Suriye, İdlib, Tahran Zirvesi, Rusya, İran… Benim kafam karıştı dostlar, medet…

27

Önce bir itirafta bulunayım da en baştan yazımı okumaya değer bulup bulmayacağınıza kendiniz karar verin: Şu İdlib işinden ben hiçbir şey anlamıyorum.

Cahilliğimi itiraf ettim işte.

Ben anlamıyorum da uluslararası ilişkiler uzmanları, hayatları Suriye konusunda araştırmalarla geçmiş bilim insanları, devlet yetkililerine bir santim uzakta bulunan kanaat önderleri ve gündelik yorumcular çok mu anlıyor?

Hayır, anlamıyorlar. Zaten onların yazılarını okuyup değerlendirmelerine kulak verdikten sonra yukarıdaki itirafta bulundum.

Onların anlamadığına ben anlıyorum desem ukalalık olacak…

Türkiye Tahran’da Rusya ve İran’la birlikte

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la onun Rus lider Vladimir Putin ve İranlı lider Hasan Rouhani ile buluşacağı zirve için Tahran’a giden bir gazetecinin ‘‘Türkiye Tahran’daki zirvede insanlığın sözcüsü oldu’’ başlıklı yazısını büyük bir merakla okudum dün.

Şu satırlar o yazıdan: ‘‘Bu zirve bir kez daha tüm dünyaya Suriye’nin geleceği konusunda Türkiye’nin kilit bir ülke olduğunu gösterdi.’’

Umutlandım. Aferin bize.

Ancak aynı yazıda karşıma çıkan ve zirveyi özetleyen şu satırlar kafamı karıştırdı:

‘‘Zirveden sonra yapılan açıklamalarda Moskova ve Putin’in Şam rejimi ile ilgili ’bilindik’ rezervlerini koruduğu görülüyor. / Her iki ülkenin İdlib konusundaki tutumu genel olarak, Suriye’de ABD’ye karşı nüfuz alanını genişletme üzerine kurulu.’’

Dün gazetelerde daha başlığıyla dikkatimi çeken yazılardan biri de uzun yıllar AK Parti saflarında milletvekilliği yapmış bir yazara aitti. ‘‘Tahran’da Astana süreci yara aldı! Kriz kapıda!’’ diyordu yazının başlığı…

Tahran’da Türkiye, Rusya ve İran’la birlikte İdlib sorununa çare arıyor; oysa yazara göre, görünürde ABD ile Türkiye yan yana düşüyor; Türkiye ile ABD İdlib’de askeri operasyona karşı çıkma konusunda ortaklaşmış durumda. ‘‘Her iki ülkenin gerekçeleri ve çıkarları farklı tabii’’ de diyor yazar.

Şöyle bir planı varmış ABD’nin:

‘‘ABD, İdlib’de Şam rejiminin kimyasal silah kullandığını iddia ederek müdahalede bulunacak. Bu hazırlanmış bir senaryo. Öbür yanda Suriye’nin kuzeyinde kendi askeri-siyasi himayesine aldığı bölgede PKK’ya bir özerk devlet kurdurtacak. Nitekim İdlib kriziyle paralel olarak PKK kendi özerk yönetimini ilan etti. Pek tabii bu ilan ABD’nin onayıyla oldu. Başka türlüsü mümkün mü?’’

Eğer böyle bir şer plan varsa, Türkiye için, görünürde de olsa, nasıl olur da ‘‘ABD ile yan yana düşüyor’’ denilebilir?

Rusya ise Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate almıyormuş.

Üç liderin buluşmak ve İdlib sorununu görüşmek için Tahran’a hareket ettikleri sabah, Suriye hava kuvvetlerine ait uçaklar, Rus jetleri himayesinde, İdlib üzerine bombalar yağdırmıştı.

Tahran dönüşü…

Liderler Tahran’dan ayrıldıktan sonra Suriye-Rus işbirliğini yansıtan hava saldırıları artarak devam etti.

Tam bu noktada, dün, dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ‘‘Bazı ülkeler İdlib’de kendi ajandasına göre hareket ediyor’’ açıklamasını yaptığı duyuldu.

Kafam daha da karıştı: Bazı ülkeler? Hangileri bunlar?

Daha doğru soru şu: Her ülke kendi ajandasına göre hareket etmez mi zaten?

Peki biz farklı bir şey mi bekliyorduk? Biz kendi ajandamıza göre hareket etmiyor muyuz yoksa? İdlib düşerse 2 milyondan fazla mülteci kapımıza dayanır, içlerinde teröristler de bulunabilir, sınırlarımızda bir düşman devlet kurulabilir endişelerimiz bizim ajandamızı oluşturmuyor mu?

Kafamda bu sorularla yazımı yazmaya oturmuştum ki, bir uluslararası politika hocasının -bir profesör- yazısı imdadıma yetişti.

Yazı şu paragrafla sona eriyor:

‘‘Elbette daha Suriye’de barış ve istikrarın temini için katedilmesi gereken uzun bir yol var. Yine de Tahran toplantısı, İdlib’deki insani krizin hafifletilmesi ve Suriye’deki ihtilafların Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde bir siyasi çözüme ulaşılması için yeni adımların atılması yönünde olumlu bir aşama olmuştur.’’

Cumhurbaşkanı Tahran dönüşü uçakta medya mensuplarıyla..

Aynı olumlu hava Tahran’dan dönüş yolunda kendisine refakat eden medya mensuplarıyla sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diline de yansımış. Alınan ‘ateşkes’ kararının bağlayıcılığı üzerinde durduktan sonra, Putin’le ayrılmadan Hemen önce bir kez daha görüştüğünü ve bu konuda ondan söz aldığını söylüyor Cumhurbaşkanı. ‘‘İnşallah inanıyorum ki sözlerinde duracaklardır’’ da diyor.

Öyleyse AA’nın verdiği bilgilerle yazılıp gece yarısı servise konulmuş şu habere ne diyeceğiz:

‘‘Tahran Zirvesi’nde Türkiye’nin ateşkes önerisini kabul etmeyen Rusya dün de İdlib’in güney kesimlerini savaş uçaklarıyla vurmaya devam etti.’’

İdlib’ten göç başlamış habere göre. Şimdilik Afrin’e doğru…

En başta söylediğim gibi bu konuda benim kafam karışık, bu yazıyla sizin zihninizi de karıştırdımsa özür dilerim.

ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. 2015 yılında rusya şu acıklamayı yapmıştı:suriye meselesi bizim icin şavaş sebebidir.bu acıklamadan sonra
    11.cumhurbaşkanımız Abdullah gül şöyle bir acıklama yapmıştı.SURİYE MESELESİ bizim icin bitmiştir,ancak
    insanı yardım yapabiliriz.
    her şey burada acıklandı.astana da esedin devlet başkanlıgı tanındı.suriyenin toprak bütünlügü tanındı.
    kısaca esed kazandı.rusya iran kazandı.gerisi teferruattır.

  2. Suriye’de anlaşılmayan nedir? Cografya’nın adamı değilde başka şartların adamı isen düz gelir,yüz değil; öte gidersin.12.yy.lda kurulan bölgedeki Haçlı kontluklarına karşı Araplar değil Selçuklu Atabeylikleri savaştı.Fatimılerin rezilliklerine karşı bu mücadeleyi veren Türklerden oluşan yönetimler yy.llarca Mısır’da yerini almış oluyordu.Osmanlı’nın XIX.yy.lda Suriye’ de Fransa ve İngiliz dahli ile ortaya çıkan sorunları XX.yy.l da araştırmacı Halük Ülman,” XIX.yy’l da Suriye Mes’elesi” çalışması ile bölgedeki dahli olanları belgeleriyle ortaya koyuyordu.1905-1907 tarihleri arasında M.Kemal’in ve İttihatçı lider Cemal Paşa’nın faaliyetleri Suriye sorununda Anadolu’nun ve payıtahtın durumu gozetilmiştir.Ama 1925′ den sonra Atatürk ‘ün gayretlerine rağmen çoklu hedefli bir girift Suriye Mes’elesi parsellenmeye çalışılıyor……

  3. suriye sininrimizin 600 kmlik firat nehrinin dogu kismi ABD destekli YPG /YYD kontrolunde. Rusya Suriyede istedigi deniz ve kara üslerini elde etti ve kontrol altina aldi. İran esad uzerinden lubnandaki hizbullalah a destegine devam ediyor. bir biz ne yapacagimizi bilmiyoruz . bu kadar basit.

  4. boynumuzun büyük işlere girince kaçınılmaz son.planlayan israil uygulayıcısı ABD ve RUSYA sonuç İsraili güvenliği tahkim edilmesi.Irak ve Suriye’de n yeni devletler doğurup partner yapılıyor.
    BUNDAN etkilenen ve etkilenecek ülkeler oyuna müdahale etmek istiyorlar güçleri yettiğince nereye kadar.BİRŞEY yapmamakta olamazdı.Önemli olan daha önceden olacakları öngörürup isabetli dış siyaset izlemek.Bu da devlet adaylarımızın işini ne kadar doğru yaptığının göstergesi.
    Sonunda gücümüz bu kadarına yetti deyip sonuçlara kutlanmaktadır başka diyecek birşey yoktur.

  5. Bence Fehmi Bey muhteşem bir yaklaşım sergilemiş. Onun “anlamadım” dediği şeye bizde “tecahül-i arifin sanatı” derlerdi eskiden. Ben anladığımı yazayım müsadenizle.
    Suriye hikayesini herkes kendince (bazıları körün fil tarifi gibi de olsa) biliyor. Şimdi niye dolaylı olarak savaştığınız iki ülke ile oturup, ne işe yaradığını kimsenin anlamadığı veya anlayıp da söylemediği ve ne olduğu anlaşılmaz mutakabat imzalarsınız? Cevabı basit. Tahran’da her üç lider de (devletler değil) istedğini aldı da ondan.
    1-Putin ve Rusya sıcak denizlere inmek için aldığı üsleri garantiledi. Pozisyonunu güçlendirdi.
    2-Hamaney, Ruhani ve İran mezhepdaşını garantiye aldı, ülkenin geri kalan kısmını da adım adım kontrol etmesi için destekleyecek, hukuki zeminini güçlendirdi.
    3-Erdoğan da içeriye ve kendisine inanan bir kısım dışardaki Müslümanlara “bak Sünnilerin tek hamisi benim, haklarını nasıl canhıraşane savunuyorum” mesajını verdi. Gelecek seçim için bu yatırım gerekliydi. Türkiye değil ama Erdoğan da istediğini almış oldu. Canlı yayın biraz fiyakayı bozsa bile iyi bir PR çalışması idi. Zaten AKP seçmeni böyle ince şeyleri önemsemez ve asla anlamak istemez. Medya da onlara gerekli (doğru olmasa da) mesajları verdi.
    Bundan sonra ne olur diye merak ediyoruz. Tabii ki onu ancak Allah bilir. Biz tahmin yürütebiliriz, kısmen yada tamamen tutabilir. Sayın Koru’nun yazılarına yorum yazan bir kısım dostlarımıza hatırlatırım, yaklaşık 4-5 yıldan beri Türkiye’de Reisci çevreler Irak ve Suriye’de Türkiye’nin toprak kazanacağını, söz sahibi olacağını, oraların aslında Türkiye’ye bağlanmak istediğini falan yazıp duruyorlardı ve bu yorumları burada da paylaştılar. Özellikle Musul Harekatı yapılırken bizimkiler de, yalancı gebenin aşermesi gibi aşermişlerdi de, bunu ciddiye alan dostlarımızın yazdıkları yazıların mürekkebi toplansa bir göl olacaktı. Şimdi Irak dosyası kapandı. “İran’ı ikinci evi gören”lerin müthiş politikaları ile İran, Irak’ın her tarafında söz sahibi oldu, kuzeyi de kendine çevirdi.
    Sonra bizim dostlarımız İdlib ve Afrin vs. sevdasına kapıldılar. Şimdi de bu hikayenin sonuna geldik. Burada da daha az Sünni olan, daha zayıf ve daha İran’a muhtaç bir Suriye bırakıp dönüyorlar. Eh elde 3-5 milyon civarında perişan mülteci kaldı. Bir de Kuzey Suriye Kürt (PKK) devletçiği. “Dünya Lideri olmak” ve “dünya lideri bir lidere” sahip olmak böyle birşey tabii ki, biraz maliyetli. Artık o kadar faturayı da milletçe ödememiz lazım. Allah kolaylık versin. Kürt devletçiği kuruldu ama sınırları, yetkileri ne olacak, bundan sonraki esas soru bu aslında. Ama bu Türkiye’yi yönetenleri pek de ilgilendirmiyor sanki. Hamasi nutuklar daha kolay ve fazla oy getiriyorsa mesele yok.

  6. Okuyup da anlamama üzerine yeni ve beni şok edip üzen bir heberın detaylarını değilde sadece anlamamak bizim insanlarimizda nelere yol açiyor ve neleri yok ediyor, onu sizlerle paylaşmak istedim.

    Benim oğlumun Turkiyede lise den bir arkadaşi ve Avrupadada beraberdiler.
    O çocuk çok zekali ve yourt dışinda en iyi (bir kaç) üniversitede mastirlarini ve Doktoralarini o ülkelerin bursu ile okudu.
    Şimdideçalistiğı yeri çocuk deşifre olmasin diye yazmak istemiyorum. Fakat her bilim insaninin çalisacaği bir yer değil Dünyanin en iyileri orada görev yapiyorlar.
    O çocuk çok Dindar birisi idi, ŞİMDİ ATEIST OLMUŞ! Kuran-i Kerimin Türkçe mealıni ayetlerin iniş sirasina göre okmuş, ona göre karar vermiş.
    Tabii ben bunu duyunca çok üzüldü daha geçen yil benim olduğum şehre seminere geldiklerinde banada yemeğe gelmişlerdiler.
    Oğluma kendisi söylemiş oğlumda hangi ayetler deyince en çok etkilendiği şu ayetler.
    (8:1 – Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah’a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah’tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah’a ve Resulü’ne itaat edin.)

    8:41 – Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir. Eğer siz Allah’a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herşeye kâdirdir.
    Ben oğluma o çocukla ben bir konşayim deyince bana verdiği vevaptada ikinci bir şok yaşadim! “Anne dedikleri doğru,SAVAŞ GANIMETI ALLAHI VE PEYGABERIN HAKKI,bende okudum! Sakın onunla konuşma senide etkiler.”
    Benide etkikermiş?

    Herzaman TV lere tarafindan aranan ve milleti mesleği hakkinda bilgilendirip makaleler yazan o üstun zekali çocuk okuduğunu anlamamiş benim oğlumda anlamamış. Fakat o mailin tefsirinin yalniş olacağina inanmiş, zavalli yavrum oda tipik Turkiylilerden biri.

    O çocuk sadece bir kaç örnek vermiş oğlumda “tamam “bende bir bakayım” diyerek okuyup beni aradı ikisininde
    8:1 ayetinden anladiklari şu ganimetler ALLAHLA PEYGABERIN arasinda bölunececk onlarin HAKKI.
    O çocuk dini konular hakkinda 400 tande kitap okuyarak dinsizliğe karar vermiş.
    Bizim özelliğimiz okuyup anlamak yerine sorarak öğrenmek, onun içinde okuduğumuzu anlamiyoruz.
    Çocuklar okumaya baslar baslamaz okullarda onlara kitap okuyup özetleme odevleri veriliyor.
    Bizde kurbağanin kac bacaği,yumurtani kabuğu gibi şeylerden sorumlu tutulur.

    • Nurdan hm. O üstün zeka kardeşimize bence de yazık olmuş diyorum. Ateistliğe karar verince üzülmüşsünüz sanırım “dur bir de ben konuşayım” demişseniz. Oğlunuz da nene lazım bir de sen dininden olursun, boşver anne konuşma demiş. Konuyu ilginç bulduğum için bazı sorularım var:

      1). Konuşsaydınız o ateiste fikrini değiştirmesi için ne söyleceyektiniz merak ettim,

      2). Siz anadan-babadan miras yoluyla mi öğrendiniz, sorarak mı, yoksa okuyarak ve anlayarak mı?

      3). “…Onun icin okuduğumuzu anlamıyoruz…” derken okuduğunuzu anlasaydınız o üstün zeka gibi ateist mi olacaktınız?

      4). Ateist olmamak için o iki ayeti nasıl anlamamız gerekir?

  7. Suriye özelinde Ortadoğu “silahı üreten ve parayı yönetenler”in “bahar” denilerek kışa sürüklendi. Sizin “kafam karıştı” ironisiyle ortaya koyduğunuz bile, Türkiye’nin bu sorunun çözümü için net bir planı olmadığını ortaya koyuyor. Twitter’de sizin paylaşımınızın altına yapılan yorumlar bile ortada duran çıplak ve kanlı gerçeğin yeterince kavranmadığını gösteriyor.
    İdlib’deki sorun, Suriye’nin diğer bölgelerindekinden biraz farklı: 30 bini aşkın Suriye dışından gelmiş “hibrit cihatçı” var. Kendilerine cihatçı diyorlar ama İslâmın temel değerleriyle örtüşmedikleri gibi, asıl misyonları “Müslüman=terörist” iddiasını diri tutmak. Türkiye, bu gruplar içerisinde “ılımlı muhalif” olduğunu ve onlara şans tanınmasını savunuyor. Elinde silah olan hiç bir grubun “ılımlı” olduğunu nasıl iddia edebiliyoruz? Bu; Destekçisi ülkelerin PKK’yı “Kürt özgürlük savaşçısı” kabul etmesi kadar çarpık bir bakış açısı.
    Mezhepleri etnik aidiyetle, etnik grupları da mezheplere bölerek yürütülen bir “yaratıcı kaos” stratejisine “yancı” olan her yöntem tarihe “aymazlığın ihaneti” olarak geçecektir…

      • Türkiye net bir şekilde politikasını ortaya koymalı ve şu hususlara açıklık getirmeli:
        – ABD, İngiltere ve Fransa’nın bölgeye doldurduğu Suriyeli olmayan HTŞ, Nusra, IŞİD gibi “hibrit cihatçı”lar ne olacak?
        – Hem silahlı hem “ılımlı muhalif” denklemi PKK için de kullanılınca, neye nasıl itiraz edeceğiz?
        – Çavuşoğlu’nun “İdlib’i Esad’a teslim etmek istiyorlar” sözünün net anlamı nedir? İdlib başka bir ülkenin toprağı mıdır?
        – Hepimiz biliyoruz ki, yıllardır İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının karşısında İran’la birlikte Şam yönetimi en önemli engel görülüyor. Suud tayfası da İsrail’le aynı eksende durduğuna göre, biz neden Şam’la kavga ediyoruz. Bölgedeki tek diktatör ve halkının katili Esad mıdır?
        Bu soruları uzatmak mümkün. Önce ortaya koyduğumuz ölçüleri kendimize uyarlayacağız, ardından “Bizim gibi yapmalısın” diye başkasına akıl verip, dayatmada bulunacağız…

        • Türkiye’nin pozisyonu derken yazdiklariniz ve yazmadimlarinizi yani “çıkmaz”larimizi kastetmistim.
          Kanaatim şu ki; bu saatten sonra idlib de çözüm adına ortaya konabilecek herşey bir yıkım olacaktır.
          Başlangıçta aranmayan feraset, basiret, uzak görüşlülük işler kontrolden çıktıktan sonra bulsakta pek faydası olmayacaktır diye düşünüyorum.

  8. Suriye terörü
    Sermaye Suriye’yi dünya devletlerinin silahlanma alanı yaptı. Herkes orada silahlanıyor sanki aralarında kavga varmış gibi Suriye halkı silahlandırılıyor. Sonunda bunlar birleşecek hepsi Türkiye’ye saldıracaklardı. Güney doğuda çok büyük hazıklık yaptı ama sonuçta Türk ordusu bir ay içinde bitirdi. Suriye’ye 4000 tır silah gönderdi onu da sessiz sedasız bitirdi. 15 Temmuz’da başarıya ulaşmadı. Ordumuz kazandı.
    ABD Sermayesi ve Pentagon anlaştı. Suriye’yi savaş alanından çıkardılar. Savaş alanı olarak Akdeniz’i seçtiler. Kara terörizmi başarıya ulaşmayınca deniz terörizmine yöneldiler. Bu tasfiye yapılıyor. Taşeronluğu Türkiye yapıyor, Rusya yapıyor.
    Türkiye’nin siyasetiyle Suriye’de barışın tesisi olmalıdır. Bu, Esad’ın gitmesi ile değil Esad’ın barış masasına getirilmesi ile mümkündür. Bunu yapacak da üç liderdir. Şimdilik iyi gidiyorlar.
    Suriye’ye barış nasıl gelir?
    İşte burada henüz üç devlet anlaşmış değildir. Bunun tüm çözümü Akevler’de vardır.

  9. Doğru Türkiye Suriye de kilit ülke…
    Ama anahtar kimde?
    Yazının başlığında yer alan 3 liderin fotoğrafına dikkatlice bakın.
    Anahtarın kimlerde olduğunu anlarsınız.
    Suriye konusunda ABD den bir cacık olmayacağı baştan belliydi.
    Çünkü Suriye nin petrolü yok.
    Onların derdi, varsa yoksa İsrail ve bir de Kürtlerin güvenliği.
    Kuzey Iraktaki Kürt yönetiminden sonra Suriye de de nurtopu gibi bir Kuzey Suriye Kürt yönetimimiz oldu.
    Kürtlerle iyi kötü bir çözüm masası kurmuştuk onuda yönetemeyip tekmeleyip yıktık.
    Aramız herkesle bozuk.
    AKP ilk 10 yılda yaptıklarını ikinci 10 yılda yıkmakla meşgul.
    Hem dış politikada hem ekonomide…
    Ama sağolsun halkımız sonuna kadar AKP nin arkasında.
    Durmak yok yola devam.
    Bakalım yol nereye çıkacak.

    • Kürtlerle Kuzey Irak’taki yönetimle iyi ilişkileri Türkiye tarafı bozmadı.Bizzat ABD nin gazına gelen Barzani nin bağımsızlık referandumu yapması bozdu . Barzani ilişkileri bozan taraf oldu .

  10. Ben anladım! Sanırım;
    idlib Türkiye’nin 84. Vilayeti! Ve katil Eset burayı Rusya’nın desteğiyle işgal! Etmeye çalışıyor.
    Ama başaramayacaklar! İdlibin tam 12 noktasında askerimiz var birde taşeron ordumuz! Var. Vermeyiz idlibi kimselere..)

  11. Ne zirvesi yapılırsa yapılsın , Suriye’de 2 egemen büyük güç olan ABD ve RUSYA’nın dediğinin olduğu , Kuzryde Suriye’nin %25 ini kapsayan bir PKK devletinin maalesef kurulduğu , diğer yerlerde de bir ESED / ESAD her ne ….. sa devletinin kurulacağı ortada . Bize de mültecilere bakmak kalıyor anlaşılan . Bu ekonomiyle nereye kadar bakacaz ? Market , çarşı , pazar ateş pahası . Her şey ABD , RUSYA ve ESAD ın içinde yer aldığı ortak oyunun senaryosu gibi gidiyor . Suriye kanayan yarası ABD-RUS ortak senaryo ve yapımıdır .

  12. İran’dan da dost olmaz tarihe baktığımızda hep Müslümanlarla uğraşmış hiçbir zaman için cihad, küffar la uğraşmak gibi bir fikri ve davranışı olmamıştır. Rabbil alemin devletimizin ve başkanımızın
    yardımcısı olsun.

  13. Havuz gazetelerine tıklayinca bir an benim 28 aylik ikiz kiz torunların evcilik oynadiklarini zannetim diyesim geldi ama onlarin oyunlari daha gerçekçi ve konuşmalaride birbiri ile daha uyumlu.
    Gerçekten bizim ülkenin yüzde 52 si bu kalitede ise vay halimize.

    Aşağidaki kopi haberin tamamini şu linkte okuya bilirsiniz.https://www.amerikaninsesi.com/
    Amerikalı uzmana göre Rusya ve İran’a yaklaşan Erdoğan hayal kırıklığı içinde
    Washington’daki düşünce kuruluşu Heritage Foundation’dan (Heritage Vakfı) Luke Coffey, Türkiye ve ABD’nin İdlib konusunda birçok bakımdan İran ve Rusya’ya göre daha fazla ortak noktalarının bulunduğuna işaret ederek, bu durumun iki ülke ilişkilerini tekrar rayına oturtmada fırsat olarak kullanılabileceği görüşünü dile getirdi.

    • İyi de ABD , PKK devleti kurdu , donatmaya devam ediyor . Bu ortaklık nasıl olacak ? Hiç mantıklı değil . Rusya ile ortaklık nasıl mantık dışıysa , ABS ile birlikte çalışmak da mantıksız . Türkiye’nin aradığı , başına ödül koyduğu teröristlerinABD baştavı yapmış durumda , biraz realist olmak lazım.

      • Bizim millette, okuduğunu anlamama gibi bir özellik var ve onun içinde soru sorarken muhatabına değilde aracıya soriyorlar.
        Musa bey sizin sorunuzun cevabindan fazlasi verdiğim linkte tefaruatlari ile birlikte yaziyor.
        Önceki yazimda sadece başlığıni kopilediğim aslinda ingilizcesini okuduğumda onun Türkçeye çevrisini arayip bularak linkinide verdimki meraklilar okusun diye.

        • Siz doğru olduğunu düşündüğünüz ve tasdiklediğiniz yazıları buraya göndermiyor muydunuz ? Ben de bu yazıyla paralel düşündüğünüz düşüncesiyle yazıda geçen “ ABD ile ikişkilerin düzeltilmesi “ nin sözkonusu olamayacağını PKK / PYD devletinin ABD tarafından desteklenmesi sebebiyle mümkün olmadığını yazdım , sanırım anlama sıkıntısı sizde var Sn.Nurdan Hn.Bu sıkıntı sizde olabilir , bu da çok normal zaten .

        • Siz doğru olduğunu düşündüğünüz ve tasdiklediğiniz yazıları buraya göndermiyor muydunuz ? Ben de bu yazıyla paralel düşündüğünüz düşüncesiyle yazıda geçen “ ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi “ nin sözkonusu olamayacağını PKK / PYD nin ABD tarafından desteklenmesi sebebiyle mümkün olmadığını yazdım , sanırım anlama sıkıntısı sizde var Sn.Nurdan Hn.Bu sıkıntı sizde olabilir , bu da çok normal zaten .

          • O linki Meraklilar okusun diye verdim.
            Bana sorsunlar diye değil.
            Siz anladi iseniz mesele yok.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here