Basın yasası değiştirilmek isteniyor tamam da, peki tedbir işe yarayacak mı bakalım?

39
Reklam

Elinde kendi eseri övünebileceği bir basın yasası bulunan ve onunla da medyayı belirlediği dar sınırlar içerisinde tutmayı mahkemeler eliyle sağlayabilen bir siyasi iktidar, durup dururken neden yasaya demokrasi iddialı ülkelerde eşi benzeri bulunmayan maddeler eklemeye kalkışır?

Gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Aklıma gelen tek tük gerekçelerden biri, iktidarın muktedir olduğunu gösterme çabası oluyor.

“Yapabiliyorum, öyleyse yaparım” demekten farksız bir girişim bu.

MHP ile birlikte Meclis’ten istediği yasayı geçirebileceği sayısal üstünlüğe sahip bugünkü iktidar istediğini yapabilecek durumda.

Eski dönemlerden bu yana kaç iktidar geldi geçti, hemen her iktidar, yerini muhalefete terk etmesine beş kala, şimdikine benzer güç gösterilerine başvurma ihtiyacı duydu; hemen hepsinin gücünü ilk denediği konu da basın yasası oldu.

Ne yapalım basının -basın mensuplarının- kaderi ülkemizde bu.

Dün gazetecilerin hareketlenme günüydü. Meslektaşlar Meclis’te görüşülmekte olan yasa teklifini protesto için sokaklardaydılar.

Reklam

Boşuna çaba olduğunu bile bile.

İktidarın takdirine mazhar kalem erbabı suskun. Geçmişte de aynen böyleydi. Bir kısım meslektaşlarına getirilmek istenen kısıtlamaları iktidarla içli dışlı olan kalemler görmezden gelir, bir şeyler söylemeleri gerektiğinde, “Ne yani, hakaret de yasaklanmasın mı?” gibi gerekçelerle yapılmak istenene destek de çıkarlar.

Devran değişip iktidardan uzağa düştüklerinde, vaktiyle sessiz kaldıkları veya destekledikleri yasal değişiklikler bu kez yeni duruma adapte olmakta zorlananlara karşı kullanılır.   

Halbuki hakaret ve tezyif türü yanlışlıklarla ilgili maddeler mevcut yasada da bulunuyor.

Meclis’te görüşülmekte olan yeni teklif ise, hakaretler için herhangi bir yeni ölçü getirmiyor, doğrudan muhalif görüşlere alan bırakmayacak kısıtlamalar içeriyor. Yasa bu haliyle geçtiğinde, Türkiye, uluslararası ölçülere göre, medyası yasaklarla malul ülkeler statüsünde birkaç basamak daha alta inecek.

İktidarın başını ağrıtacak bir durum bu.

Medyası bağımsız olmayan, görüş açıklamalara kısıtlamalar getirilmiş ülkelerin ekonomileri de bu durumdan olumsuz etkilenir.

Şimdi olan bu zaten; yarın daha da kötüsü beklenebilir.

Reklam

Daha önce de aktardığımı sanıyorum, fakat İngiliz devlet adamı Winston Churchill ile ilgili anekdotu bir kez daha hatırlatmamda hiçbir mahzur yok. 

Churchill Almanya’nın sonradan ‘İkinci Dünya Savaşı’ adı verilen saldırganlığına karşı en akıllıca direnişi sergileyen devlet adamıydı. İkinci Dünya Savaşı’ndan müttefikler muzaffer çıktıysa, bu başarının en büyük payı, ABD’yi de savaşın içine çekerek gidişatı etkileyen Churchill’e aittir.

Savaş sonrasında yapılan ilk seçimde partisi iktidarı kaybetmişti Churchill’in…

Aktaracağım anekdot savaş yıllarına ait.

Başbakanlıktan çıkıp bir etkinliğe giderken aracının durakladığı bir noktada, adamın biri, Churchill’e doğru hamle edip “Sen geri zekalının tekisin” diye bağırır.

Araç ilerler ama polisler derhal adamı yaka paça edip nezarethaneye götürürler.

Ertesi gün, muhalefet, Parlamento’da başbakanı sıkıştırır. Muhalefet milletvekillerinden biri, Churchill’e, “Sana karşı ileri geri konuştu, ‘geri zekalı’ dedi diye polisin vatandaşı yaka paça etmeye, hapse tıkmaya ne hakkı var?” sorusunu yöneltir.

İktidar sıralarından herhangi bir tepki gelmez.

Kendisine cevap sırası geldiğinde, Churchill, o milletvekiline döner ve şu cümleyi sarf eder: “Sayın vekilin iddiasını düzeltmek zorundayım. Polis vatandaşı bana hakaret ettiği için değil, bir devlet sırrını fâş ettiği için gözaltına aldı.”

Meclis kahkahalara boğulur.

Onların konuyu görüştüğü sırada başbakana “Geri zekalı” diyen kişi de salıverilmiştir zaten…

Bu olayın 1940’ların başlarında ve Avrupa ile birlikte İngiltere de savaştayken geçtiğini unutmamak gerekiyor.

2022 yılındayız ve çok şükür ülkemiz savaş durumunda değil; ancak yazdıkları veya söyledikleri siyasilere dokunduğu için genç-yaşlı insanların başlarına işler açılabiliyor.

Anayasal haklarını kullanan ve yanlış gördükleri uygulamaları protesto eden gençler kendilerini gözaltında bulabiliyor.

Sosyal medya üzerinden bazı uygulamalara tepkilerini yansıtan kişiler yasa duvarına çarptırılabiliyor.

Görülen davalarda yasaların yasakçı bir anlayışla yorumlanmasına ve verilen cezalara karşı çıktıklarını kararlara düştükleri şerhlerle yansıtan yargıçlar, HSK kararıyla sürgüne uğratılabiliyor…

Evet, bütün bunlar, ülkemizde şimdi olabiliyor.

Hem de mevcut yasalarla olabiliyor.

Üstelik medyanın büyük bölümü -hatta tamamına yakını- iktidara sempatiyle bakılan bir yapıda… 

O halde neden kısıtlamaları biraz daha sıkılaştırma ihtiyacı duyuluyor? 

Neden medyanın o büyük bölümünün dışında kalan küçücük bir bölümüne bile tahammül edilemediği görüntüsü yaratılabiliyor?

Ben anlamakta zorlanıyorum.

Sebep aradığımda, “Yapabiliyorum, o halde yaparım” dışında bir de kritik görülen bir seçime doğru gidilirken eleştirilerin imkansız hale getirilmesi niyeti aklıma geliyor.

Geçmişte işe yaramayan formül belki şimdi çalışır diye düşünülüyor olmalı.

Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944), bir şiirinde, “Unutma ki, şairleri haykırmayan bir millet / Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir” ve “Susarsam sen matem et” diyor.

[İlk mısradaki ‘şairleri’ günümüz için ‘eli kalem tutanlar’ olarak yorumlayabiliriz.]

O “Unutma” demiş ama unutuluyor işte.

ΩΩΩΩ 

Reklam

39 YORUMLAR

  1. BUYURUN BURDAN YAKIN!
    Ne demiştim?
    ” İkdidar hileyle, tehditle, sahtekarlıklaa seçim de kazanabilir. Ancak ödeyeceğimiz fatura katlanarak artar. Örnneğin evvelki yıll gitselerdi geçen yıl yanan 25 bin futbol sahası büyüklüğündeki ormanımız elimizde kalırdı. Bu yıl kalırlarsa kalan ormanlarımız da gider.”

    • Büyük laflar ettiklerine bakmayın. Yok sandık gelsin, erken seçim olsun kabadayılığına da aldanmayın. Sadece psikolojik üstünlüğü ele geçirmeye çalışıyorlar.

      Gerçekte, bu kadar rüzgar yapmalarına karşın hâlâ seçim sandığından korkuyorlar. Sandıklar açıldığında, Erdoğan seçildiğinde bu yaygaracı muhalefet ekibinin hepsi kaçınılmaz bir şekilde siyasetten tasfiye olacak, biliyorlar!

      Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bu özgüven fazlasıyla var. Çünkü ülkedeki durumun farkında. Muhalefetin oluşturmaya çalıştığı karamsarlığa rağmen Türkiye’nin yükselen bir güç olduğunu görüyor. Dahası, bu süreci idare eden zaten kendisi.

      MHP lideri Devlet Bahçeli de aynı özgüvene sahip. Hem “adayımız Erdoğan” diyor, hem “açık ara kazanacağız” tespitinde bulunuyor.

      Erdoğan ve Bahçeli’nin karşısındaki ittifakı ABD dizayn etti. 6’lı masayı Biden kurdu. FETÖ ve PKK arka planda bu masanın asıl aktörleri.

      Yüz yıl sonra yükselen bir güç olan Türkiye’yi durdurmaktan başka amaçları, hedefleri yok.

