Dün Filistin’in tabutuna bir çivi daha çakıldı.. “One minute” ile başlayan süreç bu noktaya gelmemeliydi…

48
Yıllar sonra bir 'Başkent Kulisi' çekimi için Kudüs'teydik. Yavuz Gökmen, Cengiz Çandar, İlnur Çevik ve ben.. Arka planda Kubbet-üs Sahra ve Zeytindağı..

Yazı hayatımın yarıdan fazlasında esas ağırlığı uluslararası ilişkiler konuları işgal etti. Yurtdışında yaşadığım 1970’li yılların sonu 1980’lerin başında Londra’dan, Şam’dan, Boston’dan Yeni Devir gazetesine Türkiye eksenli dış politika yazıları gönderdim. Döndüğümde Mavera dergisinde yine benzer konularda yazılarım çıktı. Bir süre Ankara’da yayımlanan ve dönemin çok satan dergileri arasında yer alan ‘İslam’da, derginin dörtte birine yakın dış haberler bölümünün sorumlusuydum.

Sonrasında da dış politikaya ilgim eksilmedi.

Dış politika konulu yazılarımın büyük bölümünün Ortadoğu’ya dair olduğunu herhalde söylememe gerek yok. 

Ortadoğu dendiğinde de merkezinde her zaman Filistin sorunu vardır.  

Bu girişten sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Uzunca sayılacak hayatımın hiçbir döneminde Ortadoğu bu kadar acınacak halde, Filistin davası da bu denli kayba uğramış durumda olmamıştı. 

Trump adına damadı Kushner’in planı

Maalesef genel görüntü içler acısıdır.

Filistin’in tabutuna dün bir çivi daha çakıldı.

Reklam

ABD başkanı Donald Trump, aynı zamanda danışmanı da olan damadı Jared Kushner’in imzasını taşıyan ‘Yeni Ortadoğu Barış Planı’ adlı bir oldu-bitti belgesini, dün, İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’yu da yanına alarak bütün dünyaya açıkladı.

Belgenin adında ‘Ortadoğu’ bulunmasına ve iki devletli bir yapıyı korur görünmesine rağmen, plan bütünüyle Filistin’le ilgili şimdiye kadarki bütün kabulleri ortadan kaldırıyor ve uluslararası toplumun Filistin’e ait olduğunu kabul ettiği halde İsrail’in işgali altında tuttuğu toprakların büyük bölümünü İsrail’e bırakıyor.

Plan Filistinliler’in Kudüs’le irtibatını yok ettiği gibi, tarihi kentin İsrail’in ebedi başkenti olduğunu biraz daha pekiştiriyor.

Zaten dün bizde akşam 20.00 sularına denk gelen bir saatte Washington’da öğlen iken açıklanan plan, Filistin’de birbiriyle ihtilaflı bütün resmi veya gayrı resmi yapılar tarafından derhal reddedildi.

Plana eklenmiş ve tutarının 50 milyar dolara ulaşacağı yaklaşık altı ay önce açıklanmış rüşvetle birlikte…

Plan bu.. Yeşil alanlar Filistin’e lütfen bırakılıyor; geri kalan her yer İsrail’in..

Dünkü planı haritaya ‘Vision for Peace’ başlığıyla yansıtmışlar. Yanda gördüğünüz harita, planın asıl amacının o topraklardaki Filistin varlığını gözlerden saklamak olduğunu hiç gizlemeye kalkmıyor. Bugüne kadar gelmiş geçmiş İsrail hükümetlerinin –Netahyahu’nun kurdukları da dahil- hayalini bile görmedikleri türden, iki taraf arasında çoğu Birleşmiş Milletler gözetiminde bazısı ABD’nin evsahipliğinde yapılmış ‘barış müzakereleri’ ile taban tabana zıt bir tablo söz konusu.

“İsrail’in güvenliği her şeyden önemli” denirken ve bölgedeki hemen her yeni gelişme aslında ‘İsrail’in güvenliği’ ekseninde yaşanırken, Filistin’i yok etmeyi amaçlayan yeni planla ‘İsrail’in güvenliği’ de aslında tehlikeye düşüyor. 

Bölgeyi daha güvenliksiz hale getirecek son kibrit dün çakılmış oldu.

Reklam

Neden?

Kader arkadaşları: Trump ile Netahyahu

Yukarıdaki sorunun tek bir cevabı var: Donald Trump yüzünden…

Trump Beyaz Saray’a taşındıktan sonra kalbinin İsrail için attığını hiç saklamadı. Seçilmesi üzerinden fazla zaman geçmeden ülkesi adına Kudüs’ün İsrail’in ebedi başkenti olduğunu duyurdu ve büyükelçiliği Kudüs’e taşıma talimatı verdi.

ABD’nin taraf olduğu hemen her yeni gelişmede Filistin varlığını yok sayan tavırlar almayı ihmal etmedi Trump.

Kendi ülkesinde yolsuzluk soruşturması geçiren ve daha bir gün önce yargı tarafından görevden alınma işlemleri başlatılmış Netanyahu’yu hep yanında tuttu. Netanyahu dün Washington’da Trump’la birlikte fotoğraf verirken, bu görüntünün kendisini İsrailli savcıların elinden kurtarmaya yarayacağı umudunu taşımaktaydı. 

İkili arasında bu yönde de kader arkadaşlığı var. Trump da ABD’de azil sürecine muhatap. Aleni İsrail yanlısı politikaları ve şu son plan sayesinde ülkesinde etkili Lobi’den azil sürecinde destek göreceğini de muhakkak hesap ediyordur.

Trump’ın dün açıkladığı plan ABD’nin şimdiye kadar sürdürdüğü Filistin politikasına da aykırıdır.

Aykırı olması bir şeyi değiştirmiyor; Filistin sorunu dün açıklanan plan ile birlikte yepyeni ve hiç de olumlu olmayan bir veçheye bürünüyor.

Böyle bir gelişmenin yaşanması için İslam Dünyası’nın şimdiki gibi birbirinin gözünü çıkarmaya hazır taraflar arasında bölünmüşlüğü gerekiyordu. O oldu. Güçlü Arap ülkelerinin güçsüzleştirilmesi ve Ortadoğu’nun devlet vasfını kaybetmiş ülkeler meşheri haline dönüşmesi şarttı. O da gerçekleşti. Bugün artık Irak, Suriye, Libya, Yemen gibi geçmişte Arap-İsrail savaşlarında cephe teşkil etmiş ülkelerin dişleri sökülmüş durumda.

‘Filistin davası’ diye kutsanan bir kavram ve onun ülkeler ile uluslararası örgütlerin politikalarına dönüşmüş bir gelecek umudu vardı. Artık o umut da yok.

Ve bütün bunlar Türkiye’nin de aralarında yer aldığı bölge ülkelerinin gözleri önünde gerçekleşti.

Dün açıklanan planı en şiddetle kınayan ve kabul edilmezliğini ilan eden ülke Türkiye.

İşe yarayacak mı bu tavır peki?

“One Minute” ile (Davos 2009) başlayan süreç 2020 Davos’unun ardından bu noktaya varmamalıydı.

Türkiye Suriye ve Libya’da çok daha farklı davranmalıydı. Mısır’ı, Ürdün’ü ihmal etmemeliydi.

Yazı hayatım 50 yılı aştı. Bu kadar yıl sonra gelişen olayların bana yaşattığı hayal kırıklığını tahmin bile edemezsiniz.

ΩΩΩΩ

48 YORUMLAR

  1. “Plan Filistinliler’in Kudüs’le irtibatını yok ettiği gibi, tarihi kentin İsrail’in ebedi başkenti olduğunu biraz daha pekiştiriyor.” cümlesindeki “İsrail’in ebedi başkenti olduğunu” ifadesi 2 yerde geçiyor ve çook yanlış Fehmi Bey. Bu ifade inşallah bir ön kabulden dolayı kullanılmamıştır. “İsrail’in ebedi başkenti olduğunu” yerine “İsrail’in ebedi başkenti olduğu iddiasını” demek daha isabetli ve yerinde olurdu diye düşünüyorum… saygı ve dualarımla…

  2. Güneydeki sevdiğimiz ülke dememiz lazımdı Pardon
    ABD beslenesi papaz ve müritleri öyle der
    Sahi ABD neden besler bir papazı islama hizmet etmesi için değil mi

  3. Fehmi Beyin gösterdiği harita 1945 de yemyeşilmiş…. Fehmi bey 50 senedir oraları yakından takip eden birisi olarak biliyordur herhalde 1990 lara kadar yüzde kaçı kalmış…one münit denmişmiş bu durumlara gelinmişmiş…Böylemi olmalıymış…Adamlar mescidi aksanın altını oymaya tünel açmaya karar verdiklerinde İslam dünyasından tepki olur diye bütün israil yönetimi sabaha kadar uyumamışlar.. bir de bakmışlar kimseden tepki yok şaşırıp kalmışlar… Birisi çıkmış yüksek sesle bi dakka demiş… Sonuç değiştimi hayır değilmedi… Ama birisi çıkmış bi dakka ne oluyor, napıyorsunuz diye yükses sesle karşı çıkmış…Demeseymişmiş başımıza bunca çorap örülmezmişmiş…Kuzey Suriyede Ypg de ses çıkarmış…Hafterin arkasındaki İsraile ses çıkarmışız…Ses çıkarma çıkarma yarın Fırat Dicle arasına dayansınlar… bir dakka dememeliymişiz…Alın buralar da sizin olsun zaten size vaadedilen topraklarmış demeli diyaloğ yoluyla diplomasi yoluyla yeni bir anlayışla yeni bir oluşumla oraları da onlara vermeliyiz o zaman…

    • Demek ki Erdoğan sesini az çıkarmış. One minute değil one hour demeliymiş!

      Öyle boş laflarla ona buna çatarak bir şey elde edilemez. Zaten kimse istediklerinin tümüne kavuşamaz. Dış politika hesap kitap işi, o da Erdoğan ve taraftarlarında yok. Bir kanadında dini hamaset, diğer kanadında milli hamaset olan bir devekuşuna benziyor Cumhur İttifakı.

    • İsrailin nüfusu belli. Tüm geniş Ortadoğu’da gözü var söylemi mesnetsiz bir söylem. Elbette haksız toprak gaspına ses çıkarılmalı. Ama tek taraflı bakmayı da bırakmalı. İsrail orada ve bir yere gideceği de yok. Boş bağırma çağırma yerine çözüm odaklı olarak İsrail’in ikna edilmesi lazım. Bunun için de geniş bir dünya kamuoyu oluşturulması gerekiyor. Ak parti ile Türkiye başta böyle ilerledi ve herkesin takdirini kazandı. Şimdi ise ne sözü dinleniyor ne hesaba katılıyor doğru dürüst. Üstelik de desteleyecek hiç bir ülke kalmadı bizi. Farkındaysanız hiç bir batılı ülke saraya ziyarete gelmiyor. Merkel geldi zoraki geçen hafta, İstanbul’dan poz verdi kaçtı. Eminim saraya getirmek için çok takla attılar. Ancak adamlar bilinçli bir şekilde protesto ediyorlar. Türkiye daha fazla dost edinmeli ve konumunu güçlendirmeli. Bu daha çok silah üretimi ile olmayacak. İtibar böyle oluşmuyor. Daha adaletli, dengeli, tutarlı ve dürüst olduğunuz zaman, barışa katkı vereceğiniz anlaşılınca oluyor. Türkiye 2000 lere geri dönmeli. Yeni bir kadroyla.

    • ‘Türkiye Suriye ve Libya’da çok daha farklı davranmalıydı. Mısır’ı, Ürdün’ü ihmal etmemeliydi.’

      Kendimizi küçümseyen bu tür ifadeleri ne kadar rahat kullanıyoruz.

      Fehmi Koru Üstadım, peki ne yapmalıydı Türkiye?Güçlü, bağımsız, kendi ayakları üzerinde durabilen, Türkiye’ye elini uzatmış Mısır, Irak, Suriye ve Yemen vardı da, Türkiye onlara sırtını mı döndü?

  4. SÖZDE BARIŞ PLANI!

    ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Dün son dakika haberi olarak ekranlara düşen gelişmeye göre toplantıda açıklamalarda bulunan Trump, “Her iki taraf da barışı istiyor ve İsrail barışı gerçekten çok istiyor. Gelecekte, Filistin devleti olacak bir toprak da yaratacağız ve burada terörizmi katı bir şekilde reddedecek olan bir Filistin devletinden bahsediyoruz. Burada Kudüs, bölünmeden İsrail’in başkenti olacak. Ama bu çok büyük bir şey değil çünkü ben zaten bunu sizin için yaptım. Bu şekilde kalacak. Benim vizyonuma göre İsrail için çizdiğimiz bu sınırı ABD resmi olarak tanıyacak. İki devletli geçiş sürecinde ne olursa olsun İsrail devletinin güvenliği hiçbir şekilde tehlikeye düşmeyecek. Gece kulüplerine otobüslere yönelik saldırılar bir daha geri gelmeyecek. Ben İsrail için çok şey yaptım. ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdım. Golan Tepeleri’nin İsrail’e ait olduğunu tanıdım” dedi.

  5. FETÖ’nün ABD’den sonra güvendiği ‘ülke’ olan İsrail’de, MİT müsteşarı Hakan Fidan hakkında hedef gösterici haber çıkınca dikkat kesilmek gerekir….Eski Miti eski adkerleri özlüyorlar herhalde…Türkiye’deki en büyük yatırımları olan FETÖ’ye, Fidan’ın yönetimindeki MİT büyük darbe vurmaya devam ediyor anlaşılan….Binlerce fidan yetişiyor bu ülkede…

  6. Erdoğan a, İsrail e çocuk katili diyerek itiraz etmesi şeklinde müdafa etmek,iktidar yalakalığından başka birşey değil.İtiraz etme mi var,iç politikata oy toplayıp seçim kazanmaya yönelik hamle mi va?Sadece söz ve söylemlere takılarak ;arkasındaki gerçeği görmemek körlüktür,yalakalıktır.İtiraz etti de ne oldu?Kim tınladı?Hem itiraz etti,arkasından hem de İstail ile güvenlik ve ticaret işbirliği anlaşması yaptı.Yani,ben ne yöyladimse,siz galeye almayın demiş oldu.İsrail de zaten galeye almadı.Marifet söylemek ,itiraz etmek değil;koydum mu oturtmaktır.Ama kimlere söylüyorum ki?…İktidar yalakalığı paçalarından akan gürühun analama ve algılama sorunu var.

  7. ne yani israil in yaptığı çocuk katliamlarına itiraz etmesi yanlişmıydı?.kim yanında oldu sen oldun mu?araplar oldumu muhalefet oldu mu? olmadı hepiniz korktunuz. demeseydi ne değişecekti.
    bu millet aslına dönmedikce Allah ve kuran yolunda olmadıkca hepimizin sonu filistin.

    • Kamelletin bey! Erdoğan o lafi sadece milleti galyene getirmek içn sõylediğınin sebebini , her kes anladi.
      Artı bir yıl sonra Mavi Marmarada ikili oynadığını Maalesef seneler sonra o zaman İsrailin ABD Baş konsolusunun emekli okduktan sonra yazdığı anılarından öğrendik…..FAKAT bizde Adalet siyasilerin emir eri ve millet’te kölesi olduğu içın, erdoğan gibi ikili oyunu ve gündemi saptırmasını sadece bangır, bangır bağıranlara kul köle olurken, onların oyununu bozanlari de vatan hainliği ile suçlayarak etkisis halae getirip Hapise tikariz.

      Büyük elçinin! M Marmar anısını şöyle anlatiyor! “Erdoğan M.M yardımlarını Filistinlere ulaştırmak için bizeden yardım istedi. Ben hemen Yetkililere konuyu anlatın ve geminin gireceği limani ayarladık ve hemen T.C yetkililerine ilettim, 2 saat sonra bana Erdoğanın vaz geçtiğini söylediler! Vaz geçmesinin sebebi herhalde İran Cumhur başkanı ile gõrüşecek olması,olabilir.
      Siz isterseniz fazla değil 9 yıl 5 ay önceki olayları ve 2011 de yapılan seçimleri ve o zaman Erdoğanın gayesini kendisini adete parçalar’casına anlatan Abudullatif Şenerin videolarına tekrar bir göz atın.
      Eğer ben bunlari iyi biliyorum derseniz! O zaman bizede Allah sizlere her zaman Erdoğan gibilerini savunma kolaylığı versi. Demek düşer.

