Türkiye Sarraf’ın ve 12 öfkeli adamın insafına bırakılmamalıydı…

11

Küçümsemek gibi bir niyetim yok, ama görüntüsü öyle: Jürili yargılama sistemi pek çok yönden mahkeme salonuna bir sirk havası katar.

Bütün yargılama süreci, taraflara karşı önyargısı bulunmadığı varsayılan 12 sıradan kişiyi ikna etmek üzerine oturur.

Jüri üyelerinden biri bile, duruşmalar sırasında savcılık makamının sunduğu kanıtlar ve dinlettiği tanıklardan etkilenmez ve ‘makul bir kuşku’ duymaya devam ederek davalının ‘suçlu’ olduğuna inanmaz ise, dava ya başka bir jüri ile yeniden görülür veya beraatla sonuçlanır.

Mahkeme salonunda aynı göz hizasında kendilerine yer verilen savcı/lar ve avukat/lar jüri üyelerini ikna etmek için çaba gösterirler.

Yargıç, duruşmalar boyunca, ‘hâkim’ olmaktan çok ‘hakem’ gibi davranır.

Bize ters bir yargı usulü bu.

12 Öfkeli Adam filmi

New York’ta Rıza Sarraf’ı yargılaması beklenirken onun ‘tanık’ haline dönüşmesiyle Halk Bankası genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’yı yargılayan mahkeme, tahmin edeceğiniz gibi, jürili…

Sonuçta 12 kişinin ikna olması ‘suç’ hakkında son sözü belirleyecek, jüri Atilla’yı ‘suçlu’ bulursa, ardından yargıç uygun gördüğü cezayı tefhim edecek.

Arada geçen günler boyunca hepimiz birer televizyon dizisi izleyicisine dönüşeceğiz.

Gelin de burada 1957 yapımı Sidney Lumet imzalı ‘12 Öfkeli Adam’ filmini hatırlamayın.

 

Karar vermek üzere bir odaya kapatılmış 12 kişiden oluşan jürinin hemen bütün üyelerinin, hakkında karar verecekleri genç adamın babasını öldürdüğüne başlangıçta inandıkları halde, birinin duyduğu küçük bir kuşkunun peşine takılarak, sonunda genci beraat ettirecek bir noktaya varışlarını izleriz bu filmde.

O noktaya varana kadar, her bir jüri üyesinin, kendi küçük çıkarlarının (biri o akşam bir maça gideceği için bir an önce karara varılmasını istemektedir) veya hislerinin (kendi oğluyla ciddi sorunları olan biri gencin idamını o yüzden arzulamaktadır) yönlendirmesine tâbi olduğunu biliriz.

Beraat eden gencin gerçekten ‘suçsuz’ mu, yoksa babasını onun mu öldürdüğünü ise bilemeyiz.

‘12 Öfkeli Adam’, tüm zamanların en iyi filmleri listelerinde, o listeyi kim yapmış olursa olsun, mutlaka yer alır.

Bull dizisi

Davaların çoğu jüri üyelerinin seçimi sırasında gösterilen titizlik sayesinde kazanılabildiği gibi sakarlık yüzünden kaybedilebilir de.

TV’de yabancı dizi izleyicileri jüri seçimi alanında uzmanlaşmış bir ekibin mahkeme salonuna yansıyan çabalarını sergileyen halen gösterimdeki ‘Bull’ dizisini hatırlasalar yeter.

Dizideki psikoloji eğitimi almış Dr. Jason Bull ve ekibi devrede olmasa kaybedilebilecek davalar, hiç değilse büyük çoğunluğu, onlar sayesinde kazanılmaktadır.

Rıza Sarraf’ın, savcının ifadesiyle ‘yıldız tanık’ konumunda bulunduğu New York’taki davaya biraz da bu gözle bakmakta yarar var.

ABD tarafı, yargıyı kullanarak, ülkemizi, aldıkları bir kararı çiğnediği iddiasıyla, Rıza Sarraf ile henüz kimliklerini açıklamadıkları başkalarını ‘tanık’ sandalyesine oturtarak yargılayacak ve jüri üyesi olarak seçilmiş 12 Amerikalı’nın ‘suçlu’ veya ‘suçsuz’ kararına varmasını bekleyecek.

Kararın ne olacağını şimdiden tahmin edebiliriz sanıyorum.

Siyaset yargılanacak

Sadece varılacak karar ve onun üzerine oturtulacak ceza/lar önemli değil bu olayda; yargılama sürecinin de, hukuk-dışı sonuçlar alınmasına yarayacağı ortada.

Tanıklar ve kanıtlarla, günler, haftalar, belki de aylar boyu, Türkiye ve yönetici kadrosu rahatsız edilecek…

Daha ilk günden, Rıza Sarraf’ın tanıklığıyla, bir dönem önemli sorumluluklar taşımış iki eski bakanın ismi, ‘kolaylaştrıcı’ ve ‘rüşvetçi’ olarak zabıtlara geçmiş bulunuyor.

Arkası gelecektir.

İşin en sorunlu yönü, ‘davalı’ olarak yargılanan ismi savunanların da, müvekkilleri olan Halkbank yetkilisini koruyabilmek için, onun dışındaki herkesi suçlamaya hazır görüntüsü vermesidir.

“Müvekkilimiz yapmadı, yapabilecek konumda da değildi zaten; yapan onun âmiri olan genel müdür” iddiasını daha ilk günden seslendiren davalının avukatıydı.

Yukarıda “Bir televizyon dizisi izler gibi” demiştim, her gün gerilim biraz daha artacak ve duruşmada neler yaşanacağı konusunda daha fazla merakla ertesi güne başlayacağız.

Tıpkı dizilerin her bölümünün sonunda merakımızı bir sonraki bölümü izlememizi sağlayacak şekilde uyanık tutmaya yarayan bir unsurun devreye sokulması gibi.

Buna filmcilik dilinde ‘cliffhanger’ deniliyor.

Uçurum kenarındaki birinin ‘aşağıya atlayacak mı atlamayacak mı?’ beklentisinin uyandırdığı meraktan mülhem.

Yürek dayanmaz

New York’ta Sarraf-Atilla mahkemesinin duruşmalarında seslendirilen ve seslendirilecek olan iddialar.. Ankara’da CHP lideri ve kadrosunun iktidara karşı gündeme taşıdığı ne idüğü belirsiz suçlamalar..

Buna yürek mi dayanır?

Konu ilk gündeme geldiğinde “Suçlamalar yargı önüne taşınsın, gerekli görülürse Yüce Divan kurulsun” diyen pek az yorumcu vardı; onlar nasıl bir saldırıya tahammül etmek zorunda bırakılmışlardı, bilemezsiniz.

Ben bilirim. O görüşü savunmuştum çünkü.

Ne çare. Çekilecek çilemiz varmış…

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. Sayın Ahmet Taha Koru;
    Konuya yazdığım yorum fazla sert geldi herhalde. Ya da çok meşgulsünüz.
    Bugün 4. gün ve hala onay bekliyor. yazdığım yorum.
    Sıcağı sıcağına yayımlanmayan yorumun bir anlamı kalmıyor.
    Böyle giderse bugün yazdığım son yorum olacak. Bilginize.

    • Değerli Okuyucu,

      Bu ara ciddi anlamda yoğunluğum var.. Fırsat bulmakta zorlanıyorum. Belki düzenli yorum yapan ve hiç bir zaman saygı sınırlarını aşmayan yorumculara, onaysız yorum yazma hakkı vermek gibi bir opsiyona geçebiliriz. Üzerine düşünmem gerekiyor. Hem teknik olarak hem de sıkıntı yaratır mı diye.

      Siz yorum yazmaya devam edin. Emin olun gecikse bile yorumlarınız okunacak.. İnternette yazılar eskimiyor.

      Saygılarımla,

      Ahmet Taha Koru

  2. Yazıklar olsun ülkemizi bu hallere getirenlere.
    Halimize Dünya gülüyor Dünya!
    Baştan ayağa, siyasetçisinden, bürokratına bu işte parmağı olan herkes benim nazarımda suçludur.
    Ve hepsi hesap vermelidir.
    En az İran kadar basiretli politikacılarımız olmalıydı.
    Zarrab denen şahıs Türkiye den daha mı önemliydi?
    İran aynı konumdaki Zencani yi bir kalemde sildi attı ve yargıladı, üstelik idama mahkum etti.
    Ama bizim siyasetçilerimiz her konuda gösterdikleri istenmeyenin üstünü çizme eylemini her nasılsa Zarrab a karşı gösteremedi.
    Neden dersiniz?
    Zarrab’la ilgili bagajlarının aşırı dolu olmasından mı?
    Anadolu deyimiyle söyleyeyim…
    Zarrab’dan hamile kaldıklarından mı?
    Yılın işadamı ödülünü bile verdiğimiz o Zarrab şimdi ülkemiz insanının yüzünü kızartıyor.

  3. Sermaye, bir tuzak hazırlar. Tuzak kurduğu kimseyi gaflet içinde yakalamak diye başka bir oyunu sahneye koyar. Saldıracağı ülkeyi böylece meşgul ederek ansızın baskın yapar. Sarraf’ın davası budur. Türkiye’de yetkili kimse, devlet başkanı, bakan, Halk Bankası Genel Müdürü, beyanat vermeli. “Evet, görevliler bizden aldıkları talimatı uyguladılar. ABD Türkiye’ye yasak koyamaz. Görevlilerin suçu yoktur.” demeli. Sanıklara Türkiye’de avukat tutulmalı. Türkiye mahkemelerinde de dava açılmalı ve sonunda onlar mahkûm ederse Türkiye’de beraat ettirilmemeli. Görevliler tahliye edilmezse hiçbir resmi görevli ABD’ye gitmemeli. Hukukun kuralı vardır. Hukuk davalarında davalının bulunduğu yerin mahkemelerinde dava ikame edilir. Ceza davalarında suçun işlendiği ülkede, o ülkenin kanunlarına göre muhakeme edilir. Türkiye’de işlenen bir suçtan dolayı ABD mahkemeleri karar veremez. Suçun işlendiği yerin mahkemeleri beraat ettirirse, artık o iki kişi Türk olsa da muhakeme edilemez. Beraat ettiren devletten tazminat talep edilebilir.

  4. Sayın Koru,
    Noam Chomsky ve Edward Herman ın 1988 de yayınlanan Propaganda Modeli isimli makalesi bugün yaşananlara ışık tutmakta. Artık dava olmaktan çıkıp söylenen bir söz cımbızla çekilip istenen sonuçları elde etmeye yönelik olarak kullanılacak. Eski bakanların rüşvet aldığı iddiaları . Kimse çapraz sorgulama yapmayacak . Aldı ise nerede bu paralar denmeden inanılacak ve iktidar partisi yıpratılacak. Sonuçta dediğiniz gibi beraat olsa dahi kamuoyunda kafalar karışmış olacak . Herkes kendine yakışanı yapar. Başa gelen çekilir denmiş .

  5. Sitenizdeki scriptlerden birisi arkaplanda okuyucuların bilgisayarlarını kullanarak crypto currency mine ediyor. Şu an kullandığım bilgisayarın işlemcisi siteniz tarafından yüzde yüz kullanılıyor. Daha önce size durumu bildirmiştim ancak önlem alınmamış. Lütfen sitenizde yüklenen scriptleri gözden geçirin.

  6. Ne garip sanki mahkeme değilde uzun metra jlı bir filim. Bu filimin yazarı ve baş rol oyuncusu Riza.
    Ahmet Hakan Atilla ise onların zamanında yaptığı yolsuzluklara karşi çıktığı için bu filimde kurban olarak seçilmiş.
    Şeytanın aklına gelmeyen bu filimin baş rol oyuncusu nun aklına gelmiş.
    Rüşveti veren Riza yolsuzluğu yapan Rıza davanın Yıldız tanığı da Riza.
    Riza ve ortaklarının yolsuzluklarını onaylamiyan ve işini dürüst çe yapan Atilla ise sanık yanı “suçlu”
    Bu arada, SUÇLULARİ”affedenler de boş durmuyor, avazları çıktığı kadar dünyaya meydan okuyup susmak yok kavgaya devam tek dertleri olan oy makineleri seçmenlere selam şarkısını sözlerini yaziyorlar.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here