sunuyor. Dünya halini, gelişmeleri ve İslamı iyi tanıyan, iyi hazmetmiş insanlar ekonomik, siyasi, sosyal ve ahlaki noktalarda insanlığa büyük bir ümit aşılıyabilir ve insanlığn medeni bir aydınlığa kuvuşmsına vesile olabilir. Bu da, ancak, dinini ve kainatı iyi tanıyan, müçtehid seviyesine uluşmış, kitleleri aydınlatacak sayıda, istikrarlı, düzgün ” Allah’a kulluk ve mahlukuna şefkat” şuuruna ermiş ehl-i sünnet alimleri yetiştirmik sayesinde mümkün olabilir. Bu müslümanlar nerede ? Ne zaman inşa edecek dünya, bu fırsatı. Aydın geçinmek kolay da, aydınlanmak ve aydınlatmak. İşte, büyük sınav bu, sapmadan, yılmadan….

  3. Rahmetli Erbakan hoca, dünyaya ektiği tohumların meyve vermeye başladığı dönemde, kendi yetiştirdiği talebelerı arasinda o meyveleri milletlerle paylaşacağını anlayanlardan bir kisımı(bunu şimdi anliyoruz) onu isyan bayrağı açip o meyveleri tepe tepe kullanmak için bir arya gelip hocayı devreden çıkarınca.
    Allah onu cenneti ile mukafatlandırsın, o meşhur “muhtar dahi olamazlar”sözünü söyledikten bir iki yıl sonra biz seçmenler olarak onun yanıldığına inananip o yanılgının sevincini yaşamışdık. İşin bizim bildiğimiz gibi olmadığını ancak şimdi anliyoruz’ ki Rahmetli ilerisini görüp emin olduğuiçin bizleri uyarmış ama biz anlamamışız.
    Dünyanın her yerinde Milli Görüş teşkilatlarıni kurarak geliştirdiği idolojisininde bölünerek amacından saptırılacağınıı o zamandan biliyormuş.
    Biz bunu Türkiyeyi içerde ve dışarda tarihinde görülmemiş bir hızla kin, kavga, itibarsızlik, ortamina düşüp 28 Şubatlara rahmet okutacak kadar geriye doğru gittiğine şahit oluduğunu görüncede dahada iyi anlamışolduk.
    Biz millet olarak soruşturmayi değil biyatcılığı sevdiğimiz için herşeye karşı gözü kör kulağda sağir oliyoruz.
    Dünya bize düşman tezine sarılmışız.
    Sahi Obama ne diyiyordu?”Erdoğan benim en güvendiğim ve yakın arkadaşım.”
    Peki ne olduda Obama bu kadar kötü birisi oluverdi? Birisi bunu açıklarsada bizlerde anlaliyabilsek.

  4. Yazıda Küreselleşme ile ilgili “Dünyanın son 50 yılına damgasını vurmuş olan ‘küreselleşme’ de tehlike sinyalleri vermeye başladı; onun yerini alacak bir yeni tez de henüz ortada yok.” denilmiştir.
    Küreselleşme bir tez değil ki onun yerini alacak bir tez ileri sürülebilsin. Dünyada mal ve hizmetin global ölçekte üretilmesi ve dağıtılması bu üretim ve dağıtımın teknolojideki gelişmeye bağlı olarak hızlanması küreselleşme kavramı ile anlatılmaktadır. Küreselleşme herhangi bir ülkeye ait bir ideoloji veya sistem değildir.

  5. “Glocalization” mefhumu post-modern çağda “globalleşme”nin karşıtı olmayarak epeydir gelişip serpiliyor. “Biz bize yeteriz” yahut “think global act local” uyanıklıklarına henüz kapılmadı. Doğal gelişme süreci sosyologları bu sebepten etkiliyor olmalı. Dikkatinizi çekmek isterim.

  6. Fehmi Bey yazısına aşağıdaki paragrafla
    başlamış:

    “Türkiye, kendine özel gündemin dışındaki konularla ilgilenemiyor; haklı olarak ilgilenemiyor: Önce anamuhalefet partisi liderinin 25 gün süren uzun yürüyüşü ve ona verilen tepkiler dikkatleri üzerinde topladı; şimdi de bir yıl önce boşa çıkartılan hain darbe girişimi anma etkinlikleriyle meşgulüz.”

    Bu paragrafta ifade edilen görüşe katılmıyorum.Çünkü Türkiye her işi bırakmış
    da bir tek 15 Temmuz etkinlikleriyle meşgul
    oluyor değil.Bu etkinlikler devlet faaliyetlerinin sadece bir kısmı.Başımızda
    devlet memuru gibi 08.00-17.00 saatleri arasında çalışan idareciler yok.Günün her saatinde, gece gündüz çalışan insanlar yönetiyor Türkiye’yi.

    Nitekim Irak’a hava harekatı yapılabiliyor,
    terörle mücadele aralıksız sürüyor.Katar
    krizinde pasif kalmıyoruz.Diğer dünya
    meselelerine de ilgisiz değiliz.

    15 Temmuz kalkışması başarılı olsaydı
    halimiz nasıl olurdu?Dünyada olup bitenlerle
    ilgilenecek mecalimiz kalır mıydı?Kalmazdı,
    başımızı kakdıramazdık alim Allah.İşte bu nedenle bir kaç günümüzü yoğun olarak 15 Temmuz etkinliklerine ayırmamız bir kayıp değildir,boşa giden bir zaman değildir.Ayrıca
    15 Temmuz unutulup gidecek bir olay da
    değildir.Kalkışmanın failleri millet vicdanında
    ebedi bir mahkumiyete çarptırıldıkları gibi,
    şehit ve gazilerimiz de unutulmayacaktır.
    Bir bütün olarak halkımızın kalkışma karşısında kale gibi durması da gelecek
    nesiller tarafından şükranla anılacaktır.

    Son olarak “…darbe girişimi anma etkinlikleriyle meşgulüz.” ifadesini sorunlu ve haksız bulduğumu tekraren ifade etmeliyim.

  7. Tek dünya Devleti ABD ye bağlı proje değil; kaçınılmaz gelecek. Ulusların oluşması, bölgelerin ortaya çıkmasının “doğal” sonucu. Ayrıca bir merkezden değil, çoklu merkezlerden gerçekleşmesi yaşam gelişim modellerine daha uygun görülüyor. Mega kentlerin, ulus devletleri aşacağı günler kapıda!Böylece “çit”, dolaşılmış oluyor.

  8. Sadece Amerika’daki gelişmeler değil bizde de günler Rusların ekmeğine yağ sürmekle geçiyor. Bu iktidarın kötü özelliği bence denize düştüğünde bulduğu her yılana koşulsuz sarılması. Denize düşmüştü fetöye bağlandı sonra birlikte balyoz/ergenekon sürecinde her türlü hukuksuzluğu yaptılar. Genelkurmay başkanı hapse atıldığında sevinç ve zafer çığlıkları atan cumhurbaşkanı, şimdi onların hapse atılmasına gönlüm razı değildi diyor. Sonra yine denize düşüp bu kez rusya ve perinçeke sıkı sıkı sarıldı hükümet. Şimdi birlikte çocukları bile hapse atıyorlar. Rusya ne isterse önüne seriliyor vs. AB içinde bir ülkeyle aranız bozulursa bir şekilde diğerleriyle dengeleyebilirsiniz çünkü ortak çıkarlarımız vs. Peki Rusya sizi denizde boğduğu zaman kimse sarılacaksınız? Rusyanın izni olmadan o blok ülkelerde kimse size su bile vermez, bence bunu artık anlamış olmak gerekiyordu. Rus elçisinin öldürülmesi bile sadece Rusya’ya yaradı bunu görmek gerekiyor bence. Bir de biliyoruz ki Esed bile olsanız, Rusyanın umrunda değil ne hukuk, ne insan hakları vs. Bir gün adalet lazım olduğunda yine iyi kötü gidebileceğiniz tek yer Avrupa. Siz bugün Rus yöntemleriyle bu kadar can yakarsanız gün gelir de canınız yanarsa bir tekme de Rusya vurur ve hatırlatır ‘bu da düşürdüğün uçak için’ diye. Sizinle de dünyaya ibretlik ders vermiş olur, bize bulaşanın sonu bu diyerek.

  9. rusya ve abd güçlü istihbarat yapılanmalarına sahip ülkeler elbette aralarında pek çok oyunlar dönüyordur ama trumpın seçilmesini rusyanın sağladığına inanmak bana hala olur mu öyle şey dedirtiyor. belki oyun içinde oyun türü işlerin orada da olduğunu düşünebiliriz.
    bizde de 15 temmuzun belki de piyon olarak ortaya sürüldüğü arkasından daha ağır senaryoların bizi beklediği türünden oyun içinde oyunlar…son derece makul mantıklı ve olası. ırak ve suriyeden daha zor bir lokma olduğumuz gerçeği şer güçleri elinde tutanları bizler için daha karmaşık düzenekler hazırlama zahmetine sokmuş olabilir. darbe üzerinden yapılan tartışmalar ayrışmalar ise zaten ortada. içerideki dışarıdaki şer güçleri suçlamak doğru duygusal ama eksik bir tepki olur sanırım. tehlikeyi öngörmeli ve dikkatli olmalıyız bizim tarihi bir birikimimiz ve ortak aklımız var buna sahip çıkmalıyız değil mi…aksi halde doğal seleksiyon denen bir şey var aklını kullanmayanların hazin sonları var…
    kılınçdaroğlunun times a verdiği röportajı okuyorum. artık daha çok sokak protestosu düzenleyecekmiş. adalet yürüyüşünün arkası sokak protestoları geliyor gibi peki sokak protestolarının arkası…tamam mı devam mı…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here