Özgürlükler yoksa İslâm’ın istediği olmuyor demektir. İslâm özgürlükçü ortamın dinidir çünkü…

51
O ezanlar ki şehadetleri dinin temeli...

Şimdi sizinle paylaşacağım görüşe bugün gelmiş değilim; uzun yıllar öncesine kadar gidiyor bu görüşüm…

Görüşüm şu: Herkesin aynı düşündüğü, aynı şekilde davrandığı, aynı türden beklentilere sahip olduğu bir ortamda yaşamak istemezdim…

Buradan varılacak sonucu sizler de çıkartabilirsiniz: Tekdüzelik bana göre değil…

Hasan Cemal ile Doğan Akın’ın basın kartları

Günün geçerli eğilimine uymakta zorlandığını fark ettiğim bir medya patronuna, vaktiyle, “Doğru bildiğiniz yoldan ayrılmayın, size göre yanlış da olsa kendi görüşlerini okurlarıyla paylaşan yazarlarınıza da sakın ha dokunmayın” aklını vermiştim.

Aynı konuda fikrim sorulsa bugün de aynı aklı verir miyim, kuşkuluyum. Görüşüm yanlış olduğu için değil, uyulduğunda tehlikeli sonuçlar doğurabileceği için…

Hasan Cemal ile Doğan Akın’ın sürekli basın kartlarının iptal edildiğini öğrenmem bana bunu düşündürdü.

İslâm nedir, Müslüman kimdir?

Müslüman yeryüzünü geçici bir konaklama yeri olarak bilir; onun esas gayesi, kalıcılık kazanacağı ‘öte dünya’ya hazırlanmaktır. ‘Orası’ için makbul bir insan olabilmenin yolu ise bu dünyada önüne çıkarılan sınavlarda başarılı olmaktan geçer…

Kâinatın yaratıcısı, Allah, eğer isteseydi, bütün insanları her bakımdan eşit yaratırdı; oysa dünyada hemen fark edilen, insanlar arasındaki çeşitliliktir…

Farklı ırklar, uluslar, diller, inançlar, görüşler, eğilimler var dünyamızda…

Sınav, bu farklılıklarla birlikte varlığımızı sürdürmeyi de kapsıyor…

Allah vergisi olan ‘aklımızın’ yardımıyla…

Doğrunun ölçüsünü öğrenmemiz için gönderilmiş Kur’an-ı Kerim’de en fazla övülen kişiler ‘akıl sahipleri’dir… Düşünen, akleden, önüne çıkan görüşler üzerinde tezekkür ve tefekkür eden insanlar… Kur’an-ı Kerim’de, 300 kadar âyette, insanlar, düşünmeye davet ediliyor.

Elbette her insan düşünecek, ancak akılların aynı tarzda düşünce üretmesi gerekmiyor. Farklı düşünceler de olacak. Oluyor da. Karşımıza çıkan farklı düşüncelerin hepsine kulak verecek, içlerinden ‘en güzelini’ bizler seçeceğiz.

Kur’an âyeti (Zümer: 18) bunu öngörüyor.

Çeşitliliğin olmadığı bir dünyada ‘en güzelini’ seçmemiz mümkün olmayacağına göre…

Yanlış görüşlere bile yer var

Peki ya yanlış görüşler?

İlk işittiğimizde kulağımıza kötü veya çirkin görünen, insanları yanlış yollara sevk edebilecek sözlerin serbestçe ifadesine de izin veriyor mu dinimiz?

İslâm Peygamberi’nin sevgili eşi, bütün inananların annesi Hz. Ayşe ile ilgili bir olay anlatılıyor Kur’an-ı Kerim’de (Nur: 11-26). Dönemin münafıkları kulaktan dolma bir bilgiyi Hz. Ayşe hakkında bir ‘iftira’ya çevirerek dolaşıma sokmuşlardı; âyetler işin doğrusunu anlatıp Hz. Ayşe’yi aklıyor…

İftirayı üretip dolaşıma sokanlara karşı ise herhangi bir yaptırım öngörmüyor… İslâm Tarihi kitaplarında ‘ifk olayı’ diye bilinen iftira ve onu üretenlerle ilgili uzun uzadıya bilgiler yer alıyor; ancak onu üretenlere karşı bir cezai uygulamadan söz edilmiyor…

Günümüz dünyasında üzerinde en fazla durulan ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’ kavramının en geniş biçimde uygulandığı bir coğrafya olmak zorunda İslâm Dünyası…

Zorunda, ama herhalde öyle olduğu söylenemez…

Müslümanlara tebliğ edilen ilk emrin “Oku” olduğu bir dünyanın bugünkü halinin sebebi de, hiç kuşkunuz olmasın, düşünce özgürlüğüne değer vermemesidir

Oysa, Kur’an-ı Kerim sadece düşünce özgürlüğünü değil, düşüncelerin hiçbir korkuya kapılmadan en geniş biçimde ifade edilmesini de öngörüyor.

Nereden mi biliyorum?

Kur'an mezarlıkta okunmak için inmemiştir (Mehmet Akif)
Kur’an mezarlıkta okunmak için inmemiştir (Mehmet Akif)

İndirildiği dönemde putatapıcılar Kur’anın Allah sözü olduğunu inkâra kalkıştılar. Hz. Peygamber’in onu uydurduğunu, söylediklerinin onun kendi sözü olduğunu iddia ettiler.

Kur’an (Hud: 13; Yunus: 37-38; Bakara: 23-24) bu iddialara şöyle cevap veriyor: “De ki: Uydurulmuş 10 sureyi de siz getirin, eğer gücünüz yetiyorsa, davanızda samimi iseniz… (İsterseniz) Allah’tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de (yardımınıza) çağırın…”

Bu kadar…

En hassas konularda bile, düşünceyi ve onu ifadeyi yasaklamak yerine, o düşünceyi kendisi ifade edip ondan sonra yanlışlığını ortaya koyan, bu arada doğrusunu da anlatan bir yaklaşım bu.

Yanlışlıkları pattadanak yanlışta olanların yüzüne vurulmuyor, çok sayıda âyetlerde (Bakara: 259; Âl-i İmran: 137; Gasiye: 17; Rum: 9; Araf: 185; Abese: 24; Tarık: 5; Yusuf: 109) olduğu gibi, onlara sorular yöneltilerek konu üzerinde yeniden düşünmeye davet ediliyorlar…

Ortaçağ: Batı’da karanlık, İslâm Dünyasında apaydınlık

Evet, biliyorum, ‘İslâm ülkesi’ olmakla övünen ülkelerin çoğunda, farklı görüşlere sahip olanları ciddiye almak, görüşlerini ifadesine imkân vermek yerine, onları en ağır cezalara çaptırmak geçerli bir yöntem. Farklılıkların cezalandırıldığı bir coğrafya görüntüsünde İslâm Dünyası…

Acaba Müslüman ülkelerin geriliklerinin sebebi bu olmasın?

Düşüncenin yeşermesi için özgür bir ortama sahip olması gerekiyor çünkü; sadece düşünebilmek değil, onu ifade edebilmek de özgürce olmalı. Böyle ortamlar ülkelerin daha çabuk kalkınmasını, ilerlemesini getiriyor…

Ortaçağlar’dan Batı’nın kurtulması bağnazlığı geride bırakıp özgürlükçü bir anlayışa ulaşmasıyla mümkün olabildi.

Bunun yolunu Batı’ya açanlar ise, aynı dönemde özgür bir ortamda yaşayan Müslümanlardı.

Şaşırtıcı gelebilir, ama gerçek şudur: Batı için ‘karanlık’ olan Ortaçağ, İslâm Dünyası’nın ‘en aydınlık’ çağıdır. O dönemin parlak zihinleri, yalnız kendi kaynaklarıyla yetinmemiş, İslâm öncesi dünyanın temel eserlerini de bulup onları zamanın bilim diline (Arapçaya) çevirerek kaybolmalarını da engellemişlerdir…

Eski Yunan ve Roma’ya ait pek çok değerli eserin bugün orijinalleri yoktur; Arapça tercümeleri sayesinde varlıklarından haberdar olunuyor…

Arada ne olduysa oldu ve roller değişti ve Batı ileriye fırladı.

Sebebini bulmak hiç zor değil.

İstisnalar kuralı bazen bozuyor

Ülkemiz İslâm Dünyası’nda bir istisnaydı, aman o özelliğini sakın ha bozmayalım.

Bugün ‘istisnai’ özellikler taşıyan bir dönemden geçiyor ülkemiz; daha önce başvurulmayan ‘istisnai’ uygulamalara sahne olunuyor.

Adı üstünde ‘Olağanüstü Hal’ (OHAL) uygulamaları var.

Geçmişte benzer durumlar söz konusu olduğunda, durumdan vazife çıkaran birileri eliyle, istisnai durumlar istismar edilebilmiş, ülkenin temelde özgürlükçü ekseni kaydırılabilmişti.

Yine de farklı düşünceler yok edilemedi.

Edilseydi, yakın geçmişin ‘tehlikeli’ ilân ettiği bir düşüncenin siyasi hayatta kendine yer edinmesi, hele iktidara ulaşması mümkün olamazdı.

AK Parti varsa bugün ve iktidardaysa, muktedirlerin onayıyla olmadı bu; onlara rağmen ve özgürlükçü ortam sayesinde oldu.

Hasan Cemal ve Doğan Akın’ın basın kartları iade edilmeli, düşünceleri beğenilmediği için meslekleri elinden alınan, görevlerine son verilen, cezaevlerine gönderilenler varsa, onların durumları da yeniden gözden geçirilmelidir.

Benim bu görüşüm beğenilmeyebilir, ama zaten herkes beğensin diye yazılmadı bu yazı.

ΩΩΩΩ

51 YORUMLAR

  1. Allah’ına kurban Fehmi Bey, sizingibi farklı ve özgür düşünceye Rabb’inin kitaptaki kıstaslarıyla bakabilen bilgili insanlar neden bakan olmazda her Allah’ın günü TV ekranlarında fikir ve düşüncesi farklı kimselere asık suratla kin ve nefret söylemlerinde bulunurlar. Işlerinden mesleklerinden farklı görüşleri sebebiyle alınan.. Üstelik başka iş bulmalarına da çarşaf çarşaf yayınlanan listeler sebebiyle SAKINCALI görülen çaresiz insanlar ne yapsınlar? Eli silahlı uğursuz darbeciler hertür cezayı haketmiştir.. Kastım farklılıklara tahammül edemeyen devletlüler içindir. Iyiki varsın sevgili, sahibi vicdan kardeşim.. Selamlar..

  2. iyi de hangi islam? Son 3 yıl içinde yaşananlar aynı konularda iki ayrı islamcı akımın farklı yorumlarndan kaynaklanmıyor mu? islam alemi neden bu kadar karışık o halde?
    madem herşey bu kadar basit 4 mezhep ımamı başta olarak neden tanınmış ımamlar alımler ve Hz Huseyın zamanın halıfelelerıne ıtaat etmedıler kı?

  3. İSLAM: BARIŞ DİYARIDIR; ÖZGÜRLÜKLERİN DİĞERİNE SAYGILI OLARAK YAŞANACAĞI HUKUK DÜZENİDİR.
    İSMİ BARIŞ İSE İNSAN ZİHNİNİ, BEDENİNİ “tartaklamak” NEYİN NESİ?
    AYAR VEREN KURUMLAR ÖZGÜRLÜĞÜN İNSANLARI BOZACAĞINA İNANANLAR TARAFINDAN OLUŞTURULMUŞTUR.

    TEMEL MESELE YÖNETMEK Mİ
    GELİŞMEK Mİ
    GELİŞMEYİ YÖNETMEK Mİ
    ÖZGÜRLEŞMEK Mİ
    ÖZGÜRLEŞEREK GELİŞMEK VE ÖZ YÖNETİM RÜŞTÜNÜ GÖSTERMEK Mİ
    BU KADAR BASİT…
    NE GEREK VAR; O BUNU ,ŞU ONU ..YAPTI GÜNLÜK MİLYONLAR İSRAF HURUFATINA!?

