Cumhurbaşkanlığı adaylığı veya aday yeme makinası devrede…

26
Reklam

Bugünkü yazıda, zamanında yapıldığı takdirde bile ufukta görünür hale gelen ancak yaygın bekleyişe göre tarihinin erkene alınma ihtimali de bulunan seçimle ilgili aklıma takılan bazı mülahazaları dikkatlere sunacağım.

Önce cevabını önemsediğim bir sorum olacak:

Acaba ülkemizde ‘cumhurbaşkanı adayı’ olarak ismi ortaya atıldığında toplumun bütününün -evet kahir ekseriyeti de değil, bütününün- hiç itiraz etmeyeceği bir kişi bulunabilir mi?

Tek bir kişi?

Aslında yukarıdaki soru başka ülkeler insanları için de sorulabilir.

Başka ülkeler için de kendi ülkemiz için de sorulduğunda durum değişmiyor. Bugünün insanları arasındaki görüş farklılıkları ismi ortaya atılan herhangi bir ismi tartışmasız kabul etmeye elverişli değil.

Siyaset zaten böyle bir şey. Birleştirmek ve bütünleştirmek yerine ayrıştırmak ve farklılaştırmak yöntemleri siyasette geçerli.

Gerçek bu olduğuna göre, bundan hareketle benimsenecek tutum şu olabilir: Aday belirlerken onun şahsına veya geçmişine ya da temsil ettiği çizgiye itiraz edenler bulunacağını önceden kabul etmek gerekiyor.

Reklam

Cumhurbaşkanlığı için adaylık kriterlerinde -iktidar ve muhalefet fark etmez- her kesim en başta ‘seçilebilecek bir isim’ olmasına önem verecektir. Daha doğrusu vermelidir.

İktidarın durumu

MHP’nin sözleri dikkate alınması gereken yetkilileri aylar öncesinden, “Bizim adayımız Tayyip Erdoğan” diye gönüllerinden geçeni açıkladıkları için iktidar cephesinin işi kolay; günü geldiğinde mevcut cumhurbaşkanını aday göstermeye kalkarlarsa bu hiç şaşırtıcı olmaz.

[Anayasanın 101. maddesi cumhurbaşkanının yalnızca iki defa seçilebileceğini öngörüyor; Tayyip Erdoğan 2014 ve 2018 yıllarında olmak üzere iki kez seçildi. Anayasanın bir başka maddesinde (m. 116), “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” istisnası yer aldığı için, Erdoğan’ın yeniden adaylığı ancak seçim tarihinin TBMM tarafından erkene alınmasıyla mümkün olabilir. Aksi halde, zamanında yapılacak bir seçimde Tayyip Erdoğan’ın aday gösterilmek istenmesi ciddi hukuki tartışmalara yol açar. ‘Cumhur İttifakı’nın sonunda bir başka adayla seçime girmesi beklenebilir.]  

İktidar cephesini oluşturan AK Parti ve MHP’nin oylarında çoktandır fark edilmekte olan düşüş çıkaracakları adayın seçilme ihtimalinin azlığına işaret ediyor. Hiç değilse durum bugün böyle. Cumhurbaşkanı seçimi için ‘yüzde 50+1’ oy şartı bulunduğunu da unutmayalım. Seçime beş kala, aday ilan edileceği sırada kamuoyu yoklamaları Cumhur İttifakı’nın aday göstereceği kişinin seçilemeyeceğini açık seçik gösterirse, Tayyip Erdoğan’ın kendisi de adaylığı düşünmeyebilir ve iktidar cephesinde de ‘seçilebilecek aday’ arayışı söz konusu olabilir.

Şimdi de muhalefete yakından bakalım

Zor olan muhalefet cephesinin durumu.

Yalnızca altı değişik partinin zaman zaman bir araya gelmekte olan liderlerinin bir isim üzerinde uzlaşmasının güçlüğü yönünden değil, daha çok onların ortak belirleyeceği ismin hemen yanı başlarında bulunanlardan başlayarak itirazlara uğraması ihtimali bakımından da iktidar cephesinin işi kolay değil.

Reklam

Üç yıl öncesine kadar geçerli olan parlamenter sistemde cumhurbaşkanı seçimi nispeten kolaydı. Meclis makul bir aday ismini seçebilecek çoğunluğa eriştiğinde sorun aşılabiliyordu. 

“Nispeten” deyişimin sebebi, bu zahiri kolaylığa rağmen, her cumhurbaşkanlığı seçiminin aday isimlerine itirazlar yüzünden ciddi sıkıntılar yaşatmış olmasıdır. 1980 öncesinde Meclis aylarca yeni cumhurbaşkanı seçememişti. Benzer bir durum AK Parti’nin Abdullah Gül’ü aday gösterdiği, muhalefetin konuyu ‘367’ engeli koysun diye Anayasa Mahkemesi‘ne götürdüğü, ancak seçime gidilerek sorunun üstesinden gelinebildiği 2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde de yaşanmadı mı?

Buna rağmen bir dönemin Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer, 2000 yılında, Meclis’te yer alan değişik partilerden milletvekillerinin oyuyla seçilebilmişti.    

Konuyu ve en başta sorduğum soruyu aklıma getiren, Anayasa Mahkemesi’nin Sezer’den sonraki başkanı Haşim Kılıç’ın muhalefet cephesi tarafından cumhurbaşkanı adayı gösterilebileceğinin telaffuz edilmesine gelen tepkiler oldu. 

Altı liderli masadan biri adayı beğenmediğini dışa vurdu bile.

CHP’ye yakın duran, muhalif medyadan bilinen kişiler de beğenmeyenler korosuna katılmakta gecikmedi.

Ortaya atılan ilk ciddi aday isminin üzerine bir çizik atılmak isteniyor.

İtiraz edenlerin gönlünde farklı birer aslan yattığı belli.

Peki de, onların cumhurbaşkanı görmek istedikleri isim/ler ciddiyetle tartışma gündemine girdiğinde farklı yerlerden o adaylara da itirazlar gelmeyecek mi?

Kemal Kılıçdaroğlu’na?

Meral Akşener’e?

Gültekin Uysal’a?

Temel Karamollaoğlu’na?

Ali Babacan’a?

Ahmet Davutoğlu’na?

Ortaya atılacak her isme, çok yakınlarında bulunmayan kesimlerden -belki yakın bildiklerinden de- itirazlar gelmesi mukadder.

Herhangi birini kendisine yakın bulanlar onun cumhurbaşkanı seçilmesini ister, aday gösterilmesini arzu eder; ancak kimin ismi aday olarak ortaya atılsa, ‘seçilebilecek biri’ olduğunu görüp anlasalar bile, diğerlerinin yakınlarından itiraz sesleri yükselebilir.

İktidarın medyası varsa muhalefetin de artık seslerini duyurabilen kendi medyası var. İkisi arasındaki fark, iktidar medyasının aday konusunda tek bir isim üzerinde kolayca uzlaşabilmesi, ancak muhalefetin aynı kolaylığa sahip olmaması…

Galiba iktidar cephesi en çok günü geldiğinde daha da güçlü çıkacak o kargaşaya güveniyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

26 YORUMLAR

  1. İddia ediyorum CB adayı kimler olursa olsun, Erdoğan onların karşısına TV’de çıkıp tartışamayacak. Aday olacağı zaten şüpheli. Ama olursa da muhalefet adayları karşısına çıkamaz. Çünkü savunabileceği bir tek pozisyon yok. Her alanda çuvallamış durumda. Buradaki çömezler dahi savunamıyorlar onu. Sadece en iyi savunma hücumdur mantığıyla muhalefet liderlerine saldırıyorlar. Eşit şartlarda yarış olmayacak dolayısıyla.

    Benim tercihim tüm muhalefet partileri kendi adaylarını çıkarmalı. Aynı Fransa’da olduğu gibi iki turlu seçim nasıl olur sonuna kadar görelim. İyi olan kazansın. Öyle zorlama ortak aday çıkaralım, tepeden indirilelim vs çok yanlış. Demokrasi çatır çatır ortada tartışarak yapılmalı. Herkes eteğindekileri orataya dökmeli, her konuda görüşlerini açık bir şekilde görmeliyiz. TV tartışmaları olmalı. Erdoğan katılmasa da, ki kesinlikle katılmaya cesaret edemez, diğer adaylar arasında mutlaka olmalı. Bir kere de demokrasiyi deneyelim lütfen. Sokak sokak Akp’nin bindirme seçmenleri gibi insanlar sokakta süründürülmemeli. Siyaset TV’de internette yapılmalı. Hangi çağda yaşıyoruz biraz kafanızı kaldırın lütfen.

  2. farzedelim ki bir gün İmamoğlu cumhurbaşkanı olsa, yunan halkının en sevmediği lider olacak. belki anlamadığın budur.

  3. Ali Babacan Haşim beyi partisine kurucu yapmadı şimdi Cumhurbaşkanı yapacaklar.Olacak işmi? CHP’liler Tayyip beyin yerine Gül yada Bir benzeri gelsin diye siyaset yapmıyor.Kenara not edin.Aday kesinlikle CHP mensubu olacak

    • İkinci büyük partinin CB çıkarması doğal değil mi? Akp’den millet çok çekti. Aynı zihniyetle gelinen yer de ortada. Yüksek enflasyon, yüksek kur, kuyruklar. Akp’nin peşinde kuyruk olmanın bir anlamı yok artık. CHP de bu milletin bir partisi olduğuna göre.

  4. Cumhurbaşkanlığı seçiminin suhuletle çözümü, önce iktidarın “adayımız Abdullah Gül kardeşim” demesi, arkasından muhalefetin de “bizim adayımız da Sayın Abdullah Gül’dür” açıklamasını yapmasıyla olabilir (tersi de mümkün).

    Neden olmasın? Kanaatimce, iktidar için de muhalefet için de en iyi aday Sayın Abdullah Gül.

    7 yıl cumhurbaşkanlığı yaptı. Mükemmel maç yönetimi sayesinde, varlığını unutturan hakem gibi, cumhurbaşkanlığı dönemini mükemmele yakın, orkestra şefi kıvamında, kendisini adeta unutturarak yaptı.

    Bence iktidar da muhalefet de bu konu üzerinde düşünmeli, ortak kararla ve bir an önce seçime gidilmesini temin etmelidir.

  5. “TERTEMİZ
    9 Nisan 2022 At 10:20
    Ne güzel bir cümle. Geçmişinde kamera kaydı olmayan…” diye başlayıp münasip bir başkan adayında bulunması gereken sair nitelikleri sıralayan bir yorum vardı geçen gün…
    Tam da bugünlerde fransa cumhurbaşkanlığına yürüyen madam le pen ve matmazel le penin geçmişteki kamera kayıtlarını bir görseniz ramazan günü dudaklarınız uçuklatır:)
    Babadan oğula geçen krallıklar, eğer oğul yoksa kızına da geçer misali babasından miras kalan faşist partisi ile iktidara yürüyen bir kadın lider, tam da bizim ender beyin gelişmiş batı demokrasilerinin ağzına layık!
    En önemli seçim vaadi de yine kadınlarla ilgili:
    Makronun tüm kamu kurumlarında kanunla yasakladığı başörtüsünü sokakta kullanmayı da yasaklayacakmış:)
    Siyasete kadın eli değince bir başka güzel oluyor haliyle, türkiye öyle mi ya?
    Fransadaki seçimlere katılım oranı da %28miş, gelişmiş demokrasiye bak! (türkiyede %85)
    Bizde partilerin kurucu liderleri bile bırakın kızını oğullarına bile parti miras bırakamadı(bkz. Türkeş, erbakan, özal…)
    prof. haydar başın oğlu hariç tabii:)
    Şimdi fransadaki manzara ile türkiye demokrasisini tekrar karşılaştırın bakalım, hangisi daha ileri?

  6. tencerenin deviremiyecegi iktidar yoktur. gerisi boş. Macaristanda dolu tencere kazandi. korfez arap ulkelerinde demokrasi yok ama tencere degil etrafi bile dolu. sorun yok. tencere tencere tencere yi doldurabilecek kazanir… bu kadar basit bir mesele…

  7. MESAJ İÇERMEMEKTEDİR.

    Aşağıdaki haber sözcü gazetesinden “Öte yandan Yunan halkının Rus lider Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping’i desteklemediği de kayıtlara geçti. Her iki isme de desteğin sırasıyla yüzde 18.8 ve yüzde 18.5 olduğu belirtilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise listenin sonunda yer aldı. Anket çalışmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunan halkının en sevmediği lider oldu. Ankete katılanların yüzde 5.7’si Erdoğan’ı desteklediğini söyledi.

    Erdoğanı putinin bile 1/3 az seven yunan halkı imamoğlunu “pontuslu” diye çok sevmiş, manşetlere taşımıştı halbuki.

    • Erdoğan sadece Yunanistan’da değil dünyanın hiçbir yerinde sevilmiyor, özellikle demokratik ülkelerde. Bu anketi nerede yapsanız benzer sonuç çıkar. Tüm dünya TV’leri otokrat liderler sıralamasına başlayınca Orban, Putin diye başlayıp Erdoğan’la bitiriyorlar. O yüzden şaşırtıcı bir durum değil elbette.

      • Benim görüştüğüm insanlarda islam coğrafyasında erdoğan hangi ülkede aday olsa seçimi kazanır diyorlar. Bi de Türkiye var tabi sokağa çıkın deyince milyonların kendini tankların önüne attığı.

        • O zaman oralara gitsin oralarda kazansın artık. Gitcek gitcek gibi. Tanklarla değil ama oylarla. Aynı numarayı iki defa yemez bu millet.

    • farzedelim ki bir gün İmamoğlu cumhurbaşkanı olsa, yunan halkının en sevmediği lider olacak. belki anlamadığın budur.

  8. Sayın yazar size hayret ediyorum, Erdoğan zaten Cumhur ittifakının doğal adayı, Erdoğan’ın ben adayım demesini sizden başka kimse beklemiyor. Erdoğan’ın seçimden kaçacağını düşünmek bile aklını kaybetmekle eşdeğer. Bazen bu yazıları görmüş geçirmemiş biri mi yazıyor diye hayret ediyorum. Erdoğan’ın İstanbul seçimleri dahil milletin bildiği onlarca, bilmediği belki bunun on katı badireler atlatmış biri olduğu unutuluyor. Göstermelik karekterlerle hakiki karakterin çarpışmasında daima hakikat kazanır. Allah Kur’an ayetinde ‘toplumları cezalandırmak istersek onlara kötü idareciler seçtiririz.’ hükmünü uygulaması Türkiye’nin nankörler sınıfına dahil olacağı anlamına gelecektir.

    • Doğal aday diye bir şey yok. Resmen açıklamadığı sürece aday değil. Kaldı ki kaybedeceği bir seçime girmez Erdoğan. İlla kazanacağı bir ortam oluşturmazsa girmeyecektir seçime. Daha önce kaybettiği seçimlerde neler çevirildiği ve ne taklalar atıldığı ortada.

      • Endercim iyi güzel de bu muhalefet önderleri niye kaybedeceklerini bile bile her seçime katılıyor? Demokrasimizin gelişmemiş oluşundan filan demeye kalkma; bak, dersimli kemal kazanamayacağı seçimde hiç aday oluyor mu?
        Kurultaylarda kesin adaydır tabii de, son yıllarda chp kurultayı da yapılmıyor sanki:)

  9. 1- CB, RTE’nin karşısına çıkıp varlık gösterebilecek özelliklere sahip biri olmadığı için 6 lı muhalefet top çevirmekte, çevirdikçe de rezil olmaktadır. KK’nın Ekmeleddin lerinden biri ile karşılaşılırsa şaşırmam. Çünkü KK ve adamlarından cacık olmaz.
    2- TC her konuda (eğitim, ekonomi, saygınlık, insan hakları…) diplerdeyken iktidar hala birinci parti durumundaysa buna üzülmemek gerekir. Çünkü herkes müstehakını yaşar. Demek ki çoğunluğumuz göbeğini kaşıyanlardan oluşuyor. Böyle başa böyle tarak.
    3- AKP ve RTE hiç bir şekilde iktidarı bırakmayacaktır. Trafoya giren kediler, mühürsüz oylar ve yinelenen seçimlerden sonra yeni bir tavşan çıkaracaklardır şapkalarından. Olağanüstü hal olabilir, birileri ile savaş olabilir, tarikatların ayaklanması olabilir. Olabilir de olabilir. Çünkü TC’ne yaptıkları tahribatı hiç bir kişi veya kurum kaldıramaz, düzeltemez.
    4-Yukarıdaki öngörülerimden ister her şık için ayrı ayrı, ister tümü için İzmir Kordon’da rakı-balığına iddiaya girenleri beklerim. Neden? Bizim köyde bir laf vardır “Borç bini aşınca tavuk yemek gerek” . Uysa da uymasa da TC ve biz (vatandaşlar) batmışız. Bari keyfini çıkaralım.

    • Müflis yunanistanın emeklileri gibi kendimiz tavernalara mı atalım yahya bey, bir şişe uzo kaç para oldu senin haberin var mı?
      Ramazan gönü böyle kul hakkına girmeseydiniz keşke…

    • Demokrasi daha ölmedi. Erdoğan seçimi kaybedecek, yada seçime girmeyecek, ve paşa paşa bırakacak sarayları. Sonra da hesap verecek geçen yıllar için. Demokrasi böyle bir şey. Kimsenin yanına kar kalmaz. Kamuya hizmet eden herkes hesap vermek zorunda. İşin kuralı bu.

  10. “Vatanına sahip çıkan!”
    İşte buldum sloganı. Amacı. Hedefi. Bekleneni.
    Ummuyor kimse rakiplerinin ham edip yiyeceğini söylerken, aslında kendi tarflarından itiraz! geleceğini..
    İsimler önemli, kimse önemsiz diyemez. Kurallar şartlar ilkeler önüne konulacak birer engel🏇
    Yetmez..
    Hem dengeleri gözetecek, hem etnik bir kamburu olmayacak, hem inancı “aslında ben deistim amma” gibi saçmalamayacak…
    Buda yetmedi, ekonomi için güven!!! veren bir tipi💪 (nasıl olacaksa😂) olacak.
    Haa birde hep bir bölgeden yıllarca aynı kişi/kişiler seçilmeyecek!!!!!!!
    [{®%$böyle biri varsa kendimi atarım o sandığa ☺️}].

    • Çatlı arkadaş “Vatanına sahip çıkan!” demişsiniz de; yahu daha sandığa gidip oy kullanmayı bile beceremeyen bir muhalefet lideri vatana nasıl sahip çıkacak ki?

  11. KİM OLSUN

    Sayın yazar cumhurbaşkanı adayına mutlaka itirazlar olacaktır diyor. Fakat iktidar yanlılarının adaylarına bir itirazları yok. Pardon bir kişinin var fk bir süredir cumhur ittifakına RTE den başka bir aday arıyor. Ama o da tam iktidar yanlısı olmadığından hiç itiraz yok sayabiliriz. Şaka bir yana uzun zamandır aday çıkaramayan muhalefet, bu gecikmenin nedenini “aday belirleyelim de yıpratın değil mi?” diye açıklıyordu. Demek ki neymiş; aday çıktığında muhalefet kendi adayını yıpratacakmış, Ben, bunlar farklı istikametlerden gelip bolu gerede sapağında mola verilen bir tesiste tesadüfen aynı masaya düşseler kavga ederler diyordum da inanmıyordunuz. :)))

    Asıl söylemek istediğim, uzun süredir chp iktidarında müslümanların eşsiz zülümlere maruz kalacağı yolunda uyarılar yapmaktayım. Çok ta kaale alınmayan uyarılarımın bu gün bir belgesininden bahsedeyim. Olay bir alacak verecek davasında taraflardan biri mahkemede karşısında başörtülü hakimi görünce yaptığı konuşma. Karar 2. baro sosyal medyasında dolaşmakta. Bakırköy 7 İcra Ceza Mahkemesinde 29.03.2022 tarihinde geçen olay. “duruşmaya girdiğimde mahkeme yargıcının arap kültürü emberyalizmi simgesi olan şal türbanla kürsüde olduğunu gördüm. Bu durumun ulusal ve uluslararası yasalara aykırı olduğunu yeni dünya düzeni soyguncuları akp ve başı irfancı şeriatçı Bob eşgüdüm başkanı Recep Tayyip Erdoğan hayatının her alanında fili şeriat olan kendi deyimiyle sessiz ve kansız yeşil devrimin dayatması….” ifade buna benzer hakaretler ve suçlamalarla devam ediyor. İsteyen sosyal medyada kısa bir araştırma ile tamamını bulabilir.
    Yani ki yaklaşıyor yaklaşmakta olan, sırf başörtünüz nedeniyle hakaret işitip soygunculukla suçlanacaksınız, bunun için ak partili olmanıza da gerek yok başınızda “arap emberlist kültürünün şalı” olması yeterli.
    Ne mutlu dinleyip anlayıp da mucibi mustakilce amel eden kullara ne kadar yazık ki, ne idi ne oldu ve daha ne olacağını bilemeyen biçarelere….

  12. Normal olan nedir? İyi bir aday, geniş bir destekçi kitle ve temsilcileri siyaset siyasi partiler.
    Ama fakat lakin..
    Karşında rakibin kim?🙂
    Değişiyor tüm bildiklerin..
    Ezberlerin…
    Deneylerin..
    Tecrübelerin..
    Öğrendiklerin🤗

  13. SORU:
    “Acaba ülkemizde ‘cumhurbaşkanı adayı’ olarak ismi ortaya atıldığında toplumun bütününün -evet kahir ekseriyeti de değil, bütününün- hiç itiraz etmeyeceği bir kişi bulunabilir mi?”
    CEVAP:
    “Buna rağmen bir dönemin Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer, 2000 yılında, Meclis’te yer alan değişik partilerden milletvekillerinin oyuyla seçilebilmişti.”

    • Çünkü kimse onu tanımıyordu.Şimdi de son dakika da birini kakalyamaya çalışacaklar.
      Yoksa babacan mı olaak,davutoğlu mu gül mü ?
      hadi oradan demezler mi

Comments are closed.