      Kendileri de bunu açık açık itiraf etmiyorlar mı? CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin yükselen bir güç olmasında büyük katkıları olan Türk İHA ve SİHA’larının üreticisi Selçuk Bayraktar’ı yargılayacaklarını nasıl sırıta sırıta dile getiriyor! Bu rahatlığa bakar mısınız? Sezgin Tanrıkulu, 6’lı masanın ruhudur, daha azı değil.

      Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli’deki özgüvenin partililere de yansıması gerekiyor. Zira Türkiye’yi durdurma üzerine kurulu 6’lı masaya karşı psikolojik olarak üstünlük kendilerinde. Hiçbir doğrusu olmayan muhalefetten daha güçlüler. Dışarıdan ve içeriden pompalanan kötümserlik havasına kapılmadan 2023’e kadar büyük bir özgüvenle çalışmalılar. Buna inanmaları yeter!

  2. Çocuk mu Ender 16 yaşında bir insan bana yada sana küfür etse yada hareket çekse çocuk der geçermiyiz yoksa onu bizzat kovalar yakalar gerekeni yaparmiyiz .yoksa çocuk der geçermiyiz.Elbette birincisi tercih sebebidir.😁

    • Senin benim ne dediğim önemli değil. Kanun çocuk diyor onlara. Tabii yaşını büyütüp asabilirsiniz her zaman. Yapılmayan şey değil bu ülkede. Bu memlekette taşları bağlamışlar biliyorsunuz. İstediğinizi kovalamakta serbest. Yakalayıp gereği herneyse yaparsınız da.

  3. Türkiye’de pek konuşulmadı, oysa herkesten çok biz konuşmalıydık, biz konuşmalıyız bu sahtekârlığı.
    Çünkü hemen her konuda maruz kaldığımız budur. Batı’nın o çirkin, o karanlık yüzüdür.
    Julian Assange davası maskelerini bir kez daha düşürdü; dımdızlak ortaya çıktı gerçek yüzleri.
    İfade özgürlüğü, hukuk ve demokrasinin “cahili hegemonyanın” gerçek yüzünün maskelerinden ibaret olduğunu herkes gördü.
    Çin Dışişleri Bakanı Vang Venbin geçen gün ABD ve İngiltere’nin basın özgürlüğü konusunda ne kadar ikiyüzlü bir yaklaşım içinde olduğunu Julian Assange davasının bir ayna gibi yansıttığını söyledi.
    Haksız mı?
    ABD ve İngiltere nezdinde başka ülkeleri ifşa etmek “basın özgürlüğü” kapsamında değerlendirilirken, kendi ülkelerini ifşa etmek suç addedilmiyor mu?
    Basın özgürlüğünü kısıtlayan devletler “otoriter” tesmiye edilirken, kendi devletleri basın özgürlüğüne engel olunca “demokrat” sayılmıyor mu?
    Kendi sırlarını ifşa edenlere “hain” derlerken, başka devletlerin sırlarını ifşa edenlere “kahraman” demiyorlar mı?

    ***

    ABD “terörist” ilan ettiklerine yargısız infaz yapmakta, “devlet terörü” uygulamakta hiçbir sakınca görmüyor.
    “Terörist” dedikleri başka bir devletin üst düzey komutanı olsa bile durum değişmiyor.
    Bunun en son örneği Kasım Süleymani cinayetidir.
    Gelgelim, Türkiye’nin “terörist” dediği kim varsa, “kahramanmış” gibi kucak açıyorlar.
    Mesela, Hrant Dink’in katili FETÖ elebaşına yardım ve yataklık yapmayı sürdürüyorlar hâlâ.
    Hepsinden geçtim, ABD Başkanı Biden, Can Dündar’ın oğluna, “Senin baban bir kahraman” dememiş miydi?
    Neydi kahramanlığı Can’cığın?
    Elemanın bu eylemi, “devlet sırrını” faş etmek dahi olsa, sömürgeciler ve bilumum sömürge aydınları tarafından “basın özgürlüğü” çerçevesinde takdirle karşılanmadı mı?
    İmdi soralım:
    Can Dündar kahraman da Julian Assange neden hain?
    Sadece bu soru bile “cahili hegemonyanın” ve destekçilerinin sahtekârlığını dermeyan etmeye yeter!
    ***

    ABD’nin hain ilan ettiği Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’a yapmadıkları zulüm kalmadı. Cinsel taciz iftiralarıyla başladılar, mahpus damına atarak çürüttüler.
    Hırslarını alamamış olacaklar ki, İngiltere ABD’ye iadesine karar verdi. Hem de CIA’nın yıllardır suikast planları yaptığı belgelerle sabit olduğu halde.
    Suçu ne mi?
    ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği insanlık suçlarını deşifre etmek.
    Kaynağı da Chelsea Manning adlı Amerikalı bir kadın asker. Bu kadın asker, 2010’da Irak’tayken bu belgeleri Julian Assange’a ilettiği gerekçesiyle şu an Amerika’da hapiste zaten.
    Demem o ki, DEAŞ veya FETÖ gibi bir örgüt değil kaynağı. Herhangi bir terör örgütünün amacına hizmet etmemiş yani.
    Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası toplum nezdinde mahkûm ettirmek için MİT TIR’ları kumpasını gerçekleştiren FETÖ gibi bir örgüte, Can Dündar gibi medya üzerinden “hizmet” vermiş değil.

    • Düzeltme: Manning, Amerikalı bir “erkek” askerdi Assange’a bilgileri aktardığında. Hapis cezası aldı. Cezaevinde cinsiyet değiştirdi kadın oldu. Daha sonra Obama tarafından affedildi, şimdi özgür. Elbette gizli de olsa bu bilgileri ifşa etmesi önemliydi ve kendisi ödül almayı hakediyor. Assange da. Snowden de. Can da 🙂

    • Wikileaks belgelerini sadece Assange yayınlamadı. NYT dahil bütün batı basını yayınladı. Hiç birine bir suçlama getirilmedi. Basın özgürlüğü kapsamında özgürce yayınladılar belgeleri. Assange’a ise gazeteci olmadığı bağlamında, casusluk suçlaması getirdiler. Hatta server’lere girmeye çalıştığını ispat etmeye çalıştılar vs. Ama sonuçta elbette biz sosyal medyada yayın yapanları da özgür gazeteci kabul ediyoruz. Küfretseler de 🙂 Biz devletlulara sayıp sövme eleştirme konusunda “sınır tanımaz sosyal medya savaşçıları”yız.

      • zaten tüm internet de yayınlanmış olduğundan NYT ye dokunmamış olabilir mi ?
        assagne etmediğini bırkamadı.Düzmece davalar ile tacizci bile yaptı.
        ve peşini bırakmadı bırakmıyor.
        ama onlar beya efendiler .onların yaptıklarını görebilir misin .
        Onlara ancak bahane üret o erkekti kadın oldu o yüzden bu bilgiler yanlışşşşşş.
        Bak sen

      • Bu biz devletlere karşıyız ayaklarını geç ABD ye laf et de papazınızı anında uçak körüğünde göndersinler.
        Bu kılıf devletine düşman sizin gibilere uydururuktan bahane.
        ABD bilgilerini yayınlarsan bir yerlerde ölü bulunursun dünyanın hiçbir yerinde rahat olmazsın.
        Ama Türk devletine saldırmak için ABD ajanlığı yeter.
        Dokunulmaz olur her türlü sallarsın.
        Hızını alamaz “Haçlılar namusunuza dokunmaz korkmayın dşye” haçlıları çağırırısın .
        Git önce ABD ye salla bak işgal etmediğ. yer kalamdı ama sıkar

    • Amerika Manning’i vatan haini ilan etmiş olabilir, gerçi Başkan affetti, ama Assange’a edemezdi. Çünkü vatandaş değil. Ona casusluk yapıştırmaya çalıştılar.

      Bu yazıyı düzletmeye çalışmaktan vazgeçiyorum 🙂

    • Vah vah.
      Gizli belgeleri ilk yayınlayan assange olduğu için ve zaten tüm internette yayınlandığından diğerlerinin yaynlamasının bir önemi kalmadığından olabilir mi?
      Bu kadar çıplak gerçeği b,le ancak bir atletçi bu kadar çarpıtabilir.
      Ötenler ayıklandı ama assange sürgünde neyini düzelteceksin.
      ağa babaların böyle gizli belgelri yayınlayanları doğduğuna pişman ediyor
      ana John dündar Almanya da en büyük nişan veriliyor.
      sizde ABD de beslenip twietter dan 10 katlama görevi verilmiş olmasın

  4. *********
    “Kendisine cevap sırası geldiğinde, Churchill, o milletvekiline döner ve şu cümleyi sarf eder: “Sayın vekilin iddiasını düzeltmek zorundayım. Polis vatandaşı bana hakaret ettiği için değil, bir devlet sırrını fâş ettiği için gözaltına aldı.”
    ********
    O olay Churchill zaman değde şu an bizde yaşansaydı, ne olurdu? Acaba demiyorum kesinlikle
    Saray ehli muhalefet ehline katı açılmamış küfür ve hakaretler eşliğinde
    tekme tokat gırişirdiler.

    Ben ABD senetosunda, Trumpin 6 Ocak 2021 darbesinin dünkü soruşturmasını izledim.
    Arizona Valisi Trump ve avukatı Rudy Giuliani ‘nin ona seçim sonuçlarını değiştirmek için ısrarla nasıl baskı yaptıklarını, anlattı.

    Vali eşi ile birlikte Pazar günü kilisedeki ibadetlerini bitirip evlerine dönerlerken. Trump ve Giuliana telefonla aramışlar ve ısrarla seçimi iptal etmesini ve neden iptal edilmesi gerektiğinin ifade ederek nedenlerini şoe sıralamışlar. 250,000 kaçak göçmen ve 2 buçuk milyon ölüler adına oy kullanıldığını valiyi ikna edebilmek için anlatmışlar, valide böyle bir olay yok iddianızın delillerini bana gönderin deyince evet göndeririz sen hemen iptal et. Demişler
    Valı “hayır ben iptal etmem Anayasaya aykırı hiçbir işi bana delilsiz yaptıramazsınız ben yemin ettim.
    Delileriniz varsa gösterin. dediği ses kayıtlarını dinlettiler, Trump ve Vali arsında geçen konuşmaları dinleyince bizim başkan Erdoğanı ve Diyanet işleri Başkanının durumları gözümün önüne geldı.

    Vali Rahip falan değil dindar bir Hırıstıyan.. Adamcağız Trump ve avukatının günlerce valiye seçim sonuçlarını değiştirmesi için çeşitli hilleler önererek israrlarına devam etmişler. Fakat Valli Ben siyaset yaptığım partinin menfaatlarını değil anayasanın korunması için Allah’a yemin ettim diyerek illegal tekliflerinin hepsini
    red etmiş. Bizim Din Alet Başkanide AKP ye oy verenlere cennet ahtarları dağtiyordu. Ya.
    6O ak 2021 duruşmaları’nı Bütün kanallar canlı yayınliyorlar.

    Duruşma bitince siyasetçi ve gazeteciler kanallarda kendi görüşlerini açıklıyor ve yorum yapiyorlar
    Ben dün özelikle Trumpin Kanalı FOX TV izledim.
    Valinin ve diğer C partilerinin Anlattıklarına her hangi ibr bahane bulamayınca. Şöyle dediler. “Mike Pence başkan aday adayı bunlar o un için propaganda yapıyorlar.
    Bunları Söyleyenlerden Dindar bizim AKP li dindar havuzcularin ABD ikuzleri gazeteciler.

    Esas dindarlar ve Din satanların arasındaki farkı.. Trump ve Vali örneğinde görüyoruz.

    Kendine Dindar diyen Trump Kilisenin. Önünde İncili ters tutacak kadar bilgili ve dindar.

    Diğer tarafta bir eyalet Başkanı olan gerçek dindar Valinin ta kendisidir.
    . Şimdi kimmiş demokırat olan.
    Trump’mi Vali’mi?

  5. Bağımsız medya kalmadığı gibi, bağımsız hiç bir kurum kalmadığı gibi, ve bağımsız yargı da kalmadığı gibi, aykırı hiç bir ses de kalmasın istiyorlar. O yüzden sosyal medyayı da tamamen kontrol altına almak istiyorlar. İktidara küfredebileceğimiz bir yer bırakmak istemiyorlar. Ancak millet illa bir mecra bulur. Faşistlerin sonu hep belli nasılsa. Ama bunlar kör, tepetaklak gidene kadar böyle çırpınacaklar. Bu işleri çok sevdikleri Çin’den, Rusya’dan, İran’dan, Suud’dan ve bilimum faşist diktatörlüklerden öğrendiler, onları saraylarında ağırlıyorlar ve hürmet ediyorlar. Ama milletimiz sizi de sefil dostlarınızı da haketmiyor. Her zaman olduğu gibi tarihin çöplüğüne postalayacaklar sizi de yakında.

  6. Kur’an-ı Kerim’i top yapıp oynayanlara hiçbir tepki gelmedi STK lardan muhalefetten ve Fehmi abi bu tepkisizligin sebebi hakkında fikirlerinizi almak istiyorum lütfen.

    • Çocukları okuldan atmışlar, eğitim haklarını da kaldırmışlar, daha nasıl tepki verilsin. Hapse de atarlar yarın. Canlarını da alırlar orada. Yeter mi? Çocuklara değil onları bu kadar duyarsız hale getiren eğitim sistemine, yolsuz iktidara, her tarafı kaplayan dinci kadrolara tepki vermek gerekir. Ama onu da yapacak kimse kalmadı.

    • Her hıyarım diyene tuzlukla koşma devri bitmiş olabilir mi?
      Daha doğuya doğru ülkelerde koşan olurmu bilemem çünkü uçağın arkasına asılarak Amerika’ya gidebileceğini zannettiren güç! Sümüklü mendili yedirip hala atlet koklayan..
      Nesiller yaratabiliyor sa!…

    • Kuranı Kerimi kimlerin top edip oynadklarını neden yazmiyorsunuz? Toplumları ilgilendiren Her Hangi bir olayı yazdığınız zaman kimler tarafında ve ne zaman yapıldığına dair delilleride yazmak zorundasınız.
      Yorum adında buralarda milyonları töhmet altında bırakmanın adına bizde iftira denır. İftira atanları Allah C C aff etmiyor. Siz milyonlarca insana iftira attiyorsunuz. .!!
      Diyelimki sizin iddianız (bence yalan) doğru! Kuranı Kerim’i top edip oynayanlar pişman olup tövbe ederlerse Allhu taâla onlari affeder fakat sizi aff etmez açıkçası aff edemez. Sizi ancak töhmet altında bıraktığınız milyonlarca insanlar aff etmesi gerek.
      Her yerde din satmayı bırakın.
      ÇÜNKÜ cahilliğiniz dindarları rahatsız ediyor.

  7. Bütün Türkiye’nin gözü üzerindeyken Semra Güzel Almanya ya kaçmış bunun hesabını niye sormuyor Bahçeli.

  8. peki bir ülkenin başbakanına geri zekalı demek doğru mu? başbakanı geçelim sıradan bir vatandaşa bile bu şekilde hakaret edilmesi doğru mu? herkes herkese özgürlük adı altında istediğini söylese mahkemeler hakaret davalarından geçilmez. Özgürlük başkalarının özgürlüğüne saldırıldığı noktada biter. Eleştirmek, muhalefet etmek, hakkını aramak, kendini savunmak herkesin hakkıdır ama bu hakkımızı da kötü niyetle kullanmamalıyız.

  9. Sayın yazar
    “Medyası bağımsız olmayan, görüş açıklamalara kısıtlamalar getirilmiş ülkelerin ekonomileri de bu durumdan olumsuz etkilenir.”
    diyor;
    evet, çünkü besleme basın ülkede istediği gibi at oynatamıyor ve ihale takibi de yapamıyordur:)

    İngiliz polisi belli ki adamı ve çörçili haklı bulmuş, ki doğrudur.
    Bugün dahi rusya önünde avrupa birliğinin orası burası oynuyorsa, bunun brexitten önceki en büyük sebebi;
    birleşik avrupa idealini, 2.savaşta ölüp giden insanlarla birlikte sonsuza kadar mezara gömen çörçildir.
    Bugün bile hala tek avrupa düşüncesinin tabutuna son çivileri de çakmakla meşguller işte…

  10. Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma! Nahl 127

    • Valla isa bey ne halleri varsa görsünler,
      hatta kendi başlarını yesinler,
      sadece ingiltere suçlu değil,
      almanya ve fransa da birleşik avrupa düşüncesini epey zamandır dinamitlemekle meşguller, yazıklar olsun…

  11. kimin işidir acaba?
    Hırsızı katili yakalamak kimin görevi?
    Kalemini masaya bir vurdumu! 🤗 (Gazteye yazmak anlayın) ses getiren yazarlar ve daha kimler vardı bir zamanlar (medya yetkilisi).
    Uğur Dündar neler ortaya çıkarmadı ki!
    Özlüyor insan mumcuları ipekcileri kışlalıları ama, keşke yaşıyor olsalardı!!!
    Yani demem o ki, kalem bu kadar tehlikeli mi?
    Yada öyle olmak zorunda mı?
    2 şehit varken 10 yazmışsa eğer…
    Parkta eylem yapmış bağırmışsada birde,
    “Hükümeti devirmek istiyor olablirmiş meğer!”
    Bunu söyleyen Tv’de bir spiker. Gazetede yazıp Tv’de yorum yapan herşeyi söyleyebilen!
    Ama şunu söylemiyor:
    10 diye yalan yazanı… “Al sorgula suçu belirle gerekirse medyasını komple kapat!” demiyor bak!!!!
    (İnsan rahatsız oluyor böyle şeyler den).

  12. Ertdoğan Amcaları, dayılarımı halk oy verecek. Sen istediğin basını yasaklasanda, Millet cebini ve ortamda ki fiyatları bilemiyecek bir aptallıkdamı?

    Benzin, Mazot uçmuş, sokak sütçüsü 5 litre süt 50 tl oldu diyor. herşeye a-z’ye tekrar zamlar geliyor. önceden Ekonomik krizi Fakirler hissediyordu şimdi durumu iyi olanlarda hissetmeye başladı.

    Sağlık sistemi kırmızı alarm veriyor. Randevular haftalara hatta aylara çıktı. 65 yaş üstü 1-2 hafta içine randevu bulurken gençler daha öte bir zamana randevu buluyor.

    Doktor kalmamış Görüntülü binalar var. Sağlık bakanlığı tam kurda ödeme yapmadığı için bazı ilaçlar bulunmuyor. Amaliyatlar paralı yapılıyor. Cebinden para çıkarmadıkça hemen hemen kimse sağlık hizmeti alamıyor.

  13. Sayın Yazar, endişe edecek bir şey yok. Zaten basın özgürlüğünde dünya ülkeleri arasında en son sıralarda olduğumuzu sizler yıllardır söylüyorsunuz. Daha aşağı inecek sıralama sanırım kalmamıştır. Araya dünyanın en vahşi katliamlarına imza atmış ve Osmanlıyıda tarihten silmiş halende ülkemizin gelişmesini engellemek için ambargolara ve finansal operasyonlara başvuran İngiltere ninde reklamını yapmış olmanıza üzüldüm. Ben bir hukukçuyum elbette insan hakları konusunda surunlarımız var. Ancak sosyal medyada her türlü küfür ve hakaretin serbest olmasıda beklenemez.

    • kufur ve hakaret icin gerekli duzenlemelerin yasalarda oldugu yazida belirtilimis. bir hukukcu olarak dikkatinizden kacmamaliydi.

    • Hukukçu olduğunu söyleyen kişinin yazısına bakar mısınız ? Baştan sona cehalet . Üniversiteler de bitmiş . Vah ki vah !

      • Diploma da diploma tutturur durursunuz.
        Diploması olanı beğenmezsiniz.
        Kadının giyimine göre puan verirsiniz.
        İnsanı rengine göre ayırırsınız.
        Her okumuşu alim sanırsınız.
        Ne bu çileniz sizin be dostum?

        • adalet in yarali oldugu yerde cile bitmez. cunku adalet devletler ve milletler icin vucudtaki bagisiklik sistemi gibidir. aids bagisiklik sistemini yok eden bir virus oldugu icin caresi bulunamiyor. adalet in olmadigi bir devlette devletin bagisiklik sistemi yok demektir. maalesef bu zaviyeden bakilmadigi icin sorunlarin cilelerin bitmesi mumkun degildir…. adalet adalet adalet… napolyon!!! degil ben soyluyorum. siradan biri soyleyince kiymeti olmuyor…

    • Sn, hukukçu! Sosyal medyada küfürün, hakaretin, iftiranın danıskasını AKP’liler, akpli başkan, ve trollerden oluşan. Guruplar yapıyor. Kılıçtaroğlu, Akşener, Sancar, ve diğer muhalefet liderlere bilhassa başta kendi Maaşın 40% zammı C Başkani olarak yapıp kendisinden olmayanlara küfür ve hakaretleri AKP genel başkanı olarak yapan Erdoğan’a neden tek kelime laf etmiyorsunuz. Havada karada denizde 1değil 2değil onlarca sarayları yandaşlar ile birlikte tepe tepe kullanırken kalkıp birde meydan okması “ananı alda git” “bilmem neyi yap neyi yapma olan sen kimsi Şerefsiz” derken hukuculardan gik çıkmıyor millet kendi aç oturup sadece AKP genel başkanın Başkanlık maaşını ödemek için maaşa gelen 40% zamda gene milletin cebinden çıkıyor. vergilerede bir o kadar zam yaoılıyor. Hem maaşını öde hede 7 gün 24 saat onun iftira ve hakaretlerini dinle! O hakaretlerin karşısında devede kulak dahi olmayacak kadar tek kelime eleştiri yazan veya laf eden. Basını sustur! Gözün Üstündağ kaşın var diyenlerin hayatlar’ını karat.
      Sizin hukukçuluğunuz adaletiniz bumu?

  14. Dezenformasyonu en ҫok iktidardakiler ve trolleri yaptıkları halde dezenformasyonla mücadele yasası ҫıkarıyorlar.

    Tuzun kokmasını aҫıklarken örnek verilecek bir durum!

    „Tuz koktu, denetim mekanizmasının yozlaşmasını ifade eden bir deyimdir. Bir olaydaki olumsuzluğu gidermesi gereken unsurun da o olumsuzluğa karıştığını belirtir.16.11.2018“ (TDK)

    Ayrıca Türkiye, 47 Avrupa Konseyi üyesi ülke arasında ifade özgürlüğü ihlalinde ṣampiyon.

    Yeni kanunla Guinness rekorlar kitabına girmek mi istiyorlar?

  15. Dün akşam saatlerinde çıkmış olan Marmaris’teki orman yangını için BB nı günün aydınlanması yani sabahı beklediklerini söylemiş!Uçak ve helikopterinde gece görüş cihazı olmayan ve böylece yangınla özel bir sözleşme ! imzalayan devletime en derin hürmetlerimle SELAM duruyorum !

  16. Gezi Davası karar ve tutuklamalarına ; delillerin soyut ve yetersiz olması nedeniyle muhalefet eden ağır ceza hakimi , Turhal/Tokat ilçesine atanmış !
    Demek ki neymiş, Ankara’da hakimler varmış !
    Yani sosyal medya yasası çıksa ne olur, çıkmasa ne olur !

  17. Artık iyice yaşlanmış olan Temel , bir gün ziyaretine gelen arkadaşı Dursun’a dert yanar ,
    – Ula Tursun, uşşağum , habu ehtiyarluk ne çöti bişey ! Her bi tarafum ağriyi , kollerumi, bacaklarumi tutamayurum,sirtum pelum eğildi ; ne edeceğük boyle ! diye dert yandıktan sonra Dursun’a sorar ,
    – Ee sen nasilsun Tursun ,eyi misun ?
    – Yooook yok Temelum, pen da eyi teğilum ! Cozlerum görmiyi, kulaklarum duymiyi , kimse peni dinlemiyi , altume yapayurum bez bağliyirler haberum yok !

    • Hayret yaa! İktidar ehli dünyası bu kadar yaşlandımı demeğe getiriyorsun. Hangisi daha yaşlı. Hangisi Dursun hangisi Gitsin?

  18. Çünkü o malum medya, yalnızca sahibinin sesi yada sessizliği olmak zorunda. Maaşı oradan geliyor. O yüzden gelişmiş ve demokrat ülkelerde medya bağımsız. İktidar veya sermaye uzak durmak zorunda. Bizim gibi az gelişmiş ülkelerde ise medya iktidarın iki dudağına bakar. İktidar medya üzerine çöker, sahibini değiştirir, kapatır, hapse atar. Bu işler yeni olmuyor. Yıllardır iktidar medya alanını genişletti. Geriye üç beş kıytırık küçükler kaldı. Onların da canına okuyacak. Öyle yapsa ne olur gerçi. Sonuçta bu ülkede muhalif medyaya yada bağımsız medyaya ne kadar ihtiyaç var da soru işareti. Halkın bağımsız medya ihtiyacı olsa korurdu. Korumadığına göre istemiyor. Aynı şeyleri duymak istiyor. Herşey çok güzel, yollar, köprüler, uçacağız, kaçacağız, aya dört şerit gideceğiz geleceğiz diye duymak istiyor sadece. Şu Hergün uğradığımız, kıyıda köşede kalmış siteye bile barbarca sabah akşam abanıyorlar. Ne hakla iktidarı eleştiriyorsunuz diye babalanıyorlar. Sabah akşam muhalefeti eleştiriyorlar. Çünkü herşeyin sorumlusu onlar ve işbirliği yaptıkları dış güçlermiş. Böyle akılsız bir halk bu işte. Aykırı şeyler duymak istemiyor. Polyana gibi rüyalarında huzur içinde yaşamak istiyor. Evet çocuklar aynı dediğiniz gibi. Ninni yavrum size ninni. Geççek geççek.

Comments are closed.