  4. Allahu teala, elbetteki insanları farklı düşüncelere uygun yaratmış ama “benim razı olduğum yol İslamdır” buyurmuş. İnsanların farklı hayat görüşlerine sahip olması, hakikatlerin birden fazla olmasının delili olamaz. İmtihan dünyasında, sonuçlarına katlanmak şartıyla her türlü seçim serbest. Terörü ve öldürmeyi veya toplumda da yanlış karşılanan diğer suçları teşvik eden, bu suçları bizzat yapmış gibi ceza alır mı almaz mı. İslami bakış açısıyla veya seküler hukuk normlarında böyle suçların karşılığı ne olur.

  5. Hasan cemal dagdaki pkk ya silah birakmayin abdullah öcalan sizi sattı sakin sulah birakmayin diye yalvardi o ve onun gibiler yüzünden terör yine şahlandı ve iki gencecik polisi uykusunda şehit ederek süreci bozdular şimdi siz gidin bu özgürlükçü fikirlerinizi o şehitlerin ailelerine anlatin bakalim ne diycekler.

  6. Bugün kıldan ince kılıçtan keskin bir konuda yazmışsınız. Yoğunluktan okumaya ancak fırsat bulabildim. Gün boyu yazının içeriğiyle ilgili şeyler yaşadık, konuştuk. Yani yazınız günün içinden olmuş.
    Bahsettiğiniz çok sesliliğin enstrümanlarından biri olarak avazeyi aleme hoş bir sada gibi salmışsınız. İstifade ettik.

  7. Bugün terapi seansım vardı yine doktorumla…

    İçeri girdiğimde gözümde kurumuş yaşları hemen farketti (laf aramızda herif şeytan gibi bişey; gözünden de hiçbişey kaçmıyor).

    Yok mok dediysem de yutmadı; “anlat da rahatla !” dedi.

    – Önemli bişey değil… dedim;
    -25 yıldır takip ettiğim bir yazarın; bloğunda dün yazdığı yazıya bir yorum yazmıştım. Farklı düşündüğüm ve bunu yorumuma yansıttığım için olsa gerek oğlu tarafından sansürlendi…

    – Eee! Ne var bunda…? Adamın babasının bloğu değil mi orası; dilediğini yayınlar, dilediğini sansürler…
    Bu mu ağlattı seni…?

    -Hayır doktor ağlamadım. Olay şundan ibaret: Dün şakşaçılık yapmadığım farklı düşüncemi belirttiğim yorumu sansürleyen aynı yazar bugünki yazısında; farklı düşüncelere ve düşünenlere saygı gösterilmesi gerektiğini, hatta (nereden icap ettiyse…) bunun İslam Dini’nin temeli olduğu bağlamında bir yazı döşenmemiş mi…

    – Eeee!? Sonra…?

    -Hiiiiç…! Böyle durumlarda gözlerim yaşarır da benim… Olay bundan ibaret…

    -Evladım sen “HALKA VERİR TALKINI KENDİ YUTAR SALKIMI” diyen atasözünden habersizsin galiba…
    Bazı büyük hocaefendilerle; yazılarıyla dünya siyasetine yön veren büyük yazarların standart davranışlarındandır bunlar…

    -Hocam sen peşin hükümlü davranıyor gibisin sanki… Bu yazar o senin bildiğin yazarlardan değil… diyecek oldum.

    -Ayinesi iştir kişinin laafa bakılmaz … dedi.

    -Bu da mı atalarsözü oluyor şimdi doktor…?
    -Çok cahil kalmışsın sen be evladım…

    -O silmiş olamaz ama…! O işlere bir akademisyen olan oğlu bakıyormuş… diyecek oldum:

    -Al sana bilmediğin bir atasözü daha! dedi ve ekledi:

    -Armut dibine düşer!

    İlk defa bir açığını yakaladığımı düşünerek; mal bulmuş mağribi gibi saldırdım:

    -Doktoor ! Yakaladım seniii…! Bütün terapiler boyunca bana hep “İnsanlar hakkında peşin hüküm ve olumsuz düşünceler taşımayı bırakmamı ve her zaman olumlu düşünmemi” öğütleyen sen değil misin…? Şimdi ise; hiç tanımadığın bu insanlar hakkında böyle olumsuz düşünceler taşıyorsun… Yoksa sen de mi yutanlardansın salkımı…?

    Yakaladığım bu altın fırsatı kazanca dönüştürmek için saldırılarıma daha da devam edecektim ki; kurnazca güldü bıyık altından ve duvardaki saati gösterdi:

    -Sana ayırdığım süre doldu… Güle güle!…

      • Size de garip geldi değil mi Sn. Koru…?

        Farklı düşünme hakkının İslam’ın temeli olduğunu savunan bir yazarın akademisyen oğlu; “FARKLI DÜŞÜNDÜĞÜ” için bir yorumcuyu sansürlüyor… 🙂

        Ben de sizin gibi şaşırmış, bir anlam verememiş ve sonunda ciddi olmadığını, şaka yaptığını düşünmüştüm. (Bu, her olaya ve kişiye karşı olumlu düşünme hastalığını benim başıma dolayan bu doktoru bırakıp başka birini mi bulsam diye düşünmüyor da değilim zaman zaman; ama bir türlü bunu gerçekleştirecek adımları atamıyorum: adam bağımlılık yarattı bende galiba, ya da çaktırmadan hipnotize mi etti dersiniz…?).

        Bir sonraki seansta bu konuyu soracağım doktoruma, bakalım yine bilmediğim neler yumurtlayacak adam… (Bu arada çaktırmadan yutuyor salkımı adam; seans başı 520TL …).

        • Merhabalar Ali Bey,

          Sizin mesajlarınızı yayınlamamamın sebebi inanın sansür değil, yorumlarınızın içinde geçen özel hayatınıza dair detaylar.. (doktor raporunuzdan filan bahsediyordunuz, yayınlamadığım mesajda)

          Ne yapacağımı bilemiyorum editör olarak 🙂

          Daha konuya odaklı, nazik bir dille, konu dışına çıkmadan yorum yaparsanız, rahatlıkla yorumunuzun onaylandığını göreceksiniz.

          Saygılar.

  8. Fatih kardes
    Forbesden yaptiginiz alinti tabiiki cok guzel
    Bak adamlar ne kadar ahlaki davranmaya calisiyorlar.
    Ya devletin ve secilmislerrin kuyusunu kazimak icin birbirturlu pislige basvuranlar a ne demeli
    Buyurun izleyin konusalim
    Medeni bir ortam sunmus fehmi bey bize
    Sorun bence su herkes istedigini duymak istiyor.
    Tabiiki asagida verecegim linkten haberiniz yoksa belden altilarin ustunu ortmek istiyirsaniz sanki ulke de insan haklari hic bir neden olmadan rafa kaldirilmis gibi geliyor
    Bir professor kalkip acik acik darbe yokken darbeye tesvik yapabiliyordu.
    Simdi demokrasi yok bu ulkede diyebilirmisiniz?

    http://www.hurriyet.com.tr/profesorden-skandal-darbe-aciklamasi-40177727 Osman Özsoy’un bu sözleri sosyal medyayı salladı! Darbeyi biliyor muydu?

  9. Merhaba Fehmi bey,benim Kurani kerimi hatim etmem hehem hemen bir yılımı aliyor, şu an Nur süresindeyim (The Nobel Qur’an) par -5 bu Kurani kerim maali 10 cilt. Bu kitaplarda Kurani kerimin ayetleri sahih hadislerle geniş bir şekilde açiklaniyir. Bundaki bilgilerdede Ayşe validemize iftira atan onun maddi manevi en çok yardım ettği bir şahis vede herhangi bir ceza verilmediğini yaziyor.Sizin kaynaklardaki gibi. Allah ilminizi dahada artirsin bizleri aydinlatığınz içinde de teşekürler Allah yardımcıniz olsun.

  10. Fehmi bey sinir nedir sorusunu unlu insan haklari savunucusu prof bakir caglar dan ogrenelim “ozgurlukler de bir baskasinin ozgurlugunun basladigi yerde biter ”
    Cumhuriyet gazetesinde sur mansetten verilen ” polis gencin basina silah dayadi”haberi ertesi gun devletin kontrolunde denilen tv de ( allahtan devletin tv si olsun var) yalan oldugu video goruntuden kabak gibi gun yuzune cikartildi.
    Birak silah dayamayi teeoriste, bizim polis teroriste adeta yalvariyor nezaketle gel teslim ol diye
    Sonrada genc kaciyor. Bizim polis nemi yapiyor?
    Arkasindan kosuyor yakalamak icin

    Siz cok amerika gordunuz .

    Newarkta olsa bu olay ne olurdu? Birak newarki manhattan in gobeginfe bile elinde bicakla kacan genci indirdiler 3 yil once
    Bence hepimizin birbirimize durust olmasi lazim.
    Abd de hic bir gazete boyle bir haber yaparmiydi
    Yapsa ne olurdu
    Bu haberin uzerinden bir yil gecti acaba ne gibi bir yaptirim aldi cumhuriyetciler?
    Aldiklari cezalar sizce cokmu?
    Turkiyede birseyler cigrindan cikti gibi
    Erdoganin etrafi hainlerle dolu. Bu hainler gizli ellerin uzantilari, ulkeyi herturlu asiriliga goturmek icin herturlu pislige ve belden asagi vuruslara devamediyorlar
    Belki bizde bir suriye yasatamadilar ama hemen hemen bizdede sonuc alma yonunden dogru istikametteler sanki.
    Dedigim gibi gizli elin besledigi “KEKLIK” AGLADI , zavalli keklikleri avlatti turkiyede. Prizmanin tepesi yada kafesteki keklikler mali mulku yuklendi gizli el tarafindan korunmaya alindi.
    Avci da burada kalanlari tektek indiriyor
    Halbuki sizin gibiler o “KEKLIK” IN kim oldugunu nereden beslendigini, belki ozde ve baslangicta iyi bir keklik oldugunu ama kafese girince kullanildigini anlatsaniz diger keklikler de dogruyu gorecek.
    Kemdinizde bu konuda bir sorumluluk gormuyormusunuz.
    Bence yarin cok gec olur son pismanlik fayda vermez ulke elden gidince.
    Iste sizin gibiler eline tasin altina koymadigi surece bu surec boyle devamedecek.
    Erdoganin yani hep cahiller ve hainlerle dolu
    Adami hep pofpofluyorlar ki yanlis yapsin diye
    Erdogan bu ulkenin sansidir ama gizli ele dayanmak hicte kolay degildir.
    Basbug bile erdogan yalniz birakildi dedi
    Yalnizlik allaha mahsustur
    Maalesef erdogan bugunde yalnizdir
    Gizli ele karsi tek adam
    Gizli el deyip gecmeyin siz benim gizli el kavamimdan ne demek istedigimi cok iyi biliyorsunuz.
    Iste o el 1 minute den sonra haril haril calisiyor, calistiriyor birilerini.

    Simdi o gizli elin hertur hain ic ve dis guclerini harekete gecirerek “diktator, tek adam, acimasiz ” yaftalarini vu
    rdugu erdogani unlu fransiz yazardan taniyalim

    Recep Tayyip Erdogan represents Islam and Muslims through his rising popularity and strong leadership, Editor-in-Chief of French-language weekly Paris Match Gilles Martin-Chauffier told Anadolu Agency (AA) on Wednesday.

    Martin-Chauffier, who described Erdogan as the “Charles De Gaulle of Turkey” during a discussion program recently, told AA that a negative propaganda was being made in the European media against the Turkish president. “This propaganda reveals that President Erdogan has been very successful and is on the right path. Erdogan has a will which does not exist among other European leaders.”

    “They consider President Erdogan as an authoritarian. I think two things lie behind it. First of all, the European political class sees Putin and Erdogan like this, because they come from a lower class. If you have a strong standing compared to others, it disturbs them.

    “However, President Erdogan is a person whose popularity has been progressively rising, and his votes have been increasing from previous years to present. He has succeeded through democratic ways, through the free will of the public and elections.”

    Chauffier pointed out that Europeans think wrongly about Islam and were unable to associate Islam with democracy. “Europeans think there is no such thing as a Muslim Democrat. “It is possible for a Christian to be a Democrat, but [they think] a Muslim democrat concept cannot exist in Turkey. They think these concepts cannot be associated with each other.” “French people do not know what the PKK is, they also do not know whether Armenian claims have any basis; however, they unfairly judge Turkey.

  11. Yüce Yaratıcı ALLAH C.C bile kullarına inanıp inanmama özgürlüğünü tanımışken,kullarına ne oluyorda aykırı düşünmeyi yasaklamaya kalkışıyorlar? Fehmi bey

  12. fehmi bey 36 yaşındayım tahsilim lise 1 den terk muhafazakar bir ailenin ferdiyim . medyanın suç işleme özgürlügü olmamalı bu konuda ülkemde her türlü fanatikler hariç herkesin hemfikir oldugunu düşünüyorum ancak ben son zamanda basın mensuplarına yapılan baskını farklı bir gözle takip ediyor ve üzülüyorum sizin gibi sevdigim bir çok muhafazakar abilerime ve ablalarıma bakıp bakıp kısacık hayatımda ne zaman mazi oldu ya dedigim 28 şubat döneminin davalarını hatırlıyorum zalim babamız olsa mazlum düşmanımız olsa zalim babamızın karşısında mazlum düşmanımızın yanında olmalıyız diyen şahsımın çok ama çok deger verdigi bir abim vardı gözüm hep onun yazılarında 28 şubata generalerin açtıgı davada adeta işkence eder gibi evine haciz gitmişti buzdolabı bile haczedilmişti ve küçük çocugu yada torunu vardı o zaman içim isyanlardan alev alevdi ama duadan başka yapacak hiç ama hiç bir şeyim yoktu ve dualarımı ondan hiç esirgemedim şimdi bakıyorum da abi nerden nereye rabbim yüregindeki imanı kaybettmeyen abilerimizi bizim başımızdan eksik etmesin
    İNANANLARIN YÜZAKI OLMAK İÇİN YOLA ÇIKAN HERKES İNANDIGINIZ İSLAM İSE LÜTFEN AMA LÜTFEN İSLAMIN YÜZ AKI OLACAK ŞEKİLDE HAREKET EDDİN

  13. Basın kartı iptal edilen gazetecilerden birinin PKK liderleriyle görüşüp, “Niçin silahı bırakıyorsunuz,ne karşılığında bırakıyorsunuz?” diyerek onları silah bırakmamağa teşvik ettiği çok yazılıp çizildi.

    Şimdi, PKK’ya, “sakın silah bırakmayın, dağdan inmeyin” demek fikir mi oluyor size göre? Ya da gazetecilik mi oluyor? Böyle diyenler teröre özgürlük istemiş olmuyorlar mı?

    • PKK’ya, “sakın silah bırakmayın, dağdan inmeyin” diyen kim olsa tutuklanmalı. Fakat PKK ne zaman silahı bırakıp dağdan inmeye karar vermiş de birileri böyle bir tembihte bulunmuş anlamadım. Diğer yandan bazı Cumhuriyet Gazetesi yazarları ‘FETÖ’ye yardımcı olmaktan tutuklandı, yahu bunlar 25 yıldır F-tipi deyip Gülen Cemaatine savaş açmış değiller miydi ?

      • Akan kanın bir numaralı sorumlusu HASAN CEMAL ZİHNİYETİDİR!

        Ahmet Kekeç, PKK’nın silah bırakmasını “taktik hata” olarak nitelendiren, Kürtleri “daha büyük düşünmeye” çağırarak “bağımsız devlet” peşine düşmeleri çağrısında bulunan Hasan Cemal zihniyetine “Hâlâ ‘barış güvercini’ havalarında dolaşmayı nasıl başarıyorsunuz ve bunu insanlığınıza nasıl yakıştırıyorsunuz?” sorusunu yöneltti. İsim vermeden Cemal’i sert bir biçimde eleştiren Kekeç, “Dağ bayır dolaşıp, ‘Sakın silah bırakmayın’ diye PKK’nin zihnini çelmeye çalışan bir zattır bu. Dolayısıyla, akan kanın gerçek sorumlusudur” dedi.

    • bekir bey insanlarımıza insan oldugu için deger verirsek devlet dedigimiz kurumlar toplulugumuzu halkımızın hizmetine hiç bir ayrım yapmadan adilane bir biçimde götürüsek halkın aidiyet duygularını tatmin edersek ister silah bırakmayın desin ister silahı alıp halkın eline tuturmaya çalışsın hangi halk olursa olsun dünyanın hiç bir halkı o silahı eline alıp sıkmaz . örnek istersen kobani olayını protesto etmek için sokaga çıkan insanımız hendek ve barikata yüz vermedi.

    • PKK’nın ‘çözüm süreci’ sayesinde tam barış yapmaya karar vermişken Hasan Cemal’in onları ikna ederek tekrar silahlı mücadeleye başlatması … Pes doğrusu ! Hasan Cemal’i takip etmem de acaba ‘çözüm sürecini’ ortaya atanlar nelerin sözünü vermişti ?

  14. ………………………………..
    “Hasan Cemal ve Doğan Akın’ın basın kartları iade edilmeli” demişsiniz” yazınızda..
    Aynı doğrultuda düşünüyorum..
    Yani, bu bakış tarzınızı destekliyorum..
    Zira, “tek kutup”lu bir dünya bana göre değil.. Böyle bir dünyada yaşamak istemem elbbette..
    ………………………….
    Ben bir ekleme daha yapayım..
    Örneğin, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Nazlı Ilıcak gibi gazeteci-yazarlar tutuksuz yargılanmalılar..
    Bu isimlerini saydığım gazetecilerden çok daha farklı düşünüyorum. Kimilerini sevmiyorum.. Örneğin, bir Hasan Cemal’i sevdiğimi asla söyleyemem.. Eleştirdiğim, birçok yanları var..
    Ancaaak…
    Kimseyi sevmek zorunda olmadığım gibi…
    Herkes de benim gibi düşünmek zorunda değil elbette.. Böyle bir beklentim de yok zaten..
    Fehmi Koru, “Herkesin aynı düşündüğü, aynı şekilde davrandığı, aynı türden beklentilere sahip olduğu bir ortamda yaşamak istemezdim” diyor.
    Aynı düşünüyor, aynı görüşü paylaşıyorum..
    Bu satırlarımı da, Fehmi Koru’nun hoşuna gitsin diye yazmıyorum zaten..
    Ben, “fikir hürriyeti”nin yeşerdiği ve dahi israrla yeşertildiği ortamlarda yaşamak isterim..
    Kaldı ki, bu bana birilerinin bir “ulufe” olarak bahşettiği yada bahşedeceği Bir şey değil zaten..
    Allah, böyle istiyor.. İslam, bizlere bunu söylüyor, anlatmaya çalışıyor..
    “Fırsat verilirse, çiçekler de büyür..”
    Fırsat eşitliği..
    Ama, anlayan yada dinleyen kim..?
    “Ben, ne diyorsam O’lacak..!”
    “Ben, neyi istiyorsam O’lacak..!”
    Öyle mi..?
    Bir yada, birkaç kişinin iki dudağı arasında şekillenen bir dünya, öyle mi..?
    Hiç kusura bakmayın..!
    Yok böyle bir dünya..!
    Ve, dahi olmaz olsun..

    Kaldı ki, aynen bu doğrultuda düşünmek zorunda da değilim.. Bir yere kadar..
    İnsanlara “nefes alıp verebileceği” , fikirlerini serbestçe ifade edebileceği alanlar açmalı ve bununla da yetinmeyip bu alanları “devletin güvencesi” altına almalısınız..
    Buna ihtiyacımız var..
    Sürekli çatışma, kavga, kamplaşma ve karşıtlıklar üzerinden sürekli düşman üretme politikaları üzerinden nereye varabiliriz ki..?
    Bu, o sürekli yakınıp durduğumuz “üst akıl” yada “dış güç” lerin işine gelmiyor mu, vel hasıl böylece onların eline birer malzeme vermiş olmuyur muyuz..?
    Yalnızca CIA, değil, gölge CIA diye bilinen “Stratford” yada bir ne idüğü belirssiz Hitler-Nazi hayranı Aleksander Dugin isimli Rus hafiyesi bile Türkiye’yi bir “operasyonel saha” olarak görüyor,
    bizzatihi “saha” da çalışıyorlar.. Elemanları, ekipleri var burada..
    Ne garip.. 15 Temmuz günü Graham Fuller, Henry Barkey ve Aleksander Dugin gibi isimler Türkiye’deler..
    Ellerini kollarını sallayarak geziniyorlar bu ülkede.. Herşey olup bittikten sonra, biz bunları konuşmaya başlıyoruz..
    Peki, zamanında neredeydiniz..?
    Asıl, bunlara karşı zamanında önlem almamız gerekmez miydi,?

    Ben, zamanında Mümtazer Türköne ile “Fethullah Gülen’in kirli ilişkileri üzerinden kavga verirken sahi, siz neredeydiniz..?
    O günlerde, sizler alkış tutuyordunuz ya..

    Bu dünya hepimizin değil mi..?
    O halde ne yapacağız..?
    Birbirimizi sevmeyebiliriz, sevmek zorunda da değiliz.. Ancak, birbirimizin yaşam alanlarına pekala saygı göstermesini öğrenmemiz lazım..
    Zira, hepimizin buna ihtiyacı var..

    Ben Mümtazer Türköne’yi bir aralar çok eleştirdim basın yoluyla.. Zaman’da değil ama, farklı bir platformda birlikte yazılar bile yazdık.. Aynı platformda yazdığımız 2009-2010’lu yıllarda karşılıklı olarak tartıştık, ortaya koyduğumuz yazılarla.. Ne ilginçtir ki, bu tartışmalarımızın odak noktasında “Fethullah Gülen’in Abantt Platformu Toplantıları” vardı.. Benim kıyasıya eleştirdiğim o toplantılar.. Mümtazer Türköne, yazdığım o platformun başyazarı idi ve ben o paltformdan kendi isteğimle son bir yazı yazarak ayrıldım.. Hülasa, tercihimi kullandım..
    Mümtazer Türköne şimdi hapiste..
    Ben, onun fikirlerini beğenmeyebilirim.. Siz yada başkaları beğenmeyebilirsiniz..
    Bu gayet doğal..
    Ancak, bu ve benzeri isimlerin “tutuksuz yargılanma”ları gerektiğine inanırım..
    İnsanlar, teröre bulaşmadığı sürece, fikirlerini serbestçe beyan edebilmeli..
    Teröre bulaştığını iddia ediyorsanız, bunun için dayanaklarınız sağlam ve sağlıklı omalı..
    ……………………….

    Bakın, Allah, “Bir kavme olan düşmanlığınızdan dolayı, sakın ola ki, adaletsizliğe düşmeyin” diye uyarıyor..
    “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Maide-8”

    “Ey inanalar! Kendinizin, ana babanızın ve en yakınlarınızın aleyhine dahi olsa, adaleti gözetenlerden olun. Nisa-135”

    Hülasa, İslam’da bile herşey açık anlaşılır ve net..
    Gördüğüm kadarıyla Fehmi Koru’da bunu vurguluyor zaten.

    Hülasa, bu gidiş iyi değil..
    Bu gidişat iyi değil..
    Bunun sonu nereye varır bilinmez..

    Son olarak söylemek istediğim şu:
    Adalet herkese lazım..
    Herkesin bir gün adalete ihtiyacı olabilir..
    Fikir hürriyeti ve adalet, olmazsa olmazlarımızdan olmalı..
    Kuran-ı Kerim, “oku” ile başlıyor..
    “Yaradan Rab’binin adıyla oku” diye..
    Ya, biz “oku”yacağız ama,
    Konuşmayacak, yazmayacak, sormayacak ve dahi sorgulamayacağız öyle mi..?
    Sahi, nereye kadar..?
    Kuran-ı Kerim, işte bugünlerimize bu satırları yazmamız için de “ışık” tutuyor..
    İçinde bulunan ayet ve duaları sadece ölülerin arkasından okumak için değil..
    Kuran, içerisinden işinize geldiklerini alacağınız, işinize gelmeyenleri ise “yok hükmünde sayacağınız” bir kitap değil ki..!
    Farklı düşünenler Allah’ın birer kul’u değil mi..?

    Oturup bu doğrultuda, bir daha- bir daha düşünmeliyiz..
    Bir kere daha, geç olmadan..
    Yarın ne olacağını, kimin ne üzere ve ne hal üzere olacağını ise, ancak Allah bilir..
    Benden söylemesi..
    Veselam..

    Lucien M. Baylan

    ………………………………….

    • lucien M.Baylan! uzunca yazdığınız yazıda bahsettiğiniz hususlar, bütün vatansever Müslümanların tavizsiz ortak paylaşımıdır. lakin benim itirazım şudurki; gerek siz ve gerekse fehmi bey, hadiseyi asli mecrasından saptırarak, sanki aklını kullanmıyan birçok Müslümanın buna karşı olduklarını lanse ediyor olmanız. oysaki, asıl mesele; özgürlükleri ve hoşgörüyü, ahlaksızca, hatta imansızca kötüye kullanmalarıdır.itiraz bunadır.

  15. Selamlarin en guzeliyle Fehmi Beyefendi!
    Uzun yilkardir sizi ve yazilerinizi zevkle, cok istifa ederek okuyorum. Ancak, son birkac yillik vicdaninizi askiya aldiginiz yazilar sizi cok temsil etmiyor.
    ISLAM NEDIR; MUSLUMAN KIMDIR başliğiyla başlamişsiniz. Allahu tealanin, insani insan eden en onemli nimetlerinden olan ” AKIL” a da vurgu yapmişsiniz. Takdire şayan!!!
    Cunku; yillardir pek islami kriterlere ve akil nimetine muracat etmiyorsunuz. Bilhassa avukatligini yaptiginiz ” siyasal islamcilar”.
    Ahlaki, musluman, temiz vatan evladi yetistirmekten başka gayesi olmayan, tek aşk- şevk-cehd kaynaği RIZA-I ILAHI olan yuzbinler masumlara yillardir olmadik zulumler yapiliyor.
    Hani islam nerde? Muslumanlik kimde? Bu zulmleri edenlerde vede sizin gibi, bile bile zulme alkiş tutanlarda bu kutsal değerleri pek goremedik. Daha da acisi; sizlerin ahirette Allah’a ve resulune nasil cevap verebileceginiz!!!

  16. Sözleriniz sadece muhalefette geçerli ,iktidar olunca her şeyi başta adaleti unutuyor .. Kim mi? Sorgusuz sualsiz insanlar işlerinden atılıyor, KHK ile ülke yönetiliyor… Müslümanlar ecnebi silahları ile birbirini kesiyor…. Pekiyi sizin yazınızda değindiğiniz ayetleri ve olayları bilmiyorlar mı… Bal gibi de biliyorlar ama uygulamak işlerine gelmiyor.. Bir ön görü Böyle giderse kaybeden yine İslam olacak.. sebebi de anlı secdeli yöneticiler…

  17. Aklımızı kullanmamızın tabularla ve yasaklarla sınırlandığı kritik bir zamanda bize yol gösteren çok önemli bir yazı. Teşekkürler.

  18. Fehmi bey bu kadar büyük hata size yakışmamış nur 4 ” Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.” Sadece ayeti bilmemenin ötesinde İslami ya da seküler fikir özgürlüğünün mantığını da bilmeniz beklenirdi İnsanların namusu haysiyeti hakkında iftira etme söylentiler çıkarma fikir midir düşünce midir ki özgür olsun Tavsiyem yazınızdan o kısmı acilen çıkarmanız ve dini meselelerde bir şey yazacağınız zaman bir bilene danışmanız

  19. “ Düşüncenin yeşermesi için özgür bir ortama sahip olması gerekiyor … Böyle ortamlar ülkelerin daha çabuk kalkınmasını, ilerlemesini getiriyor…” tespitiniz şüphesiz ki doğrudur. Siyasi, kültür-sanat ve bilim-teknoloji tarihlerini yeterince bilenler için bu aşikâr bir gerçek.
    Ancak şöyle bir sorun var. Bir ülkedeki insanların beklentisi, hakim konumda olanlar için bunu muhafaza etmek ve ülkenin kaynaklarından daha fazla yararlanmak ise diğer yandan halk için de geçimini sağlamaktan ibaret ise ne olacak ? Bu şartlarda ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’ çatlak sesler çıkarmaktan başka bir şey ifade etmiyor. Daha da kötüsü bu olumsuz durum nesiller boyu uzadıkça ‘düşünce üretenlerin’ düşünceleri de küskünleşerek yozlaşıyor ve gerçeği söylemekten ziyade yanlışlara başka yanlışlarla karşı çıkmaya dönüşüyor.

    Sürekli olarak olayların sonuçları üzerinde tartışmak ancak olaylara neden olan ‘kaynak sorunlar’ üzerinde tartışmamak çözümsüzlüğe neden oluyor. Örneğin 200 yıldır ‘laiklik’ kavramı üzerinde uzlaşamayan bir toplumun ‘siyasi ve toplumsal bir istikrar’ sağlaması mümkün müdür ?

