Türkiye’yi zora düşürebilecek gelişme yaşanıyor, ama oralı bile değiliz

26
Macron.. May.. Merkel.. Rusya'ya karşı tavrı bu üçlü geçen hafta Brüksel'de kararlaştırdı..

Gazetelere, bu sabah, “Dünyayı farklı bir yöne doğru sevk edebilecek ve bizi de fena halde ilgilendiren gelişme hakkında acaba kim ne yazmış?” merakıyla şöyle çabucak bir göz attım, ama aradığımı bulabildiğim söylenemez.

Avrupa Birliği’nin (AB) Varna’da yaptığı zirve toplantısında Türkiye konusunun görüşüldüğüne dair haberler hepsinde var, ancak 16 AB ülkesinin ülkelerindeki ‘diplomat’ kisveli Rus istihbaratçılarını ‘istenmeyen adam’ ilanıyla sınırdışı etme kararı almalarını yorumlayan pek yazı yok.

İngiltere daha önce aynı yönde karar almış, ABD de onu izlemişti, sonra Kanada da onlara katıldı. AB kararıyla birlikte Rusya karşısında oluşan cephede tam 21 ülke yer almış oluyor.

Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği’nin başını çektiği Varşova Paktı karşısında yer alan NATO’nun o zamanlar bu kadar çok üyesi yoktu.

Rus diplomatları ‘casus’ diye sınırdışı eden ülkeler arasında eskinin Varşova Paktı üyesi olanlar da (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Ukrayna ve Hırvatistan gibi) bulunuyor.

ABD tam 48 diplomatı Washington’dan, 12’sini de New York’taki Birleşmiş Milletler temsilciliğinden (toplam 60 oluyor) sınırdışı ediyor; ayrıca bir deniz üssü ile Boeing fabrikası bulunan Seattle kentindeki Rus konsolosluğunu kapatma kararı da aldı ABD.

Cephe oluşturan 21 ülkeden sınırdışı edilecek toplam Rus diplomat sayısı 135…

Neden?

Bu sert tavrın sebebini merak ediyorsanız söyleyeyim: Yaklaşık 20 gün önce (4 Mart günü), İngiltere’nin Salisbury kentindeki katedrali ziyaret etmekte olan eski Rus casusu Sergei V. Skripal ile kızı Yulia zehirlendi. Batı’ya sığınmış baba-kızın kimyasal bir madde olan Novichok’a maruz kaldıkları anlaşıldı.

Skripal’in görevi sırasında öğrendiklerini Batılı istihbarat örgütleriyle paylaştığına, bunun Moskova’yı –özellikle kendisi de eski bir istihbaratçı olan Vladimir Putin’i– rahatsız ettiğine ve bu yüzden zehirlendiğine inanılıyor.

Putin’in Rusya’da yönetimde bulunduğu son 18 yıl içerisinde kendisine muhalefet edenleri cinayetle cezalandırdığına dair Batı’da yerleşik bir kanaat var.

Şu liste göz açıcı: Boris Nemtsov (2015), Boris Berezovsky (2013), Sergei Magnitsky (2009), Natalia Estemirova (gazeteci, 2009), Stanislav Markelov (2009), Anastasia Baburova (gazeteci, 2009), Anna Politkovskaya (gazeteci, 2006), Alexander Litvinenko (2006), Sergei Yushenkov (2003), Yuri Shchekochikhin (gazeteci, 2003).

Bunlar Rus faili meçhul cinayetlere uğratıldığına inanılan Putin muhalifleri…

Eski bir casus olan ve Batı’ya sığındıktan sonra açıkça Putin’e muhalefet etmeye başlayan Litvinenko Londra’da zehirlenerek öldürülmüş, İngilizler cinayeti Andrei Lugovoi ve Dmitry Kovtun adlı iki Rus ajanın işlediğini tespit etmişlerdi.

Macron başı çekiyor

Topluca hareket etme kararında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un başı çektiği anlaşılıyor. İngiltere’nin aldığı Rus casuslarını sınırdışı etme kararına AB ülkelerinin de katılması fikri ona ait. Angela Merkel de hararetle onaylamış bu kararı…

Rusya ile iyi geçinme niyetinde olan, bazısının liderleri Putin’in desteğiyle koltuk sahibi olmuş ülkeler ile enerji ihtiyacını büyük çapta Rusya’dan sağlayanlar zor durumda kalmış görünüyor: Bulgaristan karara katılmadı, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi de… Muhtemelen Novichok zehrinin üretildiği ülke olan Çek Cumhuriyeti üç casusu sınırdışı ediyor, ama ülkenin cumhurbaşkanı hükümetin kararına tepkili. Lideri Putin desteğine sahip Macaristan bir casusu metazori sınırdışı etmeye razı oldu. Avusturya ve Malta ise ‘nötr’ kalma kararı aldı.

Yeni Soğuk Savaş kapıda

İngiltere’nin tepki vermesi, ABD ile Kanada’nın ona katılması beklenebilir bir şey, ancak Avrupa ülkelerinin, hem de İngiltere Brexit ile AB’den ayrılma sürecine girmişken, Rusya’ya tavır koymaları, ne yandan bakarsanız bakın, beklenmeyen bir gelişme.

Tavrın sınırdışı etmelerle sınırlı kalmayacağı, AB’nin Rusya’ya karşı sert yaptırımlar uygulama yönüne gidebileceği de konuşuluyor.

Baba-kızın zehirlenmesine verilen olağanüstü tepki gerçekten beklenmedik.

Rusya vaktiyle Sovyetler Birliği’nin konumundaki bir ülkeye dönüştürülmek isteniyor sanki.

Sanki yeni bir ‘Soğuk Savaş’ gündeme gelebilirmiş gibi bir hava var.

İlan edilen tepkilerin bir adım ötesi Batı birliğinin Rusya ve müttefiklerine karşı kendisini bir cepheye dönüştürmesi olabilir.

Pek çok Batı ülkesinin enerji açığını kapatan ülke Rusya.

Donald Trump’ın ABD başkanlığına seçilmesi sonrası ülkesiyle arasını düzeltme çabasına girdiği ülke Rusya.

Bizi ilgilendiren yönüyle de, Suriye’de çözüm arayışında Astana sürecinde işbirliği yapılan ülke Rusya.

Hiç kuşkusuz, Batı ülkelerinin Moskova’ya karşı vermeye başladığı tepkiler Rusya’ya doğalgaz bağımlısı olan ve hava savunmasını oradan S-400 füze sistemini alarak güçlendirmek isteyen Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak türden.

Soğuk Savaş yıllarında, Türkiye, Batı’nın cephe ülkesi konumundaydı; şimdi “Ya orası, ya burası” tercihiyle karşı karşıya bırakılabiliriz.

Sorun başlangıçta Türkiye düşünülmeden çıkmış olsa bile, aldığı yeni biçim, en fazla bizim ülkemizi zorda bırakabilir.

İşte bu düşüncelerle bu sabah gazetelerde gelişmeyle ilgili yorum yazısı aramıştım.

Bulamadım.

[OcakMedya yazarı Veysi Dündar’ın yazısı da bugün bu konuda.]

ΩΩΩΩ

26 YORUMLAR

  1. yorum yazan okuyuculardan bir isteğim var.. lütfen kısa yazın da okuyalım. kısa ve etkili bir iki cümleyle meramınızı ifade ederseniz, hem sayfa daha dinamik hale gelir, hem de yazdıklarınızın tamamı okunur… benden söylemesi…

    • Ensar Bey selamlar. Yorumunuza içtenlikle katılıyorum. Ancak insanlar kendilerini ifade edecek başka mecralar bulamadıklarından yorumların uzun olması kaçınılmaz oluyor. Yorumların daha anlaşılır ve kısa ifade edilmesi biz gibi okuyuculara katkı sağlar diye temenni ediyorum.

    • Bazi yorumcularimiz ortamı pisletiyor! Halbuki onemli olan yorum yazisinin boyu degil fonksiyonudur:) ama görev icabı yorum da o kadarlik oluyor işte.

  2. Avrasya ülkelerinin tabi kaynakları; doğalgaz, madenleri vs teknoloji ve kapitalle geldikleri için cogunlukla Batılı ülke sirketlerinin ya da Rusların elinde. N’psınlar geri kalmıslık! Ortaasya ulkeleri ve Rusların da yatırıma ihtiyacı var. Bizimkilerin nerdeyse inşaattan başka bildikleri, yaptıkları birşey yok. Bu durum yurtiçinde de pek farklı değil. İş alanlarının genişletilmesi için tabii kaynaklara, toprağa donmek, ziraat ve hayvancılık dahil. Enerji uretimine, ozellikle guneş enerjisine ve denizlere yonelmek oncelikli konular olmalı. Üç tarafı denizle kaplı ve gunesi bol bir ülkeyiz bunlardan faydalanmayı bilmeyiz. Almanya yenilebilir enerji türlerinde en önde giden ülke. Bizlerden başka herkes arı gibi çalışarak birşeyler üretiyor, izafi olarak ele alınırsa bizimkiler oturuyor, ne yapacağını da pek bilmiyor. Bu sürdürülebilir bir hal değil; yan gelip yatmışlığın statüko hali… Vatan hizmet bekliyor; biz bunu çokçası sadece askerlik olarak anlıyoruz. ASKERLIK/ORDU kalifiye olsun olmasın herkesin geçtiği bir OCAK. Bu ocağı gerçekten vatan hizmetlerinin merkezi haline getirmemiz ve sivillerle işbirliği icersinde yavaş yavaş yurt sathına genişletmemiz şart. Bu potansiyelden gereğince faydalanamıyoruz. Üretici nitelik kazandırılırsa, bu aynı zamanda ulkede üretici kohezyonu arttıracak bir fırsat. Bunun bu silkelenme döneminde başarılması çok daha mümkün. Kıt kanaat maddi imkanlarımızla ayakta tuttuğumuz, neticede NATO’nun uşağı, ve sadece tuketici nitelikte bir ordu mu, yoksa manevra kabiliyeti yuksek, savaşa ve barışa hazır dinamik bir esnekliğe haiz ve aynı zamanda üretici nitelikte bir ordu mu? Yapımıza/karakterimize uygun bazı şeyleri farklı yaparak gelişmemizi hızlandırmamız şart. İnsan kaynakları onemliyse, ülke genç nufusu sahipse Ordu’dan başka organize bir potansiyel var mı? bu organize sistem uretici bir nitelik kazansın, gelelim bir defa daha askelik yapalım, hiç bir ücret talep etmeden veya boğaz tokluğuna…. Çaba yoksa, kazanç yok! Fedakarlıkla çalışmak şart!

    http://fehmikoru.com/siyasette-butun-hazirliklar-2019u-yila-cekmek-icin-mi-yoksa/

    • İşte bu, işte bu! işte size memnuniyet verici, iç açıcı bir ekonomi/teknoloji haberi….. Ekonomi
      30.03.2018 – 14:57

      ESKİ başbakanlardan Tansu Çiller’in oğlu Berk Uçuran Çiller, güneş enerjisi sektörüne hızlı bir giriş yaptı. Ağabeyi Mert Uçuran Çiller ile geçtiğimiz yıl kurdukları Suoz Enerji Grup şirketi ile güneş enerjisi yatırımlarına yönelen Çiller, bugün bir basın toplantısı düzenleyerek yatırımları hakkında bilgi verdi. Çillerler güneş enerjisi sektöründe 400 milyon dolarlık yatırımla kısa vadedeki hedefin “Yunanistan’daki solar PV hücre üretim hattını Kocaeli fabrikasına taşıyarak Türkiye’nin bu alandaki ilk fabrikasının kurulumunu gerçekleştirmek” olduğunu söyledi…. Darısı yeni müteşebbislerin başına….

      *****
      Param olsun, bu işlerin âlâsını yaparım,
      Elalem yürüyorsa, ben bu kulvarda koşarım,
      Enerjiyle donanmışsam delifişek, dünyada,
      Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım!

      *****

  3. Bir şeyin farkındamısınız ? Kral çıplak ! Gerçekten kral çıplak. Görün artık, yapılan şey tam olarak bir tiyatro. Kesinlikle bir tiyatro. Bizler de tutmuş ciddi ciddi esas kızla esas oğlanın oyun sahnesindeki aşkını konuşuyoruz. Tv karşısında saatler geçirenlerin diziler konusundaki kritiğinin aynısı aslında hem yazarın yazısı hem de yorumların birçoğu. Ne sanıyorsunuz, başka ülkeler kendi aleyhlerinde bilgi satan casusları fırsat bulduklarında öldürmüyorlar mı ? Putin için söylenen söze bakın; “putin muhaliflerinden intikam alıyor” Sayın Koru! olaylara batı gözüyle mi bakmaya başladınız siz bu sıralar ? Putin muhaliflerinden intikam almıyor yahut onları cezalandırmıyor.. Putin, kendi ülkesinden ingiltereye bilgi satan eski bir askeri personelini öldürttü şayet o yaptıysa. Çok açık değil mi ? Bizim ülkemiz hakkında eğer birisi sır satıyorsa bunu satan kim ise ve eğer devletin bunu becerebilecek donanımı var ise ve devlet bunu cezalandırmıyorsa o zaman devleti yönetenler de makanlarının gereklerini yerine getirmiyorlar demektir. Gelelim komedi kısmına, birisi kendi ülkesinin aleyhine casusluk yapacak bunu da ingiltere muhafaza edecek ki bilgiyi satın alan da ingiltere, ee bunu yapanın da yanına kar mı kalacak. Yada biz bunu yaptığı için putini yahut rusya devletini ayıplayacakmıyız ? Hem de bilgi satana ve ingiltereye hiç birşey demeden. Evet diğer devletler bunu yapabilir de bize ne ? İsrarla soruyorum bize ne? Diyelim ki tarafız, neden batının tarafında oluyoruz ? Rusya da pekala batı kadar önemli bir güç. hatta bazı yönlerden bakınca işin içine çin’i hatta hindistanı ve üstüne üstlük Türkiyeyi de katarsak hangi güç yahut hangi batı buna karşı durabilecek ? Bizler bireysel olarak yahut bazıları gazeteci olarak bu konuda bir görüş serdedeceksek neden olaylara batı gözlüğüyle bakıyoruz ? Siyaseten de bakıyorsak batı bizim efendimiz değil, insani olarak da bakıyorsak doğru bu değil. Niye batı gözlüğüyle izliyoruz yahut sunuyoruz olayları. Sayın Koru, şahsınızdan özür diliyorum ama siz son dönemlerde ciddi ciddi batı gözlüğü ile görmeye ve batı sözlüğü ile yazmaya başladınız. Eski objektifliğinizden esef yok. Lütfen eski yazılarınızı gözden geçirip yeni yazılarınızı tekrar sentezleyin.

  4. 1) 20 sene önce Türkmenistan devlet başkanı, bize “Gazı 250 dolara Ruslar’dan değil 25 dolara bizden alın demişti.”
    Türk medyası konuyu boğuntuya getirdi. Türkiye hâlâ Rusya’dan fahiş fiyata gaz alıyor. Neden?
    Türkiye için Doğalgaz’da Rusya yanlış adrestir. Doğru adresler Azerbaycan ve Türkmenistandır.
    2) Rusya’ya nükleer santral yaptırıyorlar. Pes! Ve füze alıyorlar. Doğrusu şudur:
    Nükleer Santral konusunda Rusya yanlış adrestir. Doğru adresler Pakistan, Japonya, Güney Kore ve Çin’dir.
    Füze konusunda Rusya yanlış adrestir. Doğru adres Çin’dir.
    Türkiye 1815’ten beri Batıcıdır! Çıkarları bunu gerektirdiği için böyledir. Türkiye’nin 200 yıllık politikası Rusya karşısında yalnız kalmamaktır. Rusya’ya herhangi bir konuda (enerji, silah, teknoloji vs.) bağımlı olmak Türkiye için risktir.
    3) Türkiye’nin Japonya’ya ile başta Nükleer enerji olmak üzere büyük ortaklıklara neden hâlâ başlamadığı da bir büyük garabet olarak önümüzde duruyor.
    4) Çin’den füze almak yanlış olmazdı. Çin’e nükleer santral sipariş etmek te öyle. Çin bizim iç işlerimize ve bölgemize karışmaz. Japonya da öyle, Güney Kore de. Dost ve kardeş ülke Pakistan’ın Nükleer konusunda adının hiç geçmemesi de bir başka garabet.
    5) Rusya, Nato ve Avrupa Birliği üyesi Ukrayna’nın toprağını işgal ediyor. Kimseden ses çıkmıyor, itiraz yükselmiyordu. Bu da bir garabetti. Rusya, Nato üyesi bir ülkeyi ABD’nin onayı olmadan işgal edebilir mi sorusu cevapsız kalmıştı. Demek ki baba-kızın zehirlenmesi işin bahanesidir. Rusya’ya karşılık verilmesine karar verildi. Epey gecikmeyle…
    Bizim de başımıza iş gelir mi? Veya bizim de başımıza çorap örülüyor olabilir mi? Olabilir…
    Her hâl ve kâr’da “Nükleer”, “Doğalgaz” ve “Füze” konularında Rusya bizim için yanlış adrestir.
    Bizim, Avrupa Birliği’ne girmemiz mümkün değildir. Türkiye, kendi Avrasya birliğini kurmalıdır. Bizi Nato’dan atmaya çalışıyorlar. Buna da dikkat etmeli.

  5. Evet Taha kardes, sizin son cumlelerinize katiliyorum aynene oyle kendini bu millete cok guzel satiyor.
    Benim hakkimi kim yiyiyorsa helal degil haram olsun.
    Sizce Erdogan gercekten “DINDAR” bir lidermi? Yoksa”DINI”siyasete aletmi ediyor?
    Bir Musliman kadinin bir erkegin yaninda resim cekilmesi ne kadar islamla bagdasiyor?
    Taha kardes sizin siyasi gorusunuze saygi duyarim ve gercekte siz cok kibar ve terbiyeli birisiniz.onun icin ben neden yillarca beyenerek oy verdigim bir siyasetciyi niye elestireyimki.
    onun icin simdi neden RT Erdogani elestirdigimi size bir ornekle aciklamak istiyorum.
    Biz ( eski AKP liler) Riza Zaraf a Sarlatan, uskagitci,dolandirici,hirsiz, yalanci bu kisi Turkiyeyi Iranin tuzagina dusuriyor dunyaya bizi rezil ediyor vb eklenecek cok seyler var bu kadar yeter.Aynisini Trump icinde soyledik.
    Peki RTE ne dedi? hayir sever is adami diyerek onu goklere cikarirken Turk polislerini terorist ilan edip isten atti ve onuda devlet madalyasi vererek odulendirdi.Bu da yetmezmis gibi iki defada da ABD ye onun icin nota verdi.
    Burada ABD de siradan bir avukatin saat ucreti 500 dolar ve Hakan atilla halen hapis. O juru uyelerinin yedikleri ictikleri ve he rdakikalari bunlara hakimler savuculari da ekledikmi bu masiraflarin hepisi TC tarafindan odeniyor bir RIZA ugruna turkiyeyi maddi manevi batirirken sesizmi kalalim?. ya trumpa verilen rusvetler oda cabasi.
    Taha bey bu yazdiklarim yapilan ve su an Almanya ve ABD ellerindeki bilgileri koz olarak Erdogana isdediklerini yaptirdiklarini da yakinda yabanci basin tarafindan aciklanir.Bunlardan dolayi RTE elestiriyoruz yoksa onunla her hangi bir dusmanligimiz falanda yok maksadimiz biz onun bizlerden gizlediklerini bildigimizi ve aptal olmadigimizi kendisine anlatmak.
    Saglicakla kalin

  6. Türkiye bu sebebten zorda falan kalmaz, yorumcuların kendini hatırlatmak için yaptığı zorlama yorumlar.Rusya kötüde Batı çok mu masum?15.temmuzun gerçek darbe olduğunu bunlar uzun süre kabul etmekte direndiler ve sözde demokratlar askeri darbe yapanları mülteci olarak kabul etti,kimi baş patronu uzun yıllardır barındırıp kullanıyor hala.Hiç değilse:Rusya gibi tarihinde hiç demokrasi ile tanışmamış bir ülkenin,Batı devletleri gibi müttefiklerini devamlı satma huyu yok,aksine sonuna kadar arkasında duruyorlar.O yüzden dertlenme Fehmi bey Türkiye’ nin coğrafi konumu zaman zaman dertler açsada,zaman zaman avantaj da sağlıyor.

  7. Geçenlerde hem de Boğaziçi Üniversitesinde, Afrin harekatı için lokum ikramında bulunan öğrencilerin bu faaliyetine, onların lokum masasını devirerek tepki veren karşıt görüşlü öğrencileri, Erdoğan’ın onları ”komünist teröristler” diye nitelemesi, Koru’nun; ”Türkiye’yi zora düşürebilecek gelişme yaşanıyor, ama oralı bile değiliz” tezini boşa çıkaracak türden…

    Şöyle ki; hiç gündemde yokken, 91′ de yıkılan bir SSCB ile beraber uzak geçmişte kalmış komünizm tehlikesi yeniden ülkemizin gündemine giriş yapmış oldu. Sıradan bir şey mi?

    Nurettin Canikli, MEB Bakanı Yusuf Tekin ve Başbakanın, yargı, milli eğitim ve askeriyede ”FETÖ tehlikesi ortadan kalktı” yönlü açıklamaları ülkemizin yeni gündemlere yelken açacağının birer emaresi gibi duruyor.

    Başını Emanuel Macron’un çektiği ve ABD ile bir çok AB ülkesinin birlikte Rusya’yı mahkum sandalyesine oturtan eylemleri, yeni bir soğuk savaş döneminin başlangıcı mıdır bilmem ama, daha çok ABD ve Batı’nın Çin ile ilgili politikalarını geliştirmek/uygulamakla ilgili Rusya’yı sıkıştırmak ve harekat alanını daraltmakla ilgili olabilir.

    Biz de, ”komünizm” terimini ülke literatürüne yeniden kazandırırken, aslında ön alıp, bu cepheleşmede tarafımızı BATI’dan yana belirleyeceğimizin ”ip ucunu” göstermiş olduk. Yumuşak bir geçişle, bununla daha çok iç kamuoyunu buna alıştırmak için bir girizgah yapmış oldu Cumhurbaşkanı. Aksini tercih etmek Batı ile iplerin kopma aşamasına geldiğini kanıksayan topluma, bunu farklı dille anlatmak, halkın kafasında çelişkiler yumağı oluştururdu.

    Doğu Akdeniz’ de doğal gaz sondajı ABD’nin himayesinde devam ederken, özellikle Çin için vergi artışıyla ithalat kotası koyan ABD, İngiltere ve AB ülkeleri ile safları sıkıştırıp rotayı Afrika kıt’asına çevirmiş oluyor.

    Böylesine devasa ekonomik ve siyasi bir ”cephenin” karşısında yer almak Türkiye için pek rasyonel olmasa gerek..Türkiye, Rusya ile olan kısa süreli flörtüne, eski defterleri karıştırıp ”seni gidi komünist seni” diyerek son verme atraksiyonu içerisinde galiba…

  8. Onumuzdeki donemde turkiyenin en cok dikkat etmesi gereken konulardan biri de fetocu evlendirme kataloglarindan neset etmis haramzade sayisini ve gen haritasini tespit etmektir!

  9. Iyi de abd nin ve ab nin devlet baskanlarini rus bilgisayar korsanlarinin sectigi bi dunyada bu tedbirler nereye kadar ise yarar ki? Zavalli kirim ve ukrayna, gurcistan ve guney osetya dunyanin gozleri onunde parcalandi batidan tik cikmadi! Kopeklesmenin tarihi…

  10. Artık Türkiyeyi kendilerine mecbur edebilecek ne pozisyonda ne de güçteler. Bunu yapabilecek durum ve imkanda olsalar bir an bile tereddüt etmezler ama değiller. Alman eski dışişleri bakanının geçen günkü görüşlerini herkes okusun. Kısaca Türkiyenin gücünü ve bağımsızlığını ve kendi menfaatlerini koruma güdüsünü kabullenmeyi batıya tavsiye ediyordu. Evet durum bu ve batılılar önce kendi menfaatlerini rasyonel olarak korumakta mahir oldukları için kısa zamanda hepsi bu duruma uyacaklardır. Bunun emareleri de var abd ve ab ile yeniden eşit pozisyonda ortaklık kurma görüşmeleri halen başlamış durumda zaten. Eminim ki Fehmi bey de bunun farkında ama henüz bu konuya gereken ilgi ve alakayı göstermiyor. Belki bir kesim gibi o da eskiye dönülme ihtimalini olabileceğinden fazla görüyor ve temkini elden bırakmıyordur. Kimbilir?

      • Bugünkü Karar gazetesinde Mete Yararın saman mevzuu ile ilgili yazısından;

        iki kez hava ve üretim modeli değişikliği nedeniyle Bulgaristan’dan saman ithal etmişiz. Birinde 5 bin ton, diğerinde 9 bin ton saman ithal edilmiş. Tonu yaklaşık 40 dolar. Yani son alınan saman için ödenen para 360 bin dolar.
        İthal etme sebebi olarak et üreticileri şu ifadeleri kullanmışlar:
        “Türkiye’de özellikle saman üretiminin yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buğday ve arpa tohumunda değişikliğe gidildi. Yüksek dane verimi olan ama sapı kısa çeşitler ekildi. Ayrıca yine bu bölgede biçerdöverler yüksek biçim, yani daneye yönelik biçim yaptıkları için sap anız olarak tarlada kaldı ve saman verimi düştü.”
        http://www.karar.com/yazarlar/mete-yarar/neymis-kardesim-bu-saman-6572

  11. Sn. Koru diyor ki “Pek çok Batı ülkesinin enerji açığını kapatan ülke Rusya…”

    – Iyi ama, madalyonun tersi de var. Enerji satarak her Bati ulkesinin parasina ihtiyaci olan ulke de Rusya. Şurası bir gerçek ki Rusyada Putin yönetiminin mafyavari gaddar tutumu ve Suriyede ozellikle Dogu Guta’da giristigi acimasiz zulmu dolayisiyla hesaba cekilmesi zamani geldi geçti bile. Bizim ic siyasetimizde de luzumsuz cekisme, gerilim, karsilikli posta atmalar oluyor ama Rusya bir alem. Putinin bir eli kanda gibi bir manzara var Rusya’da.

    Ayrıca deniyor ki “ … Soğuk Savaş yıllarında, Türkiye, Batı’nın cephe ülkesi konumundaydı; şimdi “Ya orası, ya burası” tercihiyle karşı karşıya bırakılabiliriz”.

    – Batılı muttefikler, epeyce bir süredir, C.B. Sn. Erdoğanın Suriye politika ve icraatleri ve genel olarak ters çıkışlarına rağmen Turkiyeyi zorlama konusunda o kadar acele edecek ve ileri gidecek kadar aptal degiller. Erdoğan’a kızmıyor degiller. Ancak, Rusya’ya hakettigi şekilde kesin tavır koyacaklari bir zamanda, Türkiyeyi de Putine mahkum etme ihtimalleri çok düşük. Bu Putin’i bir taraftan cezalandırırken diğer taraftan ödullendirmek anlamına gelir. Türkiye ile daha müsait bir zamanda bir NATO ulkesi olarak oturup konusacaklardir ve hatta bir ölçüde köşeye de sıkıştıracaklardır (Türkiyenin kararlığını test etmek için bir ölçüde blöf de yapacaklardır). Ancak, Turkiyeye normal şartlarda çekidüzen verip NATO dahilinde yanlarında tutmanın kendilerince çok daha akıllı ve avantajlı bir durum olacagını biliyorlar. Daha önce sözünü ettiğim haber/ropörtajda (http://fehmikoru.com/bir-opucuk-bir-yumruk-abdnin-dis-politika-yontemi-bu/) bu izlenime vardım. Turkiye’nin de serinkanlı ve samimi olarak oturup içini dökme fırsatı var. Bunu iyi bir şekilde yapabilirse ilişkilerin mümkün mertebe düzelmesi için bir çıkış olabilir. Höt höt basmakalıp atacak zaman değil, akıllı bir diplomasiyle Türkiyenin tavrı ve icraatleri konusundaki haklılıgını karşı tarafa ikna yoluyla anlatma zamanı. Sadece Çavusoğlu grubu degil, gerekirse muhalefetten de tecrübeli diplomatların bu görüşmelere dahil edilmesi ulkenin bu konulardaki birlik beraberliğinin sembolik tezahürü olur ve bu da karşı tarafta daha ciddi ve bize avantajlı bir etki yaratır. Bu konularda partiler-üstü hareket etme zamanıdır, hele bu devirde….

    Soğuk savaş/ekonomik savaşlar olacaktır ama 3. Dünya savaşı çıkması için fazlaca endişe etmeğe gerek yok, bence….. İnsanlık ilk iki dünya savaşı sonuçlarından yeteri kadar ibret almış durumda…

  12. Bizim saray medyası görev bölümünü önceden yaptığı için bir kısmı piyasada yağ kalmadığından dolayı yağ üretmekle meşgüller. Diğer bir kısmı vergilerimizi tepe tepe kullanarak hergün TC Cumhurbaşkanının AKP reklamını yaptığı seçim mitinglerinden vakit buldukları zaman dinlenmek için “HAVUZUN” keyfini çıkariyorlar!
    Bu arada Koru gibi yazarların da sitesini 24 saat kontrolde tutan trollerin sayısında azalma hiseedilmesin diye de isim ve yazı üretimi ile bayağı uğraştıkları için çok meşgullar.
    Ha bir de Twitter ve Facebook’u da unutmamak gerek onlar için küfür ve hakaret edecek elemanları da beslemek zorundalar. Zaten Türkiye’yi halletme işini reis meydan okumayı iyi becerdığinden dolayi onlari pek ilgilendırmiyor,reis ne zaman onlara ihtiyaç duyarsa zaten önceden hazırlanmış emirleri köşelerinde veya gazetelerinde yayınlarlar.
    Fehmi bey Túrkiyenin tek bir derdi var, o da reisi tekrar başkan yapmak..
    Bakalım daha ne kadar kul hakkı yiyebilecekler..

    • Nurdan abla,

      yorumlarinizi okurken, simdi bir yolunu bulup mutlaka RT’nin basina baylozu indirecek diyorum. Öylede oluyor. RT demokratik yollardan (hic degilse bundan önceki siyasetciler gibi) kendini bu millete sectiriyor.

      Kul hakkindan bahsetmis, ne Kadar daha yiyeceklerini sormussunuz.. Ne yapalim? Sistem bu, yemese bile, birileri cikip “yedi” diyor.. Yesede, birileri cikip “helal olsun sana” deyip yine seciyor.

      … Kul hakkini yesede yemesede, yiyip yemeyecegini yine secimler belirliyor..

      Ama ben kendi kanaatimi belirteyim… Bence RT bu siyaset isini cok iyi biliyor… helal olsun ona… yesede yemesede.. 🙂

  13. bir tür 3. dünya savaşı bir süredir yaşanıyor.
    1. dünya savaşı Avusturya Macaristan veliahtının öldürüldüğü gün başlamadı elbette, sömürge rekabeti, silahlanma, milliyetçilik akımlarının etkisi, ekonomik rekabet, devletlerarası bloklaşma vs pek çok hazırlayan sebebin olduğu bir sürecin sonunda patlak verdi. keza 2. dünya savaşı da öyle, almanya nın polonya ya saldırdığı tarih başlangıç kabul edilse de öncesinde devletlerin işbirliklerine yöneldiklerini ve yine bloklaştıklarını görüyoruz. bugün de benzer bir süreç yaşanıyor. ırakın işgalinin ardından suriye ve burada koalisyon adı altında yaklaşık 50 ülkenin olmasıyla işin hazırlık kısmı bu topraklarda başladı. bunu uzun süredir yazıyorum. burada yani ortadoğuda genişletilecek cephenin ardından işin akdeniz ve pasifik ayakları ağırlık kazanacak gibi görünüyor. rus ajanların öldürülmesinin bu denli büyütülme si ve diplomatların sınır dışı edilmesi, abd nin çelik ve bazı çin ürünlerine getirdiği kota ve ek vergiler, çinin bunlarla ilgili dünya ticaret örgütü üyelerini gruplaşmaya çağrısı ve başka gerekli yolları kullanacağını açıklaması, sorkozy meselesi, aşırı sağın yükselişi, balkanlarda yüksek gerilim vs daha pek çok meseleleri bir araya getirirsek yeni bir dünya savaşının ayak seslerini duyar mıyız???
    sıkıntı çok elbette. izlandanın komşusu olmayan bizler için bütün kavganın tam ortasında olmakta ayrı bir keyif doğrusu. ancak unutulmamalıdır ki bazen büyük krizler büyük fırsatları doğurur. her blok bir şekilde türkiye ye ihtiyaç duyacaktır, kartlarımızı doğru oynarsak fazlaca bir tarafa meyletmeden dengede durmaya çalışırsak en az zararla hatta belki de karla çıkmak mümkün olur. aksini düşünmek istemem, kimse de istemez sanırım.
    deneyimli gazetecilerden de beklentimiz olayları münferit ele almalarının yanı sıra yaşanan gelişmeleri geniş bir perspektiften ele alıp detaylı ve geleceğe dair öngörü oluşturacak derinlikli analizler yapmalarıdır. kaç diplomat kapı dışarı edilmiş bilgisi yeterli değil diye düşünüyorum.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here