  8. Son 20 yılın ilk10 yılında iktidarın vesayetçilerle uğraştığını son 10 yılında ise ülkemizde vesayetçilerin bittiğini….Ülkemizdeki Mit krizi ile iyice ayyuka çıkan Fetullahçı başkaldırıyı yok hükmünde gören tezini geçenki yazısında savunan Fehmi bey acaba görmezden geldiği ve hiç değinmediği Enver Altaylı meselesine neden değinmiyor….ÜNLÜ CIA ajanı Ruzi Nazar tarafından yetiştirilen Enver Altaylı hakkında hazırlanan iddianame, bir dönemin karanlık tarihine ışık tutabilecek ipuçlarını taşıyor. Enver Altaylı’nın CIA ve Alman istihbaratı ile FETÖ arasındaki ilişki ağı, 15 Temmuz darbe girişiminden ABD’deki Zarrab davasına kadar çok güçlü bir ilişki ağının varlığını ortaya koyuyor….. “Kontrollü darbe ve tiyatro” litarütürümüze kazandırdığı ortaya çıkan zavat hakkında neden hiç değinmiyor yazılarında…FETÖ elebaşına “muhterem efendim” diye başlayan bir mektup yazan Enver Altaylı, MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu hakkında “Eğer böyle bir şey olursa, Allah memleketi, devleti, Fetullah hocaefendiyi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur” diyor…. Şimdi de kalkmışlar Hakan Fidanı Hedefe koymuşlar….Fehmi bey için bunlar gereksiz konularmı… irdelenmesi gerekmezmi…… One münit dedik diye mi bunlar başımıza geliyor…

  9. gazze de venedik kanalları gibi kanal açsalarda,
    lübnan’ı, filistin’i birer mahalle yapsalarda,
    isterse lazkiyeyi ptin yazlık saray sayfiyesi olarakta kullansa,
    bizde bazı malum! çevreler bizene, banane banane sanane onane oyunu oynarlar eminim.
    taa ki makron Hatay’a tatile gelip burası negüzel bir memleketmiş! ya hu? diyene kadar ! eminim kimse uyanmaz..
    Trmp dünyanın öbür ucundan değil, marstan dolaşıp gelse, hoşgeldin sırası da yine ay’ a kadar uzanır herhalde?
    Bu topraklardaki ”tüm insanların güvenliği” cümlesi kurulamadığı sürece herkes suriyelilerin akibetine adaydır.
    -Şam emevi camiinde namaz kılmak!
    -yada, idlib, afrin, musul, kerkük gibi sınır bölgelerimizde ülkemizin güvenliği, bekası için gerekli tedbirleri almak!
    +avrupadan para pul çar çaput gelmesini beklemek!
    +yada sınır mı? o da neresi hemşerim? sorusunu sormak! (çok ta zorlanacaklarını sanmıyorm!).
    -kudüs te nire ustam? kaç günde gidilir oraya deveyle!
    -yada BM, Nato her kim bu işn sorumlusuysa! (yada mehdi beklenir, o gelince tek bir hareketle çözer!)
    üç beş cahil cükalayla yola çıkarsan: seni ortdoğu bataklığına da sürerler, üç koyup beş alacaksın da deyip, kıçnın üstüne de oturtutlr, şamda namaz kılayım derken kendi toprağında huzur la bir namaz kıldırmazlar, vs..
    bırakalım yönetenlerimiz doğruyu, ülkemiz, insanımız, tüm dünya insanları için, kendi bilgileri, becerileriyle, liyakatli ehil insanlarla hep birlikte bulsunlar, yapsınlar, uygulasınlar..
    bize de sandığa gidip sadece oy vermek kısmı düşsün!..

  10. “Maalesef Putin de ismini beni ve hükümetimi aldatanlar listesine yazdırdı, ve ben bunu teessüfle karşılıyorum.” ifadesinin Tayyip Erdoğan’cası aşağıdaki gibidir (Afrika seyahati dönüşü bir gazetecinin İdlib’teki gelişmelere ilişkin söylediği sözler):

    “Şu anda Astana süreci diye bir şey de kalmadı. Astana süreci şu anda sessizlikte veya sessizliğe büründü. Astana’yı yeniden ayağa kaldırmak lazım. Rusya ile gerek Soçi gerek Astana’da bazı görüşmeler, anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalara Rusya’nın sadık kalması halinde, biz de aynı sadakatle yola devam ederiz. Şu an itibarıyla maalesef Rusya Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil. Arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmelerde de kendilerine artık “İdlib’de bu bombalamaları vesaire durdurdunuz durdurdunuz, durdurmadığınız takdirde bizim artık sabrımız tükeniyor. Bundan sonra ne gerekiyorsa biz de bunu yapacağız.” diye ifade ediliyor. En son Halep’ten bizim tarafa atışları var. Bunlara biz bir yere kadar sabrederiz, sabrettik ama ondan sonra da biz göbeğimizi keseriz. Bu konuda Rusya da eğer biz birbirimize sadık ortaklar isek, tavrını belli edecek. Ya Suriye ile olan süreci farklı yürütecek ya da Türkiye ile olan süreci farklı yürütecek, bunun başka yolu yok. Biz bir şeyleri kapma gayretinde değiliz. Bir şeyleri almanın, toprak kapmanın gayreti yok bizde. Biz oradaki mazlum, mağdur insanları kurtarmanın gayreti içerisindeyiz. Rusların söylediği şey; “Teröristlere karşı mücadele ediyoruz.” “Kim terörist?” Kendi toprağını savunanlar mı terörist? Bunlar direnişçi. Şu anda bunlara sorarsan Türkiye’deki yaklaşık 4 milyon Suriyeli de terörist.”

    Sıradaki gelsin. . .

    • Bernar Hocam, Erdoğan’ın bu ifadelerinde yanlış olan bir şey var mı?

      Dış ilişkilerde ‘a perfect world’ mu hayal ediyorsunuz?

      • Faysal Bey, benim amacım, yer yer alaycılığın da kendisine yer bulduğu bu tür yorum metinlerimde insanları kızdırmak ya da incitmek değil. Esas olarak, hızla bir iç siyaset malzemesi haline getirilen ve bütünüyle hamsete yaslanan, akıldan, stratejiden yoksun bir sözde ‘dış siyaset’in nasıl bir kaç ay gibi kısa sürelerde sırıtır hale geldiğine dikkat çekmek için yapıyorum bunu. Astana süreci başlamak üzereyken, Erdoğan ve iktidar yanlısı kalemlerin nasıl Türkiye’nin ‘oyun kurucu’ olarak Suriye’nin ‘yeniden yapılanmasında söz sahibi’ olduğu anlatılıyordu sabah akşam. Rusların Suriye üzerindeki oyun planı ve inisiyatifinin Türkiye’nin beklentilerini boşa çıkaracağına yönelik eleştiri ve terddütler, “Ne o? 1990’ların ete sütlüye karışmaz silik ve pasif Türk dış politikasını mı özlüyorsun, Muhterem!” türü aşağılayıcı laflarla karşılanıyordu. Bunları hatırlamanız umulur, çünkü bir kaç ay öncesindeki tablodan söz ediyoruz.

        Bir kaç ay içinde, o Astana ve ‘oyun kurucu dünya ülkesi’ iddia ve güzellemelerinden, gelip mikrofonlarda Putin ve Rusya’yı kendi halkına şikayet eden ‘dış politika aklı’na geldik.

        “Ruslara bu kadar bel bağlama. . .” demeğe getirenlere, “Hadi oradan!” demeğe getirseniz, mızrak çuvala sığmaz hale geldiğinde, kendi halkınızın karşısına çıkıp Rusya’dan yakınıp Rusları halkınıza şikayet etme hakkınızı da yitirirsiniz.

        Süreci, söylenmiş ve iddia edilmiş olanlar ışığında, bir geliçmeler silsilesi olarak bir şerit gibi gözlerinizin önünden geçirin, Faysal Bey: Elbette ki zaman değişmişti, elbette ki Türkiye NATO’nun emir eri olmayacaktı, elbette ki oyun kurucu olarak Türkiye bağımsız ve aktif bir rol oynayacaktı, vb. Girecektik Suriye’ye, bilmem kaç kilometre derinliğinde, ve bilmem kaç yüz kilometre boyunda güvenlikli bölge yaratacak, Buralarda TOKİ evleri inşa edecek, Suriyeli sığınmacılarımızı oralara yerleştirecek, ABD’nin oyun planlarını Rusya-Türkiye-İran işbirliği ile boşa çıkaracaktık. Bu dış siyaset stratejisine kem küm edenler, azılı Erdoğan düşmanı, ABD ve NATO borazancısı idi, vb.

        Dış ilişkilerde, hep doğru adım atılmasını, yani, sizin ifadenizle, “kusursuz bir dünya” düşü kurmuyorum. Zaman gelir, ülke olarak kayba da uğrayacak olsanız, hayat size bazı konularda ısrarcı ve inatçı olmayı dayatır -ve o inatçılığın semeresini ancak uzun vadede, bir birikim olarak alırsınız. Tıpkı Mavi Marmara günlerinde olduğu gibi, tıpkı, haklı ve doğru olarak Sisi’nin karşısında ve Rabia’nın yanında olmak gibi.

        Ama, hayatın dayatıp bir noktadan sonra kaçınılmaz kıldığı bu tür ısrarcılık, SAMİMİYET ve TUTARLILIK gerektirir.

        Erdoğan bunların her ikisinden de yoksun maalesef.

  11. Hep bu tür olaylarda iki hareket tarzını görüyoruz.1)Şiddetli kınama ve gücümüzü test ettirmeme söylemi 2)Sloganlar. Üçüncüsünü hala görebilmiş değiliz.Mevcut yönetimin İsrail ile ilişkilerini söylemeye gerek yok.Acaba stratejik ortak ve müttefikimiz ABD’ye bir ”ONE MİNUTE” demeye cesaretimiz mi yoksa ”Yoksa Trump Beyaz Saray’a taşındıktan sonra kalbinin.İsrail için attığını hiç saklamadı.” gerçeğini mi göremedik,yoksa yine mi aldatıldık?

  12. kusura bakmayın ama! bu filistin meselesinin buraya gelmesinde israil devleti kadar islamcıların da büyük suçu var.
    – belki artık kudüs, filistin vb. hakkında yazmasanız, bu sorunun daha da kötüye gitmesine daha az katkıda bulunursunuz gibi geliyor bana.
    – Yıllardır, “tavşana kaç, tazıya tut” politikası tuttunuz. binlerce filistinlinin acısında payınız olduğu gibi, sonuçta hem israilin zulmünü meşrulastırdınız hem de israilin istediğini elde etmesinin en önemli sorumlularından oldunuz.
    – Filistin meselesini dini bir vecibe olarak değil de, normal bir insan olarak ele alsaydınız, ne filistinliler bu kadar acı çekerdi, ne israil bu kadar zülmedebilirdi ne de israil istediğini bu kadar rahat elde edebilirdi.

    • Hamza bey ben tam anlayamadım dediğinizi. Suçlama kısmını anladım da insani yaklaşım kısmını tam anlayamadım. Size göre nasıl olmalıydı?

      • yarın fırsatım olursa hem suçlama bölümünü hem de insani yaklaşım bölümünü memnuniyetle, ayrıntılı olarak anlatırım.

  13. M.Ö. 11. yüzyılda İsraillilerin kahramanı Davud, Filistinlilerin kahramanı dev Golyat’ı yenmiş.

    https://islamansiklopedisi.org.tr/davud adresinde şu bilgilere yer verilmiş:

    Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Dâvûd’dan ilk defa, Câlût’u (Golyat) öldürmesi münasebetiyle şu şekilde bahsedilir: “Tâlût’un askerleri Câlût ve askerlerine karşı çıktıklarında şöyle dediler: ‘Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam tut ve o kâfir millete karşı bize yardım et’. Derken Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar, Dâvûd Câlût’u öldürdü” (el-Bakara 2/250-251).”

    Anlaşılan o ki bu konuda tarih tekerrür ediyor. Fakat aynen tekerrür etmesi de gerekmez, bazı farklar da olabilirdi.
    – Birçok Filistinli, 1. Dünya harbi sonrası süreçte Yahudilere para karşılığında topraklarını sattılar. Bu olmasaydı İsrail Devleti kurulamazdı.
    – 2. Dünya harbi sonrası Yahudilerin ata topraklarında küçük bir devlet kurması Araplara teklif edildi. Araplar dinci bir yaklaşımla bunu reddedip savaş açmak yerine şartlarını ortaya koyup birlik içinde davransalardı küçük bir İsrail devleti olur ve bölgenin kalkınması için de fayda sağlardı.
    – “Kudüs Müslümanlara aittir” yaklaşımı son derece yanlıştır. Tarih Kudüs için verilen savaşlarla doludur ve o devirde güçlü olanın dediği olmuştur. Hem gerçekçi hem de adil olan ise şu olmalıydı: “Kudüs ; Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların kutsal bir şehri olarak ortak ve özel bir statüye sahip olsun”. Nitekim 1948 BM kararı da bu şekildeymiş.

    Hayatta her şeyi önceden öngörmek ve hep doğru kararlar almak mümkün değildir. Bu gerçek, kişiler için de devletler için de geçerlidir. Fakat hemen hiçbir şeyi önceden görememek ve çoğunlukla yanlış kararlar almak da mazur görülecek bir davranış değildir. Zira öngöremeyen için tek yol vardır o da “denemek” tir. Fakat sosyal deneyler tekrarlanamaz, artık deney sonucunda gördüğün gerçek ile yüzleşirsin, ya dersini alıp doğru bir öngörüde bulunursun yada yeni bir ‘sosyal deney’ e girişirsin.

    • ”Hem gerçekçi hem de adil olan ise şu olmalıydı: “Kudüs ; Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların kutsal bir şehri olarak ortak ve özel bir statüye sahip olsun”. Nitekim 1948 BM kararı da bu şekildeymiş.

      Hayatta her şeyi önceden öngörmek ve hep doğru kararlar almak mümkün değildir. Bu gerçek, kişiler için de devletler için de geçerlidir. Fakat hemen hiçbir şeyi önceden görememek ve çoğunlukla yanlış kararlar almak da mazur görülecek bir davranış değildir. Zira öngöremeyen için tek yol vardır o da “denemek” tir. Fakat sosyal deneyler tekrarlanamaz, artık deney sonucunda gördüğün gerçek ile yüzleşirsin, ya dersini alıp doğru bir öngörüde bulunursun yada yeni bir ‘sosyal deney’ e girişirsin.”
      (en doğrusu istenirse bulunabiliyor! yeter ki aransın, istensin.)

    • Sn F.K.T.,

      ‘– Birçok Filistinli, 1. Dünya harbi sonrası süreçte Yahudilere para karşılığında topraklarını sattılar. Bu olmasaydı İsrail Devleti kurulamazdı.’

      tezinizi tarihi vesikalarla desteklemedikçe mesnetsiz ve bir halkı itham olarak kalıyor.

  14. Bu zaman kadar olur olmaz şeylere ey amerika diyen dünya ülkeleri yöneticileri vardı. Ey amerika demenin tam zamanı şimdi! Müslüman olsun olmasın ülkeleri ayağa kaldırmanın uyandırmanın zamanı geldi geçiyor daha da çok geç olmadan amerikaya kafa tutan kahraman ülke yöneticilerini görelim “Dinsizin hakkından imansız gelir” sözü akıllar geliveriyor. Artık sözün bittiği yerdeyiz şimdiye kadar olup bitenleri bir kenara koyup bütün Ortadoğu, Asya ve Avrupa ülkeleri özellikle Müslüman ülkeleri fabrika ayarlarına dönmelidir…

    • Asıl Asker gönderilmesi gereken yer Filistindir. Bir zamanlar bahsedilen İslam Ordusuna ne oldu. Ne zaman ortaya çıkacak Barış gücü olarak kendini göstermenin tam zamanı değil mi?

      • Ahmed! hiçbiryere asker göndermek gerekmiyor.
        – Niye filistine asker gönderiyoruz anlamadım. çok istiyorsan gidip savaşabilirsin.
        – Bir dönem solcular çok istediler gidip paşa paşa savaştılar. başkalarının çocuklarını oraya savaşa göndermediler.

  15. “One minute” ile başlayan sözde Filistin e destek süreci,İsrail in üstünlüğü ile bitti.Erdoğan bir taraftan: ” One minute! Siz çocukları katletmesini iyi bilirsiniz!”Der,diğer taraftan İsrail ile güvenlik ve ticaret işbirliği anlaşmaları yaparsa;İsrail tepkisinde hiç de samimi oladığını kanıtlamış olur.İşte sonuç:Erdoğan ın “One minute” sözde çıkışı,İsrail in kıl kadar bile umurunda olmadı.Demekki önce samimiyet,sonra kararlılık ve uygulama gerekirmiş.Kof söylemler,gereği yapılmayan yüksekten atmalar,söz ile icraat arsındaki uçurumlar,sır birilerine hoş görünmek ve oy avlamak taktikleri elbette sonuçsuz kalır.Erdoğan ın sözde Filistin hamiliği,duvara tosladı.Kendine güvenen Filistin halkına soğuk duş oldu.Filistin halkı kendini de bilemedi,kime güveneceğini de bilemedi.Çinli bilge Sun Tzu söyle demiş:” Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin.”

  16. Kağıttan para basan
    Onlar
    Herkesi satın alan
    Onlar
    Parayı veren düdüğü çalar
    Diğerleri avucunu yalar
    Adalet yok, neye yarar!

    Para Arap ülkelerini yönetenlere nüfuz ettikten ve onları yönettikten sonra biz adalet diye yırtınalım, neye yarar. Nihai analizde, paran kadar konuş derler adama! Yalnız, Halifelik zamanında adam gibi restore edilip, rotasyonlu seçimlerle İslamın özü, sosyal ve fen bilimlerde liyakat sahibi kişilerin önderliğinde bütün İslam alemini temsil eder duruma getirilebilseydi, şüphesiz durum çok farklı olabilirdi. N’olurdu? kağıttan basılan para, müslüman ülkelerindeki yönetcileri bu kadar kolaylıkla satın alamazdı. Petro-dolarlar Halifelik bütçesine akacağı için Halife makamı etkin bir küresel nüfuza sahip olurdu. İslam aleminin kendini ilgilendiren sorunları arabuluculuk/hakemlik sistemiyle çözülebilirdi.

    Bütün bugünkü durumlara düşüldükten sonra, Halifelik müessesesi kurulsa n’olur kurulmasa n’olur?

  17. Sayın Koru!
    dediğiniz gibi:
    Kınadığımız bölgesel gelişmeler “Türkiye’nin de aralarında yer aldığı bölge ülkelerinin gözleri önünde gerçekleşti.”
    Sizce sadece onların gözleri önünde mi; yoksa ilaveten onların dahliyle de mi?..
    Ne yazık ki; viran olan hanede evlad-ı ıyal var, diyenler çıkacaktır…
    Ancak, toplumların vicdanlarını nereye koyup, nasıl baskılayabilir ve nasıl susturabiliriz!..!

  18. Kudüs sonuçta bir avuç toprak. Bu kadar ısrarlı olmanın anlamı nedir? Peygamber öyle yapmamış. Mekke’yi terketmiş ve Medine’de ölmüş. Filistinlilerin Kudüs’te egemenlik sağlamaları imkanı yok görülüyor. Filistinlileri böyle süründürmeye gerek yok. Türkiye 3.5 milyon Suriyeli aldı. Gaza’da ve West Bank’de bir iki milyon Filistinli var. Bunları da alsın ve bitsin bu kavga. Bu insanlar otursunlar kendi geleceklerini kursunlar, barış ve huzur içinde yaşasınlar. One minute demekle bu işler olmuyor. Arkalarında duracak gücü olmayan bir Türkiye en azından bunu yapmalı. Mevcut durumda Türkiye’nin de sorumluluğu var çünkü. İsrail de bunun karşılığını ödesin bir şekilde. 50-100 milyar dolar versin. Yerleşimlerini sağlasın.

    • Ver kurtul diye bir şey yok biokur, vaadedilmiş topraklara bakarsan kendi sınırını antalyadan çizmen gerektiğini de anlarsın: hattı müdafaa yok sathı müdafaa vardır; yurtta sulh konseyi ne der onu bilmem tabii..?

    • Bi takım Okur maskeli yorumları okuyunca trol olsun delikanlı olsun yeterki Gayret’li olsun der dururdum. hanım ların da hep ev hanımı olmadıkları, politikada uzman ötesi olabildiklerini de söylerim. biraz da inanç soslaarak süsleyince yeme de yanında yat kıvamında ne masum görünüyormuş şim di anladım..

  19. Su uyur Yahudiler uyumaz. Yahudiler büyük Ortadoğu projesinden hiç vazgeçmediler. Türkiye tek başına bir şey yapamaz. Bu ayıp Başta Arabistan olmak üzere tüm Arap ülkelerin ayıbıdır. Tüm Arap Birliği ülkeleri liderleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmeleri gerekir. Türkiye Hükümeti elimden geleni yaptı. Bir tek askeri müdahale kaldı o da natoya üye olduğumuz için imkansız gibi bir şeydir.

    • kullandığın antisemitik ifadelerden ve nefret söyleminden dolayı seni kınıyorum, ayıptır! Bir dinin mensuplarını bu şekilde düşmanlaştırıp nefret objesi haline getirmek bir müslümana hiç yakışmaz..! Ha, vaadedilmiş topraklar bütün kürdistanı kapsıyor diye endişeleniyorsan buna gerek yok; çünkü yorumcu biokur kudüsü verin kurtulun diyor, diğeri herkes fabrika ayarlarına dönebilir o iş tamam diyor..!

      • Hemen herkese boş laflarla sataştığın için seni esefle ve şiddetle kınıyorum. Buralarda boş boş zaman harcıyorsun git de bir işe yara. Vatana millete iyiliğin dokunsun. Benim yorumlarımı anlayamıyorsan yorum yapma. Boş bağazlık yapma ha gayret bey….

    • LİBYA NATO ÜLKESİ Mİ?IRAK VE SURİYE IRAK NATO ÜLKELERİ Mİ? RUSYA’YLA YAPILAN İLİŞKİLER NATO’YLA BAĞDAŞIR İLİŞKİLER Mİ?

      • Kore nato ülkesi mi? Nato üyesiyiz diye bitek nato ülkelerine mi asker çıkarabiliriz; müttefiklerimize savaş mı açalım, yazdıklarınızdan hiçbişey anlaşılmıyor kazım bey..?

  20. Türkiye’nin DİŞ politikası! 2009 dan bu tarafa İsrail,Rusya İran ve Amerkanın çıkarlarını koruyup kollamya;
    İÇ politikasi’de Erdoğan’a içerde seçim kazandırmaya endeksli.

    Netanyahu Ürdün topraklarınıde istiyor hatta o toprakların kendilerine ait olduğun idda ediyor.

    Trump! Hazırladığ barış pilan’ına Araplarında destek verdiklerini açıkladı

    Trump, önceki milli savunma bakanı John Bolton’ın şahitliğine izin vermedi, oda anılarını yazdığı kitap’da Trump’ın inkar ettiğı olayı yazdığı bölümü kitap pisaya çıkmadan New York Times da yayınladı ve şimdi Cumhurriyetçi senetörlerde onu dinlemek istiyorlar.

    Dünyayı karıştırma görevini yüklenmiş Trump ve Netenyahu sahtekarlıklarını.kapat-mak ve tekrar seçimleri kazanbilmek için kurban olarak her zamanki gibi Ortadoğu ve halkını kulkanacaklar.

    Bu arada John Bolton kitabında Türkiyeden ve Halk bankasındada
    Bahs ediyor.

  21. Fehmi bey, İsrail ve Amerika’ya nasıl bir tavır takınmamız gerektiğini tam olarak açıklayabilirmisiniz… Malumunuza göre Davos da hata yapıldı…İsraile bundan sonra nasıl bir tavır takınabiliriz…Onları nasıl hoşnut edebiliriz ki bu emellerinden vazgeçsinler…Sıranın Türkiye ye gelmememesi için ne yapılabilir…Rand ın son raporlarını uygulasak kendimize çeki düzen versek güneydeki komşumuz bize ilişmese..Bunlar zaten yüzyıllardır bize ilişmiyor, yan gözlede bakmazlardı bize…İlişmemişlerdi hiç… ne olduki son yirmi yılda adamların kuyruğuna bastık, be hata ettik de Ortadoğunun karışmasına vesile olduk…Yeni birşeyler yeni oluşumlar nasıl yapılmalı yeni bir dil kullanalım ki bizi görmezden gelsinler…Ne yapmak lazım acaba..

  22. Dün…İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen Makor Rishon gazetesi, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ı hedef gösteren bir makale yayınladı…. Pazit Rabin imzasıyla çıkan “Sultan ve Süleymani” başlıklı yazısında Yazıda, “Şimdi Kasım Süleymani, yerin üç arşın altında yattığına göre, onun ikizi olan Türk İstihbarat Servisi (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ın komplolarına odaklanma zamanı geldi”…
    Fehmi Bey e göre hükümetin ne gibi kusurları varki bu yazıyı Yeni Ortadoğu Barış planıyla aynı tarihte yayınlandılar…İsrail’e ne kusur ettik ne gibi yanlış yaptık, otoriterlerine ne gibi söz söyledik de bunları bize reva görürler…

  23. Sayın yazar yazısını…One münit dendikten sonra Ortadoğu ve Filistin meselesi bu duruma gelmiş… One münit denmeseymiş “Uzunca sayılacak hayatımın hiçbir döneminde Ortadoğu bu kadar acınacak halde, Filistin davası da bu denli kayba uğramış durumda olmazmış” demeye getirmiş…
    ”One münit “yerine otoriteye saygılı olunsaymış Mavi marmarada sessiz kalınsaymış..katliamları görmemezlikten gelseymişiz..bütün bunlar olmayacakmış…İsrail genişlemeyi aklının ucundan getirmezmiş…One müniti onlar bile unuttu,bizimkilerde yara kaldı…

    Madem Sayın yazar Amerika ve İsrail uzmanı… ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) hazırladığı raporlarla bilinen Amerikan hükümetine bağlı düşünce kuruluşu RAND Corporation, Türkiye’nin iç ve dış politikasını mercek altına alan raporunu bizler için bi analiz edermi acaba…Raporun en önemli maddesi”””””Raporun yer verdiği en önemli tespitlerden birisi de Türkiye ile Batılı devlet arasında giderek genişleyen uçurum. Rand, Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşma sürecinde 4 ana senaryo olduğuna işaret ediyor. Buna göre Türkiye, gelecekte NATO içerisinde görüş ve duruş farklarına rağmen ‘zorlayıcı’ bir müttefik olarak kalacak; ya muhalefetin iktidara gelmesiyle Türkiye yüzünü yeniden Batı’ya dönecek”””

    Rand’ın son raporunda en önemli husus “””Türkiye’de daha ‘dost’ bir muhalefet oluşturulması””” Sayın Fehmi bey.. Amerika savunma bakanlığınca önemli kabul edilen bu Rapor hakkında da Türkiye Hükümetin ne gibi kusurları var acaba?….

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız