Dördüncü raund: Kumpaslarda kaybetmemek isteyen, parmağa değil parmağın gösterdiği yöne bakmalı…

23

Eski günlerde ahşap makam masalarının üzerine cam, cam ile ahşap gövde arasına da fotoğraflar, önemli uyarılar ve unutulmaz sözler yerleştirilirdi. Benim masamda, Financial Times gazetesinden keserek yerleştirdiğim, “Bir kölenin en büyük arzusu kölelikten azat olmak değil, kendine ait bir köleye sahip olmaktır” özlü sözü bulunuyordu.

Bugün bile zihnime kazılı duran o söz ABD’nin kurucu babalarından Benjamin Franklin’e aittir.

Şimdi artık üstü cam ahşap masalar kullanılmıyor, ama sonuçta her an hatırlamamız gereken özlü sözlere ihtiyacımız devam ediyor. 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na makam odasının görünür bir yerine şu eski Çin atasözünü yerleştirmesini tavsiye ederim: “Bir parmak ayı gösterdiğinde akıllılar aya, aptallar ise parmağa bakar.”

Parmağa niye bakar ki bazı insanlar, parmağın gösterdiği yere bakmak dururken?

Görebildiğim kadarıyla, CHP’liler, ay ile parmak arasında tereddüde düşüyor ve sonunda gözleri parmak üzerinde yoğunlaşıyor.

Deniz Baykal’ı başkanlıktan eden ‘kumpas’ sırasında ve sonrasında da öyle olmadı mı? Çoğu CHP’li -bunlar arasında kumpasa düşürülen eski genel başkan da bulunuyor-, o olayın sonucuna kafa yoruyor, nasıl olabildiğiyle hiç ilgilenmiyor.

Şu son olayda da CHP’lilerin gözleri daha çok ‘parmak’ üzerinde…

Reklam

Çocukken “Komşu komşu hu!” diye başlayan tekerleme ile bir dizi saçmalık art arda sıralanırdı:

“Komşu komşu hu / Oğlun geldi mi? / Geldi / Ne getirdi? / İncik boncuk / Kime kime? / Sana bana / Başka kime? / Kara kediye / Kara kedi nerde? / Ağaca çıktı / Ağaç nerde? / Balta kesti / Balta nerde? / Suya düştü / Su nerde? / İnek içti / İnek nerde? / Dağa kaçtı / Dağ nerde? / Yandı bitti kül oldu…” 

İşte size çocuklara mahsus bir tekerleme.

Peki şimdi gözümüzün önünde yaşanan ve herkesin ‘kumpas’ dediği olaya bu tekerleme uyarlanamaz mı?

Uyarlayayım:

“Komşu komşu hu! / Rahmi Turan Sözcü’de ne yazdı? Önemli bir CHP’linin Külliye’ye çıktığını yazdı/ Daha daha ne yazdı?/ Bilgiyi kendisine ‘Gazeteci kaynağını açıklamaz’ kuralı gereği ismini açıklayamayacağı, aksi halde işinden olacak Külliye’yle irtibatlı birinin verdiğini yazdı/ İsim açıklanınca o kişi işinden oldu mu?/ Olmadı, çünkü bilgiyi o da başka birinden almış/ O birinin kim olduğu öğrenildi mi?/ Öğrenilemedi, çünkü haberi başkalarına yazdırmak için çabalayan gazeteci ‘Gazeteci kaynağını açıklamaz; ölsem de açıklamam’ iddiasında/ Rahmi Turan ne diyor bu işe?/ ‘Yanıldım, özür dilerim’ diyor…”

Tekerleme daha da uzayabilir.

Uzarsa en sona çocuk tekerlemesindeki “Yandı bitti kül oldu” son cümlesini ekleyebilirsiniz.

Reklam

CHP açısından olay “Yandı bitti kül oldu” halini aldı çünkü…

Ve CHP’liler hala parmağa bakmakla meşguller.

ABD’de de kumpas konuşuluyor

Günümüzde ‘kumpas’ denilerek yaygın kullanıma sokulmuş olan yöntem pek çok ülkede ve en nazik siyasi ortamlarda devreye giriveriyor.

