Parası olan.. dayısı bulunan.. Türkiye böyle bir ülke mi? Öyleyse vay halimize…

24

Önce birkaç işadamı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılınca “Parası olan kurtuluyor” diyenler çıktı; şimdi de önemli isimlerin yakını olanlardan iki kişi yine tutuksuz yargılanacak, bu defa “Damatlar kayırılıyor” deniliyor…

“Şuyuu vukuundan beter” demiş eskiler, gerçekten öyle; böyle bir söylentinin yaygınlaşması olayın kendisinden daha kötü.

Adalet ve siyaset kurumlarının saygınlık ve itibarına bundan daha büyük bir darbe tasavvur edilemez.

Hain darbe dengeleri bozdu

Diğerlerinden önce bu iki kurumun –adalet ile siyasetin– üzerinde devletin yükseldiğini unutmayalım.

Bu söylentiyi yayanlar bile, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılanlara gönül koyarken, geride kalanlar namına bunu yaptıklarını ifade ediyorlar.

Dedikleri “Onlara bu kolaylığı sağlayanlar, bunu neden benzer durumda olan başkalarından esirgiyorlar?” cümlesiyle açıklığa kavuşturulabilir.

Türkiye, bakanlığın sürekli yenilediği rakamlara bakılırsa, son zamanlarda cezaevi nüfusunun rekor sayıda arttığı bir ülke. Bunun sebebi belli: 15 Temmuz 2016 gecesi girişilen hain darbe sonrasında devlet kendini korumaya aldı ve o yanlışlıkla ilgisi ve ilintisi olan kişilerle hesaplaşıyor.

FETÖ ya da PDY kısaltmalarıyla anılan örgütlenme yapısı içerisinde yer alanlar için konulmuş ölçüler var ve bu ölçülere uyan kişiler aleyhine davalar açılıyor. Bu arada, yine aynı yapıyla yolları kesiştiğine inanılan her kesimden devlet görevlisinin memuriyetine de son veriliyor.

Bazı işadamları ve gazeteciler de bu mücadelede ters köşeye düşmüş görünüyor.

Hain darbenin psikozu toplumsal hafızada o kadar güçlü ki, OHAL kapsamı içerisinde bilinen hukuk normları işlemediği için, sert ve keskin biçimde sürdürülen uygulamalara fazla itiraz eden çıkamıyor.

“Parası olan kurtuluyor” veya “Damatlar kayırılıyor” tarzı itirazların temelinde bu gerçek yatıyor.

Justitia est fundamentum regnorum ya da adalet mülkün temelidir

Adalet kurumuna gerçekten ‘para’ ve ‘iltimas’ girmiş midir?

Bu soruyu kendi kendime sorarken bile tüylerimin diken diken olduğunu hissediyorum.

Elbette ben de, gazetelere haber konusu olan, “Listede sizin de isminiz var, yakında kapınıza gelinecek, bizi görün, kötü âkıbetten sizi kurtaralım” tarzında bir çabanın sektöre dönüştüğünün farkındayım.

Telefonla yapılan ve profesörleri bile kapana kıstıran dolandırıcılığın yeni biçimi…

İyi de bu bir dolandırıcılık, bunu yapanların adalet kurumuyla, ya da güvenlik görevlileriyle bir ilgisi yok.

Ancak, ‘para’ ve ‘iltimas’ iddiası doğrudan devletin temel kurumlarına yönelik ithamlar. Böyle bir uygulamanın varlığının düşünülebilmesi dahi ülkenin temeline dinamit koymakla eşdeğerdedir.

Hukuk ve adalet üzerine oturur devlet; “Adalet mülkün (devletin) temelidir” sözü işte bunu anlatmak için söylenmiştir.

[Bu deyimin Latince karşılığı şudur: “Justitia est fundamentum regnorum.”]

Yakında bir yılını geride bırakacağız 15 Temmuz uğursuz darbe girişiminin; o geceyi ülkemize yaşatanların yargılanması başladı, adalet mekanizması onlar için çalışıyor.

Çalışmalı da.

Adalet ve hukuk

O gece 250 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı; şehitlerle gazilerin hesabı sorulmalı.

Adalet ve hukuk ne diyorsa.. onun gereği yerine getirilmeli.

Daha doğrusu adalet ve hukuktan sapılmamalı.

Hukukun en temel ilkelerinden biri, tutukluluk halinin cezaya dönüşmemesidir. Bunun için, her hukuk sisteminde, gözaltı süreleri ve tutukluluk haliyle ilgili kurallar sanık/şüpheli lehine hazırlanmıştır.

‘Suçlu’ olduğuna dair hakkında kesin bir kuşku bulunsa bile, mahkeme karar verene kadar, herkese ‘suçsuz’ gözüyle bakılması bu kuralların başında geliyor. Gözaltı süreleri mümkün olduğu kadar kısa tutuluyor ve şüphelilerin fazla bekletilmeden hakim önüne çıkartılması esası kabul ediliyor. Kaçacağından kuşku duyulmayan, sabit bir işi ve adresi bulunan, delilleri karartma ihtimali olmayan şüphelilerin de tutuksuz yargılanması isteniyor.

Temel hukuk kuralları bunlar.

Para ile veya iltimas edilerek serbest bırakıldıkları söylenen kişilere yapılan muamele, aslında, bu genel kuralların gereği…

Esas sorun, geride kalanlardan aynı ölçülere uyan başkalarına o kuralların neden uygulanmadığı…

Gazeteciler iddianame bekliyor

Bir yıla yakın süredir cezaevlerinde olan, yargılanması başlamamış, hatta iddianamesi bile hazırlanmamış kişiler var.

Sayılarının 160 olduğu söylenen gazetecilerin çoğunun durumu bu. İşadamları.. akademisyenler.. sivil toplum temsilcileri..

Adresleri belli, kaçacak olsa diğer kaçaklar gibi izini kaybettirebilecekken tutuklanmayı göze almış, delilleri karartmaları söz konusu olmayacak kişiler…

Onların da hukukun cezai takibata uğrayanlara sağladığı kolaylıklardan yararlandırılmaları gerekmez mi?

Yargılansınlar, ama adalet duygusu zedelenmeden yargılansınlar… OHAL’in o duyguyu zedelemesine de fırsat verilmemeli.

İçeri alınırlarken, ne oldukları, kime yakın bulundukları düşünülmemiş, eşit muameleye tabi tutulmuşlardı; salınırken de aynı eşitliğin gösterilmesi beklenir.

Hukuk ve adalet kuralları içerisinde.

Kimseye “Bu ülkede parası olana veya ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde bulunanlara farklı muamele yapılıyor” dedirtmeyecek biçimde.

Türkiye’yi rahatlatacak her şey içte ve dışta siyasetin önünü açar.

ΩΩΩΩ

24 YORUMLAR

  1. Teselliden nasibimiz yok, hazan ağlar garibanlar kodeste.. Bir aileden tam beş kişi işsiz sefil kalırken.. Damatlar serfürü edilir kıyaktan.. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.. Yaşasın tutukluluğu cezaya dömüştüren adalete.. Siyaset kavas ilim köle.. Sanat ihtilaç.. Bekler gazeteci akademisyen asker öğretmen polis ha keza ilaç.. Herkes birbirinden şüphe eder.. Hekim hakim savcı korku içinde.. Medya pohpohlar filan Hakim filan savcı “nasıl olur efendim bu örgütü, şu yoğurtçu..” Ey uğursuz darbeci hainler bütün bunlar sizin eseriniz.. Lakin ey ehli devlet nerde sizin adalet teraziniz.. Dedikya dostlar: Teselliden nasibim yok hazan ağlar bağlarımızda.. Bugün hanümansız garip hissediyorum kendimi.. Şu acımasız dünyanın adaleti şaşmış endezesinde.. Ve ağlıyorum suçu sadece devletin ruhsat verdiği bir sendikaya üye olduğu için bir yıldır hapis yatan gençlere..

  2. Oğlum 15 temmuz gazisi, o hain gün göreve çağrıldı ve ilk atılan füze ile arkadaşları yanında şehit düştü oğlum yaralandı.Sonra ne oldu biliyormusunuz ihraç sonra 4 ay sonra tutuklama ve şu an cezaevinde.Heyyy hakkkk.Adalet; sonuna kadar masumiyeti aramaktır a dostlar.Bugün yapılan nedir a dostlar .Ben yaşlı bir babayım geride gözü yaşlı eşinin durumundan dolayı kendide açığa alınmış bir gelin ve gözü yaşlı masum bir torun,ne diyeyin rabbim sana havale ederim durumumuzu.Ahhhhh Allahhhh.
    anarşi neden çıkar:1: haksızlıklardan.2:Müminlerin birbirine düşmesinden 3:hakaretten. a dostlar adam yazmış ve demişki tutuklanan baş örtülü bir bayana”bunlar fahişe”diyerek birde hakaret etmiş.vahhh bize vayyy bize

  3. sayın koru,bir devlet üc olguyla hareket eder.1:aki̇de(di̇n)2:gani̇met(para menfaati̇)3:kabi̇le
    bu üç olgudan di̇ni̇ mutlak olarak en başta tutmazsaniz hali̇ni̇z peri̇şan demekti̇r.
    maalesef para menfaat herşeyden önce tutuluyor.sonra kabi̇le mantigi geli̇yor.
    en sonrada di̇n kilif i̇ci̇n kullaniliyor.
    durum böyle olunca sikintilar,üst üste geli̇yor.adalet ortadan kalkiyor.güclü zayifi ezi̇yor.
    herkesi̇n planlari var.ama mutlak olan allah celle celalühü,nün planidir.
    i̇slam cografyasinin durumu ortada?bi̇zler allaha yönelmedi̇kce o hükmünü degi̇şti̇rmeyecekti̇r.

  4. Yargılama süreci başlamamış olduğu halde bebeği ile ceza evlerinde çürümeye terk edilmiş anne ve bebeklerin ahı bizim felaketimiz için yeter de artar bile.

  5. Sayın Koru”nun gündeminde yeraldığı vebu makalesinde ifadesinde bulduğuna bakarak. vehametin boyutu anlaşılabilir.Bu satırları yazarken, TV yayınında Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş bey”in müjdesine(!) muttali oluyorum: Aylardır kuruldu, kuruluyor modunda uyutulan, haksızlık iddialarını inceleyecek KOMİSYON Temmuz “da
    çalışmağa başlıyormuş. Müjde dediğin böyle kallavi olur!..

  6. Ya nihayet boyle bir yazi sizden de geldi
    hakki soyleyen bir kac yazar
    Kendi ayaklariyla goz alti karari icin giden sabit adresi olanhatta pasaportu dahi olmayan karartacagi hucbir seyi olmayan onca insandan sadece biriyiz geride birakilan perisan aile toplumdan tecrit edilmis aile
    bir yila yakin suredir iddianame bile yok
    o kadar buyuk ki dert ben yada biz degil binlerce insan
    ama su unutulmamali ANADOLU INSANINDAN HAIN CIKMAZ ama sucu sabit olmadan infaz memurunun bile teror hain diye bahsettigi bir ortam
    Duamiz sehadete ermis olana ve ailesine once
    sonra sucsuz olana ama sucsuz olana
    Allah vatanimiza milletimize zeval vermesin birligimizi dirligimizi bozmasin hak olan yerini bulsun

  7. Kendi adima bu iktari desdeklemek için hasta yatagimdan kalkıp oy vermeye giderken tek bir düşünce ve inanca sahiptim. Bunlar diğer iktarlar gibi olmayacak inan insanlar,hakkı gözeterek yureyecek insanlar..Malesef diğer lerini aratacak uygulamalara hızla devam ediyor lar. çok yazikki adamı parası olan herzamanki gibi çıkıyor işin içinden. Hukuk kenar da duruyor birileri için acil devreye birileri için aheste aheste yada hiç girmiyor. ..şu an konuşulan damatlar için ortaya konulan gerekçeler komik olmuyor mu? Temmuz’dan beri sirtimda bir hançer le dolaşıyor gibiyim .hangi akıl vicdan sahibi bana bir cevap verebilir. Bir sene önce istifa edilmiş bir sendika üyeliği ile nasıl terörist olabilirim. Hemde bu derneğin aidat tini o tarihlerde devlet benim adima yatirmisken? Bir iddaname ” bir bağlantı bulamadık ama iltisakli olduğunu düşünüyoruz” ifadesi hangi hukukla bağdaşır? Devletin bizzat teşvik verdiği okul nasıl suç sayılır.?Durun devlet ayiklayacak bunların cevabı olabilir mi? Bu sayılara yenileri eklendiçe bu nasıl olacak? Üstelik birilerinin bundan haberi yoktur diye inanmak istiyorsunuz ama bizzat çıkıp herşey bana geliyor haberim var diyiveriyor. Herkes herkesi ihbar etsin demeler de devam ediyor. .Hal böyle olunca mahkemede tanık olan ihbarı yapana nerden biliyor sun sorulduğunda aynı kolaylıkla kahveden geçerken duydum diyi veriyor.on aydır bir ümit adalet bekleyenler Denim. .yaşadıklarımizin telafisi yok aslında. Ama yine de sırtımdaki hançer var ya acıtıyor. .Acilarimi kırgınlık lari mi Rabbim e havele ediyorum hesabıni o sorsun zira insana olan inancım yok artık. ..

    • Allahu Teala bizlere her cübbe giyeni İmam sanıp arkasında namaz kıldığımız dan dolayi onların gerçek yüzünü göstermek için dünya sıkıntıları verip uyardı ki hayat boyunca birdaha cübe giyenin değil gerçek “İMAMİN”
      Arkasında namaz kılmamızı etraflıca gösterdi.
      Nisan hanım hepimiz günaha bir türlü bulaşiyoruz, Yüce Rabim iyi kullarının günahlarını bağışlamak için bu dünyada zalimler eli ile zülme uğratır. Fakat zalimleri de hem bu dünyada hemde ahirette cezaların en ağırı ile cezalandırır. Zalimlerin cezasının bir an önce gerçekmesini ve de
      Bütün mağdurların aydınlık günlere bir an önce kavuşmasını bizi yaratan yüceler yücesi Rabimden dilerim.AMİN.

    • Arkadaş,sırtından hançerlen sadsece insanlar olsa,şöyle veya böyle,erken veya geç yara sarılabilir.Ne yazık ki,başta HUKUK olmak üzere,insanla birlikte devlet olmanın olmazsa olmazları dahançerlendi.
      arları sarmak yerine,yeni yaralar açma kin veöfkesi galebe çaldıkça gelecekle ilgili kaygılar artıyor.

  8. Genel olarak olayin boyutu dusunulurse su andaki durum sasirtici degil. Kotu niyetten ziyade genel olarak organizasyon eksikligimiz, kurumsallasmaya yatkin olmamamiz ve guclu devlet refleksi (hem develette hem de toplumda) goz onunde bulundurulursa ozellikle. Bundan durumdan memnun olunmasi gerektigi sonucu cikartmak istemem ama hukumuti suclu, art niyetli olarak gormuyorum sonuc itibariyle. Bu isi 100% hakkaniyet icinde sonuca erdirmek cok zor. Ama kimi gazetecilerin durumu gercekten absurd, mesela Kadri Gursel.

    • “Şu anda ki durum şaşırtıcı değil”,yani normal sayılıp, “güçlü devlet refleksi”olma nedeniyle,hükümetin suçlanamayacağı sonucuna varmak,akla da,vicdana da ziyandır.

      • Durumun “ideal olmamasi” kolay bir cozum yolu oldugu anlamina gelmiyor ne yazik ki. Ama dedigim gibi sonuc agirlikli olrak toplumsal kodlarimizla ilgili iktidardan ziyade. Haksizliga ugrayanlar yok mu, cok, keske hic olmasa. Ama gene keske fakirlik, kavga olmasa, her yer bayram olsa.
        Tabii “Ates dustugu yeri yakarmis”, bunu da yadsiyamam.

  9. Suç eylemle sabittir.Eylemsiz suç olmaz ve şahsidir eğer bu yapıya iltisaklı herkes suçlu ise ülkenin en az yüzde ellisi suçlu..Memuriyette suça neden olan şeyler açıktır.Yasal banka yasal sendika nasıl suç olur..Demokrasi hukuk bu kadar travmayı kaldıramaz bence fren patlamadan arabayı iyi bir bakımdan geçirmeliyiz..Her bir Ah bir yerlerden geri gelip ülkeye dönecek…Allah ülkemizi korusun ..15 temmuzun arkasındakilerinde hem bu dünyada hemde ahirette Rabbim bildiği gibi yapsın..

  10. Sayin Fehmi Koru Bey
    Önceki günkü yazinizda bahsettiginiz filmi izledim. V for vanetta….harika bi filmdi.
    Ozellikle ulkenin kaderini degistiren olaylarda hicbirseyin gorundugu gibi olmadigina olan kanaatim bir kere daha pekişti. Korku imparatorlugunun oldugu biryerde( yani amcanin yegeninin basini okşamaya korkup evine gitmkten korktugu biryerde )adaletten bahsedilebilir mi

  11. Bereket, F.Koru laf ebeliğinin ağırlıklı olduğu göstermelik konulardan sıyrılarak, “esas KONUlardan birine, yeni bir konuya girmiş ; Adalet ve hürriyet. “Ne efsunkar imişsin, ey diiydaar-ı hürriyet (ve Cumhuriyet), esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten”.
    Günaydın !
    Bu memlekette adalet ve dürüstlük ne zaman hakim olmuş ki.
    Bir kere, şunu kabul etmek durumundayız. Her ihtilal, adalet ve merhemet ve dürüstlükten ve de mertlikten bir parçayı alıp, götürmüştür.
    Cumhuriyet kurulduktan, daha, kısa denecek bir süre sonra, Atatürk hükumetinin Ticaret Bakanı yolsuzluktan mahkum edilmişti. İstiklal Harbinde, Hindistan ve Pakistan Müslümanlarının, Kurtuluş Savaşını desteklemek için toplayıp, gönderdiği paralar (altınlar) ile İŞ BANKASI kurulmuş, hisseleri ise CHP.ne verilmişti. 27 Mayıs’ta, halkın hazineye destek için verdiği altınlarla yapılan “altın bilezik evleri” hafızalara yer etmiştir. 12 Eylül ve 28 Şubat’ın kudretli genel sekreterleri, konsey üyeleri. Bunlardan H. Şahinkaya Paşa meşhurdur. 27Mayıs’ın da TIR Filosu sahibi olan Komite üyeleri vardı. Paşa çocukları genelde, askerlikten hep muaf tutulmuştır. Demirel’in, “döven ÖKÜZÜnün ağzı tutulmaz” sözü, ün ! salmıştır. Özal, “memurunun işini bildiğini” söylüyordu.
    İhtilalciler ve yakınları genelde (haksız yere) zengin olmuştur. Siyasetçilerin de, ağırlıklı bir bölümü. Yağmur yağarken kile’lerini doldurdular. Bu neyi gösteriyor ?.” ULEMA ve ÜMERA fesada uğradı (bozulmaya yüz tuttu) mu, Halk bozulur. Üzüm üzüme baka baka kararır.
    Siyaset ve altındaki adalet, yıllardır, tamamen, menfaat ve fırsatçılık vesilesi olarak kullanılıyor.
    Osmanlı terbiyesi ve eğitimi görmüş son insanlar da azaldıkça, adalet terazisi tersine dönüvermiştir.
    Bir ibretlik olay : Yankesici, arif adamın birini soymuş gidiyor. Soyulan adam, yankesiciye seslenmiş. Aman, kimseye söyleme. (Çünkü şüyuu (duyulması) vukuundan beterdir).
    Devlet hiçbir devirde adaletle yükselmedi, F.Koru.
    Ahlakın olmadığı, şerefin, itibarın PARA ve MAKAM ile kazanıldığı bir ülke mi, Türkiye ?
    Adalet SARAYları ve ceza evleri ile övünen kaç ülke sayabiliriz, dünyada , acaba ? Bu nelerin kriteri ?
    Henüz, daha, İnsani rüştünü isbat edememiş insan topluluğu muyuz ? Zira, kırıntılarla beslenmiş Müslümanı Müslüman değil, kuru övünçlerle övünen ve sexi Batı müziği ile beslenen Atatürkçüsü Atatürkçü değil. Dini, imanı madde ve safa olan sexsüel bir kuşak yetiştiriliyor.
    Adalet kurumuna para ve iltmas (kayırmacılık) 27 Mayıs ve 12 Eylul dönemleri ile girmiştir denilebilir mi ? Menderes’in “devr-i sabık yaratmıyacağım” endişesi de tuzu biberi olmuş mudur ? Bu ayıpta, sözde laik eğitimin payı ne nisbettedir. Çünkü, vurgunların, haksızlıkların çoğu derin eğitim almışlardan çıkmıyor mu ?Hakiki laiklik ve din hürriyeti – iyice araştırılırsa – Osmanlı dönemindedir.
    Bizde adalet, bu durumda iken, beğenmediğimiz İran İslam Cumhuriyeti, STFA Şirketinin İranda vukuu bulan ÖLÜMLÜ tarafik kazası Davasını – tarafların ikisini de memnun edecek şekilde – bir haftalık sürede sonuçlandırmıştı.

