Demokrasilerde denetlemeyi parlamento ve medya yapar.. Denetim yoksa yanlışlıkların ortaya dökülmesi kaçınılmaz olur…

49

Şu günlerde tartışma gündemine giren siyasi her konu iktidar cephesinin canını sıkıyor. Bir adım daha ileri gitmekte bir mahzur görmüyorum: Böyle giderse, bundan sonra gündeme gelecek başka siyasi konular da iktidar cephesinin canını sıkan cinsten olacak…

Nostradamus türü bir kahin değilim ve bu keskin tespiti fal açarak yapmıyorum. “Yıldızınız ne söylüyor?” sorusu eşliğinde burç tahlillerine girebilecek özel ihtisasım da yok. Tespitim biraz bugüne kadar okuduklarımdan daha çok da 40 yılı aşkın süredir siyaseti ringin en önündeki koltukların birinden izlememden kaynaklanıyor.

Değişmesi, değiştirilmesi hiç kolay olamayan bir döngü var siyasi alanda ve günümüzde ülkemizi 20 yıla yakın yöneten iktidar cephesi o döngüye yakalanmış görünüyor.

O ‘döngü’nün özeti şu: İktidarda varlıkları uzun yıllara dayananlar, daha fazla iktidar arzularını hayata geçirecek güce de sahip oluyorlar; arzularına erişirken kendilerini gemleyecek denge ve denetleme unsurlarından da kurtulma çabasına girdikleri için önlerinde durulmaz bir hal alıyorlar; o duruma geldiklerinde, kendileri olmasa bile yakınlarında bulunanlar, onlarla birlikte hareket eden, kendilerine destek çıkanlar -daha doğrusu, o grup içerisinde yanlış yapmaya meyilli olanlar- kendilerini koruma altında hissedip yanlışlıklarını açık alanda yapmaya başlıyorlar.

Eskiler bu durumu anlatmak için ‘alameleinnas’ deyimini kullanırlardı.

Hiç kimseden sakınmadan, açıkça demek…

Bugün iktidar cephesinin başını ağrıtan ne kadar konu varsa, hiç kuşkum yok, bizler kadar iktidar sahiplerini de şaşırtıyordur.

Türkiye’de, aslına bakılırsa hemen her ülkede, siyasete giren her kişinin gönlünde yatan aslan, tanınır ve saygın bir konuma erişmektir. Bunun için ilçe veya il başkanı olunur, oradan milletvekili olup Meclis’e kapak atmak hedefi gerçekleştirilmek istenir ve bir gün devlet kuşunun başına konmasıyla bakan olma rüyası da görülür.

Reklam

Dün sivilken yarın birdenbire bakan olana pek rastlanmaz. İlk adımdan bakanlığa gidene kadar bir süreç söz konusudur.

Bizde olana bu gözle bakalım.

Gece yarısı tasarrufuyla iki bakan görevden alındı. İkinci bakanın açıkta kalmasının sebebi üzerinde kafa yoran yok, ancak o bakanlardan biri için muhalif-muvafık her yorumcu, “Sahibi olduğu şirketin malını başında bulunduğu bakanlığa satın aldırdığı için” gerekçesini öne sürüyor.

Tersini düşünmemiz için herhangi bir sebep ortada yok.

İyi de, başına devlet kuşu konduğunda -bakan olduğunda- o kişi siyasi hayatın içerisinde değildi. Eşiyle kurduğu bir şirketi vardı ve dış ülkelerde yerleşik üreticilerin ülkemizde temsilciliklerini yapmaktaydı. Bakan olduğu kendisine sürpriz olarak iletildiği ana kadar siyaseti düşündüğünü sanmıyorum.

Parlamento denetimi

Başkanlık sistemlerinde -mesela ABD’de- bakanlar parlamentoların denetimleri ile göreve başlayabilir. Atanmak istenen bakan parlamentoya gider, halkı temsil eden siyasiler kendilerine iletilen hakkındaki bilgileri yüzüne tekrarlayıp kendisini savunmasını beklerler. İkna olmazlarsa bakan olmasına geçit vermezler.

Joe Biden’in atamak istediği bir-iki bakan adayını Kongre geri çevirdi. Bir kadın bakan adayının elenmesini getiren, Kongre üyesi bazı siyasiler hakkında vaktiyle attığı mesajlar oldu. 

Reklam

Parlamenter sistemde ise, bakanlar siyasi kimlik taşıdıkları için, ön onaya ihtiyaç duyulmaz, ancak onlar için, demokratik sistemin uzun yıllar içerisinde oluşturduğu ahlaki kurallar, siyasi etik, söz konusudur. Neleri yapıp neleri yapamayacaklarını bilirler.

Bilmeyip yanlış yapanlar parlamento denetimi duvarına çarpar.

İşini makamıyla karıştırdığı için görevden alındığı ileri sürülen bakan siyasi kimliğe sahip olsaydı, ya da bizde sistem iki yıl önce değişip bakanların siyasi denetimden muaf olduğu durum yaşanmasaydı, eminim, iktidar cephesi, şimdi başını ağrıtan böyle bir durumla karşılaşmayacaktı.

Görevinin son günü kendini bakanlık adına yayımlattığı bir açıklamayla savunan bakanın şaşkınlığı pek aşikardı. Üzerine neden gelindiğini anlamakta zorlanıyordu. Yaptığı veya yapılmasına aracılık ettiği işte bir yanlışlık göremediği belliydi.

Bu bir örnek olay. Bu olayı şu günlerde kıyasıya tartışılan iktidarı zora düşürmesi beklenen diğer olaylara örnek olarak kullanmak mümkün.

Medya ve ‘bekçi köpeği’ olma görevi

Demokrasilerde nicedir ‘4. Kuvvet’ olarak adlandırılan ve görevi ‘bekçi köpeği’ (İngilizcesi: ‘watchdog’) olarak belirlenmiş medyanın ülkemizdeki durumu da iktidarın başını ağrıtan yanlışlıkların bir diğer sebebi.

Medya ‘bağımsız’ olduğunda pek çok başka işe yaradığı gibi siyaset üzerinde de bir denetleme mekanizmasıdır. Devleti yöneten kadrolar, siyasetçisi ve bürokratıyla, bir yanlışlık yaptıklarında medyanın diline düşeceklerini bilir ve yanlışa eğilimliler içlerindeki dürtüleri bu endişeyle dizginlerler.

İnsanları meleklerden ayıran en önemli özellik yanlış yapmaya eğilimli olmalarıdır. Bunun önüne de kamu düzeninin altyapısını oluşturan yasalar, örf ve ananeler ile geçilir. Medya -eskiden basın- o yanlışların yapılmamasını sağlayacak bir başka mekanizmadır. Medya, bağımsız olursa, özgürlükçü bir ortamda denetleme görevini sağlıklı biçimde yerine getirir.

Siyasiler genellikle sevmez medyayı ve medya mensuplarını, ancak adımlarını atarken onların gözlerinin üzerlerinde olduğunu bilir ve o adımları bu bilginin etkisiyle atar. 

Veya atmaktan vazgeçer. 

Bizde medya -büyük bölümüyle- hayli zamandır bu görevini yerine getiremiyor.

İktidar medyadan yanlışları haberleştirip yorumlamasını değil, düzeltilmesi için yanlışların yazılmadan kendilerine bildirilmesini bekliyor. 

Medyayı yetkileri birbirine geçmiş diğer üç kuvvet -yasama, yürütme ve yargı- gibi devletin bir unsuru gibi görüyor iktidar.

Sonra kendisiyle irtibatlanabilecek kişilerin -parti merkezinde çalışan birinin veya bir bakanın- yanlışlığı muhalefet tarafından dillendirilince, yalnız kamuoyu değil iktidarın kendisi de şaşırıyor.

Meclis denetimi yoksa, medya da kendisinden beklenen türden bir ‘bekçi köpeği’ olmak yerine sesi çıkmayan uslulukta olunca, yanlış yapma duyguları dizginlenemeyebiliyor.

Bugün olan bu.

[Siyasiler her şeyi kontrol altında sanıyor, oysa teknolojinin ve sosyal medyanın sağladığı kolaylıklar, bugünün dünyasında, halkın gerçekleri öğrenmesi için yeterli. Gazetelerde yazamadığı halde internet sayesinde daha fazla okunan yazarlar, açtıkları YouTube kanalıyla milyarlar dökülen kanalların izlendiğinden çok daha fazla izlenen yorumcular var.

Tespit bu olunca yapılması gerekenin ne olduğu da bellidir: Siyaseti yeniden denetim mekanizmalarına sahip hale getirmek ve üzerindeki gölgeyi kaldırarak medyayı asli görevine döndürecek bir serbestliğe kavuşturmak…

“Umma” diyeceklere cevabım şu olacak: Bunlar acilen yerine getirilmezse, iktidar, seçime kadar hop oturup hop kalkacaktır.

ΩΩΩΩ 

49 YORUMLAR

  1. Ender bey dün “İlla bitecek her iktidar. Bunu kimse inkar edemez.” demişsiniz de; bugün ne durumdadır bu iddianız bilemiyorum ama kraliçe elizabet ve krallığı için de geçerli midir bu görüşünüz? Yoksa öylesine sallıyor musunuz?

  2. “23 Nisan’dan bir sonraki gün neydi? Bilmek istemeyenler için ipucu:1915” 
    Canan Kaftancıoğlun dan bunun gibi yine etkileyici bir mesaj bekliyoruz. Bir önerim var O’na. Mesela **1 den sonraki sayı kaçtı. İp ucu 2.** 🙂

  3. Hakan bey “Bu skandalların biri bile normal bir ülkede hükümeti istifa ettirir.” demişsiniz de; güneydeki sevdiğimiz yumurcak da dahil mi buna? Çünkü kaç yıldır yolsuzluktan yargılanan başbakanı bi türlü istifa edemiyor da!
    Efendim?
    Otoriteye saygılı mı olunsun?
    İyi de “…neredeyse canlı yayında yapılan soygun ve yolsuzluk operasyonlarının” otoriteye saygıyla ne ilgisi var?
    Yoksa hepimizin sevdiği güneydeki küçük ülkeninki otorite de bitek bizimkisi mi bostan korkuluğu?

  4. Ender arkadaş bugün “Millet de biliyor nereden gelip nereye gittiğinizi ve ne olduğunuzu artık.” buyurmuşsun ama daha dün
    “Zavallı halk yapılan kötü propaganda ile kandırılarak bu iktidara destek vermeye zorlanıyor.” diyordun; istersen bi karar ver artık?
    Artan chp oyları ve kazanılan büyükşehir başkanlıklarına bakılırsa halkımızın eğitim seviyesi yıldan yıla artıyor, bilinçleniyor; ama böyle sizinki gibi akşamdan sabaha yaşanan gelişim ve dönüşümlere de bakılırsa akparti iktidarının eğitim politikaları gayet başarılı olmuşa benziyor.
    Nihayet eğitim alanındaki bu yüksek başarının hepimizi sevindirmesi gerekir; çünkü hükümetin eğitim alanındaki başarıları chpyi de başarılı kılıyor/kazandırıyor öyle değil mi?
    Kim demiş kutuplaşma var diye!

    • Halkın kandırıldığı ve korkutulduğu açık. Sokak röportajlarında görmüşsünüzdür. Şikayet ediyor vatandaş, geçinemiyorum, şöyle kötü böyle kötü. Kime oy vereceksin diyorlar. Reise diyor. Korktukları kesin. Bir kısım da kandırılmış. Ama sayıları gittikçe azalıyor. Eğitim politikalarından ziyade ekonomik zorluklar diyelim, millet sefil yaşıyor. Hala götürüp oylarını bu beceriksizlere mi versinler? Eğitim hala sınıfta kaldı. Bir milim ilerleme yok. Kötüye gidiş var.

  5. Adam 2 milyar doları götürmüş . Kaybedenler kim . havadan para kazananlar üretmeden ,
    emek harcamadan , alın teri dökmeden giden paralar. Anlayana ne büyük bir imtihan .
    1 dolar harca 60.000 dolar kazan var mı böyle bir adalet ? Umarım toplumu kendine getirir. Emeksiz kazancın olmayacağını haydan gelenin huya gideceğini umarım anlarız.
    Bir musubet bin nasihattan iyidir.
    ÇALIŞ ÜRET EMEK HARCA SONRA KEYFİNİ SÜR .
    HELAL KAZANILAN HİÇBİR PARA HEBA OLMAZ .

  6. Tayyip Cumhurriyeti!
    Gene kandırılmış! Hemde beraber resimleri yayınlanan bakanların tanımadığı bir dolandırıcı tarafından! Hükümet ortağı “MHP millet vekilinin” oğlu ile ziyaretine gitmış fakat bunlar kendisini tanimiyorlarmış’lar! Ortaklarını oğlunun Arnavutluğa kaçan! Dolandırıcı arkadaşın’ın
    31 milyon lirasına el koymuşlar!
    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Thodex’in kurucusu Fatih Faruk Özer’in yakalanması için Arnavutluk İçişleri Bakanı’na telefon etmiş!

    Thodex’in kurucusu Faruk Fatih Özer’in yakalanmasına ilişkin tüm önlemler alınmış!
    Emniyet Genel Müdürlüğü, Özer’in yakalanması için kırmızı bültenin çıkarıldığını açıklamış!
    İçişleri Bakan Süleyman Soylu da Özer’in yakalanması için girişimlerde bulunmuş! Ve Arnavutluk İçişleri Bakanı ile görüşmüş!

    Emniyet, açıklamış! Arnavutluk’a kaçan kripto para borsası Thodex’in kurucusu Faruk Fatih ÖZER hakkında İstanbul Anadolu Tayyip Cumhuriyet Başsavcılığı 22.04.2021 tarihi akşam saatlerinde Genel Müdürlüğüne kırmızı bülten talebinde bulunmuş! Talep üzerine İnterpol nezdinde işlemler derhal başlatılmış!
    23.04.2021 tarihi saat 10.00 itibariyle kırmızı bülten çıkartılmış! işlemleri sürerken, konu mankeni şahsın yakalanması için dün gündüz saatlerinde Emniyet Genel Müdüri, Arnavutluk Emniyet Genel Müdürü ile, İçişleri Bakani. Süleyman Soylu da yine dün akşam saatlerinde Arnavutluk İçişleri Bakanı Cuci ile telefon ile görüşmüş!

    Bakan Soylu, “Maliyetinin ne kadar olduğunu bilmemekle birlikte burada bir olayla karşı karşıyayız. Günler geçtikçe bunun etkilerinin ne olduğunu hep birlikte göreceğiz. Tabi bu olay duyulur duyulmaz gerekli hukuki ve idari tedbirler alındı. Bize düşen bir tarafı da var bunun. Hem Türkiye’de mi değil mi, araştırdık! tabii yurt dışında olduğu ortaya çıktı. Hemen bu olay duyulur duyulmaz emniyet genel müdürümüz, Arnavutluk emniyet genel müdürü ile görüşme gerçekleştirdi. Oradaki
    (emniyet genel müdürü de bize uzak değil. Eğitimini Türkiye’de almış, benim de tanıdığım bir arkadaşımızdı.)* Yine orada ardından hemen sayın içişleri bakanı ile görüştüm, seçim bölgesindeydi. Uzun uzadıya konuşma yaptık bu konu ile ilgili. Bu esnada da ilgili cumhuriyet başsavcılığı konuyla ilgili Adalet Bakanlığı’na uluslararası yakalama kararı gönderdi. Biz de bu arada sistemimizi hazır tuttuk. Hemen gece yarısı bu kararı almadan önce görüşmelerimizi gerçekleştirdik, gece yarısı Interpol’e bildirdik ve sabah 10.00 itibarıyla işlemler kırmızı bülten açısından tamamlanmış olduğunu”söylemış!

    DOLANDIRICILIKTA! 1. DERECEDE USTA BIR ADAM KAÇMAK İÇİN BULA, BULA, HÜKÜMET ÜYELERI’NIN BIRBIRLERI ILE YAKIN DOSTLAR OLAN ARNAVUTLUĞUMU, BULDU?
    Bence bu fırtınadan önceki ses’sizlik.
    Esas geriden gelen ve yakında ortaya çıkacak olan dolandırıcılıklar’ın hızını kesmek veya saptırmak için oynanan bir oyun.
    Bir tarafta kayıp $128 miliyar ve eksi $65 miliyar = $193 miliyar tosenamisini önlemek için.

    Helal olsun Bahçeliye! Oysaki bunların neler yaptıklarını millete anlatiyordu bende dahıl hiç kimseye inandıramamıştı…
    6 ayda hallede bileceğini zannetmişti fakat o kadar kolay olmadığını yaşiyark hem kendisi gördü hemde millete gõsterdi.
    Para ve makam hırsı 83 miliyonluk ve 700 senelik geçmişi olan bir devleti Dünyaya rezil kepaze ettirdi.
    Ülkeyi Dünyanın çõpluğu yapti hemde faiz ile onlardan borç alarak o cöpleri aliyor.
    Neyiseki yıkilmaya başladı.
    Bir zamanlar Beyaz Sarayda ağırlanirken başkankara parmak sallayacak kadar kendisine güveniyordu; şimdi başkanlar latformu terk ederek onu dinlemiyor dahı.

    Abdullah Gül ve ekibi sayesinde popiler olmuştu Bahçeli sayesinde! ne olduğunu’da zaten ismini dahi bilmediğim site kardeşim H Gayret yaziyor; benim yazmama gerek yok.

  7. Türkiye de Hortumbank diye banka kursan eşşek yükü kadar faiz veriyorum desen eşşek yükü kadar insan koşa koşa gider para yatırır. Dile kolay tam 400 bin kişi bu yeni tosuncuğa yüksek kar için para yatırmış.
    Gerçi 20 tl lik bir kitabı 2500 tl ye satan Yılmaz Özdil in bu kadar alıcısı olduğüna göre;
    Millet geeçekten yalanlara aç aç.

  8. yeni kripto tosuncuk maşallah pek yaman.içişleri bakanı dışişleri bakanı bayağı odalarında iyi poz vermişler.dışişleri bakanı bir metre yakınındaki şahsı tanımadığını söylemişler.
    sayın içişleri bakanımız da açıklamasında randevu listesinde ismi yoktu demişler.
    aman sayın bakanım sizin güvenliğiniz bu ülke için çok önemli randevu listesinde ismi olmayan kişi nasıl odanıza kadar girmiş.hırlımıdır hırsızmıdır teröristmidir.odanıza bu kadar rahat girilip oturulduğuna inanamıyorum.
    neyse hırsız olduğu belli oldu da rahatladık ülkece.

  9. Eski ve yeni AKP lıler! Yeni akpliler kimler? “erdoğanın trol askerleri.

    AKP’ lilerin gerçeğį ne demiş!
    Canlı yayında Konuşan belediye seçimlerinden hemen sonra istifa etmiş eski belediye başkanın eşine ve çocuğuna ne demişseler adam kıyametı koparmış.
    Kopi
    *******
    “HODRİ MEYDAN” DEDİ
    Arı’nın tepkisi, söz konusu canlı yayının ardından da devam etti.

    Facebook’taki hesabından yaptığı paylaşımda, “Ben tek! Siz hepiniz! Sizden korkan namerttir. Topunuz gelin! Hodri meydan! Sizi bu şehrin saygıdeğer halkının vicdanına havale ediyorum” diyen Arı, bir diğer paylaşımında ise, “Şehrin yakasına kene gibi yapışan şehirdeki fitne üretim merkezi sahipleri! Ölüm olsa sonunda sizinle hesaplaşmaz isem namerdim. Sonu nereye varır ise varsın, tek kişi kalsam da bu mücadeleden dönersem namerdim. Bu da öz Nevşehirli, kavruk yüzlü bir Anadolu insanı yeminidir. Allah’ım sana ant olsun ki dönersem namerdim. Sabahtan itibaren şehri sokak sokak gezeceğim, elinizden geliyor ise engelleyin. Hodri meydan” ifadelerini kullandı.

  10. Kitleleri etkilemek istiyorsanız, ortaya kocaman bir yalan atın. Ama çok büyük bir yalan olsun. İkinci kriter çok basit bir yalan olsun. Sonrasında da bu basit ve çok büyük yalanı sürekli tekrar et. Ve ardından kitlelerin o yalanı gerçekmiş gibi nasıl kucakladığını otur seyret.
    Hangi yalanı önlerine atsanız havada kapıyorlar.

  11. “Demokrasilerde denetlemeyi” kim yapar?
    İllaki kendinizi denetlettirmek istiyorsanız bi yolu bulunur; meraklısı çok!
    Sayıştayda denetçi mi yok?
    Demokrasilerde en büyük denetmen halktır/seçmendir/sandıktır!
    İtirazı olan?

    • Her hangi bir kuruma ilk mesai günü git “sizi halk olarak denetlemeye geldim” de bakalım hangi ithamlara maruz kalacaksınız?
      Halk sadece sandıkta doğrudan-aracısız denetleme yapar. Diğer zamanlarda aracı kullanarak denetler.

  12. Bakan olacak çocuk daha 23 Nisan kutlamalarından mı belli olur bilemem ama,
    19 Mayısta kurulan insan kulesinin en tepesinde şanlı bayrağımızı dalgalandırmanın o çocuğa ne kazandırdığını bilimum kefere biliyor olmalı ki..
    nerede bir zayıf noktan varsa oradan saldırıya geçiyor, oraya ok saplıyorlar.
    parlementoysa parlemonto, basınsa basın.
    buradan kripto tosuncuklar çıkmasın diye uyaranlar mı desem,
    arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim diyen mi desem,
    daha neler neler..
    bakıyor ki karşıdaki güç yıkılmıyor, o da onun karşısndaki güç ile kanka oluveriyor.
    fakat, o mel’un dış kanka güce hernedense hiçbişey olmuyor. olan zavallı insanımıza halkımıza yani bize oluyor.
    yanarım yanarım da, 8 liraykende, 2 liraykende patatesin yine yeşillenen- hastalıklısını, soğanın kart kurt eden soğuktan etkilenmişini yemek zorunda kalmama yanarım.
    bazan paranla rezil olursun, bazan da oy verip seni yönetsin diye yönetim ofisi koltuğuna oturttuğunun..
    her neyse..
    Sabah gastesinn manşetinde ”kripto vurgunu” ile bu gün start yaptık!
    (128 miyon dolar dolmaz demiyom olum bak 🙂 )
    hemen yanında: (eskiden sakız orucu bozarmı? meşhurdu)
    ”komşumun internetini izinsiz kullandım. kul hakkına girer mi? hocam.”
    diyo çocuk.
    ”… çocuğa ne kazandırdığını bilimum kefere biliyor olmalı ki..”
    bak burası çok önemli..
    karşıdada değil, hemen yanı başımızda diyom.

  13. “672 sayılı KHK ile ihraç edildikten sonra vinç kolunun altında kalarak rahmetli olan Doç. Dr. Mustafa Çamaş OHAL Komisyonunca iade edilmiş. Bu kaçıncı? Öldükten sonra iade edenler bizimle dalga geçiyorlar anlaşılan. Hiç utanmanız yok mu?”
    (L. Mazılıgüney’in twiti)
    Bu kaçıncı böyle?
    Sebep olanlar ve destekçileri bu günah size yeter.

    • Cemil bey ölüsevicilik bir hastalıktır ama vefat etmiş bir insanın üzerinden siyaset yapmaya utanmıyor musunuz?
      Devlet kapısında “672 sayılı KHK ile ihraç edilebileceği” bir kadrosu bile bulunmayan, hiçbir akdemik ünvana sahip olmayan nice gariban vatandaşımız, fetö mensubu darbeci teröristlerin tankları altında ezilerek can verdi, kolunu bacağını kaybetti, kurtulabilenler alçak uçuş yapan f16 bombardımanlarında can verdi!
      “Hiç utanmanız yok mu?”

  14. Sevgili Fehmi Bey,
    Erdoğan yönetimi bir harika. Beslediği trol ordusu da muhteşem. Bir haftada ortalama üç yolsuzluk skandalı yaşanan bir ülke olduk. Bu skandalların biri bile normal bir ülkede hükümeti istifa ettirir. Kısaca hatırlayalım, önce 128 milyar doların uçurulduğu (pardon yer değiştirdiği) rezaleti çıktı. Sonra yüzlerce, binlerce vatandaşın ortalama 6-10 bin dolar rüşvet vererek Hizmet pasaportu verilerek yurtdışına gönderildiği ve geri dönmediği ortaya çıktı. Derken bir bakanın kendi bakanlığına mal sattığı ortaya çıktı. Ve son üç gün önce, bir yandaş tosuncuk 2 milyar dolardan fazla tokatlayıp tüymüş.
    Bütün bunlar on güne sığıyor ya, bu tesadüf mü? Ülkenin başına defalarca seçerek yerleştirdiğimiz Reis ve ekibi buraya paraşütle gelmedi. Bundan 7 yıl kadar önce neredeyse canlı yayında yapılan soygun ve yolsuzluklar 17/25 Aralık’ta ortaya çıktı. Ve halkımız Reis’lerini yedirmedi. Muhalefette bu yolsuzlukları görür gibi yapıp sahip çıkmadı. Halkımıza hayırlı olsun demekten başka bir şey aklıma gelmiyor. Bu kadar tosuncuğun (Ayvatoğullarının) kimi trol olarak buraya her gün müzahrafatlarını kusuyor, kimi burnuna şeker tozu çekiyor, kimi Çiftlikbankta halkı tokatlıyor, kimi kripto paralarla tüyüyor. Bunlardan hiç biri tesadüf değil. Daha önce yazdım, Erdoğan’a sadık iseniz herşeyi yapabilirsiniz. Zararı yok, tokatlayabildiğiniz kadar tokatlayın.

    • “Bundan 7 yıl kadar önce neredeyse canlı yayında yapılan soygun ve yolsuzluklar 17/25 Aralık’ta ortaya çıktı. Ve halkımız Reis’lerini yedirmedi.”

      Hakan, Bey! Sizde reise haksızlık ediyorsunuz.
      Bu saydiklarınız 4 gün önce yakalyıp nezarette tutulan ve bugün”de hapise tıkılan 13 aylık anne sütü’den henüz kesilmemiş ekizleri ve birde 4 yaşında 3 çocuk anasının işledıği suçun yanında miliyarlarca $$$$ uçaklar bankaları batıranlar paraları sıfırladımı ses kayitları, birtane kıtapta parmak izi çıkmasının yanında solda sıfır kalır.
      31 yaşında 3 çocuk anası hiç korkmadan kitap okumuş.
      Ne olacak akılsız kadan Kıtap okumak senin neyine! Ümmet ve Dûnya liderindendemi örnek almiyorsu! Baksana dünya lideri hayatta kitap açıp okumamiş.
      Okumamış.

      • Îşte size suç aleti! O kıtapta parmak izi çıkınca anında kotesi boylamış.
        Bundan sonra kitap, gazete, hatta Fehmi Koruyu’da okumuyacam, ve okumadan yorum yazacam! Neme lazım Türkiyeye gittiğim zaman hiç değilse suç işlememiş olurum.
        Zaten burdaki erdoğan’ın trol askerleride okumuyorlar , sadece ellerine verilmiş hazır yazıları buraya aktariyorlar.
        Erdoğan ne yaparsa iyisini yapar! Önce milleti kendine benzetti sonrada tepelerine bindi.

        • Nurdan abla hani kimseden korkun yoktu?
          Memlekete gelince burdan yazıp bize de haber verecektin?
          Bakıyorum işler karışmış galiba; bi dahaki bahara mı?
          O zamana kalmadan belki biz sana gelmiş oluruz ablacım:)

          • H Gayret! Merak etme Allah nasip ederse geleceğim.
            Yazımı bir daha okursan ne demek istediğmi anlarsın.

            Ben milletin hakkını yemekten ve iftira atmaktan çok korkarım. Yoksa milletin hakkını yiyenlerden ve iftira atanlardan değıl.

            Bilakis onları ivşa etmekten’de zevk alırım,ve
            Sorumlu tutarım.

          • Geleceğini haber ver hava alanında sizi karşıliyayım.
            Oldumu H Gayret.:))

  15. Yurt dışına 2 milyar dolarla kaçan kriptoparacı dolandırıcının içişleri ve dışişleri bakanları ile koltuk muhabbeti resimleri ortaya çıkmış. İki bakan da tanımıyoruz demişler. O zaman neden koltuk muhabbeti? Bari daha usturuplu bir yalan söyleseydiniz. Adam uyanık hem içeriyi hem dışarıyı bağlamış. Şimdi sorsan hepsi Zarraf’ı da tanımazlar. Halbuki önüne paspas oluruz diyorlardı hediyeleri (!) alırken. Zamanında ne istedilerse verdiklerini şimdi tanımadıkları gibi. Biz ise sizi gayet iyi tanıdık artık. Millet de biliyor nereden gelip nereye gittiğinizi ve ne olduğunuzu artık.

    • Ender arkadaş üstte “Millet de biliyor nereden gelip nereye gittiğinizi ve ne olduğunuzu artık.” buyurmuşsun ama daha dün
      “Zavallı halk yapılan kötü propaganda ile kandırılarak bu iktidara destek vermeye zorlanıyor.” diyordun; istersen bi karar ver artık?
      Artan chp oyları ve kazanılan büyükşehir başkanlıklarına bakılırsa halkımızın eğitim seviyesi yıldan yıla artıyor, bilinçleniyor; ama böyle sizinki gibi akşamdan sabaha yaşanan gelişim ve dönüşümlere de bakılırsa akparti iktidarının eğitim politikaları gayet başarılı olmuşa benziyor.
      Nihayet eğitim alanındaki bu yüksek başarının hepimizi sevindirmesi gerekir; çünkü hükümetin eğitim alanındaki başarıları chpyi de başarılı kılıyor/kazandırıyor öyle değil mi?
      Kim demiş kutuplaşma var diye!

  16. Eskiden askerlerin sırt çantalarında ; iç çamaşırı , çorap gibi günlük zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak çeşitli malzemeler bulunurdu .Bunların arasında traş takımı , diş macunu ve diş fırçası da olurdu . Bunlar bir denetleme esnasında bir sergi gibi teşhir edilir ve denetleme yapan komutana gösterilirdi .
    Yine böyle bir denetleme esnasında komutan ; askere , sergideki malzemelerden diş fırçasının ne olduğunu ve neye yaradığını sorar. Belli ki diş fırçası kullanma alışkanlığı olmayan asker , gayet safiyane bir şekilde ve kendi mantığına göre şöyle cevap verir
    – Bu teftiş fırçasıdır Komtanım ! Komtanlara gösterilir !
    Selamlar ,iyi günler

    • Denetleme , kontrol denince haliyle askerlikteki eski tabirle teftiş denilen denetlemeler daha çok akla gelir .Aslında askeri denetleme fıkraları da oldukça zengindir ; işte onlardan bir tanesi daha !
      ALÇAK ADAM
      Bir kuvvet komutanı , karargahındaki bir kaç general ve üst rütbeli subayla birlikte birlikleri denetlemektedir .Erlerden birine rütbeleri ne derece tanıdığını kontrol etmek için şöyle bir soru sorar,
      – Evladım , şöyle bir bak bakalım ; benden başka general olan başka kimse var mı ?
      Asker dikkatli gözlerle rütbelere tekrar bir göz gezdirir ve oldukça kısa boylu olanını eliyle işaret ederek son derece safiyane bir şekilde cevap verir,
      – Şu alçak adam , komtanım !
      Selamlar ,iyi günler

    • Bugün doğanların ne özelliği var ki bu kadar borçla dünyaya geliyorlarmış sayın yk?
      Alt tarafı çocuklar günü…
      Doğum ücretleri filan arttı desen, herkesin zaten bi sağlık sigortası yok mu?

      • var mı?

        bu gün bir çocuk gördüm günü birlik işlerde çalışan, patronun devamlı günlükçü adam çalıştırdığını öğrenince gözüne girmek için hızlanıp iki parmağını makinaya kaptırmış. iş veren hastaneye götüreceğine evine git demiş 10 gündür işe gidemiyor. nerde senin devletin, nerde sağlık sigortası, nerde insanlık?

      • Kişi başına borç miktarı:100 bi TL: Kamu-özel, iç-dış, hane halkı-şirketlerin toplam borcu. Cezalandırma garantili soygun projelerinin yükümlülükleri hariç.

  17. Denetlemeyi yasal şekilde yargı yapar
    Parlementolar da bütçe denetimi ve sistem müsaade ediyor isesoru ve gensoru ile yapar. Medya da fonksiyonu gereği yapar.
    Denetim yoksa yanlışlıklar ortaya hemen saçılmaz.
    Yasadışılığın ilk amacı haksız maddi çıkar temini ve iktidarda kalmaktır.Gün geçtikçe sömürülecek kaynak azaldığı gibi sömüren sayısı tam tersine katlanarak artar.Bu talan sistemi çalışmayı değil çalmayı teşvik ettiği için toplam üretim de düşer. Eninde sonunda iktidar paydaşları birbirine girer
    Bir kokuşma oluşur.Kokuşma sıkışma meydana getirir. Ortaya sürdürülemez bir durum çıkar.
    Amiyane tabirle kanalizasyon patlar.Yani hemen patlamaz.Patlayınca da kimse temizleyemez.

  18. Maalesef demokrasi 101 dersinden Türkiye çaktı yine. Bu dersi geçemediği için dön dolaş aynı yerdeyiz. Hala demokrasinin D’sini anlamadı bu millet ve bu devlet. Demokrasi olmadan ülkenin ilerlemesi, refaha kavuşması, insanlarını mutlu etmesi mümkün değil. Daren Acemoğlu rakamlarla ortaya koyuyor demokratik ülkelerin daha müreffeh olduğunu. Biz ise Rusya ve Çin gibi otoriter ülkelere yanaşıyoruz. Hala Osmanlı usulü bir ileri iki geri. Giderek de daha geriye gidiyoruz. 100 yıl geçmiş tebalıktan vatandaşlığa geçeli. Ama ne sultanlar bitti ne sulta. Ülkenin fecaat halleri aynen devam. İnsanlar ülkeyi terkediyor, baştakiler uçak biletlerini verelim gitsinler diyorlar. Umurlarında değil. Çünkü saraylarında mutlu mesut yaşıyorlar.

    • Ender “demokrasi 104 dersinden” de senin gibiler çaktı, noolmuş?
      Bahsettiğin allame kaç ülkeden imf yi kovup çıkarmış, onu da bi yazar mısın?

      • Merak etme yakında IMF gelip oturacak seninkiler tası tarağı toplayıp kaçınca. Bu filmi on kere gördük. Bunların pisliklerini kim toplayacak zannediyorsun. Hazine tam takır, varlık fonu yokluk fonu, bütün birikimler tüketilmiş, ülkeden kaçan kaçana, damat hala ortada yok. IMF bile kurtaramaz bu rezilliği.

        • Ender bey “Bu filmi on kere gördük.” demişsiniz de; yahu bu kaçıncı on kere tası tarağı toplayıp kaçma muhabbetidir birader?
          Kimlerin nerelere nasıl kaçtığını, hala da kaçmaya çalışanların yunan adalarına geçebilmek için nasıl fırsat kolladığını hepimiz biliyoruz…
          Sizin işler de zor valla; ölme eşşeğim ölme!

  19. Haydi bakalım , herkesin gözü aydın olsun !Maşallah ülkemizde yedi gün yirmi dört saat durmadan gündem değişiyor ! Fehmi Bey doludizgin de koşsa yetişemez !
    Çiftlikbankçı Tosuncuktan sonra yeni bir kripto tosuncuğumuz oldu ! Hey gidi günler hey ! Bir zamanlar bankerlerle yatıp kalkıyorduk , şimdi de tosuncuklarla devam ediyoruz !
    Allah aşkına hangisine yanacaksın ; bu bedavadan zengin olmak isteyen akılsız açgözlülere mi yanarsın yoksa bunları koyun gibi güden ve memleketi çiftlik sanıp at koşturanın farkında olmayan devlete mi yanarsın !
    Vah , vah , vah !

    • Mucib bey, gündem dediğin öyle eski türkiyenin nanemolla siyasilerine göre değil artık; bize koşan terleyen liderler lazım!
      İllaki yanacak bişeyler arıyorsan badem bıyıklı tosuncuklara yan sen; devlet her şeyin farkında sanki…

      • H. Gayret bey bu tosuncuklara yanmanın bir gereği yok onlar malı götürdüler. Yanacak birileri varsa bu tosuncuklara para kaptıran gözü açıklara. Bunların araştırılıp tahsilleri yetkileri parayı nerden buldukları, parayı nasıl kazandıkları araştırılıp bu ülkenin okullarında ve eğitim kurumlarında ders olarak anlatılmasıdır. Bence hükümet bunu yapsa en güzel hizmeti yapmış olur. HERKESE SAYGILAR.

        • Bahri bey imarbank uyanıklarının mevduat paralarını çatır çatır devletin kesesinden ödemiştik; büyük ihtimal bunları da cepten öderiz, ne dersiniz?

  20. İyi ya işte, madem;
    “Gazetelerde yazamadığı halde internet sayesinde daha fazla okunan yazarlar, açtıkları YouTube kanalıyla milyarlar dökülen kanalların izlendiğinden çok daha fazla izlenen yorumcular var.” daha ne istiyorsunuz ki?
    Bir de medyaya “bekçi köpeği” denilmesi bence köpeklere hakaret gibi olmuş; doğrusu “kemik yalayıcısı” filan olmalıdır…
    Öyle değil mi?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız