“2022 Türkiyesi” denildiğinde, akla, konser yasağı, parti faaliyetlerini engelleme veya deri rengine tahammülsüzlük gelmemeliydi

22
Geçmiş zaman olur ki.. Bir fasıl gecesinde sanatçılarımız..
Reklam

Müzikten hoşlanılan bir ailede büyüdüm. Rahmetli annem müzik hocası Fikri Bey’den –Şenürkmez– çalmayı öğrendiği mandolini ara sıra eline aldığında ayrı bir heyecan duyar, radyodan seslenen sanatçılara güzel sesiyle eşlik ederdi. Televizyon çıktığında en fazla müzik programlarından keyif almıştık. Her yıl fuar zamanı İzmir’e akın eden sanatçıları dinlemeyi bir yıl boyu iple çekerdik.

Aynı zamanda besteci de olan İzmir radyosundan Ali Rıza Avni’nin arşiv destekli programlarının hastasıydım.

Yıllar sonra yakın dost çevremle her ay en az bir kez bir araya gelmeye karar verdiğimizde buluşma fırsatını bizlere müzik sevgisinde ortaklığımız sağlamıştı. ‘Fasıl’ akşamlarımıza ilgi gösterenlerin sayısı başta onlarla ifade edilirken sonraları her eğilimden yüzlerce dost ilgi göstermeye başladı.

Fasıllar müzik zevkinin sanıldığından çok daha geniş bir çevrede yaygın olduğunu bizlere öğretti.

Bu Türk musikisiyle ilgimin kısa özeti.

Müziğin yerelden evrensele uzanan çekici etkisinin canlı tanığıyım.

Londra’da bir ara aynı evi paylaştığım İzmirli bir akademisyen, LP denilen büyük plaklardan sıkça özellikle Bob Dylan’ı dinlememden bayağı rahatsızlık duyduğu ve bunu unutulmaz şarkıların sahibi için “Hayatımın manyağı” gibi bir sıfatı ısrarla kullanarak belli ettiğinde, bazı kulakların güzelliklerin her çeşidine açık olmadığını ilk kez anlamıştım.

[Yıllar sonra, bir Amerika seferimde, genç bir yakınımı, hayli uzak bir yerde sevenlerine konser vereceğini öğrendiğim Bob Dylan’ı dinlemeye götürdüm; biraz da zorlayarak… Hayranı olduğum sanatçının yaşlanmış sesini daha da kötüleştiren ses düzeninin de ihaneti yüzünden, ilk yarısı sonrası konseri terk etmeyi yakınıma ben teklif edecektim.]

Reklam

Daha sonraki ev arkadaşım ile, bir asırdan uzun zaman önce ülkesini ziyaret eden Sultan Abdülaziz onuruna Kraliçe Victoria’nın müzik ziyafeti düzenlediği Crystal Palace’ta, o sıralar gencecik bir sanatçı olan Santana’nın konserine gidecek ve dönemin -1978 yılındaydık- her ülkeden gençlerinin müzik ortak paydasında buluşabildiğine, o kalabalıkta gözlerimiz ve kulaklarımızla tanıklık edecektik.

Hayatlarına müzik zevki sığdırmamış insanlara hep acımışımdır.

Bu girişi şu sıralarda “Konserler, müzik festivalleri yasaklarla engelleniyor” yollu haberler üzerine yaptım.

Anlaşılan o ki, ‘müzik’ konusunda farklı düşünen, onu ‘tehlikeli’ bulan ve elinden geliyorsa başkalarına da yasaklanmasını isteyen birileri var.

Olabilir, herkesin her incelikten anlaması beklenemez.

Fakat anlayış eksikliklerinin güçleri yetiyor diye başkaları üzerinde baskı unsuru olarak kullanılmaya kalkışılması ve bazıları yıllardan beri belli zaman aralıklarında tekrarlandığı için artık gelenekselleşmiş konserler ve festivallerin yasaklanması hiç hoş değil.

Müzikten hoşlanmayanlar icra edildiğinde kulaklarını o seslere kapatabilirler; ancak başkalarını o zevkten mahrum etmeye kimsenin hakkı yoktur.

Belli tarz müzikten hoşlanmayan kendi hoşlandıkları tür müzik icra edilen ortamlara gider. Her tür müziğe kendilerini kapatanlar da bulunabilir elbette, onlar da konserlerden ve festival mahallerinden uzak durmakta özgürdürler.        

Reklam

Hani bütün yasaklar yasaklanacaktı?

Zihnim konserler ve müzik festivallerine getirilen engellerle meşgulken, TV haberlerinde bir başka yasak görüntüleri karşıma çıktı.

Muhalefet partilerinden birinin lideri Ege’de bir ili ziyaret ederken, partinin yerel yönetiminin vatandaşları liderleriyle tanıştırmak için düzenlediği mitinge önceden başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle izin verilmemiş.

Partililer ile güvenlik görevlileri kameralar önünde bu konuyu tartıştılar.

Ne zamandan beri vatandaşlara görüş açıklamak için partilerin izin alması gerekiyor?

İzin değil, bildiğim kadarıyla bilgi vermek bu tür etkinlikler için yeterli.

Görüntülerde beni fena halde şaşırtan, siyasi etkinliği engellemek için o mahalle gelmiş olan görevlilerin ‘sivil’ kıyafetli olmasıydı. Devletin güvenlik görevlilerinin, böylesine bir uyarı için parti yetkilileri karşısına rütbelerini de belli eden resmi kıyafetleriyle çıkması gerekmez miydi?

Benzer bir görüntü, bir süre önce, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuş siyahi bir iş kadınının mekanını kapatmak için Ankara/Kızılay’daki kafesine giden güvenlik görevlileri ile ilgili haberde de vardı. Bir güvenlik görevlisi, sivil kıyafetiyle, yapılmak istenen işlemin yanlış olduğunu duyurmak ve kadına destek çıkmak için orada bulunan bir milletvekiliyle ağız dalaşı yapmaktaydı.

Kameralar önünde.

İzlerken donup kaldığımı hatırlıyorum.

Görevliler devlet adına bulundukları ortamlarda resmi üniformalarını taşımak zorundalar.

Askerse asker üniformasıyla, polisse polis üniformasıyla…

Milletin vekiliyle konuşan devlet görevlilerinin, o milletvekili hangi partiden olursa olsun, bütün milleti temsil ettiği için, ona, kendi bakanları kendilerinden nasıl bir saygı bekliyorsa aynı saygıyı göstermeleri gerekir.

Devletin askeri veya polisi milletin vekiliyle ağız dalaşına giremez.

Ankara’daki olayda hoş olmayan bir başka yön de, faaliyetine engel getirilmek istenen mekanın sahibinin derisinin renginin bu gayretin sebebi olabileceği ihtimaliydi. 

İzlediğim haberde bu yön açıkça vurgulanıyordu.

Siyahi biri, bir kadın, Somali’de doğmuş, Türkiye’de bir Türk’le evlenmiş, yıllardır yaşamakta olduğu ülkemizde bizden biri ve vatandaş olmuş, maişetini kazanmak için açtığı kafeye kendisi gibi siyahi müşteriler çokça geldiği için…

Kalemim cümleyi tamamlamama izin vermedi.

Zevklerin -veya zevksizliklerin- uygulamaya kalkışılan yasakçılıkla başkaları üzerinde de geçerli kılınmaya çalışılması, partilerin kendilerini tanıtma faaliyetlerini kısıtlamaya kalkışılması veya derisinin rengi yüzünden insanlara farklı muamele yapılması 2022 Türkiyesi’ni iyi yansıtmıyor.

Yoksa iyi yansıtıyor da böyle düşünmekle ben mi yanılıyorum?  

İktidar kadroları buna kendileri karar vermeliler.

ΩΩΩΩ

Reklam

22 YORUMLAR

  1. İktidar ne zaman yasakçı oldu. Galiba zihniyet hep aynıydı. Sadece zamanlama meselesi. Kan kardeşleri gibi zamanı gelince ortaya çıkıyorlar.

  2. MEZHEP NEDİR?

    Mezhep:Mezhep, gidilen, tutulan yol demektir.

    Bu tanımdan birşey anlamadınız Açıklayım:

    Şimdi biri dese ki ben Fehmi Koru gibi bir yazar olmak istiyorum dese bu Fehmi Koru mezhepi olur. Biride deseki ben Cüneyt Arkın gibi Artist olmak istiyorum dese bu cüneyt arkın Mezhepi(yani gidilen yol) olur.

    4 hak mezhep vardır bu imamlar Ebû Hanîfe, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve Ahmed bin Hanbel’ bu imamlar parti kurar gibi şu mezhebi kuruyorum dememiş Biz demişsiz ki ben 600 sayfalık Kuranı ve 20 ciltlik Kütibi sitte hadis kitabını okuyarak doğru yolu bulamam Çünkü Kuranın sayfasını okurken diğer sayfasını unutuyorum, onun için Şu imamı veya imam azamı takip ediyorum demişiz.

    Dikkat edin Mezhep Gittiğin yol yani takip ettiğin İmam.

    Bu imamlar Allah tarafından Nimet verilen kişiler, sahabenin Torunları Dini tam bilen kişiler.

    İmam şafi Kuranı kerimi 4 günde okumuş ve hafızasına alan kişi. İmam Azam 7 Günde Kuranı Kerimi okumuş ve hafızasına almış kişidir Ve ayrıca Tüm hadisler aklında, hadis ravileri(hadis nakledenlerin) hayatına kadar güvenilirmi kişi olduğuna kadar biliyor.

    Şöyle söyleyim bir menkıbe anlatırlar bu doğrudur suda sürüklenen Elmayı yer sonra pişman olur ve helallık için 8-9 sene çalışan sonrada kötürüm kızımla evlen denen kişiler bu harama uzanmayan kadın ve erkek, imam azamın Ana ve babası.

    Her Rekatta Fatiha okuruz ne der:

    “Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine ve sapkınlarınkine değil.”

    Bir hadis:

    Hz. Peygamber (s.a.s) Ebû Hureyre’den rivayet edilen bir hadislerinde: “…. Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka (Fırka-ı Naciye) dışında kalan yetmiş iki fırka Cehenneme gidecektir”, buyurmuşlardır.

    Yani Fırka naciye sünnete uyanlar Ehli sünnet kişiler.

    Bu 4 imam Ehli sünnettir.

    Bu imamlar şunu dememiş bana göre kurallar böyle dememiş nefsine göre hüküm vermemiş kaynak Kuran, Kuranda yoksa hadis diğerleri Kendine göre dini saptırmış.

    Geriye gittiğinde bu hak mezhepler 20-30 ‘tu uygulayanlar kalmayınca yok olmuştur.

    Sizin yolunuz nedir bu gerçek imamlarmı yoksa sapıtan imamların yolumu yoksa bunları tümden yok sayıyorsanız Şöylemi yapıyorsunuz Bana göre ayet şöyle diyor diye yeni bir Mazhep mi kuruyorsunuz?

    Elbette ölçü Peygamber efendimiz dini ondan başka en iyi anlayan yoktur. Kuranda peygambere uy diyor. Peygamber yok vefaat etmiş o zaman hadisine uy.

    Şöyle söyleyim Bu hak mezheplar Ana konular bir yani Namazımız bir orucumuz bir, Haccımız bir, Zekatımız bir sadece tefeuratta farklıyız.

    Bediüzzaman hazretleri Mezhebin gerekli olduğu dünyanın büyük olduğu her coğrafya yaşayan insanların farklı olduğunu bildirir.

    Şöyle örnek vereyim. Allah bize Abdeste Başa Mesh emri vermiş Ama nasıl yapılacağını söylememiş. İmamın birine göre dörtte biri, imamın birinin bölge sıcak tümünü demiş öyle rahatlamış, İmam malike göre 2 parmakla başa dokundurup çekiyon. Bunu Açıklayalım:

    Şimdi Kutup bölgesinde müslüman olan biri olsa Başının Tümüne Mesh yapan imam gibi başına mesh yapsa her gün hasta olur ve sonunda derki bu din yanlış der. İmam malike göre 2 parmak başa değdirip çekse hasta olmayacak. Görüyormusunuz Allah kesin Hüküm koymayarak bölgelere göre bu teferuatın oluşmasını nasıl sağlıyor.

    ALEVİLİK MEZHEPMİDİR?

    Alevilik mezhep değildir kendilerini Ali yolunda olduklarını, Ehli beyti, 12 imamı çok sevdiklerini söylerler.

    Hz Alinin yolu peygamberin yoludur yani Sünnete uyan kısaca sünni deriz. Sapıtanlar hariç, sünni dediğimiz ve Alevi dediğimiz kişilerde sapıtanlarda var.

    Kemal Kılıçdaroğlu gerçek Alevimi?

    Kılıçdaroğlu Elhamdülillah Müslümanım diyor. Müslümana kafir diyen dinden çıkar.

    Peygamber efendimizi kabul ediyormu?

    Konuşurken Çok hadis söylediğini biliyorum, Adalet konusunde veda hutbesinden çok bahseder.

    Namaz Konusu?

    Sahtekar aleviler namaz konusunu çok itiraz ederler.

    Kılıçdaroğlu reklam yapmayı sevmez özü sözü birdir. Günlük namazı kıldığını görmedim bunu anlamak için şuraya bakarız.

    Kendisi bulunduğu Şehirde Hiç bir Şehit cenazesini kaçırmadı Acaba dedim katıldıda namaz kıldımı diye soru geldi Araştırdım Cenaze namazı kılıyor.

    https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/binali-yildirim-cenaze-namazinda-sasirdi-569156

    Not:Ülkenin batısı ve ortası imamı Azam Ebu hanifeyi takip eder. Doğusu imam şafiyi takip eder. Bir imama samimi bağlı kalabilirsin. Bir sorunda çıkılmaz olursa diğer imamı taklit yapabilirsin yani o konuda diğer hak imama uyabilirsin.

    Nurdan Abla Doğu halkından, İmam şafiye uyarlar. Şehirlerde, özellikle başka ülkelerde bayağı bir zorlanırlar. Misal abdest alsa Erkek dokunsa bozulur abdesti yeniden alırlar onun için Yabancı ülkede dini vecibelerini yerine getirebilmesi için imam Azam ebu hanefi meshebine geçebilir, imam azam şehirde yaşadığı için hükümler daha kolay.

    Son söz: Mezhep takip ettiğin imam, sana kalmış bir sürü sapıtmış imam var ya onlara uyan yada bana göre den kendi yolunu Mezhebini oluşturabilirsin.

    Misal Yeni yetme İmam, imanın şartı 6’yı inkar ediyor sen daha Kurandan bir sayfayı okurken diğerini unutuyorsun ama önce ki imamlar bunu ortaya koymuş delilmi istersen 4’ü AMENE RESULU Ayetinde var.

      • Aleviler iki değil ikiyüze ayrılır Teo.
        Mesela bir kısmı Sünni inancı benimsemiş, çoğunluk Hanefi mezhebine göre ibadet inanç kısmını tercih ederler.
        Bir kısmı daha farklı inanç geliştirmiş
        Bir kısmı şia İran türü matem ağırlıklı
        Bir kısmı şimdiki düzensizlikte ortada kalmış hissediyor kendini ve korkarım ya başka dinlerin tuzağına düşerler, yada ateist bile olur.
        Burada püf noktası inananların rütüel değişikliği değil!!!
        “Alevilik bir yaşam biçimidir”
        Diyenler dir asıl olayın merkezindekiler!
        Ama fakat…
        Bunlarda aeropadaki ajanların eline düşmüş, kadınlı erkekli camide namaz kılıyoruz diye…
        Yani demem o ki,
        Daha çook zaman geçecek gibii..

    • “….Mezhebin gerekli olduğu dünyanın büyük olduğu her coğrafya yaşayan insanların farklı olduğunu…”
      Teo sadece bunu söylesen okurlardı yorum okuyucular!
      Mezhebe şu anda gerek varmı bilemem ama, 1000 yıl önce valinin kaymakamın hacı hocanın işini birileri üstlenmiş!
      Bu günün gözüyle onları yorumlamak abes.
      Sonuç:
      Din inanç kitap peygamber insanoğlu için gerekli birşeydir!
      İsterse en son teknik bilgisayardan herşeyi öğrenebilelim,
      İsterse sadece Kur’an okuyarak birşeyler yapıp yaşamımızı sürdürelim!
      *Okursak, Allah’ın dediklerine uyarsak bu dünyada cenneti prova ederiz,
      *Şarlatanları dinlersek cennete giden yolu daha bu dünyadayken şaşırır, cehennem çukuruna düşeriz!

  3. Artık benim valim, benim polisim, benim bekçim, benim muhtarım devrindeyiz. Devran dönene kadar böyle …

  4. GÜRÜLTÜ
    “… Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar…”Münafikun-4
    Gürültü, yüksek volümlü,rahatsız edici ve yararsız sestir.
    Münafikun suresinin 4.ayetnde münafıkların özellikleri sayılıp tarif ediliyor. Buna göre:
    1– Dış görünüşleri yani tipleri iyidir.
    2– Hitabetleri iyidir. Boş konuşmakla birlikte kendilerini dinletirler.
    3– Bomboşturlar. İşe yarar bir birikimleri yoktur. Bu vasıfları”kütük” olarak tarif edilir.
    4– Kendileri dışında hiçbir sese tahammül edemezler. Bu durum “..Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar…” şeklinde tarif edilmiştir.
    Esasen kendileri yüksek perdeden, rahatsız edici ve boş konuştukları için, “kendileri dışında” her sesi bu şekilde görürler.
    Burada tamamen septik, paranoyak ve narsist bir ruh hali resmedilmektedir.
    Kendileri dışında hiç kimseye güvenmedikleri için, herşeyden şüphelendikleri için, başka sesten acayip rahatsızlık duyarlar.
    Kendilerine aşık oldukları için kendi seslerine de aşıktırlar. Bu nedenle başka hiçbir sese hiçbir şekilde tahammül edemezler.
    “Münafıklar şüphesiz cehennemin en alt tabakasındadırlar….” Nisa-145.
    Bu Dünyada da ruhen cehennemi yaşadıkları için, başka insanlara da bu Dünyayı cehenneme çevirmek için ellerinden geleni yapacaklar
    Bu vesileyle bu gece gördüğüm bir rüya:
    Bir sahıs konuşma yapıyor.
    Fazla kalabalık yok.
    Ben konuşma yapan şahsa yönelince konuşmasını kesip beni dinleyecek pozisyon alınca bende hem şikayetlerimi anlatarak yanına epey yaklaşıyorum.
    Yanına yaklaştığımda gördüğüm manzara şu:
    –Şahsın sol gözü çıkmış ve küçük 2-3 cm lik bir çizgi haline gelmiş ve çevresi de kızarmış ve morarmış.
    – Burnu da üst çizgi kısmı dışında kızarmış ve morarmış
    – Sağ göz de deforme olmuş ve şaşı bir hal almış.
    – Sağ göz ve alın dışında vücudunda kızrık morarma ve sarkıklar oluşmuş.
    Ben bu hali görünce “kendini anlamaktan aciz, beni mi anlayacak ” diye düşünüyorum.

  5. 2022 Türkiyesine yakışıyormu.

    Kılıçdaroğlu,

     “Yüksek Seçim Kurulu’nun bilmediği şeyleri ben biliyorum, Yüksek Seçim Kurulu’nda olmayan bilgiler bende var” demiş.

    YSK’nın elindeki bilgiler gerekli olduğu kadar ise, Kemal Bey’in CHP’si gereğinden fazla bilgi mi elde etmiş?

    Nereden toplamış?
    Nasıl toplamış?
    Maskeli kişiler mi getirdi yine?

    2022 Türkiye’sinde YSK da olmayıp Kılıçdaroğlunda elinde Fehmi Beyin hangi bilgileri var.
    İsim, adres, doğum yeri ve tarihi, sandık ve sıra numarası yanında,
    TC kimlik numarası, mail adresi, banka hesabı, telefon numarası, kullandığı telefonun markası, ayakkabı ve gözlük numarası, aylık geliri, ailevi bilgileri, sağlık bilgileri, internette nerelere girdiği gibi bilgiler mevcutmu?

    Adamın elinde bilgi var. YSK’nın sahip olduğundan fazlası üstelik. Bu bilgiler Akşenerde, Davutoğlunda, Babacanda, Karamollağlunda, Hdp de varmı? CHP de varsa onlarda niye yok. 6lı madanın ruhuna yakışıyormu?

    Fehmi bey 2022 Türkiyesine bu durum yakışıyormu?

    • YSK ham seçmen verilerini seçime giren bütün partilerle paylaşıyor. Sistem güvensizlik üzerine oturduğu için bunu yapmak zorundalar, böylece güya herkes verileri kontrol edebilecek. Veriler ham veri. CHP bunu işlediğini ve “bilgi”ye dönüştürdüğünü iddia ediyor. Mümkündür. Ham veri bilgi değil, bu büyük verinin bilgiye dönüştürülmesi de günümüzde tüm internet firmalarının yaptığı en önemli iş. CHP bunu başardıysa alkışlamak lazım. Ancak tabii bu bilgi paylaşılmadan, doğrulanmadan bir yargıya varmak mümkün değil. Bilgiyi kendilerine saklayacaklarsa söyleyecek fazla bir şey de yok. Bakalım bilgiyi seçimde başarıya dönüştürebilecekler mi, yaparlarsa o zaman ayakta alkışlayabiliriz. Nihayet teknolojiyi kullanmak aklına geldi bir partinin diye.

      • Aldığım bilgiyi işledim demiyor senden daha fazla bilgiye sahibim diyor .Yani tüm özeline sahibim diyor.Bu bilgi nerden alınır ? İnsanların adresinden , adından başka hangi bilgisi bir parti için lazımdır HİÇÇÇÇ Ozaman buna fişleme derler.
        Daha neler göreceğiz hadi hayırlısı

      • Ender bey!
        Zaten bu tür veriler iyi incelendiğinde AKPnin olmayan 2 milyon oy ile derinciler tarafından iktidara getirildiği anlaşılacaktır.
        Tabii bir de senaryo mahkumiyet ve senaryo infaz ile mağduriyet algısı.

    • Asıl büyük veri iktidarın elinde tabii. Bunu kaçırmamak lazım. Son çıkan haberlere göre Whatsapp dahil her ortamı dinliyor iktidar, herkesin internet hareketlerini takip ediyor. Ve bunu anayasaya aykırı ve kanunsuz şekilde yapıyor. Millet ittifakı (6’lı masa) bu konuda mutlaka bir inceleme yapmalı ve gelecek dönemde bu tür kanunsuz izlemelerin ve fişlemelerin kaldırılacağını, yapanların cezalandırılacağını seçim sözü olarak vermeliler. Demokrasiye dönüş başka türlü mümkün değil.

    • Fehmi beyin çok daha önemli meseleleri var onları yazıyor. siyah birinin işletmesi kapatılacakmış tabi önemli ama bizlerin tüm bilgileri çalınmış yatak odalarımıza girilmiş
      hiç önemli değil olsaydı değinirdi. ama biliyorki yatak odası videosu ile başkan seçilen
      birinden ne beklenir idi deyip üzerinde durmuyor.

  6. Yani Fehmi Beye de bir şey begendiremiyouz birader !
    Bir kaç kurumuş ağaç yüzünden zümrüt gibi yemyeşil ormanlarımızı görmüyor , olacak şey değil !
    Daha dün 20 ilde tam 36 adet hidroelektrik santralin açılışı yapıldı !
    (Sahi bunlar Aydan mı geldi de burda monte edildi , ben anlayamadım !)
    Tarım Kredide büyük indirimler var !
    Sanayi üretiminde artışlar var !
    İşsizlikte milim milim de olsa azalma var !
    Öncü göstergeler , ekonomideki büyümeyi gösteriyor !
    Cari açıkta % 191 artış var !
    ( Ulan bu iyi haber mi kötü haber mi , bak vallahi karıştırdım! )

  7. paket program nedir anlamak lazım diye düşünüyorum. bir ulusun gelişmesi, ilerlemesi, yükselmesi nasıl paket programla mümkünse, yani, adalet mekanizmasını işletmekle, adil paylaşımla, eğitim kalitesiyle, üretmek_çoğaltmak aklıyla, sanat, müzik zenginliğiyle mümkünse,
    gelişememek, gerilemekte aynı şekilde bir paket programla mümkün yani adaletsizlikle, adil paylaşmamakla, eğitim kalitesizliği, üretmemek, israf, adamcılık, bencilik, yandaşlık, yaptım oldu, sanata karşı, müziğe karşı, güzele düşman bir zihniyetle mümkün aksi halde nüfus problemi olmayan, doğal kaynakları zengin olan, jeopolitik durumu güçlü ülkeler nasıl geriler?
    münferit olaylara bakıp bir sonuç çıkarmak eleştirilebilir ama toplumdaki münferit olayların çokluğu bütün hakkında bilgi verir değil mi? gözlerimizi yumarsak bu kendi karanlığımız olur maalesef.
    umarım içinde bulunduğumuz bu yıllar adaletsizlikler, yolsuzluklar, kutuplaşmalar, ekonomik buhranlar, israflar, insanların dinden imandan soğuduğu ahlaki çöküş yılları olarak anılan zamanlar olmaz,
    ne ettikte hak ettik diye sormak lazım o zaman. yaşadıklarımız bir seçimdir sonuçta. dünya hayatımızı seçimlerimiz belirlediği gibi, ahiret hayatımızı da seçimlerimiz belirler, arpa ekip, buğday biçemeyiz değil mi?

  8. Eski kopan film ve kaset bantları yeniden marifet ile özenle birbirine yapıştırılır, daha uzun süre kullanılmaya çalışılırdı. Yenisini almak! İsraf!!!🙁
    CD yetmedi USB verelim. Gramofon dan taş plaktan kulağa takılan bir küçük cihaza …
    Hepsini bize temin edenlerden tanrı razı olsun (hemen yandaşlar bir isim yazamasın!😂).
    -Yıllarca erovizyon yarışmasında sonuncu olmak için!😠 Tonlarca para döktük!
    -Tvvist sahnesi için filmin nerdeyse tüm parasını biz ödedik!
    -Ezanı bile başka dilde okutmaya çalışanlar olmuş (Fransa’da onca çeşit ülkeden müslüman var hangi dilde okutacaklardı acaba?)😯
    *Geçmişi bıraksak,
    Müzik denince akla
    konser!!! geliyor,
    festival…
    Düğün dernek vur patlasın tepinek!..
    *Oysaki şöyle olsa:
    *Güzel Kur’an okuma yarışması,
    *Saz mandolin vb enstrüman çalma yarışı,
    *Liseler arası sesi güzel yarışması.
    *Belli günlerde her okulun çevresindeki veliler ve oturanların seyredebileceği spor etkinlikleri.
    Not:
    Bunlar için ;
    Okullara kapalı spor salonu
    Semte ilçeye kültür siteleri
    Nikah salonları
    Belediye sosyal tesisleri
    (Millet bahçesinde de olur).
    “Bak ne güzel olur değil mi?”

    • Yıllarca erovizyon yarışmasında sonuncu olmak için!😠 Tonlarca para döktük!
      ama birinciliğimizde var,
      iyi şeyleri de söylemek lazım.

      adam lokantaya gitmiş,
      etli patates yemeği söylemiş,
      bir ara garson gelip,
      _eti nasıl buldunuz? diye sormuş,
      adam,
      _patateslerin arasında güçlükle
      diye yanıtlamış.
      işte öyle.

  9. Fehmi bey konser yasağı, parti engelleme, deri rengi vb. bunlar yapay sorunlar. Sahnenin arkasındaki Bizans oyunlarına bakmak lazım. Kurtuluş savaşında ülkemizi işgale yeltenenlerin arkasında bu kez Amerika var. bu her şeyin özeti değil mi?

  10. DAVULUN SESİ UZAKTAN HOŞ GELİR

    Festival iptali sosyal medyada tartışılırken “akpartili değilim ama…” diye başlayan bir yorum dikkatimi çekti. Aynı yorumu buradan sayın yazara hitaben tekrarlıyorum. Madem müziği seviyorsunuz, ailenizde çok seviyor, bütün ailenizi alıp festivalin yapılacağı alana yakın bir ev kiralayıp bir hafta kalmayı kabul ederseniz, kaymakam bey de festivale izin verecekmiş, hodri meydan hem tatil yapıp müzik zevkinizi yaşayın hem de Türkiye yi bu ayıptan kurtarmak elinizde. Şahsen bana böyle bir vazife düşse ülkem için koşardım:)

  11. Mikemmmell bir yazı olmuş bence kanımca şahsımca zannımca 🙂
    Zülfiyare dokunmadann..
    Bana dokunmayan yılann..
    Bizden değilse ondann..
    İşte!.. o bakımdann..
    Neyse.. fazla uzatmadann.
    (Parmağıma diken battı kanadı bant getir başgann kısmını atlıyom bak)
    Adaleti sadece senin tanıdığın dama düşünce hatırlamakk..
    Sadece senden olan için adaleti istemekk..
    Son söz:…………………………………
    (Bu kez boş!)

  12. Sn yazar bir kendini bilmez görevlinin yaptığı yanlışa tüm ulusu katmak ile ne amacliyorsunuz bilmiyorum .Kötü bir örneği buraya tasimak ne kadar anlamsız.
    Bu ülkede hiç kimse renginden dolayı dislanmamis 2 sınıf vatandaş muamelesi görmemiştir.insanlik adına örnek arıyorsanız kafanızı batıya çevirin ve GOZ renginden dolayı nasıl insanlık dışı muamele gördüğünü anlarsınız.
    Muhalefet tamam ama biraz insaflı olmak lazım.

Comments are closed.