“Cumhur İttifakı kimi cumhurbaşkanı adayı gösterecek?” sorusu nihayet gündeme taşındı 

34
Reklam

Cumhur İttifakı meramına erdi sayılabilir. Karşı ittifakın –Millet İttifakı– cumhurbaşkanlığı seçiminde kimi aday göstereceğini sorguluyor ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Ben adayım” demeye zorluyorlardı; henüz kendisinden “Ben adayım” keskinliğinde bir açıklama gelmese bile, CHP’li zihinlere liderlerinin aday olabileceği fikri yerleşti.

Sanırım AK Parti rahatlamıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu AK Parti’yi rahatlatmak için adaymış gibi görünmek istemiş de olabilir.

Artık hangisiyse…

Şimdi de sıra Millet İttifakı’nın sorgulamasında. Onlar da AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki seçimde aday olmayacağını benimsedikleri görüntüsünü veriyor ve onun yerine kimin bayrağı teslim alacağını sorguluyorlar.

O çevrelerde şu sıralarda en çok sorulan, “Tayyip Erdoğan’dan sonra AK Parti’nin başına kim gelecek?” sorusu…

Bu sorunun şimdi yeri midir, bilemem, ancak AK Parti’de o soruya cevap verebilecek kimsenin olmadığını biliyorum.

Partide önemli isimler trenden itildiği için alternatifi kalmadığı, kendi haline bıraktığı takdirde fazla uzak olmayan bir gelecekte Özal sonrası ANAP veya Demirel sonrası DYP durumuna düşebileceğini düşünerek, AK Parti genel başkanlığını cumhurbaşkanı seçildikten sonra bırakmamıştı Tayyip Erdoğan… 

Reklam

Kendi haline bıraktığı halde AK Parti’nin yeni genel başkanıyla gücünü sürdürebileceğini öngörebilseydi, Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı sorumluluğu ile yetinir, her ikisi de olağanüstü ağır iki yükü birden üstlenmezdi herhalde.

Özal ne yaptı, Demirel ne yaptı?

Gençler Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığına çıkış süreçlerini hatırlamıyor olabilir.

Özal cumhurbaşkanı olmaya karar verince, Anavatan Partisi’nin başına gelecek kişiyi belirlemek için ilginç bir yönteme başvurmuştu. Partinin ileri gelenleri olarak bilinen, herbiri kendisinin başbakanlığı sırasında bakanlıklar yapmış 18 isim ilan etmiş, partinin onlardan birinin liderliğinde yoluna devam edeceğini açıklamıştı.

Basının kısa sürede ’18 büyük Türk büyüğü’ adını taktığı isimler, doğal olarak, uygun görüldükleri parti liderliği ve başbakanlık görevini en iyi kendilerinin yapabileceğini gösterme yarışına girmişlerdi.

Rahmetli Özal, Meclis’te cumhurbaşkanı seçildiği ve yemin ettiği günün akşamı, Çankaya Köşkü’nde verilen davette, içlerinden birinin başbakan olarak atanmasını bekleyen 18 ismi ters köşeye yatırmıştı.

O isimler arasında yer almayan Yıldırım Akbulut’u başbakan atayan kendisinin ilk cumhurbaşkanlığı kararnamesini imzalayarak…

Özal’dan sonra, onun vefatı üzerine boşalan cumhurbaşkanlığına aday olduğunda, Süleyman Demirel, Doğru Yol Partisi genel başkanlığı ve başbakanlığa kimin geleceğini belirlemek için farklı bir yöntem izledi: Halefini kendisi açıklamadı, adaylar arasındaki tercihi yapılacak ilk kongrede parti delegelerine bıraktı…   

Reklam

Halef berlilemek için iki liderin tuttuğu birbirinden çok farklı iki yöntem de Özal ile Demirel’in beklediği sonucu doğurmadı. ANAP’ta Yıldırım Akbulut da, sonraki ilk kongrede onu genel başkanlıktan deviren Mesut Yılmaz da iktidarı tek başına elde tutabilecek bir varlık gösteremediler. DYP’de de, kongreden genel başkan ve başbakan olarak çıkan Tansu Çiller’in iktidarı uzun soluklu olamadı.

Bugün her iki parti iktidar adayı olmaktan çok uzak, seçim barajını aşamaz durumdalar…

Zaman zaman “Acaba Özal ve Demirel kendilerinden sonra tufan olmasını mı arzu etmişlerdi?” diye düşünmüşümdür.

Bizde adet Batı’dan farklı

Toplumda karşılığı bulunan partilerin liderlerinin görevlerini kendiliklerinden yeni bir yüze bıraktıkları bizde pek görülmüyor.

CHP’nin uzun yıllar liderliğini yapmış Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü, parti kongresinde genç Bülent Ecevit karşısında yenilene kadar genel başkanlıkta kalmakta direnmişti.

MHP’de Devlet Bahçeli parti içi iktidarını tehdit etmeye başladığını gördüğü Meral Akşener ile arkadaşlarına kapıyı göstermiş, onlara yeni bir parti ile siyasete devam dışında bir seçenek bırakmamıştı.

Partilerde liderin alternatifine yer yok.

Bu bizde böyle. 

İngiltere’de hem Muhafazakar Parti’de hem de İşçi Partisi’nde son 40 yılda pek çok lider değişti.

En son Almanya’da Angela Merkel birden bire “Bundan sonra ben yokum” dediğinde yerine talip olan bir değil birden fazla alternatif lider adayı çıktığı görüldü.

Esas sorulacak soru

Güvendiği kamuoyu yoklamaları aday olduğunda seçilmesinin mümkün olmadığını gösterdiği takdirde Tayyip Erdoğan’ın kazanamayacağı bir seçime girmeyeceği kanaatimi daha önce burada ve birkaç programda açıklamıştım. Hala aynı görüşteyim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı için seçilebilecek birini arayacaktır Tayyip Erdoğan ve kendisi AK Parti liderliğinde kalacaktır.

Dolayısıyla “Ondan sonra yerine kim AK Parti’ye lider olur?” sorusu her iki durumda da anlamsız.

Seçilebileceğine inanırsa hem cumhurbaşkanlığında hem de AK Parti genel başkanlığında devam edecektir Tayyip Erdoğan; seçilemeyeceğini anlarsa cumhurbaşkanlığı seçimine girmese bile AK Parti’nin başında kalmayı sürdürecektir.

Esas sorulması gereken sorunun ne olduğu bu tahlilimden herhalde anlaşılmıştır.

Sorulması gereken soru “Tayyip Erdoğan herhangi bir sebeple cumhurbaşkanlığına aday olmamaya karar verirse, yerine seçilebilecek biri olarak kimi düşünür?” sorusudur.

AK Parti’de şu sırada tartışılan iki konu var. 

İlki, “Anayasanın bir kişinin ancak iki dönem cumhurbaşkanı seçilebileceğine dair bağlayıcı maddesini aşmanın tek yolu seçim tarihini erkene almak; bu durumda acaba bir sonraki seçimi tarihini erkene alarak mı yoksa baskın seçimle mi aşalım?” sorusudur.

Meclis erken seçim kararı alırsa iki dönem seçilmiş biri yeniden aday olabiliyor anayasaya göre…

İkinci soru da, benim aylardır sorduğum, “Tayyip Erdoğan olmayacaksa Cumhur İttifakı kimi cumhurbaşkanlığına aday gösterir?” sorusudur.

Millet İttifakı hafiften konuya girmiş oldu.

ΩΩΩΩ

Reklam

34 YORUMLAR

  1. Didem hanım doğru dürüst adam yok yetiştiremiyoruz diyor, erdem bey adamdan bol ne var, piyasada alternatif dolu diyor!?
    Şimdiki kabineden en az 10(ON)adet devletbaşkanı çıkar, devletbaşkanımızın en büyük hizmeti de böyle değerli şahsiyetleri bakan yaparak onları türk siyasetine kazandırmış olmasıdır!
    İtirazı olan?

    • Mevcut kabineden bir şey çıkmaz. Affını isteyen kaçıyor zaten arkasına bakmadan. Kimi yolsuzluktan, kimi hazineyi boşaltmaktan, kimi beceriksizlikten. Adam kalmadığı için etrafında artık değiştiremiyor da. Herhalde pek izlemiyorsunuz mevcutların halini.

      Ama tabii bu adam yok demek değil. Tek adam sultasından kurtulduğumuzda pek çok yeteneğin olduğu da görülecek. Önce gönderelim hayırlısı ile sonra bakarız 🙂

  2. Görünen o ki fonlayan mevkiden yeni taktikler geldi ve bunu ısrarla gündemde tutmaya çalışıyorlar.
    1-Cumhur ittifakı aylar öncesinden adayını belirlememiş olmasına rağmen RTE üzerinden bugün sağlık,yarın 2 kez seçilemez şeklinde algı oluşturmak .Buradadan da anladıpımız AYM deki kriptolara dikkat
    2.CHP hem HDP gemde IP olmadan kazanamayacağı belli iken bunları bir arada tutacak şekilde tiyatroya devam.Son dakika ise bir kripto çatı bulunur.Uygulaması için gerekli olan çoğunluğun bulunması imkansıza yakın olan “Güçlendirlmiş parlementer sistem” hikayeleri ile algı ve operasyına devam

    Devam edein bakalım herkesin bir hesabı var Allah ın da bir hesabı var elbet.

    • Serdar beye katılıyorum, aym başkanı aylar öncesinden zaten milli iradenin suratına şamarı patlatmış ve açıkça hükümeti de tehdit etmişti, eğer bu darbe yadigarı aym bir an önce kapatılmazsa daha çok işler gelir sağ olan başa, benden söylemesi!!!

  3. Özal’ın yaptığı çok yanlıştı.Başbakanlık makamına yakışmayacak hafiflikteydi.Demirel ise dediğiniz gibi yapmadı.Gönlündeki aday Dalan’dı.Nabız yokladı çok tepki olacağını gördü vazgeçti.Sezgin’i destekledi.Aslında tüm parti Cindoruk’u istiyordu fakat Demirel onu uygun görmedi.Cindoruk aday olsaydı Demirel’e rağmen açık farkla kazanırdı ama aday olmadı.Cindoruk ve Alpaslan Türkeş Tansu hanıma destek verdi.Türkeş DYP Gençlik kollarına hakimdi.İsmet beyin Alevi olması aleyhine oldu.(Bu pek bilinmez ama partililer bilir.)Cavit Çağlar’ın Sezgin’e destek vermesi de aleyhe oldu çünkü ona çok tepki vardı.Cindoruk hem Demirel’e tepkisini göstermiş oldu hemde ekonomik kriz Tansu hanım zamanında yaşanıp bitsin seçime yakın devirir taze kan oluruz diyordu ama olmadı.

  4. “Tayyip Erdoğan olmayacaksa Cumhur İttifakı kimi cumhurbaşkanlığına aday gösterir?” sorusuna Millet İttifakı girmiş olmasına girdi de; AK Parti içerisinde de bu soruları sorduracak gelişmeler yaşanmıyor değil…

    Son yıl, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığı üzerinden yapılan spekülasyonlar -daha önce de değinmiştim- bana, merhum Ecevit’in üzerinde yapılanı çağrıştırıyor; bu kez Sn. Erdoğan’ın sağlık sorunlarının ifşası, bir takım fotoğraf ve video görüntülü olarak ancak ona -Erdoğan’a- yakın çevrelerce servis ediliyor. Bu belli…

    Değil mi?

    Peki ama neden? Güya, Erdoğan’ın ayakta olduğu, aslan gibi olduğu, basketbol oynadığı, uçağa kendi ayaklarıyla yürüyerek bindiği, yalpalıyor olarak yürüse de “bakın yürüyor” v.b. görüntü paylaşımıyla kendi katında ona çok yakın olanlarca “aslında bakınız Erdoğan hasta ve güçsüz” subliminal mesajı vermekten geri durmuyorlar. Bir kadro hareketi olarak AK Parti treninden indirilenlerin yerini alan ve -geçmiş zaman- AK Parti öğretisiyle ilgisiz bir kadro tarafından servis ediliyor bu görüntüler.

    Sedat Peker’le başlayan ve görünürde Soylu’yu hedef alan yıpratma harekatı Soylu’yu bir tık geriden ilerlemeye zorlarken, parti içi kliklerin çatışma ateşine benzin taşıyan, saraydan servis edilen Erdoğan’ın “sağlıksız” görüntüleri diğer iktidar heveslisi parti içi grupların adresinin ip uçlarını veriyor. Demek ki, ne Erdoğan’ın sağlığı, ne onun kazanabileceği sonucunu veren kamuoyu araştırmaları, ne dış politika sorunları ve ne de ekonomik durum Erdoğan’ın yeniden aday olacağıyla ilgili değil.

    Peki ya ne?

    Sanırım Türkiye Erdoğan’sız ve AK Partisiz bir siyasi geleceğe hazırlanıyor. Uzun soluklu bir siyaset mühendisliği politikası…

    (Dümeninde Erdoğan olmayan bir devlet yönetimine “gölge cumhurbaşkanı” dahi çıkarabilir mi genel başkanı Erdoğan olsa bile AK Parti? Buna dejenerasyona uğramış olsa bile Türkiye seçmenini ikna edemezsiniz.)

    Belki de 2010’lara kadar geriye gidilebilir. 2000’li yıllar dolayımı patentli Türkiye’de Siyasal İslam’ın yükselişi yine onun temsilcileri, tecrübe alili kadrosu eliyle inişe geçirildi; başlarken muhafazakar-demokrat söylemi liberal soslarla kapitalist evrim geçirdi. 15 Temmuz hain darbesi sonrası ulusalcı ve milliyetçi renge bürünen ve hiç hak etmedikleri halde iktidarı paylaşan ortakları eliyle AK Parti demokrasiyi öteleyen “devletçi” bir kimliğe büründü.

    Amaca ulaşıldı. Daha demokratik, demokrasiyi daha içselleştirmiş ve işler hale getirmiş, çevresinde örnek alınacak bir konuma yükselmiş Türkiye, malesef ideolojik kaygılar ve gerçek dışılıklar ile ve belkide uluslararası operasyonlarla girdiği yoldan çıkarıldı.

    Sayın yazarımızın bitirirken sorduğu ilk ve ikinci sorularına, “Tayyip Erdoğan’dan sonra AK Parti’nin başına kim gelecek?” sorusu kadar yerli-yersizdir polemiğine giremem -ar ederim- lakin bu sorulardan önce cevabı verilmesi gereken şu soru da var:

    Türkiye, yaşadığı sistem tartışması sorununu, -Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS), Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS)- sorununu nasıl ve kiminle aşacak.. Uzaklaştığı demokrasiden ülke yönetimine CHS ile devam edilecekse, uluslararası bloklardan hangisine dahil olacağına karar verebilecek mi ya da bloklar arası -ülkemize güç ve enerji kaybettiren- salınım devam mı edecek.. nereye kadar?

    Olası GPS’nin uluslararası ilişkiler politikaları nelerdir. “Güçlendirilmiş bir BATI İttifakı” içinde mi yer alınacak.. Başını CHP’nin, kısmen de İYİ Partinin çektiği GPS’nin, Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki
    -günümüzde, özellikle ekonomik açıdan uygulanabilirliği tartışmalı olabilecek uluslararası ilişkilerden vareste -tam bağımsız- Milliyetçi/Devletçi politikalar mı geçerli olacak?

    Benim de sorularım bunlar.

    • Şöyle bir realite var; NATO’nun yapısına baktığınız zaman 30 üye ülkenin yanında başka ortaklıkların olduğu görünüyor. mesela;

      -Üye eylem planı
      -Bireysel ortaklık eylem planı
      -Barış için ortaklık
      -Akdeniz diyaloğu
      -İstanbul iş birliği girişimi
      -Küresel ortaklar

      Dünya haritasıda bu başlıkları kapsayan ülkelere baktığınızda neredeyse dünyada NATO dışında başka bir ittifak olmadığını söylayabiliriz. Ortaklıklar yoluyla NATO Kuzeyde Rusya’dan Asya da Çin’in komşusu Japonya’ya kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Güçlü Batı ittifakı dediğiniz ittifak bu ve Türkiye’nin bu ittifakın dışında kalması mümkün değil, Rusya bile NATO’nun “barış için ortaklar”o arasında. NATO kapsamında “İstanbul iş birliği girişimi” adında bir yapılanmanın başında duruyor Türkiye, nasıl ittifakın dışına çıksın.

      (Burada Rusya’nın Suriye’ye askeri üsler kurması ve askeri operasyonlar yapabilmesinin NATOnun patronu olan Amerika’nın izniyle mümkün olabildiğini de hatırlamak gerekir)

      Dolayısıyla sorunuz, “Güçlü Batı İttifakının bir parçası olarak İttifakın güçlü devletleri arasında Türkiye’nin milli menfaatlerini nasıl korumayı düşünüyorsunuz şeklinde olmalı. Ve bu sorunun cevabını hem iktidar partilerinden hem de muhalefet partilerinden beklemeliyiz bence.

      Zira Türkiye’nin yaşadığı temel sorunlar milli politikanın NATO politikasıyla çelişmesinden kaynaklanıyor.

  5. Genel olarak şark toplumlarında ve haliyle bizde de siyaset ve particilik lider endekslidir yani liderle özdeşleşmiştir .
    Parti içi demokrasi olmadığı için ve dolayısıyla partilerin kurumsal bir kimliğe sahip olamayışı nedeniyle , liderden başkasının öne çıkması, gelecekte lider adayı olarak kendini kabul ettirmesi mümkün değildir .
    Bu yüzden bizde , liderden sonra , siyasi partiler tarihin çöplüğüne karışıp gitmektedir !
    Kral öldü , yaşasın kral !
    Elbet bir kukla bulunur !
    Selamlar, saygılar

    • Alibey “Genel olarak şark toplumlarında ve haliyle bizde de siyaset ve particilik lider endekslidir yani liderle özdeşleşmiştir .”
      demişsiniz de; elhak öyledir!
      Peki fransadaki ırçı partinin müteveffa başkanı lependen sonra kızı mari lepen partinin başına geçmişti, yıllardır da aynı aile tarafından yönetiliyor o parti;
      klintondan sonra ise yıllarca karısı bakanlık yaptı, demokratların başkan adayı oldu;
      şimdi bunlar da şark toplumu mu oluyorlar, yoksa parti içi demokrasiye ve kurumsal kimliğe filan sahip olmayan lider eksenli partiler midir?
      Ya da öylesine gelişi güzel sallıyor musunuz???

  6. AK PArti manevra yeteneği yüksek bir partidir. Devletin stratejik yol haritası ve konjonktür göz önünde bulundurulduğunda ADAY profili de kendiliğinden belirginleşmektedir. Milli Savunma Bakanı,İçişleri Bakanı muhtemel Adaylar olarak öne çıkıyor. Bir de, kulağa uçuk bir düşünce gibi gelse de Abdullah Gül var. Çok eğlenceğiz çoook .

    • hocam, “devlet-siyaset-toplum üçlüsünü tarihinde ilk defa bir araya getirmekle” övünüyorlar. sizin saydıklarınız sadece siyaset ayağından adaylar, bir de bunun devlet ayağının adayları vardır, toplum benim de adayım var derse ki hakkıdır, o zaman seyreyle cümbüşü.

  7. “Seçilebileceğine inanırsa hem cumhurbaşkanlığında hem de AK Parti genel başkanlığında devam edecektir Tayyip Erdoğan; seçilemeyeceğini anlarsa cumhurbaşkanlığı seçimine girmese bile AK Parti’nin başında kalmayı sürdürecektir.”

    sürdürebilirse…
    sağlık durumu herkesin malumu. 1100 odalı sarayının pek çok odasının hastaneye çevrildiği biliniyor, teknolojinin son imkanlarıyla herkesin elinden geleni yaptığı da.
    lakin nereye kadar?
    lider odaklı partilerin kaderi lidere bağlıdır, lider devrilince, partide silinir.
    hem bizim siyasi tarihimize hem de dünyada benzer örneklere bakılabilir.

    ülkemizin birincil sorunu adam yetiştirmek sorunudur.
    hangi liderin yanında yetiştirdiği, genç, akıllı, iyi yetişmiş kimseler/halefler var?
    bilakis.
    liderin gücü arttıkça etrafında olan zevatın kalitesi düşer. çünkü güç ile birlikte ego da artar ve daha çok “siz daha iyisini bilirsiniz, efendim” sesine ihtiyaç duyar. iyiler gider, çıkarcı sinsiler gelir.
    tarih bunun örnekleri ile doludur.
    akp nin ilk 10 yılına bakalım, hak, özgürlük açılımlarına, kişi başı gelirin 12,000 dolar seviyesine çıktığı dönemlere, avrupa ve çevre ülkelerle olan ilişkilere…
    bir de son 10 yıla bakalım, hak, hukuk, adaletin nasıl gerilediğine, neredeyse hiç bir dost ülkenin kalmadığı günümüze keza milli gelirin 6-7,000 dolar seviyelerine düştüğüne, ve ne yazık ki daha da çok düşecek olması potansiyeline…
    bu coğrafyanın bu denli değerli ve kutsal ve kadim toprakların yüce peygamberleri yetiştiren toprakların ahlaklı insan yetiştirme sorunsalı da hep olagelmiştir.
    iyi insan kıtlığı olan yerde iyi siyasetçi ara ki bulasın.

    • 1100 odalı sarayın pek çok odasının hastaneye çevrildiğini herkes biliyor diyorsunuz ama biz bilmiyoruz. Nereden biliyorsunuz, kaynaklarınız neler, sizinle beraber bilenler kimler bunları bizimle paylaşırsanız aydınlanırız.
      Dün ki yorumumda ölüm tivitlerinin asıl amacının Erdoğan hasta imajını yerleştirmek olduğunu söylemiştim. Evet algı çalışması devam ediyor anlaşılan. Bidenci muhalefet sosyal medya algı çalışmaları ile iktidara yürüyor.

      • biz bilmiyoruz öyle mi?
        biz kim?
        ben bilmiyorum ve benim gibi bilmeyenler de var anlamına mı geliyor bu biz?
        bana kalırsa bir “sen” kalmışsın bilmeyen.
        ben nereden biliyorum, kaynaklarım neler?
        sayıştay raporları mesela.
        sarayın 2019 yılında 5 milyon lira olan sağlık harcamaları, 2020 yılında 51 milyon liraya çıkmış. açıklamak ister misin?
        sağlık sorunları sadece muhalefetin bir argümanı değil, bütün dünya konuşuyor, gözümüzün önünde pek çok kare var değil mi? peki en son ne zaman her adımını izleyen gazeteciler bir hastaneye giderken haberini yaptılar, hastaneye gitmediğine göre hastanenin ona gelmiş olması muhtemel değil mi peki? yurt dışına giderken bile milyonlar harcayarak -son abd gezisi arabalarının taşıması 211 milyoncuktu-araba kortejini götüren sayın erdoğan sabah uyanıp hastaneye mi gidiyordur?
        gerçekten çok zeki olmak gerekiyor mu sence böyle kaynaklara bakmak falan?😊

        ölüm tweetlerini ben görmedim, basında yer almadığı sürece sosyal medyam olmadığı için haberim olmuyor. ama sosyal medyada her türlü rezillik, kepazelik yer alıyor. bütün dünyada benzer haberlerde oluyor.
        amaç erdoğanın hasta imajını yerleştirmek mi bilemiyorum ama cumhurbaşkanlığı iletişim başkanlığının eline kimse su dökemez bu konuda, bir bant yayınında bile sayın cumhurbaşkanını uyuklarken gösterdiklerini düşünürseniz. ne denli zor yürüdüğü ile ilgili onlarca video var medyada.

        lakin, cumhurbaşkanının sağlığının saklanabilir bir tarafı da yok, kabul edelim, bu bir imaj meselesi olmaktan çoktan çıktı, 45 saniyeyi geçmeyen basketbol oyunları ile de maskelenebilir olduğunu düşünmüyorum. Allah sağlık versin, kimsenin hastalığını isteyecek değilim, hepimizin cumhurbaşkanıdır, devlet erkanının sağlığına duacıyız elbette, lakin gelmenin bir zamanı olduğu gibi gitmenin de bir zamanı olmalı sanki.
        sayın erdoğanın da sayın ecevitin sağlığı üzerinden yaptığı eleştiriler vardı değil mi?
        “başbakan da olsa bireylerin millete ve devlete karşı görev, sorumluluk ve saygı gereğini göz önüne alarak derhal istifa etmelidir derken haksız mıydı?
        bence değildi.
        https://www.hurriyet.com.tr/gundem/erdogan-ecevit-istifa-etmeli-73577
        ne devran ama değil mi?
        ekonomide, program hedeflerine ulaşabilmek için en önemli unsurun güven ve istikrar olduğunu belirterek, Türkiye’nin Arjantin ve Venezüella’dan sonra dünyanın en istikrarsız ülkesi olduğunu ileri sürdüğü bölüm özellikle ne kadar manidar diye düşünüyorum.
        biden/abd istedikleri takdirde muhalefeti iktidara taşıyabiliyorsa öyleyse 20 yıldır neden taşımadı diye sormak lazım,
        akp yi 20 yıl neden iktidarda tuttu bu durumda?
        ne karşılığında?

        • Bu FETÖ taktikleri yeniyor artık.Hasta deyip galiba yine ameliyat masasında bırakma planalrı var.
          Hasta adamın performansına erişebilen bir siyasetçi var mı?
          Bıraksan günde 24 saat çalışacak.
          Sizin yine anlaşılan güzel planlarınız var .Biden in dostalrında oyun bitmiyor bir türlü

          • hasta adamın performansı derken???
            döviz performansı mı?
            enflasyon?
            işsizlik?
            asgari ücret?
            yolsuzluk endeksleri?
            israf rakamları?
            gri listeler?
            ülkenin haline bakınca
            biden biden-fetö fetö diye bağırmana şaşmamak lazım…

            biden/abd istedikleri takdirde muhalefeti iktidara taşıyabiliyorsa öyleyse 20 yıldır neden taşımadı diye sormak lazım,
            akp yi 20 yıl neden iktidarda tuttu bu durumda?
            ne karşılığında?

          • Biden ile savaş kolay değil dostum.
            İngilteye son 300 yılın daralmasında iken.
            ABD de 51 yılın enflasyonu varken .
            Biden ve dostları Türkiye ye savaş açmışken
            iş kolay değil kabul.
            ancak bu kadar soruna rağmen kime oy veriyorsan bak bakalım hergün bir ülkeye koşturbilecek mi?
            Hele ölmek üzere olan bir adam böyle koşturabilecek mi?
            ama sizin yine kanser ölüyor deyip suikast yapacak fetö taktiklerine kanasın var

    • 1100 odalı sarayın kaç tanesi sağlık için ayrılmış Didem.
      Pek çok oda size göre kaç?
      Allah size hastalık vermesin. Ayıp ayıp.
      Erdoğan hastaymış. Olabilir. Hastalık varsa tedavisi de var.
      Biliyoruz ki fetönün kripto doktorları hala piyasada.Peki Erdoğan 2,3 odayı bunun için tashih etmişse bunun neresi garip. Güvendiği doktorlara tedavi olmasının nesi garip.
      2012 de Mit e baskın olayı sırasında hastaneye ameliyata gidiyordu. Bunu bilen fetöcüler tamda bu anda baskını yapmışlardı. Allahtan ameliyata girmedi. Fetöcüler adım adım bunları takip ediyor zaten.
      Erdoğanın hastalığını Abd ye vermişler. Geçen hafta Abd den ilk açıklama Foreign Policy’den geldi.
      ‘Erdoğan hastalığı nedeniyle seçimde aday olamayabilir’ dedi.
      Arkasından sosyal medya devreye sokuldu. ABD’nin niyetini biliyoruz zaten. İki gün önce  Erdoğan tedavisinde iken Erdoğan öldü yaygarasını çıkardılar. Saray hastane odalarına dönmüş. Ömrü az kalmış diye sevinmeye başlamışlardı.

      • duran kalkan gibi terörist üzerinden bile yalan tezgahlamaktan utanmayan biri olarak “ayıp, ayıp” sözü biraz ayıp ayıp kaçmıyor mu bay fatih?
        bu fetö fetö plan ve programlarından
        komplo hesaplarından
        5. kol, 8. kirpik, 9. gerdan faliyetlerinden de gına gına geldi,
        kusura bakma da.

        • Bayan Didem şu 1100 odalının pek çoğu hastane odasına çevrilmiş lafına bi açıklık getirmedin. Sizin Duran Kalkan yine konuşmuş. Adam millet de millet itifakı diyor gene. Yalandan tezkereye evet diyen sizin Akşener artık Selahattini çağırmayacak mı.

          • ben sayıştay raporu rakamını verdim ya,
            neden hesap yapabilen birini bulup, kaç m2/kaç odaya tekabül ediyor hesaplatmıyorsun?
            hazır hesap yapabilen birini bulmuşken sayın cumhurbaşkanımızın hangarındaki uçaklardan, garajındaki arabalardan bir kaçını satarak, sarayındaki ısınmadan bir derece tasarruf ederek, alınan yiyeceklerden bir iki kalem azaltarak kaç kanser hastasının ya da sma hastası çocuğun devletin karşılamadığı pahalı ilaçları karşılanır onu da hesaplat bence.

            duran kalkan millette millet ittifakı mı diyor-muş,
            öcalangillerde cumhur ittifakına oy verin diyor-lar.
            kendi haline bak önce,
            sorun edebilecek durumda mısın?

            bizim akşener selahattini belki çağırır,
            belki tvlere çıkarıp, mektup okutturur.
            paşa gönlü bilir,
            kendi haline bak önce,
            itiraz edebilecek durumda mısın?

  8. Sene başında Sedat Peker i piyasa sürdüler. Herkes Erdoğan a saldıracak beklentisine girmişti. Ama asıl hedef Erdoğanın etrafını itibarsızlaştırmaktı. Erdoğan sonrasına hamle yapmışlardı. Popüler olan Soylu yu hedef almışlardı.
    O günden bu yana hertürlü yalanlarla ve iftiralarla ülke yönetilemiyor havasını estirdiler. 128 milyar, Boğaziçi, Afgan göçmenleri, millet aç aç yangınlar,yurt meselesi vb.Troller bütün sosyal medya bunları işlediler.
      Bu arada Kılıçdaroğlu dün ne dediyse bugün tam tersini hiç sıkılmadan söyleyebildiğini daha sık görmeye başladık. Tezkereye hayır dedikten sonra kandili ben yıkacağım mesela. 15 temmuzda biz mücadele ettik mesela.
    Aynı şekilde milliyetçi geçinen İYİ Parti’nin Başkanı Akşener, hık mık ederek Cumhuriyet Halk Partisi’nin PKK, PYD ve HDP ile yakınlığını tezkere ile ve son açıklamalarıyla örtmeye çalışıyor.
    Bir yandan fonladıkları anketçiler bu sırada sık sık anket yayınlamaya başladı.

    En son Kılıçtaroğlu durduk yere  siyasi cinayetlerden bahsetti. Kimse anlamlandıramadı.
    Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığı ve hayatı üzerinde sosyal medyada spekülasyon yapmaya başladılar.
    Son noktayı koymaya çalışıyorlar. Tayyip Erdoğan’dan sonra AK Parti’nin başına kim gelecek?” sorusunu yaymaya çalışıyorlar.

      Bir plan çerçevesinde gittikleri kesin.Topyekün saldırıyorlar. Bu sefer darbe ile değil diyorlardı. Bakalım başarılı olacaklarmı!

      Aslında bütün bunlara alıştık. Ve hâlâ Deniz Baykal’ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nu kimin getirdiğini tam olarak teşhis edemedik veya Meral Akşener’e, MHP’yi bölecek bir parti kurdurma ilhamının FETÖ’den mi geldiğini tam kanıtlayamadık. Etraftaki çalal sayısı artmaya başladı. Ayrıca bu çakallar, Türkiye’nin geçmişte yaşadıklarını hiç bilmiyorlar. Düşünün ki bugün birileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ne kadar nefret ediyorsa, aynı durum 1950’li yıllarda Adnan Menderes için de söz konusuydu. Ama kimse onu seçimle yenemedi.Menderes, Londra’ya Kıbrıs zirvesi için giderken uçağı düştü. O günün çakalları çok sevindiler ama Menderes kazadan sağ kurtuldu.Sonunda hepimizi rezil eden bir durum çıktımıştı.

      Gördüğümüz kadarıyla bu sefer oyunu iyi oynamaya çalışıyorlar. Planları tıkırında gidiyor havasındalar.

    O kadar tükendiler ve yörüngeyi kaybettiler ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığı veya ölümü üzerine oyun kurar hale geldiler.
    15 Temmuz’da suikast için Marmaris’e gidenlerin “siyasi muhalefet” adı altında yeni suikast arayışlarını izliyoruz..
    O gün, sokaklarımızı kan gölüne çevirenlerin bugün o partilere talimat verdiğini, siyaset belirlediğini, yol çizdiğini, gündem ürettiğini görüyoruz.
    Ne kafar plan yaparsanız yapın.
    Asla başaramayacaksınız.İhanetinizle, kararmış kalplerinizle ortada kalacaksınız.

  9. Cumhur ittifakının en uygun CB adayı AKŞENER.
    Bir öngörü.
    Zaten Millet ittifakının CB adayı olmadığını da açıkladı. Millet ittifakının başbakan adayı olduğunu açıklarken ironi yapmış olabilir.
    Son açıklama ve eylemleri ile iyice sağa çekti.
    CHP de Kılıçdaroğlu nun son kandil hamaseti ile sağ sinyalinin ne kadar iyi çalıştığını, fenni muayeneden ilk denemede geçeceğini gösterdi.Yakında tezkeredeki hayır oyu için özür dilerse şaşırmayacağız.
    Yani İP tamamen sağa çekip, buradan oluşacak boşluğu da CHPyi bir miktar sağa çekerek doldurmak fena fikir değil.
    Tamamen hayal ürünüdür.

  10. -CHP’nin liderinin CB adayı olmasına partilisinin alışması🙂
    -Mevcut hükmedenlerin gidip yerine muhalefet ten birinin CB olması😊
    -Muhalefetten bir adayın, iktidardakileri ikna için aday mış! gibi görünmesi🙃
    Asıl sorular şunlar:
    *Bir parti-ittifakı’nı değil de CB’nı yenmek, Onu yenecek ve yerine geçecek bir TEK kişi! aramak ne demek?😠
    **Kazanacağından emin olmayan kendi sonunu hazırlayacak kararı (seçim) alır mı?😏
    ***Bir CB yeniden aday olabilebilmesin (oluyormuş gibi olmasada olabilirmiş gibi görünüyor gibi..😊) bahanesi hatta korkusu (ne korkuymuş be arkadaş yokmu ondan daha güçlü sevilen istenebilen bir kimse 😂) ile:
    Seçim kararı almakta, “hayır vekiller seçim isterse şöyle olur, CB isterse böyle..” bahanesi üretmek😅😂😭
    Bu nasıl bir şeydir anlayan anlatsın bize😭😭
    Seçim sonrasını boşverin su akar yolunu bulur. Siz seçime girin bir hele..☺️

  11. Türkiye’de siyaset = FB-GS geyikleri
    TÜİK enflasyonu % 20 = % 36 Yeniden Değerleme oranı
    2,5 Milyar dolar ödenip kullanılmayan s-400 = Kullandırılmayan F-16 ve F-35
    Cumhur ittifakı = Millet ittifakı
    YAZIK

  12. Türkiye her alanda küresel sistemden dışlanıyor. Şimdi de Küresel Demokrasi Zirvesi’ne ABD tarafından davet edilmediği ortaya çıkmış. Gerçekten ülke adına son derece üzücü. Buraya gelmemeliydik. Demokrasiyi tramvay olarak görenlerin bizi buraya getirecekleri baştan belliydi. Ama çoğu göremedi.

  13. Yatıyor kalkıyor siyaset yapıyoruz. Ama bir arpa boyu yol almıyoruz. Ülkemiz kötü yönetiliyor. İçerde ve dışarda sıkıştı. Ve yeteneksiz idareciler durumu idare edemiyorlar. Her gösterge aşağı doğru gidiyor. Enflasyon, işsizlik, fakirlik, adaletsizlik, eğitimsizlik, ve her alanda dip. Normal bir demokraside bu kadar başarısız bir hükümet çoktan yerini bir sonrakine bırakırdı. Ama yok ısrar ediyor, gitmeyeceğim diye. Çünkü millet sesini çıkaramıyor. O da tutmuş yalan söylüyorlar diyor. Milleti sus pus ettin, çıkan üç beş sese yalan söylüyorsun demek kolay. İn çarşı pazara da gör durumu.

  14. Parlementer sisteme dönüyorum, ben CB, Binali de BB diyebilir. Saçma tabii. Binali hiç bir seçim kazanamadı. Üstelik 15 Temmuz’da harcıyorlardı az kalsın (sevmediği proje).

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız