Bir fotoğrafa bakıp rahatsızlık belirtenler büyük yanlıştalar.. Politikacılar öyledir…

20
Reklam

İyi ki, Tayyip Erdoğan bana benzemiyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, dünya kupası açılışını izlemek amacıyla gittiği Katar’da, kendisi gibi davetli Mısır devlet başkanı Abdülfettah el-Sisi ile el sıkıştığı fotoğrafını gördüğümde, içimden geçen ilk düşünce bu oldu.

İyi ki bana benzemiyor düşüncesi…

Benzeseydik, böyle bir durumdan ne kadar rahatsız olduğum derhal yüzüme vururdu çünkü.

Halbuki yalnız Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, elini sıktığı el-Sisi de durumdan hiç rahatsız görünmüyor.

Onlar gibi birbirleri hakkında en ileri sözler sarf etmiş olanlar bir yana, bana her zaman iyi davranmış, ancak başkalarıyla ilişkilerini beğenmediğim insanlarla karşılaşmam veya aynı mekanı paylaşmam gerektiğinde bile duyduğum olumsuz hisler hemen yüzüme vurur benim.

Genellikle ilk fırsatta o mekanı terk ederim.

Yıllar önce bir dostum bu ruh halimi keşfettiğinde “Senden politikacı olmaz” deyivermişti.

Reklam

Doğru. Ben de zaten bunu bildiğim için, ciddi teklifler aldığımda bile, politika alanını ve politikacıları izlemeyi içlerinde yer almaya her zaman tercih ettim.

Öğrendiğime göre, AK Partili bilinen ve sayıları her zamankinden daha aza inmiş bulunan yakın çevreden bazıları, iki devlet başkanının el sıkışırken çekilmiş fotoğrafını gördüklerinde bayağı rahatsız olmuşlar. Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, kendisinden ‘arkadaş’ diye söz ettiği öyle birinin “Ben o fotoğrafı görünce yıkıldım”  tepkisi verdiğini yazmış bugün.

Yıkılacak bir şey yok oysa. Sonuçta el sıkışanlar birer politikacı.

Tayyip Erdoğan açısından “Yıkıldım” tepkisini veren kişiyi ve onun gibi olduğunu varsaymamız gereken başkalarını rahatsız edebilecek ilk görüntü değil bu.

Politikanın dışarıya dönük yüzünde -dış politikada- benzer fotoğraflar verilen başka kişiler de var.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin devlet başkanı Külliye’de kırmızı halı muamelesi gördü. O halı üzerinde iki devlet başkanı yan yana yürürken kameralar hiç durmadı.

Henüz İsrail’e gitmedi Cumhurbaşkanı, ancak İsrail’in Cumhurbaşkanı İsaac Herzog’u Külliye’de ağırladı. İsrail’de yeniden başbakan seçilmeyi son seçimde başarmış Benjamin Netanyahu’ya ilk tebrik mesajını hangi ülkenin cumhurbaşkanı gönderdi dersiniz?

Suudi Arabistan’ın filli lideri veliaht prens Muhammed bin Salman (MbS) ile hem de birkaç kez el sıkışılmadı mı?

Reklam

Bugünkü bazı gazetelerde isimlerini verdiğim bu dünya liderleriyle el sıkışılırken çekilmiş fotoğraflar yer alıyor.

Unutmuş veya görememiş olanlara hatırlatmak için…

Oysa, bu arayı düzeltme süreci, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ girişimi ile partisinin geçmişte üzdüğü kişiler ve kitlelerle barışma arayışından da önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından başlatılmıştı.

MHP lideri Devlet Bahçeli ile…

Youtube’da AK Parti genel başkanı ile MHP genel başkanının 2017 yılı öncesinde birbirlerine takılmalarının videoları fazlasıyla mevcut. Sıkıntılı bir halinizde onlardan birine bile göz atmanızı tavsiye etmem.

Ne zaman karşıma o videolardan biri çıksa ne yapacağımı bilemez hale geliyorum.

Siz sonunda olana bakın: Bugün iki lider ‘ayrılmaz ikili’ gibiler. Biri diğerini incitmemeye özel dikkat göstermekle yetinmiyor, başkalarının aykırı sözlerine cevapları saldırılan kişiden önce diğerinin verdiğini görebiliyoruz.

Devlet Bahçeli bu anlamda Tayyip Erdoğan’dan daha dikkatli ve daha rikkatli.

MHP’nin seçime giderken kullandığı, liderinin değişik illerde partisi tarafından düzenlenen mitinglerde hiç çekinmeden tekrarladığı “Aday belli, karar kesin” sloganı doğrudan Tayyip Erdoğan’ın sahiplenildiğinin işareti.

Erdoğan’ın yapılacak seçimde de cumhurbaşkanı adayı olacağını, Türkiye, AK Parti’den önce MHP’nin ve lideri Bahçeli’nin açıklamalarından öğrendi.

Şu yakınlarda da bir başka benzer girişime tanık olunuyor.

Yakın zamanlara kadar iktidar sözcülerinin ağızlarından kişiliği ve partisi hakkında tek olumlu sözcük işitmediğimiz Meral Akşener ile İYİ Parti’ye, birlikte olduğu Millet İttifakı’nı terk edip yanlarına gelme teklifleri sırasında övücü cümleler de kullanılıyor.

“Galiba o da benim gibi” diyebileceğim kadar bu gelişmeden rahasızlık duyduğunu belli ediyor Akşener.

Fakat unutmayın, sonuçta o da bir politikacı. Bir önceki seçimde “Ben kazanacağım” gerekçesiyle muhalefetin ortak aday çıkarmasını engelleyerek Tayyip Erdoğan’ın -hem de %52 oyla ve ilk turda- cumhurbaşkanı seçilmesini o sağlamıştı.

İktidar cephesinin seçime doğru yol alınırken izlemek üzere benimsediği anlaşılan birkaç aşamalı planında, ‘6’lı masa’yı İYİ Parti üzerinden dağıtma ayrıntısının da bulunduğu anlaşılıyor.

İki taraftan birbirleriyle ilgili verilen mesajları ‘asla bir araya gelemeyecekleri’ biçiminde yorumlayanlar da var siyaset gözlemcileri arasında, ‘tarafların birbirine ısınma temrinleri’ olarak yorumlayanlar da…

Hangi öngörünün doğru olduğunu bugünden kestirebilmem mümkün olmuyor.      

Bizde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Mısır devlet başkanı el-Sisi’nin el sıkışma fotoğrafına bakıp “Yıkıldım” diyenler yine de çıkabiliyor, bu da bir şey. Sanıyorum, o fotoğraftaki ikinci devlet başkanının ülkesinde öyle bir hisse sahip olsalar bile bunu başkalarıyla paylaşmaya kalkışacak pek insan yoktur.

ΩΩΩΩ 

Reklam

20 YORUMLAR

  1. üstad 70 yaşından sonra.beyin sulanır insanlar saçmalar diyen alimlerimiz var onu dikkate alırsak, oyumuzu atmayacagimiz kişi bellidir. Dini yönden olay çözülmüştür zaten son vidyolarikda baktığımız zaman ne kadar.bitkin durdurduğunu görüyoruz ikinci bir Ecevit vakası yaşamaya gerek yok.

  2. 2023 yılında Savunma Sanayi;

    ▪️KIZILELMA uçuş
    ▪️MMU hangardan çıkış
    ▪️Hürjet uçacak
    ▪️ATAK ağır sınıf uçacak
    ▪️TCG Anadolu hizmete giriş
    ▪️İstanbul fırkateyni hizmete giriş
    ▪️Gökbey ilk teslimat
    ▪️Denizde ikmal destek gemisi hizmete giriş
    ▪️Siper HSS, Gökdoğan-Bozdoğan füzeleri

    neyse siz Sisi ile oyalanın.

  3. KİMSE
    Hiçbir kimse komşularımızla kanlı bıçaklı olmamızı savunmuyor.
    Tabii ki iktidardakiler hariç.
    Ağız dolusu “katil” nidalarıyla haykırırken bu günleri düşünmesi öneriliyordu.
    Kapıyı çarparken bir gün bu kapıları çalabileceğini unutmaması tembih ediliyordu.
    “Kapı çalma” deyiminden zile basma değil, kapıyı söküp çıkartma anlayanlar için bü tür uyarılar, yeni bir soygunun kapısını açmaktan başka bir işe yaramıyor.
    Artık barış, uyum, gibi insani değerlerle uğraşamazlar.
    Göstermelik bile yapamazlar.
    “Ruhlarında cehennemi yaşayanlar” başkalarına da, hem bu Dünyada hem de öbür tarafta cehennemi yaşatmak için ellerinden geleni yapacaklar.

  4. Demirel’in dediği gibi ‘dün dündür bu gün bu gündür ‘ düşüncesi , belki siyaset pratiği ve kırgınlığın sona erdirilmesi
    açısından uygun görünebilir.
    Ama bu düşünce ve buna bağlı tutum ve davranışlar da insanda ne prensip ne de ciddiyet ve istikrar
    bırakır!
    Yani biraz tartışmalı bir konu !

  5. Arif Keskin İran uzmanı olarak her gün İrandaki olayları haber yapıp yorumluyor. Bu gün de İran milli futbol takımının İngiltere’ye yenilmesi ile rejim karşıtı eylemcilerin İngiliz bayraklarını sırtlarında gezdirmeleri görüntülerini yorumluyor tivitlerinde.

    Keskine göre eylemciler İran bayrağını milli takımı milli marşı İran devletinin bir parçası olarak görmediğini, islam cumhuriyetini düşman gördüklerini ve devleti bu düşmandan kurtarmaya çalıştıklarını söylüyor. Bir devletin başına gelebilecek en büyük felaket değil mi bu?

    İnsan hiç iktidar hırsıyla kendi milletini devletine düşman eder mi?

  6. bir hakkı, şansı YOKTUR! ülke menfaati önce.
    Meral Akşener e gel seninle beraber bir berber..
    çağrısını trol ordusu evirdi çevirdi kaz gibi.
    oysaki bir de şu yorumu okuyun:
    Merale selam göndermek, yanındaki çırağa gel sen bir berber dükkanı aç, (açacak san eğer!) bende destek olurum sana😊..
    lakırdısı da neden olmasın?
    yıkıldım! ların arkasında, yada gel seninle beraber… in arkasında çookkk sular akıyordur belkide. biz bilemeyiz,
    bilenler de bilsede bilmiyormuş gibi yapıyorlar bence🤗.

  7. siyasiler öyledir yerine politikacılar öyledir demeyi tercih etmiş sayın koru.
    “poli” çok “tika” yüz demek. politikacı anlam olarak çok yüzlü olan demek.
    politikacılar ne yaşanırsa yaşansın birbirlerine bakıp gülebilir, el sıkışıp hatta sarılıp öpüşebilirler.
    “işlerine gelince”
    ben bu resme bakıp elbette yıkılmadım, bilakis. son derece sevindim, mısır dünyanın bir ucunda gözden ırak gönülden ırak tutabileceğimiz bir ülke değil, müslüman dünyanın lider ülkelerinden biri. ülke menfaatleri gereği hele akdenizde yaşananlardan sonra mısırla iyi ilişkiler kurmamız gerekiyordu. biz zaten önce yanlış yapıyorduk yıllarca da bu yanlışı sürdüdük. sisi darbeci, eli kanlı, halkına silah doğrultabilmiş biri, ne onu ne kanlı darbeyi onaylamamız gerekmiyordu ama kendi ülkemizin çıkarlarını göz ardı edecek tepkiler vermenin gerekmediği gibi, ülke çıkarları gözetilmeliydi. şimdi ekonomimizin hayli sıkıntılı olduğu üstelik kritik bir seçim öncesi, sayın cumhurbaşkanımızın hem içeride hem dışarıda açıkça destek aradığı bir dönemde verilen bu fotoğraf ve bae den, suud prense, bütün ilişkilerin yakın tarihlerde düzeltilmesi yine de, herşeye rağmen iyidir, ne kadar düzeldiğini de zaman içinde görürüz artık.
    mhp ile geçmişte yaşanıp üzerine sünger çekilen ilişkiler bir kazan_kazan ilişkisidir temelde.
    chp ile de düzelmeyecek bir ilişkide yoktur, ne zaman kazan_kazan denklemi devreye girer o zaman ilişkiler de “elbette halkın faydası için” düzelir. hdp nin kapısına kadar gidilince nefret dili yumuşamadı mı? onun da mecliste bir parti olduğu akla gelmedi mi? medyası, seçmeni eh ülke çıkarları kem, eh yani halkın faydası küm falan demeye başlanmadı mı? şimdi bu kutuplaştırmanın bir oy değeri var, nefret üzerinden kutuplaşmayı tercih eden seçmen kitleleri oldukça. bizim müsülman topraklarda, ortadoğu coğrafyasında affetmek değil ölesiye nefret etmek tercih edilir politikacılar da bunu bilir. yolsuzluk, aymazlık, yoksullaşmak, gerilemek oy tercihini fazla etkilemez, pragmatist ve geniş mideli seçmen genelde nefretle güdümlenir.
    o nedenle herşeye rağmen el sıkışan insanların görüntüsü iyidir, umut vericidir.

  8. İLKELİ MİLKELİ

    Daha önce de bahsettim. Masamda Ahmet Cevdet Paşa ve Hummer tarihi yanyana durur. İlk okuduğumda devlet kurmanın ne zor olduğunu, yönetmenin daha da zor olduğu öğrendiğim tarih okumalarından örnekte vermiştim üstelik.

    Osmanlı bir dönem doğuya bir dönem batıya sefer yapardı. Barış döneminde irana yazılan mektuplar sevgili din kardeşlerimiz diye başlarken ertesi yıl bozuk dinli sapkınlar olarak başlardı. Muhalif trol yazarlar alaylı sözlerle paylaşıyor Rte nin el sıkışma resmini. İsmail saymaz da çok utandık demiş. Allahtan atatürk zamanında yaşamıyor bu ismail ile yozdil. Yoksa binlerce türkü öldürüp, kadınlara tecavüz eden, çocukları katleden yunan liderini ağzı kulaklarında karşılayan inenüyü, mustafa kemali görürse hafazanallah kalb krizi geçirirlerdi.
    Yazarda ben omurgaliyım siyasetçiler omurgasız-belki akşener omurgalı olabilir mesajı vermiş. Oysa sisiye düşman olmak 80 milyon mısırlı ile de aramıza duvar örmenin yanında içerde zulüm gören hamaslı kardeşlerimize de yardım etmemizi engelliyor. ve ortada mavi vatan denilen binlerce km2 deniz alanı var. Neyi öneriyor yazar avupalılar savaş yapsın milyonlarca kişiyi öldürsün sonra barışsınlar ama biz ortadoğulular bir dönem aramız bozulan kişilerle asla bir daha görüşmeyelim. Veya solucan (solcu olacaktı pardon) yazarların çarkı gibi biz barışmasına değil küsmesine karşıyız mı diyeceksiniz. Yani kötü gördüğümüz bir olaya tepki göstermeyelim mi.? Hiç sesimizi çıkarmayalım mı. Bu alçak solucanlar aynı anda irandaki olaylara niye tepki yeterince tepki göstermiyorsun diye bağırıyorlar.
    Neyse 2023 te Biden koalisyonu gelince herkes mutlu olur. Dün sosyal medyada rastladım. Pensilvanya bunları ikiye bölmüş. Bir kısmı Türkiyede birlerce lira olan ürünlerin avrupada 30-40 avro olduğunu, herşeyin avrupada ucuz olduğunu, burada pahalı olduğu savunuyor ikinci kısım ise ülkemizin ne kadar ucuzladığını, bulgaristanın, gürcüstanın bim i olduğumuzu, bu ülke vatandaşlarının gelip türklerin alamadığı malları yığınla aldığını savunuyor. Bu organizasyon kazanmasın da kim kazansın.

    • çok ilkeli milkeli bir yorum olmuş doğrusu.

      “Oysa sisiye düşman olmak 80 milyon mısırlı ile de aramıza duvar örmenin yanında içerde zulüm gören hamaslı kardeşlerimize de yardım etmemizi engelliyor. ve ortada mavi vatan denilen binlerce km2 deniz alanı var.”
      diyorsunuz,

      yeni bir durum mu bu yazdıklarınız peki? simdi mi aklınıza geldi?
      10 yıldır neredeydiniz?
      yaklaşık 10 yıldır sisiye düşman olmak diye tanımladığınız bu süreç yaşanırken mısır ile aramıza duvar örmek, hamaslı kardeşlerimize yardım etmek, mavi vatan denilen binlerce km2 deniz alanı yok muydu peki?

      Yani kötü gördüğümüz bir olaya tepki göstermeyelim mi.? Hiç sesimizi çıkarmayalım mı.
      diyorsunuz,
      iyi ama kimse bunu savunmadı zaten, tepki gösterme kimse demedi.
      verilen orantısız tepki eleştirildi.
      Çinin uygura yaptıkları da kötü, neden böylesi sert tepki verilmedi madem
      suriyede sarin gazı ile öldürülen cocuklar için rusyaya böyle sert tepki verildi mi?
      Bu alçak solucanlar🎭aynı anda irandaki olaylara niye tepki yeterince tepki göstermiyorsun diye bağırıyorlar.
      diyorsunuz,
      bu haklı bir tepki değil mi?
      madem siz kötü gördüğünüze tepki vermeyi iş biliyorsunuz iranda olanları kötü görmüyor musunuz?
      afrikada diktayla başa gelen diktatörlerle gayet iyi ilişkilerimiz var, onlara hiç tepki vermiyoruz
      devlet çıkarı içinse
      mısırla neden
      10 yıldır ekonomik ilişkilerden, mavi vatandan hamaslı kardeşlere kadar neden bir dolu zarar ettik ve neden şimdi içerde ve dışarıda sayın erdoğan destek ararken mi aklınıza mısırla örülen duvar, hamaslı kardeşler ve akdeniz geldi?
      10 yıldır neredeydiniz?
      keşke siz de arada hamaslı kardeşlerimiz var diye bağırsaydınız arada hatırlatsaydınız,
      alçak solucan meselesine bir de böyle bakmalı değil mi?

      ülkedeki ürünlerin farklı açılardan konuşulması normaldir, fiyat dengesizliğinin bu kadar karmaşık olduğu az ülke var, türkiye’de binlerce olan ürünlerin avrupada 30_40 euro olması akılcı değil marka her yerde pahalıdır lakin alım gücü yüksek olan avrupalı iyi ve kaliteli ürüne daha kolay ulaşıyor öte yandan bazı ülkeler için bim haline geldiğimiz bir gerçek ve türkler temel gıda maddelerini bile alamıyor hale geldiğine göre
      “bu ülke vatandaşlarının gelip türklerin alamadığı malları yığınla aldığını savunuyor.” oldukları tamamen doğru.
      dünya enflasyon şampiyonluğunda ilk 3 e,
      sefalet endeksinde ise 1. sıraya yükselmiş bir ülke olduğumuz gerçeğinin sonuçları bunlar, binlerce diğer sorunlarımız gibi.

  9. Millet İttifak’lı arkadaşlar İngiltere’nin dış politikasına hayranlıklarını hiç gizlemezler… “İngiltere’nin ebedi dostları ve düşmanları yoktur; ebedi çıkarları vardır” düsturunu takdir ederler… Aynı yaklaşımı Sayın Cumhurbaşkanı dış politikada uyguladığında ise en galiz kelimelerle saldırmayı iş edinirler… Bakınız Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın tweeti: “Ar damarı olmuş kâr damarı!”

    Oysa ‘dış politika’; ret ve kabulün, bazen birinin, bazense diğerinin alternatifli olarak gündeme gelebilmesi demektir…

    Bunu bilmez olurlar mı hiç?… Tabii ki biliyorlar… Ancak uygulayacak beceri, akıl, zekâ ve odaklanma konusunda belli ki eksiklikleri var… Onun yerine şöyle bir yolu tercih ediyorlar… ABD’ye gidince “İktidar olursak Ukrayna’yı destekleyeceğiz”, İngiltere’ye gidince “AB ne derse o” diyorlar… Türkiye’nin çıkarınaymış, değilmiş… Onlar için hiçbir ehemmiyeti yok gibi… Hatta teferruat…

    • Detaylar önemli elbette. İngiltere AB’de değil örneğin. İngiltere’ye gidince AB ne derse o demek saçma olur.

      İktidar keşke diş politikada ülke menfaatlerini öncelese. Ama öyle bir durum yok. Kafasına göre birilerine düşman yada dost oluyor. Tek karar verici olduğu için de kimseye danışma gereği duymuyor. Tek adam olduğu için de hesap da soramıyoruz. Örneğin Meclisin dış politikada hiç bir etkisi yok. ABD’de Türkiye’ye silah satışı bile senato onayından geçiyor. Biden ben bilmem Meclis bilir diyor. Fark burada galiba. Ülke menfaatleri tek adamın keyfine bırakılamaz.

  10. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katil Sisi ile el sıkışması içime sindi mi? Hayır ve asla! Sisi’den ve onun temsil ettiği değerlerin tümünden nefret ediyorum. Mursi’ye ve onun temsil ettiği değerlere ise en derinden bağlıyım.

    Burada ne “ama”, ne “fakat”, ne de “lakin” diyeceğim. Kendimi çok üzgün, çok yaralanmış hissediyorum o görüntü karşısında. Sadece “ancak” diyeceğim o yüzden.

    O görüntünün nasıl ve hangi şartlarda oluştuğuna dair bir bilgimiz yok. Elde var bir. Devletlerin menfaatleri icabı aks değiştirebildiklerini defalarca görecek kadar uzun yaşadım. Bu iki. Reel politikten, hele uluslararası arenada neredeyse nefret eden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki onlar emperyalist emellerinden vazgeçmeden benim bir birey olarak Sisi’ye, İsrail’e, Amerika’ya, İran’a, Rusya’ya karşı tavrım değişmeyecek. Ancak “devlet aklı” dediğimiz şey zaman zaman “kan kusup kızılcık şerbeti içmeyi” gerektirir. Bu üç. Recep Tayyip Erdoğan’ın Sisi’den benim Sisi’den nefret ettiğimden daha çok nefret ettiğine adım gibi eminim. Bu da dört…

    • Erdoğan’ın Sisi’den nefret etmesi için gerekçeleri nedir, yada sizin gerekçeleriniz? Ben artık nefret etmesi için gerekçe kalmadığını düşünenlerdenim. Ben de çok eminim böyle olduğuna. Keşke sorma fırsatımız olsaydı, TV’ye çıksaydı mesela.

    • şu olabilir mi sayın Sever, Esed ile sarayda davet ver kuzu çevir “ama”…
      evine alma! denize bile girme onunla! heleki aynı çuvala!! asla!!!!
      (sen ona ekmeğine yağ bal sürüp ağzına da versen, o yine gider).
      bunları da öğrenmiş oldu bizim siyaset, sözde politikacılar da🤗.

  11. Politikacıların dönüş yapması, bunu sık yapması elbette anlaşılır bir şey. Bunu siyasi çıkar için değil, ülke çıkarı için yapıyorlarsa ne ala. Elbette yapmalılar. Ancak mevcut iktidarın sürekli dönmesi bu kategoriye girmiyor. Yapılanlar hep kendi dar çıkarları için. Yolsuz iktidarlarını sürdürebilmek için. Bu elbette siyasi ahlaksızlık. Ancak buna dersini verecek seçmen bizde yok, o olgunlukta değiller. Seçmen kolay dolduruşa gelen, duygulu, saf bir seçmen. İktidarın damadı bunu çok veciz bir şekilde milyonlara açık açık TV’de ifade etti. Aya dört yol yapacağımızı söylesek inanır seçmenimiz dedi. Bu kadar açık yani. Bu göz boyama siyasetini yıkmanın tek bir yolu var. Kıralın çıplak olduğunu söylemek ve bunu söylememizi sağlayacak mekanizmaların seçim sistemine eklenmesi. Örneğin seçime giren adaylar belli aralıklarla rakipleri karşısında TV’de tartışma yapmak zorunda olmalılar. Bu çok açık bir şekilde kıralın çıplak olduğunu görmemizi sağlayacak. Göz boyamak da mümkün olmayacak. Bu kadar basit. İktidar yirmi yıldır kaçak dövüşüyor. Bir kere dahi rakiplerinin karşısına çıkamadı. Çok basit değil mi. Neden çıkamadığını hepimiz biliyoruz. Çünkü donanımlı rakipler karşısında prompterden yalanların tutma şansı yok. Çok net! Kıral çıplak.

    • Amerikalılar 60 küsür yıldır Başkan adaylarını TV’de karşı karşıya getiriyorlar. Bu kanuni bir zorunluluk değilmiş, ama artık gelenek olmuş. Bu anglo-saksonlar böyle geleneklerine düşkün adamlar. İngilizlerin de doğru dürüst yazılı kanunu yok, anayasaları da yok. Ama hukuk onlardan sorulur. Neyse, bizde yazmadan mümkün değil. O yüzden siyasi koltuk adaylarının TV’de tartışması mutlaka anayasaya yazılmalı. 6’lı masa umarım bunu unutmadı. Gerçi bizde anayasayı da takan yok ama olsun, bunu mutlaka anayasaya yazmak zorundayız. Kıral çıplak demenin başka yolu yok.

    • Bizdekiler gerçekten garip. Erdoğan, Sisi’yi eleştiriyor; “Hayır, olmaz, bir araya gelmelisin” diyorlar. Elini sıkıyor, “olmaz, olamaz” diye bağırıyorlar. Ne istedikleri belli değil bunların.

      Tek hedefleri Erdoğan’ın zedelenmesi, lekelenmesi ve itibar kaybetmesi! Tek amaçları O’nun gitmesi!

      Ülkenin menfaatleri, bölge ve dünya dengeleri, değişen şartlar umurlarında değil bunların. Allah’tan ülke yönetiminde değiller. Yoksa halimiz harap; içine düştüğümüz durum, Türkiye’nin ve çocuklarımızın geleceği çok vahimdi!

      • Bütün rakamlar ve göstergeler ülkenin gidişinin iyi olmadığını söylüyor. Bunun tek bir sebebi var. Kendisi söyledi. Erdoğan sebep, sonuç bu. Başka bir sebep ben bilmiyorum. Muhalefet demeyin komik olur. Durumumuz süper demeyin kargalar güler.

    • Ender bey 40 yıllık siyasi hayatında demireli bir kez olsun tv ekranında erbakanla tartışırken hiç gördünüz mü?

      • Elinizin altında İnternet var ona sorun. Sadece Demirel-Erbakan diyorsanız o yoktur.Ama bütün liderlerin tartıştığı programlar vardır. Erdoğan’da İBB seçimleri için böyle bir programa çıkmıştı.

Comments are closed.