Siyasiler ülke ve insanı için en iyiyi ve en güzeli istemeli

34
Reklam

İnsanız, hepimizin takıntıları olabiliyor. Görüşlerini kendine saklamak yerine başkalarıyla paylaşmayı tercih edenlerin takıntıları olmaması gerekiyor. Kendi hesabıma bu gerekliliğe uygun davranmaya, farklı bir yönü olmadıkça döne döne aynı konuyu yazmamaya, varsa tezlerimi kampanyaya dönüştürmemeye gayret ediyorum.

Buna rağmen süreklilik arzeden konularım yok mu? Var. Bunların başında da, 2023 yılında yapılacağı ilan edilmiş genel seçim ile cumhurbaşkanı seçiminin tarihinin erkene çekileceği tezi geliyor.

Erken belki de baskın bir seçimin ülkeyi beklediğini düşünüyorum.

Yazının girişinde belirttiğim temel ilkem olmasa tezimi her gün tekrarlamak isterim. Bereket, muhalefet partileri, hem de lider düzeyinde, seçimlerin tarihinin erkene alınacağı kanaatlerini ifade ediyorlar. Yeni kurulan iki parti, yasa öyle öngördüğü için, örgütlerini tamamlayıp genel kurullarını bir an önce yapma gayretindeler. Yasa, yeni kurulmuş partilerin kongrelerini tamamlamasının üzerinden altı ay geçmeden seçimlere katılamayacağını amir çünkü.

İktidar ise seçimlerin zamanında yapılacağında ısrarlı.

Türkiye’nin de ihtiyacı olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır. Her an seçim yapılacakmış gibi istim üstünde olmak ülkeyi ve insanını sürekli gerilime sürüklüyor. Doğru olan, kendisine belli bir süre için ülkeyi yönetme görevi verilmiş siyasilerin, ülke çıkarlarını ön planda tutan bir yönetim anlayışıyla, sürekli seçim baskısı altında kalmadan, doğru bildiklerini icraata dönüştürmeleridir. 

Seçimler vatandaşa hesap verme dönemleridir. Ha bugün ha yarın diye seçim beklentisiyle yorulan bir ülke manzarasının kimseye yararı yok.

Muhalefete de yok, iktidara da. Bence erken seçim beklentisiyle yatılıp kalkılan bir ortam en büyük zararı ülkeye ve insanına veriyor.

Reklam

Sorunları kendimiz çözemeyince…

Bu tespitim erken seçim beklentisinin yersiz olduğu anlamına gelmiyor. Toplumu tam ortasından ikiye bölünmüş bir ülkeyiz ve kitlelerin birbirine bakışları dostça değil. Günlük işler yolunda gitmediği gibi seçim akılda tutularak girişilen icraatlar ancak propaganda gücüyle olumlu gösterilebiliyor. Olumlu sonuçlar verebilecek icraatlar da, propaganda malzemesi izlenimi verdiği için eleştirilerek kolayca olumsuzluğa sürüklenebiliyor.

Kuru gürültü alanına döndü siyaset. Bunun zararları ekonomiden eğitime kadar hemen her alanda kendini hissettiriyor.

Cezaevlerine giren tutuklu ve mahkumlara ‘çıplak arama‘ yapıldığı iddiası bir muhalefet milletvekili tarafından gündeme getirildi diye iktidar adına konuşanların iddianın hemen karşısına dikilmesi gerekir miydi?

Hayır, tam tersine, ilk telaffuz edildiğinde konuyu ciddiye alıp böyle uygulamaların olup olmadığı araştırılır, olmadığı tespit edildiğinde soruşturmanın sonuçları kamuoyuyla paylaşılırdı. Tek bir yanlış uygulama tespit edilmişse bile, ibret-i alem için, üzerine gitmek de iktidara düşerdi.

Kadınların -elbette erkeklerin de- haysiyetlerini zedeleyecek bir uygulamanın yapıldığı bir ülkede yönetici olmak herhalde hoş bir şey değildir.

“Devlete güvenmiyor musunuz?” eşliğinde toptan ve peşin karşı çıkışlar yanlış uygulama yapanları cesaretlendirir; o cesaretle yapılanlar şikayetlerin daha da çoğalmasına yol açar. Bu açmazın kötü örneklerinin geçmişin kritik dönemeçlerinde yaşandığı sonradan ortaya çıktığında, yapılanlara isyan edenler arasında günümüzün devlet yöneticileri de vardı.

Benzer bir durum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) son kararı etrafındaki tartışmalarda da yaşanıyor. AİHM’nin önce bir dairesinde görüşülerek karara bağlanmış bir müdahalesinin yerel mahkeme tarafından tanınmaması, bu defa aynı mahkemenin büyük dairesinin devreye girmesine yol açtı. Mahkeme uzunca bir gerekçeyle Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını karara bağladı.

Reklam

Kararın anayasa açısından bağlayıcılığı var.

İktidar bu karara en yetkili ağızdan tepki veriyor. Mahkemenin kasıtlı davrandığı düşünülüyor. 

Oysa, iktidar, AİHM’nin devreye girmesine mahal vermeden çok daha önce bu konuyu suhuletle halletmeli, yargının işine karışma anlamına gelecek sözlü müdahalelerle Türkiye’de yargının bağımsız olmadığı tartışmasına imkan vermemeliydi. 

Bu kararla AİHM Türk yargısını suçlamış oldu. Kararın etkisi bir kişiyle kısıtlı kalmayacak, AİHM önünde bulunan veya önüne gelecek başka davalarla ilgili kararları da etkileyebilecektir. 

Ülkeyi zora sokan

‘Çıplak arama’ ve ‘Demirtaş davası’ ile siyasetin kuru gürültü alanına dönüşmesi ve seçim tarihinin erkene alınma ihtimali arasında ne ilişki var?

İlişki var. 

Böyle konulara serinkanlılıkla yaklaşılmadığı, hedefini doğru seçmemiş görüntüsü verildiği, her eleştiri ve karşı çıkış ‘beka sorunu’ olarak değerlendirildiği için, bir türlü normalleşemiyor Türkiye.

Geleceğe umutla bakılan, yaşanılabilir bir ülke olmaktan hızla uzaklaşıyor ülkemiz.

Kutsal değerler bile siyaset pazarına düşüyor ve ayaklar altına alınıp çiğnenebiliyor.

Anamuhalefetin, parti içinde yetkin durumda olanların partili veya partide çalışan kadınları taciz ettiği, örgütlerde tecavüz vakaları görüldüğü iddialarının üzerine yeterince güçlü biçimde gitmemesi, gittiyse bunu duyurma zafiyeti akıl alır gibi değil.

Daha akılsızcası ise, çoktan geride kalmış dini alanla ilgili tartışmaların anamuhalefete yakın çevreler tarafından günümüzde hortlatılmasıdır.

Bunların hepsi seçimlerin ha bugün ha yarın olacakmış gibi sürekli gündemde tutulmasından kaynaklanıyor.

Kendine çeki düzen vermek hep iktidarlardan beklenir, ama galiba önce muhalefet kapsamlı bir durum muhakemesi yapıp ülke için en doğru istikamette politik tavır belirlese iyi olacak.

Aksi halde bugün seçim olsa yarın kavga daha da büyüyecek.

Ülkenin ve insanımızın rahat nefes almaya ihtiyacı var.

ΩΩΩΩ

Reklam

34 YORUMLAR

  1. Şu an iyi bir muhalefet var Ama! Onlara’da teröristlik damgası vurmaya devam ediyorlar.
    Emniyetcilik oynayan bey efendi devlet memurulğu sıfatını bırakmış siyasetcilerin avukatlığını yapiyor. işledikleri suçları savunurken Gergerli oğluna hem hakaret ediyor hemde hıç utanmadan suç duyurusunda bulunuyor.
    Esas suçları kendisi işlediğinin farkında bile değil.

    Gergerliğıoğlu Pinar gibilerinın yaşadıkları zalimlikleri ortaya çıkardı diye havuzda dahil erdoğana tapmişların linçlerine maruz kaliyor.
    Pınar diye bir çocu vahşilerin uyguladığı çıplak aranmanın tranvasını yaşiyor.

    Buradaki trollere soruyorum!
    PINAR’IN YAŞADIKLARI NE OLACAK!

    %95 engelli 7 yaşındaki Pınar’a babasını ziyarete gittiğinde defalarca çıplak arama yapılmış
    O cocuk o travmayı atlatmamış.
    Peki
    Kim Bu İşkenceciler?
    ÇıplakAramaya Dur diyenlermi? Yoksa ortaya çıkaranlarmı?

  2. Sn BARAN BEY Muhalefet zerre kadar umut vaat etseydi inanın ilk seçimde onlara oy verirdim maalesef hiçbir güven vermiyor.Düşünün boylesine sıkıntılı bir dönemde bile halen AKP % 35 40 oy alabiliyorsa oturup düşünmek lazım .başka bir yerde olsa sıfıra gömülmüştü ama muhalefet sıfırın altında maalesef.
    halen bu millet ERdoğandan birşeyler bekliyor düzeltir mi düzeltemez mi zaman gösterecek.
    Düzelmek toplumun bütünüyle olur Lider sadece yol göstericidir. Almanya neden almanya oldu anlatayım:İkinci dünya savaşı sonrası ALMAN bakan Türkiyeye gelir bizimkiler mukemmel bir ziyafet sofrası hazırlar ve buyur ederler. Alman bakan ziyafeti reddeder ve benim halkım orada sahanda yumurta yerken ben bu ziyafeti çekemem der ve sahanda yumurta yer. Lider İŞTE BÖYLE olmalı .
    Hz. ömer mescidde cam kenarına oturmuş birşeyler yazıp çiziyormuş .Derken akşam olmuş biraz daha devam etmiş . Sonrasında yanan kandili söndürmüş ve ay ışığında yazıp çizmeye devam etmiş. sahabelerden biri gelip Ya ömer karanlıkta nasıl görüyorsun der. HZ. Ömer de kandil yanarken devlet işini yapıyordum oysa şimdi şahsi işlerimi yapıyorum ve o nedenle devletin kandilini söndürdüm der.
    İşte lider dediğimiz böyle hassasiyetleri olması gerekir. Sonrasında herşey kolaydır ve bu millet böyle liderlerin arkasından ölüme bile gider.
    Şimdi gelelim Ülkemizin mevzuuna maalesef böyle liderler çıkmadı içimizden.
    Diyeceksinizki Nerde Bizim başkan nerede yukarıda yazılanlar. Sıkıntımızın temel sebebi bunlar. Erdoğan çok şey başardı fakat yukarıdaki anlattığım iki olaya hiç dikkat etmedi.Bu ikisine dikkat etseydi zaten yaşadığı sürece kesintisiz ülkeyi yönetirdi.

    • ahmet!
      – nasıl bir umut istiyorsan söyle, muhalefet olarak sana istediğin umudu vereyim.
      – mesela berat albayrakın gitmesi doları düşürdü.
      – erdoğanla bahçeli giderse de, ülke kurtulur.
      – sana bu umutlar yeterli gelmiyorda bence zekandan şüphelensen iyi olur.
      – mesela bahçeli ile erdoğan giderse, amerikada cami yaptırma dümeni son bulur.
      – çıplak arama daöyle.
      – milletin malına çöreklenme de öyle.
      – beşli çetenin dünyanın en fazla kamu ihalesi alması da son bulur. hatta belki de, bu ülkeden çaldıkları tahsil bile edilebilir.
      – 13 tane uçağın bir kişinin kullanımı için bulundurulmayacağını da garanti verebilirim.
      – seçilmiş belediyelere kayyım atanmayacağına da.
      – trumpın “aptal olma” demiyeceğine de.
      – ülkenin askerlerinin başına çuval geçirildiğinde, iktidarın; “bu müzik notası mı ” derken “haryırsever” iran ajanı için amerikaya nota verilmeyeceğini de garanti ederim.
      – hakimlere talimat verilmeyeceğine, hiçbir suçu kanıtlanmadan insanların yıllardır tutuklu tutulmayacağıma da garanti veririm.
      – ama sen bu umudu değil, beleşten makam, mevki sahibi olmayı, haksız gelir elde etmeyi, kıl hakkı yemeye devam etmeyi istiyorsun.
      – kusura bakma. sana öyle bir umut veremem.
      annemiz babamız bize iyi insan olmamızı öğütledi.

    • Ahmet bey, muhalefette istedikleri kişileri göremedikleri, araya araya gözleri yorulduğu için mecburen öyle davranıyor olamazlarmı? Benim asıl üzüldüğüm, yüzlerce verilen örnekler, hikayelerden binde birini de kendinize uygulasanız (onda yada yüzde demiyorum) hak, adalet, liyakat, kul hakkı gibi mesela.

  3. Daha önce Erdoğan’ın sonra Cumhur İttifakı’nın dış politikada yaptığı hataları muhalefet yeterince anlaşılır bir şekilde açıklamakta zorluk çekiyor. Bu konuda başarılı olabilmek için doğru olana doğru demek şarttır. Aksi takdirde tipik muhalefet konumuna düşüp (iktidarın her yaptığını eleştirmek) inandırıcı olmaktan uzaklaşıyorlar.

    Muhalefetin, dış politika ve Beka diye özetlenen sorunlarda dersini daha çok çalışması gerekir. Haklı olmanın dış politikada sonucu belirleyemeyeceği iyi anlatılmalıdır. Ayrıca Türkiye her dış politika sorununda da haklı değildir. Örneğin Erdoğan Suriye iç savaşına müdahil olup milyonlarca mülteciyi kabul ederken AB ile görüşmemişti, dolayısıyla mülteciler konusunda AB “milyonlarca Suriyeliyi misafir ederken bize mi danıştın” demek hakkına sahiptir ve kapalı kapılar ardında böyle de diyorlar zaten.

  4. YENİ CEPHE
    Murat Yetkine,iktidardan bir yetkilinin gerginlik nedenlerinin ” yeni cephe açamamak” olduğunu söylemiş.(Ruh hallerine bakarmısınız.)
    Yani cambaza bak filmi çeviremiyorlarmış.
    Yani milleti geremeyince kendileri geriliyorlar.
    Geriliyorlar iki manada, hem gerginlikleri artıyor, hem de geriye gidiyorlar.

  5. Bu günkü yazı yine mükemmel.
    Elinde tüm ipleri tutan niçin bıraksın? Korkuyor mu, teslim mi oluyor ki elini havaya kaldırsın?
    Siz kimsiniz ki? (Bu da espri kısmı).
    Bunun yerine oyun kurucu, hava bükücü, su kraliçesi, ve hades çekip kılılçları, havada birkaç perende atıp, sonra 360 derece döndükten sonra..
    Güç veren sihirli surubun etkisiyle kılıcı tam ortasından karpuz gibi bölmüşsün, lakin çin işi srail tohumu kakalmışlar, yandan vermiş falso.
    Kilit mi kilit karpuz dilimleri çıkmış, seyyar satılıyor işportacıda.
    Dilimleri toplayacaksın da, yapıştırıcı ile birini tutturacaksında,
    Fermuarın ilk dilimini mi yanlış iliklemişsin acaba?
    Bundan ders çıkaranlar olur belki yeniler başkasına ihtiyaç duymadan kendi söküğünü dikmeyide, yeni bastan binayı dikmeyi de akıl ederler umarım.
    Harç bitti yapı paydos, sihirli şurubu veren şarlatan da baskında yakalandı.
    Hele şu söze bayıldım:
    Kuru Gürültü Alanı.

  6. Seçime daha 2,5 yıl olmasına rağmen muhalefetin erken seçim istemesini normal karşılıyorum.Erken seçim olursa,Babacan’ın ve Davutoğlunun kurduğu partiler seçime girebilirken,Sarıgül ve İnce’nin kurduğu veya kuracağı partiler seçime giremeyecek. Akparti den oy tırtıklansın ama bizden oy tırtıklanmasın aceleciği.

      Bir de Türk Yargısı veya yüksek seçim kurulu yanlış yapıyor. Terörle münasebeti bilinen parti veya kişilere seçilme hakkı neden verıyorlar. AHİM in iki gün önceki Demirtaş kararı ile İspanyada ki Batusuna kararı tam bir ikiyüzlülük.
    Ne diyordu o zaman Ahim in batusuna kararı “Terörist eylemleri kınamama, bunları övme, terörist örgütlerle ilişki kurma siyasal partilerin kapatılmasında dikkate alınacak bir öğedir.
    Herri Batasuna kararı, AİHM’nin siyasal partilerin kapatılmasına ilişkin tutumunu, yerleşik ilkelerini bir kere daha doğruluyor.Bu bakımdan gerek hükümetin anayasa değişikliği çalışmalarında, gerekse Anayasa Mahkemesi kararlarında göz önünde tutulması yararlı olur.

  7. Komplo teorilerinden ziyade, her türlü operasyona elverişli bir ortamımız olup olmadığı önemlidir.
    Özellikle Demirel zamanında Tercüman gazetesi başbakanlık muhabirliği ve daha sonra DYP milletvekilliği de yapmış birinin ülkemize cuk diye oturan bir sözünü nerdeyse her gün hatırlıyorum:”Dış güçler iktidarları dizayn eder. Ancak öncelikle muhalefeti dizayn eder. Zira iktidarları ayakta tutan muhalefettir.”

  8. SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ”

    Son 50 yılına tanıklık ettiğim canım ülkem hep yoklukların, siyasi ve ekonomik açmazların içinde çırpındı durdu. Bakmayın bazılarının eskiden her şeyin güzel olduğu iddialarına. Bazılarına güzelmiş demek ki, yoksa onların en güzel yıllar diye güzelleme yaptığı günlerin yoksulluk ve yoksunluklarının tanığıyım. Üstelik üstadın dediği gibi “bir de geri adam boynumuzda yafta” Bırakın bir devlet, yahut belediyede çalışmayı kapasından girince ne tür muameleyle karşılaşacağımızdan endişe ederdik.
    Bu gün sayın yazar dahil liderlerin ağır bir beyanatını, mecliste sert geçen bir oturumu “siyaset bölündü, ülke bölündü, insanlar kamplara ayrıldı” şeklinde lanse ediyor. Halbuki sokaklarda sağcımısın solcumusun diye sorulduğu, karşı fikirde olanların kurşunlandığı günleri dün gibi hatırlıyoruz. 10 yaşımda bile değildim, solcuların hakim olduğu kasabada ben ve arkadaşlarım kasaba merkezini görmeden büyüdük. Korkudan giremiyorduk. Yakınlarım ortaokulu dayak yiyerek bitirdiler liseyi de çevre illerde okumak zorunda kaldılar. Yani siz siyasal bölünme görmemişsiniz. Özal yıllarında solcular ülkenin felakete yuvarlandığını savunup durdular, 10 yıl iktidarda olan partinin başkanı cumhurbaşkanı adayı bile zor oldu. Şimdi mi siyasi bölünme, tıkanıklık var. İnananı daha kötü günlerimiz çok oldu. Muhalefetin istediği oluncaya kadar ülke felakete yuvarlanır, algı budur. Muhalefet ne istiyor, hiç. Ben hiç sağlam bir proje, vaat görmedim. Tek dertleri koltuk. Zaten 4 yıl kalıp gideceklerini düşündükleri için memleket yansa umurlarında olmaz. Daha önce de söylemiştim, cumhuriyetin beşte biri Erdoğan yönetiminde geçti. Şaka gibi yani bu seçim kaybedecekler, oy kaybediyorlar falan hikaye efsane yazılmış zaten. Siz okuma bilmiyorsunuz.

    • sizin 10 yaşında olduğunuz zamanlar sağ sol davası güdenler ceza evinin kapısından giren kadınlara çıplak arama yapıyorlar mıydı? tamam tıpkı bu günkü gibi tecavüzcü-işkenceci kadrolu timler o zaman da vardı ama rutin bir çıplak arama yoktu ben hiç duymamıştım bu zamana kadar. bu onursuzluk da Erdoğan hükümetine nasip oldu diye ne kadar savunsanız az gelir yani.

    • Sizin yorumunuz tıpkı ” Ölümden korkutup sıtmaya razı etmeye ” benzer ! Veya ”ehveni şer”e razı olalım diyorsun ! Ayrıca o zamanki kötülüklerle şimdikiler arasında kategorik farklılıklar var , o da ayrı bir konudur . Sonuç olarak bizim en iyisini, en güzelini yaşama hakkımız yok mu !
      İyi geceler

  9. “CHP ileri gelenleri, “Türkçe ezan ve Türkçe Kuran’dan dolayı halk bizi dinsiz sanıyor, oy vermiyor” diyor.” diye yazmis birisi..

    beni bir gulme tuttu.. mevlana haberinden sonra kahkahaya dondu :))
    bilmeyen degil inkar edenler var sadece: pkk=chp—–> =temeli dinsiz

    • onların hepsi de senden daha dürüstler.
      – insan olmadıktan sonra banane senin müslümanlığından.
      – yediğin naneleri Allah ister affeder ister affetmez.
      – Allah’ın ne yapacağını bilemem.

    • Yeter artık isminiz gibe dine atıf yaparak, herkesi sizin gibi birilerinin dinsizliğini dindar miş gibi yutturanlara inancak kadar DİN den bay habermi zannediyorsunuz.

      CHP en azından insanlara Din satarak oy toplamiyor, ayricada biyat ettikleriniz gibi günde kırk kılığı girmiyor.
      Ya hırsızlar! Din adına milleti soyuyorlar Dindar birisi Emenete hiyanet etmez+ milletin ekmeğini elinden almaz,+ úlkeyi satmaz +”FAİZ” le borç alarak milletin hakkını çami bahanesi ile “GAVUR” dediğiniz úlkelere yatírím yapmaz.
      Daha sayayımı?
      Anlıyana bu kadar fazlasi ile yeter.

  10. Erken seçim beklentileri her dönem olmuştur. Ama bu dönemde erken seçim beklentisi tüm vatandaşlar için haklı bir neden var o da yeni bir sisteme geçilmiş olması. Benim dikkatimi çeken olay bu yeni sistemi anketçiler halka sormuyor belki ben kaçırmış olabilirim ama hiç de iyi sonuç çıkacağını sanmıyorum.
    AİHM kararı bir daha gösterdiki asıl konu bahsi geçe kişi değil tutukluluk süreleri ve bizim yargının durumunu ortaya koyuyor. Ülkemiz vatandaşlarının yargıya güvenin sağlanmadığı, Üstünlerin Hukukundan kurtulmadığımız sürece Adaletten söz etmek mümkün değil. Peki bunlar ne zaman gerçekleşir derseniz hiç bir zaman gerçekleşmez sebebi ise yönetime gelenler kendi kendi hukukunu topluma Hukuk diye kabul ettirirler….

  11. Al gülüm ver gülüm. Bunlar yani iktidar ve muhalefet anlaşmış gibi bir durum sergiliyorlar. Ortada muhalefet eden var mı? Millet ittifakının iki büyük ortağı günü kurtarmakla meşguller. Sanki bunlara iktidar tarafından rol verilmiş, o rolü oynuyor görüntüsündeler. Ortada sizin de yazdığınız konular gibi o kadar çok muhalefet edecek konu var ki, ama muhalefet partileri bunları dillendirmiyor. Partisinin siyasetini asla benimsemediğim Sayın Ö. F. Gergerlioğlu insan hakları konusunda tek başına çaba sarfediyor. İktidar kadar muhalefet de önemlidir demokrasilerde. Muhalefet böyle olunca iktidar da anayasayı yasayı tabi ki takmaz.
    Burada farklı bir durum, müslüman bilinip yönetme durumunnda olanların dinci olup çıkmalarıdır. Yeni nesil dinci ile müslümanı ayırt etmediğinden zarar islama ve müslümanlara olmaktadır. Toplum karpuz gibi ikiye bölünmüş vaziyette, hem de aynı aile içerisinde bile. Biri diğerinin acısını hissetmiyor maalesef. Müslümanlık bu değil. Yazık çok yazık.

  12. ABD seçimlerinde, Joe Biden’ın ekibinde oldüğüm için Biden pilanları hakkında ekibini e-mail göndererek bilgilendırıyor.

    Çok barış sever ve doğrularlardan taviz vermeyen alçak gõnülü iyi bir lider.
    Trump gibi delilerin tahrip ettiği Dünyayi ve devletleri ancak Biden gibi sabırlı, merhametli kavgayı değil barışı seven tecrübeli liderler düzeltebilir.
    İnşAllah bize ve dünyadaki diktatõrlúkle idare edilen ülkelere’de biden gibi liderler gelirde Mazlumlar bıraz nefes alır.

    ABD tarıhínde şindiye kadar gelmiş geçmış Cumhurriyet’ci başkalardan bir tane iyi başkan çıkmış Abraham Lincoln onda Amecan’ın yerlilerinin canına okumuş.
    Cumhurriyetci başkanlar ABD yi ve dúnyayí batırıyorlar. Demokırat başkanlar onların yaptıkları tahribatları dúzeltiyorlar arkadan gelen gene aynısínı yapiyor.

  13. “Siyasete güç ve kuvvet kazanmak için atılanlar; şeytanla mukaveleyi imzalamışlardır.” Max Weber, Alman Siyaset Bilimci ve Bürokrasi Kuramcısı

  14. siyasiler ülke ve insanı için en iyiyi ve en güzeli istemeli.
    peki neden istemiyorlar?
    çünkü raydan çıkıyorlar.
    dini terminolojiye göre nefs tezkiyesinde insanı en son terk eden haslet hubb-i riyaset imiş yani baş olma sevdası, makam ve şöhret ihtirası. insanı raydan çıkaran içimizdeki bu en köklü ihtiras işte. bir kere bir makama gelmeye gör demek ki artık hep kalmak istiyorsun.
    ne pahasına olursa olsun.
    daha çok itibar, daha çok şaşalı hayat için.
    hele görmemiş isen.
    şimdi 2 dönem CB olanlar bir dönem daha istiyorlar, yetmiyor işte. daha kalmak istiyorlar ve daha. şartları zorlayarak, gerekirse kanunları değiştirerek.
    seçim zamanında yapılırsa iyi ve sağlıklı olur, erken seçim özellikle bizim ülkemizde çok zorlayıcı ve çok sıkıntılı bir süreç. ve çok pahalı.
    halka ödetilen fatura çok pahalı.
    çünkü elinde imkanları olanlar bu imkanları ülke ve insanı için en iyiyi ve en güzeli için değil, iktidarda olmak ve iktidarda kalmak için kullanıyorlar. nitekim bu öyle bir hale geldi ki hazine tam takır, kuru bakır. ama bunda bir beis gören yok.
    özür yok.
    bahane çok.
    şu an ki tabloya bakarsak seçimlerin zamanında yapılması zor, benim tahminim 2021 ekim civarı, en geç 2022 mart. birileri istediği için değil, şartlar onu gerektirdiği için, yük taşınamaz hale geldiği ve ne yazık ki daha çok geleceği için. neredeyse gelişme adına bütün göstergeler için ibre kırmızıya dayanmış durumda ve bunlar iyi günlerimiz, 2019 rakamları, pandeminin olmadığı rakamlar yani.
    kasalar boşaldığı için kimseye yeterli yardımın yapılamadığı rakamlar geçen yılın rakamları yani…

    sma lı çocuklar var. her gece ağlayan anne babalar ekranlarda. devletten ilaç sağlamasını istiyorlar. gen tedavisi masraflı, ilaçları pahalı, hem çok pahalı. devlet bu ilaçları almıyor çünkü çok pahalı.
    ama sadece binsinler diye mercedes maybach alıyor kimi makamları işgal edenlere…
    ben de soruyorum,
    devletin envanterinde kaç tane makam aracı var?
    devletin envanterinde kaç tane 2020 model mercedes makam aracı var?
    kaç tane mercedes maybach var?
    avrupa da ne kadar var?
    kaç ülkede siyasiler, yüksek düzey devlet görevlileri şoförleriyle mercedes maybach kullanabiliyor???
    devletin envanterinde kaç tane sivil-siyasileri taşıyan uçak var?
    hangi ülkelerin envanteri bu kadar kalabalık?
    devlet bunlara bakım ve harcaması ve tabi seyahat gideri ne kadar harcıyor ve bize en yakın ülkelerde durum nasıl?
    bu ülkede ikram giderleri, saray harcamaları, siyasilerin özlük hakları ne kadar?
    batı ülkelerinde durum nasıl?
    rakamları eline alanlara soruyorum
    el insaf.
    israfı biraz kısarsak bu hasta çocuklara ilaçları alınamaz mı acaba?
    ailelerin göz yaşı dindirilemez mi acaba?
    bu nasıl vicdan, bu nasıl dindarlık, bu nasıl devlet adamlığı?
    bu nasıl insanlık?
    siyasiler ülke ve insanı için en iyisini istemeli.
    ama istemiyorlar.
    neden istemiyorlar?
    başa döndük yine, en başa.
    burayı anlarsak rakamların neden tepe taklak olduğunu, ülkenin neden bir yoksulluk ve yolsuzluk sarmalında olduğunu da anlarız belki.

    • muhalif sözcü gazetesinde bugün bir dünya bankası verisi haberi vardı.
      yorumumu ilgilendirdiğini düşünüp bir soru sormak amacıyla alıntı yapayım dedim.

      Dünya Bankası, 2002 ila 2020 yılları arasındaki 18 yıllık dönemde kamudan en çok ihale alan şirketlerin listesini açıkladı. Türkiye’de neredeyse tüm otoyol, köprü, tünel, havaalanı ve hastane gibi büyük ihalelerin verildiği 5 müteahhitlik şirketi dünya sıralamasında ilk 10 arasına girmiş. Bir şirketin dünya ihale şampiyonu olduğu listede, 5 şirkete 18 yılda verilen 203.7 milyar dolar. (yaklaşık 1.6 trilyon lira)

      İlk sırada yine bir türk şirketinin yer aldığı listede, türkiye 5 şirketle birinci olmuş, iyi mi? Kamunun yaptığı büyük ihalelerin tamamına yakınını alarak dikkatleri üzerine çeken şirketlere devlet tarafından bir dizi ayrıcalık tanınıyor. Bu şirketlerin yurtdışından sağladıkları dövizli kredilerine Hazine tarafından devlet kefil edilirken, alacaklarına da dövizle garanti verilip yükü halka ödettiriliyor. Bu şirketlerin çoğunun vergi borçları uzlaşma ya da af gibi yöntemlerle silindiği gibi, iktidara yakın olmaları sayesinde “silah gibi kullanılan” vergi denetimi baskısına da uğramıyorlar.

      haberde bu parayla asgari ücretliye ne fayda sağlanabilirdi sorusu konu ediliyor,
      ben de soruyorum,
      acaba kaç sma lı bebeğe tedavi imkanı sağlanabilirdi?

  15. muhalefet iktidar in vur dedigi yere vurdukca adam olmaz. asgari ucret tartismalarinda gundemi ve ekonomik sorunlari bir sure gundemde tutunca cumhur ittifaki gindemi dagitmak icin yeni sorunlar cikardi ve muhalefette iktidarin vur dedige yere vurmaya basladi. gorelim….

  16. Bizdekiler’ın adına ana muhalefetmi yoksa Baba muhalefetmi dersiniz ne derseniz deyin. Bunlar muhalefet Partisi deği. İhtitara destek partileri..
    Muhalefet dediğin ihtidarin hodaklığını yapmaz..
    Onların yolsuzluklarını õnler, bizdekiler değil õnlemek destek veriyorlar.
    İhtidarın terörist dediklerine muhalefet mal bulmuş deliler gibi balíklama daliyor vede ihtidari destekliyor.

    Muhalefet partilerin (HDP harıç) millet vekillerinin aldikları mâãşlar helal olduğunu zannetmiyorum.
    Sanki Mecliste Gergerlioğlu’nun haricinde millet vekili yok.
    Türkiyede millet “nana” muhtaç úlke gırtlağına kadar borçlu.

    Devlet Dünyaya içınde iş merkezleri hanlar hamamlar buluna Camiler,ve kasabalar, yaptırıyor.

    Şu an sadece ABD de yaptırdıkları camilerden 11 tanesini hatırladım.

    Buralarda her cemaat kendi ibadet hanelerini kendileri yaptırır.

    Bizde adam gibi muhalefet olsa, bunlardan hesap sorar.

    milletin rızkını kesiyor.
    23,Eylülül 2015 yılında açılışını yaptığı, 170 miliyon dolara mal olan
    Moskova Merkez camisini sanki cebinden õdemiş gibi övünenlere sorumlu bir
    Muhalefet osa’idi gelbakalım sen bu parayı nerden ödedin? Diye hesabını sorardı.

  17. SN.YAZARIMIZ aşağıdaki ifadeler sizin ifadeleriniz.
    ”””Türkiye’nin de ihtiyacı olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır. Her an seçim yapılacakmış gibi istim üstünde olmak ülkeyi ve insanını sürekli gerilime sürüklüyor. Doğru olan, kendisine belli bir süre için ülkeyi yönetme görevi verilmiş siyasilerin, ülke çıkarlarını ön planda tutan bir yönetim anlayışıyla, sürekli seçim baskısı altında kalmadan, doğru bildiklerini icraata dönüştürmeleridir.

    Seçimler vatandaşa hesap verme dönemleridir. Ha bugün ha yarın diye seçim beklentisiyle yorulan bir ülke manzarasının kimseye yararı yok.

    Muhalefete de yok, iktidara da. Bence erken seçim beklentisiyle yatılıp kalkılan bir ortam en büyük zararı ülkeye ve insanına veriyor.”’

    • bütün adımlarını seçim kazanmak için atan bir iktidar ve bunu farkedip de hodri meydan hadi erken seçime gidelim diyen bir muhalefet var. bu durum da herkese zarar veriyor.

      elinizde yetki olsa bu durumu nasıl çözerdiniz Ahmet bey?

  18. Seçimler (erken veya zamanında) yapıldığında, Millet ittifakı kazanırsa ne ala. Kazanamazlarsa seçim sonucunu kabullenecekler mi? Ben şüpheliyim. Milletimizin iradesi/kararı en doğru olacaktır. Ayrıca erken seçim bizi geriyorsa kazanan/ kaybeden ittifak belli olacak demektir. Yavuz Donat üstada göre milletimizin gündeminde erken seçim yok diye yazıyor. Şehirleri geziyor ve halkın nabzını iyi tutuyor.

  19. İktidarın da ana muhalefetin de tavır ve davranışları bizi hep o çıkmazın içine iten bir işlev görüyor sanki.

    Ana muhalefet partisi liderinin gafları ise iktidar partisinin ekmeğine yağ sürer nitelikte: En son kara paradan, uyuşturucu tacirlerinden, bilimum kaçakçılardan vergi alınsın dediği ise işin tuzu biberi; adeta bu işleri yasal hale getiriniz der gibi…hele ezan ve Kur’an üzerinden polemiklere eski alışkanlıkları üzerinden bodoslama dalmaları ise bonus kazandırıyor.

    İktidar cenahı ve sağ muhafazakar partiler de manevi değerleri kendi tekelinde görüp aksini yaşamaları; fiilleri, o değerlerin fersah fersah uzağında olduğu halde aynı aymazlık, pişkinlik içinde bulunmaları, bu değerlerin siyaseten kullanışlı bir meta haline düşürüldüğünü gösteriyor, bu değerlerin toplum nezdinde de yozlaşmasına, degersizleşmesine sebebiyet veriyor. Hakeza vatan, millet, bayrak, milli meseleler, milli çıkarlar kavramları da aynı minvalde…

    Ana muhalefet, diğer muhalefet partileri bu değerleri tartışmaya açmak veya iktidarın tartışmaya açtığı bu konulara – yetkin olmadığı halde-cevap yetiştirmeyi kendine görev bildikçe de iktidar bu pasları gole çevirmekten geri kalmıyor, başarılı da oluyor.

    Olası erken bir seçim için muhalefet partileribhala dağınık, hala iktidara gelmeye isteksiz görünüyor.

    Mevcut sistemde seçime gidilecek; cumhurittifak blokuna karşı bir ittifakın henüz oluş (a)maması, muhalefet partilerinin 2018 seçiminden ders çıkar (a)maması, iktidarın rahat ve sorumsuz hareket etmesine zemin sağlıyor.

    Seçim, normal vaktinde olsa ne, erken olsa da ne?..

    • Kılıçdaroğlu neden uyuşturucu kaçakçılarından vergi alınsın dedi?

      Kılıçdaroğlu’na neden Süleyman Soylu cevap verdi?

      bu ve bunlar gibi başka soruların cevabı Sait Sefa bey’in son youtube vidyosunda.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız