Bakan değişmesi daha fazla sertleşmenin habercisi olabilir.. Hatta bir bakan daha…

32
Reklam

Eskiden yeni hükümet kurulması öncesi TBMM’de heyecan yaşanırdı. Bakan olmayı bekleyenler ‘lâcileri çeker’, kendilerini daha görünür hale getirirlerdi. Yeni başbakan, bakanlar kurulu listesini sunacağı cumhurbaşkanının bazı isimlere itiraz edebileceği düşüncesiyle, hükümette yer vermeyi uygun gördüğü arkadaşlarına önceden haber vermez, hemen bütün bakanlar, Çankaya Köşkü’nden çıkarken kapıdaki basına ayrılan bölümde kameralara açıklarken onun ağzından müjdeyi alırlardı.

Anavatan Partisi grubu, Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı seçildiği akşam öğrenmişti yerine kimi başbakan olarak atadığını…     

Yıldırım Akbulut da başbakan olduğunu kendisini yan odaya davet eden yeni cumhurbaşkanının ağzından işitmişti.

Buna karşılık bakanların görevden alındıkları aynı gün duyulur, Resmi Gazete’de ilanı ertesi güne kalırdı.

Artık yeni bir sistemle yönetiliyoruz; kendi hükümetine alacağı bakanları cumhurbaşkanı atıyor… Görevden alınan bakanları kamuoyu -bu arada bakanların kendileri de- Resmi Gazete’den öğreniyor.

Gece yarısı…

Adalet bakanı Abdülhamit Gül’ün başına da aynı durum geldi. Onun koltuğunun boşaldığı, yerine Bekir Bozdağ’ın getirildiği Resmi Gazete’den gece yarısı duyuldu.

Resmi Gazete’de aynı gün -dün- TÜİK’in başkanının görevden alındığı duyurusu da yapıldı.

Reklam

Hiç değilse giden bakanın bu duruma kendisini alıştırabilmesi için devir-teslim töreni bir gün sonraya bırakılsaydı. Ayrılan bakanın yüzünden düşen bin parçaydı çünkü.

Gün boyu konuyla ilgili görüş açıklayanlara kulak verdim. Herkes bakan değişikliği için her biri gerçekten ilginç sebepler ileri sürdü. Giden bakanın kendilerince eksileri sıralandı açıklama olarak; geçmişte uzunca bir süre aynı görevi yerine getirdiği için gelen bakanın neden tercih edildiğini yorumcuların tahmin etmeleri de zor olmadı.  

Dinlediğim her yorumcunun ileri sürdüğü sebebe genellikle hak verdim.

Tek itirazım, giden bakanın kendisinden beklendiği üzere davranmadığı için yerini kaybettiği gerekçesine… Aslında Abdülhamit Gül ara sıra genel politikalarla ters düşer görünen açıklamalar yapsa bile, hemen her konuda kendisinden beklenen tutumlar almaktan geri durmadı. 

İlk bakışta ters gibi gelen söylemlerine artık ihtiyaç kalmamış olmalı ki, görevini söylemiyle eylemi arasında fark bulunmayacak isme bıraktı.

Bundan böyle yargı reformu yapılacağına dair vaatler işitmeyebiliriz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi kararlarına yerli mahkemelerin uyması gerektiği türden açıklamaları da…

Yasalara uygun olmayan uygulamalara da karşı çıkılmaz herhalde…

Reklam

Çelişen açıklamalarının sorun haline geldiğini fark ettiği için, giden bakan, bir süredir uyumlu sözler sarf etmeye başlamıştı. 

Sezen Aksu ve Sedef Kabaş konularında olduğu gibi…

Yine de yerini kaybetti ama.

Gidiş-gelişlerin elbette bir anlamı olmalı.

Ancak anlamı geçmişte aramayı anlamakta zorlanıyorum. Giden bakanın yaptığı veya yapmadığı, yeni gelenin geçmişteki performansı dün meydana gelen değiş-tokuşa ışık tutmada yetersiz kalıyor.

Bir anlam aranacaksa, bunu, düne değil yarına bakarak aramakta yarar var.

Ne olabilir yarınla ilgili o anlam?

Galiba yarınlarda siyasi hayat ülke için şu son günlerdeki yoğun kar yağışlı hava gibi sert geçecek.

İç ve dış muhalefet ile daha dişe diş bir mücadele dönemi başlayacak sanki.

Millete ekonomik sıkıntıları bile düşündürmeyecek sertlikte bir dönem… 

TÜİK’teki değişikliğe de aynı gözle bakmak gerekiyor.

Giden bürokrat geçen ayın enflasyon rakamını fazla itiraz edilemeyecek bir oranda açıklamıştı. Yerinde kalmaya devam etseydi birkaç gün sonra ilan edilecek Ocak ayı enflasyonunun başına da aynı akıbeti getirebilecekti.

Rakamların önem taşıdığı bir dönemdeyiz, bu işin şakası yok. Yerine BDDK başkan yardımcısı atanmış; bir ay önce Ocak 2022’de enflasyonun eksiye düşeceğini açıklamış profesör unvanlı danışman da getirilebilirdi.

Acaba değişim hükümette adalet bakanının, bürokraside TÜİK başkanının yerlerinden olmasıyla sınırlı kalacak mı? Yoksa başka değişiklik/ler de söz konusu olabilir mi?

“Başka kim gidebilir?” diye düşündüğümde aklıma biraz yukarıda yaptığım “İç ve dış muhalefet ile dişe diş mücadele dönemi” açılacağı tespitimin ‘dış muhalefet’ bölümü geliyor.

Dışişleri bakanı, hiç kuşkusuz kendisini o göreve getiren iradenin yönlendirmesiyle, bir süredir en fazla vaktini aranın açık olduğu ülkelerle yakınlaşma çabasına ayırıyor. Mısır’la başladı, Birleşik Arap Emirlikleri ile devam etti, Ermenistan’la mesafe aldı, İsrail ve Suudi Arabistan ile bile yeni birer sayfa açılması yolunda girişimleri oldu.

Hemen her şeyin seçime ayarlı olduğu şu günlerde, bir biri ardına hayata geçirilen bu yakınlaşma arayışları oya tahvil edilebilir mi, yoksa çatışmacı bir söylem mi tereddütte olan AK Parti seçmenleri üzerinde daha ikna edici sonuç getirebilir?

Ayrıca, galiba bu arayışlardan beklendiği kadar sıcak cevaplar da alınamadı.

Hazine bakanı ve adalet bakanı gitti yerlerine yenileri geldi; dışişleri bakanlığında da değişim yaşanırsa şaşırmamanız için, bu beklentimi paylaşmak istedim.

Giden bakanlara bakarak bu beklentiye ulaşmış değilim, yerlerine gelenlerin özellikleri beni böyle düşündürüyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

32 YORUMLAR

  1. Milletvekillerinin etkisizleştiği bir TBMM de artık bakanların da bir etkisi kalmadı. Milletvekilleri de bakanlar da sıradan bir memur gibi verilen talimatları yerine getiriyorlar. Bu bağlamda Milletvekili seçimi yapılmasının bir mantığı ve anlamı kalmıyor. Cumhurbaşkanı tarafından bir vali atar gibi milletvekillerini ve bakanları ataması daha mantıklı ve tasarruflu olmaz mı?
    Cb bu günkü 30.0.12022 konuşmasında İstanbul büyük şehir belediyesinin 44 bin işçi çıkardığını yerine terörist aldığını söyledi. Türk milleti, yarından itibaren, Türk milleti adına karar veren yüce yargının harekete geçerek bu kişilerin tespitini en kısa zamanda ortaya çıkarmasını ve adalete teslim etmesini beklemektedir. Bekleyip görelim…

    • Ahmed bey “Cumhurbaşkanı tarafından bir vali atar gibi milletvekillerini ve bakanları ataması daha mantıklı ve tasarruflu olmaz mı?” demişsiniz ama o zaman muhalefet milletvekillerini kim atayacak?
      Ayrıca muhalefetin bir gölge kabinesi bile yok ki cb onları da atayıversin?
      Her şeyi de iktidardan beklemesek nasıl olur, en azından muhalefet görevini bari hükümetimize yıkmasak?
      İnsaf yahu…

    • Ahmet bey “Linkte bahsedildiği bir siyasi ortamın ülkemizde de olmasını arzuluyorum.” diyorsunuz ama maalesef bizde öyle baskın yapılabilecek bir senato filan da yok, tabii insanın gönlü neler istemez…
      Yani bahsettiğiniz “akl-ı Selimin baskın çıkabilmesi” için 27mayıs benzeri bir kanlı darbenin ardından önce senatonun ihdas edilmesi lazım ki, daha sonra da yapılacak olan 1980deki gibi bir darbeyle de onu ortadan kaldıralım?
      Nasıl, size uyar mı?
      Aklı buldunuz da işiniz selime mi kaldı:))))

  2. Maalesef bundan sonrasının daha da kötü olacağını düşünüyorum. Kutuplaştırmak için, kötü ekonominin, adaletsizliğin vs konuşulmaması için herşey yapılacak. Lakin kötü sondan kurtuluş çok zor. Millet gerçekten yoruldu. Keşke yanılsanız, yanılsam. Bu arada muhalefet nerede, ne yapıyor? pek ses çıkmıyor. Dilerim ülkemiz için iyi olur…

  3. Merkez Bankası ve Tüik kararları insanların ceplerindeki parayı doğrudan ilgilendiriyor.

    Merkez Bankasına son üҫ yılda üҫ, Tüik’te ise dördüncü baṣkan göreve atandı.

    Tek Adam ısrarla benim dediğim olacak diyor.

    Son üҫ yılda bazıları hariҫ, hemen herkesin cebindeki para azaldı…

  4. KİRACI –SIĞINMACI
    En son elektrik zammı ve daha önce yapılmış doğalgaz ve kömür zamları ile bu kış ev sahipleri bile evlerinde kiracı durumuna düştüler.
    Yani bu ödeme kalemleri lüks konut kirasına ulaştı.
    Metropoller doğalgaz kullandığı için herkes bilemeyebilir.
    Geçen yıl tonu 480 TL olan yerli fındık kömür
    şu an 1.600 TL. Yerli kömürün hem kalorisi az, hemde yarıya yakını kül ve curuf.
    Geçen yıl 950–1.100 TL olan ithal fındık kömür
    şu an 4.000 TL. Geçen yıl 1.300TL olan ithal fındık kömür şu an 5.500 TL.
    Doğalgaz ve özellikle elektrik faturalarındaki yangını bilmeyen yok.
    Ev sahipleri kendi evlerinde “kiracı” durumuna düştü de kiracılar ne oldu?
    “–Sığınmacı”
    İktidarın en iddialı olduğu “ekonomi”de tablo bu.
    Diğer iddialı olduğu hatta adını da verdiği “adalet” ekonomik tablodan geri değil.
    Uluslararası endekslerde hak ve özgürlüklerdeki sıramız genelde 100, + –10.
    100. yıl(2023) ile ne kadar da uyumlu.
    Cezaevi inşaatını yatırım gören bir zihniyetten ne beklenebilir ki?
    Şu anda en büyük “yatırım” kalemi cezaevleri.
    Bu tablodan tabii ki bahar beklenemez.
    Ancak bir de kural var: Cezaevlerini kim yapmış ise, onlar doldurmuş.
    Şu anda yurtdışında bulunan bir bürokrat, kaldığı cezaevinin projesini kendisinin yaptırdığını söylemişti.

    • Sayın yk “Ancak bir de kural var: Cezaevlerini kim yapmış ise, onlar doldurmuş.” buyurmuş, elhak öyledir!

  5. FETÖ cülerin can havliyle çırpınışlarını görünce doğru karar dedim
    Hala fetöcülere turuncu elbise giydirilmemiş ve hala mahkemelerde bizleri tehdit edebiliyorsa adalet bakanı bazı şeyleri eksik yapmış
    O gün ABD emriyle meclisi bombalayıp sonra terör tatbikatı vardı diye bizle dalga geçenler geçen bu kadar zamanda hak ettikleri cezaları almadılar
    Umarım yeni bakan 15 temmuz gecesi esip gürlediği kadar hakimlerim bunların cezalarını kesmelerine destek verir

    • Eren Erdem ” 15 Temmuz’la ilgili tüm operasyonlar meclisteki dört partinin bilgi ve onayıyla yapıldı. Her operasyon öncesi bize operasyon hakkında bilgi veriliyor biz onayladıktan sonra operasyonlar yapılıyordu” diyor.

      Bozdağ’ın yapacağı operasyonlarda da bu 4 partinin onayı da alınacak mı?

      Aklıma bu takıldı iyi mi!

      • Erdem’in bahsettiği 4 partinin 3’ü belli de 4. Hangi parti acaba?

        Bütün “fetö” operasyonlarına onay veren ak parti(operasyonu yapan), MHP (operasyonlara zemin hazırlayan), CHP (operasyonların öğretmen bürokrat polis hakim savcılardan hangilerine yapılacağı bilgisini aldıktan sonra onay veren parti), 4. Parti de İYİ parti mi acaba?

      • Şu bildiğimiz Eren erdem mi?
        Yok yok sen en iyisi FETÖ nün “darbe ile ilgimiz yok ” sözlerini referans al.Oda çok manidar.
        Eren erdem e akrabası Kılıçdaroğlu nasıl tanklara selam verip geçebildiğini de bir sorsan.

    • Gider ayak bu kadar celal değil serdar, ak tolgalı beylerbeyi olsanız yanlış. Adalet diyoruz atalet anlıyorsunuz, liyakat diyoruz hamaset yapıyorsunuz, nedamet diyoruz gaflet halindeyiz dinlemeyiz diyorsunuz, bu gidişin sonu hasaret diyoruz sahili selamet zannediyorsunuz, fetanet tavsiye ediyoruz hamakat devşiriyorsunuz, kavli leyyin ile sühulet ile çözülmeyecek sorun yok diyoruz mugalata ile cerbeze alud yolları tervic ediyorsunuz, hal böyle olunca echeliyet ile yetinip aynı pazarda satmak için tornistan gömleğe müşteri bulmaya çalışıyorsunuz. Bu milletin pek yakında bahtı tekrar gülmeye hazırlanıyor. Siz tefrika ile mücehhez, istikrarsız iradeniz ile milletin hüşyar kısmına ancak dun himmet, sui emsal olarak tarihe mal olacaksınız.

      • Yok yok bildiğin hak diliyle utansması olmayan bizimle dalga geçen rezillere idam diyorum kısas siyorum.
        ABD kucağında oyurup “Haçlılar size birşey yapmaz ” diyecek kadar sapıtmış ajanlara kısas diyorum.
        Çok mu diyorum Biden in dostları.

      • Şu ABD nin kucağındaki ajanın konuşmalarından üzerineze sindiği düpedüz dili bırakın.Ben ABD kucağındaki ajnlara ,milleti bombalayan rezillere kıstas istiyorum.Yani adalet istiyorum.
        Bu reziller hala bizi tehdit ediyor ABD kucağında oturrarak

  6. Haziran 2018 den bu yana yani son 4 senede 5 nci TÜİK başkanı değişiyor !
    Bu TÜİK İstanbul’daki Beyazıt kaldırımına döndü mübarek !
    ‘İndir kaldırımı kaldır kaldırımı’ !

  7. Yine hep tıpkı aynısı yeniden aynen..
    Yine baktık cambaza bak denilen yere.
    Yine mahalle dedikoducuları gibi, o gitmiş bu gelmiş.
    Yeniden baştan, yine sil baştan.
    Hadi bu sefer de olsun en baştan.
    Bir mahsuru varmı? Bence yok☺️
    Fakat, benim merakım şu ndan:
    – gidene gelenemi bu dert bu tasa?
    – yaptığı yada yapacağına mı endişe?

  8. Bakana bakıyonuz. Bakıpta göremeyen? Onun adı da bakmayan sınıfına girer sanırım.
    Hep parmağın gösterdiği yer?.
    Bir de kuşbakışı denesek!
    Mesela, bize ne kimin kime biat ettiğinden, topuk çaktığından.
    Biz olması gerekene odaklanmayı denesek.
    -imza attığı belgenin içinde yazanı denetleyebilsek, 1000 yatak çohtır babo, gel şuni 300 yapak? desek!!!
    -burası ilk yağmurda karda çöker annem, üç daha verek sağlam yapak babom desek!!!
    -kral çıplak demiş o çocuğun biri, taa evvelden..
    Bizde mi diyek, nidek?
    Dimem o ki, gelen agam giden paşam
    Benim için önemli olan: imzayı atan?

  9. İnternette hemen karşımıza çıkan bir fıkra var: ağa ile ka hya fıkrası!
    Biz de bu kadarla yetinip affimizi arz edelim !

  10. Eski Has partili ? giderken arkasından eski arkadaşı @aliaktas7 yorumu aynı minval üzere:
    “15 Temmuz sonrası dönem çok daha sert yaşanmamışsa bunu Abdulhamit Gül’ün yaklaşımlarına borçluyuz. İleride bu dönemin aktörleri hatırat yazarsa okursunuz. Lakin bunu bugün çoğu kimseye kabul ettiremezsiniz. Ben ancak kendi arkadaşımızın gıyabi şahitliğini yapabilirim.”
    “Yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Cumhurbaşkanımızın adalet politikalarını hayata geçirmek için büyük bir çabayı ortaya koyacağız” demiş. Bekir bey 2017’de bakan olsa imiş FETÖ tutuklularına tek tip elbise giydirecekmiş demek ki. Eski bakan orda Erdoğan’ın talebine mani olmuştu. FETÖ yargılama sürecinde en büyük mağduriyet üretme kaynağı yukarıya itiraz edemeyen siyasetçiler ve bürokratlar idi. Bundan sonra Bekir Bozdağ ile beraber “o tak diye emreder ben şak diye yaparım” dönemi başlayacak. İyileşme beklentim az; gerilim büyüyecek. Umarım yanılırım.” @sebilürreşad ise @aliaktas7’a üzülme, mahzun olma ‘Milletin tekrar güleceği günler yakındır’ diyerek teselli veriyor.

  11. Sayın koru hiç merak etme rahat uyu memleket emin ellerde hem siz bu partiye karşı değılmisiniz desdeklediklernizin yapacaklarını yazsanıza.

  12. Selam Fehmi bey,

    Bir gazeteci arkadaşa aylar öncesinden anlattığım gibi önümüzdeki seçim “yağlı mermer güreşi” tarzında olacak.. Partiler ve siyasiler can pahasına catışacaklar..! Çok kişi ve politikalar feda edilecek..Yeni ve beklenmedik ortaklıklar kurulursa hiç şaşırmam..!
    Kaygım o ki olacaklar ülkemizin lehine tecelli edecek mi ??
    Esenlikler dilerim.

  13. Güzel bir değerlendirme. Ocak ayı enflasyonu kısmına katılmıyorum. Bir de dışişleri bakanını ima etmiştiniz. Sondan bir önceki cümlede açıkça yazmanızı doğrusu Fehmi Koru üslûbu ile uyumlu bulmadım. Malum ettiğinizi ilan etmenize gerek yoktu kanaatimce. Bu arada farkında olmadan/farkında olarak dışişleri bakanının Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Ermenistan, İsrail ve Suudi Arabistan ile ilgili buzları eriten başarılarına değinilmiş. İşte bu cümle Çavuşoğlu’nun görevden alınacağı düşüncenize katılmama sebep oldu. Bir bakanın dolayısıyla hükümetin başarısından bahsediliyor. “Farkında olmadan yapıldı.” diyemem. Umarım bu da Ege’de savaşın kapıda olduğu öngörünüz gibi olur.

  14. Artık gidici bu takım. Dün temiz siyaset demiştim. Devamla.

    Muhalefet tek bir iddia ortaya koymalı. Temiz siyaset politikası uygulayacağına ve bunu yapısal hale getireceğine söz versin. Çok zor da değil. AB bunun bütün ayrıntılarını yazılı hale getirmiş. Yapmaları gereken aynen getirip tercüme etmek ve hiç bir istisna uygulamamaya yemin etmek. Bu kadar. Bu iş Türk yasa yapıcılara bırakılamayacak kadar ciddi bir konu ve tek çözüm.

    Bu yapıldığında şu anda siyaset yapıyorum diyen bütün yolsuzlar, hırsızlar, kayırmacılar, liyakatsız muhterisler ve bilimum mafya ortadan toz olacaktır. Bu kadar basit.

    Benim siyasetten talebim öncelikle temiz siyaset. Siyasi partilerin finansmanı ve kamu harcamalarının tamamı amasız ve fakatsız şeffaf olacak. Bunu ilk 100 günde yapacağını vaat eden parti oyumu alır. Bunu hepimiz talep ettiğimizde daha yaşanır bir ülke olacak burası. Bu yolsuzlar gidecek, bu kesin. Ama tekrar etmek istemiyorsak aynı hikayeyi yapmamız gereken budur. Temiz siyaset.

    • “Dimem o ki, gelen agam giden paşam
      Benim için önemli olan: imzayı atan?”

    • Endercim yine ayakta uyuyorsun;
      siyasi partilerin finansmanı devlet kasasından yapılıyor, akparti kurulduğu günden beri tüm gelir ve harcamalarını internet ortamından düzenli olarak paylaşan tek partidir,
      dün senin de belirttiğin gibi “çarşaf çarşaf internette!”

      • Yayınladım demekle olmuyor. Denetim gerekiyor. Dışarıdan ve bağımsız. Kendim çaldım kendim oynadım yok. Mahkemelerin de bağımsız olması gerekiyor tabii. Emir verdim karar verdirttim de olmuyor. Bana hakaret ettiler içeri atın, yok dilini kopartın da olmuyor. Tabii farklı bir Türkiye’den konuşuyoruz. Hepsi zamanı gelince olacak merak etme sen.

Comments are closed.