ABD’ye bakalım. ABD siyasetinde iç içe geçmiş kumpaslar günü belirliyor. Önce Trump başlattı ‘kumpas’ yöntemini, sonrasında rakipleri ona karşı aynı yöntemi kullanmaya başladılar. Trump, “2016 başkanlık seçiminde rakibim Hillary Clinton’un kazanması için partisinin internet server için tercih ettiği CrowdStrike şirketinin bulunduğu Ukrayna’da birileri devreye girdi ve aleyhime kampanya yürüttü” iddiasında. 

Onun kumpas dediği bu.

Rakipleri ise, “Sözünü ettiği CrowdStrike Ukrayna’da değil, Kaliforniya’da yerleşik bir şirket. Trump’ın kendisi Ukrayna üzerinden 2020 başkanlık seçimini etkileyecek kirli işler çevirmekle meşgul” iddiasını ispatlama çabasındalar.

Kumpası esas Trump’ın yaptığı iddiasını…

Gece-gündüz Amerikalılar Ukrayna eksenli bu birbiriyle çelişkili kumpas iddialarına muhatap ediliyor.

Aralarından akıllı olanlar “Trump’ın işini seçim öncesi bitirip onu seçime giremez hale getirme girişimi bu” diyor, akıllı olmayanlar ise, iddiaları ispatlamak için iki tarafın çıkardığı gürültüler arasında bocalayıp duruyor.

Nereye varacağını göreceğiz oradaki kumpas çalışmalarının…

Bizdeki ne olacak?

Yıllar önce kurulmuş kumpas nasıl hala CHP’yi rahatsız etmeye devam ediyorsa, şimdi yaşanan da muhtemelen sonuçsuz kalarak aynı duruma yol açacak.

Bazılarının “Unutulmaya yüz tutmuşken ismi yeniden gündeme geldiği ve mağduru oynadığı için bu sürecin en kazançlı kişisi” olarak gösterdiği CHP’nin sürekli cumhurbaşkanı aday adayı şimdi öyle görünse de, sonunda ‘süreçten en fazla zarar gören’ kişi haline gelebilir.

Tabii, Kılıçdaroğlu’nun liderliğinin tartışmalı hale gelmesi de pekala mümkün.

Kimin nereye -parmağa mı yoksa aya mı- baktığına göre sonuç üzerinde tahminde bulunabiliriz.

Sizce kim nereye bakıyor?

ΩΩΩΩ 

23 YORUMLAR

  1. Bu kumpas hikayesi kabak tadı verdi artık. Gündeme dönelim.
    Ali Babacan, Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın 2 saat konuğu oldu. Baştan sona izledim ve ilk TV programı için oldukça başarılı buldum.

  2. Mesele partilerinin dışardan dizayn edilme meselesi değildir. Aklınıza ne oldu; kaset kumpasıyla genel başkanları değiştirildi, gıkları çıkmadı.
    Kumpasın yegâne amacı “o terli kahramanın” önünü açmak mıdır peki???
    Bir taşla Üç kuş vurulmaya çalışıldı…
    1-Kemal Kılıçdaroğlu
    2-Muharrem ince
    3-Tayyip Erdoğan
    İlk ikisi yara aldı.
    Bence Chp de Kılıçdaroğlu’ nun da İnce’ nin de devri bitmiştir. Yeni gelecek olana yer açıldı…

    Takdir edersiniz ki, uzun süre muhalefette kalmanın bir avantajı da kültürde, sanatta, fikirde, siyasette “enerji” biriktirmektir.
    Enerji motivasyondur; bilinçtir birikimdir, hülasa, üretiminin kaynağıdır. Peki var mı muhalefette sadra şifa bir üretim; yalan, dolan, algı ve kumpastan gayri? Tüm üretimleri kin ve nefretten ibarettir.
    Bunlardan Başkan Erdoğan nefretini çekin alın, dımdızlak ortada kalırlar.

  3. Rahmi Turan “Böyle bir haber yapmamı kendisini asla kıramayacağım bir kişi benden istedi, Allahım ve milletim beni affetsin” demiş. Kaynağım Sözcü gazetesinden güvenilir bir isim, fakat jurnal etiği gereği kaynağımı açıklayamam.

    • Ben Üstadın zihnindekini bilemem ama kendi aklımca şöyle düşünüyorum: ayi; Rusya, ay; Avrasyacı tayfa, parmak ta Erdoğan. Tartışmayı başlatan isimlerde parmak ucu:))

  4. Sol partiye hiç oy vermedim.Ama ülkemizde çok acil bir sol partiye ihtiyacımız var.CHP parti oldu ama solcu olamadı.Yıllardır ufak ayak oyunlarıyla kendini heder etti.30 yıldır laiklik dedi,anlamını öğrenemedi.Öğrenenleri de suspus ettiler.Eğer chp iyi bir solcu olsaydı 18 yıldır bu ülkeyi AKP ye mecbur etmezdi.Bak istanbul da İmamoğlu nu başkan yaptı.Neden yaptı? Anlaşılabilir bir dil kullandı. Açık ve net konuştu bu millet oyu verdi.Çok da güzel oldu.Karşı tarafa ders oldu.Onlar da haddini öğrenir inşallah. ne oldum delisi olmaz.Bilinçli ve akıllı bir chp ye ihtiyacı var türkiye,nin.Fehmi abinin atasözü de gerçekten iyi uymuş bizim chp ye.İYİ AKŞAMLAR.

  5. Kaynagim saraydan isini kaybetmek istemiyor lafinin ustune hala kim yalan soyledi diye ariyorsunuz. Gazeteci sazan olmaz. Ulkenin herseyi çakma! Bari oturun “the post” u izleyin. Belki filmlerden ögrenirsiniz! Tabi niyetiniz gazetecilikten başka birşey değilse. İftira dedikodu gazetecilik değildir! Daha kötüsü büyük bir günahtır. Tabi imanlı olana!

  6. 1- Önce artıgerçek gazetesini ve celal başlangıcı tebrik etmek istiyorum. hdp içindeki tartışmayı haber yaptığı için. artıgerçek gazetesinin bunu es geçeceğini düşünmüştüm.
    2- yılmaz özdil saçmalama hakkını kullanmaya karar vermiş galiba. birkaç gün önce partide atatürçü ve ulusalcıların kalmadığını yazıyordu. Ulusalcı ve atatürkçülerin turşusunu mu kuracak bilemiyorum.
    – Ben ya da x seçmeni, ulusalcılar var ya da atatürkçüler var diye bir partiye oy veriyorsa o kişi aklını peynir ekmekle yemiş olması lazım. Ben, ülkeye iyi birşeyler yapacak partiye ve kişiye oy vermeye çalışırım. Irkçılık iyi birşey değildir. Atatürkçülük de iyi birşey değildir. İyi olan: ilmi hür, irfanı hür, vicdanı hür olmaktır. Ben bir atatürkçüye, ulusalcıya değil, “ilmi hür, irfanı hür, vicdanı hür” kişiye oy vermek isterim. çünkü düşünceyi böyle birisi üretebilir. çünkü böyle birisi namuslu olabilir. çünkü böyle birisi demokrat olabilir. ulusalcılar veya atatürkçüler değil.
    – Ben ülkede demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri tesis edecek birilerine oy veririm.
    – Ben, ülkenin gelişmesi için proje üretebilecek olanlara, proje üretenlere, iyi birşeyler yapacak kapasitesi olanlara oy veririm. niye bir atatürkçüye oy vereyim onu anlamadım.
    – Bugünkü yazısında ise, özdil, düzgün insanların partiden gönderildiğini, düzenbazların partiye doldurulduğunu yazmış.
    – Özdil, ortaya karışık konuşmayacak. düzgün insan kimse, düzenbaz kimse onları yazacak.
    – Daha önce chpde olan atatürçüler ve ulusalcılar bu ülkeye hangi iyiliği yapmışlar bilemedim. Anlatırsa biz de öğrenmiş oluruz.
    – Özdile göre düzenbaz olan şimdikiler hangi kötülüğü yaptılar onu da anlatsın birzahmet.
    – Ben siyaseti takip etmiyorum. Ancak kılıçdaroğlunun partiye kazandırdığı 3 ismi biliyorum: Mansur yavaş, imamoğlu ve sayın soyer. Şu ana kadar bunların üçünde de bir sıkıntı görmedim. Özdil, nasıl bir sıkıntı gördü ya da partiye doldurulduğu belirtilen kişiler kimler birzahmet açıklasın.
    – Özdilin büyük ulusalcılarından bir tanesi hakkında işkenceci ithamları var.

    3- Bugünkü akif bekinin yazısından öğrendim. sözcü gazetesinin fox tv ile birlikte artık külliye onaylı recepsiyonlara kabul edildiğini. Hikmetinden sual olunur!
    – Bu durum, hiçkimseye güvenilmemesi gerektiğini birkez daha teyit etti.
    4- fehmi beyin bugünkü yazısı karışık olmuş. Örnek, konunun içeriği ile zıt anlam içeriyor. Anladığım kadarıyla, yazı, aya değil, parmağa da değil, tam tersine gövdeye bakmayı tavsiye ediyor.
    – Bu konunun üzerine gidilmeli, rahmi turan, talat atilla gibi kişiler, artık gazetecilik yapamamalı. Çünkü hatanın ötesinde şeyler var. mesela rahmi turanın, “külliyeye yakın kaynağım” diye söylediği yalan var. vs.
    – Bu kumpasta rol alıp ortalığı karıştıranlar ortaya çıkarılmalı ve siyaset sahnesinden silinmeli.
    5- Bu olay patladığında “erken seçim var galiba” diye düşünmüştüm. sonra birileri, chpde kongre sürecinin olduğunu yazınca, kongrede kılıçdaroğlunun kaybetmesi hesabının da olabileceğini düşündüm. Ama erken seçim ihtimali de hala masada.
    6- Babacanın partisinin yakında kurulacağı haberini okudum. Bu zamana kadar akpden istifalar “akpden bir davutoğlu istifası daha” diye yazılıyordu. İnşallah, bundan sonra, “Babacan istifaları”nı da görürüz.
    7- H.Gayret artık ortalıkta görünmüyor. Herhalde, insan gibi bir yaşam kurdu. trollük yaparak değil, çalışarak para kazanmaya başlamış olsa gerek. Darısı, faysal inci, türkeş, zalim bekir ve ahmet isimli trollere.

  7. Kemal KILIÇDAROĞLU bu olayda da liderlik yapamayacağını gösterdi:
    1-Olaydan sonra olay doğru deyip isim açıklamaması çok yanlış bir hareket.
    2-Olayın doğru olduğuna inanıyor isen disiplin işlemi başlatmaması büyük çelişki.
    3-Olayla ilgili kendisi de parti genel merkezinde bir basın toplantısı düzenlemeli(gelmesi halinde Muharrem İNCE ile birlikte) ve olay doğru yada yanlış ise gerekleri yapılarak olayın hızla gündemden düşmesi sağlanmalı idi.Bunları da yapamadı.
    Cumhurbaşkanlığı seçiminde gözler Muharrem İnceyi aramıştı.Seçim kaybedilebilir.Zaten iki ihtimalli bir sonuç.Çıkıp kaybettiğini söylersin.Sonucu maalesef medyadan öğrendik.İNCE nin cumhurbaşkanlığı seçiminde sergilediği liderlik yapamama tutumunu bugün KILIÇDAROĞLU sergiliyor

    • Sayın Y.K. kılıçdaroğlu bu konuyu ayrıntılı olarak anlattı. sözcü gazetesinin haberi olmadığı için, siz de kaçırmış olabilirsiniz. “şu kişi görüşmüştür” değil, “görüşmüş olabilir” anlamında doğrudur demiş ki ben de olsam benzer tepkiyi verirdim.

  8. Rahmi Turan bugün de özür diliyor. Şimdi suçlu kim? Rahmi Turan mı Talat Atilla mı yoksa gerçekten muharrem ince mi? Sonuç tam bir muamma….

  9. bizde de alfabe A’dan başlar, fakat bazı zihinlerde alfabe:10-9-8 diye!
    az olsun benim olsun..
    olayı kapatmak isteseler bir cümle ile kapatırlar!
    şu günlerin konusu ekonomi, adalet kanunları, özellikle yılsonu olduğu için dolayısıyla harcamalar! olmalıyken..
    bir partinin iç karmaşası asgari ücretlinin gündemi mi olmalı, yeniyıl zammı mı? ben buna bakarım.
    ayrıca bu olayın kapanması gerekmiyor. sadece herkesin gündemine oturması yanlış olan.
    ülkede sol parti varmı? kaldımı? kalmalımı? olmalımı? önce buna karar vermeli..
    sağ bir parti sol bir partinin başında kendinin tam zıddı bir yönetim mi görmek ister? yoksa kendine yakın (yandaş) bir yönetim-parti mi olsun ister?
    bir parti başka bir partinin böğründen mi çıkmalıdır illaki? kendi ayakları üstünde durması mümkün değilmidir?
    bir parti kendi içinden liyakat ile bir lider seçemez mi?
    bir partinin çizgisi her lidere göre değişmeli midir?
    partiler ideolojilere inançlara göre mi, ilkelere göre mi şekillenmelidir?
    insanlar toplu ibadet yapmak için niçin bir noktada toplanır?
    niçin bir parti etrafında toplanılır? ayrılmış küçültülmüş partiler kime su taşır, kimin ekmeğine yağ sürer?

  10. Parmağa bakan Kılıçdaroğlu yalnız Kılıçdaroğlu’nun oğlu bu işi Başarır gibime geliyor Çünkü o çocuk çok zeki Bence şimdiye kadar babasını da o yönlendirdi herhalde bu sefer onu Dinlemedi ki bu tuzağa düştü.

    Bizim muhalefet gerçekten ya çok iyi niyetler yada çok saflar. İnsan bu kadarda saf olamaz.

    Aslında yazmayacaktım fakat, bu son kumpastan sonra muhalefetin tutumunu görünce yazmaya karar verdim. Bu ihtidardakiler Din satarak bu Ülkeyi õğle bir hale getirdilerki
    birakın siyasi rakiplerini bunlar sıradan vatandaşlarına dahi tuzak kuruyorlar. yazmaya karar verdiğim konu. 5 hafta kadar önce başımdangeçen bir olay. Ben her gün spor kulübüne Sabah erkenden Yürüyerek giderim.
    Birgün hemen sokağımızın başında bir araba gözüme çarptı aslında arabadan ziyade arabanin annormalliğ, genede şöle düşündüm okula giden çocukların ailelerden biri çocuklarını okul servisine getirmiş olabilirler, ama çok garip bir araba idi. 10 dakika kadar yürüdüm 2 yol ayrımı var oraya yetişmeden Aynı arabanın sağ tarafta karşıda durduğunu fark ettim fakat camlar içeriyi göstermiyor. Neyise o İki Yol ayrımından birisine girdim bir baktım aynı araba yanımdan geçti o an pek uyanamadım fakat biraz şüphelendim 15 dakika kadar daha yürüdüm yolun virajina geldim virajı dönmeden karşidan gelen arabanın ışıklarını fark ettim ve o zaman o arabanın beni takip ettiğini hemen anladım o yolda bir kilise var
    Kilisenin karşısıda bataklık ve ağaçlık
    Araba kilisenin karşısında değil de biraz görünmeyen yerde durdu, ve ben Araba ışıklarını kapatınca ya kadar bekledim.
    O arada hemen şemsiyeyi ve telefonumun videosunu açtım biraz hava yağmurlu olduğu için onlar benim onlardan şüphelendiği mi Fark etmediler veya tahmin edemediler hemen videoya konuşmaya başladım biraz daha sesle konuşuyordum Tam arabanın yanına yaklaştım aniden karşı tarafa geçtim arabanın plakasını falan almaya uğraştım ne plakası vardı Ne markası kapkaranlık bir şey.
    Yalnız ışıklarının kapatılmasını falan videoyay çektim.
    Daha sonra.Direk Kulube değilde gidecğim yere gittim.
    Gittiğim yer o arabadan haberdar imişler. Yalnız sadece rengini biliyorlarmuşlar. Bana şunu söylediler,” bu mahallede türk yok sen nerde oturuyorsun?”
    Tabi ben buraya türkiyeden gõç etmediğim için göç ettiği ülkeli olarak kayıtliyimişim.
    Hani yaratıcımız bize ” siz şer zanettiğiniz olayda büyük hayırlar vardır siz onu bilemesiniz” diye bizleri uyarirya.
    O olay hakikatten büyük hayırlara vesile oldu.
    Videoyu,Gece modunda kayit yaptığım için, bayağı işlerine yardı.

    Bunların kumpası DÜNYA MARKASI OLDUĞU HALDE bu CHP neden daha bunların tuzağına düşüyor.
    Onu bunu bilmemde benim. Benim yerimde Kılıçtar oğlu olsaidi o arabadakiler arabanın altında rahatlikla onu ezerdiler.
    Arkasındanda Bakın ABD bizim Başõrtūlū bacımızı öldürenleri kuruyor diye hem reklam yapar hemde meydan okurdular.

  11. Kumpasın anlaşılmasına değil, anlaşılmamasına hizmet edecek bir yazı olmuş Fehmi Bey’in yazısı.

    Islık çalar gibi yaparak parmağını kendi yüzüne çeviren insanın parmağına baksanız da,parmağının işaret ettiği
    yere baksanız da fazla bir şey farketmez;
    aynı şeyi görürsünüz.Bu kumpas olayında
    CHP’nin durumu böyle bir insanın durumuna benziyor.

    Öte yandan hiç kimse,Fehmi Bey dahil,
    Ak Parti’nin ve Erdoğan’ın,CHP’nin başından Kılıçdaroğlu’nun gitmesini
    niçin isteyeceğine dair bir şey söylemiyor.
    Çünkü söylecekleri bir şey yok. Anamuhalefet liderinin Kılıçdaroğlu gibi
    silik biri olması en fazla iktidar partisinin
    işine yarar.

    Kılıçdaroğlu her şeyden önce ülkeyi yönetmeye bile talip değil.Bunu Cumhurbaşkanı adayı olmamasından anlıyoruz.Yeni sistemde ülkeyi yönetmeye
    talip olan kişinin Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkması gerekiyor.Çünkü
    ülkeyi yönetecek kişi,hükümeti de kuracak olan Cumhurbaşkanıdır.Anamuhalefet liderinin Cumhurbaşkanı adayı olarak
    ortaya çıkamaması işin başında onun
    karizmasını yerlerde süründürüyor.

    CHP’nin 31 Mart seçimlerinde İstanbul,
    Ankara,Antalya gibi şehirleri alması ödünç
    alınmış bir başarıdır.HDP bu illerde CHP’yi
    desteklemeseydi buraları CHP’nin almasının hiç imkan ve ihtimali yoktu.Dolayısı ile bu illerdeki başarı HDP’nin başarısıdır.

    Nereden bakarsanız bakın,CHP’nin başında Kılıçdaroğlu gibi bir zatın bulunması en çok iktidarın işine yarar.
    Muharrem İnce iktidar için daha ciddi bir
    rakip olma potansiyeline sahiptir.

    Dolayısı ile kumpasçıları yanlış adreste arıyorsunuz.

    • fuat uğur’un bu günkü yazısını da okursanız kumpas dağarcığınız hayli zenginleşecektir. tüm uyduların sadece güneşin etrafında dönmediği, hatta her galaksinin kendi ğüneşi olduğunu falan söylüyorlar. tabi ben inanmıyorum. ancak gözümle görürsem belki.

    • Fehmi Bey’in yazısına yorum yazdıktan
      sonra gazeteci Kemal Öztürk’ün bir twitinde şu cümleyi okudum:”Kılıçdaroğlu ülkeyi değil sadece CHP’yi yönetmek niyetinde.” Yorumumda ben de Kılıçdaroğlu’nun ülkeyi yönetmeye talip olmadığını söylemiştim.Akıl için yol birdir diye boşuna söylenmemiş.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız