Siyonist İsrailli milletvekili bugün İstanbul’da ne yapıyordu?

13

Merak etmeyin kötü bir şey yapmıyordu.

İsrail Parlamentosu Knesset’te Siyonist Birlik Partisi (Zionist Union) üyesi Ksenia Svetlova dün İstanbul Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen bir panele katılıp konuştu. Şimdilerde Dünya Siyonist Örgütü’nün (World Zionist Organization) Siyonist Operasyonlar Dairesi direktörü olan, Knesset’in eski üyelerinden Dov Lipman da, yine dün, Jerusalem Post gazetesinde çıkan yazısında, ülkemizi öve öve bitiremedi.

Konuyu ve isimleri aklınızda tutun, çünkü –ara sıcaklık yerine geçsin diye– söyleyeceklerim var.

 

Aralar bozulur da, bulunur da…

İlişkilerinin bir süreden beri kötü olduğu ülkelerle Türkiye’nin yakınlaşması medyamızın önemli bir arzusu. Gün geçmiyor ki, gazetelerde “İsrail ile anlaşma son aşamasına gelindi” ya da “Rusya’ya mektup gönderildi, yakınlaşma aranıyor” yollu haberler çıkmasın…

Mısır için de öyle.

Tabii, haber çıkınca televizyonlarda konu üzerine programlar da yapılıyor.

Bu minvaldeki haberler beni müthiş rahatsız ediyor.

Rahatsızlığımın sebebi açık: Aranın açık olduğu ülkelerle yakınlaşmadan en son medyanın haberdar olması beklenir; taraflar bu yoldaki gelişmeleri mümkün olduğu kadar gözlerden uzak tutar, sonuca kesinlikle varılmadan duyulmasını istemezler.

İstemezler, çünkü yakınlaşmayı istemeyen birilerinin (kişilerin, örgütlerin, devletlerin), gizli görüşmeleri öğrenince, anlaşmanın gerçekleşmesini engellemeye kalkışmalarından çekinirler.
Önceden kotarıldığı duyulmuş yakınlaşmalar genellikle sonuca ulaşmadan kalır.

Daha önce yazmıştım: Devletler, genellikle, siyasetin dışından ve bürokrat olmayan ama karşı tarafça iyi tanınan işadamı-yazar-gazeteci gibi arabulucuları kullanırlar ilk temaslar için…

2010 yılında Mavi Marmara kriziyle başlayan İsrail ile soğukluk, gazetelere göre, aradan geçen 6 yıl boyunca en az 10 kez düzelme aşamasına girdi.

Fakat sonuç gelmedi.

Bu defa galiba durum öncekinden farklı.

Farkı ortaya koyan gelişmelerin başında, Ankara’da görevde bulunduğu 7 yıl içerisinde Türkiye’nin dış politikasında en az Ahmet Davutoğlu kadar belirleyici bir rol üstlenmiş olan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun önümüzdeki günlerde yurtdışı göreve gidecek olması geliyor. New York’a Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak atanan Sinirlioğlu, İsrail ile yakınlaşma arayışlarının da mimarıydı.

Ankara’daki görevinden önce Türkiye’nin İsrail’deki büyükelçisiydi Feridun Sinirlioğlu.

Gidiyorsa, demek ki, anlaşma bu defa kotarılmış olmalı…

ShowImage.ashx

 Geçen yıl Washington’da yapılan Türkiye paneline de katılmıştı Svetlova Hanım

Gelişmeyi sahibi ‘Siyonist’ olmasıyla övünen Jerusalem Post yakından izliyor

Şimdi de bu iki ‘Siyonist’ siyasinin temasları… Biri halen Knesset üyesi, diğeri Knesset’te bulunmuş Dünya Siyonist Örgütü yöneticisi iki ismin İstanbul’a gelmesi; Svetlova’nın bir panele katılması da, Lipman’ın ülkemizi öve öve bitirememesi de önemli.

Jerusalem Post (JP), dün, Svetlova’nın panelinin haberini vermişti; bugün de Lipman’ın yazısını yayımladı.

“Hiçbir şey siyah-beyaz değildir; arada keskin anlaşmazlıklar olsa bile bir uzalaşmaya varılabilir” demiş Svetlova Hanım.

Türkiye’den İsrail’e giden Kızılay heyetini ağırlamışlar; İstanbul’daki panele büyükelçiliği sırasında İsrail Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak istiskal edilmiş Oğuz Çelikkol da konuşmacı olarak katılacakmış…

Konuyla ilgilenen İsrailli bir sivil toplum yetkilisi de, JP’a, “Anlaşmaya ulaşmak çok önemli; ama uygulama ve olumlu biçimde halka pazarlamanın da başarıya erişmesi şart” demiş…

Dov Lipman’ın yazısı “Türkiye’den, sevgiyle” (From Turkey, with love) başlığını taşıyor.

Ülkemize gelmeden önce Türkiye ve Türkler ile tahmin edebileceğiniz türden önyargıları varmış; bir iftara davet edildiğinde bundan dolayı tereddüde düşmüş. Zırhlı araç ve silâhlı korumalar sağlanacağı sözü verilince kabul etmiş…

Şimdi? Şöyle yazıyor: “Gördüklerim beni hayretten hayrete düşürdü. İstanbul ve Ankara gözüme herhangi bir büyük Amerikan kentinden farklı görünmedi. AVM’ler. Gökdelenler. Stadyumlar. Evet, çok sayıda cami de gördüm, ama halkın büyük çoğunluğu modern, din-dışı kıyafetliydi.”

Övgüler bu kadarla kalmıyor, uzun bir yazıda devam ediyor da ediyor.

 

Adnan Oktar grubu

Merak bu ya, Dov Lipman’ı ülkemize kimin davet ettiğini öğrenmeye çalıştım. Şaşırmayın: Adnan Oktar grubunun çağrılısı olarak ülkemize gelmiş Dünya Siyonist Örgütü yöneticilerinden Lipman…

İsrail ile ilişki kurmaya çalıştıklarını, bu amaçla Kudüs ve Tel Aviv’e ziyaretler düzenlediklerini, Knesset’teki toplantılara katıldıklarını, İsrail basınında yazılar yayımlattıklarını ilk yazdığımda, pek hoş karşılamamıştı grup üyeleri.

Anlaşılan yeni dostlarını buradaki yakınlarıyla şimdi kendileri iftar masasında biraraya getirip tanıştırıyorlar.

Bu da önemli bir gelişme.

ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. Belki önemsiz bir ayrıntı gibi görünecek ama İsrail’de ”Siyonist Birlik Partisi” adında bir parti yoktur. Siyonist Birlik (Zionist Union); İşçi Partisi ile liberal eğilimli Hatnuah (Hareket) Partisi’nin koalisyonuna verilen isimdir ve Ksenia Svetlova Hatnuah Partisi milletvekilidir.

    İkinci ve esas önemli olan husus; yukarıdaki ifadeden de anlaşılacağı gibi; İsrail’de hemen hemen bütün siyasî eğilimler siyonisttir. Yani, siyonist olmaması umulan solcu parti ile liberal parti, aralarında oluşturdukları koalisyona siyonist birlik diyor. Şaşırtıcı gelebilecek başka bir husus; İsrail’de (ve dünyada), siyonist olmayan tek Yahudi grubu, bizim laikçilerin deyimiyle ”aşırı-dinci” olan Ultra-Orthodox / Haredilerdir. (Haredilerin bir fraksiyonu olan Natuai Karta’yı zaman zaman yaptıkları siyonizm karşıtı gösterilerden tanıyorsunuzdur.)

    Son olarak şunu kaydedeyim: Türkiye-İsrail yakınlaşması, İsrail’de heyecanla ve sevinçle takip ediliyor.

  2. Yazı rapor niteliğinde iyi bir yazı ve elbetteki gözlemleriniz benim için kıymetli.Velakin yazıda bu gelişmelere dair kapsamlı bir yorumunuz yok.Eski bir birokrat yazmış gibi.İnsanların sizin yazılarınızı kanaatinizi öğrenmek için okuduklarını düşünüyorum.En azından bu benim için böyle.Bu arada sitenizi tebrik ederim. İsabet olmuş bence.

  3. İsraile’e gitmedim; ama çok sayıda kimsenin Yahudi şeriatı uygun giyindiğini ve bombalanan Gazze’yi piknik yaparak ellerinde dürbün ile tepelerden izlenimlerini biliyorum. Tüm dünyada (batı ve Hristiyan dünya) bu modern ve proje devlete (!) kayıtsız desteğini biliyoruz. Artık medeniyetler çatışması çok net görünüyor. İslam görünümündeki devletlerin, batılıl devletlerin uydusu konumunda. Gerekli kalifiye insan gücü, bilgi ve teknoloji eksikliği, gerekse her an kaşınarak müzmin yara haline getirilen fikir ayrılıkları görünmüyorsa ve tek başına üç asır boyunca yıpranan Anadolu nereye kadar bu duruma destek çıkabilir. Güç ve sorumluluk bilincinde ilk yapílanmamızı gerçekleştirdiğimiz farkına varmalıyız. Son gelişmeler konjektür dikkate alınarak, ilkelerimiz doğrultusunda yeniden değerlendirmek mantıksız değildir. Asıl mantıksızlık bütün vebali bir adama atmaktır, satmaktır.

  4. İsrail ile aramız bozuldumu, ilişkilerimiz askıya alındı mı ki yeniden ilişkileri düzeltelim! One minute olayını hatırlayın yarım saat sonra RTE nin açıklamalarını… Hepsi tiyatro…

  5. Yazılarınızı özlemişiz bugünkü tespitleriniz de oldukça ilginç. Keşke İsrailsiz bir çözüm olsa içinde bulunduğumuz denklemin ama öyle görünüyor ki yok. Hatta bence çözüm israil de değil bundan sonra bu ülkeye güven imkansız tersi onlar içinde geçerli şüphesiz…

  6. “Evet, çok sayıda cami de gördüm, ama halkın büyük çoğunluğu modern, din-dışı kıyafetliydi.”

    Din dışı kıyafeti yazar değil siyonist övüyor ama burada bir vurgu yada şerh olmalı idi,

    Ancak daha rahatsız edici olan cümlenin tamamındaki tespitin doğru oluşudur, yani evet ülkemizde pek çok cami görebiliyoruz ama malesef halkımızın çoğunluğu değil neredeyse tamamı din dışı kıyafetli, din dışı ticaretli, hatta din dışı ahlaklı, din dışı eğitimli ………….. hayatımız din dışı.

    Siyonist bile uyanmamız için mesaj gönderiyor alalım artık bu mesajı.

  7. Din dışı kıyafeti övgü olarak gördügünüz anlamina gelebilecek bir ifade kullanmaniz beni rahatsiz etti. Lutfen biraz daha hassasiyet!

  8. “…halkın büyük çoğunluğu modern, din-dışı kıyafetliydi.”

    Övgüler bu kadarla kalmıyor…
    yazınızın burası istismar edilir benden söylemesi.

YORUM YAP