Derinden sarsılan dünyamızın yeni gerçeği: ‘Post-modern Haçlı Seferi’…

45
Reklam

Dünya tarihi her türlü azgınlıklara sahne olmuştur. Nice savaşlar yaşandı, halen de yaşanıyor. Milyonlarca insan o savaşlarda hayatlarını kaybetti.

Yine de, “Dünyanın dengelerini bozan en ciddi sarsıntı hangisidir?” sorusuna muhatap olsam vereceğim cevap beklenenden farklı olur.

Bence dünyamız -hadi tarihi biraz daha daraltayım- modern zamanlarda en ciddi sarsıntıyı 11 Eylül (2001) uğursuz eylemleriyle yaşadı. Dünyamızın dengelerini büyük çapta o eylemler bozdu.

Eylemler ABD’de oldu, ancak etkileri bütün ülkelerde hissedildi.

Rus işgali (1979-1989) sırasında yerel halkı işgalcilere karşı harekete geçirmek amacıyla Afganistan’a gitmiş o ülkeye yabancı unsurların yardımıyla oluşan Mücahidler cephesi mücadelesinde sonuca ulaştı.

Mücahidler Rusları yendi.

‘Cihad’ kavramının ‘savaş’ anlamı ile en yaygın kullanıldığı ve zihinlere öylece kazındığı dönem Afganistan’daki Rus işgali yıllarıdır.

O sonucu elde edebilmek için Afganistan’a gitmiş yabancı unsurların kurduğu el-Kaide örgütü, dikkatini Rusya karşıtı ‘cihad’ sırasında ittifak halinde olduğu ve yardım gördüğü Batı’ya çevirdi. Ağırlıklı olarak Suudi Arabistan kökenli gençlerden oluşan 19 kişilik infaz mangası, 11 Eylül günü, bindikleri uçaklarla New York’taki ikiz kuleleri yok etti, Pentagon’u felce uğrattı.

Reklam

Televizyon çağında eylemleri en ince ayrıntısına kadar bütün dünya seyretti.

Eylem mangasının Ortadoğu kökenli olsalar bile Batı’da eğitim gören gençlerden oluşuyor olması, eylemlerini din adına gerçekleştirdiklerinin duyurulması, onlara bu görevi verenin ‘İslami’ olma iddialı Taliban örgütünün hakimiyeti altındaki Afganistan’da ikamet etmesi, İslam Dünyası’ndan bazılarının uğursuz eyleme sahip çıkışı, bunlar ve başkaları, kısa sürede bir algı patlamasına yol açtı.

İslam’a ve Müslümanlara geleneksel bakışı yerle bir etti 11 Eylül eylemleri.

Yüzlerce yıl önce, kutsal kentleri kurtarmak amaçlı Haçlı Seferleri’nin bir benzeri o gün bugündür etkisini hissettiriyor; ancak günümüzde yürütülen ‘post-modern Haçlı Seferi’ , eskisinden çok daha etkili olmasına rağmen, gerekçe olarak kullandığı uğursuz eylemlerin gerisine kendisini saklayabildiği için, adı doğru dürüst konulamıyor.

‘Post-modern Haçlı Seferi’ne o gerekçeyi sağlayanlar Afganistan’da yerleşik bir gruptu: El-Kaide

Sefer ilk hedef olarak Afganistan’ı seçmişti.

Afganistan’da o dönemde hakimiyet şimdi yeniden ülke yönetimini ele geçiren Taliban grubunun elindeydi.

11 Eylül eylemlerini sahiplenmiş el-Kaide örgütünün liderlerinin oradaki varlığı Afganistan’ı hedef ülke haline getirdi.

Reklam

Taliban’ı yönetimden etmekle sonuçlanan ABD öncülüğündeki Afganistan’a saldırı ve sonrasında gelen işgalin gerekçesi 11 Eylül eylemleridir.

Sovyetler Birliği var olan nüfuz alanı dışına taşmasın diye oluşturulmuş NATO, Sovyet sisteminin Berlin duvarının yıkılması ile birlikte iflas bayrağını çekmesi sonrası varlık sebebini yitirmişti.

NATO’ya yeni görev alanı açan da 11 Eylül uğursuz eylemleri oldu.

Taliban Kabil’den ve büyük kentlerden çekildi, milislerin yerini yabancı ülke askerleri ve onların eğittiği yeni Afgan ordusu aldı.

Şimdi ne oldu da, işgalci güç/ler yerlerini Taliban’a terk ettiler?

Vakt-i zamanında el-Kaide örgütünü Afganistan topraklarında himaye etmiş olan Taliban’a?

Ele geçirdikleri yolcu uçaklarıyla New York’taki ikiz kulelere ve Washington’da Pentagon’a saldıran eylemcilerin emir ve talimatlarını aldıkları örgütü koruyup kollamış olan Taliban’a?

Hakim olduğu dönemde Afganistan’da terör estirmiş, insanlarına köle muamelesi yapmaktan çekinmemiş, kadınlarını adları bile olmayan birer gölge haline getirmiş olan Taliban’a?

Kendi 5000’e yakın askerini onların Afganistan’da hakimiyetlerini sona erdirmek hedefi uğruna kurban etmeyi göze aldıklarını iddia ettikleri Taliban bugün yeniden ülkenin hakimi.

“Acaba” diyorum, “Benim ‘post-modern’ sıfatını uygun gördüğüm, yüz yıllar öncesinin korkunç havasını günümüzde sürdüren, İslam karşıtı, Müslümanları eşit bireyler olarak görmeyen yeni yaklaşım, 11 Eylül eylemleri ile kazandığı moral üstünlükte aşınmalar meydana geldiği için mi buna ihtiyaç duydu?”

IŞİD’in belli bir bölgede sergilediği vahşetler sırasında kendisini ‘devlet’ olarak tanıtması tutmadı; IŞİD-vari örgütlerin eylemleriyle dünyanın dört bir tarafında cirit atmaları gerekiyor da, bunun için gerçek bir devletin arkalarında var olduğunun görünmesi mi isteniyor?

Bu yıl 20. yıldönümüydü uğursuz eylemlerin; Afganistan’dan asker çekme işlemine tarih olarak 11 Eylül 2021 tarihinin seçilmesi simgesel bir tercihti. Taliban bu simgesel mesajı herhalde almıştır.

Dünyayı sarsan uğursuz eylemlerin günümüzde hortlatılmasına izin vermemek şart.

ΩΩΩΩ

Reklam

45 YORUMLAR

  1. ikiz kuleler bombalanınca kulelerin çelik iskeletleri sıcaklıktan eridi ,ama ne hikmetse bombalayanların plastik kimlik kartları yanmadı …. YERSEN TABİ ,FİLM İÇİNDE FİLM

  2. …”Ağırlıklı olarak Suudi Arabistan kökenli gençlerden oluşan 19 kişilik infaz mangası, 11 Eylül günü, bindikleri uçaklarla New York’taki ikiz kuleleri yok etti, Pentagon’u felce uğrattı”…

    Gerçekten mi…

  3. 11 Eylülde ikiz kulelere-Pentagon’a görülmemiş cüret ve tahribatı herşeyden önce İslamın (barış) anlamına yakışmayan ultra-radikal bir hareket idi. İşin içinde bu radikalliğin İslamın gönüllerdeki manevi huzuruna/ruhuna vurmağa çalıştığı darbeyi de görebilmek önemli. ABD, mevcudiyette geldiği seviye sğrecinde sütten çıkmış kaşık olmasada, eleştirilecek yanları çok da olsa, yediği 11 Eylül “tahribat fiske”si ile Japonların Pearl Harbour baskınına benzer bir olay daha yaşamış oldu. Sonuçları Japonya açısından kötü oldu. ABD fırsatı ganimet bilerek bütün cephaneliklerini Japonyaya boşalttı. Üstüne üstlük daha önce hiç denenmemiş atom bombalarını kullanma fırsatı verdi. 11 Eylül sonrası İslama/müslümana karşıt bakışın sonuçları atom bombasından daha ağır oldu denebilir.

    Bunun adını koymakta zorlanıyor, Fehmi bey. Aslında, bunun adını haçlı seferi olarak koymağa çalışmak yanlış olur. Çünkü bütün fırsatçı güçler dini markası ne oluresa olsun bu sefere dahil oldu. Hindistan’da iktidar olan Modi bütün gücüyle müslümanlara baskı oluşturmuş durumda; sözde dünyadaki en büyük demokratik ülke Hindistanda müslümanlar inliyor. Bunun adını hindu dini baskısı/mezalimi olarak koyabiliriz. Bunun bir başka versiyonunu komşu bölge olan Myanmar’da insanın iç huzurunu harika bir şekilde temin eden Budizm dini mensupları tarafından müslümanlara nasıl uygulandığını gördük. Bir başka versiyonunu Çin’deki Maoizm/Komunizm dini mensuplarınca Uygurlu müslümanlara nasıl uygulandığını gördük. Aynı mezalimi yanıbaşımız Ortadoğuda İsrail’deki siyonist gücünün müslümanlara uyguladığı yahudi versiyonunu da gördük. İçimizdeki dinsizlere/dinsiz olduğunu aleni üstlenmeyen laiklere sorsan “Gördün mü bak, dinler ne kadar kötü.. İnsanlığa olumlu hiç bir katkısı olmamıştır, yaşasın dinsizlik!” deyip geçerler.

    Yani, post-modern haçlı seferinden öte bir durum var; hastalık başkalarına yayılmış durumda.

    Ancak, yine de bütün haksızlık/manupilasyonlara rağmen İslamın gönüllere verdiği aidiyet hissinden/ebediyet huzurundan müslümanları koparamazlar. Ama nasıl müslümanları?! Akıl*İman Sentezini başarabilmiş olanları. Afganistan’daki Taliban cahil takımı gibi vaktiyle kullanılanlar, veya Türkiye’deki gibi post-modern darbe işleri için elverişli birer maşa gibi kullanılmış olan sözde okumuşlar değil.

      • “Halt etmek”ten vazgeçmeli. Halt ede ede bataklıklara saplandık çıkış için çözüm arayıp duruyoruz. Çözüm, ara sıra değindiğim Akıl*İman Sentezi. İman bileşeninden ötürü bazı kemalist arkadaşlarımızın tüylerini diken diken etse de o. Ama, nedir bu iş dersen? buracık bir köşede ayak-üstü yeterince zaman yok. Siyasi bir parti sloganı olacak bir şey de değil…. Yani, bir başka bahara… Fehmi bey günün birinde uygun bir başlık açarsa yolumuz düşerse neden olmasın.. Selamlar

  4. ABD Trump ve Partisi’nin mahâretleri’ni ve bizim havuzun telaşını anlatan bir yazı’hı buraya kopiledim.
    ×××××
    “Realiteler ile yüzleşmek için rakamlara tahammül etmek kaçınılmaz. Aksi halde, Trumpçı Saray ve Havuz Medyası’nın asılsız yakıştırmaları ile “Acaba Biden’ı tercih etmekle hata mı ettik!” endişelerine kapılabilirsiniz. Rahat olun! 180 milyon Amerikalı seçmenin tercih ettiği Biden konusundaki zihni tercihinizde hatalı değilsiniz.(1) En azından Eski Başkan Trump’ın ABD’nin en kötü başkanı olduğunu biliyorsunuz. Havuz Medyası Trump Seviciliği konusunda çırpındıkça daha da ayağa düşüyor. Trump Tarikatı’na gönülden bağlı olanların Ağustos ayı hayalleri de suya düştü. Mayıs ayından bu yana, Trump’ın tekrar başkan ilan edileceğine inanıyorlardı.

    Trump’ın bir yıl önce Taliban ile yaptığı anlaşmanın iyi olduğuna inanan bir kişi daha var. Mike Pompeo. Hani şu, Kasım 2020 seçim sonuçları açıklandıktan sonra, “Başkan Trump’ın ikinci dönemi hepimiz için hayırlı olsun!” diyerek, siyaseten intihar eden ABD’li eski Dışişleri Bakanı. Ha, bir de bizim Havuz Medyası var! Onlar da, ABD Afganistan’da ne arıyor diye veryansın ediyorlardı. Şimdi de, “ABD Afganistan’dan neden böyle çıkıyor. Afgan halkına ihanet etti!” diyorlar.

    Afganistan ile ABD arasındaki barış görüşmeleri Doha, Katar’da 29 Şubat 2020 başlamış.(2) Anlaşma sağlandıktan sonra Eski Başkan Trump’ın, Afganistan’daki Amerikan askerlerine “Eve Dönüş!” sinyali vererek, Kasım 2020 seçimleri yatırımı yaptığını herkes biliyordu. Kasım seçimlerini kaybettiğini bir türlü anlayamayan Eski Başkan Trump, daha geçen ay “Afganistan’dan çekilme sürecini ben başlattım. Biden, geri adım atamaz!” diyerek operasyondan kendine pay çıkarmayı ihmal etmedi. Aslında Trump, İsrail’deki ABD elçiliğini Kudüs’e taşıdıktan sonra, Afganistan’dan askerleri çekerek, bir savaşı sona erdiren başkan görünümü ile Nobel Barış Ödülü’ne yürümeyi hedeflemişti. Kasım seçimlerini kaybedince, bütün hayalleri gibi, Barış Güvercinliği(!) de suya düştü.

    Biden sekiz aydır, önceki başkanın enkazını kaldırmakla meşgul. Trump’ın Ortadoğu’da şuursuzca ve nereye varacağını bilmeden attığı adımlar açık dosyalar olarak kaldı. Irak’ta Kürtler, Suriye’den Amerikan askerlerinin çekilmesi, İran’a operasyon yapmak için sarf ettiği gayret ve Afganistan Hükümeti’ne rağmen Taliban ile yapılan anlaşma eski başkanın geriye bıraktığı yarım işler cümlesinden. Başkan Biden, “Bu enkaz Trump’a ait!” dese de kısa vadede meramını kimseye anlatamayacak! Neylersiniz ki, devlet işleyiş ve insicamı bazen böyle demir leblebiyi çiğnemeyi gerektiriyor. Yoksa, Bizim Saraylı gibi bir sabah “İstanbul Anlaşmasını tanımıyorum! İstanbul benim, anlaşma da benim!” diyerek zeytinyağı gibi su üstüne çıkmak kimin aklına gelmez!

    ABD’de herkesin bildiği bir gelenek var. Cumhuriyetçi (GOP) kökenli başkanlar savaş başlatırlar, Demokrat Parti’li başkanlar savaşları bitirmek için uğraşırlar. Muhafazakar ve vatansever seçmen kesimi için bir kaç on yılda bir savaş, asker ve kahramanlık çeşnisi yüksek duygu birikimi şart. 1990’da Baba Bush’un başlattığı Irak Savaşı’nın enkazını Demokrat Bill Clinton sırtladı. Oğul Bush’un 11 Eylül saldırısı bahanesi ile Afganistan’da giriştiği maceranın faturası Siyahi Başkan’ın önüne kondu. Trump’ın dengesizliği de Biden’a kaldı.

    Başkan Obama, İllinois senatörü iken, Irak Savaşı’nın çok yanlış bir karar olduğunu söylemiş ve Başkan olması halinde, Irak’taki askeri birlikleri geri çekeceği sözü vermişti. Başkan olduktan sonra da bu sözünü yerine getirdi. 2008 ekonomik Krizi’nin en büyük sebeplerinden biri sayılan Irak Operasyonu Amerikan ekonomisine 4.5 Trilyon’a mal olmuş. Genç Obama’nın siyasi hayatındaki bu tutarlılık, Siyahi Başkan’a Nobel Ödülü’nü getirdi. Eski Başkan Trump’ı çileden çıkaran en önemli sebeplerden biri de bu! 2019 yılında, Japon Başbakanı Trump’ı Nobel’e Aday gösterdi ama, kimse ciddiye almadı. Başkanlığı bir döneme çakılıp kalınca, gül gibi Nobel Ödülü elinden kayıp gitti!

    ABD siyasetinin duayenlerinden sayılan Joe Biden, neredeyse yirmi yıldır devam eden ve bir yere gitmeyen Afganistan Operasyonu için karar vermek zorundaydı. “Halihazırda 1 Trilyon’a mal olan bu lüzumsuz operasyonu bitirmek için ‘En iyi gün ve şart’ hiç gelmeyecekti!’” diyen Biden, iki tarafı da kirli değneğin bir tarafından tutma cesaretini göstermiş oldu. Öyle ya! Zaten siyaset en mükemmeli yapmak değil, ihtimaller arasından birini tercih ederek sürdürülen bir sanat değil mi?

    Türkiye neredeyse yirmi yıldır, içinde bulunduğu coğrafik yapıda, herkes ile kavgalı Saray ve Hükümet elinde, başlattığı savaşları bitiremeyen zavallı bir ülke durumuna düştü. Taliban’ın Afganistan’da iktidarı ele geçirmesine neden sevindiklerini hala anlamış değiliz. Saray, Suriye, Libya ve Irak cephesinden sonra bir de Afganistan cephesi mi açacak, dersiniz!

    Joe Biden’in Afganistan konusundaki kararını yerinde bulan bir yazar “Biden, Kandahar’a pirinçe giderken, Kansas’taki bulgurdan olmak istemiyor!” yorumunu yapmış. Bu zor kararlar, Joe Biden’a bir de Nobel Barış Ödülü getirirse, Eski Başkan Trump’ın turuncu suratının alacağı rengi şimdiden merak ediyorum!
    ××××××××

  5. Taliban konusunda medyaya inanmıyorum, ABD ve diğer ülkeler gizliyor. Peki neyi gizliyor, Taliban’ın esir aldığı ne kadar asker ve sivil var ise hemen hemen hepsi Müslüman olmuş olarak sağ salım teslim edildi.

    2002’de İlk kez mağarada yakalanınca çok hasta ve perişan olan ABD li bir genç, ona halen daha Amerikan Taliban ismi ile hitap ediyorlar, 25 yıl hapis cezası almıştı. Bir kaç yıl oluyor iyi halden tahliye edildi.
    İlk yakalanıp ABD’ye getirildiğinde avukat olan babası ona sahip çıktı ve kendi oğlunu savundu. Ona hapiste helal yemek ve ibadetini yapması için her imkan sağlandı.

    Joe Biden her konuşmasında biz El-Kaide ve diğer örgütleri Afganistan’dan temizlemek için gittik onlarí temizledik, bilmem ne kadar para harcadık’larını falan söylüyor.
    Eğer Trump Kazanmış olsaydı Afganisyandan 1 Mayiste tamamen çekilmiş olacaktı hemde hiç bir afganlıyı’de getirmiyecektı.Açıkcası orayı cehenneme çevirip çıkacaktı.

    ABD’nın 17 tane güvenlik kurumu var.
    Hem içerde hem dışarda konturolu elde tutuyorlar.

    Biz Müslümanlar ABD ve AB ye gelince bu kadar kıyamet kopariyoruz. Efendim şöylede böylede.
    Birde dönün kendinize bakın. Hangı Müslüman ülke kendi vatandaşlarıní düşünüyor? Önce dönüp kendimize bakalım. Ülkemiz insanları’na öz be öz vatanın’nı cehennem ediyor.
    En fazlada diğer inaçlardan olanlara.ve kendi siyasi görüşünden olmayanlara hem hakaret ediyoruz hemde hayatı onlar için zindan ediyoruz. Önce kendimiz adam olalım daha sonra başkalarını eleştirel’ım. Bir Türkiye’deki hapishanelere bakın birde Taliban’ın hapishanelerine bakın. Daha sonra laf kalabalığı yapın.

    2 gün önce Askerler anlatıyor linkini burada vermiştim oradaki anlatılanlar acaba Taliban’ın “bırakın kendi askerlerine” esir aldığı askerlere o mumalleri yapmıyormu.

    Zavallı sefil ve CAHİL Müslümanlar Allah’ın emrini unutmuşlar, sürüler halinde insanların icat ettiği hurafeler ile avunuyorlar.

    Ben Müslüman bir bayan olarak kalkıp benim hakkımı hukukumu ve dinimi yaşamam için değil ABD kendi baba dahi olsa karıştırmam ve karıştırmadım’da.
    16 sene Askeriyede hemde 28 Şubat döneminde bana engel olamadílar, tek başıma mücadele ettim. Pes etmedim. Sonunda KAYIP eden taraf onlar oldular kazanan taraf Allah’ın yardımı ile ben oldum.
    Şimdi onlar’ın bir kısmı hapiste bir kısmı Perinçek’in kuyruğuna takılarak en nefret ettikleri ile aynı kulvarda yürüyüp aynı havuzda yüzüyorlar.
    Allah’ın Adaleti! Ney idiler ne oldular?

    Allahu Teala kullarıni 4 seçenek harcinde özgür yaratmış ve rehber olarak’da Peygaberler aracílıği ile kitaplar göndermiş.
    4 seçenek;Anne, Baba, Cnsiyet ve Akıl.İsanlar bunları kullanmak için ŞEFATÇI Message’ cıları ve tebliğ ettikleri kanunlar bırakıp Cenneten kovulmuş meleğin arkasına takılırsa bu dünyada çile ebedi hayatta ceza çeker.

  6. Haç ile hilalin savaşı hiç bitmedi ki.her daim bu savaş devam etmektedir.
    Bazen miğferleri giyip kılıç kuşanarak müslamanlara saldırıyorlar bazen içimize
    ajanlarını sokarak saldırıyorlar. Düşünün şu FETO yu sizce cahil bir imamın yiyeceği halt mı
    bunlar. Deşifre olunca da al memleketine götür besle.
    Bizler içimizdeki kavgaları bırakıp bunlara karşı hertürlü tedbiri alıp ülkeyi gülçendirmeliyiz.
    sabahtan akşama yönetimi yerelim ama bazı konularda da takdir edelim özellikle savunma sanayiinde yapılan atılımlar ile bu haçlılara karşı ayakta durabiliriz. Hele gözlerden kaçan bir mikroişlemci üretimi başladı ki ülkede gerçekleştirilen en büyük sanayi atılımından biridir.
    Sürekli topluma olumsuzluk pompalamaktan sa biraz moral motivasyonu yükseltmeliyiz.
    Kavgayı bırak sevmeye başla.

  7. Sayın Koru ,
    Gayet tabii herkes kendi penceresinden değerlendirecek ve ben de her zaman olduğu gibi parasal cepheden bakacağım.
    1995 yılında Nato Genel sekreteri Wily Claes komünizm yıkıldı ama Nato için fanatik islam gerçek bir tehdittir derken , Doğu bloku yıkıldı ama Nato ya ihtiyaç devam ediyor diyerek yeni bir hedef gösterirken, 1961 de ABD başkanı Roosvelt in bahsettiği askeri endüstriyel kompleks ifadesinin geçtiği konuşmasında işaret ettiği konu aynıdır. Askeri harcamalar , ABD ekonomisinin bel kemiğidir. 750 milyar dolarlık bütçe , Ülkemizin gayri safi yurt içi hasılasına yakın bir rakam.
    Sizi güçlü görenler paralarını alır gelir size sığınır. Gelemeyenler sizi sofrasına davet eder , gel beraber yiyelim der. Düşmanlarınızı yıldırır. Büyük beyinler icatlarını sizin topraklarınızda yapar. Sizin şirketleriniz de bu icatları ticari ürün haline getirir ve dünyaya satar. ( Dr. Esen Ercan Alp ın Teke tek teki kuantum fizigi ile ilgili söyleşisini izlemenizi tavsiye ederim ) Borsanıza bütün dünyadan para akar . Sonra bir düzeltme satışı ile bu paraların üzerine yatarsınız. Kimse de size gık bile diyemez. Tabi bunu öncelikle kendi halkının, sonra da dünya halklarından bir kısmının parası ile yapmak için bir takım hayali düşmanlara ve senaryolara ihtiyaç vardır. Bir müddet sonra moral desteği ortadan kalkar ve yeni arayışlar devreye girer. Tabi nükleer silahı olanları karşınıza alamazsınız.
    iyi niyetli temenniniz reel politik değil. Kaşınanın kaşınma özgürlüğü vardır. Kurt ta kuzuyu yemeyi kafaya koymuş ise sürüden ayrılan bir tane bulacaktır.

  8. Didem hanım, artık başörtüsünü siyasi bir sembol olarak taşımak istemediği için soyunduğunu söylediğiniz e.çakır meğer karar gastesi yönetiminin baskısıyla böyle bir karar vermiş iyi mi?
    Allah bilir gaste yönetimine de hükümet filan baskı yapmıştır, değil mi?

    • düzeltme 1;
      ben başörtüsünün siyasi bir sembol olduğunu hiç söylemedim.
      o inancın bir ifadesidir.

      düzeltme 2;
      türbanın siyasi bir sembol olduğunu ve siyasal islamın bir ifadesi olduğunu bugün bunu akp nin kullandığını dile getiriyorum. örtülü biri için vitrin mankeni deniyorsa demek ki siyasal bir konumlama yapan tek kişi ben değilim.

      düzelme 3;
      e. çakır için bir fikir beyan etmedim, kendisini tanımam, tanışmadığımıza göre kararını neden değiştirdiğini bana söylemedi, söylemediğine göre sebebini nerden bileceğim değil mi? partisi istedi, ailesi zorladı diye başını örten ya da gazetesi yada birileri zorladı diye aksi yönde karar alan kimse beni ilgilendirmez kimseyi ilgilendirmez, bana göre bu bir ibadettir. Allah ve kul arasındadır.

      gazete yönetimine hükümet baskı yapmış mıdır?
      milyonlarca konuda-çoktan kinaye- baskı yapılıyor, ceza kesiliyor, kapatma ile tehdit ediliyor da bu da bir başlık olmuş mudur, buradan sarsıcı bir öykü, ajitasyonu bol bir hikaye çıkar mı diye düşünüyorum da
      öcalangillerden bile hidayet öyküsü çıkarılan bir ülke de
      her an her şey olabilir.◑﹏◐

      • Hanımefendinin de bi dediği öbür dediğini tutmuyor:
        “düzeltme 1;
        ben başörtüsünün siyasi bir sembol olduğunu hiç söylemedim.
        o inancın bir ifadesidir.

        düzeltme 2;
        türbanın siyasi bir sembol olduğunu ve siyasal islamın bir ifadesi olduğunu bugün bunu akp nin kullandığını dile getiriyorum.”

    • Saçma bir iddia. Gazete niye öyle bir baskı yapsın. Alimallah hükümet öyle bir durumda gazeteyi kapatır. Ama hükümet gazeteye türban bizim siyasal simgemiz siz kullanamazsınız diye baskı yapmış olabilir. CHP’deki başörtülü hanımlara yan yan baktıkları gibi. Terbiyesizler. Sanki tekellerinde başörtüsü. Sahtekar siyasi islamcılar.

  9. “H. Gayret
    21 Ağustos 2021 At 21:37
    Yahya bey ilk kez haklı görünüyor:

    “yahya özal
    20 Ağustos 2021 At 21:50
    O kadar (olumsuz herhangi bir sıfat) milletiz ki durmadan gereksiz konular üzerine konuşuyoruz. Haa yalnızca konuşuyoruz, icraat yok. Bu her yerde böyle; TBMM’de de, parti meclislerinde de, haber kanallarındaki tartışmalarda da… Seçime daha yıllar varmış ne gam; aylardır seçim tartışması.”

    Yahya bey ne dersiniz;
    Tevfik ahmet, baran ve ahmed beyler de
    “O kadar (olumsuz herhangi bir sıfat)”
    hakediyor mu, yoksa es mi geçelim???

    “Tevfik ahmed
    21 Ağustos 2021 At 14:13
    Acaba son günlerde dillendirilen gülen-AKP pazarlığı bunun üzerinden mi ilerliyor???”

    “Baran
    21 Ağustos 2021 At 13:37
    türkiyenin ana sorunu siyasi değil ki siyasi bir lider çıksın da çözsün, türkiyenin temel sorunu kültürel sorun. kültür kültür…”

    “Ahmed
    22 Ağustos 2021 At 13:28
    Yıllardır değişmeyen kural
    Batı ABD bin huzuru ve Rafahı müslüman ülkelerin karışıklığına endeksli.
    Artık haçlı seferleri post modern değil modern, teknolojik ve biyolojik.

    En son modern, teknolojik ve biyolojik saldırı salgın olarak karşımıza çıkmaktadır.”

  10. Talibanı, Ruslarla mücadele için kurduruyor, silah yardımı yapıyor sonra Talibanı terör örgütü ilan ediyor ve daha sonra Talibanı 2011 de teör örgütü listesinden çıkarıyor, tekrar görüşmeler yapıyor 2020 de Talibanla anlaşıyor ben ülkeden gidiyorum buralar sana emanet diye  30 sene uğraşıyor ve bölgeye Taliban aracılığıyla hakim olunacağını anlayınca  2021 de ülkeden apar topar gidiyor.
      Gülen e Rusya ya karşı kominizme mücadele adı altında Türkiyede dernek kurduran Abn nin taktiği bölgeye göre değişiyor demekki. Görünürde İslamı temsil eden gruplar bir bakmışsın Dünya da Abd için hizmet eder hale getiriliyor.
      “Derinden sarsılan dünyamızın yeni gerçeği: Post-modern Haçlı Seferi” bu şekilde işliyor demekki. Türkiye dekiler yeni uyandı.Irak, Suriye, Afganistan daha yolun başındalar. Uyanmaları için artık kaç yarım asır geçecek bilinmez.

  11. Yıllardır değişmeyen kural
    Batı ABD bin huzuru ve Rafahı müslüman ülkelerin karışıklığına endeksli.
    Artık haçlı seferleri post modern değil modern, teknolojik ve biyolojik.

    En son modern, teknolojik ve biyolojik saldırı salgın olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Artık savaşlar da bu yönde yapılmaktadır.
    Yani topun tüfeğin bir hükmü kalmamıştır.
    Gelişmiş ülkeler silahlarını gelişmemiş veya gelişmekte olan olan ülkelere pazarlamaktadır.
    En son örneğinde olduğu gibi afganistanda silahla başarıya ulaşamamışlardır.

    ABD Taliban’dan korktuğu veya yenildiği için çekilmedi.pes etmiş gibi görünsede bunun arkasında bir plan olduğu apaçık ortada. Artık hedefinde hangi ülke varsa Oraya yönelecektir.

    • Ahmed bey “Artık haçlı seferleri …biyolojik saldırı salgın olarak karşımıza çıkmaktadır.” ifadenize bakılacak olursa koronavirüsü bir haçlı saldırısı olarak görüyorsunuz!
      İyi de aylar yıllardır içersinde vatikanın da bulunduğu italya ve diğer birçok hristiyan memleketlerinde milyonlarlaca mümin salgından kırılıyor, siz hala biyolojik savaşlardan filan söz ediyorsunuz?

      • Haçlı seferi, post moren Haçlı seferi. Teknolojik, biyolojik savaş fark etmiyor. Her zaman yeni bir tiyatroya yazıyorlar. Bu oyunları tam çözüyorlar ama başka bir oyun çoktan yerini alıyor.
        Bu oyunlardan bir tanesi ırak da kimyasal silah bahanesiyle darmadağın ettiler daha sonra pardon dediler. Başka bir örnek istediği örgütü istediği şekilde kullanıp terör örgütü ilan ediyor daha sonra bunlar iyi çocuktur diyorlar.
        Bütün bu oyunlar anlaşılıyor ama iş işten geçtikten sonra. Ülkememiz için de her zaman ellerinin altında bir değil bir kaç oyun hazır beklemektedir. Bunun örneği ise sözde Ermeni soykırımı istedikleri zaman sahneye koyabilirler. Yani yapılan veya yapılmaya çalışılan hiç bir eylem ne tesadüf ne de demokrasi için her şey kendi gelecekleri için….

  12. “H. Gayret
    21 Ağustos 2021 At 21:37
    Yahya bey ilk kez haklı görünüyor:

    “yahya özal
    20 Ağustos 2021 At 21:50
    O kadar (olumsuz herhangi bir sıfat) milletiz ki durmadan gereksiz konular üzerine konuşuyoruz. Haa yalnızca konuşuyoruz, icraat yok. Bu her yerde böyle; TBMM’de de, parti meclislerinde de, haber kanallarındaki tartışmalarda da… Seçime daha yıllar varmış ne gam; aylardır seçim tartışması.”

    Yahya bey ne dersiniz;
    Tevfik ahmet ve baran beyler de
    “O kadar (olumsuz herhangi bir sıfat)”
    hakediyor mu, yoksa es mi geçelim???

    “Tevfik ahmed
    21 Ağustos 2021 At 14:13
    Acaba son günlerde dillendirilen gülen-AKP pazarlığı bunun üzerinden mi ilerliyor???”

    “Baran
    21 Ağustos 2021 At 13:37
    türkiyenin ana sorunu siyasi değil ki siyasi bir lider çıksın da çözsün, türkiyenin temel sorunu kültürel sorun. kültür kültür…”

  13. Her zaman derim bizi batırmak için Dış kuvvetler gerekmez.
    Bize biz yeteriz.
    Tarih’den bir örnek vereyim.
    Osmanlı ordusu dağılmış. Anadoluda her bölge kendini savunmak için o bölgenin insanları birlik kurmuş. bunun adı kuvayi milliye. Bunlardan biri Çerkez Ethem birlikleri. Daha sonra Düzenli ordu kurulunca Güç sarhoşu olan Çerkez ethem, Yeni kurulan orduya katılmak yerine başkaldırmıştır.

    Hep menfaat, çıkar ilişlileri vatanını düşünen yok. sen çalışırsan Osmanlının yükselişindeki gibi güzel insan olursan. Allahın yardımınada uğrarsın .

    Fatih zamanında Akşemsettin hocası sorar istanbulu fethetme zamanı geldimi?
    Bir bakalım der, çarşıya çıkarlar. Bakkalın birinden peynir alır tekrar bal istediğinde Komşum siftah etmedi onuda ordan alın balları güzel der.
    Tekrar Fatih hocasına istanbulu fethetme zamanı geldimi der. Birde camilere bakalım der. Camide yardım kutularına elini sokar bir tomar akçe. hocası der ki:

    Değil istanbulu Tüm dünyayı bu halkla fethedersin der.

    Şuan açıkta cami yardım kutuları olsa önce zenginler gider orayı boşaltırlar.

    Sorunu dışar’da aramayın kendinizde arayın.

    • İsmail bey daha düne kadar hükümet ayasofyayı(fatihin vakfiyesi) niye ibadete açıyor diye yeri göğü inletiyordunuz, şimdi de bakıyorum başımıza molla kesilmişsiniz???

  14. Haçlıların hiç suçu yok
    Siz Haçlılara değilde Haçlıların gelip 20 yıl harabeye çevirip şiddet sarmalına sokup çıktıkları yerlerdeki yanlışlıklara odaklanın
    Ama kaşın üstünde gözün var diye perilan ettiklerdeki ülkelerdeki yanlışlıklara (bakınız Irak )
    Acaba 20 yıl Avrupa işgal Altun’da kalsa ne olurdu
    Ne olacak birbirlerini kazanlarda yakarlardı

    O yüzden asıl odaklanılması gereken asıl karşı olunmadı gereken Haçlılar yerine 40 yıldır işgal altında olan bşr ülkedeki yanlışlıklara odaklanmak odaklatılmak aslında Haçlı günahlarını örtbas etmektir.Haçlılardan medet ummak onlardan demokrasi dilenmek onlardan darbe beklemek tam da Haçlı işbirlikçiliğidir
    Sonu ya Türkiye Ortadoğu pis deyip anavatanları Haçlı efendilerine sığınmakla veya uçağın körüğünde son bulur
    Gözler o kadar kararır ki hoca kılıklı papazlar “Haçlılar namusunuza dokunmaz “ der ama kendini süper bilgili zanneden haşhaşi çekmişler buna bile uyanmaz
    Buradan çıkaracağınız ders Taliban vs değildir
    Haklıdan gavurdan ne dost olur ne de rehber
    Kuran ahlak vs vs deyip sizi Haçlı çöplüğüne bırakacaklara inanmayın

  15. Önümüzdeki y.y. hortlakların hortladığı yıl mı, yoksa hortlaklarında maske ile dolaştığı mı olur bilemem (kahin bulurlar o söyler).
    Ama şu resim var yaa.. y.y sonra bile tıpkı İtalya İspanya daki ünlü resimler gibi olur bence.
    Hemde bu y.yılı resmeden resim olarak😎
    11 inde Eylül’ün bir çiğlik yapıpta uçaktan düşen afganlıları yendik bitirdik kulelerin öcünü aldık demezler umarım.🌆
    Derlerse de işte o zaman önümüzdeki y.yılın ne olacağını söylemek için kahin aramanıza gerek kalmaz😠

  16. cihad maalesef muslumanlar tarafindan yanlis yorumlaniyor. savas olarak yapilan cihad in tek bir amaci var oda tebliği ait engelleri ortadan kaldirip gayri muslimlerin muslumanligin ve islamiyete ait hakikatlerle tanismasidir. musluman olup olmamak kendilerine ait bir karardir. Gunumuzde islami guzelce yasamaniz yeterlidir. teblig bu sekilde mumkundur. cunku dunyada iletisim ve ulasim bakimdan sinirlar kalkmis durumda. AMA MAALESEF MUSLUMANLAR VE LIDERLERI BIRCOK OLAYI KENDI LEHLERINE KULLANMAK AMACIYLA DURUMU KULLANMAKTADIRLAR. PROBLEMIN BUYUGU MUSLUMAN LIDERLER VE ULKE YONETIMLERINDEN KAYNAKLAMAKTADIR. Batili toplumlar buyuk bir bosluk icinde iken cok rahat islami tercih edebilecekken bizler islamiyeti alabildigince ocu gostererek batili toplumlarin islamla tanismasina engel oluyoruz. bu insanlar ahirette bu yonden bize hesap sorma hakkina bence sahipler. HESAP ZOR OLACAK ZOR…

    • Dur yolcu!
      “Batili toplumlar buyuk bir bosluk icinde iken cok rahat islami tercih edebilecekken bizler islamiyeti alabildigince ocu gostererek batili toplumlarin islamla tanismasina engel oluyoruz.”
      buyurmuşsun;
      bu “boşluk” durumunu batılı toplumlar da biliyor mu, yoksa öylesine sallıyor musun?
      Bu görüşlerinizi batılı kişilerle de paylaştınız mı?

      • sayin ha gayret her zamanki gibi cevap olsun diye cevap yazmissiniz. 1. bu boslugu batililarin bilip bilmemesi hic onemli degil bizjm bilmememiz onemli 2. batida ekonomik ve kulturel duzey yuksek oldugu halde intihar vakalarinda azalma olmadigi kendi istatiklerinde mevcut bu durum herkes tarfimdan bilinen bir durum eminim sizde biliyorsunuzdur. 3. sallamak kelimesini size iade ediyorum. benim boyle kelimelere pek ihtiyacim olmuyor. siz istediniz kadar kullanin.

  17. öyle mi, böyle mi?
    belli ki bizlere düşen öylece bakmak.
    televizyon önünde saatlerce soup opera seyreden insanlar gibi.
    post modern haçlı seferleri sırasında haçlılar şunu fark ettiler, bunlar bizim onlara verebileceğimiz zarardan çok daha fazlasını kendilerine verebiliyorlar. öyleyse bize düşen yönetime aç gözlü insanların gelmesini sağlamaktır. bunların insanları etkilemesinin en kolay yolu ise din istismarıdır. işte post modern haçlı seferi, işte 11 eylül sonrası batını/emperyalizmin siyasal islam vizyonu. bölgeyi kutuplaştırma, yolsuzlaştırma, fakirleştirme planları. sonuçta kutuplaşan, yolsuzlaşan, fakirleşen insanlar ne yaparlar, önce birbirlerini suçlar, sonra kavga eder daha sonrası malum. en kolayı din üzerinden insanları kutuplaştırmaktır. maddi kibir bir şekilde tedavi edilebiliyor, lakin manevi kibir öyle değil, insanın başına gelebilecek en büyük kötülük “ben ondan hayırlıyım” yanılgısıdır. bugün eteği ya da sakalı 1 cm uzun olan kendini 1 cm kısa olandan hayırlı görüyor, muhafazakar laikten… demokrasi, otokrasi, kim hayırlı, kim değil bölgedeki ülkelerde tek tek aynı plan-program yani uygulandı ve başarıldı. bizim gibi ülkelerde insanların sokağa dökülmesi için birilerinin “din elden gidiyor” diye bağırması yeterli oluyor ne acı ki. palasını kapıp dışarı çıkacak akılsız, cahil güruh her zaman var çünkü. coğrafya nın hali ortada. konumuz olan afganistan bakır, altın, uranyum başta olmak üzere çok nadir minerallere sahip, petrol ve doğalgaz açısından zengin yataklara sahip olduğu da biliniyor, lityum rezervi de öyle. bunca zenginliğin üstünde oturuyorlar amma ve lakin dünyanın en fakir ülkelerinden biri. kişi başı milli gelir 500 dolar civarında…
    sadece çelik üretip satan minik ülke lüksemburg 1. sırada kişi başı milli gelir 110.000 dolar civarında.
    farka bakar mısınız?
    üzerinde düşünmek gerekmiyor mu gerçekten?
    bizim gibi her türlü zenginliğe sahip ülkelerde milli gelir gittikçe neden düşmektedir?
    manevi kibir ise neden yükselmektedir?
    yani maddiyatın değerini bile bilemiyorsan maneviyatın değerini nasıl bileceksin? bunlar görüldüğü kadar birbirinden ayrı şeyler değildir. islamın yükseliş döneminde sadece maneviyat yükselmedi, maddiyatta yükseldi, sanatta yükseldi, güzellik ve estetik anlayışı da. fakirlik kişisel bir tercih olabilir, bir kader olarak kitlelere dayatılmış bir gerçeklik değil. bugün dünyanın en gelişmiş silahlarıyla donanmış israil ordusunun karşısında taşla sapanla karşı koyan filistin var önümüzde değil mi?
    bizim maddi ve manevi zenginliği birlikte düşünmemiz gerekiyor. ilme, eğitime önem vermenin yanı sıra ekonomiye önem vermek gerekiyor, sosyal adalet kadar, eşit paylaşmaya değer vermemiz gerekiyor.
    aksi halde dünyasını cennete çevirememiş insanlar nasıl olup ta ahiretlerini cennete çevirebileceklerini düşünebiliyorlar?
    dünya ahiretin tarlasıysa eğer.
    şeytanı suçlamak oldukça kolay. ama “sizin üzerinizde bir gücü yoktur” gerçeği var. açık ve yalın bir gerçek bu. öyleyse suçlamak kolaydan çok, kolaya kaçmak oluyor. batıyı, abd yi, avrupayı, emperyalizmi, dinsizleri, din düşmanlarını yani dış güçleri yani haçlıları suçlamakta öyle. işin kolayına kaçmak dışında bir anlamı yok. kendine faydan yoksa, niyetin bozuksa birilerinin sana fayda getireceği- özgürlük, haklar, adalet, iyilik, güzellik, doğruluk, zenginlik, refah adına ne varsa- hikayedir yani aklını kullanmıyorsan sonuçları-rics- olur, oluyor.
    ve olacaktır.

    • Birileri aklını hiç boşa harcamıyor ddm hn. Hep çalıştırıyor hem uyguluyor. Uygulatacağı malzeme bol!
      Dinini yaymak için uğraşan ecdattan, dinini frenletip geri bastıran kefere oyununa malzeme olan bir nesil!
      Avrupa’ya ilerleyip İslam’ı yaymak için uğraşan Fatih (trol olmayan☺️) , ve dağlara çekil dağlara türküsü çığıran Taliban.
      Varsın İslam bir y.yıl daha dolaşsın dağlarda. Bol temiz hava diyeceğim ama..

    • … “sakalı 1 cm uzun olan kendini 1 cm kısa olan”dan daha dindar/daha hayırlı müslüman görüyorsa vay hallerine…


      Sakalla olmaz!
      Şekille olmaz!
      Hayr olmazsa şer
      Kapılır beşer!
      Sonra da glu glu!
      ….

      Kopyacıların halini görseydi Peygamber, şekili-sakalı mesele edeceklerini bilebilseydi, sakal dahi bırakmazdı herhalde. Resmini dahi bırakmamış çünkü, işin özüne sadık kalsınlar diye. O geçen zamanı mekanı kopya ederek günümüze taşımağa çalışmak “bakın ben daha hayırlı müslümanım” pozlarında dikkati çekmek, belki de karşılarına çıkan müslümanları etki alanlarına daha kolay alabilmek için. Ezbere laga luga etmek yerine mesajın anlamına uygun hareket ve davranışların ruhuna sadık kalarak, idrak edilebilir kılınmış olan eşyanın tabiatına, sırlarına ilgi ile birer nebze faydalı bilgi oluşturabilselerdi “Bilim” ortaya çıkacaktı. Ve disiplinle peşine düşerek “teknoloji”yi bulacaklardı…. Böylece “Bilim”de en ön saflarda olacaklar, bunun şerefine en ön safta namazı kimselere bırakmayacaklardı…. Ama böyle mi oldu, “Akıl*İman Sentezi” zafiyetinde ne hallerdeyiz… İşte bunun içindir “şer” işlerle boğuşmaktan iflahı kesiliyor büyük çoğunluğun. Yangın söndürme modunda perişanları oynadık ve daha çok oynayacağız bu gidişle….

      *******

      Figan eyledi o canlar,
      Yeşilin ciğerleri yandı…
      Yangınlar oldu yangınlar!
      Cehennemi yaşattılar cennete
      Yanacak bir dal, çalı pek kalmadı
      Nihayet kontrol altına alabildik dediler
      Yönetenlerin liyakatı gücünü gösterebilmişti…

      *******

  18. Ben ,konuya daha geniş bir pencereden yani evrensel bir açıdan bakmanın daha doğru ve sağlıklı olacağı kanaatindeyim.
    Hepimizin kabul ettiği gibi dünya artık eski dünya değildir , iyice küçülmüş , adeta bir avuç içine girmiştir, bütün ülkeler sanki birbirine komşu olmuştur, bir çok bakımdan ülkeler içiçe girmiştir, ona göre çeşitli ilişkiler , bağlantılar oluşmuştur.
    İşte , özellikle dünyaya hükmetmeye çalışan, sözde yön vermeye uğraşan büyük ülkeler başta olmak üzere bütün ülke liderlerinin , yöneticilerinin , sorumlu kişilerin ve tabii ki sünepe BM teşkilatının bu gerçeği görmesi gerekir !
    Bu gerçeği görüp eski bencil , egoist , vurdumduymaz tutum ve davranışlarını bırakarak önce dürüst ve samimi olmaları böylece bütün dünyayı kucaklamaları , bütün insanlığa , insanların sorunlarına sahip çıkmaları , çözüm getirmeleri gerekir.
    Dünya ancak bu tutum ve anlayışla kurtulabilir , huzura kavuşabilir , insanlık rahat yüzü görebilir.
    Dünyanın başına bir buçuk seneden beri bela olan bu korona salgını işte bunun en tipik , en ibret verici bir örneğidir ; hiç bir ülke bu belanın elbirliği, işbirliği yapmadan , genel bir dayanışmaya girmeden tek başına üstesinden gelememektedir !
    En son şu bilgiyi de vererek konuyu kapatayım ;bu gün dünyada yaklaşık olarak bir milyara yakın insan açlık çekmektedir , buna karşılık da yine bir milyar tona yakın yiyecek çöpe gitmektedir !
    Dünya ve insanlık bindiği dalı kesiyor !
    Herkese selamlar , saygılar

  19. Süper güçlerin hataları da büyük oluyor. Amerika bu hatayı ilk defa yapmıyor. Vietnam’dan çıkışı da, Irak’tan çıkışı da geride enkaz bırakarak oldu. Bazen büyük güçler sonucu göremiyorlar, güçlerine fazla güveniyorlar.

    Yıldıray Oğur’un son Afganistan’ın 120 yıllık tarihi yazısı çok ilginç. Türkiye ile neredeyse benzer bir tarihe sahip ülke. Mutlaka okunup ibret alınmalı. Krallıktan cumhuriyete modernleşmeye ve sonunda Taliban’a ve İslam emirliğine dönüşüne hayret ediyorsunuz. Ve kendi sonunuzu da daha iyi görebiliyorsunuz. Arada komunist idareler de var ve 30’a yakın bayrak değişmiş.

    Son değişim aslında Amerika’nın eseri tamamen. Elbette orada bir tohum var. Destek verilince gericilik resmen hortlamış ve ülkeyi esir almış. Fotolardan birisi Taliban’ın öncüleri Sovyet işgaline karşı desteklenen Mücahitlerin Beyaz Saray’da Reagan tarafından ağırlanışı. Yavaş yavaş Talibanı El-Kaide’yi Amerika besledi büyüttü ve hem kendi başına hem de dünyaya bela etti. Yine bence bu sonucu hedefleyerek yapılmış değildi. Komplo aramaya gerek yok. Sovyetlerin durdurulması gerekiyordu, karışık ülkede bir tek İslamı motivasyonla cihatçılar adam toplayabiliyorlardı, Amerika da istenen her türlü desteği verdi.

    Sonra Taliban ve El-Kaide başa bela olunca geldi işgal etti Amerika ve ülkeyi bu sefer modernleştirmeye uğraştı. Kolay değil 2 trilyon dolar harcadı. Ancak ülke o kadar geri, fraksiyonlara bölünmüş ki, birini tutsan öbürü kaçıyor, Talibanla ve gericilikle mücadelede başarılı olamadı. Ben yine burada kötü niyet olduğunu düşünmüyorum. Bu kadar para akıtarak bile isteye bir ülke batırılmaz. İsteseydi kırk parça olmuş savaş lordlarından bazılarına ufak destekler verir istediği sonucu alırdı. Hayır gayet tutarlı bir şekilde güçlü (?) bir ordu eğitti, her türlü modern eğitim ve yönetim modellerini yerleştirmeye çalıştı. Ancak tepeden ülke kurulmuyor maalesef. Aşağıya benimsetme konusunda başarılı olamadı. Artık çıkıyorum dediği anda da bütün kazanımlar hakikaten halk tarafından sahiplenilmediği için Taliban’a teslim olundu.

    Kimler sevindi? Çin, Pakistan, Rusya, İran, ve o zihniyetlere sahip bizim yerli zorbalar.

    Neye seviniyorlar? Ülke zorba bir şekilde yönetileceği, kadınlar ikinci sınıf muamele göreceği, ülke bitmeyen bir iç kargaşaya tekrar bulanacağı için. Yazık tek kelimeyle. Bu şuursuz zorbalara dur demeyenlere de.

    • Senaryoyu şöyle okuyun. Sovyetler Türkiye’den Kars’ı Ardahan’ı boğazları istedi. Türkiye NATO’ya girerek yırttı. Girmese Ruslar oraları ve daha fazlasını işgal edeceklerdi. Bu durumda Amerika yerli cihatçılara destek verse ne olurdu? Afganistan’dan bin beter olurduk. Amerika destek vermediği halde Taliban zihniyeti hortlamış vaziyette zaten. Bir de destek verse neler olmazdı. Neyse NATO bizi de, Amerika’yı da kurtardı bu hallerden. Taliban zihniyetine sormayın, onlar malum yerdeler hala. Sovyet işgalini muradedenler de. Bazı ortakların hayali de Çin işgali. İşçi köylü bilmem nesi. Değil mi?

      • Zaten Çin büyük ihtimalle hesabını kitabını yapmış durumdadır. Tabi kaynaklar stratejik metaller konusunda iştahını kabartmış bir Çin Afrika’yı sömürmeğe başladı da komşusu sayılacak Afganistanı ihmal eder mi? ABD-siyonist derin devleti Uygur’lara yaptığı muameleden ötürü Çin’i muhtemelen takdir ediyordur. Afganistan’a yaklaşması için yeşil ışık yakmış olma ihtimalleri büyük. “Biraz da sen uğraş seni görelim” dediler zahir. ABD’nin Afganistandan çıkması bölgenin dikenli olmasıyla ilgili, ısırıla ısırıla canları da yanmadı değil. Çin Taliban marka Afganları rüşvete boğar ne yapar yapar kaynaklarına ulaşır. Onlara gelişme adına girdiği başka ülkelerde yaptığı gibi bakım masrafını dahi karşılamaları zayıf ihtimal kocaman bir olimpik stat, hatta Taliban dindar holduğu için ulu bir cami bile yapar. Neticede kendisine gebe bir Afganistan inşa etmeğe çalışır… Onları da deneyen Afganlılar sonunda “şehit” üreten bir ülke modunda fakir halkını süründürmeğe devam eder… Onlar kadar sürünmesek biz de de durum çok farklı değil. Ekonomi meydanda

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız