Seçimler nasıl kazanılıyor? Bu soru üzerinde hiç düşündünüz mü?

45

Siyaset bilimci bir dostumla konuşurken, birden masaya, “İyi de, dünyada benzer siyasi olaylar birbiri ardına meydana geliyor; acaba gelişmelerin arkasında ortak bir akıl olabilir mi?” sorusu düştü.

Beraber düşünelim istiyorum.

Donald Trump‘ın başkanı olduğu ABD coğrafi olarak fazla uzağında bulunmayan bir ülkenin liderini kendine ‘hedef’ olarak seçti. Nicolas Maduro üzerinden Venezuela’yı kıskaca alıyor Trump.

En son, ulusal güvenlik danışmanı John Bolton patronundan önce ‘savaş’ çıkışı yaptı. Hem de en sinsi yöntemle: Basını bilgilendirmek için çıktığı toplantıda, herkesin göreceği biçimde tuttuğu not defterine Venezuela’nın kapı komşusu Kolombiya’ya 5 bin asker gönderecekleri bilgisini yazarak

John Bolton, “Kolombiya’ya 5 bin asker” notlu defteriyle..

Ne oluyor?

Olanın özeti şu: Trump iki yıldan az bir süre kalmış olan bir sonraki seçime hazırlanıyor…

“Kim var?” deniliyor ya, işte bu ikili var

Son zamanlarda ABD’de ve bazı Avrupa ülkelerinde iktidara ulaşarak varlıklarını hissettiren ‘Trump-türü’ denilebilecek politikacıların ortak bazı özellikleri var. Onlardan biri de, düşmansız yapamamaları…

Mutlaka bir ‘düşman’ buluyor ve onu hedefe koyarak kitleleri peşlerine takabiliyorlar…

Göz açıcı makaleyi İsviçreli bir gazeteci, Hannes Grassegger, önce Zürih’te çıkan dergisi ‘Das Magazin’de kaleme aldı; oradan da en son “Trump’ın bir danışmanı onun talimatıyla Kongre önünde yalan ifade verdi” haberiyle ismini duyuran ABD’nin Buzzfeed haber sitesine daha etraflı bir makaleyle katkıda bulundu.

İngilizceye vakıf olanların mutlaka göz atmalarını tavsiye edeceğim türden bayağı uzun bir makale bu.

Maduro‘dan önce George Soros vardı seçilen ‘hedef’ olarak.

Dünyanın en zengin adamlarından Soros‘un, doğduğu ülke Macaristan’da, vaktiyle kendisine öğrenci bursu verdiği ve politikada yükselmesi için yardımcı olduğu başbakan Viktor Orbán tarafından, seçimlerde ‘1 numaralı halk düşmanı’ olarak ilan edilmesini garipsemiş Grassegger; merakı onu Berlin’e sürüklemiş…

Orada, Grand Hotel‘de görüştüğü George Birnbaum, İsviçreli yazara, ‘Üstad’ seçtiği kendisi gibi Amerikalı ve yine kendisi gibi ‘siyasi danışman’ olan bir ismi vermiş: Arthur Finkelstein

Finkelstein ile Birnbaum 2008 yılında Orban‘a bir kez daha seçiminde yardımcı olmaya gitmişler. Macar politikacıya ilk tavsiyeleri “Kendine bir günah keçisi bul; ama çok güçlü ve nefret uyandıran birini” olmuş…

Yıllar sonra, 2016’da, Trump‘ın da kendi kampanyasında ‘global manipülatörler’ arasında ısrarla andığı Soros ismi ilk 2008 yılında Macaristan’da ‘düşman’ olarak telaffuz edilmiş…

Oradan da yine Finkelstein-Birnbaum ikilisinin akıl hocalığı yaptığı Orta Avrupa ülkelerinin ‘ulusalcı’ politikacılarıyla İsrail’de Benjamin Netanyahu tarafından seçimlerde tepe tepe kullanılan bir ‘imaja’ dönüşmüş Soros

Cumhuriyetçi Parti’nin adaylarının kazandığı bütün başkanlık seçimlerinde, Richard Nixon‘dan başlayarak, en büyük katkı Finkelstein‘dan gelmiş.

Fotoğrafta soldan dördüncü Arthur Finkelstein..

Seçim kazandıran felsefe

Adamın felsefesi şu: Seçimler ne zaman yapılacağı bile bilinmezken kazanılır. İnsanların çoğu kime oy verecekleri, kimi destekleyecekleri, neye karşı oldukları konusunda zaten kararlıdır. Onları bu kararlılıktan döndürmenin çok güç olduğu kanaatindedir Finkelstein. İnsanları belli bir yöne sevk etmek yerine onların moralini bozmak daha kolaydır. O halde yapılacak şey rakibin destekçilerinin moralini bozmak olmalı.

Makaleden aktarayım:

“Finkelstein’ın amacı seçmenleri mümkün olduğunca kutuplaştırmak, bir tarafı diğeri aleyhine havaya sokmak. Bunun için kullandığı yakıt ise, korku. (..) Kampanyalarda ilk saldırıya geçmeyen kaybeder. Kişiler üzerinden konuya yaklaşır o. Her kampanyanın yeneceği bir düşmana ihtiyacı vardır. Kampanyaları negatif hale getiren bir teknik bizzat onun tarafından icat edilmiştir: ‘Reddi oylamak’. Bu yolla en tembel seçmeni bile sırf karşı tarafı yenebilmek için kalkıp oy kullanmaya sevk edecek şekilde düşmanı şeytanlaştırmayı öngören bir yöntem…”

Nasıl buldunuz? Trump da rakibi Hillary Clinton karşısında aynısını yapmadı mı? Şimdi de Maduro üzerinden gelecek seçime hazırlandığı iddiam yersiz sayılır mı?

Finkelstein 2017’de ölmüş, en son çalıştığı politikacı TrumpTrump‘ın kampanyasında görev alanların çoğu da onun yetiştirdikleriymiş zaten. Birnbaum gibiler…

Avrupa ülkelerinde, özellikle eskiden Sovyetler Birliği’yle yakın dost olanlarda, bugünkü Rusya dahil, seçim kampanyalarında en fazla işe yarayan ‘düşman’ George Soros olmuş.

Burası Makedonya.. Seçim kampanyasında şeytan.. George Soros..

Anti-Semitizmi hortlatmak: “Yeniden yaparım”

İkilinin en fazla iş yaptığı politikacının Netanyahu olması ve Netanyahu‘nun da ‘düşman’ olarak Soros‘u hedefe koyması ilk bakışta garip görünüyor. Nitekim İsrail’deki bazı din adamları yapılmak istenene “Bu yolla anti-Semitlere malzeme sağlıyorsunuz” diye ciddi itirazda bulunmuşlar.

Birnbaum da, üstadı Finkelstein da, tıpkı Soros gibi Musevi çünkü…

Netanyahu da bu ikilinin verdiği akılla Soros‘u şeytanlaştırdığında hakikaten görüntü garip kaçıyor.

Finkelstein ilk Netanyahu’ya yardıma 1995 yılında koşmuş. Yitzhak Rabin suikastı sonrası yapılan seçimde İsrail siyasetinde yenilmez armada gibi bir figür olan Şimon Peres‘in karşısında yarışıyormuş Netanyahu ve rakibinin 20 puan gerisindeymiş…

Aldığı akılla rakibinin ağzından çıkmadığı halde “Peres Kudüs’ü bölecek” sloganını ortalığa salmış. Seçim günü geldiğinde anketler adayların oylarının birbirine çok yakın olduğunu gösteriyormuş. Netanyahu kendisini aradığında, Finkelstein, “Merak etme” demiş, “Öyle durumlarda hep ben kazanırım.”

Macaristan’da zor bir seçime hazırlanan Orban’a Finkelstein-Birnbaum ikilisini tavsiye eden de Netanyahu olmuş. Birnbaum 2000 seçiminde Sosyalist Parti’yi daha kampanya başlamadan ezip yok ettikleriyle bugün bile övünüyor; oyların yüzde 75’ini Orban‘a kazandırmışlar çünkü.

Kritik 2008 seçimi için ‘etkin bir düşman’ ihtiyacı duyulduğunda Soros ismini bulan yine Finkelstein… Kampanyalarda Soros‘u ‘Musevi’ veya ‘Yahudi’ vurgusu yapmaksızın kullanmışlar. Ancak, kitlelere mesaj uluslararası yatırımcının dini kimliğiyle ulaşmış doğal olarak…

Filkenstein ve Birnbaum beraberinde çalıştıkları partiler ve adaylarla ilişkilerini hep gizli götürmüşler…

Bu da kendisini dindar bir Musevi olarak tanımlayan George Birnbaum..

İsviçreli gazeteci Grassegger, Berlin’de karşısında oturan Birnbaum‘a, Soros‘u ‘düşman’ olarak sundukları Avrupa seçimleri sırasında ‘anti-Semitizmi’ hortlattıklarını hatırlatarak “Pişmanlık duyuyor musun?” sorusunu yöneltmiş.

Aldığı cevap şu: “Anti-Semitizm birinde varsa vardır, silinmez. Daha önce öyle olmayan birinin kampanyamız yüzünden anti-Semit olacağına inanmıyorum. Bizim yaptığımız bir hedef kişi seçmekten ibaret. Yine yaparım.”

ΩΩΩΩ

45 YORUMLAR

  1. Toplumları güdülebilir olarak gören propagandist kafasıyla aynı toplumu belli bir ülkü uğruna peşinden sürükleyen lideri aynı kefeye koyamayız. Toplumu yolunacak kaz olarak gören reklamcı kafası müşteriyi ahmak, bitek kendisini uyanık bilir! (Her reklam filminde bu böyledir:) onlar için sürü psikolojisine oynamak her zaman garantili bir yoldur. Karizmatik bir lider ise önündeki engelleri aşmak ve hedefine ulaşabilmek için kendi toplumunu ordan oraya gütmeye değil belli bir istikamete doğru sürüklemeye çalışır. Yol boyunca karşılaşılan engeller, atlatılan badireler lider ve toplum arasındaki sempati ve empatiye bağlı olarak aşılır. Karşılıklı kader ve işbirliği söz konusudur(beka meselesi:) propaganda tekniklerini uygulayan reklamcının derdiyse elindeki kötü malı müşteri kitlesine kakalamaya çalışmaktır. Bu bir siyasi de olabilir, herhangi bir ürün de olabilir. Mal veya siyasi figüre yapay bir sempati yaratılabilmişse (empati pek görülmez bu ilişkide:) başarılı bir satış da yakalanmış demektir. Bugün türkiye toplumunun ilerici gücü akpartidir; onun karizmatik lideri de yol göstericidir. Hedefimiz kızılelma-2071; rehberimiz erdoğan ve bahçelidir.

  2. Dunyada hakimler var! ya bizde? Trump secim kazandi da ne oldu? Onun sahtekarligi BURNUNDAN fitil fitil geliyor ve Gelmeye de devam edecek. Cunku Amerikada’da hakimler var onlar emirle degil kanun ve vijdanlari ile calisiyorlar,buna ragmen, onlara yapilan baskilari Dunyadaki meslektaslari protesto ediyorlar.

    Asagidaki yazinin cevrisi bana ait degil internetten kopi!

    “Lahey yargıcı, tutuklanıp işten atılan Safa Akay kararını protesto için istifa etti. Uluslararası Ceza Hakimi Christoph Flügge, ‘ABD ve Türkiye’nin mahkemeye baskı yaptığı gerekçesiyle’ istifa ettiğini açıkladı.

    Lahey Hakimi Alman uyruklu Flügge, istifa kararına neden olan etkenler arasında Beyaz Saray’ın yargıçlara yönelik tehditleri ile Ankara’nın Birleşmiş Milletler himayesindeki mahkemelere dışarıdan müdahalesini saydı.

    Eronew de yayınlanan haberde eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde de yargıçlık yapan Flügge, sonrasında Uluslararası Ceza Mahkemeleri Mekanizması’nda (International Residual Mechanism for Criminal Tribunals) görev almıştı.

    İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre; Alman hakim, çalışma arkadaşı Ceza Hakimi Aydın Sefa Akay’ın görevine Türkiye’nin müdahalesi sonucunda son verildiğini ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de buna göz yumduğunu belirtti.

    Lahey yargıcı olarak görev yaparken Bylock kullandığı gerekçesiyle tutuklanan Sefa Akay, uzun tutukluluğunun ardından 7.5 yıl hapis cezası verilerek tahliye edilmişti. Akay, dünyada 600 bin kez indirilen mesajlaşma uygulaması olarak bilinen ancak Türkiye tarafından ‘terör örgütü üyeliğine delil’ kabul edilen Bylock’u Burkina Faso Dışişleri Bakanı’nın tavsiyesiyle kullanmaya başladığını belirtmişti.’

    Sayilari az olsa dahi 80 kiliga giren bu kadar CAHIL biatcilar sayesinde Mezardakilerde kalkar oy verir ERKEKLER Carsaf giyip 5/6 yerde oy verir.
    Zaten! CENNET belgeleride hazir….. hepsi birden dogru cennete girerler.

  3. Sayın editör. Bazen yorum yapıyordum ama bazıları seviyeyi çok düşürüyorlar o yüzden yazmamak saha iyi diye karar verdim. Yorumlarda seviyeye dikkat edilse uygun olmayanlar yayinlanmasa daha iyi olur. Sansür olnayacak diye seviyeye dikkat etmemek daha kötüdür.

    • Ahmet bey seviye arıyorsan karar gastesine falan bakcan:) gerçi sayın koru’nun okurları onların yazarlarını cebinden çıkarır ama neyse…

  4. Kritik bir esigi asmak…
    Bunlar güzel. Ama sunu da unutmamak lazım: bir topluluğu, Tanri’nin, gökten zenbille indirir gibi, her konuda kıyamete kadar geçerli olacak çözümler indirebilecegine inandırabilirseniz, secim kazanmak onun yanında ‘cocuk oyuncağı’ kalır. Zira, o topluluk, çok ciddi bir esigi asmistir. (Cocuk oyuncagi dedigim, lafin gelisi. Bir de cok iyi yalanci birini bulmak gerekir.)

    • Degüstatör müsün şarapçı mısın arkadaş; her neysen mesaiden sonra çıkıp sen de bi dolaş, herkes gibi bikaç yudum yuvarla ama lütfen gelip hemen yorum yazma! Ne dediğin gittikçe guruldamaya dönüşüyor, git dinlen biraz!

  5. Sn.korunun yazısını okuyunca birden bire aklıma acaba iktidara tüyomu veriyor diye düşündüm.
    Film ve dizi merakım sn. koruyu fersah fersah aşar.
    Bence sn.koru kendini gizlemeye çalışan ama bir türlü başaramayan gizli bir akp taktisyeni gibi geliyor.
    Komplo teorisi işte ne yapayım.
    Seçimlere bir ay kala iktidar düşman sıralamaya başladığında bu anlaşılacak.

    • Erdogan yine kandirilmisim deyip, hem Kandil hem de pensilvanya ile tekrar dost ayaklarına yatmiyacagina garanti verebilir misiniz?

  6. “Seçimler nasıl kazanılıyor? Bu soru üzerinde hiç düşündünüz mü?”

    Fehmi bey! Düşünmeye ne gerek var. Düşünmeye gerek olmadığını anlamak içın’de! Fazla geriye gitmeye gerek yok T Cumhuriyetinin son 17 yılına bakmak fazlası ile yeterde artar bile……..!!!!!

  7. Kazandım sanıyor
    Sermaye iki tarafa kendi adamlarını koyar, ikisini çatıştırır ve sonunda hangisi kazanırsa kazansın o kazanmış olur. Milli Görüş’e, Adil Düzen’e karşı AK Parti ile Gülencileri çatıştırmış sonunda Türk ordusunu parçalamış, olağanüstü hal ile de bugünkü hale getirmiştir. Bu durumları bilen Türkiye hep onun oyunlarına uyar ama sonunda kendisi kazanır.
    Türk ordusunu Ergenekon ve 15 Temmuz ile darbelemeye çalışan Sermaye ordunun başarılarını önleyememiştir. Ordu hala dimdik ayaktadır. Başkanlık oyunları ile Türkiye’yi indireceğini sanan Sermaye hiçbir şeyi değiştirememiştir. Erdoğan eskiden ne ise şimdi de odur. İnsanlık oyunlarla bir yere varamaz. Onlar mekr ederler, Allah da mekr eder. Allah hayrı mekr eder. Bu oyunlarla kazandım zanneden sonunda kaybeder.
    Biz bu oyunları 1960’tan beri biliyoruz. Biraz sonra tüm dünya anlayacak ve artık yutmayacak.

  8. H gayret ne oldu? Bugün sesin kesik. Seni de aşan gerçekler var. Biraz işin içine veri ve bilim girince affaladın demi😀 Hayde altta kalma yaz birşeyler. Her zamanki boynuz şakırtıların yok. Yani geyik muhabbetin 😎

  9. Fehmi Bey in yazısını okuyunca nedense hep aklıma Türkiye geldi.
    Oysa yazıda hiç Türkiye den bahsedilmiyordu.
    Ama benim aklıma gelenler, çoğu okuyucunun da aklına gelmiştir.
    Yazıda bahsedilen Filkenştayn ı hep Şeytan olarak okudum nedense.
    Aynı şeytanlıklar bizim ülkemizde de yapılmıyor mu diye düşündüm.
    Seçimlerden önce ortak düşman icat etme mesela…
    Sahi geçen seçimlerden önce Kandili fethetmeye giden askerlerimizden bir haber var mı?
    Yine ortak bir günah keçisi bulma meselesi…
    Fethullahçılar çok iyi bir günah keçisiydi mesela…
    Ama bu seçimlerde iş görmez, kullanışlılığını kaybetmeye başladı çünkü.
    Fethullahın okullarında kontenjandan burslu okuyup, şimdi azılı birer Fethullah düşmanı kesilmenizi daha ne kadar okutabilirsiniz ki millete?
    Şimdi yeni düşmanlar lazım.
    Ama ne yazık ki ülkede günah keçisi ilan edecek pek kimse de kalmadı gibi.
    O yüzden şimdi ta Güney Amerika lar da günah keçisi arayışına çıkıldı.
    Maduro yu Mağdur o yaptılar iyi mi?
    Ama bana kalırsa artık deniz bitti, kara göründü.
    Patlıcan biber, fiyatları enflasyonu artırmasın diye artık marketlerde satılmayacakmış.
    Ne kadar zekice değil mi?
    Enflasyon sepetinden de çıkarırlar artık patlıcanla biberi.
    Eeee! Markette satılmayan şeyin sepette ne işi var?
    Hatta fiyatı artan her şeyin satışını yasaklayalım.
    Amaannn! Boş verin enflasyonu hayat pahalılığını…
    Biz Mağduro yu konuşalım.

    • Zaten Fehmi Bey: “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” diyor. Türkiye’de eleştiri yasak olduğu için Fehmi Hoca genellikle Dış ülkeleri ile Türkiyeyi anlatmaya çalışıyor.
      SAYGILAR SEVGİLER

      • Buna şark kurnazlığı diyoruz.
        Bütün kötülükleri bir şekilde Türkiye iel özdeşleşmek.
        ama Bir şekilde ABD darbesinenden ise hiç ama hiç bahsetmeme.
        Acaba ABD de beyaz sarayı bombalasalar sonra da bombalayanlar hak hukuk adalet yok dese.
        Suç gerçekten bu kurnazlarda değil.
        Hala gözümüzün içine baka baka mahkelemelrde dahi görünütüdeki ben değilim.
        Ben darbeye değil korumaya gittim diyebiliyorlar.
        Sahi bir Papazımız var ABD de ne iş yapıyor.O papazı ABD neden tutuyor.
        Bir açıklamanız var mı vicdanınıza

        • Papazın eski ortakları nerde bilader ? AKP li ortaklardan bahsediyorum . Pensilvanyada aynı masada yemek yiyenler , aynı maklubeye kaşık sallayanlar falan ? Haberi olan var mı ?

          • Bunu papazın taraftarlarımı soruyor.
            Suç kabak gibi ortaya çıktıktan sonra destekleyenlerden önemli olanlar yurt dışına kaçırıldı.
            Önemsizlerin bazıları içerde.
            Bazıları at izi iti izine karuşsın diye yine Papaz taraftarlarınca dıları salınıyor.
            Angut olanlar ise içerde.

            Benimde sana sorum.Asıl vatan hainini sorgulamıyorsun ama din imana demesine aldanaları sorguluyorsun.
            Sahi Papaz niye ABD de.
            Ajan olmasın bu papaz.

  10. Yakın bir siyasetçi arkadaşımla konuşuyorduk, dediki Türkiye de yakında seçim var. Kuruplaşma sakın kutupsuz bir şekilde oy ver. Darbecileri, vesayitçileri, terörle beslenenleri, pkk’yı hdp’yi fetö’yü, sevgiyle hoşgörüyle gör. Onlardan korkma. Korkusuzca hdpnin ve pensilvanyanın desteklediklerine gönül rahatlığıyla koş. İktidar onları öcü gibi gösteriyor ve seçimi kazanmak sizleri kutuplaştırıyor…. vay be haklısın galiba dedim…peki onlar da aynı taktiği kullanmıyor mu abi diye sordum. Nasıl yani dedi. Ekonomi çöktü, adalet yok, dikdatörlükle yönetiliyoruz., başımızdaki Ebu süfyan, bunların hepsi irancı hatta muta nikahı yaparlar, çözüm sürecini bunlar yaptı, yakında kaçacak gemilerine altınlarını doldurdu,darbe bir tiyatroydu, ankarayı biz bombalamadık hükümet bombaladı, hatta bu aralar cumaya bile gitmeyin çünkü başımızda diktatör var. Fuat avni hatta hocamızın iyi niyetli cinleri her tarafta bizi koruyun, tvitleri 2 ye katlayın, hatta adam başı 5 Facebook girişi, yapın, gazete ve internet yazarlarına yorum sayfalarına destek ve köstek mesajları atın, gündem oluşturun…. Abi bunlar da ayni taktik mi dedim… yok öyle şey dedi…imanın elden gider ahireti unut, cehennem çukuruna yuvarlanırsın gidersin dedi… Dedim abi sen siyaset bilimciydin niye böyle dersin ki dedim…üstten öyle geldi düşünme itaat et kurtul dedi…

    • Spor olsun diye gezintiye çıkmıştım, uzun zamandir görmediğim bir abiyle karşılaştım, selamlaşip kafaları yandan tokuşturduk. Hal hatırdan sonra – Reis’in beka vadisine çadır kurmuşsunuz, dikkat edin susuz kalmayın, halisünasyon görürsünüz sonra diyerek takildim. Dedi- beka sorunu var. Dedim sen siyaset bilimcisin, hemde türk milliyetçisisin, bilirsin, Türk’ün tarihinde hiç “beka sorunumuz var” diyen Türk lider var mı? Dedi, bilmiyorum. Dedim dünyada var mı? Bilmiyorum dedi. Ben, hiçbir lider gerçekten beka tehlikesi olsa bile halkını ümitsizliğe düşürmemek için beka sorunu var dermi? diye sordum, yutkundu derin bir iç geçirerek önüne baktı. Neyse üzülme dedim, sizde belediyeleri kazanırsınız diyerek moral vermeye çalıştım ama meğer yarası varmış, of of dedi. Dedim üzülmekte haklısın. İstanbul’da 12 belediye bana 1 belediye sana. Dedi ” kurt kuzuya baş olsa yapmaz bu taksimi.” Dedim böyle taksimatlar ancak kuzu kurda baş olursa olur. Çok üzüldü ağlamaklı oldu. Ağlamak iyidir içi açılır düşüncesiyle Uygur Türklerine yapılan Çin zulmünü hatırlatarak YouTube üzerinden seslerini duyurabilmek için yürüyen ve Türk polisleri önlerini kesip yürümelerine engel olunce çaresizlikten ağlayan dedelerin videosunu izlettim. Dayanamadı izlemeye ve gözyaşlarını koyverdi. Konuşacak çok konum vardı ama daha fazla üzerine gitmek istemedim. Hemen cebimden bir kağıt mendil çıkarıp uzattım ve üzülme onların doları, teknolojisi varsa bizimde Allahimiz var dedim.

      • Yolda yürüyorum bi baktım bankta oturan eski şakirtlerden Baron. Hayırdır kardaş dedim niye sen güçlüydün uluydun niye böyle hüzünlüsün oturuyorsun buralarda..dedi Palu ailesi varya ona benzedi bizim durum herkes damadı savunuyor..damat suçlumu değil mi bizim aile karar veremedi hala….ne dediyseler yaptık hicret et dediler ettik, adama ebu süfyan dediler inandık, tiyotro var dediler gittik..faizle para çektirdiler bizim bankaya yatır dediler yatırdık,sınav sorularını öğrencilere rüyada gördük dedik verdik, eşlerimizin balını aç dediler açtık seçimlerde akpartiye oy ver dediler verdik referandumda evet için köy köy dolaş dediler dolaştık. Sonra hükümete savaş var tvitlere gaz verdik..olmadı chp ye oy vermek için memleketlere gönderildik oda olmadı hdp sıra geldi yarıya bölündük…. herşeye inandık dava dedik hizmet dedik… şimdi bizleri yarı yolda bıraktılar…senin anlıcan Palu ailesi sendoromu yaşıyoruz… bende dedim Allah yardımcınız olsun Allah doğru yolu göstersin…elden birley gelmiyor naparsın… zor

        • O kadar da söyledim yanınızda suyu bol götürün, halüsinasyonlar görürsünüz diye ama dinletemedim. Halisünasyon değilse aynayla konuşuyorsun, çünkü ben hayatım boyunca hiç bir gurubun içinde yer almadım, hiç kimseden de emir almadim. Benimkisi tamamen vijdan meselesi.

          • O zaman atlama kardaşim herşeye sen niye alınıyorsun. Sen bu yaşananların içinde değilsen çekil aradan….

          • Başbuğla diyaloğunuza çeki düzen verin barones! Kendisi biraz titizdir, benden söylemesi…

      • Göktürk anıtlarından bilge kağanın yazıtını günümüz türkçesiyle bi kez dikkatlice okursan beka sorunu var mıymış yok muymuş sen bile anlarsın baransu:) Kolay gelsin…

        • Ben orta okulluyum, sen yüksek tahsillisin. Ben şunu iyice anladım ki, her ülkenin lideri kendi milletinin bekasini sağlamakla vazifelidir. Ama hiçbir milletin lideri 16 yıllık iktidarından sonra beka sorunumuz var diye milletini korkutmamiş, bilge kağan bile… ki onun taşa yazdirdiklari milletinin bekasi için yaptıklarından ibaret, bir de milletinin bekasi için tavsiyesinden. Sen buna vasiyet de diyebilirsin. Milleti korkutacagina arkana al vazifeni yap derler adama.

  11. ne diyor reis efendi hazretleri; fakir calmasini bilmedigi icin fakirdir.
    aynen öyle. muhalefet de calmasini bilmedigi icin secimleri kazanamiyor.

    • Çok sesli güldüm. Ne kadar garip bir Dünyada yaşıyoruz. Patlıcan biber 20 TL’ye dayandı. Buzdolaplar satış rekoru kırmış :)içinde bir şey olmayan buzdolapları….

  12. Öyle ya da böyle bu taktiklerin bir şekilde başarılı olduğu ortada. Dünyanın gidişatında ciddiye alınması gereken bir sıkıntı var. Trump, Orban, İtalyan aşırı sağı, Maduro, Filipinler diktatörlüğü, Putin, Alman ve Yunan aşırıları… Liderliğin ötesinde toplumlarda da aşırılık, tahammülsüzlük, şiddete meyil gibi olumsuzluklar zirvede.

  13. Siyasetçi AVCI ,Seçmen AV ;avlama yöntemi ,Avcı’nın zaman ,mekan,Tecrübe ve Avın davranışına göre değişir.Bu bazen tuzak olur bazen yemleme olur bazen aldatma olur sonuçta çoğunlukla Avcı muradına erer .1970 lerde Rahmetli Süleyman DEMİREL ilçemize geldi seçim propagandası İçin ,İçanadolu Muhafazakar görüşlüdür Demirel konuşmasının bir yerinde” Sevgili vatandaşlarım Cenabı Allah Yüce Kitabımız Kuran’da ne buyuruyoo :” innallahe ye’muru bil adl.” Bu ne demek biliyormusunuz,Her Cuma hocalar camide okuyo, Bu Allah;Şüphesizki Adaleti Emrediyor “demek neymiş sevgili vatandaşlarım Adalet .Bir Alkış bir sevgi ,bir coşku deme gitsin( o zaman Demirel’in partisinin ismi Adalet Partisi idi )

  14. Secimlerin düşman belirleyerek kazanıldığını bahsettiğiniz kişi tespit etmiş, bunu da siz farkettiniz, öyle mi? Konuyla ilgili internette araştırma taptım ama pek kaynak yok. Bu ve benzeri yazılarınız tamamen iddaadan ibaret kalıyor, daha sonut şeylerden bahsedin lütfen.

  15. Yazıda ”Reddi oylamak” deyince bizim istemezükçüleri, ”düşman icat et” önerisini okuyunca da diktatör söylemleri aklıma geldi nedense. Sahi Chp de son seçimde bir Abd li kampanya danışmanı getirtmişti. Ama o teori ve pratik burada pek çalışmadı. Demek ki bu tür varsayımların doğru çalışması için iddialarda biraz gerçek payı da olması gerekiyor. Lafla peynir gemisi yürümüyor yani.

  16. Seçimler önce yalan vaatlerle kazanılır; daha sonra o yalan vaatlerin üstleri çizilir. Rahmetli ne demişti: Seçimden önce söylediklerimin altını çizin, seçimden sonra da söylediklerimin üstünü çiziniz demişti. İşte seçimlerin özeti bu olsa gerek. Ak Parti İlk seçimde 2002’de çok ılımlı ve muhafazakar davrandı. Bütün ipleri eline aldı. İlk seçimi kazandıktan kendini sağlama aldı. Muhalefetin bütün yolları kapattı. Neredeyse Muhalefetin ağzına bant vuracak duruma geldi. En ufak bir eleştiride Yargıyı devreye sokuyor. Bu da Ak Partinin seçim kazanmasında rol oynamaktadır. Kısacası para ve güç kimde ise 21. Yüzyılda bütün seçimler ona kalır.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Şimdi de utanmadan bölünmüş yollar ve tünelleri, hızlı tren ve köprüleri, metro, marmaray ve havaalanlarını utanmadan kullanıyoruz değil mi nusret bey? Gözüne dizine dursun emi..!

      • Kullanmıyoruz ama vergisini veriyoruz. H gayret sen yollarla tunellerle ovunurken dış güçler sanayi ve tarımı elimizden aldı. Git de pazardan domates biber patlıcan al. Biraz başını kaldır da halkın içine gir. Halk yolla tünelle karın doyurmuyor. Savunacağıniz tek şey var yol köprü tünel…. Bir de Dini alet etmek….

        • Bu kadar arabayı kimler alıyor ve hangi yollarda sürüyor nusret bey? 7den 70e herkesin cebinde son model iphone; sen hala gariban muhabbeti yapıyosun…

          • H.Gayret şu anda ekonomik sıkıntı büyük . Koca koca firmalar konkordato ilan ediyor kör müsün ?

          • Belli ki İktidar tarafından maddi olarak finanse ediliyorsun. Sen savunmaya devam et. Nurdan Ablanın dediği gibi Trollerden birisin. O yüzden ne desek bir kılıf bulup uydurursun. Bu arada Ahiret belgen de hayırlı olsun şimdiden H Gayret….

  17. POKER OYUNU

    Adı, John Neumann (1903-1957)…
    Macaristan/ Budapeşte’de küçük yaşlarda yaptıkları, ileride yapacaklarının habercisiydi. Altı yaşında 8 haneli iki sayıyı ak­lından bölebiliyor; sekiz yaşında türev ve integral biliyordu.
    20 yaşında Berlin Üniver­sitesi’nde kimya okurken bir gün…
    Dikkatini -kağıt oyunu- po­ker çekti:
    Bu oyunda sadece şans faktörü değil; aynı zamanda oyuncunun aldığı rasyonel stratejik kararlar önemliydi!
    Peki, böyle bir oyun mate­matik terimleriyle tarif edilebilir miydi? Evet…
    Neumann pokeri, matematik­sel terimlerle ifade edebileceği düşüncesini hayata geçirdi.
    Ve “Oyun Teorisi” matema­tiksel bir sanat eseri olarak ka­bul edildi. Ama Neumann’ın bu düşüncesinin eksiklikleri vardı…
    Adı, Oskar Morgenstern (1902-1977)…
    Almanya Görlitz’de doğdu. (Annesinin Almanya İmparatoru III. Frederick’in gayrimeşru kızı olduğu hep söylenir!)
    Ekonomist ve siyaset bilimci idi.
    Neumann ile Morgens­tern’ın yolu, 1930’lı yılların sonunda ABD Princeton Üniversitesi’nde kesişti. İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde çalış­tılar. Finansörleri Rockefeller Vakfı’ydı.
    İkili 1944 yılında, “Oyun Teorisi ve İktisadi Davranış Teorisi” kitabını yazdı.
    Sahi…
    Fakültelerin matematik bölümlerinde “Oyun Teorisi” derslerinin konulmasına sebep olacak kadar bu kuram neden önemli?
    Oyun Teorisi:
    Belli ekonomik, politik ve askeri durumlarda karar vermeyi yöneten stratejik ya­pıların incelendiği matematiksel çerçeve…
    Bitmedi.

    CIA ARAŞTIRMASI

    Adı, Merrill Flood (1908- 1991)…
    Matematikçi idi. Princeton Üniversitesi’nde Neumann ile Morgenstern ile çalıştı.
    Pentagon ve CIA’ya araş­tırma ve analiz sunmak üze­re 1946’da kurulan RAND Corporation kuruluşunda görev yaptı.
    Adı, Melvin Dresher (1911-1992)…
    Matematikçi idi. Yale Üniver­sitesi’nde çalışırken yolu Flood ile çakıştı; RAND Corporati­on’da görev yaptı.
    Bu ikiliye, Kanadalı ma­tematikçi Albert William Tucker (1905-1995) ka­tıldı. “Oyun Teorisi” temelin­de “Tutuklular İkilemi” adlı strateji modeli yarattılar.
    Oyunun amacı basitçe şuydu:
    – Suçları ispat edilemeyen tu­tukluları (seçmeni) bir çıkmaza sokarak, aslında kendileri için en yanlış kararı verdirmek!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here