    Kaçmaları mümkün değil dediğiniz O Gazeteciler Ekrem Dumanlı ve ABD’ye kaçan….
    Can Dündar gibi kendilerini Alman Cumhurbaşkanının kucağında bulmasın. Ne dereceye kadar kefil olabileceksiniz ?
    Geri vazgeçtim, kafanızı bu gibi şeylere yormayın, iyisi mi. Zira, böyle kurulmuş, böyle gidecek…. Altta kalan garibanların canı çıksın. Sahi, eski ve yeni Mısır’da adalet var mıydı, ola ? !

  12. Eskiden beri bu ülkede adalet suçu aynı olanlara farklı farklı uygulanırdı.
    Bunu bilmeyen yok.
    Ama eskiden bu işlerin de bir raconu vardı.Usturuplu bir şekilde kalıbına kılıfına uydurulmaya çalışılırdı.
    Artık ne kalıp kaldı ne kılıf….

  13. 15 Temmuz’dan beri yapılan uygulamalar maalesef hukukun farklı kişilere farklı işletildiği bir iklime dönüştü.Bu dönüşüm bir yandan da Ak Parti’nin altını oymakta , millet de referandum öncesi derin sessizliğini korumakta ve seçimler yaklaşmaktadır. Hatta OHAL avantajlaını kullanan siyasiler herşeyden muaf olmakta , herşey vatandaşı etkilemektedir. Hatta işi fırsat bu fırsat İMAR işini de halledelim noktasına getirenler önce Belediye seçimlerini , akabinde genel seçimleri kaybedirse hiç şaşırmayın.

  14. Dünkü yazınız ile bugünkü yazınızı okuyup kahroldum. Yorum yazacaktım ama değmeyeceğini anladım. İyi ki hesap ve Adli İlahi var, O’na havale ettim. İngiltere için akıl, mantık muhakeme gücünü bu kadar iyi kullanıp da kendi ülkesi için bu kadar sığ düşünen bir yazar için ne denebilir ki? Allah’a havale ediyorum.

  15. evet…
    “adalet mülkün (devleti̇n, yöneti̇mi̇n, si̇yaseti̇n) temeli̇di̇r.”
    bi̇zi̇m onlarca yildan beri̇ “adi̇l düzen” dememi̇z bundan…
    yazilarimda bunu her vesi̇leyle hatirlatiyorum…
    ulaşabi̇ldi̇ği̇m si̇yasi̇lere hep söylüyorum…
    adinda “adalet” olan parti̇li̇lere de…
    uyanir ve gereği̇ni̇ yaparlar mi?
    bence, önce halk uyanmali…
    sonra onlar da uyanir…
    selam ve dua i̇le…
    reşad / rne

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here