  20. Kendi heva ve heveslerini islamın üzerinde gören, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmaya karar verdiği halde dünyada bile işlerin onların bildiği gibi yürümediğini anlayamayanlar bu yazıdan da birşey anlamayacaktır

  21. El hak doğrudur bu yazdıkların..Ancak Mekke nin fethinde Kabe nin örtüsü altına saklansa dahi öldürülmesi emredilenler biri Abdullah b. Şad konusu hep kafamı kurcalamistir. Sanırım burada fetbazlarin toplum üzerindeki etkisine dikkat çekilmek isteniyor. Akıl sahiplerine de sorumluluk yüklüyor bunların barışçı yolla kazanılması için.

  22. Fehmi bey sizin bu yazınızı bizlmkilerle birlikte Müslüman olan ülkelerin fetva ve adalet makamları okusalar bizim dinimizin hoş görü dini olduğunu ve bir müslüman nasil olması gerektiğini belki anlarlar. Ellerinize sağlık.

    • Fehmi bey fetva makamımı ki diğer müslüman ülkelerin fetva ve adalet bakanları okusun. Üstelik iftirayı “düşünce ve ifade özgürlüğü” olarak tanımlamak, İslamın fıkıh ilminin kapısından bile henüz girilmediği izlenimi veriyor. Ayrıca ifk hadisesinde iftira ile ilgili hadcezası tatbik edildiği de kitaplarda yazıyor. Her insanın, her istediğini, ahlaksızca da olsa söylemesi özgürlük tanımı içinde yer almamalı, bu gazetecide olsa. Kaldı ki Türkiye Fehmi beyin anlattığından çok daha fazla özgür. Hangi batı ülkesinde silahlı terör örgütünün bir partisi var, hangi ülkede 15 temmuz da ayyuka çıkan silahlı terör örgütünde olduğu gibi bu kadar zaman aman verilmiş. Gazeteciler iş bulamıyorsa bunun sorumlusu hükümet değil, biraz da patronlar seviyeli olsunda yazarlarını kollasınlar. Bir kısım patronları da anlıyorum, gazetecilğin gereklerini yerine getirmeyip, yazdığı meseleyi araştırmadan, masabaşı yazılar yazan, iftiralar atan dolayısıyla sürekli dava açılan bir yazarı hangi gazetecilik etiği maddesine göre savunacaksınız.Farklı fikirlerinin ifadesini hepimiz savunuyoruz da, bir yazar hangi boyuta kadar iftira ve ahlaksız yazılar yazdığında düşünce ve ifade özgürlüğü içine koyacağız, bunu da kısaca belirtseydiniz Fehmi bey. Bir gazetecinin terör örgütü lideri ile görüşmesi gazetecilik olarak vasıflandırılabilir, peki bu silahlı terör örgütünün desteklenmesi ve bariz bir şekilde ücretsiz danışmanlık hizmeti verilmesi de ne oluyor. Silahlı teröristlerin, onların yaptığı eylemlerin olumlanması ve devletin bunlara tepkisinin kötülenmesi bu örgüte destek olmayacak mı. Düşünce ve ifade özgürlüğü için silahlı terörzmin övülmesine göz yummalımıyız. Demokratik kazanımların kısmen veya tamamen silahlı örgüt marifetiyle yokedilmesini de demokratik talep olarak mı ele alacağız. Birisi de “demokrasi için bütün gazeteciler öldürülsün” dese ve bunu savunan binlerce kişi olsa ve bunun için her türlü silahlı eylem yapsalar demokratik talep deyip göz ardı mı edelim. Düşünce ve ifade özgürlüğünün alt ve üst sınırını engin tecrübelerinizden izah edebilirseniz sevinirim.

    • sevgili arkadaş. lütfen mübarek islamı işinize geldiği şekilde yorumlamayın. fehmi beyde biraz öyle yapmış. evet, İslam; hoşgörü ve özgürlük dinidir.lakin bu, küfür özgürlüğü, hakaret özgürlüğü, kin ve nefret özgürlüğü, yalan ve iftira özgürlüğü, ihanet ve ajanlık özgürlüğü ve ahlaksızlık ve depsizli özgürlüğü olarak değerlendirilemez. islam; düşmanlık konusunda bile ahlaki bir ölçü getirir. Edep dairesinde olmak şartıyla islam hiçbir farklı düşünce ve inanca karşı çıkmaz-yasaklamaz. Fehmi Bey’in konu ettiği gazete ve gazeteciler, bu çerçevede değerlendirilmelidir.

      • Sayın Niyazi Bey,

        Siz bu bahsi geçen gazetecilerin küfür ettiğine, ihanet ettiğine, ajanlık ettiğine ve saydığınız bir sürü şeyi yaptığına gerçekten şahit oldunuz mu? Örneğin basın kartı iptal edilen Doğan Akın…

        Yoksa öyle bir dedikodu dönüyor bu şahıslar hakkında medyada diye mi bunları yazıyorsunuz?

        Merak ettim sadece.

        Saygılar.

  23. Cook alingansiniz Fehmi bey. Hem ozluklerden bahsediyorsunuz hemde yazınizın herkes tarafından beğenilmeye bileceğini söylüyorsunuz. Evet geçmişin mağduru bugün ayakta kaldi ise karşı görüşlere hayat hakkı tanıyan cogulcu ve ozgurlukcu demokrasiye sahip çıkmakla olmuştur.

  24. Merhaba Fehmi Bey,
    Yazınıza katılmamak mümkün değil, din ancak hür irade ile kabul edilince değerlidir. Bunun için de özgür bir ortam gerek…
    Yazınızda;
    Kuran-ı Kerim “İftirayı üretip dolaşıma sokanlara karşı ise herhangi bir yaptırım öngörmüyor… ” demişsiniz ancak sanki bu bilgi eksik gibi geldi, zira Nur Suresi (24) 4. ayet-i kerimesinde “Namuslu kadınları zina ile suçlayıp da sonra (bu suçlamalarını ispat için) dört şahid getirmeyenlere seksen değnek vurun…” hükmü var.
    Selamlar…

Ahmet Taha Koru için bir cevap yazın İptal