Türkiye’ye atış serbest… Serbest atışa Hollywood da bütün gücüyle katılıyor…

13

Türkiye’yi sıkıştırmayı amaçlayan Rıza Sarraf olayına, sayıları az da olsa, ‘kumpas’ teşhisi konmasına karşı çıkanlar oluyor.

‘Kumpas’ denildiğinde Türkiye adına yapılan yanlışlardan söz edilmeyecekmiş sanısıyla…

Oysa ‘kumpas’ (veya ‘komplo’) kurmacası yanlışlar fark edilerek düzenlenir; hatta her yapılana muhatabın nasıl karşılık vereceği de hesaba katılarak…

Başarılı olması için, ‘kumpas’ın titizlikle kurgulanması gerekir.

Türkiye ‘Rıza Sarraf’ (ABD’deki davada adı Reza Zarrab olarak geçiyor) olayında, maalesef, kendisinden beklendiği gibi davranıyor.

40 yıl çekilemeyen film şimdi gösterimde

Hâlâ tereddüt gösterenlere farklı bir haberim olacak.

Aslında Türkiye bu haberi gazetelerinde okudu, ama nedense fazla önem vermedi.

Önem verilmeyen haber bir ‘film’ ile ilgili.

Filmin hazırlığı en az 40 yıl geriye dayanıyor.

İlk gündeme geldiğinde başrolü Cary Grant’ın oynaması söz konusu olmuş da oradan biliyorum.

Cary Grant zamanında Hollywood’un en ünlü erkek oyuncusuydu. 1986 yılında vefat etti.

Senaryo elden ele geçmiş, stüdyo stüdyo dolaşmış…

Pek çok ünlü isim, ya kendisi filmde rol almayı üstlenerek, ya da yapımcı olmaya gönüllü yazılarak projeye destek vermiş.

Ancak ne zaman yapım aşaması ufukta görünmüş.. Hollywood’ta da etkin bir el.. “Sakın ha!” diye parmağını salladığı için.. kimse daha ileriye gitmeye cesaret edememiş…

“Sakın ha!” diye parmak sallayan Amerikan devletinin kendisi.

Gerekçe de ABD’nin yakın bir müttefikini kızdıracağı endişesi…

Filmi tamamen kendi cebinden finanse etmiş olan yapımcı, bir zamanlar MGM şirketinin patronu iken, stüdyo şefinin bir yerlerden aldığı talimat yüzünden, 1980’lerin başında yapmayı kafaya koyduğu projeyi ancak şimdi gerçekleştirebilmiş…

Hassasiyetleri dikkate alınan ‘yakın müttefik’ ülke Türkiye’dir.

Bütün dünya izledi, biz ise…

O film geçen yıl (2016) 90 milyon dolar gibi yüksek bir bütçeyle çekildi ve bu yılın Nisan ayında ilk gösterimler yapıldıktan sonra pek çok ülkede şimdilerde gösterime sokuldu.

Rıza Sarraf olayı dikkatleri Türkiye üzerinde toplamış iken…

Filmlerle ilgili en geniş bilgileri sunan IMDB sitesine girin şu bilgileri de okuyacaksınız:

Londra’daki ilk gösterimine George Clooney ile eşi Amal Clooney de katılmış; ikili “İnsanın insana yaptığı kötülüklerin ve inkârcı yaklaşımların tehlikesi konusunda izleyicileri aydınlatmayı amaçladığı” gerekçesiyle filme önem verdiklerini açıklamışlar.

ABD başkentinde, Kongre binasında (Capitol Hill) yapılmış ilk gösterim. Çok sayıda Temsilciler Meclisi üyesi etkinliğe katılmış…

Kanada’da da parlamentoda yapılmış ilk gösterim. Milletvekilleri, senatörler, bürokratlar ve diplomatlardan oluşan kalabalık bir grubun katılımıyla…

Hollywood (Los Angeles) ilk gösteriminin büyük bir medya olayına dönüşmesi için bütün tedbirler alınmış. Etkinlikte Leonardo DiCaprio, Cher, Kardashian kardeşler, Orlando Bloom, Nina Dobrev ve Sylvester Stallone gibi ünlüler hazır bulunmuş.

Stallone “Gösterime sunulan bu olağanüstü film” diye başlayan uzunca bir notu takipçileriyle paylaşmış. “Konusu” diyor Rocky filmlerinin başrol oyuncusu, “Yıllarca beni etkisi altında tutan, sonunda nihayet cesurca davranılabildiği için herkesin görebileceği bir film olarak ortaya çıkabilen bir olayla ilgilidir. Film gerçek bir olayı yansıtmaktadır.”

‘Gerçek bir olay’ denilen ve 40 yılı aşkın bir süre Türkiye’yi kızdıracağı için çekilmesi engellenmiş ‘The Promise’ (Vaat) adlı filmin konusu bizde ‘1915 olayları’ diye geçiştirilen Ermeni sorunu ile ilgilidir.

Erivan’daki gösterime Ermenistan cumhurbaşkanı bizzat katılmış…

Christian Bale, Charlotte LeBon, Oscar Isaac, Tom Hollander gibi Amerikan, Fransız ve İngiliz sinemalarının ünlü isimleri filmde rol almış.

Bizde de haberi yapıldı, ama bütün dünyada âlâyı vâlâ ile gösterilen filmi birdenbire unutuverdik.

Neden şimdi?

Neden 40 yıl boyunca Türkiye’yi rahatsız edeceği kaygısıyla sürekli ertelenmiş bir film projesi, birdenbire geçen yıl hayata geçirilebilir hale gelmiş, kart kırmızıdan yeşile değiştirilmiş olabilir?

Geçen yıl (2016) yani Rıza Sarraf’ın eşi, çocuğu ve yakınlarıyla ABD toprağına ayak bastığı ve derhal gözaltına alındığı günlerde…

Benzer bir ertelenmiş proje de aynı konuda bir belgesel; o da bu yıl (2017) gösterime girdi.

Tabloya geçenlerde bir bölümünü bütünüyle Türkiye’ye ve Tayyip Erdoğan’a benzetilmiş liderine ayırmış olan ‘Designated Survivor’ (Türkçeye ‘Son Adam’ diye çevirebiliriz) dizisi de eklenebilir.

Yakın zamanlara kadar “Sakın ha!” diye parmak sallayanlar, şimdilerde “Atış serbest” diyorlar besbelli.

Vize kısıtlaması da yine aynı tabloda yer alabilir.

Ne demek istiyorum?

Galiba diyeceğimi demiş oldum.

ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. eeeeeeeeeeeee demekki sozun bittigi hareketin basladigi yerdeyiz, bunun sonu ya sehitlik yada gazilik, multecilik nasit etmesin rabbim bizlere..en iyisi birincisi

  2. Millet size 100 puanlık bir sosyal soru:
    Evinizde birlikte yaşadığınız bir oğlunuz var.
    Bu oğul yaptıklarıyla size ve komşulara illallah dedirten birisi.
    Hergün ya size veya aile bireylerinden birilerine çatıp kavga ediyor, gürültü patırtı çıkarıyor.
    Veya komşularla dalaşıyor onların balkonuna taş atıyor, camını kırıyor. Komşular da sizin balkona, cama taş atıyor.
    Başlıyorsunuz ailecek komşularla didişmeye…
    Sinirleriniz aşırı geriliyor.
    Hergün kavga, hergün dövüş…
    Mahkeme karakol dolanıp duruyorsunuz.
    Bu yüzden işinize gücünüze de bakamıyorsunuz.
    Günden güne fakirleşiyorsunuz.
    Böyle bir oğulu ne yapardınız?

  3. Ne yani, eski günlerdeki gibi; karşılarında el pençe divan mı duralım, aleyhimizde film çevirmesinler diye? Geçti o günler; ya adam gibi ölürüz, ya da ayağa kalkarız dosdoğru.

  4. Hukukun temel kuralı vardır. Bütün insanlar özgürdür. Kişinin özgürlüğünün sınırı başkasının özgürlüğünün sınırıdır. Bu sınırı kişiler kendi içtihatları ile, sözleşmeler ile, ortak vekilleri ile çizerler. Aralarında çıkacak nizaları ise yargı çözer. Film yapma özgürlüğü vardır ama yaptığınız film başkasını zarara sokmamalıdır. Sokarsa yargıya gidersiniz, hakkınızı alırsınız.
    Adil yargı sistemi yoksa artık düzeni kuvvet sağlar. Kim kimi yenerse, yenilen gider. Orada ağlamak, inlemek bir işe yaramaz. Ya yenip yaşayacaksınız ya da yenilip onun kölesi olacaksınız. ABD’de 1915’lrin filmi çevrildi. Biz de Amerikan beyazlarının Kızılderililere veya zencilere yaptıklarını anlatırız. Biz de birinci ve ikinci cihan savaşında oynadıkları oyunları anlatırız.
    Ya yeneriz ya da yeniliriz. Yenersek biz yaşarız. Yenilirsek onlar yaşar. Savaş bitince barış masasına oturulur, anlaşma yapılır. Barıştan sonra barış öncesi yapılanlar tarihte kalır. Biz Lozan’da tüm dünya ile anlaştık. Lozan’dan önceki olaylar tarihte kalmıştır. Kaldı ki Osmanlı İmparatorluğu değiliz. Onun mirasçılarından biriyiz. Mirası da Lozan’da paylaştık. Mirasın paylaşılmasından sonra artık kimse muris adına hak iddia edemez.
    Türkiye Sarraf olayı ile, Hollywood filmleri le ilgilenmemelidir. Kendi işine bakmalıdır.

  5. Türkiye halki olarak politikacılar bizlerin hassas noktamız olan(vatanimizda gözleri var) sürekli gündemde tutabilmek için içerde Kürt,Türk,Ermeni,Rum,Yahudi gibi söylemler dişardada dünyaya meydan okuyarak beceriksizliklerini kapatıp sırf kendi menfaalari için bizi dünyaya rezil ediyorlar.
    45/50 miliyonlari ceplerine atıp sonrada rüşveti verene devletin bakanlari tarafından ödül verilmesi menfatcılığın örneklerınden en basit olanlardan biri.
    Sahi! İslamda rüşvetin yeri ne? Verene de alanada hangi cezalar veriliyor?
    Bu konuda sayı Karagülle hocadan bir yazi veya yorum yazmasını rica ediyorum.
    Çünkü hoca Kur’an’ı kerimi iyi bilen aydınlardan bir ve yazım tarzı çok hoş.

  6. Anlamadım, 40 yıldır gösterime sokulmak için bekleyen film niçin bu döem, bugün gösterime girdi?
    Yakın zamanlara kadar “Sakın ha!” diye parmak sallayanlar, şimdilerde “Atış serbest” diyorlar besbelli.
    Yakın zamanlara kadar sakın ha diyenler, niçin bu günlerde atış serbest dedi.
    Bilmem Türk atasözümü değilmi?;
    ” Issıracak it havlamaz” veya ”ıssıracak köpek dişini göstermez” gibi birşey mi?

  7. Promise filmini izlemek istedim, ama her yönüyle çok yapmacık ve sıkıcı geldiği için yarısında bıraktım.

    Bence en başarısız Hollywood yapımlarından biri, yorumunuz abartılı, bence film amacına ulaşamadı, hatta izleyenler nezdinde ters tepmiş bile olabilir.

  8. Sayın Koru ,

    Bırakın bu zamanda atışın serbest olmasını , bu aziz millet yağmur gibi yağan atışlarda ayakta kaldı. Hollywood da yılda 25.000 senaryo içinden 3-5 tanesi Oscar a layık görülür de farklı bir konu kalmadı . Hep aynı şeylerin tekrarı. Kimse geçmişte ne olduğu ile ilğili değil . Ya da en azından kahır ekseriyeti . Herkesin derdi ölmeden cenneti yaşamak. Geçtiğimiz yıllarda 50sine merdiven dayamış starları bikini ile sahneye çıkartıp konser verdirdiler. Güzel bir çekim yaparsanız sizde milyonlarca tıklama alan bir şöhret olabilirsiniz sosyal medyada. Tabi azınlık bir grup bir takım eylemlerde bulunacak farklı saikler ile.
    1976 yılında babam karayolu ile gittiği hac yolundan dönerken Halep e bir kaç km kala benzini biter. Gelen araçlardan benzin istemek niyetiyle el kaldırır. Birisi durur ve Türkçe sorar ne istiyorsun? Benzinim bitti der baba . İner biraz benzin çeker arabasından verir . Baba derki bu yetmez. Peşindeyim benzinciye kadar merak etme der . Benzinciye varınca baba deposunu doldurtur sende doldurt der adama . Adam benim benzinim var der. Benzinciye Suriye parası vermek lazım babamda yok. Adam karaborsa kurundan doları bozar . Baba hesabını yapar adam menfaatine çalmamış . Der ki benzininin parasını al. Adam derki benim param da var. Buyurun der yol üzerinde yazıhanem var bir kahve içelim yola devam edersiniz. Baba gördüğü bu İyilikler karşısında minnet duygularıyla adam a derki gelir misafirim olursan memnum olurum buyur kartımı. Adam Ermenidir . Der ki hey Allah ın kulu ne yaptım ki ? Burada benzin sudan ucuz . Az bir benzin verdim . Tuttun onu iade etmeye kalktın. Olmadı parasını vermeye kalktın. Şimdi de diyorsun ki gelirsen ben de sana iyilik ederim. Beni senin karşına çıkaran O Allah , elbet bende dara düşersem birini karşıma çıkarır Allah der.

    Sabretmek boş boş oturmak değildir. Duruşunu muhafaza etmektir . O zaman hak batılı galebe çalar.

  9. Sayın Fehmi bey, Yazılarınızı takip ediyorum. Türkiye aleyhine bir komplo düzenlendiğini bence net bir şekilde ifade ettiniz. Ben şahsım adına verilen örnekleri yeterince tatmin edici buluyorum. Sadece sormak istediğim bir şey var. 40 senedir müttefiki olduğumuz, hatta hassasiyetlerimize bile bu kadar önem veren bir ülke niçin şimdi atış serbest moduna geçti? Okurlarınızdan böyle talepler çokça geliyordur ama ben yine de şansımı denemek istedim. Formu doldururken verdiğim email adresi aktif kullandığım adrestir. Hayırlı haftalar dilerim.

  10. Dünya acemeliği affetmiyor. Bir de figürana, figüran; stara, stara muamelesi. Hayat bu. Çalışmadan öğrenmeden sadece konuşarak olmuyor. Eğer olsaydı, papağan, papağan olmazdı.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here